mustafaozbag.org

Mesnevi Şerîf Şerhi (1634.Beyit) 03.06.2023

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 3 Haziran 2023 · 33:02

Önzübü'l-lâh'i bineşşeytanurrecim, bismillâhi r-Rahmânurrahim, eftali zikr-i fâlemennâhû, lââk Muhammeden Resûlullah, cemiyen enbiyâyi vel mürselin, velhamdülillâhi rabbil âlemin. Selâmünaleyküm.
Allah gecenizi hayırlı eylesin. Allah gündünüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed'i hakkı hak batılı batılı bilenlerden eylesin hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden batılı batılı bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin ecmain birkaç soru var onlarda başlayalım eşi vefat eden bir kadın nasıl iddet bekler?
eşi vefat eden kadınlar hanifeye göre 4 ay iddet beklerler bu iddet esnasında genel olarak süslenmekten dışarı fazlaca çıkmaktan ne bileyim işte eğlenmekten biraz böyle kendini korur muhafaza eder 4 aylık iddeti bittikten sonra hür olur bundan sonra normal hayatına devam eder hanifeye göre böyle bugün sohbetinize ilk defa katılıyorum ders almak için ne yapmalıyım?
genel olarak biz rüyalarında gören kardeşlere ders vermeye gayret ediyoruz ama öbür türlü de ders verdiğimiz teknik oluyor mu? oluyor bu kişinin durumuna konumuna bağlı ama gönül arzu arzu eder bunu hep söylerim herkes rüyasında görsün dersini öyle alsın yol uzun benim şeyhimle beraber yolculuğum 18 yıl sürdü inişli çıkışlı yokuşlu yollar bakarsın dikenli taşlı düz yaz kış sonbahar ilkbahar 4 mevsime 4 mevsim eklenir 8 mevsim olur sufilik yolu kolay bir yol değildir herkesin gideceği bir yol da değildir herkes sufi olmak
zorunda da değildir herkesi sufi yapma gibi bir derdimiz de yok biz Kur'an sünnet tarihesinde Allah'a yakın olmanın yolunu anlatmaya gayret ediyoruz dilimiz döndüğünce o yüzden yol uzun olduğundan dolayı ve öyle kolay bir yol değil her nefis bunu kaldırmaz her nefis bunu kabul etmez tabi olacak söz dinleyecek yap denileni yapacak yapma denileni yapmayacak bu böyle herkesin götürebileceği bir şey değil sene uzun yani sene kısa değil çünkü bir kimse bir yerden bir ders alınca o şeyhi vefat etse de gidecek yeni bir şeyhe
intisap edecek o vefat etse gidecek yenisine intisap edecek daha normal ki yolu devam etsin o yüzden ders alırken bunları göz ardı etmemek lazım kimisi işte hemen bir heyecan yapıyor ders alıyor bir müddet sonra yavaş yavaş böyle geri adım atmaya başlıyor yavaş yavaş gerisin geriye gidiyor bu da doğru değil çünkü ders almak söz vermek ahitleşmek ben bu yolda gideceğim demek ben bu yoldan kurallarına şartlarına uyacağım demek böyle olunca o ahdini bozarsa bu sefer Allah da onun ahdini bozar Allah muhafaza söylesin bu sebepten dolayı
ders alırken bayan kardeşlerde erkek kardeşlerde bu konuda dikkatli olacaklar yani böyle hemen ben nasıl olsa işte dersimi aldım böyle bitti gitti bu böyle biraz öyle değil ama alınır mı alınır verir miyiz veririz ama ve lakin manevi bir işaretle olursa onun için daha uygun olur ben böyle zaman zaman anlatıyorum ben dersi aldım bayan dırdı derviş de yok o zaman için yani bir tek ben varım ders alan başka hiçbir derviş yok bir yaygara çıktı Abdullah Efendi kızılbaş diye bir alevi oluyor bir kızılbaş oluyor bir şöyle
oluyor bir böyle oluyor şimdi benim yüzüme bir şey söyleyen yok biraz da millet yüzüme söylemeyi de tırsıyor zaten bu dervişlik sonradan bozdu bizi önceden kimse bir şey diyemezdi neyse böyle günler günleri geçti aa biz neyse şey efendi Allah rahmet eylesin tabi gelip gidiyor biz çalışıyoruz gene işte sohbetlere gidiyoruz filan derslere gidiyoruz beni davet etti Nevşehir'e neyse benle gittim tabi işte eski dergah vardı çok eskiler bilirler evinin yanı başında içinden su çıkıyordu öyle rutubet vardı içeride neyse gittim oraya
evinden içeri de girdim baktım hacı anne hiç öyle değil işte evde gelin var öyle değil ondan sonra evin gelişatı gidişatı öyle değil dedim bu millet ne kadar dedikoducu ya herhasıl ben şüphe etmedim tabi hiç de bu tip dedikodular laflar iftiralar çok döner bu işlerde o yüzden bir kimse rüyasında görürse sabit kalır Allah bizleri de sabitlerden eylesin amin kaldığımız yerden devam ediyoruz meslemi okumalarına sesimden dolayı da özür dilerim ama yapacak bir şey yok 1630 1631 1632 33 1634 den devam ediyoruz Adem yeryüzüne
ağlamak için daima feryat etmek inlemek ve mahzun olmak için gelmiştir Adem yeryüzüne ağlamak inlemek mahzun olmak için gönderilmiş Adem öyle gönderildiyse biz haydi haydi ağlamaktan gözümüzden gözümüzden asla ve asla hiç yaş eksilmemesi lazım Bakara ayet 37 derken Adem Rabbinden bazı kelimeler belleyip aldı o da tövbesini kabul etti çünkü o tevvab olandır rahim olandır kelimelerden burada kasıt Adem aleyhisselamın ağlaması utanması dua edip yalvarması pişmanlık duyması mağfiret dilenmesi ve bu manada kederlenmesi
kelimelerden buradan kasıt bu hani Allah'a yalvarış kelimeleri Allah'a dua kelimeleri Allah'a zikir kelimeleri bunların hepsini Cenab-ı Hak Adem'i öğretti Adem bunları aldığından dolayı ne yaptı ağladı sızladı Allah bizi affetsinler demek ki yeryüzü öyle çok gülme yeri değilmiş çok keyif yeri değilmiş yeryüzü ağlama yeriymiş keder yeriymiş yeryüzü mahzun olma yeriymiş yine tövbe suresi ayet 82'de diyor ki yaptıklarının cezası olarak bundan böyle az gülsünler çok ağlasınlar az gülsünler çok ağlasınlar bunu kimin için söylüyor
hani meşhur bir tebuk seferi oldu tebuk seferi olunca iki tane sahabe iki tane sahabe hurmalarını hurmalıklarını ürün toplamalarını bahane ederekten cihada katılmadılar dediler ki biz bu mevsim savaş mı olur biz hurmalıklarımız perişan olacak böyle tabiri caizse böyle geç davrandılar ayak sürdüler ordu gitti tabi ordu gittikten sonra ne yaptılar bunlar kendi kendilerine savaşa gitmediler bir de o gidenleri de böyle akılsızlıkla itham ettiler dikkat edin cihada katılanları akılsızlıkla itham ettiler isabetsizlikle itham ettiler
yani gitmemekle kalmadılar bu öyle bir şeydir ki siz Allah yolunda koştururken birileri sizi akılsızlıkla itham eder birileri sizi sizde akıl yok fikir yok siz ne yapıyorsunuz der arkanızdan gülerler alay ederler evet onlar da tebük savaşına katılanlar için böyle düşündüler dediler ki yani bunlar akılsız bunlar böyle gittiler hani cihada şimdi değişmedi bir şey onlar normalde cihadı kötü gördüler münafıklar münafıklar cihadı kötü görürler bakın net münafıklar Allah yolunda koşturmayı Allah yolunda mücadele etmeyi hor
hakir görürler küçük görürler bunu yanlış görürler alay ederler Allah yolunda koşmayı Allah yolunda mücadele etmeyi hor hakir gören münafığın ta kendisidir münafıklar münafıklar da ebedi cehennemliklerin ta kendileridir bir kimse Allah yolunda koşturuyorsa Allah yolunda koşturan kimsenin arkasından gıybet edenler münafığın kendisidir kim Allah yolunda o Allah yolunda koşan bir kimsenin arkasından bir kimse dedikod ediyorsa işte yoluyla alakalı kendisiyle alakalı ne bileyim işte onlar bir eksik kusur bulurlar ya bunlarla alakalı
gıybet ediyorsa o kimse münafığın ta kendisidir ve Allah yolunda koşturan bir kimsenin gıybetini ettiği için tövbe etmezse o kimseyle helallaşmazsa Allah onun kalbini mühürler en büyük sıkıntı da bu muhakkak o kimsenin tövbe edip gidip bir de ondan helallık alması lazım ondan helallık almazsa Allah yolunda koşturan Allah'ı zikreden Allah'a hamd eden Allah'a şükreden Allah yolunda neyi varsa kendisini heba eden bir kimsenin arkasından gıybet edildi dedikodu edildi iftira edildi o kesinlikle onunla helallaşması lazım
helallaşmazsa o kimse iman üzerine gidemez net bakın iman üzerine gidemez çünkü mesela dervişlerle alay ederler ya Allah'ı zikredenlerle alay ederler küçük görürler onları hor hakir görürler bir sürü iftira atarlar üzerlerine onlar bu dünyadan tövbe edip helallık almazlarsa iman üzerine gidemezler bakın net söylüyorum çünkü bu konuda ayetler var hadisler var o yüzden net söylüyorum Allah muhafaza eylesin o yüzden dilinizi dilinizi ehli zikirden çek dilini dilini ehli zikirden çek dilini ehli cihattan çek dilini onlara
uzatma bu ister eşin olsun ister annen olsun ister baban olsun ister çocuğun olsun kim olursa olsun bir kimse ehli zikir mi evet bir yer sohbete gidiyor zikrullah'a gidiyor ters almış bir yerden yolunu düzeltmiş gidiyor mu evet ondan dilini çek ondan dilini çekmezsen senin dilini zebaniler çekecek senin dilin mahşere çıktığında taşıyamayacaksın dilini kendin iki metre olacaksın dilin on sekiz metre olacak bütün mahşer halkı da bilecek diyecek ki bu ehli zikre laf söylemiş bu ehli zikrin arkasından gıybet etmiş ben o yüzden
derim derviş kardeşlerinizin gıybetini etmeyin biz arada neden helallaştırıyoruz sizi gönlüm dayanmaz mahşerde bir derviş kardeşimizin öyle olmasına o yüzden dilinizi ehli zikirden ehli cihattan çekeceksiniz işte ayeti kerimede o cihada katılmayan sahabeler için diyor ki onlar az gülsünler çok ağlasınlar çünkü onlar cihattan geri döndüler onlar cihada gitmediler sen zikrullah'tan geri döndün zikrullahı terk ettin cihattan geri dönenden zikrullahı bırakıp terk eden daha şedid neden cihattan dönmüşlerdi dedi ki küçük cihattan
büyük cihada dönüyoruz büyük cihat kim ya resulallah nedir dediler o da dedi ki nefisle mücadele nefisle mücadele sen zikrullahı terk etmekle sen üstadını terk etmekle sen nefisle olan cihadı terk ettin senin tebuk savaşına katılmayan katılmayan sahabeden durumun daha da ağır Allah muhafaza eylesin demek ki Adem'in çocukları bu dünyada çok gülmeyecekler hadis şerifte de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ne buyurdu eğer benim bildiklerimi siz bilmiş olsaydınız az güler çok ağlardınız dedi demek ki
o zaman az gülüp çok ağlayanlar normalde insanların bilmediklerini bilenler yine bakın cihatla alakalı benim Allah müminlerden canlarını ve mallarının karşılığında cenneti onlara vermek suretiyle satın almıştır yani o zaman bu ayete göre o kimse Allah'a canını malını satamadıysa Allah yolunda koşturmadıysa Allah yolunda cihat etmiyorsa Allah yolunda davranmıyorsa koşmuyorsa o çok ağlayacak az gülecek Allah bizi muhafaza eylesin Adem Firdevs'den yedi kat göklerin üstünden ayakları dolaşarak en adi yere ta kapı dibine
özür dileme geçen gitti eğer sen de adem olduysan onun gibi özür dile onun yolunda yürü yani adem neredeydi cennetteydi havvayla beraber ve cennette havvayla beraber yiyip içip geziyorlardı ama ama işte Cenab-ı Hak onlara dedi ki ey Adem hanımınla beraber havvayla beraber cennette otur dilediğinizden yiyin için ayet-i kerime böyle dilediğinizden yiyin için ama devam etti şu acı yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz dedi o acı yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz derken şeytan kapalı olan ayıp yerlerini birbirlerine
göstermek için onlara vesvese verdi Rabbin size bu acı meleklerden olursunuz veya cennette ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladı dedi Ahraf 20 ve bunu söylerken de Ahraf 21'de ve onlara ben gerçekten size öğüt verenlerdenim diye yemin etti şeytan Allah adına yemin etti dedi ki ben size gerçekten öğüt veriyorum ben size doğru şey söylüyorum dedi öyle söyleyince normalde cennette onlar yiyip içerlerken hepsi de ondan sonra ne yaptı şeytan önce Havva'ya vesvese severdi Havva bu sefer Adem'e yöneldi illaki bu meyveden
yiyeceksin dedi Havva annemiz maşallah nasıl bir Havva anneyse Adem Aleyhisselam'a gel illaki bundan yiyeceksin demiş bizim erkeklerin genel yapıları bu yani en erkek en kocaman kabadayı olan bir dakika sürmez hanımına eyvallah demesi İsmail de kafasını eğdi öyle bak yani ki bir dakika da sürmez diyor öyle yani normalde eğer adı onun üzerinde Ademiyet var ise Ademiyet var ya en çabuk aldanan Ademiyet olandır üzerinde bir de ben bunu Sufilere olarak söyleyeyim genel olarak en kolay kandırılan da Sufilerdir bizi Allah'la
çok rahat kandırırlar birisi gelse bize dese ki Allah'ı yemin tutsa biz kanarız hatta ben derim ya yani bir kimsenin söylediğini biz doğru kabul ederiz deriz ki tamam söyledi bunun söylediğini doğru kabul et yani o çünkü bizim kandırılmamız kolay Adem'in safiyeti var şimdi bazen herkes der ya işte peygamber ya peygamber Adem safiyullah zaten safi demek en kolay onu kandırmak sebep Allah adına yemin ediyor şeytan ne diyor ben diyor Allah için söylüyorum sana Allah'a yemin ediyor Allah'a yemin edince Adem Aleyhisselam'ın
söyleyecek bir şeysi kalmıyor ve Adem Aleyhisselam tabi tıpış tıpış Havva'nın peşinden gidiyor Havva ye diyor yiyor yedikten sonra kıyamet kopuyor zaten yiyor o güne kadar hiç bakmamış yani kendi cinsel uzuvlarının birbirlerini hiç görmemişler bakmamışlar hiç hayal perdesi edep perdesi yırtılıyor ve Adem o esnada öyle bir utanma öyle bir pişmanlık duyuyor cennette böyle tabiri caizse yönsüz cihetsiz koşmaya başlıyor hatta Cenab-ı Hak bir ağacın üzerinden tecelli ediyor diyor ki ya Adem nereye kaçıyorsun kimden kaçıyorsun
o da diyor ki ya Rabbi senden utandım senden utandım o yüzden kaçıyorum diyor bakın utanma duygusu utanma duygusu insanda çalışır haldeyse o yapmış olduğu hatadan utanır yapmış olduğu yanlıştan utanır onda daha Ademiyet var Adem'in aldandığı yer o kimsenin Allah üzerinden şeytanın Allah üzerinden onu yemin etmesi yemin edince ne yapıyor o zaman inanıyor ona inanınca da meyveden yiyor meyveden yiyince de edeb yerleri görünüyor ve cennette koşmaya başlıyor oraya buraya Taha ayet 120'de diyor ki şeytan ey Adem sana sonsuzluk
ağacını ve çökmesi mümkün olmayan bir saltanatı göstereyim mi dedi yani sonsuzlukla ve aynı zamanda büyük bir saltanatla Adem'i kandırdı bakın sonsuzluk ve saltanat işte Müslümanları yakan yıkan şey saltanattır insanoğlunun hep sonsuzluğu yakalaması sonsuz bir şekilde hani biz ona tuğli emel diyoruz ya sonsuz bir şekilde onun peşine düşmesi bununla alakalıdır ve insanın yenildiği yerlerdir bunlar ama tabi yemin ediyor şeytan şeytan yemin edince artık o donu kabul ediyor ve hatta başka bir ayeti kerimede ben diyor ikinizden de
önce yaratıldım bakın aklı da burada mat ediyor ben sizden önce yaratılan nardanım diyor o zaman diyor ben sizden daha çok bilenim siz bana uyun ki sizi doğru yalı ileteyim diyor bakın burada enteresan bir şey daha var hani bazı dervişler ben senden eski dervişim ben senden daha iyi bilirim der bilirim der insanı Allah muhafaza eylesin yolundan eder dervişin hamı da aman bu eski dervişler o üstada gideceğine ona doğru meyleder işte bir şey soracak ona sorar bir şey öğrenecek ondan öğrenmeye çalışır o da dervişin hamıdır
orada üstad dururken ona sormaz gider işte bu eski derviş deyip ona sorar ona anlatır ona söyler filan pişman o dervişin kendince istikametini kaybettirir işte şeytan da Adem'e de Havva'ya dedi ki ben sizden önce yaratıldım ben bu konuları bilen bir insanım ee dedi ki bana uyun ben sizi hedayete götüreceğim delalete değil dedi Allah adına da yemin ettiler ve ardından Adem ne yaptı dua etti Araf 23 Havva ile beraber dediler ki ey Rabbimiz biz kendimize zulmettik eğer sen bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka zihan edenlerden
oluruz ve bu tövbesini de Cenab-ı Hak dünyaya gönderdikten sonra ne yaptı Adem ile Havva'nın tövbelerini kabul etti bir rivayette 40 yıl dünya yılıyla mıdır neresi yılıdır bilemiyoruz ama dünya yılı olarak biz bunu kendimizce algılasak 40 yıl Adem ağladı tövbesinin kabulü için ve bu ayet-i kerimeden dediler ki çoğul ya Havva annemizi de katıyor Cenab-ı Hak demek Adem ile Havva yapmış oldukları hatalardan dolayı 40 yıl ağladılar 40 yıl ağladıktan gözyaşı döktükten sonra ne yaptı Cenab-ı Hak onları Arafat meydanında
cem etti Arafat meydanında bir araya getirdi gönül ateşiyle gözyaşından çerezdüz bahçe bulutla güneş yüzünden yetişmiş yeşermiştir sen gözyaşı zevkini ne bilirsin demek ki gönül ateşiyle gözyaşından çerezdüz bahçe bildiğiniz bahçe yağmur yağmazsa güneş çıkmazsa oradaki bitkiler sebzeler meyveler olgunlaşır mı olgunlaşmaz demek ki ateş ve su bahçeyi olgunlaştırıyor
insanı olgunlaştıran kemale erdiren de aşk ateşiyle gözyaşıdır eğer o kimse o kimsede aşk ateşi varsa onda gözyaşı da vardır aşk ateşiyle gözyaşı birleştiğinde evet o olgunlaşır o kemale erer eğer gözyaşı ve aşk ateşi yoksa o kimsenin kemale ermesi biraz zor Allah muhafaza eylesin o yüzden bir insanın gözü yaşlı olacak gönlünde maşuğun ateşi olacak eğer maşuğun ateşi olmazsa onun olgunlaşması onun pişmesi mümkün değildir Rabbim senin
sırrını her gün sabah yeri yaydı benim aşkımı ise her an akan gözyaşım yaydı benim gibi aciz aşıkta senin sırrını saklar maşukta ey aşk bu meclisimizden geçerken zülfünün altından bak da gör sağımda solumda önümde ardımda ne gamlar ne matemliler var seher yeli gibi gül bahçemize bir uğra da bak gözlerinin zulmünden alıp inleyen ne aşıkların var dertlere düşüp gözyaşıyla ciğer kanıyla yıkanmış temizlenmiş kişilerin namazı niyazı ne hoş olur demedin mi benim kulağıma yıllar önce yüzümü yoluna koydum yüz türlü lütfunu
gözetip durdum yağmur taneleri mermere tesir etmediği gibi gözyaşı sellerimiz gönlüne yol bulamadı mı vücut toprağımı gözyaşımla balçık haline getir yıkık gönül sarayım tamir etmek zamanı gelip çattı hala da öyle yıkık mı bırakıp gidersin her seher vaktinde bilirsin ki benim yıkık gönlümü tamir edecek bir tek sensin her seher yerinde kokunu bırakıp da giden sensin ve bilmem ki bu kaçıncı seher yeridir bu kaçıncı gecedir sen yine her seher yeri kokunu bırakıp gideceksin ben yine gönül sarayımı tamir edemeden yıkık bir şekilde
bu dünyada yaşamaya devam edeceğim ne zaman bitirirsin bu dünya sürgününü bilemem ama işte aşıkların mecliste toplanmış yüzlerine yoluna koymuşlar her biri senin kokuna müştak her biri senin nefesine muhtaç 35 yıl önce demiştim gözyaşımdan istersen değirmen kur diye ne gözyaşım kurudu ne değirmen durdu
bekleriz an be an gün be gün saat dakika her esen yerde senin kokunu her dağın güneşte senin nurunu her öten kuşta senin namelerini dinleriz sen 35 yıl önce dedin kulağıma gözyaşın yoksa aşıklığın da yoktur diye işte Hz. Pir de diyor ki bize gönül ateşiyle gözyaşından çerezdüz istersen gözyaşınla gönül ateşinle çeyizdüz gideceğin yer öteleri çünkü çeyizsiz oraya gitme
Allah bizi muhafaza eylesin bu akşam beni azat edin affedin sesim soluğum da bu kadarmış demek ki hakkınızı helal edin el fatihah selamat

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi