Mesnevi Şerîf Şerhi (1730.Beyit) ALLAH İLE KONUŞMAK 23.09.2023
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 24 Eylül 2023 · 1:33:16
Önzü bellâhimineşşeytanirracîm, Bismillahirrahmanirrahîm, Eftâni zikr-ı fâlemennâhû, La ilâhâhe illâhâ. Hammedan Resûlullah, cemiyen enbiya'yı vel mürselîn, velhamdülillâhi rabbil âlemîn.
Selâmünaleyküm. Aleykümselâm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Amin. Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Amin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i, Kur'an ve sünnet-i seni anlayıp yaşamayı nasip eylesin. Amin. Cümle ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Amin. Hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Amin. Cümlemizi inşâAllah aff-ı mağfiret eylesin. Amin. Cenab-ı Hak katından hidayet nasip eylesin. Amin. Katından dinini anlama incelini versin. Amin. Rabbim kalbimizin ferasetini açsın. Amin. Feraset nuruyla hem kalbimizi hem aklımızı nurlandırsın. Amin. Allah bu geceki sohbeti de hem bana doğru anlatmayı, sizi de doğru anlamayı nasip eylesin.
Amin. Biraz bu akşamki sohbet tabiri caizse böyle aviyane tabirle bir insanın kafasındaki telleri yakacak sohbetlerden. O yüzden hem siz böyle iyi dikkatli dinlerseniz, ben de inşâAllah sizin dikkatinizin yüzü sürmetine dikkatimi dağıtmadan inşâAllah bu sohbetin içinden çıkmayı Cenab-ı Hak nasip eylesin. Amin. Hazreti Pir'in en önemli özelliklerinden birisi böyle devasa ciltler dolusu kitapla anlatılacak olan şeyleri bir beytte vurup geçmesi. Hani beyti vurmuş geçmiş demiş ki arkadan gelenler bunu tabiri caizse anlamak için bir hayli uğraşsınlar demiş. Kitaplar devşirsinler, ansiklopediler devşirsinler bunu anlamak için ancak öyle işin içinden çıkabilirler ya da İvm-i Ledin olan kimse bu işin içinden çıkar demiş atmış kenara.
Bizim payımıza da bu düşmüş yapacak bir şey yok. En son harf ne oluyor ki sen onu düşünesin? Harf nedir? Üzüm bağının çitten duvarı. Geçen hafta bunu anlatmıştık. Harf nedir ki? Üzüm bağının çitten duvarı. Yani bir üzüm bağı var etrafını da siz kelimelerle, harflerle çit çekmişsiniz. Yani giremiyorsunuz. Neden? Harften dolayı. Etrafı çit çevirili. Hazreti Pir vuruyor şimdi. Harfi, sesi, sözü birbirinden vurup parçalayayım da seninle bu üçü de olmaksızın konuşayım. Yani harfsiz, sözsüz, sessiz, seninle konuşayım. Harf yok, ses yok, harf yok, ses yok, söz yok.
Allah'la konuşayım diyor. Şimdi bir kıyamet kopardıydık Allah rüyada görülür diye. İkinci kıyamet, Allah'la konuşulur. Harfsiz, sessiz, sözsüz. Çünkü Allah vardır. Var olan bir şey görüldüğü gibi var olan Allah konuşur. Allah konuşmaz değildir.
Allah görünmez de değildir. Allah hem rüyada görülür hem de zahirende görülür. Rüya olması şart değildir. Allah sıfatlarıyla ayan beyandır, açıktır. Allah'la lafsız, kelamsız, sözsüz de konuşulur. Konuşulmaz diyenler Allah'ı tanımadıklarından, bilmediklerinden Allah'a yakın olmadıklarındandır.
Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'inde değişik ayetlerde semaya vahyetmiştir. Göklere yani. Yani göklere konuşmuştur. Arza, yani toprağa arza vahyetmiştir. Yani arzla konuşmuştur. Cenab-ı Hak meleklerle konuşmuştur. Meleklere vahyetmiştir. Meleklerle konuşmuştur. Cenab-ı Hak arıya vahyetmiştir. Arıyla konuşmuştur. Cenab-ı Hak Hz. Musa'nın annesine konuşmuştur. Ona vahyetmiştir. Ve Cenab-ı Hak, İsa'nın annesine, Meryem'e konuşmuştur. Ona vahyetmiştir.
Cenab-ı Hak, İsa Aleyhisselam'ın havarileriyle konuşmuştur. Onlara vahyetmiştir. Cenab-ı Hak aynı zamanda da bütün Adem'den itibaren bütün peygamberlerine vahyetmiş, onlarla da konuşmuştur. Hatta peygamberleriyle hem melek vasıtasıyla vahyetmiş, konuşmuş, hem de peygamberlerine bizatihi direkt kalplerine vahyederekten konuşmuştur.
Bunlara baktığımız zaman Cenab-ı Hak demek ki varlığın hemen hemen kapsayan her şeye vahyetmiş, her şeyle konuşmuştur. Bunu arıza deyince, arzın bütün içerisi, sema deyince, semanın bütün hepsi, arıya deyince, işte meleklere deyince, bütün mükevanatın her perdesindeki varlıklara ve varlığın bütününe konuşmuş, vahyetmiş.
Allah bütün insanlarla da konuşur. Kafir, mümin, münafık, peygamber ayırt etmeksizin Allah kullarıyla da konuşur. Bütün kullarıyla konuşur. Çünkü Cenab-ı Hak bir ayet-i kerimede nefse iyiliği ve kötülüğü vahyeden, öğreten der. Demek ki bizim nefislerimizde iyiliği de kötülüğü de konuşan, iyiliği ve kötülüğü bize söyleyen, anlatan içimizde o ses Allah'a aittir.
Allah kesintisiz, ayrımsız, yaratmış olduğu bütün kullarına konuşur. Şura ayet 51 Bir insan için Allah'ın kendisiyle konuşması olacak şey değildir. Meğer ki bir vahiy ile veya perde arkasından yahut bir elçi gönderip de izniyle dilediğini vahyetsin. Muhakkak o Ali'dir, hakimdir. Şura 51 Allah Kur'an'ında insanlarla, kullarıyla nasıl konuştuğunu beyan ediyor. Bir, vahiy olarak konuşuyor. Ayırt etmiyor. Bütün kullarına vahy ediyor. Vahiy ile, kullarıyla konuşuyor. İki, perdenin arkasından konuşuyor. Bir şeyin arkasından konuşuyor.
Üç, elçi ile konuşuyor. Elçi gönderiyor. Meleklerden birisini gönderiyor. Cebrail Aleyhisselam'ı gönderiyor. Örneğin, peygamberler için. Cenab-ı Hak ayet-i kerimede dört, üç şekilde konuşacağını söylüyor. Mustafa Özbağ, buna bu perde arkasından konuşmaya alt bölüm açayım, rüyayla da konuşuyor Allah. Ben bunu dördüncü şey olarak alacaktım ama diyecekler ki ayete sen ekleme mi yaptın, onu perde arkasından konuşmak olarak kendimce koydum.
Bu ne? Bu kişinin rüyasında salih rüya görmesi. Burayı aşacağım sonra size. Demek ki ayet-i kerimeye göre Cenab-ı Hak kullarıyla üç şekilde konuşuyor. Bugüne kadar konuşmaz denilen Allah, Kur'an'ında insanlarla üç perdeden konuşacağını beyan ediyor. Konuşuyor Allah sizinle. Allah size şah damarınızdan daha yakın çünkü. Allah şah damarımızdan daha yakın olduğu için Allah her dem bizimle konuşuyor. Her dem. Biz farkındayız veya farkında değiliz. Birincisi, Allah ne eyledi? Vahiy ile konuşuyordu. İşte bu vahiy bir insana sadece peygambere değil bakın, bir insana vahiy göndererekten peygamberlerde olduğu gibi, bunun altını çiziyorum, peygamberlerde olduğu gibi Allah kullarıyla kalplerine vahiyederekten konuşur.
Bunu biz peygamberlerle konuşmasını, normal kullarla konuşmasını ayırt etmek için edeben ilham demişiz. Ama bunun karşılığı vahiydir. Fakat peygamberlere inen vahiy ile normal kullarına gelen vahiy birbirine karıştırmayalım diye, Allah'ın kullarına biz gelen vahiy tırnak içerisinde ilham olarak nitelendirmişiz. Öyle isimlendirmişiz.
Ama Cenab-ı Hakk sonuçta kullarına direkt vahiyetmiş mi? Vahiyetmiş. Ayet, Kasas ayet 7. Kasas ayet 7. Musa'nın annesi, oğlunun öldürülmesinden korkar. Çünkü Firavun, Firavun ev ev Musa'yı öldürmek için askerlerini seferber etmiştir. Firavun'un etrafındaki sihirbazlar, büyücüler, Musa'nın öldürülmediğini Firavun'a her gün söylerler.
Firavun'a her gün söyleyince Firavun'un saltanatı yerle bir olacaktır. Yerle bir olacağı için, yerle bir olacağı için Firavun askerlerini emreder. Bugünkü tabirle, kaza, köy, kasaba, nerede bir erkek çocuğu var ise hepsini de katlettirir. Rivayet edilir ki, o sene 7 bin çocuk doğmuştur erkek çocuk. 7 bin çocuğu da katletmiştir Firavun. Erkek 7 bin çocuk katledilmiştir. Ama hala da Musa sağdır. Ve Musa'nın annesi, benim kendi çocuğu bulunacak ve o da katliama uğuracak diye korkar. Allah, ayet-i kerime açık, biz Musa'nın annesine şöyle vahyettik. Dikkat edin.
Biz Musa'nın annesine şöyle vahyettik. Çocuğu emzir, başına bir şey gelmesinden korkunca da onu hemen sandığa koyup nehre bırak. Sakın korkma, mahzun da olma. Şüphesiz ki biz onu sana geri döndüreceğiz. Ve onu peygamberlerden yapacağız. Daha henüz çocuk, çocukken annesine Cenab-ı Hak vahyediyor. Ne yapacağını Musa'nın annesine, Cenab-ı Hak kalbine vahyederekten söylüyor. Demek ki, demek ki Allah peygamberlerinin haricinde kullarıyla konuşuyor. Onlara vahyediyor. Onun gönlüne dilediğini koyuyor. Bakın ayet de sabit. Allah başka kimlerle konuşuyor böyle?
Bunlar bakın peygamber değil. Havarilerle konuşuyor. Kim? İsa'nın havarileriyle konuşuyor. Ve havariler biliyorsunuz, on tane İsa Aleyhisselam'ın dostu. İlk iman edenler İsa'ya. Ama ondan bir tanesi de İsa Aleyhisselam'ı gambazlayan, satan bir tanesi. Ama on tane havari var. On tane havari yine. Maide Suresi Ayet 111. Allah havarilerle konuşuyor. Allah havarilere vahyediyor. Hani havarilere bana ve Resulüme iman edin diye vahyetmiştim. Demek ki Cenab-ı Hak havarilere de direkt vahyediyor. Havarilerle konuşuyor.
Havariler peygamber değil. Peygamber olmamasına rağmen, Rabbim havarilerle vahyederekten konuşuyor. Demek ki burada vahyi için bir kimsenin peygamber olma şartı yok insanlar içerisinde. Ha demek ki Allah kullarıyla konuşur mu? Konuşur. Allah'ın bir sıfatı nedir? Kellim, konuşan demek. Kelime demek. Allah konuşan, Allah susan değil. Allah konuşuyor. Meryem'le konuştu. Musa'nın annesiyle konuştu. Havarilerle konuştu. Daha başka ayeti kerimeler de var. Allah kullarıyla konuştu. Vasıtasız konuştu.
Perdesiz konuştu. Bakın vasıtasız bir melek olmaksızın Allah kullarıyla konuştu. Bir melek olmaksızın, bir perde olmaksızın Allah kullarıyla konuştu. Bu birinci konuşma şekliydi. Peygamberleriyle de böyle konuşuyor. Normal kullarıyla da konuşuyor. Kardeş seninle de konuşuyor. Her daim konuşuyor. Senin nefsine vahyediyor. Senin nefsine vahyediyor. İyiliği de, kötülüğü de sana vahyediyor. Bu kötü diyor, sana söylüyor bunu. Sen o sesi susturuyorsun kendinde. Yanlışı sana söylüyor.
Sen o sesi kendin susturuyorsun. Hatayı sana söylüyor. O sesi sen susturuyorsun. Neyle? Unutarak Allah'ı. Neyle? Günah-ı kebairle. Neyle? Kibirle. Neyle? Kendini bir şey zannetmekle. Neyle? Kulluğun gerektirdiği gibi yaşamamakla. Allah ne yapıyor? Ya da diyor ki, veya perde arkasından vahyeder. Demek ki bir perdenin arkasından vahyediyor. Nasıl vahyetti? Bunu da Musa Aleyhisselam'da görüyoruz. Ne yaptı Musa Aleyhisselam'ı? Bir ağacın arkasından vahyetti. O zaman ağacın arkasından vahyettiğinde, ağacın arkasından vahyetti. Ve bu konuda Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri diyor ki, bakın, perdenin arkasından Musa Aleyhisselam'la konuştuğu gibi, sahabeden de konuştuğu var.
Sadece Musa'ya konuşmuyor böyle. Bakın, Musa Aleyhisselam'la işte, bazı rivayetlerde zeytin ağacının arkasından, bazı rivayetlerde bir ateşin arkasından, rivayetler farklı burada. Onun arkasından konuştu mu? Her cevap konuştu. Dikkat edin. Allah Resulü, Cabir İbni Abdullah'a, Allah-u Teala bir perde arkasından olmaksızın, hiç kimseyle konuşmamıştır. Ancak, o senin babanla yüz yüze konuştu. Cabir'in babası Uhud'da şehit olanlardan. Demek ki, bir sahabenin babasıyla da, ne yapmış? Perde arkasından olmaksızın, ne yapmış?
Konuşmuş. Allah, Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri diyor. Demek ki Musa'yla, bunu neden aldın bu hadis-i şerifi? Bunun arkasından geleceğin beyi, çünkü, telleri yakacak olan bir beyi. Demek ki, Musa'yla, perdenin arkasından konuşan Allah, sahabeden bir zatla, perdesiz konuşmuş. Perde olmaksızın konuşmuş. Yahut bir elçi gönderip de, izniyle dilediğini vahyetsin. Hani, bu da ne? Cenab-ı Hak Cebrail Aleyhisselam'ı ne yaptı? Peygamberlere, peygamberliklerini vahyetti. Ne yaptı? Cebrail Aleyhisselam'la, kitaplarını indirdi. Ne yaptı? Bir elçiyle, elçiyle, onlara, onlarla konuştu.
Onlara vahyetti. Ali İmran, ayet 42, melekler de şöyle demişti, ey Meryem, şüphesiz ki Allah seni seçti, ve tertemiz kıldı, ve seni, alemlerin kadınlarına üstün kıldı. Bir melekle ne yaptı? Meryem'le konuştu. Demek ki, sadece peygamberlerine konuşmadığı, bir elçiyle. Dikkat edin. Kimle? Meryem'le de konuştu. Neyle? Melek gönderdi. Melek ne yaptı? Meryem'e, Allah'ın emrini, Allah'ın ona karşı olan, sözlerini ilettiler. Neydi? Ey Meryem, şüphesiz ki Allah seni seçti, ve tertemiz kıldı. Buna ayrı bir, bap açılır, açarız bir gün, Meryem annemizle alakalı. Biz, Meryem annemizi tam, tanımıyoruz.
Meryem annemiz, kadın velilerin başı gibidir. Hani bana sorarlar, bazen, işte kadınlardan veli olur mu? El cevap olur derim ben. Kadınlardan veli olur mu? El cevap olur derim. Neden? Hz. Meryem'dir. Hz. Hatice'dir. Hz. Fatıma'dır. Hz. Aişe'dir. Rabiyet-ül Adeviyye'dir. İşte kadın, hatta bir kısım ulema, Meryem'i nebi noktasına bile getirirler. Ehli sünnet tabii, büyük çoğunluğu bunu böyle kabul etmez.
Meryem annemiz, ama velidir. İşte ne diyor? Cenab-ı Hak, melekleriyle, onunla konuştu. Demek ki, melekleriyle, sadece peygamberleriyle de konuşmuyor. Meryem annemiz veli statüsünde, demek ki velilerle de konuşuyor. O zaman üç tane konuşma, bir, direkt gönlüne vahy ederekten, peygamberlere, Allah'ın velilerine, Allah'ın kullarına da ne yapıyor? İlham ediyor. İki, perdenin arkasından, bir şeyi perdeliyor, onun arkasından. Üç, bir, melek vasıtasıyla konuşuyor. Şimdi, geldik, bu vahiy ile alakalı. Bununla alakalı, İmam-ı Nesefi'nin, çok güzel bir ayrımı var, bu meselede.
Nesefi, vahiyi sınıflandırıyor. Nesefi'ye göre, vahiy iki ayrılır. Özel anlamda vahiy, genel anlamda vahiy. Özel vahiy, peygamberlere özgüdür. Genel vahiy ise, evliya ve asfiya'ya mahsustur. Bu anlamdaki vahiye, ilham da denir. İlham kelimesinin, çıkış noktalarından birisi bu. Şimdi, önemli soru şu, vahiy almak için, peygamber olmayı, gerektirir mi? Asıl önemli soru bu. Akaid noktasında, vahiy sadece, peygamberlere midir? Bu, geliş noktasına bakarsan, hayır. İmam Maturidi, diyor ki, hayır, vahiy almak için, peygamber olmak, gerekmez.
ya, hemen, İmam Maturidi, not düşüyor. O, Hz. Musa'nın, annesiyle ilgili, ayetlerde geçen, vahiy tabirinin, Resul olmayı, gerektiren vahiy olmadığını, aksine, kalbe bir bilgi, yerleştirme manasında, ilham, olduğunu, söylüyor. İmam Maturidi. Bunu da, not olarak, altına alayım, Maturidi'nin, normalde, geçtiği gibi, Fahrettin Razi'nin de, tefsirinde, böyle geçiyor bu mesele.
Ha, şimdi, Fahrettin Razi, üzerinde değişik tartışmalar, olabilir. Ama, İmam Maturidi'de, bu kesin. Ve, İmam Maturidi, diyor ki, vahiy almak için, vahiy almak için, peygamber olmanız, gerekmez. Allah, kullarında da vahyedar. İmam-ı Nesefi, Maturidi çizgisinde, bunu, tabiri caizse, teknikleştiriyor, bu sözü, bu manayı. Diyor ki, vahiy iki türlüdür. Bir, özel vahiydir ki, peygamberleridir. Diğeri de, ondan sonra, genel anlamda, vahiydir, buna biz ilham diyoruz, diyor. Buna biz ilham diyoruz. Evet, peygamberler olan vahiy, özel vahiy, diğerlerine olan vahiy ise, ilham niteliğinde. Ayrıştırıyoruz, karıştırmamak için.
Birisi kalkar, siz, işte, velilere gelen, ilhamı da, peygamberlere gelen, vahiy gibi algılıyorsunuz, der diye, biz de, ilham olarak, bunu nitelendiriyoruz. İmam Nesefi de, bunu böyle nitelendirmiş. O zaman, Hz. Meryem'e gelen, vahyi, biz ilham olarak, nitelendireceğiz. Veyahut da, Cebrail, aleyhisselam, bazen derviş kardeşlerimiz, Zikrullah da, Cebrail, aleyhisselamı, görür, hal olarak.
Hamd olsun, erkeklerden de, bayanlardan da, Cebrail, aleyhisselamı, hal olarak, veya rüyalarında, gören kardeşler var. Onların, Cebrail, aleyhisselamı, görmesi, veyahut da, Cebrail, aleyhisselamla, konuşması, onları peygamber etmez. O, bir ilhamdır. Ama, normalde, mesela, peygamber etmez, örnekliyorum bunu. Dıhye geldi ya, Dıhye geldi, Dıhye'yi, oradaki sahabeler, gördüler mi? gördüler. Ve, Dıhye geldi, insan suretinde, Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretlerine, iman nedir, İslam nedir, ihsan nedir, kıyamet ne zaman kopar, alametleri nelerdir, gibi, sorular sordu. Allah Resulü, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretleri, onları cevaplandırdı, o çıktı gitti.
Allah Resulü, sallallahu aleyhi ve sellem, hazretleri sordu, sahabeye. Gelen kimdi? Soruları soran, dediler ki, Dıhye'ydi. Allah Resulü dedi ki, hayır, o Cebrail kardeşimdi dedi. Size dininizi öğretmeye geldi. Sahabenin, Cebrail'i görmesi, onları peygamber etmedi. Dikkat edin. Cebrail'i gören, bir kimse, peygamber olmaz. Çünkü, her Cebrail aleyhisselamı gören, peygamberliğini ilan ederdi. Kim ilan eder? Şeyhi olmayan ilan eder. Ama, Seyri sülükte, Cebrail aleyhisselamı, görür mü derviş? Evet. Seyri sülükte, dervişe, bu manada, vahiy, tırnak içerisinde, ilham gelir mi?
Evet. İlhama, muhatap olur mu? Evet. Ve, onun için, bu keramet olur mu? Evet. Cebrail aleyhisselamı, görmek keramet olur mu? Evet. E, keramet, bir kimsenin, eğer ki, nebilik davası, nübüvvet davası yoksa, onun için, harikulade bir haldir. Harikulade bir perdedir. Ve, ehli sünnet, şöyle düşünür, şöyle inanır, mucizeler, peygamberlere aittir, kerametler ise, Allah yolunda yürüyen, Allah için oturan, Allah için kalkan, Allah için konuşan, Allah için zikreden, Allah için, yaşayanlar için, birer keramettir.
Evet. Bunun şartı da, budur. Yani normalde, bu manada, kerametler, tekrar söylüyorum, keramet, Allah için konuşan, Allah için yürüyen, Allah için mücadele eden, Allah yolunda koşan, Allah için konuşanlar da, tecelli eder. Bunlar, Allah'ın veli kulları, Allah'ın salih kulları, Allah'ın evliyalarıdır. Keramet, bunların üzerinden, zuhur eder mi? Eder. Tecelli eder mi? Eder. O keramete, bir kimse inanmazsa, küfre düşmüş olur. Birisinden, keramet görünmez diyebilir. Keramet yok diyen, küfre düşmüş olur. Mucize yok diyen, küfre düşmüş olur. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, mucizelerini inkar ediyorlar.
İnkar edenler, küfre düşmüş olur. Evet. O yüzden, normalde, demek ki, Allah, kullarıyla konuşuyor. Allah'ın kullarıyla, konuşmasının önünde, bir engel yok. şimdi geldi, sufileri, en fazla, en fazla, ilgilendiren kısma. Allah, rüya ile konuşur mu? El cevap konuşur. El cevap konuşur. Rüyanın, salih rüyanın, hakikatini inkar edenler, salih rüyayı inkar edenler, rüya ile amel olmaz deyip de tutturanlar, rüyaya ehemmiyet vermeyenler, bu konuda kalpleri donmuş, bozulmuş, akılları ifsad olmuş olanlar, rüyayı inkar eden, küfre düşenler, iyi dinlesinler.
Rüya, Allah'ın perde arkasından konuşmasıdır kuluyla. Bunu aslında ayrı bir bap olarak alacaktım da, fakat bunu perde arkasından konuşmanın içine yerleştirdim, tabiri caizse. Şimdi, bunu normalde ayeti kerimelerle açıklayacağım. Fetih ayet 27, andolsun Allah, peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı kazıtmış, veya saçlarınızı kısaltmış olarak korkmadan, mescide harama gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bildi, ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi. Bakın, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Mekke'nin fethet olunacağını rüyasında görür, rüyasında gördüğü için, Mekke'nin fethiyle alakalı, Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'e, hem seneyi arttır, hem deveyi arttır der.
İddiaya gider ya, Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'in müşriğin birisiyle iddiaya gider. Der ki, müşrikle iddiaya girdim. Der ki, hem seneyi arttır, hem deveyi arttır. Hem seneyi arttırır, hem deveyi arttırır. Allah, ayeti kerimede diyor ki, peygamberin duasını, pardon, peygamberin rüyasını doğru çıkardı. Demek ki, rüyayla, Cenab-ı Hak, peygamberiyle ne yaptı? Konuştu. Şimdi, en enteresanı, ne? Bedir Savaşı. Bu benim çok hoşuma gider. Hani, Hazreti Pir diyor ya, senin sebepleri yakışını çok seviyorum. Sebepleri yakıyor ya, ben senin diyor, sofasiyan gibiyim. Senin sebep yakışını diyor, çok seviyorum.
Bakın, Bedir Savaşı'nda, o kadar böyle, muhteşem bir şey var ki. Nedir bu muhteşemlik? Sahabelere, ve peygambere, sallallahu aleyhi ve selleme, bilhassa sahabelere, kafirleri az gösteriyor. Tabiri caizse, tezgaha bak. Herkes, kafirleri az görüyor, rüyasında. hani o vakitler, Allah sana uykunda, onlara az gösteriyordu. Eğer Allah sana onları kalabalık gösterseydi, korkacaktınız. Ve savaş konusunda anlaşmazlığa düşecektiniz. Fakat Allah böyle bir şeyden sizi uzak tuttu, çünkü o gönüllerde yatanı bilir. Enfant 43-44, peygamber ve ashabı, dikkat edin, peygamber ve ashabına, Cenab-ı Hak rüya yoluyla konuşuyor.
Ne yapıyor? Müşrikleri az gösteriyor. Müşrikleri az gösteriyor. Oysa, müşrikler çok kalabalık. Müşrikler çok kalabalık. Aynı şekilde, müşrikler de, Müslümanları çok az görüyor. Ne büyük tezgah ya. Bunu böyle düşündükçe derim ki, kendi kendime, Cenab-ı Hak öyle bir tuzak kuruyor ki. Müşrini de, Müslümanını da. Evet. Ebu Cehil ne diyordu o sırada? Muhammed ve ashabı bir deve yiyeyim mi? Yani bir lokmacık demişti. Onları öyle az görüyorlardı ki. Sahabeler de onları az görüyordu. Ta ne zamana kadar? Bir tane esir tuttular. Tam savaştan az önce ama. Herkes Bedir'de toplandı. Savaş kızışacak artık.
Bir tane müşrik esir tuttular. Konuşmadı. Hiç kimse konuşturamadı. Tabii dövemiyorlar, sövemiyorlar, eziyet edemiyorlar. İslam böyle bir şey. Esir ama, siz onu konuşturmak için işkence edemiyorsunuz. İslam'da işkence yoktur. Siz birisini konuşturmak için işkence edemezsiniz. Siz mahkuma işkence edemezsiniz. Sorguya aldınız kimseye işkence edemezsiniz. İşkence, İslam dışı bir harekettir. İslam'da işkence yoktur. Siz işkence olsun diye birisini anadan üryan soyamazsınız. İşkence olsun diye anadan üryan soyup onun ayak izlerini de alacağım diye uğraşamazsınız. İşkence olsun diye anadan üryan soyup ellerini böyle yok işte ıslampaya bastıramazsınız.
Anadan üryan soyup ona tazdikli su tutamazsınız. Anadan üryan soyup önden arkadan fotoğraf çekeceğim diye ona eziyet edemezsiniz. İslam bunu yasaklar. İslam ne olursa olsun kafir dayı olsa onun şerefini, onun haysiyetini, onun insanlık onurunu korur. Ama zalimler, İslam'dan haberi olmayanlar, İslam'dan haberi olmayan gavurlar, bizdenmiş gibi görünen gavurlar bu işkenceleri ederler mi?
Evet ederler. Türkiye'de bunlar görüldü mü? Ne yazık görüldü. Yaşandı mı? Ne yazık yaşandı. İşte Bedir Savaşı'nda böyle bir Risini esir aldı sahabeler. Onu konuşturmak istediler, konuşmadı o. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri gayet mülayim. Dedi ki kaç deve kesiyorsunuz günlük yemek için? O da dedi on deve. Allah Resulü bitirdi sorgusunu. Dedi ki bin kişiden fazla bunlar. Bir deve dedi yüz kişi, on deve bin kişi. Hesap bu. Bütün sahabe bunu duydu. Ama artık savaş meydanında var. Geri dönüşleri yok. Ahli İmran, ayet 13. Bu da kafirler için. Göz görüşüyle kendilerinin iki katı kadar görüyorlardı. Yani sahabeler de normalde neydi?
Aslında normalde azdılar. İlk önce onlar da onları az gördü. Ama sonra bir baktılar ki göz görüşüyle. Ya dediler bunlar çok kalabalık. Allah onların kalplerine korku indirmek için sonradan onlara Müslümanları kalabalık gösterdi. Allah bir oyun kuruyor. Bir tezgah kuruyor. Rüyada onlarla konuşuyor. Sen diyorsun ki hani öyle ya. Vay benim bu evliliğim çok hayırlı olacak ister yaptım diyor. Sen bilmiyorsun tezgah girdeni. Hayır bildiğinizde şer şer bildiğinizde hayır vardır. Sen diyorsun ki bu çok kötü. Bir bakıyorsun ki bir başkasıyla evleniyorsun. Çok iyi onunla. Bilemiyorsun. Hayır bildiğinde şer şer bildiğinde hayır var.
Kim ne tezgah düşüyor belli değil. Allah bizi affetsin. Ve Müslümanlar sonradan o kafirlere önceden onlar bir deve yiyinlik diyorlardı. Sonradan iş kızışınca Allah onların gönüllerine korku verdi. Ne yaptı? Onları çok gösterdi. Demek ki Cenab-ı Hak rüyayla da, rüyalarla da kullarıyla konuşuyor mu? Evet mesela Mısır Meliki ile konuştu mu? Konuştu. Mısır Meliki bir rüya gördü. Öyle değil mi? Yani bir başaklar büyüdü. Geldi inek o başakları yedi. O rüyayı bütün rüya tevilcilerine sordu. Bir türlü rüya tevilcileri işin içinden çıkamadı. En son E. Yusuf Aleyhisselam neredeydi? Mapustaydı.
Cezaevindeydi. Dedi ki haber gönderdi. O rüyayı ben tevil ederim diye. Yusuf Aleyhisselam ne yaptı? Rüyayı tevil etti. Rüyayı tevil etmek ne demek? Allah'ın tabiri caizse bugünkü manada mesajını okumak demek. Allah'la konuşmak demek. Rüyayı tabir etmek Allah sana ne dedi? Allah sana ne dedi? Sen anlamadın ya ne dediğini. Sen anlamadın. Aslında Mors alfabesi değil o. Aslında gizli bir şey değil. Onun bir manası var. Ama senin kalbin bu konuda çalışmadığından dolayı senin kalbine rüyanın tevilik inmedi. Gelmedi. Eee o zaman siz bilmediklerinizi ehli zikre sorunuz. İstikametin belli, yolun belli.
Allah seni başıboş bırakmadı. Sana indirilen vahyi, tabiri caizse ilhamı, rüya bir ilhamdır çünkü, vahiydir. Sen onu bir ilham olarak al. Çünkü salih rüya, peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür. Yani vahiydir. Eee sana ilham olarak gelecek. Ne perdenin arkasından öyle ayrıştırdık ya, o zaman o rüya sen gördün, sana onun rumuzu kalbine gelmediyse, sen gideceksin onu zikir ehline soracaksın. Ey İbrahim aleyhisselamın da rüyası var mı? Var. Yusuf aleyhisselamın rüyası var mı? Var. Mesela Yusuf aleyhisselamın meşhur ya, ne yapmıştı?
Ay ve yıldızlar ona secde etmişti, çocuktu daha. Ve rüyasını gitti, Yakub'a babasını anlattı. Ehli zikre olan, ehli zikir olan babasını anlattı. Dedi ki rüyamda böyle böyle gördüm. Dedi ki sakın bunu kardeşlerine anlatma. Çünkü şeytan sizin apaçık düşmanınızdır. Bakın kardeşlerin senin düşmanındır demedi. Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır dedi. Biz kardeşlerimizi düşman tutuyoruz. Allah muhafaza eylesin. O zaman vahiyde olduğu gibi Allah, hiçbir ayrım yapmadan, her insanla, zaman zaman, rüya ile konuşur mu? El cevap konuşuyor. Ve Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de sadık rüya, Allah'tan. Bakın hadis-i şerif çok sahih ve keskin.
Sadık rüya, Allah'tan, böyle sadık olmayan düş diyelim biz ona, şeytandan olduğunu söylüyor. Demek ki bir sadık rüya Allah'tan. Yani Allah'ın sana ilhamı. Ebu Hureyre radıyallahu anh hazretleri naklediyor. Diyor ki sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim dedi. Ümmete nübüvvetten sonra sadece mübeşşirat kalmıştır. Ashab, mübeşşirat nedir diye sorunca, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, salih rüyadır diye buyurdu. Buhari Müslüm Ebu Davut Tirmizi'ne sahip İbn-i Mace. Yani kütüb-i sitede geçen bir hadis-i şerif. Yine Ebu Hureyre naklediyor. Zaman yaklaşınca müminin rüyası yalan çıkmaz. Müminin rüyası nübüvvetin 46 cüzünden biridir.
Buhari Müslüm Ebu Davut Tirmizi İbn-i Mace. Yani kütüb-i sitede. Allah konuşur. Bu manada Cenab-ı Hak ama kalbine ilham ederekten konuşur. Ama nefsine ilham ederekten konuşur. Ama perdenin arkasından konuşur. Ama perdesiz, vasıtasız konuşur. Ama rüyanda konuşur. Allah kullarıyla konuşur. Onun konuşmasının niteliğini, niceliğini biz bilmeyiz.
Allah bir şekilde ama seninle konuşur. Ve Kur'an'la konuşur. Zikirle konuşur. Rüyayla konuşur. Perdeli konuşur. Perdesiz konuşur. Ama o konuşur. Kur'an'ın bir adı da nedir? Kelamullah. Bir kimse Kur'an-ı Kerim okuyunca da Allah'la konuştuğu hükmüne girer mi? El cevap girer. Ama onun konuşması insanların konuşması gibi değildir. Çünkü onun benzeri yoktur. O hiçbir şeye benzemez. O her tecelliyatta ayrı bir şen üzerinedir. Ayrı bir şen üzerine olduğu için Cenab-ı Hakk'ın her sıfatsal tecelliyatı farklı perdede, farklı boyutta olur. Ve Allah bu manada ister vasıtalı, ister vasıtasız, ister perdeli, ister perdesiz, ister kelamlı, ister kelamsız kullarıyla da, bütün varlıkla da Allah Celle Celaluhu konuşur.
Ve onun konuşması peygamberlere vahiy olarak nitelendiririz. Peygamberlerin haricindekilere de ilham olarak nitelendiririz. İşte Hz. Pir, Hz. Pir beytin başında seninle harfi, sesi, sözü birbirine vurayım, parçalayayım, seninle bu üçü de olmaksızın diye konuşayım dediği beyti bu fakir böyle anladı. Allah sessiz, harfsiz, kelimesiz, cümlesiz bir kulla bu dört veçeden, dört veçeden konuşur mu? El cevap konuşur.
Aslında ayet-i kerimede üç veçe var ama diğer ayet-i kerimelerde rüyada var. O yüzden dört veçeden de kullarıyla konuşur mu? El cevap konuşur. Allah rüyada görülür mü? El cevap görülür. Allah kullarıyla konuşur mu? El cevap konuşur. Konuşmayan bir Allah'a iman etmedim ben. Zikrettiğim zaman beni zikreden, dua ettiğimde duamı kabul eden, dua ettiğimde duamı kabul eden, dertlendiğimde benimle konuşan, neşelendiğimde benimle neşelenen bir Allah'a iman ettim.
Konuştu, konuştu. Evet. Ama sadece benimle değil Allah hepinizle konuşuyor. Allah kafirin nefsine de konuşuyor. Ona da ilham ediyor. Mahşere çıktığında kafir şunu demeyecek. Sen beni dünyada yapayalnız bıraktın. O da hayır diyecek. Ben seni nefsine ilham ettim. Ben seni nefsine ilham ettim. Hiçbir kul Allah benimle konuşmadı diyemeyecek. Allah nefislerinize ilham eder. Konuşur. Allah konuşan bir Allah'tır. Çünkü Allah bilinmekli istedi. Ben gizli bir hazineydim, bilinmekli istedim dedi. Allah bilinmekli istediği için ve en yüksek derecede insan bileceği için bütün sıfatsal tecelli adlarını insanların üzerinde açtı.
Tecelli ettirdi. Hazreti Pir tel yakmaya devam ediyor ama saat 22.33. Şuraya da bir dokunayım. Hızımı almışken. Çünkü tel mel bırakmıyor Hazreti Pir. Adem'den bile gizlediğim sırrı Ey cihanın esrarı olan sevgili sana söyleyeyim. Halil'e bile söylemediğim sırrı Cebrail'in bile bilmediği gamı Mesih'in bile dem vurmadığı hatta Allah'ın bile kıskanıp biz olmadıkça kimseye açmadığı sırrı sana açayım.
Adem'in bile gizlediği sırrı Bunu şimdi zahiren bakan teymiye grubu Zahiren bakan hariciler Zahiren bakan vahabiler Zahiren bakan kendince kendisini alip zanneden zibidiler Bu beytlere baktığında Aha diyecekler ya Hazreti Mevla'nın küfrü bu Adem'den bile gizlediğim sırrı Ey cihanın esrarı olan sevgili Sana söyleyeyim Halil'e bile söylemediğim sırrı Cebrail'in bile bilemediği gamı Mesih'in bile dem vurmadığı Hatta Allah'ın bile kıskanıp Biz olmadıkça kimseye açmadığı sırrı Sana açayım Adem'in bile bilmediği Adem'den bile gizlenen
Hazreti Pir Peygamberlerden üstün müydü ki Halil'in bile söylemediği sırr Cebrail'in bile bilmediği gam Cebrail bile bilememiş o gamı Mesih yani İsa Aleyhisselam'ın bile dem vurmadığı Hatta Allah'ın bile kıskanıp Biz olmadıkça kimseye açmadığı sırrı sana açayım Aşk Cebrail'in bilmediği gamdı Ayrılık açısı Ancak aşıklarda olur Adem'in bilmediğiydi Adem'den gizlenen sırdı
Cebrail'in Cebrail'in bilmediği gamdı Aşk gamı Çünkü Cebrail aşık değil Aşık olan Muhammed'in Yürüyoruz gündüz gece Dikkat edin Allah dostlarına hiçbir korku yoktur Onlar mahzun dolacak değillerdir Onlar ki iman edip takvaya yermişlerdir Onlar için dünya hayatında da Ahirette de müjde vardır Allah'ın sözleri değişmez Bu büyük kurtuluşun ta kendisidir Yunus ayet 62-63-64 Bu ayeti kerimeler hepinize malum Allah'ın veli kulları var Allah bunları ilmi ilahide seçmiş kendine
Allah yaptıklarından sorumlu değil Nasıl Meryem'e kendini seçtiyse Nasıl İsa'yı, Musa'yı, Adem'i Yusuf'u, Yakub'u Kendine seçtiyse Allah seçtiklerinden sorumlu değil Allah Üstün vasıftaki velilerini de kendisi seçmiştir Allah bu seçtiğinden sorumlu değildir Cenab-ı Hak onları yüceltmiştir Ayet-i Kerime böyle Ve Hazreti Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Bize velileri anlatıyor Ebu Hureyre'den naklediyoruz yine Allah'ın kullarından öyle kullar vardır ki Peygamberler ve şehitler gıpta eder Peygamberler ve şehitler
Mahşer gününde Mahşer kurulduğunda Allah'ın gölgesinin gölgelendiği Nurdan minberlerde Nurdan elbiseler Nurdan taç giydirilmiş bir zümre var Bunlar Hiçbir gölgenin bulunmadığı Allah'ın gölgesinde gölgeleniyorlar Özel Mahşer Mahşer Herkes kimisi bataraktan Kimisi çıkaraktan Kimisi nefsi diyerekten Kimisi annesinden şikayetçi Kimisi babasından şikayetçi Kimisi şeyhim dediği kimseden şikayetçi Herkes birbirlerinden şikayetçi Kimisi dilini taşıyamıyor Kimisi gömülmüş Herkes perperişan Peygamberler dahi Peygamberler dahi
Nefsi diye bağırırken Muhammed-i Mustafa hariç Ve Peygamberlerin ümmetleri Peygamberlere gidip Halimiz nice olacak diye feryat ederken Ve bütün peygamberler Hz. Muhammed-i Mustafa'nın sancağının ve gölgesinin altına Sığınmak için uğraşırken Ve bütün peygamberler canhıraş Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin sancağının altında Toplanacağım diye Ve ümmetlerini toplayacağım diye Var güçleriyle kendilerini Mahşerde perişan ederken Kiminin battığı yerden Çıkaracağım diye uğraşırken Zamp gibi zamplanmış Çıkaramazken
Dikkat edin peygamberler O zamp gibi zamplanmış olan Ümmetlerini mahşer yerinde Çıkaramazken Kimisi zincirlere bu kağıllara vurulmuş halde Yürüyemezken Ve peygamberler onları oradan çıkarmak için Uğraşırken Ve o sen de onu bunu rüyanda Peygamberin vahiyi ilhamı olarak Görüyorken Ve bütün herkes de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Şemsiyesinin altına girmek için uğraşırken Bir zevat var Bir topluluk var O topluluk Nurdan tahtlara oturmuş Nurdan elbiseler giymiş Nurdan tac ile taşlanmışlar Allah'ın gölgesinde gölgeleniyorlar
Ve bütün mahşer halkı O bölgeye bakıyorlar Oraya bakıyorlar O nurdan elbiseler giymiş Nurdan tac ile taşlanmış Nurdan tahtlara oturmuş Bütün mahşerde Gözlerin alabora olduğu Gözlerin kaybolduğu yerde Onlar orada Tabiri caizse Allah'ın nuruyla nurlanmış Pırıl pırıl parlıyorlar Ve bütün mahşer halkı Diyor ki bunlar hangi peygamber Çünkü İsa'yı gördü Musa'yı gördü Yakup'u gördü Yunus'u gördü Zekerya'yı gördü İsa'yı gördü Hepsi ümmetini toplamak için Can hireç çalışırlarken Orada bir grup var Onlar nurdan Tahtlara oturmuşlar
Soruyorlar Bunlar hangi peygamberlerden? Bir münadi melek Onlara cevap veriyor Bunlar peygamber değil Soruyor Peygamberler yine Bunlar hangi şehitlerden? Münadi melek cevap veriyor Bunlar şehit de değil Bunlar şehit de değil Bir bakın dikkat edin Bu Hazreti peygamber naklediyor bunu Sallallahu aleyhi ve sellem Ve soruyorlar Bunlar kim?
Münadi melek cevap veriyor Yani bu hadisi kutsi Buradan anlaşılıyor değil mi? Münadi melek Cevap veriyor Onlar öyle bir kavimdir ki Dikkat edin Kavim bunlar Kavim Ama özel bir kavim Bunların damarları özel Bunların silsilesi özel Bunların kanları özel Anneye babaya bakma Bu manevi bir damar Manevi bir silsile Bu manevi bir seçilmişlik Kendi nefsini yüceltme Bunlar öyle bir kavimdir ki Mal ve nesep için değil Mal için değil Nesep için Yani bizim akrabadan Veya bu Türk Veya bu Kürt Veya bu Arnavut
Bu Boşnak Bu şu bu Öyle değil Kavim ve nesep yok Ya Bunlar Mal da yok Ya Bunlar Allah için birbirlerini severler Toplandık bir rivayette de Toplandıklarında Allah'ı zikrederler İki özelliği var bunların Aralarına dünya menfaati girmiyor Mal yok Alışveriş yok Satış yok Hiçbir şey yok Aralarına kavmiyetçilik de girmiyor Bunlar Allah için birbirlerini seviyorlar Ve toplandıklarında Sadece Allah'ı zikrediyorlar Nurdan yüzleri nurdur Bunları Allah Resulü Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri tarif ediyor Yüzleri nurdur
Nurdan minberler üzerindedirler Bütün insanların korkacağı zamanda Onlar korkmayacaklar İnsanların mahzun olacağı zamanda Onlar mahzun olmayacaklardır Sonra bu Yusuf suresini Allah Resulü okuyor Dikkat edin Allah dostlarına hiçbir korku yoktur Onlar mahzun olacak değillerdir Ayetini okudu Şimdi ben beyt'e geleceğim en son Allah Resulü Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri yine buyurdu Acrini Keşfi Keşfi hafada geçiyor Bazıları bu hadis şerif için Böyle ben bunları kabul etmiyorum Biliyorsunuz Zayıf filan diyorlar ya
Ben biliyorsunuz Bende zayıf hadis yok Bütün hadisleri Geçiyorsa hadis kitaplarında Benim için sahiptir Ümmetimin alimleri Beni İsrail peygamberleri gibidir Ümmetimin alimleri Bunları şerh edenler Ümmetin velileri diyor Sufiler Ümmetin büyük velileri Onları da sınıflandıracağız şimdi Beni İsrail peygamberleri gibidir Yine başka bir hadis şerifte Bir üstad Bir veli Bulunduğu topluluğun Peygamberi gibidir Diyor ya başka bir hadis şerifte Ebu Davud'da geçiyor hadis şerif Allah-u Teala bu ümmete Her yüz yıl başında Dinini yenileyecek bir müceddit gönderir
Devam ediyoruz İmam-ı Hanbel'den bu Bu ümmet içerisinde Kırk kişi İbrahim meşribi kalbi üzerinedir Yedi kişi Musa kalbi üzerindedir Bir kişi de Muhammed Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin kalbi üzerinde bulunur Bunlar Mertebelerine göre İnsanların Efendisidir Yani Allah Resulü Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Efendisidir diyor İnsanlar da Üstadların Efendim diyor Siz nasıl Efendim dersiniz Hadis şerifte var kardeş Sen sakin ol Cahilliğini Orta yere koyma Yine Hem suyeti'den Hem de acriniden Halkın içinde
Üç yüz kişi Adem'in kalbi üzere Kırk kişi Musa'nın kalbi üzerine Yedi kişi İbrahim'in kalbi üzerine Beş kişi Cebrail'in Kalbi üzerine Üç kişi Mikail'in kalbi üzerine Bir kişi de İsrafil'in Kalbi üzerinedir Hazreti Ali Radıyallahu anh Hazretleri Bunu naklediyor Hüsnet'te geçiyor İmam Malik'in Hüsnetinden Abdallar Kırk kişi olup Şam'da İkamet ederler Onlar sayesinde Yağmur yağar Onlar sayesinde Düşmana karşı Zafer kazanılır Ve onlar sayesinde Şam halkından Azap Uzaklaştırılır Evet Demek ki Ümmetin velileri var Bu ümmetin velileri
Beni İsrail Peygamberleri Mesabesinde Bu ümmetin velileri Bu ümmetin velileri Ve o seçilmiş Nurdan Tahtlara oturanlar Peygamberlerin Dahi Gıpta ile Baktığı Kimseler Siz Kendinizden Üstün olana Gıpta ile Bakarsınız Öyle değil mi? Kendinizden Aşağıda olana Gıpta ile Bakar mısınız? Değil mi? Gıpta edersin Mesela Zenginliğe Gözünde Büyütenler Zenginliğe Gıpta ile Bakarlar Öyle değil mi? Ulan ne zengin adam Ba Gıpta ile Bakar ona Veya bir kimse Bir mesleğinde Üstün Meziyetlere Sahip Ah helal olsun Adama Gıpta edilecek adam Mesleğinde Zirvede Mesela işte Dervişlerin arasında Olur ya Birisi Hal makinesi Gibidir Dervişler Kendi işlerinden Derler ki Ulan helal olsun Adama Hal makinesi Gibi adam Gıpta ile bakılacak Bir adam Mesela bizim Hafıza Ben Gıpta ile bakıyorum Çok güzel Kur'an-ı Kerim okuyor
Çok hoşuma gidiyor Diyorum ki Bu yaştan sonra Diyorum yani Zaman olacak Onun da zamanı olacak Oturacaksın Diyorum ondan Kur'an dersi alacaksın Diyorum içimden Gıpta ile bakıyorum Diyorum ne güzel Yani Ben hafızlara Gıpta ile bakıyorum Diyorum ki ya Ne kadar güzel Annesi babası Nurdan taçla gelecek Mahşer yerine Sorgudan Sualden Kurtulacak Annesi babası Annesi babası Sorgudan Sualden Kurtulacak Hafızın Annesi babası Sorgu Sual yok Veya güzel Kur'an-ı Kerim Okuyanlar Gıpta ile bakıyorum Veya genç yaşta Böyle Allah'ı zikreden
Sohbetten Sohbete koşan Var ya böyle Gençler Eçimizde Böyle hatta Çocuklar var Gençler var Kendi kendime Gıpta ile bakıyorum Diyorum ki Sen bu yaşlarda Nelerde dolaşıyordun Şimdi diyorum Bak bu çocuklar Burada şimdi Allah'ı zikirle Hemhal oluyorlar Çocuk daha Gencecik Haramdan uzak duracağım Diye uğraşıyor Mesela Erkekse Kadınlardan Kızlardan Uzak duracağım Diye uğraşıyor Kızsa Erkeklerden Uzak duracağım Diye uğraşıyor Gıpta ile bakıyorum Ben ona Mesela Aileler var İçinizde Kavgasız Gürültüsüz Hayatlarını Çok düzgün yaşıyorlar
Gıpta ile bakıyorum Böyle onlara Diyorum ne kadar güzel Bu zamanda Deccal'ın Şeytanın Kol gezdiği bir zamanda Böyle ailesiyle Böyle hoş Bir geçim Sağlayan kimse Ne güzel bir aile Gıpta ile bakıyor İnsan O eşlere Bakarken Gıpta ile bakıyor Neden Güzel bir şey Kendisinde Bulunmayan Bir şeyi Dışarıda görüyorsun Kıskançlık yok Gıpta ile bakıyorsun Onu seviyorsun Onu methediyorsun Gıpta ile bakıyorsun ona Gıpta etmek bu Müslüman Gıpta eder Müslüman Kıskanmaz Hasislenmez Onda var Bende neden yok Demez Var olun Alkışlar Dua eder
Daha iyi olsun der Ama Gıpta eder İşte Peygamberler Gıpta ediyor Kime Muhammed Ümmetinin Velilerine Gıpta ile bakıyorlar O velilerle beraber Hani dedi ya Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Onlar gibi Olamasanız dahi Onları seviyorsanız Onlardansınız Dedi Dediler ki Ya Resulallah Hani biz seviyoruz ama Öyle değiliz Seviyorsanız Onlarlasınız Dediler Evet O zaman İnsanı kamil noktasında İnsanı kamillerin zirvesi Hazreti Muhammed Mustafa'dır Sallallahu aleyhi ve sellem İnsanların varoluş sebebi İnsanların kamil noktaya gelmesi içindir
Çünkü Allah'ı tanıyan bilen En yüksek derecede Kemale erenlerdir Yani insanı kamil olanlardır İnsanı kamilliğin zirvesi Hazreti Muhammed'i Mustafa'dır Onu buraya koyduk İkincisi nedir? Veraset sahibi İnsanı kamildir Zamanın kutbu Üçüncüsü nedir? İnsanı kamillerin İnsanları manen terbiye edenlerdir Bizi ilgilendiren iki tane veli sınıfı var İnsanı kamil sınıfı var Bir Veraseti Enbiya diyeceğimiz Zamanın kutbu İki O kutbun altındaki insanı kamiller Onlar insanları ne yapıyor?
Manen irşad ediyorlar Ve Sufi dünyasında İnsanı kamilliğin zirvesinde Hazreti Muhammed'i Mustafa'ya durur Onu değiştirmek Onu bir şey söylemek mümkün değil zaten İkincisi Hazreti Muhammed'i Mustafa'nın Halifesi hükmündedir o O hem Seyyiddir Hem Şeriftir O bütün İnsanı kamillik olgunluğunu Üzerinde toplamıştır Ve Her devirde Hazreti Muhammed'i Mustafa'nın Tabiri caizse Temsilcisi hükmünde Zamanın kutbudur o Temsilcisi hükmünde Ve O
Tabiri caizse Her asırda Ve her zamanda Var olacaktır Ne zamana kadar? Kıyamete kadar Kıyamet kopacağı zaman İlk önce onun nefesi alınacak Onun yerine birisi atanmayacak Atanmayınca da Bozulma Başlayacak Onun haricindekiler Onun haricindekiler Tabiri caizse Bu Ayrışmadan dolayı İkinci mürşidi kamillerdir Bunlar da nelerdir?
Bunlar da Kırkın içindedir Bunlar da Halkı İrşad ederler Manen Ve Bu noktada da O zaman ne olmuş oluyor? İşte Bu veliler Zamanın kutbu Olan zat Zamanın kutbu olan zat O zaman o şöyle diyor O zamanın kutbu olan zat Beni İsrail peygamberleri mesabesinde olan Zamanın kutbu olan Hazreti Muhammed'i Mustafa'nın Tabiri caizse makamını temsil eden zat Tabiri caizse Ne tarafa dönersen dönün Allah'ın veçi O taraftadır sırrına vakıf olan Nereye bakarsa baksın Varlığın her zerresinde Muhammed'i Mustafa'nın Nuraniyetini ve ruhaniyetini
Ruhaniyetinin tecelliyatını seyreden zat Ve ne tarafa dönerse dönsün Attığı her adımda Attığı her anında Muhammed'i Mustafa'nın izini takip eden O zat O çünkü peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Hazretlerinin kalbi üzerine olduğu için Onun kalbi üzerinde olduğu için Ve onun kalbinin içinde olduğu için Onun kalbinin içinde olduğu için Ve onun seyri süluku Onun seyri süluku Hazreti Muhammed'i Mustafa'nın Kalbinin içerisinde Bitmek tükenmek bilmeyen Hayretten hayrete geçiyorsa Evet O zat şunu diyor O zat şunu diyor
Diyor ki O zat Adem'den bile gizlediğim sırrı diyor Evet Muhammed'i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Varlığın başlangıcıdır İlk yarattığı şey Onun ruhaniyetinden ve nuraniyetinden Onun ruhaniyetini ve nuraniyetini yaratmış Varlığı tamamıyla Muhammed'i Mustafa'nın Nur'unun üzerine yarattığı için O Adem'in de bu manada Manada Babası hükmündedir Ve bütün peygamberlerin Manevi olarak babası hükmündedir Ve o Muhammed'i Mustafa'nın Varisi olan Hem Seyyid olan Hem Şerif olan Hem veraseti enbiya olan O zamanın kutbu
Adem'den bile gizlediği sırrı olur O zamanın kutbu Evet Cebrail aleyhisselamın Ayrılık ateşi olmadığından dolayı Cebrail aleyhisselam Çünkü bir müddet Doğayı gidip Ondan sonrasına Ben gidemem Deyip Orada bıraktı Ve Muhammed'i Mustafa'nın Tek başına Yalnız bir şekilde Yürüdüğü zaman Onun yüreğinde Onun kalbinde Onun gönlünde Geçmiş gelecek Ne kadar Ne kadar Mürşidi kamil Veli zatlar Onun gönlünde Numune Bal peteği gibi durduğunda Cebrail aleyhisselam da Cebrail aleyhisselam da O yoktu O Cebrail'in Bilmediği Gamı Yaşayan
O zamanın Kutuplarının Bitmek Dinmek Bilmeyen Ayrılık Destanıydı Onu Cebrail aleyhisselam Çünkü o bir melekti O Merli bir Kategoride Yaratmışsın Mesih'in Dahi Devuramadığı Yerdi Mesih O yüzden Allah'a yalvardı Beni tekrar Yeryüzüne Gönder Muhammed Ümmeti Olarak Dedi Çünkü Muhammed Ümmeti Olmak Maddi Manevi Uhrevi Zahiri Şereflerin En büyük Şerefiydi Ve Muhammed Mustafa'nın Ümmeti Olmak Hele Hele
Muhammed Mustafa'nın Ümmetinin İçerisinde Evliya Olmak Hele Hele Muhammed Mustafa'nın Ümmetinde Veli Olmak Hele Hele Muhammed Mustafa'nın Ümmetinde Zamanın Kutbu Olmak Şereflerinin En yücesiydi O yüzden Mesih Yani İsa Aleyhisselam Yeniden Yeryüzüne İnip O Muhammed Ümmetinin Kutbu Seviyesinde Olmak İstiyordu Mesih'in Dem Dahi Vuramadığı Şey Allah-u Alem Oydu Ve Allah'ın Kıskanıp da Biz Olmadıkça Kimseye Açmadığı Sır İşte o Velilerin Sırrıydı Allah Veliler Cemaatinde Allah
Veliler Kavmine O sırrı Açıyordu Bunları Söyleyecek Olanda Ancak Hazreti Pirde Ve Hazreti Pirde Diyordu ki Gel Adem'in Bile Gizlediği Sırrı Zamanın Kutbundan Zamanın Kutbul Azamından Öğren Gel Cebrail'in Bilmediği Gamı Çekmediği Gamı Ondan Öğren Gel Mesih'in Dile Getiremediği Mesih'in Söyleyemediği Sözü Gel Ondan Dinle Devam Ediyordu Hatta Allah Kıskançtır Velilerini Kıskanır Dostlarını Kıskanır Söyleyeceği Esrarlı Sözleri Dostlar Olmadan
O Velileri Olmadan Söylemez Sen Onunla Konuşmak İstiyorsan O Sırra Ayak Basmak İstiyorsan Gel Diyordu O Velilerin O Zamanın Kutbunun Sofrasına Otur Ancak O Zaman Dinlersin Diyordu Ve Hazreti Pir Haşa Kendisini Peygamberlerden Üstün Görüp Küstahlık Yapmıyordu Bu Gece Saldığım Yakasını Bitireyim Biz Ma Kelimesi Lügatte Nasıl Bir Kelimedir İspate Ve Nefye Delalet Eden Bir Kelime Telleri Yaktı Bu Gece Halbuki Ben İspat Değilim Zatım Varlığım Yoktur
Ki İspat Edilebilsin Varlığım Olmadığından Da Nefide Değilim Yokluğun Varlığı Nefide Edilemez Esasen Olmadığı İçin Yoktur Denemez Yani Bütün Ben Ne Varım Ne Yokum Gel Bu İşin İçinden Çık Diyor Hazreti Pir Bütün Varlık Kün Ol O Varlık Ma Kelimesi Gibidir Bir Veçeden Bakarsan Bir Veçeden Bakarsan Bir Pencereden Bakarsan Bütün Varlığı Var Görürsün Eyvallah Ama Bir Pencereden De Bakarsan Bütün Varlık Yok Hükmündedir Gölgedir Bir Gölgenin
Varlığı Yokluğu Kendi İçindedir Gölgenin Oluşması İçin Bir Şey Lazımdır Ama O Bir Şeyin Gölgesi İçinde Bir Işık Lazımdır Güneş Lazımdır Güneş Olmazsa Gölge Olmaz Varlık Olmazsa Gölge Olmaz O Zaman Varı Var Olarak Göldüğünde Yok Hükmündedir Neden Çünkü güneş Yansırsa Sen onu görürsün Aydınlanırsa Görürsün Aydınlanmazsa Görmezsin Ben bunu tarikat demiyorum biliyorsunuz Sufiler için Sufiler için Hayal Ben hayale çok önem veririm ya Hayal Allah'ın zatının haricinde Dikkat edin Allah'ın zatının haricinde Her şeyin bir sıfatı hükmündedir
Hayal Benim dediğim hayal sizin kendi aklınızla kurduğunuz hayaller değil Zengin olma hayali değil Kadın hayali değil Erkek hayali değil Makam hayali değil Mevki hayali değil Bu hayal değil O aklın hayali Allah'ı bir zat olarak Zatını tefekkür etmiyoruz Allah'ın zatının karşısında Aslında Sufiler öyle Düşünürler Bu varlığın Var hükmü yoktur Gerçekte Yani varlık Tamamiyetle Hayal Veya gölge Hükmündedir Hazreti Pir'de Ruhumuzda Hayal Yok gibidir Sen bütün bir cihanı
Hayal üzerine yürür gör demiştir Hocam böyle bakıyorum Matematiğe aykırı konuşuyorum Benim matematikle işim yok hocam Hoca diyor şimdi Matematiksel olarak Nasıl varlığı hayali olarak göreceğiz Var diyor Değil mi hocam Madde yok Diyen çıktı mı daha Çıkıyor mu Bizim sınıfa dahil oldular yani He Yavaş yavaş geliyorlar Evet Ben 35 yıl önce değil 40 yıl önce 45 yıl önce Dedim ki Bu varlık hayalden başka bir şey değil Yok hükmünde gördüm ben varlığı Babam öldükten sonra Ulan babam ölmüş dedim Ulan bu dünya var olsan olacak
Olmasan olacak dedim Yaktım telleri Benim teli yakışım o zamandan Şimdi O zaman Varlık diye baktığımız şey Aslında bir hayal Yok Bakın matematikçiler de geliyor bizim sınıfa Yavaş yavaş Astrofizikçiler Matematikçiler Bizim dediğimiz ölçüye gelecekler Bizim dediğimiz şey Hani Bundan yıllar önce Tespit edilmiş olan Hz. Muhammed Mustafa'nın Tespit ettiği şey Velilerin tespit ettiği şey Bütün varlık yok hükmünde Gölge yok değil Gölge hükmünde Hayal hükmünde Ve Hz. Pirde diyor ki Bu normalde Hayal üzerine yürür gör diyor
Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de şöyle diyor Allah vardı Beraberinde başka bir şey yoktu Muharive Tirmizî Hz. Ali Efendimiz ilave ediyor Buna Allah vardı Beraberinde başka bir şey yoktu Hz. Ali radiyallahu an hazretleri Pirimiz Sultanımız Ali'ül Haydar Hz. Muhammed Mustafa'nın Yeğeni Aynı zamanda Fatıma annemizin Kocası Hasan ile Hüseyin'in Babası Cennet efendisi Cennet efendisi İlmin kapısı İlmin kapısı O diyor Bu hadis-i şerif
Allah vardı Beraberinde başka bir şey yoktu İlave diyor Hala daha yok diyor Yakıyor telleri Başka bir şey yoktu Hala daha yok diyor Bakın Hz. Ali Efendimiz diyor Ama Allah'ın bilinmesi için Var görünmesi lazım Allah'ın bilinmekli İstemesi Ve Bu varlık aleminin Var görünmesiyle alakalı Cenab-ı Hak da ne dedi Ben gizli bir hazineydim Bilinmezdim Bilinmekli istedim O zaman Bu durumda varlık alemi Sufilere göre Cenab-ı Hak'ın Zatının Gölgesi hükmünde oldu Veyahut da Hayal hükmünde oldu O zaman
Buradan yola çıkartan Hani Cenab-ı Hak'ın Bilinmekli istemesi Arabice Hani buna Birinci Merhalesi Hatırlayın Eski derslerden La taayyün Yani Bilinmezlik La taayyün Bilinmezlik Allah bilinmezdi La taayyün Ve Yine Arabice İlk taayyün Yani Bilinirliğe Geçmesi Ne?
Allah'ın Allah olarak Tecelli etmesi Bilinirliğe Geçmesi Ondan sonra Üçüncü tecelliyat Hep bunları Sıralarız ya Ayağını sabite Ondan sonra Ruhlar alemi Ondan sonra Misal alemi Ondan sonra Varlıklar alemi Tecelliyatlar Bu sıralamaya göre Gölgelerin de Üstünlük dereceleri var Ve en son aşamada Oluşan gölge Diğerlerine göre En aşağıda olan gölge Yani Varlık alemi Gölgeden ibaret mi?
Evet Gölgeden ibaret İşte Ma kelimesi Hem İspata Hem de Nef yedilmeye İşaret Daha açıkçası Hem yokluğa Hem varlığa gösteriyor Mesela Ma kelimesi Ma hüve yunus dediğimde O zaman ne anlayacağız biz?
Yunus Yunus o kimdir? Soruyorum Yunus o kimdir? Dedin Yunus da Cevap verecek O zaman İşte şu budur Diyecek ma kelimesiyle Cevap veriyor ya Desem ki Ma Hüve Yunus Göstersem Nafızı O da diyecek ki O Hüve Ma Nafız Demek ki Buradaki Hazreti Pir'in ma kelimesi Hem bir şeyin Varlığını ispat ediyor Bir şey var Ama aynı zamanda da ma kelimesi Kullanıldığı yere göre Yokluğu Nefyi ispat ediyor Biraz Karışık mı anlattım ya Hakkınızı helal edin Böyle bakıyorsunuz da Evet O zaman normalde
Hem birisi geldi diyeceğiz Hem birisi gelmedi diyeceğiz Hem birisi var diyeceğiz Hem birisi yok diyeceğiz İşte Hazreti Pir de diyor ki Ben ne varım? Beni var olarak görüyorsanız Ben var değilim Beni yok olarak görüyorsanız Ben varım Bu nefi ile ispat Allah şuna benzer Hayır ona benzemez Allah şöyledir Hayır öyle değildir Allah öyle değildir Ama Allah öyledir Nefi ve ispat Hazreti Pir de burada diyor ki Ma kelimesi Lügatta nasıl bir kelimedir Hem ispata Hem nefiye işaret eder İşte ben de diyor İşte ben de Hem varım
Hem yokum Kendini hiçliğe atmış Kendisini var görenlere Diyor ki yokum Yok görenlere de diyor ki Ben varım Ona varsın dediğinde O kendi kendine Yok hükmünde görüyor Onu yok hükmünde Görene de Diyor ki Evet Ben varım Beni dinlediğiniz için Teşekkür ediyorum Biraz fazla tel yandı Belki de bugün Haklarınızı helal edin El Fatiha Amin Amin
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.