Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 30 Nisan 2023 · 1:18:01
Euzubillahimineşşeytanurrecim, Bismillahirrahmanirrahim, Eftali zikrfâlemennâhû, Lââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââ Ümmet-i Muhammed'e hakkı hak, batılı
batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Ejimayin. Bayramdan önce 1610-1611 oraları okumuşuz. Bugün de 1612. beytten devam ediyoruz. İnşallah. Bir önceki beyt nakıs kimsenin eli ise şeytanın, ifritin elidir. Çünkü şeytanın teklif ve hile tuzağına tutulmuştur. Bunu okumuşuz. Şimdi buradan devam ediyoruz. Kamile göre bilgisizlik bile bilgi olur. Nakısın bildiği bilgi ise bilgisizlik kesilir.
illetli kimse ne tutarsa illet olur. İlletli kimse hastalıklı kimse demek. Bir kimse de hastalık var ise nasıl zahiri hastalıklar bulaşıcıdır birbirlerinden geçer ya o normalde manevi hastalıklar vardır. O manevi hastalıklar da böyle geçer birbirine. İşte manevi hastalık nedir? Hadis inkar etmektir. Fıkıh inkar etmektir. Manevi hastalıktır bunlar. Ayet inkar etmektir. Manevi hastalıktır. Veyahut da bir ayeti kerimeyi kendi heva hevesinden tevil etmeye kalkmak, tefsir etmeye kalkmaktır. Veyahut da bir kimse bir konuda vahiy varken konuda o konu üzerinde ayet varken hadis varken kalkıp da o kimsenin kendi aklını aklını ortaya koyup hani işte aklını delil koyup o konuda bir şey yapmaktır.
Bunlar da manevi hastalıklardır. Nasıl zahiri hastalıklardan korunmamız gerekirse manevi hastalıklardan da korunmamız gerekir. Mesela işte bir kimse hadisin karcısı. Onun sohbetine gidilmez. Onunla arkadaşlık edilmez. Onunla dostluk edilmez. Ona ancak nasihat edilir. nasihatı kabul ederse eder. Nasıl nasihatı kabul etmezse onunla ilişki kesilir. Neden? Hastalık bulaşır sana. Şimdi günümüzde Müslümanım deyip de manevi hastalıklara düçar olmuş manevi hastalıkları yayan insanlar var. Bunun adı profesör, bunun adı müftü, bunun adı şeyh, bunun adı alim, bunun adı ne olursa olsun. Yani onun bu noktada hangi makamı teşkil ettiği önemli değil.
Önemli olan onun manevi hastalık yayması. Mesela işte manevi hastalık kimisi diyor ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mazzetleri de günah işledi ama Allah onu affetti. Örneğin Peygamberin ismet sıfatına burada leke getiriyor. oysa hani ayet-i kerimede Habibin hiç heva hevesinden bir şey yapmadı derken ayet-i kerimeyi inkar ediyor. Bunu şu anda çocuklara imam hatiplerde öğretiyorlar. İlahiyatlarda öğretiyorlar. İşte bunlar ne oldu? Bunlar illetli kimse oldu. Bunlar bilgili de olsa nakıs olduğundan cahil konumuna düştü. Oysa bunlar bilgili mi? Bilgili. ama bundan dolayı cahil konumuna düştü. Ama bir kimse var Kemal ehli ehli kemal onun zahiri bilgisi çok fazla değil ama manevi bilgisi fazla.
O normalde heva hevesinden konuşmuyor. Hani İmam-ı Şafi'nin şeyhidir ya Ümmü Şeyban-ı Rayi çobandır aynı zamanda. İmam-ı Hanbel der ki ya koca imamsın İmam-ı Şafi'ye yani bu Ümmü Şeyban Rayi tavisinin ilmi yok bilgisi yok gibi ben ona soru soracağım der. Meşhurdur ya bu kısa o da der ki sorma hani der ki soracağım beraber giderler İmam-ı Şafi'yle İmam-ı Hanbeli Hazretleri giderler İmam-ı Hanbeli sorar der ki bir kimse bütün gün boyunca bir namazını unutsa ama hangi namaz olduğunu bilmese hangisini iade etmesi kaza etmesi lazım der.
O zaman Şeyban-ı Rayi hiç beklemeden der ki o bütün gününü gaflete geçirmiş bütün gününü gaflete geçirmiş bütün namazlarını iade etmesi gerekir der. bu sefer İmam-ı Şafi İmam-ı Hanbeli der ki demedin mi hazır cevaptır soru sorma. Şimdi o bilgisiz gibi görünür kamil ama vermiş olduğu cevapla bilgililer işin içinden çıkamaz. Sebep onlar zikir ehlidir. Bilmediklerinizi zikir ehline sorun. O kamil insanlar ilm-i ledün sahibidir. İlm-i ledün sahibi olduğu için sen ona bir soru sorarsın utandırmak için kendin utanırsın. İlm-i ledün sahibi bir kimse bakarsın bilgisiz o bilgisizlik onda ilim olur bilgi olur.
Sen onu fark etmezsin. Çünkü onun kalbi ilham alır. Ben bilgiliyim ben alimim diyenin kalbi ilham almaz. Ama öbür kamil insanın kalbi ilham alır. kalbi ilham aldığı için peygamber varisidir. Cenab-ı Hak onun kalbine ilham eder. O doğru yolu bulur. Ama öbür ki ne yapar? Öbür ki doğru yolu bulamaz. Öbür ki düz yolda yürürken yolunu şaşırır. Allah muhafaza eylesin. Sebep çünkü o kimse kalbinde hastalık var. Bir kimsenin kalbinde hastalık var ise o hastalık bütün vücuda sirayet eder. sizde bir uzuv vardır orası düzgünse bütün uzuvlar düzgündür orası bozuksa bütün uzuvlar bozuktur o da kalptir der hadis şerifte.
O zaman bir kimsenin kalbinde manevi hastalık var ise onun bütün uzuvları hastadır ve o kimse etrafa hastalık yayar. Bakın o kimse etrafa hastalık yaya. siz gidin bir kimse mesela oturun yanına işte dindarlara adam sövüp sayıyorsa işte tarikatlara cemaatlere sufilere atıp tutuyorsa o kimse hastalıklı onun yanında biraz daha dur sen de başlarsın onlara atıp tutma çünkü kalbinde hastalık var onun ailelerde hastalık olur aile bireylerinden birisi hasta manevi hasta bütün herkes namaz kılıyor o kılmıyor manevi hastalık
girmiş onun içine öbür günler de ondan etkilenirlerse yandı keten elva hastalık evin içerisinde yayılıyor ama yok öbür günler o hastalıktan kendilerini muhafaza ederlerse ne ala veya mesela bir kimse Allah'ı çok seviyor öbür gün az seviyor çok seven haberi Allah'tan bahseder az seven kimsenin canı sıkılır der ki ya bu oturuyor kalkıyor Allah oturuyor kalkıyor Allah başka bir şey yok mu konuşacak der ve o az seven kimse o manevi hastalığını etrafa ne yapar yaya o çünkü illetli hastalıklı bir kimse hazreti peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem hazretler ne yaptı birisi böyle rahatsızlanınca bulaşıcı hastalık karantinaya aldı oraya girmeyi ve çıkmayı yasakladı hastalık var orada manevi bir hastalık var karantinaya al gir çıkma oraya hazreti ömer efendimizin arkadaşları vardı değil mi sonradan o orada bir veba çıkınca girmek istedi içeri diğer sahabeler dediler ki biz Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden duyduk bu şehre giremezsin dediler şehre girişi ve çıkışı yasakladılar hazreti ömer efendimizin girmesini de
yasakladılar demek ki manevi hastalıklar vardır manevi hastalıklardan insanlar kendilerini perhize alacaklar ne yapacaklar korunmaya alacaklar kendilerini bu şehir olabilir bu kasaba olabilir bu köy olabilir bu mahalle olabilir bu ev olabilir senin evinde olabilir mesela nasıl manevi hastalık geçmiş ümmetlerden örnekleyelim hani iki şehir vardı birisi iyilerin şehriydi birisi kötülerin şehriydi hadis-i şerif bu Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri geçmiş ümmetlerden bahsediyor bu hadis-i şerifi tergipte
bulabilirsiniz bir kimse çok kötü bir kimseydi kendi kendisine tövbe etmeye karar verdi bir veli zata müracaat etti dedi ki bana bir yol göster ben iyi bir insan olmak istiyorum ama ne yapayım o zat ona dedi ki bu kötülerin şehrini terk et filanca yerde iyilerin şehri var oraya doğru yol al oraya git yerleş bu oraya doğru yola çıktı yolda öldü vefat etti vefat edince kötülerin kötülerin şehrinin işte büyükleri geldi iyilerin şehrinin büyükleri geldiler her ikisi de diyor ki bu cenaze bizim diyor ki iyilerin şehrinin
başındaki kimse bunun yönü bize yönelikti bize geliyordu bu bize ait iyilerin şehrine gömülecek şimdi diyeceksiniz ki ya gömülmek de önemli mi evet iyilerin şehrine iyilerin bulunduğu yer neden herkes Emir Sultan Hazretleri'nin oraya gömülmek ister çünkü bu konuda hadisler var büyüklerin sözleri var Emir Sultan Hazretleri'nin şefaatine nail olmak için ama ne yazık ki o büyüklerin etrafındaki yerleri biz yerle ihsan etmişiz mezarlıklar orada birbül yuvası gibi kalmış daha büyüteceğimize küçültmüşüz büyüteceğimize herkes onun
şefaatine nail olsun herkes o şefaata mazhar olsun deyip o mezarlıkları büyüteceğimize biz küçültüyoruz nereden aldık biz bunu Arapların Vahabiliğinden aldık onlar da küçültüyorlar onlar mezarları yıktılar mezar taşlarını da yıktılar yok ettiler Ehli Beyt'in ne kadar mezarı varsa mezar taşı varsa hepsini dümdüz ettiler Ehli Beyt düşmanı Vahabiler bakın Ehli Beyt düşmanı bir tane Ehli Beyt'in o şeyde Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretlerinin yanındaki Cennet-ül Baki'de bir tane Ehli Beyt mezarı bırakmadılar
İmam Malik'in mezarı orada yerle yeksan ettiler Hazreti Ali Efendimiz'in Hazreti Hasan Efendimiz'in torunları orada çocukları orada yerle yeksan ettiler onlar en son Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretlerinin kabri şerefini de yıkayacaklardı İngiliz soytarısı onlar çünkü bakın İngiliz soytarısı o devleti onlara İngilizler kurdu İngiliz soytarısı hepsi de ve şu anda da Amerika'nın emrindeler zaten Amerika ne diyorsa onu yapıyorlar Amerikan piyonu hepsi de Mossad'a her şeyi teslim ettiler yani bu en son
hacca ömreye gidenler diyorlar ki zulmediyorlar insanlara artık yani en son biz ömreye gittiydik hacca'da gittiğimizde bunların işaretleri vardı şimdi işte o kimse yani o iyi olmak isteyen kimse böyle bu tartışma devam edince o veli zat devreye girdi dedi ki ölçün arşını nereye yakın Allah diyor iyilerin şehrini ona yaklaştırdı bakın Allah şehri yaklaştırdı onlara diyor o ölen kimseye ölçtüler iyilerin şehri daha yakın o iyilerin şehrine gömüldü demek ki illetli hastalıklı bir yerde durmak hastalığı kapmaktır sizin
eşcinsel arkadaşınız var ya insani hastalık kaparsın kardeşim yapma işte kötü yolda bir arkadaşın var yapma kardeşim ya yapma hastalık kaparsın ondan işte dini olarak rahatsızlıkları var o kimsenin sen onunla arkadaşlık etme hastalık kaparsın zaman öyle bir zaman şimdi hemen hastalığın sana girdiğini görürsün bir bakmışsın sen ya peygamberin hataları vardır demeye başlarsın şimdi 15 yaşındaki çocuk hadisin karşısı okulda öğreniyor hastalık kapıyor 15 yaşında biz çocuklarımızı imam hatip'e gönderiyoruz aman burada dinlerini öğrensinler
diye onlar orada dinsiz olup çıkıyorlar sebep hastalıklı öğretmenler var onlar ilahiyat fakültelerinde hastalığı kaptılar hadis inkarcısı Ali Şerati'nin sözleriyle hareket ediyorlar hadis inkarcısı gidiyorlar işte abduhun sözleriyle hareket ediyorlar gidiyorlar afganinin sözlerine bakıyorlar hadis inkarcısı afganiyle haşır neşir oluyorlar bunun gibi hastalıklı Allah muhafaza eylesin o yüzden illetli hastalıklı kimselerle oturup kalkanlar o hastalığı kaparlar ama itikatı düzgün bir kimseyle sen oturup kalkarsan senin nefsine
ilk etapta ağır gelir ama sen oradan hastalık kapmazsın şimdi yiyeceklerde de aynı sen natural yiyeceğim içeceğim dersen nefsine ağır gelir can canlı cafcaflı yiyecekler varken işte sen klasik kuru fasulye pilav veyahut da klasik mercimek çorbası klasik kelle paça veya klasik işte et yemeği veya köfte yok o hamburger yiyecek o ne eti belli olmayan o etten yiyecek hastalık kapacak et olup olmadığı da belli değil onu yiyecek ne yediği ne ettiği belli değil o ne o çıtır çıtır tavuk yiyecekmiş ondan yiyecek ne olduğu belli değil
içinde ne olduğu belli değil içinde ne yediği belli değil o tavuğun neyle beslendiği belli değil o bir tane hamburgerin et şeyi vardı sosis yapıyor hayvanları boynuzuyla diri diri atıyorlar hayvanları bildiğiniz diri diri diri diri ama o insanlara o sosisleri yediriyorlar mı yediriyorlar o salamları yediriyorlar mı yediriyorlar o köfteleri o sucukları yediriyorlar mı yediriyorlar hasta insanlığa bağışıklık sistemi çökmüş vaziyette geleneksel natürel yiyecekten çıktık şimdi bizim gençlerimize kelle paça ağır geliyor
ağır kuyruk yağı ağır geliyor han desen ki bunun içinde kuyruk yağı var iğrendi Allah iyiliğini versin öbür tarafta necis yiyorsun necis necis bildiğin necis yiyorsun ona bakmıyor bağışıklık sistemi çöküyor Allah muhafaza eylesin aynı şey nasıl zahiren neciset yersen vücudun çöküyorsa sen manevi olarak da yanlış bilgiler alırsan maneviyatın çöküyor Allah muhafaza eylesin o yüzden iyilerle oturup kalkacaksınız iyi insanlarla kamili insanlarla oturup kalkacaksınız hani bir hadis-i şerif var ya itırcı dükkanına giden
itır kokar yani güzel kokar demirci dükkanına giden is kokar bana arkadaşını söyle senin dinini söyleyeyim Hz. Ebu Bekir Efendimizin sözü ayet-i kerime cehennemliklere soruyorlar sizi cehenneme sokan sebep neydi cehennemlikler cevap veriyorlar dikkat edin biz dünyadayken Allah için namaz kılanlardan değildik biz Allah'ın bize verdiği nimetlere karşı cimri cimri davranarak yoksulları doyurmazdık batıl şeylere dalanlarla birlikte biz de dalardık bizler ceza ve hesabın bulunacağı ahiret gününü yalanlardık sevap veya cezanın
verileceğine inanmazdık nihayet bize kesin haberi veren ölüm geldi müdessir süresi 41'den 48'e kadar demek ki ne yapıyormuş bu cehennemlikler namazı kılmıyorlarmış ne yapıyorlarmış namaz kılanlardan değillermiş etrafında lay lay var namaz ezan okundu namaz kılınmadı o da namazı kılmadı arkadaşlarına uydu genç arkadaşlarına uydu aa yani ne yapalım şimdi kafede otururken namaz mı ezan okundu namaza mı gidiler ya ya o kafeden kalk cistaka cistaka git namaz kıl olacak bir şey değil veyahut da arkadaşlarla takılıyorsun ya
gençler şimdi bir yere ya işte ezan okundu namaz mı kılınır şimdi ya akşama evde hepsinde toptan ne o kaza ederiz namaz kılanlardan değildik ve Allah'ın bize vermiş olduğu nimetlerden biz tasadduk etmedik namazdan sonra tasadduk geldi az da olsa siz yarım hurmayla da olsa cehennem ateşinizi söndürünüz hadis-i şerif biz yarım hurma da olsa cehennem ateşimizi söndürmedik elimizi cebimize atamadık bir tebessüm dahi edemedik cimri davrandık cimri davrandık bakın üçüncüsü batıl şeylere dalanlarla biz de dalardık batıla
dalardık arkadaşlarımız böyle hadis-i şeriflere uymayı gericilik görürdü biz de evet gericilik gördük ya hadislerin 1400 yıldan beri sahih olarak geldiği nereden belli canım ya uyulmaz Kur'an'a bakarız biz ahmak geri zekalı müşrik kafalı bunun senin dicani dahi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri 1400 yıl önce söylemiş demiş ki ahir zamanda bacak bacak üstüne atıp sizinle bizim aramızda Allah'ın kitabı vardır diyenler çıkacak ben onlardan değilim demiş bacak bacak üstüne atıp rahat koltuklarında diyor
bacak bacak üstüne atıp sizinle bizim aramızda Allah'ın kitabı vardır yani biz kitaba uyarız sadece biz sünnetlere uymayız biz hadislere uymayız var ya şimdi dolu koca koca böyle galle ve profesörler din adamları din araştırmacıları bir sürü onların lakapları var çıkıyorlar ya televizyonlara hadis şeriflere atıyorlar tutuyorlar hadisleri inkar ediyorlar hadisleri savunanlar da atıp tutuyorlar olmadı adam devesidiyle çıkıyor televizyon programına hadi iç bu devesidini diyor geri zekalı hangi devenin sidi hangi mevsim
sidi onu bakmıyor bilmiyor onu çünkü bilmiyor ama çıkarıyorlar televizyonlara bunlara bunları o batıla dalanlarla o da daldı o da hadis inkarcısı oldu o da mezhep inkarcısı oldu öbürkü de mezhep inkarcısı bir de soru çok masum peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zamanında mezhep var mıydı şimdi herkes yoktu diyor ya ben vardı diyorum evet vardı diyorum ben kalıyor şimdi vardı deyince e gönderdi Yemen'e vali huzeyfetül yamani ne dedi neyle amel edeceksin dedi Kur'an ne ya Resulallah bulamazsan dedi
senin sünnetin ne ya Resulallah bulamazsan dedi kıyas ederim iştahat ederim ya Resulallah dedi tebessüm etti ona al sana mezhep diyor ya peygamber efendimiz zamanında var mıydı vardı herkes yok diyor ya en aykırı Mustafa Özbağ vardı kardeşim 4 Abdullah vardı dinde fakih Allah Resulü dedi sallallahu aleyhi ve sellem 4 Abdullah'ın 4'ü için dedi ki dinde fakih dinde fakih dedikleri sahabeler var az sana mezhep onlar da iştahat ettiler neymiş peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında mezhep varmış mı
var var adı yok mezhebin zaten imam-ı azamın normalde mezhebinin de adı yok sonradan talebeler onun iştahatlarına tabi olunca hanefilik mezhebi çıktı imam-ı azam ben mezhep kuracağım diye yola çıkmadı yok öyle bir şey imam-ı şafi ben mezhep kuracağım diye yola çıkmadı imam-ı malik ben mezhep kuracağım diye yola çıkmadı imam-ı malike devrin padişahı sultanı dedi ki bu hicaz bölgesinde dedi bir eser yazdı dedi bu hicaz bölgesinde gelen müslümanlar dedi ona göre tabi olsunlar ona göre dedi hani birlikte ibadet etsinler
birbirlerine aykırı olmasınlar dedi muvattayı öyle yazdı imam-ı malik sonra padişah sultan muvattayı çoğaltıp bütün dünya müslümanlarını dağıtmaya kalkınca imam-ı malik durdurdu dedi dur dağıtma hiç kimseye sebep bu dedi muvatta buradaki dedi hicaz bölgesindeki müslümanlar için dedi dışarıdakılar için değil dedi imam-ı malik maliki mezhebini kurmak için yola çıkmadı abdülkadir geylan nazleteri kadiri tarikatını kurmak için yola çıkmadı ahmed el rufay ahmed el bedevi ibrahim dusiki şeyhab-ül el sanali şazeli şahın akşimenli
muhammed bahattin şahı mevlana celalattin rumi hacı bektaş veli hacı bayram veysel karar mahmud üdayi hiçbirisi de bir tarikat kurmak için yola çıkmadı yunus emre tarikat kurmak için yola çıkmadı böyle bir anlayış yok zaten sonradan onların düsturları açtığı yoldan yürüyenler oldular işte abdülkadir geylan hazretlerinin dergahında oturup zikrullah devam ettiler geylan hazretlerinin önce de şeyhi vardı onun da şeyhi vardı onun şeyhi vardı ama geylan hazretlerinin böyle bir doktrini olunca sufilikle alakalı insanlar
ona uymaya başladı diyebilir misiniz şimdi kuşehrinin tarikatı ne halbuki kuşehri tasavvufun ana ilkeleri diye bir eser yayınlamış tarikatını biliyor muyuz yok şiblinin tarikatını biliyor muyuz hayır ama o devasa sufi eserleri bırakmışlar avarülfül marifi yazan bir kimsenin tarikatını biliyor muyuz hayır yok devasa eser yazmışlar ama şimdi bunun gibi bunlar da normalde ne olmuşlar bunlar da normalde batıla kaymamışlar batıla kaymadıklarından dolayı etrafından ve arkalarından devam etmişler ama bir kısım insanlar batıla
kaymış ve oradaki o kimse o batıla kayanlarla beraber o da batıla gitmiş cehennemlik oldu sen kardeşim din kur'an sünnet birçok hadis-i şerif var peygambere itaat etmekle alakalı birçok ayet-i kerime var sen nereye sapkınlığa gittin gitti gitti Allah muhafaza eylesin bizler ceza ve hesabın bulunacağı ahiret gülünü yalanlardık yalanlayan ne oldu kafir oldu var mı şimdi var adam hesap gününe inanmıyor ruhu gelmiş de kemale ermemiş dönmüş de tekrar gelecekmiş de bir daha kemale ermezse bir daha dönecekmiş de bir daha
gelecekmiş de işte böyle gelecek gidecek kemale erecek yani arada bir fareye olacak fareye girecek fareye olacak ruhu işte farelikten kurtulamayacak bir daha kına tilke olarak gelecek bir daha kına kurt olarak gelecek bir daha kına insan olarak gelecek bir daha kına isa olarak gelecek evet ya tabi nasıl dedim yani bir daha isa olarak mı geleceğini tahmin ediyorsun evet dedim isa geldi gitti isa geldi gitti bir daha gelecek ya dedi hee o sen olacaksın öyle mi böyle insanları sapkınlığa bataklığa götürüyorlar öbürkü de
ben buda olarak geleceğim diyor o gitmiş gelmiş şimdi yeniden buda olarak gelebilir ne yapacaksın ooo o vinstan oturacak oturtup kaldıracakları o hatunun kırmızı noktasına bakıyor ibadet o onlar için kocaman hatun var ya ne koltuğa suyu ne arabaya bir de dolar veriyorlar ona ne yapıyorsunuz diyorum ben yani o büyük bir abi vardı bizden eski ülkücülerden zikrullah'a götürdüm ben onu zikrullah'tan dönüyoruz bana diyor ki bu adam çok o zaman o zaman daha bilgisayar bilen yok istanbul'da devasa bir firmanın bilgisayar mühendisi
olarak en zirvesinde dolarlar havada uçuşuyor zengin ya mustafacım dedi biz dedi otele gittik dedi böyle bu şey gibi a u yapanlardan bu zikrullah dedi sizin o yaptığını bizim yaptığımız gibi dedim abi ne yapıyorsunuz dedi ki mesela bizde ben de araba kullanıyorum o da arkada işte gitmişler böyle dakikalarca omm tarif ediyor dedim abi omm demek de Allah demenin arasında fark var dedim ya ya tamam da dedi hani birbirini çağrıştırmıyor mu dedi abi nereden çağrıştıracak dedim ya sabahtan akşama kadar aa de bir de dolar verdin
değil mi ona dedim ben verdim dedi Bursa'da birisiyle tanıştıydım işte Mudanya'ya gelmiş kırmızı noktalı ondan sonra işte filancaların şanslarına katılırsan o şans bin dolar bir üst seviyedeki şansa katılırsan bir şans iki bin dolar bir üst seviyedeki şansa katılırsan üç bin bir üst dört bin e dedim kırmızı noktalıya katılırsan on bin dolar dedi şans dedi bir saat bir saat kırmızı noktaya bakıyorsun on yapıyorsun on bin dolar veriyorsun otel parası hariç dedim bu ne ya Mudanya'ya gelmişler Mudanya'da bir beş yıldız
oteli oturmuşlar gideceksin on diyeceksin on bin dolar vereceksin ulan garibana beş yüz dolar ver desen vermezler vermezler hani diyor ya Cenab-ı Hak Musa'ya hadisi kutsi de bir açı doyursaydın beni doyuracaktın bir açı doyursaydın beni doyuracaktın bir yoksulu bir çıplığa giydirseydin beni giydirecektin bir hastayı ziyaret etmiş olsaydın beni görecektin yanında diyor yanında beni görecektin hadisi kutsi ama biz bir açı doyurmayız gider om der on bin dolar veririz dedim sen Müslüman mısın şimdi onu diyene Müslümanım
bu ne dedim sapkın Müslüman reenkarnasyon inanıyor ya nasıl Müslümansın değilsin ruhu bir daha gelip gidecekmiş neden bu nereden çıkardın bunu gitti Hindistan'dan geldi gitti Hindistan'dan geldi yani o kimse diyorum ki iman etmeniz lazım İngiltere'den arıyorlar seni işte Arabi sohbetlerinizi burada dinlemişler işte böyle siz bunlara özel sohbet eder misiniz buradaki kardeşler dünya kardeşliği ee işte Hristiyan Yahudi Budist Putperest Mevlana okuyorlar Arabi okuyorlar işte sizin de sohbetleriniz manevi derinlikli ee
işte böyle bunlar hep beraber gelin ondan sonra Hristiyan Yahudi Putperest dinsiz imansız ne oldu karma orta yere bir çorba yapalım bir salata yapalım hep beraber cennete gidelim yok böyle bir şey ben diyorum yok ayetle sabit bugün dininizi tamam ettim size din olarak İslam'ı seçtim eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu demezsen cehennemliksin ebedi iman edeceksin iman edeceksin yok nefis terbiyesi yapıyorlarmış Hindistan'a gidiyorlarmış ot yiyorlarmış çöp yiyorlarmış günlüğü beş yüz bin dolar
veriyorlarmış nefis terbiyesi yapıyorlarmış riyazat yapıyorlarmış dedim ya gelin günlüğü bin dolar değil hiç para vermeye nefis terbiyesi yaptırayım yiyin için siz israf etmeyin İslam güzellik din yedirir içirir israf ettirmez dedim ya siz nereden buldunuz bu dini böyle işte ben de paraya kancam ya yani bir gideceğim orada konferans vereceğim onlarla oturacağım A-U-U yapacağım işte hocam yanlış anlamazsınız neyse ücretinizi vereceğiz dedim yok bizde ücretli bir şey yok nasıl yani basbaya o bizim tekke buradayken o zaman
bir ara bir profesör bayan geliyordu yanında 6-7 kişi birden geliyorlar gidiyorlar filan Cafer'le görüşüyorlar oyuna en son noktaya geldi işte konuşuyoruz biz şeyle oradaki misafir odasına o da gelecek böyle işte değişik bir tedavi usulü uygulayacakmış herkese ben de gazı veriyorum biz hepimiz rahatsız hastayız biz hep beraber deliyiz cemaat olarak diyorum ben sen gel asıl terapiyi bize ver normal değiliz diyorum ben hocam ben şimdi o bakıyor şimdi kalabalık ya diyor ki menbayı buldum işte kişi başına şu kadar para
alsam bu kadar para götürürüm buradan ama bir havalar bir havalar çantasını birisi taşıyor işte torbasını birisi taşıyor sizde hiç iş yok biz çanta sırtımızda geliyoruz çanta sırtımızda gidiyoruz ne kapıda karşılayan var ne peşimizde koşan var bunun arkasından ordu geliyor ordu gidiyor herkes hocam hocam maşallah subhanallah iyi son nokta dedim ki harika çok güzel ne zaman başlayın hemen başlayın dedim biz dedim ilk terapi bizce olsun ilk müşteri biz olalım başlayın hemen harika ama dedim hocam burada dedim ücret olmuyor
nasıl yani basmaya biz dedim burada tekkenin kapısından içeri girilince burada her şey ücretsiz dedim ücret yok burada hiç ücret alınmıyor hiçbir şey ücret almıyoruz biz dedim hatta neredeyse dağıtacağız millete dedim hani para dağıtacağız o kadar paramız yok dağıtamıyoruz yoksa desek ki tekkenin kapısına buraya kapıya koysak desek ki her sohbete gelene yüz lira vereceğiz burada oturacak yer bulamazsınız kıymetini bilin ha dışarı çıkana yüz lira vereceğim içeri girene değil sizde yer kalır mı burada valla kalmaz herkes dolar
buraya demiş dedim biz neredeyse biz vereceğiz dedim ama dedim o kadar yok o yüzden veremiyoruz dedim ben biz dedim ücret almıyoruz böyle bir canı sıkıldı bir morali bozuldu bir asabı bozuldu rengi mengi değişti o naifliği kibarlığı yumuşaklığı bir anda gitti kalkın dedi gidiyoruz avanesine neden e para yok şimdi insanlar paralı olan şeyleri seviyorlar Allah muhafaza eylesin batıla dalanarla batıla dalardık din gününe inanmazdık bu din gününe inanmazsa ne yapıyor namazı terk ediyor orucu terk ediyor harama helala dikkat etmiyor
hesaba çekileceğini hesaba çekileceğini inanmıyor unutuyor veya inanmıyor hafif alıyor haramı güp güp yutuyor rüşvetmiş güp güp yutuyor harammış güp güp yutuyor haksızlıkmış güp güp yutuyor hesap gününe tam olarak imanı kemal bir şekilde inanmıyor çünkü inansa hesap vereceğini haksızlık yapmayacak arsızlık yapmayacak ursuzluk yapmayacak inansa o zaman kendini derleyip toparlayacak Allah muhafaza eylesin o zaman işte ölüm gelince tövbe kapısı da kapanıyor ebedi cehennemlik oluyor Rabbim ümmeti Muhammed'i muhafaza eylesin
kamil kafir bile olsa o küfür din ve şeriat haline gelir yani normalde kamil bir insanın küfrü din ve şeriat haline gelir normalde şimdi buna örnek bul bize evet kamil küfür bile küfür bile etse onunki din ve şeriat olur kimin oldu sahabeden bir kimse vardı ona çok eziyet ettiler ona çok çile çektirdiler müşrikler en sonunda o ne dedi evet ben atalarımızın dinine dönmüş oldum dedi onlara küfür oldu mu oldu sonra gitti peygamberin yanına sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yanına üzüldü dedi ki ben dedi böyle böyle yaptım
Allah resulü ne dedi ona sen bunu dedi kalben söylemedin o yüzden dedi bu küfür yerine geçmez ne oldu din ve şeriat oldu bir kimsenin bu sefer ondan şeriat çıktı neydi çıkan şeriat eğer bir kafir zalim bir kimse senin dininden dolayı sana eziyet etmeye kalkar zulmetmeye kalkar işkence etmeye kalkar uzuvlarından birisine zarar verecekse sen onların önünde dinden döndüğünü beyan edebilirsin şeriat çıktı buradan islam hukuku çıktı işte hazreti pir diyor ki o kimsenin yapmış olduğu şey diyor din olur şeriat olur tamil bir insanın
tüfrü burada göz göre göre küfre düşmek değil zorlandı işte diyelim ki zehir içiriyorlar geçmiş ümmetleri ne yaptılar ateşleri attılar çukurları normalde ateş yaktılar inananlara ateşler attılar bir kısmı dedi ki biz dinimizden vazgeçtik aman kalben onlar vazgeçmiş miydi hayır kimisi de atıldı ateşe onlar onu da söylemediler bunun gibi ama o kimse kafir de olsa hani o noktada küfre de düşse onunki din ve şeriat oldu o kalbi çünkü le palek iman ama öbürki illetli olan kimse o zehirli yılan gibi o zehir saçan bir mahluk gibi
o etrafına zehir saçtı Allah muhafaza eylesin ama kamil bir insan panzehir gibidir mürşidi kamiller panzehir gibidir sağlam müminler panzehir gibidir birileri zehir saçar o panzehir verir zehre karşı panzehir verir sen kendine panzehir vura ön verecek bir kamil arabıl zehir saçandan uzaklaş ey yayan olduğu halde süvari ile yarışa girişen sen bu müsabakada kazanmayacak onu geçemeyeceksin iyi misin iyisi mi dur kemale ermemiş sufi adayı cahil sen nereye üstadla
yarışacaksın sen üstadla nereye boyu ölçüşmeye kalktın sen cahillik edip kendini onunla aynı mı gördün hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu hiç cahillerle alimler bir olur mu daha dur bakalım sen dün bir bugün iki sen ne gördün de ne yaşadın da üstadınla yarışmaya kalktın ona kafa tuttun sen sabahları ne içiyorsun kardeş o halde sen kalkmışsın da kendi günah keballerine bakmadan üstadla maddi manevi yarışacağım diye uğraşıyorsun ona laf yetiştireceğim diye uğraşıyorsun onunla cedelleşeceğim diye uğraşıyorsun sen yetmiş bin
tehdit çeksen o bir sefer tehdit çeksen senin yetmiş bin tehhine bedel olur onun bir tevhidi sen ne yapıyorsun hani geldi ya Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri eşlerinden birisi elinde tesbih sabahtan akşama kadar tesbih çekiyor dedi ne yapıyorsun Allah'ı zikrediyorum ona dedi ki sen bu kadar çok zikrediyorsun ben şunu diyorum dedi senden fazla sevap alıyorum bunu de dedi evet o bir sefer la ilahe illallah dese senin yetmiş bin tevhidine bedel olur onun bir tek tevhid çekmesi sen nereye cedelleşiyorsun
sen günde yetmiş bin salatu selam getirirsin o bir tane salatu selam getirir senin yetmiş binine bedel olur sen bir fatiha oku sen yetmiş bin fatiha okursun o bir fatiha okur senin yetmiş binine bedel olur sen kimle yarışıyorsun sen okuyacağım diye uğraşırsın o aklına getirir kalbine getirir nazar eder yeter ona sende ne üstatla yarışılmaz cedelleşilmez onun önünde bilgiçlik taslanmaz bir alimin önünde talebe bilgiçlik taslamaz bu zaten edepsizlik olur cehalet olur yanlışlık olur olmaz bir sahabenin peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
hazretlerine bilgiçlik taslaması mümkün mü? bir müridin mürşidine bilgiçlik taslaması mümkün mü? değil o yüzden sen daha heva hevesinden konuşuyorsun senin ilmi ledinin yok senin kalbine daha henüz ilmi ledinden bir damla damlamamış sen ilmel yakin aynel yakin hakkel yakin merhalelerini geçmemişsin sen peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde fani olmadın sen daha üstadında fani olmadın dur bakalım sen bir üstadta fani ol sen bir çileye ram ol bir sıkıntı yaşa bir hesaba çekil daha ne gördün ki üstadla yarışacağım
diye uğraşıyorsun gidilecek çok yolun var Allah muhafaza eylesin o yüzden sen bu halinle manevi tokadı yersin üstadın sözüne söz koyar üstadın sözünün üzerine söz koyup da inadına inadına konuşursan manevi tokadı yersin üstadının adabına erkanına tabi olmazsan manevi tokadı yersin sözünü dinlemezsen manevi tokadı yersin yapma dediğini yaparsan manevi tokadı yersin yapma dediğini yapmak üstadla cedelleşmektir yapma cedelleşmektir bunu yap dedi güç yetiremedi hadi üstad senin güç yetiremeyeceğin bir şey söylemez hadi
yapamadın eyvallah ama yapma dediğini yapıyorsan cedelleşiyorsun sen bu halinle bu müsabakayı kazanamazsın sen bu halinle ancak manevi tokadı yer perişan olur gidersin Allah muhafaza eylesin o yüzden yolda dökülenler çoktur yol kur'an ve sünnete tabi bir yol ise yolda dökülenler çok olur neden dökülür küstahlığından o kimsenin neden dökülür kendince kendi kendine bir şey zannettiğinden neden dökülür ya her ne kadar şey efendi böyle dediyse de ya bu iş böyle olmaz ya böyle olması lazım küstah senin ne işin var sufilik
yolunda sen git aklını ilahlaştıranların yanında otur bazen zaman zaman örnekliyorum ya ben derviş olduğunda yedi baharın otunu yediydim baktım onların alemini okuyorum aa benim kendimce ben hayat tecrübesi tecrübem var işte 15 yaşında ülkücü camiayla ondan sonra tanışmışım daha önce de hadi 15 diyelim lise çağında okulda haşır neşir olmuşuz 12 Eylül'ün en cafcaflı zamanında etrafımızda bir sürü insan var onları sevk idare ediyoruz 16 yaşında babasız kalmışız hayat mücadele adresine girmişiz alıyoruz satıyoruz ev bakıyoruz
şimdi hala da ben bakarım böyle işte ev bakmakta aciz Allah'ım derim ya ulan 16 yaşındayken ev bakıyordum şu insan şu gençliğe bak diyorum ben bazen şimdi 17-18 yaşındaki çocuklara bakıyorum Allah'ım çocuk mu narya diyorum ben 18 yaşındayken ev bakıyordum diyorum Allah'ım diyorum bir de 19-20 yaşına geldiğimde ben bir tane de ev bakmıyordum bizim racon o zaman kuvvetli bizde yanındaki bayanın parasını yemek onun onun yemek parasını o verecek bize hakarettir yanımızda birisi para çıkaracak kim olursa olsun bize hakarettir
hakarettir meyhanede pavyonda bardağ öyle birisi bizim yanımızda para çıkaracak hakarettir o Mustafa Özbağ'a hakaret o Mustafa Özbağ'a işte bakacak bir sandviç parası yanındaki kız arkadaşı verecek hakaret bunlar bizim için biz o kültürde büyüdük yetiştik biz birkaç bahar otu değil bir hayli bahar otu yedik ele astık onu eledik genç yaşta onu eledik dedik ki tamam derviş olacağız iyi ama ben dükkan çalıştırmış batmışım meyane çalıştırmışım batmışım evet şimdi bazen insanlar bakıyorlar beyaz sakalı bir şeyden anlamaz
işte hocam ben çok uçuk yaşıyorum yavrum gel bakayım ne yapıyorsun diyorum uçuk yaşayıp da sen sen ne yapıyorsun kendince hayatını uçuk yaşadığını zannediyor bir gün bir vesileyle büroya böyle işte Bursa'nın tanınmış pavyoncuları geldiler ben şimdi bir şey bilmiyormuş gibi oturuyorum böyle konuşuyorlar birine dedim sayan orada hala daha sahnesi döner mi dedim hocam sen nereden biliyorsun dedi ya he dedim orası döner sahneydi dedim bizim gençliğimizde ilk orası olduydu dedim hani kendi kendinizi atıp tutmayın yavaş olun
sakin olun siz daha kısa dondan dolaşırken biz oraları kapatıyorduk orada kavga çıkarıyorduk dövüyorduk dövülüyorduk sakin olun böyle kalıyorlar şimdi neymiş arkadaş uçuk yaşıyormuş otur lan oturduğun yere orada da edepsizlik etme sebep senin daha bırak tüysüzdün sen biz oraları bıraktık tüysüzdün tüysüzdün sen tüysüzdün daha tüyün bitmemişti senin biz bıraktık oraları bizi uçuk yaşamaktan bahsetme veyahut da böyle argo konuşup da böyle ağır ağır bir rolleri çizme çizerir seni sakalımızın beyazı seni aldatmasın bakma sen
biz böyle dervişlik yapıyoruz şimdi hani ah böyle bağrına vuruyordu birisi bu dervişlik yaktı beni diyordu diyordum beni de dervişlik yaktı sakin ol dervişlik böyle bir şey e şimdi sen nereye boyu üçüçcemde uğraşıyorsun biz bütün her şeyi eledik geldik şeyhimizin dibine oturduk dizinin dibine dedin ki Mustafa Özbağ bildiğin her şeyi unut bildiğin her şeyi unut hiçbir şey bilmiyormuş gibi duruyordum şeyh efendinin yanında hiçbir şey bunu böyle yapacağım Mustafa Efendi emredersiniz efendim bunu şöyle edeceğim Mustafa Efendi
emredersiniz efendim şu şöyle olsun Mustafa Efendi emredersiniz efendim bildiğin her şeyi unut küstahlık yapma biz ikinci üçüncü sefer ayakkabı almaya gidiyoruz bakıyorum şimdi ben tanıyorum benim yaptığım iş ben bayanın ayağına bakayım otuz yedi mi otuz sekiz mi bilirim hala daha bilirim bir gittik iki gittik ben tabi birkaç böyle esnafı orada söyledi Mustafa Efendi sen bu işi biliyorsun dedi biraz efendim işte bir böyle hep şeyhefendiye böyle modeli geçmiş olanları satıyorlar İzmir'de İzmir esnafı uyanık o ayakkabıcılar
o zaman iki çeşmelik agora orası sırf ayakkabıcı oğlum senin yaşın yetmez hala davarmışam orada değil mi evet orayı sokak sokak bilirim han han bilirim dedim efendim müsaade ederseniz ben dedim bir kasa ayakkabı yapayım dedim Nevşehir'de dedim çocuklar satarlar olur hala yap Mustafa Efendi dedi ben şimdi gidiyorum yeni modelleri yatırıyorum boyuna ben şimdi öyle bakıyor Mustafa Efendi oğlum bunlar dedi Nevşehir'de gider mi dedi gitmezse iade ederiz dedim şey alana da var bunlar gitmezse iade gelecek haberin olsun dedim
böyle baktı hiç şeyhefendiden iade de almıyorlar alıştırmışlar onu böyle şeyhefendide bir şey demiyor hakka teslim Allah'ın sana ben ayırdım onları hemen onları bir güzel kendim kasalattım orada siz bilmezsiniz önceden tahta kasalar var hemen onu kasalattım üzerine de yazdırdım gönderdim ilk önce onlar satılmış oğlanlar demişler ki baba bunları kim ayırdı oğlum Mustafa Efendi ayırdı demiş baba ilk önce onlar satıldı demiş müşteri de değişti demiş o memur kadınlar bir duymuşlar burada güzel model ayakkabılar geldi diye
bir haftada bitirmişler zaten kadınlar bir şeyi duymaya görürsün böyle yani kadın duysun filanca yerde güzel model ayakkabı gelmiş hem de ucuz de tamam bitti ya valla alırlar çekirge süresi gibi gelirler bittiğini görürsün malam şeyhefendi iki hafta sonra geldi biz o zaman böyle telefon melefon yok gelecekmiş gidecekmiş rüyanda gör derviş sen rüyanda gör rüyanda bu fakir rüyasında görüyor gidiyorum sabah altı otobüsü var bizim bayındırdan belediye otobüsü alıyorum bileti ben yedi buçukta İzmir garajına iniyor sekizde de o
iniyor ben Nevşehir otobüs garajında Nevşehir peronunda bekliyorum şeyhefendi şoförün değil yan tarafın cam dibi de değil koridordan biletini alır ezber bu bizde şeyhefendi başka bir yerden bilet alınmaz önde üç numara cam kenarı değil koridordan şeyhefendi floresan lambası gibi pırıl pırıl yanıyor otobüsün en önünde hemen karşılıyorum Mustafa efendi rüyanda mı gördün oğlum evet efendim maşallah Allah mübarek etsin kimsenin haberi yok Tire'de dervişler var eski dervişler Çorumlacı Mustafa efendi'den kalma hiç kimse yok
bir ben varım orada ne mutlu günlermiş ne güzel günlermiş dervişlik o zaman güzelmiş gidiyoruz o garajın karşısında ne orası gıdacılar çarşısı gıdacılar çarşısında çorbacımız var dükkanı biz açıyoruz orada bir çorbacımız var gidiyoruz ondan sonra orada bir karışık kelle paça bizden halis kelle paça böyle fokur fokur kaynıyor da kazanda kelle paçayı içiyoruz ondan sonra ayakkabıcılar çarşısına dedi Mustafa efendi oğlum senin ayırdığın o ayakkabıların hepsi satıldı dedi oğlanlar gönderdi dedi git baba Mustafa abi gene bir ayakkabı
ayırsın dediler dedi ben bu sefer komple malı ayırdım ona bak baştan ben biliyorum demek yok ben hala daha bilmiyorum sonra o bölgede olduğum müddetçe ben her ayakkabı almakta beraber aldık hep malları ben ayırıyorum sonra yavaş yavaş hesaba da karışmaya başladım topla bakalım şu hesap nasıl dedi bir topladık çıkardık adamlar o zaman Fethullah Gülen cemaatindendi bir ayakkabıcının birisi her ayakkabı başına bir para yazmış cemaate yardım diye onu çıkardık o zaman için bakın onu çıkardım ben dedim nasıl böyle bir şey yaparsınız
bu hak değil ya işte şeyh efendiye dönüyorlar hocam işte paranın gittiği yer belli değil şeyh efendi beni işaret ediyor onunla konuşun niye oğlanla konuşun dedim bu haram bunu nasıl yaparsınız cemaat adına bu paranın cemaate gidip gitmediğini nereden bileceğiz bir siz bunu bu adamdan izinsiz nasıl yaparsınız hesaba kitaba bakmadığından bütün hesabı çıkarın ben haydi ortalık karıştı bütün hesabı çıkarın indirin bütün hesabı bütün hesabı indirdik alınan bütün ayakkabıların her tanesine o gün için belli bir para yazmışlar
bunu bizatihi yaşayan insanım ben dedim ya bu mu yaptınız ama şeyhin önünde bilgiçlik taslamak yok o müsaade edecek bana müsaade et mustafi sen ayır evladım emredersiniz efendim ben ayırırdım bildiğim kadarıyla üç ihlas bir fatiha okurdum yarabbi bana isabet ettir beni utandırma bana isabet ettir inşallah diyorum bu mallar satılsın mallara da üç ihlas bir fatiha okuyordum makamlara bağışıyordum beni utandırma yarabbi diye gidiyordu o zaman şeyhinle cedelleşme ona bilgiçlik taslama onunla yarışacağım diye uğraşma sen dervişliğini yaşa
Allah muhafaza eylesin yoksa ayağın ayağın burkulur düşersin ayağın kayar gidersin Allah muhafaza eylesin evet sihirbazların ne buyurursun asayı önce sen mi atarsın yoksa biz mi atalım diyerek musa aleyhisselama hürmet edip onu ağırlamaları musanın da siz atın demesi konu başlığı bu önümüzdeki hafta Allah izin verirse inşallah sağlık afiyet verirse buradan bu konu başlığından inşallah devam edeceğiz şurada birkaç soru var inşallah onlara da bakalım ondan sonra inşallah sema başlasın bir bayanın vasiyet ettiği bir yer
varken eşinin karar verip benim köyüme gömüleceksin deme hakkı var mı İslam'a göre ölüsüne de mi karışacak bak dilisine karıştı kadın vasiyet etmiş kadının vasiyetine çocukları tabi olacak benim anne dedem var ya Efe olan Yunan'ı kovalanlardan böyle söylüyorum böyle Yunan sempatizyenlerin canları sıkılıyor vallahi Yunan'ı kovalamış hem nasıl kovalamış böyle öylesine kovalamış ki hırsını hıncını çıkaramamış kızanlarıyla beraber ben o Efe'nin kızının oğluyum adam belinde silahıyla öldü ayağında körüklü çizmesiyle öldü
körüklü çizmeyle dışarı çıkamıyordu onun mest haline getirdiler körüklü çizmesini evinin içinde körüklü çizmeyi giyiyordu gıcırt bir de çirişti o belinde onun bir tane toplu silahı vardı onunla öldü adam Efe'nin vazgeçmedi Mehmet Efe aşağı Mehmet Efe yukarı ölünceye kadar dimdik adam gibi öldü bunlar da torununun oğlu şu kakaya beş kuşak Mehmet bunlar Mehmet oğlu Mehmet 6. mısın 5. mi sen 6.
otur 6. Mehmet bu evet bundan önce bir Mehmet daha vardı o vefat ediyor aslında 7. oluyor evet hepsi Mehmet tapuda bile karışıyor ortalık tabi normalde dedemin evi satılırken normalde deyimin evi satılmış ortalık bir alabora oldu ondan sonra babası Mehmet'e dedim ki oğlum ben anamdan duydum anam dedim parasını almış o yüzden dedim biz sana imza vereceğiz ama dedim geri kalanına bir şey diyemem küçük teyzem var onun telefon açtım dedim parayı aldı herkes anam öyle dedi aa filancalar alıyor ben de alacağım dedi bir şey diyemem
dedim kimseye aldılar değil mi onlar aldılar şimdi böyle hepsi de Mehmet olunca tapuda da karışıyor hepsi de Mehmetoğlu diye gidiyor tabii annem bayındırın böyle çok eski yerlisi yaklaşık 450-500 yıllık oradan Denizli'den gelmişler zaten ondan sonra böyle eski yani dedemin bir evi vardı Hanay sonra Mehmet yaptı oraya da biraz derledi toparladı çok eskiydi çünkü birisi Amerika'ya gitmiş orada 300 yıllık ev gösteriyorlarmış lan benim anneannemin evi 500 yıllık 100 yıllık evi tarihi eserde gösteriyorlar 100 yıllık evi
dedemin evinde her odada banyo vardı biliyor musunuz? her odada her odada banyo vardı zengin evi dedemin kayınçoları da Efe anneannemin oğlan kardeşleri de Efe yani herkes Efe herkes birbirine tozutturuyor bir de işin o tarafı var ben onun torunuyum şimdi hani öldükten sonra mevzuya geleceğim anneanneme diyorum ki anneanne hadi seni Bursa'ya götüreyim dedem öldü filan fişon anneannem dedi ki aa gelemene oğlum dedi anneanne neden dedim deden darılır dedi lan anneanne dedim ya dede mi kaldı kemikleri bile çürüdü gitti
un ufak ol dedim ya aa oğlum oradan bile darılır o bana dedi yani darılır dediği kızar küsmek değil bakın küsmek demiyorlar darılır diyorlar kızar demiyorlar darılır diyorlar tabir bu anneannem dedi oradan bile darılır o bana dedi oturmuş yerleşmiş kadına dedim anneanne hiç dedim daha öncesinden de sordum hep ben bunu teyit ediyorum anneanne hiç dedeme hayır dedin mi aa oğlum nereye değilsin dedi hiç demedim dedi böyle duruyordu hiç demedim diyordu hiç demedim mi diyordum ben hiç demedim diyordu bir sefer sözünü geciktirmiş
bundan önceki Mehmet yani babasının Mehmet'inin babası Mehmet dayım yeni evlenmiş sonradan kafa yapıyorduk dayımla biz daha yeni evlenmiş yengemi almış yengem de böyle nasıl söyleyeyim ağzı var dil yok yengemi yani dayıma böyle hayır demesi yengemi mümkün değil yengem öyle bir kadın ölmezden önce dedim yenge sen dayıma hiç hayır demedin ben dedim bildiğim bileli dedim orucunu tutuyorsun tutuyor mu oğlum dedi bildiğim bileli ben dedim seni bildiğim bileli namazını da kılıyor kılıyor mu oğlum dedi sen dedim dayım gibi
bir adamı da sabrettin dedim böyle yaşadın yaşadım oğlum dedi ehli cennetsin sen de yenge dedim ya sen dedim ya dayım bizim annemin sülalesi normal sabredilecek bir sülale değil yani şimdiki kadınlar hayatta zor yapan çıkar belki de de kapıyı kapatmayalım yani elinde bir çubuk var vuruyor çubuğu vuruyor seslenmiyor yengem geliyor buyur diyor şu bacağımı biraz açık şu tarafa at diyor size bu şaka gelir yengem alıyor bacağını şimdi azcık yan tarafa getiriyor püh eşek kerata çok götürdün diyor hemen açık hah şimdi tamam diyor
biz seyrediyoruz böyle yani bu ötelerden gelme bir adam yani bacağını açık o tarafa birazdan geçiyor on dakika on beş dakika vuruyor yengem geliyor neredeyse sese buyur diyor bacağımı açık bu tarafa getir diyor eski yerine getir gözümüzün önünde yaşanıyor bu dayım bir tane gömleğinin düğmesini kendisi çözüp kapatmamıştır deden de dahil buna pantolonun düğmesini iliklememiştir dayım o fermarlı pantolonu bilmiyordu zaten yani keşke bilseydi ve çoğması uğraşılmazdı şimdi toparlayayım öldükten sonra mezar meselesine geleceğim
anneanneme diyorum ki götüreyim seni vursaya deden oradan darılır bana diyor öldükten sonra dayı kadının tabiyeti öldükten sonra dayı devam ediyor hiç hayır dememiş ya bunun dedesi evlendiğinde bıdırtı geliyor yukarıdan hanaydan kalkınlar demiş bunlar ne konuşuyor dinle anneanneme anneannem de demiş ki aman herif ne konuşuyorlarsa konuşsunlar demiş bu kadar dedemin yastığının altında bıçak tara balta silah yastığının altında annem de rahmetli öyleydi onu da yastığının altında hem bıçak var hem tara vardı biz tara diyoruz
böyle karga burunlu keskin sonra annem bir arada şey istedi benden illaki silah istediler anneannem ne yapacaksın silahı sen bu yaşta sen getir bana sen Seyid Taş'ın yanında söylüyor bize Seyid Taş da çok seviyor öyle şeyleri anne ben getiririm sana dedi bak Seydo sen getirir götürür ben getirir götürürüm dedi lan git sen o da bir de silah al sen anam bir de silah aldı ölmezden önce lan ne yapacaksın ne yapacaksın ne yapacaksın soruyoruz soruşturuyoruz alttan giriyoruz üstten çıkıyoruz ondan sonra Seyid bir de ona ateş etmesini öğretti
şöyle ateş edeceksin böyle ateş edeceksin lan Seydo yapma bu yaştan sonra kadının cezaevinden mi bakacağız diyorum ben bu diyorum sonra tesbihle çıkacak içeriden bak diyorum yapma ulan diyorum şeker var hepimizde bizim yapma etme yok verdi onu sonra söyledi bana dedim yani neden aldın bunu dedim şimdi damat da vefat etti bizim bir damat vardı kız kardeşimin kocası sizin başınız belaya girecek diye dedi ben vuracaktım dedim bunu mu düşündün ya düşündüm dedi baktım gördüm dedi bunların başları belaya girecek bunlar cezaevine
gitsene ben gireyim dedim dedi şimdi dedem yani annemi anlattım ki dedemin profili çıksın diye silah edecek böyleler dedem işte anneannem böyle söyleyince aman herif deyince dedem yastığının altından o esnada bıçak eline gelmiş hemen ensesine dayamış kesip atıvereyim lan sen ben demiş demiş sen beni dinlemeyeceksin herhalde demiş anneanneme o korku girmiş bitmiş kadının hayır demesi sakın bu sohbeti dinleyip eşinize böyle bir şey yapmayın cezaevinde soluklanırsınız eş meş bulamazsınız bir de adınız çıkar eşine bıçak çekti
diye hoş zaten şimdi eşe böyle yüzünüzü dahi ekşitemezsiniz şu var ya bir yasa kaldırıyorlar telefonu eş yüzünü ekşetti beni her an için dövebilir ben burada tacize tecavüze darpa mazhar olabilirim bitti karga tulumbu altı ay uzaklaştırma alıyorsunuz dikkat edin evet o yüzden burada an demiş ya benim köye gömüleceğim diye demek öldükten sonra sözünü geçirecek geçmişteki oruç borçlarımı hesaplarken hatırımdaki iki olay içinde içimde kuşku var bilgi verebilir misiniz kaza mı kefaret mi tutmalıyım emin değilim e kuşkuyu
yazmamışsın kaza tut kolaylaştırayım ben kefaret deyince 61 olacak yani biraz da tasadduk et ortalığa varsa parampolu bir arkadaşlar ile sahurda imsağın geçtiğini fark ettik biri asıl imsağın aslında yarım saat sonra olduğunu bazı hocaların fetva verdiğini söyledi ve su içtik aradan yıllar geçti öğrendim ki bu fetvayı verenler abdülaziz bayındır ve avanesi orucum kazamı kefaret mi al işte dedim ya az önce manevi hastalığı olanlar böyle etrafına manevi hastalık yayıyorlar sen kaza tut Allah Allah bizi affetsin abdülaziz bayındır
zikzakları olan bir kimse yani aynı bir sohbetin içerisinde hadisleri inkar ederken aynı anda Allah resulü de böyle buyurdu deyip hadis inkarından vazgeçiyor bir daha hadis inkar ediyor çok tehlikeli Allah muhafaza enes iki küçükken bir yerde susam tanesi kadar bir şey yener ise orucun bozulmayacağını dair bir yazı gördüm o gün gelip giden susam tanesi büyüklüğündeki ekmek parçalarını yedim muhteşemsiniz ya o zaman ekmekleri ufala susam tanesi gibi sabahtan akşama kadar civciv gibi ya küçükken olmuş ya sen yine de
kaza tut Allah affetsin biz ya güzel insanlar ya şimdi o şundan ağzının içerisinde böyle susam tanesi veya ondan daha az bir şey bir ekmek kırıntısı veya yemek kırıntısı geldi gayri ihtiyarı onu bakın gayri ihtiyarı yuttun oruç bozulmadı gayri ihtiyarı yuttun ihtiyarı değil o yüzden veyahut da gayri ihtiyarı mesela işte ağzına sinek kaçtı tükürceksin onu ama sinek kaçtı ağzında dururken yuttun oruç bozuldu ama sen sineği kapacağım diye uğraştın o zaman oruç bozuldu veyahut da işte yağmur yağıyor sen yağmurdan sakınıyorsun
kar yağıyor kardan sakınıyorsun sen ama gayri ihtiyarı bir yağmur tanesi dudağına geldi veyahut da kar tanesi dudağına geldi gayri ihtiyarı oruç bozulmadı geleni yuttun oh ne güzel dilini uzattın yağmur tanesi yalıyorsun oruç bozuldu Allah bizi affetsin el fatiha ma selamat amin
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.