mustafaozbag.org

Mesnevi okuması (1951. Beyitten) 01.06.2024

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 2 Haziran 2024 · 1:16:32

Euzübillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Eftâni zikrfâlevennehu, La ilâh, ilâh, ilâh, Rabb Muhammeden Resûlullah, Cemiyenel biyâhi vel murselin, velhamdülillâhi rabbil âlemin.
Selamun aleyküm. Aleyküm selam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Amin. Rabbim gündüzünüzü hayırlı eylesin. Amin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Amin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Amin. Hakkı hak bilip hakça yaşayan, batılı batıl bilip batıla karşı her iki cihanda, her dünyanın her tarafında mücadele edenlerden eylesin. Amin. Rabbim dünya üzerinde nerede bir Müslümana zulmediliyorsa, o Müslümanın hakkını, hukukunu, Cenab-ı Hakk'ın intikamını alsın. Amin. Zulmedenleri kahri perişan eylesin. Amin. Zulmedenlere yardımcı olanları da kahri perişan eylesin. Amin. Zalimleri yerle yeksan eylesin. Amin. Makamlarını yerin altına geçirsin. Amin.
Zalim devletleri yerin altına geçirsin. Amin. Zalim devletleri Cenab-ı Hakk kahri perişan eylesin. Amin. Bu çocuğun elinden oyuncağı alın. Hangi çocuksa, annesi çocuğun elinden oyuncağı alsın. Amin. Zamanımızdaki günlerde Rabbinizin güzel kokuları vardır. Kendinize gelin, o güzel kokuları almaya çalışın. Hadisinin tefsiri. Konu başlıyor. Peygamber, Hakk'ın güzel ve temiz kokuları bugünlerde esecek. O vakitlere kulak verin. Aklınız o vakitlerde olsun ki, bu çeşit güzel kokuları alasınız. Bu fırsatı kaçırmayınız dedi. Koku, tarih boyunca hep farklı algılanmış.
Farklı atfedilmiş. İnşallah Cenab-ı Hakk bana bu kokuyla alakalı geniş bir sohbet zamanı oluştursun. İnşallah onu önümüzdeki haftalarda kokuyu işleyeyim mi? Koku bir şeyin işaretidir. Hani mesela işte bir kimsenin soğuk algınlığı olur, nefesi farklı kokar. İşte midesinde rahatsızlık vardır, nefesi farklı kokar. Örneğin işte pankreası rahatsızdır, vücudu ayrı kokar. Kalbinde rahatsızlık vardır, ayrı kokar. Bu bağırsaklarında rahatsızlık vardır, ayrı kokar. Şimdi Gürkan, hastalarla fazla uğraştığından o farklı farklı kokuları algılar. Hastanın, hastalığına, hastalığının çeşidine göre vücut koku yayar. Bu işin zahir tarafıdır.
Mesela şeker hastası. Şekeri yükselince ağzı, nefesi kokar. Bildiğiniz nefesi kokar o kimsenin. Şeker çok yüksektir, nefesi kokar onun. Hele aç kan daha fazla kokar. Bu işin zahir tarafı. Mesela yalancı ayrı kokar. Gıybet eden ayrı kokar. Bildiğiniz koku. Zina eden ayrı kokar. Faizle iştigal eden ayrı kokar. Kokusu değişir vücudunun. Tövbe etmeyen ayrı kokar. Ben şimdi yavaş yavaş başka yere doğru geleceğim şimdi. Mesela zikreden ayrı kokar. Tehvit çekenin kokusu ayrıdır. Mesela Allah esması çekenin kokusu ayrıdır. Hu esması çekenin kokusu ayrıdır. Hay esması çekenin kokusu ayrıdır. Bunlar, bu kokular insanın üzerinde değişik değişiktir.
Beytullah'ın kokusu ayrıdır. Tevhid çeken Beytullah'ın ayrı kokusunu alır. Allah esmasını çeken Beytullah'ın ayrı kokusunu alır. Hu esması çeken Beytullah'ın ayrı kokusunu alır. Hay esması, Hak esması, Kayyum esması, Kahar esması bunların hepsinde Beytullah'ın farklı farklı kokuları vardır. Ve o kimse mesela Beytullah'ta olmasa dahi Beytullah'ın kokusunu alır oturduğu yerden. Medine-i Münevvere'nin kokusu ayrıdır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kokusu da ayrıdır. Hazreti Ebubekir'in ayrıdır, Ömer Osman Ali radıyallahu anh hazretlerinin ayrıdır. Hazreti Hasan Efendimiz ayrı kokar, Hüseyin Efendimiz ayrı kokar. Ehli Beyt, gerçek Ehli Beyt, icazete böyle bin dolara yazılmayan bir Ehli Beyt'in kokusu ayrıdır.
Mürşid-i Kamil'lerin de kokuları ayrıdır. Her Mürşid-i Kamil'in kendine az, kendine özel kokuları vardır. Şimdi koku öylesine enteresan bir şeydir ki, yalnız her burun o kokuyu almaz. Bir de işin bu tarafı var. Bir zahiren, burunun tıkalıdır, işte genizinde problem vardır, burun beyninde problem vardır, burun deliklerinde problem vardır, burun sinirlerinde problem vardır. Tıpçı değilim. Tıpçılara da hakaret etmiş olmayayım şimdi. Abdullah da oradan şimdi bakacak. Bir dal girmediğin, dalmadığın bizim dalımız kaldıydı diyecek. Tıpçı değilim. Ama normalde mesela bir kimsenin burun hassasiyeti, oradaki damarlarda zedelenme varsa mesela kokuyu almaz. Örneğin, hani bir korona denilen bir salgın vardı, işte neydi?
Tat ve koku gidiyordu önce, öyle değil mi? Koku gelmiyordu geriye. Neden? İşte tahrip oluyor. Tahrip olunca 6 ay, 7 ay, 8 ay kokunun gelmedi. Hatta o günden beri koku alamayan insanlar da var. Kalıcı, adam kokuya karşı bir duyarlılığı kalmadı örneğin. Şimdi böyle düşündüğümüzde demek ki bir sürü şeyin, mesela bin bir türlü çiçek var, bin bir türlü çiçeğin kendine ait kokuları var. Bin bir türlü hayvan var, sayısını bilemezsin, çiçeklerin sayısını bilemezsin. Hepsinin ayrı ayrı kokuları var ve baskın olan bir koku var ise o bütün kokuları bastırır. Baskın kokular vardır. O baskın kokular diğer kokuları bastırır ama o koku yok hükmünde değildir. Vardır ama bir koku orada basmıştır orayı. Baskın olduğundan sadece onu bir kimse koklar, burası gül kokuyor der veya burası karanfil kokuyor der.
Halbuki orada gül de vardır. Hassas burun olursa gül kokusunu da alır. Hassas bir burun yok ise o zaman o karanfilin içerisindeki gül kokusunu alamaz, hissedemez. Ama yok hükmünde değil. Ben kokuyla alakalı özel ders yapacaktım, herhalde yaptık şimdi. Kısacası, özet oldu. Şimdi bir de işin manevi kokusu var. Bunun da az bir şey hani değindik makamlara göre. Kalbi meratiplere göre de o kimsenin kokusu değişiktir. İşte peygamber, hakkın güzel ve temiz kokuları bugünlerde esecek o vakitlere kulak verin. Aklınız o vakitlerde olsun ki bu çeşit güzel kokuları alasınız. Bu fırsatı kaçırmayınız dedi. Mesela meşhur ya hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ben Rahman'ın kokusunu Yemen'den alıyorum dedi.
Yani bu hadis-i şerifi genelde hani bir daha böyle hani hakkın kokusu Yemen tarafından gelmektedir diye. Bunun değişik versiyonları var ama hani bir tanesi yeterli bu konuyla alakalı. Onun olsana masanın üzerinde de hediye gelmiş bir acrini vardı. Teşekkür ediyoruz o acrini de dört çetik eserini getirene. O esnada ben böyle gayri ihtiyar ona bakarken de bu kokuyla alakalı o hadis-i şerifi de orada buldum acrini. Normalde bununla alakalı tabi böyle bir hani delil olsun diye yazdım. Yoksa Yemen'den ile alakalı kokunun geldiğine dahi veya Rahman Yemen'dedir bununla alakalı çok hadis-i şerifi var. Ama normalde genel olarak da bunu hani Veysel Karani Hazretlerine atfederler ya Yemen ile alakalı. O yüzden normalde Hazreti Peygamber de Tirmizi'de geçiyor hadis-i şerif.
Ümmetimden bir adamın yani üveysin şefaatiyle temim kabilesinden daha fazla kişi cennete girecektir. Ya da ümmetimden şefaatiyle daha çok kimsenin cennete gireceği bir üveys vardır diye. Bunun da değişik rivayetleri var. Hatta Müslüm'de kim ona erişirse ona uğrayınız kendisi için istiğfar ettirsin rivayeti de var. Hani ona uğradığında kendin için istiğfar ettir. Yani sen kendin için tövbe ettir. Yani siz birbirlerinize temiz ağızlarla dua ediniz. Birbirlerinize temiz ağızlarla istiğfar ediniz. Yani bir başkası için tövbe etmek, bir başkası için dua etmek, temiz ağızla tövbe etmek, temiz ağızla dua etmek oluyor. Yani çünkü hiçbir kimse kendi nefsine temiz değil ya da ben temiz değilim.
Hani nefsini temize çıkaranlardan olmayalım ayeti kerime. O zaman ümmet birbirine dua edecek, herkes birbirine dua edecek, erkek eşine hanımına dua edecek, hanım kocasına dua edecek, anne baba çocuklarına dua edecek, çocuk anne babaya dua edecek, kardeşler birbirlerine dua edecekler. Bu muhteşem bir temizlik harekatı aslında. Ama ne yazık ki insanların içine fitne giriyor. Kadın kocasına lanet okuyor, koca karısına lanet okuyor, anne baba çocuğuna lanet okuyor. Çocuk anne babaya lanet okuyor. Böylece toplum ayrışıyor. Aile kavramı kalmıyor. Ailelerin içerisinde ortak noktada buluşmak kalmıyor. Bakın en büyük oyun, en büyük oyun. Dünya üzerinde aile kavramını yıkmak, aileleri dağıtmak.
Bu Müslümanlar, bu Hristiyanların üzerinde oynandı, bitti. Şimdi Müslümanların üzerinde oynanıyor. Müslümanlar bu konuda uyanık olacaklar. Aile kavramını dağıtmayacaklar. Erkekler, işler iş sizde. Bir ev dağılıyorsa sorumlusu erkektir. Eşini, ailesini, çoluğunu, çocuğunu koruyacak. Kadınlar, kocalarınızı zorlamayın. Kocalarınızın yapamayacağı, güç yetiremeyeceği işler istemeyin. Eşlerinizi utandırmayın. Makul bir geçim sağlayın. Ve geçinin. Bu konuda Müslümanlar daha hassas davranacaklar. Eşler birbirlerine daha hassas davranacak. Daha hassas davranarak evliliklerini bozmayacaklar.
Yuvalarını dağıtmayacaklar. Hassas davranacaklar. Bu tırnak içerisinde deccaliyetin büyük oyununu bozacak Müslümanlar. Yoksa biz de Hristiyanlaşacağız. Yoksa biz de Yahudileşeceğiz. Yoksa biz de dinsizleşeceğiz. Ne olduğumuz belli olmayacak bizim. Allah muhafaza eylesin. Kapattık. Tırnak içerisinde bunu söylemiştik. Evet. Normalde o zaman Hakk'ın kokusu Yemen'den geliyor. Rahman'ın kokusu Yemen'den geliyor. Demek ki koku önemli. Manevi koku almak. Zahiri koku almak da önemli. Mesela işte bir dahiliyeci kokuyu alabilmeli. Bir dahiliye doktoru kokuyu alabilmeli. Onun normalde nefes kokusundan, onun vücut kokusundan ondaki rahatsızlığı tespit edebilmeli.
Bu ayrı bir çalışma sistemi. Bu ayrı bir şey. Yani normalde pankreas hastası bir kimseyi defalarca koklaması lazım. Veyahut da mide rahatsızlığı yaşayan bir insanı defalarca koklaması lazım. O kokudan onun rahatsızlığını hissetmesi lazım. Anlaması lazım. Bunu tırnak içerisinde bir daha söyleyeyim. Mesela ölümün de kokusu vardır. Yani bunun burnunu hissederse bir hastanın yanına gittiğinde o ölüm kokusunu aldıysan daha önce hissediyorsan o hastadan o ölüm kokusunu hissedersin, alırsın. Kendi iç aleminde dersin ki bu koku değişik bir koku. Bu öleceğine kendince işaret edersin. Bu da ayrı bir kokudur. Mesela ölüm kokusu ayrı bir şeydir. Evdekiler hissetmez onu.
Odaya girdiğinde ölümün kokusunu hissedersin. Bu böyle anlık mesele değildir. Bir kimse de öyle pat tak ölmez bir kimse. Ölüm başlangıcı vardır onda. İsterse trafik kazasında ölsün. O ölümün başlangıcı vardır. Onda ölüm başlamıştır. Onda ölüm başladıysa mesela o kimse Kur'an sünnet dairesindeyse ayrı onda tecelli eder. Kur'an sünnet dairesinde değilse ayrı tecelli eder. Namaz kılan da ayrı tecelli eder. Namaz kılmayan da ayrı tecelli eder. Allah'ı çok zikreden da ayrı tecelli eder. Ondaki tecelliyat farklıdır. Bunlar seyir-i sülukun işaretleridir. Seyir-i süluku olmayan bir kimsenin bunları bilmesi mümkün değildir. Bu kadar teferruatlı bilmesi de mümkün değildir.
Öyle seyir-i süluk öyle iki bin dolara verip bir icazet almaksa da olmuyor. İşte normalde eğer o kimsenin kalbi çalışıyorsa kalbi çalışıyorsa onun aklı kokudan hükmeder. Burnu çalışıyorsa burnu çalışıyorsa o kokudan hükmeder. Hani Hazreti Pir daha önceki mesnevinin bir beyti vardı ya burnun niçin koku almaz bilir misin der. Burnun niçin koku almaz? Burnun neden koku almaz? Burnun koku almaz çünkü heva ve hevese uymuş bir nefis taşıyorsun. Burnun koku almaz çünkü manevi olarak körleştin. Çünkü burun da bir göz gibidir. Burnun da kendine ait bir aklı vardır. Bakın burnun da kendine ait bir aklı vardır. Koklarsın çay koktu veya kokmadı.
Çay kokmadıysa çay kokusu yoksa bunda ya senin burnunda rahatsızlık var ya da çayı demlemekte rahatsızlık var ya da çayda rahatsızlık var. Çayın çay gibi kokması lazım. Eğer burnun daha önce çay kokusunu aldıysa o koku hangi çayı içtiysen o koku sende oturur. Aklın onu hıfz eder. Çayın kokusunu hıfz eder. Ve sen o çayın kokusunu ararsın. eğer o çayda koku yoksa ben içimden şöyle derim. Çay çiğ kalmış. Çay düzgün demlenseydi çiğ kalmazdı. Çiğ kalmayınca da çay çaya kokardı. Hangi çaya ama? Benim aldığım çay kokusuna kokardı. Benim aldığım çayın kokusu yoksa onda halbuki kendine ait bir çayın kokusu var mı?
Var. ama benim hıfz ettiğim çay kokusu yoksa dedim ki bu çaya kokmuyor. Halbuki o çayın da kokusu var. Ama benim hıfz ettiğim koku yok onda. O yüzden ben derim ki bu çay kokmuyor. Çay kokmuyor. Böyle olunca ne oldu? Benim burnum hassas değil. Ezbere konuştu. Ezberlediğini söylüyor. Bakın ezbere konuştu benim burnum. E neden ezbere konuştu? ben bir çay kokusu almışım. Devamlı o çaydan hep çaylardan o çay kokusunu bekliyorum. Burnum benim ezbere konuştu. Hassas değil. Hassas olsaydı bu çayın kokusunu da alacaktı. Hassas olsaydı kokusuz diye atfedilen suyun da kokusunu alacaktı. Su kokusuzdur. Doğru mu?
Değil. Suyun da kendine ait bir kokusu vardır. Her suyun kokusu ayrıdır. Her suyun kokusu kendine ait ayrıdır. Aynı çeşmeden doldursanız dahi her bardağın kokusu değişir. Ardı ardına bardakları doldursanız dahi kokusu değişir. Ardı ardına doldurunuz. Bekletin bardakları orada. 10 dakika içerisinde onun da kokusunu değiştiğini göreceksiniz. Bu konuda en hassas burunlu Allah rahmet eylesin. Anne dedemdi. Dört tane testi var bir tane de küp var. Hepsi de aynı çeşmeden dolduruluyor. Ama testi ve küpler çeşmenin suyunu kendisine benzetiyor. Küçüğün bir büyüğünden su katın bana.
Küçüğün bir büyüğünden testiden küçüğün bir büyüğü var. Büyük var. Büyüğün küçüğü var. Tarih bu. Küçükten bir su katın bana. Küçükten bir su getiriyorlar. Alıyor tası bildiğiniz sefer tası. Tamam. Bir tek annem yapar. Güçüğün bir büyüğünden su katın dedi. Her seferinde de anneanneme der. Aman nereden küçüğü büyüğü korkutmuş sezi. Böyle yürüttük gidiyor eşine ana. Boşlar ben katıvereyim su. Kızım onun dediği yerden kat. Anneannem yalvarıyor ona. Tamam tamam diyor. Gidiyor büyükten katıyor. Dedem gene alıyor büyüdüm.
Ağzında dolaştırıyor. De gidi eşek yarata de. Bu büyüğün suyundan olmuş. Hassas koku alıyor. Dili de tadı alışmış. Koku alıyor. Ben bunu izlediğimde 13-14 yaşındaydım. Bize tuhaf geliyordu. Tuhaf değilmiş. Şimdi maneviyatta da koku vardır. Mürşidi Kamil'in kokusu ayrıdır. Altıncı Esma'nın kokusu ayrıdır. Beşin dördün üçün ikinin kokusu ayrıdır. Günah kebari içerisinde dolaşanın kokusu ayrıdır. Faiz yiyen adamın kokusu ayrıdır. Vücudu da ayrıdır. Bakışları da ayrıdır. Siması da ayrıdır. Evet her şey ayrıdır.
O yüzden Hz. Pir der ki burnun neden koku almıyor? Burnun koku almıyor. Neden almıyor? Günah kebari daldı. Yanlışlıklara daldı. O yüzden koku almıyor. Ama o Rahman'ın kokusu her daim eser mi? Evet. Yemen tarafından Rahman'ın kokusu her daim var mıdır? Vardır. Seher vaktinin kokusu her daim var mıdır? Vardır. Zikrullah halakasının her daim kokusu var mıdır? Vardır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine aşık olan bir kimse peygamber kokar. Var mıdır? Vardır. Bir esmaya aşina olan bir esmayla hemhal olanın o esmanın onda kokusu vardır. Tecelliyatı vardır. Yusuf aleyhisselam kokusunu yayar mıydı?
Evet. Kim duyardı kokusunu? Yakup duyardı. Bakın Yakup kokusunu duyardı. Ne dedi Yusuf'un kardeşleri? Gittiler Yusuf'u kuyuya attılar. Gömleğini aldılar. Bir tane hayvanın kanına boyadılar. Yakup'un gözü görmüyor çünkü. Özür dilerim sonradan kör oldu. Öncesinde gözü görüyor getirdiler. Kokladı. Kokladı bakın gömleği. Koklayınca ne oldu? İnanmadı kendi çocuklarının söylediğini. Bu şeytanın bir oyunudur dedi. Şeytan apaçık sizin düşmanınızdır dedi. Ama Yakup hiçbir zaman Yusuf'un kokusunu unutmadı.
kilometrelerce uzakta olmasına rağmen Yusuf'un hep kokusunu aldı. O kokuyla dirayetini kaybetmedi. O kokuyla ümidini kaybetmedi. Gözleri kör oldu. Gözleri kör oldu. Ama hala da Yusuf'un sağlığından emindi. Ve diğer oğulları diyordu ki sen kafeyi yedin tabiri caizsel. sen akli dengeni kaybettin. Ve ne yaptı Yusuf? Enteresan bir şey. Gömleğini verdi kardeşlerine. Dedi ki bunu götürün babanıza. Bunu babanıza götürün dedi. Enteresan bir şeydir. Ve onlar Mısır'dan kardeşleri yola çıktığında Yakup Yusuf'un kokusunu alıyorum diye inliyordu.
Ve diğer kardeşler yanında kalan kardeşler diyorlardı ki bu iyice dengeyi kaybetti. Ama ne zaman ki kardeşler Yusuf'un gömleğini getirdiler Yusuf'un gömleğini getirince Yusuf'un gömleğini kokladı yüzüne gözüne sürdü ve gözlerindeki perde kalktı Yakup'ta ve gözü görür hale geldi. Bakın koku deyip geçmeyin. Hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri üveysten tövbe isteyin. Üveysin şefaatini isteyin ondan demesi muhteşem bir şeydir. Aynı şekilde ne oldu mesela Veysel karani geldi kapıdan döndü. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Veysel'in kokusunu kapıda buldu. Dedi ki kim geldi?
O zaman evden dediler ki Veysel karani geldi. Aynı şekilde İsmail aleyhisselam İbrahim'in kokusunu aldı. İbrahim aleyhisselam geldi oğlunun yanına birinci eşi. Nerede İsmail dedi? Onu buyur etmedi. Ona insanca davranmadı. Ona doğru davranmadı. Ona tepeden baktı. Onu beğenmedi. Ona kibirlilik yaptı. İçeri dahi davet etmedi. Burnu koku almıyordu çünkü. gözü kör burnu koku almıyor. O kimsenin hem peygamber hem de kocasının babası olduğunu fark etmedi. Öyle yapınca İbrahim aleyhisselam yürüdü gitti. Dedi ki söyle İsmail'e kapının eşiğini değiştirsin.
Yürüdü gitti. İsmail aleyhisselam eve geldiğinde İbrahim aleyhisselamın kokusunu aldı. onun kokusuna aşina çünkü. Dedi ki kim geldi eve? Hatta ben sufice söyleyeyim bunu. Dedi ki bana benzeyen kim geldi eve? Dedi ki evet sana benzeyen yaşlı birisi geldi. Seni sordu ben de yok evde dedim. Ne dedi dedi. Sana ne dedi? Dedi ki dedi kapının eşiğini değiştirsin. gelen benim babamdı. Senin davranışların onun hoşuna gitmemiş. Yolumuz buraya kadarmış. Ben seni üç talak boşadım dedi. Sonra İsmail aleyhisselam bir daha evlendi. Peygamberlerin soyu İsmail'den gelen peygamberlerin soyu ikinci aldığı hanımdandır.
Sonra geldi yani ikinci hanımı aldığında da İbrahim aleyhisselam geldi. Hanımı baktı İsmail'e benziyor. Dedi nerede İsmail? dedi ava gitti birazdan gelir. Hemen bir hasır serdi bir yaygı yazdı ağacın gölgesini oturtturdu hemen ona ikram etti. Soğuk su soğuk ayran yemek filan bir şeyler verdi. Dinlen burada dedi. İsmail gelir birazdan. İbrahim aleyhisselam onları yedi işte abdest tazeledi namazını kıldı. İsmail'e dua etti zürriyetiyle alakalı. Orada dua etti. Zürriyetiyle alakalı orada İsmail aleyhisselamı dua etti. Dedi ki İsmail'e söyle kapının eşiğini iyi tutsun.
Koku İsmail'in hanımı İbrahim'in peygamberlik kokusunu almıştı. İsmail'in hanımı aynı zamanda İsmail aleyhisselamın babasının da kokusunu almıştı. önemli olan o kokuyu üzerinde bulundurabilmektir. O kokuyu koklayabilmektir. Ve o Yakup aleyhisselam da Yusuf'un kokusundan bilirdi Yusuf'un yaşadığını. Ve yüzlerce mesafelik binlerce binlerce gün yürümesi lazımdı Mısır'a. Bin kilometre değil binler kilometre öteden o kokuyu alırdı. O zaman Sufiler Kur'an ve Sünnet-i Seneye sımsıkı yapışaraktan ve Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin Sünnet-i Seneye'sini yerine getirerekten onun ayak izlerini takip ederlerse Sufilerin de üzerinde kendilerine has bir Kur'an ve Sünnet kokusu mümin kokusu olur.
Bakın herkesin bu manada müminlik ölçüsünce bir kokusu olur. Sünnet-i Seneye ölçüsünce Peygamberi bir koku taşır üzerinde. Ne kadar Sünnet-i Seneye tabi olursa o kadar çok Peygamberi bir kokusu olur. Mesela Üstada muhabbet eden Üstadı seven bir kimse Üstadın kokusuyla kokulanır. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'ne muhabbet eder Peygamberi bir koku oluşur. Bir anda o muhabbet coşar coştuğu anda o peygamberi kokuyu alır. Zikrullah esnasında bir anda Zikrullah'ta Esma'ya kendisini verir o Esma'nın kokusunu alır. Manevi kokudur bu. Oturduğu yerden Mekke'nin kokusunu alır.
Beytullah'ın kokusunu alır. Medine Münevvere'nin kokusunu alır. Sevdiğinin kokusunu alır oturduğu yerden. Gerçek aşık maşunun kokusunu alır. Maşunun kokusunu alır. Seven kimse sevdiğinin kokusunu alır. Sevdiğinin kokusunu alır. Ve o kokuyu tanır. Binlerce kilometreden uzakta olsa yine tanır. Bir çoban bir çoban çoban koyunun kokusunu tanır. Sürüsünün kokusunu tanır. Birçok sürünün içerisinden kendi kuzusunu kendi koyununu bulur. Bir kuzu binlerce koyunun arasından kendi annesini bulur.
Kokuyla bulur. Kokuyla bulur. Bin tane koyunu salçayıra ardından bin tane değil iki bin tane kuzuyu sal annelerine iki bin kuzu hiçbir hiçbir tanesini annesini şaşırmadan bulur. Gider annesini emer. O kokuyu bulur çünkü. Ne diyeceksiniz ki ya? Bir derviş kokuyu bulmuyor. Koyun buluyor. Koyun bulur. Bir hayvan dersiniz. Hayvan aslanın kokusunu alır kilometrelerce uzaktan. Bir hayvan sırtlanın kokusunu alır kilometrelerce uzaktan. Bir ceylan kendisini avlayacak olan avcının kokusunu alır kilometrelerce öteden.
Bir aslan avına yaklaşacağı zaman rüzgarı arkasına almaz. Rüzgarı önüne bilir. Bir aslan dahi avına kokusunu yaklaştırmak istemez. Onu hesap eder. Hesap eder. Koku bu kadar önemlidir. Güzel koku geldi. Sizin haberiniz yokken esip gitti. Dilediğine can bağışlayıp geçti. Aslında güzel koku geldi. O güzel koku manevi koku hiç eksilmedi. Ama sen evvelce olan üstattan bir şey almadın. O üstattan o mürşitlik kokusunu almadın. Sen onun kara kaşına kara gözüne baktın. Sakalının uzunluğuna baktın.
Ne mübarek zattı dedin. Çok mübarekti dedin. Ama ondan manevi olarak bir şey kendine devşirmedin. Manen yol almadın. Manen yol almayınca da o da esti vakti zamanı bitince yürüdü gitti. Ve sen o Rahmani rüzgarı o Rabbani rüzgarı o hakkın rüzgarını kaçırdın. Ondan faydalanamadın. Rüzgar esti ama sen o rüzgardan fayda sağlamadın. Yağmur yağdı ama sen şemşeğini açtın. Kendi önüne bir sütre çektin. Islanmadın. Sen korktun. O deryayı gördün. Ayağını dahi daldırmadın. Ürktün. Ve o vaktinde kendi zamanında esti esti gitti.
O vazifesini yerine getirdi. O peygamber zuhur etti. Peygamber zuhur edince sen bu cehillik yaptın. Ona iman etmedin. Gördün ama kabul etmedin. O veli de kendi zamanında geldi. Herkes onu gördü, tanıdı. Herkes sohbetine gitti. Kimisi düşman oldu, kimisi dost oldu, kimi gerçekten derviş oldu, kimisi hele hele öylesine derviş oldu ve o kendi zamanını bitirdi. ve ondan sana da o göçüp gidince bir terenenli uydurdu herkes. Bu son mürşidi kamildi. Biz rabıtamızı da ona yaparız. Biz Şeyh Efendinin bıraktığı yerdeyiz. Sen Şeyh Efendinin kendi şeyhinin bıraktığı yerde de değilsin. Neden? Senin burnun koku almıyor. Senin burnun tıkalı. Senin maneviyatın yok. Senin maneviyatın olmuş olsaydı o zaman sen yeniden kimse o veli gider ona intisap ederdin.
Sen Yahudiler gibisin. Sen Beni İsrail'e benzedi huyun senin. Neden? Beni İsrail Yahudisi de kendilerinden gelen kendilerinden sonra gelen peygamberleri kabul etmemişlerdi. İsa'yı kabul etmediler. Hz. Muhammed Mustafa'yı kabul etmediler. Çünkü burunları manevi koku almıyordu. Manevi koku almadıkları için İsa'nın peygamberliğini kabul etmediler. Sen aynı Beni İsrail'in huyuyla huylandın. Sen de İsa'nın peygamberliğini nasıl onlar kabul etmediyse sen de yeni bir mürşidin mürşidini kabul etmiyorsun. Nasıl İseviler Yahudilerle beraber Hz. Muhammed Mustafa'nın peygamberliğini kabul etmiyorsa sen de elveli ismi şerifinin tecelli edeceğinin o ayet-i kerimeyi inkar ediyorsun.
Son mürşidi kamildi. Son veliydi. Biz Mehdi'yi bekliyoruz. Yok biz şunu bekliyoruz, bunu bekliyoruz diyerekten sen elinin altında duran dervişlerin de yolunu kesiyorsun. Mahşerde perişan olacaksın. Aynı Beni İsrail Yahudisi gibi helak olacaksın. Sebep çünkü sen Allah'ın ayetini inkar ettin bu sözlerinle. Çünkü sen Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini inkar ettin. Oysa nasıl Hz. Muhammed Mustafa'ya kadar birçok peygamber geldiyse Hz. Muhammed Mustafa'dan sonra o veliler hiç eksik olmadı. Hiç eksik değil. Sen bu zamanda veli yok dediğin anda hadis-i şerifin sen ne yaptın? İnkar ettin. Sen bu zamanda veli yok dediğin anda ayet-i kerimeye de inkar ettin.
El veli ism-i şerîfi. Neydi? O veliler ki onlara dünyada da ahirette de korku yoktur. Onlara müjdeler vardır. Hani o zaman bu ayet-i kerime kime tecelli etti? Kime anlatıyor bize? İşte peygamberlerden sonra muhakkak ki veliler dinin yaşanması ve yaşatılması için varlar. Ama sen gözünde o göz yok görmüyorsun. Senin burnun koku almıyor. E şimdi kaçırdın bir öncekini. Sen Çorumlacı Mustafa Efendi'yi kaçırdın duyduğun halde. Sen Abdullah Gürbüz Efendi'yi kaçırdın duyduğun halde. E şimdi sen yenisini de kaçırıyorsun.
Oysa o Yemen'den gelen hakkın kokusu bitmez dinmez. Başka bir koku daha erişti. Uyanık ol ey arkadaş uyanık ol ki bundan da mahrum kalmayasın. Birinciyi kaçırdın, ikinciyi kaçırdın, üçüncüyü kaçırma. Sen o kokuyu duymaya çalış. Sen onu bulmaya çalış. çünkü birinci veli kendisinden sonra gelecek olan veliyi de meşhur eder. Yani veli veliyi meşhur eder. Veli kendisinden sonra gelecek olan veliyi de ne yapar? Çıkar, ilan eder. Veliyi meşhur eden de bir önceki velidir.
Veli kendi kendisine ben veliyim demez. Eğer o veliyse usta çırağıyla övünür. Usta çırağıyla övünür. Der ki ben yetiştirdim filanca üstadınızdır, şeyhinizdir. Veli veliyi ilan eder. Veli veliyi meşhur eder. Ve o veli velilik kime nasipse onu söyler. Heva hevesinden söylemez. Heva hevesinden söylemez. Velilik öyle dört beş kişinin toplanıp da ilan edeceği bir şey de değildir. Mürşitlik öyle ilanı birkaç kişinin toplanıp hangimiz mürşid olsun kimi mürşidi ilan edelim? Filanca ilan edelim. Çıktık filanca şeyhimizdir. Onu ilan ettik. Onu uygun gördük. Böyle mürşitlik olmaz.
Kul Allah'ı sever. Allah da kulunu sever. Allah kulunu severse Cebrail'ne nida eder. Ey Cebrail filancayı sevdim. Sen de sev. Gök halkından nida et. Onlar da sevsinler. Cebrail gök halkından nida eder. Ey gök halkı Allah filanca kulunu sevdi. Ben de sevdim. Sizler de sevin. Melekler burada hadisi kudsi değişiyor ismi. Melekler mümin kulların kalbine ilham eder. Der ki Allah filancayı sevdi siz de sevin. Birisinin ilan etmesine ihtiyacı yoktur. Birilerinin toplanıp da biz toplandık istişare ettik. Eee şeyh olarak filancayı görmek istedim. Böyle şeyhlik olmaz, mürşitlik olmaz. Şeyhlik olur da mürşitlik olmaz.
Devletin atadığı mürşidi kamil mürşidi kamil değildir. Kraliçenin atadığı mürşidi kamil mürşidi kamil değildir. Masonların atadığı şeyhler mürşidi kamil değildir. Kapalı kapılar ardında dolarların havada uçuştuğu bir mürşidi kamil olmaz. çantayla para götürüp filancayı şeyh olarak ilan edilecek. Bunu sus payı alın. Böyle mürşidik amillik olmaz. Onlar eksilmezler. O yüzden o koku her daim var. İbn-i Hanbel naklediyor hadis-i şerifi. Bu ümmete ebdallar otuz tanedir. Kadder Halil Rahman Hz. İbrahim Aleyhisselam'ın kalbi üzeridir. Bunlardan biri ölünce Allah onun yerine bir başkasını koyar.
Bu hadis-i şerifi burada almamın sebebi şu. Yani böyle bir terenenini oluşturuyorlar ya işte biz şeyhimizde kaldık. Öldü rabıtamızla ona yapacağız. Olmaz. Tasavvufun sufiliğin kaidesi bu değil. ölen şeyhe rabıta yapılmaz. Kabir halin var ise herhangi bir kabre gidip rabıta edip kabirdeki ile görüşebilirsin.
Bu haktır. Ama müritlik noktasında siz bir ölen şeyhe rabıta edemezsiniz. Bizim şeyhimiz son mürşidi kamildi. Ondan sonra başka bir mürşidi kamil gelmeyecek. Ya sen yalancısın haşa. ya da hadis-i şerifler yalancı. Hadis-i şerifler yalancı olmadığına göre sen yalancının dik alasısısın. Sen yalancının en büyüsün hem. Bizim şeyhimizden sonra mürşidi kamil gelmeyecek diyen bir kimse hadis inkar ediyor. Hadis inkar ediyor. Bu büyük bir yalan. Bu büyük bir yalan. Ve bunu insanlar haykıramıyorlar.
Söyleyemiyorlar. Korkuyorlar. Ey sufilik yolunda gidecek olanlar. Bu sözümün altını çizin. Size birisi diyorsa ki son mürşid bizim şeyhimizdi. Bizim mürşidimizdi. Ondan sonra bir mürşid gelmeyecek diyen kimse Hazreti Muhammed'i Mustafa'yı yalanlıyor. Hazreti Muhammed'i Mustafa'yı yalanlıyor. Ayet-i kerime'yi yalanlıyor. El Veli İsmi Şerif'i kimin üzerinde tecelli edecek o zaman? Ne yazık ki ümmet ayet bilmiyor, hadis bilmiyor. Koca koca insanlar bilmiyor. Ya da örtüyorlar. İlmi gizliyorlar. Hazreti Ali Efendimiz'in rivayeti. Kütüb-i Siddeden açın Kütüb-i Siddede ebdallar diye yazın.
Ebdal diye yazın. Orada bulursunuz bu hadisleri. Bu hadisler eserlerde yok değil. Tirmizi de bulursunuz. Kütüb-i Siddede bulursunuz. İbni Hanbel'den bulursunuz. Hazreti Ali Efendimiz'e rivayet ebdallar Şam'dadır. Onlar kırk erkektir. Bunlardan biri öldü mü Allah yerine birini koyar. Yağmur onlar sebebiyle sular. Düşmanlara karşı onlar sebebiyle yardım edilir. Şam ehlinden azap onlar sebebiyle bertaraf edilir. Ebdallar Şam'dadır. Onlar kırk erkektir. Birisi öldüğünde yerine bir başkası getirilir. Bizim Şeyhimiz son mürşidi kamildi.
Biz Mehdi'yi bekliyoruz. Yalancılığı yalan söylüyorsun. Yalancının tekisin. Ümmeti Muhammed'i aldatıyorsunuz. Bu hadis-i şerifi nereye koyacaksınız? Bunları açık açık söylüyorum. Sakın benden sonra da biz onda kaldık. İnan ol hakkım helal değil. Arkamdan sakın ha böyle bir batıl bir işe girişmeyin. birini işaret ettiysek işaret ettiğimize bağlanın bağlanmayın. Ama muhakkak bir üstada bağlanın. Muhakkak sebep yerine bir başkası atandı çünkü. Yerine birisi atandı.
İlim ilimdir. Hiç kimse heva hevesine uyumayacak. Allah muhafızı eylesin. hilyetül evliyada Ebu Nuhaym'dan İbni Ömer'den rivayeti şöyle. Ebu Nuhaym bunu nakletmiş. Her nesilde enteresan bakın hadis şerifler. Her nesilde ümmetimin hayırlıları beş yüz kişidir. Ebdallar da kırk kişidir. Ne beş yüzler için ne de kırklar için eksilme vardır. Bunlardan bir kimse ölünce Allah yerine elliden birini alır. Kırklara koyar. Yanındakiler ey Allah'ın Resulü bize onların amellerini söyle dediler. Buyurdu ki onlar kendilerine zulmedenleri affederler. Kendilerine kötülük yapanlara iyilik yaparlar. Allah'ın kendilerine verdiği şeylerden başkalarına pek cömert davranırlar.
Kardeş sen sakın bizim şeyhimiz son mürşidi kamildi. Ondan sonra bir mürşid gelmeyecek dersen bu hadisleri inkar etmiş olursun. O yüzden bu sohbetin altını çizerekten dinleyin hep. Bize üstadımızın vasiyeti deyin. Birini işaret ederse gider ona intisap ederiz. İşaret etmezse istihara yapar. İstiharemizde gördüğümüze gider intisap ederiz. Doğrusu bu şeyhimin bana vasiyeti de buydu. Mustafa Efendi bütün dervişana tebliğ et oğlum. Ben öldükten sonra. Herkes istihara yapsın. rüyasında kimi görüyorsa gitsin ona intisap etsin. Bana vasiyeti buydu. Ben de onun vasiyetini yerine getirdim.
Her yere sidi gönderdim bunu söyleyerekten. O yüzden sakın ha bu zamanda veli yok deme. evet evet hazreti pir diyor ki o koku gitti uyanık ol yerine yeni bir koku geldi. Bundan mahrum kalma. Sen o kokudan mahrum kalma. Yapma. Sen birinci üstattan istifade edememişsin. Edememişsin. Sen o hiç olmazsa kendi zamanında yaşayandan istifade et. Çünkü velilerin silsilesi mürşidi kamillerin silsilesi silsile. Bir silsileye dayanır. O silsile devam eder. O silsile devam eder.
O silsile devam ettiği müddetçe sen de o silsileyi takip et. Oradan kokulan. Burnun koku alsın. Burnun koku almazsa o zaman ne yazık ki sen ne yaparsın o meselede yolda kalırsın. Ve bu böyle çok benim dikkatimi celbeder. Peygamberi her gören İslam olmalı. Peygamberi gördüler. Müşrikler müşrikliklerine devam etti. En ilgi çekici de Ebu Cehil'dir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem amcası. Onun üzerinde mucizeleri görmesine rağmen onun peygamberliğini kabul etmedi.
Mürşidi kamiller de aynıdır. Yani o kimse onu görür. Onu gördüğü halde ona biat etmez. Ben bazen böyle konuşurdum. Ya neyini eksik gördün? Şeyh Efendi'nin neyini eksik gördün? Öyle ya. Ses yok. İçimden derdim ki adamın nasibi yok. nasıl peygamberi gördü iman etmedi. Bu da tabiri caizse koca Abdullah Efendi'yi görüyor. İman iman etmiyor. Kabul etmiyor. Çorum Nacı Mustafa Efendi'ydi kabul kabul etmemişler. O da görevi açıklandığında onun Şeyh Efendi'ye öyle diyordu.
Şeyh Efendi öyle diyordu. Abdullah Efendi oğlum işte filanca filanca fişmanca fişmanca parmakla sayıyormuş böyle. Bunlar kaldı oğlum bir tek dergahtı diyormuş. Geri kalan hepsi de kabullenmedi. Çektiler gittiler dergahtan diyormuş. Yani onu açıklayan Hacı Alayder Efendi yani Hacı Alayder Efendi'nin açıkladığı şeyhe intisap etmiyorlar. Şimdi Şeyh Efendi de bu fakirin şeyhliğini ilan ettirdi. Sustum ben. Dedim ki içimden bunları ilk defa duygumu açıklıyorum. İçimden dedim ki zaten adam düşmansı düşman dedim. Senin neyini açıklarlarsa açıklasınlar dedim. Kabul etmeyecek ki zaten dedim.
Öyle oldu. Öyle oldu. Rüyasında gören oldu görmeyen oldu. Ben yürüdüm gittim. Allah affetsin. Geride kalanla uğraşacak zamanım yok. Yani görür. Ben bazen öyle diyorum. Yıl seksen altı yıl kaç iki bin yirmi dört kaç otuz sekiz yıl mı olmuş? Otuz sekiz yıldır sohbet ediyorum ben. Otuz sekiz yıldır sohbet ediyorum. Otuz sekiz yıldır sohbet ettiklerinin hepsi derviş olsaydı herhalde Türkiye'nin yanısı derviş olurdu. Otuz sekiz yıldır görenler derviş olsaydı yıkılırdı ortalık. Demek ki öyle olmuyor.
Görmekle de olmuyor. Nasıl peygamberi gördüler sallallahu aleyhi ve sellem'i gördükleri halde iman etmediler. Nasıl Abdullah Efendi'yi gördüler gördükleri halde iman etmediler. Kabul etmediler onun şehrini. Değişmiyor. Eğer burnun açılır da hakikat kokusu alırsan o zaman o kokunun ilmi ilahiden geldiğini görürsün. O kokunun ötelerden geldiğini ilmi ilahiden geldiğini anlarsın. Ama yok o kokuyu almadıysan burnun hakikate açılmadıysa sen o kokuyu anlamazsın. Çok özür dilerim böyle benzetmek istemezdim ama o koyunun kuzusu senden iyi.
O hiç olmazsa emecek olduğu memenin kokusunu alıyor. O nasıl zahiren emecek olduğu memenin kokusunu alıyor. Bin tane koyunun içerisinden emecek olduğu memeyi buluyor ama sen gözünün önündeki bir mürşidi kamilin kokusunu alamıyorsun. Acı olan bu. Ve o kokuyu alamadığın için onu da kaçırıyorsun. Sonra diyorsun vay Mustafa efendi ne büyük zattı. Ben kendi dinlediğimi size aktarıyorum. Mustafa cım gittim torunmacı Mustafa efendi hazretlerine. Ne vakar ne vakar ne müthiş bir kimse devamlı mürakeba halinde devamlı zikir halinde ben böyle gencim ya heyecan duyuyorum şimdi.
Abi ders aldın mı? Nasip değilmiş Mustafa cım. İyi ardından başka bir şey efendi anlatıyor bana. Filan ceza gittim diyor bilmem nerede ziyaret ettim. Elinde tesbih devamlı zikir halinde haline bana anlatırken de böyle kafasını sallıyor. Allah Allah bir anlatıyor onu böyle. Herhalde diyorum bundan ders aldı. Dedim abi ders aldın mı? Yok Mustafa cım nasip değilmiş. Ama o da şöyle zattı böyle zattı. Bana dört tane kendi zamanında yaşayan şeyhi anlattı. Mükemmel dördünden de ders almamış ama.
Abdullah Efendi ne zaman gelecek dedi. Eyvah dedim sıra Şeyh Efendi'ye geldi. Abi geldiğinde haber vereyim sana. Muhakkak elini öpmek isterim. Duasını almak isterim. tabi abi dedim hiç sıkıntı yok. Ben çağıracağım seni. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi Bursa'ya gelecek. Geldi ertesi gün gittim. Abi dedim geldi. Bu akşam filanca yerdeyiz. Bekliyorum seni. Mustafa'cığım ben kimseyi tanımıyorum ama yani beni karşı tabi abi sıkıntı yok. Ben seni dedim karşılarım. Neyse geldi eyvallah biz ağırladım oturtturdum onu. Çarşıda esnaf çünkü. kapalı çarşıda. Gayet güzel. Zikrullah bağışlarken baktım yavaşça gidiyor bu.
Ooo dedim problem çözüldü dedim. Hani bir hadis-i şerif var ya Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri halakayı halakayı zikrullah iken mescide üç kişi girdi. Birisi halakayı yardı halakanın içine oturdu. Birisi edeb etti halakanın dışına oturdu. Birisi de döndü gitti. Birisi de döndü gitti. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zikrullah'tan beri olunca yani zikrullah'tan kesilince ey ashabım bu üç kişiden size haber vereyim mi?
Ver ya Resulallah. Bu dedi halakayı yarıp içine oturanı Allah zatında barındırdı. Ben Türkçesini söylüyorum. dışında edeb edip de dışına oturana Allah dedi rahmet etti. Onu affetti. Dönüp gidene dedi melekler lanet etti. Eyvah dedim içimden. Bu bu hadis-i şerife çarpıldı şimdi dedim. Döndü gitti zikrullah'tan dedim. Halbuki otursa bir sefer orada la ilahe illallah dese zikrullah'tan halakayı terk etmiş olmayacak yani. Dedim bu buradan çarpıldı içimden. bu buradan dedim gitti. Birkaç gün geçti Mustafa'cığım neydi be Abdullah Bey Abdullah Efendi dedi.
Öyleydi dedim. Abi sen oturacaktın dedim. Bir de zikrullah'ta görecektin dedim. Bu böyle durdu. Dedim zikrullah'ta bir büyüdü bir büyüdü dedim. Bir büyüdü Bursa'da ne kadar mümin varsa hepsini içine aldı dedim. Ne kadar zikrullah ehli varsa hepsini içine aldı dedim. Büyüdü dedim. Marmara'daki zikrullah ehlini aldı. Daha da büyüdü. Ben kendi kendime daha da büyüyecek mi diye soruyordum. Daha da büyüdü. Komple dedim Türkiye'yi içine aldı. Daha da büyüdü dedim. Irak, Suriye, Şam. Dedim Balkanlar içine aldı. Kocaman oldu dedim. Daha da büyüdü. Daha da büyüdü. Dedim. Şiştikçe şişti. Büyüdükçe büyüdü. Büyüdükçe büyüdü. Bütün hepsini dedim cübbesinin içine aldı.
Havalandı dedim. Yükseldikçe yükseldi. Yükseldikçe yükseldi. Yükseldikçe dedim. Bir kısmı tapır tapır döküldü dedim. Valla dedim öyle yükselirken dedim kaldım ben dedim. Sen de zikrullah da olsaydın dedim. Sen de dedim o cübbenin içine girecektin dedim. Asip dedi. Valla nasip dedim. Billaha nasip dedim. Sen nasip diyorsun ya dedim. Kesin yanılıyorum dedim. Herkes bir mürşidi kamile layık olamıyor abi dedim. Bu kaldı şimdi ben öyle deyince. Dedim herkese nasip değil dedim.
Herkese nasip olsaydı dedim. Herkes derviş olacaktı zaten dedim. Mustafa 'cığım bir daha geldiğinde beni haberdar eder misin? Ederim abi ne demek dedim. Ederim. Ben bir daha haberdar ettim. Nasip olursa geliriz dedi. Bir daha haberdar ettim. Nasip olursa geliriz dedi. Nasip olmadı. Öylece öldü gitti. Burnun hakikat kokusu alırsa tanırsın. Bir sufiler menkıbeyi çok severler. Bir meseleyi menkıbeyle anlatmayı daha uygun bulurlar. Hani ayeti kerimede de geçmiş peygamberlerden bahset onların hallerinden de bahset diyor ya.
bunu kendilerine ölçü alırlar. Ümre'ye gittik döneceğiz oradan. Bizim orada Hazreti Ebubekir Efendimizin torunu bir derviş var. Cidde'deyiz. O dedi ki burada bir Şeyh Efendi var. Onu ziyaret edelim mi dedi Şeyh Efendi Hazreti'nin ne? Şeyh Efendi edelim dedi. Gittik o zatın evine Cidde'de girdik içeri Selamun Aleyküm Aleyküm Selam işte tanıştırdılar. Bir sarmaştı dolaştılar birbirlerine hep beraber bir sarmaştık dolaştık oturduk. Ben şimdi kendi kendime hani geldik ya buraya bir de şey var ya bakacağız yani bu Mürşidi Kamil mi değil mi filan işimiz o böyle adamın elinde o şeye gidenler o bölgeye gidenler böyle şeyler var limonata veya su dağıtmak için böyle paslanmaz çelikten bardakları içine sıralıyorlar böyle ellerinde böyle bizdeki askıların
daha değişi elinde askı gelene gidene şerbet çay bir şeyler getiriyor götürüyor işte bayanlar geliyor bayanlara orada hemen sohbet ediyor kısa böyle onlarla bayramlaşıyor birisi hasta hasta geldi bir tane ona geldi bir şeyler okudu bir en böyle sırtına bir vurduğunun böyle bir şey çektirdi burnuna adamdan böyle sanki nehir gibi böyle tabiri caizse ciraha taktı burnundan böyle şifa olsun ensesine vuruyor işte sırtına vuruyor kendisi hizmet ediyor böyle dervişleri de gelip gidiyor bana döndü inceden aa ne diyorsun dedi
Allah bizi affetsin sus deme sus işte bizde de var ya konuştuk sordu ya aa ne diyorsun dedi bana efendim sizin gibi mürsidi kamil değil dedi kafasını salladı ondan sonra o zat geldi biraz daha şeyh efendile sohbet etti ona dedi ki şeyh efendide dedi ki haçta buradasınız dedi yine dua edeceğiz inşallah dedi hacca inşallah gelirsiniz dedi şeyh efendide böyle bir niyetimiz yok şu anda ama dedi nasip dedi şeyh efendide çıktık dışarı gene sordu bana aa ne diyorsun dedi ben gene aynı şekilde söyledim efendim hani sizin makamınızda
değil o manada sizin makamınızda değil efendim yaptı Allah dostu oğlum dedi ama hani mürşid-i kamil noktasında değil ama Allah dostu ben şeyh efendide evet öyle diyecek noktada değilim sustum ben şimdi burnun koku alıyorsa onun ne olduğunu biliyorsun sonra şeyh efendiyi hollandalılar böyle canhıraş davet ediyorlar şeyh efendide telefonda dedi oğlum hollandalılar çok davet ediyorlar dedi ondan sonra bir hollanda'ya gideceğim dedi inşallah efendim dedim mübarek olsun ondan sonra neyse onlar oradan davetiye gönderdiler
bilmem ne yaptılar şeyh efendi hollanda'ya gitti oradakiler demişler ki buradan hacca daha kolay gideriz senin sana da buradan haç vizesi alırız telefon açtı bana dedi hacca gidiyoruz buradan hayırdır efendim dedim ben oğlum buradan dedi hacca daha kolay gideriz diyorlar dedi ben duramıyorum ya efendim dedim o ciddeteki zatın kerameti çıkıyor sus mustahefendi evet dedi bir de sen dedi çok beğenmedin onu dedi sen onu çok beğenmedin ondan sonra dedi ondan sonra evet efendim dedim ondan sonra neyse gerçekten hacca gitti
şeyh efendi oradan bir de orada bir daha görüştüler sonra orada bir daha görüştüler ondan sonra o da oradan bana selam gönderdi o şeyh efendi falan ondan sonra şimdi baktığım zaman enteresan bir tane daha bir tane Suriyeli şeyh efendi vardı onu da Medine'de hep böyle muhabbet ediyorduk o da normalde Allah affetsin tabi şimdi bir hani biz bir mürşidi kamil tanımışız hani öbür tanıdığımızı da biz o seviyede bir kimse olsun istiyoruz yani bizim için mürşidi kamil demek o onu tanımışız Cenab-ı Hak bizi zirveyle tanıştırmış
biz nereden bilelim bizim tanıştığımız normal değil Allah'ım Ya Rabbi Ya Resulullah neyse o şeyh efendiyle de tanışıyoruz şimdi görüşüyoruz konuşuyoruz onunla böyle sohbet ediyoruz onu da bana soruyor diyorum efendim hakkınızı helal edin hani diyorum sizinle eş değerde yan yana göremiyorum efendim onu diyorum şimdi bu işin manevi sırrı var mesela o kimse peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine zamanında zamanın böyle kendince kırklarından ise hazreti peygamberle sallallahu aleyhi ve sellemle yan yana görünür
sağında görünmesi ayrıdır solunda görünmesi ayrıdır arkasında görünmesi ayrıdır arada hiç kimse yok ama halakada görünmek ayrıdır topluluğun içerisinde görünmek ayrıdır bunların hepsinde manevi işaretleri var şimdi Allah affetsin böyle olunca e şimdi bakıyorsun yanında değil hani sağında şeyhin var e solunda olsa veya şeyhinin yanında olsa veyahut da o halakada olsa diyeceksin ki bu daha aynı mürşidi kamillerden benim de elimde delil o e öyle olmayınca diyorsun ki yok o aynı eşdeğerde değil diyorsun ben de diyorum ki
sizin gibi değil efendim benim de elimde delil o bana dese ki neden öyle bana sorsa şey efendim neden öyle dedi Mustafa efendi benim de can basit efendim peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretenin yanında siz varsınız onun o biraz daha ötede ileride birkaç kişinin ilerisinde veya şöyle böyle hani ona evladım mı diyor ne diyor o peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona ne ile hitap ediyor bunlar dahi ince sırdır o şeyhe ne olarak hitap etti kardeşim demesi ayrı evladım demesi ayrı hepsi de ayrı ayrıdır maneviyatta
e böyle olunca hani biz de diyoruz ki kendi kendimize sizin gibi değil efendim Allah biz affetsin e aşığın gözükör kulağa sağır aşık maşundan başkasını görmez öyle olunca da bizim de gözümüz kör oluyor başka bir kimseyi aynı seviyede de görünmüyor görmüyoruz ya da körlük bizden olsun biz görmüyoruz olalım Allah biz affetsin velhasıl kelam burun koku alırsa göz görür göz görürse burun koku alır senin burnun koku almıyorsa bugün öyle yazdım senin burnun koku almıyorsa baharın suçu ne çiçeğin suçu ne senin burnun koku alıyorsa
binlerce kokunun içerisinde bu leylak dersin bu karanfil dersin bu gül kokuyor dersin binlerce kokunun içerisinde binlerce çiçek var arı gider bal alacağı çiçeği konar sinek gider necasete konar sözü meclis dışarı senin sinek huyun varsa gider necasete konarsın çiçek diye sende bal yapma istidadı var ise çiçeği bulur bal yaparsın yoksa çiçeğin suçu yok çiçek orada duruyor o yüzden mürşidi kamiller eksik değil kırklar seksenler yüz yirmiler iki yüz kırklar dört yüz seksenler beş yüzler eksik değil senin burnun koku
almıyorsa yapacak bir şey yok Allah bizi affetsin bin dokuz yüz elli beşten devam edeceğiz ateş meşrepli olan can ondan ateş söndürme kabiliyetini kazandı hoş olmayan can onun lütfiyle hoş bir hale geldi inşallah haklarınızı helal edin biraz burada sohbetlere az bir şey geç başlıyoruz bunun için de sizlerden özür diliyorum helallık almak istiyorum ama ben bunu artık böyle yaşlılığa mı vurayım ihtiyarlıya mı vurayım biraz böyle dışarıda oturup nefes alma ihtiyacı gerçekten böyle oturuyorum orada bir kahve çay içiyorum
böyle biraz daha kendimi toparlıyorum öyle diyeyim o yüzden buraya da böyle biraz geç kalıyoruz geç kaldığımdan dolayı sizlerden ayrıca özür diliyorum bir şey daha söylemek istiyorum hem de internetten de herkes dinliyor artık benden böyle çok fazla dakiklik beklemeyin böyle bir dakik olamama gibi bir hale hallendik böyle biraz da tabiri caizse özür dilerim sanki böyle eşarilik yapıyormuşuz gibi oluyor ama böyle işte anca derleniyor toparlanıyor bazı şeyler o yüzden bütün kardeşlerden ayrı ayrı hepinizden de özür diliyorum
gerçekten bu konuda böyle bilinçli kasıtlı bir durumum yok işte bir sürü üzerimizde etkenlerden oluşan böyle bir şey var o yüzden Bursa dışına gittiğim sohbet yerlerde de bazen böyle ufak tefek gecikmelerim oluyor o yüzden kardeşler haklarını helal etsinler inşallah bizden yana da helal olsun hani böyle verilmiş sözlerden geri dönmüş gibi algılanmasın yine inşallah kendimce gitmek mükellef gördüğüm yerlere gitmeye yine gayret edeceğim Allah izin verirse pazartesi Kırşehir'deyim salı günde Konya'dayım inşallah inşallah
vazifeleri yerine getireceğiz Allah'ın iznine inşallah El-Fatiha ama salavat Amin tabi

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi