Mevlid Kandili Karabaş-i Veli Tekkesi - 19 Kasım 2018
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 20 Kasım 2018 · 1:05:40
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim ümmet-i Muhammed'e yardım eylesin. Cümlemize inşallah, memleketimize, ülkemize hayır nasip eylesin inşallah. Kandil sohbetine geçmeden inşallah, burada birkaç soru var, onlara bakalım.
Bir erkek evlat annesini zina ederken, bu seste bir ciğırtı mı var, imtihan halinde miyiz gene? Neden bu ciğırtı? Şuradan geliyor sanki, iki taraftan. Ben bakayım mı kalkıp, bakacaksınız mı? Yoksa devam edeyim mi konuşmaya?
Devam edeyim mi? Tamam. Bir erkek evlat annesini zina ederken yakalamış ve babasına boşanmasına, oğlu olarak ona babasına bakacağını söylemesine rağmen, baba bu duruma göz yummuş, böyle bir anne babayla görüşmek ve bakmak yükümlülüğü var mı? Bu sıkıntılı tabii. Yani şu yönden sıkıntılı. Normalde evli bir kadın, İslam hukukuna göre zina yaptığı dört tane şahitle tespit edilirse, rejim edilir, öldürülür. Ölü olunca zaten kadın ortada kalmaz, ortada kalmadığı için bakacak bir anne de kalmaz. Veyahut da evli bir erkek zina ettiği, tespit edilirse, o da dört tane şahitle tespit edildiğinde, o da rejim edilir, o da öldürülür.
O zaman bakacak baba kalmaz. Şimdi bunu İslam hukuku açısından baktığımızda, İslam hukuku olarak bunun içinden çıkmamız mümkün değil. Sebep, çünkü İslam hukuk olarak yaşandığı zamanlarda bu tip ibareler, bu tip şeyler mümkün görünmeyen şeyler. Bu mümkün değil. Neden? Ya böyle bir durum var. Bu şimdi insanların önüne geliyor. Şimdi insanların önüne gelince, insanların buna fıkıh üretmeleri, yani eskiye doğru döneceğiz, bakacağız, eski fıkıh kitaplarında bunlarla alakalı fetva bulmak mümkün değil. Çünkü o problemi baştan çözüyor. Ama bugün için normalde, böyle bir hadise olduğunda ne yapacağız sorusu çıkıyor orta yere. Böyle bir şey var şimdi, ne yapacağız?
Bir erkek çocuk işte annesini zina ederken gördü, yakaladı. Ne yapacak? Bu anne sağ. Peki. Büyük günah kebair. Öyle değil mi? İyi. Faiz yedi. Büyük günah kebair. İçki içti. Büyük günah kebair. İşte iftira etti birisine. Büyük günah kebair. O zaman günah kebair işleyen bir anne babaya bakmayacak mı bir erkek çocuk? Zina da büyük günah kebair. Bizim toplumumuzda şöyle bir algı var. Zina etmek, büyük günah kebair.
Faiz yemek, yani o faiz yemek denilince o çok büyük bir günah kebair olarak gelmiyor o kimseye. Veya içki içmek, veya kumar oynamak, veya gıybet etmek, veya dedikodu etmek, veya bir kimseye iftira etmek. Bunlar sanki çok büyük günah kebairmiş gibi gelmiyor. Bizde böyle bir hastalık oluştu. Günah kebair, günah kebairdir. Allah'a şirk günah kebairdir. En büyük günah kebairdir. Bir kimseye zina isnadında bulunmak da en büyük günah kebairdir. Anne babaya asi olmak da en büyük günah kebairdir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetler yedi tane büyük günah kebair sayıyor ya. Bunların ikincisi anne babaya asi olmak. Zina eden, zina etmemiş bir kimseye zina isnadında bulunmak.
Günah kebair. Savaş meydanından kaçmak, günah kebair. Faiz yemek, günah kebair. Orta yerde laf dolaştırmak, günah kebair. Allah muhafaza eylesin. Anneye babaya bakacağız. Ne günah işlediler, si işlediler. Konuşmaya devam edeyim. Ses dışarı duyuluyor mu? Arkadaştan borç para aldım. Aldığım parayı faize yatırdım. Kazandığım faizi ben kendime aldım. Arkadaşım borcunu, ana parasını ödedim. Arkadaşımın bir günahı var mı? Yok. Arkadaşın senin faizi... Konuşmayayım. Konuşayım mı?
Tamam. Olmazsa ben bugün sohbet etmeyeyim ya. Eğer normalde bir kimse arkadaşının böyle bir şey yapacağını biliyorsa, böyle bir şey yapacağını bile bile veriyorsa, İslam hukuku içerisinde, İslam hukuku yaşanmış olsa bu caiz olmazdı. Ama İslam hukukunun yaşanmadığı yerlerde caiz olur. Babam cumartesi, perşembe dışında hiçbir derse gitmeyeceksin. Gidersen hakkım helal değil dedi. Görevli olduğum dersler hakkında da üstad sana görev verdiyse tamam. Onun dışında görevleri kabul etmiyorum diyor. Ne yapmam gerekiyor? Babana tabi ol. Ne güzel bir babaymış bu. Gerçekten. Cumartesi, perşembe derslerine müsaade ediyor. Bir de üstad sana görev verirse onlara da git diyor.
Harika. Gerçekten tebrik ediyorum. Bu soru kiminse babana selam söyle. Kimse bu sorunun sahibi. İyi bir babaymış. Orucun şifa olduğunu biliyorum. Ama doktorlar oruç tutmamamı söylüyor. Epilepsi hastalığım için ne yapmalıyım? Tutma doktorlara, tabi ol. Bugün malum Mevlüt kandili. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin doğum günü.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin doğum gününü Müslümanlar kendilerince böyle ibadetle, zikirle, hoş sohbetlerle geçirmişler. Onun bir doğum gününü özel atfetmişler. Bu özel atfedilişten sonra bilhassa yukarı Mezopotamya Müslümanları yani bu Horasan'dan gelen, Türkleri ilgilendiren, Anadolu'yu ilgilendiren kimseler, bu yukarı Mezopotamya Müslümanları buna büyük önem atfetmişler.
Buna büyük önem atfederekten Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin doğum gününde birbirlerine hediyeler dağıtmışlar, süt dağıtmışlar, birbirlerine dualar etmişler, hayır hasenet yapmışlar, o güne özel affedilmeyen kimselere affetmişler. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin doğum günüyle alakalı bir tip, bu tip özel etkinlikler düzenlemişler.
İslam toplumunda fakir fukara Mevlüt kandilini bekler hale olmuş. Çünkü Mevlüt kandilinde açlar doyurulmuş, çıplaklar giydirilmiş. Mevlüt kandilinde sokaklarda hayır hasenet dağıtılmış. Herkeste bir mutluluk, herkeste bir tatlılık, herkeste bir hoşluk olmuş. İnsanlar büyüklerini ziyaret etmişler. Büyüklerini bu noktada hayırla yad etmişler. Ellerini öpmüşler. Onlarla kandilleşmişler. Ve böylece İslam toplumu Mevlüt kandiline ayrı bir değer, ayrı bir önem vermiş. Tabi nasıl zaman içerisinde biz Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ayak izlerini terk etmeye başladığımızda zaman içerisinde İslam toplumu heva hevese dalıp nefsaniyete, şeytaniyete daldıkça bu tip usul, adet, edeb, erkanları terk etmeye başlamış.
Tabi bu İslam dünyasında bir günde bu hale gelinmemiş. Bunlar yavaş, yavaş, yavaş, yavaş İslam toplumunda işlenmeye başlanmış. Ama gayrimüslim unsurlar, ama müşrik unsurlar, ama İslam'a zarar vermek, Müslümanlara zarar vermek isteyen unsurlar kendilerince Ümmet-i Muhammed'i bu yoldan, bu adab, erkan, edep, gelenek, görenek yolundan uzaklaştırmışlar.
Ardından tekke ve zaviyelerin kapanması, medreselerin kapanması, ardından İslam toplumunda bir ilimsizlik, bir yolsuzluk, bir usulsüzlük, İslam toplumunda ne yazık ki yerli yerine bir şey koymamak, yerli yerinden uzaklaştırmak, bu noktada ve kendilerince biz yenilik yapıyoruz, biz reformistiz, biz işte İslam'ı yeniden tanımlayacağız, yeniden biz bu noktada bazı şeyleri değiştireceğiz diyen ama Londra kaynaklı, ama Washington kaynaklı, ama Mossad kaynaklı unsurlar devreye girmiş.
Onlar da girince İslam toplumu ne yazık ki siyasette, ekonomide, ticarette, askeriyede, sanayide, kültür alanında, eğitim alanında yenildiği gibi iman alanında da yenilmeye başlamış. Ve ne yazık ki İslam toplumu kendi içerisindeki bu değerler mansumesini yine din adına katletmiş. Nasıl din adına camiler bombalanırken, nasıl din adına tekke ve zaviyeler bombalanırken, nasıl din adına Müslümanlar katledilirken, nasıl din adına Müslümanların şehirleri yerle yeksan edilirken, nasıl din adına Müslümanların namusları, şerefleri, haysiyetleri paçavra gibi atılırken,
yine Müslümanların bu mübarek kandil günleri, yine din adına ne yapılmış? Katledilmiş. Katledilmiş. Bu katlediliş hala da devam ediyor. Salim şunu hiç olmasa fişini çek ya, çızırtısını deneyeceğimize. Ben askerde çavuştum, sesim çıkar, banırırım ben. Eğer bundan kaynaklanıyorsa, kulağımın dibinde çızır çızır çızır çızır.
Bundan kaynaklanmıyor mu? Bundan kaynaklanıyor. İkisinde de var. Asıl bundan geliyormuş gibi. Aa ondan geliyormuş. Tamam. Çızırtı bitti. Tamam. İslam toplumu ne yazık ki bu değerlerini koruyamamış. Hala da koruduğu düşünülemez. Bizim son kalemiz, imanımız, dinimiz. Bu son kalemiz, tabiri caizse yaylım ateşinde. Mesela Osmanlı'nın son kalesidir Anadolu. Bakın Osmanlı'nın son kalesi Anadolu'dur.
Ben bunu İslam'ın son kalesi olarak görüyorum Anadolu'yu. Anadolu'yu İslam'ın son kalesi olarak görüyorum. Nasıl Osmanlı'nın son kalesiyse, İslam'ın da son kalesi. Yıkılırsa Allah muhafaza eylesin. Osmanlı'nın yıkılışı son bulacak. Yani uzun bir süreç, Birinci Dünya Savaşı, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra işte Anadolu'nun yıkılması, Osmanlı'nın yıkılmasının son perdesi olacak.
Aynı zamanda da İslam dünyasının yıkılışının son perdesi olacak. Yani siz Türkiye yıkıldıktan sonra sakın İslam dünyası diye bir şey kalacak diye düşünmeyin. Sakın ha! Allah bize o günleri göstermesin ama Hadis-i Şerif'te Medine'nin önlerine kadar Deccal'ın geldiğini görür bu insanlar.
Bu insanlar görürler. Ve bu Müslümanız diyenlerin büyük bir çoğunluğu da buna kılı kımıldamaz. Buna kılı kımıldamaz. Bizim dini inanışımızın üzerindeki provokatif eylemler, dini inanışımızın üzerindeki provokatif söylemlerin sebebi Anadolu'daki din anlayışının yıkılmasıyla alakalıdır.
Anadolu'yu ayakta tutan Anadolu'daki din anlayışıdır. Anadolu'yu bir beraber eden, Anadolu'da insanları bir ve beraber eden din anlayışıdır, din algısıdır. Yüzyıldan beri Anadolu'daki din algısının ve anlayışının üzerinde oynuyorlar. Mesela her kandil geldiğinde kandillerin bidat olduğuna dair huryalar çıkıyor.
Her Ramazan geldiğinde Ramazan orucuyla alakalı ve Ramazan'ın kendi estetiği, güzelliği, içselliği, derinliğiyle alakalı huryalar çıkıyor. İşte şimdi Aralık geliyor, Şebaruslar geliyor, Hazreti Mevlana düşüncesi, felsefesi, inanışı ve ritüelleriyle alakalı huryalar çıkıyor. O kadar çok önümüze hurya çıkarıyorlar, o kadar çok önümüze hurya çıkarıyorlar ki, biz ardı ardına onlarla mücadele etmekten yoruluyoruz.
Asıl kendimizi hedefleyeceğimiz yerlere hedefleyemiyoruz. Birisi çıkıyor, bu kandiller bidat diyor, biz uğraşıyoruz onunla. Kandillerin bidat olmadığına dair uğraş Allah uğraş. Veya Ramazan'da çıkıyor birisi böyle absürt bir şey söylüyor. Veyahut da kurbanda çıkıyor bir kimse, absürt bir şey söylüyor. Veyahut da insanların dini duygularının ayakta olduğu bir zamanda absürt bir şey söylüyor. Absürt insanlar, absürt bir şeyler söylerekten Ümmet-i Muhammed'i farklı noktalarda oyalıyor. Bu ne idüğü belirsiz kimlik ve kişiliğe sahip bu insanlar, ne idüğü belirsiz nereden beslendiği belli olmayan felsefe ve fikirlerini İslam dünyasının içerisine el bombası atar gibi atıyor.
Ve İslam dünyası ne yazık bunlarla uğraşmak zorunda kalıyor. Mesaisini bunlara tüketiyor. Sebep, ailenin içinden birisi absürtlük yapıyor. Aile kendisini farklı hedeflere yönlendirmesi gerekirken, içerisindeki evlatlardan birisinin, aile bireylerden birisinin, Kur'an sünnet, vatan millet düşüncesinin dışında absürt bir şey yapmasıyla ilgilenmesi gibi bu. Veya aile bireylerinden birisi, ailenin bütçesini bozacak, uyuşturucu alışkanlığı gibi, kumar alışkanlığı gibi, lüks kıyafet alışkanlığı gibi, lüks araba alışkanlığı gibi, böyle bir sefahata giden bir yola giriyor. Veyahut da bir cemaat, bir tarikat, bir topluluk düşünün. Asıl hedeflenmesi gereken dışarısı iken, içeride kendini bilmezlerin, heva hevesine uyanların, böyle lüzumsuz işlerle uğraşıp, cemaatın enerjisinin, topluluğun enerjisinin, içe düşmesine, içe kapanmasına benziyor.
Şeytan durmuyor. Şeytanlaşmış insanlar da durmuyor. Ümmet, farklı noktalara odaklanması gerekirken, topluluklar, farklı noktalara odaklanması gerekirken, ama toplulukların içerisindeki absürt, seviyesiz, embesil, kafası çalışmayan, davasına ihanet eden, heva ve hevesini putlaştıran bir kısım, ahmaklar yüzünden, kendi içlerine dönmek zorunda kalıyorlar.
Aynı şekilde, İslam toplumu, kendi içinden çıkmış olan bir kısım, embesil, ahmak, Kur'an ve sünnet felsefesinden, inancından uzak, nereden beslendiği, neydiği belli olmayan, özel tasarlanmış, insan ve fikirlerle, içine dönmek zorunda kalıyor. Acı olan bu. Ümmet-i Muhammed'i zayıflatan en önemli şey bu. Veya bir topluluğu zayıflatan en önemli şey bu. Bir aileyi zayıflatan en önemli şeylerden birisi bu. Aileler zayıf, topluluklar zayıf, devletler zayıf, ülkeler zayıf, ümmet-i Muhammed zayıf. Birisinin yapmış olduğu bir hatayı ümmet çekiyor. Birisinin yapmış olduğu hatayı bir topluluk çekiyor.
İnsanlar emek harcıyorlar. İnsanlar gelip bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. O insanların emeğinin üstüne birileri heva hevesini koyup, bütün o topluluğun emeğini yok etmeye çalışıyor. Heba ediyor. Farkında değil. Bu hastalık, bütün ümmeti Muhammed'i sarmış vaziyette. Bütün ümmeti sarmış vaziyette. Biz oturuyoruz. Biz nefsimizle, şeytanla, müşriklerle, kafirlerle, gavurlarla mücadele edeceğimize kendi kendimizi yiyip bitiriyoruz. Bir taraftan cebriyeciler, kaderiyeciler, rafiziler, vahabi selefiler, ne bileyim nereden ne beslendikleri belli olmayan hadis inkarcıları, mezhep inkarcıları, yol inkarcıları, ümmeti Muhammed bunlarla uğraşıyor.
Bakın, ümmeti Muhammed bunlarla uğraşıyor. Veyahut da biz, kendi içimizden çıkan sıkıntılarla uğraşıyoruz. Örneğin, biz hedefimizi başka noktalara, enerjimizi başka noktalara göndereceğimize, böyle küçük talih meselelerle uğraşmak zorunda kalıyoruz. Ümmet bu noktada, ne yazık ki, kendi kendisini derleyip toparlayabilme. Kendi kendisini sirkelenip kendine gelme. Kendi kendisini biz ne yapıyoruz? Biz nereye koşuyoruz? Bizim ne yapmamız lazımken, biz neyle iştigal ediyoruz? Biz nerede durmamız gerekirken, biz nerede duruyoruz diye, hesaba çekmiyor. Aileler kendilerini hesaba çekmiyor. En fazla hesaba çekecek olanlar, sufiler, onlar da hesaba çekmiyor.
Basit, zayıf, seviyesiz, davranış içlerine giriyorlar. Bir sufiye yakışmayacak, bir sufiye yakışmayacak, bir yolcuya yakışmayacak, bir yol erine yakışmayacak, davranışlara düşüyorlar. Yazık, Allah muhafaza eylesin. Böyle olunca, Ümmet-i Muhammed günden güne, kan kaybediyor. Kendi değerlerine sahip çıkamıyor. Kendi yoluna sahip çıkamıyor. Kendi peygamberine sahip çıkamıyor. Kendi peygamberinin sünnetine sahip çıkamıyor. Çıkamıyor. Kendi peygamberinin sünnetine sahip çıkamayan bir ümmet oluşuyor.
Birisi hadisleri oradan inkar ediyor. Ümmet suskun. Birisi hadislerle alay ediyor. Ümmet suskun. Birisi mezhepleri inkar ediyor. Ümmet suskun. Ümmet farklı bir cenahta dolaşıyor. Ümmet Facebook'ta, hangi kıza evlilik teklifi edeyim diye uğraşıyor. Ümmet Facebook'ta, hangi adamla chatleşeyim, haberleşeyim diye uğraşıyor. Ümmet internette. Nerede ne var? İnternette dolaşmak için uğraşıyor. Ümmetin elinde birer tane cep telefonu. Ümmet cep telefonundan yatıyor, cep telefonundan kalkıyor. Cep telefonundan ülke kurtarıyor. Cep telefonundan iman kurtarıyor. Cep telefonu var, ümmet var. Cep telefonu yok, ümmet yok. Sosyal medya var, ümmet var.
Sosyal medya yok, ümmet yok. Bu haldeyiz. Bu haldeyiz. Allah'ı en çok seven bu ümmet, peygamberini en çok seven bu ümmet, üstadını en çok seven, üstadlarını en çok seven bu ümmet, Allah'ı dinlemeyen yine bu ümmet, peygamberini dinlemeyen yine bu ümmet, üstadlarını dinlenmeyen, dinlemeyen yine bu ümmet.
Evet. Ne yazık ki halimiz bu. Halimiz bu. Ama ümmet atmaya kalkınca da mangalda kül bırakmıyor. Allah bizi affetsin. Rabbim, ümmet-i Muhammed'i derleyip toplasın. Ümmet-i Muhammed'i bir ve beraber eylesin. Ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışanlardan eylesin. Ümmet-i Muhammed'i peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ayak izlerini takip eden ümmet eylesin. Ümmet-i Muhammed'i Hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ahlakıyla ahlaklanan ümmet eylesin.
İnşallah. Rabbim dualarımızı kabul etsin inşallah. Ey insanlar! Bugünkü Mevlüt Kandili sohbetini Nisa ayet 170 olarak yapayım istedim. Nisa ayet 170 Ey insanlar! Rabbinizden size hak bir peygamber gelmiştir. O halde kendi hayrınıza olarak hemen ona iman edin. Bu ayet-i kerime sadece Müslümanlara has bir ayet-i kerime değildir. Cenab-ı Hak bu ayet-i kerime ile bütün insanlara Hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden sonra gelecek olan bütün insanlara hitap ediyor.
Buyuruyor ki Ey insanlar! Rabbinizden size hak bir peygamber gelmiştir. Tabi bu Nisa suresi ayet 170'e gelirken daha önceki ayet-i kerimeler var. Bu ayet-i kerimeler ne? Cenab-ı Hak daha önce işte Adem'den itibaren gelen peygamberlerin isimlerini zikrediyor. Biz diyor bu normalde ayet-i kerimeden önce ayetler var. Geçmiş peygamberlerle alakalı. Bu geçmiş peygamberlerle alakalı söylüyor. Bütün hepsinde. İşte Meryem oğlu İsa'dan bahsediyor. Ondan sonra O kendisi onu Allah'ın kendi katına yükselttiğinden bahsediyor.
Sonraki ayet-i kerimelerde İsa aleyhisselam'dan başlıyor. Ondan sonra diyor ki Yahudilerle alakalı meseleleri anlatıyor. Onların neden hata yaptıklarıyla alakalı faizle alakalı meseleleri anlatıyor. Sonra diyor ki Cenab-ı Hak Nuh'a ondan sonra gelen peygamberlere İbrahim'e İsmail'e İshak'a Yakub'a ve onların torunlarına İsa'ya Eyyub'a Yunus'la Harun'a Süleyman'a vahyettiğimiz gibi şüphesiz sana da vahyettik.
Davut'a da zeburu verdik diyor. Cenab-ı Hak böyle geçmiş önemli peygamberlerin isimlerini zikrediyor. Tabi meşurdur ya Ebu Zer'i Gifari Hazretleri böyle bir ayet-i kerime inince bunu söyleyince Ebu Zer'i Gifari böyle Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerini yalnız bir zamanını yakalar ona gider sorar der ki ne kadar peygamber geldi? O da ona der ki 124 bin peygamber geldi. Ebu Zer'i Gifari sorar tekrar bunların içinden hani kaç tanesi nebiydi? Der ki 312 olması lazım herhalde 312 tanesi nebiydi der. Ondan sonra uzun bir hadistir o. Ondan sonra da der ki Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti senin peygamberin son peygamberdir.
Ondan sonra bir nebi bir peygamber gelmez der. Bu ayeti kerimelerden sonra normalde tabi bu sonra da diyor ki ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler sana indirilen kitaba ve senden önce indirilmiş olanlara inanırlar. İlimde derinleşmiş olanlar sana indirilen kitaba ve senden önce indirilenlerin indirilen kitaplara iman ederler.
namaz kılanlara zekat verenlere Allah ve ahiret gününe inananlara elbette büyük mükafat vereceğiz. Kimeymiş? Namaz kılanlara zekat verenlere Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere kimlere mükafat varmış? Allah'a ve ahiret gününe iman eden namaz kılan zekat veren namaz kılan zekat veren zekatı kim verir? nisap miktarında paraya haiz olan nisap miktarındaki paraya malik olan kimse yani düşkün müslüman olmayacak zekat veren müslüman olacak çalışacak çalışacak israf etmeyecek ve zekat verecek Allah israf edenleri sevmez çünkü ve bu yine bu aynı surede devam ediyor müjdeleyici ve uyarıcı peygamberler olarak ta ki peygamberler
geldikten sonra insanların Allah'a karşı hüccetleri kalmasın yani bu peygamberleri gönderdim bu peygamberleri müjdeleyici peygamber olarak gönderdim ki insanların Allah'a karşı bir itirazları kalmasın bizi neden cehenneme attın biz neden ebedi cehennemdeyiz biz neden böyle olduk elinizde sizin bir karşı savunmanız olmasın ben bütün insanlara beni tanısın beni bilsinler diye peygamberler peygamberlerle beraber onlara kitap kitapla beraber onlara hikmet verdi şahitlendirdi ve insanlar
mahşer hesaba kitaba çıktıklarında itiraz edecekleri bilmiyordum diyecekleri duymadım diyecekleri anlamadım diyecekleri bir şey kalmayacak bu ayeti kerimelerden sonra Cenab-ı Hak Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine diyor ki onun için ey insanlar bakın geçmişte sizlere bir sürü peygamberler gönderdim ya evet size de Muhammed'i Mustafa'yı gönderdim ve onunla beraber size de bir kitap gönderdim ona inanıp amel edesiniz diye ona inanıp amel edesiniz diye tabi normalde bu ayeti kerimeden önce de ayeti kerimeler
var mesela onda diyor ki Allah sana indirdiğine şahitlik eder onu bilerek indirmiştir melekler de şahitlik ederler esasen şahit olarak da Allah yeter muhakkak ki küfredip insanlar Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir muhakkak ki küfreden ve zulmedenler Allah'ı bağışlayacak ve onları doğru yola iletecek değildir ancak cehennem yoluna iletecektir onlar orada temelli kalacaklardır bu ise Allah'a pek kolaydır ondan sonra bu ayeti kerimeden sonra diyor ki ey insanlar peygamber Rabbinizden size bir gerçek
bir hak olarak geldi o halde kendi hayrınıza olarak hemen ona iman edin eğer iman etmez kabul etmezseniz muhakkak ki göklerde de yerde de olanı Allah bilir Allah alim hakim olandır yani dışından iman etse de içinden iman etmeyenleri Allah bu noktada bilir ve yine Nisa ayet 174'te de ey insanlar size Rabbinizden kesin bir delil geldi diye Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin
peygamberliğini ve vazifesini tasdik eder kıymetli dostlar bu ayeti kerime bütün insanlığın Hazreti Muhammed Mustafa'ya uyması gerektiğini anlatır bütün insanlığın bütün insanlık ancak kurtuluşunu böyle elde eder ve insanlık Hazreti Muhammed Mustafa'ya uymadığı müddetçe de asla kurtuluşa asla felaha kavuşmayacaktır ve Müslümanlar ve Müslümanlar Kur'an'a ve sünneti seniye sımsıkı yapışmazlarsa topyekin kurtuluşa eremeyecekler biz ülke insanları olarak eğer Kur'an ve sünnete
sımsıkı yapışamazsak ülke insanları olarak kurtuluşa ermemiz mümkün değildir felaha ermemiz mümkün değildir deccalistlerin şeytanistlerin heva ve hevesine nefsine düşenlerin oyuncağı olmaya onların zulümlerinin altında inlemeye mahkum olmaya devam edeceğiz birisi gelecek güneydoğudan terörle saldıracak birisi gelecek orta doğuda ne kadar uçağı silahı varsa gelecek oradan saldırma planları yapacak birisi gelecek ekonomik olarak doların üzerinde euronun üzerinde altının üzerinde oynayacak birisi gelecek imanımızla irfanımızla
edebimizle yolumuzla oynayacak birileri gelecek kültürsüzlük vahşetine edepsizlik vahşetine günah keballer vahşetine dalmamızla bizi ne yazık ki perişan perişan etmeye çalışacak birileri gelecek kuran ve sünnetin dışında her ne var ise bize iyi doğru güzelmiş gibi gösterip bizi o bataklığın içine çekmek isteyecek ve biz bu ülke insanları olarak bu ülkenin müslüman fertleri olarak kuran ve sünnete sımsıkı yapışmazsak ümmeti muhammed kuran ve sünnete sımsıkı yapışmazsa dağılıp gidecek biz zannediyoruz ki bu haçlı
seferleri bitti biz zannediyoruz ki osmanlıyı böldüler parçaladılar hesap kitap bitti biz zannediyoruz ki osmanlının geriye çekildiği islam ülkelerinde islam hukuku kalktı islam ahlakı edebi terbiyesi kalktı islamın kendi içerisindeki örf adet gelenek görenek kalktı hesap bitti zannediyoruz müslümanlarda bir gevşeklik müslümanlarda bir uyuntuluk müslümanlarda bir uyku müslümanlarda bir dağınıklık müslümanlarda bir israf hem fikir olarak israf hem de ekonomik olarak israf müslümanlarda bir aymazlık müslümanlarda bir duyarsızlık
müslümanlarda ne yazık ki bir dağınıklık almış başını gidiyor müslümanlar bunun farkında değil yarın öbür gün adına herhangi bir isim takan zalim batılılar kafamızdan aşağı bombalarını yağdığında biz ne yazık ki iş işten geçmiş o uykudan uyanamayan zavallı gafiller olmaktan başka bir işe yaramayacağız başka bir işe yaramayacağız biz bu aymazlığımızda bu duyarsızlığımızda bu birbirimize düşmanlığımızda bu parçalanmışlığımızda bu ahlaksızlığımızda bu edepsizliğimizde bu yolsuzluğumuzda tövbe edip geri dönmezsek
kurtuluşumuz mümkün değil mümkün değil kapıyı kırıp içeri girmişler kapıyı kırıp içeri girmişler sınırı delip içeri girmişler kalenin burçlarını yıkmışlar müslümanlar birbirleriyle uğraşıyorlar tarih kitaplarında okuyoruz Fatih Sultan Mehmet Han bütün askeri tetsizatını kurmuş gelmiş İstanbul'u fethedecek oranın uleması meleklerin dişi mi ve erkek mi olduğunu tartışıyor biz de bu hale gelmişiz
biz bu hale gelmişiz biz kapı kırılacak diye bekliyoruz kapı kırılmış kardeşim kapı kırılmış İslam'ın bayraktarlığını yapan Kur'an ve sünneti dünya üzerinde en iyi yaşayan ve yorumlayan bu ecdadın çocukları birbirine düşmüş birbirine düşürülmüş neyin doğru neyin yanlış olduğunu görmekten uzak çünkü aklını deccala kalbini şeytana satmış aklını deccala kalbini şeytana peşkeş çekmiş
duygusunu heva ve hevesine bırakmış duygusunu nefsine bırakmış nefsi ne istiyorsa öyle onu yönlendiriyor akıl deccalda deccal nasıl emrederse o tarafa dönüyor kalbi şeytanda şeytan nasıl hükmederse o tarafa yürüyor gözler kör kulaklar sağır kalpler mühürlü akıl deccala ne yazık ki ümmet hali benim gördüğüm bu bir başkası size
pembe bir tablo çizebilir kıymetli dostlar vallahi de billahi de ben pembe tablo görmüyorum ben bu insanların nasıl uyuduklarına hayret ediyorum ben bu insanların yolda yürürken vitrinlere nasıl baktıklarına hayret ediyorum ben facebook lokantalarının önünden geçerken insanların yemelerine hayret ediyorum insanların lüks mağazalardan alışveriş ederlerken ben onlara hayret ediyorum nasıl hiçbir şeyden habersiz yaşıyorlar bu insanlar nasıl
hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorlar hiçbir şey anlamıyorlar mı hiçbir şey görmüyorlar mı hiçbir şey duymuyorlar mı hiçbir şey okumuyorlar mı hiç mi canınız yanmıyor hiç mi içiniz burkulmuyor hiç mi geleceğinizi düşünmüyorsunuz hiç mi çocuklarınızı torunlarınızı gelecek nesilleri düşünmüyorsunuz hayret ediyorum evet ey insanlar Muhammed'e uyun önce müslümanlar önce müslümanlar önce bizler önce biz önce ben Muhammed'in Mustafa'ya uyma önce ben önce biz eğer bu uymayı gerçekleştiremezsek ben iyi bir
tablo görmüyorum bu uymayı gerçekleştiremezsek Nuh'a ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi şüphesiz sana da vahyettik canım kardeşim canım kardeşlerim hepimizde bir tevil hastalığı oluştu bu ayeti kerimeyi nasıl tevil edeceğiz bu hadis-i şerifi nasıl tevil edeceğiz bunu nereden nasıl tevil edersek de bunu eğer bükeriz bunu nasıl eğer büker de bunun biz kendimizce bize zor gelen şeyi nasıl yumuşatırız vahyetti kardeşim geçmiş peygamberlere nasıl vahyettiyse Hz. Muhammed Mustafa'ya da vahyetti o heva ve
hevesinden konuşmadı o heva ve hevesinden bir hareket etmedi onun bütün davranışları vahyiledi bütün davranışları bütün hareketleri bütün yolu vahyiledi sağından soluna dönerken vahy ile döndü hangi adımla tuvalete gireceği vahyiledi hangi tuvaletten hangi ayağıyla çıkacağı vahyiledi neden tevil etmeye çalışıyorsunuz neden tevil etme hastalığına tutulduk Allah onun yaptığı her şeyi kendi üzerine aldı sen atmadın ben attım dedi neden tevil hastalığına tutulup iman etmiyoruz evet o atmadı Allah attı neden tevil hastalığı
o peygamberlerin peygamberi o peygamberlerin en yücesi henüz daha Adem yok iken peygamber olan peygamber henüz daha hiçbir varlık yok iken peygamber olan peygamber neden tevil hastalığına tutulduk beni Rabbim besledi dedi neden elmayla besledi armutla besledi diye terenenle okuyorsun bana onu Allah besledi sen de itikafa gireydin sen de yemeksiz duraydın sen de ekmekten geçseydin seni de besleyecekti nasıl onu beslediyse seni de besleyecekti Rabbi besledi Rabbi neyin tevilini yapıyorsun o peygamberlerin
en yücesi en yücesi arıya vahyeden ona mı vahyetmeyecek neden tevil ediyorsun neden vahye teslim olmuyorsun Hz. Muhammed Mustafa baştan sona sallallahu aleyhi ve sellem vahiydir baştan sona vahiydir baştan sona vahiydir vahiy onun tebessüm etmesi bile vahiydir onun öksürmesi bile vahiydir onun abdestinin suyu bile vahiydir onun işareti mimiği dahi vahiydir mimik mimik dahi onda vahiydir onun mimikleri dahi vahiydir mimikleri kızarması vahiydir
damarının çıkması vahiydir vahiy sakalının uzunluğu vahiydir saçının uzunluğu vahiydir tırnaklarını kesmesi vahiydir tırnaklarını kesme metodu dahi vahiydir önce orta tırnak ondan sonra sertçe ondan sonra baş parmağı sonra yüzük parmağı sonra işaret parmağı vahiydir dalga geçme ahmaklık yapma vahiydir o tırnağı keserken dahi öyle keseceksin vahiydir ayetle sabit sana da vahiyettik Nuh'a vahiyetti sana da vahiyetti Nuh'a vahiyetti dedi ki gemi yap müşrikler güldü şimdi sen de gülüyorsun ey ahmak ona da vahiyetti sen neden
gülüyorsun ona da vahiyetti Ebu Cehil'den farkın mı kaldı o hiç heva ve hevesinden konuşmadı vahiyetti her şey vahiy sen ona teslim olmazsan ona uymazsan kurtulamazsın nefsine uymuşsun şeytana uymuşsun Kur'an ve sünnete uymayan bir kimse Kur'an ve sünnete uymayan su içerken uymadın değil mi şeytana uydun su içerken sünnete uymadıysan niye uydun heva hevesine uydun şeytana uydun niye uydun bana söyle sünnete uymayınca neye uydun
Kur'an'a uymayınca neye uydun sünnete uymayınca neye uydun uyduğun şeyi söyle bana evet şeytana uydun heva hevesine uydun deccala uydun uydun başka neye uydun uydun Allah muhafaza eylesin Allah diyor ki sana inanmayabilirler seni kabul etmeyebilirler seni dinlemeyebilirler bu insan azgındır, sapgındır nefsine uydu, şeytana uydu mu yapmayacağı bir şey yoktur ee?
merak etme Allah sana indirdiğine kendisi şahittir ve Allah'ın şahitliği de sana yeter Allah'ın şahitliği hepimize yeter Allah'ın şahitliği her şeye yeter ee? Cenab-ı Hak diyor ey insanlar deyince buna ehli kitap da giriyor ey insanlar deyince buna kitapsızlar da giriyor ey insanlar deyince neye inanırsa inansın buna hepsi giriyor hepsi de giriyor siz ister kabul edin ister kabul etmeyin ona vahyettiğimize biz şahidiz diyor Cenab-ı Hak ona vahyettiğimizi ben şahidim
Allah olarak ve ben de buna şahit olarak yeterim Allah bizi muhafaza eylesin yani o Allah'ın resulünü inkar eden onu red eden onun sünnetlerini red eden onun yolunu red eden sen reddetmekle bir şey kazanmadın sen reddetmekle Hz. Muhammed Mustafa'nın faziletine Hz. Muhammed Mustafa'nın ehemmiyetine bir zarar veremezsin sen kendin ebedi cehennemliğini hazırlıyorsun sen sabahtan akşama kadar Hz. Muhammed Mustafa'nın sünnetini reddet onu nale et sen zannediyorsun ki Hz. Muhammed Mustafa'nın
ve yoluna zarar veriyorum hayır şahit olarak Allah yeter hakim olarak Allah yeter adalet sahibi olan Allah yeter Allah yeter çünkü önünden de ardından da batıl sokulamaz o hakim hamit katından indirilmiştir denilen Kur'an'ı Cenab-ı Hak ona indirmiş sen inkar etsen ne olacak etmesen ne olacak sen kabul etsen ne olacak etmesen ne olacak bunun içindir ki Cenab-ı Hak öbür ayeti kerime de diyor ki onu bilerek indirmiştir hani o müşrikler o kafirler o inanmayanlar hani onu
Allah'tan görmeyenler Cenab-ı Hak onlara cevap veriyor Allah bunu bilerek indirmiştir o peygamberini de bilerek indirmiştir o Kur'an'ı da ne yapmıştır bilerek indirmiştir ve işte o Kur'an ve sünnette Cenab-ı Hakk'ın indirmiş olduğu sünnet vahiydir çünkü o Kur'an ve sünnette Allah'ın kullarına verdiği bir ilim vardır ilmi ledün o Kur'an sünnetin içindedir gayb ilmi o Kur'an sünnetin içindedir zahir ilmi o Kur'an sünnetin içindedir batın ilmi o Kur'an sünnetin içindedir varlığın ilmi o Kur'an sünnetin içindedir o bazı
peygamberlerine dahi bildirmediği bazı peygamberlerine dahi bahşetmediği kendi sıfatlarının ilmi dahi o Kur'an ve sünnetin içindedir tekrar altını çizerekten söylüyorum bazı peygamberlerine bildirmediği bazı peygamberlerine indirmediği bazı peygamberlerin bu noktada bilmediği kendi sıfatlarının kendi sıfatlarının ilmi o Kur'an ve sünnetin içindedir o Muhammed Mustafa'ya uymakla o ilim elde edilir o yüzden mahşer yerinde mahşer halkı
Allah'ın gölgesinde gölgelenen bir kısım zevata o yüzden hayretle bakar derler ki bunlar hangi peygamberlerden bunları soran peygamberlerdir görevli bir vazifeli bir melek cevap verir bunlar peygamber değil hangi şehitlerden bunlar şehit de değil peki bunlar kim bunlar yeryüzünde akraba olmadıkları halde alışverişleri olmadıkları halde Allah için birbirlerini seven toplandıklarında Allah'ı zikreden o kullardır o ilim o Kur'an ve sünnete tabi olmakla elde edilir
o yol o Kur'an ve sünnete uymakla elde edilir Allah bizi onlardan eylesin ve Allah da bu ilmi dilediğine verir Bakara 255 dilediği kadarından başka onun ilminden hiçbir şey kavrayamazlar Taha ayet 110 onların hiçbirinin ilmi asla bunu kavrayamaz demek ki bildirildiği ve kavrayadığı kadarını alacak bunun hepsi de kimde bu Kur'an ve sünnetin içinde onların dediği geçmiş ümmetlerle alakalı o geçmiş ümmetler Allah dilediği kadar onlara verdi onların hiçbirisi bu ilmi tam manasıyla anlaması mümkün değil
ya bunu Kur'an ve sünnete uyan o peygamberin izini takip edenler ancak elde ederler Cenab-ı Hak cümlemizi o ilimle ilimlenenlerden eylesin yağmur yağınca bir hayli de iyi yağıyor o yüzden dışarıdaki misafirlerin ıslanmamasını istiyorum Rabbim nice kandillerde buluşmayı nice kandillerde birlik ve beraberlik içinde olmayı nasif ve müesser eylesin Cenab-ı Hak bizleri Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışanlardan eylesin onun hidayetinden ayrılanlardan ehlemesin kandiliniz mübarek olsun
şimdi inşallah yukarıdaki kardeşler biraz böyle kendilerini derleyip toparlasınlar bayan kardeşler var dışarıda yağmurda kaldılar bir ırgalanın şöyle bir Cenab-ı Hak inşallah genişletsin sizi bayan kardeşler de inşallah bu yağmurun altında sema izlemesinler yukarıdaki kardeşler hadi bakalım bir fedakallık edin dışarıdaki bayan kardeşler yavaş yavaş yukarı doğru geliyorlar kardeşleriniz için inşallah fedakallıkta bulunu geceniz hayır olsun Allah razı olsun Allah'a emanet
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.