Hakkıinizinizi hayırlı eylesin. Hakkı gündüzünüzü hayırlı eylesin. Hakkı hak, batıl-ı batıl güverlerden eylesin. Hakkı hak büyük, hak yolunda mücadele eden, gayret eden, batıl-ı batıl güver, batıla karşı ciğer her kullarından eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e Kur'an ve sünneti seneye sımsıkı yapışıp hem yaşama hem de yaşatma mücadelesi verenlerden en gelsin.
Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, mualim, dokun, mevrim, kandilir. Yani tecrü olarak Peygamber sallallahu ve selam hazretlerini dünyaya teşrif ettiği günü. Malum Hz. Peygamber sallallahu ve selam hazretleri dünyaya teşrif ettiği gün var. Bir de ilk yaratıldığı an var. Biz o yaratıldığı anın zamansal olarak ne zaman olduğunu bilmiyoruz. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu ve selam hazretleri henüz daha hiçbir şey yoktu. Çünkü ben peygamberdim. Başka bir hazretlerde de Adem henüz böyle çamur, toprak halindeyken ben peygamberdim diye kendi peygamberlimi zamansal olarak bir zamanı bağlayan bir peygamber değil.
Çünkü başka bir hadis şerifte de az önce söylediğim gibi daha henüz hiçbir şey yoktu. Ben peygamberdim diye bir peygamber. Öyle olunca Hz. Peygamber'in sallallahu ve selam hazretlerinin bir zahiri annelerin durdurduğu gün var. Bir de Cenab-ı Hak'ın ilk yarattığı gün var. Cenab-ı Hak'ın o ilk yarattığı günle alakalı ne yazık ki elimizde bu konuda zahiri bir bilgi yok. O yüzden Hz. Peygamber sallallahu ve selam hazretlerine biz öyle inanıyoruz. Yaratılmışların içerisinde ilki, peygamberlerin de ilki ve peygamberlerin sonuncusu. Peygamberlerin ve nebilerin de sonuncusu. Tarih boyunca, 1400 yıl boyunca değişik zamanlarda değişik saktınlar çıkmış. Bu değişik saktınlar kendilerinin de bir nebi, kendilerinin de bir peygamber olduğunu iddia etmişler.
Ama o iddiaların hepsi de boş. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu ve selam hazretleri ve ayet-i kerimelerde son peygamber olduğunu netleşmiş ve kesinleşmiş. Bu sonradan peygamberlik iddiasında bulunanlar, bunlar saktın ve bunlar deccal. Çünkü başka bir hadis-i şerifte benden sonra peygamberlik iddia edecek olan 33 tane deccal çıkar diyor. İşte o peygamberlik iddiasında bulunanlar, gerçek manada Hz. Peygamber sallallahu ve selam hazretlerinin deyimi de deccal. Ve bu deccalların sonuncusu da ahir zamanda, son zamanda çıkacak. Ve diyecek ki son gönderilen peygamber benim, bütün dinler benim bu peygamberliğimin gölgesinde, şemşehrisinde toplanacak diyecek.
Ve hatta ve hatta bütün insanlar kendilerince onu peygamber dinip, onun negrafında toplanacaklar. İşte o tam bir deccal olacak ve onun peygamber olmadığının, deccal olacağının o günkü müminler tabiri caizse kalbi harekete geçmiş olan, kalbi maneviyata açık olan, kalbi ilham alan bir tek dervişler, sufiler diyecekler. Ve diyecekler ki evet sen o var dediler, o Hz. Muhammed Mustafa Hanım bize 1400 yıl önce, 1500 yıl önce, kaç yıl sonra çıkacaksa o söylenilen deccalsın diyecekler.
Bunun dünya üzerinde çalışmaları var, bu çalışmalar hızla devam ediyor ve bu çalışmaların bir de Türkiye ayağı, İslam dünyasının ayağında da Türkiye ayağı var. Türkiye ayağı bu çalışmalar için çok önemli. Çünkü Türkiye'de eğer Kur'an sünnet düşüncesi yıkılırsa, bütün İslam dünyasında bu yıkılacak. Türkiye bu manada hem beyin olarak hem kalp olarak merkezi hükmünde. O yüzden Türkiye'deki deccalistler, akılperestler, şuursuzlar, ne yazık ki Türkiye'deki dinsiler, imansızlar, Kur'an ve sünnet seneye sımsıkı yakışan toplulukları, sufi topluluklarının cemaatleri, cemiyetleri, tarikatları bozma, onların üzerinde baskı kurarak, onların değişik korku fırtınalarına tabi tutarak, onları bu yoldan geri döndürmeye çalışıyorlar.
Çünkü emir aldılar. Dışarıdaki ağa babalarından, dışarıdaki büyüklerinden, o parayı elinde tutan, o deccalistlerden emir alıyorlar. Diyorlar ki o deccalistler, bu Türkiye'de hala da Kur'an sünnet diyenler var. Hala da Kur'an'a sımsıkı yapışan, hala da sünnet seneye sımsıkı yapışan, ama yeri, ufaklı, küçüklü, büyüklü topluluklar var. Bunların da içerisine fitr koyun, bunların da baskınızı artırın, bunların da yerle yeksan edin diye emir aldılar. Bu emri uyguluyorlar, adım adım. Ama direnenlerin de başında, ne yazık ki, enserlerinde boza pişiriyorlar. Başlarında tabiri caizse, bombalar patlatıyorlar ki, onlar bu yoldan geri dönüsünler, bu yolda yürümesinler diye.
Ve artık hadislerle, sünnet-i seneye ile savaşlarını bitirdiler. Gencecik, ufacık çocukların aklılarına, bu hadisler sahih değil, bu sünnet-i seneye uyumlu mu deyip, onların beyinlerini yıkadılar, koca koca profesörler, koca koca kendilerini bu noktada alim görenler, çocukların beyinlerini yıkadılar, hadis-i şeriflere düşman bir nesil yetişiyor. Ve hadis-i şeriflere düşman bir nesil, hadis-i şerifleri hiç saymayan, kabul etmeyen bir nesil geliyor. Bu bizim okullarımızda, bizim imam hatiplerimizde geliyor, bizim üniversitelerimizde geliyor, bizim diyanet teşkilatımızda geliyor, bizim normalde ilahiyet teşkilatımızda geliyor. O ilahiyetçiler bunun başını çekiyorlar.
Bana çok kızıyorlar ben böyle deyince. Başını çekiyorlar. Bu hadis sahih mi? Bu hadis sahih değil mi? Bu hadis mevzu mu? Bu hadisinin ravisi kim? Yani sanki bunun allavesi her biri, her biri bunun allavesi olmuş gibi genç beyinlerin ne yazık ki beyinlerini yıkıyorlar. Ve çocuklarımızı biz artık muhafaza etme, koruma, çocuklarımızı sağlam bir Kur'an ve sünnet distoru bırakma lüksümüz kalmıyor gün geçtikçe. Ve ailelerde çatışma var. Annesi ördülü harika, çocuk annesini dinlemiyor. Babası namazında, abdesinde, çocuk babasını dinlemiyor. Aileler parçalanmış vaziyette. Ailelerin üzerinde bu öylesine bir baskı, öylesine baskı ki, sanki hani klasik Kur'an ve sünnete iman edip bunu yaşayan insanlar gerici, mürteci, yobaz, kafası çalışmayan, işte geride hala da işte onunla ulaşan, bununla ulaşan kimseler haline geldi.
Artık çocuklar çatır çatır çatır evlerde anne ve babalarıyla din tartışıyor. Okumuyorlar da internet bilgileriyle din tartışıyorlar. Başörtüsünü tartışıyorlar, orucu tartışıyorlar, namazı tartışıyorlar. Ve dinin kendi içerisindeki hükümleri tartışıyorlar. Ve dinin kendi içerisinde olmazsa olmazları tartışıyorlar. Ve bu tartışma bitmiyor. Bakın bu tartışma bitmiyor. Ve bu tartışmayı da bitirmek istemiyorlar. Ya böyle bir topluluk düşünebilir misiniz? Eşcinselliğe kendilerince hoşgörüyle değil eşcinselliği seven, eşcinselliği kabul eden, aileyi dinamitleyen bir düşünce çok normal şimdi. Tırnak içerisinde söylüyorum. Ne kadar haram varsa hepsini almış kabul etmişiz.
Hiçbirisi de yasak değil. Ne kadar haram varsa. Bakın ne kadar haram varsa hepsinde serbest. Ve hepsi de çocukların beynine işlenmiş vaziyette. Çocuklar o haramı yaşamak istiyorlar. Yani o çocuklar içki içmek istiyor, kumar oylamak istiyor. Açılmak istiyorlar, plajlara gitmek istiyorlar. Ne bileyim işte çıplaklığın son devresinin artık son devresinde kalmalı. Çıplaklığı yaşamak istiyorlar. Ve anne babalar bunlara söz geçiremiyor. Allah'ın menettiği, lanetliği ne var ise çocuklar bunu yaşamak istiyor. Gençler, yaşlılar hepsinde yaşamak istiyorlar bunu. Bunu başardılar ve dünya üzerinde artık İslam'ın üzerinde ve İslam dünyasında oynanan oyunların haddi hududu yok.
Ve düşünebiliyor musunuz? Türkiye gibi bir ülkede ayet-i kerimeler tartışılıyor şimdi. Kur'an'ın ayetlerinin bazılarının, bazılarının doğru olmadığını, ilavelerin olduğunu, bazı ayetlerin olduğunu iddia ediyorlar, tartışıyorlar. Ve insanlar sessiz buna konuşacak olanlar da suskun konuşmuyorlar. Çünkü konuşanı boğuyorlar.
Konuşanın başına bir sürü iş açıyorlar. Ve başlarına iş açıldığı zaman da toplum ne yazık ki evet ya yapmıştır deyip toptan hesap görüyor. Bunu yapmıştır diyor. Ve istedikleri iftiraları atıyorlar. İftiralara karşı da toplum tek yükün, tek yükün ona karşı gelemiyor. Çünkü toplu bir, birleşmiş bir İslam toplumu yok. Ülkemizde de yok. Senin tarikatın, benim tarikatın, onun cemaati, benim cemaatim A partili, B partili, A partililer patates dinli, B partililer, C partililer, C partililer, Prasa dinli. Yani şu partililer şundan, şu tarikatçılar bundan, bu cemaatçılar şundan, onlar şucu, onlar bucu, hepimizi birbirimize düşürüp herkes birbirine düşman oldu.
Ve bir Müslümanın başına bir şey gelirse bu bizden bilgi değil midi, bu bizden değildi. Tamam olarak sal yakasının en başına geliyorsa gelsin. İngilizlere bağlı tarikatlar, İngilizlere bağlı cemaatler, İngilizlere bağlı alimler, İngilizlere bağlı evli tasavvuf, İngilizleri CIA'da, Mosya'da ona buna bağlı bir sürü cemaat ve tarikat ve şeyh oluşturdular. Neyse de bir elden yönetiliyor. Yönetildiği yer deccan, yönetildiği yer şeytanist güçler ve ne acı ki ben Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin doğum gününde bunları anlatmak zorunda kalıyorum veyahut da dilime gelen bunlar. Ben kendi kendime, içimden kendi kendime sesleniyorum. Diyorum ki ya Resulallah sen zuhur ettin de müşrikler kızlarını kız çocuğu diye diril diril toprağa gömüyorlarmış.
Şimdi geldi gördüğüm ümmetin halini. Biz kız çocuklarımızı pavyonlara gömüyoruz. Çocuklarımızı gece kulüplerine gömüyoruz. Biz kız çocuklarımızı çıplak sokaklara gömüyoruz. Biz kız çocuklarımızı plajlara gömüyoruz. Çıplak bir vaziyette. Biz kız çocuklarımızı gavruların önünde soyuyoruz. Gavruların önünde güzellik kraliçi seçilsin diye uğraşıyoruz. Bizim kız çocuklarımız şimdi devasa platformlarda şarkı söylüyorum deyip kadınların gece kocalarının yanında giymediği kıyafetlerle şarkı söylen hale getirdik. Acaba kendi kendime şunu söylüyorum. İçeride bunu kalbimden geçeni söylüyorum. Dedim ki çocuklar o zaman diri diri toprağa gömülüyormuş. Şimdi diri diri Allah'ın işlere gömülüyor.
Çocuklarımızı kendi elimizle, kendi elimizle, gözümüzün önünde, kendi elimizle, kendi gözümüzün önünde biz diri diri her türlü pisliği, her türlü necazletin içerisine gömüyoruz. O zaman için çocuk 2 yaşındaydı, 3 yaşında, 5 yaşındaydı. 3 yaşında gömülüyordu, hiçbir şeyden haberi yoktu. Şimdi artık çocuklarımıza söz geçiremiyoruz. 18 yaşına gelmiş bir kız çocuğu dilediği zaman eve geliyor, dilemediği zaman gelmiyor. Annelerin iki gözü iki çeşme ağlıyor. Ve çocuk anne babayı tehdit ediyor. Eğer diyor bana askı yaparsanız, sizi şikayet ederim, bu sizi evden uzaklaştırmalıdır, giderim kendim de sığımı evine giderim diye tehdit ediyor. Anneler bana telefon açıyorlar, ne yapabilir?
Hiçbir şey yapamazsınız. Sizin elinizde hukuksal bir şey olması lazım. Ve yok elinizde. Bir erkek çocuğu da aynı, bir kız çocuğu da aynı, bir kadın da aynı, bir erkek da aynı. Çocukları koruyacağız derken, çocukları koruyacağız derken, bunu diye bir şey bırakmadık, dağıttık. Düşünebiliyor musunuz?
1400 yıl önce insanlar, güçlükler çocuklarını toprağa gömerlerken, 1400 yıl sonra Ümmet-i Muhammed çocuklarını huşha gömüyorlar, huşha. Çocuklarını içkiye gömüyorlar, çocuklarını kumara gömüyorlar. Çocuklarını uyuşturucuya gömüyorlar. Ve çocuklar kimyasal uyuşturucuların altında inip inip, çocuklarını açlığa gömüyorlar. Çocuklarını adaletsizliğe gömüyorlar. Ve düşünebiliyor musunuz? İslam dünyasının neresine giderseniz gidin, adalet mekanizması denilen bir adalet yok. İslam dünyasının neresine giderseniz gidin, yıllardır o taraf, yok dış güçlerdi, yok iç güçlerdi, yok onlar istemiyordu. Artık bundan sonra kimse istemeyecek.
Sebep insanlar öylesine bozuldu ki, insanlar öylesine bozuldu ki, şimdi Türkiye'de yapsalar veyahut da Türkiye'de artık mantık koysalar, deseler ki Kur'an ve sünneti mi istersiniz, Kur'an ve sünneti istemez misiniz? Kur'an ve sünneti istemeyiz diyen çoğunlukta olur. Gerçekten de güvenmiyorum. Kur'an ve sünneti seneyi istemeyenler kazanırlar. Ve namazında ve tarikat eğleni, cami ehli olan insanlar dair, Türkiye'de İslami bir düzen ve sistem istemezler. İslami gibi görünen partiler de, siyasetçiler de istemez. İslami gibi görünen tarikatlar da, cemaatler de, kokluluklar da istemezler. İstemezler.
Beş yıldır sohbet ediyor. Kendi kendime ümitsizlik deryasına düşüyorum. Diyorum ki ümitsizlik deryasına düşme Mustafa Özbağ. Kalk diyorum, yürü. Son nefesine kadar Kur'an ve sünneti seni anlatmaya gayret et. Başına ne gelirse gelsin, ne gelecekse gelsin, sen Kur'an ve sünneti anlatmaya, Kur'an ve sünneti yaşama ve yaşanma mücadelesini vermeye gayret et. Yürü, koş diyorum. Kendimi bununla uğutuyorum. Kendimi Hz. Peygamber Sadullah'ın bize erişmemiş olsa, sizlik deryasında ümidimizi yitireceğiz. Önünde, iyi ki hadis-i şerifleri var, iyi ki maneviyatı ve ruhaniyeti var, bizi başı boş yalnız bırakmıyor, iyi ki elimizi bırakmıyor.
Bize kalmış olsa, biz dağılıp gideceğiz çünkü. İyi ki en ümitsizliğe düştüğümüz anda, kalk deyip elimizden tutuyor, iyi ki en sıkıntılı zamanımızda, ama duvardan görünerekten, ama ağaçtan görünerekten, ama buluttan görünerekten, ama onun yüzünden görünerekten, ama bunun yüzünden görünerekten, ama zikrullah halakasında görünerekten, ümidimiz olur. Ve gerçekten de insan yaşama ümidini kaybeder mi? Mustafa olmadı. Gerçekten insan yaşama ümidini kaybedecek, gerçekten mücadele azmini ve mücadele ümidini, ne yazık ki vahşiliği, bütün cahilliği, bu ümmeti Muhammed'in başında, ve Muhammed'in içerisinde, dinini yaşamaya çalışan, hasbelk kadar Kur'an ve Sünnet değil, Kur'an ve Sünnet isenisini yaşamaya çalışanların, üzerinde tesis edilmekte.
Kur'an ve Sünnet'i Zufiler de, yaşama mücadelesi vermemiş olsa, samimi söylüyorum, bu işi bilinçli bir şekilde götürebilecek, hiç kimse kalmayacak. Ve istedikleri de bu. İstedikleri bu. Namazı gitsin, beş vakit namazını kılsın, ondan sonra hayatını devam etsin. Zikredecek mi? Evet, zikretsin, ama suya sabına karışmasın. Gidiyormuş ona, uyuşturucu vahşeti almış başına gitmiş, ona karışmasın. Faiz vahşeti, almış götürmüş ona, ne bileyim işte, almış götürmüş ona karışmasın. Hiç durduramazsınız kumayı. Çocuk kullanıyor.
Çocuk, çocuk, çocuk. Daha çocuk, kız çocukları. Görüyorum. Bilmem, al diye alıyor. Uşuşturucu almak için, güçlerine şikayet edin.
İhbarda da bulun. İhbar istemiyorsunuz.
Ne anlatıyorum? Beşim değil. Evet.
Bu müjdesi de var. İnşallah bu müjdeye, nail olanlardan peygamber.
İhamet değil. İnanmayan rahmet olandır peygamber. Çünkü, inanırlarsa, ona tabi olanlar, dünyalarında ahli kurtarırlar. Dünya ve ahire buna erişirler. Bu dünyada, mutluluğaya, refaha, iç aydınlığına kavuşurlar. her ve bir dünyada, cennete ve cemaatullah'a kavuşurlar. Diyeceksiniz ki, inanmayanlara nasıl rahmet olur? Evet, Mustafa, insanlara da rahmet verdi. Hz. Muhammed Mustafa'nın yüzü sürümetine, inanmayanlar da gökten taş yağmasına gibi, veyahut da yeryüzünden silinip atılma gibi, bu tip afatlardan ve bu tip musibetlerden de, inanmayanlar, o Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rahmetinden faydalanmış olurlar.
Ve eğer inanmayanlar bunun bilincine varmış olsaydı, hepsi de iman eder, hepsi de Hz. Muhammed Mustafa'ya tabi olurlardı. Ve Hz. Peygamberi için, andolsun size kendinizden, öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız, ona çok da örgeli. O size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir buyurarak da, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, müminlere karşı çok şefkatli, çok merhametli, müminlere karşı kalp-i huşa, müminlere karşı şefaatini, sonuna kadar kullanan, bir peygamber olarak nitelendiriyor. Ve eğer onun yanına varmış olsaydınız, o sizin için tövbe eden, sizin için dua eden, sizin için yanlaran, yakalan, bir peygamber görürdünüz diyor.
Hangulsun ki, ona ümmet olmuşuz. Ve o peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, ümmetine diyor ki, ben size iki şey bıraktırım. Kim bunlara sımsıkı yapışırsa, kurtuluşa erer. Bu birincisi Allah'ın kitabı olan Kur'an, ikincisi de benim sünnet-i seniyemdir der. Demek ki bu iki şey, birbirinden ayrılmaz iki unsurdur. iki manevi yuran-i halakadır. Birincisi, Kur'an-ı Kerim'dir, ikincisi sünnet-i seniyedir. Ve Kur'an'ın açılımı, açıklanması, yaşanır hali, Hazreti Muhammed Mustafa'nın, sünnet-i seniyesinin üzerindedir. O yüzden sünnet-i seniyeye uymak, bu manada farzdır. Sünnet-i seniyeye uymak, tekrar söylüyorum, bu manada farzdır.
Ve bizden sünnet-i seniyeye uymakla mükellefiz. Çünkü, Cenab-ı Hak ayeti kerimelerde, Habibine uyur. Kim Muhammed'e uyarsa, gerçekte Allah'a uymuştur. Kim Muhammed'e itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmiştir. Buyurur. Ve yine, birçok ayeti kerimede, hep söylerim ya, Allah'a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Ki, kurtuluşa eresiniz. Ayeti kerimesi, çok açık ve nettir. Ve bir kimse, Hazreti Muhammed'i Mustafa'ya uymaz, ona tabi olmazsa, imanını kemale, erdirmemiş olur. Eğer Hazreti Muhammed'i Mustafa'yı, gözünün gördüğü, görmediği, her şeyden fazla sevmezse, yine imanını, kemale, erdirmemiş olur.
O yüzden, Kur'an, bizim bu manada, birinci esas, tabi olacağımız, birinci esas, birinci esas, olmazsa, olmazı mı olur. Ve biz, Kur'an'ın bütün, ayeti kerimelerine, iman ederiz. Ve bütün, ayeti kerimelerini, kabul ederiz. İkincisi, Hazreti Muhammed'i Mustafa'nın, sünnetidir. Kur'an'a uymayı, Cenab-ı Hak kendisi, Kur'an'ında beyan etmiş. Rabbimizden, size indirilene uyun. Ondan başkalarını, dost edinip, kendilerine uymayın. O zaman, birinci derecede, bizim, uyma zorunluluğumuz, Kur'an-ı Kerim. Bakın, bunları, bildiğiniz halde, ben özellikle, üstüne basa basa, bu mevlüt kandiliğinde, bunları anlatmak istiyoruz.
Çünkü, bunları tekrar tekrar, bilelim, tekrar tekrar, anlayalım, içimize, kalbimize, yerleşsin. Etrafımıza, ve çocuklarımıza, bunları anlatalım. Bakın, bunları anlatalım. Ve bu bilgileri, Kur'an-ı Kerim'de var. Ama, Hazreti Peygamber'e, Kur'an'a uymazında, böyle bir, küçük bir, bilgi birikimi olsun. Ve yine, Enam 155'te diyor ki, işte, bu da bizim indirdiğimiz, mübarek bir kitaptır. Ona uyun, ve Allah'tan korkun ki, merhamet olunasınız. O zaman, bütün, iman edenler, bütün Müslümanlar, birinci derecede, Kur'an'a uymak zorundalar. O Kur'an ki, haramlarıyla, helallarıyla, farzlarıyla, her şeyleriyle, her şeyle, bütün, kurtuluş yolu, kurtuluş yolu. Bir şey, Kur'an'da hüküm olarak var ise, başka bir hüküm arama, başka bir hüküme, doğru, yürüme, yok.
Bu, Kur'an'la sabit mi sabit? Mesele bitti. Onun üzerine, bir laf koymak, onun üzerine, başka bir şey koymak yok. Ama, yok ama, ama yok. Kur'an'da böyle bir şey var, ayet-i kerime bu, bu haram. Aması yok. Bakın, aması yok. Biz sayılmazlar, Kur'an'dan bir, senin iman, iman değildir.
Bir de yok, bu böyleydi, yok canım kardeşim. Bir ayet-i kerime, iman etmedik, kabul etmedik, iman, iman değildir. İşte, biz de, kitap bilip, iman edilmesine, inananlardanız. İnancımızda, kardeşleriniz, eşleriniz, yakalarınız, kurmasından korktunuz, ticaret ve hoşunuza giden meskenler, size Allah'tan, hüründen, onun yolunda, neyse, o zaman, kendisine, iptalden çıkmış,
fasıklar, toplumun, herzinde,
kurmasının sebepleri burada. Kimse,
yumuşak değil, şefkatinden uzak, sebebi bu, bizi alıkoyuyor,
eşlerimiz, çocuklarımız, annelerimiz, eşe olan sevgiyi ve saygıyı, çocuklarımıza olan sevgiyi ve, ne artık ki, üstünden, çıkarmış vaziyette, kendimizde, gidecekse,
adam diyor ki, gitme, ne işin var, erkekler için de geçerli. Kadın diyor ki, gitme, diyor ki, ya ben evlenirken sana söyledim, gidelim, bu kadar olduğunu söyledim, daha boşanmak istiyorum senden diyor. Sebep, sen ikide bir de derse gidiyorsun, her hafta dersim vardı. Böyle şeyin olur, camiye gidip gel, ben senin camiye gidip gelmene karışmıyorum. Evet, camiye gidip gelmene karışmıyorum diyor. Zikruluğa gitmeyeceksin, derse gitmeyeceksin diyor. Başka bir yere gitmeyeceksin diyor. Evet, demiyor. Gitmeyeceksin diyor. Benim yıkayım, derse mi ne dedi? Bir de bana soruyor, efendim, eşim böyle böyle dedi, ben ne yapayım?
aman oğlum evini yıkma sen diyor. Ben bir daha evlenemezsin sonra. Öyle yapayım deme efendim diyor. Tablo öyle yap oğlum diyor. Ne yapacaksın diyor, boş ver. Faturnen olma benim yüzümden diyor. Allah razı olsun efendim sizden diyor. Bir şey kadınlar içinde geçer mi? Efendim ne yapayım? Diyor kızım, evini yıkma. Ben ne çektim dedim. Yıkmayayım değil mi? Evet, bu ayet-i kerime, anneleriniz, babalarınız, komşularınız, arkadaşlarınız, çocuklarınız, eşleriniz, mallarınız, makamlarınız, mevkiniz, o büyük makamda Zikrullaha gelebilir mi? O zengin Zikrullaha gelebilir mi? Zengin ya adam.
Zikrullaha lakasında gerçek terk edecek orada. O kadın zengin, sosyeter. Ne yapacak Zikrullaha lakasında? O mukayyeri sarsınız. Tabii, o tepeden bakmalı dermişlere. O bütün dünyaya tepeden bakmalı. O kireliçer. Ne işi var Zikrullaha lakasında? Ah, maneviyattan uzak. Ah, nurdan uzak. Ah, Resulundan uzak. Onun kokusundan uzak. Onu tanımaktan uzak. Özür dilerim, köy. Özür dilerim, sağlık. Özür dilerim. Ayet-i Kerim'e böyle olmaz. Mahçesinde tartışıyorduk.
Caminin mahçesinde kalbim mühürlü. Allah muhafaza eylesin. Ah, lüks, şatafat, şatafat. Ümmet-i Muhammed-i Batıra. Ashabın zamanında da batmışlar. Bugünün hastalığı değil. Şatallahu aleyhi ve sellem hazretleri mefat ettikten sonra Hazreti Ebubekir Ömer derken Osman radiyallahu aleyhi ve sellem'in zamanında başlayan hastalık bu. İçin söylemiyorum. Başlayan bir hakses. Hidne kapısı hadisi var. Hidne başlar ümmetin içerisinde. O kapı kimdir ya Muhammed?
Basiler gelip düzeltecek diye. Ne yazık ki Emeviler yıkılmış. Basiler hüküm sürmeye başlamışlar. İlk şehit ettikleri İmam-ı Azam olmuş. İlk şehit ettikleri İmam-ı Azam olmuş. Hafsetmişler. Aç bırakmışlar. En sonunda bakmışlar ki ölmüyor. Döverek şehit etmişler. Döverek. Döverek şehit etmişler. Ve ne yazık ki Bu böyle sürmüş gelmiş. Osmanlı zamanında bir Hulubi dönem olmuş. İyi güzel bir dönem gibi. Evet. Markamdan ve evkeye düşmüşler. Markamdan ve evkeye düşmüşler.
Onlar da paraya kula düşmüşler. Bu ayeti kerime. Ayeti kerime var ya. Toplumsal hastalıkları gösteren Allah yolundaki cihada gidenlerin Cihad etmeyenlerin Hastalıkları. Anne. Baba. Eş. Kardeş. Val. Makam. Bunlar Ümmeti perişan etmişler. Bunlara düşenler Ümmeti perişan etmişler. Arkalarından gelenlerini perişan etmişler. O lüks düşkünlüğü. O şatafat. O şatahat. Ümmeti, cemaatleri, tarikatları. Bakın cemaatler, tarikatlar. Hepsini de katıyorum. Partiler buradan perişan etmişler. Buradan helal buluyorlar. Buradan helal buluyorlar.
Hadis-i şeritler var ya. Ahir zamanda öyle süslü camiler olacak ki diyor. Ama içinde diyor, içinde namaz kılamamayacak. Şimdi camilerimiz ne kadar süslü öyle değil mi? Devasa camiler var. Ve devasa camiler yapılıyor. Milyon dolarlarla, milyar dolarla camiler yapılıyor. Arasını sormayın. Ben cevap vermem çünkü ben harcamıyorum. Gendiğim bir şey yok. Bakın bunu böyle söyleyin. Bunu böyle söylerken de içime geleni söyleyeyim. Hazreti Peygamber salallar ve selam akıpları secde ettiğinde alnımda toprak izi olurdu. Alnımda toprak olurdu. Yağmur yağdığında, alnımda çamur olurdu. Çamur, çamur.
Bildiğiniz çamur. Yağmur yağdığında. Yağmur yağdığında. Secdeye bittiğinde. Alnımda çamur olan bir peygamberin ümmetleri. Şimdi Şuraya secde etmiyor. Çamura secde eden peygamberin ümmetleri. Öyle devasa lüks. Öyle şatafatlı. Öyle Cafcaflı camilere sahip. Ama içinde Ayet inkar edenler var. Hadis inkar edenler var. O camilerin imanları Ayet, hadis inkar ediyor. O camilerin imanları Gerçek manada Kur'an ve sünnet-i sevdiği Ne yaşıyor, ne tebliğ ediyor. E tabi ben böyle söyleyince Hemen diyanet oturuyor.
Hemen bir Şey, ne o? Şikayet dilekçesi. Bir de diyor ki Bu kadınların Allah'lık iptal etmiş. Onu da yazıyor. Yazıyor. Ben çünkü Diyor mu? Bir camide iki görev Bir seksen bin yapar. Kemen gerisini çeksin. Eşi vardır, çocukları vardır,
Kardeşleri vardır, Tanıdıkları vardır. Nasıl bir iftira atıyorsun der? Kendi kendine İl imanını varsa Böyle kim tak? İçine alınır İftirayı Taşıma Uğraşıyorum, ben böyle Diyelim diye.
Mahkemeye gidip geliyorum. Polisi Senin kapın Önü tanıtıyor. Seninle görüşmeye gelen Çıkın Bayanı gözaltıya Atıyor. Basit değil. Türkiye Cumhuriyeti Diyanet Teşkilatı.
Ve siz akşam olduğunda Çocuklarınızın yüzüne Bakacaksınız yine. Eşinizin yüzüne Bakacaksınız yine. Odunda veya Gündüz olduğunda Arkadaşlarınızla Kardeşlerinizle Ders yapacaksınız yine. Siz onları da Hissettirmeyeceksiniz bunu. Boynunuzda bir Yafta Siz o Yaftayla dolaşıyorsunuz. Yaftayla dolaştırıyorlar Sizi. Neden? Sünnet-i seniye Dediğiniz için Para dilenmeyin. Camiler Para dilenme Yeri değil Diyorsunuz ya Doğruyu Haykırıyorsunuz ya Sizden ücret İstemeyin Ne bittiniz Dedi Kur'an Yemine gelmiyor. Ve sizin Boynunuza Bir yafta koyuyor.
Siz Karnını Taciz ediyorsunuz Diyor. Boynuna Bir yafta koyuyor. Sen Allahlık İdia ediyorsun Diyor. Kime Sünnete Allah affetsin Böyle söylemek İstemem ama 35 Yıldır Vaktetmiş Adama Sönüyor. 35 Yıldır Kur'an ve Sünnetin Dışında Bir şey Söylediysem getirin Benim önüm Okuyum Ben ondan geri döneceğim Diyen adama Söylüyor.
İşte o Fasıtlar Diyanet olsa O Fasıtlar Senin Cemaatin Tarih Senin Şeyhin Senin Devletin Senin Zenginliğin Fakir Senin Makam Senin Tarihli Cihadet
Başlıyor Başlıyor Sana Musibet Vermeye Sıralıyor Sana Musibetler Sana O Derdi Veriyor Derdi Veriyor Kimi Sevdin Çocuk Çocuktan İmtihan Ediyor Kimi Sevdin Eş Eşten İmtihan Ediyor Kimi Sevdin Allah yolunu terk ettin Anne Anneden İmtihan Ediyor Kimi Sevdin Baba Babadan İmtihan Ediyor Kimi Sevdin Arkadaş Arkadaş İmtihan Ediyor Kim Mal Maldan İmtihan Ediyor Senin Dereceni Yükseltmek İçin Yapıyor Öyle İnanıyoruz Ya Biz Kendimize Üzgün Elimiz Bir Hastalık Makamımız Yükseliyor Ya Bir Mal Kaybediyoruz Makamımız Yükseliyor Allah
Allah Dön Kardeş Kendine Tövbe Ben Nerede Yanlış Yaptım De Ben Allah Yolunda Köstek Oldum Ben Nerede Destek Olmadım De Yalik Yaptım De Mastık Yaptım De Bize Affetsin Anlattığım İçin
Anlatayım 28 Şubatta Çok sıkıntılı Günler Yaşanıyor Bir Gece Üç Tane Böyle Kocaman Devasa Çantalarla Üç Kişi Geldiler Dediler ki Kalk Mustafa Özbağ Seni Sorgulayacağız Rüyamda Kalktım Ben Açtılar Masanın Üzerine Bir Söyle Evraklar Ben Böyle Seyrediyorum Onları Rüyamda İçimden Diyor Neye Evrak Çıkarıyorsunuz Birisi Onun Başlarındaki Kimse İşte Şurada Şunu Yaptım Döğür Bir şey Sormayın Her şey Gidin Hazreti Peygamber Sallallahu Vesellem Sorun Döğür Bütün Birine Baktı Sonra Bana Baktılar Ben Ne yaptıysam Hazreti Peygamber
Sallallahu Vesellem Hazretinin Emriyle Yaptım Beni Sorduracaksanız Gidin Ona Sorun Ne Sorun Başladılar Evrakları Toplamaya Hepsi Rüyamda Kendi Rüyamı Tevhül Ediyorum Diyorum ki İyi ki Sünneti Seneye Sımsıkı Yapışmışım Yoksa Bu Hesabın Altından Kalkamazdım Bakın Yoksa Bu Hesabın Altından Kalkamazdım O Gündür Bugündür Ondan Oncesi Ben Hep Dedim ya Sünneti Seneye Sımsıkı Yapışın Bir Meselede Sünnet Var mı Var Arkadaşlar Kardeşler Ben Bir yerde Sünnet Varsa Hiç Kimseyi Dinlemedim Hayatım Boyunca Hiç Kimseyi İçimden Dedim ki
Mustafa Özbağ Sünneti Seneye Tam Tabi Oldu İsterse Dedim Arkan Yıkılsın İsterse Hiç Kimse Gelmesin Dedim Sen Sünneti Seneye Tabi Ben Hep Onu Derim Kardeşler Arkadaşlar Bana Bir şey Getirip Kur'an Sünnet Uygun Olmasın Hakkında Hadis Olmasın Ben Ondan Vazgeçeceğim Hani Ara sıra Zeynep Oynuyoruz Ya Oynuyoruz Ya Herkes Bir Ver yansın Nasıl Getir Kardeşim Hadis Var Hadis Hadis Var İslam Eğlencesiz Değil Hadis Var Hakkında Hadis Var mı Var Hiç Kimse Ben Olay Yoldan Anakoyamaz İşte Sünnete Uyumak İnsanı Kurtuluşa Götür İnsanı
Felah İnsanı Her Ona Uyum Boş Hiçbir Anlamı Yok Sünneti Seniye Uyum
Bir Şe Kıymet Verirseniz Seniz Yoktur Sünneti Seniyedir Mustafa'ya Uyacaksınız Ve Onu Söyleyeceksiniz Ve Onu Anenizden Babanızdan Eşlerinizden Çocuklarınızdan Mallarınızdan Arabalarınızdan Yatlarınızdan Siyasi Biden Yolunuzu Gösteren
Şehitinizden Fasıl Sözünüzden Malınız Sözünüzden Aklınızda Onu Sıkılarken Onu Öyle Sesecek Esselam Aleyk Göreceksiniz Onu Öyle Seveceksiniz Ki Allah Secdede Onunla Gece Olduğunda
Ne Zaman Gelir Senden Bir Adım Uzaklaşmayacaksınız Ben Çok Ayet Bilmem Ben Çok Hadis Bilmem Konuşacağım Ben
Konuşamayacağın Hiç Gükse Yok Benim Derdim Anlılık Hiç Gükse Yok Benim Derdime Derman Olur Yaramı Merkam Hiçbir Şey Yok Ne Eşler Ne Çocuktan Sen Ne Malından Gördün Ne Mümkümden Her Şey Var Çok Gider Çok Zaman Yaş Herkes Güzel Gider Herkes Damılır Gider Menfaatına Uymazsa Senin Tuh Kaka İlal Eder Çok Sevdiğin Evinden Kovulursun Çok Sevindiğin Yurdundan Kovulursun Yaşarsın Bunu
Resulü Bağdın Hazreti Peygamber Salın Veselam Hazretini Sevin Boş Bir Sevmek Olmasın Hükmüne İtiraz Etmemek Demişim Onu Seviyorsan Onun Hükmüne İtiraz Etmem Hayat-i Kerime Allah ve Peygamberi Bir işe hükmetti Gerek Ümit Olan Bir Erkek Gerek Ümit Olacak İşlerde Kendilerine Muhayyerlik Yoktur Hükmettiyse Birbirinden
Ayırtın Birşeye Haram Dediyse Haram Belam Dediyse Eladır İtiraz Etmemek Demek Onu Sevmek Demek Peygamber Salın Hüseyin Hazretini Verdiğini Alma İstememektir İstememektir Size Ne Verdiyse Bunu Alın Size Ne Yasak Kırdıysa Ondan Sakının Derler Ya Bu Maddi Manevi Topluluğu Burası Bu İşin Maddi Taraf Olduğu Gibi Manevi Tarafı Da Var Ben Bu Ayet-i Kerime Manevi Olur Duyduğum Zaman
Üzülüyorum İnternetten Bana Gönderiyorlar Söylüyorlar İşte Peygamberler Sahabeler Bir Zata Demişler ki Sana Şehir Veriyoruz Hazreti Peygamber Sallallahu Veselam Ona Demiş ki Sen Şeyhlik Veriyoruz Sana O Kimse Diyor Ya Resulullah Ben Laik Değilim Bunun Laik Olanı Vereydiniz Haşa Bir Peygamber Bilmedi Kimse Bilmedi Kime Ne Laik He Geri Çevirirsen
Sünneti Seneye Aykırı Sen Sünneti Seneye Aykırı Davrına Var Başkasına Gönder Bir Başkasına Ver Hucura Çık
Meti Hırşan Salladı Değilim Hazreti Peygamber Sallallahu Veselam Söyle Kafanda Bir Düşünsene Hazreti Peygamber Sağ Peygamberler Sağ Bütün Sahabeler Sağ Bütün Pir Efendiler Bütün Veliler Sağ Emra Ama Pençe Duruyor Sen Ümmetimi
Birşadlı Memursun Peygamber Size Ne Verdiyse Onu Olun Size Ne Yasakladı İse Ondan Sakının Ayet-i Kerime Ters Ayet-i Kerime Aykırı Ayet-i Kerime Kerimeyi Rekletti Ya bir insan Bu topluluğu Düşün Bu topluluğu Burası Peygamberlerin Velilerin Bütün Ümmetin Büyük Velilerinin Pirlerinin Toplamlı Bir Topluluğun Olsun Peygamber Salonlar Burada Olsun Desin ki Ey felancanın Felancası Gel buraya Al sana Desin ki Ben Naik değilim Bunu Söyledik
Ona Dedim Bugün Fureyli Kafir Dedim Ve Bütün Peygamber Gerçekte Görmüş Gibidir Öyle Diyemezsin O Rüyanda Sana Bir Şey Emreder Ya Yaparsan Bana Bir Şey Söyledi Bunu Böyle Yapacaksın Dedi Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesel Manzaretleri Böyle Söyledi Efendim Böyle Söyledi Söyledi Böyle Söyledi Emrini Başım Gözüm Üstüne Yaparım Efendim Bitti Benim İçim Peygamber Söyledi Söyledi Maddi Maddi Mane Size Bir
Şey Söylederse Onun Yerine Getireceksiniz Haşık Söyledi Bir Şey Verirse Alacaksınız Kim Ver Güzel Sahabeler Yapar Rüyanızda Sahabeler Yapar Efendiler Yapar Üstadınız Yapar Demek Yok Onu Sevmek Demek İhtilaf Çözüm Hazreti Peygamber Vesele Maddettir Ne Hav Demek Mize 65 İhtilaf Sünnet
Sene Onu Sevmek Demek Biz Seni Onunla Bütün Öndermedik Safaya Etmek Demek İtaat Etmek Olmazsa Olmaz Hayır Zorundasın Yanakalarını Din İnan Sünnet Sene İdine Habimizi Onlardan Eylesin İdatı
Ortadan Kaldırmak İçin Hiç rivayet Edersen Kimseye Cennet Var Hadisi Şerif Münneti Seneyi Anlatın Hadislere Anlatın Anlatın Ki Vade Erişin Benim Halifelerim Dikkat edin Bu hadisi Şerife Benim Halifelerim Benden Sonra Gelip Kimmiş Öğretenler Resul-u Ekrem Şöyle Buyurun Kimse Vantıf Ki Allah'ın Ayetleri inkar edin
Bunlarla Rağmen Enteresan Allah bir Kimseyi Aziz Etmiş Allah bir Kimseyi Aziz Etmiş Sen Onun Üzerine Veya Bir Topluluğu Aziz Etmiş Sen Onun Üzerine Ceburuk Baskı Baskı Kuruyorsun Onun Üzerine Komple Dört Kuruyorsun İftiralar Atıyorsun Canın Sıkılıyor Kadınları İstismancı Ona Diyorsun ki Ceburut Kanun Elinde Ya Hemen Bir Suç Duyurusunda Buyuruyorsun Bu Allah'la İddia Ediyorsun Resulü Lanet Deler Peygamberleri Deler İftira Atmak
Dolay Allah'ın Zeril Etmiş Yavrisini Ettiğini Pazara Çıkarmış Rüşvet Almış Ne Yapmış Adam Kayırmış Ne Yapmış Üç Gerçılık Beş Gerçılık Yapmış Ne Yapmış Halkı Kandırmış Ne Yapmış Ammenin Parasına Çökmüş Parasına Çökmüş Yapmış Devletin Parasına Yapmış Çalıştığı Kurumu Ütmüş Kendisini Demişler ki Sen Bu Bakanlığı Yap O Bakanlıkta Ne Kadar Avcı Oğlu Dayı Oğlu E Cili Cicili Hepsinde Yok Toki
Faizi Helal Allah Seni Batırmış İşte Bunu Söylemekle Batıyor Sen Yeryüzü Bak Seni İlal Ediyor Mahşer Sebep Miktarı Kadar Faiz Abduh Şerefsiz Fetvayı Veren İslam Dünyasında
Faiz Caiz Şu Kadarlık Olursa Olmaz Bu Kadarlık Olursa Olur Yandan Oradan Buradan Allah Seni Kahretsin Tövbe Dönün Geri Faizin Aslında Çoluğu Harak Mısır'dan Esmer'den
Türkiye Düşünebiliyor Musunuz Artık Türkiye'de Toki'nin faizi Faiz Sayılmıyor Devlet Bankaların Aldığınız faiz Faiz Sayılmıyor Ya Dese ki Bu ülke İslam Ülkesi Değil Kanunları İslam Kanunu Değil Bu ülkede Müminin Arasında Faiz Yoktur Dese En Doğru İmam Azam Çünkü Hakkıda Hazreti Mekul Hadisi De Var Bu ülke Davul Hak Demek Zorunda Kalacak E Ne O Değil İngiliz Yozmaları Şiyahi Bozmaları Mossov Yanlar Yanaşçı Başlıyorlar Şimdi Yok Türkiye Davul Siyaset Yok Biz Türkiye Eydar-ı Hak Diye Mezap Ben
Ne İdeyeceksin İşlerine Gelmiyor
Çünkü Hepsini Adetik İş Yapıyor Devlete Vergi Verdi Fuhuş Yapabilirsiniz Devlete Vergi Verdi İhtetçi Yok İç Satabilirsiniz Kumar Önü İtetçi Devlete Verdi İhtetçi İhtetçi Sıkıntı Yok Bir de Neymiş Ehribeytin Yani Mustafa'nın Yolundan Giden Kıyas Edip İştahat Ehribeytin Yolu Kur'an Ve Sünnete Tabi Olmaktır Ya Resulallah Senin Sürbünden Olanlar Biz Senin Ehribeytin Nasıl Tanıcaz Soruyor Allah
Resul Cevap Veriyor Kur'an Ve Sünnet İseine Yapışırsa O Ehribeytin Ehribeyt Canım Kardeşim Güneydoğuda Irak'ta Suriye'den Güneydoğuda Irak Ehribeyt Silsilesi Almak 2 bin dolar Önce 10 bin Dolardı Ekonomik Kriz Ondan Uymuş Ehribeyt Silsilesi Almak 2 bin Dolar 2 bin Dolar Veriyorum Sana Secere Yazıyor Ehribeyt Seceresi Yazıyor Senin Baban Da Anan Da Diyor Dede Söyle Ananı Söyle Babanı Söyle Gide Bildiğin Yere Kadar Gidiyormuşsun Gide Bildiğin Yere Kadar Dedim Adam
Anasını Tanıyor Babasını Tanımıyorsa Ne Yapacak Söyle Nasıl Yardım Buradan Memleket Gayrı Meşli Çocuk Doladı Bu Size Birisi Dedim Babasız Yazsa Buluyorlar Bir Babanı Tabi 2 bin Dolar Sakın Ha O Silsilelere İnanmayın O Secerelere İnanmayın 2 bin Dolar Birisi De Ne Şimdi O Temelli Ayağa Düştü Şehri Kitab Bin Doğar Onu Da Cirden Birisi Teleman Açtı Çarpak Türkçe Böyle Yazmaya Çalmıştı Whatsapp Tan Anlaşamadı Çarpak Türkçesiyle Aradı Şeyh Efendi Böyle Diyor Bozuk Türkçesiyle Ben Gelsem Bana Bir İcadet Verir misin Diyor
Bir Euro Yanımda Getirsem Diyor İcadet Mi Verirler Üstadım Kaç Euro Olcak Dedi Valla Dedim Hazreti Peygamber Sadun Abi Ves Adretlerine Kaç Euro Vermen Lazım Geldi Dedim Hazreti Peygamber Sadun Ves Dedi Bana Derse Ki Bu Adama İcadet Veririm Dedim Euro De İstemem Bil Euro Almanya Olursa Şimdi Almanya Onlar İçin Bin Euro Vermek Kolay Neden Sövüş Diye Sövüş Diye Karah Yapacağız Tekke Yapacağız Ham Yapacağız Ham Yapacağız Habire Ütüyorlar Ümmeti Muhammed Habire Ütüyorlar Para toplamak Yok
Deyince Olmaz Yani Değniyası Bozuluyor Cenneti Bozuluyor Sanki Anasına Küfrettik Onun Şaşırıyor Neden Her Kikli Cemaat Tarık Şüpheyle Bakıyor Daha Çok Bereketli Herkese Yetiyor Evet Söz Sünneti Terk Eder Bir Kimse Sünneti Kasti Terk Ederse Allah Ve Resul Ve Peygamber Burda sabaha kadar konuşmayalım Sünnetinden yüz çeviren benden değildir Hakkınızı helal edin İstiyorsanız etmeyin valla
Var mı hakkını helal etmenin içinde Sünnete uymayan Bida sahibim Sünnetin dışında hareket eder Sünnetin dışında bir iş yapar Sünnette olmayan bir naz icat etmiş Üniversiteye kazanan ama Benim telefonum yet Birisi arıyor Üniversiteye kazanma namazı var Çocuk yedirme namazı var Evlenme namazı var
Bütün iştahat sahibinin İştahatları yok Namaz yok kardeşim Şöyle diyor Ya hocam seni de biliyor Dediler bana Çok methetmişlerdi Diyor ben bilmiyorum bunu Sen birbirleri sor o zaman Kim verdiyse ona sordu Ne cahil bir insanmış der Bilemedi Üniversiteyi kazanma namazını Üniversiteyi kazanma namazı var Çocuk yedirme namazı var Evlenme namazı var İşe girme namazı var Boşanma namazı var İşin nasıl dedim kadına 60 yaşındayım dedim Sen bir 60 yıl daha namaz kılman lazım sen Evlenmen için Ben bir kişi seni istedi dedim İşte şu kadar insanı istedi
Hepsinin hiçbirisi de olmadı mı dedim ben Olmadı dedi Sen kibirlisin dedim O beğenmemişsin sen kimseyi Sen daha ne kocaya bekliyorsun ki dedim Allah'a ibadet etmeye başladı. Tövbe et Allah dedim merak etme sen tövbe et başla ibadet etmeye Baca'dan düşer mi? Gülmede düşer dedim. Düşer mi? Düşer. Baca'dan düşer dedim ya O var ya ilk başında ho ho ho diye ne unadı? Artık şey kalmamış ya. Kamışa gelince beyaz sakalı Noel Baba Baca'dan içeri gelecek düşecek diye bekliyordum. Hayır o Noel Baba'nın da işi yok. Gerçek o 60'lıya düşecek dedim tövbe et senin imanın gitmiş önceden Çocuk edinme namazı, evlenme namazı, üniversite şeriflerdeki oruçlar belli, oruçlar belli, ramazan orucu, pazartesi perşembe orucu, ayın başında sonunda ortasında oruç, on dört on beşinde on altısında oruç Oruçlar bunlar çiçeği nafile oruç tuttur. Zekatını vermiyor. Bakın zekatını vermiyor. Diyor ki
Canım kardeşim mananın kırıkta birini hesaplayacaksın zekat olarak göreceksin. Hareket ediyor musun? Zekat var mananın kırıkta birini hesaplayacağım vereceksin. Ama dedi televizyonda İyi dedim televizyonda kocanın birisini tanıyorum ben dedi. Neydi o açık mıydı? Eni kapalı. O diyor ya ihtiyacınızdan farsını dağıtın.
İhiyat ve izberleyemiyorum ben. Anayızın kundalar. Dedim her televizyonda kocaya ucaksan ne oluyor o zaman? Asını dağıt dedi. Sustu. Dedim bak sen Hazreti Peygamber'e koyun. Zekat olarak hesapla ver. Onu kırıkta birini hesapla ver. Eğer o kimse kendi kafasından ibadet uydurursa, kendi kafasından, kendi kafasından bir ibadeti ortadan kaldırırsa Hani diyorlar ya bu zikir var mı ya? Yok böyle bir zikir. Küfre girdin. Zikir yok diyelim haccu.
Bir evlise nikahında gitti. Gidecek hatunluğunda dur. Dese ki ben seni tekrar nikahlamak istiyorum. Ne oldu? Ben zikre hayır dedim.
Dese ki iyi ki hayır demişim ben kurtuldum senden. Ne oldu? Senin gibi kafir bir adamla yaşayacağına nikah burada kalsın gitsin. Ben bir daha seninle nikahlanmıyorum. Selamun aleyküm. Öyle dedi ya hani işte zikir de yok. Sizin bu yaptığınız ne bu? Ne? Birine öyle demiş. Ne bu köpekler gibi siz demiş. Havlıyorsunuz kocasına.
Bizim derviş. O da bana söyledi. Dedim hanımım boş oldu. Nasıl dedim? Basfaya dedim. Zikredenler köpeklere benzettiği için. Zikredenler köpeklere benzettiği için boş oldu dedim. Sizin derviş. Elhamdülillah her gün kurtuldum desene. Yanlıca bir adam ikramadır. Bir kimsenin ibadete kabul olunmadığı gibi hepsini hiçe sayılır.
Rabbimizden muhafaza eylesin. Dün cümlemizi Kur'an'ına uyanlar, cümlemizi Hz. Muhammed'ine uyanlardan eylesin. Dün cümlemizi Kur'an ve Sünnet'in sınıfı sıkı yapışanlardan eylesin. Dün cümlemizi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin izinden, nefesinden, ruhaniyetinden, nuraniyetinden ayırmasın. Bizlerin hepsimizi uydurmasın. Bizleri heva ve heva. Kalbi yapacaklar. Karkekler de cehri yapacaklar. İnşallah. Zikrullah yaparsın. Haklarınızı helal edin.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de böyle mecbur kaldı, bir şey olduğunda ayakta yer içerdi, hadisle sabit.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.