mustafaozbag.org

Mesnevi Okuması (2199. Beyitten) 31.05.2025 ✔

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 1 Haziran 2025 · 53:02

Önüzübü'l-Lâhi mineşşeytanunrecim, bismillâhî, r-Rahmânürrahim, efdâz-ı zikrfâlim ennehu, profLet-i ver possibile. Selamun эleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bile nereden eylesin,
Hakkı hak bilip, hakkı yaşayan ve haykıran, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Nerede bir Müslüman'a haksızlık, hukuksuzluk noktasında davranılıyorsa, nerede bir Müslüman'ın haksız bir şekilde kanı, şanı, şerefi, hayatı ayaklar altına alınıyorsa, topraklarına ayaklar altına alınıyorsa, kim Müslümanlara zulmediyorsa, Cenab-ı Hak hepsinde kahri perişan eylesin. Hepsinde yerle eksan eylesin. Hepsinde güçlerini, makamlarını yerle eksan eylesin. Konu başlığından devam ediyoruz. Malum bir hatırlatma olarak söyleyelim. Ne oldu? İşte bir çalgıcı, ihtiyar kendince tövbe edip mezarlığa gitti. Bir mezarın kenarına yaslandı. Bundan sonra dedi ki Rabbime döneceğim, ona çalacağım, ona söyleyeceğim dedi ve uyuyakaldı. O esnada Hazreti Ömer Radiyallahu anh Hazretleri onun rüyasında gördü.
Cenab-ı Hak onun rüyasında onu ilham eyledi. Git dedi orada bir tane dostumuz var, dostumuza para yardım eyle dedi. Kısaca özetlemek gerekirse buydu. Ömer'in, Allah ondan razı olsun, ihtiyar çalgıcının nazarını varlık alemi olan istirah alemine çevirmesi. Yani Hazreti Ömer Radiyallahu anh Hazretleri o ihtiyarın nazarını varlık aleminden istirah alemine doğru çevirecek. Varlık alemi, malum bu komple mevcut olan, yani mevcudat olarak nitelendirilen eski dilde, yani var olan her şeyin oluştuğu alem varlık alemidir. bakın bir şey normalde var edildiyse bu ister biz görelim, ister görmeyelim. Mesela cinni tayfesi görmüyoruz ama var. Onlar da varlık aleminin unsurlardır. Melekler görmüyoruz, hani görenler vardır ama genel olarak toplumun büyük bir çoğunluğu görmez ama melekler vardır, varlık alemidir.
Cennet, cehennem varlık alemidir. Lef-i mahfuz kürsü varlık alemidir. Çünkü bir şey kün varoluşa çıktı, varoluşa çıktıysa o varlık alemi olarak onu nitelendirilir. İstiyrak ise bir sufi terimidir. Sufi terimine göre istiyrak o kimsenin kendinden geçmesi, istiyrak hali, o kimsenin kendinden geçmesi ve tamamiyetle Allah'a yönelmeyle alakalı.
Ona biz istiyrak hal ediyoruz eski dilde. Ama onun yerine de yeni dil olarak işte koyabileceğimiz benim bildiğim bir şey yok. Ama ancak istiyrakı tarif ediyoruz. Bu direkt Allah'a yönelme ve o kimsenin Allah'a yönelme noktasında kendisinden geçme. Yani kendisinden geçme dediğimiz zaman pozitif akılla hareket etmeme. O yüzden istiyrak alemi dediğimizde bunun içerisinde birçok sufi terimler gire. Cezbe gibi, hayret gibi, fena olmak ve fenadan bekaya geçmek gibi. Normalde bunların hepsi de normalde istiyrakla alakalıdır. Ama bunların şimdi o kimsenin üzerindeki tecelliyata göre biz onu ayrı isimlendiririz.
Üzerindeki tecelliyata göre onun durduğu perdeye göre yine istiyrak halidir o ama onun ismi farklıdır. İşte o kimse rüya görmüştür. Rüyayla alakalı rüyada kendinden geçmedir. Halde kendinden geçmedir. Veyahut da fena haline tutulmuştur, gelmiştir. Fena haline gelmiştir. Onların hepsi de bu normalde hal ile alakalı, rüyayla alakalı, manevi tecelliyatla alakalı, bütün hepsi de istiyrak halidir. İstiyrak halidir. O yüzden normalde hani Hazreti Ömer Radulullah Han Hazretleri ona varlıktan istiyrak haline geçmeyi onu dillendirecek, ona anlatacak. O yüzden hani bir insanın dünyaya bakış tarzı, tavrı vardır onun olsana ama o dünyaya bakış tarzından, tavrından, dünyayla alakalı ilgi ve alakasından Allah'a cezbeyle, aşkla yaklaşmayı öğretecek Hazreti Ömer Efendimiz ona.
Bunun üzerine Ömer Çalgıcı'ya dedi ki, senin bu ağlaman aklının başında olduğuna delalettir. Senin ağlaman hani Çalgıcı ne yapıyordu? Ağlıyordu, sızlıyordu, hatta çalgı aletini yere vurdu. Dedi ki, beni yıllarca oyalandıran sensin. Ben bu çalgı aletinin içerisinde, notaların arasında, şarkıların arasında ömürümü heba ettim dedi, ağlamaya başlamıştır. Bu gözyaşı, tabii çalgıcının bu döktüğü gözyaşı duygusallıktan değil artık. O derin bir idrak içinde, o derin bir idrak içinde olmakla alakalı farklı şeydir. Duygusallıktan ağlamak farklı bir şeydir. Her ağlayan hakikat noktasında değildir. her ağlayan haklı da değildir. O yüzden her gözyaşı doğru değildir.
Bazı gözyaşı vardır, tiyatrodur. Bazı gözyaşı vardır, samimi değildir. Biz her gözyaşını samimi görürüz. Ama hakikati yani o kalplere tecelli eden Allah'tır. O yüzden normalde her gözyaşı doğru değildir. Hazreti Ömer Efendimiz diyor ki normalde ona da kendi tabiriyle diyor ki sen ağlıyorsan o zaman diyor sen akıllı bir kimsesin. Yani bu normalde gözyaşı akılsızlıktan kaynaklanan bir şey değil. O manada söylüyor. Aklının başında olduğuna işarettir. E şimdi o zaman ama genel olarak o hani Allah için ağlayan bir kimse bu hakikat noktasında ağlıyorsa gerçekte onun kalbinin dirildiğine bir kimse yalnız kaldı Allah'ı zikrederken gözyaşı döküldü o kimsenin kalbinin ölü kalbinin dirildiğine işarettir.
O yüzden normalde ölü kalp Allah'tan haberi olmayan kişinin kalbidir. diri kalp ise Allah'tan haberi olan Allah'a yaklaşma noktasında olan kimsenin kalbidir. O mesela hani hadis-i şerifte Allah'ı zikredenlerle zikretmeyenlerin arasındaki farkı söyleyeyim mi? Söyle ya Resulullah Allah'ı zikredenler diridir Allah'ı zikretmeyenler ölü gibidir diyor. O zaman bir kimse ağlayabiliyorsa Allah için onun kalbi diri kalptir. Bir kimse Allah'ı zikrediyorsa Allah'ı zikrediyorsa Allah'la bağ kurduysa o kimsenin o zaman kalbi diri bir kalptir. Ama yok o kimse günahını ağlayamıyorsa veya Allah için ağlayamıyorsa o kimsede gözyaşı problemi var ise o zaman o kimsenin kalbi ölü kalptir.
Veyahut da bazen ağlamak da insanı aldatır yalnız. İnsanı kendi kendini de aldatır. aldatır. İnsan kendince o ağlamanın arkasına da saklanabilir. Her ağlayış doğru değildir çünkü. Bazılarının kendi ağlaması kendisini de aldatır. Hatta bazılarının ağlaması onun için kendince bir perde olur. Önünde perde olur. Ağlayabiliyorsam benim maneviyatım var da onun önünde perde bile olur. Allah muhafaza eylesin. O yüzden taberhanede geçen hadis-i şerifte Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Allah'ı çok zikreden ve çok ağlayan bir kalp isteyin der. Demek ki bir kimsenin istediği şey ne olacak? Allah'ı çok zikreden Allah'ı çok zikreden ve çok ağlayan bir kalp isteyecek.
Bakın kalbi bir mesele bu burada. Bugün internet ne oluyorsa oluyor bize her taraftan şey geliyor defans geliyor. Allah'ı yesin inşallah. Yok olanın yolu başka yoldur. Çünkü aklı başında olmak da başka bir günahtır. Yok olanın yolu başka yoldur. Çünkü aklı başında olmak da başka bir günahtır. Burada aklı başında olmak dünyevi anlamda meseleye bakmamızı gerektirir. Aklı başında olmak o kimsenin normalde dünyevi olarak bakılacak olursa fasiliyetli bir kimsedir. aklı başındadır ya almayı satmayı vermeyi gitmeyi gelmeyi dünyayı elde etmeyi çok iyi becerir. Biz hatta deriz ki böyle malı mülkü çoğaldıysa ne akıllı adam deriz.
Ama sufilik yolunda o kimse aklını ilahlaştırıyorsa onun için Allah'a yaklaşmada ayrı bir engeldir. Perdedir o akıl. Mesela o akıl böyle kendince biz böyle sorguluyor her şeyi. Şimdi bu meşhur oldu ya insanların içerisinde. Sorgulacaksın azizim her şeyi. Neyi sorgulacaksın? Dini sorgulacaksın en başta. Sorgulanmalı ayetler. Bak ayetleri anlamaya çalışalım demiyor. Ayetleri sorguluyor. Hadisleri anlamaya çalışmıyor. Hadis şerifleri sorguluyor. Bak sorguluyor. Çok akıllı çünkü. Çok akıllı olunca vahyi sorguluyor.
Çok akıllı. Aklı ilahlaştırmış vahyi anlama noktasında yürümüyor. Vahyi sorgulama noktasında yürüyor. Ve biz de böyle tabiri caizse aval aval dinliyoruz. Ne zeki adam ya. Adam koca profesör ya. Ya bu zeki dediğin adam koca profesör dediğin adam ayetleri sorguluyor. Anlamaya çalışmıyor. Tabi olmuyor. Ya ayet sorguluyor. Hatta sonra birisi ne dedi? Böyle Allah'ın ayeti olmaz dedi. Sorgulamanın neticesi bu. O dedi ki bu Allah'ın kelamı olamaz. Veya sorguluyorlar ya tövbenin son iki suresi ayet olamaz diyor. Bunları Hazreti Peygamber kendi nefsinden kattı diyor. Sorgulamanın neticesi bu. Tabi olmak değil. Ya onu kabullenmek değil.
Böylece onlar ne yapıyorlar? Aklı ilahlaştırıyor. Aklı ilahlaştırınca sufi yolunda ona negatif perde oluyor. engel oluyor o akıl ona. O yüzden normalde ama genel olarak sufilerin en fazla hataya düştüğü yer orasıdır. Aklını ilahlaştırmasıdır. Vahiy teslim olmayı, anlaşılmayı ister. Mesela biz Kur'an'ı sorgulansın diye indirdik demiyor. Biz Kur'an'ı anlaşılsın, yaşansın diye indirdik. Kur'an sorgulansın diye indirilmedi. Kur'an'ı anlamak ve anladığınızı yaşamak için dua edeceksiniz. Çabanız o olacak. Ama yok biz Kur'an'ı dini dolayısıyla sorgulacağız. Akıl çünkü onda ne yaptı? İlahlaştı. Allah muhafaza eylesin.
Yok olmak ise onun yolu ayrıdır ya yok olmak. Yani fena haline gelmektir. Fena haline gelmek ise o kimsenin kendi benliğini terk etmesidir. fena haline gelmek o kimsenin dinin hükümlerinin önünde boynuna eğmesi ona teslim olmasıdır. Fena haline gelmek Cenab-ı Hakk'ın sıfatsal boyutlarında kendisinin üzerinde sıfatlarının karşısında kendisinden hiçbir noktanın kalmamasıdır. O sıfatlarda fena olmaktır. Yok olmak orta yerden kaybolmak demek değildir. Bir Sufi'nin yok olması demek kendince kendi heva ve hevesini terk edip benlik dediğim o benim heva ve hevesini terk edip her şeyiyle Allah'a yönelmesi Allah'a teslim olmasıdır. Her şeyiyle hayatını gününü ayını yılını ömrünü komple yaşarken her şeyiyle Allah'a yönelmesi ve kendi heva ve hevesinden kendi nefsinden bir şey yapmamasıdır.
işte o esnada o kimse Allah'ın sıfatlarında yok olur. Ve normalde bu yol hani Allah'ta fena olmanın yolu ilahi aşktır. Bu ilahi aşka giden yol ise zikirdir, tövbedir, güzel ameller işlemektir, Allah'a teslim olmaktır. Çünkü o aşıklığa giden, o fenaya giden yol ancak bununla kurulur. O kimse Kur'an sünnet tarihisinde zikirle, ibadetlerle, amellerle, hayırlı amellerle Allah'a yaklaşmanın yolunu arayacak, o yol da yürüyecek. Ve ancak o zaman o kimse yok olmanın yolunu bulur. Çünkü Hz. Mevlana başka bir beytte aşk geldi mi akıl gider, aklın gidişiyle sırlar açılır der. Demek ki o kimse aşıklık noktasına geldiğinde ona ilahi sırlar açılmaya başlar.
Ona manevi perdeler açılmaya başlar. Bu akılla açılmaz ama bu zikirle, tefekkürle, bu ibadetle, Allah'ı çok sevmekle bu ilahi sırlar ona açılır. O kimse Allah'ı çokça zikretmiyorsa, edebini, adabını, erkanını, Kur'an ve sünnete uydurmuyorsa, o yoldaki yürüyüşünü, Kur'an'ı, sünnete, üstadın nasihatlerini uydurmuyorsa, o kimse fena haline yaklaşamaz bile. O çünkü aşıklığı da yaşayamaz. Aşıklığı yaşayabilmesi için o kimsenin fena haliyle hallenmesi lazım. O yüzden Hz. Mevlana'nın o yok olanın yolu dediğimizde, o bu normalde kendi nefsini ortadan çıkarıp, benliğini, yani kendisiyle alakalı hiçliği yakalamasıdır. O yüzden o normalde hiçliği yakalamadıkça, kendi nefsini önde tutuyorsa, o kendinin nefsini önde tutunca, o ancak nefis sarhoş olur.
Kendi nefsini önde tutan ancak dünya sarhoş olur. Kendi nefsini önde tutan heva hevesinin sarhoş olur. O ilahi aşka ulaşamaz. O ilahi sarhoşluğa ulaşamaz. O yüzden mesela yok olmadan olmaktan bir parmak dudağına çalınan, bir parmak dudağına çalınan Hallacı Mansur, bak bir parmak dudağına çalınmış. O ne diyor? Normalde enel hak dediğinde kendi nefsini ortadan kaldırdığını gösteriyor. Hak esmasının tecelliyatıdır. Kendi nefsini ortadan kaldırdığını gösteriyor. Ve o normalde bunu sen bu hale nasıl ulaştın diye sorulduğunda Hallacı Mansur'un cevabı çok muhteşem. Diyor ki aklımın beni terk ettiği yerde onu buldum.
Bakın aklımın beni terk ettiği yerde onu buldum. Yani kendince aklımın beni terk ettiği yerde. Yani o kendisi aklını terk etmemiş. Akıl onu terk etmiş. Bu ilahi bir ikram. Sufiler kendilerince vahyin karşısında aklını öne sürmezler. Vahyin karşısında bence böyle olması demez. Bir kimse vahyin karşısında bence böyle olmalı veyahut da sünnet-i seniyenin hadis-i şeriflerin karşısında bence böyle olmalı veyahut da üstadın nasihatinin karşısında bence böyle olmalı o kimse aklını öne sürüyor. Sufiler aklın padişahlığını orta yerden kaldırmak için yıkmak için uğraşırlar. Bu uğraşı sen verirsin ama Hallacı Mansur'da ilahi bir el yordamı onun aklı onu terk ediyor.
Bu muhteşem bir lütuf. Muhteşem bir ikram. O yüzden diyor ki aklımın beni terk ettiği yerde ben onu buldum. akıl onda durduğu müddetçe onu bulmayacak. Akıl onu terk edince evet onu buluyor. Bunun gibi yani normalde aklı başında olmak başka bir günahtır ifadesi Hallacı'nın bu sözüyle günah gibi görünüyor.
Yani o bir sufi kendince vahyin veya Kur'an ve sünnetin önünde kendi akıl umdelerini öne sürmeyecek. Bir sufi kendi akıl umdelerini Kur'an ve sünnetin önünde bence böyle olmalı bu ayet Allah'ın kelamı olamaz gibi vahyin karşısına çıkıyorsa o zaman o kimsenin henüz daha aklının ilahlığından kurtulamamış. Rabbim bizleri kurtarsın inşallah. Dolayısıyla aklın günahtan arındırıcı değil perdeleyici olabileceği yani akıl çünkü normalde perdeleyici olur bu noktada çünkü aklın gözü genelde hep dışı dışarı görür içeri görmez kalp ise içeri görür sen akılla baktığında hep dışı göreceksin ama gönül gözü açılmadıysa içi göremeyeceksin ama önemli olan hem kendi içini görmen hem de bu varlık aleminin hakikatine erişmen öyleyse sen bunu akılla metafizik noktasında ötelere doğru kanat çırpamazsın biz şehadet ederiz imanla alakalı
Allah'ın varlığına birliğine şehadet ederiz meleklerin varlığına şehadet ederiz peygamberlerin peygamberliklerine şehadet ederiz kitapların indirildiğine şehadet ederiz ahiretin varlığına hesaba kitaba şehadet ederiz cennetin ve cehennemin varlığına şahit izleriz iman öyledir çünkü şahit izleriz gördün mü cenneti cehennemi görmedin ee ahireti yaşadın mı yaşamadın ee şahit izledin hesaba kitaba çekildin mi çekilmedin ee şahidiz dedin demek ki bu şehadet taklidi tahkiki değil ee öyle olunca o kimsenin manevi gözü açılacak ki
manevi gözü açılacak ki iman noktasında şehadet ederim dedi şahidim dedi şeyleri görsün çünkü hazreti alee efendimiz görmedim Allah'a ibadet etmem dedi görmedim Allah'a ibadet etmem dedi bakmayın siz bu son dönem Allah'ın görülmez denilenlere biz Allah görünür dedik bir de mahkemeye çıktık dediler ki Allah'lık iddia ediyor hala da video dolaşıyor ya ortalıkta videonun çözünürlüğünde böyle hiçbir şey yok ama diyanet mahkemeye verdi Allah'lık iddia ediyor diye bizde dokuz sayfa bende cevap yazdım Allah'ın görülebileceğine
dair hadislerle diyanetin kendi islam ansiklopedisinden alıntılarla bir daha hakime dedim diyanet kendi bastırdığı kitaptan haberi yok dedim kendileri oturup kendi bastırdıkları dedim müftüler kendi bastırdıkları kitabı bile okumamışlar dedim kendi bastırdıkları kitapları okumuş olsalar dedim böyle bir şey yapmazlar o yüzden zahir akıl bir müddet sonra o kimsede perde olur sufilik yolunda ha bir kimse sufilik yolunda değilse o zahir aklıyla önebilir akıl da onunla çelik çomak oynar zaten o çok akıllıdır bu aklını daha daha
arttırır o aklı artır çıktı şirke artar aklı artır çıktı küfrü artar o kendince başlar o zaman Kur'an'ı sünneti sonra Allah'ı bile sorgular Allah muhafaza eylesin ama o normalde kalbi aklı çalışmış olsa kalbin çalışması demek bu akılsız demek değil insanoğlunda iki akıl vardır bir akıl normal bildiğiniz yemeği ağzınıza götürmeye yarayan akıldır bir kimse yemeği ağzına götürüyorsa ensesine götürmüyorsa akıllı hükmündedir bir kimse suyu burnundan içmeye kalkmıyorsa akıllı hükmündedir bir kimse çorbayı kulağına götürmüyorsa
koklasın diye akıllı hükmündedir akıl budur yani siz en deli gibi görünen kimsenin çorbayı kulağına götürdüğünü gördünüz mü görmediniz ben en delinin önüne çorba kasesi koyuyorum iç çorbayı ağzına götürüyor bu mu deli olan e diyorlar bu e bu neden kulağına götürmedi çorbayı da ağzına götürdü çorbayı koklamak için kulağına götürmüyor ağzım ensemdedir deyip çorbayı ensesine de götürmüyor akıl var demek ki az yok onda akıl var tuvaletini yapıyor mu altına yapmıyor akıl var o zaman onda akıl yoksa o tuvaletini de o zaman
daha henüz daha yapmayacak yani tuvalete ihtiyacı hissetmeyecek ne geldiyse salacak dışarı akıl var demek ki o tuvaletini de gidiyor dediğimiz akıl bu akıl o kimse adresini buluyor mu buluyor evine gidiyor mu gidiyor eşini tanıyor mu tanıyor annesinin babasını tanıyor mu tanıyor akıllı akıllı bu normal bildiğimiz akıl bir de kalbi akıl var bilmediğimiz bilmediğimiz yer burası bizim kalbi akıl buna aklı aklı maat derler maat aklı maat kalbi akıl Cenab-ı Hak hani kalpleri var görmezler bakın kalpleri var görmezler kalpleri var
duymazlar kalpleri var duymazlar aa kalpleri var demek ki kalp görüyor Allah kendisi ayeti kerimesinde kendisi söylüyor kalpleri var ama akletmezler diyor kalpleri var ama akletmezler neden kalbi aklı çalışmıyor çünkü insanda en önemli merkez kalptir en önemli merkezdir insanın merkezi kalbidir dünyanın merkezi insandır insanın merkezi de kalbidir insanın kalbidir kalp iyi olursa bütün vücut iyi olur der hadis-i şerifte akıl iyi olursa demez kalp iyi olursa bütün vücut iyi olur kalp kötü olursa bütün vücut kötülüğe
çalışır o zaman o kimsenin kalbi aklının çalışması önemli ve kalbi mekanizması önemli kalbi mekanizma çalışıyorsa o zaman hiçbir yere sığmadan mümin kulumun kalbine sığdım gönlüne sığdım çünkü kalbin bu noktada sınırı yok gönül dediğimiz o manevi metafizik olgunun sınırı yok bildiğimiz zahiri kalbin sınırı var ama o kalp dediğimiz gönül dediğimiz sufice konuştuğumuz onun sınırı yok çünkü Allah sınırsız sınırsız olan Allah mümin kulunun kalbine tecelli ediyor ve hatta diyor ki ben hiçbir yere sığmam oraya sığarım oraya
sığarım diyorsa o zaman onun başlangıcı ve sonu yok ve o kimse ancak bu dediğimiz zikrullah ile teslimiyet ile tövbe ile o kalbi aklı çalışır kalbi aklı çalıştıran en önemli unsur Allah'ı zikirdir ve tövbedir o kimse için en önemli unsur odur o tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir inşallah tövbe sahih ise ve Allah'ı zikreden Allah'ı zikreder ayetle sabittir o zaman hatta başka bir ayette de Cenab-ı Hak der ki Allah'tan hakkıyla korkarsanız o size iyiliği de kötülüğü de ayırt edecek bakın iyiliği ve kötülüğü ayırt edecek
bir anlayış verir ona normalde anlayış derken feraset deriz ya biz ona o iyiliği ve kötülüğü ayırt edecek Allah sizin gönlünüze bir feraset nuru verir hani bazen okumayı önde tutarlar yok canım kardeşim sen Allah'la bağını sağlam kur Allah senin bilmediklerini öğretir siz bildiklerinizle amel ederseniz Allah size bilmediklerinizi öğretir diyor biz bildiklerimizle amel etmeden habire daha okuyacağız diye uğraşıyoruz çok özür dilerim bunu Yahudiler için söylenmiş bu ayet-i kerim ama eşek kitap yüklü eşekler olmayınız
demiş yani şu anda Müslümanlar kitap yüklüler eşek diyemem Müslümanlara ama kitap yüklüler ve okuduklarıyla öğrendikleriyle amel etmiyorlar eğer Müslümanlar okuduklarıyla öğrendikleriyle amel etmiş olsa tırnak içerisinde ülke bu halde olmaz tırnak içerisinde Müslümanlar bu halde olmaz tırnak içerisinde dünya bu kadar zalim olmaz ama Müslümanlar bütün her şeyi okuyorlar senden benden çok iyi biliyorlar her şeyi ama yaşamıyorlar Müslümanları eleştirmek hiç hoşuma gitmiyorlar ama velakin bu hale geldik kalbimiz çalışmıyor
çünkü öğrendiklerimizle amel etmiyoruz ayeti kerime Cenab-ı Hakk'ı sabah akşam Allah'ı zikredin sabah akşam biz Allah'ı zikretmiyoruz namazlarınızı kıldıktan hemen sonra ayaktayken otururken yanlarınız üzerine yatarken Allah'ı çokça zikredin ayeti kerime biz böyle zikretmiyoruz böyle zikretmeyince biz normalde ne yazık ki kalbimiz kalbi akıl çalışmıyor günahlarınızla tövbe ediniz bizim tövbemiz dilimizde biz tövbeyi de düptüzgün yapamıyoruz öyle olunca zahir akıl genel olarak hesap kitap ediyor hep genel olarak nefsani düşünüyor
dünyevi düşünüyor zahir aklın işi bu ve manevi olarak yol gidecek olanın da önüne bu engel bu şu demek değil sakın böyle bir şey algılamayın dünyayı terk edeceksiniz dünyalık işiniz olmayacak onu söyleyenlerden değilim dünyaya aşık olmayacaksınız vahye tabi olacaksınız nefsinizle tabi olmayacaksınız kuran ve sünnete tabi olacaksınız kuran ve sünnete teslim olacaksınız bu demek değildir ki dünyevi işleriniz olmayacak dünyayı boşa bırakacaksınız bu değil benim demek istediğim burada normalde o kimse aklını sufilik yolunda
aklın haddini bilecek aklın haddini bilip diyecek ki burada ayet var buna teslim ol aklın haddini bilmesi bu konuda hadis var burada buna teslim ol sufi ise onun haddini bilmesi üstadın bu noktada nasihatı var bunu dinle kuran sünnet tarihesinde ise aklın normalde hududu bu ama aklın bu hududunu biz aşıyorsak o zaman aklı biz ilahlaştırmış oluyoruz Allah muhafaza eylesin yani aklın kılavuzluğunu inkar etmiyorum aklın kılavuzluğunu inkar etmiyorum burada mesele yanlış anlaşılmasını istemem akıl kılavuzdur eyvallah ama aklımız
ilahımız değildir aklı kılavuz gibi kullanmak farklı bir şeydir ama aklı ilahlaştırmak farklı bir şeydir Allah bizi affetsin aklı başında oluş geçmişleri hatırlamaktan ileri gelir geçmişin de Allah'a perdedir geleceğin de Hz. Hz. Pir burada telleri yakıyor bizim hepimizin de her ikisini de ateşe vur bu ikisi yüzünden ne vakte kadar ne gibi boğum boğum alacaksın tekrar okuyayım bu beytleri tam tel yakma aklı başında oluş geçmişleri hatırlamaktan ileri gelir geçmişin de Allah'a perdedir geleceğin de her ikisini de ateşe vur
bu ikisi yüzünden ne vakte kadar ne gibi boğum boğum alacaksın Cenab-ı Hak her an yeniden bir yaratılıştadır her an yeni bir iştedir her an yeni bir tecelli üzerinedir Cenab-ı Hak Rahman Suresi ayet 29'da da o her an bir iştedir der yani Cenab-ı Hak'ın en küçük zaman birimi daha edemeyeceğim burada an olarak nitelendirilmiş her an Cenab-ı Hak bütün sıfatlarıyla bir iştedir o Cenab-ı Hak her an yeni bir yaratılış üzerindedir her şeyi yeniden yaratır seni beni alemi kainatı her şey bu aklın alacağı bir şey değil ancak
kalbi aklın tecelliyata rağm olursa anlayabileceği bir şeydir böyle olunca sufiler bu ayeti bu ayeti her an Cenab-ı Hak'ın sıfatsal tecelliyatlarına rağm ol tabiri caizse bunu seyret bunu gör her an yeni bir yaratılış üzerine bütün varlık bundan kendince bir tefekkür çıkar bundan kendince bir zevkini bul bunun o yüzden normalde geçmişte kalan geçmişte kaldı gelecek ise henüz daha gelmedi sufiler anı yaşarlar onlar için önemli olan andır geçmişe takılıp
kalan perdedir Allah'a yaklaşamaz hani bazen insanlar günahlarını düşünürler o günahları onda perde olur o günahlarını düşünürken Allah'a yaklaşamazlar geçmiş onda ayrı bir perde olur oysa Hz. Pir dün dünde kaldı cancağızın der bugün yeni bir şeyler söylemek lazım der dün dünde kaldı dünde takılıp kalma ey sufi kardeş dün dünde kaldı ne işlediysen ne yaptıysan o düğüne dünde kaldı o sen yıllar öncesini bugününe taşıma insanların yaptığı en büyük gafletlerden birisi bu 20 yıl öncesini 20 yıl sonrasını taşıyacağım diye uğraşıyor
30 yıl öncesini 30 yıl sonrasına taşıyacağım diye uğraşıyor sen daha nişanlıyken bize böyle böyle yaptın kaç yıl olmuş evleneni 35 yıl olmuş 35 yılı taşıyor yük yapmış üzerine geçmişini kendisine yük yapmış geçmişini Allah'ın önünde Allah'ın önünde perde oluşturmuş kendince kendisini perdelemiş dün şöyle bir hayat yaşadıydım eyvahlar olsun dünün ateşiyle yanıp tutuşuyor dün onda perde bir kısmında da gelecek perde yarın benim durumum ne olur yarın iflas edersem yarın işsiz kalırsam yarın eşsiz kalırsam yarın çocuksuz
kalırsam yarın mansız mülksüz kalırsam yarın parasız kalırsam ya yarın gelmedi daha yarının ateşiyle yanıp tutuşuyor gelecekle alakalı yanmış gelecek kaygısı psikolojisini bozuyorlar insanların geçmiş kaygısı ve gelecek kaygısı insanların psikolojilerini bozar geçmiş kaygısıyla gelecek kaygısı insanın Allah'la arasını da bozar geçmiş kaygısı o kimseyi yer bitirir geçmişini düşünmek o kimseyi yer bitirir canım kardeşim geçmişinde ne yaptı sen yaptın tövbe ettin döndün geri Cenab-ı Hak sen tövbe edip geri döndüysen geçmişte
yaptıklarını hayra çevirdi bırak ya geçmişini bırak takılıp kalma orada etraf takılıp kalacak zaten sende oho sen geçmişinde neler yaptıydın hepsini hayra çevirdi Allah de onlar kafeyi yesin onlar telleri yaksınlar çünkü o Allah'ı öyle bilmiyor ama sen biliyorsun sufisin sen tövbe ettiysen Cenab-ı Hak günahlarını affetti senin ne geçmişe takılıp kaldın kalma bırak geçmişte kumarda oynadın içki değiştin fuhuşta yaptın şunu da yaptın bunu da yaptın her türlü melaneti yaptın yaptın ya oturdun zikir alakasına Allah'ı zikrettin
bir üstada bağlandın senin geçmiş günahlarının hepsini hayra çevirdi iman et vahye tabi ol hadis-i şerif Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem azetleri kim cemaatle zikrullah yapar ise geçmiş günahları hayra çevirilmiş olarak kalksın dedi peygamber söyledi Mustafa Özban'ın sözü değil imamı ambel naklediyor hadis-i şerifi ben o peygamberin peygamberliğine iman ettim o heva ve hevesinden konuşmaz ayeti kerime var o Allah'ın vahyiyle yaptı ne yaptıysa şimdiki düzenbazlar gibi o da günah işlemiştir diyen çok affedersiniz
südü bozuk kanı bozuklardan değilim o ne yaptıysa vahiyyle yaptı ne yaptıysa vahiyyle yaptıysa bu söz de vahiy o zaman zikrullah yaptık az önce 3 devit okuduk geçmiş günahlarınız afolmuş olarak buradan kalkacaksın isterse birisi buraya temaşa etmeye seyretmeye gelsin veyahut da işte ya ben Cafer oradadır Cafer'i görmeye geldim desin 3 deviydi vurdu vurdu affoldu çünkü hadisi kudsi de geçen diyor ki hadisi kudsi de melekler dediler ki filanca oraya temaşa için gelmişti veya filanca diyor orayı normalde seyretmeye gelmişti
Cenab-ı Hak cevap veriyor ey melakelerim şahit olun orası öyle bir meclistir ki orada bulunanları affetmemek Allah'ın şahına yakışmaz Allah'la kim ortak olacak o zaman geçmişini bırak geçmişin seni yakmasın gelecek kaygısı da seni yakmasın ya seni bu yaşa götüren Allah bundan sonra da götürür ya seni bugüne kadar ayakta tutan bundan sonra götürür seni ne zorlukların içerisinden ne sıkıntıların içerisinden çıkarmış merak etme geleceğin de aydınlık olur ne gelecek ümitsizliği yaşıyorsun ki Allah var gam yok sen gelecek
kaygısıyla kendini helak etme ve dünya için değmez zanki zaten dünya dediğin oyunu oynaştan başka bir şey değildir o zaman gelecek kaygısı dünyevi bir kaygıdır şeytanın vesvesesidir nefsin heva ve hevesidir bu gelecek kaygısı hiç gelecek kaygın olmasın tövbe ettin döndün zikrula lakasın oturdun geçmiş kaygısından kurtul geçmişin ne ki Allah muhafaza eylesin kirmizi de geçiyor sabah olduğunda akşamı düşünme akşam olduğunda da sabahı düşünme sen Allah'a yönel sen Allah'a teslim ol senin anne karnında rızkını nasıl verdiyse
dünyada bir anne karnı merak etme senin rızkını verecek ya anne karnında seni bütün tehlikelerden nasıl koruduysa ya seni koruyacak dünyada da koruyacak sen Allah'a teslim ol sen ona teslim olmazsan o zaman bütün kaygılardan psikoloji bozulacak sonra gideceksin bir psikiyatriye diyeceksin ki işte şöyle oluyorum böyle oluyorum al bu hapı diyeceksin iyice psikolojini bozacak çünkü bütün psikiyatri haplarının hepsi de psikolojiyi bozmak için siz dünya sağlık örgütü denilen o sağlıksız vahşi örgütün insanlara faydalı bir şey mi yaptığını
zannediyorsunuz o dünya sağlık örgütünün sattırdığı hapları ilaçları iğneleri size çok faydalı bir şey mi zannediyorsunuz hepinizde müşterisiniz ben dünya sağlık örgütünün müşterisiyim şeker hastasıyım ha bire boyuna hap yut tedavi oluyor mu hayır müşterisin ne var tansiyon var boyuna hap yut ne var müşterisin müşterisin bugüne kadar normalde kim biliyordu psikiyatri haplarını antidepresanları kimse bilmiyordu şimdi ülke antidepresan bahçesi önüne gelen bir antidepresan atıyor kadınlar erkekler evde ruh gibi dolaşıyorlar
gidiyorlar bir psikiyatriye al bir tane antidepresan git geceleri uyuyamıyorum ulan ben de uyuyamıyorum yıllardan beri bana telefon açıyorlar ya ben uyuyamıyorum ben yıllardan beri uyumuyorum uyuma dahi Allah'ı çok zikredersin kalıyor tehdit çek şeytan senin uykunu getirecek sonra sabah arıyor valla efendim tehdit çekmeye başlayınca nasıl da uykun geldi öyle şeytanın işi ne sen otur gece namaz kılacağım 50 rekatta valla da billaha da horol horlu uyursun daha ikinci dördüncü rekatta daha dört rekat bitmez ne oldu ne uykun geldi
tabi gelecek nefis bırakır mı seni şeytan bırakır mı gece ibadet edeceksin Hz. Ömer efendimizin oğlunun oğlu yani neydi Selim miydi şimdi ismi aklıma gelmedi Abdullah'ın oğlu Hz. Resulullah diyor ki Abdullah için sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Abdullah iyi adamdır ama diyor bir de gece namaz kılmış olsa diyor iyi insan ama gece namaz kılsa sonra diyor bu sözü duyunca babam diyor her gece hani uzun uzun namaz kılmaya başladı ondan sonra az uyumaya başladı diyor hani iyi insan ama gecede namaz kılsa sen şimdi
bir de gecede namaz sen iyisin güzel çok tatlı harika sıkıntı yok bir de gece namaz kıl bak nasıl uykun gerçek senin sen uyuyama al tesbih elini uyuyamıyorsun otur koltukta la la illallah başla ben uyuyamıyorum diye ne gece de diyorum on bin tevhid çek ertesi gün arıyor beni valla çekemedim efendim diyor ne oldu uyudun mu ben uyudum diyor hani uyuyamıyordun nefis insanı öyle yapar sen gece oturun yirmi bin tevhid çekeceğim deyin bakın nasıl soğurlarla uyuluyorsunuz sabah namazını bile kaldırmaz sizi hatta kulağına
fısıldar seni gece ben alt edemedim sen on bin tevhid çektin şimdi sabah namazını vaktinde kılmasan da olur bak vücudunda kalkmıyor zaten bir de şekerlisin bak kafanda bulanıyor ee biraz daha yat ya kalktığında kılarsın şeytan üfler böyle ince ince bak dün çok yoruldum bir de ee ya biraz yat ya hani bir de sahabe varmış ya yani gece fırıncılık yapıyormuş işte sabah namazına kalkamıyormuş Allah Resul demiş ya ona hani sen kalktığında kıl ee ya senin de fırıncadan eksik yanın mı var ya sen de gece ne o internette dolaştın
ne o Youtube'da dolaştın ondan sonra Instagram'da dolaştın bir de ona buna çattın o kafirde o münafıktı paylaşımlar yaptın bütün milleti uyandırdın ya cihat ettin ee sabah namazını yatıver biraz ya şeytanın işi ne o yüzden şeytan o vesveseyi verir buradan psikolojik olarak uyuyamıyorum diyenlere nasihatım oturun 30 bin tevhid çekeceğiz bu gece değil mi bak nasıl uykunuz geliyor Allah bizi affetsin o yüzden normalde kalp kalp gelecek kaygısıyla geçmiş kaygısıyla Allah'a Allah'a perdelenir o kaygıyı at Rabbim bunlardan
eylesin o yüzden geçmiş gitmiştir gelecek henüz daha gelmedi Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şerifi muhteşem hani Müslim'de geçiyor kalbim perdelenir bu yüzden her gün 70 defa istiğfar ederim başka bir hadis-i şerifte de diyor ey insanlar Allah'a tövbe edip ondan af dileyiniz zira ben ona günde 100 defa tövbe ederim ikisi de Müslim hadisi bunların tövbe et kalbin bu noktada devamlı olarak çalışsın durmasın durduğu yerde Rabbim dizleri perdelenmiş kalple huzuruna çıkarmasın bir de bu geçmişle
alakalı ümitsizliğe düşme bu normalde hadisi kutsi şimdi devamlı sizler biliyorsunuz bunu hep böyle bunu derslerde söylerim okurum her neyse bu hadisi kutsi hepimizi ümitvar eden hadisi kutsi bir kul günah işlediğinde Allah'ım günahımı bağışla derse Allah tebareke ve teala kulun bir günah işledi ve günahı bağışlayacak veya bu yüzden kendisini sorgulayacak bir Rabbi olduğunu bildi der sonra kul tekrar günah işler sonra kul tekrar günah işler Rabbim günahımı bağışla der Allah da kulun bir günah işledi ve günahı bağışlayacak veya bu yüzden kendisini sorgulayacak bir Rabbi olduğunu bildi der
ben seni affettim ben seni affettim artık artık dilediğini yap buyurur siz yapmayın siz yapmayın siz yapmayın öyle bizim dervişler bizim dervişler aa dilediğini yap adisi kutsi var adisi kutsi var nasıl olsa her perşembede zikrullaha gidiyoruz derslere de gidiyoruz ee vur patlasın çal oynasın ya hadisi kutsi de var ee biz zaten tövbe ediyoruz her gün yüz sefer subhanallah ve bihamdihi subhanallah el azim ve bihamdihi estağfurullah el azim kim bunu günde yüz sefer söylerse deniz köpükleri kadar günahı olsa Allah onu affeder
müjde müjde üzerine zaman kaydır ya bir taraftan Allah muhafaza eylesin ben yapayım da siz yapmayın yani öyle bir bazen kaydırıyoruz biz böyle Allah bizi affetsin o yüzden ümitsizliğe düşme tövbe tövbe de samimi olarak kal merak etme Cenab-ı Hak senin günahlarını hayra çevirir ney gibi boğum boğum olmak öyle dedi ya hani ney gibi boğum boğum olmak bu da hani neyin içi boş olursa güzel ses çıkarır bunu neyzen daha iyi bilir neyin içerisinde güzelce temizlemen lazım neyin içerisinde o boğumlarında hiçbir pürüz kalmayacak
eğer boğum boğum olursa güzel ses çıkmaz ondan net ses çıkmaz kaliteli ses çıkmaz hem neyin kargısı düzgün olacak böyle düp düzgün olacak ve içindeki boğumları güzel temizlenecek içindekileri boğumlar güzel güzel temizlenirse o zaman güzel bir ses çıkar şimdi burada boğum boğum olmasını Hazreti Pir diyor ki sen diyor normalde ney gibi boğum boğum olacaksın bu ikisi yüzünden yani sen bu gelecek ve geçmiş kaygısı yüzünden ney gibi boğum boğum olacaksın yani senden düzgün ses çıkmayacak yani gelecek ve geçmiş kaygısıyla
sen Allah'ın dili olamayacaksın sen manevi bir dil olmayacak sende manevi bir kalp olmayacak sende o perdelenmiş bir kalbe sahip olacaksın boğum boğum Allah muhafaza eylesin 22.49 burada bırakayım mı aslında sohbet de çok hoştu ama neyse ben bitirmiş olayım neyde boğum bulundukça sırdaş değildir dudağın sesin mahremi olamaz buradan devam edeceğiz Hazreti Pir telleri yakmaya devam ediyor bizi hayretten hayrete geçiriyor El Fatiha
Amin Amin

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi