Aleyküm Selamun aleyküm! Allah gecenizi hayırlı eylesin! Amin! Gündüzünüzü hayırlı eylesin! Amin! Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin! Amin! Rabbim cümlemizi ve cümlenizi hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümlesini Kur'an ve sünneti seneye sımsıkı yapışıp yaşanması ve yaşatılması için mücadele eden kullarından eylesin. Ejimayin. Kaldığımız yerden inşallah devam edeceğiz. Allah'tan bir şey anlatsa inşallah. 1675. beyt. Geçen hafta en sevküm zikri ayetini de oku, velilerin kalplerine nisyan koyma kudretini anla.
Burayı okumuştuk. Şimdi 1675. beytten devam ediyoruz. Veliler hatırlatma ve unutturmaya kadirdirler. Şu halde herkesin gönlüne hakimdirler. Evet, velilerin kerametlerinden birisi de bir meseleyi hatırlatma ve unutturmaya Cenab-ı Hakk'ın kudretiyle, kuvvetiyle muktedir olmaları. Ve aynı zamanda da karşısındaki bir kimsenin, bir dervişin gönlüne de hakim olması.
Bunlar velilerin kerametlerinden. Şimdi hatırına gelmeyen bir şeyi hatırına getirmek ve hatırındaki bir şeyi unutmak, unutturmak. Ama burada en önemlisi karşısındaki dervişanın gönlüne hakim olması. Yani gönlünden, onun gönlünden geçenleri Allah'ın bildirmesiyle bilmesi. Ama tabii o ilk önce bu böyle velilere veya o kimsenin veliliğine inanmakla alakalı.
Şimdi bir, bir velilik olgusuna inanacak. Şimdi velilik olgusuna inanmıyor, bu sefer ayeti kerimeyi inkar etmiş oluyor. Ayeti kerimeyi inkar edince küfre düşüyor. Çünkü o velilerime, o Allah dostlarına korku yoktur. Onlar mahzun da olmazlar, mahcup da olmazlar, hüzünlü de olmazlar. Onlara dünyada da, ahirette de müjdeler vardır. Ayeti kerimesini inkar ediyor. Bu ayrı bir inkarcı grubu. Bunlar normalde veliliğe inkar ediyorlar. Çünkü veliliğe inkar edince bu sefer o kimse küfre düşmüş oluyor. Bir insan da var, x kimsenin veliliğine inanmıyor. Yani diyor ki bundan veli olmaz. Bu veli değildir. Eyvallah.
Bu herkesin hakkıdır bakın. Bunda bir böyle kısıtlama olmaz. Bazıları bunu böyle farklı açıdan değerlendiriyorlar. Yok. Mesela bir kimse x kimsenin veliliğine inanmayabilir. Onun için veli değildir o. Onun için doğrudur da. Örneğin. Ama onun aleyhine konuşmaz. İslam adabı, erkanı alan, İslam terbiyesi alan bir kimse. Ortada şeyhlik yapan kimsenin aleyhine konuşmaz. Kendince şöyle der. Yani ya ben tespit edemediysen veli olduğunu. Bir de bugünün Müslümanları bu konuda çok zayıflar. Yani nasıl zayıflar? Şimdi önceden bundan 200-250 yıl önce insanların bir manevi hayatları, bir manevi bilgileri vardı. Böyle adaplarını, erkanlarını bilirler, desturlu hareket ederlerdi. Şimdi bugünün insanları bilhassa Müslümanlar büyük bir çoğunluğun çoğunluğu manevi olarak cahil.
Cahilliğinin de farkında değil. Tabiri caizse zır cahil, kör cahil. Şimdi bir kimse cahildir. Cahilliğinin farkındadır. O iyi cahillerdendir. Bakın cahildir. Yani buradaki cehaletten kastım bir konuyu bilmemek. Yani tasavvufla alakalı, sufilikle alakalı bilmiyordur. Bilmediğini de biliyordur. Bilmediğini de biliyorsa o edeplidir. O susar. Kimsenin şeyhliyle, mürşitliyle, veliliyle uğraşmaz. Kendi işine bakar. Ama bilmediğini de bilmiyorsa Allah muhafaza eylesin. O böyle iyice zır cahillerden. Şimdi bir velinin veliliğini genel olarak insanların tartıp ölçmesi çok zor bir şey. Sebep, manevi bir bilgiye ihtiyaç var.
E manevi bilgi bunun neyle alakalı? Bu kalple alakalı, rüyayla alakalı. Eğer kalbi harekete geçmiş ise, onun yani kalbine ilham geliyorsa, dördüncü makama geldi, oturdu, o kimse kalbine ufak tefek ilham gelmeye başladı. O kimse karşıdaki kimsenin, üç aşağı beş yukarı ne olup ne olmadığını, yani kalbine bir ilham gelirse, Allah ona bildirirse, onu normalde bilir.
Şimdi ondan aşağısı ne olması lazım? O kimsenin rüya hali olması lazım. Rüyasında görmesi lazım. Rüyasında ona denmesi lazım ki, bu veli değildir. Bu mürşidi kamil değildir. Ama bu da onun kendisini bağlar. Der ki benim mürşidim değilmiş bu. Bakın, benim mürşidim değilmiş de. Tamam, başka bir mürşid arayacak. Şimdi, insanlarda bu iki ilim de yok. O zaman ne yapacak? O zaman şeriata bakacak. Şeriata göre. O zaman şeriata göre karşısındaki bir kimsenin, mürşidi kamil olup olmadığını, veli olup olmadığını, şeriata göre ölçecek. Önce diyecek ki işte namazını kılıyor mu, orucunu tutuyor mu, zekat verebilecek noktada mı, zekatını veriyor mu? Yani olmazsa olmaz farzlarını inceleyecek.
İnceleyecek. Olmazsa olmaz farzlarını inceledikten sonra, nafilelerine bakacak. Örneğin işte, bu bütün tarih boyunca, bu büyük bir hastalıktır. Dinden mi geçiniyor? Bakın, bu tarih boyunca, büyük bir hastalıktır ve, bütün Kur'an'daki, ismi geçen peygamberlerin hepsinin ağzından, Cenab-ı Hak der ki, biz ücretimizi Allah'tan istiyoruz, peygamberlerin ağzından. Bizim ücretimizi Allah verecek. Bu konuda birçok ayet-i kerime vardır. Dinin, dini çalışmaların karşılığının, Allah'a ait olduğunu. Yani, bunlar dini istismar etmezler, para toplamazlar, para istemezler, kendi özel işlerini yaptırmazlar, örneğin. yaptırıyorsa, ücretini verirler. Şimdi, bu tarih boyunca, en büyük handikap bu olmuş.
Örneğin. İşte, bu kimse, manevi olarak, rüya halinden anlıyor mu? Manevi olarak, hani, o burada dervişlerin arasında, bir kimse rüya gördüğünde, rüyasını kime anlatıyor? Kim tevil ediyor? Birisi hal gördü, hali kim tevil ediyor? Dervişlerin arasından, esma alan var mı? Dervişlerin arasından, rüyalara açık olanlar var mı? Şeriaten, bunları araştıracak, aa, iyi, tamam, bunlardan da bir, sıkıntılı olan bir durum yok. Ha, o zaman, onun için bakın, şeriaten, evet, bu veli olabilir, bu mürşid olabilir. Ben rüyamda görürsem, onun mürşitliğine, kendimce, bir delil olur, hüccetli bir rüya görürsem, ben ona intisap ederim diyecek. Böylece ne yapılacak?
O kimse bir veliye intisap etmiş olacak. Şimdi, bunlar da konuşulmuyor, bugün toplumda. Bir de, bizim Anadolu topraklarında, tasavvufa karşı, işte, tarikata karşı, sufiliğe karşı, öyle bir cephe açtılar ki, yani ben Müslümanım diyen kimse, dahi, bu cepheleşmenin içerisinde, adam mesela, veli düşmanı, tarikat düşmanı, sufilik düşmanı, oysa, hadisi kudside, kim benim veli kuluma savaş açarsa, ben de ona savaş açarım diye, hadisi kudsi var iken, insanlar, bu, sufilik yoluna, Allah'ı sevme yoluna, Allah'a, hakkıyla kul olma yoluna,
düşman oluyorlar. bir de, o yolda yürüyenlere de düşman oluyorlar. Yani, bu, bu öyle bir düşmanlık ki, bir de, işte, senin tarikatın, benim tarikatımı döver, bir de öyle düşmanlık var. Yani, bunlar, cehaletin kol gezdiği şeyler. birisinin şeyhine laf söylemek, onu böyle aşağılamak, onu kötülemek, bir cemaate laf söylemek, onu kötülemek, onu aşağılamak, toplumun içerisinde, büyük bir, iş oldu sanki. O, çok iyi bir Atatürkçü, o tarikatlara karşı, şeyhlere karşı, o çok iyi bir Müslüman, bütün tarikatlara karşı, bütün şeyhlere karşı, o mükemmel bir Müslüman, öyle bir mükemmel Müslüman ki, ondan daha iyi bilen yok. O yüzden, bütün tarikatlar, bütün şeyhler, bütün sufiler, kötü, kaka, ancak o iyi. Bütün tarikat ehli, işte, şeyhlerini ilah edinmiş, tanrı edinmiş, sizler şeyhinizi, bunlar hep benim duyduklarım bunlar.
Bana da söylenenler bunlar, ben 35-36 yıldır, bunlarla uğraşıyorum ya, bana da söylenenler, sen istediğin kadar, hani böyle bunları konuş, karşındaki kimse, Yunus'un tabiriyle, bir kara taş, diyor ya, sen bir kara taşsın, denizin içine düşsen de, su almazsın ya, çünkü, ehli tasavvufa, ehli zikre, ehli veliye, laf söyleyen kimsenin, kalbi mühürlenir. Bakın, kalbi mühürlenir. bunu açık, net söylüyorum. O kimse, laf söylediği, o veliden, o mürşidi kamilden, laf söylediği, veliden, mürşidi kamilden, helallık almadan, bu alemden göçerse, yani, imanı, tehlikede gider o. Bu, bu kadar tehlikeli bir şeydir. Çünkü, Allah'ın velisine, savaş açmak, Allah'a savaş açmak, Allah kendisi diyor.
Bakın, Allah'ın kendisi diyor bunu. Öyle olunca, sen velilere karşı, dilini tut. Sen mürşitlere karşı, dilini tut. Sen ne ama, ona, onlara karşı, olur olmaz, konuşuyorsun, hakaret ediyorsun, veyahut da laf söylüyorsun. Ölçüyü konuş. Ölçü, Kur'an, sünnet, tasavvufun, ana ilkeleri, bunları konuş. De ki, bir mürşidi kamil, dervişlerden para istemez, para toplamaz. De ki, bir mürşidi kamil, dervişlerden geçinmez. De ki, bir mürşidi kamil, rüya haliyle hallenir. Rüya ilmi vardır. De ki, bir mürşidi kamil, halden anlar, hal ilmi vardır. Bakın, olması gereken şeyler, bunlar. Bunları konuş. Bunlarda bir sıkıntı yok.
De ki, bir mürşidi kamil, harama cevaz vermez. Bir mürşidi kamil, Kur'an ve sünnetin dışındaki, bir şeye cevaz vermez. Bir mürşidi kamil, imamların iştahının dışına çıkmaz. Bir mürşidi kamil, hakkında ayet varsa, hadis varsa, ona tabi olur. Bunları söyle. Bunda bir sıkıntı yok. Hiçbir problem yok. Din nasihattır, din nasihattır, din nasihattır. Veyahut da, sen de ki, Allah, mürşidi kamilleri, kerametiyle, güçlendirir, destekler. Bu, İslam'ın içerisinde, bir kaydedir. Nasıl, peygamberleri, mucizelerle, desteklediyse, mürşidi kamilleri de, velileri de, kerametleriyle, destekler. Sen, görmemişsindir. Sen, fark etmemişsindir. Sen, ona, hani, denk gelmemişsindir.
Allah sana göstermemiştir. Ama onları bunlarla destekler mi? Evet. Yoksa, bir mürşidi kamil, onca, dervişanı idare etmesi, onun, kuvveti, gücü nispetinde değildir. Allah ona bir kuvvet verir, güç verir. Allah ona bir destek verir. Allah ona gösterir. Allah ona duyurur. Allah onun kalbine ilham eder. Allah onun gören gözüdür. Allah onun duyan kulağıdır. O da normalde, kendince, kendisinin, böyle bir cüz-i iradesinde yapabileceği bir şey değildir bu. Onca insanın gönlüne hükmetmek, onca insanın gönlünden geçeni hissetmek. Bu Allah'ın vereceği bir şey. Bu Allah'ın destekleyeceği bir şey. E zaman zaman bunlar da kesintiye uğrar mı?
Uğrar. Musa aleyhisselama kesintiye uğramış. Gitmiş, Tur-i Sina'da ağlamış. Allah Resulüne vahiy kesilmiş. Bir müddet. Allah Resulü gece gündüz oturmuş, ağlamış, vahiy kesilince, müşrikler alay etmişler. Muhammed'i Rabbisi unuttu diye. Ayet-i Kerime geliyor ya sonra, seni Allah unutmadı diye, seni bırakmadı diye. şimdi peygamberin üzerinde tecelli eden bir şey, bir mürşid-i kamilin üzerinde de tecelli eder. Bir velinin üzerinde de tecelli eder. Bizler velileri, mürşid-i kamilleri, onun kalbi çatır çatır çalışır, her şeyi görür, her şeyi duyar. Bu doğru değil. Bir kimse kendi iç alevinde, şeyhi için öyle düşünebilir, iç alevinde. Bunun dışarı konuşması doğru değil. Şeriata'na uygun değil. Ben kendi kendime derim ki, benim şeyhim, benim halime vakıftır.
Eyvallah. Ama ben bir şey varsa, gider kendisine konuşurum yine. Çünkü sünnet bu. Allah Resulü dedi ki, gelip söyleyeceksiniz, gelip soracaksınız, gelip konuşacaksınız dedi. Ha demek ki, sünnete tabi olacağız biz. Şimdi öyle olunca, herkesin gönlüne, o mürşid, herkesin gönlüne, Cenab-ı Hakk'ın, onun gören gözü olurum, duyan kulağı olurum, tutan eli, söyleyen dili, bir hadis-i şerifte, aklı olurum diyor onun. Onun aklı olurum. Başka bir versiyonunda hadis-i şerifin. Öyle olunca, o zaman onlar, normalde, dervişlerin, sufilerin, veya dışarıdaki, herhangi bir kimsenin, gönüllerine hakim olabilirler mi? Evet. Ben, velilerin, mürşidi kamillerin, böyle bir, tasarrufu olduğunu, Cenab-ı Hakk'ın, onlara böyle bir keramet verdiğine, şahidim.
Kim ne? Üstadımın üzerinden şahidim. Bunu görmüş, yaşamış bir insanım. Tecrübe etmişim bunu. Tecrübe etmişim derken, böyle tecrübe, Allah affetsin, o küstahlık, yani böyle bir şey, çok yaşadım, çok yaşadığım için, bu konuda tecrübeliyim. Bu manada, bir şeyhi tecrübe etmek, cehalettir, küstahlıktır. Bir veliyi tecrübe etmek, onu böyle, utandırmaya çalışmak, hadi benim gönlümden geçeni bilsin, bu küstahlıktır, insanın kalbinin, mühürlenmesine sebep olur.
Müşrik adetidir bu. Müşrikler, Hazreti Peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ne, ve peygamberlere yaptılar. Hani ne yaptılar mesela? İşte, Musa'nın kavminden olanlar, İsa'ya dediler ki, Musa'ya gökten sofra iniyordu. Cennet nimetleriyle nimetleniyordu. Hani dediler, sana, söyle Rabbine, bize sofra indirsin. Hani ne dedi, Cenab-ı Hak ayeti kerimede, İsa aleyhisselamın dilinden, siz haddi aşanlardan oldunuz dedi. Demek ki, haddi aşıyor onlar. Ne yaptı İsa aleyhisselam bu sefer? Dua etti. Dedi ki, Ya Rabbi, bizi nimetlendir. Ona da cennetten, ne geldi? Sofra geldi. Ve, ne dedi İsa aleyhisselam, oradaki havarilere, Sakın ha, ertesi güne bu yemeği saklamayın.
Allah'ın lütfu geniştir ve devamlıdır. Saklamayın dedi. Ne yaptı havariler? Çok özür dilerim ama, küstahlık yaptılar. Allah'ın emrini, peygamberlerinin emrini, dinlemediler. Ve ertesi güne, yemeği, sofrayı, ayırdılar, dağıtmadılar, tasadduk etmediler. Sanki, babalarının malıydı, yemeğiydi. Sanki o yemeği, kendileri cennetten indirmişlerdi. Böyle, hasislik yaptılar. Ertesi güne, yemeği ayırınca, Cenab-ı Hak, onlardan olan lütfu kesti. Neden? Çünkü onlar, küstahlık yaptılar. Beni İsrail, küstah. Aynı küstahlığı, Musa'nın kavmi de yapmıştı. Çöle gittiler, çölde yaşıyorlardı.
Cenab-ı Hak, onlara, cennetten, bıldırcın eti ve helva indiriyordu. Her gün. Onlar her gün, cennet nimetiyle, nimetleniyorlardı. Bıldırcın, pişmiş, bıldırcın etiyle, pişmiş helva. Ve en sonunda, dediler ki, onlar, Ya Musa, biz her gün bunu yiyoruz. Halbuki, cennet nimeti. Cennet nimeti olunca, o kimse tuvalete gitmez. Ne büyük, ne küçük. Üzerinden ter olarak çıkar o. Asla onun üzerinde herhangi bir tuvalet ihtiyacı olmaz. Bunu itikafa girer de, itikafta seyr-i sülûk çıkarırsanız, bunu yaşarsınız. İki gün, üç gün tuvalete gitmeye ihtiyacınız olmaz. Halbuki, su içersiniz, yersiniz de, ama tuvalete çıkmazsınız. Anlarsınız o zaman, cennet nimetinin, insan üzerindeki tecelliyatını.
ha idrakiniz açılır, dersiniz ki, yiyorum, içiyorum, tuvalete çıkmıyorum. Demek ki, vücut böyle bir ihtiyaç duymuyor. Demek ki, yediğin içtin, içinde nur oldu. Yediğin içtin, içinde nur olduysa, az tuvalete çıkarırsın. Bunun için, çok zikretmen lazım. Bunun için, çok zikredersen, sen tuvalete az çıkarsın. herhangi bir böyle, abdesthaneyle fazla işin olmaz. Ama, Allah'ı çok zikredeceksin. Bu, normalde seyr-i sülûk esnasında, itikafta yaşanır bu. Bunları böyle, açık açık anlatıyorum, ömrüm ne zaman bitecek, belli değil. İlim olarak kalsın diye sizde. İşte, Musa'nın kavmi de ne yaptı? Onlar da nankör oldular. Onlar da haddi açtılar, soğan sarımsak yemek istediler, Hazreti Pir'in deyimiyle.
Mesnevi de bundan bahseder. Mesnevi de der ki, onlar küstahlaştılar, haddi açtılar. Hani soğan sarımsak dediler. Onlar soğan sarımsak yemek istediler dedi. Hazreti Pir, soğan sarımsağı benzetti. Sebebi ne? Yani soğan sarımsak kokulu. O yüzden hani, Allah Resul de dedi ya, soğan sarımsak yiyen, meclisimize gelmesin. Bakın, meclisimize gelmesin. Hangi meclis ama? Dikkat et. Zahiri soğan sarımsak diyorsan, evet, böyle bir meclis. Manevi soğan sarımsak, yani ağzın kokuyor. Gıybet ettin, delikot ettin, iftira ettin, yalan söyledin. Haram yedin. Ağzın kokuyor. Tövbe et. O günkü manevi halakaya sen katılamazsın o haline. Manevi halakaya katılacaksan, ağzın kokmayacak senin.
Manevi halakaya katılacaksan, gözün şaşı olmayacak. Manevi halakaya katılacaksan, kalbin şaşı olmayacak. Manevi halakaya katılacaksan, kulağın sağır olmayacak. Dikkat et. Neden kulağın sağır olur? Manadan haber almaz. Sen haram dinledin. Gıybet dinledin. Dedikodu dinledin. İftira dinledin. Ona müsaade ettin. Kardeş, iftira etme. Hanım, dedikodu yapma. Bey, burada iftira ediyorsun, dedikodu ediyorsun. Yapma Allah aşkına. Müdahale edemedin, kalben buğz edeceksin. Ya Rabbi, ben bu iftirayı duymak zorunda kaldım. Ya Rabbi, ben bu yalanı duymak zorunda kaldım. Ya Rabbi, ben bu gıybeti duymak zorunda kaldım. Ben tövbe ediyorum, af dileniyorum.
Böyle bir meclisin içinde bulunduğumdan dolayı, Ya Rabbi, senin affını diliyorum. Bu nerede olursan ol. İşin gücün yok, çarşıda dolaşıyorsun. Değil mi? Hiçbir işin yok. Hiçbir işin yok. Çarşıya çıktın, bir sürü baldırı çıplara seyrettin orada. Tövbe et. İşin gücün olmadığı halde, sen çıktın çarşıya, avare avare dolaştın. Yanlış yaptın. Gözün arama kaydı orada. Bir işin gücün yoktu senin çarşıda. Ne yapmaya çıktın sen? Heva hevesine uydun. Bir sürü çıplığa seyrettin, döndün. Bir de baktın, eteklerin ne kadar kısa, yok şortların ne kadar kısa, yok içi görünüyor mu, görünmüyor mu? İnceleseydin, yatırsaydın masaya, iyice inceleseydin. Olmadı.
Olmadı. Sen o gece manevi halakaya katılamazsın. Sen yanında yalan, yemin, gıybet, dedikodu, gırla gidiyor. Sen de onlarla beraber, o da böyleydi ya, o da şöyleydi ya. Devam ediyorsun. O gece manevi halakadan bir şey bekleme. Tövbe et. Gece olmazdan önce tövbe et. Oradan kalk hemen tövbe et. Veya orada hemen halakayı çevir. Eftali zikirde. Ne oluyor? Çok günaha girdik, gıybet ettik, dedikod ettik, iftira ettik burada. Yalan yanlış konuştuk, ben de duydum, siz de duydunuz, siz de konuştunuz. Fâlemennehu. Yapmıyorlar. Sen yap. La ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, Muhammeden Resulullah'ta kalk. Ancak senin günahını orada bu kefaret olur.
Başka bir şey kefaret olmaz. Allah'ı zikir en büyük iş. En eftel zikir tevhid. Hemen orada tevhid oku. Ya işte beni yanlış anlarlar. Kim ne anlarsa anlasın. Allah yanlış anlamaz. Allah seni tart etmesin. Halakadan çıkartmasın. En fazla olsa bir daha sana selam vermezler. En fazla olsa bir daha seni davet etmezler. Toplantılarına. Başka ne olacak? Akşam yemeğin Allah'tan geliyor. Ondan gelmiyor. Gıybetçiden, dedikoducudan, iftiracıdan akşam yemeğin gelmiyor. Akşam yemeğin Allah'tan geliyor. Böylece o manevi sofraya oturacaksın. Yoksa sen de nankörlerden oldun. Senin de gözün körleşir, kulağın sağırlaşır, kalbin mühürlenir.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden o zaman da sen kalbin mühürlenince ya işte velilerde böyle bir hal yani olmaz ya bu zamanda. Ben Şeyh Efendi'ye intisap ettiğimde diyorlardı ki ya bu zamanda velim olur ya. Allah Allah. Ayet-i Kerime mi diyordum ben? Ortalıktan kalktı mı? Yani sen Abdullah Gürbüz Efendi Hazretleri'nin veliliğine inanmayabilirsin. İnanma ya. İnanma. Ama yok laf söyleyecek. Neden? Mendebur. Laf söyleyecek. Neden? Sütü bozuk. Laf söyleyecek. Neden? Silsilesi bozuk. E Mustafa Özva böyle konuşuyor. Tabi böyle konuşacağım. Sen bir velinin veliliğine laf söylüyorsan evet sen Utbe Şeybe soyundansın.
Başka bir yerden değil. Başka bir yerden değil. Kimin oğlu, kimin kızı olursan ol. Timin dervişi olursan da ol. Sen bir mürşidi kamilinin, bir velinin laf söylüyorsan ona sen direkt Utbe'nin, Şeybe'nin kanındansın. Başka bir yerden değil. Zahiren anan, baban, senin Ahmet işte şu. Ya zahirine ne bakıyorsun sen? İşin manevi tarafına bak. İşin manevi tarafı senin sütün bozuk, kanın bozuk senin. Senin sülbün bozuk. Neden? Sen bir mürşidi kamilin mürşidi kamilliğine laf söylüyorsun. O yüzden dikkat. Allah muhafaza eylesin. O yüzden derim. Kimsenin şeyhliyle, veliliyle uğraçmayın. Bakın işinize. Bugün Mahir geldi. Dedi seninle alakalı bir şey söylediler.
Dedim ki dedi cesaretin varsa çık sen şeyhlik yap dedim. Doğru söylemişsin dedim. Çıksın adam şeyhlik yapsın. Yapacaksa öyle ya meydan boş. Sabahleyin kalksın. Öyle oluyorsa bana rüyamda verdiler desin. Çıksın o da. Çık kardeşim. Şimdi diyorlar ya Abdullah Efendi böyle şeyhlik yaptı. İyi. Öyle yaptı. Sen de yap kardeşim. Yap sen de. Sabahleyin kalk bana rüyamda şeyhlik verdiler de. Çık meydana hadi bakalım. Çık. Nasıl? Basfaya diyorum ya Allah Allah. Çık meydana. De ki dün akşam rüyamda bana şeyhlik verdiler. İyi. Çık. Yap hadi yapabiliyorsan. Hadi birisine bir laf dinlet.
Dinletebiliyorsan. Allah muhafaza eylesin. Siz yüce kişileri alaya aldınız. Bundan bir şey çıkmaz sandınız. Ama Kur'an'da ensevküm ayetini bir okuyun. Siz bu velileri, bu mürşidi kamilleri alaya aldınız. Hakaret ettiniz. Küfrettiniz. Arkalarından dilinize gelen ne varsa söylediniz. Ağzına ağzınıza geleni okudunuz. Ağzınıza geleni okudunuz. Ve o kadar söylediniz, o kadar konuştunuz ki Cenab-ı Hak dostlarına karşı, velilerine karşı savaşa açıldığından dolayı sizin kalbinizi mühürledi.
Oysa siz bir şeyhin dervişi de olabilirsiniz. Evet. Bir cemaatin müntesibi de olabilirsiniz. X cemaatin. Bir sürü var ya ülkede. Bir sürü dergah, tarikat da var. Sen kalkıp da bir velinin, bir mürşidi kamilin mürşidi kamilliğiyle, veliliğiyle dalga geçtin. Alay ettin onunla. Laf söyledin. Dil uzattın. Eee bundan bir şey çıkmaz zannettiniz. Çıktı. Bu müminin suresini komple baştan aşağı okursanız müminlerle ve kafirlerle alakalı olduğunu görürsünüz. E siz onları alay ettiğiniz için, onlarla dalga geçtiğiniz için ebedi cehennemlik olacaksınız.
Tekrar söylüyorum. Ebedi cehennemlik olacaksınız tövbe etmezseniz. Hatta tövbe etmenin ötesinde gidip o şeyhle helallaşmanız lazım. Onunla muhakkak helallaşman lazım. Senin elinde manevi bir delil olsa dahi onun veli olmadığına dahi onun arkasından konuştuğundan dolayı gıybet ettin. Bakın elinde delil yok. Sen arkasından konuştun gıybet ettin. Gıybet etmek zina etmekten otuz üç derece daha büyük bir günah. Gıybet etmek zina etmekten otuz üç derece daha büyük bir günah. Tekrar söyleyeyim mi bunu?
Söyleyeyim ki kimse etmesin gıybet. Gıybet etmek zina etmekten otuz üç derece daha fazla günah. Ey ashabım ya Resulallah bu derece ne? İnfak ediyorlar ya. Hani on sevap verilir on da derece verilir diyor. Ya Resulallah sevabı anladık derece ne? deyince Uhud dağı altın olsa Uhud dağı altın olsa onu diyor tasadduk etseniz bir derece ulaşamazsınız.
Uhud dağı altın olacak siz onu tasadduk edeceksiniz ve bir derece ulaşamayacaksınız. Bir dereceye. Aynı şey gıybet zinadan otuz üç derece dağır. Derece neydi? Uhud dağı tasadduk edilse bir derece değildi. Otuz üç derece dediğinizde otuz üç Uhud dağı çıktı ortaya. Otuz üç Uhud dağı çıktı ortaya. gıybet gıybet bu kadar ağır bir günah. İftira bundan daha ağır. Bakın iftira bundan daha ağır. O zaman nasıl o kimsenin kalbi mühürlenmeyecek ne demek ki? Allah iki gruba savaş açar.
İki grup. Birincisi faizcilerdir. İkincisi velilerine laf söyleyenlerdir. İki Allah'ın savaş açtığı iki grup insan vardır. Birisi müminlerden faiz alan müminlerdir. Mümin müminden faiz alamaz. alırsa Allah ona savaş açar. İkincisi ne? Velilere laf söyleyen onları alaya alan Allah onlara da savaş açar. O zaman şeyhlerle velilerle alakalı ağzımızı kapatacağız.
Sen onun veliliğine inanmayabilirsin. Gıybet etme hakkın olmaz. İftira etme hakkın olmaz. Ölçüyü konuş. tasavvufun ölçüsünü konuş. Veliliğin ölçüsünü konuş. Eyvallah. Ama arkasından gıybet etme. Ensevküm ayetini bir okuyun. Bu normalde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri böyle bir mesele oluyor. Dua ediyor. Ey Allah'ım sizler de şimdi sonunda amin deyin. Tamam mı? Bu peygamberin ağzından bir dua. Ey Allah'ım sen bizlere nimetlerini arttır. eksiltme bize ikram et bizi zelil etme sen bize nimet ver bizi mahrum etme bizi seç başkalarını bize tercih etme bizi razı et ve bizden razı ol ecmain Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bunu normalde böyle dua ediyor.
Sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri müminin suresi birden ona kadar okuyor. Mealen söylüyorum. müminler müminler muhakkak kurtuluşa ermişlerdir. Öyle müminler ki onlar namazlarında huşu içindedirler. Onlar ki boş sözlerden yüz çevirirler. Onlar ki zekatlarını verirler. Onlar ki ırzlarını korurlar. Ancak eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hariç bundan dolayı kınanmazlar. Kim bunun ötesine geçmek isterse işte onlar haddi aşan mütecavizlerdir. Öyle müminler ki onlar emanetlerine ve vaatlerine riayet ederler.
Onlar ki namazlarına devam ederler. İşte Firdevs cennetine varis olacak olanlar onlardır. onlar orada ebediyen kalacaklardır. Devam edeyim. 57 58 59 60 61 62 Yine Allah Kur'an'ında özelliklerini sıralıyor. Rablerinin korkusundan titreyenler Rablerinin ahiyetlerine iman edenler Rablerine ortak koşmayanlar başkalarına verdikleri şeyi Rablerinin huzuruna çıkacaklarından kalpleri ürpererek verenler. İşte onlar hayırlı işlerde yarış ederler. Bu yolda önde giderler. Biz Cenab-ı Hak 62 ayette şöyle diyor.
Biz herkesi ancak gücünün yetliğiyle mükellef kılarız. Nezdimizde hakkı konuşan bir kitap vardır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar. Allah Resulü sallallahu ve sellem Hazretlerine Hazreti Ayşe Validemiz soruyor. Ey Allah'ın Resulü Rablerine dönecekler için kalpleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler işte onlar iyi işlerde yarış ederler. O uğurda ileri geçerler. Ayetinde kast edilenler, şarap içenler, hırsızlık yapanlar mı dedim. Öyle ya. bana hayır ey Sıddık'ın kızı aksine onlar oruç tutup sadaka verip yaptıkları bu hayırların kendilerinden kabul edilmemesinden korkanlardır. Baksana ayet ne buyuruyor? İşte onlar iyi işlerde yarış ederler cevabını verdi.
Demek ki onlar Hazreti Pir'in deyimiyle bu özelliklere sahip olanlar bir velinin üzerinde olması gereken özellikler ayet-i kerime ile sabit. Sen kalkıyorsun o velilere ve veliliğe laf söylüyorsun. Hazreti Pir de diyor ki sen bu yüce kişilere alaya aldınız. Bundan bir şey çıkmaz sandınız ama Kur'an'da en sevküm ayetini bir okuyun. Yani sen bundan bir şey çıkmaz dedin. Sonra ki o müminin suresindeki ayetlerde cehennemliklerin de halleri anlatılıyor. Ben konuyu uzatmamak için şimdi burada konumuzla alakalı olan kısmı aldım. Rabbim cümlemizi affeylesin inşallah.
Allah'ım normalde işte bu kendilerini yüksek mertebede gören kendilerini her işte uzman gören sufilikse onlar uzman şeyhlikse onlar uzman kimin şeyh olup olmadığını onlar karar veriyor. Kimin veli olup olmadığını o karar veriyor. Veya Türkiye'de böyle bir grup var ya işte normalde mevlevilikte karar verecek olan kimler işte şeyler ne o İstanbul'daki Çelebiler o mevlevi o değil o mevlevi şeyhi o değil sen nesin var mı senin elinde icazet yok seyri sülük çıkardın mı yok senin şeyhin var mı yok ee hiç zikrullah alakasın oturdun mı yok senin mevlevi olduğuna kimi karar verecek soracağız ya bu ne şeyh iyi kardeş senin şeyhin kim bunu sormaya hakkımız var bir yere intisap edeceksin soracaksın ona kardeş senin şeyhin kim filanca e hala
sor bakalım onun şeyhi kim yok hanım bir ara bir icazet furyası koparmışlardı ya biz de edeb ediyorduk söylemiyorduk icazetimiz var filan diye e var al ne oldu senin Mustafa Özbağ'a bakışın mı değişecek değişmeyecek neden kör gözlüsün senin Mustafa Özbağ'a bakışın mı değişecek değişmeyecek neden Özbağ sendromu var sende psikolojik tedaviye ihtiyacın var saçını başını yoluyorum sebep Ebu Cehil gibisin neden peygamberlik bana gelmedi de Hz. Muhammed'e geldi diyorsun Ebu Cehil kafası sende de aynı kafa var nasıl Mustafa Özbağ
şeyh olur nasıl olur Allah'ın verdiğine kim karışacak Allah vermiş ne yapacaksın icazeti var mı var al ne yapacaksın var ne yapacaksın ha var ne yapacaksın intisap mı edeceksin hayır sebep sen açık arıyorsun çünkü sen kendince bir kendine delil arıyorsun uğraşma uğraştıkça haste ediyorsun kendini yazık akli dengenizi yitiriyorsunuz çünkü benim bir velilik iddiam yok benim bir herhangi bir iddiam yok velev ki var ise bakın velev ki var ise aklını kaybedeceksin geri zekalı şuurun gidecek dengen bozuluyor her gün günden güne
olanca hapları içiyorsunuz sonra antidepresan yetmiyor uyuyamıyorsunuz geceleri uyuyamıyor bir de benim üzerime atıyor uyuyamadın ulan otur oturdun yere katmerlendirme perdeleniyorsun hala da yok bu böyle bir sendrom özbağ sendromu var bu yeni değil ben 10 yaşından beri özbağ sendromunu yaşayanlar var etrafımda bu bir sendrom ben hak veriyorum diyorum evet hastasınız diyorum yani bunun tedavi olacaksınız bunlara normal psikiyatri de yetişmez bir de rahatım ya ben benim umurumda değil Allah Cenab-ı Hak bir şey verdiyse
sana da rüyasında gösterdiyse ben ne yapayım kardeşim Allah bana ne ister derviş ol ister olma veya gidiyormuş git Allah yolunu açık etsin ne yapayım zorla tutacak değilim ya seni seni zorla da getirmedim Allah yolunu açık etsin böyle bir kendimizi ispat etme gibi bir derdimiz yok Allah bizi affetsin ama onlar akıllı ya meselenin zahirine bakacaklar ya yani onlar zenginler paraları var pulları var etrafında böyle 3-5 kişi var temanna edenleri var onlar biliyorlar onlar yüksek mertebe sahibi Ebu Cehil de öyle diyordu ya
yani bu diyordu kavmin ulusu benim nasıl sana gelir yetimen peygamberlik gelir yeğeni halbuki bakın yeğeni ona peygamberlik gelmemeli kime kendisine gelmeli bunun gibi x kimse şeyh olmamalı kim olmalı o olmalı ama yok olmuyor işte oturacak neşe kara böcekten ben olmalıydım şarkısını dinleyecek efkar dağıtsınlar veya sen olmalıydın diyecek efkar dağıtsınlar işlerine Allah bizi affetsin bunlar çünkü normalde zavallı insanlardır gerçekten ben böyle şeyh efendi laf söyleyenleri zavallı insan olarak görüyordum zavallısın sen
manevi gözün görmemiş körlerden olmuşsun hatta daha ileri söylüyordum sen muhakkak Mustafa Efendi Hazretlerine karşı bir yanlışlık yaptın o yanlışlığından dolayı Allah sana bir mürşidi kamil göstermiyor sen bir velinin gönlünü kırdın sen bir velinin gönlünü incittin ki Allah sana başka bir velinin kapısını göstermiyor evet bu benim kendimce tespitimdi ondan sonra avunuyorlar biz Mustafa Efendi'nin bıraktığı yerdeyiz devam et kardeşim Allah yoluna çık etsin biz Abdullah Efendi'nin bıraktığı yerdeyiz devam et kardeşim
Allah yoluna çık etsin ne on yıl sonra Mehdi çıkacak ona bağlanacağız on yıl sabredin kardeşler geçti on yıl 2003-2023 önce beş yıl dediler Şeyh Efendi'nin ağzından duymadım ben bunu sonra yedi yıl dediler sonra on yıla çıkardılar şimdi herhalde tehir oldu bir on yıl daha diyecekler Mehdi çıkıncaya kadar kalacağız biz yani bu böyle milleti aldatma oyalama milleti kandırma devam ediyor Allah bizi affetsin bunlar normalde kendilerini maskara ediyorlar böyle kendi kendilerini zillete düşürüyorlar kendi kendilerini ve kendilerini
gösteriyorlar insanlara böylece ne olduklarını Allah bizi affetsin şehir ve köye sahip olan cisimlerin padişahıdır gönül sahibi ise gönüllerinizin sultanıdır demek ki şehir ve köye sahip adam zengin hani ayeti kerime Ali İmran ayet 14 kadınlara oğullara kantar kantar altın ve gümüşlere besili atlara hayvanlara ve ekinlere karşı duyulan aşırı istek insanlara süslü gösterildi oysa bunlar sadece dünya hayatının geçici malıdır varılacak güzel yer ise Allah katındadır o zaman sen böyle ev sahibi oldun mülk sahibi oldun
kendince apartman sahibi oldun işte tarla takka köy sahibi oldun kendince kendini padişah gibi görüyorsun kendini üstün görüyorsun yüce görüyorsun işte fabrikan var tezgahların var iş yerin var çok akıllısın sen dünyaya sahip çıkmışsın ya dünyaya sahip çıkmışsın sen dünyevi olarak belli bir noktaya gelmişsin onunla gururlanıyorsun kibirleniyorsun büyüklük taslıyorsun akıllılık taslıyorsun kendince senden başka bilen yok senden başka eden yok sen artık böyle kendisini firavunlaştırıyorsun günden güne günden güne nemrutlaştırıyorsun
günden güne sen lat uzza menat üçü de sende oturmaya başlıyor güç güç kendince para ve makam bu sende yerleşiyor artık sen güce dünyevi güce makama paraya sahip olunca kendince diyorsun ki ya bu küçük dağları ben yarattım benim sözüm geçer her yerde diye düşünüyorsun ve Cenab-ı Hak'ın sana verdiği kadın oğul mal mülk para pul güç sana bahşetmiş olduğu her şey senin için Allah muhafaza eylesin cehennem sebebi oluyor bakın bunlar hayra bunlar hayra
kullanılırsa Allah yoluna kullanılırsa o zaman o kimsede bu cennet yolu cennet kapısı cennette kamel oluyor İslam zenginliğe karşı değil zenginliği Allah yolunda kullanacaksın İslam erkek evlat vermiş kız evlat vermiş buna karşı değil evlatlar İslam yolunda olacak öyle yetiştireceksin senin oğlun senin kızın Allah yolunda olacak Allah yolunda olması için mücadele edeceksin gayret edeceksin sorumlusun bundan eğer bu gayreti bu mücadeleyi vermezsen evlat senin için cehennem ateşi oldu evinde cehennem ateşi büyütüyorsun
anneler babalar çocuklarınızı Kur'an ve sünnet üzerine eğitmeye ve yetiştirmeye çalışın eğer göz göre göre bile bile onları Kur'an ve sünnetten uzaklaştığını gördüğünüz halde onlara nasihat etmiyorsanız onları Kur'an ve sünnet dairesinde yetiştirmeye çalışmıyorsanız evlerinizde cehennem topu besliyorsunuz erkekler eşlerinizi Kur'an ve sünnet dairesinde yaşatmaya gayret edin nasihat ederek yumuşak yumuşak tatlı tatlı eğer onların Kur'an ve sünnet dairesinde yaşamalarına vesile olmaz bu konuda Kur'an ve sünneti yaşamamalarına
göz yumarsanız evinizde cehennem topu büyütüyorsunuz yaşatıyorsunuz mal Allah ve Resulü İslam zenginliğe karşı değil eğer sen o zenginlikle etrafa hava atayım etrafı baskı altında alayım zulmedeyim eğer insanlara büyüklük taslıyım daha da zengin olayım daha da güç sahibi olayım daha fazla insanları ezeyim daha fazla insanları sömüreyim diye düşünüyorsan o mal senin için cehennem topu oldu cebinde cehennem topu yaşatıyorsun cebinde cehennem topu taşıyorsun sen o malın zekatını bir tamam hesaplayıp vermiyorsan o maldan
yiyorsan sen cehennem ateşi yiyorsun farkında değilsin kor yiyorsun cehennem kor yiyorsun Allah sana o malı verdi Allah yolunda harcayasın diye zekatını bir tamam veresin fakir fukaranın hakkını ayırasın fakir fukaranın hakkını dağıtasın diye bunu benle beraber mi kazandılar otur küstah zalim kafir adam zekatın farziyetine inanmıyor çünkü kafir cehennem odunu topluyor kendine burada tabi besili atlar diyor ya ne binek sen arabanı hava atmak için aldıysan sen arabanın Allah yolunda
koşmuyorsan senin arabanın Allah yoluna hizmet etmiyorsa sen cehennem atına bindin farkında değilsin cehennem atına bindin sende ev var harika evinde zikrullah oluyor mu hayır evinde namaz kılan var mı hayır evin Allah yolunda açılıyor mu hayır ne diyor Allah Resulü o ev mamur dolsa harabedir o evin hesabını vereceksin o arabanın hesabını vereceksin o paranın hesabını vereceksin o sağlığın hesabını vereceksin Allah sana ilim vermiş maddi manevi maddi manevi sen o ilmi saklıyorsan o ilmi gizliyorsan sen o ilmi çarpıtıyorsan
o ilim seni cehennemlik edecek ne öğrendin dini ilim öğrendin birisi sana bir şey sordu biliyor musun evet ona cevap vereceksin ona cevap vereceksin o ilim var mı sende var cevap vereceksin o ilmi ledünü Allah sana neden verdi müminlerin meseleleri hallolsun müminlere yardımcı ol diye verdi sen o ilmi kendine biriktiresin diye vermedi zaten ilmi ledün lazımken geldi sana sana bir şey sordular veya sen bir sohbet ediyorsun o esnada işinin içinden çıkılmaz giriş bir mesele var Allah senin kalbine ilham etti ilmi ledünü
senin kalbine indirdi sen onu saklarsan yemin ediyorum küstahlardan oldun arsızlardan oldun nimete nankörlerden oldun Allah'ın sana bahşettiği ilmi sen sakladın gizledin insanlara aktarmadın vallahi de billahi de baş nankörsün o ilim kapısı sana kapanır zaten o ilim kapısı sana ilmi ledün kapısı kapanır evet doğru yapmadın o yüzden senin üzerine hani ne iyilik varsa rabbinizdendir o zaman senin üzerinde ne nimet var ne lütuf var ne ikram varsa ne ihsan varsa senin üzerine maddi manevi ne var ise iyilik manasında hepsinde
Allah verdi kardeş sana nankörlük etme hepsinde sana Allah verdi sen kalkıp da isyankarlık yapma sen nimetin kadrini bil o lütfun o ikramın kadrini bil Allah'ı zikret Allah'a hamd et Allah yolunda koş Allah yolunda koş o malın o sağlığın o maddi manevi sana olan lütfun zekatı bu Allah yolunda koşacaksın ne zekat kime vereceğiz var kardeşim organizasyon dağıtım oluyor merak etme biz gösteriş yapmıyoruz yok zaten İslam'da yok sünneti
seniyede geceleri duranlar durmayanlar var geceleri durmayanlar var bu dergahta var elhamdülillah o zaman yok deyip geçme var öyle kendi kendine yok deme sen vermek istemiyorsun sen dağıtmak istemiyorsun sen yardımcı olmak istemiyorsun sen körlerden olmak istiyorsun Allah bizi affetsin bunlar dünya sahibi olanlar bir de ne var gönüllerin sahibi var onlar da ne onlar da gönül sultanları onlar Allah için yaşayan Allah için seven Allah için insanlara faydalı olan Allah için insanların arasında durup insanların eziyetlerine
katlananlar onlar da kimler onlar da Allah dostları onlar da gönül sahibi olanlar onlar da gönüllerin sultanı Allah cümlenizi onlardan eylesin Rabbim hepsini de inşallah hepinizi de birer evliya birer mürşidi kamil eylesin hepinizi de ailelerinize etrafınıza mahallenize semtinize şehirlerinize ışık saçan nur saçan iyilik etrafına iyilik dağıtan kullarından eylesin inşallah bu dünya gelip geçiyor hayat gelip geçiyor ben derviş olduğumda 25-26 yaşındaydım yaşındaydım yaş oldu 63 geriye döndüğümde bakıyorum göz açıp kapayınca
kadar bitmiş geçmiş bursa'ya 90 yılında geldim yıl 2023 33 yıl olmuş bakıyorum dün gibi sanki daha bazen yanlış anlaşılıyor böyle ilk yeni dervişler Adnan olsun Hüseyin olsun Cafer olsun halbuki aramızda çok yaş farkı yok hep bana böyle çocuk gibi geliyor daha onlar böyle hani sanki dünmüş daha tazeymiş gibi hani böyle bakıyorum her birinin çocuğunu evlendiriyoruz halbuki anılsana ama şey değil böyle bakıyorum böyle eskilere eskilere nerede İsmail'im benim ya İsmail bakıyorum hala hoş İsmail hala daha genç yakışıklı ya
bu afilli afilli geyinir gelirdi lokantaya muhabbet diz boyu hala daha afilli de İsmail değişmedi hiç maşallah Demirtaşlar'da böyle bir özellik var hiç değişmiyorlar havasından mıdır suyundan mıdır biraz bayındırılır koktuğundan korktuğundan mıdır maşallahları var bakıyorsun şimdi onlar böyle sanki ben de çok yaşlıymışım gibi geldim böyle kendi kendime halbuki değil ben de geldiğimde 29-30 yaşındaydım buraya geldiğimde yani o zaman ben de gençtim be değil mi İsmail ben hala daha gencim bakmayın öyle yaşlıyım ihtiyarım
dediğime hani böyle lanet olsun o yaşlılara ki gençliğe özenirler hadis-i şerifi var ya ben o yüzden böyle kendi kendime gençliğe özenen konumundan olmamak için yaşlıym ihtiyarım diyorum yoksa oho Uludağ'ın zirvesine bir nefeste tırmanırım inşallah evet öyle şey değil yani öyle harmanı koca oküz döermiş öyle bakmayın sakallarımın beyazlığı sizi aldatmasın yani nasıl çıktın Bosna'da merdivenlere Travnik'te arkamda kaldı herkes öyle değil mi kaleye çıkarken Allah'ın izniyle inşallah şimdi hayat gelip geçiyor bakıyorsunuz
yani dün gibi her şey o yüzden Allah yoluna koşturun Allah yoluna yani böyle her şeyinizden bir şey ayırın Allah yoluna zaman bir Allah yoluna zaman ayır para Allah yoluna ayır biraz ev Allah yoluna bir şey ayır evinde bir şey olsun ya araban Allah yolunda bir şey yap arkadaşlar ben filanca yere gidiyorum kim gidecekse bir kaç kişi alabilirim bir kişi alabilirim iki kişi alabilirim cafer kartaldan kaç kişi indiniz polis çevirdiğinde kaç 19 kişi dersten geliyorlarmış o zaman araba yok hiç kimsede fukaralık diz boyu
araba bir kaç kişi de var öyle çok insanda yok onlar da işte kullanıyorlar kartalı onlar dersten dönüşte değil mi cafer ders dönüşü 19 kişi doldurmuşlar kartalı polis inanamamış saymış tek tek 19 kişi ceza kesti mi gene be gece 19 kişi diye tabi ya derse getirip götürmenin kerameti bunlar tabi bizim dervişi derviş kardeşlerimizde dahi keramet zuhur ediyor bırak geri kalanını kartalı 19 kişi biniyor keramet bir de trafik çeviriyor ceza vermiyor bu keramet üstüne keramet e öyle çalışılıyordu ilk zamanlar Hasan burada
Hüseyin nerede burada mı Hüseyin bir tane araba almışlardı öyle değil mi dersten derse koşuyorlardı Allah rahmet eylesin onların da babası hiç ağızlarını açmazdı hiç Cenab-ı Hak kabrini cennet kabri eylesin bunlar bende böyle birer şeydir ne o kıymettir Demirtaş'tan Hacı Mehmet bizim Abdurrahim'in babası Adnan'ın babası Karataş'ın Mehmet amca Sağda Rabbim hayırlı uzun ömür versin Mehmet Reşber bizim ölen Allah rahmet eylesin onun olsun Karadağların bizim Hasan Hüseyin Karadağların babası Allah rahmet eylesin Bunlar böyle
Seyit Taş Allah rahmet eylesin Amin Onlar şimdi tuhaf gelir size çok sık görüşemiyoruz ama Şeyh Efendi'yi ilk yemeği alan Bursa'da Cafer Taş'tır Seyit'in kardeşi Ben Taşlar Seyit Taş İbrahim Taş Cafer Taş Yahya Taş Ondan sonra Bunların bende hatırası vardır Bunlar benim için önemli insanlardır Ne olursa olsun Biz Ben Bursa'ya geldim de Onlar Mesela hiç unutmam Cafer Taş yemeğe götürdü Şeyh Efendi Ben beraber yemeğe gittik Şeyh Efendi şimdi çorba Ben unuttum acı yapmayın demeye İlk yemeğe gidiyoruz Şeyh Efendi Mübarek
Çorbadan alıyor acı Ondan sonra Yemekten alıyor acı Ondan alıyor acı En sonunda pilav yemeğe başladı Dana döndü Mustafa Efendi bunların suları dayı acı olun dedi Antepli ya bunlar sırf acı Dedim efendim hakkınızı helal edin Hata benim oldu Ben söylemeyi unuttum dedim Bunlar bakın böyle tatlı hatıralar Tatlı değerler bunlar O ilk zamanki dervişlerin heyecanı koşuşturması Cafer'in evi Şeyh Efendi gelir Cafer bütün açar şeye kadar ne o tarasa kadar salonun şeyi büyük ev yok o ara tabi yemek gelin giden yiyen içen Recep Amca
Allah rahmet eylesin Cafer'in babası onlar zaten evleri onların önceden de dergah gibiymiş şeyhi hacısı hocası hepsi de geliyormuş oraya üstüne biz geldik ama biz gidici değiliz biz oturttuk bizden sonra kimse gelmedi neden biz oturduk kaldık oradan bizden sonra kimse gelmedi Allah rahmet eylesin Recep Amca da çok hizmet etti Cafer'in ailesi de çok hizmet etti şimdi baktığınız zaman hayat gelip geçiyor mesela Adnan burada diye söylemiyorum şimdi bir şey yokken çok kıymetlidir sıkıntıdayken çok kıymetlidir bakın bunu unutmayın
dostluğunuzu zor zamanda göstereceksiniz sıkıntılı zamanda göstereceksiniz dostluk zor zamanda sıkıntılı zamanda dar zamanda o zaman göstereceksiniz bizde yok o zaman yok şimdi rahatız sıkıntı yok o zaman yok biz dik kaldırımda bir bodrumda ders yapıyoruz bodrum bildiğiniz bodrum yani tuvalete girerken böyle boyunuz yüksek olarak giremiyorsunuz eğilerekten giriyorsunuz eğilerekten tuvalet yapıyorsunuz ve böyle yani kafanızı kaldıramazsınız belinizi doğrultamazsınız tam olarak öyle bir yerde ders yapıyoruz biz o zaman
Adnan Atik babalarını getirdiler derse ilk defa bir ders oldu orada Adnan amcalar da vardı değil mi o gece onlar da vardı iki tane de Mehmet amcanın ufakları vardı biri vefat etti ikisi de mi etti ikisi de mi etti ikisi de vefat etmiş Allah rahmet eylesin bunları getirdiler böyle bir tabi sohbet zikullah bitti her şey Mehmet amca Allah rahmet eylesin orada dedi ki bir tane daire var dedi orayı verdim size dergah yapın dedi evet dün gibi hatırlıyorum hiç unutmuyorum ben böyle kaldım dedi orası boş şu anda paylaşılmadı
dedi diğerleri paylaşmışlar kardeşler arasında orası boşmuş orayı dergah yapın dedi bize böyle cennetten bahçe verdi sanki benim iç dünyam cennetten bahçe verdi sanki dedim ki ha hamdolsun dedim ya bir yer var şimdi bir yerde daha oluyor biz tabi hemen oraya bir göçtük oraya da bir ders açtık reyhan diye oraya da bir ders açtık hacı Mehmet Demirtaş'ta onun da boş daire vardı ondan sonra o böyle hem biraz hızlı konuştu gel beyev dedi bizim evde boş daire var orada yap dedi zikrullah dedi dersiye dedi olur mu be Mehmet abi dedim
sen ne diyorsun dedi ya dedim bir şey demesinler köyde kim karışacak bize ya dedi öyle hani şeyde Mehmet abi de öyle kenara atılacak bir şey değil canı sıkılırsa basarsa damarı dövüşür bile adamla değil mi İsmail or tarafa girme şimdi oraya dokunma şimdi ben onunla bir beraber bir kaza yaptım ben sen dedin ya rüyadını anlattın bana kaza yapacaksınız bugün diye Mustafa bugün kazayı yaptık sıkıntı yok ben o kaza gününü yaşadım sen merak etme sen Allah rahmet eylesin ikisine de ya ben ikisini de yaşadım orayı aşmayalım
şimdi Allah yersin inşallah o yüzden Allah yolunda olun Allah yolunda koşturun Allah yoluna bir şeyler ayırın kendinizden cebinizden duanızdan inşallah Rabbim onlardan eylesin inşallah iş uzadı biraz hakkınızı helal edin ben yine böyle artık en baştan söyledim biz böyle ciddi ciddi sohbet burada başlayacak şurada bitecek diye bir kaide yok Allah ne verdiyse bu akşam da böyle vermiş Cenab-ı Hak'a hamd ediyoruz o yüzden bizim böyle artık dostlarla hemhal oluyoruz dostlarla sohbet ediyoruz şükür hamdolsun şükür hamdolsun
Cenab-ı Hak olmanı nerede versin böyle dostluk inşallah hepinize nasip etsin ben bazen diyorum ya ben Bursa'nın en zenginiyim diye hamdolsun böyle dostlarımız var kardeşlerimiz var yol arkadaşlarımız var Cenab-ı Hak'a hamdü senna diyorum ben bundan dolayı çok mutluyum sevinçliyim iç dünyamda hoş dışarıda söylüyorum rahat rahat hamdolsun diyorum ya ne güzel bir dostluk yolu mutluluk yolu ne güzel bir sevgi yolu kurulmuş Cenab-ı Hak bize bahşetmiş elman içerisinde kurt gibiyiz kardeşler arkadaşlar herkes birbirine muhabbetli
sevgili birbirleriyle harika bir diyalogları var ben öyle görüyorum öyledir değildir onun tartışmasına girmeyeceğim ben öyle görüyorum ben öyle yaşıyorum Cenab-ı Hak hamdü sena olsun inşallah hiçbir gölgenin olmadığı mahşerde onun gölgesinde gölgelenenlerden oluruz Rabbim cümlemizi kendi gölgesinde gölgelendirsin Rabbim cümlemizi hesaba kitaba tutmadan meccanen kendi katından lütfi ilahisiyle cennetine koysun lütfi ilahisiyle cemalullahına gark eylesin amin el fatihama selamat amin ecmehin haklarınızı helal edin helal edin
bizden yana da helal olsun inşallah Allah razı olsun şimdi bu akşam belgesel çekiyorlarmış dışarıda misafirler varmış o yüzden hani arada dolaşabilirler bunlardan dolayı rahatsızlık duymayın işte Allah insana bir şey veriyorsa kimse onu engelleyemiyor yani yok işte tekkeyi aldılar sattılar öyle yaptılar böyle yaptılar bakın hizmet devam ediyor gene gene yurt dışından bir sürü gelen giden sohbetler her şey devam ediyor bir şeyin arkasında Allah var ise arkasında Allah var ise önünde Allah var ise sağında solunda altında
üstünde Allah var ise o işi Allah meccanen sahiplendiyse kafirler münafıklar fasıklar sevenler sevmeyenler düşman olanlar onu söndüremezler Rabbim söndürtmesin inşallah amin ecmain
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.