Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 16 Eylül 2023 · 56:50
Euzubillahimineşşeytanurrecim, Bismillahirrahmanirrahim, Eftâni zikrfâlemennâhû, La ilâhâ. Allah cemiyen, enbiyyâhi vel mürselîn, velhamdülillâhi rabbil âlemin.
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Rabbim gününüzü, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Allah razı olsun inşallah. Geçen hafta nasıl bahsedeyim, gönül ateşi şiddetle alevlendi, ayrılık aslanı çıldırdı, kan döker bir hale geldi. Buraya okumuştuk. İnşallah bu haftada 1725. beytten devam edeceğiz. Böyle değişik mesnevi çevirilerine bakarsanız beyt numaraları tutmayabilir. Bazen çünkü yazıyorlar işte 1725 dediniz ama ben de 1725'te bu beyt çıkmıyor diye.
Bu şeyle alakalı değişik çevirilerde bu mesnevi çevirenler veya şerh edenler farklı defterler kullanıyorlar. Öyle olunca herkes kendince bir farklı beyt numarası oluyor. Bu oradan kaynaklanıyor. Böyle metinden bakarsanız, takip edenler için söylüyorum bunu, daha kolay bulursunuz. Metni, metinden giderseniz beyt numarasından fazla metinden gitmeye gayret edelim inşallah. 1725. beyt, ayıkken bile titiz ve sarhoş olan kadehi ele alınca nasıl olur? Anlatılamayacak derecede sarhoş olan bir aslan, çayırlığa gelince oraya yayılmış yeşilliklerden neşelenir, sarhoşlu büsbütün fazlalaşır. Hani bir önceki beyt de demişti ya, ayrılık aslanı çıldırdı, kan döker bir hale geldi diye. Burada normalde bir aşığın, maaşığından ayrılmasını ve bu ayrılığı aslana benzetmiş.
Aslana benzetince diyor ki bu ayrılık aslanı kan döküyor, ortalı kan revan ediyor. O yüzden bu asla ve asla duracak gibi değil ve devam ediyor. Ayıkken bile titiz olan kadehi elince nasıl olur diye soruyor. Burada bir, Hazreti bir, bu ayrılığı bir aslana, iyice oturtmuş böyle aslana benzetiyor. Onun tesirini de pençelerinden açılan yaraların acısına benzetiyor.
Ve o ayrılık aslanı artık böyle kendinden geçince ortalığı kan revan haline getiriyor. Ve bir de onun sarhoş olduğunu düşünün, o sarhoş olunca artık gözüne hiçbir şey görünmüyor. Hani sarhoş bir kimse bir şey yapar, kafam iyiydi, farkında değilim der ya. Sarhoş bir de insanın aklı yerinde değil iken yaptıklarından da sorumlu değil. Bir kısım sufiler bunun arkasına saklanırlar. Hani ben bir şey yaptım, şatahatvari bir söz söyledi veya bir şey yaptım. Yani akılsızdan sorumluluk kalktı. Biz bu konuda sorumlu değiliz deyip kaçacak bir yer ararlar ya. Bu da onun gibi işte bu ayrılık yani sevenin sevdiğinden ayrılması, aşığın muaşığından ayrı düşmesi, aşıkla muaşığının arasında perde olması, perdelenmesi.
O böyle dehşetli bir şeydir. Bunu ancak aşık anlar. Bunu aşığın haricindeki bir kimse bunu anlamaz. Bir şeye muhabbetten fazla sevmesi lazım. Seven ancak bu ayrılık hicranının ateşini, ayrılığın o insanı hüzün deryasına sokmasını ancak o bilir. Onu da bilmesi için aşığın, maaşukla perdelenmesi gerekir.
Eğer perdelenmezse yine anlamaz. O yüzden o ayrılık hicranı, ayrılık kederi hiçbir şeye benzemez. Bir insan normalde tabiri caizse perdelenmeme adına çocuk perdelense, perdelese çocuk çocuğundan geçer. Hani İbrahim Ethem yıllar sonra Beytullah'ta tavaf ederken, oğlu da İbrahim Ethem'i aramaya çıkmış. O da yıllar sonra Beytullah'ta karşılaşmışlar.
Beytullah'ta karşılaşınca, tabii yılların hasreti var. Oğlan babasını görmemiş. Yani yıllardır ayrı, babası da düşmüş yollara, Hakk'a aşık olmuş, tacı tahtı terk etmiş ve Beytullah'ta bir sarmaşıyorlar, bir dolaşıyorlar. Kokladıkça koklayası geliyor İbrahim Ethem'in. Kokladıkça koklayası geliyor, çocuk bırakmıyor, sarılıyor. En sonunda bir hitap geliyor. Ben mi o mu? Bu sefer İbrahim Ethem diyor ki, Ya Rabbi, evladıma olan sevgim, sana olan sevgimi perdeleyecekse, ben ondan da vazgeçtim diyor. Çocuk omuzunda sarılırken Allah diyor, ölüyor. Aşık için perdelenme, yırtıcı, vahşi aslan gibidir.
Ayrılık, aşık için kelimelerle anlatılabilecek bir şey değildir. Ama aşık için öyledir. Aşık değil ise onun için hiçbir şey önemli değildir. A dostlar, benimkisi artık bir ayrılık hikayesi değil, ayrılık destanı oldu. Üzerine hicran çöktü. Ömrümün günleri dürüldü, neredeyse sona erdi. Mustafa'nın ayrılık destanı bitmedi. Susuzluktan dudaklarımı yumdum. Her an ölüm halindeyim. Ey sevgili! Sonsuzluk senin dudaklarında, dudakların dünya çölünde susuz kalmış. Vuslat şerbeti diye inlemekte.
Mustafa'nın gönlü ayrılık hicranı çekip durmakta. İşte ayrılık bu manada vahşi bir aslanın uçsuz bucaksız ormanlığın içerisinde önüne geleni paralaması, önüne gelenin kanını dökmesi gibidir. O ayrılığa düşen aşık da önüne geleni paralar, önüne gelenin kanını döker.
Önüne geleni tabiri caizse yaralar. O, çünkü o ayrılığı kaldırabilecek noktada değildir hiçbir zaman. Perdelenmenin iki hali vardır. Bir hali vardır, günahlarla alakalıdır. Heva hevesle alakalıdır. Şüphelilerle alakalıdır. Mesela perdelenme, sufiliğe yeni başlayanlar için günah keballerledir. Bir sufi günah keballer işleyince perdelenir. Mesela o perdelenmeyi önce şeyhinde yaşar. O şeyhinde yaşaması şöyledir. İşte her gün böyle onu düşünürken, onu böyle rabıt ederken, rabıtası bozulur, dengesi bozulur.
O, mesela hemen tövbe edip, meseleyi halledip yoluna devam etmesi gerekir. Eğer bunu böyle çözümleyemezse, Allah muhafaza eylesin. Bazen hani derviş kardeşler der ya, eskisi gibi zikrullah yapamıyorum, eskisi gibi tat alamıyorum. Bu perdelenmekle alakalı. Bu biraz yol yürüyünce derviş artık günah keballeri küçük, kolay kolay düşmez. Ama bu sefer perdelenme onun kendi heva hevesinden, nefsaniyetinden başlar. Bu o zaman yine perdelenir. Ama o esnada mesela artık arada bir peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyasında görüyorsa veyahut da işte o zikrullah alakasında, rüyasında görür kendisini. İşte zikrullah yaparken, rabıt ederken veyahut da koşuştururken onun rüyalarının rengi değişmeye başlar.
Sufilik öyle bir şeydir. Cehri-i zikir erbabı rüyayla yürür çünkü. Onun rüyaları değişmeye başlar. Rüyaları değişmeye başlarken harika gidiyor her şey. Bir anda tepe taklak oldu. O tepe taklak olması yolun başındaysa günah-ı kebahirden. Yoksa yol biraz yürüdü. Mesela işte o kimse manevi olarak o zulüm perdelerini geçmeye başladı. Tat alıyordu, lezzet alıyordu. İbadetten, zikrullah'tan her bir zikrullaha koşmak istiyordu. Artık böyle ölüsü gidiyor tabiri caizse. Ayakları geri geri gidiyor. Onda sıkıntı var, perdeleniyor. Veyahut da işte biraz daha yürüdü. Onun normalde perdelenmesi artık heva hevesinden biraz daha yürüdü. Bu sefer o şeyhin, müridin artık odak noktasıyla alakalı.
Mesela bunu şimdi arkadaşlar, kardeşler yanlış anlamasın. Normalde mesela yolun başında o kimsenin zakirini, çavuşunu, başındaki görevlisiyle fazla hemal olur. Bu normaldir. Biraz daha yürüdükten sonra hala da orada takılıyorsa odak noktasından kaybeder. Yani o kimse üstada yönelmesi lazım, üstada kendisini evrilmesi lazım ama evrilmiyor. O böyle evrilmiyorsa odak noktasından perdelenir. Yani o üstadı fazla rabıt etmiyor, üstadla fazla bağını kurmuyor, oradan perdelenir. Bir kısmı biraz daha yürür, artık onun böyle her şeyini sünnet-i seneyeye uydurması lazım. Sufilik bu manada üstadın ve sünnet-i seneye'nin üzerinde yürür. Senin her hareketin, her davranışın, her düşüncen sünnet-i seneyeye uygun olmalı.
Eğer sünnet-i seneyeye uygun değil isen yine perdelenmeye başlarsın. Ama bunların aralarındaki o çok ince bir perdeler vardır. Bir kimse hani oradan mı, buradan mı diye kendi kendine tam tespit edemeyebilir derviş. Yani nerede sünnet-i seneyeye işlemedim de bu perdelen ne oldu? Veya nerede ben üstadı bu noktada odak noktama almadım da bu perdelen ne oldu? Bunu derviş böyle çok net bir şekilde göremez. Ayırt edemez bunu. Ayırt edemeyince kendince bocalar. Ben nerede yanlış yaptım diye kendi kendine sorduğunda tespit edemez. O yüzden burada dervişin dikkatli olması gerekir. Ama üstada karşı, ama sünnet-i seneyeye karşı, ama haramlara karşı dikkat kesilmesi gerekir. Mesela haramlarla alakalı dikkat kesilecek.
O böyle çok rahat haram işlediği zaman olmaz bu iş. Olmaz. Mesela haramlara dikkat edecek. Ağzına dikkat edecek, burnuna dikkat edecek, gözüne, kulağına dikkat edecek. Örneğin işte sünnet-i seneyeye dikkat edecek. Çünkü o seyrüsülük yapacaksa, ben Allah'a yakın olacağım diyorsa yolu bu. Bakın yolu bu. Böyle o yaparken arada perdelenecek yine. Bir hata yapacak, bir kusur işitecek, perdelenecek, ayrı düşecek. Buradaki perdelenme ayrı düşme. Sufi olarak perdelenme ayrı düşme. Sen uzakta değilsin, gene buradasın. Hatta üstadın yanı başındasın ama perdelisin. Bir şey görmüyorsun, bir şey duymuyorsun, bir şey hissetmiyorsun. Bu ne? Bu onun kendisiyle alakalı. Hani haşa bu benzetme yanlış anlaşılmasın.
Güneş orada duruyor, güneş bir yere gittiği yok. Eğer sen güneşe sırtını dönersen gölgenin peşinden gidiyorsun. Güneşe yüzünü dönersen evet, sen o zaman gölgen senin arkanda kalıyor. Gölge ne? Dünya, heva, heves, günah-i keballer, şeytan, nefsaniyet arkada kaldı. Allah rahmet eylesin. Sabaha karşı saat beşti, şeyh efendi bunun kendisi canını gösterdi. Böyle kalktı, böyle yatağın içinde oturuyor. Böyle bir muhabbet, muhabbeti açtı. Sabah namazını bekliyoruz artık. Ondan sonra kalkıverdi böyle. Muhabbet o noktaya geldi. Böyle lambaya doğru durdu. Mustafa Efendi, gölgem nerede dedi, arkanızda efendim dedim. Döndü lambaya, şimdi nerede dedi. Pardon, gölgem nerede dedi.
Böyle lambaya doğru durdu, arkanızda efendim dedim ben. Döndü lambaya, ters döndü. Şimdi nerede dedi, önünde. Dedi, Nevşehir şivesiyle. Gölgeyi yakalayabilir mi dedi. Hayır efendim dedi. İşte oğlum dedi, eğer dedi maneviyata, hakikate, sırtını dönersen dedi, asla gölgeyi yakalayamazsın dedi. Ama maneviyata, hakikate dedi, yönünü dönersen, gölge seni takip eder dedi. O zaman şeytan sizi takip edecek. Heva, heves sizi takip edecek. Nefis sizi takip edecek ölünceye kadar. Siz yönünüzü Allah ve Resulüne döndürürseniz. Eğer yok, yönünüzü Allah ve Resulüne çevirirseniz, sizi o gölgeyi, yani şeytanı, heva, hevesi, nefsi yakalayabilir misiniz? Hayır. Bir ömür boyu yalnız onların peşinden koşar mısınız?
Evet. Allah rahmet eylesin. Onu söylemişti. İşte o normalde ayrılık aşık için, aşık için sanki bin katilden daha böyle hüzünlü, bin katilden daha vahşi bir şeydir. Bir katil düşün, bin tane katil düşünün, o ona vahşi gelmez. Ama ayrılık, o ayrılık ateşi, o ayrılık hicrana, o ayrılık kederi her şeyin üstünde olur. Hz. Pir devam ediyor.
Ben kafiye düşünürüm, sevgilim bana der ki, yüzümden başka hiçbir şey düşünme. Ey benim kafiye düşünenim, rahatça otur, benim yanımda devlet kafiyesi sensin. Harf ne oluyor ki sen onu düşünesin? Harf nedir? Üzüm bağının çitten duvarı. Kafiye'ye baktığımızda malum divan edebiyatı girer işin içerisine, halk edebiyatı girer işin içerisine.
Kafiye denilince hani işte şiirlerde, mısra sonlarında okunuşları aynı ama anlamları ve görevleri farklı kelimeler. Kafiye bu. Hani bir şey söylersin, arkasından normalde o böyle hep geldim, geldim, geldim diye sonunda cümle öyle biter. Ama hiçbirisinin de anlamı veya görevi aynı değildir.
O yüzden bu konuda şimdi bir de kafiye dersi vermeyeyim. Malum benim ilk öğretmenim Seval Kaplan, edebiyatı sevdiren öğretmen. O yüzden burada sabaha kadar kafiye ile alakalı sohbet edebilirim. Yarım kafiye, tam kafiye gibi. E tabi yarım kafiye oldu mu böyle işte sadece ses benzerliği olur. Tam kafiye olunca işte iki tane ses benzerliği olmuş olur. O mısranın sonucunda. Karlı dağları aşmaya geldim. Issız çölleri geçmeye geldim. Engin denizlere dalmaya geldim. Aşkın oduna yanmaya geldim. Cana canan olmaya geldim. Sevgiliye can vermeye geldim. Güle bülbül olmaya geldim. Aşkın oduna yanmaya geldim.
Sürmeli gözlerine bakmaya geldim. Elinden tutup koşmaya geldim. Ebedi peşinden gitmeye geldim. Aşkın oduna yanmaya geldim. E bunu Mustafa söylemiş. Bu ne? Bu tam kafiye örneğin. Bunu yazarken kafiye sistemini düşünmedim ha. Öyle bir şey aklınıza gelmesin. Oturdum bir evkarlı zamanımda yazdıydım bunu. Sonra bu tam kafiye söz konusu olunca bakayım dedim şiirlerimin içerisinde tam kafiye olan var mı diye. Varmış elhamdülillah. O yüzden bu ne olmuş oluyor? Tam kafiye oluyor. Bir de zengin kafiye var. Bu zengin kafiyene üç ya da daha fazla ses harf benzerliğine dayanıyor. Ben divan edebiyatçısı değilim ha. Sakın ha.
Öyle kendi kendine bir şeyler karalayan insanım. O ayrı bir kafiye. Tabi o daha zengin oluyor. Bursa sokakları karanlık ve sessiz. Çaresizim sultanım. Kaldım kimsesiz. Etrafımdaki her şey duygusuz, hissiz. Tezgel efendim gönlüm perişan. Mustafa söyler aşkın dilinden. Çaresizim kimseler bilmez halinden. Dökülüverdi üstadım, sultanım senin dibinden. Tezgel efendi Mustafa perişan. Bu da ne? Bu da zengin kafiye. Bu zengin kafiye olunca normalde farklı kelimeler ama içindeki harfler birbirlerinin de uyum halinde. Bu da ne olmuş oluyor?
Zengin kafiye. Yarım kafiye, tam kafiye. Zengin kafiye. Aslında bir de bu kafiyelerin hecelenmeleri var. Bunlar farklı farklı. Bir de ne var? Tunç kafiye var. O normalde ardından ne var? İşte cinasi kafiye var. Yani bu ardından ne var? Bu kafiyelerin hece türleri var. Bu kafiyelerin vezin türleri var. Vezine girince divan edebiyatına giriyorsun. Faulatın faulatın faal. Faa öyle giriyor. Bu da faal şimdi öksürük. Allah bizi affetsin inşallah Hazreti Pir Tabiri caizse Allah'ı Konuşturuyor orada Hani diyor sen kafiyeyi Düşünüyorsun Kafiyeyi bırak Kafiyeyle uğraşma Ya Diyor ki yüzümden Başka bir şey düşünme Ey benim kafiye Düşünenim Şimdi aşık kafiye düşünmez Spontane söyler Kimisi kafiye olur
Kimisi kafiyetsiz olur Ama dünyevi şiir yazanlar Otururlar bir şiiri 3 ayda 4 ayda 5 ayda yazarlar 10 ayda yazarlar 1 senede yazarlar Neden ona kafiye düşürecek Çünkü Aşık için kafiye düşürmek yoktur Kafiye düşüreceğim de uğraşmaz O zaten aklın şiiri olur O Aşıklığın şiiri değildir Aşık oturduğu yerden Ne geliyorsa Kalbine onu söyler O yüzden Hazreti Pir diyor ki Cenab-ı Hakk'ı Cenab-ı Hakk'ı Konuşturarak Yüzümden başka bir şey düşünme Ey benim kafiye düşünenim Rahatça otur Benim yanımda Devlet kafiyesi Sensin Diyor ki
Bir ahaşi'ye kafiye düşünmek Abesle iştigaldir Varsın onu Dünyevi şiirler yazan kimseler Kafiye düşünsünler Hatta bazen Çok özür dilerim Bu topçular popçular var ya Mesela Anlam Onların normalde Güftelerini okusanız Hiçbir anlamı yok Kimisinde Sırf onlar Kafiye düşüreceğiz Veyahut da İşte Dört sekizlik Olsun diye Hiç alakasız Konuyla alakasız Kelimeler koyarlar Bu millet de Nasıl olsa Bakmıyor ya Kelimelerine Harflerine Ne söylediğine Dinliyor Alıyor Satın alıyor Müşterisi var Orasını burasını gösteriyor O ondan işi götürüyor
Zaten hiç kimse de Ya burada ne diyor Ne konuştu Manası ne Bunu zaten bakan yok Ooo Tarkan Sen anlamazsın onun sevgisini Öyle diyor kızım birisi Ya sen onun sevgisini anlamazsın diyor Doğru söylüyor Anlamayız Yani Biz Tarkan nasıl sevilir Bilmeyiz biz Ben bilmem şahsen Yani şarkılarını da Düşünmem hiç Veyahut da o topçular Popçular neyse Yani Benim böyle İlgi alanım değil Ama Bazen Böyle Denk geldiğinde Dinliyorum Ondan sonra Kelimenin hiçbirinde Bağlantısı yok Yani Üstteki cümleyle Alttaki cümlenin Birbiriyle Bağlantısı yok
Hele sonlarıyla Hiç bağlantıları yok Birbirleriyle Böyle İnteresan Abuk subuk Bir şey var Orta yerde Ama müşterisi var ya Müşterisi olunca Abuk subuk da olsa Ondan sonra Yapıyorlar bir şarkı Herkes de dinliyor Ondan sonra Herkes bağırıyor Bandıra bandıra ye beni diye Ulan ne yiyorsun Bandıra bandıra Hiç kimse düşünmüyor Yani onu Şeyde Aklıma geleni söylüyorum Şimdi Yani deseniz ki İkinci kıtası ne Bilmiyorum Ve ikinci cümlesi Ne bilmiyorum Bunun gibi Allah bizi affesin O işte Sonuçta diyor ki Hz. Pir Sen diyor Benim cemalime bak
Benim yüzüme bak Benim yüzümden başka Bir şey düşünme Rabıtan'a Benim cemalimden başka Bir şey düşünme Bu aslında Dervişi sarsan Bir müridi Sarsan bir yer Yani sen kafiye düşünme Dediğinde Aslında Müride şunu söylüyor Sen Aklına uyaraktan Bir şeyi Kafiye düzeceğim Diye uğraşma Sen Ne tarafa dönerseniz Dönün Allah'ın veci Oradadır Ayeti kerimesinin Sırrına ermeye çalış Sen Allah'ı görüyormuşçasına İbadet etmenin Sırrına ulaş Ve her hadisede Her tecelliyatta Her Tabiri caizse Yüzde Onun cemalini seyret Onun cemalinden
Başka bir şey Düşünme Ve sen Onun cemalini Düşündüğünde Kafiye de Aramayacaksın Cemalini Düşündüğünde Harflerin Senin Duygularının Tercümanın Olmadığını Göreceksin Ve harflerin Aslında Senin Duygunun Etrafına Bir çit Ördüğünü Göreceksin Hani diyor ya Harfler Bir diyor Şeyde Çit gibidir Neyde Üzüm tarlasında Üzüm bağının Çitidir Üzüm bağına Girince İnsan Üzüm yer Öyle değil mi Çit olursa Girebilir mi İçeri Girmez O zaman Harfleri Düşündüğünde Veyahut da sen Kafiyeli bir Cümle kuracağım Kafiyeli bir Mısra yazacağım De uğraşmak
Sufi Adabınca Sen Onun Cemalinden Ayrıldın Ayrıldın Harf Düşünmeye Başladın Eğer Normalde Sen Kafiye Düşünmemiş Olsaydın Bayrama Benzer Onun Cemalinden Bir Nebze Tatmış Olsaydın Asla Ayılmayacaktın Veyahut da Mansur Şarabına Benzer Onun İlahi Aşkından Bir Damla Dudağına Değmiş Olsaydı Sen Ebedi Sarhoşlardan Olacaktın Asla Hiçbir Kafiye Sen Tutturamayacaktın Veyahut da Sen O Cemalle Cemalleşemedikten Sonra O Cemale O Yüze Perdelenince Sen O Normalde O zaman Gönlün Hiçbir Yerde Sefa Bulmayacaktı Gönlün Hiçbir Yerde
Rahat Olmayacaktı Ve Gönlün Hep Huzursuzluktan Kedere Kederden Hicrana Hicrandan Huzursuzluya Perdeden Perdeye Hep Hicran Yaşayacaktın E O Zaman Sen Perdelendiğinde Ve Onun Cemalini Seyredemediğinde Sen Bir Hicran Perdesinde Bir Ayrılık Perdesinde Yaşayacaktın Ve Asla Ve Asla Senin Adına Kafiye Senin Aklına Kafiye Gelmeyecekti Ve Sen Diyecektin Ki Canı Feda Etseydim De Kafiye Düşünmeseydim Canı Feda Etseydim De Cemalinden Bir Nebze Olsun Hayalde Olsa Gölgede Olsa Görseydim Diyeceksin Hatta Diyecektin Ki Hayalinin Gölgesine
Bile Razıyım Hiç Olmasa Bir Tek Cemalini Göster Göster Bana Bir Bakış At Bir Bakış Fırlat Bir Zülfünü Göster Zülfünün Bir Tek Telini Göster Razıyım Diyecektin Sen Kafiyeyi Düşünmeyecektin E Kafiye Düşündün Akla Uydun Ve O Deseydin Ki Onun Cemalini Görseydin Zaten Gözünü Ondan Ayırman Mümkün Değildi Gözünü Ondan Ayırdıysan Göz Ondan Ayırıldıysa O Zaman Göz Perdelendi Bu Sana Hicran Olarak Yeter Bu Sana Keder Olarak Yeter Bu Sana Acı Olarak Yeter Bu Sana Kan Revan Olarak Yeter Başka Kana Revana İhtiyacın Yok Öyle Olunca
Da İşte Cemalinden Ayrı Düşen Cemalini Seyredemeyen Neyi Seyrederse Seyretsin Hepsi De Bir Hayalden İbarettir Bir Gölgeden İbarettir Asıl Olan Gerçek Olan Hakikat Olan Onun Cemalidir Ve Sen Her Nereye Baktığında Onun Cemalinden Bir Nişan Görmüyorsan Her Nereye Baktığında Onun Cemaliyle Cemalleşemiyorsan O Zaman Sen Yan Ağla Dön Ağla Otur Ağla Kalk Ağla Yat Ağla Yürü Ağla Koş Ağla Sebep Sen O Yarın Cemalinden Ayrı Düşmüşsün Sen Bin Bir Tane Güneşle Hemhal Olsan Ne Olacak Ki O Yarın Cemalinden Ayrı Düşmüşsün Bütün Güneşler
Senin Önüne Serilse Sen O Cemal Güneşinden Ayrı Durduktan Sonra Hiçbir Şeyin Sende Anlamı Kalmayacak İşte O Bayram Gününün Cemaline Benzeyen O Cemalullah'tan Sen Ayrıldıysan O Bütün Dünya Üzerindeki Tatların Hepsini Ahiretin Tatlarının Hepsini Bir Yere Toplasan Ama Onun Vuslat Şarabının Bir Damlası Dahi Etmeyecek Olan Bütün Tatları Önüne Dökseler Ne Olacak Ki O Vuslat Şarabından Bir Damla İçemediysen Bütün Tatları Toplasalar Mansur'un Dudağına Damlatılan Vahdet Damlasından Bir Damla Sende Yok ise Hiçbir Şeyin Hiçbir
Anlamı Yok O Zaman Yediğin Boğuş İçtiğin Boğuş Yaşadığın Boğuş Yaşamanın Da Bir Anlamı Var mı Yok Hiçbir Şeyin Anlamı Yok Sebep Sen O Sevgiliden Ayrı Düşmüş Bak Sen Sevgiliden Ayrı Düşmüşsün O Senden Ayrı Değil Zulmetme Allah'a O Senden Ayrı Değil Sen Ondan Perdelisin O Senden Ayrı Olmadığını Beyan Etmiş Şah Damarınızdan Daha Yakınım Demiş Şah Damarınızdan Daha Yakınım Diyen Allah'a Sen Uzaksın Sen Perdelisin E Ona Perdeliysen Her Ona Perdeliysen Her Şeye Perdelisin Onunla
Aran Bozuksa Her Şeyle Ve Herkesle Aran Bozuktur Onunla Aran İyise Her Şeyle Ve Herkesle Aran İyi olur Onunla Aran İyi Değilse Hiçbir Şeyle Ve Hiç Kimseyle Aran İyi Olmaz Sufileri Bu Konuda Vahşi Görür İnsanlar Sufi O Ayrılık Perdesinin Acısına Kaptırırsa Kendini Hiçbir Şeyle İlgilenmez Her Şeyle Bağını Keser Sebep Tekrar O Cemalleşme Perdesini Bulabilmek Yakalayabilmek O Hal ile Hallenmek İçin Yapar Hazreti Pir Ey Oğul Bağını Kes Ne Zamana Kadar Altına Ve Gümüşe Tapacaksın Dediği
Şey Odur Bir Nebze Sen Sevgiliyle Bağını Koparan Her Ne Var İse Onlarla Bağını Koparmazsan Sevgiliyle Bağ Kuramazsın Kuramayınca Kabız Hali Gelir Vahşileşirsin Hiçbir Şeyden Tat Almaz Hiçbir Şeyden Lezzet Almaz Hiçbir Şey Sana Dost Olmaz Her Şey Sana Yabancıdır Eşin Yabancıdır Çocukların Yabancıdır İşin Yabancıdır Sokaklar Yabancıdır Şehir Yabancıdır Ülke Yabancıdır Aldığın Nefes Bile Sana Yabancıdır Aldığın Nefes İçindeki Can Bile Sana Yabancıdır Hatta Görebilirsen Kendi Ruhunu Kendi Ruhun Bile Sana Yabancıdır Bir
Bakarsın Sana Sırtını Döner Gider Bakmaz Bile Senin Yüzüne Dersin Ki Sen Benim Ruhumsun Neden Yüzüme Bakmıyorsun Der Ki Ben Onun Cemalini Seyretmek İçin Yaratıldım Çöker Kalırsın Bir Daha Bir Tokat Daha Yersin Üzerinden Silindir Geçer Üzerinden Silindir Geçer Bu Sefer Sen Dersin Ki Eyvah Ben Yanmışım Cemaliyle Perdelenmişim Cemaliyle Perdelenmişim Bunu Ancak Cemalin Cemaliyetin Tecelliyatına Mahsar Olmuş Kimse Anlayabilir Hak Esmasına Oturduysa Bir Kimse Daha Da Açık Konuşayım Bunu Hak Esmasına Oturduysa Hak Esmasını
O Kimseye Cennette Verirler Bunları Böyle Benle Beraber Kaybolup Gitmesini İstemediğimden Söylüyorum Artık Hak Esması Bir Sufiye Seyri Sülükte Cennette Verilir O Kimse Kendisini Cennette Görür Rüyasında Veya Halinde Bunun Sahih Olanı Rüyadır Rüyasında Cennette Görür Kendini Cennette Görünce O Hak Esmasını Duyar Allah Ona Hitap Eder Allah Ona Hitap Ettiğinde Bütün Vücudu Kulak Olur İçi Dışı Onu Duyar Bütün Vücuduyla Duyar Bütün Vücuduyla Duyunca O Hak Esmasını Alır Beşinci Makam Gerçek Manada
Hak Esmasının Tecelliyatı Bu ve Buna Benzer Olan Şeylerdir Onu Başındaki Üstad Bilir Zaten O Esmanın Alıştırma Esması mı Yoksa Gerçek Esması mı Bazen Alıştırma Esması dır Ona Bir Esma Söylenir O Esma Der Bir Bir Hafta Çek On Gün Çek Bunu Sayısız Olarak Çek Veyahut Önemli Değil O Esmada Oturdu Oturmadı Esma Esmayı Aldı Da Tecelliyatı Geldi Gelmedi Mi Bu Da Önemli Onun Esmanın Bir De Kalbi Tecelliyatı Var Kalbi Tecelliyatı Da Gelecek O Esmanın Kalbi Tecelliyatından Sonra Sırri Tecelliyatı Var O Tecelliyat Da Gelecek
Ondan Sonra Ruhi Tecelliyatı Var O Da Gelecek Bunların Hepsi Bakın Kendi İçerisinde Kademe Kademedir O Adam Hu Esmasını Aldı O Derviş Bayan Veyahutta Erkek Önemli Değil Hu Esmasını Aldı Hu Esmasını Aldı Kalbi Tecelliyatı Hu Esmasında mı Ardından Sırri Tecelliyatı Hu Esmasında mı Ardından Ruhi Tecelliyatı Hu Esmasında mı Devam Etti Bu Merhaleleri De Geçti Hay Esmasına Geçti Hay Esmasında Aynı Kalbi Sırri Ruhi Ondan sonra Hak Esmasına Geçti Hak Esmasında Kalbi Sırri Ruhi Noktaya Geldiğinde Cenab-ı Hak Ona Hitap Etti
Onun Hak Esmasında Da İşi Bitti Artık O Hitap Geldi Hitap Geldikten Sonra O Altıncı Makama Geçti Hitap Geldikten Sonra Bir Müttet Durumuna Göre Çalışmasına Göre Aşkına Muhabbetine Göre Üstadına Olan Bağlılığına Göre Sünneti Seni İşlemesine Göre Cömertliğine Göre Affına Göre Mağfiretine Göre Etrafına Davranışlarına Göre Kime Sert Davrandı Kime Yumşak Davrandı Kimin Kalbini Kırdı Kimin Kalbini Kırmadı Eşine Nasıl Davrandı Çocuklarına Nasıl Davrandı Sokaktaki Taşa Nasıl Davrandı Böceğe Nasıl Davrandı Kuşa Nasıl Davrandı
Hangi Kadına Baktı Bakmadı Gözü Kaydı Kaymadı Kalbi Kaydı Kaymadı Bu Artık Böyle İncenin İncesi İncenin İncesi Bu İncenin İncesi İçliğe Doğru Gelecek Artık Öyle Dünya İçin Kime Kızdı Kime Kızmadı Kimin Kalbini Kırdı Dünya İçin Ne Yaptı Malı Satacağım Değ Yalan Söyledi Alacağım Değ Yalan Söyledi Bu Aslında Daha Yolun Başında Olan Şeyler Hepsini İnceleyip Sık Dokunacak Artık Öyle İnceleyip Hukuku Çocuklarının Hakkı Hukuku Hepsini De İnceleyip Sık Dokunacak Vay Çocuk Benim İstersem Döverim İstersem Söverim Senin Değil
Allah'ın Kulu Resulün Ümmeti Dostlar Davran Çocuğuna Vay Hanımına Küfretti Hakaret Et Hadi Hadi Yavrum Hadi Senin Seyrisulukun Bile Başlamaz Seyrisulukun Bile Başlamaz Öyle Hanımını Döveceksin Söveceksin Hakaret Edeceksin He Dikerler Başına Derler ki Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hiç Dövmedi Sana Kim Öğretti Bunu Dikerler Başına Derler ki Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Eşine Hiç Hakaret Etmedi Sen Nereye Hakaret Ediyorsun Der Öyle Kolay Değil O İş O İş Kolay Değil Esma Alırsın Onun Arkası
Var Kolay Değil Allah Bizi Affetsin İşte Bu Noktalarda Olan Hani Hitabı Alınca Artık O Cemalleşme Başlar O Yüzden Onun Gözü Kaşı Oynamayacak Her Ne Tarafa Dönersen O Tarafa Doğru Koşacak O Nerede O Yedinci Makamda Edebiyatla Olmuyor Bu İşler O Yedinci Makamda Allah Bizi O Hallerle Hallenenlerden Eylesin İnşallah 1730 Beytten Devam Edeceğiz İnşallah Önümüzdeki Hafta Biraz Böyle Bu Konular Hakkınızı Helal Hazreti Bir Böyle Örneklerle Anlatıyor Ama Öyle Basit Olarak Geçebileceğim Şeyler Değil
E bir de Yaşta Geçiyor Ölüm İnsana Ne Zaman Gelecek Beli Değil İlmi Saklıyormuş Gibi Olmaktan Allah'a Sanırım Ben Bir Şeyi Saklamayı Sevmiyorum Bunu Anlamazlar Diye Düşünmüyorum Öyle Bir Düşüncem De Yok Ben Bildiğimi Anladığımı Aktarmaya Çalışıyorum Yavaş Yavaş Gitsin Önem Değil Paşaya Kelle Yetiştirecek Değiliz Ya O Yüzden Allah Bizi Affetsin İnşallah Bak Buraya Bir Şey Düşmüşüm Ya Bir Dörtlük Düşmüşüm Bununa Kapatayım Ey Nefsim Aşk Meydanına Giden Yolda Şeytan Vesvesesi Çoktur Uyanık Ol da Gözünü Aç Gönül Kulağına
Mürşidine Ver Kim Gelmiş Kim Gitmiş Meydan Sahibi İçin Ne Fark Eder Aşk Meydanı Delil İster Gam Yer Su Yerine Kan İçer Kafam Yerinde Değilmiş Bunu Yazarken Şimdi Tam Son Fasla Almışım Bunu Kafam Yerinde Değilmiş Bunu Yazarken Allah Beni Affetsin Ey Mevsim Aşk Meydanına Giden Yolda Şeytan Vesvesesi Çoktur Kendi Sözümü Kendim Şerh Edeceğim Neredeyse Şimdi Herhalde Benim Değildir Bu Söz Yani Ben Buraya Yazmışım Bunu Ama O Kafayla Demek Gerçekten Aşk Meydanına Giden Yolda Şeytan Uraşır O Kimseyle Ona Şeytan Çok
Vesvese Verir O Kadar Çok Vesvese Verir Ki Ne Yaptığı Kadıya Üftada Hazretlerine Gidecek At Sırtından Attı Onu At Sırtından Attı Mahmud Daya Hazretleri Bu Sefer Yayan Yürüdü Hazreti Üftadenin Tekkesine At Bile Götürmek İstemedi Onu O Yüzden Bu Ben Böyle Allah Affetsin Tarikat Sözünü Kullanmayam Ya Pek Kullanmak Da İstemiyorum Zaten Aşk Meydanına Bir Kimse Yola Çıksa Şeytan Ona Aklına Hayaline Gelmeyecek Vesveseler Verir Öyle Vesvese Verir Sakın Biz Ders Aldık Bize Vesvese Vermez Düşünmeyin Verir Herkese Verir
Uyanık Ol Gözünü Aç Uyanık Ol Gözünü Aç Yani Senin Mana Gözün Açılsın Kulağını Mürşidine Ver Ha Demek ki Kulağını Kime Verecekmişsin Mürşidine Şeytana Değil Heva Hevesine Değil Nefsine Değil Ahmet'e Mehmet'e İşte O Ablaydı O Teyzeydi Değil O Abiydi O Zakir Değil Zakirlere Karşı Bir Düşmanlığım Olduğundan Değil Yanlış Anlaşılmasın Hepsi de Kardeşimiz Hep beraber Yol Yürüyoruz Ama Derviş Aşk Meydanına Yürücekse Onun Gözü Kulağı Üstadında Olacak Eğer Ben Burada Seyrisülük Yapacağım Diyorsa O Zaman Gözünü Kulağını Odağını
Ona Bağlayacak Kim Gelmiş Kim Gitmiş Meydan Sahibi Ne Fark Eder Aşk Meydanının Sahibi Allah Aşk Meydanının Sahibi Allah Oraya Kim Kim Gelmiş Kim Gitmiş Ne Zaman Yaratıldığını Bilmiyoruz İnsanlık Aleminin O Gündür Bugündür Allah'a Aşk Olanlar Var mı Var Habir Fazla Habir Eksik Sen Oraya Sırtını Dönmüşsün İlk Oraya Sırtını Dönen Sen Değilsin Sen Oraya Oturmuşun Kalkmışın Gitmişin Gelmişin Meydan Sahibi İçin Fark Etmiyor Çünkü Senin Gelmen Onun Şanına Şan Katmıyor Senin Gitmen Onun Şanından Bir Şey Eksiltmiyor Bir Mürşidi
Kamil Düşünün Yüz Bin Tane Derviş Olsan Olacak Bir Tane Derviş Olsan Olacak O Allah'la Vuslat Perdesinde Oturmuş Zaten Onun Bir Derdi Yok Gamı Tasası Onun Allah Sen Gelmişin Gitmişin Ne Olacak Ki Senin Yerini Doldurur Allah'ın Kulu Yok Sen Kendince Vazgeçilmez Zannedersin Mezarlıklar Vazgeçilmez İnsanlarla Dolu 26 Yaşından Beri Dergah Sufi Hayatım Var Kaç Kişiler Geldi Kaç Kişiler Gitti Kaç Kişilere Ders Verdik 26 Yaşından Beri Sohbet Ediyorum Haftada 4-5 Gün Hani Hazreti Pir Diyor Ya Ben Tüm Meclislerde Oturdum Ağladım
Bütün Meclislerde Feryat Ettim Anlattım Feryadım İşiten Olmadı Diyor Bizim Feryadımız O yüzden Kimi İşitcek Kimi İşitmeyecek O Önemli Değil Meydan Sahibi İçin Fark Etmiyor Aşk Meydanı Delil İster Bakın O Meydan Delil İster Senden Ben Aşığım Demek Aşık Olunmaz Gam Yer Yani Sana Gam Verir Orası Gam Fabrikası Gibi Keder Fabrikası Gibi Hüzün Fabrikası Gibi Su Yerine Kan İçer Çünkü Aşığın Delilidir Kanının Feda Etmesi Canının Feda Kandan Kasıt Can O Senden Delil İster O Delili Koymazsan Orta Yere Aşıklığın Senin
Lafta O Delili Koymazsan Aşıklığın Edebiyatta Allah Bizi Affetsin Yazmış Bırakmışım Burada Demek ki Böyle Olacakmış Eyvallah 1733. Beytten Devam Edeceğiz Allah Rızası Senel Fatiha Aman Selamat Amin Allah razı olsun İnşallah Bu Sohbetleri Dokuzda Diyoruz Ama Bazen Böyle Dokuzu Geçiyor E ben Bir Oturuyorum Orada Bir Esinti Alıyorum Kafam Bir Toplansın Diyorum Böyle Bir Esinti Olsun Bir Rahatlayayım Bir Kutsal Mübarek Tahtaya Bir Sürüneyim Sürtüneyim Orada
Ondan sonra Tahtadan Mübareklik Geçsin Bana Öylesi Geliyorum Ben Yine Sizlerden Uzaktan Katılıp Dinleyenlerden Haklarının Helal Edilmesini İstiyorum Allah Razı olsun Etmiyorum Diyen Varsa Çıksın Meydana Bir Pehlivanlık Yapalım Daha Ölmedik Allah'ın İzinden O Yüzden Varsa Helal Etmiyorum Diyen Varsa Üzerinden Geçeyim Silindir Gibi Böyle Bir Çarpayım Zorla El Alık Alayım Ben Sonuçta Bayındırlıyım Normal Değilim Ben İşin Latifesi Allah Razı Olsun Tekrar Teşekkür Eder Haklarınızın Helalini İsteriz Selamun Aleyküm Mesnevi
Aslında Böyle Husisi Oturulup Kafiyeli Yazılmış Bir Eser Değildir Bazılar Bunun Böyle Sanki Divan Edebiyatı Gibi Böyle Kimisi Mesneviden Şiir Arıyor Mesela Mesnevin İçinden Bazen Bazı Yerlerde Denk Geliyor Mesneviden Bazı Şeyleri Beytleri Kimisi Böyle Şiirleştirmeye Çalışıyor Ondan sonra Bunlar Böyle Biraz Beyhude Çabalar Mesnevi Benim Tabirimle Kur'an Ve Sünnetten Süzülmüş Bir Hayat Kitabı Bir Hayatı Tecrübe Etmiş Olan Bir Kimsenin Kitabı Mesnevi Tefsir Mesnevi Akaid Mesnevi Hukuk Mesnevi Merhamet Mesnevi Adalet Mesnevi
Normalde Kur'an Ve Sünnetin Bütün İlimlerini Mesnevi De Görmeniz Mümkün O Yüzden Mesnevi Mesela Bazen Okullarda Öyle Söylüyorlarmış Bir Divan Edebiyatı Örneği Değil Mesnevi Bir Şiir Kitabı Değil Bakın Mesnevi Bir Şiir Kitabı Değil Mesnevi Bir Deyiş Kitabı Değil Değil Mesnevi Kur'an Ve Sünnet Tefsiri Bakın Tekrar Söylüyorum Mesnevi Kur'an Ve Sünnet Tefsiri Mesnevi Bir İnsanın Günlük Hayatında Nasıl Yaşaması Gerektiğini Anlatan Hayat Kitabı Yani Bunu Normalde Başka Bir Yere Bağlamak Hatta Hz.
Pir'in Deyimiyle Diyor ki Mesnevi Bir Vahdet Kitabı dır Birlik Kitabı Hatta Diyor Kim Bunun Dışında Bir Şey Söylerse Vahdet Kitabının Dışında Bir Şey Söylemesin Vahdet Kitabı Dır Çünkü Diyor Bunun Dışında Bir Sözü Kaldırmaz Mesnevi Diyor O Yüzden Mesnevi Gerçekten Bu Manada Bir Allah'a Gidilen Yolda Nasıl Yolcunun Yolcunun Nasıl Olması Gerektiğini Anlatan Disturlar Manzumesi Bunları Neyle Bunları Hikayelerle Anlatmış O Ben İşte Aslanı Ayrılığa Benzettim Bir Başkası Başka Şeye Benzetebilir Eyvallah Öyle İllaki Öyle
Doğru Olacak Bir Kaydı Yok Ben Genelde Bir Mesnevi İyi Şerheden Kimselere Saygısızlık Küstahlık Gibi Algılanmasın Ben Genel Olarak Mesnevi Kur'an Sünnet İlmeğinden Geçirerekten Anlamaya Ve Anlatmaya Çalışıyorum Yani Çünkü Onlara Bakıyorum Mesela Bakıyorum Burada Ne Demek İstedi Şunu Bununla Alakalı Ne Ayet-i Kerime Var Bu Var Bununla Alakalı Ne Adış-i Şerif Var Bu Var Gibi Ben Onu Böyle Kendimce Şerh Etmeye Çalışıyorum E Bazen Böyle Kendimce Hani Bakıyorum Bu Manevi Bir Şey O Zaman Da Böyle Ayet Hadis Aramıyorum Ona
Diyorum ki Buna Ancak Yine Sufice Sufilik Noktasından Cevap Verilir Veyahut Anlatılır Manasında Öyle Algılıyorum O Yüzden Mesneviye Bakarken Bir Şiir Kitabı Gibi Görmeyelim Veyahut Divan Edebiyatının Örnekleri Varmış Gibi Görmeyelim Ha Bazı Farisicesine Baktığında Farisice Hani Beytler Birbirine Uyumlu Gidiyor Farisicelisi Bir Arkadaşımız Farisicesini Getirdi Bazen Oradan Karşılığında Türkçesi Var Farisicesini Okuyorum Oradan Buraya Hazırladığım Beytleri Bakıyorum Onda Bazı Böyle Şeyler Nasıl Söyleyeyim Beytler Kafiyeli
Gitmiş Kafiyeli Söylemiş Onları Ama Lakin Sonuçta Mesnevi Toparlayacak Olursak Bir Şiir Kitabı Dey Selamun Aleyküm
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.