Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 28 Kasım 2021 · 1:04:00
Ünzubillahimineşşeytanurrecim, Bismillahirrahmanirrahim, Eftali zikrfâlemenehû, Lââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââââ öğrenci olarak gelmişti.
Bugün de babası misafir olarak geldi. Babası da Mesudiye Tekkesi'nin halifelerinden. Orada bizle beraber gelenler bunu yukarıda köye çıktığımızda orada biz Zikrullah yapmıştık. Orada bir Hüseyin Efendi vardı. Hatta son bir şehitliğe gitmiştik. Remzi Pitiş'le beraber. Orada şehitlikte de Zikrullah'ı yönettiydi. Orada bir Hüseyin Efendi vardı. Hüseyin Efendi Hazretleri'nin kendisi halifesi. O yüzden oğlu da burada öğrenci. Allah razı olsun bizi de ziyarete geldiler. Bir selamlama konuşması yapacak inşallah. Buyurun. Bismillah. Elhamdülillah. Vessalatu vesselamu ala Resulillah. La ilahe illallahun melekul hakkun mubin. Muhammedun Resulullah.
Esadiku adul emin. Sayın Şeyh Mustafa Efendi ve sevgilim Arkadaşlarım. Selamun aleikum ve rahmetullahi ve barakatuhu. Amin. Selamun. Çast i zadovoljstvo na ovoj posjeti, na ovom ziyaretu, posebno na ikramu o Şeyh Mustafa Efendi'e, poseban Aşkin Yaz. U posjetu sam došu mome sinu, Allahovi Memerom. U posjeti sam i Şeyh Mustafa Efendi'e, i evo noća smo zajedno ovdje, da Allah Celleşanuhu kabul uçini, ovaj ziyaret, ovaj sohbet. i denem Allah Celleşanuhu da sınageyi kubbete da size edno. Uspiyemo, usfoy ve misi, i da çastno nosyemo zasta bu Hazreti Peygamber'e, la ilahe illallah, Muhammedun Resulullah. Selamun aleyküm.
Bosna'dan benim babam büyük selam gönderiyor size ve benim babam benim için burada geldi ama Allah'ım izniyle biz Tekke'de geldi ve bu gece Mustafa Şeyh'i ziyaret için burada geldik ve her şey için çok teşekkür ediyor. Allah şifa versin ve Allah sağlık versin inşallah. Amin inşallah. Selamun aleyküm. Aleyküm selamun. Allah razı olsun. Eyvallah. Mesnevi sohbetlerine kaldığımız yerden devam ediyoruz inşallah. Geçen haftaki beytte müminler birbirinin aynasıdır. Burayı okumuştuk.
Oradan devam ediyoruz. Gözünün önüne gök renkli bir cam koymuşsun. O sebepten alem sana gök görünüyor. Yani sen gözüne bir mavi cam bir gözlük takarsan etrafını mavi görürsün. Veyahut da güneş gözlüğü taktığınızda gözünüze nasıl güneş gözlüğünün renginden bakıyorsanız aynı şekilde sen kibirliysen etrafına kibir gözlüğünü takar. Kibirle bakarsın. Gadaplıysen, öfkeliysen o esnada öfke gözünü bürümüş derler ya öfke gözünü bürüdüğünden dolayı öfkeyle bakar. Eğer nefret var ise o kimse o zaman nefret gözlüğü taktıysa nefretle bakar. İnsan farklı bir alemdir. O yüzden insanın üzerinde iyilikler de bulunur, kötülükler de bulunur. Ama iyilikler biz Rabbimizden biliriz.
Çünkü ayeti kerimede iyilikler Rabbinizdendir. Kötülükler nefsinizdendir der. Eğer bir kimse de iyilik hakim ise o zaman o dünyaya iyi bakmaya başlar. Etrafını iyi analiz eder. O iyi görür. Ama biz nefsimize uyarsak, şehvaniyete, deccaliyete, şeytaniyete doğru yol alırsak o zaman bizim gözlüğümüz şeytani gözlük olur. Deccali gözlük olur. Ne yazık ki o zaman kötüye doğru meyleder. Kötüye doğru gideriz. O zaman biz ne isek o olarak görürüz etrafı. Bakın ne isek. Siz derviş iseniz etrafınıza derviş gözlüğüyle bakarsınız. Yok derviş değil iseniz ne iseniz o gözlükle bakarsınız. Bir kimse dünya hırs, tamah bütün her şeyini bürüse her şeye o dünya hırs, tamah gözlüğüyle bakar.
Ve öyle baktığı için de zaten Allah muhafaza eylesin. Ortalığı yakar, yıkar. Edepsizse ortalığı edepsiz gözüyle bakar. Çok özür dilerim sözüm meclisten dışarı. Bir hırsızı yakalasanız hırsız der ki bütün herkes hırsız zaten der. Sebep o çünkü dünyaya hırsız gözlüğüyle bakıyor. Veyahut da bir kadın fuhuş yapmış olsa kadın şunu der. Herkes fuhuş yapıyor zaten. Sebep o dünyaya fuhuş gözlüğüyle bakıyor. Birisi kumarbaz olsa, devamlı kumar oynamış olsa ona gitseniz hayat bir kumardan ibaret. Herkes kumarbaz der. Aynı şekilde bir kimse her ne ise gözüne de o gözlüğü takar, etrafına onunla bakar. O zaman sen kusurluysan etrafa hep kusurlu bakarsın. Hep kusur görürsün etrafa.
O zaman kendince kendi bakışını değiştireceksin. Kendi bakışını değiştirmediğin müddetçe hiçbir şey değişmeyecek. Kör değilsen bu körlüğü kendinden bil. Kendine kötü de başkasına deme. Eğer o zaman sen kör değilsen bu körlüğü kendinden bil. Allah sana göz vermiş görmen için. Sana gönül vermiş bir de gönül gözünü açman için. Eğer sen gönül gözünü açmadıysan, körlerden olduysan o zaman bu senin kendinle alakalı. Cenab-ı Hak hidayet nurunu herkesin gönlüne saçtı. Kimisi o hidayet nuru kocaman bir ağaç oldu, meyve verdi. Kimisinin üzerine toprak örtüldü, örtü örtüldü. O hidayet nuru ışığını dışarı veremedi. Bunun sebebi ne?
Senin yaptıkların sensin. Bunu bir başkasında kusur arama, bir başkasında hata arama. Bir başkasında yanlışlık arama. Senin gönül gözün açılmadıysa bu senin kendinle alakalı. Çünkü gönül gözünün açılmasına sebep olacak, vesile olacak hal ve davranışları yapacak olan da sensin. Bir başkası değil. O yüzden kendini görmeyenler, kendini bilmeyenler etrafta hep eksik ve kusur ararlar. Oysa hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki, nefsini bilen Rabbini bildi. O zaman sen nefsini bilmediğin için Rabbini bilemedin. Ya da tersinden bakarsak Rabbini bilmediğin için nefsini bilmedin. Bugün için insanların büyük bir çoğunluğu Rabbini bilmediklerinden dolayı nefislerini bilmiyorlar.
Bakın, Rablerini bilmediklerinden dolayı. Önceden sufilik insanların nefislerini insanlara öğretmekti. Çünkü insanlar Allah'a iman etmişti. İnsanlar Kur'an ve sünneti yaşıyorlardı. Kur'an ve sünneti yaşarlarken nefsin ince hile ve tuzaklarını görmekten uzaktırlar. Bir mürşidi kamile intisap edip, o nefsin hile ve tuzaklarından kurtulmanın yolunu arıyorlardı. Şimdi insanlık ahir zaman, bataklığın içindeler. Bu bataklığın içinde insanlar önce Rablerini tanıyacaklar. Yani, diyecekler ki bir Allah'ımız var, bizi bir yaratan var. Bu kainatı bir yaratan var. Bu kainatı kendi hesabıyla, kitabıyla bir nizama sokan bir raf var. Hadi biz yine eski öğretiye dönelim. Nefsini bilen Rabini bilecek.
İşte nefsini bilmezsen, o zaman sen normalde hata edenlerden oldun ve körlerden oldun. Halbuki Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri nefsini bilen Rabini bildi. Allah bir kulunun hayrını, iyiliğini isterse, ona kendi içinden bir nasihatçı nasip eder. Böylece ona iyilikleri emreder ve onu haramlardan da sakındırır. Kendi içinden. Yani Cenab-ı Hak sizin kalbinize tabiri caizse bir müftü koyar. Cenab-ı Hak sizin kalbinize bir ilham meleği oluşturur. Bu normalde sufilerde bizim söylediğimiz zikrullahta oluşan nurdur. Zikirle kalpte bir nur oluşur. Zikirle kalpte o nur oluşunca o sizin doğrunuzu, eksiğinizi, yanlışınızı söyler. Bunu elleme, buna bakma, bunu tutma, bunun peşinden gitme diye kalbinizden haykırır.
Eğer bu olmuyorsa işte o zaman kalbi körlerdensiniz daha. Kalbinizin kulağı da açılmadı. Kalbinizin kulağı da açılmadığı için siz bu hitaba nail olamıyorsunuz. Gönül gözünüz açılmadığı için bu hitaba nail olamıyorsunuz. Çünkü yine bir başkasındaki eksikliği görüyorsun ya, bir başkasındaki eksikliği gördüğünden veyahut da etrafı hep eksik görmen kendinle alakalı. Eğer kalbindeki o ses çalışmış olsa senin eksikliklerini senin önüne koyacak. Bakın, senin eksikliklerini senin önüne koyacak. Ama senin kalbin çalışmadığından dolayı sen başkalarının eksiklikleriyle uğraşıyorsun. Başkalarının hatalarını, kusurlarını gösteriyor nefis sana. Bak bunun şusu var, bak bunun busu var. Bak şu böyle, bak bu böyle diye senin önüne bir başkasının hatasını, kusurunu koyuyor.
Ve sen kendi hatanı, kusurunu görmekten uzaksın. Asıl körlük bu. Oysa ayeti kerimede veyahut da hadis-i şeriflerde bir başkasının hatasını, kusurunu araştırmayınız diyor. Mesela Hucurat suresinde birbirlerinizin hatalarını ve kusurlarını araştırmayınız. O zaman birbirinin hatasını, kusurunu araştıran kör gözlü. Bu kime ancak bu caizdir? Bu ancak mürşitlere caizdir. Bu ancak halifelere caizdir. Onlar çünkü Allah'ın nuruyla bakarlar. Allah'ın ferasetiyle bakarlar. Ve onlara bu emirdir, farzdır. Onlar etrafındaki dervişlerin hata ve kusurlarını düzeltmeleri için nasihat etmekle mükelleftirler. Onlar bu nasihatı yapacaklar. Onlar bu nasihatı yapacakları için onların gördüğü bu manada değildir.
Peygamberleri bunun içerisine koyamazsınız. Peygamberler ümmetlerinin eksik ve noksanlıklarını, sahabelerin eksik ve noksanlıklarını söyleyecekler ki, din oluşmuş olsun, Allah'ın dinini tebliğ etmiş olsunlar. Mürşidi kamiller, veliler, üstadlar, dervişlerinin hata ve kusurlarını söyleyecekler ki, yolun adabı, erkanı, yolun istikameti belli olsun. Eğer bunlar konuşulmazsa o zaman yanlışlık vardır. Niçin bir kimse sufi olur? Nefsini terbiye etmek için, doğru yolda, istikametli yolda gitmek için. Eğer o nefis terbiyesinin içerisine girecekse ve üstad da fi ise bilillah orada nefis terbiyesi veriyorsa, etrafındaki insanların hata ve kusurlarını, yanlışlıklarını ve eksikliklerini onlara tebliğ edecek.
Çünkü gerçek bir mürşid, gerçek bir veli, dervişlerinden geçinmez. Dervişlerinden geçinmeyeceği, nemalanmayacağı için hak ve hakikati onlara anlatır. Ama dervişlerinden geçinen bir üstad, dervişlerine bunu anlatamaz. Herkese kırmızı kurdele, herkese mavi boncuk dağıtır. Çünkü onlardan geçinir o. O yüzden gerçek manada Allah yolunda giden velilerin geçimleri, dervişleri değildir. Dergah değildir. Hiçbir peygamber dinden geçinmemiştir. Hiçbir peygamber. Adem'den Muhammed-i Mustafa'ya kadar peygamberlerin geçimi hiçbir zaman din olmamıştır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin peşinden giden, onun gerçek mürşidleri de dinden geçinmez.
Bir kimse dinden geçiniyorsa, Hz. Muhammed-i Mustafa'nın gerçek manada takipçisi ve mürşidi değildir. Öyle olunca, müminler birbirlerinin hata ve kusurlarını birbirlerinden araştırmayacaklar. Eyvallah. Bakmayacaklar, eyvallah. Ama bu normalde üstadlara geçerli mi? Hayır. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kimsenin eksiğini ve kusurunu araştırıp ne yapacağız? Orta yere dökmeyeceğiz. Eksik ve kusur örtücü olacağız. Hz. Mevlana Celaleti Rum Hazretleri söyler ya, yanlışlıkları, eksikleri, kusurları, hataları örtmekte gece gibi ol. Bunu hiçbir zaman unutmayacağız. Allah muhafaza eylesin. Hadis-i Şerif, şu üç kişiye ayıp olarak yeter. Bir, kendi utanç verici halini görmeyip, başkasındaki aynı kusuru görmesi.
Kendisi gıybet ediyor, bir başkasının gıybetini görüyor. Kendisi iftira ediyor, bir başkasının iftirasını görüyor. Sen önce kendine bak. Önce kendini temizle. İki, kendi utanç verici halini görmeyip, başkalarının aynı durumundan utanç duyması. Hayır, tiksindim bunun yaptığından. Aynı şeyi sen de yapıyorsun. Bu ne kötü bir günah işledi. Aynı şeyi sen yapıyorsun. Allah muhafaza eylesin. Oturup kalktığı kimselere sıkıntı vermesi. Bu da neymiş? Oturup kalktığı kimselere sıkıntı veriyor. Tabarhanede ve münavide geçiyor bu hadis-i şerif. Necm Suresi Ayet 32 Öyleyse nefsinizi temize çıkarmayınız. Yüce Allah, ihlas ile amel edeni, gizli ve açıkta Rabbinden korkanı bilir.
O zaman kimse nefsini temize çıkartmasın. Kendisini çok iyilerden görmesin. Kendini hatasız, kusursuz görmesin. Kendini yanlışsız, eksiksiz görmesin. Bugün gündüz de sohbet ettim bayan kardeşlere. Hiçbir kimse yoktur ki Onun perçeminden bir günah tutmamış olsun. Hiçbir kimse yoktur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hariç bunda. Herkesin perçeminden dediği saçından. Herkesin bir tarafından bir günah tutar. Sahabe nicedir o ümmetin ahli deyince Hazreti Peygamber der ki sallallahu aleyhi ve sellem Tövbe edenler hiç günah işlememiş gibidir. Sonuç olarak. O zaman tövbe etmeye devam edeceğiz inşallah.
Eğer mümin Allah nuruyla bakmamış olaydı Gayip mümine bütün çıplaklığıyla nasıl görünürdü? Demek ki mümin gerçekten mümin vasfına sahip olan O veliler, o mürşidi kamiller Allah nuruyla bakıyor. Bu ne? Hadis suresi ayet 28 Ey iman edenler Allah'tan korkun ve Peygamberine inanın ki size rahmetin iki kat versin ve size ışığında yürüyeceğiniz nur lütfetsin ve sizi bağışlasın. Allah gafurdur, rahimdir. O zaman senin Allah'ın nuruyla bakman için ne yapacaksın? Allah'a iman edeceksin. Allah'tan korkacaksın? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetlerini yerine getireceksin. Ve Cenab-ı Hak senin kalbine senin yolunu aydınlatacak bir nur verecek. Çünkü din kalp yoludur. Kalp. Din kalp yoludur.
Namaz zahirdir. Hareketler edersiniz, ritüeller. Ama namazın imanı insanın içindedir. Zikrullah, ritüel yaparsınız. Allah, Allah, Allah, … Celle Celaluhu. İman içindedir ama kalptedir. Bakın kalptedir. Bütün her şey kalpte toplanır. Bütün her şey. Senin dilin, gözün, kulağın, elin, ayağın, vücudun kalpte toplanır. Senin aklın, fikrin, rüyan, her şeyin kalpte toplanır. Halin, ahvalin, maneviyatın, takvan kalpte toplanır her şey. Eğer normalde iman eder, dosdoğru bir din yaşarsanız, ışığında yürüyeceğiniz, Cenab-ı Hak size bir nur bahşeder. Ve siz o nurla tanımlarsınız her şeyi.
Cenab-ı Hakk'ın feraset nuru dediği nur, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin feraset nuru dediği nur, işte bu nurdur. Bu iman edip, iyi amel işleyen. Hani hadisi kutsu var ya, farzları yerine getiren nafilelerle Allah'a yaklaşır, Allah'ı sever, ben de onu severim. Ben onu sevince gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı, söyleyen dili olurum. Benimle görür, işte feraset nuru bu, benimle görür, benimle duyar, işte feraset kulağı bu, benimle görür, benimle duyar, benimle tutar. İşte feraset, o kimsenin kalp ayağıyla yürümesi bu ve benimle konuşur. Demek onun dilinden o çıkacak, başka bir şey çıkmayacak. Bu neyle mümkün?
Farzları yerine getirmekle mümkün. Tabi bu hadisi kutsinin başında ne var? Kim bir veli kuluma düşmanlık ederse bana düşmanlık etmiş olur. Kıymetli kardeşler, bu hadisi kutsinin başı bu. Velilere düşmanlık yapanlar imansız giderler. Velilere düşmanlık yapanlar bu dünyada ahiretlik hiçbir şey almadan yürüyüp giderler. Senin üstadın olsun olmasın, tüm velilere saygı duy.
Düşmanlık yapma. Tüm velilere, Adem'den bugüne kadar gelmiş olan bütün velilere. Biz Adem Aleyhisselam'ın peygamberliğine iman ettik, onun ümmetinin olduğuna iman ettik. Adem'den sonra Şit'e, Şit'ten sonra Nuh'a, bütün peygamberlere biz iman ettik. O peygamberlerin zamanlarında da Allah dostları, velileri vardı. Hiç eksilmedi. Onlar bugüne kadar devam etti, geldi o veliler silsilesi. Bütün peygamberlerle beraber veliler silsilesi devam etti, geldi kıyamete kadar devam edip gidecek. Sen çatlasan da, patlasan da, istesen de, istemesen de, sevsen de, sevmesen de, düşmanlık da yapsan, o velilik silsilesi devam edecek. Senin gözün körse, kulağın duymuyorsa, kalbin karardıysa, kalbin kitlendiyse, kalbin senin morardıysa, kalbin senin cehennem çukuru olduysa, hiç kimsenin suçu yok.
Sen bir veliyi tanımamakla veliye bir zarar veremezsin. Sen bir peygambere iman etmemekle peygambere zarar veremezsin. Sen dini kabul etmemekle dine zarar veremezsin, kendine zarar verirsin. O yüzden o bütün veliler kıyamete kadar devam edecek. Hadis-i şerifte ne buyurdu Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem? Son bir kişi dahi dünyada Allah diyorsa kıyamet kopmayacak. Ne zaman kopacak? Son Allah diyen kalmayınca kıyamet kopacak. Muhyiddin İbni Araba Hazretleri der ki, bu son Allah diyecek olan zamanın son kutbudur der. Çünkü gerçek manada, yaşadığı zamanda gerçek manada Allah diyen zamanın kutbudur. Ve ondan sonra sağındaki, solundaki, onun sağındaki, onun solundaki üçler, beşler, yediler, kırklar, bu devam eder.
Seksenler, yüz altmışlar, üç yüz yirmiler, öyle beş yüzler olarak devam eder. Bu, kötü bir siddete de abdal bahsinde geçer bu. Bunu böyle hadis-i şerif yok zannetmeyin. Böyle zaman zaman bazı yerlerde, işte bu konuda hadis mi var filan, kutubu siddete de var. Velilerle alakalı ayet-i kerime var. Onlar mahzun olmazlar, mahcup olmazlar. Dünyada da, ahirette de onlara müjdeler vardır. Kim bu veliler? Bu ayet-i kerime haşa boşuna mı indirildi? Allah boşa mı konuştu, haşa? Demek ki o veliler var. Sen bulmamışsın, sen yürümemişsin, sen görmemişsin, sen araştırmamışsın, sen kör kalmışsın. Artık hangi günahı işlediysen, hangi hatayı yaptıysan, Allah'a nasıl bir isyan ettiysen, Cenab-ı Hak senin kalbini mühürlemiş.
Senin kalbini bir velinin kapısına açmamış. Senin kalbini namaza açmamış. Senin kalbini oruca açmamış. Sen bir şey yapmışsın ki, o kapıyı kapatmış sana. Yana ala, dön ala, tasadduk et. Bütün malını dağıt, sana namaz kapısı açılsın. Nefsini terbiye et, bütün yılını gerekirse oruçlu geçir, sana o kapı açılsın. O kapı açılmazsa işin çok zor senin. Allah'a yalvar, Allah'a yakar. Sen dersin kendi kendine, filanca şeyh mi ya? İyi bana bir tane bul, hakiki şeyh olmasın. Git intisap et hadi. Kur'an ve sünneti uygun olsun. Git intisap et ya, git intisap et. Senin nefsin intisap ettirmiyor. Senin nefsin kibrinden dolayı kimse intisap etmiyor. Beğenmiyor.
Kim o dedim senin beğenmediğin şey? Filanca. Aa harika. Haftanın kaç günü zikrullah yapıyor? İşte üç günü yapıyorlar. Sen yapıyor musun? Hayır. Her gün vir çekiyor. Sen çekiyor musun? Hayır. Hayır. Her gün o bir sürü nafile yapıyor. Sen yapıyor musun? Hayır. Kimi eleştiriyorsun? Allah muhafaza eylesin. Eleştirirsen Allah senin kapını kapatır. Çünkü kim onun velilerine düşman olursa, o Allah'a düşmanlık etmiş olur. Allah muhafaza eylesin. İşte o kimsenin kalbinde feraset nurunun açılma yoludur. Git bir veli, bir mürşidi kamil bul. Onun önünde diş çok, intisap et. Onun nasihatlerini dinle. Kur'an ve sünnete sımsıkı yapış. Cenab-ı Hak senin kalbine bir ışık, bir nur versin.
O nurla yolun aydınlansın. Allah bizi onlardan eylesin. Amin. Fakat sen Allah nuruyla değil, Hz. Pihir böyle tabiri caizse, kosa gibi biçiyor. Lafını esirgemiyor. Kosa gibi biçiyor. Biçer döver gibi. Boğazım tahriş olmasın diye içiyorum. Hakkınızı helal edin. Öyle ben içiyorum, siz bakıyorsunuz kıyamet ondan kopuyormuş. Öyle derler ya. Ama ses tellerim çatallaşıyor. Hakkınızı helal edin. O yüzden öyle yumuşatıyorum. Fakat sen Allah'ın nuruyla değil, Allah ateşiyle baktığından kötülükte kaldın. İyilikten gafil oldun. İyiliği kötülükten ayırt edemedin. Kötülükten de gafil oldun.
İyilikten de. Sen Allah'ın nuruyla bakmadın. Ya? Sen cehennem gözlüğüyle baktın. Cennet gözüyle bakmadın. Cehennem gözlüğüyle baktığından, cehennem gözlüğüyle baktığından iyi, kötüyü ayırt edemedin sen. Cahillerden oldun. Cahil insan iyiyi, kötüyü ayırt edemez. Cahil insan iyiyi bırakır, kötüyü alır. Cahildir. Cahil insan namaz kılmaz. Cahil insan oruç tutmaz. Cahil insan Allah'ı zikretmez. Cahil insan haramlara dikkat etmez. Cahildir o. Cahil insan farzlara riayet etmez. Cahil insan sünnet-i seniye nedir bilmez. Cahil, cahil. Cahil insan ne Allah tanır ne peygamber tanır. Cahil insan ne din tanır ne diyanet tanır.
Cahil insan ne anne tanır ne baba tanır. Cahil insan ne büyük tanır ne küçük tanır. Cahil. Cahil. Cahil insan ateşe mi gidiyor, nara mı gidiyor, nura mı gidiyor bilmez. Cahil. Cahil bakarsın kötülükleri iyilik olarak algılar. Cahil o, zır cahil, kara cahil. Hatta onların daha da cahil olanları vardır. Artık böyle onlara selam bile verilmez. Onlar kötülükleri iyilik olarak görürler. Ve siz onlara bir şey tebliğ etmeye kalkarsanız onlara düşmanlık yapmışsınız gibi size saldırırlar. Hani tabiri caizse din düşmanı deriz ya biz. İşte bunlar tam kara cahildir. Her din düşmanı kara cahildir. Ama bizim ülkemizde onlar entelektüel olarak geçinir.
Adının önünde prof vardır, adının önünde DR vardır, adının önünde araştırmacı yazar vardır, adının önünde bir sürü lakaf vardır. Gazetecidir, araştırmacı yazardır, ilahiyat profesörüdür, doçentdir, doktordur, her şeydir. Ama din düşmanıdır. Din düşmanı demek kara cahil bir insan demek. Ayet-i kerime siz o cahilleri gördüğünüzde onlardan yüz çeviriniz. Çünkü o kara cahilden yüz çevirmekle emrolundun. Kapkara, kara cahil. Cahille oturursan sana cahillik sıçrar. Cahillik sıçrar. Oysa bizim insanımız enteresan. Onlar da cahil olduğundan o kara cahilleri kendilerine dost tutarlar. Alkışlar insanlar o kara cahilleri.
Ya kara cahil bu dinin dışında. Bu farzı inkar etti. Bu Kur'an'ı inkar etti. Bu hadisi şerifleri inkar etti. Bu peygamberin yolunu inkar etti. Bunun nesini alkışlıyorsun? O da kara cahil. Bunun nesinin peşinden gidiyorsun? O da kara cahil. Kara cahiller bir yerde buluştular. Ebu Cehil, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile Ebu Cehil'i bir yerde görebilir misiniz? Göremezsiniz. Hazreti Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hayatı boyunca müşriki bir şeyi desteklediğini, müşriki bir şeyin peşinden gittiğini, müşriki bir hadiseyi, müşriki bir fikri beğendiğini göremezsiniz. Göremezsiniz. Müşrikler saçını uzatmış, o kısaltmış. Bakın müşriklere bu kadar muhalefet ediyor.
Bakın müşriklere ne kadar muhalefet ediyor. Müşrikler saçlarını uzatıyor, o kısaltıyor. Müşrikler kısaltıyor, o uzatıyor. Saç saç. Bizde şimdi tıraşlar Amerikan modası. Ne o Amerikan subay tıraşıymış. Osmanlı'ya ne oldu? Bizim donumuz, gömleğimiz, her şeyimiz şimdi Avrupa oldu. Bakın saçını müşriklere benzetmiyor. Yürüyüşünü müşriklere benzetmiyor. Kıyafetini müşriklere benzetmiyor. İbadetlerini müşriklere benzetmiyor. Ateşe tapanlar, güneşe tapanlar, tapanların ibadet zamanlarında ibadet etmiyor. Kerahat vaktinin özü budur. Müşrikler o saatlerde, o zaman için, ibadet ettikleri için Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ibadet etmiyor.
Cahillere tabi olunmaz çünkü. Bir kimsenin cehaletine de tabi olunmaz. Çok sinirliymiş. Sinirliyse sinirli, cahil. Çok sinirlenen, boşa sinirlenen insan, cahil insandır. Allah sana siniri verdi, din düşmanlarına sinirlenesin diye. Allah sana siniri verdi, müşriklere sinirlenesin diye. Allah sana sinir verdi, Kur'an ve sünnetin dışında her ne var ise onlara gadaplanasın diye verdi. Gadabı sana. Mümin kardeşine gadaplanasın diye değil. Kur'an ve sünneti yaşayanlara gadaplanasın diye değil. Eşine, çocuğuna gadaplanasın diye değil. Sendeki öfke, sendeki gadab müşriklere karşı olacak. Müminler müşriği görünce tamam efendim, tamam efendim, tamam efendim. Olur efendim, saygı duyarız efendim. Siz nasıl isterseniz öyle yapalım efendim.
Müminlere gelince hepsi de şedid. Dervişleri görünce şedid, sufileri görünce şedid, müşriği görünce yumuşak. Kafirin ta kendisi. Kafirin ta kendisi. Çünkü ayeti kerimede diyor ki, o müminler ki müminlere karşı şefkatli ve merhametli, kafirlere karşı şediddir. Kimeymiş? Müminlere karşı şefkatli ve merhametli, kafirlere karşı şedid, müminin vasfı. Şimdi Müslümanlar ne hale geldi? Şimdi Müslümanlar müşriklerin önünde el pence. Tamam efendim, İMF'de, Birleşmiş Milletler'de, Avrupa Birliği'nde, her yerde Müslümanın adı yok. Müslümanlar kendi memleketlerinde dahi adı yok ki başka yerde olsun.
Allah'ım hafaza eylesin. O yüzden onlar Allah'ın nuruyla bakmıyorlar. Onlar da cehennem ateşi hakim. Birisi gönlüne Allah'ın nurunu oturtturmuş, yerleştirmiş. Haşa Allah yerleştirir onu. Ama o yerleşmesi için mücadele etmiş. Öbürkü de cehennemin gayya kuyusunu kalbine koymuş. Kalbinde cehennemin gayya kuyusu var. Cehennemin gayya kuyusu. O cehennem arıyor daha dışarıda. O dışarıda cehennem arıyor. Cehennem senin kalbinin içerisinde gayya kuyusunu, sen kalbinin içine oturtturmuşsun. Yerleştirmişsin. Fitne, gıybet, dedikodu, iftira. Bir sürü haramlar senin üzerinde dururken sen gayya kuyusu arama. Sen ne gayya kuyusu arıyorsun? İçinde.
Allah temizlesin hepimizi. Allah muhafaza eylesin inşallah. Ey gama kadere dalmış adam. Azar azar ateşe nur serp ki ateşi nura dönsün. Ey gama kadere dalmış adam. Azar azar o ateşe nur serp. Yani o senin kalbine sen bir gayya kuyusu koymuşsun. O gayya kuyusu yanıyor cayır cayır yakıyor ortalığında. Sadece seni değil, senin etrafını da yakıyor. Bakın sadece seni değil, sen kendi etrafını da yakıyorsun. Eş, çocuklar, iş arkadaşların, dostların, akrabaların hepsi de yanıyor o gayya kuyusundan. Kokusu onun yedi cihane yeter. Hazreti Pir diyor ya Mesnevi'de. Bir edepsiz cihane ateşe verir diyor.
Bir edepsiz, bir edepsiz cihane ateşe verir. Bakın dünya tarihine. Bakın bir edepsiz dünyayı ateşe verdi. Hitler, dünyayı ateşe verdi mi? Verdi. Bakın edepsiz kim? Stalin. Dünyayı ateşe verdi mi? Verdi. Mao, dünyayı ateşe verdi mi? Verdi. İngilizler, dünyayı ateşe verdiler mi? Verdiler. Bu gavurlar böyledir. Ateşe verirler gözlerini kırpmadan. Bakın Bosnalı kardeşlerimiz var burada. On iki bin tane şehit var sayılan. Soykırım var. Daha tespit edilmemiş. Daha henüz ne olduğu bilinmemiş bir sürü var daha. Her sene daha toplu mezar çıkıyor Bosna'dan.
Avrupa'nın göbeğinde. Bakın Avrupa dediğimiz yerin göbeğinde toplu mezarlar çıkıyor. Şehit olmuş da. Çoluk, çocuk, kadın, kız, adam tanımadan katlediyor. Bu gavurlar böyledir. Bunları içimizdeki gavurlar, dışarıdaki gavurlar makyajlayıp bize sunuyorlar. İnsan haklarıymış. Nerede Bosna'daki şehitlerin hakkı? Ben ilk Bosna'ya gittiğimde orada gördüm ben apartmanlarda mermi izleri. Bosna'da gördüm ben sokaklarda yanmış huzur evi. Cayır cayır yanmış içindeki insanlarla. Ana caddenin üzerinde bizim Harun Ede'ye arkadaşlar İstanbul'da şimdi o normalde Bosna'da duruyordu. Oraya anlattı ben o gece uyuyamadım.
Huzur evi yakılır mı? Huzur evi. Yaşların durduğu yer. Bu gavurlar yakar. Onlar Anadolu'ya geldiğinde de yaktılar, yıktılar. Onlar Anadolu'ya geldiğinde de yaktılar, yıktılar. Onlar yakarlar, yıkarlar. Onlar, bunların işi bu. Kimse bana, ben Mustafa Özbağ olarak bana, kimse gavurları bana, yok insan hakları, yok iyiydi, yok bunlar barbar değildi, yok bunlar şöyle değildi, anlatmasın bana.
Çok basit, gidip Bosna'yı ziyaret edin. Bir köyü komple katletmişler. Köyün camisinin orada şehitlerin isimleri yazılı. Koca duvar. Köy camisinin bahçe duvarı. Koca duvar. Köyü ablukaya alıp komple şehit etmişler. Hiç hiç tanımamışlar, kadındı kızdı diye. O yüzden bunu bilelim. Bunu bilelim. Allah muhafaza eylesin. O yüzden biz gayya kuyumuzu içimizde taşımayalım. Biz gayya kuyusunu ne yapalım? Söndürelim. Neyle ancak tövbe eden, inanıp salih amel işleyenlerin. Allah işte onların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Ve Allah gafur ve rahimdir. Furkan suresi ayet yetmiş. Ancak tövbe eden, inanıp salih amel işleyenlerin.
İşte Allah onların kötülüklerini iyiye çevirir. İman edip, iyilik yapar, salih amel işlerseniz, tövbe ederseniz, Allah sizin iyiliklerinizi ne yapacak? Kötülüklerinizi iyiliğe çevirecek. Neydi hadis-i şerif? Kim toplanır da cemaat halinde Allah'ı zikrederse, oradan affolmuş olarak kalkınız. Kim cemaat halinde toplanır, orada Allah'ı zikrederse, günahları iyiliğe çevrilmiş olarak kalkınız. Çünkü cemaat ve zikrullah'tan daha eftal büyük bir amel yoktur. Daha keskin bir amel yoktur. Oruç tutanların hangisi daha faziletli ya Resulallah? Allah'ı zikredenler. Namaz kılanların hangisi daha faziletli ya Resulallah?
Allah'ı zikredenler. Hac, Allah'ı zikredenler. Kim? Allah'ı zikredenler. Hazreti Ebu Bekir Efendimiz, Hazreti Ömer Efendimiz diyor. Hazreti Ebu Bekir Efendimiz. Ya Ebu Hafs. Allah'ı zikredenler her şeyi aldı götürdü. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri oturduğu yerden seslendi. Nam, evet. Allah'ı zikredenler her şeyi aldı götürdü. Allah'ı zikir en keskin yoldur. O yüzden cemaatle olan zikirleri kaçırmamaya gayret edin. Ve Tevbe, o Furkan Suresi ayet etmiş bir, kim de tevbe edip salih amel işlerse şüphesiz ki o Allah'a tevbesi kabul edilmiş olarak döner. Sakın benim tevbem kabul oldu olmadı şüphesine düşme. Sakın ben bu zikrullah'tan sonra affoldum mu affolmadım mı şüphesine düşme.
Sakın Cenab-ı Hakk'a halis bir niyetle estağfurullah, estağfurullah, estağfurullah el-azim, el-kerim, el-lezi, la ilahe illallah, el-hayyul-gayyum. Tövbenden sakın geri dönme. Sakın aklından geçirme. Subhanallah ve bihamdihi subhanallah el-azim ve bihamdihi estağfurullah el-azim. Günde yüz sefer kim bunu söylerse, deniz köpüklere kadar günahı olsa Allah onu affeder.
Bunu terk etme. Bunu terk etme. Kendi kendine ben oldum bittim sevdasına düşme. Bunu kendi nefsime söylüyorum. Bunu terk etme. Kendi nefsime söylemiş olayım. Zikrullah halakasını terk etme. Kendi nefsime söylemiş olayım. Cemaatle olan ibadetlerini terk etme. Kendi nefsime söylemiş olayım. Salih amellerini terk etme. Ölünceye kadar ibadetine devam et. Ölünceye kadar müminliğine devam et. Ölünceye kadar hak yolunda koşturmaya, mücadele etmeye devam et. Ölünceye kadar yaşlılığına bakma, hastalığına bakma, erkekliğine bakma, kadınlığına bakma, gençliğine bakma, ihtiyarlığına bakma, işine bakma, aşına bakma, eşine bakma. Allah yolunda yürü.
Seninle gidecek olan o. Ölüm sana gelinceye kadar, Hazreti Peygamber'e söyledi bunu sallallahu aleyhi ve selleme. Ölüm sana gelinceye kadar o yolda yürü devam et. Evet. Şüphe denet etme. Asla. Şüphe Allah'a olan o samimiyeti ortadan kaldırır. Şeytanın vesvesesidir. İman et, inan, hüsnü zambesle Allah'a. Ben tövbe ettim, benim tövbemi kabul etmiştir o. Hüsnü zambesle. Kim zikruluğa alakasından kalkarsa hafı olmuş olarak kalkınız demiş. Hüsnü zambesle. Kapının önünde hafı oldun mu, hafı olmadın mı diye düşünme. Cemaat-i zikrullah yaptı. Eftali zikir fâlemenle hû. Le ilâhe illâhu. Hak Muhammed'e Resulullah.
Ben iman ettim, inandım günahlarımın affolduğuna. Ben hüsnü zambesledim Allah'a. Ya Rabbi seni zikrettim. Senin en önemli tevhidini çektim. Sen Musa'ya dedin ki ya Musa, tevhidimi küçük mü görüyorsun? Bütün yarattığım varlığı, kainatı bir kefeye koysam, tevhidimi bir kefeye koysam, tevhidim ağır gelirdi. Hadis-i Kudsi. Ben iman ettim, hüsnü zambesledim. Ben Allah'ı cemaatle zikredersem, Rabbim benim geçmiş günahlarımı hayra çevirmiş olacak. Bakın affetmek değil, hayra çevirecek. Bu büyük bir müjde. Kıymetli dostlar bu müjdeyi kaçırmayın. Bu müjdeyi es geçmeyin. Ve az az da olsa Hazret-i Pir'in dediği gibi ateşe su atın. Bu ne?
Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ya. Az ama devamlı ibadet Allah'ın hoşuna çok gider. Az ama devamlı. Az ama devamlı ibadet edin ki Allah sizden hoşnut olsun. Ve Allah günahlarımızı temizlesin. Ve günah-i keballilerden uzak durun. Günah-i keballiler, Allah'a şirk koşmak en önemli. Allah'a şirk koşma. Allah'ı ikileme. Allah'ı üçleme. Allah'ı beşleme. Şirk koşma. La faili illallah. Bütün her şeyi o yaratmıştır. Fail olan odur. Şirk koşma. Kur'an ve sünnete sımsıkı yapış. Kur'an ve sünnete aykırı bir iş yapma. Fikir olarak da aykırı durma. İşleyemesen de böyle haram olmaz deme.
Haşa. Haramını haram bil, helalını helal bil. Ne helalı haram et, ne de haramı helal et. Allah muhafaza eylesin. İsyana devam etmeye niyetli olma. Ben ölünceye kadar içki içeceğim. Yok öyle şey. Ben ölünceye kadar bunu yaparım. O zaman sen büyük günaha girdin. Eğer onu helal görürsen şirk ehlesin. Allah muhafaza eylesin. En önemlisi kalbin afatıdır bu. Bu kalbin afatıdır. Nedir? Allah'tan ümidini kesmek. Bu kalbin afatıdır. Bu bir kimsenin afatıdır. Bu en önemli meseledir.
Bugünün insanı Allah'tan ümidini kesiyor. Allah'tan ümidini kestiği için zikri bırakıyor. Namazı bırakıyor. Orucu bırakıyor. Duayı bırakıyor. Allah'tan ümidini kestiği için yerle yeksan oluyor. Yeniliyor. Ey ümmeti Muhammed Allah var. Allah'tan ümidini kesme. Dua et, yalvar, zikrullah yap. Mücadele et, koş. Kafanı dik. Sen ümmeti Muhammed'in, Muhammed'in Mustafa'nın ümmetisin. Sen ne kafanı eğiyorsun? Sen ne kendi kendisine yenilgiye kendini bırakıyorsun? Kendini yenilgiye bırakma. Bütün kafirler ayağa kalksa, senin üzerine yürürse sen kafanı dik. Nefis, şeytan, heva, heves, şeytanlaşmış insanlar, kafirleşmiş insanlar, sistemler, deccallar, devletler, hepsi de ayağa kalksa Allah var.
Sen dip dik dur. Ne bu ümitsizlik? Ne bu ümitsizlik? Dervişi ümitsiz, sufisi ümitsiz, osu ümitsiz, busu ümitsiz, borca düşen ümitsiz, sıkıntıya düşen ümitsiz. Allah'ı unutmuş herkes. Allah'ı hatırla. Allah'ı zikret. Allah'ı zikretmek şudur. Her daim Allah'a güvenmek, her daim Allah'a inanmak, her daim Allah'ı önünde, ardında, altında, üstünde hissetmek. Sıfatlarına her daim seni çepeçevre sardığını görmektir. Bu ümitsizlik ne? Dolar yükseldi ümidi kes. Dolar alçaldı ümidi kes. İşler bozuk ümidi kes. İşler düzgün ümidi kes. Fuhuş çoğaldı ümidi kes. Uyuşturucu çoğaldı ümidi kes. Kafirler kuvvetlendi ümidi kes. Nereye kadar? Nereye kadar?
Kalk, yürü. Kafanı dik. Ben çok günahkarım. Ben senden daha fazla günahkarım. Ne yapacaksın? Otur hadi gel beraber. İkimiz de çok günahkarız diyelim, eşelim. Kendimize bir mezar gömelim oraya kendimizi. Evet. Benden daha günahkarı yok. Hadi gömün beni. Ne bu ümitsizlik? Şirk, şirk, şirk. Ümidi kesmek, şirk. Ümidi kesmek, şirk. Kıymetli dostlarım. Ümitsizlik yok. Mücadeleye devam. Ümitsizlik yok. Savaşmaya devam Allah yolunda. Ümitsizlik yok. Şeytan bizi yüz sefer aldatsa, 101.sinde yine dikileceğiz.
Ümitsizlik yok. Şeytan bizi aldatacak. Biz diyeceğiz ki Allah var. Ümitsizlik gene yok. Allah muhafaza eylesin. Öbürküsü ne? Allah beni cezalandırmaz ya. Allah ceza vericidir. Cezasız bir din yoktur. Allah aynı zamanda ceza verir. O zaman sakın ha. Allah cezalandırıcı değil, cehennem sahibi değil olarak da görme. Allah muhafaza eylesin. Dilinizi iftiradan uzak durun. Tutun. Ümmetin hastalıkları, dili iftiradan uzak tut. Dili yalancı şahitlikten uzak tut. Ve bu ara çoğaldı. Sihirden uzak dur.
Sihir yapanlar, o yaptığınız sihire inanıyorsanız şirk ehlisiniz. Sihir yaptırmaya gidenler, ona inanarak gidiyorsanız şirk ehlisiniz. O haldeyken tövbeniz kabul olmaz. Önce iman edin. İnsanlar bunlara koşuyor şimdi. Adını koymuşlar şifacı, medyum bilmem kim. İsimler de böyle enteresan. Sihirbaz, sihirci, büyücü. Onun yaptığına inanmak şirk. Yapan kimse de ona inanarak yapıyorsa o da şirk. Allah muhafaza eylesin. Yalan yere yemin ediyor insanlar şimdi. Çok basit. Kadınlar kocalarına, kocalar kadınlarına.
Çocuklar anne babalarına, anne babalar çocuklarına. Ya yemin etme yalan yere. Yemin alıştırma diline. Allah muhafaza eylesin. Haram mal yemek. Büyük günah keberlerden birisi. Haram. Mümin kardeşinden rüşvet aldın. Haram. Mümin kardeşinin işini zorlaştırdın hususi. Ondan rüşvet almak için. Haram. Bir başkasının malını çaldın. Haram. Bir başkasını aldattın, yedin. Haram. Sahte çek dağıttın millete. Milleti dolandırdın. Haram. Haram yeme. Haramdan uzak dur. Haramdan uzak dur.
Çoluna çocuğuna da yedirme. Kumardan kazandığın para haram. Fuhuştan kazandığın para haram. İçkiden kazandığın para haram. Uyuşturucudan kazandığın para haram. Faizden kazandığın para haram. Haram yeme. Haram yedirme. Çocuklarına, eşine, dostuna. Allah muhafaza eylesin. Yetimlerin malını yeme. Çocuğun babası ölmüş.
Daha küçükken amca oturmuş bütün tarlaların üzerine. Yetimin malını düşünen yok. Dayı oturmuş yeğeninin malının üzerine. Allah muhafaza eylesin. Faiz yeme. Müminin müminden aldığı faiz. Haram. Yeme. Herkes alıyor. Herkes alsın. Sen alma. Sen alma. Mümin kardeşinden faiz alma. Bu mal kaç para? 5 lira. Vadeli 15 liraya sat. Bu caizdir. 15 liraya ödeyemedi. Her ay 1000 lira faiz alırım. Alma. Ben sana 10 lira veririm ama her ay 1000 lira faiz alırım. Haram.
Alma. Yapma. Mümin müminden faiz alırsa annesiyle Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi günahı kebair'e girer. Ben bu hadis-i şerifi televizyonda söyledim. Televizyonun sahibi. Televizyonu bastı. Telefon açmışlar televizyonun sahibine. Demişler ki bu adamı nereden buldunuz çıkardınız. Bu hoşlarına gitmiyor. İlahiyet fakültesinden mezun öğretim üyesi. İlahiyet fakültesinde öğretim üyesi. Ben bunu söyledim de oturduğu koltuktan hop hopladı hop oturdu. Bunu nasıl söylersin dedi. Ben söylerim dedim. Bu hadis hakkında sen sahih olduğuna inanıyor musun diyor bana. Sizin gibiler yüzünden dedim insanlar faizci oldu. Evet dedim annesiyle Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi günaha girer.
Mümin müminden faiz alamaz. Nerede olursa olsun. Hangi devlette yaşarsa yaşasın. Faizi normal alışveriş gören azını da çoğunu da normal gören küfür ehlidir. Faiz faizdir haramdır. Haramdır. Allah muhafaza eylesin. Sarhoşluk veren ne varsa yiyip içmek, üfürmek, üflentilemek, damardan vurmak hepsi de haramdır.
Günah kebardir. Bunu caiz görmek küfürdür. Uyuşturucunun cümlesi, sulu içkilerin cümlesi, kafa hapları hepsi de haramdır. Günah kebardir. Hepsi de haram, günah kebardir. Esrarından tut, metinden tut bilmem nesine kadar hepsi de haramdır. Ve bunlardan bir kimse ne yapacak? Uzak duracak. Evet zina haramdır. Yüzyılın hastalığı, yüzyılın hastalığı artıyor çünkü. Allah muhafaza eylesin. Bu yüzyılın daha büyük hastalığı eşcinsellik. Bu yüzyılın daha büyük hastalığı.
Bakın bu fakir bunu yıllar öncesinden beri hep dile getiriyor. Bu büyüyor kartopu gibi. Bu dağda büyüyecek, bu ümmeti Muhammed'in içinde de büyütüyorlar bunu. Kendinize gelin. Kim eşcinselliğe cevaz veriyorsa ona savaş açın. Hangi partiden olursa olsun. Kim haramlara cevaz veriyorsa, kim haramlara kapı aralıyorsa, onunla mücadele edin. Gelecek nesliniz için, çocuklarınız için, torunlarınız için, torunlarınızın çocukları için, onların çocukları için haramlarla mücadele edin. Haramlara savaş açın. Haramlara yol verenlere de savaş açın. Bu farz. Allah muhafaza eylesin. Haksız yere adam öldürmek.
Öldürmek sadece devletin işidir. Sen bir de savaşta öldürürsün. Senin namusuna, şerefine musallat olursa, bunlar ayrı şeyler. Adam şimdi yolda gidiyor, kırmızı ışıkta duruyor. Neden durdun? Pat pat pat öldürüyor. Ölen neden öldürdüğünü bilmiyor, ölen neden öldüğünü bilmiyor. hadis-i şerif, büyük günah kebayır. Allah muhafaza eylesin. Yüzyılın hastalığı, hırsızlık. Artık bu hırsızlık evden televizyon çalmayı geçti. Kamuda hırsızlık var şimdi. Devlet tarihlerinde hırsızlık var. İhalelerde hırsızlık var. Hırsızlık, günah kebayır. Allah muhafaza eylesin. Nefisle mücadeleden geri dönmek, günah kebayırdır. Savaş alanından geri dönmek, günah kebayırdır.
Allah muhafaza eylesin. Şimdi yüzyılın hastalığı, bütün çocuklara, gençlere, ihtiyarlara. Anne babaya asi olmak. Bu da bu yüzyılın son günlerde artan hastalığı. Anne babaya asi olmak. Anne babayı dinlememek. Anne babanın doğru, güzel, iyi, hayır, iyilik olan şeylerini reddetmek. Serkeşlik yapmak anne babaya. Günah kebayırdır. Dostlar, kardeşler. Allah'tan sonra itaat babayadır. Anneye değil, babayadır itaat. Babası sağ olan erkekler. Erkekler, babalarınıza itaat edeceksiniz. İyilikte, güzellikte, hayırda. Annelerinize merhametli davranacaksınız.
Eşlerinize merhametli davranacaksınız. Çocuklarınıza merhametli davranacaksınız. Dostlarınıza, arkadaşlarınıza, müminlere merhametli davranacaksınız. Allah bizi onlardan eylesin. Son fasıl, Hazreti Pir dua etmiş burada Mesnevi'de. Hepinizi bu duaya amin demeye davet ediyorum inşallah. Ya Rabbi, sen de o tertemiz suyu serp de, alemin şu ateşi tamamıyla nur olsun. Amin. Denizin suyu hep ferman altındadır. Ya Rabbi, su da senindir, ateş de. Amin. Sen istersen ateş, latif su olur. Dilemezsen su bile ateş kesilir. Bizim şu niyazımızı yine sen ilham etmektesin. Zulümden kurtulmamız senin ihsanındır. Sen de bize bu isteği, biz bu isteği, biz istemeksizin verdin. Hadsiz, hesapsız insanlarda bulundun.
Amin. El Fatiha ma selavat. Amin. Ecmain. Haklarınızı helal edin. 1340'tan devam edeceğiz önümüzdeki hafta inşallah. Allah'tan bir şey gelmezse. Sürç-i lisan ettiysek affola. Hakkınızı helal edin inşallah. Allah razı olsun inşallah.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.