mustafaozbag.org

Mesnevi Şerîf Şerhi (1642.Beyit) 17.06.2023

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 18 Haziran 2023 · 1:05:38

Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Eftâni zikr fâlemennâhû, Lâhâhâl, İyâdâ Resûlullah cemiyenel miyâhi vel mürseli, velhamdülillâhi rabbil âlemin. Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin.
Amin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Amin. Hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Amin. Ecmain. Kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah. Geçen hafta önce can çocuğunu şeytan sütünden kes de sonra onu meleklere ortak yap. Sen karanlık, mukadder ve bulanık oldukça bil ki melun şeytanla süt kardeşisin. Burayı okumuşuz. Bu hafta inşallah. Nur ve kemali arttıran lokma, helal kazançtan elde edilen lokmadır. Buradan itibaren inşallah okumaya gayret edeceğiz. Nur ve kemali arttıran, hem insanın nurunu arttıran hem de insandaki kemali arttıran şey helal kazançtan elde edilen lokmadır.
Yani demek ki kazançlarımıza dikkat edeceğiz. Yani kazancımıza dikkat edeceğiz ki helal olacak kazancımız. Kazancımız helal olursa o zaman kemalatımız artacak. Eğer kazancımız helal olmazsa kemalatımız artmayacak. Eğer kazancımız helal olmazsa bizim nurumuz artmayacak. O yüzden kazançlarımıza dikkat edeceğiz. Yani buna dikkat etmeyen kimseler, hani Hz. Pir'in bir meşhur sözü var ya, senin ambarın neden dolmaz?
Ambarında delik var diyor. Ambarında delik var. Yani sen kazancın senin helal değil. Haramlarla iştikal ediyorsun. Veya bir taraftan kazanıyorsun, bir taraftan kaybediyorsun. Allah muhafaza eylesin. Oysa Cenab-ı Hak Bakara 168'de buyurdu ki, Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan maddelerin helal ve temiz olanlarından yiyin. Şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o apaçık düşmanınızdır. Demek ki kazancımız helal. Yani bir de yiyeceğimiz helal ve temiz olacak. Bakın bizim yiyeceklerimizin, içeceklerimizin üzerinde iki önemli unsur var. Birincisi helal olması, ikincisi temiz olması. Helal olması yetmiyor. Burada temiz olması lazım.
Temizlikten kasıt, normalde bildiğiniz temizlik değil, hijyenle alakalı değil. Yani katkı maddeleri. Mesela siz şimdi, işte çocuklar çok seviyorlar ya, ne patates, cips değil mi? Şimdi baktığımız zaman patates helal mı? Helal. Ama temiz değil o cips. Neden? İçinde o kadar çok katkı maddesi, o kadar kimyasallar var ki? Temiz hükmünde değil. Bakıyorsunuz içeceklere, işte gazlı içecekler, başta kola. Yıllardır hep tartışılır ya, mesela kola içinde ne içerik olduğunu, bir türlü mahkemelere dahi vermiyor. Mahkeme onu alamıyor. Türkiye Cumhuriyeti Mahkemesi kolanın içeriğini öğrenemiyor. Ne içtiğinizi bilmiyorsunuz. Şimdi içerik olarak temiz hükmünde mi?
Değil. Yani normalde veyahut da bu hep diyorum ya, paketlenmiş gıdalardan uzak durun diye. İçinde kimyasallar var mı? Var. İçinde kimyasal olan her ne ürün var ise, hiçbirisi de temiz hükmünde değil. Ama bize normalde şimdi komple bunları yediriyorlar mı? Yediriyorlar. Temiz hükmünde mi? Değil. İşte ne yiyoruz mesela? Tavuk değil mi? Herkes harıl harıl tavuk yiyor. Tavuk helal mı? Helal. Temiz mi? Değil. Örnek. İşte herkes böyle hazırlanmış, sosisli, salamlı bir sürü et ürünleri yiyor. Öyle mi? Evet. Baktığımızda helal mı? Evet. Ama içerik olarak temiz mi? Değil. Şimdi bu tuhaf geliyor size.
İşte ben Said'e diyorum ki, Said bize sucuk yap. Örneğin. Dışarıdan sucuk mu yok? Var. Ama içinde ne olduğunu bilmiyorum ki ben. İçinde ne olduğunu bilmiyorum. Temiz hükmünde mi? Değil. İçinde ne olduğunu bilmiyorsun çünkü. En enteresanı biz Bosna'ya yittik. Ticaretle alakalı. Orada bizim Kazım Efendi'nin hanımının et işletmesi var. Balkanların en büyük et işletmesi. Beyaz eti üzerine en büyük et işletmesi. O beyaz etten o kadar çok ürün yapmışlar ki. Şimdi size bir tuhaf gelen bir bilgi vereceğim. Bu tavukların gagası, tüyü, ayakları. Bunlar atılmıyor.
Bunları işlemden geçiriyorlar. Un. Tavuk unu diyorlar ona. Un haline getiriyorlarmış. Bunu normalde nereye satıyorlar? Bundan yem yapıyorlar. Balık yemi, tavuk yemi, hayvan yemi yapıyorlar. Bakın bundan yem yapıyorlar. Ve tavuğun kendi tüyünü, ayağını, gagasını tekrar tavuğa yediriyorlar.
Tavuğun tüyünü, gagasını, ayağını, balık yemi yapmışlar. O şimdi hani balık filoları kuruyorlar ya denizlere, onlara yem atıyorlar ya. O yemleri bundan alıyor hepsi de. Şimdi o denizde değil mi balık ya? Denizde. Ama o yemi yiyor şimdi. Temiz hükmünde mi? Değil. O tavuk tekrar kendi gagasını yiyor. Kendi ayağını yiyor. Temiz hükmünde mi? Değil. Bizim Seyyid Taş derdi Allah rahmet eylesin. Bu millet tavuk yiye ya tavuk gibi olmuş diyordu. Gerçekten öyle. Bir de en ucuz ya. Ucuz. Kimse neden ucuz diye düşünmüyor. Kimse neden çabuk pişiyor bu diye düşünmüyor. Alıyorsun yarım saat sonra sofrada. Bir de reklamları var ya.
Cazırtı, cüzırtı, çıtırtı, patırtı, kütürtü böyle reklamlar. Alıyor. Herkes yiyor mu? Yiyor. 2002'de miydi son ömrü? 2002'deydi. 2002'den beri yemiyorum hiç. Ben 2002'den beri ne o antibiyotik de kullanmıyordum. Geçen gün dişimden dolayı kullanmak zorunda kaldım 20 yıl sonra. 20 yıl sonra ağrı kesici kullandım.
Yani normalde 20 yıl olmuş ben hazır tavuk eti yemiyorum. O zaman için bu bilgiye sahip değildim. O zaman için yememem gerektiğini idrak ettim. Kestim. Kestim. Sonradan öğrendik. Bilgisi sonradan geldi. Demek ki bir şeyin helal olması yetmiyor. Onun temiz olması gerekiyor. Temiz olacak ki o vücudunuzda nur olsun. Temiz değilse yiyecek olduğunuz şey o vücudunuzda nur olmuyor. Kemalatı arttırmıyor sizde. Duanız kabul olmuyor. İbadetiniz kabul olmuyor. Neden? Çünkü temiz yiyecek yok üzerinizde. Çocuklarınızı da bunlardan uzak tutabildiğiniz kadar uzak tutun.
Ha çocuklar belli bir yaşa kadar dinlemiyorlar annelerini babalarını. Çocuklarda kral ve kraliçeleri ya şimdi bugünkü zamanın hadis-i şerifte öyle diyor. Ahir zamanda diyor. Anne ve babalar kral ve kraliçelerin doğurmadıkça kıyamet kopmaz diyor. Şimdi kral ve kraliçelerimizi doğurduk. Kral ve kraliçelerin emrindeyiz. Çocuklarımız neyi nasıl istiyorsa öyle yapıyoruz. Çocuklarımız tepiniyor bu ne istiyoruz diyor. Biz yapıyoruz. Çocuklar böyle olacak diyor. Öyle yapıyoruz. Sen nasıl istersen diyorsun. Çünkü biraz üzerine gidersek dinlemeyecek bizi hiç. O korkuyla yaşıyoruz. Allah bizi affetsin. Demek ki o helal kazanç ve helal ve temiz lokma lazım. Çırağımıza katılınca söndüren yağ yağ deme.
Çırağı söndüren yağ su de. Yani normalde önceden kandiller var ya çırağı deniyor ona. Onun altı içine yağ döküyorsunuz. Şimdi gençlerin büyük bir çoğunluğu onu görmemişti. Gaz lambaları vardı. Gaz yağı dökülüyordu altına. Adı gaz lambasıydı. Gaz yağı dökülüp öyle yakılıyordu. Normalde gaz yağında ders çalışanınız var mı elinizde? İçinizde o iyi var mı? Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz. O iyi bayağı var. Tamam. Bu onlar şimdi insanlar bilmez şimdi gaz lambasının neyle çalıştığını. Benim bir oda bir tane var numunelik bir hediye gelmişti. Ben böyle gaz lambası muhabbeti yapınca gazıyla beraber göndermiş. Onu normalde gaz lambası. Bazen elektrikler kesilince nostalcı olsun ya ki ben onu şey yapıyorum, çalıştırıyorum onu.
Benim baba dedemin evinde elektrik su yoktu. Ben orada yaşamaya başlayınca gaz lambasında duruyorduk. Gaz lambasında ders yapıyorduk biz. Bir de onun ayarını düzgün şey yapacaksınız. Ayarını düzgün yapmazsanız iş yapıyor. İşte demek ki nasıl onun içerisine su dökersen, onun içine su döktün. Gaz lambası ışık verir mi? Vermez. Hz. Pir diyor ki, senin de içine haram ve temiz olmayan yiyecekler girerse diyor, sen de diyor ışık vermezsin etrafa. O zaman ışık vermezsen etrafına bil ki sende haram dokunuş var. Buhari, hadis-i şerif, öyle bir zaman gelir ki kişi malını helaldan mı, haramdan mı kazandığını hiç aldırış etmez. Demek ki öyle bir zaman, işte ahir zaman geldi, onun kazancı helal mı, haram mı aldırış etmiyor.
Öyle olunca onun ışığı sönüyor. Onun söyledikleri tesirli olmuyor. Üzerinde haram var. Bir baba haram mı, helal mı kazancı umurunda değil. E çocukların da ne tarafa savrulduğu belli değil. Neden? O çocukta haram var çünkü. Bir anne haram mı, helal mı yaşadığı belli değil. Bu sefer o çocukta da haram var. O çocuk da ne tarafa gideceği belli değil. Bazen böyle şikayet ederler bana, işte çocuklarından, ne bileyim oradan buradan. Ben kendi içimden derim ki, yani senin çocuğun sana isyan ediyorsa kendine bak. Nasıl? Basbayağı. Kazancın haram mıydı, helal mıydı? Çocuğuna ne yedirdin, ne içirdin? Ona bak.
Nerede hata yaptın? Ona bak. Bunu hemen şeye bağlıyorlar. Lut'un oğlu da şey, özür dilerim. Nuh'un oğlu da babasına iman etmedi. Ya sen Nuh musun? Nereden kıyas yaptın? Sen kendine bak. O zaman helal mı, haram mı kazancına dikkat et. Memurlar, işçiler, mesai ne kadar? Sekiz saat, yedi saat çalıştınız. Kazancınız haram oldu. Nerede çalışıyor? Adam bürokrat. Mesaiye geç geliyor. Mesaiye geç geliyorsa kazancı haram. Geçen biz mahkemede bekle Allah bekle, bekle Allah bekle. Dokuzda mahkeme koymuşlar. On birde savcı hakim geliyor. Mehmet Emine nerede dedim bunlar? Bunlar yeni geliyor. Kimse bunlara hesap soramıyor dedi. Ya bir bürokrat işinde, işinin başında değil.
Kazancı haram. Var ya şimdi belediyelerde de dolu. Adam mesai saatinde dolaşıyor başka yerde. Kardeş mesai saatinde sen neredesin? İş yerinde olman lazım. Yok değil. İşi yavaşlatıyorlar, iş yapmıyorlar. Kazançları haram. Siyasetçiler, milletvekilleri. Milletvekilleri, milletvekilleri. Neredesin kardeşim sen? Dolaşıyor. Mecliste olman lazım. Sen milletvekili seçilmişsin. Gidiyorsun özel işlerine, özel dosyalara dolaşıyorsun. Kazancın haram. Böyle ince düşünen var mı? Yok. Hangi bürokrat, hangi memur böyle ince düşünüyor? Düşünmüyor. Hangi işçi böyle ince düşünüyor? Düşünmüyor. Hangi çalışan böyle ince düşünüyor? Düşünmüyor.
Adam işten kaytarmanın yoluna bakıyor. Yarım saat çalışmamanın yoluna bakıyor. Kazancı haram. Allah muhafaza eylesin. Ama normalde artık insanlar öyle bir hale geldi ki, onu haram mı, helal mı olduğuna da bakmıyor zaten. Önemli olan onun zengin olması. Önemli olan onun gününü geçirmesi. Kazancının nereden olduğuna bakmıyor. O hale geldik. Şu köşeyi dönsün de, zengin olsun da, herkesin yalısı var, villası var, atı var, arabası var. Onun da olması lazım. Nereden olursa olsun. Rüşvettenmiş, rüşvetten olsun. Önemli değil. Onu hak görüyor kendine. Rüşveti kendine hak görüyor. Belediyeler, bürokratlar, bakanlıklar, devlet daireleri. Bu normalde artık bunun saklanacak, gizlenecek bir yeri yok.
Saklanacak, gizlenecek bir yeri yok. Öyle ki, hani senin dibin kara, benimki seninkinden kara. Kimse kimseye de bir şey diyemiyor. Herkes birbirinin açığını biliyor çünkü. Herkes birbirini açığına tehdit ediyor. Ama kazançta bu noktada haramla helalı ayırt eden yok. Yine Buhari'de haramla beslenen vücudun müstahak olduğu yer cehennemdir. Yani o kimse haramla beslenmiş. Ondan nerede seyr-i sülûk bekleyeceksin? Haramla beslenmiş. Ondan nereden sufilik bekleyeceksin? Haramla beslenmiş. Ondan nasıl salih bir müminlik bekleyeceksin? Mümkün değil. Çünkü haramla beslenmiş. Haramla beslenen bir kimsenin zikrullah alakasında olmasını beklemeyin. Ya haramı terk edecek, tövbe edecek ya da o zikrullah alakasında duramaz.
Zikir Allah'a en büyük iş çünkü. Oturamaz oraya. Onun kazancı helal olması lazım. Kazancını helallaştırması lazım. Allah bizi affetsin. İlim ve hikmet helal lokmadan doğar. Aşk ve rikkat helal lokmadan meydana gelir. Yani o bir kimsede ilim ehli olması için o kimsenin helal lokması olması lazım. Hikmet ehli olacaksa o kimse helal lokmadan beslenmesi lazım.
Helal olması lazım onun her şeyinin. Eğer onun yediği, içtiği, kazandığı helal değil ise ondan ne ilim çıkar ne hikmet çıkar. Onun yediği, içtiği kazancı helal olacak. Ancak helal lokmayı yiyip içenler ilim ehli olur. Ancak helal lokmayı yiyip içenler hikmet ehli olur. Ancak helal lokmayı yiyip içenler bir mürşid olur. Helal lokmayı yiyip içenler ancak insanların önünde önder olur. Diğerleri şeytaniyete önder olur. Diğerleri şeytanın velisi olur. Şeytanın evliyası olur. Allah muhafaza eylesin. O yüzden helal lokmayı, helal lokmayı, helal lokmayı, önceki devirlerde sufiler devlet işlerine girmezlermiş. Sebebi helal lokmayı yememe korkusu olurmuş.
Bakın enteresan bir şey. Sonradan bozuluyor sufilikte. Ne zaman tekkeler, vakıflar, işte tekkeler vakıflara bağlanıyor. Vakıflar oraya başlıyor memur atamaya. Sonra vakıflar oraya şeyh atamaya başlıyor. Sonra tekkeler bozuluyor. Neden? Çünkü tekkenin başındaki şey vakfiyeden geçinmeye başlıyor. Tekkenin başının içindeki dervişler vakfiyeden geçinmeye başlıyorlar. Alınlarının terlerini yemiyorlar. Kazançlarını yemiyorlar. E şimdi de bakıyorsunuz. Öyle şeyhler var. Şan şöhret içerisinde. Şatafat içerisinde. Ne iş yaptı diyorsunuz bu? Emekli imam. Nerede? Bilmem nerede villası var. Ya emekli imamın bilmem nerede villası olur mu? Kim şeyhiniz filanca.
Bir saltanat, bir saltanat. Ya bu adam ne iş yapıyor? İşi ne bunun? İşte yani bir işi yok. Bunu şeyde soruyordum böyle bazen laf sırası gelince. 28 Şubat zamanında şeyhler toplantısı oluyor. Halifeler bir yerde toplanılıyor. Yaklaşık 40-50 tane şeyh. 40-50 tane de halifesi var. Bir yere toplanıldığında halifeler de sohbet ediyor. Yeni tanışıyoruz tabi o zamanlar. İşte hepsini tek tek bir günde tanışmak mümkün olmuyor. İşte filanca efendinin halifesi maşallah. İşte subhanallah. Nasılsın? İyi misin? İyisin. Ne iş yapıyor şeyh efendi? Soruyorum şimdi inceden. Böyle bakıyor.
Hiç öyle bir soruyla karşılaşmamışlar. Ya canım kardeşim şeyh efendi ne iş yapıyor? Öyle ya. İşi ne? İşi şeyhlik. Bir işi yok. Sonra ona misafir oluyoruz biz. Hani böyle birisiyle denk geldik. O zaman adam da maşallah işi yok adamın. Malı çok ama. İşi yok. Malı çok. İşi yok ama. Allah affetsin. İşte soruyorlar bana da işte Abdullah Efendi ne iş yapıyor? Yıllardır diyorum ayakkabıcılık yapıyor. Şimdi o iki tane oğlan var. Onlar ayakkabıcı dükkanını çalıştırıyor. O da oraya ortak diyor. Hani o da oraya ortak. İşte neyi var? Şeyh efendinin bir tek evi vardı. Bir de eski evin olduğu yerle arsası vardı.
Başka şeyh efendinin malı mülkü yoktu. Ondan sonra şeyh efendinin de sözü şuydu. Oğlum Cenab-ı Hak bize nasip etmedi. Ama oğlanlar iyi çalışıyorlar. Oğlanlar inşallah hani onların olacak gibi. Oğlanlar sonra başladılar bir iki daire almaya falan işte. Öyle oğlanlar tabii ayakkabıda iyi çalışıyorlardı. Cenab-ı Hak inşallah dünyanın ve ahiretlerini âli eylesin. Ama soruyorsun ne iş yapıyor diye adamın işi yok. O zaman bu kazanç nereden? Soru işareti bu. Bu kazanç nereden? Hatta bir tane halifeyle tanıştık dedim. O böyle bir şalvar diktirmiş cebi dizinde. Cumalık şal varmış o. Halife şeyh olacak.
Şeyhi vefat edince bekliyor. Dedim bu neden böyle? Cuma mübarek için böyle dergaha şeyh efendi dikiliyormuş. Her gelen Cuma mübarek olsun deyip cebini arşık bırakıyormuş. Hiç bizde öyle bir şalvar olmadı bak. Bizim zakirler falan böyle. Kardeşler hiç bu kadar ben bu sohbet ediyorum. Hayır gel Cuma günü sen de burada vakıfta Cuma mübarek için herkes gelsin. Bir tane de kocaman ceble şalvar yapalım diyen yok. Kimse böyle bir şeyden üzerinde de alınmıyor. Cafer duymamaz diye geliyor. Adnan kafasını eğiyor. Hiç seslenmiyor. Sanki ona gitmiyor laf. Hüseyin Aga zaten hiç bakmıyor. Bana bile bakmıyor. O tarafa doğru bakıyor. Yani bu muhabbet bizi ilgilendirmiyor diyor. Böyle duydum dinledim ama şok oldum kendi kendime.
Yani dizine kadar cep var. Ne Cuma şalvarlığı. Sonra o halifeye dedim sana gelmez bu şeyhlik dedim. Nasıl yan dedi. Oğlu var mı dedim ben var dedi. Ama küs oğluyla dedi. Kanlı bıçakla dedi. Yakında barışır sen merak etme dedim. Nasıl yan dedi. Hem barışır dedim. Bir de onun dedim şeyhliğini ilan eder. Hatta onun da oğlu var mı dedim ben var dedi. Hatta onun oğlunu da ilan eder dedim. Yani Allah söyletecek ya bize de işte. Dangadak böyle konuşuyoruz biz. Seninle iki ay sonra toplandık. Mustafa Efendi bir şey konuşmamız lazım seninle. Buyur dedim ben. Sen bana bu söylediğin şeyi dedi rüyanda mı gördün dedi. Ne oldu dedim ben. E dedi bizim şeyh efendi oğlunla barıştı dedi.
Senin dediğin gibi onun şeyhliğini ilan etti dedi. Benden sonra o şeyh olacak dedi. Ondan sonra da onun oğlu şeyh olacak dedi dedi. Allah rızası için bunu nereden bildin dedi bana. Ya dedim bunda bir şeye bilmene gerek yok. Görünen köy dedim. Kılavuz istemiyor. Meydanda işte. Ona da babasından kalmadım. Evet tamam dedim. Dedim sen o şalvarı unut dedim. Ben dergâhtan ayrılacağım. Ayrılma dedim. Halifeliğinden de olma. Şimdi o şeyhin babası zamanında da halifeymiş. Oğlan şeyh olmuş. O yine halife. Sen dedim halifeliğinden olma. Çünkü sen bu dedim bu düzene bu sisteme karışmıyorsun. Susuyorsun. Seslenmiyorsun. Düzen devam ediyor. Cumalık muhabbeti herkes cumayı cebine koyuyor.
Hüseyin Hakan sakın benden sonra böyle bir şey yapayım deme. Ama böyle bir şeye müsaade etmeyin. Ona göre birisi gelip bir cumalık yapıp da böyle dizine kadar bir şey yapmasın. Hikmet var deyip tamam. Hikmet var şeyhin yaptığında deyip. Adamın cebini doldurmayın. Vallahi ahım tutar sizi. Sizi ahım tutar. Ona göre baka. Ben oradan sizi perişan ederim. Allah'ın neslinle. Siz nasıl böyle bir şeye müsaade edersiniz diye. Millet ölelim de şeyliğimizi ilan edelim diye bakanlar vardı. Şimdi yok. Neyse. Evet. Şimdi kazanç helal mı haram mı? Ona dikkat etmezsen o zaman ne oluyor? O zaman aşk ve rikkat doğmuyor onda.
Allah muhafaza eylesin. Bunu sadece kazanca bağlamayın. Bugün ehli tasavvuf gibi, ehli tarikat gibi görünen topluluklarda da kazanç haram mı, helal mı bakmıyorlar. Bugün bir dernek bir şey yazmış. Kurban istiyor. Dernek ismi vermeyin şimdi. Ne yapacaksın kardeşim sen bu kurban etini? Ne yapacaksın? Fakirlere mi dağıtacaksın? Adını da söyleyeyim. Lösemi Derneği. Kurbanınıza talip sizin. Kendi içimden dedim ki böyle düşündüm. Allah Allah dedim. Lösemi Derneği. Kurbanı ona verdin. Kestin verdin. Muzhanesi mi var? Yok. Ne yapacak o? Parasını istiyor senden. Değil mi? Kesip nereye gönderecek o kurbanı?
Türkiye burası. Şimdi kurbanın eti, derisi, kılı, yünü, tüyü, boynuzu, kafası, kellesi, ayağı hiçbir şey satılmaz. Haram. Tasadduk edilir. Kurban geliyor ya birisi şimdi benim kurbanımı kesiver, al deriyi dese, kesim ücreti karşılığında deriyi verse adam caiz değil. Haram işledi. O kadar parayı tasadduk etmesi lazım. Ne kadar deri? Diyelim ki işte yüz lira. Yüz lirayı tasadduk etmesi lazım o kimsenin. Veya bir kimse kurban kesim parası olarak budun bir tanesini aldı değil mi? Kurban kesim ücreti olarak. O kimse bir but parası tasadduk etmesi lazım. Kimse dikkat etmiyor.
Dese ki büyükbaş ben kesim parası şu kadar alırım. Eyvallah. Sen deriyi gideceksin tasadduk edeceksin. Kesim parası yerine veremezsin. Sayı dana derisi ne kadar? Yediyüz, sekiz yüz. Bir danayı kaça kesiyorlar? İki bin lira. Yetmiyor o dana derisi desene. İki bin lira mı kesiyorlar ya? Vay iyi ki kendim kesiyorum. Elhamdülillah. Sor. Fakirler. Yol boyunda poşete koyuyor, araba duruyor, yüz riyal veriyor, alıyor, kuzuyor, gidiyor. Garıman olan bir daha geliyor, başka birisi veriyor.
Onu da torbaya koyuyor, bir daha çıkıyor, onu da satıyor. O kimsenin, o normalde kurban etinin böyle bir satışı caiz değil. Bir kimse fakire verdi, yesin içsin, tasadduk yesin, yani yesin içsin diye verdi, satsın diye değil. Satarsa caiz değil, haram oluyor. Yani dışarıda kesilen çoğu kurbanların su da o şekilde oluyor. Haram oluyor. O kimse haram işliyor, veren değil. Evet. Mesela geçenlerde, geçen seneydi değil mi? Üç yüz ton et yakalandığı, bir vakfın eti yakalandığı, işte satmışlar Kayseri'de bir sucuk işletmesine, mesela örnek, onu satamazlar. Bu Türkiye'de de oluyor baba. Ben yıllarca bir vakıfın malını aldım mesela. İşte caiz olmuyor o.
Yani o vakıf haram işliyor. Yani kaç tane şey varsa buzhanede, elli ton, yüz ton. Haram oluyor işte o. Yani insanlar gidiyor, danayı bırakıyor komple. Kuzuyu bırakıyor. Onlar da satıyorlar onu. Yani. Haram oluyor o. Ben o yüzden diyorum, vekaletle bu işte sıkıntı var diye. Allah razı olsun. Amin inşallah. Allah muhafaza eylesin. Amin. Bir lokmadan hasede uğrar, tuzağa düşersen, bir lokmadan bilgisizlik ve gaflet meydana gelirse, sen o lokmaya haram bil. Yani bir lokmadan dolayı, sen hasede uğrarsan, bir sıkıntıya uğrarsan, tuzağa düşersen, o lokmadan bilgisizlik ve gaflet meydana gelirse, o lokmayı haram bil. Yani sen mesela bazen zaman zaman ibadetlerden soğukluk, zikrullahtan soğukluk yaşanır ya.
Veyahut da işte kimisi der, ben eskisi gibi rüya göremiyorum, işte eskisi gibi Şey Efendi'yi göremiyorum. Yediğine içtiğine dikkat et, haramlara dikkat et, tövbe et. Sıkıntı var. Yani. Hazreti Pir başka bir mesleminin beytinde diyor ki, bu seher benden ilham kesildi. Anladım ki vücudumda şüpheli birkaç lokma girdi. Bilgi de, hikmet de helal lokmadan doğar. Aşk da merhamet de helal lokmanın mahsulüdür. Nur ve kemali arttıran lokma, helal kazançtan elde edilen lokmadır. Eğer bir lokmadan gaflet meydana gelirse, bilgi o lokma şüpheli veya haramdır. Ha demek ki, sende bir gaflet oluşuyorsa, zikrullaha karşı bir soğukluk, ibadetlere karşı bir soğukluk oluşuyorsa, sen eskisi gibi zikrullaha koşmuyorsan, Allah yolunda koşmuyorsan, bir gaflete uğradıysan, ya ders ver ben uyumuş kalmışım, sabah namazı uyumuş kalmışım.
Lokmaya dikkat et. Lokmaya dikkat et. Gaflet oluşturmuş sende, Allah muhafaza eylesin. Hazreti Pihir devam ediyor. Hiç buğday ektin de arpa verdiğini gördün mü? Hiç attan eşek sıpası olduğunu gördün mü? Demek ki ne ekersen onu bişeceksin. Hiç sen arpa ekip de buğday biçilir mi? Mümkün değil. Hadis-i Şerif, dünya tatlı bir yeşilliktir. Burada helalından mal kazanıp meşru yerlerde harcayanı Allah mükafatlandırır ve onu cennetine koyar. Gayrı meşru kazanç edinip, gayrı meşru yerlerde harcayanı da Allah cehenneme gönderir. Allah-u Teala'nın servetlere boğulmuş nice insanlar vardır ki, kıyamet günü cehennemi boylayacaklardır.
Demek ki sen helal kazanır, helala harcarsan yerin cennet. Sen çünkü helal ektin. Ne yapacaksın? Cennet bişeceksin. Sen haram ektin, cehennem bişeceksin. Hani İsa Aleyhisselam'ın sözüdür ya, ateş eken kor bişecek. Sen ateş ektin, kor bişeceksin. Sen haram ektin, o zaman haram bişeceksin. Sen nefret ektin, sen sevgi biçemezsin. Gene nefret biçersin sen. Hatta düşmanlık biçersin. O zaman ektiğine bak. Ne ektin? Çocuğuna ne ektin? Çocuğun senin bir fidan. Sen onun üzerine ne ektin? Eğer çocuğuna sen Kur'an sünnet öğrettin, Kur'an sünnet ektiysen, ondan Kur'an sünnet bişeceksin. Yok sen ona Kur'an sünnet ekmediysen, ondan Kur'an sünnet bekleme.
Sen çocuğunu helal lokmayla rızıklandırdıysan, çocuğundan helal işler bekle. Ama sen çocuğuna haram lokmayla çocuğunu beslediysen, ondan helal bişe bekleme. O zaman cehennemlik amel işleyenler bu dünyada sonuç olarak cehennem bişecekler. Cehenneme gidecekler. Cennetlik amel işleyenler de cenneti bişecekler. Hani aklıma geldiği gibi söyleyivereyim şimdi. Hani kim subhanallahi vebi hamdihi derse, onun adına cennette bir hurma ağacı dikilir. Bak sen burada zikrullah yaptın. Subhanallahi vebi hamdihi dedin, tohum cennete dikildi. Cennette hurma ağacın. Ben bunu sohbet esnasında böyle söylerken dahi, bir tane hurma ağacı cennette benim dikildi. Kim subhanallahi vebi hamdihi dedi, cennette hurma ağacı dikildi.
Kim subhanallahi vebi hamdihi estağfurullah el azim dedi, o günahlara affolundu. Subhanallahi vebi hamdihi subhanallahi el azim vebi hamdihi estağfurullah el azim. Bu uzun olanı. Kim bunu söyledi? Sabah akşam yüzer tane, onun deniz köpükleri kadar günahı olsa Allah onu affetti. Ne yaptın? Sen subhanallahi vebi hamdihi diyerekten tövbe ettin, af biştin. Tövbe ettin, af biştin. Tövbe etmezsen af bişmeyeceksin, ateş ektin, kor bişeceksin. Cehennemlik amel koydun çünkü oraya. Sen cehennemlik amel koyunca sen cehennem bişeceksin. Başka bir şey bekleme. O zaman kim ne yapıyorsa yapsın, önünde o çıkacak şu ra ayet 20. Kim ahiret ekinini isterse onun ekinini arttırırız.
Kim de dünya ekinini isterse ona da bundan veririz. Ancak onun ahirette bir nasibi yoktur. Sen ahiret ekini istersen, ahiretlik ameller işler, ahiretlik amellerle haşır neşir olursan Allah diyor ki ben onu arttırırım. Allah en az bire bir vermez, bire on verir. En az vermesi. Allah bire on verir, bire yüz verir, bire yedi yüz verir, bire sayısız verir. O verirken kimse onu hesaba kitaba tutamaz. O verdiklerinden sorumlu da değil. Bir kul şunu da diyemez. Sen ona beş verdin, bana on beş verdin, ona yirmi beş verdin. Bunu da sorgulayamaz. Allah yaptıklarından sorumlu değildir. O zaman kim iyilik yapmaya çalışırsa Allah onu arttırır.
Onun karşılığını da arttırır. Sen bir lokma yedirirsin, sana on lokma verir. Sen on lokma yedirirsin, sana yüz lokma verir. Sen yüz lokma yedirirsin, sana bin lokma verir. Onun hesabı kitabı yok. Bu manada. Hesapsız verir. Kime soracak ki? Sen yeter ki ahiret yolunda meyve dikmeye çalış. Ahiretlik çalış. Ahiretlik çalışırsan Allah seni mükafatlandırır. Ama sen dünyalık çalışırsan o zaman diyor ki ona dünyadan da veririz biz. Burada arttırırız demiyor. Ahirette arttırıyor. Ahiret işini arttırdı. Onun keyfiyetiyle alakalı. Kemmiyet yok, sayısallık yok orada. Dünya işinde keyfiyet yok, kemiyet var. Dünya işinde ne kadar çalıştın, çalıştığının karşılığını alırsın.
Ha sen dünyanı ahiretliğe yöneltirsen, dünyalık kazancınla ahiretliğe tohum ekersen, senin dünyanı da arttırır. Senin dünyanı da kolaylaştırır. Rabbim cümle derviş kardeşlerin dünyalığını kolaylaştırsın. Dünyalık da ahiretlik de afiyet nasip eylesin. Dünyalıklarını kolaylaştırsın ki ahiretlerine faydalı olsun. Çünkü dünyalığın asıl önemli olan maksadı ahiretini kazanmaktır. Çoluğuna, çocuğuna rahat bir hayat yaşatmak, Kur'an sünnet tarihinde bir hayat yaşatmaktır. Rahat hayat yaşatmaktan sakın aklınıza şu gelmesin, adalara git, modalara git, villalara git, son lüks arabalara git. Bu değil dünyalık rahatlık. Şimdi insanlar gözlerini buna dekiyor.
Kadınlar bu konuda erkeklerinizi zorlamayın. Erkeklerden lüks hayat istemeyin. Kocalarınızdan, eşlerinizden lüks bir hayat istemeyin. Makulu isteyin. Bizim neden yeni bir evimiz yok? Sen bir işe yaramaz adamsın. Bir evimizi değiştiremedin daha. Ben hala da 20 yıllık işte ne o dolabımı kullanıyorum. Ben hala da çeyizlik koltuğumu kullanıyorum. Bir bunları değiştirmedin daha. Adamları zorlamayın. Adamların ahlakını bozmayın. Hatta dua edin evlerinizde. Ya Rabbi eşim sabahleyin işine gitti. Hayırlı, temiz, kazançlı evine dönmeyi nasip eyle deyin. Dua edin eşlerinize. Bu zamanda harama bulaşmadan evine ekmek getirmek çok zor.
Ahir zaman. Bir kimse, bir erkek helalinden kazanıp eşine, çoluğuna çocuğunu geçindirmeye çalışıyorsa vallahi mücahit bugün o. Mücahit, mücahit. Ne yazık ki bugünün kadınları bu tip erkeklerin kıymetini bilmiyor. Adam helal lokma yedireceğim diye uğraşıyor. Az çok. Sen evinde dua et, israf etme, atma, savurma, çürütme, kokutma. Bu kullanılmaz deyip de çöpte soluklanmasın bir şey. Bunun bir de ahireti var. İsraf ettin çünkü. Allah israf edenleri sevmez. Kadın, erkek, çocuk hiç önemli değil. Allah gösteriş yapanları sevmez.
Kadın, erkek, çocuk hiç önemli değil. Gösteriş için kıyafet almayın. Gösteriş için ev eşyası almayın. Gösteriş için evinizi değiştirmeyin. Gösteriş için lüks hayata dalmayın. Gösteriş için marka budalası olmayın. Gösteriş için marka aptalı olmayın. Evet, biz Sufiz. Biz gösterişten uzak duracağız. Biz Sufiz. Biz israftan uzak duracağız. Biz Sufiz. Biz orta halliden yukarıda bir hayat yaşamayacağız. Biz bu dünyalık değiliz. Biz bu dünyalık değiliz. Biz ahiretlikiz. Dünyayı terk mi edeceğiz? Hayır. Bizim dünyamız, çoluğumuz, çocuğumuz ve ahiretimiz için. Bizim dünyamız, bizim nefsimiz için değil.
Bu Sufi şiarıdır. Bir de küçültürler ya bizi. Siz bir lokma bir hırkacısınız. Evet biz bir lokma bir hırkacıyız. Sen olma. Sen git villalarda yaşa. Kazancın haram mı, helal mı belli değil. Nereden rüşvet aldın belli değil. Rüşvetçi pislikler sizi. Haramzadeler. Sonra kiminin oğlu uyuşturucu bağımlısı, kokeyinci, kiminin oğlu maddeci, kiminin oğlu fuhuşçu, kiminin kızı fahişe. Ne? E işte bilmem nerede, milletvekili bilmem nerede, siyasetçi bilmem nerede, bürokrat bilmem nerede, belediyede bilmem ne. Haramzade hepsi de. Haramzade. Haramzade bir dergah, haramzade bir tekke buluyorlar. Haramzade bir şeyh buluyorlar.
Şeyhin arka tarafta viskisi duruyor. Belli bir miktar değişmesi caizmiş onun. Haramzade. Dervişlerden para topluyorlar. Haramzade. Dervişleri ütüyorlar. Haramzade. Ondan sonra haramzadeler toplanıyorlar bir yere. Haramla helal yan yana yürümez. Bir kimsenin vücudunda haram varsa o helal dairede yaşayamaz.
Ya o haramı terk edecek ya da o helal daireyi terk edecek. İkisinden biri. İkisinden biri. O çünkü oturduğu zaman zikrullah lakasına kerih gelir. Yani ben burada mı zikrullah yapacağım ya? Her yer ter kokuyor. Yani bu insanlarla mı zikrullah yapacağım? Baksana hepsi de garip kuraba. Entel dantel o. O entel dantel bir yer lazım. Yani haramzade bir yer lazım ona. Ne dedi müşrikler? Geldiler Mekkeli müşrikler. Allah Resulüne dediler ki biz bu fukaralarla mı beraber olacağız? Bunlarla eşdeğerde mi tutacaksın bizi? Bizi ayrı sohbet et. Bizi bunlarla beraber tutma. Evet. Mekkeli müşrik kafası bu. Bu Mekkeli müşrik kafası.
Şimdi de siz insanların ben Müslümanım dediklerine bakmayın. İçleri müşrik. İçleri müşrik. Haramı helallaştırdığı için müşrik. Harama helal dediği için müşrik. Bugün gündüz ki sohbet vardı. Kur'an, sünnet. Allah'a itaat edin. Resulüne itaat edin. Sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Allah'a itaat et kardeşim. Haram mı bir şey? Haram. Terk et hadi. Müslüman mısın? Müslümansın. Haramı terk et. Alma rüşvet. Terk et haramı. Müslüman mısın? Müslümansın.
İçkiyi terk et. Müslüman mısın? Müslümansın. Kumarı terk et. Müslüman mısın? Müslümansın. Uyuşturucuyu terk et. Terk et. Ama yok. Müslüman görünümündeyiz. Doğan görünümünde Şahin gibi. Görüntü ayrı. İçi ayrı. Allah bizi affetsin. O yüzden kim ahireti isterse Allah onu ne yapar? Artırır. O zaman sen ahiretlik ekersen cennet biçersin. Helal ekersen cennet biçersin. Allah bizi affetsin. Ama sen ahiretlik ekmezsen sen cennet biçemezsin.
Sen hem haramların içerisinde yüzeceksin hem diyeceksin ki ben cennetlik olacağım. Böyle bir şey yok. Böyle bir şey yok. Göz göre göre haram işleyip tövbe etmeden cennete gitmek yok. Ektiğini biçacaksın. Ektiğini biçacaksın. Tövbe nasip olur. Olmaz bilemem. Ama sen son nefese bırakma tövbeyi. Şimdiden tövbe et. Sufilerin ahlakıyla ahlaklan. Hz. Muhammed Mustafa'nın sünnet seniyyesine ve hadis-i şerifine tabi ol. Her gün otur. Yüz sefer Subhanallah-i ve bihamdihi Subhanallah-i lazim ve bihamdihi estağfurullah-i lazim de. Her gün bunu söyle. Ben günahsızım diye de bakma. Herkesin bir günah perçeminden tutar hadis-i şerif.
Sen günlük verdiğini bırakma. Sonra gece rüyamızda senin arkandan koşma oğlum. Sana tespih vereceğiz diye. Aman dersini çek diye. Evet. Dersini çek. Dervişliğine güvenme. Öyle ben dervişim deyip de dersi kenara atma. Yapma. Bir gün gelir arkandan koşan olmaz tespih vermek için. Bu bir koştuk iki koştuk ha bu dersini çekmiyor. E derlerse ki al bunun dersini o zaman da üzülüp kırılma. Dersini çek. Günlük verdiğini yap. Görmezler düşün görmezler de düşünme.
Bu daha büyük küstahlık. Bu daha büyük ahmaklık. Bu daha büyük bir günah. Yapma. Görürler. Öyle bilmem kaç bin kişinin içerisinde benim görecekler diye düşünme. Sıralarlar böyle dersini çekmeyenlere. Hadi Mustafa Efendi hepsine tespih ver de birer tane derslerini çeksin. İyi. Hepsine birer tane tespih ver. Derslerini çeksin. Hepsinin de boynunu bükük. Eee? Eee sonra susacağız mı? Çek dersini. Dersini çek. Ahiretlik tohumunu ek. ders çekmeden dervişlik olmaz öyle. Dersini çekeceksin.
Günlük virdini yapacaksın. İki elin kanda da olsa yapacaksın. Yok bugün işim çoktu. Yok bugün başım ağrıdı. Yok bugün belim ağrıdı. Yaparız ya. Ya ben bilmem kaç yıllık dervişim ya. Yok öyle bir dervişlik. Bu dergahta yok. Başka yerlerde var. görüyorum ben böyle elinin çektiği yere kadar la ilahe illallah diyormuş. Bir tesbih. Bir daha la ilahe illallah dedi. Yüz oldu. Ne biçim yüz oluyor dedim böyle ya. Bizde böyle dedi. Tamam bin tane tevhid ders vermiş şeyhi ona. Alıyor tesbih. La ilahe illallah. La ilahe illallah. Yüz gitti. İki sefer de yaptın dedim. Dedim o zaman elini biraz daha çevir. La ilahe illallah. Bir sefer çevir. Yüz mü olacak dedim.
Böyle saçma sapan şey yok. Bizde yok. Herkes oturacak bir tamam dersini çekecek. Derviş misin? Evet. Oturacaksın bir tamam dersini çekeceksin. Derviş misin? Evet. Beş vakit farz namazını kılacaksın kardeşim. Beş vakit farz namazını kılacaksın. Dervişlik cakası atmayacaksın bana. Oturacaksın günlük virdini yapacaksın. Dervişlik satma bana. Dervişlik satma. Gece boyunca uğraştırma bizi de. Bizi de utandırma. Ben utanıyorum. Rüyamda bile utanıyorum ben. Üzülüyorum.
Ya bir insan kendi rüyasında rüyada görmek istemez mi bunları? Kendi rüyamda kendim görmek istemiyorum. Diyorum ki Ya Rabbi bana yüzlerini gösterme tanımayayım. İçim soğumasın onlardan diye rüyamda dua ediyorum. Koşturuyoruz tesbih vermek için millete. Kimisi de tesbih beğenmiyor. Nazlı ahiretlik ekin. Sizden para isteyen yok, pul isteyen yok, makam isteyen yok, mevki isteyen yok. Kendi nefsime bir şey istemiyorum. İstersem dilim kopsun. Amin. Kendi nefsime bir şey istemiyorum. Ben bitirmişim dünyayı da ahireti de.
Yıllar olmuş. Yapmayın canım kardeşlerim benim. gelip geçiyor ömür dediğiniz şey. Dert geçiyor, sıkıntı geçiyor, problem geçiyor, hicran geçiyor, hüzün geçiyor. Geçiyor. Geçiyor. Ahiretlik ekin. Ahiretlik şöyle yüzünüz, gözünüz manada pırıl pırıl olsun. Duan bu. Her üstad sufileriyle övünmek ister. Sufileriyle övünmek ister. boynunun bükülmesini istemez. İnşallah ahiretlik ekelim inşallah. İnşallah. Söz mü herkesten? Söz. İnşallah.
Bütün kardeşler adına sizin verdiğiniz sözü öyle kabul ediyorum. Allah bizi affeylesin inşallah. Ahiretlik ekersek ahiretlik biçeriz. Dünyalık ekersek dünyalık biçeriz. Birbirlerinize de ahiretlik bakın inşallah. Lokma tohumdur. Mahsulü fikirlerdir. Lokma denizdir. İncileri fikirlerdir. Hizmete meyletmek ve o cihana gitmek azmi ağız alınan lokmanın helal olmasından doğal. Lokma tohum dikkat et. Yediğine içtiğine dikkat et. Yedirdiğine içirdiğine de dikkat et. Mübarek insan senin kazancın haram. haramı bir başkasına yedirme bari hiç olmazsa.
Onun ihlasını ve samimiyetini bozma. Sen bozma. Olmaz. O zaman lokma eğer helal olursa fikrin de helal. Zikrin de güzel. Düşüncen de güzel. Helal lokma. Helal lokma senin vücudunu da güzelleştirir. vücudunu vücudunu da böyle tatlılaştırır. Helal lokma. Pırıl pırıl parlarsın. Helal lokma. Zikredersen nurun artar. Farzları yerine getirirsen nurun artar. Nereye gitsen herkes döner sana bakar. Sen bakma ama bakanlara. Nefsine uyuma. Onu kendinden görme.
O Allah'ın sana bahşettiği bir nur. zikrullah nuru. Helal lokma nuru. Vakarını bozma. Kendini bozarsan Cenab-ı Hak o hali senin üzerinden alır. Allah sana bir vakar verir. Helal lokma yiyenler. Allah'ı zikredenler. Onlarda bir vakar vardır. Onlar yürürler. Arkalarından alem yürür sanki. Ama helal lokma yoksa onda böyle bir etkisi olmaz. Onlar sünepe olur. Ne sözleri geçer. Ne yürekleri geçer. Hiçbir şeyleri geçmez. Onlar yürürken de sünepe bir şekilde yürür. Arz titrer. Toprak der ki bu benim başımda ne arıyor. Evet helal lokma yer Allah'ı zikrederse yürüdüğü yerdeki dağlar taşlar duvarlar ağaçlar böcekler hepsi de Allah'ı zikreder.
sevinirler dua ederler sana. Sen zannetmedik ki taşın duası yok. Sen zannetmedik ki toprağın duası yok. Sen zannetmedik ki ağacın duası yok. Sen zannetmedik ki dışarıdaki kuşun, kurtun, köpeğin, kedinin duası yok. Sen zannetmedik ki uçan kuşun duası yok. Sen zannetmedik ki solucanın duası yok. sen zannetmedik ki herhangi bir su damlasının duası yok. Allah'ı zikreden, helal lokma yiyen her nereye elini atarsa oradaki zikrullah coşar. Neye elini atarsa kendinden geçer o. Hayretten hayrete geçer. Sen zannetme ki etrafındaki madde, etrafındaki varlıkların, yaratılmışların ruhları yok, dilleri yok.
öyle zannetme. Hepsi de dile gelir. Desen ki taşa benden önce burada kim geçti diye taş sana cevap verir. Evet. Oradaki kediye sorsan benden önce buradan kim geçti diye kedi sana cevap verir. Oradaki yatan köpeğe desen ki burada ne oldu sana cevap verir. Sen Allah'ı zikret kardeş. Sen dersini çek. Helal lokma ye. Sen zannetme ki etrafındaki eşyanın dili yok. Neden dedi Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem. Ya Rabbi bana eşyanın hakikatini göster dedi. Rabbim cümlenize eşyanın hakikatini göstersin. öyle hani bazen derim ya duvarların dili var diye. Duvarların dili vardır. Söyler. Söyler.
Duvarların fotoğrafı vardır. Resmini çeker. Şu direklerin fotoğrafı vardır. Resmini çeker senin. Yıllar sonra gelir burada bir kimse bakar. O direkten buradan kimler gelmiş geçmiş onun resimlerini seyreder. Hangi semazenler bu direklerin ortasında sema etmiş direklerden seyredersin. Kubbeden seyredersin. Evet. Seyredersin. Her şeyin dili vardır. Her şeyin fotoğrafı vardır. Sen zannetme haram işlerken gören yok. Var. Tövbe et. Allah'ı zikret. Tağüdünü yerine getir. Tağüdünü yerine getir. Ve lokma tohumdur.
Bilmiş ol. Senden hikmet doğar. helal lokma ise. Lokma denizdir. Derya gibi olursun. Senden hikmet fışkırır. Senden ilahi ilim fışkırır. Senden ilmi ledün fışkırır. Sen halife olarak yaratıldın. Sen ekmek düşkün olarak yaratılmadın. Bu dünyada yisin içsin cinsel ilişkiye girsin hayvanlar gibi yaşasın. Bunun için yaratılmadın sen. sen halifesin. Allah'ı tanımak Allah'ı bilmek Allah'ı zikretmek için yaratıldın. Bu dünyaya geliş sebebin bu. Sebebine uygun yaşa. Sebebine uygun davran.
Allah cümlemizi onlardan eylesin. Hadis-i şerif haram yemek kalbi karartır hasta eder. Kalbin kararmasının dört alameti vardır. İbadetin tadını duymaz. Allah korkusu hatırına gelmez. Gördüklerinden ibret almaz. Okuduklarını öğrendiklerini anlamaz. Kavrayamaz. Haramın insan üzerindeki dört tecelliyatı neymiş? Kalbi kararırmış. Ve o kalbi hasta edermiş. sonra ibadetin tadını duymaz. Allah korkusu hatırına gelmez. Gördüğünden ibret almazmış. Tirmizi'de kim helal ve temiz dokma yer sünnet üzere amel eder ve insanlar kötülüğünden emin olursa cennete girer buyuruldu.
Dikkat edin. Yine İbni Hanbel'den dört vasıf sende bulunursa dünyalıktan kaybettiğin diğer şeyleri aldırış etme. Bunlar emaneti korumak doğru konuşmak güzel huy ve helal lokma yemektir. Yine Taberani'den bir hadis-i şerif Ey Saat yemeğini helal ve temiz yap ki duan kabul olsun. Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki kişinin midesine indirdiği haram lokma sebebiyle kırk günlük ameli kabul edilmez. Haramla beslenen her kula cehennem daha yakındır. Dikkat edin. Yine tergipte geçer bu hadis. Uzundur ama ben onu alayım burada da inşallah burada onu da okuyalım.
Yine Hazreti Ali radiyallahu anh hazretleri naklediyor. Biz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber oturuyorduk. Birisi çıkageldi ve Ya Resulullah bu dinde en zor ve en kolay şeyi bana haber ver dedi. Allah Resulü buyurdu ki bu dinde en kolay olan şey Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in de onun kulu ve resulü olduğuna şehadet etmektir. Yani buyurun eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü en Muhammed'en abduhu ve resuluhu en kolay olanı buymuş. Evet Rabbim dilimizden eksik eylemesin. Rabbim gönlümüzden eksik eylemesin. Her daim bu imanını muhafaza eden kullarından eylesin. En zor şey de emanettir.
Size emaneti olmayanın dini de namazı da zekatı da yoktur. Her kime haramdan mal isabet eder de ondan bir gömlek yerse o gömlek üzerinden çıkarılıncaya kadar onunla kıldığı namazı kabul olmaz. Sırtında haram elbiseyle kişinin yaptığı ibadeti kabul etmekten Allah-u Teala münezzehtir. Tergip ve terhipteki bir hadis. Demek ki haramla ilişkimizi keseceğiz. Kazancımız yediğimiz içtiğimiz giydiğimiz helal olacak. Rabbimizi helal dairede yaşayanlardan eylesin. Eşine çoluğuna çocuğuna etrafına helaldan yedirip içerenlerden eylesin. El Fatiha ma selat Amin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi