mustafaozbag.org

Mesnevi Okuması (2275. Beyitten) 04.10.2025 ✔

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 5 Ekim 2025 · 1:08:28

Üzübillahimineşşeytanurrecim, Bismillahirrahmanirrahim, eftali zikrfâlemennâhu, lâ ilâhâ, Allah gecenizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, Hakkı hak bilip, hakkı söyleyen, haykıran, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin,
nerede Müslümanlara haksız, hukuksuz, kanunsuz davranılıyorsa, nerede Müslümanların kanı, namusu, şerefi, haysiyeti, toprakları ayaklar altına alınıyorsa, Cenab-ı Hak hepsinden intikamımızı alsın, hepsinde yerle yeksan eylesin, Cenab-ı Hak bütün ümmet-i Muhammed'e yardım eylesin, Rabbim İsrail ve destekçilerini dağıtsın, yerle yeksan eylesin, dünya üzerinden silsin, süpürsün, nerede Müslümanlara haksız, hukuksuz davrananlar varsa hepsini de helak eylesin, Amin.
Ecmay. Amin. determine amin. Amin. Bunları sohbet ediyorum. Hazreti Pir'in beytleri sonuç itibariyle hoşuna gitmeyenler olabilir.
O yüzden burada belli bir şahıs, cemaat, cemiyet, topluluk söz konusu değil. Ölçüyü konuşuyoruz. Ölçüden rahatsız oluyorlarsa kendi bulundukları topluluğu sorgulacaklar. Kendi peşlerine düştükleri ama lider, ama şeyh, ama hoca, ama alim, ama zalim neyse onları sorgulacaklar. Bizim bu konuda ölçüyü konuşmaktan başka bir işimiz yok. Ha, ölçüyü konuşmaktan da korkmayız. Öyle aba altından sopa göstermek bizi geri adım attırmaz. Kendimizce hak ve hakikati konuştuğumuz için başımıza bir çorap örülecekse de örülür. Bu noktada da herhangi bir tehdit, vari sözlere pabuç bırakacak noktada da değiliz.
Cenab-ı Hak'a hamdolsun. O yüzden hak bildiğimizi konuşuruz. 2.275. 2.275. Beyit. Söz söylerken lafı Beyazıt'ten ziyade inceler. Onu bile kusurlu bulur. Halbuki onun iç yüzünden Yezid arlanır. Yani bu sahte önderler, sahte şeyhler, sahte hocalar, o toplumun, insanların önüne geçmiş ama o işe liyakatlı olmayan kimseler söz söylerken hani böyle bir dervişlik taslayacaklar, Müslümanlık taslayacaklar ya, onlar böyle takva taslayacaklar ya, yani adam faizin içerisinde gömülmüş, bana evliya menkıbesi anlatıyor.
Diyorum ki ya faizin içinde gömülmüşsün. Hani bana evliya menkıbesi anlatma. Ona bakacak olursan o herkesten fazla evliya. Ama kol çalışıyor boyuna. Kol çalıştığı halde bize o evliya menkıbesi anlatıp ders verecek bize kendince. Hani söz söylerken onlar senden fazla, benden, senden fazla Müslümandır onlar. O yüzden normalde bu sahte olan yani aslında dünyaya tapınmış, makama tapınmış, mevkisine tapınmış, onları kendine ilah edilmiş olan insanlar laf ustasıdır.
Onlar öyle bir laflar söylerler ki kelimeleri süslerler, cümleleri süslerler. Onların normalde o laf süslemelerine kanar bütün herkes. onlar öyle belagatlı konuşurlar ki onların konuşmasına normalde belagatına şeytan bile önünü ilikler. Öyle dervişlik satarlar, öyle şeyhlik satarlar, öyle önderlik, liderlik satarlar, şeytan der ki ben bu kadarını yapamazdım. O yüzden ama onların hakikatlerinde nur yoktur, kalplerinde nur yoktur. Onların maneviyatları yoktur. Ama maneviyatları olmadığına olmadığı halde dilleri çok süslüdür. Hatta giderler konuşma terapisi alırlar, hitabet sanatını güçlendirirler. Hussisi hitabeti nasıl olması lazım? Onların giderler eğitimini alırlar. Yani onlar teklemezler hiç.
Hele şimdi bir de ne diyorlar? Printer mı diyorlar? Şimdi oradan okuyorlar ya hiç teklemiyorlar. Onlar böyle belagat ustasıdır her biri. Güzel konuşurlar, tatlı konuşurlar, mükemmel konuşurlar. Senin aldanmaman çok zordur. O yüzden oysa ama onların hakikatleri sıkıntılıdır. Oysa Cenab-ı Hak sizin normalde dışınıza bakmaz, suretlerinize bakmaz, mallarınıza bakmaz. İçinize bakar sizin, kalbinize bakar. Ama onlar normalde kalp ehli olmayanların önünde konuştukları için rahat konuşurlar. Mesela onlar kalp ehli olan bir kimsenin önünde normalde rahat konuşmazlar. Öyle bir kimseyi de istemezler. Öyle bir kimseyi de ne yanlarında ne etraflarında istemezler.
Oysa Cenab-ı Hak hadis-i şerifte de Müslüm'de geçiyor. Allah sizin hani süsünüze, kalıbınıza değil, malınıza değil, kalbinize bakar der. O yüzden insanın merkezi kalbidir. Başka bir adişlerinde kalp dükkan, dil tüccar derler. O yüzden senin kalbinde ne var? Ona bakar. Hatta bu kimseler otururlar, mesela işte o büyük zatlarda dahi kusur bulurlar. Mesela büyük Mürgeylani Hazretleri'nde kusur bulur, Beyaz Zeti Bestami'de kusur bulur, İbrahim Ethem'de kusur bulur. Onlar çünkü ondan daha yüce gösterir kendini. Hani işte adam diyor ya televizyonda öyle dedi. Ben İmam-ı Azam'dan üstünüm dedi. Ben günün İmam-ı Azam'ım dedi bir arada. Bir arada da üstünlüğünü söyledi.
Onlar normalde çünkü veyahut da Türkiye'de tırnak içerisinde söylüyorum. Öyle bir topluluk var. Kendi hocalarını, kendi bu fıkıh fetva veren hocalarını İmam-ı Azam'dan üstün görüyorlar. Örnek. Diyor ki bizim hocalarımız İmam-ı Azam'dan üstündür. Yani onların hocalarının verdiği fetva geçerli. İmam-ı Azam'ınki değil. Yani onlar İmam-ı Azam'dan daha üstün. bunu söyleyene dedim ki o zaman sizin herhangi bir hocanızı söyleyin bana dedim. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin kabrinin başına gitsin. Müsneti, İmam-ı Azam'ın müsneti var. Hadisleri topladığı. Yani fetva verdiği bütün hadisleri kitabında toplamış İmam-ı Azam müsnedi var. İmam-ı Şafi'nin müsnedi vardır.
İmam-ı Hanbeli'nin müsnedi vardır. Müsnet dedim onlar fetva verdikleri hadisleri bir kitapta toplamışlar. İmam-ı Azam Hazretleri de kendi müsnedini eline almış. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin kabri şerifin başına gitmiş. Yanında 300 bin, 400 bin kişi var orada o zaman için. Geçmiş kabri şerifin başına hadis-i şerifleri teker teker okuyormuş kabri şerifin başında. Ya Resulallah bu hadis senin mi? Kabirden cevap geliyormuş. Neam evet işaret koyuyormuş. talebeler de duyuyor orada. Herkes duyuyor o sesi. Dedim sizin hocanız böyle mi? Kaldı. Biraz edep lazım dedim. Biraz edep lazım. Yani bir kimse benim hocam İmam-ı Azam'dan üstündür demek için edep lazım. Veya benim şeyhim Geyla Nazretlerinden üstündür demek için yapmayın bu kadar küstahlık.
Edep lazım ya biraz. Ama yok. Onlar hani o sahtekar insanlar bu işin dünyasını düzeltmeye çalışan kimseler öyle keramet anlatırlar ki sanki peygamber mucizesinden yukarıdaymış gibi. Allah muhafaza eylesin. Hatta o geçmiş velileri o geçmiş büyük imamları geçmiş büyük velileri kusurlu görürler. Daha ilerisi olanlar var. Daha ilerisi görürler. Bunu normalde bizim Hacı Oktay'la beraber şahidiz. Adam peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi kusurlu görüyor bizim önümüzde. Kendisini daha üstün görüyor. Yani normalde şimdi bu kabul edilebilir bir şey değil ama ve lakin bugün var mı?
Var. Yani hadisleri inkar edenler peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden kendilerini üstün görüyorlar. Ki kendi sözlerini söylüyorlar. Allah muhafaza eylesin. O yüzden nefis gözüyle bakan bir kimse heva ve hevesine uyan bir kimse haşa kendisini Allah'tan bile üstün görür. Görür. Nefis insanı o noktaya bile getirir. Peygamberden üstün görür. Hatta intisap ettiği şeyhinden bile kendisini üstün görür. Evet. Kıyaslar kendince ben ondan üstünüm der. Yani şeytan böylesine insana vesvese verir. Sonuçta kendisi Adem'den üstün olduğunu iddia etti. Bir kimse bir kimseden bir Müslümandan kendini üstün görüyorsa onda şeytanilik vardır.
kibir şeytanın ahlakıdır. Şeytanın ahlakıdır. Zerreci kibir olan o yüzden asla cennetime giremez dedi. Kibir şeytanın işidir çünkü. Ve siz o kibri kabul ederseniz kibri kabul ederseniz o şeytani sıfatı kabul etmiş olursunuz. O kibire karşı susarsanız susarsanız değilsin şeytan olursunuz. Kibirlenene kibirleniniz. Kibirlenene nasihat et. Sen burada kibir gösterdin de. Hala da kibirleniyorsa ona da kibirlen. Hala da kibirleniyorsa o kimse evet şeytan ona galip gelmiş. Nasihattan da anlamı yok.
Kibirlenmekten da anlamı yok. Ve sen onu tolere etmeye çalışırsan kabul edersen sen o şeytani halini kabul etmiş oldun. Çünkü bu öyle bir şey ki nerede duracağı belli değil kibirliliği. Tabiri caizse hani yılan küçükken kafasını ezeceksin derler ya evet kibir küçükken kafasını ez. Kafasını ezmezsen küçükken 15 yıl sonra senin normalde bütün bedenini sarabilir o yılan. 5 yıl sonra 3 yıl sonra senin başına ne getireceği belli değil. O kibri baştan böyle onu ezeceksin. Allah muhafaza eylesin. Çünkü o kibir herkesi kusurlu gösterir sana.
Şimdi adam derviş buradaki dervişleri kusurlu görüyor. Buradaki dervişleri horhakir görüyor. Buradaki dervişleri ikinci sınıf vatandaş görüyor. Kendisi birinci sınıf vatandaş. Buraya giremez o. Hocam sizden ders alsam ama sohbetlerinize gelmesem. Hayırdır? Ya ne bileyim oradaki arkadaşlar evet bizim arkadaşlar avam ben de avamım. Sen bizden ders alma. Öyle demek istemedim. Ya ne demek istedin? Ya ne demek istedin sen? Vardır böyle çevre il, ilçelerde de vardır. Bayanların içerisinde de vardır. Erkeklerde de vardır. Bunlarla ben çok şahit olmuşumdur. Sen çok iyisin hocam ama arkadaşlar öyle değil.
Kibir buradaki bir dervişten kendini üstün görüyorsan çibirlisin. Çibirli sen asla cennete giremezsin. Asla cennete giremeyen kimlerdir? Lanetlik amel işleyenlerdir. Şimdi insanlar sufilere tepeden bakıyorlar mı? Bakıyorlar. Müslümanlara tepeden bakıyorlar mı? Bakıyorlar. Üstatlara, dervişlere, onlara, bunlara, Müslümanlara tepeden bakıyorlar mı? Bakıyorlar. İlahiyat kısmı, diyanet kısmı, sufilere tepeden bakıyorlar mı? Bakıyorlar. Kibirlerinden dolayı bakıyorlar. Hiçbirisi de cennete giremez. O kibir onda olduğu müddetçe giremez. Çünkü neden? Onlar çünkü herkesi kusurlu görürler. Vardır, anne vardır mesela. Bütün herkes kusurludur, anne kusurlu değildir. Baba vardır, herkes kusurludur, o kendisi kusurlu değildir.
Kusurunu kabul etmeyen, hatasını kabul etmeyen, yanlışlığını kabul etmeyen kibir vardır onda. O kibirli kimse de Allah'ın sevmediği, lanet ettiği kimsedir. Yok. Öyle bir şey yok. Kendini karıncadan bile üstün görmedi. O da mahlukat, sen de mahlukatsın. Hele sende o kibir varken sen karıncadan daha aşağısın. Sen karıncadan daha aşağısın. Ve kibirlilerde manevi bir necaset kokusu vardır. Kibirlilerde. Burnun koku alıyorsa anlarsın o. Burnun koku alması lazım. Hani Hazreti Pir diyor, burnun senin neden koku almaz bilir misin? diyor. Neden koku almaz? Senin burnun koku almaz çünkü manevi değil. Manevi olmuş olsaydı koku alacaktı. Allah muhafaza eylesin.
Hazreti Pir devam ediyor. Halbuki onun iç yüzünden yezid arlanır. yani o kimsenin dışı süstü, cübbesi süstü, sarığı süstü, ne bileyim kölimeleri süstü, davranışları süstü. Vay vay vay ne ahenk var ne ahenk var. Yollarda karşılıyorlar onları. Etrafında koşuşturuyorlar. Ama yezid diyor onun içinden kendi sarlanır. Kendisi utanır onun içinden. İçi çıfıt çarşısı çünkü. Onun içi bozuk. Onun içi yezitten daha bozuk. Onun içi yezitten daha bozuk. Yezid hiç olmasa Hz. Hüseyin'in Hüseyin'e karşı radiyallahu anh hazretlerine karşı düşmanlığını açıkça beyan etti. Ona olan düşmanlığını açıkça beyan etti. Ama bu sahte insanlar bu dışı süstü içi bozuk insanlar en tehlikeli insanlar.
Çünkü onun dost mu düşman mı olduğunu bilmiyorsun. Sana dostmuş gibi görünüyor. Sana Müslümanmış gibi görünüyor. Sana Müminmiş gibi görünüyor. Ama içi yezitten daha kötü. Allah muhafaza eylesin. O yüzden hadis-i şerif Müslüm'de içinde zerre kadar kibir olan kimse cennete giremez. İç yüzü böyle kibirle gösterişle şataatla şatafatla dolu. İçi ayrı dışı ayrı insanlar. İki yüzlü değil çok yüzlü insanlar. Bunlar asla Ümmet-i Muhammed'i aldattıkları için onlar cennet yüzü görmeyecekler. Ölçü Kur'an ve sünnet. Ölçü sünnet-i seniye uymak. Ölçü Kur'an'ın ahkamına uymak. Ölçü bu. Başka bir ölçü yok. O yüzden bir kimsenin ağzının laf yapması dışının süslü olması seni aldatmasın.
Anlattığı şey Kur'an sünnet ise davet ettiği yer Allah ve Resulü ise sıkıntı yok. Ama yok seni Allah ve Resulü'ne davet etmiyorsa anlattığı tebliğ Kur'an ve sünnet değil ise o zaman sıkıntı büyük. Ve Allah bizi affetsin gerçek sufiler olgunlaşmış insanlar etraflarındaki insanlarda kusur aramazlar. Etrafındaki insanlarda kusur arayan onların kusurlarından dolayı onları ikinci sınıf üçüncü sınıf vatandaş gibi tutan kimseler kibirli insanlardır. O kibirli insanlar da asla cennet yüzü görmez. Bunu derviş kardeşlere özellikle üstüne basa basa söylüyorum. Yanı başınızda zikrullah yapan kimse sizden üstündür.
Kendini ondan üstün görme. Kendini ondan kıymetli görme. kendini ondan fazla görme. İster zakir ol, ister nakip ol, ister nügabba ol, istersen şeyh ol, istersen mürşid ol, istersen zamanın kutbu ol. O yanı başındaki kimseden kendini üstün görme. Yanı başındaki kimseden kendini üstün görüyorsan, ayrıcalıklık istiyorsan ve ayrıcalık bekliyorsan sende kibir var. sufilerin hiç sevmediği şeydir. Allah da çünkü hiç sevmez. O yüzden sufilerin içinde kalbinde asla kibir olmaması gerekiyor. Birinin zenginliğinden dolayı temanla ederseniz dininizin yarısını kaybedersiniz. Birinin makamından dolayı ona temanla ederseniz dininizin yarısını kaybedersiniz.
O yüzden bütün dergahlara, cemaatlere sözüm. İnsanları ayırmayın. Birinci sınıf vatandaş, ikinci sınıf vatandaş olarak ayırmayın. Allah katında üstün olan takvaca üstün olandır. Allah katında zenginler üstün değildir. Allah katında bürokrata sahip olanlar üstün değildir. Allah sizin mesleğinize bakmaz. Allah sizin ne iş yaptığınıza bakmaz. Allah sizin takvanıza bakar. Allah sizin evinizin süsüne bakmaz. İşte dergahınızın süsüne bakmaz. Mescitlerinizin süsüne bakmaz. Allah sizin kalbinize bakar. O yüzden eğer kalpte bir kimsenin kibir var ise ve onu terbiye etmiyorsa o yılanın başını ezmiyorsa onda büyük bir sıkıntı vardır. O kibir onu helaka götürür.
Erkek kibirleniyorsa kadına karşı, kadın kibirleniyorsa kocasına karşı, anne baba çocuğuna kibirleniyorsa, çocuk annesine babasına kibirleniyorsa, derviş dervişe kibirleniyorsa, zakir dervişe kibirleniyorsa, çavuş dervişe kibirleniyorsa, zakire kibirleniyorsa, veyahut da derviş üstada kibirleniyorsa, veya zakir üstada kibirleniyorsa, üstad zakirlere, dervişlere kibirleniyorsa, asla cennet yüzü görmez. Hz. Pir'in sözü muhteşem. Toprağın altında usta da bir, çırak da bir. O yüzden devri veledde üstad en son selamlaştığı kimse, en son tenure giyen derviştir, en çömezdir. Devri veledin hakikatinde son elbise giyen, yani son tenure giyen derviş çıkar üstadın karşısına.
Üstad şunu der, verdiği mesaj şudur, seninle benim aramda bir makam farkı yok. Seninle benim aramda herhangi bir mertebe problemi yok. Ben seninle eş değerdeyim der. Gerçek mevlevilik budur. Sufilik budur. Sen ben zakirim, ben çavuşum, ben nakibim, ben nukabbayım, ben milletvekiliyim, ben müdürüm, ben belediye başkanıyım, ben amirim, ben memurum, ben şuyum, ben buyum deyip de kendini ayrıcalıklı görüyorsan vallahi de billahi de dillahi de şeytanlaşmış insansın sen.
Şeytanisin. Şeytan seni çepeçevre sarmış, kibir yılanı senin kalbine oturmuş. Şimdi eşler arasında problem çıkar. Eşler arasındaki problem kibirle alakalıdır. Adam eşinden, karısından kendini üstün görür. Kadın kocasından kendini üstün görür. kibirlilik yapar. Anne baba çocuğa kibirlilik yapar. O anne baba ne muhterem ne büyük insandır. Neler yapmıştır. O yüzden kibirlenmek onun hakkıdır. Otur oturduğun yere şeytani insan. Allah muhafaza eylesin. O yüzden etrafında kusur arayıp kusurlu bulup ona tepeden bakan kimse kibirlidir. Şimdi şeyh efendi ve birkaç kişi yemek yiyoruz.
Mustafa efendi sen karıştırmayı seversin. Severim efendim. Hadi karıştır. Ben şimdi böyle bir tepsi var. Bildiğiniz çorba az kaldı içinde. Ben ne varsa atıyorum içine sofrada. Kahvaltı. Böyle bu kadar bir tepsi var. İçine atıyorum ne varsa. Salatayı varıncaya kadar attım. Tatlıyı varıncaya kadar attım. Birkaç kişi kenara çekildi. Hani onu yiyemeyecekler. Aa karıştırdım ben. Şeyh efendi de karıştırdı. Aa Mustafa efendi senin karışımın çok güzel oluyor dedi. Şimdi bir iki üç ayrıldılar şimdi biz kaşıklıyoruz. Şeyh efendi ve gerçek tabi olan odur. Hepsi derviş. Birine döndü ne oldu?
Aa için mi kalktı dedi. Yiyemeyeceğim efendim dedi. Sen ne oldun? Aa dedi. Ona döndü. Sen de mi yiyemeyeceksin dedi. Efendim ne bileyim dedi. Ondan sonra valla. Ulan şeyhinin yediğini nerede yiyemeyeceğim dedi. Kibirlilik işte başka bir şey değil. Kibirlilik şeyhin taş yese taş yiyeceksin. Taş yiyeceksin. O yemeği yemediler taş yediler zaten. Bitti. Ana döndü. Aa midenin kalkması geçti mi dedi. İşte efendim şöyle de böyle de filan. Kibirlilik. Sen nereye yemeği beğenmiyorsun? Şeyh Efendi yapıştırdı. Ayrı ayrı yiyorsunuz. Midenizde birleşmiyor mu dedi. Karışmıyor mu dedi.
Hani ayrı ayrı yiyor. Midede karışmadı mı? Karıştı. Karıştı. sen şeyhinin yediğini yiyeceksin. İçtiğini içeceksin. Kibirlilik etmeyeceksin. Beğenmemezlik etmeyeceksin. Etmeyeceksin. Sana ye demiş yiyeceksin. Veya kendisi yiyor hadi buyurun diyor. Buyuracaksın senle yiyeceksin. Senin şeyhinin sohbet ettiği onlarla muhabbet ettiği dervişleri sen beğenmeyeceksin. Öyle mi? Şeyhin ona değer vermiş. Ders vermiş ona. Kıymet vermiş. Ders vermiş ona. her ders alan derviş kıymetlidir. Sen şeyhinin kıymet verdiği ders verdiği kimseye beğenmeyeceksin. Öyle mi? Defol git. Durma burada. Defol git.
Tibir. Allah muhafaza eylesin. Bu kimseler yani bu böyle ehil olmayan insan. Onları anlatmaya devam ediyor. Gökyüzünün ekmeğinden sofrasından nasipsizdir. Hak önüne bir kemik bile atmamıştır. Bu tip kimseler gökyüzünün sofrasından ekmeğinden nasipsiz. Yani buradaki ekmekten kasıt ne? Manevi rızık. Hz. 1 burada gökyüzünün ekmeğinden sofrasından nasipsizdir deyince gökyüzünün ekmeği ne olur? Manevi rızık olur. E gökyüzünün sofrası ne olur? Cenab-ı Hak'ın has kullarına ihsan ettikleridir. Hani sufilerde bir tabir vardır.
Allah'ın sofrasında oturmak. Sufi tabiridir bu. Veya Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin sofrasında oturmak. Sufi tabirdir bunlar. Veya Hz. Pir'in hangi Pir Efendi ise sofrasına oturmak. Bunlar normalde sufi tabirdir. Veya üstadın sofrasına oturmak. Bunlar manevidir bunlar. Manevi sofradır bunlar. O yüzden gökyüzünün sofrası deyince manevi sofra. Sen durumuna göre üstadın sofrasına mı oturdun? Durumuna göre sen Pir efendilerin veyahut da sahabelerin veyahut da geçmiş peygamberlerin ve Hazreti Peygamber'in sofrasına mı oturdun? Manevi olarak. Gökyüzünün sofrası budur. Başka bir şey değildir. Bu normalde sufilerin yaşayacağı bir şeydir.
Şimdi herkes İsa Aleyhisselam'ın havarilerine sofra indiğini zanneder. Sadece onlara sofra indi zanneder. Değil. Sen seyr-i sülükte bir sufiye de manevi sofra iner. Seyr-i sülükte sen bir müddet üstadın sofrasında nimetlenirsin. Üstadın sofrasındasındır. Senin seyr-i sülükün devam ederken bir bakarsın ki üstad normalde pir efendilerin sofrasında oturmuş. Sen de o seyr-i sülükün devam ediyorsa pir efendilerin sofrasında oturursun. Bunlar kitapta yazanlar değildir. Bunlar seyr-i sülük halleridir. Sen bakarsın sen üstadına tabisin bir bakmışsın sen pir efendilerle beraber onun sofrasına oturmuşsun. Üstadın orada seyr-i sülükün devam ediyor. Pir efendilerden sonra sahabeler sofraya oturtturur seni.
Ondan sonra geçmiş peygamberler oturtturur. Hatta bir peygamber senin eğitimini aldıysa sen kurmayliğe doğru gidiyorsun. Eğer bunlar size bilgi olarak kalsın eğer sizi İsa aleyhisselamın sofrasına oturuyorsanız evet sizin yolunuz çok açık. Son sofra Hazreti Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem'in gökten sofra gökyüzünün sofrası budur. Bunun manevi hali tecelliyatı da budur. Eğer o kimse bu sohbetten çalar bize ne sofralar kuruldu derse yalancıdır. Şimdi bilmiyorlar ya bunu. Bilmeyince bir başka yerde biz ne sofralarda oturuyoruz. Otur oturduğun yere yalan söyleme. Gökyüzü sofrası budur. ve gökyüzünün normalde bu sofralar Allah'ın sofrası herkes açık herkes açık.
Herkes açık. Ama senin bir üstadın var ise senin yolun kolay. Ama üstadın yoksa çok zor. Çok zor. O yolun yordamını bilmiyorsun çünkü. Çok zor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde ha ayet-i kerime var. Allah dilediğini hidayete erdirir. Dilediğini de sapıklık içinde bırakır der. O kimse sapıklığa doğru yol gidecekse sapıklığın içerisinde bırakır. Ama dilediğini de hidayete erdirir mi erdirir. Ona da hayır dilerse onu da dinde ince düşünen ince fikirli ince yaşantı ince ahlak sahip eder onu. İyilikler Rabbiniz'dendir. O yüzden iyiliği de başka yerden görme. Yani normalde gökten inen sofra dendiğinde sofra bu.
Manevi. Ama o kimsede böyle bir şey olmadığı halde kendisinin öyle olduğunu satar. Allah muhafaza eylesin. Hak önüne bir kemik bile atmamıştır. O yüzden o kimse aslında aç açıktır manevi olarak. Manevi olarak elinde bir şey yoktur, önünde bir şey yoktur. O yüzden normalde Allah'ı aslında sevmez, Allah'ın zikrine gelmez. O kimse de normalde boş bir insandır. İlim, irfan bilmez, edep, adab bilmez, zikir bilmez, nerede ne konuşacağını bilmez. Ama kendince kendisini farklı bir aynada tutar, farklı bir yerde tutar. Allah muhafaza eylesin. Onun dışı gösterişlidir. Şimdi insanlar gösterişli, insanları çok seviyor. tarih boyunca böyle olmuş ama.
Yani üstadın arabası böyle giriş yapacak, etrafında 20 tane de koruma koşacak yanında. Tabii arabalar pervane dönecek, etrafında insanlar pervane dönecek, kulaklıklar filan böyle telsizler. Gözümle gördüğümü söylüyorum. Dedim, hayırdır? Mossad dedi, üstada her an ne olur? Operasyon yapabilir, suikast yapabilir. Dedim ulan Mossad buna operasyon yapacaksa gömülsün yere. Ama bu algı lazım insanlara. Tabii, böyle cübbesi sırmalı olacak, sarığı sırmalı olacak, asası özel olacak böyle. Birisi de öyle demiş benden için. sünnette eksikliği var, asası yok demiş. Bana söyleyen asa var dedim, daha kullanacak hale gelmedim.
Biraz daha yaşlanırsam dedim, dengemi kaybedersem asa kullanırım. O zaman dedim, ben sedef kalkmalı filan istemem. Ona öyle dedim, şimdi öyle baktı. Pırlanta kaplamalı olmalı dedim, bazılarının asası dedim, pırlanta kaplamalıymış dedim. Böyle baktı. Dedim, asalılar normal asa kullanmıyor ki dedim. asalarını bakın asalarına. Hangi peygamber kullanırdı o süslü asaları? Kimse ona bakmıyor değil mi? Bakın karşıda bir tane asa var bak orada var ya orada bak. Peygamberlerin kullandıkları asa üç aşağı beş yukarı arkadaki asa bak süsü müsü yok bak işte. Peygamberlerin kullandığı mesela Musa aleyhisselama diyorlar ya diyor ki Musa'ya hadisi kudsi ya Musa elindeki nedir diyor.
Şimdi hiç olmazsa bir şeyhin bir alimin bu hadisi kudsiden haberi olması gerekir ki vardır. Meşhurdur bu hadisi kudsi. Musa aleyhisselam der ki çünkü hadis kitaplarında da geçer bu. Musa aleyhisselam der ki Ya Rabbi ben bununla yırtıcı hayvanlara karşı kendimi ve koyunlarımı korurum. Bununla hayvanlarıma yaprak hayvanlar çobanlık yapıyor ya bununla hayvanlara yaprak döktürürüm aşağıya. Yaprak silkeliyorum. Buna yaslanırım. Buna dayanırım. Hani öbür peygamberler diyor ya Musa aleyhisselam Ya Musa neden lafı uzattın? Cenab-ı Hak sana diyor elindeki nedir dedi. elindeki nedir dedi. O da diyor ki sevgiliyle bir kelime daha bir kelam daha fazla etmek istedim. Beni neden hor görüyorsunuz dedi. Evet.
Şimdi ben bu kıssayı anlatınca bizim kuyucunun babası aklıma geliyor. Dayım. Bunu böyle parantez içerisinde anlatmazsam içimde kalır. Şimdi kuyucunun babası Kore gazisi. Adam asker aslında. Bir de onlar Kore gazi maaş alıyorlar. Bir de askerinin bütün hastaneleri postaneleri her şey onlara serbest. Adam gitmiş savaşmış. Bitti. İyi. Bu böyle hasta ya işte bunu normalde bir gün böyle işte nefes darlığı filan var onda. Ondan sonra bunu kaldırmışlar askeri hastaneye İzmir'e. Oradaki başhekim albay bunu muayene etmiş filan.
demiş seni yatıracağım hastaneye sen beni yatıramazsın demiş. Ben buranın başhekimiyim ben yatırırım demiş. Ben albay bilmem kim senin demiş genel kurmayın gelsin gene beni yatıramaz demiş. Demiş neden? Adam şaşırmış öyle neden? Yengemi göstermiş ben bunsuz yatmam çünkü demiş. Koca albay karıştırmış kendini. Demiş nasıl ya basbaya demiş. Ben onsuz yatmam demiş. onu da yatıracağım ya seni yatıracağım demiş. Onu da yatıracağım buraya demiş. O zaman yatarım demiş. Ne bu? Hanımı ya o demiş ben tuvalete gideceğim zaman benim pantolonumu çıkarır demiş.
Tuvaletimi yaparım beni taharetlendirir demiş. Sonra benim pantolonumu giydirir demiş. Ben gömleğimi çıkaracağım zaman gömleğimi çıkarır. Gömleğimi giydirir demiş. Ben yürüyeceğim zaman ona tutunurum demiş. sendelersem ona yaslanırım demiş. Bana bunu anlatıyor. Yengem yenge değil dedim. Musa'nın asası gibi dedim. Ben de şimdi ona. Böyle araya girdim böyle bir baktı bana. Sonra dedim. Öyle ya sonra demiş dur. Sen demiş dur. Ben yatıracağım buraya. Yüzbaşı üstteğmen ne kadar orada komuta kademesi doktoru var hepsini toplamış başına. Demiş gelin ya gelin adam görün gelin demiş.
Diyormuş bir daha anlat hanımıyla alakalı. Dayımın tam böyle sevdiği muhabbet. Dayım bayılır böyle şeylere. Dayımdan nasihat iste sana binbir kitaptan nasihat versin. erinden sonra kalkan garıdan eğildilden sonra ekilen darıdan bal vermeyen arıdan hayır gelmez öyle bağırıyor. Tabii. Üç mahalle aşağıdan dinliyor. Zaten onun normalde kimse duymasın dediği muhabbeti at sokak duyuyor. Bak Neriman bunu kimse duymasın diyor. At sokak dinledi diyorum ben. Yüksek sesle konuşuyorlar. Bizim benim yüksek sesle belki de oradan geliyor. Babam da böyle başlayınca saydırma bayındırın yarısı duyuyordu da şimdi toplamış bütün hepsini de diyormuş ki bir daha anlat.
Ah dayımın canına comcom. Başlıyormuş yengemi anlatmaya. Ben ona yaslanırım. Ben ona dayanırım. Benim pantolonumu çıkarır. Beni taharetlendirir. Beni şöyle yapar. Beni böyle yapar. Yalan değil ha. Şaka maka değil. Ben dayımın pantolonunun düğmesini kendisinin çözdüğünü görmedim. Çorap giyip çıkardığını görmedim. Gömleğinin düğmesini çözüp tekrar iliklediğini görmedim. Ben elinde bir tane bardak taşıdığını görmedim. Şimdi kadınlara bu sözün başlarındaki kocalarınızın kıymetini bilin.
Değer verin adamlara. Benim dedem eline banyoda sabun almadan öldü. Anneme dedim ne yapıyorsunuz yıkıyoruz dedi. Anneannem felç olunca deden ömrü boyunca eline sabun lif almadı dedi. Anneannem felç olunca haber gönderiyor. Neriman gelsin annem gidiyor koşa koşa. Ne yapıyorsun dedim ya ne yapıyorsun. E dedi giriyor banyoya sandalyesi var ya evet dedim oturuyor dedi. E dedim ben bir güzel yıkıyorum sabunluyom dedi lifliyom dedi. ondan sonra o dedi hani iç donunu dedi hani lütfediyor dedi. Böyle kızıyor ona. Hani iç donunu lütfediyor çıkarıyor sonra yani.
Eline tas bile almıyor dedi. Bildiğiniz sutası almıyor. Bildiğiniz sabun elini almıyor. Bildiğiniz lif elini almıyor adam. Burada kendileri diyorum sakın evde uygulamaya kalkmayın valla sokakta bulursunuz kendinizi. Sakın al. böyle bir şey denemeyin. Aman Allah muhafaza eylesin. Eviniz başınız bozulmasın. Öyle gömleği gel ilikle filan böyle veyahut da işte adam ya dayın da dahil buna. Adam iç fanileyi giymiyor kendisi. Çıkıyor banyodan banyodan çıkmış adam.
Sen ona kurulacaksın bir güzel. Ondan sonra falinasını giydireceksin. Ne giyeceksin gömleğini giydireceksin. gömleğini ilikleyeceksin. İç tonunu giydireceksin. Ardından pantolonunu giydireceksin. Onun da düğmelerini ilikleyeceksin. Kemerini bağlayacaksın. Yemin ediyorum vallahi gözümle gördüğüm bu. Dayım kemerini bile bağlamıyor. Sakın siz ben adamlık yapacağım deyip de böyle bir şey yapmayın. Sakın. Aman sakın. Allah muhafaza eylesin. Kapattık parantezi. Bu kadar yeter. Allah bizi affetsin. o yüzden buradaki erkeklere söylüyorum. Bekarlara söylüyorum. Sakın ha evlenecek olduğunuz kızla ben gömleğin düğmesini iliklemem. Yok öyle çözmem.
Sakın ha böyle şeyler söylemeyin. Allah muhafaza eylesin. Ömür boyu bekar kalabilirsiniz. Sonra bu sohbet bahane olmasın. Rabbi muhafaza eylesin. İşte o kimselerin Cenab-ı Hak önüne bir kemik bile atmamıştır. Kemik kimedir? Çok affedersiniz itleredir. Yani onlar itten de değersizdir. Cenab-ı Hak onları normalde kemik dahi atmaz. Atmamıştır. Çünkü Ayet-i Kerime Araf 79 Onların kalpleri vardır fakat onunla anlamazlar. Anlamazlar. İdrak etmezler. Gözleri vardır fakat onunla görmezler. Kulakları vardır fakat onunla işitmezler. İşte onlar hayvan gibidir. Hatta daha da şaşkındırlar. Araf 79 Bu toplumu ifsad eden insanları dünya ve insanları dünyalık olarak gören heva ve hevesini ilah edinenler ve insanları saptıranlar insanları bozgunculuğa uğratanlar insanların din yolunu saptıranlar ve insanları bu noktada helaka götürülenler bu noktada ehil olmayan
kimseler Allah muhafaza eylesin bunlar Araf 179 gibi diller bunlarda maneviyat yoktur bunların kalp gözleri açık değildir kalp kulakları açık değildir bunların kalbi akılları çalışmaz tabiri caizse bunlar hayvandan daha aşağıdır şimdi bu bütün müslümanlara mütalik bir şey söylemiyorum bunu ama insanlar üzerlerine alınabilirler mi alınabilirler neden benim kalbi aklım çalışmıyor neden benim kalp gözüm açık değil neden benim kalp kulağım açık değil herkes kendini sorgulasın Allah muhafaza eylesin oysa Allah katında hani bu
böyle dünya perestler dünyaya çok ehemmiyet veriyorlar ya dervişlerden işte para istiyorlar mal istiyorlar arsa istiyorlar ev istiyorlar araba istiyorlar han istiyorlar hamam istiyorlar milyon dolarları var daha milyon dolar olsun istiyorlar şata şatafat içerisinde yaşıyorlar evleri lüks arabaları lüks hayatları lüks lükse doymuyorlar ya bunlar normalde dünyaya gözünü dikmişler oysa Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki Allah katında dünya bir sineğin kanadı kadar bile değerli olsaydı
Allah katında dünya bir sineğin kanadı kadar bile değerli olsaydı kafire ondan bir yudum su bile vermezdi Tirmizli'de geçiyor yani senin dünya malı için dünya makamı için dünya mevkisi için sen dinini istismar ettin ayetleri eğdin büktün eğer dünya bu kadar kıymetli olmuş olsaydı ayetleri eğip bükecek kadar kıymetli olmuş olsaydı Cenab-ı Hak kafirlere bir yudum su bile vermezdi diyor dünya kıymetsiz olduğu için kafire mümine münafığa mürtede dünyanın nimetlerini Cenab-ı Hak sunmuş o yüzden dünya nimeti o kimse de bol olabilir
ama vakit değerli olan ilahi nasiptir ilahi nimettir Rabbimiz yüzleri onlara kavuşanlardan eylesin o ise yani o kimseler bahsediyor o ise sofrayı yaydım hakkın vekiliyim halife oğluyum diye bağırıp durmaktadır ey aşağılık saf kişiler gelin gelin de ihsan keremimin sofrasından kimse mani olmaksızın yiyin demektedir yani normalde o kimse şeyhlik satıyor halifelik satıyor ve diyor ki ben işte halifenin oğluyum dedi hani Adem'in oğlu Adem halife ya o da halife hani Cenab-ı Hak meleklere dedi ki yeryüzünde bir halife yaratacağım diye
o da diyor ki ben halifenin oğluyum gelin burada normalde nimetler var o yüzden o kimse Allah'ın sofrasından manevi sofrasından kendisi aslında mahrum olduğu halde kendi kendini halife seçmiyor kendi kendini şeyh yapmış bir sabah kalkmış ben şeyhim demiş veyahut da iki üç kişi toplamış sen şeyh ol demişler öyle ya içimizde şeyhlik yapacak olan bir tek sen varsın sen şeyh olsun demişler veyahut da işte bir makam sahibi bir kimse kaldırmış telefonu filancayı şeyh seçin demiş o da şeyh seçmişler orada seçimle gelmiş şeyhli
veyahut da ehil olmadığı halde bir kimse ona böyle bir paye çıkarmış kendi kendini Allah muhafaza eylesin aslında nefsin oyununa düşmüş şeytanın oyununa düşmüş heva hevesine kurban gitmiş o seyrisülük çıkarmadığı halde o konuda manevi bir etkinliği yetkinliği olmadığı halde kendi kendisine şeyhlik elbisesi giyip ben şeyhim deyip cartınıyor Allah muhafaza eylesin oysa Cenab-ı Hak diyor ki Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir bu ayet-i kerimeleri bunlar okumuyorlar mı bilmem enteresan bir şey yani o kimse
kendi kendine bir görev addetmiş kardeş sen seyrisülük çıkardın mı bir şeyhin var mı senin senin şeyhin senin şeyhliğini ilan etti mi hayır elinde bir icazet var mı hayır nereden şeyhlik yapıyorsun sen kim verdi sana bu şeyhli ses yok seda yok ama şeyhlik yapıyor şimdi şeyh efendi vefat ettikten sonra kendi kendine bizim eski dergahta zakirler türedi birisi demiş ki şeyh efendi bana rüyada verdi zakirliği ha sağlığında vermediğinin rüyasında verdi öyle mi adam kendi kendine zakir edecek ya kendi kendine halife edecek
kendi kendine şeyh yapacak adam Allah muhafaza eylesin ümmetim içinde deccallar ve yalancılar türeyecek bunlar size Allah'ın ve resulünün hadislerinden söylenmemiş şeyler anlatacaklar sakının onlardan müslümde geçiyor bu hadisler demek ki yalancılar türecek ona bir kimse şeyhlik vermediği halde ben şeyhim diyecek çıkacak yalancı olacak onu normalde bir kimse vazifelendirmediği halde vazifeli ilan edecek kendine yalancılık yapacak deccal çıkacak yalancılık yapacak ümmetin önünde de şimdi yalancı mehdiler var yalancı
şeyhler var yalancı siyasetçiler var yalancı siyasetçilerin içinde dönekler var bugün söylediğini yarın reddeden kimseler var var milleti arkasına toplamış yürüyor var yalan söylüyor insanları kandırıyor yalanla kandırıyorlar insanları adam kendi rüyasını anlatıyor kendi görmüş gibi başkasının da rüyasını anlatıyor yalan söylüyor var Allah muhafaza eylesin ve bak hadislerinden söylenmemiş şeyler anlatacaklar yani ayette geçmeyen hadiste geçmeyen sanki hadismiş gibi anlattığı şeyler olacak Kur'an ve sünnetten anlatmayacak
size Kur'an ve sünnete uygun ölçülerden anlatmayacak ya böyle absürt konular bulacak absürt sanki tasavvuftan bahsediyormuş gibi absürt meseleler söyleyecek sizin benim onun bunun anlamayacağı meseleler konuşacak Allah muhafaza eylesin bunlar çünkü toplumu saptırmak için insanları saptırmak için uğraşıyorlar Rabbim onlardan bizleri uzak eylesin ve ey aşağılık saf kişiler gelin yani o saf temiz dünyadan bir haber dinin hakikatinden bir haber Kur'an ve sünnetten bir haber ama kendince bir yol arıyor saf yani kendince
gidecek bir kapı arıyor kendince Allah muhafaza eylesin onlara diyor bu insanlar gelin ey saf kişiler gelin gelin bana tabi olun gelin bana uyun düşün düşün peşime düşün benim peşime düşün nereye gittiği önemli değil düş peşine onun Allah muhafaza eylesin ve bunlar normalde insanların önüne sahte sofralar kurar insanların önüne yalan sözler söylerler ve insanları yalanla kandırırlar algıyla kandırırlar ve normalde bile bile yaparlar bunu çünkü bu insanlar saf hani susuz kalmış bir kimse su görmemiş o su çamurlu da olsa
içer onu çamuruna bakmaz bu benim Allah beni affetsin ben yola girdim de bütün herkes derviş sufi baktım ben öyle kendimce ama herkes iyi niyetle o su temiz diye içiyor onu hani bir cemaate bir tarikata giriyor maneviyat arıyor kendince bir yol arıyor kendine ama daha önce berrak su içmemiş saf su içmemiş içmeyince o kimse o içmiş olduğu suyu berrak zannediyor gerçekten bakın samimi ihlaslı bir şekilde o sudan içiyor onu ama saf ve berrak su olarak biliyor çünkü saf ve berrak bir su içmedi onu tatmadı onu bilmiyor
çünkü bakın onu bilmiyor şimdi çeşmeden su içiyor belediyenin çeşmesinden onun için o çeşme berrak bir su temiz bir su ama dağdan ayı çeşmesinden su içmiş olsa o suyla belediyenin arasındaki suyun farkını bilecek bak iki suyun arasındaki farkı bilecek ama o kimse belediyenin o normalde hani kirli paslı böyle bataklık kokan suyunu içince o su ona temiz geliyor şimdi bayındırın ovasında benim gençliğimde böyle artezyen basarlardı o artezyen suları böyle sanki içinde mazot varmış gibi benzin varmış gibi böyle bizim oranın
tabiriyle yapşak yapşak olurdu hafif bir koku olurdu o suyu mecbur içerdi insanlar tarlada bağda bahçede neden temiz su yok veyahut da uzakta iki kilometre ötede üç kilometre ötede orada bir temiz suyu var değil mi bir tane sucu ayarlarlardı o iki üç kilometre dört kilometre yürür oradan su testisini doldurur getirir insanlara o temiz suyu dağıtırdı onlar normalde çalışanların içerisinde onlara sucu denirdi şimdi o kimse manevi olarak bir yol yürüyecek ya yol arıyor hiç o temiz bir su içmemiş o zaman ne yapıyor bir sofraya
oturmamış ilk gördüğü sofraya oturduğu ilk önüne gelen normalde sudan içti kendince o temiz su olarak görüyor adamı gördüm günlük bilmem kaç bin tane ya Allah bilmem kaç tane şundan bilmem kaç tane bundan çekiyor bizim bayındırın dağ köyünde bir tane şeyh varmış haberimiz yok rüyasını bana anlatacağım diye uğraşıyor Mustafa Efendi yani zikrullah yapıyor şimdi diyorum bu ne yetiştiremiyorum diyor rüya anlatacaktım sana git şeyhini anlat dedim mübareğe ne zaman rüya anlatsam dersimi yükseltiyor benim dedi hani onu bir rüya
anlatıyor bin çekiyorsa iki bin tevhid çek diyor dedim kaç bin ya Allah çekiyorsun dedim ben işte kusur bin ya Allah çekiyor bilmiyorum kaç tane şunu çekiyor yetiştiremiyorsun sen bunları dedim nereden bildin dedi manevi olarak biliyorum zanneti dedin değil ben itikafa girdim dedim günlük yetmiş bin tevhidin kaç saat çıktığını biliyorum yüz bin lafzı celalın kaç saat tuttuğunu biliyorum dedim sen bunları yetiştiremiyorum yetiştiremiyorum dedi bu rüyamı o yüzden sana anlatıyorum dedi gideceğim mübareğe anlatacağım dedi gene benim dedi hani zikrimi çoğaltacak dedi Allah'ını dinine senden başka dervişi var mı onun dedim hiç görmedim dedi ben gidiyorum rüyamı anlatıyorum dedi benim virdiğimi çoğaltıyor gidiyorum dedi şimdi ona gideceğim gene dedi önce rüyamı sana anlatayım onu anlatmayacağım dedi dedim edebe mugayir sen onu anlatacaksın ama adam onu şeyh olarak biliyor evet sen ona onun böyle hani ehil olmadığını söyleyemezsin adam üfürükçü muskacı onu şeyh biliyor Türkiye'de şeyhim diye dolaşanlar var gerçekten kendileri okuyorlar
celbiye okuyorlar kendilerine siz celbiyeyi de bilmezsiniz özür dilerim evet her gün onlar virt halinde celbiye okurlar sen onu gören böyle onun böyle kendince manevi bu kimse der ona muhabbet besler mesela işte bir kadının kendisini bir kadını kendine celbettirmek istiyorsan kadının adını adını annesinin adı babasının adını biliyorsan otur oku celbiyeyi ona bunlar hiç bilmediğiniz şeyler değil mi öğrenmeyin zaten ve hatta bir kadın adamın diyelim ki kendisine celb etmek istiyor celbiye okur ona hani benim herkes biliyor
şimdi anamın adı Neriman babamın adı Hasan oturur bana celbiye okur işler mi Mustafa Özbağ istemez kimse heyecan yapmasın ama celbiye okur şimdi öyle şeyhim diyenler var günlük celbiye okuyorlar mesela işte içinde kim hali vakti yerinde zengin örnekliyorum Murat Murat'ın annesinin babasının adını bildi mi yetti Murat'a başlıyor okumaya celbiye Murat neyi varsa götürüyor döküyor önüne öyle hain bunlar şeytanın aklına gelmez ya bunların aklına gelir evet ve de sen onu manevi bir kimse olarak görürsün sen onu görmeden
duramazsın gideceksin illaki emret dersin ne istiyorsan söyle ne istiyorsan söyle diye yıkarsın ona neyin varsa mesela celbiyeyi bir kadın bir adama okudu yandı adam o kadını görmeden yaşayamaz yapamaz gidecek onu görecek orada sükun bulur tabi adam kadına okudu diyelim ki kadın neredeyse döner gelir anamın döndürgeli gibi tabi gelir böyle o kadın adamın yüzüne bakar orada oturur hiç ama kalk kalkar yat yatar git gider gel gelir neyin varsa getir getirir yutmuş hapı şimdi böyle hocalar var böyle şeyhler var şimdi bunları okuyor
tabi onun okuması için işte karşıdaki kimse zengin olacak veyahut da karşıdaki kimsenin böyle bir ondan faydalanacak adama celbiye okuyor kızını bana verir misin diyor adam ertesi gün kızını getiriyor ona nikahla diyor celbiye okuyor ona ve anımı meşhur ya ben döndür gel diyorum ona vallahi okurdu bize de okuyordu ben ne güzel İzmir'de işim var mankenler etrafımda hayat on numara bende ha bir bakıyorum Bayındır'dayım Bayındır'a gelince kafam basıyor ana gene okudun mu beni diyorum kıs kıs gülüyor ya neden okuyorsun
diyorum benim işim ne güzel İzmir'deyim Allah rızası için ne istiyorsan söyle bana okuma diyorum ya bir telefon aç gelirim neden böyle yapıyorsun diyorum ben gülüyor o işına gidiyor kadının bir de teyit ediyor ya böyle hani okuduğunun geçtiğini görüyor annem okusun yemin ediyorum 3 gün değil yani 3 gün sürmez ya hiç unutmuyorum bir tane uzaktan böyle bir akrabanın kızı vardı bir polisle konuştular görüştüler filan polis birden bana tayini çıktı o kızcağız geldi yalvardı anneme kaç gün yalvardı annem okumam kızım diyor
hani normalde annemin kriterleri var yalvardı yakardı iyi okuyuvereyim dedi yemin ediyorum 3. gün adam vanı bıraktı geldi ondan sonra önceden yıldırım nikahı vardı geldi bir günde yıldırım nikahı kıydı kızı aldı gitti anneme dedim pes ya vallaha pes dedim yani seninle uğraşılmaz dedim ne yapayım dedi çok yalvardı dedi bak o kadar da konuştu bunlar dedi ne oldu yani dedi iki kişi birleştiler hiç dedi o kadın dedim ya o kız nasıl okumayla gelen adamı nasıl kabul etti dedim ya tabi annem babama da okumuş bunlar ne güzel
boşancıklardı tabi her iki tarafta böyle zengin her iki tarafta öf öflü herkes böyle avukatları filan tuttular biz babamla anne adayı bakıyoruz karabela bu olur mu bu olmaz diyorum karabela bu olur mu olur diyorum bana sorduğunda herkes öğrendi cici anne adayları beni nasıl hoş karşılıyor Mustafa nasılsın yavrum diyorum ha ha ha babamı cebelez edecekler çünkü kimisi saçını tarıyor babama sallıyor kimisi cam temizliyor babam diyor bu nasıl olmaz diyor ben seçici kuruluyum ya aa sen annem abime de ki benim kitaplarımı getir
her şeyi almış götürmüş kitapları kalmış anamın döndür gel de onun içinde sen abim safım garibim benim hala daha diyorum ha ne ama götürdün diyorum ya ne güzel cici annemiz olacaktı diyorum al götür babamın rengi anında değişti araya değerli bir arkadaşı vardı onlar girdi filan böyle Meral teyze geldi İsmail abi geldiler karı koca aa bir baktık annem geldi evde annem sonradan uyandım ben anneme dedim okudun mu kötü mü yaptım evimi topladım dedi yıllardır o kitaplar nerede bilmiyordum en son Ayşe'ye dedim kızım bak bu kitaplar
nerede dedim bak bir gün gene dedim bir şey okursun yaparsın seni bu sefer bak dedim yani kim kurtaracak seni dedim abi bende onlar dedi gönder onları dedim başına iş açma sen dedim kafan dedim değiştir bozulur gönder onları bana dedim gönderdi kitaplar bende ama ciltleri mitleri bozulmuş dağılmış tabi içinden başka şeyler de çıktı benle alakalı annem onların içine koymuş annem muhteşem kadın ya velhasıl kelam neler koyduğunu ben söylemeyeyim şimdi kitaplar geldi tabi içinde baktım o hani dualar var mı var daha kimseye
okumadım kimseye de okumam o işlerle işim yoktur Allah beni affetsin ama hastalıklara karşı mesela öncesinden biliyorum onları ben mesela hastalık veya işte cinniye tutulmuş veyahut da işte evlenemiyor işi açılmamış şu olmamış bu olmamış hepsiyle alakalı var onlar Allah muhafaza eylesin o yüzden bu tip insanlar bunları da yapar bunları neden söylüyorum yani o kim o dervi zannediyor ki o kimse zannediyor ki bu sahih bir insan halbuki celbiye okuyor kendine okuyor celbiyeyi mesela kendine okuyunca herkes ona muhabbet besliyor
herkes onu seviyor arasından diyelim ki salih'i okudu değil mi salih yandı salih onu görmeden hiçbir şey yapamıyor örnek illaki gidecek görecek onu ve onun ne dediğini motomat yerine getiriyor o celbiye okumuş Allah muhafaza eylesin gelin de ihsan keremimin sofrasından kimse mani olmaksızın yiyin demektedir yani o kimse kendisinin sofrayı kendisinin görüyor Allah'ın görmüyor o diyor ki gelin benim soframdan yiyin o diyecek ki Allah'ın sofrasına davet etmesi gerekirken o normalde kendi sofrası varmış gibi o manevi sofra
kendisininmiş gibi davet ediyor ve insanları kendisine davet ediyor kendisine Allah ve Resulüne değil Rabbim muhafaza eylesin inşallah burada bırakayım inşallah onlar da onun başına toplanırlar nimet ve ihsan istedikçe yalancı şeyh yarın der fakat bir türlü o yarın gelip çatmaz buradan devam edeceğiz önümüzdeki hafta hakkınızı helal edin bizden yana da helal olsun inşallah bazen buraya geç çıkıyorum hani böyle işte yaşlılık ihtiyarlık artık onun olsana bazen kafa göz dağılıyor bizim kafa göz dağılınca işte bir kahve
içelim bir çay içelim kafa göz yerine gelsin diye biraz böyle işte kendimizce bir nefesleniyoruz o yüzden o nefeslenince de buraya geç bazen çıkıyoruz saatimiz aşıyor hoş bunun için de önceden söyledim bundan sonra artık benim saatim dakikarım kuralım kaidem öyle mutatlıktan çıktı bunu böyle hani kendimi acındırmak için söylemiyorum o yüzden böyle saatler dakikalar uymaz günler uymaz şimdiden hakkınızı helal edin tekrar Allah razı olsun El Fatiha Allah razı salaam q

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi