Allah gecenizi hayırlı eilesin. Gündüzünüzü hayırlı eilesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eilesin. böyle gecikmelerimiz oluyor. Hakkınızı helal edin. Helal etmeyen de söylesin. Ona göre biz de gardımızı alalım. Ne yapacaksak yapalım ya ona yaparız da bir şey olsun. Az önce içeride Hakan diyor ki gecikiyoruz diyor. Dedim yaşım 61 olmuş. Hala daha hesap mı vereceğim millete dedim. Kaç da çıkarsam çıkarım dedim. Baktı deliliğim üstünde sustu. Evet. kaldığımız yerden devam ediyoruz. Kaldığımız yerde yani başlangıç olarak Maverdi'nin sözü vardı. Eddünü ve devletü tev emane la yefterikan. Yani din devletin ikiz kardeşidir. Sözüydü.
Oradan devam ediyorduk. Üçüncü sayfanın başındayız şu anda. İmam Gazali savunduğu İslam yorumu nedeniyle halk nezdinde merkezi iktidarı meşruiyetini sorgulamayı önleyecek, itaati sağlayacak, toplumdan siyasi otoriteye sürekli rıza üretecek ve muhaliflere etkili yanıtlar verecek alim olarak görülür. Önemli ve saraya alınmasının nedeni de tam olarak budur. Şimdi Gazali'nin üzerinde böyle söylerler ama Maverdi ile başladık ya bu Maverdi çizgisindedir. Maverdi çizgisindedir. Dediğim şey şu.
Şafii uleması genel itibariyle eşari zihniyetli ve genel itibariyle bu ta Abbasi'ler şeyden Emeviler zamanından gelir. İdareye yani o günkü tabirle siyasi olarak halifeye tam bir itaat sorgulanmaktan soruşturulmaktan uzak bir halk halife ilişkisi vardır.
Bu Hazreti Ömer Radiyallahu An Hazretlerinin veya hatta ondan önceki Hazreti Ebu Bekir Efendimizin veya ondan önce Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretlerinin veya Hazreti Ömer Efendimizden sonra Hazreti Osman'ın kısmen ama normalde sonra Hazreti Ali Radiyallahu An Hazretlerinin çizgisinin dışında bir çizgidir. bu mesela İslam'da siyasetle alakalı geçen senelerde yine Hakan Kardeş'in hazırlamış olduğu bir sorular dizisi vardı. Bu sorular dizisinde bunu geniş bir şekilde sohbet ettirdik. Sohbet şuydu yani halifeye olan itaat Kur'an sünnet dairesindeydi.
Eğer halifeye olan itaat Kur'an sünnet dairesinde çıkarsa o zaman zulüm oluyordur. Ve Müslümanlar Kur'an sünnet dairesindeki bir halifeye veya Kur'an sünnet dairesindeki halifenin söylediğine itaat etmekle mükellefte. Bunu unutmayın. Bu çizgi İmam-ı Azam ve İmam-ı Maturudi çizgisi olarak devam eder. bu Hazreti Ali Efendimiz'in oğlu Hazreti Hüseyin Efendimiz'den gelen bir çizgidedir bu. Nasıl Hazreti Hüseyin Efendimiz Yezid'in halife seçilmesine karşı çıkıp karşı çıkıp siyasi bir bakın silahlı değil siyasi bir kalkışma yapmıştır. Orduyla gitmemiştir.
Kendi ailesiyle beraber gitmiştir. savaşmaya gitmemiştir yani. Bu siyasi bir duruştur. Ama Yezid ve Ahvanesi o siyasi bir duruş sergileyen Hazreti Hüseyin Efendimiz'i ve yanındaki kadınları çocukları şehit eder. Şimdi bu çizgi bakın bu bir damar gibidir. Bu damar ileriki zamanlarda hem Ehli Beyt'in üzerinde hem de İmam-ı Azam'ın üzerinde yürür. Mesela İmam-ı Azam işte Emevilere ilk baş kaldıran önemli günün önemli din âlimidir. Emevilere baş kaldırır. Emevilerin yıkılmasına fetva veren kimsedir. Ve İmam-ı Azam'dan itibaren Hanefilerde bu duruş çok önemlidir.
Bu duruşu kaybetmezler. ve bu duruş örnekliyorum Türklere de geçmiştir. Ve Türklere de geçtiği için Türklerde mesela böyle bir şey yoktur. Ama Maverdi gibi veyahut da o aşağı Mezopotamya'daki Müslümanların oradaki hassasiyetleri şudur. Emevilerden sonra halife kim olursa olsun ne olursa olsun ne yaparsa yapsın merkezi otoriteyi sarsacak merkezi otoriteyi yıpratacak her şeyi reddederler.
Şimdi bu böyle Emevilerden Abbasilere Abbasilerden Selçuklulara kadar bu damar gelir. Ve İmam-ı Gazali de bu damarın içindedir. Şimdi bunu normalde reddedemeyiz. Tabii biz yalnız o günleri bugünden eleştireli olarak bakıyoruz. O günkü Maverdi gibi Gazali gibi veyahut da o aynı ekolde olan insanlar devlet yıkılırsa minnet kalmaz. Veyahut da küçük küçük beylikler var o zamanla. Kavim beyliği o kavim beylikleri eğer ki o günkü dille konuşuyorum halifeye olan itaatlerinde gevşeklik olursa bölünme ve parçalanma olur.
Böylece ülke gayrimüslim unsurlar tarafından işgal edilir. Veyahut da talancılar yağmacılar eşkıyalar ülkeyi batırırlar. çünkü bir devletin devamiyeti için adalet güvenlik sosyal hayat zenginlik önemli unsurlardır. Eğer devletin devamiyeti söz konusu olacaksa devlet adaleti güvenliği zenginliği ve sosyal rahatlığı ve hayatı dizayn etmek zorundadır. Böyle olunca devlet devamiyet kespedebilir.
E o günkü şartlar içerisinde Maverdi'nin de Gazali'nin de yaptığı kendi ekseninde kendi dairesinde kendi coğrafyasında doğru kabul edilir. Bunları böyle eleştirmekten uzak olduğundan dolayı değil. Yani düşünün işte Maverdi'nin yaşadığı zamanı düşünün. Yani normalde her yerde küçük küçük beylikler veya Gazali'nin yaşadığı zamanı düşünün. Küçük küçük beylikler var. İslam beyliği bunlar. Eğer bunların halifeye olan yani merkezi olan bağlı aradıklarında ve itaatlerinde bir gevşeme söz konusu olursa işte devleti kılacak, halk perişan olacak, ortalık perişan olacak. Bu düşünceyle bu düşünceyle o Maverdi ve Gazali çizgisi ve Gazali'den sonrası da bu çizgide bu damarda devam edenler devlete karşı yani sisteme karşı herhangi bir kalkışmanın herhangi bir şeyin olmaması için çok büyük titizlik gösterirler.
Gazali'de de vardır bu. Bunların içerisinde isyankar duranlar bu meselede sufilerdir. Nerede haksızlık varsa karşı duracaklar. Ehlibeyt'tir. Haksızlıklara karşı karşı dururlar. Ehlibeyt damarıdır. Kimden gelirse gelsin haksızlık karşı dururlar. O yüzden tarih boyunca da İslam tarihi boyunca da acı bir şeydir bu. Ehlibeyt hep sürgün edilmiş, zulmü uğramış, şehit edilmişler ve hiçbir zaman tabiri caizse rahat yüzü görmemişler. Sebebi şu o hani dedelerinden almış oldukları dini ilmi diz dize tedrisata devam ediyorlar.
Dedelerinden almış olduğu dedim Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin Efendimiz Hz. Ali Efendimizden geçti. Hz. Ali Efendimizden onlara onlardan onların çocuklarına torunlarına aldıkları dini eğitim saf temiz birinci kanaldan tertemiz bir şekilde. Zaten hadis-i şerif de var. Size iki şey bırakıyorum. Birisi Kur'an Allah'ın kitabı birisi de Ehli Beytim'dir der. Böyle olunca onlar saf bir şekilde dini alıyorlar. Dini aldıklarında halife yanlış yaparsa o zaman halifeyi de eleştiriyorlar. Diyorlar ki burada yanlış var. Bu sefer halk nezdinde ehli beyt sözü kıymetli kendileri kıymetli ehli beytin. Böyle olunca sistemlerin hoşuna gitmiyor o ehli beyt.
bakın sistemlerin hoşuna gitmiyor. Çünkü sistemler Kur'an ve sünnetin dışında hareket ederse içeride ehli beytten olan kimseler bunları eleştiriyor. Bunları söylüyor. Böyle olunca işte devletin bütünlüğü halkın bütünlüğü bozuluyor. İmaji veriliyor. Bu aşağı mezopat olmayı bu daha önemlidir. Mesela Emevilerde başlamıştır bu hareket. Emevilerden Abbasilere Abbasilerden sonra devam etmiştir. Mesela İmam-ı Azam'ın tabiri caizse hayallerinin yıkıldığı yer Abbasilerinde bir müddet sonra Emevilerin duruma düşmesidir. Sonra İmam-ı Azam kalkar Abbasilerin de yıkılması için fetva verir.
Onlardan da net bir şekilde Kur'an ve sünnete dayalı bir idare sistemi göremez çünkü. O yüzden İmam-ı Gazali'nin bu yorumu kendi dairesinde kendi bölgesinde kendince doğru kabul edilebilinir. Mahverdi'nin çizgisindedir zaten. Her ikisi de Şafi'dir. Her ikisi de Eşari'dir. Şimdi bunları böyle söylüyorum. Mezhepsel takıntımdan dolayı değil. Eşari'de bir akaid zihniyeti vardır. Maturi'de ayrı bir akaid zihniyeti vardır. İşte Eşari'deki akaid zihniyetiyle Şafi'nin akaid zihniyeti bu meselede mesela Hanbeli'nin veya Malik'inin akaid zihniyeti üç aşağı beş yukarı bu noktadadır.
Bunlardan ayrışan İmam-ı Azam ve İmam-ı Maturi'de ekolidir. O yüzden aralarında bir hayli fark vardır. Nizam-ül Mülk siyasal iktidarın kaynağını ilahi bir güce Allah'a ve dine dayandırdığı halde makivelle makivelli dünyevi ve seküler gerçekleri işaret eder. Nizam-ül Mülk de sonuçta aynı silsilenin insanıdır. Aynı silsilenin insanı olduğu için o da siyasal iktidar kaynağını ilahi olarak bir güce Allah'a ve dine dayandırır. Mesela bu bu işi biraz büyüteyim mi ben ya? Şimdi İslam dünyasında sonradan bir şey gelişir.
Bu çok konuşulmamıştır. İslam dünyasında siyasi akımların içerisinde çok konuşulmamıştır. Bunu belki de kardeşler ilk defa duyacaklar şimdi bunu. Mesela halifeyi İslam dünyasının büyük bir çoğunluğu büyük bir çoğunluğu Allah'ın halifesi olarak görür. Buranın altını çizin bir kere. Ve konuşulurken Allah'ın halifesi olarak konuşulur.
Şimdi İslam dünyasında göz ardı edilen bir şey vardır. Halife yeryüzünde Allah'ın halifesi mi? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin halifesi mi? Bu konuşulmaz ve tartışılmaz. Şimdi genel itibariyle İslam dünyasında halife denilince direkt halifeye atfedilen güç Allah'ın halifesi noktasıdır. Böyle olunca siz halifeye itiraz edemezsiniz. Halifeye karşı da duramazsınız.
Sebep çünkü Allah'ın halifesidir. şimdi size başka bir şey söyleyeceğim. Eğer halife Allah'ın değil de Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin halifesi ise iş daha da değişir. Eğer Allah'ın halifesi ise Hazreti Ömer radiyallahu anh hazretleri yoldan şaşırırsa neyle düzeltirsiniz dediğinde sahabe kılıcını çekip bununla düzeltiriz diyemezdi.
Çünkü Allah'ın halifesiydi. eğer halife Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin halifesi ise o zaman sahabe kılıcını çekip seni bununla düzeltiriz derdi. Şimdi Hazreti Osman radiyallahu anh hazretleri eğer Allah'ın halifesi nezdinde görülmüş olsaydı o zaman Hazreti Osman efendimizi şehit eden Mısır'dan gelen Mısır'dan gelen eşkıyalar o zaman Allah'ın halifesini şehit etmiş olacaklardı.
O zaman Hazreti Ali Efendimiz'e başkaldıra Allah'ın halifesine başkaldırmış olacaktı. Böyle bir anlayış olunca o zaman sahabeler haşa küfre düşmüş olarak göreceğiz biz. şimdi bu çizgi bakın bu çizgiyi takip ettiren İslam'da bir siyasi bir duruş var. Bu neye kime ait bu? Şia'ya ait. Bakın Şia Allah'ın halifesi olarak görür. Ve bir kimse o imama itaat etmezse başkaldırırsa küfre düşmüş olur. Burası İslam dünyasının içerisinde çok konuşulmayan ama ve lakin müthiş bir yol ayrımıdır fikri planda.
Şimdi bunu bile ben çok konuşmak istemem. Konuşmak istemeyişimin sebebi şudur. Toplum bunu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin halifesi olarak görürse veyahut da bunu böyle Allah'ın halifesi veya Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin halifesi diye görmese bunu Müslüman halkın halifesi olarak görse iş daha da değişir.
Fakat o günkü toplumda yani Maverdi Gazali ondan sonra Nizamül Mülk ve sonrası gelen toplumlarda halifeye bizim öyle bir güç atfettirmemiz öyle bir güç elbisesi giydirmemiz gerekir ki halife sorgulanmasın halife eleştirilmesin halifeye karşı herhangi bir bırak başkaldırmaya kaç dahi kalkmasın ki otorite sarsılmasın bakın otorite sarsılmasın halife ne yaptıysa ne ettiyse doğru kabul edilsin asla eleştirilmesin peki bu anlayış aynı zamanda neyin içinde var bu anlayış aynı zamanda emeviler
zamanında yavaş yavaş kurulmaya başlanan tarikat oluşumunun içinde de var bu son dönem Osmanlı'da iyice yerleşir bu tarikat anlayışı da nedir şeyh asla sorgulanmaz şeyhin yaptığı her şeyde hikmet vardır ne yaparsa yapsın bakın ne yaparsa yapsın biz bunu kırmaya çalışıyoruz şimdi diyoruz yanlış var burada şeyh de günah işler şeyh de
hata yapar bakın bu çizgi hem siyasi kanalda hem de tarikat kanalında sıkıntılı bir kanaldır şimdi biz bu böyle tuhaf gelebilir bugüne kadar öğrendiklerinizin içerisinde eğer biz halifeyi halkın halifesi olarak görürsek sıkıntı çıkmayacak ama bu normalde dediğim gibi tabu Maverdi'den öncesinden başlar Maverdi'de böyle bir kimlik kişilik bulur Gazali'de devam eder Nizamülmülk'te de bu mesele devam eder evet Allah'ın yöneticiye yönetime yetkisini her çağda halk arasından seçtiği belli kişilere verdiğini ifade eden
Nizamülmülk dolayısıyla sultana itaat etmenin bir anlamda Allah'a boyun eğmek anlamına geldiğini ifade ederek siyasal iktidara güçlü bir teolojik temel sunar evet bu yani o gün için doğru olan bir şey o gün için doğru ve o gün içinde bu uygulanmış ve bu uygulamanın üzerinde o kadar çok durmuşlar ki yani sultana itaat etmeyenin Allah'a itaat etmediğini beyan etmişler tabi yalnız buradaki bir şey bir konuya parmak basmak istiyorum ayet-i kerime var ya Allah'a itaat edin Resulüne itaat edin sizden olan emir sahiplerine
itaat edin burada sizden olan emir sahiplerine itaat edin noktası Kur'an ve sünnet tarihinde olduğu müddetçe imam-ı azam imam-ı maturidi çizgisi sizden olan emir sahiplerine itaati Kur'an ve sünnete bağlamışlardır demişlerdir ki koşulsuz bir itaat yok gözü kapalı bir itaat yok körcesine bir itaat yok itaat ancak Kur'an sünnet tarihinde olduğu müddetçe diye şerh düşmüşlerdir Machiavelli ise iktidarda ilahi bir temel aramaz ve ona kutsallık atfetmez burada evet Machiavelli böyle bir şey söyler ama biz yönetmede biz yönetmede
Kur'an ve sünnet disturlarını ararız biz yönetimde ve yöneticilerde ilahi ben kendi için analiz edeyim kendi nefsimde biz yöneticilerde ve yönetimde ilahilik aramayız benim aradığım yönetimde bellidir birinci derecede yönetimde bulunan insanlar adaletli olmak zorundadırlar yani o kim olursa olsun dediğim beş unsur vardı ya akıl emniyeti din emniyeti can emniyeti mal emniyeti namus emniyeti bu emniyetin sağlamaları gerekir bu emniyetin sağlanması için akıl gerekir hukuk gerekir bu emniyetin sağlanması için adalet adaletin
tecelli etmesi gerekir bu beş şeyin sağlanması için en önemli şey adalettir gibi evet bunlar olmazsa olmaz nizami mülk ile makivelli arasındaki bu fark çok önemlidir evet bu fark çok önemli yalnız bunun ben böyle ortayı buluyormuş gibi olmayayım biz yönetimde bir ilahi kutsallık ben kendi nefsim olarak aramam yalnız bu damar islam dünyasında hala da var mıdır vardır bir müddet önce bunu açık açık dillendirmemi ister misiniz evet mesela örnekliyorum ben şimdi bunu yani islam dünyasında ve ülkemizde bu böyle şeydir bu damar
çok şeyini ne o tazelini korur merhum erbakan hocam için mehdi deniliyordu öyle değil mi evet ve herkesin mehdiye itaat etmesi gerektiğini söylüyorlardı öyle değil mi evet ve herkesin ona oy atması gerektiğini oy atmayanların imanlarını sorgulamaları gerektiğini söylüyorlardı öyle değil mi işte bakın aynı bu düşünce aynı noktaya getiriyor insanları yani siz bir siyasi parti kuruyorsunuz ve siyasi partiye oyunuzu atmazsanız imanınız tehlikeye giriyor veyahut da bütün ehli tarikatın bütün ehli islamın o partiye biat
etmesi gerektiğine inanılıyor ve eğer o biat gerçekleşmezse cahiliye döneminde ölmüş gibi olacaksınız deniliyor şimdi bunları bunlar bana da geldiğinden böyle hani böyle olması gerekir diye bana da geldiklerinden dolayı bunları iyi biliyorum yani o siyasi otoriteye siz biat etmezseniz cahiliye döneminde ölmüş gibi olacaksınız veyahut da siz o siyasi partiye oy vermezseniz yine bu sefer sizin dininiz dini akideniz doğru olmamış olacak bu damar bakın bu damar devam ediyor sebep bu damar yöneticileri daha kutsallaştırıyor
ve o kutsallaştırılmış yöneticiye biat etmeyenler kutsiyetten uzak kalıyor bunu aynı zamanda cemaatler de kullanıyor bunu aynı zamanda tarikatlar da kullanıyor mesela yakın dönemde böyle bir cemaat vardı yani onların cemaatin başındaki hocasına biat edenler kurtuluşa eriyordu ona biat etmeyenler kurtuluşa ermiyordu bu bakın zihniyet olarak birbirlerini eleştirseler de ikisinin de zihniyeti aynıydı değişmedi bir şey veyahut da şu anda Türkiye'de belli cemaatler ve oluşumlar var o cemaatlere göre o oluşumlara göre onun
şeyhine biat edenler kurtuluşa erdi veyahut da o cemaate intisap edenler kurtuluşa erdi veyahut da o partiye intisap edenler oy atanlar kurtuluşa erdi diğerleri diğerleri kurtuluşa ermedi bataklığa gitti ve günahı kebari işlediler hatta küfrüne fetva veriyorlar bakın bu siisile bu yol onu sana maverdi'den önce tekrar söyleyeceğim bu emevilerden itibaren gelen bir sisiledir ve ne yazık ki islam dünyasında otursan konuşsan büyük bir çoğunluğu emevileri istemez ve emevi düzenini ve sistemini kabul etmez ama yönetime gelen
veyahut da belli bir makama gelen müslümanlar emevi zihniyetini devam ettirirler mesela islam dünyasında hiç kimse eşariyi çok böyle önemsemez imam maturiydi daha fazla önemser ama yönetime gelen veya yönetici konumunda olanlar bir müddet sonra eşari zihniyetli olurlar veyahut da bu damardan gelenler eğer güzel iyi bir şey olduysa onların başarısıdır onlar çok çalışmıştır çok gayret etmiştir çok kafa yormuşlardır başarı böylece olmuştur o ne yorulmuştur ne çalışmıştır ama bir başarısızlık bir sıkıntılı bir durum olursa
kader böyledir onların suçu yoktur bakın bu islam dünyasında bin yıldır bin yıldan fazladır devam eden bir anlayıştır bakın islam dünyasında sıkıntılı sıkıntılı bir durumdur bu yani yöneticiler ve yönetenler iyi bir şey yaptıklarında çok keskin zekaları çok akıllılardır çok çalışkanlardır ama ve lakin bir sıkıntı çıkarsa bu kaderi ilahidir takdiri ilahidir bunda yapılacak bir şey yoktur onların da suçu yoktur denilebilir ki
Hz. Hasan Efendimiz'den sonra halifeliği sultanlığı kendi iradesiyle bırakan bir kişi dahi yoktur bu hata benimdi bu kusur benimdi ben sultanlıktan feragat ediyorum diyen Emevilerde yoktur Abbasilerde yoktur Selçuklularda da yoktur Osmanlılarda da yoktur Emevilerden itibaren Yezid'den itibaren son Osmanlı Padişahı Vahidettin'e kadar bunlar hiç mi hata işlemediler hiç mi yanlışlık yapmadılar enteresan bir şeydir
bu bakın bu kadar nettir Allah bizi affetsin bu tabi bunların hepsi de Mustafa Özbağ yorumu kabul edilebilir edilmez bunların herhangi bir benim kendi görüşüm kendi analizim bu bir kitaba dayanmayan görüş ve analizler o yüzden kabul edilir edilmez ayrı bir mesele Nizam-ı Mük ile Machiavelli arasındaki bu fark çok önemlidir evet burada bir şey daha söyleyeyim de buraya geçelim bu siisliği İslam dünyasının büyük bir çoğunluğu devam ettirmeye çalışıyor her yerde bakın her yerde
bütün ülkelerde İslam coğrafyasında bunu devam ettiriyorlar mesela İslam coğrafyasında Müslümanların lideri konumunda olan bir siyasi partinin veya bir cemaat oluşumunun siz hocasını hacısını şeyhini liderini sorgulayamıyorsunuz bakın sorgulayamıyorsunuz eleştiremiyorsunuz veya bir öneri koyamıyorsunuz önüne ve buna sıkı sıkı bağlanılıyor sebebi şu dağılmayalım dağıtmayalım daha başka şeyleri de var bunun zamanı geldiğinde inşallah onları da konuşuruz peki İslam'da yorum ve güncelleme yolunun neden kesildiğini iştahat kapısının
niçin kapatıldığını araştırmayalım mı bu konuda da ben hep aynı şeyi söylüyorum evet zaman zaman iştahat kapısı daha doğrusu yani günün konumuna durumuna coğrafyasına göre belli şeylerin yeni yorumlara ihtiyacı var Kur'an sünnet tarihesinde belli meselelere yeniden iştahat edilmesi gerekli ama burada dil önemli dinin güncelleşmesi deyip de İslam'ın hukukuna İslam'ın haram helal çizgisine İslam'ın ibadetlerine dokunursanız işte bu güncelleme İslam dünyasında infiale sebep oluyor aslında İslam dünyası dinini tam yaşamıyor
İslam dünyası yani bunları böyle hani iştahada ihtiyaç yok dini bırakmış zaten yaşamış olsa ihtiyaç duyacak iştahada bakın yaşamış olsa iştahada ihtiyaç duyacak ben güncellemeyi kullanmak istemiyorum iştahada kullanmak istiyorum İslam dünyası dinini yaşasa yaşamaya çalışsa evet iştahat lazım olacak ama İslam dünyası dini yaşamaktan günden güne uzaklaştıkça iştahat olmuş olmamış bu şeyde zorluk varmış yokmuş kimsenin umrunda
değil sebep ne çünkü zorlanmıyor yaşamadığı için yaşayan bir kimse için zorlanıyor mesela bir şafi bayan dinimi ben yaşayacağım derse toplum içerisinde zorlanır abdest konusunda işte otobüs evinde adamın birisi dokundu abdesti bozuldu bakın o eğer o dinimi ben yaşayacağım diyorsa başladı zorlanmaya o bir yol aracak kendisine diyecek ki ben otobüse biniyorum abdestim bozuluyor yani bunun bir çıkış yolu yok mu bunu ne yapmamız lazım veyahut da çarşıda dolaşıyorsun yani gayri ihtiyarı herkesin elinde bir telefon var yolda
giderken de o mesajlarına bakması lazım layıklara bakması lazım kim onu beğenmiş kim beğenmemiş bakması lazım yolda da yürüyor ya yani yolda yürüyürken de onların hepsine bakması lazım yani o akılsızı elinde tutması lazım kim onun sana ne paylaşmış onu görmesi lazım kim nerede yemek imiş onu instagramdan takip etmesi lazım ona kızması lazım kim ne kıyafet almış neyi sergilemiş muhakkak görmesi lazım e sevgilisi var üç dört tane dostu var postu var arkadaşı var evli kadın ama olsun iki üç tane daha erkek sevgilisi var
evli adam ama olsun varsın üç dört tane daha sevgilisi var hepsinin kırk tane tilkiyi bir kazığa bağlamalı ama kırk tane kırk tilkinin kuyruklarını birbirine değdirmemesi lazım bunun için o sosyal medyada çok hızlı bir şekilde bulunması lazım yolda giderken de bakması lazım bakarken de kadınmış kızmış çolukmuş çocukmuş veya kadın bir adama çarpmış hiç önemli değil herkes de pardon dedim görmedin mi dedim bir seksen dedim enine boyuna baktı şimdi kadın öyle dedim böyle canım sıkıldı telefona bakacağına dedim etrafına baktı
adam gör dedim böyle baktı bana yürüdüm ben tabii ya o telefona bakacağın kadar yola da bak ya yola bak önüne bak yok bizde öyle bir şey yok Allah bizi affetsin öyle olunca dini bir kaygımız da yok bizim dini yaşama kaygımız da yok haram kaygımız da yok helal kaygımız da yok böyle olunca iştihada da ihtiyaç yok neye ihtiyaç var hocam ramazan ayında denize girersek denize girdiğimizde oruç bozulur mu Allah Allah denize nasıl gireceksin bikini maya gireceksin iyi bikini maya ile denize girip girmemek orucu bozar mı bozmaz mı
bunu soruyor bana meşhurca ramazan geliyor şimdi başlarız şimdi sakız orucu bozuyor mu en başta sorulardan birisi bu hangi sakız orucu bozar hangi sakız orucu bozmaz bir de bu gider nelerden zekat verilir nelerden verilmez bir tane ayakkabı ayakkabıdan da zekat verilir der çıkar birisi pardon ayakkabıdan kurban kesilir der o da çıkar onu da gördük memlekette hepsini görüyoruz Allah bizi affetsin o yüzden İslam dünyasında bakın burası çok önemli iştihada ihtiyaç duyulmuyor çünkü İslam dünyası dinini yaşamıyor dinini de fikretmek istemiyor
uyuşturulmuş vaziyetteyiz sadece İslam dünyası mı hayır bütün dünya insanlığı uyuşturulmuş vaziyette Hristiyan Hristiyanlığını yaşamıyor Yahudi Yahudiliğini yaşamıyor ateist ateistliğini de yaşamıyor onu da bilmiyor zaten Müslüman da Müslümanlığını yaşamıyor bir Hindu Hindulunu yaşamıyor bir Taucu Tauculunu yaşayamıyor evet yaşamadığı için yaşamadığı için o kimse iştihada ihtiyaç duymuyor haramı haram bilip uzaklaşmıyor işliyor haramı o yüzden iştihada ihtiyaç yok zaten İslam dünyasında
böyle bir iştihat edebilecek kapasitede kurulmuş bir kurulda yok Diyanette bir iştihat kurulu var Diyanet layık bir yapı Diyanet layık bir yapı olduğu için layıklığa aykırı bir iştihatta bulunması devlet sisteminin anayasa ve kanunlarına aykırı bir iştihatta bulunması mümkün değil suç işler yoksa yani bir böyle kafası normal çalışmayan cumhuriyet savcısı çıkar layık devlet sisteminde siz böyle iştihat edemezsiniz nasıl böyle iştihat edersiniz der siz layık devletin kanunlarına karşı mı çıkıyorsunuz der Diyaneti hallaçmamı gibi
atar öyle savcı çıkar mı çıkmaz mı bilemem bu da ayrı bir tartışma konusu o yüzden burada hani iştihat kapısının niçin kapatıldığını araştırmayalım mı diye soru işareti koymuş iştihat kapısını kapatan kimse yok siyasi iktidarlar da iştihat kapısını kapatmıyor tekrar söylüyorum iştahda ihtiyaç yok çünkü insanlar dinlerini yaşamıyorlar İslam'da rasyonel akılcı düşüncenin çöküşüyle selefilik akımının ortaya çıkışını ve güç kazanmasını tartışmayalım mı evet selefilik akımı İngilizlerin kurduğu bir akımdır İngilizler bunu normalde
Suudi Arabistan'ın içerisinde yeşerttiler büyüttüler Suudi Arabistan'ın içerisinde yeşerttip büyütüp Suudi Arabistan'a selefilik akımının devlet açısından destekleme görevi verdiler bakın üç tane İslam dünyasında kuvvetli akım hale geldi önceden iki taneydi bu birisi Şia'ydı kuvvetli akım olarak birisi de Sünni akımdı Sünni akım Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra Mısır'a verdiler bu işin sorumluluğunu Sünni akımın devlet bazında destekleyen ve sorumluluğu İngilizlerin verdiği Mısır'dı o yüzden Afganiler o yüzden
Mısır Eser Üniversitesi bu işi üzerine almıştı ve böylece Sünni akımı körelten Sünni akımı dejenere eden Sünni akımı bozan Mısır ve Eser oldu şimdi insanlar Mısır'daki bir bozgunluğu gördürünce kendi kendisini toparlamaya çalıştı o toparlanma esnasında üçüncü etkili akımı başlattılar Suudi Arabistan kaynaklı Selefilik akımı şimdi Suudi Arabistan kaynaklı Selefilik akımı ile beraber dünya üzerinde üç tane kuvvetli akım oluştu birisi Şia birisi Sünni akım diye nitelendirdiğimiz akım öbür üçüncüsü de
son yüz yılın veya elli yılın akımı olan Selefilik akımı bunların içerisinde parasal gücü ortaya koyan Selefilik akımı ile Şia oldu ve bilhassa Hümeyni'den sonra İran bu Şia akımını çok güçlü bir şekilde hem bölgeye hem dünyaya ihraç etmeye başladı buna karşı olarak Amerikan İngiliz Yahudi lobisi Selefilik akımını kuvvetlendirdiler ve Selefili Selefili İran'ın karşısına çıkardılar ve ardından ve ardından Mısır'dan Sünni akımın otoritesi Mısır'da bitti daha ileri götüremedi bu sefer yerine göçüyor şimdi Sünni akımın
yeri orası da neresi gitmiş oldu topraklara geri dönüyor Anadolu Osmanlı'dan kalan miras şimdi Türkiye bu manada Sünni akımın temsilcisi olma yolunda ilerliyor bunun da arkasında farklı oyunlar var yani Sünni akımı kuvvetlendirip İran'la da savaştırabilirler Sünni akımı burada kuvvetlendiriyoruz deyip Suudi Arabistan'la da savaştırabilirler veya Sünni akımı kuvvetlendiriyoruz deyip herhangi bir İslam dünyasındaki bir akımla da bizi savaştırabilirler bunların hepsi de bu kaos sisteminin içerisinde insanların görmesinin
zor olduğu konular bakın o zaman şöyle oldu şimdi İslam'da akılcı düşüncenin çöküşü ile selefilik akımı dediğimizde İslam'da artık akılcı düşünceyi bırakın Kur'an sünnet dairesindeki düşünce kalmadı ki akılcılığını sorgulayalım bakın tekrar söylüyorum İslam dünyasında Kur'an sünnet dairesindeki bir düşünce kalmadı ki akılcılığını sorgulayalım e böyle olunca ne oluyor bu sefer insanlar bir dağınıklık var insanlarda bir keşmekeşlik var insanlarda bir yorgunluk var insanlarda bir bıkkınlık var insanlar aslında artık din dahi
duymak istemez hale geliyor din günlük ritüel işlerden bir işmiş gibi hükmüne girdi düşünebiliyor musunuz 200 yıldan beri böyle İslam dünyasında nefes olabilecek bir iştihadi akım yok nefes olabilecek bir böyle siyasi akım yok yok bozuluyorlar bir şey çıkıyor bozuluyor en acı olanı bu yani kısaltılmış adı FİS Kuzey Amerika'da çıktı bozuldu Kuzey Afrika'da çıktı bozuldu oradan geldi Müslüman kardeşler oldu bozuldu oradan geldi Suriye sığarak dolaştı milli görüşün üzerinden
Türkiye'ye geldi Türkiye'de adı milli görüş oldu o da bozuldu yani bu acı bir şey veya Sufilere baktığımızda Sufiler de son Osmanlı'da 150 yıldır bozulma devam ederken son 100 yıldır o bozulmaya devam etti yani şeyhlere baktık şeyhler bozulmuş cemaatlere baktık cemaatler bozulmuş tarikatlara baktık tarikatlar bozulmuş kimisi şeyhini uçurmakla meşgul kimi şeyh de cebini paralelde doldurmakla meşgul kimi şeyh de sülalesine yetecek mal yapmakla meşgul herkes ucundan kıyından bir şeyler yapmakla meşgul bozulma hızla devam ediyor
o siyasi oluşumlara baktığımızda da onlar da bir yere bir makama geldiklerinde o makamda onlarda da bozulma devam ediyor veyahut da siyasi olmasa dahi vay bu İslami bir dini terbiye aldı tarikat terbiyesi aldı veyahut da bir cemaat terbiyesi aldı bir yerde bir amir oldu memur oldu bakıyorsunuz o da orada bozuluyor bu böyle önlenemez bir şekilde devam ediyor öyle olunca yani İslami düşünce akılcı mı değil mi bunun tartışmasına dahi kalmıyor bu Mustafa Özbağ'ın analizi ya bakıyorum yok diyorum ki ya nesini tartışacaksın
yani ilahiyatçı bir adam kalkıp da layıklık layıklık Allah ne diyor o layıklık Allah'ın adıdır efendim gizli adıdır evet daha ilerisini söylüyor adam Allah layıktır diyor Allah layıktır diyor nesini tartışacaksın şimdi yani düşünce koyacak olan bir kurum ne ilahiyat ya ilahiyattan mezun olmuş bir ilahiyatçı ilahiyatta öğretim üyesi mi değil mi bilmiyorum da yani bu kimse Allah layıktır diyorsa ya bunu söylenecek bir laf var mı nesini tartışacaksın nesini konuşacaksın
egemen İslamcılığın bilim merkezli bilgi anlayışını neden reddettiğini daha da önemlisi akıl ve bilime karşı niçin savaş açtıklarını sorgulamayalım mı aslında egemen İslamcı yok egemen bir İslamcılık yok bu görüş doğru değil bir ikincisi İslam bilimle tartışmaz kavga etmez hangi bilimden bahsedeceksiniz bundan elli yıl önce atom parçalanmaz denilen bilim şimdi atomun parçalanır hale geldiğini söylüyorsa biz hangi bilime inanacağız bize dayatılan bilim diye dayatılan şeyleri elli yıl sonra kendileri bunu yanlış söylemişiz
bu doğru değilmiş derken biz bilimi nasıl kutsallaştıralım bilimi kutsallaştırmakla bilimi kutsallaştırmakla din ayrı kategorilerde yani birisi dinin karşısında bilimi kutsallaştırıyorsa bizim bilime bakın bilime iman etmemizi istiyorsa o zaman burada bir yanlışlık var bir eksiklik var bu doğru bir şey değil yani biz neden cebiri bulan cebiri reddetmemişiz de şimdi reddedelim dinin bilimle alakalı bir anlaşmazlığı yok siz gittiniz merihi fethettiniz de biz edemezsiniz mi dedik siz atomu parçaladınız da siz parçalayamazsınız
mı dedik bu doğru bir mantık değil ama islam dünyasının üzerinde hegemonist bir yapı var sanki müslümanlar bilime karşıymış gibi bir duruşları var ikide birde ikide birde bunu ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyorlar islam sanki bilime karşı kardeş öğrenin ya öğrenin bu kafanıza sokun islam bilime karşı değil ama islam dünyasında bilim insanı yetişmiyor islam bilime karşı değil ama siz sanki islam bilime karşıymış gibi dine ve dindarlara savaş açıyorsunuz biz neden bilime karşı gelelim bilime karşı gelmiş olsak hepimizden
islam dünyasındaki cep telefonu hristiyanlardan fazla yeni çıkan cep telefonlarını en fazla alan islam dünyası en fazla alan islam dünyası bizde eski cep telefonunu ismini de koydular takoz var elinde biz gösteriş meraklısıyız islam dünyası yani kafeye oturduğunda telefonunu koyacak masanın üzerine kafeye oturduğunda arabanın ne o kontak anahtarını koyacak masanın üzerine kafeye oturduğunda saatini gösterecek akıllı saatini islam dünyası bu ne marka
işte bir sürü yeni marka çıkmış pahalı pahalı onu giyecek islam dünyasındaki insanlar bir ayakkabıya 10 milyar verecek bir kadın çantasına 40 milyar verecek islam dünyası bu neden bilime karşı çıkacakmış değil islam dünyası ayetlere karşı çıkıyor bilime ne karşı çıksın gucci çanta gucci gözlük gucci ayakkabı giyecek islam dünyasındaki kadın yürüdüğü zaman dolar yürücek örtü gucci tabii erkek yürücek yani en pahalı takımla takım elbisesi 50 milyar ayakkabısı 50 milyar kolundaki
saati 500 milyar öyle yürücek erkeği de gidecek kafeye oturacak havalar civalar gazlar atacak masaya elinde ne kadar varsa elektronik eşya sonra havalı havalı konuşacak yavrum şunu şuradan alın buraya verin şu oradan geldi mi dolarlar buraya gitti mi Allah seni batırsın bu islam dünyası oturmuş profesörlerde televizyonda işleri güçleri müslümanları eleştirmek onları biz bilime karşıyız ulan sen atomu buldun da ben mi durdurdum avrupa atom altı parçacıkları yeni keşfetti mustafa özbağ 30 yıl önce söyledi atomun alt
parçacıkları var en sonunda hayali bulacaksınız dedi islam dünyasında dinleyen mi var bunu yok bizim kardeşlerimiz dahi sonra 20 yıl önce geliyorlar ya kuarkları bulmuşlar gülüyorum içimden ulan bunu 15 yıl önce söyledim ben ne kulağına katmadın sağır kulaklığı kulağın mı yürürlenmiş senin ben bunu yeni islam olduğumda söyledim dedim geçin bunları atomun altında geçin onu da altına geçin en sonunda dedim hayali bulacaklar dedim yok yokluğu bulacaklar hiçliği bulacaklar o zaman Allah'ı anlayacaklar dedim islam dünyası
ne bilime karşı çıkacak islam dünyasının bir şeye karşı çıkacak mecali yok bir şeye karşı çıkacak aklı yok bir şeye karşı çıkacak kuran ve sünnet bilgisi yok yok nerede bu islam dünyası 100 yıldır kuran'ı yasaklayacaksın sünneti yasaklayacaksın hadisleri yasaklayacaksın fıkıhı yasaklayacaksın ondan sonra islam dünyasında islam dünyası bir de saldıracaksın bir de baskı yapacaksın üzerlerinde ezceksin silindirden geçirir gibi hepsini de bir de diyeceksin ki islam dünyası bilime karşı ulan islam dünyasının kuran'ı gitmiş
elinden ona sahip çıkamamış sünneti çıkmış elinden ona sahip çıkamamış ahlakı gitmiş elinden ona sahip çıkamamış namusu gitmiş elinden ona sahip çıkamamış karşı çıkacak bir şeye mecali mi var? sokaklarda yürüdü insanlar kahrolsun şeriat diye karşı mı çıkabildi? lezbiyenler yürüdü eşcinseller yürüdü herkes her türlü argoyu konuştu o da benim bu da benim istediğim gibi yaparım dedi ahlakına karşı ahlakını muhafaza edemedi islam dünyası nereye bilime karşı çıksın ya?
nereye bilime ya bunu böyle televizyonda profesörlerden dinliyorum ya ya böyle sinirinden çatlayasım geliyor hele bu depremde adam geçen gün televizyonda diyor bırakalım dini diyor bir kenara şimdi diyor dini bir kenara bırakalım ulan Allahsız kitapsız dinle depremi nereye bağladın ben bağlamıyorum sen nereye bağladın deprem jeolojik bir olay sismolojinin işi oturun deprem bilimcileri sabahtan akşama kadar kuyu mu kazcanız ne kazacaksanız kazın bulun yapın edin ne yapacaksanız yapın sizi durduran mı var?
bir müftünün birisi çıktı bunu durdurun mu dedi bir şeyhin birisi çıktı bunu durdurun mu dedi bir velinin birisi çıktı bunu durdurun mu dedi Allah'ın işine mi karışıyorsunuz siz dedi koca koca aptal profesörler oturmuşlar din düşmanlığı yapıyorlar biz de dinliyoruz bütün Müslüman halk dinliyor sanki depremi Müslümanlar yaptı oturdu deprem Müslümanların işi şu Müslümanlar olmasa depremde olmayacak birisi de çıkıyor diyor ya yani siz böyle azarsanız Allah da size böyle azap verir her depremde bunu da dinliyoruz ya bırak ya
konuşma be ahmak konuşma o konuşacak illa ki o da o da cahil o da cahil denizde deprem oldu denizdeki depremin suçu ne o zaman ona diyeceksin denizdeki depremin suçu ne hadi yeryüzünde insanlar azdı denizdeki balıklar mı azdı onlar da mı eşcinsel oldu ne oldu onlar da mı kumar oynuyor onlar da mı fuhuştun içinde İslam dünyası nerede neye karşı çıkacağını bilmiyor ki bilime karşı çıksın İslam dünyası neyi sorgulayacağını bilmiyor ki bilimi sorgulasın ne yaptınız koyun koyunu kullanladınız bir şey diyen oldu mu İslam dünyası
ayağı mı kalktı kilise dedi ki yapamazsınız haram istiyorsunuz kilise karşı çıktı niye kullanlamaya diyanetten fetva var mı yok ne sars mıydı o büyük şey evet iyi kilise karşı çıktı İslam dünyasından bir ses mi var böyle bir deney yapamazsınız mı dedi hızla Müslüman alimler topluluğu toplandı da biz şu deneyin yapılmasına karşıyız mı dedi hiç duydunuz mu böyle bir haber iki yüz yıldır nereden İslam dünyası bilime karşıymış ama bu bir algı böyle İslam dünyasını çökertiyorlar ve biz böyle
suçluluk duygusu diyoruz bilime karşıymışız biz Allah Allah hangi bilime karşıyız nerede bilim üniversiteleri mi kapattık biz ya üniversitenin birisi bu ülkedeki üniversitelerden birisi ilk yüze girdi de sen nasıl girersin deyip kapısına kilit mi vurduk üniversitelerden birisi bir buluş gerçekleştirdi de biz nasıl bunu gerçekleştirirsiniz deyip adamı görevden mi aldık siyasiler yapmıştır müslümanlar ayaklanıp o üniversitenin önünde nümayiş mi yaptılar ne yaptılar müslümanlar gidip oddünün önünde siz bir işte bilim araştırması
yapıyormuşsunuz biz buna karşıyız mı dedik ne yaptık ya haramları helal etti sistem İslam dünyasının sesi çıkmıyor Kur'an'daki ayetleri tartışıyorlar İslam dünyasının sesi çıkmıyor Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini inkar ediyor koca profesör diyor ki ben Allah olsam böyle ayeti kerime inzal etmem indirmem diyor İslam dünyası sus kum niye karşı çıkacak İslam dünyası ya mecali mi var şimdi de bakıyorsun oturuyorsun televizyonda ya gerçekten suçluluk duygusu duyacağız sanki depremi biz yaptık bırakalım dini Allah ya canım kardeşim
depremi ülkedeki Müslümanlar mı icat etti depremi biz mi yarattık ya siz jeoloji profesörleri toplanıp da gidip bir belediye başkanına gidip bir valiye bir briefing verdiniz mi depremle alakalı randevu istediniz mi bir belediye başkanından İstanbul Belediye Belediye Başkanı Bursa Belediye Başkanı deprem bölgesi en yakın deprem olacak olan yerler öyle diyorlar ya ne diyor İstanbul eli kulağında iyi İstanbul'da onca üniversite var eli kulağındaysa bütün jeoloji profesörleri bütün sismolojiyle alakalı ilim adamları toplanıp
İstanbul Belediye Başkanı'ndan randevu isteyip ona bir briefing verdiniz mi ilim adamısınız devlet size maaş veriyor İstanbul Valiliği'ni bilgilendirdiniz mi şehircilik bakanından randevu isteyip onu bilgilendirdiniz mi bakın biz sismik olarak araştırdık böyle böyle böyle olma ihtimali var bize bir randevu verin biz size bütün bilgilerimizi aktıralım bütün donelerimizi aktıralım televizyonda papam gibi aynı şeyleri sayık diyorlar gidiyorlar onları ben de biliyorum ya onları ben de biliyorum İslam dünyasında nereye karşı çıkacak insanlar birileri
ha ne var Bursa'da deprem bölgesi değil mi iyi siz duydunuz mu haberlerde Bursa'daki üniversitelerde bu konuyla alakalı profesörler toplanmışlar Büyükşehir Küçükşehir Osman Gazi Yıldırım Nilüfer böyle bir bilgilendirme olmuş mu en ağır hasar Nilüfer'de olacak en büyük batma Nilüfer'de olacak evet siz Nilüfer'de bunun jeoloji mühendisleri de söylüyorlar siz Nilüfer belediye başkanına randevu isteyip bunu yaptınız mı hayır yapmadınız adam bataklıklara bile imar verdi bataklık bildiğiniz bataklık imar verdi adam oraya
devasa binalar yaptılar gidip uluda normalde gidip herhangi bir belediyesiz mimarlar odası var ya meşhur meşhur değil mi ota çöpe itiraz ediyor konusunun dışındaki her şeye itiraz ediyor iyi itiraz etseydiniz ya ne bunu şuraya getireceğim ama yarın öbür gün bakın bir şey olsa yine suçlanacak olan ülkedeki Müslümanlar biz Yahudilerin günah keçisi gibiyiz hani Yahudi'nin anlayışında var ya günahı işler işler işler işler sonra bir tane keçi alırmış çıkarmış dağa keçiyi salıverirmiş işte derviş bütün günahları o işledi
günah keçisi bu Yahudi günahlardan kurtuldu ya bu ülkede iki yüz elli yıldır iki yüz elli yıldır sanki Müslümanlar her şeyi durduran onlar Osmanlı'da da aynı gelişmeyi bu Müslümanlar yüzünden yapamadık biz Hristiyan olalım Hristiyanın bütün kanunu getirdin maddesini getirdin bütün hukukunu getirdin ahlakını getirdin her şeyini getirdin ha ne oldu üstünden yüz yıl geçti yine biz suçluyuz ya yüz yıl geçti üzerinden yine biz suçluyuz yani adam oradan şeyden enkazdan birisini kurtarıyor Allahu Ekber diyor nasıl Allahu Ekber der
layıklığa karşılığı ee git sen çıkar o zaman git sen çıkar televizyonda bunu da söylüyor evet evet eczanlar da layıklığa aykır o zaman kapatın camiler de aykırı zaten kapatın bir kitap var adı aklın zevali yazarı Amerikalı Robert Raleigh şöyle yazmış Müslüman aklının mühürlenmesi yani iştahat kapısının mühürlenmesi iki yolla gerçekleşti bir insan aklının gerçeğin bilgisine ulaşma yeteneğinin sınırlı olmasının kabulü iki gerçeğin bilinmez olduğunun kabulü yani insan aklı ve bilimin gerçeği tam olarak bilemeyeceği şeklinde
dogmanın egemenliğiydi Robert Raleigh buna İslam'ın entelektüel intiharı der ben şimdi bununla alakalı ben de buna karşı çıkacağım yani gerçeğin bilgisine ulaşma yeteneğinin sınırlı olmasının kabulü hiç de öyle değil akıl kalbe bağlı olursa hiçbir zaman hiçbir zaman hakikat hiçbir zaman hakikat yolu kapanmaz ancak akıl kalp ayağıyla yürüdüğü müddetçe olur bu eğer akıl kalp ayağıyla yürümezse kalbi geri plana atar ise o zaman akıl Hz. Mevlana'nın dediği gibi çamura saplanmış eşek gibi olur
şu anda batının yaşamış olduğu kısırlık bu batı en büyük kısırlığı yaşıyor şu anda ve o yüzden o kısırlığının çıkış yolunu Arabi'de ve Mevlana'da aramaya başladı çünkü akıl eğer ki kalp ayağı olmazsa bir yere kadar gider çünkü akıl kendince sadece ve sadece materyale bakar metafiziğe bakmaz oysa kalp metafiziğe açıktır batı diliyle konuşuyorum kalp hayale açıktır akıl sadece bildiklerinin üzerinde hayal kurar kalp ise bilinmeyene kulaç atar daha da der daha da der kalp bilinmeyene kulaç atar kalp normalde insan içgüdüsel olarak
hatta Allah'ın zatını bile düşünmeye çalışır ya orada dur der din ona bakın kalbin yolu hiçbir zaman bitmez o yüzden aşkın üzerinde iki anlayış vardır bir vuslata vuslata olumlu bakım sonunda vuslata eren bir aşk düşüncesi ama yukarı horasanvari aşk düşüncesinde asla vuslat yoktur hep dahadası vardır öyle olunca kalbin yolu bitmez kalbin yolu bitmince aklın da işi bitmez kalp koştukça akıl yeni şeyler öğrenir yeni şeyler görür yeni şeyler öğrendikçe gördükçe aklın hiçbir zaman durağını olmaz şu anda insanların aklı
ben normal insanlar olarak söylüyorum duranlaşmış donmuş vaziyette islam dünyasının da hristiyan dünyanın da yahudi dünyasının da aklı donmuş vaziyette çünkü kalp ayakları çalışmıyor kalp ayağı çalışırsa daha da der ve varlığın bütün perdelerinde dolaşmak ister kalp kalp bu manada haristir dahadasını ister ve varlığın bütün perdelerini kat etmek ister kalp kalp durmaz akıl onun arkasında koşmaktan yorulur bu şuna benzer bir kimse bilmediklerini rüyada görmeye başladıkça hep dahadasını ister rüya nereye tecelli eder
akla tecelli eder gördüğünüz rüya akla hıfzedilir ve akıl onun üzerinde eee fıtri olarak düşünmeye başlar akıl bakar ki hiç görmedi bugüne kadar duymadı okumadı bir ayrı bir perdeye geçmiş onu öğrenmek ister onu yargılamak ister onu sorgulamak ister bunun yargılanması sorgulanması öğrenilmesi yine kalp ayağı ile olur o da nedir ilham olur yeni bilgiler olur o yüzden islamın insan aklının gerçeğinin bilgisine ulaşma yeteneğinin sınırlı olmasının kabulü biz bu manada bunu görürüz çünkü akıl o sınırı aşabilmesi için kalbi
akla ihtiyacı vardır kalbe ihtiyacı vardır ama islam dünyasında bu gerçekleşmediğinden dolayı batılı araştırmacılar bakıyorlar meseleye fıkıh penceresinden bakıyorlar sadece meseleye sufi penceresinden bakmıyorlar gelsin bu zat Mustafa Özbağ bunu şataat olarak konuşmuyorum gelsin Mustafa Özbağ ile konuşsun o zaman islamın bu konudaki düşüncesini felsefesini öğrensin kalbi çalışmayan hayal etmeyen kalbi harekete geçmemiş olanların akılları donan kabul ediyorum sadece meseleye fıkıh ve akait penceresinden bakanlar kalpleri
ve akılları donar onlar ezbercidir fıkıh meselelerini akait meselelerini ezberler biter sufinin kalbi her an yeni perdelere sufinin kalbi her an yeni tecelliyatlara açık olmalı açık olursa hem dinin özünü kavrar hem varlığın özünü kavrar hem insanlığın özünü kavrar hem de kendisinin varoluşunun özünü kavrar ama kalbi çalışmazsa bu dediği doğru bu noktada kalır gerçeğin bilinmez olduğunun kabulü yani insan aklı ve bilimin gerçeği tam olarak bilemeyeceği şeklinde doğmanın egemenliğiydi bunu da ben normalde o da kendi incelediği
araştırdığı dairede kalmış kabul etmiyorum bizim için ulaşılmayacak tek gerçek vardır o da Allah'ın zatıdır bunun haricinde ilmin de bilginin de hakikatinin de hakikatine ulaşılır biz ulaşamadıysak bizim tembelliğimizdendir bizim kalbimizin çalışmadığındandır bakın İslam'da düşünce İslam'da fikriyat İslam'da bunun kapısı sonuna kadar açıktır bir tek Allah'ın zatı gerçeğine biz ulaşamayız gerçeği var ne olduğuna ulaşamayız gerçeğinin varlığına inanırız ve onun ne olduğunu söyleyemeyiz Hz. Muhammed Mustafa söylemediği için
Hz. Muhammed Mustafa bunu bundan yasaklandığı için biz de söyleyemeyiz yoksa evet onu akıl idrak edemezler biz onu akılla idrak etmeye çalışmayız yalnız malum ayet-i kerimede diyor ki gözünün gördüğünü kalbi yalanlamadı demek ki orada kalp ayağı lazımdır kalp ayağı olmazsa o zaman o yürümez bu İslam'ın entelektüel intiharı bu açıdan bakılırsa onun açısından bakılırsa doğru ama bir fakir sufi olarak Mustafa Özbağ açısından bakılırsa doğru değil ben kendi sufiliğim açısından bakıyorum doğru değil ve bir şey daha ilave edeyim
konuyu kapattım beşinci sayfadan devam edeceğiz bakın batı dünyası batı dünyası bunu unutmayın bir kenara yazın aynı İslam dünyasını taklit eder her yüzyılda bir size öğrettiklerinin doğru olmadığını önünüze koyar size bir şey der bu bilimin gerçeği yüzyı sonra der ki bu böyle değilmiş der oturun bunu analiz edin düşünün bakın onlarda da bunun sebebi şu onlar da hakikatin hakikatini arıyorlar onlar da
maddesel olarak da maddenin hakikatini arıyorlar onlar da sonunda diyorlar ki evet bu bizim bildiğimiz gibi değilmiş diyorlar şimdi batıda da bilim anlayışına bu manada iman etmiyorlar batılılar da iman etmiyor iman etmiyor iman etmiş olsaydı atomun altındaki elementleri bulamamış olacaklardı demek ki bu böyleymiş diyeceklerdi bakın bilimin işi kendisine aittir dinin işi de kendisine aittir din bilimin işine burnunu sokmaz hadis-i şerif ilim çinde de olsa gidin alın ilim müslümanın yiğitlik malıdır nerede bulsa alır
bitti din bu manada bilimle çatışmaz ve savaşmaz da bunu böyle göstermeye çalışanlar islamı bilmediklerinden tanımadıklarından el fatiha amin haklarınızı helal edin bizden yana da helal olsun inşallah geceniz hayırlı olsun
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.