mustafaozbag.org

Mesnevi Şerîf Şerhi (1712.Beyit) 02.09.2023

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 2 Eylül 2023 · 49:50

Önzübillahimineşşeytanurrecim, bismillahirrahmanirrahim, eftali zikrfâlemennehum, lââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââ ve cümle ümmet-i Muhammed'e
hakka, hak batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Ecmeyin. En son bu eyvah demeler, bu acınmalar, onu görmek peşin ve elde olan kendi varlığından kesilmek hayali iledir. Burayı okumuşuz. İnşallah buradan devam edeceğiz. Hafif bir hatırlatma gibi bir giriş yapalım. Hani bir tüccar vardı, tüccar Hindistan'a doğru mal almaya yola gidiyordu ve normalde ev halkına herkese sordu, ne istiyorsunuz diye. Ev halkının normalde isteklerini aldı. En son bir eski dilde tuti, eskiler duduk kuşu derlerdi. Papağan ona sordu senin isteğin var mı diye.
O da dedi ki, orada benim akrabalarım var. oraya gittiğinde benim dedi, halimi onlara arz et, söyle. Benim hayatımı anlattı. Onlar benim bu durumumu, burada nasıl yaşadım anlat dedi. O da gitti. Hindistan'da, oradaki o papağanların veyahut da duduların veyahut da tutilerin hangisini kullanırsanız bir bölgeye vardı. Orada onları görünce, onlara normalde kendi Dudu'sunun nasıl yaşadığını anlattı. Öyle olunca o anlattığı Dudu kuşu, kültek öldü. Döndü, tabi çok üzüldü tüccarına. Eve geldi, eve geldiğinde işte bütün herkese görüştü, konuştu.
Son dakika, işte Dudu'ya nasıl söyleyeceğim ben bunu diye kendi kendini düşünürken, Dudu'ya bunu söyledi. Dudu da öldü. Dudu ölünce, ondan sonra, Hz. Pir, Dudu'nun ölümünden, ölümünün üzerinden hikayeyi devam ettiriyor. Tabi yine hatırlatma Oğuz'un babından söylüyorum. Geçen hafta, çünkü sohbet kesildi, aşure vardı. Birkaç haftadır da böyle aşure gerginliğinden dolayı meseleyi unutmuş olabilir arkadaşlar. O yüzden bu sefer Dudu ölünce başladı feryada figana tüccar. O feryat devam ediyor. Hz. Pir diyor ki, bu kuşun ölümüne sebep Allah'ın gayreti kıskanması idi.
Hakkın hükmüne çare bulunmaz. Nerede bir gönül ki Allah'ın hükmünden yüz parça olmamış olsun? Tabi bu Hz. Pir, bu tacirin bu hayıflanmasından ondan sonra bu derin üzüntü duymasından, teessüfünden sonra her Müslüman gibi, mümin gibi hükmü ilahiye teslim olunmasını söylüyor. Ve diyor ki, Hakkın hükmüne çare bulunmaz. Normalde buna teslimiyetten başka da yapılabilecek bir şey yoktur. Ondan sonra, tabi bu ölenler, Enam suresi 62, gerçek sahipler olan Allah'a döndürülürler. Dikkat, haberiniz olsun ki, hüküm ancak Allah'ındır ve hesap görenlerin. En çabu da Allah'tır.
Bütün herkes ölümü tatacaktır. Her nefes ölümü tatacak ve normalde o canları alınan da ne yapacak? Gerçek sahibi olan Allah'a döndürülecek. Bakın, her öldürülen, ölen insan, gerçek sahibi olan Allah'a döndürülecek. Hüküm de Allah'a ait. Yani bunun hükmü bir başkasına ait değil. Her nefes ölümü tadacak ve o ölümü tadanlar da gerçek sahibi olan Allah'a döndürülecek.
Hani başka bir ayet-i kerimede siz yoktunuz. Sizi var eden Allah'tır der. O zaman gerçek sahibimiz bizim Allah. Ölenin de gerçek sahibi Allah. Dirinin de gerçek sahibi Allah. Ve bu manada bu hükmü ilahi tecelli edince o zaman Allah'ın Allah'tan razı olmak, Allah'ın kazasına boyun eğmekten başka hiç kimsenin yapabileceği bir şey yok. İslam'ın en güzel taraflarından birisi şu. yani bir kimse kendi cüz-i iradesinin dışında olan bir şeyi sonuç itibariyle bu Allah'tan geldi diyor. Bu hüküm Allah'ın. Ölüm hüküm Allah'ın. normalde bu noktada Müslüman bir mümin için kafasında herhangi bir şey kalmadı. öyle olunca da Sufiler bu meselede bu dairede daha böyle Allah'ın rızasını kazanma noktasında dururlar.
Öyle olunca Sufiler her şeyde Allah'ın hükmü var mı? var. Allah'ın hükmü varsa kendi üzerlerinin olan Cenab-ı Hak'ın tasarrufuna razı olurlar. onu sükunet içinde onu böyle tatlılık içinde kabullenirler. Sufi o yüzden başına gelen bir musibeti başına gelen bir sıkıntıyı başına gelen herhangi bir şeyi sükunetle karşılar. Çünkü o Allah'tan razı olacak. Allah'tan razı olacak ki Allah da ondan razı olacak. Sufilerin dışındaki insanlar Allah'ı razı etmeye çalışırlar. Sufiler işin kestirmesine giderler. Derler ki biz Allah'tan razı olalım. Yaratıcı olan biz değiliz çünkü. Yaratıcı olan Allah.
O yüzden normalde kader tecelli eder. O kaderin acı tecellisinin karşılığında sufi sükunet ve huzur içerisinde o tecelliyata ram olur. Tecelliyatı kabullenir. Der ki bu Rabbimin bir cilvesi. Bu Rabbimin işi. Bunu Cenab-ı Hak gönderdi der. Bunu kabullenir. Mesela İslam'da o yüzden bir kimsenin yakını veya uzağa vefat ettiğinde yırtınmak, bağırıp çağırmak, böyle yakasını paçasını yırtmak yoktur. Çünkü o haktan razı olmadığını gösterir. Ona can veren Allah'tı. Ona ruh üfleyen de Allah'tı. Vakti saati gelince onu aldı. Onu alacak da zaten.
Dünyada bıraktığı kimse yok. Vakti geleni ne yapıyor? Alıyor. O yüzden onu ne yapacak? Onu huzur içerisinde kabullenecek. O yüzden bu manada hani genel olarak sufiler kendi üzerlerindeki Allah'ın tasarrufunu kabullenip ona teslim olurlar. Yani ve sufilerin duasıdır. Hani Ya Rabbi bizden razı ol diye. Allah cümlemizden razı olsun. Razı olduğu kullardan eylesin. Razı olacağı şekilde ameller işlesin inşallah. Huzuruna da razı olmuş olarak çıkartsın. Önemli olan Allah'ın bir kuldan razı olmasıdır. Önemli olan budur. Ve kul eğer ki Allah'tan razı olursa Allah da ondan razı olur.
Bakın kul Allah'tan razı olursa Allah ondan razı olur. Bu ne demek? Başına ne gelirse gelsin işyan etmemek. Başına ne gelirse gelsin tüfre düşmemek. Başına ne gelirse gelsin bu mu benim başıma gelecekti bu böyle mi olacaktı deyip Allah'la yarışmamak varsa mücadele edilecek bir yer mücadele edilir ama Allah'la yarışılmaz. O yüzden işte tüccar da dedi ki bu Allah'ın takdiridir ve bu da Allah'ın gayreti kıskanması idi. Bir de ne var? Allah kıskançtır. Gayret kıskançlık her şeyden gayri olan vasfı söze ve sese sığmayan Allah gayretidir.
Kendisinden başka her şeyi kıskanır. buradaki gayretin karşılığı sufilikte kıskanmaktır. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki Allah kıskançtır ben de sizin en kıskancınızımdır. Allah kıskançtır kıskanç olanları sever. Buradaki kıskançlık yalnız avamın kıskançlığı değil. Avamın kıskançlığı nedir? O insanı Allah muhafaza eylesin. Geçimsizliğe götürür. Evet insan eşini kıskanır veyahut sevdiğini kıskanır. Çocuğunu kıskanır. Onu korur kollar muhafaza eder. Bakın onu korur kollar muhafaza eder. Onu tabiri caizse kanatlarının altına alır. Onu himayesine alır.
Allah'ın kıskançlığı da normalde bu manadadır. Kulunun harama gitmesini istemez. kulunun yanlış yerlere gitmesini istemez. Kulunun kendi rızasının dışına çıkmasını istemez. Allah da bu manada nedir? Kıskançtır. Ama bunun başında da diyor ki her şeyden gayri olan vasfı söze ve sese sığmayan Allah. Burada Hz. Pir Cenab-ı Hakk'ın tabiri caizse zatî sıfatlarını koyuyor ortaya diyor ki o hiçbir şeye benzemez ve onun normalde vasfı yoktur. Söze gelmez vasfı. Yani vasfedilemez. E ya onun vasfetmek için sesler yetmez, kelimeler yetmez, cümleler yetmez.
Nedir zatî sıfatları Cenab-ı Hakk'ın kısaca? Bakın bu zatî sıfatları hiçbir zaman yarattıklarının üzerinde tecelli etmeyen sıfatlardır. Cenab-ı Hakk'ın diğer sıfatları sayısız, sonsuz bunlar yarattıklarının üzerinde tecelli eden sıfatlardır. Ama Cenab-ı Hakk'ın zatî sıfatları zatî sıfatları yaratılmış olan hiçbir şeyin üzerinde tecelli etmez. Bunun birincisi nedir? Vücuttur. Yani var olmaktır. Allah vardır. Varlığı başkasından değildir. Zatının gereğidir. Var olmasının gereğidir. Ve varlığı Allah'ın zorunludur. Ve Allah'ın bu vücudunun zıttı yoktur. Yarattığı her şeyin zıttı vardır.
Allah'ın kendisinin zıttı yoktur. Bu manada bir şey var ise sünni kelamcılar hakaidçiler bir şey varsa muhakkak onun da bir vücudu vardır derler. Ama biz onu düşünebilir miyiz? Hayır. Çünkü normalde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Allah'ın yarattıkları hakkında düşünün ama zatı hakkında düşünmeyin deyip çizgiyi orada çizer. Yine Meryem suresinde hiç ona denk vadaş olacak başka birini biliyor musun? Hayır yoktur der. Yine şuurada onun benzeri gibi hiçbir şey yoktur der. Şuura 11 O zaman Allah zat olarak vücut olarak vardır ama bu kelama gelmez bu dile gelmez ve bunu tarif etmek için kelam yoktur.
ve bunu düşünmemiz bunu kendi kendimize tefekkür etmemiz de haramdır. Bu bize yasaklanmıştır. Ama bunun özellikle bu akşam bu derse koydum yani Cenab-ı Hakk'ın vücudunun olmadığını iddia eden bir kısım topluluklar çıktı. veyahut da bu komple yaratılmış olan bu varlığı Allah'ın parçası vücudu gibi görenler var yani bu zat noktasında bunu önlemeye çalışıyorum.
Allah muhafaza eylesin. İkinci zatî sıfatlarının kıdemdir. Kıdem ezelidir. Başlangıcı olmamaktır. Türkçesi Allah'ın başlangıcı yoktur. Allah şurada başladı diyemeyiz. Allah zatî sıfat olarak ezelidir. Cenab-ı Hakk'ın başlangıcı yoktur. Yani Allah'ın başlangıcı yarattıklarıyla başlamaz. Allah ezeli olarak vardı. Biz milyon milyar yıl veyahut da işte bugünkü rakamsal olarak matematikçilerin ulaştığı sıfır nokta kaç sıfır hocam? Kırk sekiz.
Sıfır nokta kırk sekiz sıfır mı? Kırk sekiz basamak. Evet. Ben onu çoğaltıyorum da. Bizim hocada diyor nereden buldu bu matematiği diyor değil mi? E öyle dedin ya bugün dedin ki yok bu matematik literatüründe değil mi? Hı? Yok hocam kitap okuma alışkanlığımızı yok. Var mı o eserlerde geçiyor mu öyle bir matematik? Karşılaşmadığında karşılaştığınız inşallah sonra inşallah matematik güzel bir eğilimdir. Evet. Ama bizimki tabi zahiri matematik değil biz zahiri matematik dört işlem bizim. İlk kere iki dört yapar. Tamam.
