mustafaozbag.org

Mesnevi Şerîf Şerhi (1403-1409. Beyit) 15.01.2022

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 16 Ocak 2022 · 1:00:48

Eyûzübillahimineşşeytanurracim, Bismillahirrahmanirrahim, Eftali zikr fâlemennâhû, Lâhâhâ, Cemiyen enbiyâî vel mürselîn, Velhamdülillâhi rabbil âlemîn, Selâmünaleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin, Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Cenab-ı Hak cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i, Hakkı hak bilenlerden eylesin, Batılı batıl bilenlerden eylesin, Hakkı hak bilip, hak yolda mücadele edenlerden eylesin, Batılı batıl bilip, her türlü batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Rabbim cümle ümmet-i Muhammed'in kalbine feraset versin,
Kalbine ilâhî ilim versin, Kalbine dini anlama ve yaşatma ilmi versin, Kalbine dini anlama ve yaşama aşkı ve şevki versin, Rabbim cümle ümmet-i Muhammed'i kendisine âşık kullarından eylesin, Habibini seven, Habibini sünnet seneyesini yaşayan kullarından eylesin inşâAllah. Bu soru birkaç haftadır devam ediyor değil mi? Bu soruyla başlayalım. İnşâAllah bu soru birkaç haftadır sürünüyor. Bizle beraber öyle söyleyeyim, sürünüyor demeyelim de birkaç haftadır bakamadık buna. Dua etmenin unsûlü ve erkanı nedir, nasıl dua edilmelidir? Dua ile alakalı hadis-i şerifler var, imamların iştahatları var, ayet-i kerime var.
Cenab-ı Hak ayet-i kerimede bana dua edin, duanıza icabet edeyim buyurmuş. O yüzden dua, müminin Allah'a olan kulluğunu göstergesi. Dua etmek, duada bulunmak farz. Bakın duayı öyle vacip, nafile, ibadet olarak görmeyin. Çünkü kesin emir sigasıyladır. Dua edin, duanıza icabet edeyim diye. Hani yine böyle kesin emir sigasıyla var ya Allah'ı zikredin. Emir sigası. Kur'an ve sünnete tabi olun. Allah ve Resulü'na tabi olun. Emir sigası bunlar. Bu da dua edin, duanıza icabet edeyim emir sigası. O yüzden dua etmek farzdır. Allah'tan istemek, Allah'a yalvarmak, Allah'a yakarışta bulunmak.
Bu müminin Allah'a olan kulluğunu göstergesidir. Edeb, adapla alakalı hadis kitaplarında çokça, işte Beytullah'a doğru yönelmek, abdest olmak, ellerini göğüs hizasında açmak, ondan sonra, işte duaya başlarken Cenab-ı Hak'a hamdü senayla başlamak, sonra salatü selamla devam etmek, bitirirken de hamdü senayla salatü selamla bitirmek gibi duanın edeplere adapları vardır. En önemlisi, dua, halis bir niyetle içten gelen bir yakarıştır. Muhakkak ki Allah'ın hoşuna gidecek bir şekilde dua etmek, bu önemlidir. Ama ve lakin önemli olan bu ritüelleri yerine getirirken özü kaybetmektir. Müslümanların en büyük handikaplarından birisi bu.
Bazı ritüelleri yerine getirelim derlerken, meselenin özünden, amacından uzaklaşıyorlar. Meselenin özü, amacı ne? Allah'a dua etmek. Allah'tan istemek, Allah'a yaslanmak, Allah'a dayanmak, alışverişini Allah'la yapmak. Her neyin ne var ise, onu Allah'la halletmek, Allah'tan istemek. Duanın özü bu. O yüzden önemli olan o insanın temiz bir kalp ile, tertemiz bir dil ile Allah'tan istemesidir. Önceden Allah'a hamd, salatü selam, tövbe, insanın dilini ve kalbini temizlemek içindir. Bir edep daha koyalım, meseleyi kapatalım. Birbirlerinize temiz ağızlarla dua ediniz. Ya Resulallah, günah işlemeyen bir ağız mı var ki temiz?
Biz ağızlarla dua edelim. Birbirlerinize dua ederseniz, temiz ağızla dua etmiş olursunuz. O yüzden birbirlerinize dua edin. Hele bu zamanda, ahir zamanda herkesin her türlü günaha anında bulaştığı ve bazen o günahın içerisinde bocaladığı bir zamanda bir kardeşine dua etmek, gıyavında. Kardeşine Allah'tan, Allah için bir şey istemek en büyük fasületlerden birisi.
Rabbim cümlemizi onlardan eylesin. Peygamber Efendimiz bizim için mi imtihan oldu, eziyet çekti. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, diğer peygamberler, Adem'den Muhammed Mustafa'ya kadar, bütün peygamberler Allah'ın dinini yayarken, müşrikler tarafından, kafirler tarafından hepsi de eziyete uğramıştır. Hiçbir bir peygamber yoktur ki, müşriklerin ve kafirlerin eziyetine maruz kalmamış olsun. Hiçbir peygamber yoktur. O yüzden, peygamberlerin eziyetleri, peygamberlerin cefaları, ümmetlerine bir merhamet, bir lütuf, bir ikramdır. Aynı zamanda birer şahit, birer delildir. Ve aynı şey, yine dinini yaşama ve yaşatması mücadelesi verenlerin üzerinde tecelli eder.
Eğer ki bir Müslümanın başında, bir kafirin, bir münafığın, bir mürtedin, bir müşrikin, bir böyle haramların içerisinde yüzeyen fasık bir kimsenin zulmü yoksa onun üzerinde, o kendi imanını tartsın. Kendi imanına baksın. İmanının nereye kadar yaşadığına baksın. Eğer normalde, eğer o kimsenin üzerinde bir şey yok ise, sahabe sıkıntısız bir zaman geçtiğinde oturur ağlarmış.
Allah bizimle olan ilişkiyi kesti. Artık bizle ilgilenmiyor diye. Çünkü gerçekten iman sahibiyse bir kimse, ve o imanını yaşama mücadelesi veriyorsa, muhakkak ve muhakkak bir kafirin, bir münafığın, bir müşrikin, bir mürtedin, bir çok günahların içerisine batmış, facir, fasık bir kimsenin zulmüne, sıkıntısına, problemine ne yazık ki maruz kalır.
Hele ahir zamanda, hele bu zamanda, eğer bir kimse gerçekten evinde, işinde, aşında, eşinde, sokakta, Kur'an ve sünneti yaşayacağım, Kur'an ve sünnet mücadelesi vereceğim diyorsa, muhakkak ki bir bela, bir musibet, bir sıkıntı ona gelir, tostlar, ona uğrar, bu gayrı kabil bir şey. O yüzden iman edenler, bu dünyada rahat yüzü göreceklerini düşünüyorlarsa, yanılıyorlar.
Eğer rahat yüzü görüyorlarsa, rahatlarsa, o zaman onlar imanlarını yaşamıyorlar. Bunu ben böyle söyledim, imanı yaşamak sadece, abdest alıp namaz kılmak değildir. Ama ne yazık ki, 300 yıldan beri, Müslümanlar, İslam dünyası, dini camiye hapsetmiştir. Sufiler tekkeye hapsetmiştir. Normal Müslümanlar camiye hapsetmiştir. Bir kısmı evine hapsetmiştir. Bir kısmı da gönlüne hapsetmiştir. Gönlüne hapsedenin, başına hiçbir şey gelmez. Gönlünü rahat eder onun. O hani var ya, kalbime bak kalbime diyenler. Onların kalpleri temiz, o yüzden cümle inananların kalpleri kirli.
Onların kalpleri temiz olduğu için, din de onların kalplerinde hapsedildiği için, onların hiç başlarına hiçbir şey gelmez. Kimsenin imanını sorgulama haddi, hukuku bana ait değil. İkincisi, eve hapsetmiştir. Eve hapseden nedir? Namazını evde kılar, her şeyini evde yapar. Ev halkına da karışmaz. Kendi dinini kendi yaşar. Üçüncüsü ne? Üçüncüsü, camiye hapseder. Onun için din sadece camide namaz kılmaktır. Bir kısım sufiler ne yaparlar? Onlar da İslam'ı tekkeye hapsederler. Tekkenin içindedir İslam. Tekkenin dışına çıkınca İslam'la alakası kalmaz. Müslümanlar 300 yıldan beri böyle bir din yaşıyorlar.
Böyle olunca da böyle bir anlayış var. O yüzden söylüyorlar bunlar. Hani Hristiyanlar için diyorlar ki İsa bütün Hristiyan aleminin ezasını, cefasını çekti. Bu, hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bizim için mi imtihan oldu, eziyet çekti sözünün geldisi orasıdır. Yani nasıl Hristiyanlar İsa aleyhisselam için böyle söylerler? Biz de Hz. Muhammed-i Mustafa için böyle söyleriz. Bizim için eziyet çekti. Bizim için çile çekti diye. Yani siz eziyet çekmeyeceksiniz. Siz çileyi çekmeyeceksiniz. Eee? Bütün sizin çekecek olduğunuz eziyeti, çileyi Muhammed-i Mustafa çekti. Ashabın çektiği neydi o zaman? Tabi'nin çektiği neydi? Teba-i Tabi'nin çektiği neydi?
Ehlibeytin sürgünleri, Ehlibeytin Emevi hanedanlığının altında inim inim inlemesi, eziyet görmesi, Ehlibeytin Medine'den, Mekke'den, Hicaz bölgesinden sürülüp kendi dedelerinin yurdundan sürgün yiyip ta Orta Asya'ya kadar gitmesi, bir kısmı Mısır'ın içlerine kadar gitmesi, bir kısmı Yemen'in içlerine kadar gitmesi. Bunlar nedendi? Bir kısmının Anadolu'ya kadar gelmesi. Bunlar nedendi? Bakın bunu böyle düşünmeyin. Hakla batılın mücadelesi Adem'den kıyamete kadar devam edecektir. Birileri hak ve hakikati haykırıyorsa, anlatıyorsa, şeytan, deccal, heva, heves ve bunların yeryüzünde yürüyen iki ayakları insan görünümündeki hayvanlarıyla mücadele devam edecek.
Bu son bulmayacak. Hiçbir zaman son bulmayacak. Bakmayın siz, Müslümanların şimdi kendi içlerinde eziyet görmediklerine farkında değil Müslümanlar. Müslümanlar aldatıldığı için, kandırıldığı için, gözlerine perde indirildiği için farkında değiller. Hepimiz aldanmış vaziyetteyiz. Bütün Ümmet-i Muhammed kandırılmış vaziyette. Deccalist, batı kapitalist sistemi Ümmet-i Muhammed'in üzerine çökmüş vaziyette. Ümmet-i Muhammed, Ümmet-i Muhammed hem yeraltı zenginlikleri sömürülmekte, hem yerüstü zenginlikleri sömürülmekte, hem kültürel olarak, hem eğitim olarak, hem siyasi olarak her şeyiyle sömürülmekte. İslam sömürüye karşıdır.
İslam ezilmeye karşıdır. İslam horlanmaya karşıdır. İslam ikinci sınıf vatandaş görülmeye karşıdır. Aldatılıyoruz. Aldatıldığımız için, kandırıldığımız için görmüyoruz. Bütün İslam dünyasının başına, Osmanlı'dan itibaren çorap ördüler. Osmanlı İmparatorluğunu dağıttılar. Ve böylece İslam ümmetini dağıttılar. Ve İslam ümmetinin üzerinde, batı hegemonyasını koydu. Artık İslam dünyasında, Müslümanların sesi hakim değil. Televizyonlara bakın. Hangisi sizin kültürünüz? Hangisi sizin dininiz? Siyasi partilerin söylemlerine bakın. Hangisi sizin dininiz? Hangisi sizin kültürünüz? Hangisi sizin adetiniz, geleneğiniz, göreneğiniz?
Sokaklara bakın. Sokaklarınız sizin dininiz mi? Alışveriş merkezlerinize bakın. Oraları sizin dininiz mi? Yaşadığınız şehirlere bakın. Yaşadığınız şehirlere, yaşadığınız şehirler sizin dininiz mi? Yaşadığınız hayata bakın. Kendi hayatınızı analiz edin. Ne kadar İslam? Eşlerinize karşı davranışlarınıza bakın. Ne kadar İslam? Çocuklarınıza davranışlarınıza bakın. Ne kadar İslam? Komşularınıza davranışlarınıza bakın. Ne kadar İslam? Kadınlarınıza bakın. Ne kadar İslam? Erkeklerinize bakın. Ne kadar İslam? Çocuklarınıza bakın. Ne kadar İslam? Anne babalarınıza bakın. Ne kadar İslam? Bunu bakabilmeniz için birinci derecede dininizi bilmeniz lazım.
Siz dininizi ne kadar biliyorsunuz? Siz dininizi ne kadar biliyorsunuz? Bizler komple İslam ümmeti olarak biz dinimizi ne kadar biliyoruz? Bu da ayrı bir tartışma konusu. Yani İbrahim Tatlıses gibi Oxford vardı da mı okumadık? Urfa'da dedi ya. Eyvallah. Yani normalde bu insanlar dinini öğrenecek bir yer mi vardı da dinlerini öğrenmediler? Yoktu. Hala da yok. Hala da yok. Bunlar özellikle yapılan şeyler. Özellikle yapılan şeyler.
Bunlar özel hazırlanmış, tasarlanmış, plan programı kurulmuş. Daha ileri şeyler söyleyeceğim de İslam ümmeti komple aldatılmış bir ümmet. Komple. Osmanlı parçalanırken Türkiye'de demokrasi kuruyorlar. Suudi Arabistan'da krallık. Yemen'de krallık. Irak'ta krallık. Suriye'de krallık. İran'da krallık. Hani bunlar demokrasi getiriyorlardı? Aynı zamanda kurulan ülkeler bunlar. Fas'ta krallık.
Osmanlı'nın yerleri bunlar. İslam ümmeti aldatılıyor. Şimdi yeni bir aldanış. Peygamber sizin için eziyeti çekti, çileyi çekti. Sizin eziyet çile çekmenize gerek yok. Zorlanmanıza gerek yok. Oturun televizyonların karşısına. Yemekteyiz programı izleyin. Çekirdek çıtlayın. Yemeklerden siz de şey yapın. Ne o? Yorum yapın. Başka yarışma programları var. Ne o? O ses, bu ses. Onun sesi, bunun sesi. Aileler yarışıyor. Ondan sonra bir sürü kadın programı. Akşamları bir iki tane de diriliş, bir iki tane de ne o? Büyük Selçuklu. Bitti meseleniz. Bir arkadaş atmış bana o ne o?
Şeyle alakalı. Daha önce ne olduydu? Diriliş miydi? Dirilişti. Adam o şeyi dirilişteki kalpaklardan kalpe takmış. Televizyon karşısında. Kılıcı da çekmiş. Arkadaş odanın içerisinde savaşıyor. Evet. Bursa'nın sadece Görükle bölgesinde beş bin kişi şeyin ne o? Emniyet kayıtlarında kaydı var. Fuhuş yaptığına dair. Evin içerisinde arkadaş kılıç kalkan oynuyor. Futbol, diziler, yarışmalar. Bu kadar.
Yat, yat, yat, uyu, kalk, uyu. Bir diriliş izleyeceksiniz. Böyle kabarcanız böyle. Allah Allah nidalarıyla gururlanacağınız. Harika. Değil mi? Ne kadar güzel. On yılda uyuşturucudan ölenler yüzde yüz yirmi artmış. Bunu görmeyeceksiniz.
Sadece icra dairelerinde bekleyen icralık dosya sayısı üç yüz elli bin. Görmeyeceksiniz. Bizi en çok Allah sevdiği için mi en çok nazı ona ediyoruz. Bizi en çok Allah sevdiği için mi en çok nazı ona ediyoruz. Vallahi Allah'a naz edebilen varsa ne ala ya. Öyle naz zehirleri varsa içimizde ne mutlu onlara. Nazı ehli olmak da güzel. Allah'a naz etmek. Ne yapacaksınız?
Allah'a naz edip nasıl oluyor yani? Dua etmiyor mu o? Naz ediyor. Ne yapacak? O Cenab-ı Hak ona gel dediğinde aa ben gelemem mi diyecek? İşim mi var diyecek? Cenab-ı Hak seni namaza çağırmış. Farz demiş. Sen ne diyeceksin? Naz edeceksin, kılmayacaksın. Öyle mi? Ben nazı bilmiyorum. O yüzden bu kardeş benim bilmediğim yerden sormuş. Ben naz etmesini de bilmem. Naz nasıl yapılır? Onu da bilmem. Hani bir başkası da birisi bana naz yapacak. Ben hiç karşılaşmadım. Düz bir insanım ben. Hakkınızı helal edin. Bunu tanımlayamıyorum. Hani nasıl bir naz zehri nasıldır? Onu bilemiyorum. Allah beni affetsin. Evet, geçen haftadan kaldığımız yerden devam edeceğiz.
1400. Beyt okumuşuz. Yıldızların içinde ay nasıl görünürse başkaları arasında da Allah öyle görünür. Allah görünür de fakat iki parmağını iki gözünün üstüne koy. Bir şey görebilir misin? İnsaf et. Sen görmesen de dünya yok değildir. Kusur ancak şov nefsin parmağında. Demek ki Allah zahir her şeyle görünüyor. Bütün sıfatlarıyla. Her an görünmekte. Her an. Şimdi burada bütün herkes var mı? Var. Birisi iki parmağıyla iki gözünü kapatsa var olanı görebilir mi? Efendim? Neden? Efendim?
Gözünü kapattı. Zahir gözünü gözüyle görenler göremezler. Doğru. Ama o kadar çok böyle kesin kat'i söylediniz ki göremezler diye biriniz demedi. Kalp gözü de var onunla görür demedi. Ne imtihan değil mi? Kimsenin aklına gelmedi. Ben dedim ki bunca insanın içerisinden birisi çıkar bunu söyler diye düşündüm. Evet. Demek ki zahiren nasıl iki parmağımızı veya elimizi zahir gözümüzün üzerine koyarsak zahiren göremezsek aynı şekilde eğer kalbimiz de bizim körleştiyse bu sefer Allah'ı görmesi mümkün değil. O zaman ilk önce bizim zahiri gözlerimizi değil batın gözümüzü açmamız lazım.
Şunu kapatın yavrucuğum bizim önce batın gözünü açmamız gerekir. Bir kimsenin batın gözü açılmazsa zahir gözüyle ayırt etmesi ayırması gördüğünü anlaması mümkün değildir. Göz normalde görmez. Gören gözün arkasındaki beyindir. göz sadece bakar. Gören insanın kendi içidir. Beynidir. O yüzden her bakan doğru görmez. Her bakan doğru görmez.
Her bakanın gördüğü doğru değildir. Hani gözlerini oğuştur bir daha bak dedikleri şey sen karıştırabilirsin. Sen onun üçü beş görmüş olabilirsin. Beşi üç desen beyin içerisinde beyin matematiksel hata yapabilir. Gördüğünü karıştırabilirsin. Çünkü göz sadece bakar beyin onun baktığını analiz eder arkada. Analiz ederekten onu duyduysa onun sesini de analiz eder. Onu gördü görüntüsünü de analiz eder. Onun gençliğini gördüyse gençliğinden onun gördüğü zamana kadar beyin analiz eder. Der ki beyin işte bu Erkan beyin anında ona hükmeder.
Göz hükmetmez ona. Göz hükmeder diye düşünürseniz yanılırsınız. Beyniniz ona hükmeder. Beyniniz ona hükmederken iç dinamikleri beynin iç dinamikleri onu hükmeden. Beyin birisini gördüğünde hafızaya alır. Sesini de hafızaya alır. Görüntüsünü hafızaya alır. Dokunduysa onun dokunduğu yeri de hafızaya alır. Sıcaklığını hafızaya alır. Nefesini hafızaya alır. Ses tınını hafızaya alır. Bakın hepsini de hafızaya alır. O sesi duyduğunda evet der ki bu kasap Said'in sesi sebep çünkü Said'in sesini hafızaya aldı. Ama Said'i hiç görmediyse Said'in görüntüsü bakın Said'in görüntüsü onun gözünün önüne gelmez.
Eğer onda batin çalıştıysa o zaman Said'e rabıta ettiğinde Said'in görüntüsü de ne oldu? Onun gözünün önüne geldi. Göz değildir. Kalbden ne yaptı? Akla geldi. Gördüğünüz rüya da akla gelir. Akıl onu hafızaya alır. Akıl onu hafızaya alırken tanımladığı cisimler tanımladığı eşyaları gördüğünde o tanımladıklarıyla beraber onu hafızaya alır. Bilir çünkü Said'i biliyor. Said'i tanıdı. Said'i bildiğinden Said'i tanıdığından dolayı rüya gördüğünde dedi ki bu Said'ti. Rüyamda Said abiyi gördüm. Ay işte şöyle yapıyordu böyle yapıyordu. Said abiyi tanıyorsa Said'i tanıdı söyledi. Said'i tanımadı. Sakallı birisini gördü. Rüyamda sakallı birisini gördüm. Seni tanıttı mı tanıtmadı.
Rüya o yüzden peygamberliğin 46. yüzünden bir cüzdür. Delildir. O yüzden biz deriz ki arkadaşlar rüyanızda görerekten ders alın. O yüzden deriz biz bir yere mi gideceksiniz dersi bırakacak mısınız rüyanızda görerekten bırakın. Ha sen bırakıp gidiyormuşsun bırak git umurumuzda değil. Ama eğer işin hakikati buysa rüya peygamberliğin 46. yüzünden bir cüz sahih rüya sebep o senin kurguladığın bir şey değil. o ilahi bir süzgeçten geldi. O ilahi öyle olunca gören bu göz değildir. Göz sadece bakar. Göz sadece bakar. Ha gözde çok fazla anlatılmayacak kadar o kadar uzun hikmetler var.
Bu ayrı mesele. Ama biz zahiren iki parmağımızı gözümün üzerinize koyduk. Zahiren göremedik. Göremediğimiz şeyleri yok hükmünde biz hükmetsek dahi yok desek dahi yok değil. Onlar var. Kapattın gözünü burasını yok görebilirsin. Ama gerçekte hakikatte varlar mı? Evet. Ama işte manende senin Allah'ı görememen sıfatlarının tecelliyatlarına aşina olamaman manevi körlüğünden.
o zaman sen o iki gözünün yani manevi gözünün üzerine şeytan oturmuş. Heva heves oraya yurt edinmiş. Sen oradan şeytanı kovar, heva hevesi kovarsan o zaman gözün manende açılır. Bakın şeytanı kovmak haramlardan başlar, terk etmekle alakalı farzları yerine getirmekten devam eder ve aynı zamanda gizli şirkten, riyadan, gösterişten ondan sonra kendini beğenmekten bunlardan kurtulmakla devam eder.
Dervişlerin büyük handikaplarından birisidir bu. Derviş kendi kendine şöyle düşünür. Ben haramları gücümü yetince terk ettim. Farzları da yerine getiriyorum. Ama benim manevi gözüm açılmadı. Canım kardeşim nerede riyâ yaptın? Nerede gösteriş yaptın? Nerede şirke bulaştın? Nerede kendinde bir benlik gördün? Nerede birisine saygısızlık yaptın? Nerede birisine edeb-a adap dışı davrandın? Eşine mi küfrettin? Çocuğuna mı küfrettin? Annene babana isyankar mı oldun? Eşine zulüm mı yaptın? Çocuğuna zulüm ettin mi? Yanında çalışanlara zulüm mü ettin? Kardeşlerine arkadaşlarına zulüm o kimsenin için erdemlilik gerektirir. Cömert olacaksın, tevazulu olacaksın.
Allah'ı seveceksin, Resulünü seveceksin, Allah ve Resulüne aşık olacaksın. Allah ve Resulünün istediği çizgide yürüyeceksin. Ancak o zaman senin manen gözün açılmış olacak. Ve eğer bu sen basiretin açılmadıysa, basiretin açılmadıysa Allah'ın suçu yok. E bizi Allah böyle mi yarattı? Allah hiç kimseye zulmetmez. Allah neden seni öyle yaratsın? Sen Allah'a yaslan, Allah'a dayan, O'na güven, O'na iman et, namazını kıl dosdoğru. Peygamberin suçu ne? Sen sünnet-i seniyyesine tabi olacaksın onun. E üstadının suçu ne? Sen edebi adabı yerine getirmiyorsan kimsenin bunda suçu yok.
Sen manevi olarak şeytanla heva hevesinle mücadele etmezsen kusur senin hatta kusur senin ben kendi nefsim için söyleyeyim nefsinden kusur senin kendi münafıklığından kusur senin zaman zaman düştüğün kafirlik çukurundan Allah muhafaza eylesin. Rabbim muhafaza etsin kendimizi korusun inşallah. kendine gel gözünden parmağını kaldır da ne istiyorsan gör. Kendine gel Allah ve Resulüne iman et ve ona tabi ol. Kendine gel tövbe-i nasuh gibi öyle bir tövbe yap bir daha geri dönme.
Ama şeyhimin dediği gibi tavuk tövbesi yaparsan değişmeyecek bir şey. O zaman sen öyle bir tövbe yap aynı günah bir daha düşme aynı gaflete bir daha düşme öyle tövbe yap ki aynı yerlerde dolanma. O zaman bu konuda sen üzerine düşen vazifeyi yerine getir. Tetre eski dervişliğin yeni dervişliğin seni aldatmasın. Kıldığın namaz kıldığın oruç seni aldatmasın. İki zikir yapmakla aldanma. kendine gel. Kendini derle toparla. Din yolu ince bir yoldur. O ince bir yola layık bir şekilde yürü. Dedikoduyla gıybetle iftirayla bu yol yürünmez. Birilerine kinle nefretle bu yol yürünmez.
Birilerine çamur atmakla bu yol yürünmez. Sufilik yolu temizlenme yoludur. Temizlen. Tövbeden asla ve asla dilini eksiltme. Zikrullah'tan asla ve asla geri durma. Farzlara sımsıkı yapış. Bu dünyanın geçici olduğunu öğren. Bir bakmışın ki Mustafa Özbağ gibi yaşını atmış olmuş. Geriye dönüp baktığında ne kadar geçti bu zaman der oturur elin boş karnım aç dersin. Sebep hayat hızla geçip gidiyor. Gençlik hızla geçip gidiyor. Ömür hızla geçip gidiyor. Kendimize gelelim derleyelim toparlayalım kendimizi. Her an uyanık olalım her an ve diyelim ki aman başımıza bir şey gelmesin.
Uyanık olalım. Aman bir hataya düşmüş olmayalım. Uyanık olalım. Şeytan bizi aldatmasın. Uyanık olalım. Heva ve heves bizi aldatmasın. Uyanık olalım. Şeytanlaşmış insanlar bizi aldatmasın. Uyanık olalım. Şeytanlaşmış beyinlere kanmayalım. Uyanık olalım. Nefsimiz bizi bataklığa götürmesin. Uyanık olalım. Nefsi bataklığın içerisinde dolaşan kimseler bizi bataklığın içerisine çekip götürmesinler. Uyanık olalım. Kur'an ve sünnetin helal ettiğini helal görelim. Haram ettiğini haram görelim. Uyanık olalım. Allah'ın sevmediklerini sevmeyelim. Allah'ın sevdiklerini sevelim. Hani Musa'ya demiş ya dostumla dost oldun mu ki?
Düşmanımla düşman oldun mu ki? Allah Allah'tan razılık Allah'ın razılığı budur. Allah'ın dostuna dost olmak düşmanına düşman olmaktır. Açıktan haram işleyene açıktan haramların içerisinde dolaşanlarla dostluk kurulmaz. Onlara din tebliğ edilir. Onlara hak ve hakikat tebliğ edilir. Onlar bir müminin dostu olamaz. Allah'a isyan eden bir kimse müminin dostu olamaz. Allah'a isyan yolu müminin yolu değildir. O zaman zalimler müminlerin dostu olamaz. Hainler müminlerin dostu olamaz.
Yalancılar müminlerin dostu olamaz. riyakarlar müminlerin dostu olamaz. Müminlere iftira atanlar müminlerin dostu olamaz. Müminlere zulmedenler müminlerin dostu olamaz. Sebep Allah zalimleri sevmez. Sen zalim bir kimseyi kendine dost tutarsan seni de sevmez. Beş vakit namaz kılsan ama sen zalim bir kimsenin dostuysan ve o benim dostum diyorsan senin kıldığın namaz paçavra gibi yüzüne atılacak namazlardandır. O yüzden Allah'ın sevdiklerini severiz. Allah'ın sevdiği fiilyatları severiz. Bir kimse iman üzerine içki içemez.
Hadis-i şerif bir kimse iman üzerine hırsızlık yapamaz. Hadis-i şerif bir kimse iman üzerine zulmedemez. Hadis-i şerif bir kimse iman üzerine fuhuş yapamaz. Hadis-i şerif bir kimse iman üzerine kumar oynayamaz. Biz onlarla dost oluyorsak biz dolaylı direk veya endirek onları destekliyorsak o zaman kendimize gelelim. Bu halimizde bizim kalp gözümüz açılmaz. Biz bu halimizde hak ve hakikati bilemeyiz. hak ve hakikat noktasında duramayız. Allah muhafaza eylesin. İsra ayet 9 Gerçekten bu Kur'an insanları en doğru yola iletir. Ve salih ameller işleyen müminlere de kendileri için büyük bir mükafat olduğunu müjdeler.
O yüzden Kur'an bizim için ilahi kitabımız uyulması gereken kitabımızdır. bizim uymamız gereken Kur'an'dır. Bizim uymamız gereken Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetidir. Ancak doğru yol odur. Başka bir doğru yol yoktur. Biz o doğru yolda olursak ancak kurtuluşa erenlerden oluruz. Allah bizi onlardan eylesin. Nuh'un ümmeti Nuh'a nerede sevap dediler? Nuh duymamak görmemek için elbisenize büründüğünüz cihette elbiselerinizde bürünüp yüzünüzü başınızı sardınız.
Ondan dolayı gözünüz olduğu halde görmediniz dedi. Nuh suresi ayet dedi. Doğrusu ben senin onları bağışlaman için kendilerini davet ettiğim her seferinde parmaklarını kulaklarına tıkadılar. elbiselerine büründüler. Direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Hz. Pir direk buradan Nuh aleyhisselam'dan bize örneklemeye geçiyor. Nuh aleyhisselamın ümmeti ne yapmıştı? Nuh'u dinlememişti. Nuh onlara Allah'ın dinini tebliğ edeceği zaman ellerini kulaklarına götürüp dinlemediler. Örtülerini yani üzerindeki cübbelerini elbiselerini başlarından aşağı geçip geçirip onu görmek de istemediler.
Duymak da istemediler. Yani hidayete Allah'ın yoluna gözlerini ve kulaklarını tıkadılar. Kalplerini bu manada kendi kendilerine mühürlediler. Ey Müslüman kardeş mümin kardeş sufi kardeş hak ve hakikate gözünü ve kulağını tıkama. hak ve hakikate kalbini kapatma. Nuh'un kavmi gibi yapma. Birisi sana Kur'an ve sünneti tebliğ ediyorsa tabiri caizse can kulağıyla dinle ve itaat et. Neye? Kur'an'a. Neye? Sünnet-i seniye. İtaat Kur'an'a ve sünnetedir. Birisi sana Kur'an ve sünnetten bahsediyorsa sen onu canla başla dinle ve onu icra etmeye koyul.
Bunu söyleyen kim olursa olsun doğru taştan da gelse topraktan da gelse doğru itten de gelse koyundan da gelse doğru doğrudur. Unutma Cenab-ı Hak Musa'ya ağacın üzerinden vahyetti konuştu. Unutma Cenab-ı Hak Musa'ya ateşin arkasından konuştu. Cenab-ı Hak Musa'ya bulutun arkasından da konuştu. O zaman hak ve hakikat nereden gelirse gelsin hak ve hakikat nereden gelirse gelsin sen gözünü kalbini kulağını aç dinle ve onu yerine getir. Bakın dinle ve onu yerine getir. Cenab-ı Hak sana taştan da konuşturur. Cenab-ı Hak seni çiçekten de konuşturur. Cenab-ı Hak seninle iletişime girecekse konuşacaksa husisi bir şekilde her türlü her şeyden konuşur.
Bir kuş da dillenir seninle konuşur. Ağaç da dillenir seninle konuşur. Pencerene bir kumru gelir konar o seninle konuşur. Senin dalına bir kuş gelir o seninle konuşur. Ama mürşidin konuşur. Ama senin bir arkadaşın konuşur. ama çavuşun konuşur. Ama eşin konuşur. Cenab-ı Hak seni her yerden ikaz ve irşad eder. Sen gözünü aç. Sen Nuh'un kavmi gibi örtüne bürünme. Senin örtün nedir? Şeytanın sana verdiği vesvesedir. Senin örtün nedir? Senin heva ve hevesindir. Senin örtün nedir? Senin çok bilgiçlik tasladığın kibirindir. Senin örtün nedir? dünyaları ben yarattım. Havandır senin. Sen bu örtülerin altında asla ve asla hakikati göremezsin.
Nuh'un kavmi zahiren kulaklarını tıkadı diye düşünüyorsan aldanırsın. Nuh'un kavmi de hakikate gözlerini tıkadılar. Nuh'un kavmi de hakikate gözlerini perdelediler. Hakikati görmek istemediler. Nuh aleyhisselam alay ettiler. Cenab-ı Hak ona Nuh aleyhisselam dua edince bir tane yeryüzünde kafir bırakma deyince Cenab-ı Hak onun duasını kabul etti ve ona bir gemi yapmasını söyledi. O gemi yaparken dahi kafirler ve müşrikler Hz. Nuh ile alay ediyordu. Ve şunu unutma sen hak ve hakikati konuştuğunda senin oğlun dahi kabul etmeye bilir. Oğlun dahi senin gemine binmeye bilir. Senin eşin dahi senin gemine binmeye bilir. Senin çocuğun senin sevdiklerin dahi o gemiye binmeye bilir.
Sen hak ve hakikat yolunda her şeyi gözüne alaraktan yoluna devam et. Nuh dedi ki kavmi için ben onlara kavmi için diyor Cenab-ı Hak'a diyor ben onlara diyor açıktan da her şeyi anlattım. Açık açık her şeyi anlattım. Gizli gizli de anlattım. Yani açıktan anlattım. Ben onları gördüğüm yerde toplandığımız yerde ben onlara dini tebliğ ettim. Dini anlattım. Ben onlara gizliden de anlattım. Çünkü müşrik bir devlet vardı. O müşrik devlet açıktan din anlatanlara ve dinleyenlere baskı uyguluyordu. Ben onları gizli gizli topladım. Gizli gizli de anlattım. O müşrik devlet, o müşrik kafalılar ben din anlatırken onları rahatsız ediyordu.
Ben onları özel kalbi yoluyla da anlattım. Ama onlar gözlerini örttüler, kulaklarını tıkadılar. gözlerini ve kulaklarını tıkayaraktan beni dinlemediler. Kimi dinlediler? Dört tane put yaptılar. Dört tane put. Dört tane putu kendi dilleriyle konuşturdular. Veth Süva Yevgüs Ya Ok putların ismi ve onlar kendilerince o putları konuşturaraktan Nuh'un dinine karşı çıktılar. Putçulun ilk başladığı insanlık tarihinde Nuh Aleyhisselam zamanındadır. Şit'ten sonradır Nuh Aleyhisselam.
Arasında çok zaman vardır peygamberlerin arasında. Şit Aleyhisselam yaklaşık sekiz yüz yıl yaşamıştır. Şit'ten yaklaşık iki bin, üç bin yıl sonra Nuh Aleyhisselam gelmiştir. Arada bir Fethet devri dediğimiz çok uzun bir zaman vardır. Şit yeryüzünü İslam etmiştir. Yeryüzünü derken insanlar nerede var ise hepsinde İslam etmiştir. Kime karşı? Habil'e karşı. Evet. Pardon. Kabil'e karşı. Habil'i şehit ettikten sonra babasının yanından ayrıldı. Şehirlere ova kurmaya başladı. Şehirlere ovalara şehir kurmaya başladı.
Ve oralarda hükmünü sürdürmeye başladı. Adem Aleyhisselam dua etti. Ona salih bir evlat vermesi için Cenab-ı Hak Şit'i verdi ona. Ve Şit büyüdü. Hazreti Adem Aleyhisselam bütün hani Cenab-ı Hak Adem'e isimleri öğretti dedi ya her şeyi Şit'e öğretti. Şit'e öğrettikten sonra Şit Kabil'e karşı galip geldi. Onun şehirlerini fethetti. İslam'ı hakim etti. İnsanların bulunduğu yerlerde. Ve Şit de vefat etti. Şit vefat ettikten sonra bozulma başladı. Nuh Aleyhisselam işte onlara ne yaptı? Hem açıktan tebliğ etti hem de gizliden tebliğ etti. Hem açık tebliğ hem gizli tebliğ etti. Ama Nuh'un kavmi putlara tapınmaktan vazgeçmedi.
Dört tane put. Dört put. Hayatınızda dört tane put olabilir. Neydi mümini helak eden şey? Mal. Güç. Mal derken para, ekonomi, güç. Kadın dedi birisi. Kadınlar Allah'ın nimeti lütfudur ya. Allah'ın hediyesidir. Emanetedir. Keşke öbür günler kadın gibi olsa. Başımızın tacı olur ya. Hele bir de erkekler öyle kadınlar öyle görmesin ya. Biz cennetten çıkmışız kadın için ya. Adem'in yolundanız biz.
Evet. Şimdi bu insanın başına dert olan şeylerdir bunlar. Şöhret, güç, ekonomik güç veya siyasi güç. Bunlar insanların başına derttir. Kendi kendine o kibirlenme, bilgiçlik taslama. Herkesin bu konuda ayrı ayrı putları vardır. Kendi hayatına göre. O putlardan insanlar sıyrılamazlar. sıyrıldıklarında hakikati görürler çünkü. Herkesin kendince. Bakın bu konuda bir çok hadis vardır. Ümmetimin helakı buradan olacaktır, şuradan olacaktır diye bütün hadisler doğrudur. Ve hadislere baktığımızda farklı farklı cenahlar görürsünüz. Bu farklı cenahlar herkesin kendi imtihan alanına göredir.
Allah bizi affesin. ve onlar işte böyle gözlerini kulaklarını tıkayınca hakikate ne oldular? Helak olup gittiler. Hz. Pir diyor ki Nuh'un ümmeti böyle helak oldu gitti. Aman diyor siz de böyle helak olup gitmeyin. İnsan gözden ibarettir. Geri kalanı bir deridir. Gözde dostu gören göze derler. Göz neymiş? dostu görmeliymiş. Eğer dostu görmüyorsa göz göz gözden sayılmazmış. O zaman bir kimse Cenab-ı Hak'ın sıfatlarının bizim anlayabileceğimiz şekilde her mertebede her perdede tecelliyatını görmezse bir kimse o zaman o zaman gerçek dost olan Allah'ı görmedi.
Görmeyince göz gözlükten çıktı. Ve Cenab-ı Hak'ın o her mertebede sıfatsal tecelliyatlarını görmekten uzak ise bir kimse o zaman o yaratılış maksadından uzaklaştı. neydi yaratılış maksadımız? Allah'ı tanımak ve bilmekti. O zaman biz Cenab-ı Hak'ın sıfatlarını her mertebede her perdede sıfatsal tecelliyatlarını görmekten uzak isek o zaman göz gözlük yapmadı sadece bir etten ibaret. İnsan dostu görmeyince kör olsun daha iyi. Böyle bir adam Süleyman bile olsa karınca ondan yeğedir.
Eğer sen şimdi Süleyman bile olsa dedi Süleyman aynı zamanda Süleyman aleyhisselam kral bir peygamberdir. Kraldır. Davut aleyhisselam da kral bir peygamberdir. Öyle olunca Hz. Pir diyor ki eğer dostu görmüyorsa o kör olsun. daha iyi. Böyle adam diyor Süleyman bile olsa karınca ondan yeğedir. Yani o kimse bir ülkenin başına kral dahi olsa bir imparatorluğun başında kral dahi olsa eğer o dostu görmüyorsa karınca ondan iyidir diyor. O zaman asıl ne olması gerekiyormuş o kimsenin dostu görmesi gerekiyormuş. Asıl dost Allah'tır Celle Celle Aleyhü.
Biz ona iman edip onu tanıyıp onu bilmek için yaratıldık. Yaratılış maksadımız amacımız bu. Cenab-ı Hak tanınsın bilinsin diye. O yüzden Allah kendisini tanıma bilme yolunda mücahade edenleri herkesten ve her şeyden fazla sever. Sebep çünkü onu tanımak onu bilme mücadelesi veriyor. Bakın Allah namaz kılanları sever, oruç tutanları sever, tövbe edenleri sever, zikredenleri sever. Bunların hepsi de Allah'ı tanımaya giden yoldur, vesiledir, şahitliktir. Ama Cenab-ı Hak asıl kendisini tanıma bilme yolunda o olanı sever.
Bütün herkes namaz kılar, Allah'ı tanıma yolunda yürüyenin namazını, namaz kılanı daha fazla sever. Bunun gibi. Ve Hac Suresi 46 Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki? Orada onları akledecek kalpleri, işitecek kulakları olsun. Ne var ki? Yalnız gözler kör olmaz. Göğüslerde olan kalpler de körelir. İşte asıl körlük bu basiretsizliktir. Asıl körlük o kalbinin insanın çalışmamasıdır. Sen kral dahi olsan, kalbin çalışmadıysa, sen ne olursan ol, karınca senden daha kıymetli. Eğer dostu görmüyorsan, senin ne olduğun önemli değil. Nerede olduğun da önemli değil. Allah bizleri muhafaza eylesin.
bu yepyeni sözler Rum elçisini semaya getirdi. Ömer'i görme iştiyakı arttı. Bunları kimler söylediler? Sahabeler söyledi. Rum elçisine bu sefer Rum elçisi o ashab-ı kiramdan o güne kadar duymadı, o güne kadar işitmedi.
taptaze yesyeni hiçbir dini kitapta olmayan, hiçbir dini literatürde olmayan ayrı bir literatürü duyunca Hz. Ömer Efendimiz'e karşı daha da iştiyak arttı. Hani Hz. Pir der ya hani bir şey söyle daha önce söylenmemiş olsun. Bir şey söyle daha önce söylenmemiş olsun. İşte ashab-ı kiramda öyle bir şey yaptı. Daha önce söylenmemiş sözler söylediler. O Rum Kayseri'ne ve Rum Kayseri Ömer'e karşı daha da iştiyakını arttırdı. Ve daha da iştiyakını arttırarak Ömer'i aramaya yola koyuldu. Önümüzdeki hafta inşallah buradan devam edeceğiz.
Demek ki bir şey anlatırken bir şey söylerken öyle bir şey söyleyin ki daha önce hiç söylenmemiş olsun. Daha önce hiç o sözü öyle duymamış olsun o kimse. Eğer yok öyle sözler söylemiyorsanız o zaman siz başkasının sözlerini papağan gibi tekrar ediyorsunuz demektir. Gözünü o padişahı aramayı dileyip eşyasını da kaybetti. Atını da oradan inşallah devam edeceğiz. Gelen sorulara bakalım. Mahalle derslerinde zakir ve çavuşun olmadığı zamanlarda zikrullah adabı nasıl olmalıdır?
Böyle durumda zikrullahı kimler yaptırabilir? En eski derviş kardeşi orada zikrullahı yaptırabilir. Ev sahibi yaptırabilir. Bunun adabı erkanı bellidir. Bunu mahalledeki veya o bölgedeki o beldedeki zakir kardeşlere sorduğunuzda onlar bu tip cevapları verebilirler. Sıkıntı yok. Rüyada gördüklerimiz kendi isteğimizle gerçekleşmiyorsa rüyamızda gördüklerimiz gerçek hayatta bir alakası var mıdır?
Bu rüyasına bağlı. Bunu böyle genelleyip de cevap vermek mümkün değil. rüya ayrı bir ilimdir. O yüzden rüyanın durumuna konumuna göre gören kişinin konumuna durumuna göre rüyanın da yorumlaması değişir. O yüzden buna böyle cevap vermek mümkün değil. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. El-Fatiha ve selamat

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi