Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 9 Nisan 2023 · 46:36
Önzübillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, iftâle zikr fâlemennehu, lââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââ devam edeceğiz inşallah.
Konu başlıyor. Feridettin Adlar'ın Allah ruhunu takdis etsin sözünün tefsiri. Ey gafil sen nefis ehlisin. Toprak içinde kan yedir. Fakat gönüle sahip olan kişi zehir bile yese o zehir bal olur. Gönüle sahip olan kişi bu Hazreti Pir'in sözü. Bu sözü şerh ediyor.
Gönüle sahip olan kişi apaçık öldürücü bir zehir bile yese ona ziyan gelmez. Feridettin Adlar Hazretlerinin bu ey gafil sen nefis ehlisin. Toprak içinde kan yedir. Fakat gönüle sahip olan kişi zehir bile yese o zehir bal olur. Sözünü Hazreti Pir şerh ediyor. Biz de onun şerhini şerh edeceğiz şimdi. Bu böyle o Feridettin Adlar Hazretlerinin sözünü şerh ediyor. Biz de onun dolayısıyla sözünü şerh edeceğiz. Şerhin şerfi olacak bizimkisi. Allah bizi affetsin. Buradaki kasıt gönüle sahip olan kasıt Allah'u alem fena filah ve kabillah'a ulaşmış olan o hal ile hallenmiş olan mürşid-i kamiller.
O mürşid-i kamiller o veliler normalde sufi dilinde gönül ehli olarak nitelendiriliyor. O bir gönül ehlinin yolundan gidiyor. Yani bir mürşid-i kamilin bir veliye tabi olmuş onun yolundan gidiyor. İşte o gönül ehli olmuş yani fena filah bekabillah gelmiş meratibleri bitirmiş nefis olarak nefis olarak emmara levame mülhüme mutmainne râdiye mardiye makamlarını geçmiş nefsi terbiye etmiş ve en son safiye makamına yerleşmiş.
Kalp hâli olarak da bu nefsin meratibleri bir de kalbin meratibi var. Bunu böyle ben ayırt ediyorum ya kalbin meratibi de ilmel yakin aynel yakin hakkel yakin kalbi meratib olarak da ilmel yakin aynel yakin hakkel yakin noktasına ulaşmış. O kimse artık ehil bir mürşid-i kamil olmuş. Bu iki meratib tamamlanınca o kimse ehil bir ne oldu? Mürşid-i kamil oldu. Gönül ehli oldu. Nefis meratiplerine geçti. kalbi meratiplerde yürüdü. Oraya da geçti. Artık o zehir de yese ona bal olur. Bu zehir yemesi ona nasıl bal olur? Bir başkası zehrin kenarından geçse o helak olur. Ama o öyle olmaz. hani Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerine birisi hediye getirdi.
Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri ona nazar etti. Baktı ki hediyede haram kazanç var. Ondan sonra dedi ki biz bunu kabul edemeyiz. O kabul edemeyiz deyince o kimse Hazreti Mevlana Celaleti Rum Hazretlerinin yanına gitti. Hazreti Mevlana Celaleti Rum Hazretlerine o hediyeyi takdim etti. Hazreti Mevlana Celaleti Rum Hazretleri de kabul etti. Ondan sonra tabi o hediyeyi götüren kimse şaşırdı. Ondan sonra dedi ki efendim bir sorun var sor dedi. Dedi aynı bu hediyeyi Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerine götürdüm. O dedi kabul etmedi. Ama size getirdim siz kabul ettiniz dedi. O da ona dedi ki Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri dedi süt denizi gibidir. Hani onun dedi içine bir necaset girmiş olsa o süt gibidir.
O bozulur dedi. Adam aldı kalktı geldi Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerine dedi ki senin kabul etmediğini Hazreti Mevlana kabul et dedi. O da dedi ki ondan sonra aynı adama Hazreti Mevlana dedi derya deniz siz gibidir. İçine ne atsan kabul eder dedi. Ve içinde o görünmez bile dedi. Şimdi demek ki bir o zat büyük bir zat olunca siz onun normalde o ne yapıyormuş o kimse zehir döksen ona onda bal oluyor.
Onu etkilemiyor. Hani Nakşibendilerde zehir içmek de şeydir ya keramettir. Şahı Nakşibendi Hazretleri Nakşibendilerin delili burhanları zehir içmektir. Nasıl rufailer ateş yalarlar ondan sonra şiş vururlar ya kadirler de kılıç vururlar. Her tarikatın kendince bir şeyi vardır. Ne o? Tabiri caizse burhanı vardır. Mesela rufailer ateş yalar şiş vurur. Kadirler kılıç vurur. Nakşibendiler örneğin Nakşibendiler ise zehir içerler. Nereden geliyor? Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'den. Hani mağarada yılan onu ısırdı ya zehirini sundu.
Allah Resulü bir taşı yaladı ağzına verdi. Taşı yaladı ağzına verdi. Zehire panzehir oldu onun tükürüğü. Ağız taşı şeyi kültürü veyahut da ritüeli ta oradan gelir. sufilerde meşhurdur. Gıybet etmemek, dedikodu etmemek, iftira etmemek için devamlı Allah'ı zikretmek için ağız taşı kullanırlar. Bu nakşibendilerin içerisinde de bir ritüeldir, kültürdür ağız taşı. Bütün dergahlarda vardır bu. Tabi bunlar unutulmuş şeyler. İşte eğer gönül ehli olduysan zehir yesen bal olur sende. Bakın zehir yesen sende bal olur. Ama sen o hale gelmediysen bakın o hale gelmediysen sen o zehri yersen ölürsün.
Buradaki zehir heva hevestir bir derviş için. Heva hevestir. nefsaniyettir. Şeytaniyettir. Allah muhafaza eylesin. O çünkü normalde bir o hale gelmiş gönül ehlinin haline gelmiş bir kimsenin yanında dünya konuşsan onu bozmaz. Kadın kadın konuşsan onu bozmaz. Para makam mevki onu bozmaz. Bunlar manevi zehirdir. Eğer bozarsa bir kimse ama o hale ermeyen bir kimse mesela birisinin evini görse benim de böyle bir evim olsa der. Benim de böyle bir arabam olsa der. Dünya bozar onu. Paraya yıkılır. Haram kadına yıkılır. Makama yıkılır. Onlar onun nesi olur? Zehri olur. Ama o velizata o mürşidi kamil normalde eline geçen para pul makam mevki o hepsi de sufilere müritlere dağıtılır.
O böyle onun kendi nefsine bir şey yapmaz. Kendi nefsiyle alakalı hareket etmez. Allah bizi affetsin. O yüzden o bu tip şeylere meyletmeyeceği için ona zarar olmaz. Çünkü o sıhhat bulmuş. O sıhhat bulmuş. Yani o artık ereceği yere ermiş. Perhizden kurtulmuştur. Fakat zavallı talip henüz hararet içindedir. Yani o mürşidi kamil o gönül ehli artık perhizlerden kurtulmuş. Hani ne demek perhizlerden kurtulmuş? O daha önce dünya sevgisinden geçmiş, makam sevgisinden geçmiş, hevay hevesinden geçmiş, o dünyevi sevgileri terk etmiş, dünyevi sevgileri bırakmış. O normalde olsa da olmasa da Allah'tan razı olmuş. O öyle bir hale gelmiş.
Artık onu dünya bozmuyor, makam bozmuyor, mevki bozmuyor, kalabalık dervişler topluluğu onu bozmuyor. Herkes onun etrafında döndüğü halde o hakkın etrafında dönüyor. O dervişlerin onun olan temayülü onu bozmuyor. Şimdi birisini üç beş kişi etrafında dolduruyor, bozuluyor adam. Lan daha dur, daha üç beş kişisin sen daha. Üç beş kişi ona abi diyor, işte baba diyor, şeyhim diyor. Adam bozuluyor. Bir bakmışsın, kendini dev aynasında görmüş, nemrutlaşmış. Allah muhafaza eylesin. Onu bozuyor veyahut da biraz para buluyor o kimse. Para bulunca kendini kaf dağında görüyor. Kibir dünyasına atıyor kendini. Kibir dünyasına atınca bozuluyor. Para bozuyor.
Hani ümmetimi üç şey bozar dediği şey, onu da bozuyor. Allah muhafaza eylesin. Ama bir sufi için bu henüz daha kemale ermedi. O hararet içindedir diyor. Yani o sıhhat bulmadı. O yüzden onun normalde o sufi adayı kendisini perhiz edecek. Dünya sevgisinden, mal sevgisinden, makam sevgisinden kendisini perhizde tutacak. Kendini disiplin edecek. Üstadının sözünü dinleyecek. Başka yere kulak kasmayacak. O bütün himmetini, gayretini, gözünü, kulağını, kalbini üstadına bağlayacak. Perhiz bu. Dış sese, dış unsurlara kendisini kapatacak. Dervişlerin en büyük handikapı budur. Derviş şeyhinin haricindekileri kendisini kapatmaz.
Bu şu demek değil. İşte Cafer abi sen bana bir şey söyleyemezsin. Benim şeyhim söyleyecek. Bu değil. Sen yapılacak olan hizmeti yapacaksın. Ama sevgini, himmetini, gayretini üstadına bağlayacaksın. Kendini üstadına hemhal edeceksin. Diğer taraflara kapatacaksın. Heva hevese kendini kapatacaksın. Sen çünkü perhiz edeceksin. Ben hep derim bir kimse can kulağıyla üstadını dinleyecek. Perhiz edecek kendisini. Perhiz edecek. Can kulağıyla, canıyla, nefesiyle, her şeyiyle üstadını dinleyecek. Kur'an ve sünnete bakacak. Kur'an ve sünnet dairesinde kalacak.
en büyük perhiz bu. Din olarak Kur'an, sünnet, imamların iştahı yol olarak üstadını dinleyecek. Başka bir şey yapmayacak. Perhiz bu. Zaten haramlar haram, bu noktada haram, helal noktasında hiç kimsenin bir derdi yok. Ama en büyük sıkıntı dervişlerde üstadına karşı kendisini başka yerlerden perhiz etmesi. Bu geçmiş dönemde de kardeşlerin hatası buydu. Şeyh efendinin zamanında da insanların dervişlerinin hatası buydu. Ben diyordum ki şeyhinizi dinleyin. Şeyhin sana bir şey söyler, bir başkası ya bu böyle değildi, böyle olmaz der. Sen ne yapacaksın dışarıdan laf söyleyeni? Sen şeyhini dinle.
Şeyhin sana at demiş, at. Tut demiş, tut. Git demiş, git sen. Hatta burada sana git der, öbür tarafta bir başkası der ki, efendim o oraya gidiyor sorma, beni dinlemiyor ya, gitme dedim de gidiyor da. Sen bilemezsin onu. Ona git demiş. O gidecek. Onun gitmesini saklıyor belki de Şeyh Efendi. Nazara gelmesin diyor, bir şeye gelmesin diyor. Oğlum zaten çok iyi dinlemiyor beni der. Örneğin. Sen sana söylenilene bak. Gözünü, kulağını ona dik. Perhiz et. din olarak gözünü, kulağını sen Kur'an ve sünnete dik. Yol olarak üstadına dik. Perhiz et kendini. Ne zamana kadar? Kemale erinceye kadar.
Ne zaman sana şeyhin dedi, sen artık şeyh oldun? İlan etti, senin perhizin bitti. Sen o şeyhi dinlemesen de olur artık. Neden? Senin şeyhini ilan etmiş. Edeben dinlemişler yine de ölünceye kadar. Evet. peygamber buyurdu ki, ey cürretli talip, sakın hiçbir matluğ bile mücadele etme. Bunu şimdi biraz hadisleri karıştırdım. Elimdeki hadis kaynaklarını burada Hz. Pir'e iftira atmak, Hz. Pir'i kerih görmek değil derdim. Ama bu sohbetleri çok ince dinliyorlar. Kimisi eleştirel olarak dinliyor. Kimisi de öğrenmek için, yeni bir bakış açısı yakalamak için dinliyorlar. Eleştirel olarak dinleyenler mesela işte söyleyecek laf bulamıyorlar.
Ben şeyleri, ne o, beytleri şerh ederken varsa o konuda ayet, hadis ona biraz bir çalışma gerekiyor tabii. Ben o konuyla alakalı, o meseleyle alakalı ayet, hadislere bakıyorum, araştırıyorum. Şerh ederken mesnevi, ben ayet, hadis mantığı içerisinde şerh etmeye, okumaya çalışıyorum. Bu hadis şerifi ben elimdeki hadis kaynaklarında, hadis metinlerinde bulamadım. Bunu baştan söyleyeyim. Hz. Pir ey cüriyetli talip, bunu peygamber buyurdu ki diyor, ey cüriyetli talip sakın hiçbir matlub ile mücadele etme. Bu metin olarak benim elimde yaklaşık bir hayli hani şu ana kadar hemen hemen hadis kaynaklarının yüzde doksanı falan bende var. Ben bu hadisi bulamadım.
Ama Hz. Pir söylediyse ya mana itibariyle böyle bir hadis şerif vardır ya da ben bulamamışımdır. İkisinden biri. Ben kendimce bulamadığımı hükmediyorum. Ama o normalde muhakkak vardır ki Hz. Pir böyle bir hadis olduğunu söylemiş. Buradaki murat öyle ya bu söz söylenmiş ama bu söz mana olarak da doğru. Mana olarak eksik bir söz değil. O yüzden burada hani ey cüretli talip dedi. Talip dedi henüz nefis terbiyesini tamamlayamamış sufi adı. Yani o kimse ne zaman tamamlıyordu? Safiye'ye gelinceye kadar. Safiye'ye gelmediği müddetçe o talip hükmünde.
Neden? O çünkü her an için geriye dönebilir, geriye düşebilir, hata yapabilir, yanlışlık yapabilir. Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin derdi ki evladım Mustafa Efendi derdi. 4. makamdan 5. makamdan bile geri düşen olur. Bunları gördüm oğlum ben derdi. Hatta bir zatın ismini söylendi. Çorum Nacı Mustafa Efendi onun hatta halifelik icazetini vermiş. Sonradan oğlum nefsine uydu demiş. O zat için. Ondan sonra gidin ona söyleyin demiş. Tabi Şeyh Efendi'yi görevlendirmiş. git ona demiş söyle. Ondan sonra böyle böyle yapmasın, böyle etmesin, şunu yapmasın, burası yanlış gibisinden ona söylemiş. Tabi o dinememiş. Şeyh Efendi'yi de dinememiş. Şimdi onun arkasından devam edenler var.
Mesela işte böyle bir şey yaşandığını onlar ama biliyorlar, ama bilmiyorlar. bilmiyorlar. Ama Şeyh Efendi'nin bana naklettiği buydu. Şimdi bunu dervişler genel olarak çok bilmezler. Beni de Şeyh Efendi bir sürü vazifeyle vazifelendirdiği diye. Git filanca Zakir'e şunu söyle. Git filancaya bunu de. Git filancaya şunu şöyle şöyle yapmış. Bunu git onu anlat. Ben de sonuçta üstadıma tabiyim. Ben gider onlara söylerdim. Mesela onlar hep kızgın bana. yani söyleyen sanki benim. Benim üstadım göndermiş. Şeyh Efendi'nin öyle Allah affetsin şey yoktu kaldırdı telefonu gece saat on bir on iki bir iki telefon hep benim şeyde teyakkuz halinde.
Gece saat iki derler. Uykulu bile cevap vermeyeceksin ona. Ne o? Aa uyuyordun mu yoksa? Yok estağfurullah efendim sesim öyle çıktı. Uyumuyordum. Ha iyi o zaman. Oğlum git filancaya bunu böyle böyle böyle söyle. Emredersiniz efendim. Ne zaman yola çıkacaksın? Şimdi çıkayım efendim. Hala şimdi çık. Gece saat ikide yola çıkardım ben. Sabaha orada olurdum. Adam şaşırırdı. Lan sabaha saat sekizde adam burada. Selamun aleyküm aleyküm aleyküm … selam. Beni her git benim gönderdiğimi söyle. Onun gönderdiğini söylersin. Yok o bazen der benim gönderdiğimi söyleme. Git ona böyle böyle böyle söyle. Emredersiniz efendim. Gider söylerdim ben. Veya git bunu böyle böyle böyle yap.
Emredersiniz efendim. Bitti. Şimdi bundan dervişlerin haberi olmaz. Oradaki o zakire gelen tebligattan da dervişlerin haberi olmaz. bu nasıl söyleyeyim üst yönetimle alakalı. Yani bir üstad da bir zakire isterse kendisi söyler. İster başka bir zakirle haber gönderir. Örneğin. Veyahut da birilerini görevlendirir. Mesela geçenlerde bir mevzu oldu. Ben Cafer'i, Adnan'ı görevlendirdim. Dedim gidin bu işi böyle böyle böyle yapın. Tamam bitti. Bunun gibi şeyh isterse birilerini görevlendirir. Onlar o görevi icra ederler. Bu şimdi o yüzden o kimse de ne yapar? Onu yerli yerine oluşturur. Bir kimse toparlayayım meseleyi. Şeyhi onun şeyhliğini ilan etmediği müddetçe geriye düşebilir mi?
Evet. Şeyh Efendi'nin bana aktardığına göre halifelik icazeti verilmiş bir kimsenin dahi geri düştüğünü gördük. Mustafa Efendi dedi. Ey Allah! O yüzden nefse güven olmaz. Nefis temize çıkarılmaz. işte hep o taliptir. O kimsenin talipliği bitmez. Ne zamana kadar? Ta ki fenafillah, bekabillah'a ulaşıncaya kadar o taliptir. o yüzden talipten murat bu henüz kemale ermemiş olan sufi adayı. Peki matduptan kasıpte matdupta murat da bu fenafillah, bekabillah haline gelmiş olan kimse. Yani bir mürşidi kamil. Sakın burada Hz. Pir diyor ki sakın bir mürşidi kamille, bir veliyle mücadele etme.
Ona karşı çıkma. Ona itaat et. Hani hadis-i şerif, ayet-i kerime var ya Allah'a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Sen o matlupla yani o mürşidi kamille, o veliyle mücadele etme. O bir şey söylediyse tartışmayı bitir, konuşmayı bitir, itirazı bitir, teslim ol. Sana bir şey söyledi, ortaya bir şey söyledi. Bırak mücadele etme. Hilafına bir laf konuşma. Hilafına bir harekette bulunma. Eğer hilafına harekette bulunursan, onunla cedelleşirsen, kaybeden sen olursun. Hem madden hem manen kaybeden sen olursun. Ne yaparsanız yapın, size bu bir kardeş nasihadı. Ben bunu Şeyh Efendi'ye tabi olduğum zaman da söylüyordum.
Bütün arkadaşlara derdim. Arkadaşlar, ne yaparsanız yapın, asla ve asla şeyhinize muhalefet etmeyin. Onunla cedelleşmeyin. Bırak, senin nefsine ağır gelebilir o esnada. O bir konuda hükmettiyse teslim ol. Bu kadar. Cedelleşme, tartışma, meseleyi götürme. E ne olur? E o gerçekten o bir mürşidi kamil ise sana manevi tokat gelir. Hem de hızlı gelir. Dağılırsın, nereden dağıldığını bilemezsin. Perperişan olursun, nereden perperişan olduğunu bilemezsin. Sebebi şu, hani siz kim benim veli kuluma savaş açarsa, Allah da ona savaş açar.
Ve Allah veli kullarına savaş açanlardan yırtıcı hayvanın avından intikam aldığı gibi intikam alır. Dilini muhafaza eylesen mürşidi kamillere karşı. Dilini koru, cedelleşme. Gönlünü koru, periz ettir gönlünü, itiraz etme. Bakın, itiraz etme, koru bundan kendini. Allah muhafaza eylesin. O yüzden cedelleşirsen kaybedersin. Cedelleşirsen kaybedersin. İtiraz edersen kaybedersin. O yüzden kesinlikle ve kesinlikle mücadele etme diyor Hazreti Pir. Bunu Peygamberin ağzından söylüyor. Çünkü hadis-i şerifte dediğine göre Hazreti Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Pir'in bu manada demek ki bir hadisi var.
O yüzden sakın ve sakın Allah'ın sevgili kulları olan velilerle, mürşidi kamillerle cedelleşme. Allah'ın nebileriyle, peygamberleriyle cedelleşme. Peki nebiyle, peygamberle nasıl cedelleşir? Hadis-i şerifi inkar ederekten, sünnet-i seneyi inkar ederekten, onların yolunu inkar ederekten cedelleşir. sen peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetini inkar edersen cedelleşirsin. Allah o peygamberinin intikamını senden alır. Sen bir mürşidi kamille cedelleşirsen Allah senden intikamını alır. Sen birisini mürşidi kamil olarak görmemişsindir, veli olarak görmemişsindir, ağzına geleni söylersin.
Allah'ın intikamı acı olur. Bakın bir de yani senin elinde bir delil yok o kimsenin veli olup olmadığına mürşidi kamil olup olmadığına sen mürşidi kamil misin ki tümün mürşidi kamil kimin veli olduğunu bileceksin. Bilmediğin halde bilmediğini de bilmiyorsun kalkıyorsun cedelleşiyorsun. Perişan olursun. Allah'ın tokadı şimşek hızından daha hızlı gelir. Manevi tokadı. Rabbim muhafaza eylesin. Hani ben bazen derim ya Allah'ı zikredenlerle uğraşmayın. Onlara bir laf söyleme cedelleşme kardeşim ya bırak nasıl zikrediyorsa zikretsin. İşte sema ederekten zikir var mı? Sana ne ya? Sen yapma ya. Sana mı sorduk? Yapma sen.
Böyle zikir var mı? Yapma sen ya. Var. Sen olmadığını ispat et diyor. Biz yapıyoruz sen olmadığını ispat et. onlar tabi bizi sazan zannediyor. O zannediyor ki bir laf attığı ortaya ben haydi ona ispat için uğraşacağım. Geç lan dünkü çocuksun sen daha. Diyorum sen bir ayet hadis getir. Olmadığına dair yasaklanan bir tane hadis getir. Yasaklanan bir tane ayet getir. E biz de yapmayalım ya bırakalım hadi. senin hevahevisine tabi olacak değilim ya. Çok basit. Dervişlerle uğraşmayın dedim ya Allah'ı zikredenlerle uğraşma.
Allah'ı zikredenler Allah sever. Zikredeni Allah sever. Sen zikredenle uğraşma helak olursun. Allah'ın intikamı böyle şimşek hızıyla gelir. Zikredenlerle alakalı dilini koru. Allah'ı zikrediyor bırak ya. sana ne? Allah muhafaza eylesin. Sende nemrutluk var ateşe atılma atılacaksan önce İbrahim ol. E senin daha dur bakalım yolun uzun sende daha cehennem kokusu var. Sende ateş kokusu var. Bir insanda nasıl cehennem kokusu olur? O kimsenin üzerinde cehennemlik ameller vardır. Cehennemlik amel olanlardan manevi böyle bir cehennem kokusu gibi necis koku vardır.
Manevi o gıybet eder, o iftira eder, o dedikodu eder. Onun üzerinde cehennem kokusu vardır. O kokuyu alırsan burnunun direği sızlar. İnsanları koklamakla geçer ömrün. Dervişler zikrullah'ta oh Geylan Hazretleri'ni gördü ne kadar güzel. Asıl hal başka. O kimsede cehennem kokusu varsa o kokuyu aldığın zaman asıl hal. o zaman cehennem yolu insanın nefsine hoş gelen şeylerle örülüdür. Nefsine tatlı gelir senin. Nefsine tatlı gelen o yolda yürürsün akıbetin cehennem olur.
Nefsine acı gelen cennet yolu da nefsine acı gelen şeylerdir. O nefse acı verir. Ben bazen ders verirken derim ki bizim yolumuz zor bizim yolumuz sıkıntılı bak iyi düşün ona göre ders al. Sebep yani sen cennet yolunda gideceksin sen cennet yolunda gideceksen böyle kolay değildir. Cennet yolu nefse zor gelir ağır gelir. Tabi olmak istemez. Muhyiddin Üftade Hazretlerine zamanın kadısı kimdi? Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri. Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri atına bindi.
Üftade Hazretlerine gidecek. At yürümüyor yolda. Sırtından Mahmud Hüdayi Hazretlerine attı. O yolda yürümek istemiyor. Ata bile zor geldi bir mürşidi Kamil'in yolu. Mahmud Hüdayi Hazretleri yayan gitmek zorunda kaldı. O cennet yolu, o mürşidi Kamil yolu insanın nefsine ağır gelir. O çünkü insanın nefsine ağır geldiği için o gitmez. O zaman onda nemrutluk var daha. Sebep henüz o heva ve hevesinden kurtulamadı. Nefsaniyetten kurtulamadı. Allah muhafaza eylesin.
Ve insanlara cennet herkes der ki işte cennet yolu kolay. Allah affetsin. Ben derim ki Normandı cennet yolu kolay değildir. Çünkü nefis orada rahat etmez. Nefsin rahat ettiği yer cehennem yoludur. Nefis burada sohbette rahat etmez. Terbiye edilmiş bir nefis burada sohbette rahat eder. Nefis bir mürşidi kamile bağlanmakta rahat etmez. Terbiye olduğunda rahat eder. Orada huzur bulur. Kendince der ki oh attım ya kendimi buraya. Hamdolsun der. Zikullah bahçesi der. Oraya cennet bahçesi der. Attım ya kendimi buraya der. Huzura erdim der. Nefsine uyan bir kimse ise gitmek istemez. Ramazan şimdi uykusuz kaldın yorgunsun oruç tuttun yat canım ya ne işin var sohbette boş ver namazı sonra kılarsın orucu sonra tutarsın yani ne yapman o şimdi bir adamı orada dinleyeceksin nefse ağır gelir.
O yüzden bir mürşidi kamilin yolu nefse ağır gelir. Ne zaman nefis terbiye oldu o zaman orada huzur buldu. Öbür türlü nefse ağır gelir. Tabi olmak itaat etmek ağır gelir insana. Allah muhafaza eylesin. O yüzden cehennem yolu ise kolaydır basittir. Nefse tatlı gelir. İtaatten uzaksın. Kur'an'dan sünnetten uzaksın. Üstat da yok hiçbir şey yok. Vur patlasın çal oynasın. Dedikodudur gıybettir ondan sonra laftır küftür her şey serbest. Sebep yani cehennem yolu rahat serbest. Ne işiniz var şimdi deme. Önceden böyle enteresan şeyler vardı. Ben yeni Müslüman olduğumda Ramazan eğlencesi. Ramazan ibadet ayı zikir ayı tövbe ayı Ramazan gözyaşı dökme ayı af olmayı ulan dansözün Ramazan'da ne işi var?
Ramazan eğlencesiymiş. Nesine eğlence yapıyorsun? Oruç tutacaksın affılacaksın ne oldu? Af beratını mı aldın da vur patlasın çal oynasın Ramazan eğlencesiymiş. İnsanların dini ibadetlerini böyle helak etmeye çalıştılar. Şimdi şimdi kalmadı artık bunlar. İnşallah elhamdülillah iyice kalmaz. Hoş şimdi de oruç tutanlar azaldı. Yani kimseyi kınamak değil derdim. Yani Ramazan geldi mi gelmedi mi? Kendi kendime içimden öyle düşünüyorum. Yani o hale geldik ki diyorum ben Ramazan'ın gelip gelmediği belli değil. Yani ortalıkta sigara içenler su içenler yiyenler içenler çok özürlerim hepinizden. Ulan hepsi de mi ay halinde bunların ya? Kadını erkeği şimdi de bu hale geldi.
Dini ibadetlerde çok büyük bir eksilme var. Allah muhafaza eylesin. Herkes hasta oruç tutuyor bayılıyor. Oruç tutuyor ayılıyor. Oruç tutuyor çok zorlanıyor. Oruç tutuyor hasta oluyor. Haydi ver fidyesini. Tutmaya gayret et. Mücadele et biraz. Biraz mücadele et. Evet dilin kurulsun damağın kurulsun yutkun ama ne olacak ya orucun yaşa orucun sana vermiş olduğu tadı tat olarak görürüm bunu.
Dilin bir karış dışarıda dolaşsın dolaş ya. Mustafa Özbağ gibi saat 1-2 oldu mu pert oldu. Gölge durumda öyle bak boş boş bak ya ne olacak yani. Bir ayda öyle boş boş bak hep dolu dolu bakacak dedesin ya. Ne olacak yani. Oruç güzel bir şey. Bereket lütuf ikram ihsan. Cenab-ı Cenab-ı lütuf ikramı kaçırma. Cenab-ı öyle bir şey lütfetmiş. Demiş ki bir Ramazan oruç tut geçmiş senenin günahları affolsun. Biz Ramazan oruç tut geçmiş ömrünün günahları affolsun. Ya böyle bir müjde var mı? Bir ay aha geçti 17 gün oldu değil mi bugün? Bitti. Bitti ya ne oldu ki tarafımız mı eksildi? Ama büyük bir müjde var.
Büyük bir müjde var. Bu ne demek ya? Geçmiş günahlarının hepsi lafı oldu. Ben ne bileyim ben kendimi hatakar kendimi günahkar görüyorum. Ben Ramazan benim için bu noktada hatalardan günahlardan ondan sonra kurtulma ayı olarak görüyorum. Günahlardan kurtulma ayı. Hamdolsun. O yüzden evet cehennem yolu kolay. E ne olacak? Onun itaatten uzak günahları işte ondan sonra günahları işledikten sonra dedikodu gıybet fitne her türlü her şey serbest. Cehennem yolu nefse tatlı geliyor. Kafelere git ne bileyim alışveriş merkezlerinde ondan sonra boş boş dolaş git kafede ondan sonra çok önemli bir kahve iç orada öyle ya heva heves onu istiyor. Değil mi üniversiteli?
Öyle oluyor değil mi? üniversiteliler çok seviyorlar değil mi? Evet. Üniversitelerin yıkıldığı yerler. Ona soruyor mu? Onu kerih görmeyin. O böyle genç yaşta itikaf bitirmiş bir kimse biraz böyle nefsine vurmasın o da da öyle Allah affetsin. Öyle bu kardeş disiplinli bir kardeş. Öyle o yaşta on gün itikaf bitirecek olan az ender insandır. Allah muhafaza eylesin. Allah onu da nefsine uydurmasın. Cenab-ı Hak istikametini bozdurmasın inşallah. O yüzden normalde insanlar cehennem yolunda şehvetleri var. Heva hevesleri var.
Nefsaniyetleri var. Şeytaniyetleri var. Kolay. Ama cennet yolu zor. Nefsiyle mücadele edeceksin. Heva hevesle mücadele edeceksin. Şeytaniyetle mücadele edeceksin. Herkes haramın içerisinde fış fış yüzerken haram denizinde sen aman parmağım dokunmasın diye korkacaksın. Parmağını ondan uzak tutacaksın. Millet komple girmiş. Haramın içerisinde haram olmuş. Sen parmağını sokmaktan dahi korkacaksın. Allah muhafaza eylesin. Çünkü henüz daha sende nemrutluk var. Yani heva heves var. Sen o yüzden cehennem yolundan yani ateşten uzaklaşmaya çalış. Ama İbrahim oldun o zaman ayrı mesele. İbrahim olduysan eyvallah söyleyecek laf yok.
O zaman sen kimle konuşursan konuş. Kiminle arkadaşlık yaparsan yap. Sana bir şey bulaşmaz. Rabbim İbrahim olanlardan eylesin. mademki sen ne yüzgeçsin ne de denizci aklını uyup kendini denize atma. Maneviyat büyük bir deryadır. Sen henüz daha o deryaya girebilecek o deryaya gidip de orada yüzebilecek noktada değilsin. Sen bu denizde yüzmesini bilmezsin. Hatta sana orada bir dalgıç bir yüzcü hocası lazım. Dalgıç bir yüzücü hocası lazım ki seni orada yüzmeyi öğretsin. Sana orada dalmayı öğretsin. Sen kendi kendine ben gider dalarım işte okyanusun dibinden inci mercen çıkarırım diye kendi kendine bir şey zannetme.
Sana bir hoca lazım. Sen aklını uyup da kendi kendine o deryaya atma. hani kendi kendine deryaya atıyor ya çok biliyor o. Allah'la kul arasında da girilmez. E otur canım sen tevhidi çek Allah'ı zikret. Ne yapmak istiyorsan yap. Birisi duymuş duymuş birisinden. 40 bin pardon 70 bin ayet-ül kürsi çek demiş birisi ona. Bu başlamış. Bizatihi görüştüğüm konuştuğum kimse bu. Ayet-ül kürsi okumaya başlamış. sabah olmuş. Tabii 70 bin nereye bitecek bitmiyor. Sabah bırakmış ondan sonra böyle ufak tefek bazı hani ya evde yalnız ya bu şimdi ufak tefek şeyler olmuş.
O tarafa çok bu meyletmemiş. Sen bir dışarı çık dakika bir gol dışarıda birisini görmüş. Tilki suretinde. Muha'n demiş yok ya böyle değildir. Öbürkünü görmüş bilmem ne suretinde tornişten eve gel tekrar. ondan sonra evde ekmeğe bak başka renkte suya bak başka renkte bir şey yiyecek başka renkte ona bakıyormuş canavar gibi bir şey görüyormuş ona bakıyormuş başka bir şey görüyormuş. Ondan sonra kafeyi yiyecek kıracak tabii. sormuş soruşturmuş bu nasıl olacak ona telefon buna telefon bizim derviş kardeşler de çok böyle severler ya demişler ki muhakkak Mustafa Özbağ gitti. Mustafa Özbağ seni bu halden kurtarsın. İşte şöyle işte böyle ben Allah mıyım dedim kurtaracak. Neyse dolaylı olarak işte ben örnekliyorum x kimseden telefonunuzu aldım.
Ben de böyle böyle böyle bir şeyler olmaya başladı. demiyor bana şunu okudum diye. Sen kendi kendine ne okudun dedim. İşte bizim komşumuz vardı da şu vardı da bu vardı da işte şöyle olması için böyle olması için ayet-ül kürsi hatmi söyledi. 70 bin ayet-ül kürsi çek dedi bana dedi. Ben de çekmeye başladım dedi. E dedim sen bir hadis-i şerif okudun mu 70 bin ayet-ül kürsi çekileceğine dair yok. Bu konuda bir bilgin var mı? Yok. Sen dedim ne yapma bu alana giriyorsun? E ne olacak benim halim? Aha dedim sen şimdi sokağa dahi çıkamazsın. Ne iş yapıyorsun? Şu iş yapıyorsun. Nasıl geçer iş yerine şimdi dedim. Gidemiyorum zaten dedi. Bir de ağlıyor şimdi. Benim kazandığım da harammış diyor.
Ekmeğe bakıyorum diyor. İşte üzerinde diyor bütün böyle kara böcekler dolaşıyor diyor. Şuna bakıyorum şu dolaşıyor. suya bakıyorum diyor. Su kızıl kan olmuş diyor. Şu şöyle olmuş bu böyle olmuş. E dedim senin bu gördüklerin bu senin dedim bu perde çabuk yırtılmış sende dedim. Senin görmemen gerekenleri görüyorsun şu anda. Bu dedim nefis meratibleriyle beraber olması gereken şey. E dedi ne olacak? Valla dedim sen dedim tövbe et ondan sonra Allah'a yalvar yakar bu hali benim üzerinden at de tevhide başla dedi. Şimdi bütün insanlarda Allah affetsin bu hastalık var. Tevhidi hafif görmek küfürdür.
Tevhidi hafif görmek. Bu bizim bazı derviş kardeşlerimizde de cereyan ediyor. Ona diyorum ki sen tevhid çek ben çekiyorum zaten tevhid diyor. Aslında öyle dediği anda tevhidi hafif görüyor. Yani dediği şey şu ben tevhidi çekiyorum ama bu bende devam ediyor. O zaman sen tevhidi düzgün çekmiyorsun. Düzgün tevhid çekersen inanarak o tevhid senin her şeyine ilaç olur. Ve o tevhid seni her şeyden korur Allah'ın izniyle. Çünkü tevhid benim kalamdır dedi. Hadisi kudsi Allah yalan söylemez. Allah'ın vaadi haktır. hak olmayan sensin. Allah muhafaza eylesin. O yüzden sen normalde bu o mana denizine o mana alemine sen yüzmesini bilmediğin halde mihmandarsız delilsiz kendini oraya atıyorsun.
E sen başına gelecek olan var. Allah muhafaza eylesin. o yüzden sen o kendi aklına uyup kendi nefsine uyup o nefis deryasına kendini atma. Allah muhafaza eylesin. Yüzgeç ve denizci denizden inci çıkarır. Diyeyim burada kalayım. Saat on bir çünkü. Allah izin verirse çünkü bir de daha sema da olacak. Semadan sonra da inşallah yine sohbet olacak. Haklarınızı helal edin. Biz de yana da helal olsun. El Fatiha Selamat Amin. İntikafa girecek olanlar camilerini hazırlasınlar.
Az kaldı artık son on güne. Hazırlıklarını bitirsinler inşallah bütün nereden şehirlerden girecek olanlar bayanlar da itikafa gireceklerse onlar da evlerinde itikaf yapacaklar inşallah. Cenab-ı Hak cümlesinin ibadetlerini kabul eylesin inşallah. Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.