Dedem annem anne anne dedem şeye soruyordu anneme Neriman buyur baba dört kere dört kaç on altı baba bizim kuyucu Mehmet'in babası da onun da adı Mehmet duydun mu ona diyor onun okuryazarlığı yok o dört kere dört kaç olduğunu bilmiyor ama benim diyen müftüyü cebinden çıkarırım diyordu dayım e ben onun yeğeniyim sonuç olarak evet ikincisi ne kıdem yani başlangıcı yok bakın bunun matematik burada iflas ediyor bunun matematiksel bir karşılığı yok bunun fiziksel bir karşılığı yok bunun felsefik bir karşılığı yok batı felsefesi
açısından batı felsefesi bunun karşısında batıyor bunun karşılığı yok yani bir Allah merfumu var Allah kendisini tanıtırken diyor ki ben ezeliyim yani benim başlangıcım yok bunu tefekkür ettiğinizde böyle çok bunu tefekkür etmeyin bunu da açık açık söyleyin yani bu böyle boğar insanı bu aklın alacağı bir şey değil çünkü akıl mat oluyor burada bu ancak kalple yürünecek bir yol neymiş ezeli o zaman yani şimdi zaman diyeceğiz zamanı yaratan da Allah zaman da zaten Allah'ın sıfatı öyle olunca hani herhangi bir zaman birimi
konuşmak da mümkün değil bunu ancak iman ederiz en kolayı bu biz Cenab-ı Hak'ın ezeli olduğunu başlangıcının olmadığına iman ederiz üçüncüsü ne beka yani varlığının sonu olmamak az önce varlığının başlangıcı yoktu ezeliydi şimdi ebedi beka yani sonu yok Allah'ın sonu yok sonsuz bir Allah var hem başlangıcı yok hem sonu yok başlangıcı ve sonu olmayan bir Allah var başlangıcı ve sonu olmayan Allah'ın biz zavallı kullarıyız kendimizi ne kadar çok fazla önemsiyoruz ya bunu insan düşündüğünde başlangıcı ve sonu olmayan bir
Allah'ın kulusun yarattıysın ya ama başlangıcı ve sonu olmayan bir Allah'la insanlar yarışıyorlar hangi hadleri neyse insanlar ona isyan ediyorlar yani yoktunuz sizi ben var ettim diyen Allah'la yarışıyor onunla çatışıyor insanoğlu senin başlangıcın var senin başlangıcın var sen yoktun seni yoktan var etti o var etti seni bir başkası değil seni annen baban var etmedi annenden babandan südur ettin sen seni var eden Allah ve bu Allah'ın ezeli ve ebedi ezeli ve ebedi olması bir de Allah için zorunluluk bir de işin bu
tarafı var vücut zorunluluk yani onu Hanefiler çok güzel söylüyorlar çok hoşuma gidiyor yani diyorlar ki bir şey varsa vücudu mutlak vardır onlar buradan hareket ediyorlar ama diyorlar biz onun vücudunu bir şeye benzetemeyiz burası çok cezbediyor beni yani vücudu reddetmiyor ama diyor onu diyor herhangi bir şeye benzetmek onu ayet-i keremeden yola çıkaraktan söylüyorum onu bir şeye benzetmek mümkün değil o hiçbir şeye benzemez ve vücut bu noktada hak ezeli olması hak ebedi olması da hak hani bazen Türkiye Cumhuriyeti
Devleti için beka problemi diyoruz ya bu ne demek Türkiye Cumhuriyeti Devleti ebedi olacak demek beka deyince aslında beyin gerisinde yani beka olan Allah sonsuz olan o o zaman sen bir devleti sonsuz yapabilir misin yeryüzünde sonsuz bir devlet mi var gördünüz mü nice devletler yıkılmış yerine yeni devletler kurulmuş nice hanlıklar padişahlıklar yıkılmış yıkılmaz denilen Nemrut'un padişahlığı yıkılmış yıkılmaz denilen Firavun'un padişahlığı yıkılmış neler yıkılmamış yıkılmaz denilen Kureyş Devleti yıkılmış yıkılmaz
denilen İslam Devleti yıkılmış yeni bir devlet kurmuşlar Şam'da yıkılmaz demişler onun yerine Abbasiler gelmiş yıkılmaz demişler onun yerine bir sürü devlet çıkmış Türkler çıkmış sahneye yıkılmaz demişler kendi devletlerini Orta Asya'da kendileri yıkmışlar defalarca kendileri yıktıkları devleti yeniden kendileri yapmışlar yeniden kurmuşlar Türklerin böyle bir şeyi var hali var yani devlet yıkmak devlet yapmak onları böyle yeni bir ev yapıp yıkılmak gibi basit Kaan ölmüş oğlanlar birbirlerine düşmüşler savaşmışlar ayakta kalan
bir daha devlet kurmuş sonra o ölmüş onun oğulları bir daha savaşmışlar bir daha birbirlerini kırmışlar ayakta kalan bir devlet daha kurmuş bilmem kaç tane devlet kurmuş Türkler neden kendileri yıkıyorlar dışarıdan birisi gelip de Türklerin devletini yıkamamış hiç Osmanlı'yı da yıkamadılar Osmanlı'yı da kendi içinden yıktılar bakın dışarıdan birisi yıkmadı Osmanlı'yı biz kendi elimizle yıktık kendi elimizle biz bertaraf ettik Osmanlı'yı halifeliği de kendi elimizle bertaraf ettik Osmanlı'yı da kendi elimizle bertaraf ettik
evet bizde böyle bir özellik var evet dördüncüsü sonradan olan şeylere benzememek yani muhalefetün lil havadis deniliyor ya buna bunun Türkçesi sonradan olan şeylere benzememek Allah'ın haricinde her şey sonradan olmuştur Allah'ın haricindeki her şey sonradan olmuştur ve Allah sonradan olanla hiçbirisine de benzemez bakın sonradan olan hiçbirisine benzemez Allah neye benzer Allah kendine benzer kendisinin ne olduğunu bilmiyoruz beşincisi vahdaniyet yani Allah'ın zatında ve sıfatlarında ve fiillerinde tek olması eşi ve
benzerinin olmaması bakın zatı sıfatları fiilleri yaratması bu vahdaniyetini Cenab-ı Hak paylaşmaz hiçbir şeyle Allah zatını paylaşmaz Allah sıfatlarını paylaşmaz Allah yaratmasını paylaşmaz her şeyde tektir fiillerinde tektir sıfatlarında tektir zatında tektir Cenab-ı Hak vahdaniyetini yani Allah'lığını hiçbir şeyle ve hiç kimseyle paylaşmaz Allah o Allah'tır ki ne zatını ne sıfatını ne yaratmasını ne de fiillerini işleyişini asla hiçbir şeyle paylaşmaz Allah
zatını sıfatını yaratmasını Cebrail'le paylaşmaz meleklerle paylaşmaz peygamberlerle paylaşmaz velileriyle paylaşmaz paylaşmaz yaratan Allah'tır senin üzerinden keramet sudur etse dahi onu yaratan Allah'tır onu sen yapmazsın onu sen yapamazsın yaratma tamamiyetle Allah'ın kendi zatı uluhiyetindedir kulların bu konuda yapabileceği hiçbir şey yoktur kullar sadece kulluk ederler kulluklarının gereği iyyâken abudü ve iyyâken asteyn derler ancak sana ibadet eder ancak
senden yardım dileriz derler kulsah altıncısı neymiş kıyâmı bi nefsihi yani varlığı kendiliğinden olmak var olmak varlığının başka bir şeye muhtaç olmaması ne yazık ki bu ilimler önceden islam toplumunda okullarda verilen ilimlerdi bütün okullar bu ilimle ilimlenirlerdi normalde okuyan çocuklar veyahut da cami imamına dahi gitseler cami imamları bu ilimleri o çocuklara öğretirlerdi islam dünyası ne yazık ki ilmi olarak kısır dinlerini öğrenemiyorlar dinlerini de öğrenmeleri için
sistem müsaade etmiyor global bir baskı rejimi var siz dininizi tam olarak öğrenemiyorsunuz öğretmek istemiyorlar çünkü kur'an-ı kerime okumasını öğrenebilirsiniz abdest almayı namaz kılmayı öğrenebilirsiniz oruç tutmayı öğrenebilirsiniz oje orucu bozar mı bozmaz mı saç boyasından gusül olur mu olmaz mı dudak boyasından abdest bozulur mu bozulmaz mı kot pantolonla namaz kılınır mı kılınmaz mı kot pantolon dar giyince erkekler için abdesti bozulur mu bozulmaz mı namazda kulaklarının içine mi değecek kulak memenizinin
dışına mı baş parmaklarınız değecek kadınların göğsünün neresinde duracak eller bunları öğrenebilirsiniz orucu yok işte hangi sakız bozar hangi sakız bozmaz sakızın şeker oranı ne kadardı içinde nasıl bir şeker vardı kolonya abdesti bozar mı bozmaz mı etil miydi hangi kolonyaydı hangi kolonyayı kullanırsanız abdestiniz bozmaz hangi takunyeyi geyerseniz ayaklarınızı cehennem ateşi yakmaz hangi kefeni alırsanız kabre girdiğinizde kabirdeki ateş size bulaşmaz bunları öğrenebilirsiniz evet ciddi ciddi söylüyorum kızılay haftasını
bilmem ne haftasını kürsülerden cami vaazlarından öğrenebilirsiniz ama Allah'ın zati sıfatlarını subiti sıfatlarını öğrenemezsiniz Cenab-ı Hakk'ın hukukunu Allah bize ne demiş neyi emretmiş bunu öğrenemezsiniz bunu öğrenemezsiniz Allah'ın hükmüyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir bunu öğrenemezsiniz Allah'ın hükmüyle hükmetmeyenler münafıkların ta kendileridir bunu öğrenemezsiniz Allah'ın hükmüyle hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridir bunu öğrenemezsiniz asla Allah'ın hükmü nedir nerede hükmü geçer nerede
nerede hükmü geçer bunu bilemezsiniz hükmünün geçmediği yerler var mı? Sorsam şimdi size. Desem ki Allah'ın hükmünün geçmediği yer var mı? Yok diyeceksiniz değil mi? Öyle diyeceksiniz değil mi? Böyle inanırsınız. Değil mi? O zaman bu ülkede faizi serbest bırakan kim? Fuhuşu serbest bırakan kim? Kumarı serbest bırakan kim?
Her türlü haramı serbest bırakan kim? Bak sustunuz. Hani Allah hükmediyordu her şeye? Sakın Allah'ı aciz noktasına koymayın. Bunları öğrenemezsiniz. Bakın bunları öğrenemezsiniz. Namazın vaktine namazın vaktine hassas olduğu kadar İslam toplumu Allah'ın neye hükmettiğini bir bilse namazın vaktine hassas olduğu kadar haramlara hassas olsa abdeste aman parmaklarının arasına su değilsin yüzünü ovala çıkar. Hele bir gün birisini gördüm.
Sakallarını yırtacak altına su değsin diye. Hamazına vurdum. Sakalların altına su değecek kadar hassasiyetini Allah'ın haramlarına karşı da kullanmanı isterim dedim. Bizim dervişlerden. Kaldı. Sen sakallarının altına su değdirecek kadar hassas davran. Böyle suyu geçireceğim diye uğraş. Eve git hanımına iki tokat çek. Edepsiz. Eve git hanımına küfret. Nerede kaldı sakalının altına su değdireceğim diye uğraşman? Onda hassas olduğun kadar Resulullah sallallahu ve sellem hazretinin ahlakında hassas ol.
Resulullah sallallahu ve sellem hazretinin ahlakında hassas ol. Resulullah sallallahu ve sellem hazretinin sünnetinde hassas ol. Ama bunlar öğretilmez. Ve Cenab-ı Hak kendiliğinden vardır. Onun var olması için başka bir şeye ihtiyacı yoktur. İhlas suresi doğmamış doğurmamıştır. Ve işte o Hazreti Pir de bu mevzuda diyor ki başlangıçta beytin başında vasfı söze ve sese sığmayan Allah gayretidir. Yani Allah'ın kıskanmasıdır. Ve onun kıskanması onun kıskanması. Sese gelmez, heceye gelmez, kelimeye gelmez. Çünkü hiçbir şeye benzemez.
Müslim'deki hadis Allah'tan daha kıskanç hiç kimse yoktur. Bundan dolayı kötülüklerin açığını da kapalısını da haram kılmıştır. Bakın Cenab-ı Hak kıskançlığını haramların üzerinde tecelli ettiriyor. Diyor ki gizlisini de açığını da haram kıldı Cenab-ı Hak. Kullarını haramdan koruyor. Kullarını harama gitmesini istemiyor. Kullarının haramla iştigal etmesini istemiyor. Çünkü kullarını seviyor. Kullarını sevdiği için kullarının harama gitmesini istemiyor. Yine başka bir hadis-i şerif. Allah kıskanır. Allah'ın kıskanması haram kıldığı şeyi kulun işlememesi içindir. Yine Cenab-ı Hak bu kıskançlığını peygamberlerin üzerinde ve aynı zamanda da velilerinin üzerinde de tecelli ettirir. Kıskanır ya kim benim velime savaş açarsa bana savaş açmış gibidir.
Bakın onu da kıskanıyor. Ve kendi velisine savaş açılmasını kendisine savaş açılmak olarak algılıyor. Ve diyor ki benim velime savaş açan bana savaş açmış gibidir. O zaman kıskançlığını velilerin üzerinde de tecelli ettiriyor. Kıskançlığını müminlerin üzerinde de tecelli ediyor. Tecelli ettiriyor. Diyor ki Allah iman edenlerin velisidir. Yani Allah iman edenleri korur, muhafaza eder. İman edenleri kendi emanını alır. İman edenleri. İman edenleri. Burasını dikkatli dinleyelim. İman edenlerini. Şu anda Müslümanların, ben bunu böyle konuşmak istemiyorum çok. Hani sayıyı azaltmak istemiyorum. Ama Müslümanların büyük bir çoğunluğu imanı zafiyeti var şu anda.
İmanı zafiyet geçiriyorlar. Yani haramı haram görmemek gibi. Helalı haramlaştırmak gibi. İbadetleri böyle yok saymak gibi. Yani bu zamanda namaz böyle olmaması lazım. Olur. Sen gel. Burada bir kürsü var. O kürsü, ilahlık kürsüsü. Otur. Bu zamanda nasıl namaz olması gerekiyor? Tarif et bize. Var ya televizyon, televizyonda dolaşıyorlar ya. Bu zamanda böyle olmaması lazım. Bak bu kürsü boş. Ne kürsüsü? İlahlık kürsüsü. Otur. İlahlığını sergile orada. Nemrutlar bitmedi. Firavunlar bitmedi. Utbeler bitmedi. Şeybeler bitmedi. Ebu Cehiller bitmedi. Bitmedi bunlar. Bunlar her dönem, her dönem. Muhakkak ki yaşayanları var, elçileri var. Nasıl Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin varisleri varsa, Firavunun da, Nemrut'un da varisleri var.
Nasıl veliler kendilerinden sonra bir halife bırakıp, velilik müessesesi hiç bitmiyorsa, e bunların da bu Firavunluk, Nemrutluk müesseseleri bitmiyor. Ve Cenab-ı Hak bu kıskanmış olduğu peygamberleri nasıl emanına aldıysa, velilerini de emanına alır. Onları da mahremiyet dairesine alır. O velileri de ne yapar, korur, muhafaza eder. Allah bizi cümlemizi onlardan eylesin. Ah keşke gözyaşım deniz olsaydı da o güzel dilberimin yoluna saçaydım. Tabii o tüccar artık kendince ahı efkan ediyor. Tutisi öldü ya, diyor ki keşke gözyaşım deniz olsaydı da o güzel dilberimin yoluna saçaydım.
Ağlayabilmek, ağlamak büyük nimettir. Gözyaşı dökmek büyük nimettir. Bir Allah için ağlamak, gözyaşı dökmek, Allah'ın lütfu, keremi, ihsanıdır. Cenab-ı Hakk'ın kendi emanından, kendi katından lütfudur. Kendi katından lütfudur. Ağlamak, gözyaşı dökmek, günahların için Allah için gözyaşı dökmek, büyük lütuftur, büyük ikramdır. Ve kalbin yumuşaklığının, kalbin merhametli oluşunun, kalbin Allah'a karşı muhabbetli oluşunun göstergesidir gözyaşı dökmek. Kim Allah için gözyaşı dökerse, o kurtuluşa ermiştir aslında. O kurtuluşa ererken Allah onu kendi emanına, kendi hidayetine, kendi lütfuna almıştır.
Çünkü Allah istemedikçe, Allah o kulunu sevmedikçe, o gözyaşı dökemez. Ancak Allah'ın sevdiklerinin kalpleri yumuşak olur. Allah'ın sevdiklerinin kalbinde zikrullah olur. Allah'ın sevdiklerinin kalbinde tövbe olur. Allah'ın muhabbet besledikleri ancak Allah'ın yolunda olur. Ey bu sufi kardeşlere bu sohbetim, sufi kardeşler üzerinizdeki hayırları, üzerinizdeki iyi amelleri kendi nefsinizden bilmeyin.
Bu sizi küstahlıya ve kibirliliğe götürür. Allah'ın zikir halakasına oturduysan, o seni zikrettiğinden dolayı orada oturuyorsun. Eğer orada iki damla gözyaşı döktüysen, o sana merhamet ettiğinin göstergesidir. Ve sen zikrullah halakasında duruyorsan, Cenab-ı Hakk'ın sana lütfü-ikramıdır, ihsanıdır. Allah'ın senin üzerindeki muhabbetinin tecelliyatıdır. Allah'ın senin üzerindeki sevgisidir. Sakın onu kendi nefsinden görme. Sakın kendini bu noktada iyilerden görme. Sakın kendi kendine, kendini kibir dünyasına atma. Sakın. Bu Allah'ın büyük lütfudur. Bir kimse Allah için gözyaşı döküyorsa, günahları için gözyaşı döküyorsa ve o kimse Allah için ağlayabiliyorsa, o kimse Allah denildiğinde yüreği ürperiyorsa, titriyorsa ve Allah demeyi, Allah'ı zikretmeyi seviyorsa, muhabbet besliyorsa, namaz kılmak ona sevgili geliyorsa, ey bayan kardeşler, örtünmek size sevgili geliyorsa,
örtünmek size kutsal geliyorsa, erkek kardeşler, sakal bırakmak size sevgili geliyorsa, sünnet-i seniye işlemek kadın erkek, erkek size sevgili geliyorsa, bir sünnet-i seniye işlemek için yüreğiniz kıpır kıpır atıyorsa, Allah'ı zikredeceğiniz zaman tüyleriniz diken diken oluyorsa ve Allah'ı zikre oturduğunuzda Allah'tan gayrı her şeyi gözünüzün önünden atıp, kalbinizden söküp çıkarıp sadece Allah'ı Allah'la zikrediyorsanız vallahi Allah'ın arif kulusunuz.
Allah size lütfetmiş, ikram etmiş, ihsan etmiş. Bu sizin cüz-i iradenizin karşılığı değil, o başlangıcı ve sönü olmayan Allah'ın size çok büyük bir lütfu, ikramı, ihsanı. Bunu öyle görün ve gözyaşını kıymetlendirin. O kadar kıymetlendirin ki Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki ağlayamazsanız ağlıyormuş gibi yapın. Ağlayanlara benzeyin. Bakın bu ne demek? Ağlayamazsanız dahi ağlıyormuş gibi yapın. Ağlıyormuş gibi yapın ne demek? Onlara benzemek. Bakın kime benziyorsun? Ağlıyormuş gibi yaparak Allah sevgisiyle, Allah muhabbetiyle, Allah zikriyle ağlayanlara benzemeye çalışıyorsun. Diyorsun ki ben Allah için ağlayanlardanım.
Ben Allah sevgisi için gözünden yaş akıtanlarla beraberim. Ben onlara benzemek istiyorum. Ben onlarla beraber olmak istiyorum. Hani hadisi kutsi var ya, bir kimse bir ameli işlemese dahi, işleyenleri severse, ben onlardanım derse, Allah da onu işlemiş gibi sevap verir diyor ya. Aynı şekil haramlarla alakalı. Sen haramları seversen, sen eşcinselleri seversen, eşcinsellik yapmana gerek yok.
Sen kişi sevdiğiyledir. Sen de eşcinsellerle beraber halk olacaksın. Neyi seviyorsan, o ameli işlemesen dahi onlarla beraber halk olacaksın. İşte ağlamak, Allah affetsin beni, şataat yapıyorsam. Allah'ın kendi katından kuluna özel bir damar açmasıdır. Allah'ın kendi katından onu tabiri caizse sulaması gibidir.
Onu böyle kendi katından manevi rızıklandırması gibidir. Ağlayabiliyorsan ne mutlu sana. Ağlayabiliyorsan ne mutlu sana. O ashab, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, sohbet ederken, o Kur'an-ı Kerim okurken, oturur, hıçkıra hıçkıra ağlarlardı. O yüzden, hani bakın ne muhteşem hadis-i şerif. Allah korkusundan dolayı gözyaşı dökenen kişi, sağılmış süt, memeye dönmedikçe, cehenneme girmez. Yani, bir kimse Allah için gözyaşı döktü, sağılan süt, memeye tekrar girer mi? Girmez değil mi? Mümkünatı olmayan bir şey. Allah Resulü tarif ediyor. Diyor ki, bir kimse Allah için gözyaşı dökerse, o cehenneme girmez.
Allah bizi onlardan eylesin. Yine hadis-i şerif, Allah katında hiçbir şey, iki damla ve iki izden daha sevimli değildir. Allah korkusuyla akıtılan gözyaşı damlası, ve Allah yolunda dökülen kan damlası. İki iz ise, Allah yolunda çarpışırken alınan yara izi, ve Allah'ın emrettiği farzlardan birini yerine getirmekten kalan, kulluk izi. Hani namaz kılıyor, anında iz kalıyor. Namazda oturuyorsunuz, oturduğunuz zaman sol ayağınızın bilekliğinin orada nasır oluşuyor. Ehl-i zikrin iki ayağında da nasır oluşur. Bir bakın, eğer iki ayağınızda da nasır yok ise, siz ne namaz, iyi namaz kılanlardansınız, ne de iyi zikir yapanlardansınız.
İki ayağınızın ikisinde de, o tam bileğinin üstünde nasır olacak. Yoklayın bakalım, nasırlarınızı, evet, bakın bakalım bir. Ben çıkarıp göstermeyeyim, şimdi böyle şataat yapıyormuş gibi olacak. İki ayağında da, ikisinde de nasır olacak. Nasır olması için oturma, ha zikrullah'ta veya namazda. Evet, demek ki kulluk izi lazım.
Ağlamanın çok çeşidi vardır yalnız. Ona da bir dem vurayım. Bunun, bir ağlamak vardır, göze ağlar insanın. Gözün ağlaması, tövbe edip, Allah'a yönelenlere aittir. Ben böyle, ilmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin derim ya, bunun gibi. Bir de kalbin ağlaması vardır. Kendisini, böyle Allah yoluna adayanların, müritlerin ağlamasıdır. bir de özün ağlaması vardır. O artık, marifet ehlinin ağlamasıdır. Allah hepimizi onlardan eylesin. 21, 22, 41 olmuş. Evet.
1715. Beyt'ten devam edeceğiz. Allah'tan bir şey gelmezse, inşallah. Haklarınızı helal edin. Helal edin. Bizden yana da helal olsun. Geceniz hayır olsun. El-Fatiha. Hama selamat.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi