Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 5 Kasım 2023 · 1:03:10
ÖNVYAL BINDƏ Selamün Aleyküm Allah gecenizi hayırlı eylesin Rabbim ayınızı, yılınızı, gününüzü hayırlı eylesin Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed'e
Hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle Ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve Sünnet-i Sene'ye iman edip Allah yolunda hizmet eden, koşuşturanlardan eylesin. Rabbim Ümmet-i Muhammed'e kendi katından yardım eylesin. Ümmet-i Muhammed'i kafirlerin karşısında bir ve beraber eylesin. Ümmet-i Muhammed'i güçlü eylesin. Rabbim İsrail ve destekleyen her kim var ise, devlet, siyasetçi, bürokrat, iş adamı ne aklınıza gelirse, kimler destekliyorsa hepsini de kahri perişan eylesin. Hepsini de batırsın. Hepsini de yerle yeksan eylesin.
Rabbim İsrail ve destekçilerini inşallah o rahman dünya üzerinden silsin. Amin. Filistin'de ve diğer bütün dünyada Müslümanlara zulmeden, Müslümanların kanını akıtan, namusunu, şerefini, haysiyetini yerle bir eden her kim var ise, her ne bir sistem var ise, her ne bir devlet varsa hepsini de kahri perişan eylesin. Amin. Görünmez ordularıyla yardım eylesin. Amin. Görünmez ordularıyla Ümmet-i Muhammed'e yardım eylesin. Amin. Görünmez ordularıyla onları kahri perişan eylesin. Amin. Ecmay. Geçen hafta kimin namazında mihrab ve kıblesi, Allah'ın zatı, cemali olursa, onun tekrar iman tarafına gitmesini ayıp ve kusur bil.
Buraya okuduyduk. Tabi bu biraz şerh etmesi, biraz yorucu bir beytti. Tabi bu minval üzerine Hz. Pir devam ediyor. Padişaha, esvapçı başı olan kişinin padişah hesabına, ticarete girişmesi ziyankarlıktan ibarettir.
Padişahla birlikte oturan kimsenin padişah kapısında oturması yazıktır, aldanmaktır. Bir kimseye padişaha elini öpmek fırsatı düşer de o ayağını öperse bu suçtur. Geçen hafta dediydi ya, bir kimse mihrabında eğer cemalullahı Allah'ın bu manada cemaliyle cemalleştiyse, yani Allah'ı gördüyse, onun iman tarafına dönmesi onun için bir züldür, bir suçtur demişti.
Aynı şeyi söylüyor, bunu şerh ediyor. Padişahın, esvapçı başı olan kişinin padişaha, padişah hesabına ticarete girişmesi ziyankarlıktan ibarettir. Padişah o zaman için dünyevi olarak en yüksek makam. Tabii burada bunu böyle anlatırken Hz. Mevlana yani bir kimse Allah'a dost olmuş, bir kimse Allah'a bu manada dostluk sınıfına girmiş, onun hem Allah'a dost olacak, hem de onun Allah adına böyle dünyevi bir metaya girişmesi, onun dünyevi olarak dünyaya gönül vermesi bu kabul edilebilir bir şey değil.
Ben böyle teker teker sonra daha etraflı buna gireceğim. İkincisi de diyor ki padişahla birlikte oturan kimsenin padişah kapısında oturması yazıktır. yani sen mahrem odaya girmişsin, mahrem odaya giren bir kimsenin kapının eşiğinde oturması onun makamı düştüğüne, makamı kaybettiğine işarettir. Üçüncüsü bir kimseye padişah elini öpme fırsatı düşer de o ayağını öperse suçtur. Bu üç beyyitle alakalı sabaha kadar konuşsam, örneklesem İslam dünyasında bunun çok örnekleri var. Sufi dünyada da örnekler var. Yani aslında o halde olmayıp da kendisini o haldeymiş gibi gösterenler işte böyle kendince ben ona layık değilim terenenleri gibi ama buradaki ana tema şu sen mademki padişahla berabersin padişahla beraber olmanın halini yaşa.
O zaman padişahla beraber değilsen eşikte sen eşikte olduğunu bil ona göre davran. Yok sen eşikten içeri geçtiysen has odadaysan o zaman has odadaki gibi davran. Eşikteki gibi davranırsan o zaman bu suç ya ahmaksın ki ahmak olanı has odaya almaz da ya da küstahsın o zaman küstah olanı da has odaya almaz da o zaman sen aslında has odada değilsin.
Çünkü her geriye dönüş her geriye dönüş ya senin çok büyük hatalar yanlışlıklar yaptığına işarettir ya da senin nankör olduğuna işarettir. Allah muhafaza eylesin. yani bunlar zaman zaman geçmiş peygamberlerin ümmetlerinde de görüldü. Bakara 57 bulutları üzerimize gölgelik yaptık. Size kudret helvası ve bıldırcını indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizlerinden yiyin dedik. Onlar bize zulmetmediler fakat kendi kendilerine zulmediyorlardı. ayet 61 O zaman siz şöyle demiştiniz. Ey Musa bir çeşit yemeğe dayanamayacağız. Rabbine dua et de bize yerin bitirdiği sebze hıyar sarımsak mercimek soğan versin.
Musa kavmiyle beraber Firavun'un elinden kurtuldu çöle geçtiler. Çölde onlar sordular neyi pişeceğiz diye Musa Cenab-ı Hak'a yalvardı dua etti. ve Cenab-ı Hak Musa'nın kavmine cennet nimetleri indirmeye başladı. O cennet nimetlerini yerlerken işte bıldırcındır cennet elvasıdır cennet pişmiş etidir cennet sofrası onlar o cennet meyveleri cennet sebzeleri cennet yemekleri yerlerken bu şimdiki pis İsrail'in ataları Musa'ya dediler ki biz her gün bunu mu yiyeceğiz Rabbine söyle biz yine yerden gelen soğan sarımsak yemek istiyoruz.
Bunlar çünkü şimdi bu tarafa devşirecek olursak bir sufi cennet meyvesi cennet sofrasına otururken heva hevesine uyup geriye dönmesi oradan siz dünyadayken cennet bahçelerine uğrayınız Ya Resulallah dünyada cennet bahçesi var mı? Evet neresi? Zikir halakalarıdır ve cennet bahçelerine uğradığınızda orada cennet nimetleriyle nimetleniniz Ya Resulallah cennet nimeti ne?
Orada sizin zikretmekliyiniz şimdi bir kimse zikir halakasını terk ettiyse işte Musa'nın kavmi gibi o manevi atmosferi o cennet bahçesini terk etti o heva ve hevesine düştü o nefsine uydu o Allah'ın cemaliyle cemalleşirken Allah'ın kelamıyla kelamlaşırken nefsine uydu çekti gitti onun için ne oldu o o padişahın sofrasında otururken padişahın sofrasını terk etti padişahın sofrasına hainlik etti nankörlük etti bakın nasıl Musa'nın kavmi cennet nimetleriyle nimetlenirken soğan sarımsak istediler cennet nimetine karşı
küstahlık ettiler Allah'a haşa küstahlık küstahlık ettiler peygamber peygamberlerine küstahlık ettiler bakın bu yahudilerin küstahlığı bitmedi zaman geldi İsa Aleyhisselam peygamber oldu İsa Aleyhisselam peygamber olunca yanındaki havariler İsa'yı imtihan ettiler dediler ki maide 112 hani havariler ey Meryem oğlu İsa Rabbin gökten bize bir sofra indirmeye gücü yeter mi demişlerdi o da eğer iman ediyorsanız Allah'tan korkun demişti 113.
ayet bunun üzerine dediler ki ondan yemeği kalplerimizin huzura kavuşmasını senin bize doğru söylediğini bilmeyi ve o sofraya şahitlik edenlerden olmayı istiyoruz 114 ayet Meryem oğlu İsa şöyle dedi Ey Rabbimiz olan Allah'ım gökten bize bir sofra indir ki bize bizden öncekileri ve bizden sonrakileri bir bayram olsun ve senden bir mucize olsun bizi rızıklandır sen rızık verenlerin en hayırlısısın ayet 115 Allah ben o sofrayı size indireceğim fakat bundan sonra sizden kim inkar ederse alemlerden hiç kimseye yapmadığım
bir azapla onu azaplandırırım dedi gün geldi İsa Aleyhisselam peygamber oldu İsa Aleyhisselam peygamber olunca yanındaki havariler dediler ki çünkü Beni İsrail peygamberi o da nasıl Musa'ya cennet nimeti geldiyse Allah ona cennet nimeti gönderdi senin de peygamberliğinin delili olsun senin de peygamberliğinin bir mucizesi olsun Rabbine söyle bize sofra indirsin ve İsa Aleyhisselam da Cenab-ı Hak'a yalvardı ve sofra indi mi evet ama sofra indi Cenab-ı Hak sofrayla beraber onlara da ölçü koydu dedi ki bu sofradan saklamak
bu sofradan saklamak ve biriktirmek maksadıyla hiçbir şey almak yok bir saklamayacaklar iki biriktirmeyecekler öyle ki sofrada yemek bitmiyor ve sofrada yemek bitmeyince habire yiyor herkes gelen yiyor giden yiyor tabi İsa Aleyhisselam ne kadar fakir fukara hastalıklı hastalıklı kimseler var ise onların hepsinde sofrasına davet etti bütün fukaraları o bölgede olan ne kadar fakir varsa ne kadar garip güreba var ise ne kadar böyle hasta olan varsa ne kadar sıkıntıda ne kadar dertte gamda kim var ise İsa Aleyhisselam
herkese haber saldı bütün herkes geliyor yiyor içiyor ama sofralarda nimet bitmiyor arkası ardına kesiliyor ve o yiyenler ayrıyeten de bir peygamberi mucize olarak sağlığına kavuşuyor cüzzamlılar yiyor cüzzam hastalığından kurtuluyor körler yiyor körlükten kurtuluyor veya felçliler yiyor felçten kurtuluyor fukaralar yiyor fukaralar bir müddet sonra zengin oluyor anında birkaç gün sonra zengin oluyor yani sofradan yiyenin ne derdi varsa ne sıkıntısı var ise herkes o derdinden ve sıkıntıdan kurtuluyor ve o toplumun o toplumun
entelektüel takımı zengin takımı bundan rahatsız oluyor bundan rahatsız olunca bunu inkar ediyorlar bunları inkar edince enteresan bir şey bakın enteresan bir şey inkar inkar edenlerin hepsi de domuz suretine bürünüyor tekrar ediyorum İsa Aleyhisselam'ın bu mucizesini inkar edenler domuz suretine bürünüyor ve domuz suretine büründükten sonra onlar normal domuz suretinde İsa Aleyhisselam onları tanıyor isimleri neyse isim olarak onlara hitap ediyor ama onlar İsa Aleyhisselam'a cevap veremiyor ve İsa Aleyhisselam'ın
mucizesini inkar ettiklerinden dolayı domuz suretinde bunlar 300 kusur kişi toplum bunları görünce İsa Aleyhisselam'ın mucizesini inkar etmekten uzak duruyorlar ama herkes yiye uçuyor hala da bakın yiye uçuyor bu 300 tane entelektüel 300 kusur tane entelektüel ve zengin kısım hani böyle bir şey olur mu çünkü bunların toplum içerisindeki makamları sarsılıyor böyle olunca bunu inkar ediyorlar bu olmaz böyle bir şey deyince Cenab-ı Hak ibret alemlik onları domuz suretine benzetiyor çeviriyor ve bunlar ibretlik olarak
3 gün domuz suretinde yaşıyorlar ve 3 gün sonra bunlar domuz suretinde topluca ölüyorlar bakın topluca ölüyorlar domuz suretinde olanlar birbirleriyle evlenemeden çocukları olmadan kadınlı erkekti 3 gün sonra hepsi de ölüyor demek ki bir Allah'ın nimetine Allah'ın keremine fazlına düçar olan bir kimse ona hainlik yapar ona nankörlük yaparsa o da manada domuz suretine döner sen peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin yolunda yürürken hainlik eder nankörlük edersen senin de suretinin ne olacağı belli değil ve
o kimseler böylece helak olup gidiyorlar ve bir kimse bu derviş kardeşler için sufiler için burası bu 3 beyitten anladığımız şu benim kendimce eğer sen Allah'a yakınlığı bulmuşken zatî tecellillere mazhar olmuşken oradan geri dönmek oradan geri dönmek onun için büyük bir zuldür ve o hal ile hallenen yani geçen haftaki beyite göre her nereye yönelirse Allah'ın yüzü oradadır ayeti kerimesinin tecelliyatına mazhar olan bir kimsenin oradan geri dönmesi oradan
geri dönmesi oradan oturup Hz. Pir'in dediği gibi hani tacirliğe kalkınması oradan geri dönüp sultanın huzurunda huzurullah'tayken kapının eşiğine gitmesi sultan ona elini uzattığı halde o kendi heva ve hevesine uyup onun ayağını öpmeye kalkması onun ne yazık ki küstah olduğunu gösteriyor ve o ya da tabiri caizse derece kaybedenlerden oluyor heva hevesine uyup derecesini makamını yitirenlerden oluyor hani bazen şeyhimi ayrı tutaraktan söylüyorum işte bir kısım sufiler
ama cahilliklerinden ama kendi kendisine gizli kibirliliklerinden ona bir vazife verilir bir görev verilir ben buna layık değilim de layık olan kardeşlere verin de derler ya o aslında ya cahildir ya da kibirlidir sebep sana bir taltif edilmiş sana bir vazife verilmiş sana bir hizmet kapısı açılmış sen kendi kendine ben yapamam diyorsun hatta bunu daha ileri götürenler oluyor ya yok işte makam toplanmış ona şeyhlik veririm demişler o da ben layık değilim demiş ondan sonra hazreti peygambere demiş bir de bunu bunu söylerler ya
hal olarak şeyhimi ayırıyorum sen kimsin hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sana bir vazife verecek de sen ben layık değilim diyeceksin yani hazreti peygamber haşa heva hevesinden mi konuştu kime ne verileceğini bilmedi mi sen layık olup olmayacağını bilmedi mi ayeti kerimede peygamber ne verdiyse alın derken senin yaptığın bu küstahlığın dik alası değil mi bu senin yaptığın kendince tevazuymuş gibi gösterirken muhammedi mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin maddede de manada da
sözünü havada bırakmak değil mi sana peygamber elini uzatmış sen kimsin de ben layık değilim deyip de onun elini öpmeyecek veyahut da bir mürşidi kamil sana bir vazife vermiş sen kimsin ki ben buna layık değilim deyip de vazifeyi reddedecek bunlar ya cehaletten kaynaklanır ya da gizli küstahlıktan kibirlilikten kaynaklanır cehaletten kaynaklanırsa nasihate ihtiyaç vardır hadi bunu bir kimse naz niyaz etti şeyhine söyledi eyvallah diyelim sen manada hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine nasıl böyle bir şey
söylersin hiç mi yol yordam görmedin hiç mi adab erkan görmedin bir şeyhe dahi itaat edilmesi gerekirken tabi olunması gerekirken seni şeyh has odasına alırken sen nasıl böyle bir şey yaparsın bir şeyhe dahi bir mürşidi kamile dahi yapılması nankörlüğün dik alası kibirliliğin dik alasıdır sen bunu yapamazsın bunu söyleyemezsin reddedemezsin bunu aklından bile geçiremezsin öyle yapıyorsan sen direkt o şeyhefendiye küstahlık yaptın öyle yapıyorsan eğer hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sana bir vazife
verdi de sen kalkıp da ben layık değilim dediysen ya yalancısın öyle bir hal görmedin kendi kendini havalara katmak için böyle bir şey söylüyorsun yalancısın yani ya da hayalini hal olarak algılıyorsun ya da hayalini hal olarak algılıyorsun ikisinden biri Allah muhafaza eylesin o yüzden sen has odaya girdiysen gözünü eşiğe dikme sen o padişahın sofrasına oturduysan sen o sofranın adabına erkanına uy seni has alakaya aldıysa ister üstadın almış olsun ister pire efendiler alsın isterse Cenab-ı Hak kalsın sen oranın adabına
erkanına uy nefsine uyma heva hevesine uyma kibirliliğe düşme kendinde bir şey varmış zannetme ama sen o oturduğun sofranın adabına erkanına uy veyahut da seni birisi elinden tutup bir odaya kattıysa o odanın adabına erkanına uy sana birisi bir vazife verdiyse o vazifenin adabına erkanına uy nefsine uyma Allah muhafaza eylesin her ne kadar ayağa baş koymakta bir yakınlıktır fakat el öpme yakınlığına nispetle hatadır düşkünlüktür yani sen elini öperken normalde gidip de senin ayağını öpmeye çalışman senin düşkünlüğüne
işaret senin makamı kaybettiğine işaret sen normalde evet evvelkine nispet sen bir çıt aşağıdasın önceden elini öpüyordun şimdi kendince ayağını öpmeye çalışıyorsun ayağını öpmeye çalışırken o senin çenenden tutmuş kaldırmış yukarı elini öptürmüş sana bunu nimet bil bunun kadrini kıymetini bil buradan aşağı düşmemeye çalış yok sen kendi kendine yine aynı terenenliye gidip ben layık değilim deyip de ayağını öpmeye çalışmak küstahlıktır kibirliliktir Allah muhafaza eylesin çünkü Hz. Peygamber için Cenab-ı Hak dedi ki
Peygamber size ne verdiyse alın itiraz etmek haşa Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme itiraz etmek çok büyük bir küstahlıktır okumse de ne manevi hal kalır ne manevi perde kalır onda çok büyük küstahlıktır Allah muhafaza eylesin padişah birisi yüzünü gördükten sonra başkasına meylederse kıskanır padişahın yüzünü görmüşün padişah diyor yüzünü birisine gösterdiyse artık o kimsenin başkasına bakması kabul edilebilir bir şey değildir lokman ayet 22 kim iyilik yaparak yüzünü Allah'a çevirirse muhakkak sapasağlam bir kulpa
sarılmıştır o zaman sen kendini teslim etmişsin Allah'a Allah'a teslim etmiş ve Allah da sana cemalini göstermiş cemalini sana göstermiş hediye etmiş lütfetmiş ikram etmiş artık senin oradan yüzünü başka bir yere çevirme lüksün lüksün yok senin artık yüzünü başka bir yere döndürme lüksün yok sana mahremini açmış sana mahremini açtıysa senin kalkıp da yüzünü başka bir yere döndürme yüzünü başka şeylere çevirme kalbinin içerisine dünya sevgisi koyma lüksün yok senin artık Allah'la her an ve an cemalleşmenin
yolunda yürü çünkü sana sırrını göstermiş sana mahcemalini göstermiş sana cemal sıfatının tecelliyatını yaşatmış senin artık oradan geri dönüşün yok oradan geri dönüşün senin küfründür oradan geri dönüşün senin küfründür başkasının hatasıdır kusurudur ama Allah'la cemalleşen bir kimsenin yüzünü başka bir yere çevirmesi onun küfrüdür müzemmil ayet 8 Rabbinin adını zikret ve sadece ona yönel artık sen onun cemaliyle cemallenmişsin sen her perdede onu zikretmekle mükellefsin
ve sadece ve sadece ona yönelmekle mükellefsin sadece ve sadece çünkü sen yüzünü Allah'a döndürmüşsün Allah da cemalini sana tecelli ettirmiş sen Allah'a bir adım gelirsen o sana on adım gelir sen ona on adım gelirsen o sana yüz adım gelir sen ona yüz adım gelirsen o sana koşar senin oradan geri dönüşün yoktur artık sen oradan başka bir yere dönemezsin her baktığında onun cemalini her konuştuğunda onun kelamını işitmekle memursun ve sen onun zikrinden başka bir şey onun zikrinden başka bir şeyle hemhal olamazsın
ve yönünü başka bir yerlere döndüremezsin artık senin yönün Allah'tır yönünü başka yere döndürmeye kalkarsan ibret alem için helak olursun o yüzden İsa aleyhisselam ile alakalı domuz kıssasını konuştum önceden yüzünü başka yere döndürenler ve maneviyata bu manada belli bir noktaya gelip de oradan ters dönenler bilmiş olsunlar ki manada domuz suretine bürünürler bilmiş olsunlar manada domuz suretine bürünürler Rabbim muhafaza eylesin o yüzden bir kimse Rabbine yönelince
başka bir yön araması başka bir şeyle iştigal etmesi onun için Allah muhafaza eylesin helakına sebep olur ve Zümer 54 size azap gelmeden önce Rabbinize yönelin ve ona teslim olun son hani köprüden önce son çıkış var ya son çıkış son çıkış bu azap gelmeden ona yönel tövbe et geri dön teslim ol ve yapmış olduğun her şeyle alakalı Allah'a yalvar yakar o tövbeleri kabul edendir yanlışlıklarını eksikliklerini kasten yaptıklarını veyahut da elinde olmadan bilmeden yaptıkların için tövbe et
Allah'a yalvar yakar geri dön yoksa sonun hüsrandır sonun helaktır Allah muhafaza eylesin o yüzden Allah'ı seviyorum demek bir davadır buna şahitlik gerekir ve Allah'ı seviyorum diyenlerin ondan başkasına bakması ondan başkasına itaat etmesi ondan başkasına yüzlerini çevirmesi caiz değildir uygun değildir Allah'ı seven her an Allah'ın cemaliyle cemalleşme derdine düşmeli ve her an Allah'ı zikredip ona yönelmeli ona teslim olmalı ancak onun Allah'a yönelmesi tam olarak tecelli eder ve o da
sana yöneldi ise sen ona yöneldin o da sana yöneldi sen ona yöneldin o da sana yöneldi artık senin başka bir yere bakman gönlünde Allah sevgisinden başka sevgi tohumu ekmen Allah'ı kıskandırır Allah dostlarını kıskanır Allah müminleri kıskanır müminlerin gönüllerinde kendi sevgisinin habibinin habibinin sevgisinin dostların sevgisinin eşin çocuklarının sevgisinin bunlar şey değildir ne o haram değildir bunların sevgisi olur hatta eş ve çocukları muhabbet edilir üstad sevilir ondan fazla Hz. Muhammed Mustafa sevilir
ondan fazla da Allah sevilir Celle Celaluhu o zaman senin kalbinde artık dünya sevgisi makam sevgisi para pul sevgisi senin artık kalbinde Allah'ın sevmediklerinin sevgisi olmaması gerekir bu dünyayı terk etmek parayı pulu terk etmek değildir sevmeyi terk ederiz biz biz şedid bir sevgiyle Allah'ı severiz biz şedid bir sevgiyle Muhammed Mustafa'yı sallallahu aleyhi ve sellemi severiz biz şedid bir sevgiyle üstadımızı severiz müminleri severiz biz eşimizi de severiz çocuklarımızı da severiz biz kardeşlerimizi arkadaşlarımızı da
severiz ve Allah için severiz Allah için dostluk kurarız Allah için birbirlerimize muhabbet besleriz biz üstadımızı da Allah için severiz biz eşimizi de çocuklarımızı da kardeşlerimizi de Allah için severiz ve o Allah için olan sevgimizi asla kaybetmeyiz çocuğumuz bize baksın diye sevmeyiz eşimiz bize hürmet etsin bize baksın çorba pişirsin diye eşimizi sevmeyiz biz kardeşlerimizden faydalanmak için kardeşlerimizi sevmeyiz bizim sevgimiz Allah içindir Allah'ın velilerini de Allah için severiz biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
hazretlerini de Allah için severiz biz Allah'ın haricinde ne var ise hepsini Allah için severiz hepsini de biz Allah dostlarını da Allah için severiz öyle olunca oradan geri dönmek yoktur artık oradan geri dönmek zuldür Allah muhafaza eylesin Allah'ın gayreti buğdaya benzer buradaki gayret kıskançlık harmandaki saman da insanların kıskançlığıdır kıskançlıkların aslını haktan bilin halkın kıskançlıkları şüphe yok ki Allah kıskançlığının feridir Hazreti Pir Cenab-ı Hakk'ın kıskançlığını buğdaya benzetiyor halkın insanların
kıskançlığını da harmandan arta kalan samana benzetiyor saman aslında harmanın posasıdır asıl kıymetli olan nedir buğdaydır ama saman da o harmanın artığıdır yamana gider mi gitmez işte Hazreti Pir diyor ki Cenab-ı Hakk'ın kıskançlığı buğday gibidir kıymetlidir ve saman da o kıymetli buğdayın posası hükmündedir asıl kıskanç olan Allah'tır haktır ve kıskançlığın sıfatsal tecelliyatı Allah'a aittir çünkü kıskançlık Allah'ın sıfatıdır bir kimse eşinin kıskanması Allah'ın sıfatıyla sıfatlanmasıdır
çocuğunun kıskanması Allah'ın sıfatıyla sıfatlanmasıdır kardeşlerini dergahını şeyhini kıskanması Allah'ın sıfatıyla sıfatlanmasıdır arkadaşlar kardeşler buradaki kıskanmak cama çıkma perdeye çıkma demek değildir buradaki kıskançlık onu korumak muhafaza etmek onun ihtiyaçlarını görmektir kardeşinin koluna girmektir ona destek olmaktır onun ayıplarını örtmektir hatalarını kusurlarını örtmektir onu Allah adına nasihat etmektir onu kıskanmak demek onu kimseyle paylaşmamak demek değildir Allah'ın kıskanması o kıslandığı
dostunu korur o yüzden der kim benim velime savaş açarsa bana savaş açmış gibidir der bu Allah'ın kıskanması dır velilerini çarçur etmez peygamberlerini çarçur etmez müminleri çarçur etmez müminlerin velisidir kim bir mümine zarar vermeye kalkarsa Allah der ki bana zarar verdin Allah onun intikamını alır kim peygamberine onun peygamberlerine zarar vermeye kalkarsa Allah onun intikamını alır kim Allah'ın velilerine dostlarına düşmanlık ederse Cenab-ı Hak Hades-i Kudsi'de yırtıcı bir hayvanın avundan aldığı intikam gibi
Allah da ondan intikam alır der bu Allah'ın kıskançlığı dır Allah dostunu kıskanır dostlarını kıskanır ve onları korumaya onları muhafazaya alır sen onun başındaki belayı musibeti onun başındaki derdi onun başındaki gamı kasevete bakıp da Allah bunu korumuyor zannetme o aşıkla maşunun arasındaki cilvelenmedir o aşıkla maşunun arasına da girme ona hastalığın en fazlasını verebilir onu derdin en fazlasını verebilir ona sıkıntının en fazlasını verir sen aldanma o hastalığı o verir ona ama sen onun hastalığınla dalga geçersen
seni parın parın parçalay verir çünkü hastalığı veren odur sen ona hastalık olarak görürsün o kendi içinde onun için o nedir cilvelenmek dedi cilvelenmektir sevgili sevgilisiyle cilveleniyor cilvelenirken ısırır da cilvelenirken canını da acıtır oh bile demeyeceksin hatta tebessüm edeceksin ne güzel ısırdın diyeceksin ne güzel canımı acıttın diyeceksin ne güzel beni yakın buldun ki canımı acıttın beni kendine yakın gördün ki istediğini istediğin gibi yapıyorsun diyeceksin kendini teslim edeceksin o istediğini istediği gibi
yapacak senin üzerinde sevgili olmak bunu gerektirir yok bura mı acıttın yok bura mı incittin yok sen bura mı kırdın yok sen bura mı döktün o sevgiliden şikayettir şikayet edenin aşk meydanında işi yoktur şikayet edenin dergalımızda da işi yoktur sen şikayet edeceksen git kendine uygun bir cemaat bul burası şikayet edilecek yer değildir burada başına ne gelirse gelsin eyvallah deyip dondurma yalar gibi yalacaksın ister kış gününde sana dondurma yalatsın ister yaz gününde senin ağzına kaynar sular döksün sen onu sevgiliden geldi
deyip yüzünü bile ekşitmeyeceksin sevgiliden geldi deyip tebessümle onu karşılayacaksın üstadımın bana dediği gibi bir dizine dedi ateşten kor dökecekler bir dizine de dedi gül yağı dökecekler her ikisini de bir görmezsen kemale eremezsin Mustafa Efendi demişti bana o zaman kor ateş döktükleri zaman of aman demeyeceksin gül yağı döktükleri zaman da oh ne kadar güzel gül yağına kavuştum kavuştum da demeyeceksin kor ateşi de seveceksin gül yağını da seveceksin ısırsa da seveceksin öpse de seveceksin yerden yere vursa da
seveceksin arşala da dolaştırsa da seveceksin arşala da dolaştırsa da seveceksin seni avamın ağzına sakız etse de seveceksin meleklere dua ettirse de seveceksin o seni kah avamın ağzında sakız eder dedikodunu yaptırır kah arşalanın meleklerine dua ettirir arşalanın meleklerine dua ettiren de odur avamın ağzına seni sakız edip de çiğneten de odur o zaman senin kalkıp da bunlara itiraz etme hakkın olmaz ve Allah bu manada müminleri dostları peygamberlerini kıskanır ve kıskanma sıfatı direkt Allah'a aittir hani Hz. Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem bir sahabesine dedi ya o kıskançtır ben de kıskancım Allah benden de kıskançtır dedi evet Davut aleyhisselama şöyle vahyetti Cenab-ı Hak günahkarlara benim affedici olduğumun müjdesini ver özü sözü doğru kullarıma da benim kıskanç olduğumu hatırlat günahkarlara benim affedici olduğumun müjdesini ver ey günah işleyen Allah'ın kulları dönün Allah'a tövbe edin kim Allah'a tertemiz ihlaslı bir şekilde tövbe ederse hiç günah işlememiş gibidir haşa Allah'ın dininin sahibi ben değilim Kur'an'ı
ben indirmedim ben Allah'ın dinini aktarıyorum çıplak ben Allah'ı anlatıyorum çıplak kimse Allah'ın affediciliğinin üzerine laf söyleyemez kim tövbe eder geri dönerse Allah onu affeder bin kere tövbe etse bin sefer tövbesini bozsa bin birincinde yine tövbe etse Allah yine affeder sen tövbe etmekten bıkarsın Allah seni affetmekten bıkmaz sen zikretmekten bıkarsın sen zikrettiğin müddetçe Allah seni zikretmekten bıkmaz sen bütün gününü onun cemaliyle geçirmek istesen sen nefsine
uyar heva hevesine uyar bir an o halden düşersin ayrı bir perdeye geçersin Allah sana cemalini göstermekten bıkmaz bir mani perdesi gelir sen ahı efkan edersin ahı efkan ettin yerde mani perdesinin içerisinde Allah yine cemalini verir Allah yine cemalini verir sana o yüzden ama Allah kıskançtır sen geri dönme Allah kıskançtır sen başka bir cemalde başka bir cemalde başka bir cemal arama sen her cemalde onu seyret her kelamda onu dinle odur kelamın sahibi kelamın sahibi otur
o yüzden sen asla ve asla kulağını şeytana verme asla ve asla kalbini şeytana teslim etme asla ve asla heva ve hevesine uyma kendi kafandan din çıkarma kendi heva ve hevesinden sufilik yolu da çıkarma otur iki dizinin üstünde dinle otur iki dizinin üstünde tabi ol ihlasla samimiyetle Allah'a yönel Allah'a teslim ol ve Allah'ın hududunu aşma Allah haddi aşanları sevmez çünkü Allah muhafaza eylesin Allah her anlamda her anlamda her perdede
yani onlar şimdi yeni dilde boyut diyorlar ya eski dil perde ben eski dil kullanacağım boyut demeyeceğim perde Allah her perdede kıskançtır Allah sadece velilerine kıskanç değildir Allah her perdede kıskançtır çünkü o istenilendir dua edilendir tövbe edilendir o sevilendir o yüzden Cenab-ı Hak'ın kıskanç olmadığı hiçbir perde hiçbir tecelliyat yoktur kendi kendinize sufilik aleminde kendi kendinize ölçü çıkarmayın şu perdede yoktur demeyin her perdede her anda onu zikredip onun cemaliyle cemalleştiğini zih hissedin
diyeceksiniz ki insanların cemalinde de mi evet evet yerin de göğün de nuru Allah'tır yerin de göğün de Rabbi Allah'tır yerle göğün arasından her ne var ise hepsinin de Rabbi Allah'tır sizlerin de benim de Rabbi Allah'tır senin de benim de sıfatsal tecelliyatlar Allah'a aittir o zaman Allah'ın sıfatsal olarak tecelli etmediği hiçbir perde hiçbir varlık hiçbir cisim hiçbir hücre hiçbir atom hiçbir element yoktur Allah hepsine de tecelli eder Allah hepsine de tecelli eder ve Allah bütün varlık alemini komple sıfatlarıyla
donatmıştır varlık aleminde sıfatının tecelli etmediği zerrenin zerresi dahi yoktur en küçücük hayale dahi sizin hayalinize dahi tecelli eden odur ister nefsani olsun ister rahmani olsun bütün hayallere tecelli eden odur bütün akıllara tecelli eden odur bütün varlığa tecelli eden odur o yüzden o varlığın her derecesinde varlığın her perdesinde kıskançtır her perdesinde o yüzden acaba şurada mı burada mı diye kafamızdan bir şey geçirmek boş muhabbet boş muhabbettir bunu anlatmayı bırakayım da o on gönüllü hercai sevgilinin
cefasından şikayet edeyim yani bu kıskançlığı anlatmayı bırakayım bu kadar kıskançlık anlattım yeter diyor Pir efendi artık diyor o on gönüllü hercai sevgilinin cefasından şikayet edeyim Hz. Pir diyor ki bu kıskançlık meselesini şerhini bıraktım bunu artık şerh etmeyeceğim bu kadar şerh ettim yeter dedi artık o on gönüllü olan hakiki maşurun hakiki sevgilinin aşıklarına olan cefalarından şikayet edeceğim her an ayrı bir tecelliyatta her an her perdede her perdede ayrı bir şende olan ve ayrı perdelerde ayrı ayrı kendisine
aşık olanlarla cilvelenen o maşurun cilvelerinden bahsedeyim çünkü aşıklar cefaya cilve olarak bakarlar o cefayı cilve olarak görürler cefayı bir zul olarak görmezler çünkü maşuk aşığıyla cilvelenir kah ona çok yakınmış gibi ona hissettirir kah ona çok uzakmış gibi hissettirir o aşık çok uzakmış gibi kendini hissedince feryadı figan ede onun feryadı figan arşağılayı salla yakınlıkta uzaklıkta önce
duygudur hakikat değildir yakınlık uzaklık duygudur duygu olarak kah aşıklar kendilerini çok uzak görürler kah yakın görürler bu dervişlerde de vardır siz şimdi böyle söyleyince kendinizce bunu daha iyi anlayacağınız derviş kah kendini şeyhinden uzak görür der ki şöyle hata yaptım şöyle yanlış yaptım şöyle eksik yaptım ben gözden düştüm uzağım der kah böyle coşar Fırat Nehri gibi sanki üstadının kalbinin ta göbeğinde yaşıyormuş gibi yaşar bu iyice
hakikate erdiğinde bir göbeğinde oturursa der ki her uzak düşündüğünde ben onun göbeğindeyim der heva hevesinden olmadığı müddetçe doğrudur işte Hz. Pir diyor ki artık cefasından şikayet edeyim bu kıskançlık şerhini bitirdim feryat edeyim çünkü feryat ve figanlar hoşuna gidiyor feryat edeyim feryat ve figanlar o sevgilinin hoşuna gidiyor iki alemden de ona ancak feryat ve figan lazım aşığın feryat ve figan etmesi o sevgilinin hoşuna gidiyor sevgilinin hoşuna gidince feryat ve figan edecek onun önüne perdeler koyuyor
aşığın ağlaması feryat-ı figan etmesi göz kirpiklerinden yaş yerine kan akıtması ona tat veriyor göz kirpiklerinden yaş yerine kan akıtması ona tatlı geliyor hatta hatta öyle yapıyor ki senin gözünden kan akarken yapıp göz kanını senin gözünden alıp kendi gözüne sürme yapıyor nasıl feryat figan edip kirpiklerinden kan akıtmazsın nasıl feryat figan edip geceni gündüz etmezsin nasıl feryat figan edip
gündüzünü gece etmezsin sen feryat figan ettikçe onun hoşuna gidiyor madem ki onun hoşuna gidiyor sen her daim feryat figan perdesinde dur feryat figanda duranı seviyor ah aşıkların senin ayrılığından her an feryat figan etmekte aşıkların feryat-ı figan etmesinde ne yapsın ah yakup kendi oğlu Yusuf'u kaybettikten sonra feryatından figanından halk rahatsız oldu da gitti çölün ortasına hurma dallarından bir çardak etti
o çardakta oturdu feryat figan etti de o çardak hüzün çardağı oldu sen de gece çardağını kur da o sevgiliden ayrı düşmenin feryadını figanını o sevgiliden ayrı düşmenin acısını yaşa yakup nasıl Yusuf'un feryadına düştüyse sen de o güzeller güzeli nazlı sevgilinin feryadına yapış ne yapayım ahu zarrımdan feryadımdan figanımdan nerelere gideyim sen feryadı figanı sevdiğinden beridir aşıkların feryat figan etmede ağlamada sızlamada ah feryat üstüne feryat bu şu bu cilveli bu alemi birbirine
katan her an her şeyi ayrı ayrı var edip yok eden o kara kaçtı kara gözlü selvi boylu endamlı mı endamlı edalı mı edalı ne tarafa dönsem hayali karşımızdan karşımdan ayrılmayan sevgiliden ayrıyız diye nasıl feryat figan etmeyelim o endamlı güzeli seyretsek dahi hasretinden nasıl feryadımıza feryat figanımıza figan katmayalım madem ki seviyorsun aşıkların feryat ve figanını her dem her perdede aşıkların sana feryat figan etmede olacak ne zamana
kadar ebedi feryat ve figan madem ki sen seviyorsan feryat ve figanı selamun aleyküm 1775 beytten onun macerasından acı acı nasıl feryat etmeyelim ki sarhoşlarının halkasına dahil değilim onun gözünden ayrı güne gün katan yüzünün vuslatından mahrum bir haldeyken nasıl gece gibi kafkara olmam onun hoş olmayan şeyi de benim canıma hoş geliyor o gönül inciten sevgilime canım feda olsun el fatiha amin bunu
açıklamıştım böyle izleyenler herhalde izliyordur gene böyle meyil yoluyla işte beytlerin şerhini diğer şerhlerden bulamıyoruz diye mail atıyorlar artık onlara cevap vermeyeceğim çünkü kaç sefer buradan ilan ettim ve yazdım da onlara dedim ki ben şerhlerden faydalanmıyorum zaten takip edenler de görürler ben mevcut şerhlerden şerh etmeyi çok uygun görmüyorum kendimce uygun görmedimden dolayı ben kendimce hasbelkader beytleri anladığım veya gönlüme
geldiği gibi yazmaya çalışıyorum o yüzden bu mesnevi sohbetlerini dinleyenler takip edenler diğer mesnevi şerhlerinin şerhlerine zahmet edip bakmasınlar ben çünkü onlardan faydalanmıyorum bunu beyan etmek istedim tekrar onu illaki böyle birkaç kişi var defalarca soruyorlar bulamadık edemedik diye ben de tekrar bunu Allah muhafaza eylesin öyle bir küstahlık gibi algılanmasın ben yani birileri oturmuş mesnevi şerh etmişler kendi zamanlarında kendi anlayışlarıyla Allah razı olsun hepsinden onları onları küçük görmek küçümsemek
değil derdim benim kabım bu kadar benim anladığım bu kadar benim aktarabileceğim bu kadar ben kendi haddimi aşmak istemiyorum onlar Allah razı olsun hepsinden kendilerince söylemişler şerh etmişler Rabbim hepsinden de razı olsun böyle bir küstahlık gibi de algılanmasın Allah bizi affetsin böyle bir iddia sahibi de değiliz ben zaten o yüzden mesnevi okuması diyorum şerh edemiyorum biz mesnevi okumaya çalışıyoruz öyle şerh edecek kadar alim ulema değiliz Allah bizi affetsin hakkınızı helal edin yeniden selamun aleyküm
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.