mustafaozbag.org

MEVLEVİ ALAYI AÇILIŞ SOHBETİ - 22.04.2018

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 23 Nisan 2019 · 32:33

Değerli misafirler, birazdan Mevlevi Alay yürüyüşümüz başlayacaktır. Lütfen yerlerimizi alalım. Programa Kur'an tilavetiyle başlıyoruz. Açılış konuşmalarını yapmak üzere Tasavvuf Vakfı Gelibolu temsilcisi, öğretim görevlisi Halid Kuşku'yu davet ediyorum.
Değerli Hazreti Mevlânâ'ya gönül vermiş, Mevlevilikle yorulan gönül dostları, dünyanın en büyük Mevlevihanesine hoş geldiniz. Tasavvuf Vakfımızın 11 seneye ulaşan etkinlikleri çerçevesinde, Gelibolu Mevlevihanemesinde icra edilen 127. programdan sonra 128. programdayız. 8. Büyük Mevlevi Alay yürüyüşündeyiz.
Sadece tabelalarda gözüken Türkiye'nin dört bir yanından gelen misafirlerimizin dışında, yurt dışından, Balkanlardan ve bölgedeki Hazreti Mevlânâ'ya gönül veren dostlardan hepsi şu anda aramızda bulunmaktadır. Hepsine ayrı ayrı teşekkür eder, gönül dünyamıza, dünyanın en büyük Mevlevihanesine hoş geldiniz deriz. Tasavvuf Vakfı 11 seneye yakındır Gelibolu Mevlevihanesini yaklaşık 100 yıllık uykusundan, 100 yıllık sessizliğinden uyandırmış bulunmaktadır.
Mevlevi Alayı yürüyüşünü gelenekselleştiren, 1. Dünya Savaşı'nda cepheye yürüyen Mevlevileri temsilen, her sene buradan 57. Alay şehitliğine yürüyen Mevleviler ve bütün gönül dostları bu sene de 8. sene icra edecekler. Aynı zamanda Büyük Çanakkale geneline ve Türkiye genelinden misafirlerin katıldığı Büyük Ramazan iftarları bu sene 10. sene icra edilecektir. Ardından bu sene yine 11. sene icra edilecek olan Şebi Arus törenleri, Uluslararası Hazreti Mevlânâ'yı anma törenleri ve her ay mutat olan devam eden programlar. Şiir yarışmaları, diğer etkinlikler, kültürel yarışmalar, kültürel etkinlikler, Çanakkale-Gelibolu Yarımadası tarihi alanını ziyarete gelen, Çanakkale şehitlerini ziyarete gelen dostlarımızın buraya uğramaları ve Gönül Köprüsü'nü oluşturmaları bunlar bizim etkinlik çerçevemizin kapsamındadır.
Üstadımız Sayın Mustafa Özbağ'ın öğretisi ve gösterdiği çerçevenin üzerine kurulu olarak Gelibolu Mebleviyanesini 11 yıl, yaklaşık 11 yıl başarıyla eski günlerine, eski günlerinden daha iyi bir ivmeye kavuşturduk inşallah. Bundan sonra da bu bayrağı taşıyacak olan, üstadımızın yine öğretisini alıp yarınlara bu bayrağı götürecek olan siz değerli gönül dostlarısınız. O yüzden hepinize tekrar tekrar hoş geldiniz diyor. Gelibolu Mebleviyanesini, Türkiye'nin bu manada, tasavvuf manasında Balkanlara açılan kapısı olan Gelibolu Mebleviyanesini ve buraya katılan bütün gönül dostlarını selamlıyorum. Allah gününüzü hayırlı ve bereketli eylesin. Şimdi de Tasavvuf Vakfı Bursa Başkanı Sayın Cafer Altay'ı konuşmalarını yapmak üzere davet ediyorum.
Çok kıymetli üstadım ve Tasavvuf Vakfı Mütebelli Eğitli Başkanımız, Türkiye'nin Tasavvuf Vakfı'nın güzide tepsilcileri, değerli katılımcılar, Meblevi Alay yürüyüşümüze hoş geldiniz diyor. Sizleri saygıyla selamlıyorum. Bu güzel etkinliğinize katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür eder, saygılar sunarım. Burada olmamıza vesile olan, sebep olan, hep beraber yoluna düştüğümüz Üstadımız Mustafa Özva'ı mikrofona davet ediyorum.
Buyurun efendim. Selamun aleyküm. Aleyküm selam. Allah gecenizi, gündüzünüzü, ömrünüzü, ayınızı, yılınızı hayırlı eylesin inşallah. Amin. Ayrı ayrı hepinizin de gönüllerini okşar, gönüllerinizdeki Allah, Resulullah, Hazreti Mevlana muhabbetini selamlarım. Cenab-ı Hak inşallah Rahman nice yıllarda, nice senelerde burada toplanmayı, burada nice hayırlı hizmetler etmeyi hepimize nasip eylesin.
Amin. Hepimizin gelecek zürriyetlerini bu mana aleminde yürüyen, bu mana aleminde koşan kimselerden eylesin. Amin. Kıymetli dostlar, biz 1071'den beri bu topraklarda öle öle diriliyoruz. 1071'de Malazgirt'te Sultan Alparslan bu topraklara ayak basıp, bu toprakları şehitlerin kanlarıyla İslam etme yoluna ve bu topraklara sevgiyle, hürmetle, şefkatle İslam etme yolunda koşturmuşlar.
1071'den beri bu topraklarda Müslümanların kanıyla, canıyla, malıyla, her şeyiyle mücadele devam etmekte. Ve bu mücadele de böyle giderse son bulmayacak, devam edecek gibi görünüyor. Çünkü bu topraklardan bizi yeniden Orta Asya'ya sürmek isteyen, bu topraklarda ezanın sesinden, bayrağın yükselen nidasından, bu topraklarda yaşanan İslam'dan rahatsız olan deccal sistemleri, her zaman tetikte olup, bu topraklarda yaşayan Müslümanların kanlarına, canlarına kastetmek için, tabiri caizse leş kargaları gibi bekliyorlar.
Ve kıymetli dostlar, bizim buradaki duruşumuz, bizim buradaki bulunuşumuz, bizim bu etkinlikleri yerine getirmeye gayret edişimiz, Kardeşler, bu vatanın gerçek sahipleri bizleriz. Bu topraklarda yaşayanlar, bu topraklarda ceddenin kanını şerbet gibi içen bu toprakların sahipleriyiz. Bizim kanımızı bu topraklar susamış, hep şehit kanı istemekte, hep gözyaşı istemekte. Ne yazık ki, Anadolu toprağı aç, şehit kanına ve gözyaşına aç. Ne yazık ki, Anadolu toprakları şehit kanından ve gözyaşından doymak bilmedi. Neden? Tatlı çünkü, dünyanın en tatlı kanıdır, şehit kanı. Dünyanın en tatlı suyudur, gözyaşı. Bir damla gözyaşı, cehennemin ateşini söndürürken, bir damla şehit kanı da bütün cehenneme yetecek noktadadır.
O yüzden biz bu topraklara sahip olmayı, bu topraklarda sahipliğimizi devam ettirmeye mecburuz. Ben şimdi size günün tehlikelerinden bahsetmek istemiyorum. İşte İngiltere, Kıbrıs'a 135 tane yeniden savaş uçağı getiriyormuş. İşte uçak gemilerini kapan Akdeniz'e gelmiş. Bizi batıdan ve güneydoğudan kuşatmaya çalışıyorlarmış. Bunlar yetmiyormuş gibi, içerideki satılıklar, dışarıdaki hainler, hepsi de bir beraber olmuşlar. Müslümanların kanını dökmek için sıraya girmişler. Bunları anlatmak istemiyorum. Benim burada sizlerle beraber, hep beraber vermek istediğim mesaj şu. İçerideki ve dışarıdaki hain, düşman, bizim kanımıza, malımıza, canımıza, namusumuza göz dikmiş olanlara bir gözdağı gibi.
Biz buradayız. Bu topraklardayız. Ceddimiz nasıl bin yetmiş birden beri bu toprakları savunmak için her şeylerini feda ettilerse, bu toprakların insanları da yeniden feda etmeye hazırlar. Biz özellikle burada rengarenk, yukarıdan bakan bir kimse bu rengarenkinin içerisinde kendisini kaybeder. Biz bu toprakların insanları olarak Kürdümüzle, Türkümüzle, Çerkezimizle, Arnavutumuzla her neden gelirsek, kendimizi ne hissedersek hissedelim.
Bu toprakların insanlarıyız, Anadolu'nun insanlarıyız. Biz topyekun Anadolu'yuz. O yüzden topyekun Anadolu demek, İslam'ın bayraktarı demek. Cenab-ı Hak siz yollarınızdan dönerseniz, ahdinizden dönerseniz, Allah öyle bir kavim getirir. O kavim Allah'ın ipine sımsıkı sarılır, Allah onları sever, onlar da Allah'ı sever dediği kavim, Anadolu'daki Müslüman kavimdir. Ne yazık ki bu ırkçılık gibi algılanmasın. Araplar ilk 30 yılda İslam'a çok iyi hizmet etmişler. Ama 30 yıl sonra bu hizmetleri inkıtaya uğramış. Nefislerine uymuşlar, mala, mevkiye, kadına, saltanata düşmüşler. Böylece o kutlu görev bu topraklarda yaşayan insanların üzerine yüklenmiş. Çünkü bu topraklarda yaşayan insanlar dirençli, Kur'an'ına sahip, sünnet-i seniyyesine sahip, vatanına aşık, milletine aşık insanlar.
O yüzden bu topraklarda yaşayan insanların hala da mukaddes bir görevi var. Bu mukaddes görevi bu toprakları korumakla yetmiyor. Bu toprakların üzerinden bütün İslam dünyasını korumak ve bütün İslam dünyasının insanlarının hamiliğini yapmaktır. Kıymetli dostlar, eğer Anadolu yıkılırsa bilin ki İslam dünyası diye bir dünya kalmayacaktır. Eğer Anadolu'daki İslam anlayışı yıkılırsa Kur'an ve sünnete dayalı İslam dünyasında düzgün bir İslam anlayışı kalmayacaktır. O yüzden bu topraklardaki İslam, bu topraklardaki yaşanan Kur'an, bu topraklarda yaşanan sünnet-i Resulullah bütün dünyaya ışık saçacak noktadadır. Biz bunun bilincindeyiz.
Biz bunun bilincinde olduğumuz için yolumuzu Kur'an ve sünnetle örmüşüz. Biz bunun bilincindeyiz. O yüzden yolumuzu şefkatin, merhametin, muhabbetin üzerine kurmuşuz. Biz bunun bilincindeyiz. O yüzden biz vatan sevgimizi, millet sevgimizi, Kur'an sevgimizi, sünnet-i seniye sevgimizi dünyalık metalara değişecek noktada değiliz. Hemen hemen bütün İslam'ı kurum ve kuruluşların dünyalık metanın peşine düştüğü bir zamanda yollara mücahit tırnak içerisinde başlayan kimseler ondan sonra ne yazık ki mücahitliklerini paraya, pula, kadına değişip neydi belirsiz bir kimse olduğu bir zamanda siz kardeşlerimiz Kur'an ve sünnet duygunuzu, düşüncenizi, çalışmalarınızı herhangi bir metaya, herhangi bir dünyevi makama, herhangi bir paraya, pula, kadına satmadan yolunuzda dimdik yürümeniz, yalpalamadan, dünya metalarına kalmadan, dünya makamlarına kalmadan ve belediyelerin veya devletin verecek olduğu ihalelere gözünüzü dikmeden,
dininizi ve imanınızı hiçbir şeye değişmeden çocuğumuzdan küçücüğümüzden beş yaşımızdan seksen doksan yaşına kadar hep beraber Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmak ve bunu daha ileriye götürmek bizim boynumuzun borcu ve şiarımızdır. O yüzden siz kardeşlerimle gurur duyuyorum, kıvanç duyuyorum, Allah'a hamd ediyorum ki kardeşlerim dinlerini, dini duygularını herhangi bir dünya metasına değişmeden, herhangi bir gözlerini korkunun hummasına kaptırmadan dimdik yürümenin mutluluğunu yaşıyorum.
O yüzden hepinizin alnından, gözünden, kalbinden ayrı ayrı, ayrı ayrı öpüyorum. Hepinizden beraber yol yürümekten dolayı da büyük mutluluk duyuyorum. Kıymetli dostlar, bugün İslam dünyası birbirine düştüyse metadan dolayıdır. Bugün ülkemizdeki Müslümanlar, tarikatlar, cemaatler, oluşumlar birbirlerine düştülerse dünya menfaatlerine dardıklarından dolayıdır. Dünyanın şatafatına ve şatahatına dönenler, dünyanın haramına, helamına bakmadan yutanlar, O yüzden onlar en büyük hainliği İslam'a yapmaktalar, İslam'i mücadeleye hainliğini yapmaktalar. Ne yazık ki bundan çok ve çok üzgünüz, bundan çok ve çok içimiz hicranla dolu. Gönül arzu eder ki, gönül arzu eder ki, yola çıkan insanlar o aşklarını, o muhabbetlerini, dünya metalarını gördükten sonra da da olmasınlar.
Yola çıkan arkadaşlar, yol esnasında dünya makam ve mevkilerini görünce şaşırıp aldanmasınlar. Gönül arzu eder ki, İslam dünyası kendisini dünyanın heva ve hevesine kaptırmadan, Kur'an ve sünneti dimdik yaşasın. Ama ne yazık ki bir avuç topluluktan başka kalmadık. Herkes kendi kendine paranın peşine düşmüş, metanın peşine düşmüş, makamın peşine düşmüş. Herkes devlet dairelerinden bir iş edinmeye, belediyelerden bir iş edinmeye, bir taraflardan bir para kaldırmanın peşine düşmüş. Mücahidliklerini terk etmişler, sufiliklerini terk etmişler, İslamlıklarını terk etmişler ve kendilerini heva ve hevese satmışlar. O yüzden çok kıymetlisiniz. O yüzden çok önemlisiniz. O yüzden çok değerlisiniz.
O yüzden hepinizin ayaklarının altını öpüyorum. O yüzden kardeşliğinizi, muhabbetinizi, birlik ve beraberliğinizi gıpta ile bakıyorum. O yüzden lazımız bu ülkeye. O yüzden lazımız İslam dünyasına. Bizi aptal görebilirler. Bizi salak görebilirler. Bunlar ne yapıyorlar diyebilirler. Ama bilsinler ki bu vatanın gerçekten saf, temiz çocukları var. Bilsinler ki İslam'ın saf, temiz ve çocukları var. Kendini dünyaya satmayan, kendini makama satmayan, kendini paraya, pula satmayan, kendi nefsine ve şeytana satmayan, deccaliyete kendini ve kardeşlerini peşkeş çekmeyen, saf, temiz Müslümanları var. O yüzden sakın azız diye düşünmeyin. Hz. Muhammed de, Mustafa da sallallahu aleyhi ve sellem de azdı.
Onun ashabı da azdı. Müşrikler Bedir'de onlara baktığında onlar çok az görünüyorlardı. Diyorlardı ki, Muhammed'i haşa devenin arkasına bağlayıp Mekke sokaklarında dolaştıracağız diyorlardı. Ama o Bedir'deki az olan Müslümanlar o müşrikleri yerle yeksan etmişti. Kuyuları doldurmuşlardı onların cesetleriyle. Kuyuları doldurmuşlardı ve az olmak ümidinizi yitirmesin. Az olmak mücadele azminizi yitirmesin. Allah azı çok edendir. Allah azdan kuvvet verendir. Allah sayıya bakmaz, kemiyete bakmaz. Allah öze bakar.
Öze, o yüzden inanıyorsanız üstünsünüz der. O yüzden sımsıkı bir Müslüman bin tane müşriye bedeldir. O yüzden bir mümin binlerce müşriye bedeldir. Sakın öyle düşünmeyin. Ya biz bir avuçuz diye düşünmeyin. Biz bir avuçuz. Biz bir avuç Allah'ın garipleriyiz. Bizim arkamızda Allah'tan başka hiç kimse yok hamdolsun. O yüzden mesuduz, mutluyuz, metiniz. O yüzden başımız dik, göğsümüz ileride. O yüzden bir tarafımız sufi gönüllü, boynumuzu bükerken, bir tarafımız bizim zeybek gönüllü. Göğüs ileride, başlar dik, gözler keskin.
Biz bir tarafta böyle başı dik, göğsü ileride dururken, biz Çanakkale'de, 1071'den beri şehit olan askerlerimizi de unutmuyoruz. Ve bir taraftan efelik ruhumuz varken hizmet ekibimizle de biz hizmet eden erleriz. O yüzden biz tüm renkleri üzerinde barındıran, tüm renkleri üzerinde yaşanan biz Anadolu'yuz. Çiçeğimiz bol, böceğimiz bol, efemiz bol, zeybeğimiz bol.
Antep'ten ta İzmir'e kadar vatan satında mücadele edenler bol. Nasıl Maraş'ımız Kahraman Maraş olduysa, nasıl Antep'imiz Gaziantep olduysa, nasıl İzmir Efesi o gavuru, Yunan gavurunu denize döktüyse biz komple Anadolu olarak bekliyoruz. Kim nereden gelecekse gelsin, kim nereden essecekse essin. Bu bizim bir sivil direnişimiz. Biz askerliğe de hazırız, biz savaşmaya da hazırız, biz cepheye gitmeye de hazırız. Devlet yeter ki bize müsaade etsin, desin ki gelin biz seve seve kadınımızla, erkeğimizle, gencimizle, yaşlımızla yeniden silah altına girer, yeniden şehitlik yoluna çıkarız. O yüzden biz bu sivil direnişin bir simgesi olarak buradayız.
Kıymetli dostlar, bunun faydasını biz malum geçen sene anlatmıştım. 15 Temmuz'da gördük. Bütün insanlar ne yapacağını şaşırmışken, sokağa çıkalım mı, çıkmayalım mı, duralım mı, durmayalım mı, biz nasıl bir şey yapacağız derken, biz komple tasavvuf vakfı olarak daha ilk zamanda duyduğumuz andan itibaren meydanları doldurduk. O Yezidi darbeye karşı, o Yezidi kalkışmaya karşı ön saflarda olduk. Hiç kimseden emir beklemedik. Hiç kimseden işaret beklemedik. Hiç kimseden herhangi bir şey beklemedik. Dedik ki bu ülkeye gözünü diken, bu ülkenin insanlarına gözünü diken her türlü Yezidi'ye karşı göğsümüzü siper ederiz. Bin gün geçse, bin gün sonra yine her türlü Yezidi'ye karşı göğsümüzü siper ederiz.
Bin yıl geçse bizim evlatlarımız, bizim torunlarımız, bizim çocuklarımız her türlü Yezidi'ye karşı yine karşı duracaklardır. Yine karşı duracağız. Bu öğretidir. Biz o yüzden çoluk, çocuk, tombolak hep beraber buradayız. Biz miras bırakırken belki de çok büyük paralar bırakmayacağız. Ama bizim mirasımız Kur'an sevgisi, sünnet sevgisi, vatan sevgisi, millet sevgisi, mukaddesat sevgisi bırakacağız. Bizim çocuklarımız vatanını, milletini, insanlarını seven, topraklarını seven, Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmış bir nesil olarak yetişecek. Ben az önce normalde buradan yürürken baktım, küçücük semazenlerimiz her biri dört yaşında, beş yaşında, altı yaşında, on yaşında. Belki de niye, nereye koştuklarının farkında değiller.
Ama on yıl sonra bizim normalde arkada daha da büyüyen çocuklarımız var, gençlerimiz var. Onlar da başladıklarında küçücüktü. On yıl sonra onlar bunun şuuruna varacaklar. Küçücük bizim efelerimiz var. Şimdi onlar belki de folklorik bir noktada duruyormuş gibi görünebilir. Ama onlar on yıl sonra Demirtaşlı abiler gibi işin bilincine varıp, çizmelerini çekip, kilop pantolonlarını giyip, biz hazırız diyebilecekler. Bunlar güzel örnekler ve bu güzel örneklerini, örnekleri çoğaltaraktan yürüyeceğiz. Kıymetli dostlar, evet yıl içerisinde her gün bir yerlere taşınıyoruz. Yıl içerisinde her gün bir yerlere gidiyoruz. Aylık gittiğimiz yerler var, günlük gittiğimiz yerler var. Dün akşam böyle küçük bir mini istişare oluyor, Hüseyin, Cafer filan.
Dedim ki ya, öleyim de kurtulun bari dedim taşınmaktan. Ben ölmeden dedim siz taşınmaktan kurtulamayacaksınız dedim. Ben öleyim de dedim taşınmaktan kurtulun dedim, latife ettim. Sakın ha ben öldükten sonra da taşınmaktan vazgeçmeyin. Size nasihatım ve vasiyetim olsun. Devam ettirdiğimiz her ne var ise hepsine de devam edin. Bizde şahısperestlik olmasın. Sistem devam etsin. Bu hizmet devam etsin. Ölüm insanlara ne zaman gelir bilinmez. Gelibolu'da çark devam etsin. Karabaşi Veli'de çark devam etsin. Aşıklar Allah deyip semaya devam etsin. Efeler Allah deyip dizlerini vurmaya devam etsinler. Hizmet edenler Allah deyip hizmetlerine devam etsinler.
Devam etsinler ki gelecek nesillere biz doğru miras bırakalım. Devam edelim ki edelim ve edin ki gelecek nesil de o örnekleri alarak doğru minval üzerinde yürüsün. O yüzden sizleri böyle her ay bir yerlere taşınmaktan, her zaman bir yerlere taşıttırmaktan dolayı bazen zaman zaman içim burkuluyor. Diyorum ki ya bir koca bir cemaati taşıyoruz bir yerden bir yere. İnsanlar taşınıyorlar, uykusuz kalıyorlar, yoruluyorlar. Ben dedim içimden hiç olmasa dedim onlarla bir helalleşeyim. Bana haklarınızı helal edin. Helal olsun. Allah sizden razı olsun inşallah. Kıymetli dostlar o yüzden yine geçen seneki gibi sözleşelim. Allah izin verirse önümüzdeki yıla yine Mevlevi alayı yürüyüşünde burada buluşacağız mı?
Söz mü? Söz. Söz mü? Söz. Söz mü? Söz. Allah ömür verirse her Mevlevi alayı yürüyüşünde Allah izin ve ömür verirse. Hep beraber burada olacağız mı? Söz mü? Söz. Söz mü? Söz. Söz mü? Söz. Böyle rengarenk. Böyle rengarenk. Bütün kültürümüzü, bütün renkliliğimizi, her şeyimizi ortaya koyaraktan yolumuza devam edeceğiz. İnşallah. Kıymetli dostlar ömrümüzün son nefesine kadar Kur'an ve Sünnet-i Seniyye'ye sımsıkı yapışmaya söz veriyor muyuz? Söz. Ömrümüzün son demine kadar vatanımızı ve milletimizi gavurların çizmesinin altında inim inim inlememesi için savaşmaya, mücadele etmeye söz veriyor muyuz? Söz.
Söz verdik mi? Söz. Söz verdik mi? Söz. Allah mübarek eylesin. Amin. Allah sözlerimizde duranlardan eylesin. Amin. Cenab-ı Hak sözünün arkasında dimdik duranlardan eylesin. Amin. Allah sözünden dönenlerden eylemesin. Amin. Allah topuklarının arzsında geriye dönenlerden eylemesin. Amin. Allah Kur'an ve Sünnet mücadelesini bırakanlardan eylemesin. Amin. Allah vatan ve millet aşkına o mücadeleden geri dönenlerden eylemesin. Amin. Allah vatana ve millete hainlik yapanların cezasını tez zamanda dürtsün. Amin. Cenab-ı Hak vatanımızı ve milletimize haince yaklaşanların nefeslerini kessin. Amin. Amin. İçeride varsa hainler onların sol gözlerini kör edip sol taraflarını felç geçittirsin.
Amin. Bu ibretlik olsun ki insanlar vatan hainlerini oradan tanısın. Amin. Cenab-ı Hak dualarımızı da kabul eylesin. Amin. Allah Kur'an ve Sünnet'e hainlik yapan, bile bile Kur'an'ı ifsad eden, bile bile Sünnet-i Sen'liyi reddeden ve ifsad edenlerin sol gözlerini kör eylesin. Amin. Sol taraflarına felç versin. Amin. Hidayetleri mümkün ise hidayet eylesin. Amin. Hidayetleri mümkün değil ise ibretlik felç versin. Amin. İbretlik felç versin. Amin. İbretlik felç versin. Amin. Allah dualarımızı kabul eylesin. Amin. İnşallah. Şimdi kıymetli dostlarım, kıymetli kardeşlerim, inşallah yürüyüş tertibine geçeceğiz ve Allah izin verirse her seneki gibi vakarımızla, ciddiyetimizle sımsıkı, dimdik yürüyüşümüzü tamamlayıp yeniden Mevlevi hanemizde toplanacağız.
Halklarınızı helal edin. Helal olsun. Sizden yana da helal olsun. Selamun Aleyküm. Aleyküm. Buradan başöktün. Gel abi.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi