Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 16 Ağustos 2020 · 1:37:54
Selamun aleyküm. Geceniz hayırlı olsun inşâAllah. Gündüzünüz hayırlı olsun. Ayınız, yılınız, ömrünüz hayırlı olsun inşâAllah. Bir cumartesi mesnevi sohbetlerinde yine beraberiz. Cenâb-ı Hak cümlemizi Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışan, Kur'an ve sünneti öğrenen ve yaşayanlardan eylesin inşâAllah. Birkaç sohbet aranızda olamayacağız. Bir yurtdışı seyahatlerimiz olacak. O yüzden zannediyorum birkaç hafta bir boşluk olacak.
İnşâAllah yurtdışı seyahatlerimiz bitince kardeşlerimize, arkadaşlarımıza yeniden sohbetlerin başladığını bildireceğiz. Cenâb-ı Hak cümlemizi hayırlı yollarda istihdam eylesin inşâAllah. Bugün mesnevi birinci cilt dokuz yüz on yedinci beytten okumaya başlayacağız inşâAllah. Çokları beladan belaya, yılandan ejderhaya sıçrarlar. Geçen haftadan inşâAllah bir hatırlatma yapalım. Hani av hayvanları diyorlardı ki, çalışıp kazanına bir ki halkın itikaz zayıflığı yüzünden, harislerin boğazları miktarınca bir rüya lokmasıdır, tevekkülden daha güzel bir kazanç yoktur. Esasen hakka teslim olmadan daha sevgili ne var demişlerdi ve devam ediyorlar. Çokları beladan belaya, yılandan ejderhaya sıçrarlar.
Bu insanlar tevekkül etmediklerinden dolayı, kendilerince bu hırslarından, bu dünya tamahlarından, dünyalık işlerinden dolayı veyahut da bu sebeplere bakmalarından dolayı, bir beladan başka bir belaya, yılandan kaçarken ejderhaya tutulurlar. Yani bir örneğin kazadan veya eski tabirle kazay-ı ilahiden kurtuluş gördükleri tarafa kaçarlar.
Ama kurtuluş gördükleri taraf daha büyük bir sıkıntı olur. Ve böylece bir kimse bir beladan başka bir belaya, hatta daha ağır bir belaya gitmiş olur. Yani bir imtihandan kaçarsınken bir kimse, bir imtihan ona sıkıntı verecek, imtihandan bunaldığında ondan kurtulmak için mücadele ederken, daha büyük bir belaya, daha büyük bir sıkıntıya düşer olur.
Bunu tarif ederken de kaçtıkları yılan ise, onun normal yılandan kaçarken ejderhaya tutulmak gibi. Yani rüzgardan kaçarken fırtınaya tutulmak gibi. Küçük bir dalgadan kaçarken kocaman, devasa bir dalgaya, tsunamiye tutulmak gibi. İşte mesela bir kimse örnekliyorum, fakirdir kendisi, fakirlikten kurtulmak için kendince, fakirlikten kurtulacak teşebbüslerde bulunur.
Böyle bir teşebbüslerde bulunduğunda işte harama bulaşmış olur. Ne bileyim, dünya sevgisine bulaşmış olur. Fakirliğe sabrederken, şükrederken, hamd ederken, o fakirlikten kurtulurken, daha büyük belahlara ve musibetlere, daha büyük bir sıkıntılara düçar olabilir. Bir kimse işte karadır, hani fakir zaruret içerisinde belki de hayat yaşıyordur. Ama ve lakin aç değildir, açıkta değildir. Kendince yetiyordur kendisine ama buna hamd etmez, buna şükretmez. Buradan kurtulmak için kendince yanlış yollara tevessül edebilir, sıkıntılı yollara tevessül edebilir. Veyahut da boyunu aşan, gücünü aşan yollara tevessül edebilir. Bu sefer de hani fakirlik bir işte yılansa dünyaya dalma, dünyaya aşık olma, dünyanın pisliğine, sıkıntılarına bulaşma bir ejderha gibi olur.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden Hz. Pir hayvanların ağzından diyor ki, insanoğlu bu hırsından dolayı işte bir beladan başka bir belaya doğru koşturur. Veyahut da yılandan kaçarken ejderhaya tutulur. Allah muhafaza eylesin. İnsan hile etti ama hilesi kendisine tuzak oldu. Can sandığı, kan içici bir düşman kesildi. İnsan hile etti. Yani kapıyı kapadı. Halbuki düşman evinin içindeydi. Firavun'un hile ve tedbiri de işte buna benzer masallardandı. O kin güdücü yüz binlerce çocuk öldürdü. Aradığı ise evinin içindeydi. Bu insan hile etti. Yani Firavun hile etti. Hani müneccimler toplandılar. Müneccimler toplanarak da dediler ki Firavun'a, senin saltanatını yerle bir edecek.
Senin sarayını yerle bir edecek. Bir erkek çocuk gelecek. Bu erkek çocuk senin sarayını ve saltanatını yerle bir edecek dedi. Bu sefer Firavun bütün ülkeye emir yayınladı. Ve bütün ülkeye emir yayınlayarak o sene doğmuş olan bütün erkek çocuklarını katletmeye başladılar. Ve müneccimler her daim buna bakıyorlardı. Ve her daim baktıklarında o erkek çocuğun hala da sağ olduğu ve erkek çocuğun yaşadığı görünüyordu.
Ve Firavun o erkek çocuğu yaşıyor diye bütün hafiyelerini, bütün askerlerini, bütün polislerini, bütün gizli servisini ülkenin içerisine yaydı. Nerede bir erkek çocuk doğarsa onu katlediyorlardı. Ve Musa aleyhisselamın annesi de çocuğu doğdu. Çocuğu doğunca Cenab-ı Hak hani Allah Musa'nın annesine ilham ettiği ayet-i kerimesi mucibince Cenab-ı Hak onun kalbine ilham etti. Kalbine ilham edince o çocuğu bir müddet emzirdi ve çocuğu ne yazık ki bir kutunun bir sandığın içerisine koyup, bir sepetin içerisine koyup nile bıraktı. Ve nile bırakınca Firavun da kızıyla beraber nil kenarındaydı. Ve o sandığı görünce işte kendi kızıyla Firavun dediler ki işte sandığın içerisindeki işte mal ise Firavun dedi ki mal ise benim olsun, can ise senin olsun.
Kızıyla böyle konuştular bir rivayette ve askerler Nil'deki o sandığı getirdiler. Nil'deki sandığı getirince içinden küçük bir bebek çıktı. Firavun'un kızının da çocuğu olmuyordu. O da bir şehzadeyle veya kralla evliydi ama uzun müddet çocuğu olmuyordu ve çocuğu olmadığı için de müzdaripti. Ve bir erkek çocuk veremediğinden dolayı sıkıntılıydı. O Firavun'un kızı bazı rivayetlerde Firavun'un hanımı olarak geçiyor. İşte onu aldı, onu sanki bir çocuk edindi. Kendisi doğurmuş gibi ondan sonra onu lanse etti. Kendisi yeni doğumu yapmış gibi ama kızı ama karısı öyle lanse ettiler. Ve Firavun'un bir oğlu olduğu söylendi. Ve Firavun'un veyahut da işte o günkü o kralın Firavun'un kızının oğlunun olduğu söylendi.
Bazı rivayetlerde Firavun'un hanımı olarak geçiyor. Bazı rivayetlerde Firavun'un kızı olarak geçiyor. Tarihi bir şey. Çok önemli değil o kadar da. Ve işte böyle bir kurbanlar kestiler. Hediyeler dağıttılar. Herkese haber verdiler. Ve aynı zamanda da bir süt anne aramaya başladılar. Çünkü o ana kadar sarayda ne kadar kadın varsa onların memesini emmiyordu. Ve işte halka ilan ettiler. Dediler ki işte saraya bir süt annesi alınacak. Firavun'un çocuğunu emzirecek diye. Ve Musa Aleyhisselam'ın annesinin yine Cenab-ı Hak gönlüne ilham etti. Gönlüne onu vahy edince o koşa koşa gitti. Ve Musa Aleyhisselam kendi annesinin memesini aldı. Ve Firavun'un sarayında Cenab-ı Hak Musa'yı büyüttü.
Firavun hile etti. Hazreti Pir burada bize bir işaret ediyor. Diyor ki insan hile etti. Ama hilesi kendisine tuzak oldu. Yani insanoğlu hile ediyor. Ama hilesi onun kendisine tuzak oluyor. Can sandığı, kan içici bir düşman kesildi. Ve can sandığı, o sandığın içerisindeki can, onun için ne oldu? Kan içici oldu. Çünkü Firavun'un bütün sarayını yerle yeksan eden ve Firavun'un ölümüne sebep olan Musa oldu. Kapıyı kapadı. Halbuki düşman evinin içindeydi. Yani Firavun normalde bütün çocukları kat ediyordu. Ama asıl kat edilecek çocuk, asıl öldürülecek çocuk sarayın içindeydi. Ve Firavun'un hile ve tedbiri de işte buna benzer masallardandı. O kin gidici yüz binlerce çocuk öldürdü. Aradığı ise evin içindeydi. Rivayet edilir ki Musa aleyhisselam yetmiş bin erkek çocuk öldürdü.
Bakın yetmiş bin. Bazı rivayetlerde yedi yüz bin. Bazı rivayetlerde yedi milyon olarak geçiyor. Ama yani normalde o rivayetlerin hangisi ne kadar doğru bilinmez. Ama normalde yedi sene boyunca, çünkü her müneccimler baktıklarında, o kendisinin sarayını yerle yeksan edecek olan çocuğun yaşadığı söyleniyordu. Yaşadığı söylendikçe Firavun'un bütün ülkesindeki çocukları katletmeye devam ediyordu. Ve o işte o kin gidici yüz binlerce çocuk öldürdü. Aradığı ise evinin içindeydi. Yani Cenab-ı Hak bir şeyi takdir ettiyse, senin tedbirin o takdiri bozmuyor. Tedbir takdiri bozacak diye bir kaide yok. Ha biz bu noktada ehli sünnet olarak böyle mi düşünürüz? Hayır. Çünkü burada bir şerh düşmek lazım.
Nasıl şerh düşmek lazım? Mesela kaza ve kaderi değiştirebilecek olan değişmesinin mümkün olduğuna dair rivayetler var. Mesela Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, hani çok sadaka, belayı def eder diyor. Yani sadaka vermek, belayı def eder. Çok dua etmek, belayı def eder. Hadis-i şerifler var. Anne ve babaya iyilik etmek. Özür dilerim. Belayı def ediyor. Sıla-i rahim yapmak. İnsanın ömrünü uzatıyor. Böyle olunca hani kaza ve kader değişmez inancı ortadan kalkmış oluyor. Aslında bu kaza ve kader inancının iman ediyoruz ama bunun anlaşılması için bu meselenin yeniden analiz edilmesi lazım.
Yani bazı rivayetlere bakaraktan biz hani bunun kaza ve kaderin hiç değişmeyeceğini, yani kazanın hiç değişmeyeceğini, bu konuda hani her şey yazıldı bitti, bir şeyin değişmesi mümkün değil. Senin başına gelecek olan bir şey gelecek. Böyle bir algı oluyor. Böyle bir algı insanları cebriyeye götürüyor. Çünkü mesela Cenab-ı Hak başka bir ayet-i kerimede de bir yaşatılana ömür verilmesi de, ömründen eksitilmesi de mutlaka kitapta yazılıdır diyor.
O zaman ömrünün hani uzayıp kısalacağına dair bir ibare olmuş oluyor. Ömrün kısalıp uzamasının mümkün olduğunu söyleyenler bu ayet-i kerimeyi kendilerince ölçü olarak kabul ediyorlar. Ve yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kazayı ancak dua önler ve ömrü ancak iyilik arttırır. Hadis-i şerifi de bu ayet-i kerimeyi de desteklemiş oluyor.
Evet biz hani ecel ne bir adım öne ne bir adım sonra sonraya dediğimizde yani yine ecel Allah'ın takdiriyle bu noktada Allah'ın takdirini değişmez olarak görmek biraz cebriye giriyor. Yani eğer Cenab-ı Hak değiştirirse bütün her şeyi değiştirebilir. Hani bir hadis-i şerif daha var şeyle alakalı, miraçla alakalı. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri miraç'a çıktığında kalemin cızırtısını duyuyor.
Cebrail aleyhisselam'ın Cebrail aleyhisselamı diyor ki bu nedir? Cebrail aleyhisselam da bu kalemin cızırtısıdır. Ne yapıyor ki? Ne yapıyor ki diyor? Ne yapıyor deyince kalem hala da Allah'ın dediklerini yazıyor ve Allah'ın dediklerini siliyor. Yani yazmaya ve silmeye devam ediyor diyor. Böyle olunca demek ki kazanın değişmesi veyahut da işte bazı şeylerin önlenmesi mümkün oluyor. Yine başka bir hadis-i şerifte de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sadaka Rabbin isyan edene karşı öfkesini söndürür ve kötü ölümü önler diye hadis-i şerif var. O zaman yani bir kimse sadaka verince Cenab-ı Hakk'ın öfkesini söndürüyor. Yani cömertlik yapmak, insanlara iyilik yapmak, insanlara en azı tebessüm etmek ya, tebessüm etmek Allah'ın öfkesini söndürüyor.
Kötü ölümü önlüyor. Kötü ölüm ne? En kötü ölüm Allah muhafaza eylesin. Yani bir kimsenin imansız gitmesi. O zaman sadaka vererekten, insanlara cömertlik yaparaktan. Mesela bir kimsenin ilmini dağıtması bir sadakadır. İşte bir kimse parasını dağıtması sadakadır. Bir kimsenin tebessüm etmesi sadakadır. Bir kimsenin eşine, çoluğuna, çocuğuna yedirmesi, içirmesi sadakadır. Bunun gibi demek ki bir kimse böyle cömertlik yaparsa, o cömertlik onun hem Allah'ın öfkesini sönmesine, aynı zamanda da kötü ölümle karşılaşmasını önlüyor. Yine başka bir adi şerifte kim elinin geniş, rızkının bol olmasını ve ecelinin geç gelmesini arzu ederse, sılar rahimde bulunsun diyor. O zaman bakın bunlar, demek ki Cenab-ı Hakk'ın kazasını, Cenab-ı Hakk'ın bu noktada kaderi ilahisini değişebileceğine dair olan rivayetler.
O yüzden bu kader ve kaza meselesini analiz ederken, insanların dikkatli analiz etmeleri lazım. Yani dua eğer kazayı değiştirmiyorsa, insan şöyle düşünebilir çünkü, dua etmenin ne anlamı var? Veyahut da cömertlik, kazayı, kaderi değiştirmiyorsa, bir kimsenin o zaman dua etmesi, zikretmesi, ibadet etmesi, hayırlı ameller işlemesinin bir anlamı kalmıyor düşüncesi olur ki, Allah muhafaza eylesin. Bu da sıkıntılı bir şey olur.
Yine mesela Hz. Ömer radiyallahu anh hazretlerinin meşhur duası var ya, hani bu böyle Cenab-ı Hakk'ın bazı şeyleri yazıp sildiğine dair önemli bir rivayet. Hani diyor ya, ey Rabbim eğer beni şekavet ehli ve günahkarlar arasında yazdın ise beni sil. Saadet ve mağfiret ehlinin içinde sabit kıl. Şüphesiz ki sen dilediğini siler, dilediğini sabit kılarsın.
Ve ümmül kitap senin katındadır. Bu bize büyük bir ümit kapısı. Demek ki bir kimse duayla, zikirle, cömertlikle, namazla başına gelecek olan bela ve musibetleri hayırlısıyla def etme. Bu bela ve musibetlerden kurtulma veyahut da kaza ve kaderle alakalı meselede üzerine yazılmış olan varsa kendisine ağır gelecek şeyler bunlardan kurtulabileceğine dair bunlar işaret.
Ama biz kendi kendimize kalkar da işte kaderimiz böyleymiş değişmeyecek dersek bu cebriyeye giriyor. Allah muhafaza eylesin. Bu fakir o yüzden hep derslerde derim ki kaderi şöyle anlıyorum. Benim doğumum ve ölümüm. Yani muhakkak öleceğim ama ölümümün zamanı değil. Doğum benim elimde değildi. Bu benim kaderim. O zaman şöyle bakabiliriz meseleye. Dağların işte sıra dağları gibi sıralanması bir kaderdir. Bir insanın fıtratı yani erkek veya kadın olması kaderdir. Gözünün üstünde kaşının olması kaderdir. Kirpik işte kirpiğinin büyümemesi bir kaderdir. Saçının büyümesi bir kaderdir. Ağzının yüzünün önünde olması bir kaderdir. İşte ensesinde burnunun olmaması bir kaderdir.
Kaderi ben böyle değişmez fıtrat olarak görüyorum. Hani hadis-i şerifte de dağların yerinden oynayacağına inanın ama insanın fıtratının değişeceğine inanmayın diye o hadis-i şerifi bir kader olarak algılıyorum. Yoksa insanın başına gelen şeyleri savuşturmaya çalışması veya başına gelen şeylerle alakalı değişikliğe gitmesi veya bir şeyi istemesi, bir şeyde mücadele etmesi kaderle pençeleşmek olarak görmüyorum. Kaderle pençeleşmek insanın fıtratıyla pençeleşmesi. Hani bir erkeğin işte doğurmaya kalkması bu kaderle pençeleşmesi. Bunun fıtratı değil hiçbir erkek kadınlar gibi hamile kalıp doğuramaz. O yüzden hiçbir kimse bu noktada fıtratının üzerinde küfre düşüp değişikliğe gitmesin, kadınlaşmaya çalışmasın, hiçbir kadın ne yaparsa yapsın erkek olamaz.
Bu ne yapacak o zaman? Fıtratının üzerinde değişikliğe gidip de kendi kendine zulmetmesin, küfre düşmesin, böyle bir değişikliğe gitmesin. Allah muhafaza eylesin. O zaman bizim kadere bakış açımız daha farklı olması lazım. Kadere bakışımız daha farklı noktalarda cereyan etmesi lazım. Çünkü demek ki dua başımıza gelen bela ve musibetleri def etmede, zikir başımıza gelen bela ve musibetleri def etmede, cömertlik başımıza gelen bela ve musibetleri def etmede veya bir hayrı celp etmekte.
Mesela bir kimse bir hayra ulaşmak istiyorsa bu dairede de hadisler var. Hani oruç tutması, onun cömertlik etmesi, sadaka dağıtması, fakirleri doyurması, bir sıkıntıda olan bir kimsenin sıkıntısını ortadan kaldırması, onun başka bir sıkıntıdan kurtulmasına, başka bir problemden kurtulmasına vesile olacak. O yüzden hani duayı, zikrullahı, namazı, Allah'a yalvarmayı, Allah'a yakarmayı, cömertliği, mesela hacca gitmeyi, ömreye gitmeyi, bunları muhakkak muhakkak önemsemememiz gerekiyor.
Hani Cenab-ı Hak Beytullah'ta yapılan duaları kabul ediyor, zikrullah'ta yapılan duaları kabul ediyor, farz namazlardan sonra yapılan duaları kabul ediyor, seher vaktinde yapılan duaları kabul ediyor, ezanla kamet arasındaki duaları kabul ediyor. Böyle olunca, yani bir kimsenin dualarının kabulü, bu meselede insanın başına gelen bela, musibet, sıkıntıların defi için bir pencere açmış oluyor. İnsanoğlu, bela ve musibet, sıkıntının içerisinde inim inim inlerken, Allah'ın ona yardım etmemesi, Cenab-ı Hak'ın ona kapılarını kapatması ve Rabbim ona bir çıkış yolu göstermemesi, Allah'ın rahmet, merhamet, mağfiret sıfatlarının sanki ortadan kalkması gibi oluyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden, kıymetli dostlar, ben her zaman için derim, bir ümit kapısı vardır.
Sen yeterince dua etmemişsindir. Bir umut kapısı vardır. Sen yeterince Allah'ı zikretmemişsindir. Bir çıkış yolu vardır. Sen secdelere kapanıp yalvarmamışsındır. Sen Rabbini unutmuşsundur. Rabbini sen unuttuğun için Allah seni unutur. Sen Rabbine sırtını dönmüşsündür. Sen Rabbine sırtını döndüğün için O sana sırtını dönmüştür. Sen bir yerde büyük konuşmuşsundur. Kibirlilik yapmışsındır. Allah senin burnunu sürtmeye kalkmıştır. O yüzden yapmış olduğun kibirliliği bul. Allah'a tövbe et. Allah'a yüz sür. Allah'a secde et. Allah'a yalvar yakar. Ben nerede yanlış yaptım de. Ben nerede eksiklik yaptım de. Ya Rabbi beni affeyle. Ya Rabbi beni muhafaza eyle.
Ya Rabbi nerede bir şataat yaptıysam, nerede bir şatafatta bulunduysam, nerede senin hoşuna gitmeyecek bir amelde, bir fiiliyatta bulunduysam, beni affeyle, beni affeyle ki bu başımdaki musibeti başımdan kaldır, başımdaki bu sıkıntıyı kaldır diye dua etmeliyiz. Çünkü öbür türlü bütün insanlık veya Müslümanlar bir kabız haline düşecekler. Hani hadisi kudside duanız olmasaydı ne işe yarardınız dedi. O zaman madem ki dua bir şeyi değiştirmeyecek, o zaman dua etmek ne işe yarar diye insanoğlu kalkar bunu söyler. Bu meseleyi toparlamamız gerekirse, evet dua etmek kazayı def eder. Bakın kazayı def eder, dua etmek belayı def eder. Dua etmek, zikretmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek, iyi amellerde bulunmak, salihlerle beraber bulunmak, zikir alakalarında bulunmak merhamettir, rahmettir, berekettir, lütuftur, ikramdır.
Her türlü beladan, müsibetten, sıkıntıdan, günahlardan arınma yoludur. Allah bizi onlardan eylesin. Yine, özür dilerim, İbni Mesud bunu da naklediyor. O da dua ediyor. İbni Mesud malum, sahabenin fıkıhça önde olan alim zatlarından birisi. Ve İbni Mesud dua ediyor. Allah'ım eğer beni saidler arasında yazdın ise, onların arasında bırak. Said kurtuluşa erenler. Hani Fatiha'nın sonunda dua ediyoruz ya, Ya Rabbi bizi salihlerle beraber eyle. Bakın eğer değişmeyecekse, Fatiha'nın sonunda neden Cenab-ı Hak duayı koysun, bizi salihlerle beraber eyle diye. Ve bizleri delalette eyleme.
Fatiha'nın sonunda bu var. O yüzden sakın kaderi değişmez. Cebriye noktasında, kazayı değişmez. Cebriye noktasında algılamayalım. Yani bir kısım eski kitaplarda veyahut da bir kısım bu mesele tam vakıf olamamış kimselerin veyahut da hiziplerin yolların içerisinde bulunanlar cebriyeye düşüyor veya kadereye düşüyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden biz kadere iman ederiz. Kazanın Allah'tan olduğuna da iman ederiz. Ama bunların değişmeyeceğini düşünmeyiz. Ben öyle düşünmem. Ben öyle iman etmem. Allah muhafaza eylesin. Ben duayla, zikirle, yalvarmayla, hani iyi amellerle, salih amellerle Allah'ın insanların üzerinde ve bizim üzerimizde takdir ettiğinin değişeceğine inanırım.
Ha değişmeyeceğine dair hadis-i şerifler var mı? Var. Evet. Onlara da biz bakarken bu minval üzerinde bakacağız. Hani az önce dediğim gibi insanın fıtratının değişmemesi. Yani işte bir erkeğin erkekliğinin değişmemesi. Ne kadar ameliyat olursa olsun, ne tarafını ne kadar kestirirse kestirsin, görüntü olarak ne kadar kadına benzerse benzesin, sonuçta o erkek doğuramayacaktır. Sonuçta o erkek kendi rahim olmayacaktır onda. Kadınlar gibi regil olamayacaktır, yumurtlayamayacaktır. Bir kadın ne kadar erkek olursa olsun, görüntü olarak da ne kadar erkeğe benzerse benzesin, asla onda bir cinsel uzuv olmayacak. Asla bir erkek gibi cinsel uzuv olmadığı gibi, bir erkek gibi de işlev göremeyecek. O zaman hadis-i şerif tecelli ediyor.
Yani kader o zaman fıtratın değişmemesi oluyor. Bir insanın ne yaparsanız yapın, örnekliyorum bunu. Yani gözünün arkasında, beyninin altında, ömür ilinin altında gözü olmayacak. Veya ne yaparsanız yapın, gözü tepesinde olmayacak. Ne yaparsanız yapın, burnu ensesinde olmayacak. Olmayacak bakın. Sebep, Cenab-ı Hak onun kader olarak, onun fıtratını tespit etti. Onun fıtratını oluşturdu ve onu kadere bağladı. O yüzden normalde onun fıtratının değişeceğine inanmayın. Değişmeyecek olan bunlar veya bir kimsenin doğumu. O insanın kendi cüz iradesinde değil. O zaman bizim doğumumuz kader. Bizim kadın veya erkek olarak doğmamız da kader. O yüzden nereden ben kadın doğdum, nereden ben erkek doğdum gibi söylentiler de ne olmuş oluyor?
İsyan oluyor, küfür oluyor. Ve yine İbn-i Mesud'un duasına geliyoruz. Diyor ki, beni saidler arasında yazdın ise, onların arasında bırak. Eğer şakiler arasında kaydettin ise, beni sil, saidler arasına yaz. Şüphesiz ki, sen dilediğini siler, dilediğini sabit kılarsın. Ümmül kitap, senin katındadır. Demek ki, bu hadis-i şeriflerden anlıyoruz ki, kazayı duanın önleyeceği, iyilik etmenin, sılayı rahim yapmanın, Rabbinin öfkesini dindireceği açıkça beyan ediliyor. Ve hem Hazreti Ömer'in, hem de İbn-i Mesud'un dualarından da anlıyoruz ki, lehvi mahvuzda bir şey yazılı olmuş olsa dahi, Cenab-ı Hakk'ın kudret ve kuvvetiyle, rahmet ve bereketiyle onun silineceğini, yenisinin de yazılacağını duyuyoruz.
Ve aynı zamanda da, o sözümün, sohbetin başında söylediğim, Miraç hadisesinde, kalemin cızırtısını duydum, ve kalem hala da yazıp siliyordu, hadisi şerifini asla unutmayacağız. Cenab-ı Hakk yazdığını sadece kendisi siler, sildiğini de sadece kendisi yazar. O zaman, biz böyle bir şey mümkün değil gibi düşünerekten dua etmeyi bırakmayacağız. Böyle bir şey mümkün değil diyerekten iyilik yapmayı bırakmayacağız. Böyle bir şey mümkün değil diyerekten, ümit kapımızı kapataraktan ibadetimizi terk etmeyeceğiz. Kıymetli dostlar, hiçbir zaman ümidinizi kaybetmeyin. Kimler ümitlerini kaybeder? Şeytan kalbine oturduysa, o kimse ümitsizlik loğumuna düşer. Allah muhafaza eylesin.
Hiçbir hastalık yoktur ki, bakın, hadisi kutsi, hiçbir hastalık yoktur ki, Allah onu yaratmazdan önce, devasını yaratmamış olsun. O zaman bize düşen, hastalıklara karşı onun devasını araştırmaktır. Onun devasını aramaktır. O yüzden, ümitsizlik yok. Muhakkak ve muhakkak, bir ümit kapısı var. Sen dua et, sen yalvar, sen Allah'ı zikret. Sen Allah'tan istemeye devam et. O muhakkak duyucu, muhakkak görücüdür. Muhakkak ki, istenilmek onun hoşuna gider. Muhakkak ki, ona yalvarılmak onun hoşuna gider. Hiçbir zaman şunu unutmayın. Biz Fatiha şerifinin sonunda, hep dua ederiz. Bizi inam ettin, ihsan ettin. O peygamberler, o salihler, o veliler, o pir efendiler var ya, evet, bizleri onun yanında eyle, onların yolunda eyle, onlarla beraber eyle.
Amin. Bizleri delalette düşen, sapkınlığa düşen, yani Kur'an ve sünnetten uzaklaşan, Kur'an ve sünnete aykırı hareketler edenler, Kur'an ve sünnetin yasakladığı, her türlü içki, zina, fuhuş, uyuşturucu, eşcinsellik, Allah'ın lanetlediği hal ve hareketlerden, yani delalete düşürdüğü, Allah tanımaz, peygamber tanımaz, kitap tanımaz, hallerden bizleri uzak eyle. Amin. Ve bunun, eğer duanın bir kıymeti olmamış olsaydı, Ümmül Kitap olarak anılan, Fatiha-i Şerif'e de, bu dua olmazdı. ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, yatsı namazından sonra hiç terk etmediği, ve muhakkak yatsı namazından sonra, Bakara'nın son ayetlerini de, inşallah unutmayalım, devamlı okulan.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden, bu, hadis-i şerifler ışığına bakarsak, biz, kaza ve kadere, farklı bir pencere aralamış, farklı bir pencere, koymuş oluruz ki, bu da ayetle, ve hadis-i şeriflerle, ve ashabın davranış biçimiyle, bellidir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden, normalde, biz, asla ve asla, kaza ve kaderin, bu manada, benim dediğim manada, değişmeyeceğine, inananlardan değiliz.
Ha, fıtrat demiyorum bakın, başına gelecek olan, bela ve musibetlerin, sadakayla, yani cömertlikle, bakın sadaka deyince, sadece, para aklınıza gelmesin. Ama zenginler için de, tebessüm etmek değil sadaka. Yani senin parampulun varsa, canım kardeşim, sen öyle tebessüm ederekten, sadaka edeceğim diye uğraşma. Senin parampulun var, sen para vereceksin. Senin ilmin var, sen ilmini yayacaksın. Bir hurmayla da olsa, cehennem ateşi, yarım hurmayla da olsa, cehennem ateşinizi söndürünüz. O yüzden, azat çoka bakmayacaksınız, cömertlik yapacaksınız, etrafınızdaki fakir ve fukaraya, ihtiyacı olanlara, ne yapacaksınız? Merhamet edeceksiniz, onlara bu manada, sadaka vereceksiniz.
İlmi olanlar, kıyıda, köşede, kenarda oturmayacaklar. Evlerini kendince, evlerindeki rahat koltuklarını, kendilerine yurt edinmeyecekler. İlmi olanlar, ama kitap yazaraktan, ama sohbet ederekten, ama ev ev dolaşaraktan, mahalle mahalle dolaşaraktan, ne yapacaklar? İnsanlara ilimlerini yayacaklar, insanlara nasihat edecekler. Devlet başkanının, Kur'an ve sünnette hükmetmesi, cihattır. O da oturacak, Kur'an ve sünnette hükmetecek, insanlara zulmetmeyecek. Kur'an ve sünnetin dışında, bir kanun çıkarmayacak. Kur'an ve sünnetin içerisinde, kanunlar çıkararak, insanların, Kur'an ve sünneti yaşamalarına, vesile olacak. ve onun da, bu meselede, gayreti böyle olacak.
Herkes için ne yapacak? Herkes, hasenat defterini, doldurmaya bakacak. Yani, benim, kaderiyeci, cebriyeciler gibi, benim anlama, cehennemi yazdı, ben cehenneme gideceğim. Benim anlama, cenneti yazdıysa, ben cennete gideceğim. Ne cennetlik amel işlemeye, ne de cehennemlik amel işlemeye, gerek yok. Düşüncesinde olmayacak. Veyahut da, kaderiye'nin, farklı bir, fraksiyonu gibi, ne başımıza gelecekse gelecek, biz rüzganın önünde, kurumuş yaprak misaliyiz, demeyecek. Kendisini makinede görmeyecek, cebriye, kendisini rüzganın önünde, kurumuş yaprak gibi de görmeyecek, bu da ne kaderiye. Biz ikisinin ortasındayız. Biz duamızın, zikrullahımızın, namazımızın, ibadetlerimizin, ehemmiyetli olduğunu, önemli olduğunu, cennetlik amellerin, önemli olduğunu, ve kim cennetlik amel işlerlerse, Cenab-ı Hak onları, cennete koyacağının, vaat ettiğini,
bu ümitle biz, cennetlik ameller işlemeye, gayret ederiz. Kim Allah'a aşık olursa, Allah'ın da ona aşık olacağını, ve Allah'ın ona aşık olduğunda, Allah'ın her şeyine, onun kefil olacağına inanırız. O yüzden biz, kendimizce, kendi darimizde, kaza ve kadere, böyle bakar, böyle iman ederiz. Allah bizi, Kur'an ve sünnet dairesini iyi anlayan, Kur'an ve sünnet dairesini idrak eden, Kur'an ve sünnet dairesini yaşayan, kullarından eylesin inşallah. Madem ki bizim gözümüzde birçok illet var, yürü, kendi görüşünü, dostun görüşünde yok et. Yani bizim zahir gözümüzde, pek çok nefsani hastalıklar var. Bu hastalıklar sebebiyle, biz her şeyin, üç yüzünü göremeyebiliriz. Göremeyiz. ve bu zahir gözle, biz batını da bilemeyiz. O zaman, biz ne bizim, Cenab-ı Hakk'ın, bizim üzerimizde takdirini bilebiliriz, ne de Cenab-ı Hakk'ın, bizim üzerimizde, herhangi bir şey koyduğunu bilebiliriz.
O zaman biz ne yapmamız lazım? O zaman biz, kendi görüşümüzü terk edip, biz, Hakk'ın ve hakikatin yolunda, Hakk'ın ve hakikatin, dairesinde duranların, görüşlerine bakmalıyız. Birinci derecede, Kur'an bize ne diyor? Biz Kur'an'ın görüşüne bakmalıyız. İkinci derecede, Hz. Muhammed Mustafa, sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ne diyor? Biz onun görüşüne bakmalıyız. Üçüncü derecede, biz imamların, fıkıh imamların, hakayet imamlarının, görüşlerine bakmalıyız. Dördüncü derecede, biz üstadımızın, görüşlerine bakmalıyız. Biz kendi görüş ve reyimizi, hak ve hakikat görüp, kendi görüş ve reyimizi, kendi dairemizde, ilahlaştırmamalıyız.
Mesele din ise, o zaman, dinin görüşü bellidir. Ne yazık ki, son dönem, veya ilk dönem, hiç önemli değil. İnsanların büyük bir çoğunluğu, kendi görüşlerini ilahlaştırmasıdır. Bilhassa, cahil ve avam insanlar, kendi görüşlerini ilahlaştırırlar. O yüzden, bizim gözümüzde, dünya, kalbimizde dünya sevgisi vardır. kalbimizde bizim Allah ve Resulünün sevgisi oturmamıştır. Oturmadığı için, bizim görüşümüzde bulanıklık, bizim görüşümüzde eksiklik, noksanlık vardır. Ve bizim görüşümüzdeki bulanıklığı ve eksikliği, biz fark edemeyiz, nefsimize uyduğumuzdan dolayı. Hani, Kur'an ve sünnete itaat eden, Kur'an ve sünnetten ilham alan kimselere, itaat eden bir kimse, bu meselede yanılgıya düşmekten kurtulur.
Cenab-ı Hak da zaten ayet-i kerimede, Allah'a itaat et, Resulüne itaat et, sizden olan emir sahiplerine itaat edin diye, bize yolumuzu çizmiş. O zaman, biz, dini bir meselede, veyahut da dünyevi bir meselede, bizi ilgilendiren bir meselede, kendi heva ve hevesimizi ilahlaştırırsak, kendi nefsaniyetimizi ilahlaştırırsak, bizim yolumuz sapar. Ve biz, çok büyük illetlere, çok büyük dertlere düçar oluruz. Ama, biz, Kur'an'a, sünnete, imanların iştahatlarına, velilerin görüş ve düşüncelerine, hani, siz bilmiyorsanız, zikir ehline sorunuz, ayet-i kerimesi mucibince, biz eğer, buralara, müracaat edersek, o zaman, görüşümüz aydınlanacak, yolumuz aydınlanacak.
Bir şey, hoşumuza gitmeyebilir çünkü. Biz, hoşumuza gitmeyen, hani, nefse bu, zor gelir, nefse zor gelince, nefis oradan geri döner. Nefsin, hoşuna gitmeyen şeyler, böyle, insanlar için, zul gibi gelir. Oysa, bizim nefsimize, hoşuna gitmeyen, nice, hakikatler vardır. O, hakikate, rahm olmak, o, hakikate tabi olmak, nefsi ezip, şeytanı, def edip, o, hakikate tabi olmak, bizi her türlü, dünyevi ve, uhrevi sıkıntılardan, kurtarır.
ama, ne yazık ki, insanoğlu, kendi nefsaniyetini, heva ve hevesini, ilahlaştırdığından dolayı, Kur'an ve sünnetin, imamların iştahdının, ve aynı zamanda, velilerin, bakış ve görüşünü, terk ediyorlar. Terk edince de, ne yazık ki, başları beladan kurtulmuyor, gözleri karanlıktan, kalpleri de, nifaktan, ne yazık ki, sıyrılmıyor. Oysa, Bakara 216, hoşunuza gitmediği halde, cihat üzerinize, farz kılınmıştır diyor. O zaman, bakın, bir şey, hoşumuza gitmiyor. Cihat etmek, hoşumuza gitmiyor. Malımız da, cihat etmek, hoşumuza gitmiyor. Canımız da, cihat etmek, hoşumuza gitmiyor. İlmimiz de, cihat etmek, hoşumuza gitmiyor. Biz, heva ve heves, hoşumuza gidiyor.
Evin köşesinde, oturmak, hoşumuza gidiyor. Bu gece, zikrullah var, hadi ya evde, ben zikrullah yapayım. Hoşumuza gitmiyor. Evden dışarı çıkıp, zikrullah yapmak, üç kişi, beş kişi toplanıp, Allah'ı zikretmek, hoşumuza gitmiyor. Allah'ı zikirle, hemhal olmak, hoşumuza gitmiyor. Ve evimizde oturarak, zikrullah alakasına, oturmadan, dervişlik yaptığımızı zannediyoruz. Ve kalkıyoruz, kendi kendimize, hoşumuza gitmeyen, ibadetleri, hoşumuza gitmeyen, bize sıkıntı veren, o fiilyatları terk edip, heva ve hevesimizin hoşuna giden, şeytanın hoşuna giden, bir hal ile halleniyoruz. Nerede haram işleniyor, nerede düğün, dümbek var, biz oraya gidiyoruz. Ama zikrullah var, zikrullah olunca da, biz çeşitli bahaneler üretiyoruz biz.
Nerede düğün, dümbek var, nefsimizin hoşuna giden bir şey var, nerede lüks restoranlarda, yemek yemek var, nerede bilmem, hangi beş yıldızlı, beş boynuzlu otellerde, tatile gitmek var, bunlar bizim nefsimize hoş geliyor. Ama nerede zikrullah var, nerede sohbet var, bizim nefsimizin hoşuna gitmiyor. Bu sefer ne yapıyoruz biz? Nefsimizin hoşuna gittiği yerlere gidiyoruz. Bir zamanlar öyle demişlerdi, biz denize gidiyoruz, bikinilerimizde giyiyoruz, hiç kimse olmuyor bizim orada. Allah'ta mı yok dedim, sizi görmüyor mu orada? Kadının göbek deliğiyle diz kapağı arası, kadınlara da haram. Kadın kadına olsa da haram. Nasıl gidersiniz? Bu nasıl bir dervişlik?
Bu nasıl bir dervişlik? Heva ve hevesinize düşmüşsünüz. Ümmeti Muhammed yangınlar içerisinde, yanarken heva ve hevesine düşmüşsün sen. Ümmeti Muhammed'in kanı akarken, Ümmeti Muhammed'in canı yanarken, Ümmeti Muhammed paramparça olurken, Ümmeti Muhammed her an, her yerde, her tarafta sıkıntının içindeyken, sen zevkü sefada olacaksın. Bu nasıl müminlik ya? Bu nasıl müminlik? Bu nasıl müminlik ki, senin kardeşin cayır cayır yanarken, sen sefada olacaksın. Hoşumuza gitmiyor. Cihad etmek hoşumuza gitmiyor. Malımız da cihad etmek hoşumuza gitmiyor. O malı çünkü sen kazandın. Senin kafan çok çalıştı. Senin öyle kafan çalışıyor, öyle akıllısın, öyle akıllısın.
Aklın padişahlısın sen. Allah yok çünkü orta yerde. Nefsinin hoşuna öyle gidiyor. Ve sen öyle ilim sahibisin, öyle ilim sahibisin, öyle ilim sahibisin ki, senden başka halin yok. Herkes gelsin senin kapına, senden öğrensin. sen öylesine şeyhsin, öylesine şeyhsin, öylesine şeyhsin ki, ağırdaş yerinde yakışır deyip, oturacaksın köşede. Herkes gelecek senin elini öpecek. Sen öylesine büyük alimsin, öylesine büyük şeyhsin sen. Allah muhafaza eylesin. Kibir, sen öylesine büyük dervişsin ki, bütün dervişler gelip senin elini öpecek. hatta hal sende var, kal sende var, sen ne diyorsun ya sen? Gözünü kapattın da, bütün alem senin gözünün önünde. Senden başka büyük derviş yok.
Sen otur köşede. Ya orada avamallığı zikretsin. Onlar çok da zikredecek daha ya. Sen ne yapacaksın? Sen evinde otur. Sen evinden ayrılma. Öyle ya. Sen koltuğundan ayrılma. Olur ya o koltuğa bir başkası oturur. Allah muhafaza eylesin. hoşumuza gitmiyor o mücadele etmek. Koşmak hoşumuza gitmiyor. Yoruluyoruz çünkü ya. Ay çok yoruldu arkadaş ya. Yol gitti ya. Kolay bir şey mi ya? Ya biraz da evinde otursun ya. Bir nefeslensin. Evde eşi yok mu onun? Evde çocuğu yok mu? Onların da hakkı var. Otur evde. Oh ala ya. Büyüt göbeğini de. Her tarafını büyüt. Otur evde sen. Sen açları düşünme. Sen dervişlik yapma. Sen sufilik yapma. Sen zikrullahı yapma. Sen dersini çekme.
Sen namazı kılma. Ama dervişlik de en önde ol sen. Sen git. Üstadın önünde böyle bir otur. Yap. Her şeyi kap git sen. Bizde böyle. Hoşumuza gitmiyor. Mücadele etmek. Cihad etmek. Koşmak. Koşuşturmak. Ter akıtmak. Para akıtmak. İlmini akıtmak. Hoşumuza gitmiyor. Biz beş yıldızlı oteller gibi evlerimizde baş köşede oturacağız. Bizim müminimiz öyle olacak. Allah muhafaza eylesin. Oysa Cenab-ı Hakk ayeti kerimede devam ediyor. Bakara 216. Bir şey hoşunuza gitmediği halde sizin için hayırlı olabilir. Sizin cihad etmek hoşunuza gitmeyebilir. İlminizle amil olmak hoşunuza gitmeyebilir. Siz kapı kapı insanların önünde tevazu edip onların hor ve hakir bakışlarının önünde Allah'ı anlatacağım demek hoşunuza gitmeyebilir.
Gideceksin şimdi orada 3-4 kişi var. Aman cahil. Sen alim insansın. Sen iyi dervişsin. Onlara şimdi dervişlik anlatacaksın. Adam sana tepeden bakacak. Nereden geldin diyecek. Yine mi geldin diyecek. Yemek mi istiyor diyecek. Su mu istiyor diyecek. Kesin para ister bizden diyecek. Kesin işte arabasına ondan sonra benzin dolduracak diyecek. Kesin ima edecek. Bana para verin diyecek. Aman ya. Ya gittin ne yapmaya gideyim sohbet edeyim onlara ben şimdi ya. Kıymetimi mi biliyorlar diyeceksin. Sen köşede oturacaksın. Sen ağa adamsın. Sen derviş adamsın. Sen mürşid adamsın. Sen şeyh adamsın. Sen alim adamsın ya. Allah Allah. Sen zengin adamsın canım kardeşim.
Herkes senin kapına gelsin. Aman işte hacı baba. Anaman hacı abi. Aman abi. Aman kardeşim. Senden iyi mümin yok. Senden iyi kimse yok. Biraz bizim derneğimize yardım et. Bizim biraz vakfımıza yardım et. Sen biraz bizim işte. Gideceğiz bir de onun elinde. El avuşturacaklar senin önünde. Sen böyle kibirleneceksin. Sen böbürleneceksin. Müslümanların doğru yapmadıklarını. En doğrunun sen olduğunu. Müslümanların iyi olmadıklarını. Dervişlerin iyi olmadıklarını. Hepsinde sen kötüleyeceksin. Ondan sonra diyeceksin. Alın bu beşleri de hadi bakayım. Hadi orada çalışmalarınızı devam edin. Ama kendinizi düzeltin. Sen zengin adamsın ya. Senin kafan çok çalışıyor.
Sen çok kafası çalışan adamsın. O yüzden herkes senin önüne gelmesi lazım. Sen nesin ki ya? Sen makam sahibisin bir de. Aa tabii. Sen milletvekilisin. Sen belediye başkanısın. Sen meclis üyesisin. Sen önemli bir partinin önemli bir üyesisin. Sen il başkanısın. Sen ilçe başkanısın. Sen yönetim kolundasın. Olur mu ya? Herkes senin etrafına gelecek. Herkes gelecek. Benim şöyle bir işim var. İşimi halleder miymişsin? Böyle bir şeyim var. Bunu halleder misin? Sen kibirleneceksin. Sen böbürleneceksin. Sen tepelerde dolaşacaksın. Sen sıra dağları sen yarattın. Tabii. Ya sen. Senin yanına gelirken 118 tane kapıdan geçmesi lazım. Sen öylesin çünkü. Allah muhafaza eylesin.
İşte bunlar. Bunları terk edip böyle düşünmemek. Allah için tevazu sahip olmak. Allah için Allah yolunda koşturmak. Bizim nefsimizin hoşuna gitmeyebilir. Ama o Allah katında önemlidir. o hayırlıdır. Biz bilemeyiz. Ki Allah da kitabında bunlar beyan etmiş. Bir şey de hoşunuza gittiği halde sizin için kötü olabilir. Bir şey hoşuna gidiyor. Sen zikruluğa alakasına gidip oturmuyorsun. Evde oturuyorsun. Tek başına böyle la la illallah la la illallah hanım da bakıyor ya. Arada böyle hıh yapıyorum. Bir de sallıyorsun. Hanım bakıyor böyle. Vay bizim beye cezbe geliyor diyor. Veya kadın örtüyü kafasından aşağı salıyor.
Adam orada ya. Böyle kadın bir hıh yapıyor. Adam diyor ki Vay ya bizim hatun cezbe geçiriyor. Çok iyi bir insan. Nefse ağır geliyor. Gidip orada dergah temizlemek. Evine gelen çocukların temizliğini yapmak. Tabii dervişler geldi evine batırdılar. Vay senin halıların battı ya. Şu dervişlerin çocukları katmayacaksın içeri. Şu dervişleri katmayacaksın içeri. Şu dervişlerden uzak olacaksın ya. Tamam. Hep dervişler böyle zaten. Allah muhafaza eylesin. Küfre düşersin. Küfre. Dervişlere laf söyleyen ehli zikre laf söyleyen ehli zikri küçük gören kalbi mühürlenir de gider. Kalbi mühürlenir de gider.
Allah muhafaza eylesin. Velilere laf söyleyen velilere laf söyleyen velilere düşmanlık yapan kalbi mühürlenir gider. Yemin etsem başım ağrımaz. Velilere laf söyleyen velilere düşmanlık yapan ve buradan tövbe etmeyen vallahi de billahi de kalbi mühürlenir de gider bu dünyadan. Dervişlerin dervişliklerine zikirlerine ve zikre halakayı zikre laf söyleyen küçük gören vallahi de billahi de kalbi mühürlenir de gider bu dünyadan. Allah muhafaza eylesin. Bakın Enfal 43 Hani o vakitler Allah sana uykunda yani rüyanda onlara ağız gösteriyordu. Eğer Allah sana onları kalabalık gösterseydi korkacaktınız ve savaş konusunda anlaşmazlığa düşecektiniz.
Fakat Allah böyle bir şeyden sizi uzak tuttu çünkü o gönüllerde yatanı da bilir. Bakın Peygamberine bu neyle alakalı Bedir'le alakalı. Peygamberine Cenab-ı Hak rüyasında rüyasında düşmanları az gösteriyor. Düşmanları zayıf gösteriyor. Aynı şekilde de Enfal 44 de diyor ki yine onları sizin gözünüzde az gösteriyordu. Sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. düşmanların da gözünde Müslümanlara az gösteriyordu. Müslümanlar düşmanlara bakıyordu. Az düşmanlar Müslümanlara bakıyordu. Onlar da az görüyordu. Ne zamana kadar? Ta ki Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir esir getirdi sahabeler. Bir köle onu zorladılar onların ağzından laf almak için o bir türlü ağzından laf alamadılar.
Konuşmadı o. Peygamberin hikmeti peygamberin mucizesi peygamberin peygamber olduğunun göstergesi getirin onu bana dedi getirdiler. O kimseye dedi ki günde kaç deve kesiyorsunuz? O da dedi ki on deve. Hemen Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri hesapladı. Dedi ki on deve yüz kişi yer. Demek ki karşıda bin kişi var dedi. Müslümanlar altı yüz kişiydi. Evet. İşte demek ki senin hayır bildiğinde şer şer bildiğinde hayır olabilir. Bir şey sana az veya iyi gösterilebilir. Bir şey sen çok iyi görüyormuş gibi olabilirsin. Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak bizleri böyle olmaktan korusun.
Cenab-ı Hak bizim gözümüzdeki gözümüzdeki o bulanıklığı kaldırsın inşallah. Sohbeti burada keseceğiz. İnşallah vakti saati gelince iki üç gün öncesinden yayınlarız. İnşallah o yayınladıktan sonra kaldığımız yerden devam edeceğiz. Devam edeceğimiz yer bizim görüşümüze bedel. Onun görüşü ne güzel bir karşılıktır. Bütün maksatları onun görüşünde bulursundan inşallah devam edeceğiz. Allah'tan bir şey gelmezse 924-23 922 bendeki kayıt inşallah. Oradan devam edeceğiz. Allah izin verirse inşallah.
şimdi sorularınıza bakacağız inşallah. Selamünaleyküm çocuklarımızı uyuturken tevhid çekip zikrullah yapar gibi diğer esmaları da çekiyorum.
Diğer esmaları çekmek doğru olur mu? Yoksa yalnız tevhid mi çekeyim? Cumanız mübarek olsun demiş kardeş. Demek ki bugün öncesinden yazmış. Devam et canım kardeşim. Tevhid çek diğer esmaları da çek hiçbir sıkıntı yok. Karaca Bey'den selamlar ve aleyküm selam. Bu da eski sorumu yeni göndermişler herhalde.
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki sizden birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve bu nehirde her gün beş kere yıkansa acaba üzerinde hiç kirli kalır mı? Ne dersiniz? Bu hal dediler. Onun kirlerinden hiçbir şey bırakmaz aleyhissalatü ve sellem. İşte bu beş vakit namazı misalidir. Allah onlar sayesinde bütün hataları siler buyurdu. Yüce Mevla'nın namazlarının kurallarına riayet ederek vaktinde kalan ve kabul olunan tüm günahlardan aranan kullarından eylesin inşallah. Amin. Bunun için mi yazdın canım kardeşim? Buraya soru soracağız ya. arkadaşlar lütfen böyle cuma tebriği işte internetten böyle bir yazılar çiziler hani böyle var ya resimli şeyler.
Yapmayın canım kardeşim ya. Soru soracaksanız sorun. Burayı da perişan ediyorsunuz ya. Selamünaleyküm. Benim babam ve abim genç kızken çalıştırıp elimdeki parayı hep aldılar. yıllarca böyle devam etti. Evlenirken de çeyizime bir iğne bile bir takı takmadılar. Bunun günahı var mıdır? İçimden helal etmek gelmiyor. Allah muhafaza eylesin. Keşke böyle olmasaydı. Demek de iyi değil. Yani ne yazık ki bazen anne babalar gerçekten farklı bir zaruret içerisinde oluyorlar. İşte çocuklarının çalıştıklarıyla beraber hep beraber toplanıyorlar. Bir şey yapıyorlar. Böyle yapınca da mesela işte bir ama kız ama oğlan çocuğu bu konuda eziliyor.
Anne baba çocuklarının arasında mal paylaşımını sermaye paylaşımını düzgün yapamıyor. Bunlar doğru değil. Mesela işte örneğin işte ben öyle aileler biliyorum. İşte ailede işte örneğin iki tane veya üç tane çocuk var. İşte anne baba var. Ama herkes çalışmış, çabalamış, bir şey ortaya çıkarmışlar. Sonra bu paylaşılırken çocuğunun birisine hiçbir şey vermeme örneği. İşte şimdi buradaki gibi yani ben işte bütün genç kızdığım zamanda çalıştım, çabaladım ondan sonra ailem benim çalıştım, çabaladım paraya el koydu veyahut da işte aile bunu aldı ee ben evlenirken bana hiçbir şey yapmadı. İşte bu doğru değil. Onu telafi etmeleri lazım sonradan.
Allah iyi etsin inşallah. Bir bayanın başka bir bayana senden hoşlanıyorum demesi diğerinde bunu çok tatlı bulması sürekli el ele tutuşmaları birbirlerine yarim diye hitap etmeleri normal midir? Bu Hz. Mevlana ve Şemsi Tebrizi Hazreti'nin yaşadığı gibi bir sevgi midir? Ölçü nasıl olmalıdır? Bu kimselere nasihatimiz ne olmalıdır? Birini severken ölçülü sev. Hadis-i Şerif'i hiç unutmayalım. Bir de böyle hani cıvıklaşması yapış yapış olması çok hoş değil. Ne erkek erkeğe ne kadın kadına belli bir ölçü dairesinde olması belli bir böyle mesafe dairesinde olmasında fayda var.
Ben senin yerinde selamun aleyküm aleyküm selam ben senin yerinde olsam bu kan hakkında şöyle davranırdım şöyle yapardım şöyle söylerdim demek eleştirmek midir yoksa nasihat midir? Yani bunu böyle söylemek çok hoş değil bence nasihat edin. Bir meselede doğruyu biliyorsanız Kur'an sünnet dairesinde Kur'an sünnet dairesinde nasihat edin. ben şöyle yapardım demeyin. Bu normalde bir tek işte peygamberler böyle alimler veli kimselere bunlar müsaade edilmiş. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm biz biz 6 yıl önce hisseli ev aldık arsa tapulu ev 75 metrekare ama ev gözükmüyor tapuda arsa gözüküyor 25 metrekaresi bize ait 50 metresi üst kata ait yani ev iki katta biz birinci katta oturuyoruz üst kattakiler çatı bize ait diyorlar kavga çıkarmaya çalışıyorlar çatıyı yaptırmak istiyorlar biz de karşı çıkıyoruz ne yapmamız gerekiyor bize yardımcı olur musunuz
bir yol gösterin olmaz çatı ortak olması gerekir yani normalde iki katlı bir evin çatısı ortak olması lazım ikiye bölün selamun aleyküm izniniz olursa bir sorum olacak derviş her gördüğü rüyayı üstadın anlatmalı mıdır bunun kıstası nedir örneğin içinde sizin bulunduğunuz tüm rüyaları size bildirmeli miyiz bunda illaki böyle olacak diye bir kaydı yok olursa iyi olur selamun aleyküm bir bunları bodruma indirme demek suç oluyor avazı çıktığı kadar bağırıyor adam öldürüyorlar diye daha önce de olmayan bir olaydan polise suç duyurusu
yaptı ben de evi terk ettim mahallede rezil oluyorum ikinci soru doğum sonrası kız kardeşi çocukları emzirirken hastanede üstüne denk geldim eşime niye emzirir benim rızam benim rızam yokken üçüncü soru annesinin kocası ben izin vermediğim halde benim evime usta getirip iş yaptırıyor polis şikayetinden önce uzaklaştırma aldım şimdi eve gelmiyor diye şikayet eder yani normalde bir kadının bunları bodruma indirme erkek bunu söylediği zaman avaza çıktığı kadar bağırması ve polise suç duyurusunda bulunması doğru değil
bu söylenildiği burada yazıldığı gibiyse kadın burada günahı kebari işlemiş doğru hareket yapmamış tabiri caizse suç işlemiş ikinci soru doğum sonrası kız kardeşi çocukları emzirirken hastanede üstüne denk geldim eşime niye emzirir benim rızam yokken bu da doğru değil çünkü çocukların çocuklar babaya ait baba süt kardeş edinip edinilmemesine babanın hükmetmesi lazım bu da doğru değil babanın bu noktada müsaadesinin alınması lazımdı üçüncü soru annesinin kocası ben izin vermediğim halde benim evimi usta getirip iş yapıyor
bu da doğru değil kadın kocasının izni olmayan kim olursa olsun onu evine alması caiz değil polis şikayetinden önce uzaklaştırma aldım şimdi eve gelmiyor diye şikayet eder demek ki sen uzaklaştırma aldıysan kim kimden uzaklaştırma aldı tam anlayamadım demek ki birisi şikayet edecek sen ondan önce davrandın demek ki selamun aleyküm rüyanda çok tuhaf bir şey yaşadım gökyüzü ve yeryüzü arası gibi bir yerdeyim avazım çıktığı kadar bağırarak la ilahe illallah diyorum bir kez ve bir mertem gibi rüzgar esinti sesiyordu içimin tahmin edemeyeceğim
kadar ferahladığını hissettim gözüm açtığımda sabah ezanı bitmek üzereydi hala da etkisindeyim rüyanın devam et la ilahe illallah selamun aleyküm geceniz hayır yolunuz nur olsun rüyamda çok sıkıntı duyduğum üzüldüğüm bir durumda yine ağlayıp kahrolürken siz bembeyaz bir şekilde geldiniz ve çenemden yukarı kaldırıp sol gözüme nazar ettiniz ne buyurursunuz Allah mu'inin olsun tevhide devam et inşallah selamun aleyküm geceniz hayırlara vesile olsun amin sorum şu kişi vesveseden nasıl kurtulabilir çok basit kişinin vesveseden
kurtulması her vesvese geldiğinde la ilahe illallah Muhammedun Resulullah deyip tevhide devam edecek vesvesenin ilacı bu biraz daha şunu yapabilir uzun bir şekilde eşhedü en la ilahe illallah ve eşhederne Muhammeden abduhu ve resuluhu deyip tevhide devam eder cehennemde vücudun büyüsün ta ehli imana yer kalmasın şemseddin sivası cihar yarigüzün sayfa 25 selamun aleyküm hayırlı geceler Hz. Ebubekir Efendimizin iman ehli üzere olanlara ettiği bu dua iman ehlinin alt ve üst derecesi ne kadardır ölçüsü var mıdır bizde kendimizce
iman ehli kimseler üzerine böyle bir dua etmemiz caiz olur mu kendini o dairede o noktada görüyorsan et sizin bahset selamun aleyküm sizin bahsettiğiniz değişen kader lehf-i mahfuzda yazılan mıdır ilm-i ilahide yazılı olanları değiştirir mi Allah bu değişen lehf-i mahfuzla alakalıdır ilm-i ilahiyle alakalı değildir kaderin bir tecelliyatı vardır yani ilm-i ilahidedir zatındadır onu normalde oradan sudur eder lehf-i mahfuzda lehf-i mahfuzdan sudur eder şehadet alemine bu üç tecelliyattır bu üç tecelliyatın iki tecelliyatı
değişkenler selamun aleyküm gün geçtikçe nefsim artmaya başladı terk ettim ve terk etmeye çalıştığım huylarım alışkanlıklarım eskisi gibi olmaya başladı sahip olduklarımı beğenmemek gibi hallerim çoğaldı çok gergin ve sinirliyim bakıyorum normal olan bir şeye dahi sinirlenmiş oluyorum bakıyorum da Kur'an-Sünnet yolunda yürümek isteyen bir insanın yapmaması gereken davranışları sergiliyorum bu durumu nasıl düzeltir ne yapmam gerekir bana nasihat edip yol gösterir misiniz Allah razı olsun hakkınızı helal edin size layık
evlat olamadım estağfurullah yani bunun yolu belli bunun yolu başka bir şey değil herkes Kur'an ve Sünnet'e sımsık yapışacak ve bu yazdıklarınızda kendi hastalıklarınızı tespit etmişsiniz zaten bir kimse hastalığını tespit edebiliyorsa bu güzel bir şey erdemlilik o zaman tedavisi çok basittir zaten örneğin işte alışkanlıkların eskisi gibi olmaya başladıysa Kur'an ve Sünnet'e sımsıkı yapış o alışkanlıklarını terk et gerginsen o zaman gerginliğini terk et Kur'an ve Sünnet tarihisinde dur insanlara gerginlik yapma inşallah
selamun aleyküm dergaha ilk başladığım zamanlar sizinle istişare etmekten ve soru sormaktan çekinmiyordum ama şimdi soru sormak ve sizinle bir şey istişare etmekten çok çekiniyorum bu çekingenlikten nasıl kurtulabilirim bak ne güzel sormuşsun kurtuluyorsun işte bunda bir sıkıntı yok sorabilirsiniz istişare edebilirsiniz hiçbir problem yok nefis ve şeytan işte edep ettirir sorma rahatsız etme işte ne bileyim şunu yapma bunu yapma bunların hepsi de nefis ve şeytandır Allah muhafaza eylesin selamun aleyküm Allah ile iletişimde
neden Kur'an okumak dua etmek değildir namaz ön plandadır namaz müminin miracıdır yani iletişim hem Kur'an okumakla hem dua etmekte hem zikir etmekte hem de namaz kılmakta da vardır illaki namaz kılmak demek değildir her vaktin bir ibadeti vardır yani sufi vaktin çocuğu budur ya öyle olunca sufi için her vakit iletişim kurma vaktidir namaz vaktinde hızla namaz kılmak Ramazan geldiğinde oruç tutmak Pazar siparişembe oruç tutmak insanın günlük virgini yapması ayrıca işte namazın haricinde boş zamanlarında Kur'an-ı Kerim
okuması Allah'ı zikretmesi hepsi de var Allah kalplerini mühürledi insanları niçin cehennemle cezalandırıyor mühürletmesinler kalplerini Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışsınlar hem nimet vermiş hem nimetine gark etmiş onlar da kendilerince nimetin karşılığını versinler Allah muhafaza eylesin selamun aleyküm sohbette belirttiğiniz hoşunuza gitmese de sizin için hayırlıdır konusuyla hadis-i şeritlerden belirtilen niyet konuları benim kendimle alakalı çelişkiye düşmeme sebep oluyor bir şey yaparken istemediğimde o yaptığım şeyi
bana daha fazla zarar verdiğini düşünüyorum zaman zaman örneğin son zamanlarda tesettürle alakalı çok zorlanıyorum ama sen açılırsan söylediğin her şey boşa gidecek seni döndürmeye çalışanlar tesettürüne laf söyleyen haklı çıkacak nasıl yaparsın diyorum bu seferde sen Allah için kapalı kalmayı düşünmüyorsun demek tesettürüne devam etmene samimi değil diyorum bunları nasıl birbirinden ayıracağız nasıl kendimizi dengeye oturtturacağız bu sonradan söylediğin her şey heva ve hevesini nefsini sende alıp verdiği şeyler tesettür Allah'ın farzı kadınlara farz erkeklere farz o zaman biz tesettür Allah farz riayet ederiz yani tesettüre girdim işte bunu yaptıktan sonra istemediğim bir şeyi yaptım zarar görüyorum bu doğru bir şey değil Kur'an ve sünnetin emrettiği şeyleri yapmak bize fayda verir bize zarar vermez Allah'ın yasakladıklarını yapmak bize zarar verir Allah bir şeyi yasaklamış biz onu yaparsak o zaman asıl zararı görürüz o yüzden biz Allah için yaşarız Allah için namaz kılar Allah için tesettüre riayet eder Allah için haramlara helallara
riayet ederiz Allah için heva ve hevesten uzaklaşırız Allah için şeytanın vesvesesinden uzaklaşırız Allah için Allah'ı zikrederiz Allah için Allah'a tövbe ederiz Allah için Allah'a namaz kılarız kendimizi böyle disipline edersek bir sıkıntımız kalmaz inşallah bir kadının kocasına ismiyle hitap etmesinde bir sakınca var mıdır bununla ilgili hadis olduğu söylenir hükmünü öğrenebilir miyiz ben okumamışım herhalde o yüzden bazı böyle eski alimler kadının kocasına işte ismiyle hitap etmesinin uygun olmayacağına dair bazı
şeyler okumuştum ben de hadis okumadım hiç ama ben okumadım diye yok diye bir kaide yok ama kadının kocasına ismiyle hitap etmesinde bir sakınca yok Hz. Ali radiyallahu anh zaman zaman gönlünüzü dinlendirin çünkü gönül yorulduğu zaman körleşir buyurmuştur gönül nasıl dinlendirilir tefekkür etmek Allah'ı zikretmek herkes gönlünü başka türlü dinlendirebilir sufinin en güzel dinlenme gönlünü dinlendirme yeri Allah'ı zikirdir müminin rüyası uykusunda Rabbinin kendisine söylediği bir sözdür eyvallah her rüya böyle midir
salih rüyalar böyledir salih rüyalar Cenab-ı Hak'ın kuluna rüyasında hitap etmesidir çoğu zaman kendimi içinden içimden kelimeyi şehadet ederken buluyorum sonra tevhid etçe veriyorum kimi zaman salavat oluyor o zaman da tevhide çeviriyorum böyle yapmam doğru mu doğru bunda sıkıntı yok biz tevhide devam edeceğiz ama kendiliğinden dilimizde gönlümüzde değişik esmalar ve dualar olduysa bunda bir sıkıntı yok asıl zaten kelime-i tevhidin tecelliyatı o biz kelime-i tevhid ederken kendimizden geçip bir duaya başka bir esmaya geçtiysek
o zaman asıl manamız bizim o perdede tecelli etmiş o zaman bunda bir problem yok ve rahmani olan bizim çünkü cüz-i irademizin dışında bu ilahi iradenin tecelliyatı bu harika bir şey kendimize geldik tevhide devam yine bebekte de nefis var mı var bebeği büyütürken onun nefsini de büyütüyoruz evet eğer öyleyse onun nefsinin terbiyeli olması için ne yapmalı her daim yanında helallar yaşanmalı ibadetler edilmeli bebek de çünkü namaz kılığını görecek Allah'ı zikredeni görecek ve böylece onun nefsi de bebeklikten itibaren
Kur'an ve sünnetle tanışacak aşina olacak Kur'an okunurken namaz kılar gibi tesettüre dikkat edilmeli midir evet bir kadın evinde Kur'an okurken tesettürlü olmak zorunda mıdır evet selamun aleyküm bir süre önce annemle Kütahya'da kırklar olduğu söylenen bir yeri ziyaret etmiştik annem çok etkilenmişti rüyamda siyah çarşaf giymiş yüzlerini görmedim birileri hızlıca çoğalıp geldiler ben korktum bir ses bana korkma olanlar kırklar dedi Allah sizden razı olsun Allah mübarek etsin selamlar 36 yaşında bir erkeğim 20'li yaşlarda
çok eşi aradım uygun birini bulamadım şimdi evim işim param var ama evliliğe karşı soğuk bakıyorum evlen evlenmemeyi evlenmemeyi seçmek istiyorum dinimiz bu kararı bize bırakır mı bırakır mı yoksa vebali nedir evlenmemek evlen evlenmeyi istememek bir ya o kimse mahcurludur sıkıntılıdır ondan sonra böyle evlenmeye muhtedir değildir o zaman o kimse evlenmeyebilir ama mahcurlu değilse işte ne bileyim böyle bir problemi yoksa maddi manevi evliliği engel teşkil edecek herhangi bir şey yok ise onun evlenmeme yolunu seçmesi
uygun değil o yüzden evlenmek için koşturacak evlenmek için mücadele edecek evlenmek için gayret edecek Allah onlardan eylesin cümlemizi bütün peygamberlerin sünneti çünkü bir tek İsa Aleyhisselam evlenmedi ehli sünnete göre bazı Hristiyan teologlara göre evlendi yani işte çarmıha gerilmediği için havarilerden birisi çarmıha gerildiği için daha doğrusu havarilerden bu hain olan çarmıha gerildiği için İsa Aleyhisselam oradan kurtuldu sonra gitti işte evlendi çocukları oldu bazı Hristiyan teologlara göre öyle ama biz
öyle inanmıyoruz İsa Aleyhisselam çarmıha da gerilmedi İsa Aleyhisselam Cenab-ı Hak bizim bilmediğimiz kendi katına aldı tekrar ahir zamanda yeryüzünde yine indirecek onu ve yeryüzünde indirip Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazreti'nin getirmiş olduğu dine İslam dinine biat edecek evlenecek ve çocuklar olacak o yüzden sünnet yine bütün Peygamberlerin sünneti tamam olacak biz inşallah bütün kardeşlerimiz erkekler de bayanlar da evlenmek için mücadele edecekler koşacaklar evlenmeyi kolaylaştıracaklar evlenmeyi
kolaylaştıracaklar biz Kur'an sünnet daresinde inşallah imamların iştahı daresinde evlenmek için mücadele edeceğiz ve evleneceğiz selamun aleyküm hocam güneşi doğudan doğuran batıdan batıran Rabbime şükürler olsun bu kurban bayramında imam bir gibi hazretlerini ziyaret ettim ve manevi havasını soludum düşünceleriniz bu Allah dostu hakkında nedir tavsiye edebileceğiniz bir kitabı var mıdır özellikle başlangıç için imam bir gibi hazretleri o bölgenin kutbu ne güzel onu ziyaret etmiştiniz onun tarikatı Muhammediye'de
bir kitabı var inşallah onu okuyabilirsiniz Allah mübarek eylesin inşallah çok gevezeyim nerede ne konuşacağımı da ölçüp tartamıyorum kendimi bu konuda disiplin etmek istiyorum nasıl bir yol izlemeliyim az uyumak az konuşmak az yemek Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünneti bir kişi bir tarikata bağlanacaksa şeyhini nasıl seçer dervişlerin manevi halleri nasıl olur dervişler şeyhini manevi hallerde görür mü ve bir derviş ya da müslüman komşuluk ilişkisi nasıl olur siz önce bir tarikata bağlanmayı
kendi kendinize niyet edin niyet ettikten sonra kendinize bir dergah arayın ve bir üstadı üstad bulmak için istişare edin istihare yapın inşallah bir üstadla buluşun Rabbim yolunuzu ve kapınızı açsın inşallah benim kaza oruçlarım var kadir gecesi gibi günlerde tutarken kazayım niyet etmeliyim kadir gecesi ramazanın içerisinde kadir gecesinde zaten kadir günü oruçta oluyorsunuz onun için hayır etten kazaya niyet etmeniz söz konusu olmaz ama pazartesi perşembe gibi nafile oruçlarınızı kaza orucu olarak tutarsınız bir de
Kuşehir'i Risale-i okuyorum orada geçen bir hikayede birisi veli bir zattan dua istiyor o da diyor ki senin için bu yol varsa sana zaten bu dünyada gelmeden veliler pirler peygamberler dua etmişler yoksa da benim şimdi dua etmem bir anlamı yok genel olarak kaderiye karşı bir kitap ama bu hikayeyi anlayamadım nasıl anlamalıyım bu tip hikayeler olabilir Kur'an ve sünnete bakarız imamların iştahına bakarız selamun aleyküm devlet teşkilatındakiler hediye kabul etmesin dediniz ben öğretmenim öğretmenler gününde çocuklar
ufak tefek bir şeyler bunları okumuştum herhalde ya evet bunları okumuştuk değil mi hatırladın mı evet selamun aleyküm biraz yırtılmış bir pantolonla namaz veya ders çekilir mi namaz için tesettür farz o yüzden kadınların namaz için tesettürü ayak bilek kemikleri el bilek kemikleri yüz hariç örtülü olacak selamun aleyküm bir akrabamın
eşi bugünden sonra dünya hayret bacımsın seni kardeşimden farsız göremiyorum demiş fakat arılmayıp barışmışlar kadın soruyor şimdi benim nikahım duruyor mu bir de çocuklar olmuş bu olayın üstüne eşi hiçbir şey dememiş sormaya çekindiği için sorar mısın dedi anlayamadım hiç bir akrabamın eşi bugünden sonra dünya hayret bacımsın seni kardeşimden farsız göremiyorum demiş heee eşine diyor böyle sen dünya hayret bacımsın kardeşimden farkım farsız göremiyorum demiş fakat ayrılmayıp barışmışlar kadın soruyor şimdi benim nikahım
duruyor mu diye bir de çocuklar olmuş bu olayın üstüne eşi hiçbir şey dememiş sormaya çekindiği için sorar mısın dedi bunu normalde sen benim dünya hayret eşimsin dediğinde dünya hayret benim kardeşimsin bacımsın deyince bir talak olur o yüzden eee veyahut da eee bunu benim mümin kardeşimsin mümin bacımsın niyetiyle söylediyse bir talak olmaz boşamak kastıyla söylediyse bir talak olmuş olmuş olur o yüzden eee geri döndü rücu ettiyse eee bir sıkıntı yok zaten geri dönmüş rücu etmiş bir sıkıntı yok burada anlatılan anladığım kadarıyla
bir insanın başka birini takıntı haline getirmesi ya da saplantılı bir hale getirmesi ölçüsü ne olursa olsun karşısındaki insanı rahatsız ediyorsa nasıl davranılması gerekmektedir yani karşımdaki insanın beni saplantılı ya da takıntılı haline getirmesi hususunda nasıl davranmam gerekmektedir bunun ölçüsüne bakılır yani ölçüsüne göre dikkat edecek eğer karşıdaki kimsenin ölçüsü haddi aşıyorsa canım kardeşim bu kadar takıntı bu kadar saplantı iyi değil deyip onu uyarması lazım mesela bu gerçekten bazı kimselerin psikolojileri
bozuk bu psikolojileri bozuk olduğunun kendileri de farkında değil bu kadın kadına veya bir kadının erkeği takıntılı ve saplantılı bir şekilde böyle rahatsız edercesine davranışlarda bulunuyorlar bunu zaman zaman ben de maruz kalıyorum böyle şeylere mesela bunlar mesela karşıdaki kadın o da kadın az önce vardı ya böyle işte sen benim yârimsin deyip böyle işte el ele tutuşmaklar yana yana yanak yana olmalar böyle sanki sapık vari bir noktaya gidiyormuş gibi saplantılı ve takıntılı veyahut da işte bir kimse böyle işte
illaki onu arayacak onun halini hatırını soracak yani bu sevdiğinden yapıyormuş gibi görünüyor aslında saplantılı takıntılı saplantı halinde zaman zaman mesela işte yani benim de rahatsız olduğum böyle saplantılı takıntılı hareketler var onu çok sevdiğini zannediyor kimse yani severek yaptığını düşünüyor aslında saplantı var takıntı var yani böyle bir noktaya gidiyor Allah muhafaza eylesin uyarıyorsun uyarım uyarılmaktan da hoşlanmıyor uyarılmak da istemiyor yani o seviyor ya seni takıntısını sevgi gibi görüyor saplantısını
sevgi gibi görüyor ve takıntı ve saplantısını sevgi gibi görmesi sıkıntı zaten yani seven kimse karşısındaki insanı rahatsız eder mi etmez rahatsız ediyor yani sevdiğini söylüyor 800 sefer arıyor bir arkadaşa saydırdım yani sevdiğini söylüyor 830 sefer aramış bir günde yani sevdiğini söylüyor saydım birisinin 120 kusur tane mesaj yazmış bir günde bunlar takıntı saplantı yani sevdiğini söylüyor kendince yazıyor boyuna cevap yazmasan da yazıyor bir de cevap yazmadın diye kızıyor örneğin takıntı bunlar pislişik gerçekten
pislişik psikolojik rahatsızlığı var insanların yani bu koronada daha da rahatsızlıklar arttı kadınlarda arttı erkeklerde arttı farkında değil insanlar ve gün geçtikçe de bu pislişik psikolojik takıntılar saplantılar rahatsızlıklar devam ediyor ve acı bir şekilde devam ediyor daha da sıkıntılı bir şekilde devam ediyor Allah muhafaza eylesin doğru değil bunların böyle sevgiymiş gibi görülmesi de hiç doğru değil selamun aleyküm dua ederken başta üstadımızı eşimizi sevdiklerimizi bütün ümmeti muhammedi sıratı müstakimden
ayırma demek güzel bir dua şekli mi muhakkak ki dua duadır lef-i mafaza yazılan her şey ilmi ilahiden mi gelir evet lef-i mafaza yazılan bütün her şey ilmi ilahiden coşar kopar gelir seller gibi selamun aleyküm hayırlı geceler bazen vesvese geliyor kendimi boşluğa düşmüş gibi hissederim namazlarımda dersimde kendimi terbiye etmeye çalışıyorum duanızda bana da yer verir misiniz inşallah Allah muaynin olsun Rabbim hayırlısı versin inşallah Cenab-ı Hak en aynı yöne çevirsin Cenab-ı Hak boşluk göstermesin inşallah hiç
kalbinizde her daim Allah'ın zikri Allah'ın muhabbeti sevgisi eksik olmasın inşallah senin ve cümle kardeşlerimizin inşallah selamun aleyküm günümüzde insanların din bilgisi çok zayıf ve buna ilave cemaatleri istismar eden kişilerin çok olması bunun neticesinde cahil kişilerin dervişleri velileri olur olmaz konuşmalarına şahit oluyorum ne kadar anlatsam da görüşlerine görüşleri aynı oluyor bu kişilerin zamanımızın karanlık oluşuna mukabil cahillikleri Allah'ın dinle bir mazeret olabilir mi imanlarını kurtarmaları açısından
ben bir mazeret olacağını düşünmüyorum çünkü ne yazık ki Cenab-ı Hak'ın vaadi hükmü açık selamun aleyküm hayırlı geceler rüya hakkında dersliler rüyalarını bana anlatsın demiştiniz numaranızı Allah'ım bilir miyim her şu günaha
girdiğimde şu kadar bağış yapacağım demek doğru mudur hayırlı geceler o zaman günaha girdiğinde şu kadar bağış yapacaksın ne yapacaksın malının tamamını mı bağışlayacaksın ben her günaha girdiğinde yüz bin lira yüz lira bağış yapacaksın ne olacak yüz lira bin lira ne olacak bin lira hadde bakalım her gün akibare girdimde malımın yarısını vereceğim diye aldatmayın kendinizi hocam selamun aleyküm kişi mürşidini nasıl bulmalı nasıl aramalı aracaksın yola çıkacaksın aracaksın nerede bir kimse var gideceksin bakacaksın
edeceksin görüşeceksin konuşacaksın halakasına katılacaksın Allah'a yalvaracaksın bana bana rüyamda göster diyeceksin daha önce arayanlara bakacaksın daha önce bulanlara soracaksın nasıl aramışlar nasıl bulmuşlar hocam selamun aleyküm geçenlerde bir evliya türbesine gittim dua ettim istekte bulundum bunda sakınca var mı evliyadan istediysen var sakınca ne kadar istesem de bir türlü zikrullah'a kendimi kaptırıp gidemiyorum aklım kalbim zikrullah'ta hep başka yerlerde aklım kalbim zikrullah'ta hep başka yerlerde kalbi anlamda
diri canlı ve heyecanlı olmayı çok istiyorum ama hep bir duranlık var donuk bir haldeyim bundan nasıl kurtulabilirim Allah'ı çok seveceksin Resulü'nü çok seveceksin Üstadını çok seveceksin çok tevbe edeceksin tasatuk edeceksin iyilik yapacaksın insanlarla hoş geçineceksin Allah'a yıkaracaksın sanki aklımı kalbimi ve bütün maddi manevi cihazatlarımı bir uyuşukluk kaplamış nedenini çözemiyorum çok tevbe et Allah'ı çok çok zikret Allah bizi onlardan eyvesin inşallah selamun aleyküm peygamber efendim sallallahu aleyhi ve sellem
manem bizimle beraber bunu kardeşlerin gördüğü rüyalardan biliyoruz sorum onun peygamberlik vazifesi hala devam ediyor mu bence ediyor yani bizim iyi ya da kötü hallerimiz onu üzer mi ya da doğru kelime tam ne bilemedim o bizim hallerimiz onu nasıl etkiler muhakkı ümmetinin kötü halleri onu üzüyor selamun aleyküm birinci sorum ara ara sürekli yaptığım her zikruların Allah için olmadığını düşünüyorum tavsiyeniz nedir bu şeytanın vesvesesi Allah'ı zikretmeye devam et öyle kendi kendine ben bunu böyle Allah için olmadığını
düşünmek şeytanın direk vesvesesi kendi kendini ateşe atma ikinci soru etrafımdaki dervişler kadar sizi sevemediğimi düşünüyorum bu da beni çok üzüyor çöküyorum hiç kimsenin sevgisi kimsenin sevgisine benzemez herkesi Allah için sev yoluna devam et ben mürşidim için istihar etmiştim rüyamda mürşid kendisindendi bir arkadaş dedi ki insanın kendisi mürşid olmaz bir tarikat önerdi onun için istihar ettim sonu muhtarun ile biten bir ayet ile uyandım Yasin suresinde geçiyor ama anlam veremedim siz ne dersiniz devam et istihareye ve
istişareye aramaya devam et canım kardeşim selamun aleyküm Allah zülcelal hazretleri arz halkını zulmette yarattı sonra onların üzerine nurundan bıraktı bu nur kimlere isabet ettiyse iman etti isabet etmeyen delalette kaldı artık yeni bir şey olacak değil yazılanlar meydana gelecek ravi hazreti ibni ömer yine başka bir hadiste de birisinin cennete girmesine bir mızrak kala cehenneme tam cehenneme bir mızrak kala cennete gideceğinden bahsediyor bu hadisleri cebriyeye bağlayabiliyor bu hadisleri nasıl anlamalıyım bu hadisler
normalde kendilerince kendince uzun bir mesele bunu yine bir kader kaza meselesinde bunları yorumlarız bu uzun bir mesele sorularınız bitti inşallah şimdi tevhidi çekip gecemizi sonlandıracağız hakkınızı helal edin Cenab-ı Hak inşallah en kısa zamanda tekrar ama zahiren toplanaraktan sohbet ve zikrullah etmeyi ama yine canlı yayında buluşmayı nasip ve müasserser eylesin inşallah eftali zikr fa'ale mennehu la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe el fatihama
selavata amin ecmin inşallah en yakın zamanda buluşmak ümidiyle Allah gecenizi hayırlı eylesin Cenab-ı Hak hayırda zikirde muhabbette Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmakta bir ve beraber ve azimli eylesin geceniz hayırlı olsun selamun aleyküm teşekkür ederim ya guys park büyük apa teşekkür או así
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.