mustafaozbag.org

Mesnevi Şerîf Şerhi (1398-1403. Beyit) 08.01.2022

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 9 Ocak 2022 · 1:16:01

Ünzübillâhü mineşşeytanunracîm, Bismillahirrahmanirrahîm, Eftali zikr fâlemenle hû, Lâ ilâh, lâhâ, ilâhâ, ilâhâ. Muhammedun Resûlullah, cümiyen enmiyâi vel mürselîn, velhamdülillâhi rabbil âlemin. Rabbim cümlemizin gecesini hayırlı eylesin.
Rabbim gündüzlerimizi hayırlı eylesin. Rabbim ayımızı, yılımızı, ömrümüzü hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Rabbim cümle ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnet-i seneye sımsıkı yapışıp, Kur'an ve sünnet-i seneye yaşama ve yaşatma mücadelesi veren kullarından eylesin inşâAllah.
Geçen haftadan kaldığımız yerde meslemi okumalarına inşâAllah devam edeceğiz. Seni kötülüğe sevk eden vesveselere yoldaş oldukça sen mi veçullahı nasıl bilebilirsin? Hani bir Hz. Ömer Efendimiz'i bir Rum Kayseri ziyarete geliyordu.
O ziyarete gelince dediler ki nerede? Şurada ağacın dibinde oturuyor. Öyle deyince halifenin köşkünü aradı yani. Her zaman gibi normalde halifeler, devlet başkanları o zaman için köşklerde yaşardı. Daha doğrusu saraylarda yaşardı. Malum Kisra devleti vardı, sarayı vardı. Mısır'da saray vardı. Ülkelerini saraydan yönetiyorlardı. İşte Rumlar hem Doğu Roma İmparatorluğu, Batı Roma İmparatorluğu saraylardan idare ediliyordu. O zaman için İslam devleti kurulunca İslam devleti saraylardan yönetilmiyor. İslam'da saray anlayışı yok. Türkler'de de önceden saray anlayışı yok.
Mesela Orta Asya'da Çin devleti var. Çin devletinin sarayı var. Hintlilerin sarayı var. Örneğin Hindistan devletinin sarayı var. Ama Türkler'de saray yok. Sonradan artık Türkler'de saray olgusu oluşmaya başlıyor. Ve Selçuklularda, Emeviler'de saray var. İslam'da ilk saray Emeviler'de. Hazreti Ali radıyallahu anh hazretlerine kadar saray yok. Hazreti Ali radıyallahu anh hazretlere vefat ettikten, şehit olduktan sonra Hazreti Hasan Efendimiz altı aylık bir halifelik yapıyor. Yine saray yok. Ama Şam'da Muaviye'nin sarayı var. Muhali ama sarayı var. Sonradan Muavi'den sonra oğlu Yezid sarayı var. Sonra Emeviler, Abbasiler hep sarayları var.
Türklerin de normalde Orta Asya'dan sonra Selçuklularda sarayı var. Selçuklulardan sonra saray oluşunca Osmanlı'da da saray var. Osmanlı tarihi boyunca saraydan yönetilmiş. Sarayı var. Peki, size şimdi bir soru. Dünya üzerinde kaç tane saraydan yönetilen ülke var? Bir tane. Neresi? İngiltere. Yeryüzünde devletler olarak saraydan yönetilen, saraydan yönetilen tek devlet var. O da İngiltere. Diğer ülkelerin, imparatorlukların, sarayları ne oldu? Hepsi de müze oldu. Bakın müze oldu. Avusturya, Macaristan müze, Fransa müze, İspanya müze ve in aşağı Afrika'da saraydan yönetilen saray olarak yok.
Zaten Kuzey Afrika, Osmanlı İmparatorluğu'na bağlıydı. Yani o sonradan saray kim yaptı? Şey, ne o? Suud yaptı. Suud sarayı yaptı. Ama eski mi? Değil. Yeni devasa saraylar yapıyorlar. Her şehirde kralın sarayı var. Şimdi işte o zaman için Rum o kimse geldi, bir saray arıyor, bir köşk arıyor Hazreti Ömer Efendimiz de yok.
Ve böylece o normalde hani onun üzerinden Hazreti Pir bize nasihatlerde bulunuyor. O nasihatlere devam ediyor. Ve diyor ki, seni kötülüğe sevk eden vesveselerle yoldaş oldukça, hani ne tarafa dönerseniz dönün Allah'ın veçil, o taraftadır ayet-i kerimesi var ya. Diyor ki, fe-eynemâ tüvellü fesemmâ veçillâh. Yani ne tarafa dönerseniz dönün Allah'ın veçil oradadır ayet-i kerimesi, sende tecelli etmez. Yani sen bu kalbindeki kötülüğe sevk olduğu müddetçe, kalbinde kötülük vesvesesi durduğu müddetçe, kötülük vesvesesi. Bakın bütün herkesin kalbinde vesvesesi vardır, şeytanla alakalı, kötülük vesvesesi ayrıdır. Kalbinde kötülük vesvesesi varsa, yani senin kalbin devamlı bir fenalığı istiyorsa, bir fenalık yapmayı arzu ediyorsa ve fenalığı istediği müddetçe şeytanın vesvesesi onun üzerinde duracak.
Ve hep o fenalık isteyecek. Ve o fenalık isteyenler de, ayet-i kerime mucibince onlar kendilerinin güzel işler yaptıklarını düşünecek. Ayet-i kerimede de oysa onlar güzel işler yaptıklarını sanıyorlardı. Kehf ayet 104. Yani bu kalbinde kötülüğe meyleden, kalbinden kötülük yapan, Müslümanlara zulmeden, Sufilere zulmeden, Kur'an ve sünneti yaşamaya çalışanlara zulmeden, iyilere zulmeden, doğrulara zulmeden veyahut da masum insanlara zulmeden, insanlara haksızlık yapan, haksızlık da insanların malına, namusuna, şerefine, haysiyetine göz diken insanlar.
Bunlar kendilerince ne düşünüyorlar? İyilik yaptıklarını düşünüyorlar. Ve oysa kalplerinde ne var? Her daim kötülük var. Kalpleri kötülüğün içerisinde yüzüyor. Ve bunlar normalde oysa ne tarafa dönerse dönsün Allah'ın veçini görecek. Ayet-i kerime ve Rahman ayet 29'da da göklerde ve yerde kim varsa hepsi de ondan ister. O her gün bir şen içindedir. Yani gökteki, yerdeki bütün varlıklar devamlı ondan bir şey ister. Ve o devamlı her şeyi daima yaratır. O devamlı her şeyi yaratırken ve bütün varlığın üzerinde fiiliyat olarak Allah'a ait olup aktif iken, aktif, duran bir sıfat yoktur. Cenab-ı Hakk'ın bütün sıfatları aktiftir.
Ebediyen aktif olacaktır. Bütün sıfatlar. Ve bütün varlığı Cenab-ı Hak kendi sıfatlarıyla bürümüştür. Varlığın üzerinde toplu iğnenin ucu kadar bir yer yoktur ki, Cenab-ı Hakk'ın sıfatsal olarak oraya bir tecelliyatı olmamış olsun. Bakın varlığın üzerinde bir toplu iğnesi ucu kadar bir yer yoktur ki toplu iğne ucu kadar veyahut da biz ona mikroskopla bakılabilecek en küçük bir mikrobik bir şey diyelim.
Onun üzerinde dahi Cenab-ı Hakk'ın sıfatsal tecelliyatı vardır. Öyle olmasına rağmen, öyle olmasına rağmen ve bütün kendi üzerinde hem içsel olarak hem de kendi dışsallığın olarak, hem de yaşadığın dünya olarak, hem içsel olarak hem kocaman evren olarak Cenab-ı Hakk'ın sıfatları bu kadar tecelli ederken ve Cenab-ı Hakk'ın sıfatları her an her şeyi yaratırken sen Allah'ı görmüyorsun, tanımıyorsun, bilmiyorsun. Sebep, çünkü kalbinde senin kötülük var. Oysa sen daha la ilahe illallah derken, la da daha görmen lazım. Daha la derken, komple gözünün önündeki bütün varlık silinmesi lazım. İlahe dediğinde, ilahelerin hepsi gitti, illallah, illallah'ı görmen lazım. Ama yok, görmüyorsan o zaman senin kendinle alakalı bir şey.
Ve görmeyenler bir kafirlerdir. Kalp gözü açık, gördüğünü bilmeyen bir kafirlerdir. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerin üzerinde bir perde vardır ve onlar için büyük bir azap vardır. Bakar, ayet 7, kafirlerin Allah'ın sıfatsal boyutunu ve tecelliyatını Allah'ı tanımadıklarından ve göremediklerinden dolayı mühürlenmiştir.
Devam ediyor ayeti kerimeler. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Akledemezler. Bakın, kördürler. Kör neydi? Gözle alakalıydı. Akledemezler. Kalple alakalı, akılla alakalı. Demek ki onların akılları da örtülü. Bakar, ayet 7. Aklı da örtülü onun. Onun aklı da donmuş. Aklı da çalışmıyor. Sebep? Çünkü onun kalbinde kötülük var. Çünkü o kalbi tıkalı. Çünkü onun kalbi kararmış. O kötülükten dönmediği müddetçe, onun kalbi çalışmayacak. Ancak kötülükten döndüğünde, Cenab-ı Hak onun kalbini çalıştıracak. İman edecek. Salih amel işleyecek. Allah'ı sevecek. O zaman kalp ne olacak? Açılacak.
Kalbi devam edecek. Ve bütün o küfür gibi, nifak gibi, olumsuz böyle inanç noktasında sapıklıklar gibi, bütün bunların yüzünden onların kalpleri ne olmuş oluyor? Kararmış oluyor. Mühürlenmiş oluyor. Burada ayırt edeceğimiz şey şu. Bir kul, kendi yaptıklarından dolayı kalbi mühürlendi. O kalbi mühürlendiği için sapkınlık yapmadı. Sapkınlık yaptığı için kalbi mühürlendi. Yolunu eğrildiği için kalbi mühürlendi. O kendisi, kendi kendisine zulmettiği için onun kalbi mühürlendi. Onun kalbi mühürlendiği için sapkınlık yapmadı. O zaman bu cebriyeye girer. Buraya ayırt edeceğiz.
Sizin önünüzde sizin işledikleriniz vardır. Yani sizin önünüzde sizin işledikleriniz var. Sen bir günaha girdiysen, senin önüne gelecek o. Sen bir yanlışlık yaptıysan, senin önüne gelecek o. Bundan asla şüphe etme. Eğer dünyada gelirse, bil ki müminlerdensin. Dünyada önüne geldi senin. Dünyada nedir mümin için gelen ekonomik sıkıntıdır? Nedir mümin için gelen hastalıktır, zorluktur, sıkıntıdır, beladır, müsibettir? Dünyada müminin başına geliyorsa bu, o hamd etsin. Sebep, Cenab-ı Hak ona dünyada gösteriyor, uyarıyor. Dünyada onu temizliyor. O yüzden hastalıkları nimet bilin. O yüzden sıkıntıları nimet bilin kendinize.
Sıkıntı, nimet bil onu kendine. Cenab-ı Hak seni temizliyor. Cenab-ı Hak sana lütfediyor. Mesela hastalık, bir kimse hasta oldu değil mi? Onu Cenab-ı Hak temizliyor. Tertemiz ediyor onu. Biz hastalık olunca sıkıntı duyuyoruz kendi kendimize. Allah'a hamd et. Sebep, Cenab-ı Hak seni temizliyor. Biz de şimdi böyle bir ekonomik sıkıntı yaşayan bir kimseye, tüh ya falan biz işte kafası çalışmadı da, yok beyni çalışmadı da. Ben derim ki nerede batırdı? Meyhanede mi batırdı? Barda mı batırdı? Pavyonda mı batırdı? Nerede batırdı parayı? Ticaret yaparken yanlış adam geldi, mallı verdi ona. Gözü kapandı, verdi ona. Verilmeyecek adama mal verdi. Veya öderim dedi adam söz verdi, verdi ona. Adam ödemedi. Bakın adam ödemedi. O sıkıntı onun için dünya temizliği.
Bakın dünya temizliği. Adam kumarda batırmadı ya. Adam içkide batırmadı ya. Pavyonda batırmadı ya. Adamın kafası çalışmamazlıktan batırmadı ya. Ticaret, bir ekonomik buğuran oldu, batırdı adam. Adamın dolar borcu vardı. Dolar bin üç yüz liraydı. Ben kendimi anlatıyorum. Dolar bin üç yüz liraydı. Bir gecede üç bin üç yüz oldu dolar Türkiye'de. Üç gün içerisinde üç bin üç yüz lira oldu dolar. Üç gün içinde. Bin üç yüz liradan üç bin üç yüz lira oldu. Ben televizyonda benim gözüm, başım, gözüm, her şeyim televizyonda. Üçüncü gün gözlerim kan çanağı benim. Ben battım dedim. Battım. Herkes bir dedikodudur tutturdu.
Ben dedim ben nerede battım? Bu memlekette battım. Bir gecede battım. Bir gecede batar insan. Evet bir gecede batar. Bir deprem olur batarsın. Bir sel olur batarsın. Yangın olur batarsın. Batarsın. Adamın birisi gelir devamlı çalıştığın bir kimsedir. Yıllardır çalışıyorsundur. Çek alıyorsundur. Çek alıyorsundur. Çek veriyorsundur. Haberin yoktur senin. Adam concordo da ilan eder. Bir gecede batarsın. Bunlar bakın. Bunlar adamın kafasızlığından değil. Cenab-ı Hak temizliyor. Biz öyle düşünürüz. Deriz ki ya tamam Rabbimden geldi. Veya zarar ediyorsun. Bir mal alıyorsun. Bir mal satacaksın. Zarar ediyorsun tüccarlar için. Kendince kar edeceğim diyorsun.
Zarar ediyorsun. Bu normal. Gayet normal. Ama bunlar Diyecek ki kimse Evet ben nerede yanlış yaptım. Yanlışlıklarımı tespit edeyim. Eyvallah. Ama kendi içinden de sabredecek. Diyecek ki Bunlar bana lazım. Temizleniyorum. Hamd edecek Allah'a. İşte normalde Bu kalbinde Küfürdür. Nifaktır. Hırstır. Dünya hırsıdır. İşte yalandır. Gıybettir. Dedikodudur. Bunlar var ise Veya birisine kötülük yapmaktır. Fitne çıkarmaktır. Bir topluluğa fitne çıkarmaya çalışıyor o kimse. Kendince iyi yaptığını düşünüyor. Bir topluluğun içerisine fitne atıyor. Kendince iyi şey yaptığını düşünüyor. Ama öyle değil. Allah muhafaza eylesin.
O yüzden böyle Kalp gözü körleşmiş Basireti bağlanmış Kimselere Cenab-ı Hak Körler diyor. Kör. Ayet-i Kerime'de Allah Onları kör olarak nitelendiriyor. Bunlar anlattığımız Kafirler, müşrikler, Mürtedlerle alakalı. Allah onların ışığını giderdi. Karanlıkların içerisinde Görmez halde bırakıverdi. Sağırdırlar. Dilsizdirler. Kördürler. Onlar artık dönmezler. Bu kesin. Kalbi mühürlenmiş artık. Onun dönüş yolu yok. Hani tövbesi kabul edilmeyenler var ya Tövbesi kabul edilmeyenlerden. Şirk ehli. Allah şirk ehlinin Tövbesini kabul eder mi? Hayır. İbadetlerini kabul eder mi? Hayır.
Önce o şirkten dönmesi gerekir. Eğer şirkten dönmezse Cenab-ı Hakk'ın Tövbesini kabul etmez. Hadislerle sabit. Ayetlerle sabit bu. Allah muhafaza eylesin. İnsanların bir kısmı da Bu da münafıklarla alakalı. And olsun ki biz Cin ve insanlardan birçoğunu Cehennem için yarattık. Onların kalpleri vardır. Anlamazlar. Bunlar münafıklarla alakalı. Kalbi var. Anlamıyor. Gözleri var. Görmüyor. Kulakları var. Duymuyor. Onlar da hayvanlar gibidirler. Hatta daha sapıktırlar. İşte onlar Gafillerin tak endileridir. Araf 179. Bunlar da münafıklar.
Bunlar akletmiyorlar. Gördüklerinden bir hisse çıkarmıyorlar. Bunlar o münafıkça kalbi muhafaza ediyorlar. Münafıkça yaşıyorlar bunlar. Bunlar o münafıklıklarına devam eden insanlar. Allah muhafaza eylesin. Bunlar da Allah'ın Nereye bakarsan bak Veç'ini görebilecek olanlar değil. Bunlar da görmüyorlar. İşte onlar normalde bu Cenab-ı Hak'ın yaratmış olduğu O organları da yerli yerinde kullanmıyorlar. Cenab-ı Hak'ın vermiş olduğu O kalbi hissiyatı da yerli yerinde kullanmıyorlar. Allah muhafaza eylesin. Ve kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Ne var ki kulakları, gözleri ve kalpleri Onlara bir fayda sağlamadı.
Çünkü onlar Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlardı. Ahkaf 26 Demek ki bunlar, bu münafıklar Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar. Allah'ın ayetlerini inkar ettiklerinden dolayı Onlar Allah'ın veç'ini görmüyorlar. Şimdi diyeceğiniz Allah'ın ayetlerini inkar eden mi var? Dolu. Öyle değil mi? Gün geçmiyor bir ilahiyat fakültesinden Bir öğretim üyesi bir bomba patlatmamış olsun. Gün geçmiyor diyanetten bir kimse bir bomba patlatmamış olsun. Gün geçmiyor ki herhangi bir ilahiyatçı, şeyh, derviş, sufi adına ne derseniz deyin Bir bomba patlatmamış olsun. Bakıyorsun Allah Allah diyorsun ya bu nereden çıktı?
Gün geçmiyor ki bir profesör faize cevaz vermemiş olsun. Oturuyor enflasyon mektarı kadar faiz alınabilir diyor. Dığdımın dığdı şunu dedi, dığdımın bığdı bunu dedi diyor. Ayet var kardeşim dığdımın bığdımın ne bakıyorsun sen? Ona bakmıyor. Hani bundan yüz yıl sonra belki de hani çıktı ya ülkeden bazı sapkın insanlar. Biz bunu kulaklarımızda duyduk 28 Şubat'ta. Adam çıktı Ankara İlahiyat Fakültesi dekanı. Horozdan kurban olur dedi. E çıktı adama ayakkabı getirdi. Masanın üzerine koydu televizyonda. Ayakkabıdan kurban olur dedi. E bunları bu göz gördü. Yüz yıl sonra birisi çıkacak. Neydi o adamın adı ya? Zekeriya Beyaz.
Deyecek ki Türkiye'de bir alim yaşamış. Zekeriya Beyaz adında o fetva vermiş. Ayakkabıdan kurban olur. Bu şimdi tuhaf gelmesin size. Evet. Adem'den beri İslam dünyasında bu tip dolu fetva var. Bakın dolu fetva var. Neden dedi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. Ayrı zamanda ümmetim 73 fırkaya bölünecek. 72 delalette olacak. Birisi hidayette olacak diye. Adam bunun fetvasını veriyor. Veyahut da adam kalkıyor. Bunlar Kur'an ayeti olamaz diyor. Almanya'da soluklandı. Bakın bunlar tarihe not düşülüyor. Bunlar İslam dünyasında kitap yazıyorlar. Cidler cidler kitapları var bunların.
Bunların üniversitelerde tez hazırlatıyorlar. Öğrencilere diyorlar ki böyle tez hazırlayacaksın. Bitirme tezi hazırlayacaksın. Öğrencilerin gideceği yolu gösteriyor. Öğrenci ne yapsın o bitirme tezini onun istedikleri gibi yapıyor. Bakıyorsun o bitirme tezlerini inceliyorsun. O kadar çok sapkınlıklar var ki. Yani dini biliyorsan sinirinden patlarsın. Diyorsun bununla alakalı ayeti kerime var. Onu buluyorsun. Bunu nasıl görmedi diyorsun. Onunla alakalı hadis var diyorsun. Onu buluyorsun. Bunu nasıl koymadı buraya diyorsun. Sapkınca bir şey çıkıyor ortaya. Sonra cübbeli de hani diyor ya. İyi ki çocuklarımı imam hatıbe göndermemişim elhamdülillah diyor. Şimdi o zaman haydi herkes cübbeliğe saldırıyor.
Hadis inkarcısı çıkıyorlar. Ayet inkarcısı çıkıyorlar. İşte bu münafıklar ne yapıyorlar? Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlar. Onları biz Müslüman olarak düşünüyoruz. Sebep bizim yanımıza geldiklerinde namaz kılıyorlar. Bizle beraber namaz kılıyor. Bizle beraber oruç tutuyor. Ama diyor ki başörtüsü yok. Ne alakası var diyor. Geçen gün Twitter'da paylaştıydım. Ne başörtüsü demeyeyim diyor. Ne çul diyor. Öbürki diyor Kur'an kurslarıyla alakalı ortaçağ zihniyeti diyor. Kur'an kurslarıyla alakalı. Bir kimse çocuğuna din öğretecek ortaçağ zihniyeti. Bir kadın inancından dolayı başını ötecek.
Onun örtüsüne çul diyeceksin. Bir de ne diyorlar? Din de bunun yeri yok. Ayet-i Kerim inkar etti mi? Etti. Din de yeri yok. Çünkü Türkiye öyle bir yer ki siyasetçisi din hakkında hükmediyor, hüküm veriyor, bürokratı veriyor, ondan sonra ekonomi profesörü veriyor, sosyal ilişkilerle alakalı ilim yapmış bir kimse veriyor, felsefeci veriyor. Dinle alakalı herkes istedi fetvayı veriyor ülkede. Ama birisi ben burada doktorum dese, diploması olmasa adamı çarmıha geriyorlar. Kaldı mı önceden dişçiler vardı. Öyle değil mi? Diplomasız, yetişmiş şeyden, ne o? Çıraklıktan. Kaldı mı?
Kalmadı. Ha söyle de bassınlar adamın dükkanını. Ya. Nerede? Onun anında şikayet ederler, adamın tezgahını başına giydirirler. O mümkün mü? Eee? Ya sen diplomasız bir diş doktorunu çalıştırmıyorsun. Adamın dinle alakası yok. Onun sözünü neden kullanıyorsun? Kullanıyor ama. Veya bir kimse örneğin işte bütün herkes dinle alakalı basıyor, fetvayı geçiyor, konuşuyor. Bunda bir sıkıntı yok. Allah muhafaza eylesin. Şayet Allah onlarda bir hayır görseydi onlara işittirirdi.
Eğer işittirmiş olsaydı yine de yüz çevirenler olarak arkalarını dönerlerdi. Enfal 23. Bunlar küfürde, bunlar müşriklerde o kadar ileri gitmiş ki Allah onlara ayeti kerimeyi duyursa dahi onlar tekrar yüz çeviriyorlar. Cenab-ı Hak onlara ayeti kerimeleri duyuruyor. O tekrar geri dönüyor, tekrar yüz çeviriyor. Ne var ki yalnız gözler kör olmaz, göğüslerde olan kalpler de körleşir. İşte en sıkıntılı yer burası. Hac suresi ayet 46. Bunların topladığımızda hepsinde yalnız o kimsenin gözü kör olmuyor. Ya o kimsenin kalbi de körleşiyor. Zaten konumuz da bu. Kalp körlüğü. Demek ki bir kimse ayeti kerimeleri inkar etti, hadis-i şeritleri inkar etti, mezhepleri inkar etti, inkar ede ede geldi. O kimsenin kalbi de körleşti.
Ayet-i kerimeyi reddetti, şunu yaptı, bunu yaptı, bunu yaptı, kalbi de körleşti. En sıkıntılı nokta burası. Sufiler için de en sıkıntılı yer burası. Kalbin körleşmesi. Yani o kimsenin hakikati görememesi. Hakikate sırtını dönmesi. Maneviyata sırtını dönmesi. Maneviyatı anlamaması, algılamaması. Kalbinin körleşmesi. Bu neyle alakalı? Bu o kimsenin kalbindeki vesveseyle. O kimsenin kalbindeki şeytani duygularıyla alakalı. Öyle bir hale geliyor ki o kimse, manen artık körleşmiş oluyor. O gördüğü rüyayı bile inkar ediyor. Gördüğü hali bile inkar ediyor. Tuttuğu eli bile inkar ediyor. Manevi körlülük bu.
O artık her yer karanlık şarkısı söylüyor. Manevi körlük. Namazını kılıyor, orucunu tutuyor. Manevi kör. Baktığımızda beş vakit namazında, abdestinden manevi kör. Hakikati görmüyor. Doğruları görmüyor. Hakikati ve doğruları görmeyince o kimse manevi kör oluyor. Ve manevi kör olan bir kimse de, Cenab-ı Hakk'ın veçhini görmekten, Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarının tecelliyatını görmekten uzak oluyor.
Yağmuru yağdıranın Allah olduğunu unutuyor. Diyor ki, bulutlar geldi, yağmuru yağdırdı. Ulan bütün bulutlar toplanıyor, yağmıyor. O zaman ne oluyor? O diyor ki, şu şöyle oldu, bu böyle oldu, yağmur yağmadı. Yağmuru yağdıranın Allah olduğunu unutuyor. Bulutları sevk edenin Allah olduğunu unutuyor. Tohuma can verenin Allah olduğunu unutuyor. Meniye can verenin Allah olduğunu unutuyor. Anne karnında ona bir suret giydirenin Allah olduğunu unutuyor. O surete dişi mi olacak, erkek mi olacak, ona normalde hükmedenin Allah olduğunu unutuyor. Anne karnında oksijen yok, gaz yok, ekmek yok, pırasa yok, patlıcan yok. O çocuk orada büyüyor, onu büyütenin Allah olduğunu unutuyor.
Ve normalde o insan hayatına devam ederken, hayatının içerisinde saç rengini, göz rengini, bıyık rengini, sakar rengini, şeklini, şemalini, bütün her şeyini dizayn edenin Allah olduğunu unutuyor. Kaşını, gözünü, burnunu, ağzını, dişlerini, hokka gibi o tutturanın Allah olduğunu unutuyor. Her nefes alışverişte Cenab-ı Hakk'ın ona hayat verdiğini, her nefes alışverişte Cenab-ı Hakk'ın onunla bizatihi ilgilendiğini unutuyor.
Gaflet basıyor o kimseye. Ve hücrelerini dizayn edeni, bütün kainatı dizayn edeni, bütün semavatı dizayn edeni, bütün varlığı hayat vereni ve bütün varlığı ruhunu üfleyenin Allah olduğunu unutuyor. Ve o gören körlerden oluyor. Gören körlerden oluyor. Ve o kimse Allah'ı sevmediğinden, Resulünü sevmediğinden, Allah dostlarını sevmediğinden ve şeytani şeyleri sevdiğinden de kör oluyor.
Çünkü bir kimse şeytani bir şeyi severse Allah'a kör olur. Bir kimse şeytani bir şeyi severse Resulullah'a kör olur. Bir kimse şeytani bir yolu severse velilere kör olur. Bir kimse şeytanlaşmış insanları severse müminlere kör olur. Bakın bir şeyi sizin sevmeniz, aşırı derecede sevmeniz başka şeylere karşı sizi kör eder. Bir kimse dünyayı çok severse Allah'a kör olur. Resulullah'a kör olur. Velilere kör olur. Tanımaz, bilmez, anlamaz ve onları kötüler. Bir kimse nefsine uydu, şeytana uyduysa, hani Hz. Ali Efendimiz demiş ya, bana bir harf öğretenin kölesi olurum. Ona harf öğretene kör olur. Ona ilim öğretene kör olur. Ona Allah'ı tanıtana kör olur.
Onu Resulüne tanıtana kör olur. Onu Allah'ın zikrini tanıtana kör olur. Ona iyiliği öğretene kör olur. Kör olur o kimse. Sebep? O kimse çünkü heva hevesine uydu, gaflete düştü, şeytani vesvese onun kalbine oturdu. Çocuk babasına kör olur. Çocuk annesine kör olur. Seni büyüttü, yetiştirdi, eğitti, belli bir hale getirdi. Sen annene babana nasıl asi oluyorsun? Asi oluyor. Kör annesine, babasına. Eşler birbirine kör olur. Eğer onlara şeytani sevgi basarsa, eş birbirine kör olur. Çünkü şeytani bir sevgi oluştu onda. Şeytani bir sevgi oluştu. Ne oluştu? Bana koltuk takımı almadın, ben gidiyorum anneme. Evlendiğimizden beri bir gün yüzümü gösterdin, gidiyorum anneme.
Senin gibi kadın olmaz olsun. Ben seni istemiyorum. Defol bu evden. Kör eşler birbirine. Ya evlenmişsiniz, evliliğinizi yürütmeye bakın. Makul dârede buluşun. Çocuklarınız var. İşte şuyun var, buyun var. Bunca yıl geçmiş. Makul dârede buluşun. Buluşmuyor. Buluşmuyor. Kör birbirine. Birbirine kör olduğu zaman bir şey anlatman mümkün değil. Ona bir nasihatta bulunman mümkün değil. Neden? Kör. Kör olunca kalbi mühürlü onun. Gözü mühürlü. Ona bir şey gösteremezsin. Anlatıyorsun, anlatıyorsun, anlatıyorsun. Aynı yerde duruyorlar. Anlatıyorsun, anlatıyorsun, anlatıyorsun. Aynı yerde duruyorlar. Bir, bir saat, iki saat, üç saat, dört saat anlatıyorsun. Aynı yerde duruyorlar.
Ya bir adım ilerle ya. Bir adım ilerle. Bir adım ilerlemiyor. Kör olmuşlar birbirlerine. Karı koca körler. Veya anne baba çocuk kör olmuşlar birbirlerine. Bakın çocuk anne baba kör olmuşlar. İletişim sağlamaları mümkün değil. Sen anlatıyorsun boyuna ikisinin iletişim kurdurmak için her iki tarafta kör. Körler sağırlar birbirlerine ağırlar. Kör. Allah'ım diyorsun ya bu nasıl bir körlük? Ayet koyuyorsun, ortaya radiş-i şerif koyuyorsun, imamların iştahdını koyuyorsun, sufilikten koyuyorsun, evliyalardan menkıbeler anlatıyorsun. Yok anlamakta inat ediyorlar. Anlamamakta inat ediyorlar. Kör. Bildiğiniz kör. Körlerle uğraşmak kadar dünya üzerinde zor bir şey görmedim ben.
Hele Müslüman'ın körü var ya. Müslüman'ın körü. Yemin ediyorum bakın yemin ediyorum dünyanın en zor işi. Müslüman'ın körü. Sebep ya ayet söylüyorsun ya adam ayeti dinlemiyor. Müslüman hadis var diyorsun, hadisi söylüyorsun, alay eder ki bu hadis nerede geçiyor diyor. Geçtiği yeri söylüyorsun, koyuyorsun önüne bu senin kitabın diyor. Kör. Böyle dervişlerin de körleri var. Derviş. Anlatıyorsun, anlatıyorsun, kör. İçinden diyorsun ki ya böyle bir kör derviş olacağını olmayı versin. Dersi bırakıp gidiyor zaten. Neden? Kör çünkü. Şaşı.
Bildiğiniz şaşı. Çok eski dönemden adamın dersi bırakacağım dedi. Ya bırakabilirsin dedim. Rüyaları ben dinliyorum. Halleri de ben dinliyorum. Kim ne rüya anlatmış biliyorum. Bu rüyayı sen görmedin mi? Evet dedi. Bu rüyayı da görmedin mi? Evet. Bu rüyayı da görmedin mi? Evet. Dedim sen dedim bana en azından on taneye yakın rüya anlattın mı? Anlattın. Bu gördüğün rüyalar dedim sayı. Ben rüyaya da inanmıyorum dedi. Dedim rüyanın varlığına mı inanmıyorsun? Evet dedi. Ayeti inkar ettim dedim ben. Sen ayeti inkar ettin. O rüyadan bu rüya mı acaba kasıt dedi. Ha işin gücün az gelsin dedi. Tamam. Tecrübe bunlar.
Kör. Bir bayındırda dersi bırakan bir. Hep tecrübe ya. Hoca dedim ya. İtikafta dedim geldim. Oktay da buna şahittir. Birinci gün ben gidiyorum itikafa soruyorum. Var mı bir şey diyorum ben yok diyor. İkinci gün gidiyorum itikafa. Var mı bir şey dedim ben yok dedi. Üçüncü gün yansıdan sonra teravih kıldım gene girdim yanına. Dedim hoca var mı bir şey yok dedi. Oktay da yanımda. Lestur dedim kaldırdım ayağı. Oturuyoruz biz. Ayakta bir başladım zikrullaha. Üçümüz beraber zikrullaha yapıyoruz. Bu başladı ağlamayın. Ben gördüm dedi.
Göreceğim dedi. Ben de hani bayındırda dergah oturacak yerleşecek böyle kendimce büyük mücadele veriyoruz. Ben hani bunun hali açılsın. Ondan sonra Allah'a münacat ediyorum. Bunun hali açılsın delillensin. Hani bayındırda yolumuzun hak olduğu bilinsin diye Allah'a münacat ediyorum. Hali açıldı. Bunu gördü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini. Sabah namazından sonra gelip kapımda ağlayan insan. Abdülkadir Geylana Hazretleri geldi. Dedi ki git işte Mustafa'ya şunu şunu şunu söyledi diye. Ağlayan insan. Bakın böyle rüya görüp böyle hal gören bir kimse. Dersi bırakıyor bu. Daha doğrusu bıraktı da. Ben ona delillendiriyorum. Bunları gören sen değil miydin?
Evet. Peki dedim. Kimi gördün de rüyanda gittin? Öyle ya peygambersal bu. Sufilik yolu bu. Bunun ölçüsüne rüyanda bir şeyhi görmüşsün. Gittinmişi intisap etmişsin. Bir daha rüyanda göreceksin bir başkasını. Giteceksin intisap edeceksin. Hak. Dedim kimi gördün? Hiç kimseyi görmedim dedi. E dedim gitmene sebep ne senin? Ben dedi sabah namazından sonra rabıta yaptım. Şeyh Efendi'yi dedi. Şeyh Efendi demiyor. Abdullah Gürbüz Efendi'yi dedi. Uyurken gördüm dedi. Dedim tamam. Bunun üzerine söylenecek bir söz yok dedim. Sen rabıta yapacaksın. Rabıtada şeyhini göreceksin sabah namazından sonra.
Onu uyurken gördüm. Ben soru sordum. O uykuda olduğu için bana cevap veremedi deyip gideceksin. Sonra ona eşek muhabbetini anlattım. Bilir misiniz eşek muhabbetini? Evet. Körlük böyle bir şey bak. Dervişin birisi şeyh efendiye geliyor. Efendim diyor ben size rabıta ettim de sizi diyor eşek suretini görüyorum. Âlâ oğlum diyor. Sen öyle bir şey olduğunda diyor yanında diyor hançerin bir çan kesici bir aletin yok mu? Var efendim diyor. Sen öyle olduğunda diyor o diyor eşeğin diyor kulağını kes de getir benim yanıma diyor. Derviş de böyle körlük öyle bir şey. Böyle kibirle tamam efendim diyor. Neyse zikullah da gene rabıta yapıyor bakıyor şeyhi eşek suretinde gene.
Şeyhim emretti artık diyor. Çekiyor o hançeri. Cağırt kesiyor. Yandım Allah kendi kulağa. Kulak elde koşa koşa şeyhin yanına. Efendim diyor böyle böyle ben kulağımı kestim. Benim diyor eşek suretinde gördüm. Meğer benmişim ya diyor. Meğer benmişim ya. Eşek suretinde gördüm. Bu eşek muhabbeti. Körlük böyle bir şeydir. Bu da sufi körlüdür. Doğruyu göremez. Görmüş olduğu doğruya sonradan eğrilik katar. Kendi rüyasını inkar eder. Kendi halini inkar eder. Ve ne yapar? O körlüğünden dolayı Allah muhafaza eylesin. Mühürlenir. Bu işin daha acil tarafı. Bakın mühürlenir. Rabbim kimseyi böyle bir şeyle karşılaştırmasın.
O yüzden Rabbim körlükten cümlemizi muhafaza eylesin. Hem maddi körlükten hem manevi körlükten. Rabbim cümle kardeşlerimizi korusun muhafaza eylesin. En önemlisidir. Rabbim manevi körlükten hepimizi korusun ve muhafaza eylesin. Ve işte bir insan şeytanı kendine dost eder. Heva ve hevesini sever. Heva ve hevesini Rab edinirse. O körlerden olur ki bir daha onun gözü açılmaz. Allah muhafaza eylesin. Kimin kalbinde kapı açılırsa gönül göğünde yüzlerce güneş görür. Demek ki eğer şeytanın vesvesesi ne oldu? Kör oldu. Ama bir de kalbinde kapı açılırsa gönül göğünde yüzlerce güneş görür. Ve normalde insanoğlu gözleri açıktır.
Bakın gözleri açıktır insanların. Ama ne yazık ki çoğunluğunun kalbi uykudadır. Göz açık kalp uykuda. Ben böyle daha makul olanı söyleyeyim. Kalbi uykuda. Kimisinin göz açık kalbi mühürlü. Kimisinin göz açık kalbi uykuda. Eğer normalde o kalbi uykudaysa o kimsenin manadan haberdar olması.
Ne bileyim işte manada perdeden perdede geçmesi mümkün değil. O zaman o kimse kalben uyurluğunu yok etmeli. Kalben uyanık hale gelmeli. Öyle bir kalben uyanık hale gelmeli ki o uykudayken bile uyanık olmalı. Öyle bir kalben uyanık o hale gelmeli ki gözü açıkken o kimse uyanık. Gözü açıkken de uyanık olmalı. Şimdi kalben uyanık olmanın gece yatarken kalbin uyumaması, kalbin uyanık olması o kimsenin rüya görmesi. O kimsenin perdeden perdeye halden hale geçmesi. Bu normalde baş gözü uyurken kalbin uyumaması. Hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Hz. Ayşe annemize dedi ya, benim kalbim uyumaz diye. İşte o göz uyusa dahi kalbinin uyumaması.
Bunun daha ilerisi var. Daha ilerisine normalde uyumadığı halde de çıplakken kalbinin ne yapması? Görmesi, uyumaması. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri kabristanda gidiyordu. Üç kişinin başına birer tane yeşil hurma dalı dikti. Dediler ki ya Resulallah bu nedir? Dedi ki bu kardeşlerinizin kabir azabını duydunuz mu? Gördünüz mü? Hayır ya Resulallah. Dedi bir tanesi, bevle derken dikkat etmezdi dedi, üzerine sıçratırdı. Dedi bir tanesi böyle laf getirir götürürdü. Gibisinden onların kusurlarını söyledi. Lafı uzatmayayım şimdi. Bu ne? Bu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri gözü açık. Uykuda olmadığı halde kalbi uyanıktı.
O uyurken de kalbi uyanıktı. O ayaktayken de kalbi uyanıktı. Bu normalde sufiler için önemli. Sufi de gözü açıkken kalbi uyumamalı. Onun kalbi basiret nuruyla nurlanmalı. Zikrullah nuruyla nurlanmalı. Ve o kimsenin de muhakkak ve muhakkak onur onda oluşmalı. İlla ki herkes rüya görecek, hal görecek diye bir kaydı yok. Ama o kimsenin kalbi ilham almalı. O doğruyu, yanlışı ayırt edebilmeli. O eksiği, fazlayı ayırt edebilmeli. Hazreti Mevlana diyor ki, Zahiri kör olan, görünen necasetlere bulaşır. Fakat can gözü kör olan kişi, gizli olan, görünmeyen pisliklere bulaşır.
Demek ki o kimse eğer kalp gözü kör ise, O görünmeyen pisliklere ulaşacak. Görünen pisliklerden temizlenmek kolay. Üzerinize bir necaset dökülürse, bulaşırsa, Gider yıkar temizlenirsiniz. Ama kalbe necaset girer de, bunu fark etmezseniz, Yandık eten elva. O yüzden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri müminin ferasetinden, Sakınınız, sakınınız. Çünkü o Allah'ın nuruyla bakar dedi. Yine velilerle alakalı, Gören gözüm, duyan kulağım, tutan elim, yürüyen ayağım olur. Benimle görür dedi. Benimle görür. O zaman o kalp, o körlüğü atacak o kimse üzerinden.
Ve sufiler, Feraset sahibi olacak. Bunun oluşması için, Veyahut da olmamasının sebebi ne? Olmamasının sebebi şu. Ey iman edenler, Mallarınız ve çocuklarınız, Sizi Allah'ı zikretmekten alıkoymasın.
Kim böyle yaparsa, İşte onlar hüsranı uğrayanların ta kendileridir. O zaman bu manevi kör olanlar kimlermiş? Allah'ın zikrini terk edenler. Ve Allah'ın zikrini terk ederse, İşte o zaman o kimse ne yapıyor? Manevi körlerden oluyor. Allah muhafaza eylesin. Ve o manevi körlerden olursa da, Bir daha asla ve asla kendini toparlamıyor. Rabbim korusun muhafaza eylesin işte Allah. Bir ayet-i kerime daha. Rahmanı anmaktan yüz çeviren, Yani Allah'ı anmaktan yüz çeviren, Yanından ayrılmayacak bir şeytanı, Arkadaş veririz.
Demek ki kim zikrullahı terk etti, Zikrullahla bağını kesti, Allah diyor ki, Bakın Allah diyor, Yani bu da bilinmeyen bir şey yok. Ona diyor, Şeytanın yanına bir tane ondan ayrılmayacak. Bir şeytanı ona arkadaş veririz. O onun yanından ayrılmaz. Ve onun kalbini habire ne yapar? Vesvese verir. Devamlı onun kalbine, Tabiri caizse işer. Kalbine oturur. Hadis-i şerit-i peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki, Şeytan kalbin kapısında bekler. Zikrullah oradan çıkınca şeytan girer oturur dedi. Demek ki Allah'ın zikrini terk edene, Cenab-ı Hak bir şeytan arkadaş veriyor, Bir şeytan dost veriyor.
Ve o kimse, Allah muhafaza eylesin, Körlerden oluyor. Ve artık onun kalbi, Ne yapıyor? Hiçbir şey hissetmiyor. Kalbi körlerden oldu. Allah muhafaza eylesin. Ve feraset nuru, Ondan çıktı, Gitti. Bakın onlara dedikodu ederler, Gıybet ederler. Bir müddet sonra, Allah'ın dostlarına laf söylerler. Bir müddet sonra, Peygamberlere laf söylerler. Bir müddet sonra, Yola, İze, İnsanlara, Her şey laf söylemeye başlarlar. İzleyin. Takip edin böyle, Görürsünüz. Sebep, Onun çünkü kalbine şeytan oturdu. Zikri terk etti, Cenab-ı Hakk'ın kalbine şeytanı dost etti. Şeytanla dost oldu. Allah muhafaza eylesin. Yıldızların içinde, Ay nasıl görünürse, Başkaları arasında da, Allah da öyle görünür.
Demek ki, Yıldızların içerisinde, Gece baktığınız, Ay nasıl görünüyorsa, Allah da böyle görünür. Allah görünmez bir varlık değildir. Allah bilinmez bir varlık değildir. Allah tanınmaz bir varlık değildir. Bugüne kadar, Öğrenilen öğretileri değiştirecek herkes. Görünmeyen, Bilinmeyen bir Allah'a iman etmedik.
Görünen, Bilinen bir Allah'a iman ettik. Dualarımızı işiten, Dualarımıza cevap veren, Dualarımızı, Allah'ın izniyle, Biiznillah, Yerine getiren, Bir Allah'a iman ettik. Tövbe ettiğimizde, Tövbemizi kabul eden, Ya Rabbi dediğimizde, Buyur kulum diyen, Bir Allah'a iman ettik. Görünmeyen, Bilinmeyen, Tanınmayan, Bir Allah'a iman etmedik. Görünen, Bilinen, Tanınan, Allah'a iman ettik. Kullarıyla konuşan, Kullarının istediklerine cevap veren, Kullarının dualarına icabet eden, Kulları kendisini zikrederse, Kullarını zikreden bir Allah'a iman ettik. Bakın, Kulları kendisini zikrederse, Kullarını zikreden bir Allah'a iman ettik. Şimdi, Zikrullah yapıyoruz, O da bizi zikrediyor.
Onu tanıtıyoruz, O da bizi tanıtıyor. Biz onu tanıyoruz, O da bizi tanıyor. Tanıtıyor. Biz burada insanlara onu tanıtıyoruz, O da meleklere tanıtıyor. O da Arşalan'ın meleklerine tanıtıyor. Kürşinin meleklerine tanıtıyor. Siz burada onu zikrediyorsunuz, O da sizi meleklerinin huzurunda zikrediyor. Ey melakelerim! Onlara diyor, Kadın verdim, Çocuk verdim, Adam verdim, Mal verdim, Mülk verdim, Şeytan verdim, Vesvese verdim, Cinni tayfesine verdim, Hepsini de geçtiler, Beni zikrettiler diyor.
Onlara dua edin diyor. Melekler dua ediyorlar. Kim Allah'ı zikrederse, Melekler o kimseye dua eder. Kim namaz kılarsa, Melekler ona dua eder. Kim oruç tutarsa, Melekler ona dua eder. Kim bir fukaraya bir lokmayı yedirirse, Melekler ona dua eder. Kim zekatını verirse, Melekler ona dua eder. Melekler dua eder, Malını arttır diye. Kim bir cömertlik yaptı, Melekler dua eder. Daha verirken daha. Daha verirken, Bir fukaranın eline daha tutuştururken, Hemen melek başücünde başlar. Ya Rabbi sen buna fazlasını ver. Sayısız ver. Amin. Hemen melek dua eder. Başında dua eder. Melekler günah işler mi? Hayır. Günahsız ağızla yapılan dualara, İcabet edilir mi?
Evet. Bir mazuratınız varsa, Tasadduk ederekten dua edin. Bir mazuratınız, Bir sıkıntınız varsa, Tövbe ederekten, Tasadduk ederekten dua edin. Cenab-ı Hak icabet eder. Allah'ı zikrederekten dua edin. Cenab-ı Hak icabet eder. Ve işte, Bir karanlık gecede, Yıldızların içerisinde, Ay nasıl tanınırsa, Allah da böyle tanınır. Hazreti 1 diyor. Çünkü hak zahirdir. Batın olduğu kadar zahirdir. Ortadadır. Belirgindir. Bellidir. Tanınır. Görünür. Görünür. Çünkü, Göklerde, Yerlerde, Ne varsa, Her şey onu zikreder.
O azizdir. Ve her şeyi, Elinin altında, Hükmünün altında, Toplayan, Hakimdir. Kudret sahibidir. Kuvvet sahibidir. Her şey, Gözünüzün önünde tecelli eder. Her şey. Göklerin de, Yerin de, Mülkü O'nundur. Her şeyin sahibi O'dur. Kalplerin de sahibi O'dur. Ruhların da sahibi O'dur. Canların da sahibi O'dur. Rezzak olan da O'dur. Rızıklandıran da O'dur. Yağmuru yağdıran da O'dur. Deprem oluşturan da O'dur. Darlığı veren de O'dur. Bolluğu veren de O'dur. Kıtlığı veren de O'dur. Yağmuru yağdıran da O'dur. Yağmuru yağdırmayan da O'dur.
Evlendiren de O'dur. Boşandıran da O'dur. Her şeyde, Bütün fiiliyatta, Allah çalışır. Allah. La faili illallah. Allah'tan başka fail olan yoktur. İşleyen Allah'tır. O'nu görmezsen, Körlerden olursun. O her şeyde kadirdir. O'nu güçsüz zannetme. O'nu kuvvetsiz zannetme. O bunu yapmaz. O bunu etmez. O bunun buna gücü yetmez. Düşünme, şirke düşersin. O'nun gücünün yetmeyeceği hiçbir şey yoktur. O'nun kudretinin ulaşmayacağı hiçbir şey yoktur. Ve o evvelin evvelidir. Evveldir.
Ondan öncesi yoktur. Ondan öncesi yoktur. Ahirdir. Sonrası da yoktur. Devam eden ahir, Devam eden sonu olmayandır. Her şey ölümü tadar. Bütün her şey fanidir. Baki olan O'dur. Bütün nefeslerin nefeslerini alacak olan O'dur. Ve bugün vahid-i kahar olan kim diye sorduğunda yine kendisi cevap verir. Bugün vahid-i kahar olan Allah der. Ve her şeyi yeniden yaratır. Her şeyi şimdi yaratana bir daha yaratmak zor gelmez. O her şeyi her an yeniden yaratır.
O her şeyi yeniden hayat verir. O her şeyi yeniden sonlandırır, yeniden hayat verir. Sonlandırır, yeniden hayat verir. Onun kudretiyle uğraşacak olan hiçbir şey yoktur. Onun kuvvetiyle baş edecek olan hiçbir şey yoktur. Sen bitti dersin, o bitti demeden bitmez. Fatih Terim gibi oldu ama bitmez. O bitti demeden bitmez. Ümidini kesme. Umudunu kesme. Duanı kesme. Zikrini kesme. Mücadeleni kesme. Bütün dünya sana düşman olsa, o sana kulum dediği müddetçe hepsi de havasını alır. Bütün dünya, bütün dünya sana karşı olsa, eğer o karşı değilse, bütün dünyayı dize getirir.
O vahidül kahhar olandır. O ebabil kuşlarıyla orduları helak edendir. O bütün lüt kavmini dünyanın altına geçirendir. O Nuh'un kavmini suyun altında boğandır. O hüddün kavmini alabora edendir. O salihin kavmini bir sesle, donakalı dondurup bırakandır.
O Musa'ya Kızıldeniz'den yol açan ve Kızıldeniz'de firavunu boğandır. O Nemrud'un burnuna küçücük bir sinek sokup, Nemrud'u kendi balyozuyla öldüren Allah'tır. O İbrahim'i ateşten alan Allah'tır. O Yusuf'u kuyudan çıkaran Allah'tır. O Yakup'un kör olan gözünü açan Allah'tır. O Eyyub'u topuğundan su çıkarttırıp, onunla yıkatıp, gençleştiren Allah'tır. O Allah'la baş edecek olan hiçbir güç, hiçbir kuvvet yoktur. Ve o Allah gösterir kendini, saklamaz. Ama onu gören göz lazım. O göz, o göz haramla, o kalp şeytanla, o kalp heva hevesle, o kalp haramla iştigal ederse, o kalp kör olur, görmez.
O göz kör olur, görmez. O zaman ne tarafa dönersen dön, Allah'ın veçi oradadır. Ayet-i kerimesinin sırrına o kimse ulaşamaz. Ancak imanını tazelecek, salih ameller işecek, tövbe edecek, Allah'ı çokça zikredecek, Allah'ı sevecek, Resul'ünü sevecek, Allah dostlarını sevecek, müminleri sevecek, şeytanla, şeytanlaşmış olanlarla dost olmayacak. Gözünü şeytani şeylere çevirmeyecek. Kalbini şeytaniyete çevirmeyecek. Kalbini kötülüğe çevirmeyecek. Bu dünya göçüp geçecek her şey. Bomboş kalacak. Ne zamana kadar kör gelip, kör gidecek insanlar? Mal onun, mülk onun. Verecek olan da o, alacak olan da o.
Birinizi bin yapacak, birinizi milyon yapacak o, milyonunuzu bir yapacak olan da o. Milyonunuzu bir gece uzun, bir dakikada milyonunuzu, milyonunuzu bir yapar, bir lira olur. Bir dakikada, bir dakikada bir liranız da milyon olur. Ona yaslan, ona dayan. Yedi gök, yedi arz. İçindekiler onun. İçindekiler onun. Bir başkasının değil. Yedi gökün de, yedi arzın da, yedi semanın da, arşalanın, lef-i muhafuzun, kürsünün, kaderin, kalemin, hepsinin sahibi o. Kalem onun, kader onun. Yazan o, silen o, bozan o.
kimin elinde kalem var Allah'tan başka? Kimin kitabı var Allah'tan başka? Kimin cenneti var Allah'tan başka? Kimin cehennemi var Allah'tan başka? Kimin kabri var Allah'tan başka? Kim yaratıyor Allah'tan başka? Kim dizayn ediyor, kim düzen veriyor Allah'tan başka? Kim? Bir güç göster, bir kuvvet göster, bir kudret göster. Kim yaratıyor ki ya? Allah! Ve görünen, Hz. Ali Efendimiz'in sözünü unuttu Müslümanlar. Görmediğim Allah'a ibadet etmem dedi. Pirimiz, Hz. Muhammed Mustafa'nın damadı, ilmin kapısı, görmediğim Allah'a ibadet etmem dedi.
Nerede kaldınız Müslümanlar? Nerede kaldınız? Görmediği Allah'a ibadet etmeyen, etmeyen bir pirin evlatlarıyız evet çıkarılacak olan oku namazdayken çıkarın diyen bir pirin evladıyız bu sözü nereye açacağız şimdiki o kör gözlü ilahiyatçıların kör gözlü diyanetçilerin Allah görünmez dediklerine bakmayın yüzbin sefer beni mahkemeye verseler yüzbin sefer bağırırım Allah görünür Allah görünür Allah rüyada da görülür zahirde de görülür batında da görülür perdede de görülür gözün açıkta görülür gözü kapalı da görülür Allah görülür çünkü her an sıfatlarıyla her yere her an
tecelledendir Allah görünmez diyenler küfür ehlidir Allah görünmez diyen küfür ehlidir kafirin ta kendisidir Allah görünmez diyen kafirin ta kendisidir ilan ediyorum yazın her yere Allah görünmez diyen kafirin ta kendisidir altına Mustafa Özbadi'ye yazın bununla mahşere çıkarım bununla mahşere çıkarım bununla hesaba çıkarım bununla huzuruna çıkarım Allah görünür sıfatlarıyla görünür Allah bütün sıfatlarıyla görünen biriler varlıktır görmeyen körün körüdür kör gelmiş kör gider kör gelmiş kör gider Allah çünkü hiçbir zaman kendini saklamamıştır saklamadı saklamayacak da ebediyen hep görünür
görünür olacak Allah Müslümanlara şey ne o cennette gösterecek canım kardeşim o burada kör olarak cennete giden Müslümanlarla alakalı Allah dünyada da görülür ahirette de görülür her an her yerde görür Allah sen yeter ki Hz Pir'in dediği gibi gözünden parmağını kaldır da diyor ne istiyorsan gör bakın burada ne diyor Allah muhafaza eylesin diyor ki fakat iki parmağını iki gözünün üstüne koy bir şey görebilir misin insaf et sen görmesen de dünya yok kusur ancak şok değildir kusur ancak şom nefsin parmağında kusur neredeymiş şom nefsin parmağındaymış sen
ellerini koy şimdi gözlerinin üzerine görebilir misin bir şey göremezsin Allah'ın suçu ne sen nefsine uyduysan Allah'ın suçu ne sen sen şeytanı dost edinmişsin Allah'ın suçu ne heva hevesini ilah edinmişin peygamberin suçu ne sen nefsin perdesinden nefsin perdesine geçiyorsun şeyhinin suçu ne ahmak adam sen zikrettin de Allah mı saymadı sen zikrettin de sen salatu selam getirdin de Hz Muhammed Mustafa mı salatu selam vermedi sana değil bu senin nefsinden bu senin nefsinden bu senin kendi gönlünden Allah muhafaza eylesin o yüzden ne dedi yedi kök yedi arz her şey dedi Allah'ı hamd ile tesbih eder ama dedi siz onların tesbihlerini anlamazsınız neden duymadın neden görmedin anlamadın sen üzerindeki
hücrelerindeki hücreler dahi seni zikrederken sen kendi hücrelerinin zikrini duymaktan uzaksın senin yediğin yemek Allah'ı zikrederken Allah'ı tesbih ederken onu görmekten uzaksın senin adımını attın toprak Allah'ı zikrederken elinde tuttun kaşık elinde tuttun çatal giydiğin elbise Allah'ı zikrederken sen bunu görmekten duymaktan uzaksın bunu anlamaktan uzaksın kendi nefsime söylemiş olayım ağaçların zikrini duymaktan uzaksın sordum sarı çiçeğe annen babam var mıdır çiçek dedi ki derviş baba annen babam ne dedi topraktır
Yunus konuştu sen konuştun mu Hz. Muhammed Mustafa'nın üzerine çıkıp hutbe okudu kütük konuştu hurma kütüğü konuştu hurma kütüğü biz konuştuk mu biz duyduk mu madem ki bütün mükevenat her şey Allah'ı hamd ediyor tesbih ediyor tenzih ediyor teşbih ediyor zikrediyor hangisini duyduk hangisini duyduk ama biz din hakkında ahkam kesiyoruz bunu herkes bir ahkam kesiyor ben de dahilim Allah bizi affetsin inşallah kıymetli dostlar sakın sakın hiçbir zaman Allah görünmez bir varlık olarak düşünmeyin bu büyük bir şirk olur Allah muhafaza eylesin sürçülisan ettiysek affola Rabbim cümlemize affı muhafiret eylesin
Rabbim cümlemizi görenlerden eylesin Rabbim cümlemizi körlerden eylemesin Rabbim kör olarak bu dünyadan geçip gidenlerden eylemesin el fatihama selavat amin soruyu yine mi unuttuk haftaya kaldı yine unuttuklarınızdan sorumlu değilsiniz hadis-i şerif kaçacak yerimiz var ya unuttuklarınızdan sorumlu değilsiniz deliler sorumlu değil uykuda olanlar sorumlu değil ne kadar güzel bu işler hepsi de var bizde o yüzden hiç sorumlu değiliz benim deliliğim şeyhimden tasdikli o yüzden ben kendi kendime ben deliyim desem benim hakkımdır şey efendi bana öyle dedi oğlum canın istediğinde uyuyacaksın uyumuyacaksın uyumuyacaksın dedi istediğin zaman yiyeceksin istemiyorsan yemiyorsun istediğin zaman konuşacaksın istemiyorsan konuşmayacaksın dedi istediğin zaman duracaksın istemediğin zaman durmayacaksın böyle sıraladı böyle şunu ister
şunu ister yapan ister yapman ister yapan ister yapman dedim efendim bu tam 46'lık dedim he he ondan Mustafa efendi dedi 46'lık bir adam var karşınızda bence yolunuz yakınken dönüp gidin akıllılık edin dönüp gidin öyle şeyhim öyle dedi ne yapayım 46'lıkmışım şükür hamdolsun hakkınızı helal edin

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi