Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 20 Mayıs 2023 · 46:04
Ünzübillâhimineşşeytanurrejim, Bismillahirrahmanirrahim, eftar-i zikr-fâlemennâhû, Lââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââ cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e
hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Rabbim ülkemizi, memleketimizi, İslam alemini her türlü afattan muhafaza eylesin. Her türlü dinsizlikten muhafaza eylesin. Her türlü terörden muhafaza eylesin. Rabbim ülkemizi, memleketimizi, teröristlerin musallatından muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak ülkemizi, memleketimizi, askerlerimizi, PKK teröründen, YPG teröründen, LGBT teröründen muhafaza eylesin.
Dinsizlik teröründen muhafaza eylesin. İçki teröründen muhafaza eylesin. Uyuşturucu teröründen muhafaza eylesin. Kuş teröründen muhafaza eylesin. Amin. Rabbim her türlü terörden ülkemizi, ülkemizin insanlarını, gençlerimizi, kadınlarımızı Ümmet-i Muhammed'i muhafaza eylesin. Amin. Ejimayin. Geçen hafta en son, çünkü söz söylemek için önce dinlemek gerektir.
Burayı okuyup, burayı şerh etmeye çalışmışız. İnşallah bu hafta da aynı kaldığımız yerden devam ediyoruz. Söze kulak verme yolundan gir. Evlere kapılarından girin. Rızıkları sebeplerine teşebbüs ederekten arayın. Dinleme ihtiyacı olmaksızın anlaşılan söz, ancak tamahsız ve ihtiyaçsız olan Allah'ın sözüdür.
Söze kulak verme yolundan gir. Yani normalde her şeyin bir adabı, erkanı, fıtratı vardır. Her şeyin bir yolu, yordamı vardır. O zaman söze de kulak verme yolundan gir. Yani o sözü söze kulak ver, söze kulak vererekten o yoldan gir. Oradan ancak anlarsın, oradan ancak bilgi sahibi olursun, oradan ancak sen kemale erersin. Evlere de kapılarından girin. Eski müşrikler evlerine kapılarından girip çıkmazlardı. Hatta bir kısmı evlerine arkadan bir böyle delik açar, arkadan bir yer açar, oradan girer çıkarlardı. Evlerine kapıdan girip çıkmayı, müşrikler kendilerince böyle bir sapkın adetleri vardı. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri o sapkın adete bir şey demiyordu ilk önce.
Sonra ayet-i kerime inzal oldu. Evlerinize kapıdan giriniz diye. herkes evlerine kapıdan girmeye başladı. Tabii burada evlerinize kapıdan girin. Zahiri olarak buna bakacak olursak, evet herkes bir şeye kendi evine kapısından girecek. Ama ev, mesela diyelim ki bir kimsenin vücudu var. Vücudunun kapısı nedir? Kulaktır. Gözdür. Veyahut da bir kimsenin normalde ona, sen ona gireceksin ya. Önce onun gözüne hitap edersin. Sonra onun kulağına hitap edersin. Hani Hazreti Mevlana, Celaleti Rum Hazretleri şahıs diyor, kişi bir topluma girdiğinde kıyafetleriyle karşılanır, fikirleriyle uğurlanır. o zaman önce göze hitap edeceksin.
Müslüman temiz olacak, derli toplu olacak, düzenli olacak. Göze hitap edeceksin çünkü. Kapıdan gireceksin. O bakarken sana seni böyle palas pandırası görmeyecek. Seni düzgün, böyle temiz, ondan sonra disiplinli, kılık kıyafeti düzgün olarak görecek seni. Bakın göz burada ne oldu? Kapı oldu. Sonraki kapı ne? Kulak. sen ona ona göre görüşeceksin, ona göre konuşacaksın, ona göre onu ağırlayacaksın. Böylece o kimsenin gönlüne gireceksen, göz ve kulaktan gireceksin. Kapıdan gireceksin çünkü. Bir karşımızdaki insanın kapısı ne olmuş oldu? Birinci derecede gözü oldu. Ondan sonra da kulağı oldu. Sen ona boş kelime konuşursan, palas pandırası konuşursan, o seninle irtibata girmez.
boş insanmış der, edepsiz insanmış, boş kelimeler kullanıyor der, seninle irtibata girmez. Veyahut da ilk önce sana fizik olarak bakar. Bakın bütün insanlar sizi ilk bakışta, ilk tanıdıklarında fizik olarak bakarlar. Saçı, sakalı düzgün mü? Kıyafeti düzgün mü? Temiz mi? Birinci, onun kapısı odur. sonra seni kelimelerinle, cümlelerinle, konuşmalarınla yargılar. Daha da yaklaşırsa seni kokunla yargılar. Ağzın kokuyor mu? Vücudun kokuyor mu? Kendi kendine sen kokmuyor dersin. Kokuyor mu? O alır senin kokunu. İnsanlar sonra ne oldu? Burun, kapı olmuş oldu. Sonra dokunma, dokunma insanın hani bu beş duyu organı, insanın normalde kapısıdır. Sonra dokunma. Sen onunla musaffa ettin.
Sen onunla tokalaştın. Sen onunla tokalaştığında senin tokalaşma sıcaklığın ne? Hani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri musaffa ederdi. Elinle böyle sıkardı ve ilk önce o bırakmazdı. O sonradan bırakırdı. Bakın o sonradan bırakırdı. Mesela biz bazen sarmaşıyorlar ya sarmaşmak yoktur İslam'la. Sarmaşmazsın hiç. Bunlar sonradan çıktı. Kafaları tokuşturmak sonradan çıktı. Veyahut da Araplarda şey vardır. Mesela işte gider büyünün başından öper. O gider mesela babasının başından öper. Omuzundan öper kimisi. Kimisi omuzundan öper. O da onun normalde başından öpünce o da onun başından öper.
Tensel şey yoktur. Temas yoktur. Onu da biz nereden öğreniyoruz? İşte Medine'de Allah rahmet eylesin bir organral vardı. Onun sofrasına oturuyorduk. Mesela onun gelip başından öpüyorlardı herkes. Elinden tutuyorlar. Musaffa ediyorlardı. Onun başından öpüyorlardı. Eğiliyor sonra. O da onun başından öpüyordu. Tensel temas yoktur hiç. şimdi bu yeni yeni çıktı. Kafa tokuşturmak işte omuzundan öpmek göğsünden öpmek bunlar bidat sonradan çıktı. Bizim dergahta da bazen bana da yapıyorlar. Ben seslenmiyorum hadi diyorum gönülleri kırılmasın. Ama yok İslam'da. İslam'da musaffa etmek var. Büyüğünün elini öpmek var. Bu da ne? Bu da bir kapı. Tensel temasla bir kapıdır.
O zaman evlerinize kapıdan girin. ayet-i kerimesini ve hadis-i şerifini o zaman biz meseleye manevi açıdan bakalım. Münteşabi açıdan bakalım. Bir de herkesin bir kapısı vardır. Yani bunda nedir? Bu da böyle kullanmak isteyenlere yani zaafı olan bir yeri vardır. O da bir kapıdır. İnsanların zaaflarını tespit ederseniz onları yönetmek isterseniz zaaflarını kullanırsınız. Birisi neden hoşlanıyor? Şundan hoşlanıyor. O hoşlandığı şeyi ona verirsiniz. Sizin kapınız odur. Neden hoşlanıyorsanız. O yüzden Hz. Pir diyor ki evlere kapılarından girin. Yani sen bir evin kapısını öğren o evin kapısından gir. Bu da senin o konudaki neyini gösteriyor? Maharetini gösteriyor. Bakara ayet yüz seksen dokuz iyilik evlere arka taraflarından girmek değildir.
İyilik Allah'tan korkan kimsenin yaptığıdır. Evlere kapılarından girin ve Allah'tan korkun ki kurtuluşa erersiniz. Yani işte değişik görelerde değişik hani bizde atı sözleri de vardır ya yani evin kapısı dururken pencereden girilmez. Evin kapısı dururken bacadan girilmez. bunlar değişik yerlerde böyle atı söz olarak kullanılır. İşte mesela bizim bölgede İzmir bizim bayındırda kapısı dururken eve bacasından mı girdin derler. Hani evin kapısı dururken bacasından mı girdin? Yani normal konuşmak varken sen ne yapma normal konuşmadın? Veya normal bir yol izlemek varken sen neden normal bir yol izlemedin? Makul bir yol vardı da o makul yolun için izlemedin de böyle olmayacak bir şey yaptın olmayacak bir şey dedin kapısı dururken eve bacasından girmek veya kapısı dururken evi penceresinden girmek veya evin kapısı dururken bahçeden atlamak gibi o
normal olması gereken yolu izlemiyor. Yani her şeyin bir adabı erkanı var. Her şeyin bir usulü kaidesi var. insanların içerisinde oturmuş yerleşmiş Kur'an ve sünnet dairesinde olmak şartıyla usulü kaidesi var. Bir kimseyle konuşmanın görüşmenin usulü kaidesi var. Bir şeyi anlatmanın usulü kaidesi var. Bir şeyi tebliğ etmenin usulü kaidesi var. Dini dahi tebliğ etmenin usulü kaidesi var. Sufili tebliğ etmenin usulü kaidesi var. Sen o usulü o kaidesini bilmiyorsan konuşma sus. Konuşma konuşmak zorunda değilsin. Bir işi yaptırmanın usulü kaidesi var. Prensibi var. Stratejisi var.
O zaman evlerinize kapıdan giriniz. Biz ayeti kerimesini bu manada biz onu müteşabih olarak bakıp duruma göre hareket etmemiz gerekir. Hazreti Pir'de diyor ki işte hani söze başlayacaksın ama söz kullanacaksın kelimeleri dökeceksin ağzından ama sen usulü kaideyi bil. Hikmet ehli ol kapıdan gir. Hikmet ehli değilsen kapıdan girmeyeceksen sus. Sen boş kelamla insanlara bir şey anlatmaya çalışma. Allah bizi affetsin. Burada Hazreti Pir'in bir söz daha söylüyor. Diyor ki rızıkları sebeplerine teşebbüs ederekten arayın. Bakın bu muhteşem bir nasihat. Biz her şeyimizi sebeplerin üzerinden ararız.
Allah yaratırken sebepler üzerinden yaratır. Allah'ın yaratması sebepler üzerinedir. Ve biz sebeplere tevessül ederiz. Sebebe tevessül etmek sünnet seniyedir. Sen dükkanını açacaksın, temizliğini yapacaksın, esnaflığı düzgün yapacaksın, sabah erken açacaksın ve disiplinli olacaksın. Sebebe tevessül edeceksin. Bir iş yapıyorsun, işini düzgün yapacaksın, sebebe tevessül edeceksin. Casiye 12 Gemilerin Allah'ın emriyle seyretmesi, sizin de onun lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için denizi emrinize veren Allah'tır. Burada önemli olan bakın ne diyor? Rızık aramanız. Rızık aramanız.
Biz dini Kur'an sünnet tarihesinden algılarız, anlarız, yaşamaya çalışırız. Demek ki Cenab-ı Hak emrinde diyor ki sizin rızık aramanız. Kardeş Allah seni oturduğun yerden besler mi? besler buna inancımız sonsuz. Ama çalışacaksın. Çalışın diye emretmiş. Çalışacaksın. İslam'da emeklilik yoktur. Ben emekli oldum, ben çalışmıyorum. Böyle bir şey yok İslam'da. Hiçbir alanda emeklilik yok. Ne sufilikte emeklilik var, ne dervişlikte emeklilik var, ne şeyhlikte emeklilik var, ne de esnaflıkta emeklilik var, ne de ya ben memurdum tamam ben çalıştım bu kadar emekli oldum. Bundan sonra yatacağım. Yok İslam'da. İslam'da böyle bir emeklilik anlayışı yok.
Sen gücünün yetinden sorumlusun, çalışmaya devam edeceksin. Bakın yine Cuma ayet 10. Bunlar benim çok hoşuma giden ayetler. namaz kıldıktan sonra dağılıp Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah'ı çok canın ki kurtuluşa eresiniz. Demek ki namaz kıldıktan sonra Cuma'la alakalı ayeti kerime. Cuma namazıyla alakalı. Cuma'yı kıldın, kıldıktan sonra rızkını ara, nasibini ara. Çalış. Sebebe tevessül et. Sebebe tevessül et. sen sebepsiz durma. Sen Peygamber Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem değilsin. Sen Peygamber olmuş olsaydın o dedi beni Rabbim besler.
O yedirir içirir doyurur dedi. Sen Peygamberle kendini eşdeğerde tutma. Senin beni Rabbim besler o doyurur sebebe tevessül etmem demeli hüksün yok. Bu büyük küstahlık olur. Bu büyük küstahlık olur. O yüzden bizim gibi Kur'an ve Sünnet tarihesinde duran Sufi topluluklar çalışmayı önemserler. Ben bazen çok üzülüyorum. Sekizde sekiz buçukta dokuzda böyle bir derviş kardeşinin dükkanının önünden geçerken veyahut ona telefon açtığımda onu ayakta görmezsem dükkanını açık görmezsem üzülüyorum. Ben saat dokuzdan sonra büro beninkisi hani herkes biliyor benim aktif böyle hani birebir parakende işim yok benim.
Ben saat dokuzdan sonra büroya oraya gelmeye utanıyorum. Yaşım 62 ben utanıyorum. Ben diyorum ki orada halbuki birkaç esnaf var. Ben diyorum kendi kendine diyecekler ki ya hacıya bak saat 10'da dükkanı büroya geldi. 11'de büroya geldi. Bizde bu oturmuş yerleşmiş sanki 11'de büroya gidince sanki çok aktif böyle harıl harıl olan bir işim varmış da iflas edecekmişim gibi bir duyguya kapılıyorum.
Alışmışız çalışmaya. Evden kovuyorlar sanki bizi. Benim kafada bir lütfu usta var. Namazı kılıyor geliyor. Bir gün geçtim oradan yolları süpürmüş suluyor. Demedim hiçbir şey. Görmedi beni. Bir gün normalde suluyor du. Komple yolu suluyor. Lütfu da kızardım biraz. Hakkına lanet. Yani ne işi var esnaf adamın sabah namazından sonra yatmaya hadis şerif var çünkü sabah namazından sonra seher vaktinde rızıklar taksim edilir. O esnada ayakta duracaksın sen. Rızıklar taksim ediliyor.
Sen ayakta duracaksın esnafsın sabah namazından sonra ne işin var yatmakta uyumakta senin? Sufilik az uyumak. Yürü bakışına aç dükkanını temizliğini yap. Millet gelip temizlik yapacak da dükkan bilmem ne yapacak da bir de adam saat dokuzda sallana sallana dükkana geliyor. Elinde bir tane poşet oradan iki tane de poğaça almış onda geliyor. İki tane de oradan fırından poğaça almış veya bir tane simit almış ondan sonra geliyor dükkanını açıyor. Hadi oğlum bana bir çay gönder oradan bir çay gönderiyor. Oradan simitle poğaça alın kahvaltı yapıyor. Ulan saat onda geliyorsun zaten. Evdeki hatun neden sana kahvaltı hazırlamaz? Madem onda geliyorsun kahvaltını eşinle çoluğunla çocuğunla yap.
De ki saat sekizde ben kahvaltı yapacağım bu evde. Sekizde kahvaltıya oturacağım ben sekiz buçuk dokuzda dükkanı açacağım. Ya koca kapalı çarşı dokuz buçuk açılıyor. Kaçta açılıyor kapalı çarşı? Dokuz buçuk da mı? Kepenkler dokuz buçuk açılıyor. Düşünebiliyor musunuz ya? Sabah namazından sonra orada bereket duası çarşı duası vardır bizim geleneğimizde. Sabah namazından sonra çarşı açılır bereket duası edilir. Bu böyle bizim Osmanlı'dan kalma gelenektir. Ama şimdi koca kapalı çarşı dokuz buçuk açılıyor sonra işsizlikten bereketsizlikten şikayet ediyorlar. Adam dokuz buçuk onda dükkanını açıyor sonra işler yok diyor. İş olur mu? Sabah açsaydın ya bereket dağıtılırken aç sabah ile bereket dağıtılacak aç kapını pencereni sabah bereket dağıtılacak evini de aç evin hanımı da ayakta dursun sabah namazından sonra kalksın bir Yasin okusun bir İhlas okusun Fatiha okusun desin ki
Ya Rabbi eşiminin işine yardım eyle bereket eyle desin nerede kadınlarda oda kalmadı ki herkes fosur fosur uyuyor herkesin cebine ver parayı yesin kadını erkeği genci yaşlısı ver ellerine birer tane kredi kartı oh cız cız çizdirsinler boyuna ondan sonra ne kredi kartı mağduru ondan sonra hükümete kredi kartı mağdurları var geçinemiyoruz o yüzden kredi kartı mağdur olduk sen biliyor musun hoca sen rahatsın bak böyle konuşuyorsun biz geçinemiyoruz ha biz sabancının oğluyduk torunuyduk sanki öyle ya bizim de rahmetli
bir fabrika bırakmış bir fabrika bırakmış biz çalışmadık biz yokluk görmedik hiç biz sıkıntı görmedik hiç nereden bileceğiz yokluğu sıkıntıyı biz o biliyor ama elindeki telefon kırk milyonluk telefonu mu gözün gördü lan neyi gözüm görecek her gün twitter'dasın işte belli akıllı telefon var her gün ona da internet parası dödüyorsun sigaret içiyorsun dünyanın parası sigara ona da veriyorsun bir bakıyorsun konuşanın üzerine marka elbise ne o timsahlı tabi herkes markacı ama rızıkla alakalı hazır istiyor hani var ya mesnevi de de
geçiyor davud aleyhisselamın zamanından gencin birisi dua ediyormuş yarabbi bana sebepsiz rızık ver öyle dua ediyormuş günlerce evden dışarı çıkmıyormuş bir gün vangırt eve bahçeye bir tane dana girmiş deli dana demiş yarabbi sen benim duamı kabul ettin işte demiş beklediğim rızık geldi bismillahirrahmanirrahim yatırmış danaya anında birisi yana yıkıla geliyor arkadan danam da Allah danam ediyor diyor ki yok bu dana bana ait nasıl sana ait ya ben diyor her gün Allah'a dua ettim bütün bu bu diyor şehir halkı bilir Allah'a dua ettim
bana sebepsiz rızık ver diye diyor bu da kendiliğinden geldi ben de bunu kestim bu benim hakkım bu senin senin hakkındı benim hakkımdı haydi davud'a davud aynı zamanda kral peygamber adalet imsali davud'un kılıcı meşhur gidiyorlar davud'un huzuruna tabi o adam ver yat figan benim hayvanımı kesti danamı kesti danam da Allah danam danam da Allah danam öbürkü de diyor ki ben dua ettim ey davud gece gündüz Allah'a yalvardım bana sebepsiz böyle yorulmadan incinmeden bana bir rızık dedim aha bu dana geldi ben de yatırdım
kestim bu benim hakkım davud aleyhisselam deniyor diyor ki besledin mi baktın mı senin mi ki diyor kesiyorsun bunu o da diyor ki ey davud sen diyor hakikati şaşırdın karıştırdın herhalde sen diyor bu gece rabbine danış yarın diyor bize haber ver bu böyle değil bunun hakikati diyor davud bakıyor meczup bir kimse diyor tamam yarın gelin ama adam feryat figan bütün şehri ayağa kaldırıyor davud'un adaleti dediğini dediğiniz bu mu bu mu adalet timsali davud diye feryat figan ediyor ortalığı ardından nese ertesi adam kendi
avanesinden alıyor haksız insanlar böyledir şirrettir azgın azınlıktır onlar böyle azgınlıkla hakları olmadığı şeyi böyle iddia ederler haklılar pusar haklılar da bu haksızlar kadar cesaretli olsa müslümanlar bu azgın azınlık kadar cesaretli olsa adalet yerini bulacak tabu başımızda bir davud yok ki gece neyse hazreti davud iltica ediyor rabbine diyor ki bana hakikati göster hazreti pir anlatıyor diyor ki kıble yönünden ona diyor seslenildi işin hakikati sabah oldu diyor o şer insan yanındaki şerlerle avanesiyle beraber
geldiler diyor davudun huzuruna davud onu çağırdı dedi ki diyor istersen bu davayı kapat bu davayı sürdürme yürü git bak işine o adam diyor iyice şerliğini şirretliğini ortaya koydu dedi ki ya görüyorsunuz mu davudun ondan sonra adaletini işte bu sizin peygamber dediniz adaletin timsali dediniz adam bu siz buna mı boyun eğiyorsunuz buna mı inanıyorsunuz diye iyice şirretlik yapınca davud oradan iki tane askere dedi ki bu adamın ellerini arkadan bağlayın ellerini arkadan bağladılar tabii o gene feryat figan ediyor şirretliğini
gösteriyor davud çıktı insanlara dedi ki ey halkım Allah bana vahyetti gösterdi hakikati bana beyan etti bu adam dedi bu gencin babasının yanında çoban idi hayvanlarına bakardı ama dedi bu şer adam bu çoban davudun babasını dedi babasını katletti filanca ağacının dibine gömdü yanında dedi şu renk üzerinde ismi yazılı biçak da yanında dedi yürün şimdi oraya gideceğiz dedi bütün avane halk toplandı o ağacı geldiler o ağacın dibini kazdılar ağacın dibinden o gencin babasının
mezarını çıkardılar mezardan babasını çıkardılar ve altında içinde de ismi yazılan biçak onun biçak şimdi dedi buraya dar ağacını kurun şimdi dedi bunu burada asın bunu orada babasını öldürmekten kısas yaptılar onu öldürdüler onu gömdüler o adamın ne kadar malı varsa o gence de ne yaptılar mallarını tevdi ettiler şimdi bakın o dahi sebepsiz değil o genç bunu isterken Allah o gencin hakkı olan o gencin miras hakkı olan malı ona gönderdi o zaman rızık için ne yapacağız biz arayanlardan olacağız çalışanlardan olacağız
ve helal rızık peşinde koşacağız helal duanın kabul edilmesini istiyorsan helalını ara az helal çok haramdan evladır az helal çok haramdan evladır çoluğuna çocuğuna eşine helal yedir az olsun önemli değil ama helal olsun kadınlar evli kadınlar önemli olan eşlerinizin eve helal rızık getirmesidir eşlerinizi sıkıştırmayın lükse şatafata şatata gösterişe düşüp de adamları zorlamayın yok mobilyanın burası çizildi eller değiştiriyor biz daha değiştiremedik e değiştirme ne olmuş mobilyayla mı evlisin değiştirmeyi
ver yok koltuğunun burası şey oldu ne o lekelendi değişmesi lazım zorlama değiştirme değiştirme senle beraber yaşasın de ki bu koltuğun bende nostaljisi var ah ne üzüntüler çektim üzerinde ağladım ne zikirler yaptım üzerinde ne yakaza haller gördüm üzerinde şu koltuğun dili olsa da anlatsa ben derdimi bu koltukta yaşadım sevincimi bu koltukta yaşadım zikrimi bu koltukta yaptım hüznümü bu koltuğa akıttım an geldi gece yarısı herkes uyuyordu ben o koltuğun köşesinde Allah'a yalvarıyordum bu koltukta üstadım oturdu bu koltukta
benim eşim oturdu bu koltukta çocuğum hasta oldu ben orada yattırdım onu bu koltuk çocuğumun iyileştiği koltuk böyle bir şey kalmadı kimseler bende daha şeyhimin fanilaları var şeyhimin fanilaları şeyhimin pantolonu şeyhimin cübbesi şeyhimin takkesi şeyhimin tesbihi evet bu böyle ben herhalde ben biraz böyle tuhafım galiba ya da bugün bu ara şeyim ya ne o duygusal bozukluk yaşıyorum ya sıkıntılıyım Allah bizi affetsin helal rızık Allah'tan kork rızkını
güzel yoldan ara helalı al haramı terk et İbn-i Mace naklediyor Allah'tan kork rızkını güzel yoldan ara güzel yoldan ara helalı al haramı terk et bir şeyde haram kokusu var terk et haramla iştigal etme Allah muhafaza eylesin Hak Teala Hazreti Adem'e bin çeşit sanat öğretip buyurdu ki neslin bu sanatlardan biriyle rızkını arasın sakın dini geçim vasıtası yapmasın bunu da hakim nakletmiş demek ki ne yapacak bin çeşit sanat öğretmiş Cenab-ı Hak Adem Aleyhisselam'a o zaman Adem'de bin çeşit sanat onu öğretildiyse senin
DNA'larında da bin çeşit sanat öğrenme öğrenme fıtratı var Adem'e vermiş bunu sende de var bir şey sende baskın çıkabilir bir şey sende baskındır onu çok iyi yapıyorsundur onu bul kendinde onu parlat onu yürüt bin çeşit bir kimsede sanat var bu sadece Adem'e has değil bütün insanlığa has bu bütün insanlığa has herhangi bir dalda senin muhakkak ki o fıtratın bir dalı bir rengi daha kuvvetlidir sende onu bul kendinde bul onu onu tespit et o işi yap
ve mükemmel derecede yap parmakla göster seni parmakla göstersin onu bul o sakın kendi kendine de işsizlik yapma tembellik yapma Allah muhafaza eylesin sakın dini geçim vasıtası da yapma bakın bu çok önemli bu Adem'den itibaren bütün inananları ilgilendiren bir konu dini geçim vasıtası yapma dervişliğini geçim vasıtası yapma zakirliğini geçim vasıtası yapma nakiblenin nükabbalığını geçim vasıtası yapma şeyhliğini geçim vasıtası yapma ben şeyhim ben mürşidim ben veliyim geçim vasıtası yapma ben hocayım ben alimim ben
fetracıbaşıyım geçim vasıtası yapma dinden geçinme dinden geçinme dini geçim vasıtası yapma ben hafızım ben Kur'an-ı Kerim çok iyi bilirim işte ben iyi ilim erbabıyım geçim vasıtası yapma ben düz mantık konuşurum oradan fetva veriyorlardı buradan iştahat ediyorlardı oradan bunu söylüyorlardı kardeş ben Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme bakıyorum dinden mi geçindi hayır dedi ki ben tebliğimden dolayı sizden bir şey istemiyorum dini geçim kaynağı yapanlar eninde sonunda helak olurlar bu dünyadan imanlarını tam olarak koruyamadan göçüp gidebilirler çünkü dini istismar etmek var Allah'ın dinini istismar etmek var çalışın kardeşler çalışın mücadele edin gayret edin koşturun dini geçim vasıtası yapmayın o yüzden ben büyük bir güvenle büyük bir inançla büyük bir böyle coşkuyla derim bizim kardeşlerimiz semadan
ücret almazlar kaç para diye sema etmezler bizim dini olarak bütün hizmetlerimiz ücretsizdir biz herhangi bir dini hizmetimiz var diye insanlardan para istemeyiz para toplamayız biz isteyen dilencilerden değiliz birileri de isterse o bizden değildir o bizden değildir biz istemeyiz bizim bir şeye gücümüz yetiyorsa kendi şahsi dairemizi ilgilendiriyorsa biz ona kalkışır yaparız gücümüz yetmiyorsa yapmayız gücümüzün yettiğinden sorumluyuz gücümüzün yetmediğinden sorumlu değiliz abi ya biz yemek
dağıtıyoruz da o yüzden işte biraz bize yardımcı olur musun git lan senden öyle bir şey isteyen mi oldu bitti bizden değil kendiliğinden oluştur eyvallah söyleyecek bir lafım yok biz ücret talep etmeyiz din bizim için geçim kapısı değil bu kadar net dini geçim kapısı yapan kimse yani tespit edersem alır mı zakirliğini çavuşlarını zaten Allah bizi affetsin o yüzden Hazreti Peygamber'in kesin emri dini geçim vasıtası yapmasın bitti din geçim vasıtası olacak bir şey değildir ulvidir sen Allah için yola düş
Allah muhafaza eylesin o yüzden biz bu konuda tetiz davranırız kardeşler de arkadaşlar da tetiz davransın inşallah kim emir ve yasaklarına uyarak Allah'a karşı takvalı olursa biz ona bir çıkış yolu yaratır ve onu hiç ummadığı yerden rızıklandırırız Allah'a güvenene o yeter demek ki sen Allah'tan korkar Allah'ı zikreder sen haramlardan uzak durur haramlardan uzak durur kendini disiplin edersen Cenab-ı Hak senin ummadığın yerden seni rızıklandırır ummadığın yerden herkes bir liraya aldır bir bir lira elli kuruşa satar
sen bir liraya alır on kuruşa satarsın on liraya satarsın herkes bir işten beş lira kazanır sen on lira kazanırsın veya sen iki lira kazanırsın Cenab-ı Hak ona öyle bir bereket verir sen iki lirayla on iki liralık iş yaparsın Allah'ın bereketine güven Allah'ın afiyetine güven Allah'tan afiyet dile Allah'tan bereket dile Cenab-ı Hak sana öyle bir şey yapar ki tozundan bereket verir sen yürür gidersin sakın kibirlilik yapma küstahlık yapma sakın tembellik yapma Allah'a güvende şek şüphe yapma sarsılma Allah'a güven Allah'ı zikret
haramlardan uzak dur Allah seninle sen öyle davrandın müddetçe ahsab 31 sizden kim de Allah'a ve Resulüne itaat eder ve salih amel işlerse ona da mükafatını iki kat veririz ayrıca biz onun için üstün bir rızık hazırladık demek ki ne yapacak Allah ve Resulüne itaat edecek salih amel işleyecek ve Cenab-ı Hak ona iki kat mükafat verecek iki kat mükafat verecek bunlar Allah'ın vaadi hak bunlar Allah'ın müjdesi Allah'ın müjdesi bunlar bu Ahmet'in Mehmet'in Mustafa Müjdesi değil bu alelade bir vatandaş müjdesi değil Allah'ın
müjdesi kim Allah ve Resulüne itaat eder o zaman Allah ve Resulüne itaat et ticaretini ona göre yap çalışmanı ona göre yap gayretini ona göre yap itaat et ve salih amel işte vel asrideki gibi salih amel işte namazını kıl orucunu tut Allah'ı zikret iyilerden ol diyor ki vikafatını iki kat veririz onun bir kat değil iki kat Allah'ın katı nasıl bilinmez ayrıca biz ona üstün bir rızık veririz bunun bir dünyaya bakan cenahı var bir de ahirete bakan cenahı var dünyaya bakan cenahı ne sana dünyada üstün bir rızık verecek
buna inan buna iman et buna inan buna iman et dünyadaki maddi manevi sana üstün rızık verecek yeter ki sen Allah ve Resulüne itaat et salih amel işte bakın üç tane size ibare var Allah ve Resulüne iman et ve salih amel işte senin kul olarak vazifen bu ve ne iş yapıyorsan çalış gayret et Allah seni mükafatını iki kat verecek maddi manevi maddi manevi hem dünyadayken hem ahirettayken verecek ahiretteki rızık nedir cennettir cemalullah tır ahiret rızkı sen ahirette cemali seyrede seyrede yaşa ümidimiz o umudumuz o
orangutanlar gibi muz yemeye gitmiyoruz orangutanlar gibi ananas yemeye gitmiyoruz bırak dünyada yememişiz orada mı yiyeceğiz diye uğraşacağız onun cemali lazım bize onun muhabbeti lazım biz orada Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin sofrasına oturmak istiyoruz biz orada hazreti sahabenin peygamberlerin sofrasına oturmak istiyoruz biz hazreti pir efendilerimizin sofrasında oturmak istiyoruz biz şeyh efendilerimizin sofrasında oturmak istiyoruz zaten bu dünyada yalnızız garibiz kimsesiziz bir de oralarda
öyle kalmak istemiyoruz bizim için manevi rızık onların sofrasında oturmak biz onu istiyoruz Rabbim en hayırlı yönden versin inşallah Cenab-ı Hak Habibine dost eylesin peygamberlerine dost eylesin ashabına dost eylesin pir efendilerimize dost eylesin şeyh efendilerimize dost eylesin salih kimselerle dost eylesin hem dünyada bizler onlarla beraber eylesin hem de mahşerde beraber eylesin hem de cennetinde beraber eylesin hem cemalullahın da beraber eylesin biz onun cemalini seyrede seyrede cemaline doya doya kanı kir
ola ola bir cennet hayatı bizlere nasip eylesin asıl rızkımız bu olsun bizim inşallah ecmain e bu dünyada da helal rızık istiyoruz Rabbim bizi namerde kafire münafıya muhtaç eylemesin bizleri dünya rızkı için boynunu bükenlerden eylemesin bizlere böyle el avuç açanlardan eylemesin bizleri Rabbim kendisine el avuç açanlardan eylesin kendisinden isteyenlerden eylesin Rabbim katından bizleri rızıklandırsın bizleri katından nimetlendirsin bizleri katından lütfetsin bizlere katından ikram eylesin bizleri katından medcanen
rızıklandırdıklarından eylesin bizleri katından maddi manevi rızıklandırdığı kullarından eylesin ecmain gelecek zürriyetlerimizi de böyle rızıklandırsın torunlarımızı çoluğumuzu çocuğumuzu gelecek zürriyetlerimizi helal rızıklarla nasip eylesin rızıklandırsın inşallah ecmain Allah razı olsun inşallah ne güzel demiş Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Allah'ın bana faydalı bilgi makbul amel ve tayyip güzel rızık ver amin bunu da peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin duası Allah'ın bana faydalı ilim
makbul amel ve güzel rızık ver ecmain Rabbim peygamberimizin duasında bizleri birleştirsin inşallah amin Allah razı olsun hepinizden de hakkınızı helal edin bizden yana da helal olsun bin altı yüz otuzuncu beytten inşallah devam edeceğiz el fatihama selavata amin ecmain
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.