mustafaozbag.org

Mesnevi Şerîf Şerhi (1018-1027. Beyit) SORU - CEVAP

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 15 Kasım 2020 · 2:37:12

Selâmün aleyküm. Hayırlı akşamlar. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Rabbim bütün ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnet-i seneye sımsıkı yapışan, Kur'an ve sünnet-i seneye sımsıkı yaşayan, Kur'an ve sünnet-i seneye tebliğ eden kullarından eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak cümlemizi ve cümlenizi afiyette eylesin. Hastalarımıza hayırlı şifalar nasip eylesin. Vermirat olanların muratlarını hâl eylesin. Her nerede ümmet-i Muhammed'in içerisinde bir sıkıntı var ise sıkıntısını def eylesin inşâAllah. Malum geçen hafta biraz sağlık problemlerimden dolayı kısa kesmek zorunda kalmıştık.
İhtiyarlık kolay değil. Artık biz de eskisi gibi değiliz. O yüzden böyle tabiri caizse ağır aksak yürümeye devam edeceğiz inşâAllah. Gücümüz yettiğince, nefesimiz yettiğince inşâAllah sohbet etmeye, zikrullah etmeye gayret edeceğiz inşâAllah. 1018. beytte kalmışız. Allah izin verirse inşâAllah. 1018. beytten okumalara devam edeceğiz Allah'ın izinden inşâAllah. Ey surete tapan, nice dek suret kaygısı, senin manasız canın suretten kurtulmadı gitti. Hani taklidi iman, tahkiki iman derler ya, taklidi iman meseleyi taklit edenlerdir. Surette kalanlar veyahut da dinin bir suret kısmına bakarlar, kimisi de siret içine bakar.
Ama Cenab-ı Hak bize, içimize bakmamızı söyler. Hani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini takvayı tarif ederken, gönlünü, bu göğüs boşluğunu işaret eder. Der ki, takva buradadır. Demek ki önemli olan insanın içidir. Hanefiler de bu konuda çok dikkatli davranmışlar. Ameller niyetlere göredir demişler. Din niyettir. Yani insanın içidir. Bir kimse oruç tutmayı niyet ettiyse, onun açlığının bir karşılığı olur. Ama yok oruç tutmaya niyet etmediyse, o zaman onun açlığının bir karşılığı yoktur. Sureten o kimse oruçlu görünür ama niyeti başka bir şey olduğu için biz onu oruçlu hükmünde görmeyiz. Veya sureten o kimse oruç tutmuştur ama diliyle harama devam etmiştir, gözüyle harama devam etmiştir, kulaklarıyla harama devam etmiştir, uzuvlarıyla harama devam etmiştir.
O gerçekte oruç tutmamış gibidir. Sebep o çünkü sureten yemeğden içmekten kesildi ama mana itibariyle o oruç tutmadı. Şimdi o yüzden sufilik manayı elde etme, sufilik içselliği elde etme, sufilik insanın kendi iç alemini dizayn etme, iç alemini berraklaştırma, iç alemini parlaklaştırma, iç alemini Cenab-ı Hakk'ın ilhamına mazhar kılma, Hz. Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin muhabbetullahına mazhar kılma yeridir.
O yüzden Hz. 1 der ki, ey surete tapan, ninceye dek bu suret kaygısı? Yani sen surete bağlandıkça, sen surette kaldıkça, sen kabukta kaldıkça sen manadan uzak duruyorsun, manadan gafil kalıyorsun, meselenin manasına ermiyorsun, dinin manasına ermeye çalışmıyorsun. Sen işin suretindesin. İşte çok özür dilerim ama hani vardır ya böyle son zamanlarda çıktı, süslü Müslümanlar var.
Yani bir bakıyorsunuz sakalı böyle harika, cübbesi sarığı, takkesi harika ama içi harika değil. Veyahut da bayanlara bakıyorsunuz işte böyle süslü giyinmişler, ne güzel tesettürlerine filan riayet etmişler. Ama içleri bu noktada sıkıntılı meselenin suretinde kalmışlar. Ve bütün yeryüzünde inananların en büyük problemleri suretlerini düzeltip, siretlerini düzeltmemesidir. Veyahut da bir kimseye bakıyorsunuz dışarıdan öyle bir tadiler kanına uygun namaz kılıyor. Ama içine baktığınızda aslında o namaz kılmıyor, alışverişe devam ediyor. Bunun gibi o kimse bir türlü içini, manasını düzeltmiyor. Hazreti bir başka bir mesnevinin beytinde, Ey surete tapan! Yürü, manayı elde etmeye çalış. Çünkü mana suret tenine kanattır.
Mana ehliyle düş, kalk ki hem atâ ve ihsan elde edesin, hem de fetâ olasın. Bu cihan tamamıyla fânidir. Aradığını sebatlı, kararlı âlemde ara. Suretin sıfırdan ibarettir. Dilediğini mana âleminde dile. Acı ve tuzlu canı kılıç önüne koy. Feda et de tatlı bir deniz gibi olan canı al. Eğer bu kapıdan bunu almaya kudretin yok ise, der. O zaman sen mana kapısından bunu almaya kudretin yok ise, yürü git. Şeytanın kapısı senin kapın olmuş, şeytanın yolu senin yolun olmuş. E mana kapısı insana acı gelir, mana kapısı insana zor gelir. Mana kapısı insana dertli gelir, gamlı gelir, kasavetli gelir. Mana kapısı insana dik yokuşki gibi gelir. Mana kapısı dikenli yol gibi gelir insana.
Kolay değil çünkü sebep, yani mana kapısında durmak, manayı elde etmek. Eğer herkesin işi olmuş olsaydı, herkes sufi olacaktı, derviş olacaktı, şeyh olacaktı, mürşid olacaktı. Herkes kendince bir şey olacaktı. Ama mana kapısında durmak, mana ehliyle durmak, mana ehliyle düşüp kalkmak, herkesin işi değil, herkesin işi olmadığı gibi herkesin yolu da değil. Ama yol başka bir şey de değil. Eğer sen dinin özüne kavuşmak istiyorsan, sen hayatın özünü anlamak istiyorsan, sen varoluşun özünü anlamak istiyorsan, sen var edeni tanımak, bilmek istiyorsan, muhakkak ki bir mana kapısında duracaksın. Mahakkak ki bir mana ehliyle düşüp kalkacaksın, mana ehlinin elini tutacaksın. Yoksa sen işin suretinde kalacaksın, sen işin kabuğunda kalacaksın, sen özün dışında kalacaksın ve ne yazık ki herkes gibi olacaksın.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden mana kapısında durmayanlar, mana ehlinin yanında olmayanlar bilsinler ki şeytanın kapısında, şeytanın yolunda, şeytanın yanındadırlar. O yüzden ey surete tapan niceye dek bu suret kaygısı diye Hazreti Mevlana Celaleti Rum Hazretleri tabiri caizse balyozla bir isim kafamıza vurur gibi vuruyor. Diyor ki siz surete tapınıp kalmayın, siz surette kalmayın, siz surette oyalanmayın, siz sureti bu kadar çok önemsemeyin, sureti ilahlaştırmayın. Ya işin manasına ermeye çalışın, mana tarafına doğru yol almaya çalışıyor. Eğer insan surette insan olsaydı, Ahmet de Ebu Cehil müsavi olurdu. O yüzden baktığımızda 7 milyar insan var, 7 milyar insanın da 7'si de insan suretinde, hırsız insan suretinde, zani insan suretinde.
İşte ne bileyim her türlü haramı işleyenler insan suretinde, baktığımızda her biri insan suretinde. Allah'ın lanetlediği işleri yapanlar insan suretinde, insanları zulmeden, adaletsizlikte bulunan, insanları ayıran, kayıran insan suretinde. Ve insanların üzerinden haksız kazançlar elde eden, devletten haksız kazançlar elde eden, devletin kurum ve kuruluşlarından haksız kazanç elde edenler. Bunlar da hepsi de ne? İnsan suretinde, Allah'ın haramlarını helallaştıranlar, insan suretinde. Hz. Muhammed Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine laf söyleyen, hakaret eden, onu hiçmiş gibi görenler. İnsan suretinde, sünnet-i seneyi ile dalga geçen, sünnet-i seneyi bu manada hor ve hakir gören. Bunlar da insan suretinde ve annesi ile cinsel ilişkiye giren, insan suretinde, kendi kız kardeşi ile cinsel ilişkiye giren, insan suretinde, teyzesi ile, halası ile, yengesi ile cinsel ilişkiye giren, insan suretinde, uyuşturucu kullananlar,
insan suretinde, önüne gelen herhangi bir haramı veya kaideyi, kanunu hiçe sayıp, her şeyi kendisine helallaştıran, zavallı hayvandan daha aşağı mahluklar da insan suretinde. Ve baktığımızda, çevremizde veya dünyamızda, işte terör estirenler, masum insanları katledenler, insan suretinde, masum sivillerin üzerine bombalar yağdıranlar, insan suretinde, bakın daha yeni, şimdi anlaşma sağlanmaya çalıştı. Ermeniler, Karabağ'a girip o kadar katliam ettiler, o kadar insanları katlettiler, öldürürler, şehit ettiler. Hocalı katliamını unutmadık. Bunları yapanlar, insan suretinde, Bosna'ya gittiğimizde, Bosna katliamını gerçekleştiren Sırplar, insan suretinde, Yemen'e baktığımızda, Yemen'de taş taş üstüne koymadılar. Yemen'de taş taş üstüne koymayanlar, insan suretinde, Suriye'de taş üstüne taş bırakmayan Esed ve avanesi, insan suretinde, o Daesh, insanları katletti, şehit etti, ortalığı yaktı, yıktı, tabiri caizse, emperyalistlere çanak tuttu.
Hepsi de insan suretinde, Irak'a yerle bir ettiler, yerle yeksan ettiler, milyonlarca bombalar attılar. Bunlar da insan suretinde, aynı şekilde Afganistan, önüne gelen uçağını kapan gitti, bombaladı insan suretinde. Bangladeş'te Müslümanlara zulmedenler, insan suretinde. Çin'e baktığımızda, Çin'de Doğu Türkistan'da Müslümanları katleden, Müslümanlara zulmedenler, insan suretinde. Veyahut da Fransa'ya baktığımızda, devlet başkanı dahil, orada ırkçılık yapan, orada dindaşlarımıza saldıran, oradaki insanlara zulmeden, insan suretinde. Avrupa'ya baktığımızda, Avrupa'daki Müslümanları ötekileştiren, onlara zulmeden, her fırsatta onları öldürmeye çalışan, dükkanları nihamalamaya çalışan, evlerini yakmaya, yıkmaya çalışan.
Bunlar da insan suretinde. Düne kadar daha Avusturya'da bir camiye baskın yapıp, masum, cuma kılmaya çalışan sivilleri, orada öldüren, şehit eden, o cani de insan suretinde. Veyahut da dünyanın değişik merkezlerine baktığımızda, dini, dili, ırkı, rengi ne olursa olsun, insanları zulmeden, insanlara hainlik yapan, insanları katleden, insanları namuslarına, şereflerine, haysiyetlerine, mallarına, akıllarına, ırzlarına, musallat olanlar da ne? İnsan suretinde. Şimdi baktığımızda, bunların hepsini de üst üste, alt alta koyduğumuzda, hepsi de insan suretinde. Ama sıfatsal olarak insan mı? Ne yazık ki değiller. Demek ki, eğer insan suretle insan olmuş olsaydı, Hz. Ahmet sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle, Ebu Cehil aynı olurdu. İşte Secde Suresi ayet 18, Cenab-ı Hak buyuruyor ki, Hiç iman eden kimse fasık gibi olur mu? Elbette eşit olamazlar.
Demek ki, hiç iman eden ne? İman etmeyen bir kimse eşit olması mümkün değildir. Sureten onlar insandır ama iman etmeyenler pisliktir, necistir. İman edenler ancak temizdir, iman edenler ancak tahirdir, iman edenler ancak makbuldür. İman etmeyenler makbul değildir. O yüzden, insanların inananlarla inanmayanlar bir olur mu? Takva sahibi olanlarla takva sahibi olmayanlar bir olur mu? Allah'ı zikredenlerle zikretmeyenler bir olur mu? Hadis-i şeritinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Allah'ı zikredenler diri, zikretmeyenler ölü gibidir dedi. Demek ki, sureten insan olabilir ama hayvandan daha aşağı mahluk sınıfında olan o kadar çok ne yazık ki insan görünümünde insanlar var ki, Allah muhafaza eylesin.
Cenab-ı Hak onları korusun. Şimdi bazen ben kendi kendimi düşünürüm. Hz. Hamza radiyallahu anh hazretlerinin şehit edildikten sonra onun ciğerini söküp dişleriyle ısıran, onu yemeye çalışan Hint ile Hz. Hatice annemizi aynı kefe mi koyacağız? Hz. Hamza radiyallahu anh hazretlerinin ciğerini söktüren Hint ile Hz. Fatma annemizi, Hz. Ayşe annemizi aynı kefe mi koyacağız? Veyahut da bazen böyle hümanistmiş gibi insanlar çıkıyor ya, aman herkesi sevelim, sevilelim. Ne yapalım şimdi? Hz. Hüseyin radiyallahu anh hazretlerine ve yanında 72 şühedayı da Kerbela'nın ortasında aç susuz bırakıp, onları haince ve hunharca şehit eden Yezid ve askerleriyle Hz. Hüseyin Efendimiz radiyallahu anh hazretlerini aynı eşit düzeyde mi tutacağız?
Veyahut da Hz. Hüseyin Efendimiz'in mübarek başını bir çuvala koyup Şam sokaklarında dolaştıran Yezidiler ile Hz. Hüseyin radiyallahu anh hazretlerini aynı kefe mi koyacağız? Sonra o çuvalı alıp saraya götürüp, sarayda bir masanın üzerine koyup dudaklarıyla alay etmeye çalışan Yezid ve avanesiyle Hz. Hüseyin radiyallahu anh hazretlerini aynı kefede mi tutacağız? Tutamam ben. O yüzden Yezidiler ile Hüseyin'leri aynı kefede tutmam mümkün değil. O yüzden Hz. Abbas, Hz. Hamza radiyallahu anh hazretlerini şehit edenle Hz. Hamza radiyallahu anh hazretlerini ben aynı kefede tutamam. Hani bunu Hz. Muhammed Mustafa da sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de zaten bir tutmadı. Vahşi Müslüman oldu geldi, sen biraz cemaatin arkasındadır, benim gözümden biraz uzaktadır.
Çünkü sen dedi, ciğerparem benim amcamı şehit ettin dedi. O yüzden aynı tutamayız. Allah muhafaza eylesin. Ben şeytanla meleği aynı tutamam. Ben Adem'e secde edenlerle secde etmeyenleri aynı ben tutamam. Madem ki Cenab-ı Hak Adem'i yarattı ve Adem'i yarattıktan sonra meleklere emretti Adem'e secde edin diye. Ve şeytan ve avanesi ona secde etmedi. Ben şeytan ve avanesi ona secde etmeyince ben diğerleriyle onu eşit tutamam. Allah'a iman etmiş, namaz kılmış, oruç tutmuş, Allah'ı zikretmiş bir kimseyle Allah'a isyan eden, Allah'ı zikretmeyen, namazı kılmayan, orucu tutmayan, Allah'a isyan etmeye devam eden bir kimseyi aynı eşit tutamam. Ben hırsızla hırsız olmayanı eşit tutamam.
Ben fuhuş yapan bir kimseyle fuhuş yapmayan kimseye eşit tutamam. Ben Allah'ın haramlarını açıkça çiğneyen, Allah'ın haramlarını açıkça işleyen bir kimseyle Allah'tan sakınanı ben eşit tutamam. Bu mümkün değil. İkisi de ya hepsi de insan diyebilirsiniz siz. Birisi insan görünümünde şeytana hizmet eden, diğerisi de gerçekten Adem'in yolunu tutmuş bir kimse. Bunun bir olması mümkün değil. O yüzden birisi iblisin yolunda gidiyor, birisi Adem'in yolunda gidiyor. Sen iblisin yolunda giden ile Adem'in yolunda gideni ben eşit tutuyorum diyorsan, vallahi de zalimsin, billahi de zalimsin, aynı zamanda da cahilsin. Hem de kör cahilsin, zırh cahilsin. Eşit değil çünkü. İman eden, Allah'ı tanıyan, Allah'ı bilen, Allah'ı zikreden ne?
Allah'ı tanımayan, Allah'ı bilmeyen, Allah'ı zikretmeyen eşit tutmak mümkün değildir. Vefasız bir kimse ile vefalı bir kimse eşit tutmak, yemin ediyorum vefalılara en büyük zulümdür. O yüzden normalde canhıraş, vefasının peşinde koşan kimse ile vefasız kimse aynı değildir. Canhıraş, sevenle, seveni normalde bu insanın kendisi ile alakalı değil. Allah'ı seven ile, Allah'ı seveni nasıl biz eşit tutabiliriz? Bu mümkün değil, bu zaten zırh cahillik olur. Ha bir siyasetçi çıkıp şunu diyebilir, biz 70 milyon insana hizmet edeceğiz, o siyasetçidir. Onun öyle davranması gayet normal bir şeydir. Ben müminim, o yüzden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki, Senin yemeğini namaz kılanlar yesin.
Ben ona bakarım, ben birinci derecede yemeğimi namaz kılanlara yedirmeye çalışırım. Ben birinci derecede ilgili alakadar olacağım kimseler, Allah'a iman etmiş onun yolunda gidenlerdir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir aslanla siz köpeği aynı tutamazsınız. O yüzden aslanla köpeği aynı tutmak, aslana hakarettir. Aslanla köpeği aynı tutmak, aynı zamanda da köpeğe zulümdür. Köpek köpektir, aslan aslandır. Aslanı aslan yerine koyarsın, köpeğe köpek yerine koyarsın. Sebep? Çünkü o köpektir canım kardeşim. Aslan değildir. Köpekten aslanlık beklemek ne kadar hamlık ise aslandan da köpeklik bekleme. O yüzden sen kalkıp da insan insandır, sureten bütün herkesi insan olarak görüp de sureten bütün herkes aynı değerde dersen iyilerin bir farkı kalmamış olur.
Allah muhafaza eylesin. Duvar üstüne yapılan insan resmi de insana benzer. Bak, suret bakımında nesi eksik? O parlak resmin yalnız canı noksan. Yürü, o nadir bulunan cevheri ara. Bir duvarın üzerine siz bir insan resmi yapmış olsanız, bütün her şeyle o da insan. Veyahut da bir fotoğraf koyuyorsunuz. Fotoğrafa baktığınızda aslında o kimsenin fotoğrafı çekilmiş. O da baktığınızda aynısı. Ama o normalde onun nesi yok? Onun canı yok. O yüzden normalde Allah muhafaza eylesin. Onun canı olması lazım. Ve Hazreti Pir bu konuda enteresan sözler söylüyor. Derenin suyu varsa deredir. Adam canı olan adamdır. Derenin suyu varsa dere olacak.
Dereden su akmıyorsa o dere hükmünde mi? Değil. Adamın da canı olacak. İnsanın canı olacak. Canı var ise o kimse biz adam yerine koyacağız. İnsan yerine koyacağız. Bunlar insan değillerdir. Suretten ibarettirler. Bunlar ekmek ölüsüdürler. Şehvet öldürmüş bunları. Bir hale düşmesi yüzünden Gündüz'ün kandille gezip dolaşan papaz. Birisi Gündüz'ün gönlü aşk ve yanışla dolu olarak kandille gezerdi. Bir her zevekil ona dedi ki, Adam kendine gel de öyle her dükkanı arayıp durma. Aydın günde kandille ne gezip duruyorsun? Bu ne saçma şey? Adam dedi ki, Her yanda adam arıyorum. O nefeste diri olan kimdir? Bir adam su pazar, Adamla dolu hür kişi dedi.
Adam arayan dedi ki, Bu iki yol ağzı, Ana caddede öfke ve hırz zamanında dayanan bir adam arıyorum. Hani meşhurdur ya bu. Bu biraz yılan helenistik çağında, Zatın birisi hani eline bir tane kandil alır da, Adam aramaya başlar güpegündüz. Derler ki, Sen ne arıyorsun? Der ki, Ben adam arıyorum, İnsan arıyorum. Yani böyle mi adam aranır, Böyle mi insan aranır der. O yüzden normalde, Evet, Orta yerde sureten insan olan çoktur. Çoktur ama insanı kamil olan azdır. Sureten hepsi de insandır. Ama ve lakin emaneti zayi etmeyen, Namazını dosdoğru kılan, Orucunu dosdoğru tutan, Tasadduk eden, Fakir fukaraya yardımcı olan insanlar, Çok azdır. Allah bizi öyle adamlardan eylesin inşallah.
O yüzden resimle adam olunmuş olsaydı, Bütün heykellerden kelimeler dökülür, Bütün resimlerden hikmetler dökülürdü. Ashab-ı keyfin köpeğine elverilince, Dünyadaki bütün aslanların başları alçaldı. Canı nur denizinde gark olduktan sonra, Ona kötü ve çirkin suretin ne ziyanı var. Baktığınızda, Hani köpeğin çirkin bir sureti, Bütün hayvan haşadın suretleri, Bütün suretler güzeldir. Ama hani köpeğe baktığımızda, Bize çok tatlı gelmeyebilir sureti. Ama ve lakin, Hazreti Pir diyor ki, O malum ashab-ı keyfin köpeği, Ashab-ı keyfe bağlılığından dolayı, Onların peşinden düşmedi. Rivayet edilir ki, Ashab-ı keyfin yedi keşiden bir tanesi, Çoban idi. O çobanın da arkasında, O av küpeğiydi. Veyahut da çoban köpeğiydi.
O ashab-ı keyfin, O yedi, Bazı rivayetlerde beş, Bazı rivayetlerde üç, Ama Kur'an-ı Kerim bize, Onların sayısını, Bilen çok azdır, Diye rivayet ediyor. Yani normalde, Kaç kişi olduğu net değil. Kur'an bize normalde, Şu kadar kişi diye, Bize beyan etmiyor. Ama biz baktığımızda, Bu ashab-ı keyfin hikayesi, Çok böyle mitolojik, Eski bir hikaye. Biz Hint inanışına gittiğimizde, Hint inanışında dahi, Yedi uyuyanlar, Veyahut da, Ashab-ı keyfin hikayesini bulmamız, Mümkün değil. Mümkün. Veyahut da, İşte daha değişik, Doğuya doğru yürüdüğümüzde, Yine ashab-ı keyfin hikayesi, Bulmamız mümkün. Veyahut da, Aşağı mezopotamya'ya baktığımızda, Aşağı mezopotamya'da, Kadim kültürlerin içerisinde, Ashab-ı keyfin hikayesini, Bulmamız mümkün.
Tabi aynı zamanda, Yahudi kültüründe de, Ashab-ı keyfin hikayesini, Bulmamız mümkün. Çünkü, Yahudiler, Mekke müşrikleri, Yahudilere gidiyorlar. Diyorlar ki, Hz. Peygamber'e öyle soru sorun ki, İşte o cevap veremesin. Yahudiler gelip, Ashab-ı keyfden soruyorlar. Demek ki, Yahudiler de, Ashab-ı keyf, Hikayesine, Bu mitolojik hikayeye vakıflar, Zaten, Hristiyanlar da, Bu hikayeye vakıf.
O yüzden, Hristiyanların, Hatta bir kısmı, Ben, Malum İzmirliyim, Egeliyim. Orada, Efes'te de, Yedi uyuyanların olduğuna dair, Rivayetler vardır. Hatta, Hristiyan, Gelenekte, Efes'e gelirler. Yedi uyuyanların, Mağaralarını ziyaret ederler. Böylece, Orada da, Bir ashab-ı keyf, Hikayesi mevcuttur. O zaman baktığımızda, Hristiyan, Tarihine baktığımızda, Ondan önce de, Yahudi tarihi var.
Yani, Yahudi tarihine de baktığımızda, Ondan önce, Hint tarihi var. Veya baktığımızda, Böyle geleneksel olarak, Bu, Yedi uyuyanlar, Veyahut da, Mağarada uyuyanlar, Hikayesi, Eski, Kadim bir hikaye. Biz onu, Kevh Suresinden, Okumamız mümkün. Kevh Suresi, Bize, Bununla alakalı, Net bir bilgi veriyor. Hani, Kevh Suresi, Ayet 18, Onlar uykudayken, Sen onları uyanık sanırdın. Biz onları, Sağa ve sola döndürüyorduk. Köpekleri de, Dirseklerini eşeğe uzatmıştı. Onları görsen, İçin korkuyla dolar, Geri dönüp, Kaçardın. Demek ki, Ashab-ı keyf, Mağaranın içerisinde, Ve mağaranın önünde de, Kapısında da, Onun ne, Kelpleri, Yani, Kıtmir dediğimiz, Kıtmir duruyor. Yani, İbni Abbas rivayet ediyor bunu.
Diyor ki, Onlar, Ashab-ı keyfi ancak, Pek az kişiler bilir. Mealindeki, Kevh Suresi, Ayet 22 hakkında, Dedi ki, Ben o az kişilerdenim. Hz. Hz. Abbas'ın oğlu bunu söylüyor. Ben o az kişilerdenim. Maksa'ya, Lemina, Şehre para gönderen, Temliha, Mertulus, Yenbunus, Derdünus, Çoban olan, Mentiyususunus ile, Köpekleri kıtmırdır diyor.
Şimdi, Bununla alakalı, Hadis-i şerifler de var. Demek ki, Burada, Söz konusu olan şey, Kıtmer'in, Ashab-ı keyfin yanında, Olaraktan, Değerlenmesi, Kıymetlenmesi, Hani, Böyle bir, Tefsirlerde geçer. Cennetlik olacak, 10 tane hayvan vardır ya, Bu cennetlik olacak, 10 tane hayvanın, Bir tanesi de, Normalde, Yunus Aleyhisselam'ın, Karnında durduğu, Balıktır.
Salih Aleyhisselam'ın, Devesidir. İşte, İbrahim Aleyhisselam'ın, İneğidir. Yani, İsmail Aleyhisselam'a, İndirilen koçtur. İşte, Bunun gibi, Bunların cennetlik, Olacağına dair, Tefsirlerde, Rivayetler vardır. Şimdi, Birisi de, Bunların içerisinde, Ashab-ı keyftir. Ashab-ı keyfin, Kelbidir, Köpeğidir. Aslında, Adı, Onun, Kelptir. Tabi, Sonradan kelp, Köpek manasında olduğu, Söylenir. Ama, Belki de, Eski dilde, O köpeğin, İsmiyle, Sonradan köpekler, Kelp olarak, Bilinmeye başlandı, Veya, Öyle isim kondu. Ona da, Bir şey diyemeyiz. O yüzden, Normalde, Baktığımızda, Halbuki, Hadis-i Şerif var, Öyle değil mi? İçinde, Köpek bulunan, Resim bulunan, Ve, Cünüp kimsenin, Bulunduğu eve, Rahmet melekleri, Girmiyorlar.
Bakın, Cünüp bulunan, O yüzden, Cünüp olan, Kadınlar, Erkekler, Gençler, Cünüp olduğunuzda, Hızla, Gusledin. Gusletmek, Çok teforuatlı, Bir ibadet değil. Gusletmek, Hanefi'ye göre, Ağzına, Burnuna su verip, Bütün vücudu, Tamamiyetle yıkamak. Niyet ettim, Ya Rabbi, Gusül abdestimi almaya. Bu kadar bakın, Çok basitten söylüyorum size. Niyet ettim, Ya Rabbi, Gusül abdestini almaya deyip, Ağzına, Burnuna, Üç sefer su verip, Temizleyip, Ondan sonra, Bütün vücudunuzu yıkamaktır. Gusül abdestinin, En kısa yolu, Budur anlatım olarak. O yüzden, Asla cünüp dolaşmayın. Şimdi, Bu ateistlerin, Dinsizlerin, İşte böyle, Gazına, Bunların laflarına gelmeyin. Cünüplükten kurtulmak da, İbadettir çünkü.
Bakın, Cünüplükten kurtulmak da, İbadettir. Cünüpken bir şey yememeye, İçmemeye dikkat edin. Cünüpken evden dışarı çıkmamaya, Gayret edin. Hatta, Eskiler böyle, Yatak odalarının, İçerisine, Banyo koymuşlar. Çok fazla adım atmayalım diye. Hemen anında, Yıkanalım, Cünüplükten kurtulalım diye. Çünkü, Cünüplükten kurtulmayan bir evin içerisinde, Rahmet melekleri dolaşmaz. Evin içerisinde, Boydan resimler var. Boydan heykeller var. Orada, Rahmet melekleri olmaz. Evin içerisinde bir köpek dolaşıyor. Orada rahmet meleği olmaz. Böyle, Şimdi, Hayvanseverler, Yine taktık, Bu köpeğe, Kediye, Diyecek bana. Ben, Hadis-i Şeriflere bakıyorum. Benim bir şeye taktığım yok. Hazreti Peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Deseydi ki, Evinizde köpek beslemenizde, Apartmanınızda köpek beslemenizde, Bir sakınca yoktur.
Ben de gider bir tane, Köpek evin içerisine bağlardım. Yani, Benim böyle bir, Hayvan nefretim yok. Allah beni affetsin. Hayvanlarla alakalı herhangi bir alıp veremedim de yok. Ama, Hadis-i Şerif bu. Melekler içinde resim bulunan, Ondan sonra köpek bulunan, Ve cünüp kimsenin bulunduğu eve girmezler. Ebu Doğut ve Nesai. Şimdi, Böyle olunca, Şimdi, Geldim, Din kadim, Yani, Adem'den, Hazreti Muhammed'in Mustafa'ya kadar, Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine kadar. İşte, O köpek, O kıtmir, Kapıda duruyordu. Kapının eşiğinde duruyordu. Yani, Yedi uyuyanların içerisinde, Yanı başında durmuyordu. Onlara bekçilik yapıyordu. Çünkü, Onlara bekçilik yaptığı için, Mağaranın kapısının önünde duruyordu.
Yani, Eşiğinde duruyordu. İşte, O köpek, O ashab-ı keyfe, Yani, Ashab-ı keyfe de kimdi? Orada bir, İşte, Şehir vardı. O şehrin başında, Zalim bir vali vardı. Zalim bir devlet başkanı vardı. O zalim devlet başkanı, O zalim vali, İnsanları imanından ediyordu. İnsanları İslam'dan ediyordu. Ve belli bir zamanla, Yoğurt'u denilen bayramlarında, Bütün halkı topluyor, Ve bütün insanları, Putların önünde secde etmelerini, Putlara kurban kesmelerini, Putlara ibadet etmelerini emrediyordu.
Ve, O şehir halkının içerisinde de, Bütün herkes, O zalimden, Korktuğundan, Çekindiğinden, Şehrin ortasında bulunan, O put ve putçukların önüne gider, Onlara ibadet ederler, Onların önünde saygıyla eğilirlerdi. Böyle bir, Onların önlerinde tazim ederlerdi. İşte, Normalde, Onlar herkes geçer, Ön büyük putun önünden, Selam vererekten yürür giderdi. Bazen bu estanteler, Gözümün önüne geldiğinde, Ortaokul zamanımızdaki, On Kasımlar aklıma geliyor. Bizim Bayındır'da, Sağır'ın sineması diye, Kapalı sinema salonu vardı. Orta yerde, Atatürk'ün bir büstü dururdu. Yanında iki tane de meşale olurdu. Bütün okul olarak, Biz sırayla girer, Atatürk'ün önünde, Atatürk'ün heykelinin önünde durur, Başımızda selam verir, Yürür giderdik 10 Kasım'da.
Yani, Normalde baktığımızda, Bu eski, Hangi zamanda, Artık, Hristiyan zamanında mı yaşandı, Yahudiler zamanında mı yaşandı, Daha kadim, Eski bir zamanda mı yaşandı, Bir zalim devlet, Bir zalim devlet başkanı, Bir zalim vali, Bütün insanları orta yere toplar, Bayram gibi, Veyahut da onun gibi, Yoğurt günü gibi, Bir gün tertip edilir. Herkes o putların önünde, Saygı duruşunda bulunur, O putlara ibadet eder, O putların önünde eğilirlerdi. İşte yedi genç, Biz öyle söyleyelim, Şimdi bütün rivayetler, Yedinin üzerine toplanınca, Bu yedi gencin, Yedisi de genç, Yedisi de böyle, Aklı çalışan, Kafası çalışan, Kalbi çalışan, İman etmiş kimseler. Anne ve babalarının, Bu sapkınlıklarına, Toplumun bu sapkınlığına, Bakınca, Hani bir rivayette, Bazı rivayetlerde, Tarihi, Mitolojik hikayelerde, Bir tanesi, Bir tanesi, Gidip bir, Üzüm, Asma ağacının, Dibine gidip oturup,
İşte böyle, İnsanları seyretmeye başlıyor. Hani diyor ki, Bunlar şirk ehli, Bunlar müşrik, Bunlar nasıl giderler, Putların önünde saygıyla eğilirler, Bunlar nasıl giderler, Putlara ibadet ederler, Yani kadim olan Allah, Her şeyiyle kuşatmışken, Bunlar nasıl şirke düşerler diye, Kendi kendisine düşünmeye başlar. Böylece, Yedi tanesi de aslında, Hiç birbirlerinden haberdar olmadan, Bir ağacın altında toplanaraktan, Böyle dağın eteğine bakaraktan, Dağın eteğinde toplanaraktan, Onlarla beraber olmadıklarını, O müşrikliğin,
O şirke ehlinin içerisinde olmadıklarını, Beyan ederekten, Hiç birbirlerinden habersiz, Bir dağın eteğinde toplanırlar, Ve bakarlar ki, Gerçekten insanlar, Müşrikliklerine devam ediyorlar, Allah'ı terk etmişler, Allah'a imanı terk etmişler, Heva ve heveslerini ilah edinmişler, Şeytani yolu kendilerine yol edinmişler, Allah'ın dışında hüküm arayıcı, Allah'ın dışında din koyucu, Allah'ın dışında hüküm ve hukuk koyucu, Putları kendilerine ilah edinmişler, Veyahut da o putları ilah olarak dayatan, Sistemi kendilerine ilah etmişler,
Ve bu yedi tane genç, Bundan kendilerini uzak olduklarını, Beyan edince, Şehrin içerisinde bu duyuluyor, Şehrin içerisinde bu duyulunca, O zalim sistem, O yedi tane genci katletmek, Öldürmek için, Peşlerine adam koyuyorlar, O yedi kişi de, Bir mağaraya sığınıyorlar, Ve mağarada ibadet etmeye başlıyorlar, Çünkü o şehir halkı onları yakalarsa, İşte onları katletecek, Bazı rivayetlerde, Bir deprem oluyor, Deprem olunca mağaranın önüne, Büyük kocaman kayalar geliyor, Büyük kocaman kayalar gelince, Onlar içerisinde mahsur kalıyorlar,
Ve onların ne olup, Ne gittiğini anlaşılması için, Oranın halkı, Bakır levhalara bu hikayeyi yazıp, Mağaranın içine atıyorlar, Velev ki, Aradan 300 kusur yıl geçiyor, 300 kusur yıl geçtikten sonra, O bir kimse oraya, Bir çoban ev yapmaya başlayınca, Kendisine böyle, Dam yapıp, Ağıl yapmak için, Uğraşmaya çalışırken, Oradaki o kayaları alıyor, Kayalarınca mağaradaki kimseler, Meydana çıkıyor, Yine başka bir rivayette, Yine bir deprem oluyor, Deprem olunca, Oradan yerler açılıyor, Yerler açılınca, İşte onlar tekrar,
Bu hikaye, Böylece, Bakır levhalarla, Bize gelmiş oluyor, Diyelim, Şimdi, Buradaki söz konusu olan şey şu, Bu o köpek, O iman edenler, O salih gençler, Bakın, Hep, Türü taze iman eden gençlerdir, Sebep, Baktığımızda, Gençler çünkü, O yaşlıların dinlerinin, Yaşlıların gittiğinin, Yollarının sapkın olduğunu görürler, Hz. Peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem, Hazretlerine de, İlk iman edenler, Gençlerdir, Gençler bu konuda, Çok önemlidir, Belki de, Bir müddet sonra, Bizim yaşadığımız, Dini dahi, Arkadan gelecek olan gençler,
Eleştirel olarak bakacaklar, Ve diyecekler ki, Siz imanlarınızı, Daha iyi yaşamamışsınız, Dini dahi yaşamamışsınız, Allah'ın emrettiği şekilde, Yaşamamışsınız, Bir şeylerden korkmuşsunuz, Bir şeylerden çekinmişsiniz, Bir şeyler size ayak bağılmış, Bir şeyler size göz bağılmış, Siz korkmuşsunuz, Ürkmüşsünüz, Çekinmişsiniz, Siz Kur'an ve sünneti, Tam olarak yaşamamışsınız, Diyeceklerdir de bize, İşte burada, Söz konusu olan, Kelp, Yani siz, Allah dostlarının yanında olursanız, Kıymete biniyorsunuz, Allah yolunda koşan kimseler olunca,
Kıymete biniyorsunuz, Belki de, Allah bizi affetsin, Hani, Kelp kadar kıymetimiz yok, Ama yol kıymetli olunca, Yol kıymetli olunca, Böyle oluyor insan, Allah bizi kıymetli yollarda, Yürüyenlerden eylesin, Cami'nin, Bir, Mevlana Cami'nin, Bir beyti, Çok hoşuma gitti, O Mevlana, Cami'nin, Beytini okuyayım, Ondan sonra bu konuyu kapatayım, Hani, Hem, Fariscesini, Dilim döndüğü kadar okuyayım, Sonra da, Türkçesini okuyayım inşallah, Ya Resulallah, Çiğ, Bahşet, Çün, Segi, Ashabı, Kehf, Dahili, Cennet, Şevemder, Zümrey,
Ashabı, Tüy, O, Revet der, Cennet, Men der, Cehennem, Kehre, Revasd, O, Segi, Ashab, Kehf, Ya Resulallah, Duydum ki, Ashabı, Kehfin, Köpeği, Cennete girecekmiş, O, Cennete girerken, Benim, Cehenneme, Girmem, Reva mıdır, Ey, O, Ashabı, Kehfin, Köpeği ise, Ben de, Senin, Ashabının, Köpeğim der, Evet, Çok hoşuma gitti, Mevlana, Cami'nin, Bu sözü, Malum, Mevlana, Cami, Veya, Molla, Cami, Veya, Cami olarak geçer, Türk, Kendisi, Şah, İsmail ve, Avanesi'nin, Baskısının,
Altında, Söyler, Bu sözleri, Ehli, Beyte olan, Muhabbetini gösterir, Ashabı olan, Muhabbetini gösterir, Ben de, Der ki, Ashabi, Nun, Köpeğim, Allah, Bizi yesin, İnşallah, Hani, Bu, Tabi, Ashab-ı Kehf, Toplanmış ya, Hadis-i Şerif, Aklıma geldi, Onu da, Beyan edeyim, İman, edenler, Birbirlerinin, Dostları ve, Velileridir, Nerede, Olurlarsa, Olsunlar, Birbirlerini, Ararlar, Bulurlar, İlla ki, Haberdar, Olmalarına, Gerek yoktur, Onlar, Çünkü, İman, Edenler, Veyahutta, Etmeyenler, Böyle, Toplanmış, Askerler, Gibidir, Allah,
Bizi yesin, İnşallah, Kalemler, Sureti, Övmezler, Kitaplara da, Adamın, Suretin, Ait, Vasıflar da, Değil, Alim, Adalet, Sahi gibi, Zatına ait, Vasıflar, Yazılır, Kalemler, Baktığınızda, Sureti, Övmez, Yani, Siz, Birisine, Mektup, Yazarken, İşte, Siz, Onun, Suretini, Övmezsiniz, Veya, Siz, Devlet, Başkanına, Bir, Mektup, Yazacaksanız, Devlet, Başkanının, Vasıflarıyla, Onu, Söylersiniz, Bir, Kimse, Vasfıyla, Anılması, Gerekir, O, Kimsenin, Vasfı Ne, Emanete, İşte, Riyayet, Eden, Kimse Mi, O, Kimsenin, Vasfı Ne, Namazı,
Dost, Doğru, Kılan, Kimse Mi, O, Kimsenin, Vasfı Ne, Kur'an ve Sünneti, Sımsık, Yapışan, Bir, Kimse Mi, O, Kimsenin, Vasfı Ne, Çok Mu, Cömert, Çok Mu, Cimri, Çok Mu, Sinirli, Çok Mu, İtidalli, İşte, Çok Mu, Kötü Ahlaklı, Çok Mu, Ahlaklı, Onlarla, İnsanlar Anılır, Ve, Cenab-ı Hak, Bu Manada Da, Sizin Suretinize Bakmaz, Sizin Siretinize, İçinize Bakar, O Yüzden, İnsanı İnsan Eden, İçindeki Manasıdır, Siretidir, İnsanı İnsan Eden, O'nun Taşıdığı, Görevdir, O'nun Taşıdığı, Anlamdır, Manadır, O Yüzden, İnsanı İnsan Eden,
İnsan Eden, İnsurlar, Hiçbir Zaman, Suretle Alakalı Değildir, Siz, Bir Kimseyi, Hakkında, Övücü, Konuşacaksanız, Onun Güzel Huylarını, Anlatırsınız, İşte, Bir Kadın, Metedilecekse, İşte, Kaşları Yay, Gibi, Ondan Sonra, Kirpikleri Hilal, Gibi, Diye, Bir Kadının, Sureti, Bu Manada, Dile Getirilir, Ama, Önemli Olan, Onun Da, Ahlakidir, Aslında, Hani, Nikah Dört Şey İçin Yapılır, Siz, Dindar Olanı Seçiniz, Demiş, Böyle Olunca, O Kimsenin Suretinden, Öne Çıktı, Dini, Demek Ki, Önemli Olan, İnsanın Dinidir, Ahlakıdır, Allah Muhafaza Eilesin,
O Yüzden, Hani, Meşhurdur Ya, Ayet-i Kerime, Kıyamet Günü'nde, Hadis-i Şerif, Kıyamet Günü'nde, Bir Kul, Şu Sorulara, Muhatap Olmadıkça, Yerinden Ayrılamaz, Ömrünü, Nerede, Ve Nasıl Geçirdi, Öğrendiği, Bilgiyle, Ne Yaptı, Malını, Nereden Kazandı, Ve Nereye Harcadı, Vücudunu, Nerede Yıprattı, Bakın, Onun Suretiyle, Alakalı, Bir Şey Yoktur, Tamamiyette, Bu Nedir, Amelleriyle, Alakalıdır, O Zaman, Normalde, Sen Kadındın, Boylu Poslu, Yerindedin, Kaşların Kemandı, Saçların Yay Gibiydi, Bunlar Değil, Ya, Ona Deniliyor Ki,
Ömrünü Nerede, Ve Nasıl Geçirdin Sen, Ömrünü Nerede Geçirdin, Heva Hevesle, Geçirdin, Şeytanın Yollarda, Geçirdin, Sen Ömrünü, Nerede Geçirdin, Kur'an Ve Sünneti, Öğrenme, Öğretme, Yaşama, Yaşatma, Mücadelesinde, Mücadelesinde, Geçirdin, Yoksa Sen, Ömrünün, Halaylı Olma, Geçirdin, Ve Ondan Sonra, Öğrendiği Bilginle, Ne Yaptın Sen, Sen Ne Ürettin, İnsanlara Faydalı, Ne Yaptın Sen, Sen Bu Dünyaya Geldin, Bu Devlet Seni Okuttu, İlkokul, Ortaokul, Lise, Üniversite, Sonra Sen Bu Okuduğunla, Bu Ülkeye, Bu İnsanlara, Ne Hizmet Ettin,
Veyahut Da Sen, Kalktın, İmam Hatip Okudun, Ondan Sonra, İlahiyat Okudun, Bu Okuduklarınla, Sen Ne Amel Ettin, Sen Nasıl Bir Hizmet Ettin, Sen Ne Ürettin, Bu Ülke İçin, Bu İslam Dünyası İçin, Sen Nasıl Bir İyilik, Bir Şey Yaptın, O Yüzden Ürettiğin Şeyi Göster Bana, Bu Dünyada Ne Yaptın, Onu Göster Bana, Öğrenmiş Olduğun Bilgiler, Seni Nereye Götürdü, Onu Göster Bana, Ardından Ne, Malını Nereden Kazandın, Ve Nereye Harcadın, Sen Bu Malı, Nereden Elde Ettin, Düne Kadar Senin Hiçbir Malın Yok İken, Düne Kadar, Bu Kadar Zengin Değil İken,
Sen Üç Dört Yıl Siyasetle, Veya Yüksek Bürokratla, Uğraşaraktan, Bu Malı Nasıl Elde Ettin, Ve Bu Elde Ettin, Malı Sen Nereye Harcadın, Senin Düne Kadar, Cebinde Beş Kuruş Para Yokken, Sen Bir Milletvekili Oldun, Dünyanın Parasına, Puluna, Malına, Mülküne Sahip Oldun, Sen Bu Parayı Nereden Buldun, Sen Düne Kadar, Bir Yerde Müdür, Şef Oluncaya Kadar, Senin Cebinde Paran Yoktu, Şimdi Sen Bir Yerde Müdürlük Yaptın, Bir Yerde Şeflik Yaptın, Bir Yerde Amirlik Yaptın, Şimdi Sen Villalarda Oturuyorsun, Sen Bu Parayı, Bu Malı Mülkün,
Sen Nereden Kazandın, Bunun Hesabını Nasıl Vereceksin, Veyahut Da Düne Kadar, Senin Hiçbir Şeyin Yokken, İstanbul'un Bilmem Neresinde, Bilmem Kaç Tane Daire Sahibisin, Veyahut Da Sen Aslında, Hiç İlgi Ve Alakan Olmadığı Halde, Olunca Mal Ve Mülk Sahip Oldun, Bu Mal Mülk Sahipliğini, Sen Nereden Elde Ettin, Hangi Kazançta Elde Ettin, Ve Elde Ettin Bu Malı Mülkü, Sen Nerelere Harcıyorsun, Vay Senin Çocukların, Son Model Arabalara Binip, Havalar mı Atıyorlar, Yok Senin Çocukların, Torunların, Bilmem Hangi Marka Çantalar Alıp,
Gözlükler Alıp, Kıyafetler Alıp, Havalar mı Atıyorsunuz, Siz Bilmem Hangi Lüks Restoranlarda, Yemek Mi Yiyorsunuz, Siz Bu Parayı Nereden Buldunuz, Bu Paralar Nereden Geldi Size, Bu Şan, Şöhret, Makam, Mevki, Sizi Nereye Kadar Götürdü, Neler Yaptınız Siz Bu Paralarla, Kimlerin Canlarını Yaktınız, Kimlerin Canını Acıttınız, Hangi İhalede Ne Kadar Siz Paralar Devşirdiniz, Hangi İhalede Ne Kadar Yolsuzluklar Yaptınız, Kimin Hakkına Hukukunu Yediniz, Kimin Parasını Pulunu Yediniz, Kimin Malının Mülkünü Yediniz, Kimin Arsasını Yediniz,
Düne Kadar Oradan İmar Geçmiyorken, Oradan İmar Geçirip, Nasıl Haksız Kazanışlar Elde Ettiniz, Nasıl Haksız Kazanışlar Ederekten Zengin Oldunuz, Dağın Başında Bilmem Hangi Yere, Turizm İmarı Alaraktan, Nasıl 1 Liralık Yeri 15 Liralık Yerde, Siz Bunu Nasıl İçiniz Kabul Etti, Vicdanınız Nasıl Kabul Etti, Bunu İmanınız Nasıl Kabul Etti, Siz İman Ehli Misiniz, Siz Hangi Dine Mensupsunuz, Hangi Dinin İnsanlarısınız ki, Siz Bu Haksız Kazançlarla, İnsanların Önünde Gözünün İçine, Baka Baka Da Yaşayabiliyorsanız, Hani Geçmiş Peygamberlerden Gelen Bir Söz Vardı Ya,
Hz. Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri, Bize Nakletti, Utanmadıktan Sonra İstediğini Yapabilirsin Dedi, Siz Utanmadan Nasıl Bunları Yapabildiniz, Nasıl Bunları Yaşayabildiniz, Ve Bu İnsanların İçerisinde Siz Nasıl Yaşayacaksınız, Nasıl İnsanların Gözünün İçine Bakacaksınız, Nasıl İnsanlarla Bir Ve Beraber Olacaksınız, Olamayacaksınız, Bu Dünyayı Yaşasanız, Dahi Mahşerde Bunun Hesabını Veremeyeceksiniz, Çünkü Mazlumun Ahını Alacak Olan, Adaletsizliğe Uğramış Olanın Adaletini Alacak Olan, Haksızlığa Uğramış Olanın Haksızlığının Cezasını Verecek Olan,
Ve O Haksızlıktan İntikam Alacak Olan, Allah Var, Bunun Hesabını Size Soracak, Ve O Yüzden Sen Malını Nereden Kazandın, Ve Nereye Harcadığının, Hesabını Tek Tek Tek Tek Vereceksin, Eğer Bu Dünyada, Böyle Bir Düzen, Sistem Kurulursa, Bu Dünyada Vereceksin, Ama Ne Yazık Ki, Dünya, Dünya Perestlerin, Dünyayı Sevenlerin Dünyası, Dünya Ne Yazık Ki, Deccal'ın Yolundan Koşan, Şeytan'ın Yolundan Koşanların Dünyası, Dünya Ne Yazık Ki, Adalet Sahibi, İnsanların Dünyası Değil, Dünya Ne Yazık Ki, Mü'mine Zindan, Münafıya, Kafire,
Fasıka Cennet, Ne Yazık Ki Öyle, Sonuncusu Ne, Vücudunu Nerede Yıprattın, Sen Vücudunu Nerede Yaşlandırdın, Vücudunu Sen Nerede Yıprattın, İçki Masalarında Mı, Pavyonlarda Mı Yıprattın, Kumar Masalarında Mı Yıprattın, Sen Vücudunu Heva Heves Yolunda Mı Yıprattın, Sen Vücudunu Şeytan Yolunda Mı Yıprattın, Yoksa Sen Vücudunu Allah Yolunda Mı Yıprattın, Bunun Da Ne Yapacaksın, Hesabını Vereceksin, Allah Hesabını Düzgün Bir Şekilde, Veren Kullarından Eylesin İnşaAllah, Bilgi ve Adalet Sahibi, Hep Manadır, Onları Önde,
Artta, Bir Yerde Bulamazsın, Zata Ait Sıfatlar, La Mekan Elinden, Cana Şule Vermektedir, Can Güneşi Göklere Sığamaz, Dedi, Bakın, Bilgi ve Adalet Sahibi, Manadadır, Bir Kimsenin Normalde Biz, Bilgi ve Adalet Sahibi Olduğuna Hükmederiz, Neden? Onun Sıfatsal Tecelliyatından, O Yüzden, Ve Bunlar, Bu Mana'da, La Mekan, Yani Mekansızlıktan Gelir, Ve Bu Zata Ait, Yani Cenab-ı Hakk'ın Kendi Zatına Ait Sıfatlardır, Ve Bu Cenab-ı Hakk'ın Zatına Ait Bu Sıfatlar, O Kulların Üzerinde Tecelli Eder, Ve O Kulların Üzerinde Tecelli Ederse,
O Zaman Zaten, O Kullar Gerçekten, Adem Olmuş Olur, Ve Alim, Adil, Sıfatları Birer, Manadan İbarettir, Yani Çünkü, Onları Normalde, Bir Odanın İçerisinde Senin, Böyle Bir Vücuda Bürünmüş Bir Şekilde, Görmen Mümkün Değil, Ancak İnsanın Üzerinde O, Görünür, İnsanın Üzerinde Bir Vasıftır, İnsanın Üzerinde Bir Sıfattır, O Yüzden, Müminlerin Sıfatları Vardır, Mesela Müminlerin Kaşları, Gözleri Tarif Edilmez, Kur'an-ı Kerim'de, Kur'an-ı Kerim'de, Müminlerin Sıfatları Tarif Edilir Bize, Ve Baktığımızda, Kur'an Bize Hep Sıfatsal Tecelliyatlarla Gelir Bize,
Örneğin, Enfal Suresi, Ayet 2, Müminler Ancak O Kimselerdir Ki, Allah Anıldığı Zaman, Kalpleri Ürperir, Onun Ayetleri, Kendilerine Okunduğu Zaman, Onların İmanlarını Arttırır, Onlar Sadece Rablerine Tevekkül Ederler, Bakın Burada Müminlerin En Önemli Sıfatları Bize Tanıtılıyor, Kimmiş Mümin? Allah Zikredildiği Zaman, Kalbi Ürperen Kimseymiş, Yani Bir Yerde, La İlallah, Allah, Allah diye Zikredilirken, Veya Bir Yerde, Kur'an-ı Kerim Okunurken, Veya Bir Yerde, Namaz Kılınırken, Veya Bir Yerde, Haç İbadeti Yerine Getirilirken, Veya Herhangi Bir Yerde, Allah Anıldığında, O Mümin Kimsenin, Kalbi Ne Yapacakmış, Kalbi Titrecekmiş, Eğer Kalbi Ürperir, Kalbi Titrerse, İşte O Kimsenin Üzerinde, Müminlik Sıfatı Tecelli Etti, Ama Ne Yazık Ki, Şimdi Allah'ı Zikredilen Mekanlar, Allah'ı Zikredilen İnsanlar, Tuh Kaka Görülüyor,
Alay Ediyor, Onun Nesi Mümin? Allah'ı Zikredeni, Küçük Gören Bir Kimse, Mümin Değil, Allah'ın Zikrini, Küçük Gören Bir Kimse, Mümin Değil, Allah'ın Zikrini, Duyduğunda, Kalbi Ürperen Kimse, Mümin, Allah'ı Zikredenini, Gördüğünde, Allah Hatıra, Gelen Kimse, Mümin, Bakın Burada, Kur'an Bize, Direkt Sıfat Anlatıyor, Ve Sıfatları, Bize Aktarıyor, Demek Ki Bize Lazım Olan Şey Neymiş? Sıfatmış, İman Edenler, Ancak Allah'a ve Peygamberine İnanan, Sonra Şüpheye Düşmeyen, Allah Yolunda, Mallarıyla ve Canlarıyla, Cihad Edenlerdir, İşte Onlar Doğru Kimselerin, Ta Kendileridir, Hücurat 15, Bakın, Yine Cenab-ı Hak, İman Edenleri, İman Edenleri, Sıfatlarını, Bize Anlatıyor, Diyor Ki, Bu İman Edenler, Allah'a ve Peygamberine İman Edip, Bunda Şüpheye Düşmeyip, Mallarıyla ve Canlarıyla, Cihad Edenlerdir, Diyor, Allah Yolunda, Cihad Edenler, Bakın, Müminlik, Vasıflarını, Müminlik Sıfatlarını, Cenab-ı Hak bize,
Kur'an'da Beyan Ediyor, Müminin, Bize Kaşını, Gözünü, Beyan Etmiyor, Müminin, Bize Kadınlığını, Erkeklerini, Beyan Etmiyor, Sıfatsal, Tecelliyatını, Beyan Ediyor, Birincisi, Neydi, İlk Anlattığımız, Ayet-i Kerime, O Kimseler, Allah'ın, Zikri, Duyulduğunda, Kalplerini, Ürperiyordu, İkincisi, Şimdi, Söylediğimizde, O Kimseler, Ne Yapıyordu, Mallarıyla, Ve Canlarıyla, Allah Yolunda, Cihad Ediyorlardı, Bakın, Müminin, Üç Vasfı Çıktı, Yani, Dört Beş Tane Vasfı Çıktı, Da, Çok Önemli, Ne, O Bir Kimse, Allah Anıldığında, Kalbi Ürpercek,
İçi Ürpercek, Ondan Sonra, Şüpheye Düşmeyecek, Ve Allah Yolunda, Cihad Edecek, Allah Yolunda, Malıyla, Canıyla, Cihad Edecek, Ve, Bakara, Ayet 3, Onlar, Gaybe İnanırlar, Namazı, Dost Doğru Kılarlar, Kendilerine, Rızık Olarak, Verdiğimizden, Allah Yolunda, Harcarlar, Bakın, Yine, Müminlerin, Sıfatı Çıktı, Onlar, Gaybe İnanırlar, Biz, Gaybe İman Ederiz, Biz, Mahşer Geleceğine, Mahşerin, Kurulacağına, İman Ederiz, Biz, Gaybe İman, Edenlerdeniz, Biz, Hesap Gününe, İman Ederiz, Biz, Din Gününe, İman Ederiz, Ve, Din Gününde,
Karılacağımızda, İman Ederiz, Biz, Gaybe İman Etmişiz, Ve, Namazı, Dost Doğru Kılarlar, İman, Edenler, Müminlerin, Vasfıdır, Müminlerin, Sıfatıdır, Ki, Namazı, Dost Doğru Kılarlar, O Yüzden, Hz. Muhammed Mustafa, Sallallahu Aleyhi Vesselam, Hazretleri, Buyurdu ki, Dinde, Yıkılan, Son Kaledir, Namaz, Dedi, Namaz, Dinin, Direğidir, Namazsız, Bir, Müslümanın, Müslüman, Olması, Düşünülemez, Dedi, Demek ki, Bakın, Kur'an, Bize, Müminlerin, Sıfatlarını, Anlatıyor, Müminlerin, Bize, Resmini, Anlatmıyor, Bize, Mana, Resmi,
Çiziyor, Ve, Mana, Resmi, Çizerken, Onlar, Gaybe İnanırlar, Namazlarını, Dost Doğru Kılarlar, Ve, Rızık, Olarak, Kendilerine, Verdiklerimizden, Harcarlar, Yani, Rızık, Olarak, Cenab-ı Hak, Bunu, Sana, Vermiş, Bu, Senin, Kendi, Emanında, Bu, Senin, Kendi, Tasarrufunda, Ondan, Sen, Bir Başkasına, Tasadduk Ediyorsun, Bir Başkasına, Yarımda, Bulunuyorsun, Açı, Doyuruyorsun, Çıplağa, Geydiriyorsun, Kimsesizin, Kimsesi, Olmaya, Çalışıyorsun, Hep, Bana, Diye, Düşünmüyorsun, Lüks, Binalarında, Lüks, Evlerinde, Lüks, Katlarında,
Lüks, Yatlarında, Yataraktan, Günlerini, Tasadduk Ediyorlar, Fakir Fukaraya, Yardımcı Oluyorlar, Devasa, Binalarda, Oturup, Fakir Fukarayı, Düşünmemezlik, Etmiyorlar, Ben, Zenginlik, Düşmanı, Değilim, Ben, Fukara, Düşkünüyüm, Ama, Ben, Zenginlik, Düşmanı, Değilim, Allah, Bütün, Ümmeti, Muhammed'i, Zekat, Veren, Zenginlerden, Eylesin, Ama, Dost Doğru, Zenginlerden, Eylesin, Zekatını, Dost Doğru, Veren, Sadakasını, Dost Doğru, Veren, Zenginliğiyle, Etrafı, Ezmeye, Çalışmayan, Zenginliğiyle, Şatafata, Şatata, Düşmeyen,
Zenginliğiyle, Ne Oldum, Delisi, Olmayan, Sonradan, Görme, Olmayan, Kültürlü, Eğitimli, Tevazulu, Sofrasında, Fukaranın, Eksik, Olmadığı, Zenginlerden, Olsun, Allah, Biz, Onlardan, Eylesin, İnşallah, Yine, Bir vasfını daha söylüyor, Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah'ın vahiylerini tebliğ eden, Allah'tan korkan, Başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir, Allah hesap görücü olarak yeter, Mümin, Allah'tan korkar, Allah'tan başka hiçbir şeyden korkmaz, Mümin, Allah korkusuyla yanar tutuşur, Korkacak seher, Mümin,
Başka bir tağuttan, Şeytani yoldan gidenlerden korkmaz, Mümin, Hırsızlardan, Adaletsizliklerden, Zalimlerden korkmaz, Mümin, Allah'tan başka hiçbir şeyden korkmaz, Ve, Yine, Müminin, Suresi, Ayet 2, Onlar ki, Namazlarında, Derin bir huşu içindedirler, Demek ki, Mümin, Öylesine ki, Namazda derin bir huşu içinde, Hani, Namaz, Müminin miracıdır, Hadis şerefinin, Tecelli ettiği, Kimselerdir, O müminler, Öyle namaz kılarlar ki, Onun kıldığı namaz, O kimsenin, Miracı olur, Allah, Bu sıfatlarla sıfatlanan, Bizleri, Mümin kullarından eylesin,
İnşallah, Önümüzdeki hafta konu başlığı, Tavşanın bilgisi, Bilginin fazileti ve faydaları, Bu sözün sonu yoktur, Kulak ver, Tavşan hikayesini anla, Buradan inşallah, Konu başlığı olarak, Tavşanın hikayesine dönüp, Tavşanın hikayesine, Devam edeceğiz, Cenab-ı Hak izin verirse, İnşallah, Herhalde,
1028. Beytten olacak, Ama konu başlığı, Tavşanın bilgisi, Bilginin fazileti ve faydaları, Konu başlığı bu, Allah izin verirse, İnşallah, Bu konu başlığından, Önümüzdeki, Hafta, Allah izin verirse, Devam edeceğiz, İnşallah, Şimdi, Sıra, Sorularınıza geldi, İnşallah, Selamünaleyküm, Hakkınızı helal edin,
Ama bir rüya gördüm, Hep kafama takılıyor, Tanımadığım bir hocaya gidiyorum, İsmi Ali Hoca, Eve girer girmez, Daha önce tanışıyormuş, Gibi sarılıyoruz, Annemin köylüsüymüş, Odalarda gezmeye başlıyoruz, Kendisi bir dolabın içine girdi, Ben başka bir odadayım, Benden cin çıkarmaya çalıştı, Ben de çıksın diye, Felak nas okuyordum, O esnada uyandım, Ve sanki üstüme büyük bir ağırlık vardı, Felak nas okuyabilirsiniz, Bunda bir sıkıntı yok, İnşallah, Rabbim hayır versin, Selamünaleyküm, Yol kenarı kaldırım gibi yerlerde duran ağaçlardan yetiştirmek için,
Dalla alınabilir mi? Eğer sahibi yoksa alınabilir mi? Selamünaleyküm, Mustafa Özbağ Hoca, Neden hep kırmızı sarık giyiyor? Anlamı nedir? Mevlevi de, Allah razı olur inşallah, Ben normalde zikrullahlarda siyahtı takarım, Yeşilde takarım, Başka, İşte böyle, Birkaç renk daha sarım var, Onları da takarım, Ama bu meslevi sohbetlerinde, Kırmızı sarık, Genelde onu tercih ediyorum, Başka, Yeşil, siyah, Sarı, Farklı renklerde de dester sarılmış olanlar da var, Biraz böyle aşkı simgeliyor, Biraz şehitliği simgeliyor, Biraz hüseyiniliği simgeliyor, Diye, Ağırlıkta, Öyle söyleyelim, Bir hadis şerifte,
Darlıkta, Varlıkta, Hoşnutluk ve hoşnutsuzlukta, Hatta birisi sana tercih edildiğinde bile, Dinle ve itaat et, Yani, Senin, Birisi darlık, Birisinin varlık, Ve hoşnutsuzluk, Her hal üzerine, Sen, Dinle ve itaat et, Buguna itiraz etme, Her türlü hale açık ol, İnşallah, Ben size bir şey paylaşmak isterim, Siz bana demiştiniz ki, Dergaha gel, Zekirlerine devam et, Bu geçen zamanda,
Ben sizi rüyamda, Elinizi öperken gördüm, Aklıma sizin sözünüz geldi, Ben, Biz sana haber veririz, Demeniz, Bana, Ben, İlim, Zikri alıyorum, Mehmet, İzzet, Aslından, Ne yapım lazım, Saygılarımla, Siz, Kimden ne, Zikri alıyorsanız, Devam edin, Yani, Eğer, Gidecek, Zikrullah yapacak, Bir yeriniz olmazsa, Arkadaşların arasına gidip, Zikrullah, Orada yapabilirsiniz, O yüzden, Benim genel kaidim, Bunu normalde bütün herkese söylüyorum, Sadece sizinle alakalı değil, Bizden dersini alan kardeşlere, Bir daha kolay kolay biz,
Onlara ders vermiyoruz, Ama rüyamızda, Halimizde, Hazreti Peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Geçmiş peygamberler, Sahabeler, Pir efendiler, İmam efendiler, Üstadım, Bu kimsenin dersini ver, Derse veririm, Haber bekleyin demem, Sebebi o, Öbür türlü, Ben bir kim, Birisinin bakın, İki farklı şey var, Birinin dersini almışım, O kimsenin dersini verebilir miyim, El cevap veririm, Vermem, Bu yine, Bu ayrı bir mesele, Ama bir kimse dersi bırakmış, Gitmiş, Yani, O kimseye ders vermem için, Muhakkak manevi bir işaret almam lazım,
Benim, Buradaki farkı, Arkadaşlar bazen kaçırıyorlar, İşte, Filancaya ders vermişsin, E ben onun dersini, Ben almıştım zaten, Evet, Onun dersini istediğim anda, Verebilir miyim, El cevap verebilirim, Ona bir virt verebilir miyim, El cevap verebilirim, Onu ben almışım zaten, Ama, Öbür türlü, Orta, Kimse, Bizim dersi bırakmış, Gitmiş, Yani, Tabiri caizse, Dergahla bağını koparmış, Bizde bağını koparmış, O kimseye, Yeniden, Ders almak isteyenler oluyor, O yüzden, Diyorum ki, Ben rüyamda birisini görmem lazım ki, Ben ona ders verdiğimi göreyim,
Ben de ona dersini vereyim, Bu bununla alakalı, O yüzden, Haber bekle dememin sebebi, O, Yani, Zikrullahsız kalma, Dersine git gel, Zikrullah'a git gel, Ama sana ders vermemiz için, Benim rüyamda görmem lazım, O yüzden, Görmüyorsam, Ben o kimseye ders vermem, Müslümanlar için, Devlet dinden önce mi gelir? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, Devlet anlayışı nasıldır? Müslümanlar için, Hiçbir şey, Bakın, Hiçbir şey, İnsanın kendisinden önde değildir. Önce insan önemlidir. Sonra din, Sonra devlet gelir. Yani, Bir kimsenin önce ama, Kendisiyle alakalıdır.
Önce insandır. Sonra din gelir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Önce ben devlet kuracağım demedi. Devlet, Meselenin, En sonunduğu, En sonuncundaydı. Yani, Önce, Toplumun imana ermesi, İmanı gelmesi, İmanının kemale ermesi, Dinin yaşanması, Ondan sonra, Devlet gelir sırayla. Şimdi, Bu böyle, Son yüzyılda, Bunun tersini, Yapmaya çalışıyorlar, Müslümanlar. Yani, İslam'ı yaşamayan, Kur'an ve sünnet noktasında, Durmayan bir yerde, Devlet kuracağız diye, Yola çıkıyorlar. Ondan sonra, Yolda kendileri bozuluyorlar. Deseler ki, Biz Kur'an ve sünnete hizmet edeceğiz. Kur'an ve sünnete, İnsanların inanmalarını, Yaşamaları için, Gayret göstereceğiz.
Bu, Daha sağlam, Daha selametli bir yol. Yok, Oradan hareket etmiyorlar. Muhakkak, İslam'ı devlet kurmamız lazım. E canım kardeşim, Sen daha namazı kılmıyorsun. Nereye İslam devleti kuruyorsun? Sen daha, Bir gidiyorsun, Orada üç kuruşluk, Bir iş sahibi oluyorsun. Anında, Dinin unutuyorsun sen. Nereye devlet kuracaksın sen? Yani, Böyle bir, Bizde hamlık var. Yani, Adam normalde, Kemal'e ermemiş daha imanı. Üç kuruş rüşveti görünce, Hayatını satıyor, Adam satıyor. Hayatını satıyor, Üç kuruş rüşvete. E o kimse, İslam devleti kurmaya kalkmış. Allah muhafaza eylesin. Önce iman kardeşim. Önce iman. Önce imanınızı kavileştirin.
Önce dininizi dosdoğru yaşayın. Adam evde eşine kök söktürüyor, İslam devleti kuracak. Ya senin daha eşin razı değil senden. Sen nereye İslam devleti kuracaksın? Senin çocuğun razı değil daha. Sen nereye İslam devleti kuruyorsun? Sen çalışan işçi, Sen patronun razı değil daha senden. Sen nereye İslam devleti kuracaksın? Sen patronsun, İşçin senden razı değil daha. İşçine zulmediyorsun. Sen nereye İslam devleti kuruyorsun? İşçisi patronuna zulmediyor. Patron işçisine zulmediyor. Ama bunlar İslam devleti kuracağız diye uğraşıyorlar. Evde adam erkeğe, adam kadına zulmediyor. Kadın evde kocasına zulmediyor. Anne baba çocuklara zulmediyor.
Çocuklar anne babaya zulmediyor. Bizim arkadaşlar İslam devleti kuracağız diye uğraşıyorlar. Böyle bir acı bir şey var. Beş kuruş parayı bulunca en lüks restoranlarda gidip yemek yiyorlar. İslam devleti kuracak bunlar. Beş on kuruş para bulunca gidip en lüks arabaları alıp en lüks mekanlarda yemek yiyeceğiz diye uğraşıyorlar. Bunlar İslam devleti kuracak. Hadi gidin oradan ya. Allah bizi affetsin. İlahiyat fakültesini bitirmiş adam. Namazı kılmıyor. İslam devleti kuracağım diye uğraşıyor. Adam ilahiyat fakültesini bitirmiş. Bütün hadisleri inkar ediyor. İslam devleti kuracağım diye uğraşıyor. Camide imam para dileniyor.
İslam devleti kuracağım diye uğraşıyor. Adam camiye diye para topluyor gidiyor. Evini yaptırıyor. İslam devleti kuracağım diye uğraşıyor adam. Müslümanlar ortalıkta para istiyorlar. Dilenci olmuşlar. İslam devleti kuracaklar. Böyle bir ne yazık ki handikap var. Camiler bomboş ya. Durun İslam devleti kurmazdan önce şu sabah namazında camileri doldurun. Öğle namazında camileri doldurun. Akşam namazında camileri doldurun. Yatsı namazında camileri doldurun. Ne İslam devleti? Birisi gelip önünüzde el avuşturuyor. İşte diyor ki 10 bin lira vereyim 20 bin lira vereyim 50 bin lira vereyim.
Şu işi muhalletleyip de o parayı alıyor. Kenara koyu İslam devleti kuracak. Borcu verilen tarihte ödenememesi ancak ödeme isteğinde olmak ve uygun bulunduğunda ödenmesi durumu hakkında ne hükümdedir? Bir kimse borcunu ödemek için gayret gösterecek ama elinde bulunmayan sebeplerden dolayı ödeyemedi ama eline geçir geçmez ödedi.
Allah onun günahlarını affeder. Örnek bin TL borç aldım 3 sene sonra ödemeyim kanım oldu. Şimdi 3 sene önceki bin TL'nin değeri ile 3 yıl sonraki değer aynı olmayacağı için bu borcu neye göre demek gerekir? TL alanlar TL borçlarını ödeyecekler. Dolar alanlar dolar borçlarını ödeyecekler. Altın alanlar altın borçlarını ödeyecekler. Geri kalan hepsi de faize girer. İnsanın doğduğu gün gibi ölmesi mümkün müdür? Mümkün. Allah günahları affeder. Neden mümkün olmasın? Akıl bu dünya için zaruri ihtiyaç ise aklın yetmediği taraf ile bağlantı kurmak nasıl mümkün olabilir? Aklım almıyor. Yok olmaz öyle bir şey demiyorum. Lütfen öyle de anlaşılmasın.
İnsanoğlunun bütün herkesin aklı aynı genişlikte, derinlikte, aynı kategoride çalışacak diye bir kaydı yok. İnşallah çalışır, aklını alır. Abdestini selamun aleyküm. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, Abdestini bozarken kim kıbleye karşı dönmez ya da onu arkasını çevirmezse, kendisi için bir sevap yazılır, bir de günahı silinir.
Rudani, bu ad-i şerife göre abdestimizi bozarken kıbleye dönmemeye ya da arka çevirmemeye dikkat edersek, eğer her seferinde bir günahımız silinecek, bir sevap mı yazılacak? Evet ama normalde bugünkü evlerdeki şimdi tuvaletler için söz konusu değil bu. Önünde sütre var çünkü. Diyelim ki bir sahraya çıktınız, bir bağda, bahçedesiniz. O zaman kimse önünü ve arkasını kıbleye denk getirmemeye gayret edecek, kıbleye yönelmeyecek veya sırtını kıbleye dönmeyecek. Ama önde bir sütre varsa bu hükümden çıkıyor. Selamun aleyküm. Hem zahiri hem batini dağınıklık zikirsizlikten midir? Bütün iç sıkıntıların sebebi Allah'a az zikretmek midir?
İnsan geçmişe takılı olmaktan, geçmişin verdiği acıdan nasıl kurtulur? Bunları ben hepsinde az zikretmekten, Kur'an ve sünnet yolunda koşturmanın az olmasına bağlarım. Yani bu dağınıklık, zikrullah ile hemhal olmama, yaptığın işe direkt kendini böyle rapt etmemekle alakalı olarak görüyorum. O yüzden Allah'ı çokça zikredin. İşinizle dosdoğru sarılın. Yapmış olduğunuz işe odaklanın. Allah'ın izniyle derlenip toparlanırsınız inşallah. Bir de geçmişle alakalı hani demiş ya arkadaş takılı olmaktan diye. Dün dünde kaldı, bitti. Dersini al, yürü hayatına devam et. Selamun Aleyküm. Aşağıda yazılı olan Ad-i Şerif hakkında bilgi verirseniz çok memnun oluruz.
Teşekkür ederim. Şüphesiz ben de bir insanım. Sizler bana davalarınızı arz ediyorsunuz. Olabilir ki sizden biri delilini diğerinden daha düzgün ifadelerle savunur. Ben de duygularıma dayanarak onun lehine hükmederim. Ben kimin lehine kardeşinin hakkında bir şeye hükmetmiş isem o kimse bunu almasın. Çünkü ben onu ancak ateşten bir parça vermişimdir. Bu hükmedecek olan hakimler için geçerli bir hadis-i şeriftir. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hükmederken kendisinin bu konuda bir delili savunmadan dolayı hata yapabileceğini söylüyor. Ama yaptı mı? Hayır. Bu normalde hakimlerle alakalı, savcılarla alakalı. O yüzden onlar hükmederlerken dikkat etmeleriyle alakalı bir hadis-i şerif.
Arkadaşlar, uzun rüya yazıyorsunuz. Efendim ben kızımı Kur'an-ı Sünnet terbiyesinde yetiştirmeye çalışıyorum.
Babam ve annem gibi değiller. Geçen gün 6 yaşında kızım babamı başörtüsünü Allah sever de mi diye sordu. Babam da sen iyi ol yeter Allah öyle şeylere bakmaz dedi. Bu konularda benimle çok farklı şeyler söylüyorlar. Çocuğun kafasını karıştırıyorlar. Nasıl yaklaşmam uygun olur? Kimseyi kırmadan, incitmeden doğru olanı anlatmaya gayret et. Selamun Aleyküm. Gemlikten sevgiler. Kabe avlusunda girişte bir tesettürlü hanım bana, ''Neden Ayet-ül Kürsü çok okuyorsun?
Kabe'ye karşı tevhid söylemelisin.'' dedi. Sonra sizin sesinizi duydum. Kabe'yi görünce çekememiştir dediniz ama Kabe'yi görmedim. Elinizden öperiz. Allah yardımcın olsun. Tevhide devam. Selamun Aleyküm. Uyurken Kur'an-ı Kerim'in dinlenmesini, sesin açık bırakılması telkin gibi caiz mi olabilir?
Kur'an-ı Kerim'e de yatarken de Allah'ı zikrediniz diyor. Fakat dinleme durumunu merak ettim. Dinleyebilirsiniz. Kur'an'da geçen vay o namaz kılanlara ayrıca namazları yüzüne vurulacaklardan bahsediyor. Bunlar kimlerdir? Biz bu ayetlere girmemek için ne yapmalıyız? Kabul olunan namaz nasıl olmalı? Biz şimdi onlara da girsek millet namazı terk eder. O yüzden namazlarımızı kılalım. Bir şekilde Cenab-ı Hak kabul etsin inşallah. O yüzden bir de vay o namaz kılanlara dediğimizde yandı keten elva. Selamun Aleyküm, hayırlı geceler. Kardeşimin felsefeye ilgisi var. Her şeyi fazla sorguluyor. Ona karşı tavrımız ne olmalı? Felsefete farklı şeyleri arayıp şirke düşmesinden korkuyorum.
Nasıl yaklaşabilirim? Onların sorularını bilebildiğinizce cevap vermeye gayret edin. Çünkü cevap vermezseniz eğer veyahut da ters cevap verirseniz, ilgilenmediğinizi gösterirseniz kaybedersiniz. Ders çalışmam gerekiyor. Yurtlarımı çekmem gerekiyor. Bazen hiçbir şey yapasım gelmiyor. Kendini disipline edemiyorum. Bu durumun üstesinden gelmem için bir tavsiye var mı? Üstesinden gel. Selamun Aleyküm. Eşim ve ailesi on gündür korona hastası. Bu sabah eşimin babasını toprağa verdik. Hastalarımız için dua eder misiniz? Cenab-ı Hak bütün ümmet-i Muhammed'e yardım etsin inşallah. Gerçekten bu korona bütün böyle insanların belini büküyor.
Hafife alıyoruz biz. Hafife almamamız lazım. Bu ciddi bir rahatsızlık, ciddi bir hastalık. O yüzden korona teşhisi konulanlar ilaçlarını bir tamam içsinler ve koronadan kendimizi de korumaya gayret edelim. Bu konuda ne yapmamız gerekiyorsa yapalım inşallah. Uzun uzun uzun hep uzun yazıyorsunuz.
Hep uzun yazıyorsunuz. Bu ara duyduğum bir şey var. Atanlardan gelen aktarım diye dedelerimizin, analarımızın, babalarımızın geçmişte yaptığı hatalar, yanlışlıkla genetik rahatsızlıklar. Bunun için de 70 günlük bir dua gibi bir zikir var. Bir Fatiha, 100 salavat, bir kez Fetih Suresi ardından dua, atalarımdan gelen kötü uyuyla rahatsızlıklar gibi bir dua metni. Altı rekat namaz var, iki kıl kılınıyor. Allah rızası için, rızam için müşükür namazı ardından yüz bir kez subhanallahü velhamdülillahi ve la ilahe illallahü ve allahu ekber ve la havle ve la kuvvete illa ve la ilahe illa aleyhi lazim. Yüz bir kez tevhid. Ya bunları okumak istemiyorum. Hakkınızı helal edin ya. Ya bunlar saçma sapan şeyler canım kardeşim ya.
Allah'a oturun, zikredin. Hadis-i şeriflerde beyan edilen zikirleri yapın. Eğer bir yere sufiyseniz, orası size bir ders verdiyse oturun o dersinizi yapın. Benim bildiğim bu, geri kalan bu tip şeylerin hiç ilgim alakam olmaz. Bir sufi bunlara nasıl meyal verir, böyle şeylere nasıl gönlü kayar onu da bilemem. Hocam hayırlı akşamlar ben arkadaşıma dışarıdan ücreti karşılığında iş yaptım.
Ticabir bir kimliğim yok gider pusulası kesildiğinde yüzde yirmi vergi kesilecek. Arkadaşım paranın bir kısmını yemek kartı olarak alırsam o kısmına vergi kesilmeyeceğini söyledi. İhtiyacım olacak kadarını yemek kartı olarak almam doğru mu? Selamun Aleyküm. Sudan'daki dergah ile bir bağınızın başlaması nasıl bir değişiklik yaptı?
Bundaki hikmet nedir? Bizlere yolumuza nasıl bir yenilik katacak? Biz bütün dergahlarla bağımız var. Sudan'da bir dergahla bağımız yok. Orada dört beş tane dergahla bağımız var. Kardeşliğimiz var. Osman'da birçok yerle bağımız var. Kardeşliğimiz var. Dünyanın neresinde olursa olsun bütün dergahlarla, tarikatlarla, oradaki sufilerle bağ kururuz. Onlarla beraber kardeşliğimizi tesis ederiz. Başka bir derdimiz yok. Namazımı kılarken, virdimi çekerken aklımı, kalbimi toparlayamıyorum. Ne önersiniz? Zikrullah'a devam. Bir insan normalde kendince zikrullah yaparken daha kendisini toparlayamazsa başka ne zaman toparlayacak? Selamun Aleyküm.
Kabir ziyaretinde bulunduğumuz Evliya Allah bizden haberdar olur mu? Sen ondan haberdar al. Onun senden haberdar olup olmadığına ne bakıyorsun? Sen ondan haberdar mısın? Ona bak. Sen ondan haberdar olmaya çalış. Selamun Aleyküm. Kayseri'den mesutkiler. Bir millet, iki devlet zaferi kutlu olsun. Ey Allah. Süleyman bin Habib diyor ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kimin kederi bir tane olursa Allah ona yeter. Kim de her şeyi kendine kuruntu ederse Allah onun hangi kuruntu vadisinde kahrolacağını aldırmaz. Bu hadisi anlayamadım. Normalde bir insanlar vardır, kendi kendilerine kuruntu yaparlar, evham yaparlar, her şeyi kendilerine sıkıntı ederler, dert ederler.
Bu ayrı. Ama bir kimsenin gerçekten bir rahatsızlığı vardır. Normalde o kimse gerçek, real rahatsızlığı ona bir keder veriyordur. Evet, Cenab-ı Hak normalde onun o rahatsızlığına, o kederine tabiri caizse şifa olur. Selamünaleyküm, bazen yalan eksik veya fazla söylüyorum. Mümin her hataya düşebilir ama hainlik yapılmaz ve yalan söyleyemez. Adış Şerif beni çok korkutuyor. Kork zaten. Allah muhafazı eylesin. O yüzden yalandan uzak dur. Hayırlı akşamlar. Ben geçen hafta iş görüşmesi yaptığım firmada, taşeron firma, görüşmede iş yerini önceden göstereceklerini, sonrasında iş başı yaptıracaklarını söylemişlerdi. Ama fabrikayı görmeden iş başı için sağlık raporu çıkardılar.
Şimdi de başlamadığım iş için sağlık raporunun parasını istiyorlar. Bu usta vermem mi gerekiyor, kul hakkına girmiş olur muyum? Bunlar o zaman dolandırıcı olmuş olmasın böyle sağlık raporu parası alaraktan. Başlamadığın işin sağlık raporu parası neden senden talep ediyorlar ki? Doğru değil. İyilerle kötülerinin aynı olamayacağını söylemiştiniz. Köpekle aslanın aynı olamayacağını. Hiç yanlışa düşmemiş biriyle yanlış yapıp tövbe etmiş biri arasında fark var mıdır? O hiç günah işlememiş gibidir diyor.
Tövbe edenle alakalı. Tövbe eden, hiç o günah işlememiş gibi olur demiştiniz. Yine de ikisi de aynı kefe konabilir mi? O normalde günah işlememiş gibidir. Hayırlı geceler, adet gören bir bayan günlük bir deni başlamadan üç ihlas bir fatiha okuyabilir mi? Hayır. Normalde Kur'an-ı Kerim okuyamaz. Kur'an-ı Kerim'in dua niyetiyle fatiha'yı kesik kesik okuyabilir. 7 yıldır görüştüm. Erkek arkadaşımla evlenme sürecine girdik. Namazını kılıyor ama güven vermeyen, tarif edemediğim bir şey var. Doğru karar verememekten korkuyorum.
Doğru karar vermenin yolu nedir? Yani o güven vermeyen, tarif edemediğiniz şey vesvese olabilir, heva hevese olabilir, şeytanın bu konudaki bir fitnesi olabilir. O yüzden Kur'an-ı Sünnet tarihinde güven vermeyen, real bir şey ortaya konması lazım. Geri kalan vesvese olabilir. Allah muhafaza eylesin. Selamun Aleyküm. İki kardeşin arasını bozup yalan söyleyerek söylemedik sözler sarf edip Allah takdir etmeseydi aranız açılmazdı deyip kendini temize çıkarmak, bundan rahatsızlık duymamak, hiçbir şey yapmamış gibi davranmaktaki hüküm edep nasıl olmalıdır?
O laf dolaşanlar, dolaştıranlar, o olmayan bir şey varmış gibi söyleyenler, iki kişinin arasını açanlar, o zalimdir Allah muhafaza eylesin. Onlar hakkında çok ağır, şedid hadis-i şerifler var. Kadınların özel gününde namaz kılmadığı için sabah ve akşam çekilen Allah-u Mecernem'in nar gibi tesbihatlar nasıl çekilmeli? Bu tesbihatlar çekilmesinde bir sıkıntı yok. Cünüp iken görülen rüyaya itibar edilir mi? Rüyasına bağlı. Yemeğinizi namaz kılanlar yesin konuşmalarımızda eğer namaz kılan yoksa ikramda bulunmamamız mı gerekiyor? Nasıl yol alalım? Ya bu noktada bir kimse namaz kılmıyor ama Kur'an ve sünnete sıcaksa daha da ısındırmak için ona verilebilir. Ama bir kimse Kur'an sünnet düşmanı.
Kur'an sünnet düşmanına neden yemek yedireyim ben? Getiririm, Allah'ı zikreden kimselere yemek ederim. İslam'ın harici bütün dinlere putperestlik diyebilir miyiz? Denilebilir. Bunda bir sıkıntı yok. Tanımadığımız bir merhumu Allah rahmet etsin demek uygun mudur? Müslüman olmayan Allah rahmet etsin denmez diyorlar. Merhumu Müslüman olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Veya tanımadığımız bir merhuma ne demeliyiz? Diğer sorum da bir mürşidi kamile dua etmenin edebi nedir? Hayatta bir mürşide veya rahmeti rahmana kavuşmuş bir mürşide dua etmek arasında fark var mıdır? Sizin eski sohbetlerinizi Antebi Bilal Nadir Hazretlerine dua edin dediğinizi hatırlıyorum.
Bir mürşidi kamile dua etmek edeben uygun olabilir mi diye duydum. Olmayabilir diye duydum. Herkes birbirine dua edecek. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hacca giden Hz. Ömer Efendimiz'e diyor ki orada bu kardeşini de hatırlar mısın diyor. O yüzden herkes birbirine dua edecek. Bunda bir sıkıntı yok. Üstad da olsa, şeyh da olsa, havada da uçsa ona da dua edilir. O yüzden herkese dua edilir. Allah cümle Ümmet-i Muhammed'e hayırlı evlat nasip etsin inşallah. Selamünaleyküm.
Söylediniz ya duvara resim asılı olan eve rahmet meleği girmez diye benim yatak odamda sağ ve sol tarafta eşimle kendi resmimiz asılı. Kıblede değil bu şekilde sakıncası var mı? Resimler boydan ise bir tamam ise sakıncalı. Selamünaleyküm. Son zamanlarda yalnızlık hissi çok derinden ve çok sık bastırmaya başladı. Böyle anlarda ne yapımı tavsiye ederseniz Allah'ı zikret. İnsanlar zaten anne karnında yalnız doğuyorlar, yalnız yaşıyorlar, yalnız ölüyorlar, yalnız. Selamünaleyküm. Hayırlı geceler. Musa peygamber nerede nasıl kaybolmuştu? Cevabını bulamadım. Aydınlatırsanız sevinirim. Valla ben de ilk defa diyorum. Nerede kaybolmuştu ki?
Bir peygamber kaybolur mu ya? Selamünaleyküm. Devlet size üç şeritli, beş şeritli yol yaptım diyor. Mitinglerde ama yetmiş yerine doksanışta gittik mi beş yüz doksan dokuz TL ceza yazıyor. Bu hak mıdır yoksa zulüm mü? Müslüman insan Müslümanı ezer mi? Halkına bundan büyük zulüm olur mu? Ben hakkımı helal etmiyorum. Bu devlete ve onun kötülüğünü görmeyene de iyi yaptığı şeyler de var. Her yerde söylerim. Hak neyse ben onu savunurum.
Özür diliyorum. Sizi seviyorum. Allah muaynin olsun inşallah. Evet yani ama bu hız cezaları gerçekten yüksek ama insanlar da hiç kural tanımıyor. Selamünaleyküm.
İş yerinde namaz sonrası üç tevhid çektiğim iş arkadaşım var. Bu arkadaş bekar ve tek yaşıyor. Kendisinin de vesvesi olduğunu söyledi. Ben de ona eve girerken selam verip almasını sonra yedi ayetül kürsi, üç felak üçü nasıl okumasını söyledim. Sonra bizim vird'i bağışlamaya yazdım. Bunu her gün çek dedim. O da tamam dedi aldı. Sonra kendi kendime sen kimsin ki adama vird verdin dedim. Ertesi gün arkadaşa dedim. Bu vird'i bize esas da üçte adımız verir. Sen bu vird'i alıyorsan bizim manevi kardeşimiz oluyorsun dedim. O da kabul etti. Erdem şeker kardeşime vird verip manevi kardeşi kabul eder misiniz? Zettik hadi bakalım. Allah iyi etsin inşallah.
Hocam selamun aleyküm rüyamda şeytanı vura vura kovuyordum. Tevhid okuyordum ama sesim zor çıkıyordu. Bana on altı gün kaldı dedi. Cevaplanırsanız sevinirim. Vurmaya devam et milyona. Geldiği zaman vur zikrullahı. Şeytanın başına normalde dünyayı dar et. Selamun aleyküm bazı insanlar İslam'ın erkek dini olduğunu söylüyorlar.
İslam'da kadının yeri nedir? Söyleyenler din cahilleri. O yüzden namaz kılanlar, erkekler iman eden kadınlar, namaz kılan kadınlar, namaz kılan erkekler, Allah'ı zikreden kadınlar, Allah'ı zikreden erkekler. Boş muhabbet. Günümüzde düşmanın en büyük silahı yalan, iftira ve manipülasyonlarken düşmanın silahıyla silahlanan hadisi bunlar için geçerli mi? Değil.
Biz yalan söyleyemeyiz, biz iftira atamayız, biz manipülasyon edemeyiz. Bugün paylaştığınız bir şiiri beni uyut isteğiyle bitirdiniz. Bir kimsenin bu dünyadayken ashab-ı keyfin uyku haliyle hallenmesinin yolu imkanı hali var mıdır? Teşekkür ederim. Onların uyku hali nasıldı? Şiir bana ait değildi. Normalde zaten en altına da mahlasını yazdım. Şiirin kime ait olduğunu, ait olduğunu. Evet, şiir bana geldiğinde çok hoşuma gitti. Hoşuma gittiği için bugünkü ashab-ı keyfi hikayesine de uygundu. Uygun olduğu için Cenab-ı Hak'tan bu konuda bir tecelliyat olduğunu inattı ve şiiri paylaştım. Bazı arkadaşlar şiiri benim olduğumu zannetmiş.
Benim o kadar edebiyatım kuvvetli değil, kalemim kuvvetli değil. O yüzden şiir bana ait değildi. Yazanı da tebrik ediyorum. Güzel yazmış gerçekten. İsmini kullanmak istemedim. Bir mahlas olsun istedim. O yüzden öyle koydum. Allah inşallah bütün kardeşlerimizi böyle edebiyatı kuvvetli eylesin inşallah. Selamünaleyküm, iyi akşamlar.
Hayvan bakmaktan bahsediniz. Örnek köpeklerden rahmet melekleri gelmez. Ben apartmanımda güvercin bakıyorum. Bir sıkıntı olur mu? O konuda hadis-i şerif var. Güvercin beslemenin uygun olmadığına dair. O yüzden tavsiye etmiyorum güvercin beslemeyi. Selamünaleyküm. Dünya üzerinde dinlerin rivayet yolu ile bizlere ulaştığını biliyoruz. Fakat bakacak olursak rivayet sahiplerinin isme sıfatına sahip olmadığını da biliyoruz. Öyleyse dinde delil nedir? Bizim için dilde Kur'an ve sünnettir. Kur'an ve sünnet dairesinde bizim için. Evet. Dünya tarihindeki dillere baktığımızda hepsi de rivayettir. Hz. Muhammed Mustafa'nın da sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin de bize tebliğ ettiği din de rivayettir.
Ama ve lakin bizde hiç bozulmamış, noktası dahi değişmemiş bir Kur'an-ı Kerim var. O yüzden bizim için ölçü buradaki delil Kur'an ve sünnet-i seniyedir. O yüzden son dindir zaten. Selamünaleyküm. Bir bağışlamamızı yaparken bize öğretilenin haricinde etrafımızdaki evliya ermiş seyyitlerin isimlerini de söylesek, eklesek, bağışlasak sıkıntı olur mu? Ben hiç öyle yapmam. Ben ders kağıdında ne varsa onları okur geçerim. Selamünaleyküm.
Eşim gayet iyi huylu bir kişi. 10 yıllık evlilik hayatımızda hiç kavga etmedik ve büyüklerimize sesimizi duyurmadık. Ama eşimin bana karşı hakaretleri başladı. Konuştum ama yine sinirlenince tekrarlıyor. Tek sorunumuz bu. Ne yapmalıyım? Başka bir sıkıntısı olabilir. Başka bir problemim var olabilir. Oturup konuşun tekrar. Selamünaleyküm. Dilde hamd etmek dışında bu konuda derinleşemediğimi fark ettim. Dilde hamd etmek dışında nasıl hamd edilir? Hamd ehli kimdir, nankör olup olmadığımı nasıl anlayabilirim? Her haline hamd ediyorsan ve her nimete tevazuyla yaklaşıyorsan inşallah hamd de derinleşirsin. Selamünaleyküm.
Hayırlı akşamlar. Bir sorum olacaktı. Kimler icazet verebilir ve icazet ne demek? Normalde bu eğer bir sufilikle alakalıysa ancak üstadlar icazet verebilir. Bu uzun bir muhabbet. Hakkınızı helal edin. Bu kadarlık yetsin. Selamünaleyküm. Geçenlerde itikafla alakalı sizin kısa bir videonuzu seyrettim.
İtikafın bir sürü müjdelerinden bahsediyorsunuz. Biz de cuma günü ders saati boyunca üç kişi itikafını yettirdik. Acaba biz de bu müjdelerin nail olur muyuz? Yoksa bu müjdeler Ramazan ayına gelen itikaflarla mı iletilidir? İtikaf itikaftır. O yüzden her itikafa giren o müjdelere nail olur inşallah. Selamünaleyküm. Aynı işlerinde çalıştığımız bayan kardeşimizi yoldan alıp kendi aracımızı işe götürüp getirmekte bir sakınca var mı? Normalde bu yoldan alıp getirecek, götürecek olan erkek mi, bayan mı bilmediğimizden bir şey diyemeyiz. Ama yoldan alıp getirip götürecek olan erkekse sıkıntılı bir durum. Selamünaleyküm. Hastalık ve musibet gelince ne yapalım? Mücadele edeceksiniz.
Hastalıkla da, sıkıntıyla da, her şeyle de. Kızıl elma nedir? Bahseder misiniz? Kızıl elma bir mitolojik, itopik bir hedeftir. Öyle söyleyelim. Bu kızıl elma, o bir itopik hedef, bir ümmetin başındaki veya devletin başındaki bir kimsenin rüyasıyla tecelli etmesi gerekir. O yüzden kızıl elma en son Notre Dame klisesinde görüldüğüne dair rivayet var.
Aklımızı yitirdiğimizde ruhumuz mu, kalbimiz mi değişkenlik gösterir? Aklımızı yitirirsek, zaten geri kalanının hiçbir şeysini anlamayız ki. Aklını yitirmiş bir insanın ruhunu yitirdi diyebilir miyiz? Hayır. Kısaca aklını yitirmek manevi anlamda ne şekilde olur? Bir kimsenin Kur'an ve sünnet dairesinin dışında çıkıyorsa akılsızdır o. Geceniz hayır olsun inşallah. Kişi niye namaz kılamaz? Heva ve hevesine uymuştur, şeytana uymuştur, nefsine uymuştur. O yüzden namaz kılamaz. Ama bir taraftan da iman ediyormuş gibi görünüyordur. Gerçekte iman etmemiştir. O yüzden namaz kılamaz. Başı neden, niye secdeye gitmek istemez? O yüzden şeytan onu secdeye gitmesini engellemeye çalışır.
Heva hevesi engellemeye çalışır. Nefsi engellemeye çalışır. O yüzden. Dersli bir bayanın beyi namaz kılmıyorsa bu bayanın nelere dikkat etmesi lazım? Kendisi imanını nasıl korur? Dersli veya bayan kardeşlerin en büyük handikaplarından birisi o eşlerinin Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmamış olmaları. O yüzden burada bayan kardeşler, kocaları eğer namaz kılmıyorlarsa, Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmıyorlarsa, onlar kendilerince yollarına devam edecekler.
İman ehli çünkü. Eğer imandan dışarı çıkıyorlarsa, inkar ediyorlarsa o zaman boşanmaları gerekir. Rabbim bizlere ve kılmayan herkesin namazı sevdirsin inşallah. Amin. Bir Müslüman olarak yapmam gerekenleri yapamıyorum. Kalbim de bu noktada hissizleşti. Bu halden çıkamıyorum. Adım atmak için ne yapmalıyım? Hemen hızla önce abdestini al ve hızla namazını kılın. Ve hızla Allah'ı zikret. Allah'ı zekir en büyük iştir. Ve muhakkak Allah'ı zikrederseniz arkası gelecektir. Selamünaleyküm. İki yaşında kızım var. Kardeşi de sekiz aylık. Kardeşine de arkadaşlarına da vuruyor, zarar veriyor. Engel olamıyorum.
O biraz hassas, biraz kıskanç olacak herhalde. O yüzden kardeşine vuruyor. İnşallah siz bu konuda böyle her iki çocuğunuza da eşit davranmaya gayret ederseniz o şeyi zaman içerisinde atacaktır inşallah. Selamünaleyküm. Rüyada sizinle sohbet ediyorduk ve o tebessüm hiç eksik olmuyordu yüzünüzde. Hakkınızı helal edin. Helal olsun. Hayırlı akşamlar inşallah. Allah yardımcınız olsun inşallah. 0.32 neresi? Artı 32 neresiymiş? Selamünaleyküm. Eskiden çalışırken ki hayatımda bulunduğum iş ortamında hep haramın olduğu ortamlardaydım. Fakat dersime, zikrime, namazıma sımsıkı bağlıydım.
Şimdi evlendim. Çoğunlukla hep evimde eşimle birlikteyim. Hastalık dolayısıyla dış dünyadan uzağım. Fakat şimdiden namazlarımda, dersimde hep bir tembellik var üzerimde. Sizin meclislerinizde bulunamıyorum. Zikirlere katılamıyorum. Bu haldeyken kalbimi nasıl diri tutacağım. Zaten bu işler böyledir. İnsanlar kolaylığa erince biraz böyle gevşiyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden inşallah sen yeniden bir derlen, toparlan, kendini toparlan inşallah. Selamünaleyküm. Namaz borcu olan kimse sünnet namazları yerine kaza namazları kılabilir mi? Evet. Sünnet kılabilirse sünnet terk edilmiş mi olur? Normalde Şafi'ye göre de, Abdülkadir Geylani Hazretlerine göre de, İmam Malik'e göre, Hanbele'ye göre bir kimsenin kaza borcu varsa önce kaza borcunun tamın olması uygun.
O yüzden uzun yıllar kaza namazı borcu olan bir kimseye ne tavsiye ederseniz, ben bu konuda hem kaza kılmasını hem de sünnetleri kılmasını tavsiye ederim. Selamünaleyküm. Gelibolu'daki İbnü'l Arabî felsefesi başlığı altındaki sohbetleriniz gerçekten çok etkileyici ve derin bir sohbet olmuş. Sizden ve emeği geçen herkesten Allah razı olsun.
Yani bunun çok kişi bu konuda hem özel mail yoluyla hem de telefon yoluyla o sohbetleri dinleyenler özellikle teşekkür ediyorlar. Evet, yani böyle Allah razı olsun Çanakkale'deki Halit Kuşku Hoca ve orada Profesör bizim Yunus Hoca vardı. Yani onların böyle katkılarıyla böyle bir sohbet ortamı oluştu.
Cahil cesareti beninkisi öyle diyelim. Arabi konuşmaya gayret ettik ama bir hayli gündemi sarsıyor. Öyle söyleyeyim. Çünkü böyle Arabi'yi yazılı bir metne bağlı kalmaksızın spontane konuşmak zor bir şey. Hal gereken bir şey. O yüzden kendimi met etmek gibi olmasın. Allah muhafaza eylesin. Oradaki kardeşlerin duası, gayreti, kardeşlerin aşkı, heyecanı o sohbetleri yaptırdı. İşte vaktinde her şey güzel. Şimdi yapmaya çalışsak yapamıyoruz. Yaşlılık girdi araya. Korona girdi. İhtiyarlık girdi. Cenab-ı Hak tekrar nasip etsin inşallah. Selamun Aleyküm. Biz korona olduğumuzda herkese verilen ilaçlardan bize de verildi. Vücudumuzda bu ilaçlar, lekeler yaptı.
Doktor ilaçları kesti ve bunları 50 tane olarak veriyoruz. Ama ileriki safhalarda nasıl hasarlar bırakır bilemiyoruz dedi. İlaç kullanan kişilerde gözlemledim. Hep daha da ağırlaşıyorlar. Yurt dışında ve bazı özel hastanelerde bu ilaçlar kesinlikle kullanılmıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yani bu konuda herhangi bir şey düşünmüyorum. Çünkü elimizde herhangi bir veri yok. Benim yok. Böyle herkes bir şeyler söylüyor. Herkes bir şeyler söylerken insanları normalde tedaviden uzak tutmak, ilaçlardan uzak tutmak da göz göre göre ateşe atmak gibi. Evet, bütün ilaçların insanların üzerinde yan tesirleri var. Farklı tesirleri var. Bu koronayla alakalı da kullanılan ilaçların muhakkak ki yan tesirleri, farklı tesirleri olacaktır.
Ama elimizde bununla alakalı ne olacağına dair de herhangi bir kesinleşmiş bir şey yok. Ne o? Veri yok. Şu ana kadar zaten korona tedavisinde uygulanan ilaçların da kesin bir tedavi ilacı olduğuna dair de elimizde bir belge yok. Böyle bir delil de yok. Evet, yani şu anda Dünya Sağlık Örgütü'nün, Türkiye'deki Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre biraz böyle deneme yanılmalarına göre bir herhalde tedavi uygulanacak ilaçlar listesi tanzim edildi bildiğim kadarıyla.
Onu uyguluyorlar, Türkiye'nin neresinde olursa olsun, hangi hastaneye gidersen git, nereye gidersen git, paketlenmiş bir ilaç var, bunu sıraya konmuşlar. İşte bu, bu, bu, bu belirtiler olunca bunlar kullanılacak diye. Bunları normalde hani ileriye yönelik insanlarda ne etki yapacak, ne etki yapmayacak bilmiyoruz. Bu bir. İkincisi ama şu ana kadar insanların bütün sağlık teşkilatında kullanılan ilaçların insanın üzerinde ileriye yönelik ne etki bırakacağına dair de elimizde bir veri yok. Yani şu anda zaten işin daha da farklı tarafı sağlık sektörü ilaç satıyor, başka bir şey yapmıyor zaten. Ama gerçekten çok kötü hastalar var. Yani bu ilaçların üzerinden tedavi olanlar da var.
Bunu da yatsımak mümkün değil. Benim bulunduğum, şu anda buradaki, benim bulunduğum yerde bulunan bir kimsenin bir başkasına tedavi olmayın, ilaçları kullanmayın deme hakkı da yok. Sebep, yani insanlar yıkılıyor koronadan. Şu anda Bursa'da koronadan dolayı boş yatak yok. Yani daha iki gün önce bir arkadaşımız için gece boş yatak arandı, üç tane hastane dolaşıldı, özel hastane, boş yatak yok. Şu anda Türkiye, Bursa'da boş yatak yok. Bildiğim kadarıyla yok. Şehir efsanesidir, bir şey diyemeyim, diyemem, muhakkak vardır boş yatak, bir şey diyemem. Ama ve lakin şu anda gerçekten sıkıntılı bir durum var.
O yüzden benim hani tedavi olmayın, ne bileyim ilaç kullanmayın deme lüksüm yok. Allah bizi affetsin. Selamun Aleyküm, benim sorum dedikodu ile ilgili yakın dairemizde dedikodu çok fazla yapılıyor.
Nereden geliyor bu, nereye gidiyor, o öyle dedi, bu şöyle demiş dedi. Demiş, ne olur dedikodu yapmayalım. Böyle yaparak en çok zararı kendimize yapıyoruz. Hem de dünyamızı hem de ahiretimizi mahvediyoruz diyorum. Onu konuşma, bunu konuşma ne konuşacağız deniliyor. Evet. Ne yazık ki insanlar dedikoduya o kadar alışmışlar ki dedikodu yapma deyince sanki onlara nefes alma demişiz gibi anlıyorlar. Ne yazık ki öyle. Allah muhafaza eylesin. Selamun Aleyküm, eşimle birbirimize şifa olması için hacamat yapıyoruz. Sizden destur ve dua isteriz. Allah razı olsun, Allah yardımcınız olsun. Ne kadar güzel. Hacamatta şifa vardır. Bayanlar adet olduğu günler günlük vüretlerini İhlas ve Fatiha okumadan kaç tane tevhid çekecekse o kadar tevhid çekerekten günlük vüretlerini çekecekler.
Babamdan soğudum, onunla aynı sofrayı paylaşmak istemiyorum. Çok sert mizahçlı. Bir tavsiyeniz olur mu? Sert mizahçlıysa sen yumuşat, babacım diye yanaklarından sık. Öyle aynı sofraya oturmamazlık etme. Hayırlı geceler daha önce 11 yaşında kızım için ders almıştı. Okul başladığı için unutuyor, söyleyince ona bazen zor gülüyor. Bu durumda ne yapmalıyım? Sıkmayın. Onun dersi senin sorumluluğun değil ama çocuğu sıkıştırarak çocuğu dersten nefret ettirmeyin. İkinci olarak kalbim, fikrim zikrullah'ta fakat pandemiden dolayı katılamıyorum. Uzak kaldığımdan dolayı namazlarımda, dersimde çok değilse de aksaklık oluyor. Kalamadığımda kahroluyorum. Şimdi öyle değil ne olur bana dua edin.
Allah yardımcınız olsun. İnşallah namazlarınızı, zikirlerinizi, derslerinizi devam ettin. Zina edenler zina edenlerle evlensin diye bir ayet var. Cübbeli Ahmet Hoca bu ayetin hükmünün kalktığını, artık uygulanmadığını. Dolayısıyla zina eden, zina etmeyenin evlenebilir diyor. Zina edenler zina edenlerle evlensin ayeti geçersiz mi? Hiçbir ayet geçersiz olmaz. Olur mu öyle şey? Zina edenlerle zina edenleri birbirleriyle evlendirin. Ayeti kerimesi geçerli. Neden? Normalde bir kadınla bir erkek birbirleriyle zina etmişler. Onları birbirleriyle evlendireceksin. O manada. Peygamberimiz Allah ve Resulüne ve dine sürekli hakaret edip, putperest Arap kabilelerini kışkırtan şiirler yazan, Esma Binti Mervan adlı şairi suikast ile öldürtmüştür.
Buna dayanarak işi gücü Allah'a, Peygamber'e küfür etmek olan insanları da süslü sözlerle kendisini çeken, YouTube'da sürekli bu şekilde video yapanları öldürmek caiz olur mu? Olmaz. Sen peygamber değilsin, ona hükredecek. Allah bizi affetsin. Bir hadis-i şerit, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin sahibi için Siz dostlarımsınız, gelecek ümmetler benim kardeşlerim dediği naklediliyor. Bu hadis-i şerif kardeşin dostluktan daha değerli olduğu şeklinde yorumlanabilir mi? Evet. Bir şeyi unuttum. İzmir Yeşildere yolunda akşam 7.30'da trafiğin çok olduğu zaman nasıl 93'te gidilir? Anlamış değilim. Allah yardımcın olsun.
Yakın zamanda çıkacağını söyledikleri korona aşısı ve bu konuda toplu aşılanma ile düşünceniz nelerdir? Devlet bu konuda ne öngörür, ne yapar bilmiyoruz. Muhakkak ki daha aşı çıksın bakalım daha çıkmadı da. Yani bununla alakalı eğer gerçekten ben devletime güveniyorum bir aşı çıkarırlarsa ben aşı olurum. Bunda bir sıkıntı yok. Bu sürecin daha ne kadar sürecine dair öngörünüzü bizimle paylaşır mısınız? Eğer aşıyı bulurlarsa sürecin daha çabuk sonlanacağına inanıyorum. Yani eğer gerçekten doğru bir aşılama, doğru bir aşı bunun gerçekten önünü alacağına inanıyorum. Eğer böyle bir güvenilir bir aşı bulunur da gerçekten bu pandemiyi sona erdirirse bütün herkesin bu aşıyı olmasında fayda var.
Olması gerekiyor zaten. Çünkü şu anda korona insanların ekonomilerini, devletin ekonomisini, insanların bu konuda psikolojilerini alt üst etti. Her şey alt üst etti. Selamünaleyküm bankaya her ay yatırdığımız paranın üzerine katılım payı adıyla belli günlerde bir miktar para geliyor. Bu faiz olarak değerlendiriliyor.
Faiz ise zorunlu borcumuzda kendi şahsımıza ait borcumuz için kullanabiliyor muyuz? Zorunlu olan borçlar için kullanabilirsiniz. Korona pozitif olanlarda ilaç tedavisi mi uygun görürsünüz? Yoksa doğal takviyeler, vitaminler ile bağışıklık güçlendireyim mi? Medyadaki bazı videolardan sonra ben ilaç kullanmaktan korkar oldum. Her ikisini de devam edin. Hem ilaçları kullanın hem de doğal takviyeler yapın. Selamünaleyküm. Kur'an-ı Kerim'in İbrahim Suresi 24-25 ayetlerinde Rabbimiz bize ne demek istiyor? 24-24 görmedin mi Allah nasıl bir misal verdi? Güzel bir söz, kökü yerde sabit dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir. O ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyve verir, öğüt alsınlar diye.
Allah insanlara böyle misaller verir. Ayet-i Kerim açık, iyilikler, güzellikler kökü yerde sabit dalları gökte olan bir ağaç gibi habire meyve veriyor. O yüzden Allah bizi iyiliklerle, güzelliklerle yaşayan kullarından eylesin. Yalanın farkında olmadan söylüyorum. Söylerken fark edip düzeltmeye çalışıyorum ama ben de bilmiyorum ki hissedemiyorum, düşünemiyorum. Öylesine konuşuyor hissediyorum. Öylesine konuşuyorsun o zaman. Allah bizi affetsin. Bu daha çok sıkıntılı. Öylesine konuşmak, boş konuşmak. Allah'ım iyi etsin inşallah. Selamun Aleyküm.
Erkek kardeşim şu anda evi geçindiriyor. Evde bir de diğer erkek kardeşim ve babam var. Fakat kardeşim yakın zamanda evlenmeyi düşünüyor. Evlendikten sonra da babasına para vermek zorunda mı? Erkek çocuklar anne ve babalarına bakmakla mükellefler. Selamun Aleyküm. Ruhumuzun üzerimizde herhangi bir fonksiyonu yok olarak biliyorum, var.
Ruhun bizde olmasının sebep Allah'ın sıfatlarının üzerimizde tecelli edebilirliğiyle mi ilgili? Onunla da ilgili. Ama ruhumuzun bizim üzerimizde fonksiyonları var. Selamun Aleyküm. Çocuklarıma namazı kılmalarını söylesem de kılmıyorlar. Bu durum beni çok rahatsız ediyor. Kendimi kötü bir anne gibi hissediyorum. Ne yapmam gerek? Sen namazını kıl çocuklara da tatlı tatlı namazı kılmalarını iste. Namazı onlara sevdir. Ama onları bıktırma. Bediüzzaman bizden olmayanlar bizim kitapları okumasınlar diye söylüyor der Muhittin Harabe. Hiç de okumadım olabilir. Selamun Aleyküm.
Bir işi her yapışında daha iyiye nasıl taşıyabiliriz? Örneğin bir yeme yer seferinde nasıl daha iyi yapılırız? Ya da kendimizi sürekli gelişme açık hale nasıl getirebiliriz? Bunun ölçüsü var mıdır? Hayal. Anne babanın çocuğun üzerine hakkıyla çocuğun anne baba üzerine hakkı konusunda biraz bahsedebilir misiniz? Aileler sanki her konuda haklı ve doğruyu yapmış gibi çocuklardan yüzde sıfır hata ve her konuda itaat bekliyorlar.
Bu durum gençleri çok zorluyor. Bu konuyu nasıl öğrenebiliriz? Onlara izah edebiliriz. Anne babalar çocuklarından sıfır hata istiyorlarsa gerçekten ve gerçekten de çok büyük bir hata yapıyorlar. Hiç alakası yok. Herkes hata yapacak, kusur edecek, herkes yanlışlık yapacak. Çocuklarımız da gafete düşecekler, heva hislerine düşecekler. O yüzden sıfır hata beklemek doğru değil. Hz. Mevlana Allah'ı meth etmek hatadır diyor. Varlık delildir diyor. Bu sözü nasıl anlamayılır? Sufiler için geçerli, aşıklar için geçerli bir şey. Hz. Mevlana Allah'tan başka her şey yok olacaktır. Yok olmamak için O olmak gerekir diyor. Yok olmamak için Allah olmamız mı gerekiyor?
Hayır. Cenab-ı Hakk'ın sıfatları sizin üzerinde tecelli etmesi gerekir. O manada söylüyor. Doğal takviye olarak neler tavsiye buyurursunuz? Zencefil, zerdeçal, çörek otu, ondan sonra ısırgan tohumu, aklıma gelenleri söylüyorum. Bu koronayla alakalı. Kuşburnu çayı, keçi boynuzu, unu, bunların hepsini böyle kuşburnu hariç, hibisküs çayı hariç, bu zencefil, zerdeçal, çörek otu, ısırgan tohumu, bu keçi boynuzu, unu, hepsini böyle bir un halinde, karıştırırsanız, ister toz olarak sabah akşam aç karnına birer tatlı kaşığı yiyin, isterseniz onu balla karıştırın, sabah akşam birer çorba kaşığı yiyin aç karnına.
Bu size doğal takviye olarak koronayla alakalı iyi gelecektir. Çay olarak da muhakkak hibisküs çayı içmeye gayret edin. Mekke gülü çayı, oldukça kuvvetli bir C vitamini var. Nasıl söyleyeyim, ben mesela işte bunu konuşmak istemiyorum, atlattığımı düşünüyorum. Ondan sonra, çünkü bende resmen belirtileri vardı. Ben doktora falan gitmedim ama böyle bir doğal, ondan sonra takviyelerle geçiştirdiğime, geçtiğine inanıyorum. Daha kuvvetli olabilir, daha kuvvetli olunca da yapacak bir şey kalmaz. O zaman mecbur tedaviye müracaat edeceğiz. Ama bu hemen böyle anında olacak olan bir şey değil. İnsanın komple yaşam felsefesiyle alakalı bu. Hani oldu mu olası ben işte ilaçlardan uzak dururum, endüstriyel gıdalardan uzak dururum, kimyasallardan uzak dururum.
Orijinal, otantik, natürel yer içer, natürel yaşarım. Onun faydasını görüyorum ben. Allah cümleyi iyi eylesin inşallah. Bir tasavvuf dizisinde mürşid, müridiyle diz dize oturuyor. Esmasını, kulağını söyleyip makamını ve tehlikelerini bildiriyor. Dikkat etmesi gereken noktaları bildiriyor. Makamını geçerse hangi makama ulaşacağını bildiriyor. Tasavvufta böyle bir adaf var mı? Biz kulağını söylemiyoruz, açıktan söylüyoruz. Sohbetleri dinlerlerse arkadaşlar ve dinledikleriyle amel ederlerse biz onların nerede ne yaşayacaklarını, nerede ne yapacaklarını, nerede neler olması gerektiğini ve olduğunda neler olacağını açıktan dinliyoruz. Bazı sorulara üzülüyorum, şundan üzülüyorum.
Yani diyorum ki bunlar bizim sohbetlerimizi hiç dinlememişler. Yani nefis meratiplerini, kalbin meratiplerini, ruhun meratiplerini bunların hepsini biz Allah affetsin konuştuğumuz şeyler. Konuştuk, yazıya döktürüyorum şimdi bazı şeyleri. Yani nefis meratibleriyle alakalı o kadar çok böyle cilder dolusu kitap olur. Ve onların manevi halleriyle alakalı cilder dolusu kitap olur. Ama arkadaşlar böyle hazırcı oturacaklar, emmarenin hallerini soracaklar. Ben böyle devamlı anlatacağım onlara. Gerçekten üzülüyorum bazen. Ve bazı sorulara diyorum ki ya ben ne cevap veriyorum ki buna diyorum ben. Yani bir kimse bunu kendisine dert edinse, virt edinse, yaklaşık belki de 15 yıllık sohbetler, 20 yıllık sohbetler internette var, kaç yıllık var?
15 yıllık sohbetler internette var. Bir kimse otursa kendince sohbetleri dinlese de bir derya olur ya. Bakın de bir derya olur. Ama arkadaşlar ne yazık ki şey yani nasıl söyleyeyim böyle. Hazır istiyorlar ve olmadan olacaklar anında. Ya insan üstadının sohbetini dinlemedikten sonra neyi dinleyecek? Veya üstadının virtini çekmedikten sonra neyi çekecek? Az önce işte bir arkadaş yazmış ya günlük bilmem kaç tane bilmem ne çekecek de, bilmem kaç tane bilmem ne yapacak da. Ya sen virtini çek Allah rızası için, Allah için virtini çek yeter sana ya. Ama bize böyle ortalıkta sosyal medyada dolaşan girift, böyle şeyler olması lazım.
Yok işte neymiş de ruhu temizleyecekmiş. Ve ahmak ruh kirli mi ki ruhu temizleyeceksin? Ruhtan ne anlıyorsun da ruhun kirli olduğunu hükmettin? Ayet-i kerimede size bununla alakalı çok az bilgi verilmiştir dediği bir meselede kirli olduğuna hükmedecek kim verdi sana bu bilgiyi? Ama bize öyle şeyler lazım, gizemli bir şey lazım bize. Arkadaşlar din yeniden gelmiyor, sufilik yeniden gelmiyor, fıkıh yeniden gelmiyor. Din belli, Kur'an belli, sünnet belli, hadisler belli, fıkıh belli, sufilik de belli. Sufilin genel kaideleri de belli. Yeni bir din bekliyor herkes. Bu eskidi, haşa yenisini getireceğiz biz. Yaşamadığınız yeni bir din lazım size.
Aslında gelse onu da eskidecek herkes. Üç günlük yapacaklar onu da. Bu değil, Allah muhafaza eylesin. Dini yaşayacaksa bir kimse, din meydanda canım kardeşim. Kur'an meydanda, sünnet meydanda. Sufilik meydanda. Bunu defalarca söylüyorum. Mustafa Özbağ'ın kendi yolu yok. Ben insanları kendi yoluma davet etmiyorum. Yok böyle benim yolum. Ben insanları Kur'an ve sünnete davet ediyorum. Ben insanları Allah'ı zikre davet ediyorum. Ben insanları Allah'ı sevmeye davet ediyorum. Ben insanları peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünneti senesini yaşamaya davet ediyorum. Ben insanları peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin muhabbet etmeyi sevmeye davet ediyorum.
Ben insanları Allah dostlarını sevmeye, Allah'ın velilerini sevmeye, onlarla beraber, mana ehliyle beraber olmaya davet ediyorum. Ben başka bir yere davet etmiyorum. Benim özel bir yolum yok. Benim gizli bir yolum yok. Benim böyle gizli bir ajandam yok. Yok kardeşim. Böyle bir şeyim yok benim. Ben gizli, gayipten gelen bir kimse değilim. Ben de Allah'ın kulu, peygamberin ümmetiyim. Bu kadar. Ama Allah için Allah'ı sevin, Resulünü sevin, dininizi yaşayın. Allah için. Allah'ı zikredin. Sufilinizi Allah için yaşayın. Ve hangi üstada bağlandıysan bağlandın. Bağlandın mı bir yere? Evet. Sana ne diyorsa yerine getirmeye gayret et.
Kur'an ve sünnet tarihinde. Açın kardeşim 15 yıllık sohbet var elinizde. 15 yıllık sohbetler var. Ve işlenmemiş konu yok. Bakın işlenmemiş konu yok. Kim dinleyecek ki? Allah bizi affetsin. Ama böyle bir yerlerden gaybi bir şey gelmesi lazım. Böyle değişik, enteresan bir şey olması lazım insanlar için. Yok canım kardeşim din tamamlandı. Din 1400 yıl önce tamam oldu. Bugün dininizi tamam ettim. Ve din olarak size İslam'ı seçtim. Bitti. Kur'an tam. Hz. Muhammed Mustafa'nın sünnetleri meydanda. Buhar'in, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mace, İmam-ı Hanbel, İmam-ı Malik.
Bu hadis kitapları meydanda canım kardeşim. İmam-ı Azam'ın iştahatları meydanda İmam-ı Azam'ın iştahatları meydanda İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik'in, İmam-ı Hanbel'in iştahatları meydanda. Abdülkadir Geyla'nin, İmam-ı Chat-ı Kadir Geylas'ın, İmam-ı Malik'in, İmam-ı Halim'in, İmam-ı Hak-ı Malik'in, İmam-ı Azam'ın iştahatları meydanda İmam-ı Azam'ın iştahatları meydanda. Eğer bir kimse yol yürüyecekse meydanda canım kardeşim her şey. Allah bizi affetsin inşallah. Almanya yeni bir kanun çıkarmak istiyor. Türkiye'de olanlar aşı olup ve bunu belgeleyince ancak Almanya'ya giriş yapabilirlermiş. Negatif olmak yeterli olmayacakmış. Aşı olmada korkutuyor ister istemez.
Denenmiş ve eksi 70 derecede saklanan bir aşı. Bunu sadece Almanya istemeyecek ki bütün ülkeler bunu isteyecekler. Bütün ülkeler artık birbirlerinden yani kendilerine giriş yapacak olan vatandaşlardan sağlıkla alakalı rapor isteyecekler. Mecburlar bunu istemeye. Sadece korona aşısı yetmeyecek. Grip aşısı isteyebilirler. Verem aşısı isteyebilirler. Ondan sonra veba ile alakalı aşı isteyebilirler. Bulaşıcı olan bütün hastalıklarla alakalı devletler kendilerine giriş yapacak olan vatandaşlardan bunların aşılarını isteyebilirler. Hatta daha ileri şeyler isteyebilirler. Yapabilirler bunu. Yani siz öyle bir aşı sisteminden geçersiniz.
En son size aşılı olduğunuza da çok özür dilerim. Hayvanlara vurulan bir numara var. Kulaklarına takılan. Kod numaraları gibi. Bütün insanlara böyle bir kod numarası ya TCL'leri bu kod numaraları olabilir. Yani aşıları bir tamam olanlar değişik ülkelere gidebilirler. O kod numaralarıyla yürüyebilirler. Daha ileri bir şey yapabilirler. Size ayrıca farklı bir aşı yapabilip sizin damarlarınızda farklı bir renk oluşturabilirler. Siz o termal kameralardan geçerken sizin o renginiz sizin aşılı olduğunuzu gösterebilir. Daha ileri bunların boyutları olabilir. Mesela bütün devlet dairelerine o termal kameraları kurabilirler. Ve siz devlet dairesine girerken aşılanmış bir birey olarak devlet dairelerine girebilirsiniz.
Aşılanmamış olanlar devlet dairelerine, bankalara, onlara giremeyebilirler. Veyahut da büyük alışveriş merkezlerine o termal kameralardan koyabilirler. Aşılanmış olanları ancak alışveriş merkezlerine katabilirler. Bunların böyle çalışmalarının hepsi de hazırlıkları bir tamamlandı zaten. Bunlar dünya olarak bunları hazırladılar. Bilgeys neden bangır bangır bağırıyor? Bilgeys bunların hepsinde veyahut da değişik işte uluslararası büyük global şirketler bunların ne diyorlar? Onun şeylerini aldılar. Patentlerini aldılar. Bunların patentlerini aldılar. Patentler hazır. O yüzden patentler hazır olduğu için bunlar programları, patentleri, programları satacaklar ülkelere.
Milyon dolarlar kazanacaklar. Bunların hepsinde patentleri hazır. Sana normalde bir tane koluna bir çizik atacak. Senin rengin değişecek şeyden geçerken. Ne o? X-ray cihazlarından geçerken senin rengin değişecek. Bunların patentlerini aldılar. Alınan patentleri incelerseniz eğer dünyanın nereye koştuğuna bakarsınız. Alınan paketleri pardon patentleri incelerseniz. O yüzden bunların patentleri hazır. Bunların her şeye hazır. Şimdi yarın öbür gün işte Türkiye Cumhuriyeti devleti direniyor kendi aşısını bulmak için. Yani duyarlı davranıyorlar şimdi. Hazır aşı almak istemiyorlar. Sebebi şu. Yarın öbür gün bir farklı da versiyonu çıkacak bunun. Bunun şu anda koronanın o kadar çok versiyonu çıktı ki.
Yani o kadar hizbi var ki şu anda koronanın. Bir tane korona yok şu anda. Öyle olunca her sene korona aşısı grip aşısına dönecek. Her sene korona aşısı da değişecek. Bu sene olan koronaların hepsini de tespit edecekler. Seneye ona göre bir korona aşısı bulunacaklar. Ama oradan başka taraftan başka bir korona kafasını kaldıracak. O gene yapacağını yapacak. Ha bir öncekiler aşılanmış olacak mı o aşılanmış olacak. İşte zaman içerisinde veba hastalığı gibi aşılana aşılana gidecek. Sıtma hastalığı gibi aşılana aşılana gidecek insanlar. Örneğin şimdi sıtmadan ölen kaldı mı kalmadı. Neden aşısı var? Vebadan ölen kaldı mı kalmadı. Neden aşısı var? Bunun gibi koronanın da yarın öbür gün böyle aşısı çıkacak.
Aşısı çıktıktan sonra bütün herkes aşılanacak. Hepimiz aşılanacağız. Ya almayacak devlet dairesini sen. Ne yapacaksın? Mahkeme diyecek ki sana sen şikayetçisin. İster şikayet edilensin. Mahkeme geleceksin diyecek. E gideceksin. Bakacaksın bir x-ray cihazı almayacak seni. Aşısısın sen diyecek. Kötü vatandaşsın. Git aşı vurun da gel diyecek. E gideceksin kuzu gibi aşı vuracaksın, gideceksin. E ne yurt dışına geçen, mecbur aşılanacaksın. Normalde şimdi hacca gitmeyen beyaz Türkler bunu bilmezler. Önceden hacca gidecek olan esmer Türkler hepsi de sağlık ocaklarına gider aşılanırlardı. Koyun aşılanır gibi aşılanırdın.
Hacca giderdin. Avrupa'ya gidenden istenmez. Amerika'ya gidenden istenmez. Herhangi bir yurt dışına gidenden istenmez. Ama hacca gidenden aşılanmak istenir hala da. Hala da hacca ve ümreye gidenler aşılanırlar. Önceden geldiklerinde de aşılanırlardı. Ve bir de onların zemzemlerine de aşı vururlardı. İlaç atarlardı zemzemlerine. Neden? Siz oradan mikrop taşıyorsunuz diye. Yani ABD'ye gitsen mikrop taşımayacaksın. Brezilya'ya gitsen mikrop taşımayacaksın. Kanada'ya gitsen mikrop taşımayacaksın. Veya da ABD'nin arka bahçesindeki o sefil ülkelere gitsen mikrop taşımayacaksın. Ama hacca gidersen mikrop taşımayacaksın. Böyleydi. O yüzden şimdi bu daha da harçak.
Herkes aşılanacak. Sadece bir tane aşıyla kalacağınızı zannediyorsunuz. Değil. Hepiniz aşılanacaksınız. Hepiniz çipleneceksiniz. Bildiğiniz çipiniz de olacak. Yani siz böyle gireceğiniz bir markete çipinizi okuyacak sizin o. Derinizin altında. Marketten siz istediğinizi alacaksınız. Sizin banka hesabınızdan çıt düşecek. Amerika'da yaptı adam. Aynı şeyi. Şu anda Amerika'da adam para pul kullanmıyor. Öyle bir alışveriş mağazası açtı. Çipini okutuyor. Girerken çip okunuyor. İstediğin raftan istediğini alıyorsun. Sen hep bu ahabere yazıyor seni. Dışarı çıkıyorsun. Dışarı çıkarken kasa filan yok. Üzerine aldığın şeylerle alıp yürüyorsun. Kasada ödeme yapmıyorsun.
Hazır bunların hepsi de. Diyeceksiniz ki dünya nereye koşuyor? Buraya koşuyor. Oturuyorlar insanlar. İşte kendilerine bir kaos planı oluşturuyorlar. O kaos planından sonra bir çıkış planı oluşturuyorlar. Sonra o çıkış planı hazırlanınca oturuyorlar. Kaosu Allah'ın izniyle oluşturuyorlar. Çıkış planını da sizin önünüze koyuyorlar. Diyorlar ki buradan çıkacaksınız. O yüzden ne yazık ki böyle. O yüzden ben inşallah Türkiye'nin sağ selamet bu koronayla alakalı aşıyı bulmasını arzu ediyorum. Dua ediyorum. Bundan da böyle hani buna tu kaka gözüyle bakmanın bir anlamı yok artık. Bu kadar da kendi kendimize paranoya olmayalım. Ha önceden aşılar dışarıdan geliyordu.
Bu neydi bir ara domuz gribi aşısı vardı. Bilmem ne vardı. Bize zorla sattılar. Hatta mecbur kılacaklardı bize. Bilmem kaç milyon dolarlık biz sattık. Sonra aşılar elimizde kaldı. Sonra biz aşıları biz ne o bedavaya dağıtmak zorunda. Başka ülkelere göndermek zorunda kaldık. Başımıza bela oldu o aşılar. Bunun gibi işte. Yani normalde ama arzu ediyorum, istiyorum canı gönülden ülkemizin bilim insanları bu korona aşısını bulurlar. Ve inşallah o aşı da faydalı olur. Ve bütün ülkemizdeki insanlara bu konuda bu korona belasından Allah'ın izninden kurtarır. Bu kolay bir şey değil. O hastalığı çekenler de kolay yaşamıyorlar. Nefes alamıyorlar.
O yüzden bunu böyle basite almak, bunu böyle basite indirgeyip böyle boş bir şeymiş gibi görmek de doğru değil. Selamun aleyküm. Rüyamda sizi zayıf, inç, genç görünümlü, neşeli bir halde, çok iyi yütülenmiş mavi bir görmek ile, kum tanesi gibi desenli ve rengi de kum rengi gibi pantolon hediye ettiğinizi gördüm. İnşallah ederiz ya Allah'ın izinden. İnşallah. Hz. Mevlana müderrisliğe neden bırakmıştır? Ustaya karşı dükkan açmak gerektiği için mi bırakmış olabilir?
Müderrisliği bırakmadı. Yani normalde müderrisliğe devam ediyordu. Uzun müddet de devam ettirdi zaten. Sonra sufilik ağır basınca sufiliğe doğru meyletti. Hz. Mevlana neden kendi yerini okuma, yazma, bilmeyen selatini geçirmiştir? Bu normalde velilik, tacı ve hırkası birinin birisini geçirmesiyle alakalı değil, Allah'ın vermesiyle alakalıdır. Hz. Mevlana, Adem'e üflenen ruhun Allah'ın bizzat kendisi olduğunu söylüyor. Şeytan toprağı gördü, Allah'ı göremedi. Aslında şeytan Adem'e secde etmeyerek Allah'a secde etmemiş oldu diyor. Cenab-ı Hak kendi ruhundan ve nurundan Adem'e üfledi. Bunun kendi ruhunu ve nurunu ne manaya geldiğini bizim idrak etmemiz biraz zor.
Benim dört kız evladım var bu korona döneminde iki hamilelik geçirdim ve ikisinin de kalbi durdu. Çok özür dileyerek şunu diyeceğim. Eşim abdestsiz geziyor, bunun etkisi var mıdır veya nedir? Ben dervişim, eşim dervişteyim. Bilemeyiz ki Allah hayırlısını versin, Rabb'i muhafaza eylesin inşallah. Cenab-ı Hak korusun. Allah nefes vermediyse kim nefes verecek ki? Çalıştığım yerde şirket temizlikçisiyiz. Çay servisi yapmak mecbur değil fakat dergah gibi düşünüp vereyim mi? İstiyorlar bizden çay. Belediye bayanları meslek edindirme kursunda hizmetliyiz. İki arkadaş çalışıyoruz, bayanız hep. Size kalmış bir şey vermek zorunda değilseniz vermeyebilirsiniz de, verebilirsiniz de. Erkek çocuk anne ve babasına neden bakmakla yükümlü?
Din böyle. Şu anda bir nevi HES kodu ile aşılanıyoruz. HES kodu olmadan birçok yere girmek yasak. Mecbur. Yapacak bir şey yok. Hayırlı geceler hocam. Hep zinadan çekinirim, kaçmaya çalışırım. Çok şükür bugüne kadar yapmadım ama çok zorlanıyorum. Bu dönemde evliler bile teklif ediyor. Belki çalıştığım iştendir, belki bende bir sorun var bilmiyorum. Bu zamana kadar dualarımda hep hayırlı bir eş istedim. Zina yaparsam evleneceğim kişiye ayıp edeceğimi düşünüyorum. Kız arkadaşım olduğunda hep evleneceğim kişi olarak görürdüm. Öyle davrandım. Hemen öyle sevgili de olmadım. Hiç araştırdım uzun süre. Böyle böyle diyerek birden fazla kız arkadaşım oldu ve giderek yaklaşıyorum korkuma.
İrademi kontrol edemiyorum eskisi gibi. Duam mı kabul olmuyor hocam? Nereye kadar sabretmeliyim? Nasıl davranmalıyım? Bilemiyorum artık. Hayırlı bir eş bana münasip değil. Ben hayırsızım, çaresizim, güne doğru gitmekteyim. Sen çaresiz değilsin, şımarıksın canım kardeşim. Bu sende hastalık çünkü. Yani böyle sende bu örtülü bir hastalık var. Örtülü hastalık şu. Yani kendince diyorsun ki ben iyi niyetliyim, evlenmeyi düşünüyorum. Evlen yavrum o zaman. Bu örtülü hastalık. Yani sen onda kabahat buluyorsun, bunda kabahat buluyorsun, onda bir şey buluyorsun, kalıyor. Evlenecek olan insan, Kur'an ve sünnet dairesinde bir bayanla oturur, konuşur. Kur'an ve sünnet dairesinde tamamsa, kız da ona tamam diyorsa tamamdır.
Heva hevesine uymana gerek yok, nefsine uymana gerek yok. Şakkadak evlenirsin canım kardeşim. Allah muhafaza eylesin. Hiç, hiç, hiç. Evlenmek isteyen beş dakikada evlenirsin. Allah muhafaza eylesin inşallah. Geceniz hayır olsun. Cenab-ı Hak muhinniniz olsun. İnşallah biz yine üç tevhid okuyup geceyi sonlandıracağız. Haklarınızı helal edin. Sürçülisan ettiysek affola. Eftali zikir fâlemennehu. Allah mübarek eylesin. Allah mübarek eylesin. Allah gecenizi hayırlı eylesin.
Allah yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak cümlemize afiyet versin inşallah. Selamun aleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi