Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 10 Ekim 2015 · 1:01:28
Allah gecenizi eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrümüzü hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak memleketimize dirlik, birlik, beraberlik ihsan eylesin. Bugünkü bu terör saldırısından dolayı Cenâb-ı Hak ölenlere rahmet, yaralılara hayırlı şifalar nasip etsin. Allah bu memleketteki her türlü terörü, terörüstü inşâAllah bizden uzaklaştırsın, insanlıktan uzaklaştırsın.
Bunu telin etmeyen, terörü ve terörüstü hakkı olan cevabı vermeyen insanlığından ne yazık ki nasibini almamıştır. Terör bu noktada ne taraftan, ne şekiline, nasıl olursa olsun lanetlenmeli bütün insanlar, bütün insanlar dini, dili, ırkı, rengi ne olursa olsun teröre karşı tek vücut olmalı. Eğer benim teröristüm güzeldir, yok o terörist değil de gerilladır, yok o mücahiddir, cihatçıdır, yok bizim teröristimiz dindardır, yok onun teröristi halkların özgürlüğü için savaşır.
Bunların hepsi de terör. İslam terörü lanetler, İslam bozgunculuğu lanetler, İslam günahsız insanların öldürülmesini lanetler. Hiç kimse günahsız sivil halkı öldüremez, katledemez. Hiç kimse kendince kendi ülkesinin polisine, jandarmasına, güvenlik kuvvetlerine, kamu görevlilerine karşı teröristçe faaliyetlerde ve saldırılarda bulunamaz.
Bunların altının tekrar tekrar çizilmesinde fayda görüyorum. O yüzden bu terörist eylemleri gerçekleştirenlerin arkasında hangi güç var ise de, hangi devlet var ise de, hangi kurum kuruluş var ise de, Cenab-ı Hakk inşallah devletimize, milletimize güç, kuvvet, kudret versin. Onları meydana çıkarıp, onları cezalandırmayı inşallah tez zamanda nasip etsin.
Kıymetli kardeşler, dostlar, ülke bu manada gerçekten derin bir sıkıntıdan geçiyor. Bugüne kadar bu topraklarda, Anadolu'da bilhassa hiçbir zaman ırk savaşı olmamış, mesyap savaşı olmamış. Hiçbir zaman mezhepsel, dinsel kaygılarla insanlar birbirlerine karşı bu şekilde davranmamış. Anadolu'da kalkışmalar olmuş, bu tip anarşik eylemler olmuş, bu tip teröristçe faaliyetler olmuş.
Ta baba resullere kadar gider. Bu baba resul, baba isyak isyanlarından itibaren bu tip terörist kalkışmalar hep olmuş. Ama bu toprakların çocukları birbirlerine silah çekmemişler, birbirlerini öldürmemişler, birbirlerinin kanını içmemişler. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Abazasıyla, Gürcüsüyle, Manavıyla, siz bunun adına ne derseniz deyin, ırk olarak, kimlik olarak ne söylerseniz söyleyin, bu topraklarda bin yıldan beri hiç kimse birbirine karşı herhangi bir saldırıda bulunmamış.
İnşallah nice bin yıllar geçer, yine bu tip insanlar birbirlerine karşı asla herhangi bir saldırıda, herhangi bir ayrılıkçı terörist faaliyette inşallah bulunmaz. Kardeşliğini tesis eder, kardeşliğini muhafaza eder, kardeşliğini korur, kardeşçesine bu topraklarda yaşar. Siyasi görüşü ne olursa olsun, siyasi görüşü ne olursa olsun, dini inancı ne olursa olsun, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun, kavmi, ırkı ne olursa olsun, bu topraklarda yaşayacaksa, bu topraklarda yaşamak isteyen insanların bu noktada hakkı da vardır, herkesle beraber.
Bu noktada yaşamak için her türlü insani noktada bütün haklarını herkes özgür bir şekilde hem akıl emniyeti, hem din emniyeti, hem namus emniyeti, hem can emniyeti, hem mal emniyeti içerisinde yaşama hakkına sahip. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, ey insanlar, hepiniz Adem'in çocuklarısınız, bir tarağın dişlileri gibisiniz.
Kardeş olun emrine, bütün herkesin uyması ve herkesin birbirine kardeşlik bağıyla bağlanması gerekir. Eğer bu terör saldırılarından sonra kardeşliğimize bir leke getirmeye kalkarlarsa, bunu bahane edip, arada bir arada insanların arasında çatışma, sürtüşme çıkarsa, bunlar ne yazık ki bu terör saldırılarının arkasındaki kimselerin su yoluna girmiş olur. İstedikleri amaçları, gayeleri bu ülke insanlarının, bu topraklarda yaşayan insanların kardeşlik hukukunu bozmak. O yüzden ne olursa olsun biz kardeşlik hukukumuzu bozmamak için mücadele edeceğiz, gayret edeceğiz. Kardeşlik hukukunu bozucu, söz, davranış ve hareketlerden uzak duracağız. Teröre karşı bütün ülke olarak tek vücut, tek ses olacağız.
Kimin elinde silah var ise, kim o silahla masum insanları, devletin güvenlik kuvvetlerini öldürmek için, onları bombalamak için uğraşıyorsa, Allah'ın laneti onların üzerine olsun. Kim bir sivili, kim bir kamu görevlisini, kim bir askeri, polisi, sağlıkçıyı, öğretmeni, muhtarı, ne olursa olsun, bunu öldürüyorsa, bunları şehit ediyorsa, Allah onlara lanet etsin.
Kim bir sivil kimseyi, ister devlet tarafından, ister terör örgütleri tarafından, sivilleri katlediyorsa, bile bile, sivil insanları öldürüyorsa, bile bile, Allah onları lanet eylesin. Bu, bir Müslümanın, bir müminin en son söyleyeceği şeylerdir. En son söyleyeceği şeylerdir.
Yani düşünebiliyor musunuz, 86 tane, ne yazık ki şehidimiz var. Bir kimse çünkü iman ehli ise, o zulmen öldürüldüyse şehittir. İman ehli ise, zulmen öldürüldüyse, o şehittir. Bu terör saldırısında ölenler, iman ehli ise, şehit hükmündedir hepsi de.
Bizim elimizde iman metre yok. Birisinin imanını ölçme noktasında değiliz. Ama kim iman ehli ise, zulmen öldürülüyorsa, o şehittir. O yüzden orada toplananlar, işte HDP'liydi, solcuydu, yok CHP'liydi. Hangi partiden olursa olsun, bugün HDP'nin içerisinde de namaz kılanlar, oruç tutanlar var.
CHP'nin içerisinde de namaz kılan, oruç tutanlar var. MHP'nin içerisinde de namaz kılan, oruç tutanlar var. Diğer partilerin hepsinde içerisinde namaz kılan, oruç tutanlar var. Bizim hüsnü niyetimiz böyle. O yüzden birisini küfürle itham etmek bizim işimiz değil. Siyasi görüşüdür onun. Dünya görüşüdür. Siyasi görüşüdür. Hatası vardır, herkesin eksikliği vardır, noksanlığı vardır. Bizi ilgilendirmez bir yerde. Zulmen bir kimsenin öldürülmesi, iman ehlisi o kimseyi şehit yapmış olur. Bu demek değildir ki, ölen kimseler şehit oldu, peşine düşmeyelim. Hayır. Eğer bu ülke insanı teröre tek vücut halinde karşı çıkmış olsaydı, biz bunları belki de yaşamayacaktık.
Sağcısı kendi teröristini masum gördü, solcusu kendi teröristini masum gördü, kendince ayrılıkçı PKK kendi teröristini masum gördü, herkes kendi teröristini masum görünce terör azdı. Sağcısıyla, solcusuyla, Türküyle, Kürtüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Doğusuyla, Batısıyla, Trakya'sıyla, Karadenizliyseyle, Akdenizliyle, İç Anadolu'yla, İç Anadolu'yla, Güneydoğu Anadolu, bütün bölgeler teröre karşı tek vücut halinde durmak zorunda.
Durmak zorundayız. Durmalıyız. Parti, siyasi görüş gözetmeksizin, parti ve siyaset gözetmeksizin, dünya görüşü gözetmeksizin, hiç kimsenin eline silah alıp, beline bomba bağlayıp, masum insanları öldürme hakkı yok. Hiçbir kimsenin eline silah alıp, vazife yapan polisine, askerine, kamu görevlilerini öldürme hakkı yok.
İki tane polisin uyurken, uyurken, enselerine sıkılaraktan şehit edilmelerinde bu ülke, tek vücut halinde teröre hayır deyip yürüseydi, bu hale gelmezdik. Ondan öncesinde, Diyarbakır'da, Silvan'da, orada burada, siyasi mitinglerde, ondan öncesinde Reyhanlı'da, ondan öncesinde İstanbul'da, herhangi yerde, insanlar teröre karşı siyasi görüş, siyasi parti gözetmeksizin, terörün her terörlüsünü Allah lanet etsin deyip, tek vücut olsaydı, belki de biz bu noktalara gelmeyecektik.
Ama uyanalım, terörün ve teröristin masumu olmaz. Birisi daha hamile eşinin yanında polisi öldürürse, pazara çıkan bir askerin eşinin yanında şehit edilirse, ve bunlara gerilla denilip, bunların bu katliamlarını masum gösterirse, insanlar ve bizim teröristümüz masumdur terenesini devam ettirirlerse, terör ne yazık ki güç bulur, desteklenmiş olur.
Yazık bu ülkeye, bu ülkenin insanlarına yazık, bu ülkenin parasına yazık, bu ülkenin sermayesine yazık, enerjisine yazık, yazık. Boş laf bunlar, Kürtler eziliyormuş, boş laf. Bu son yıllarda bunların hepsi de boş laf. Pozitif ayrımcılığa sahipler.
Doğuda, Güneydoğuda yaşayan insanlar pozitif ayrımcılığa sahipler. Vergi vermiyorlar, sigorta ödemiyorlar, elektrik parası vermiyorlar, su parası vermiyorlar. Bu ülkenin insanları, onların elektrik paralarını ödüyor. Devletin cebinden çıkmıyor, herkesin cebinden çıkıyor. Zararı yok, ödeyelim. Vallahi ödeyelim, billaha ödeyelim. Ama oraya vazifeye gitmiş, askerlik yapmaya gitmiş, polislik yapmaya gitmiş. Sağlıkçı ya, sağlıkçı. Bildiğiniz doktor veyahut da işte erkek sağlık memuru ya. Ya ne istiyorsun onda? Ya illa ki herkes kazmayı küreye alıp Doğu'ya, Güneydoğu'ya, Irak'a, Suriye'ye doğru gitmesini mi bekliyorlar?
Bu ülke insanı onu da yapar. Nasıl topyekun halinde Çanakkale'de savaştıysa, Kürdü'yle, Türkü'yle, Arnavı'yla, Lazı'yla, Çerkezi'yle, Arabı'yla, nasıl Kurtuluş Savaşı'nda Yunan'ı denize döktüyse, her şeyiyle, bu terörün de başını üstesinden gelir. Hep beraber ayağa kalkar, o hani PKK sizi tükürüğüyle boğar diyenin, kendi tüküründe boğar onu. Tükürmesine gerek yok. Onu kendi tüküründe boğar. Yazık, ülkeme üzülüyorum, insanlarıma üzülüyorum, milletime üzülüyorum. Yazık. Ama ne olursa olsun, buradan bütün kardeşlere, bütün dinleyenlere söyleyeceğim şey şu, kardeşlik hukukunuzu bozmayın.
Bu ülke, bin yıldan beri kardeşlik hukukunu bozmamış, yine bozmayın. Bu ülkede, bin yıldan beri nice terör ve teröristler olmuş, kimisi din adına yapmış, kimisi din adına yapmış. Din adına yapmış, açık açık söylüyorum. Kimisi bir ırk adına yapmış. Bu ülke insanları, hepsinin de üstesinden gelmiş. Hepsinin de üstesinden gelmiş. Cenab-ı Hak inşallah, bu ülkenin insanlarına, yeniden üstesinden gelmeyi nasip edecek. O kapıyı, o yolu bize açacak. Biz birbirimize düşmeyelim. Biz o, terör ve teröristlerin, bizi getirmek istedikleri noktaya, biz gelmeyelim. Teröre fırsat vermeyelim. Terörizmin, bizleri getirmek istediği noktaya, biz getirmeyelim kendimizi.
Yapmak istedikleri şey, güçlü bir Türkiye istememeleri. Bölgede güçlü bir Türkiye'nin, güçlü bir Türkiye, ne dünya üzerinde, ne de bölge üzerinde, hiç kimsenin işine gelmiyor. Türkiye güçlenince, dünya beşten büyüktür diyor birileri, birilerinin canı sıkılıyor. Türkiye büyüdükçe, bölgede abilik yapmaya çalışıyor, birilerinin canı sıkılıyor. Canı sıkılanlar belli. Rusya, İran, birinci derecede, Amerika, İngiltere, Almanya, bölgede İsrail, daha geniş çerçevede Çin, istemiyorlar, Türkiye'nin bölgede büyümesini. Büyürse, dünyaya yeniden bir sistem gelecek çünkü.
Kuvvetlenirse, dünya eski dünya olmayacak, cirit atamayacaklar. Bunu istemiyorlar. Bu geçiş sürecinde bunları yaşayacağız. Halk olarak, millet olarak bize düşen şey, kardeşlik hukukumuzu bozmayacağız. Devlete düşen şey, terörü ve terörüstü bulup, onları gerekli cezayı vermesi. Halk olarak biz, terörü ve terörüste, ceza verme noktasında değiliz. Elimize silah alaraktan, anarşiyi oluşturmayacağız. Herhangi bir, elimize kesici bir alet alaraktan, orta yerde, anarşiye çanak tutmayacağız. 12 Eylül'de, bu hata yapıldı. Eğer, bir grup silahlandıysa, onun karşısına devlet çıkacak.
Başka bir grup çıkmayacak. Başka bir grubun silahlanması demek, buranın Irak veya Suriye olması demek. Kesinlikle, açık bir şekilde söylüyorum. Hiç kimse, bir PKK'lı grup var, silahlı deyip, kendince, kendi dairesinde silahlanmaya kalkmasın. Bu anarşiye davetiyedir. Bu terörün, Türkiye'yi sarıp, sarmalamasına davetiyedir. İstedikleri bu, Cenab-ı Hak bizi bundan muhafaza eylesin inşallah. Memleketimizi de muhafaza eylesin inşallah. O yüzden, Galayan'a gelmeyin. Bu noktada, kendi kendinize bir şey yapmaya kalkmayın. Bir şey yapmaya kalkanlar olursa, onlara uymayın.
Hatta, onları devlete söyleyin. Evet. Allah muhafaza eylesin. Çünkü, bu noktada, terör ve terörü destekleyenler, Boğuşturmaz'da, Sivas'ta, Madımak Oteli'ni, yaktılar. Oradaki insanları katlettiler. Bunu kalktılar, İslamcıların üzerine, Müslümanların üzerine yıktılar. Müslümanlar da, buna çanak tuttu, orada. Çanak tuttu. Sokağa inmekle. Hiç kimse sokağa inmemiş olsa, hiçbir kimseye çanak tutulmayacak. Çanak tuttular.
Müslümanlar. Ertesi gün, baş bağlar katliam oldu. Ertesi gün, sokağa inmek yok. Eline silah almak yok. Asla. Allah muhafaza eylesin. Biz Kur'an'ın sünneti, Kur'an'ın sünnete göre yaşamaya çalışıyoruz.
Öğlene kadar böyle yaşamaya devam etmek için, nefsimizle nasıl savaşacağız? Nefisle savaş, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin deyimiyle cihadı ekber. O yüzden nefisle olan mücadele, nefisle olan savaş, son nefese kadar devam edecek olan bir savaş. Kim, nefisle mücadele ederse, en büyük mücadele o. O yüzden bu mücadelede herkes Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışıp, farz ibadetleri yerine getirip, haramlardan uzak tutacak kendisini. İnşallah. Yüce Rabbimiz, Peygamber Efendimiz'i sallallahu aleyhi ve sellem'i güzel ahlak üzerine yaratmış. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bunun dışına çıksaydı ne olurdu çok merak ediyorum.
Bu noktada peygamberler ismet sıfatı ile sıfatlanmıştır. Onların korunmaları, onların muhafazaları direkt Allah'ın cebri bir şekilde muhafazasıdır. Cebri'dir. Peygamberlerin muhafazası bir veçeyle cebri'dir. Yani bir peygamber istese de bu noktada bir günah işleyemez.
Cenab-ı Hak onları muhafaza altına almıştır. Küçük zelleler görülmüştür geçmiş peygamberlerde. Ama Hz. Muhammed-i Mustafa'da o da görülmemiştir. Ben anneme hediye aldığım zaman annem kızıyor. Paranı niye harcıyorsun? Yani bana kıyamıyor. Ben de rüyamda gördüm ve onun için aldım desem günah olur mu? Şaka da olsa yalan söylemeyiniz. Benim babam çok kötü insandı. Cehennemi görerek öldü. Kara adamlar olduğunu söyledi. Cehennemin kapkara yollarını gördüğünü söyledi. Zaten 15 gün bedeninin yarısı gitmişti. Can veremiyordu.
Annem de acıdı. Ona hoca getirdi. Yarım saat sonra canını verdi. İnşallah cehennemden hiç çıkmaz. Çünkü hiç günahı olmayan annemi evden kovup eve başka bir kadın getirmişti. Ben de ilkokula gidiyordum. Küçüktüm. Herkes kendi annesini ister. Hem kadın evliydi. Baba babadır, ana anadır. Ne kadar kötülük yaparsa yapsınlar, ne kadar yanlışlıklar olursa olsun bizler evlatları olarak anne ve babalarımızın üzerine o asla cehennemden çıkmasın diye düşünmememiz lazım. Bu mümince bir tavır, mümince bir düşünce değil. Her ne kadar yanlışlığı var ise Allah taksiratını affetsin deyip onun hakkında hüsnü zan besleyip hayır duada bulunmak gerek.
Evet, belki de insanlar geçmiş dönemle alakalı. Yani bundan 20 yıl önce, 30 yıl önce, 40 yıl önce bu insanlar dinden, diyanetten uzaklaştırıldılar. Din ve diyanetten haberdar değillerdi. Bu nesil yanlışlıklar, hatalar, eksiklikler, noksanlıklar yapmış olabilir. Bilerek, bilmeyerek. O yüzden onları böyle Allah muhafaza eylesin, konuşmak çok hoş değil. Dört tane kutsal kitabımız var. Neden Kur'an-ı Kerim en son indi, diğer kitaplar yanlış mıydı? Diğer kitaplar yanlış değildi. Ama ve lakin o kitaba müntesip olanlar, kitapların üzerinde kendilerince değişiklik yaptılar.
Ve Allah-u Alem, o gün için insanlara gerekli olan şeyler neyse, o kitaplarda bunlar vardı. Bunu Hazreti Mevlana Ceredi Rum Hazretleri der ki, bir terzi, bir kimseye bir elbise diker. O elbiseyi diktikten sonra diyor, onu isterse yırtar atar, yeniden diker. Bir kimsenin on yaşındaki elbisesi otuz yaşına gelince tam gelmez. Yirmi yaşında bir kimsenin giydiği elbise genel olarak elli yaşına gelince tam gelmez. Bir kimsenin bekarken giydiği elbise evlendikten sonra tam gelmez. Erkek olarak. Ya evlendiği kadın onu semirtir, külü aldırır.
Ya da evlendiği kadın onu eritir, çalı çırpı gibi eder. Ya da evlendiği kadın onun aynı kilosunu da tutar. Zayıflarsa, oğlanın annesi babası bakar, oğlan zayıflıyor der, herhalde gelin buna eziyet ediyor der. Külü alırsa, oğlanın annesi babası şöyle düşünür. Yani gelin oğlana iyi bakıyor, rahat demek ki. Eğer yok orta düzeyde gidiyorsa, derler ki orta halleri. Aynı şey gelinler için de geçerlidir. Evde huzur olmazsa, kadın hızla kilo verir. Ya da, pisişik psikolojiye bağlar, altmış kilo olan kadın, doksan kiloya çıkar. Kadınların psikolojisi bozulunca, ya çok yerler ortada durmazlar hiç, ya da hiç yemezler.
Aynı şey kadın için de geçerli. Nasıl bir kimse evlenince, biraz rahata huzura erince, büyüyünce, elbisesi tam gelmiyorsa, bütün insanlık alemini de bir insan gibi düşünün. İnsanlık alemi de büyüyünce ne oluyor? Elbisesi tam gelmiyor. O zaman terzi, onun üzerinde tam gelmeyen, büyüdükçe yırtılan elbisesinin yerine, yeni bir elbise gönderiyor.
Diyor ki, sen büyüdün, bu elbiseyle dolaş. Bu kitapların sırayla indirilişini, buraya bağlayalım. Hz. Adem aleyhisselam indirilirken, 10 emirle indirildi. Sonra bazı peygamberlere, 3 sayfa, 5 sayfa, 10 sayfa, 20 sayfa, 50 sayfa, emirler indirildi. Suh deniyor buna. Sonra kitaplar indirilmeye başlandı. Eğer yanlış değilse, hak kitap, Kur'an-ı Kerim ise, diğer kitaplar ne faydası var? Yaklaşık zaten, Hristiyanların, İncil'i, en son, 4'e indirildi. Aslında 5'ti de, o bir tanesi, 3'lü testis inancına inanmadığından dolayı, o da aforoz edildi. Geçenlerde, işte geçen yıllarda, bulunan kitap.
Testis inancı, onda yok olmadığı için, o aforoz edilen kitaplardan, İncil'den birisi. 4'e inerken de, bu binlerden 4'e indi ha. Binin üzerindeydi. Kıyamete yakın, İncil'in, en gerçeğe uygun nüshası bulunacak. Tevrat'ın da bulunacak. Zebur'un da bulunacak. Bunlar yeryüzünde, dünya üzerinde. Bunların hepsi de çıkacak meydana. Hatta bir kısmı bulunmuş şu haziyette bunların. Ama açıklamak işlerine gelmiyor. Bunlar Mehdi Aley Resul Zuhurettin'de, bunların 4'ünü de açıklayacak, 4'ü de bulunacak. O zaman insanlar, İsevilik adına, Musevilik adına ne kadar aldatıldığını görecekler.
Kaderimiz çizildiyse, niye sorumlu tutuluyoruz? Yok eğer hür irademiz varsa, neden bazı seçtiklerimiz için cehenneme atılıyoruz? Hür irademiz var, biz seçtiğimizden dolayı, seçimlerimizden dolayı, cennete veya cehenneme gönderiliyoruz. Hür irademiz var. İyiyi seçersek, cennete gönderileceğiz. Kötüyü seçersek, cehenneme gönderileceğiz. Bu bilmece bulmaca değil. İyilikler, Kur'an'la, sünnetle sabitlenmiş. Neler kötülük, onlar da Kur'an ve sünnetle sabitlenmiş. bizden istenilen, iyiliklerle dolu bir hayat yaşamamız. Ya ben kötü olacağım, ama cehenneme de gitmek istemiyorum. Böyle bir şey yok.
Böyle bir mantık yok, böyle bir akıl yok. Eğer kötülük yaparsan, tövbe etmezsen, cehenneme doğru kulaç atacaksın. Yok, iyilik yapar, iyiliğe doğru koşarsan, cennete doğru kulaç atacaksın. Zaten, dinin güzelliği de bu. Hür etmiş seni, serbest etmiş. Seçim sana ait. Seçim sana ait. Sen ne tarafa seçiyorsan, o tarafa doğru yol ol. Ne tarafa gitmek istiyorsan, o tarafa doğru git. Ayet-i Kerime'de, Allah sizi iyiliği öğretti. Dileyen, bu iyilik yolundan gitsin der. Mecbur kılmaz. Dileyen, iyilik yolundan gidecek. Dileyen, hayır hasenat yolundan gidecek.
Dileyen, güzellik yolundan gidecek. Dileyen, Cenab-ı Hakk'ın farz ibadetlerini yerine getirecek. Dileyen, Cenab-ı Hakk'ın haram kıldıklarından uzak duracak. Dileyen, iyilik yapacak. İyilik yapmanın bu noktada, haddi, hududu yok. Açık herkese. Hani, bir hadis-i şerifte, en alt iyilik, en kısa yoldan, diyor ki, yolda diyor, insanlara eziyet eden bir taşı, kenara koymak. Dileyen, insanlara eziyet eden bir taşı, kenara koysun. Dileyen, insanların gelip geçeceği yere, bir eşya koyan bir kimsenin, eşyasını kenara koysun. Çünkü, insanların gelip geçeceği yeri, işgal edene Allah lanet etsin, demiş. Hadis-i şerifte. Dileyen, kendisini iyiliklere doğru, koşturtursun, kendisiyle alakalı.
Bir kimse de kendince, kötülük yapacağım diyorsa, aslında, kötülük yapma özgürlüğü yoktur, insanların. Ne? O ceza sistemi vardır. Ben dilersem, kötülük yapıp, yapıp, yaparım diyemezsiniz. Siz, kendinize de kötülük yapamazsınız. Bu kendime ait değil mi? Ben kendime de kötülük yaparım, yapmam gerekir, diyemezsiniz. Çünkü siz, kötü olursanız, sizden dolayı, başkaları da kötü olur. siz kötülüğe doğru koşarsanız, sizin yüzünüzden bir başkası da, kötülük öğrenip, kötülüklere doğru yol koşar. İnsanlık, kötülükle mücadele etmekle mükelleftir. bütün insanlık, bütün insanlık, kötülüğün kökünü kazımakla mükellef.
Bütün insanlık, şeytaniyetle mücadele etmekle mükellef. Bütün insanlık, uyuşturucuyla, içkiyle, kumarla, fuhuşla, terörle, açlıkla, mücadele etmekle mükellef. Bütün insanlar, zulmedenlerle ve zalimlerle ve zulümle, mücadele etmekle mükellef. Bütün dünyayı, iyilik sarmalı. Bütün dünya, iyi olmalı. Bütün insanların vazifesi, iyilik olmalı. Müslüman, mümin, kendisini iyi yaptığı gibi, bütün insanları da, iyiliğe sevk etmek için, mücadele eder. Mümin, kendisinin iyi olmasına bakmaz. Bütün insanların, iyi olması için, gayret sarf eder.
Vel asri inel insâne lefî husrin. Bütün insanlar, hüsrandadır. Bütün insanlar. Ancak, iman edip, iyi amel işleyenler, salihlerle beraber olanlar, hakkı ve sabrı tavsiye edenler, müstesna. O zaman bütün insanlar, bu hüsrandan kurtulmakla mükellef. Bütün insanlar, bu hüsrandan kurtulmakla mükellef olduğu gibi, bu hüsrandan, kurtulma dairesinde duranlar, diğer insanları da, hüsrandan kurtarmakla mükellefler. Siz dünyanın bir ucunda, bir zalimin, postallarının altında inleyen insanlar var ise, o zalimi zalimlikten men edip, o zulüm gören, mazlumların yanında olmakla mükellefsiniz.
Biz canımızı kurtardık diyemezsiniz. Dünyanın neresinde, uyuşturucu ticareti var ise, Müslümanlar, müminler, o uyuşturucu ticaretinden sorumludurlar. Dünyanın neresinde, terör var ise, orada masum insanlar katlediliyorsa, dünyanın neresinde, terör var ise, orada devletin, kamu kurumlarına ve kuruluşlarında çalışan, memurlarına, askerlerine, polislerine, teröristçe muamelede bulunuyorlarsa, Müslümanlar bunlarla mücadele etmekle mükelleftir.
Dünyanın neresinde, kadınların etleri, tenleri pazarlanıyorsa, onlar fuhuşa sevk ediliyorsa, onlar fuhuş sektöründe kullanılıyorsa, Müslüman, dini, dili, ırkı, rengi, ne olursa olsun, onunla mücadele etmekle mükellef. Dünyanın neresinde olursa olsun, küçücük çocukları eşcinselliğe doğru yönlendiriyorlarsa, ve erkek ve kadınları eşcinsel olarak yetiştirmek isteyenler var ise, bütün Müslümanlar, bütün müminler, bunlarla mücadele etmekle mükelleftirler.
Dünyanın neresinde olursa olsun, bir insan, sabaha aç olarak sabahlıyorsa, onu doyurmamanın, onu doyuramamanın sıkıntısını ve sancısını bir Müslüman, o gece çekmeden sabahladıysa, vallahi benim inancıma göre onun hesabı ondan sorulur. Nerede olursa olsun, Müslümanların veya insanların akıllarını ihval edecek, akıl emniyetini alacak bir hal ve davranış var ise, ve Müslümanlar bundan kendilerini mükellef görmüyorlarsa, o Müslüman imanını yeniden tazeleyip, yeniden kendisini hesaba çekmekle mükellef.
Siz bunlar gayrimüslim deyip, onlara uyuşturucuyu satamazsınız, onlara morfin veremezsiniz, onlara ne bileyim akıllarını yok edici unsurlar, akıllarını yok edici, ilaç akıllarını yok edici, uyuşturucu satamazsınız, buna müsaade edemezsiniz, bununla mücadele etmekle mükellefsiniz. O yüzden İslam'ı, Müslümanları bütün dünyaya zulmeden emperyalistler, hedef halinde tutarlar.
Çünkü Müslüman kendisini bunlardan sorumlu görür. Ne melazımcılık, ne melazımcılık yapamaz. Afrika'nın en ücra köşesinde bir Afrikalı aç ise, Müslüman bunun sorumluluğunu yaşayacaktır. Amerika'nın, Harlem'in en kıyı köşe bucağında bir zenci orada aç ise, orada uyuşturuculuya müptela olduysa, Hollanda'nın, Amsterdam'ın bilmem hangi caddesinde, insanlar uyuşturucuyu çekip, kendilerinden geçip kadın erkek huş yapıyorlarsa, dünyanın neresinde olursa olsun, demokrasi var deyip, demokrasiden geri dönülmez deyip, eşcinsel evliliklere müsaade ediliyorsa,
Müslümanlar bunlarla mücadele etmekle mükelleftir. Bu demokratik hak deyip, eşcinsel evlilikler onaylanamaz. Makul görülemez. Biz mi yapıyoruz deyip, susulamaz. Ondan Müslümanlar mükelleftir. Ya bize terör bulaşmadı, Afganistan'da ne olursa olsun, Çin'de ne olursa olsun, Tacikistan'da, Kazakistan'da, Türkmenistan'da ne olursa olsun, Sudan'da ne olursa olsun, bırak ya, Yemen'de Şii, bir sünni birbirini yiyor, yiyorlarsa yiysinler, deme, lüksüne sahip değildir Müslüman.
Değildir. Değildir. Amazonlarda ceylanın, ayağı bağlandıysa, kurda yem ediliyorsa, Müslüman ondan sorumludur. Müslüman ondan sorumludur. Geceni fosul fosul uyuyaraktan geçiremezsin. Bunun derdiyle, dertlenmekle mükellefsin. Bunun ızdırabını kalbinde çekmekle mükellefsin. Gece olduğunda, yorganı kafandan aşağı çekip, fosul fosul uyumakla mükellef değilsin. Gece kalkıp, bunlara dua etmekle mükellefsin. Bu şuurla yaşamakla mükellefsin. Bu şuurla koşmakla mükellefsin.
Mücadele etmekle mükellefsin. Ben namazı kıldım beş vakit. Otuz Ramazan'da orucumu tuttum, tamam bitti. Bizim yolumuz bu değil. Biz cinni taifesinin içerisindeki zulümden dahi sorumluyuz. Cinni taifesi dahi birbirine zulmedemezler, sorumluyuz. Biz gökyüzünde, yeryüzünde, dağların içinde, ta aşağı kadar, ne kadar varlık var ise, ne kadar yaratılmış kavim var ise, hangisi birbirine zulmediyorsa, o zulmü durdurmakla mükellefiz.
Sadece dünya değil. Sadece dünyadaki insanlar değil. Mükellefiz. O yüzden, ve'l asri'ine linsâne lefî hüsrîn. Bütün insanlar hüsrandadır. Neden? Onlar, sadece kendi nefislerini düşünürler. Onlar sadece kendi rahatlarını düşünürler. Onlar sadece kendi uykularını düşünürler. Onlar sadece kendi yemelerini, içmelerini düşünürler. Onlar sadece kendi ceplerini düşünürler. Onlar sadece kendi şehvetlerini düşünürler. Onlar sadece kendince kendilerini düşünürler. Kendilerinden başka hiçbir şey yokmuş gibi davranırlar. Onun karnı toksa mesele bitmiştir. İsterse bütün dünya aç kalsın.
Ona bir şey dokunmuyorsa isterse bütün dünya yansın. Onun umurunda değildir. Mümin öyle değildir. O yüzden hüsrandadır onlar. Cenab-ı Hak ayırmamış Velasri suresinde. Peygamberin kim dememiş? Bütün insanlar demiş. Sen sabahtan akşama kadar Müslümanım de. Eğer mümince bir hayata sahip değilsen, mümince bir fikre sahip değilsen, mümince bir gönüle sahip değilsen ve mümince bir aktiviteye, mümince bir ilkeye, bir ülkeye sahip değilsen, hüsrandasın.
Hüsrandasın. O yüzden kendini eminlik noktasına koyma. Hüsrandasın. Hüsrandan kurtuluşun yolunu hemen Cenab-ı Hak hemen ardındaki ayeti kerimede bildiriyor. İman eden. İman etmekte mükellefsin. İman kısaca Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu. İman sadece Allah'a inandım demek değil. Ya Muhammed Mustafa'nın peygamberliğine ve onun getirdiklerine de iman edeceksin. Eğer Hz. Muhammed Mustafa'nın ve onun getirdiklerine ve onun resulüne, onun nebiliğine, onun peygamberliğine ve onun son peygamber olduğuna inanmıyorsan iman etmedin. Son peygamberliğine diye neden bastırdım?
Çünkü kendisini peygamber gören şaklavanlar var. Kendisini peygamber gören sapıklar var. Kendisini peygamber gören kafirler var. Kendisini peygamber gören satılmışlar var. Bunların televizyonları var, basını var, medyası var. Hz. Muhammed Mustafa son peygamberdir. Ondan sonra ne bir nebi, ne bir resul gelmeyecektir. Adını ne koyarlarsa koysunlar. Yok o işte resul değilmiş de nebiymiş de. Yok o nebi değilmiş de resulmüş de. Yok ertesi gün sabah kalkıyor resulmüş de nebi değilmiş de. Yok ondan sonra ertesi gün sabah tekrar kalkıyor. Ben onları mı söyledim diyor. Böyle bir şey yok. Hz. Muhammed Mustafa son peygamber. Muhammedun Resulullah demese de iman etmiş olur.
Olmaz! Muhammedun Resulullah demedikçe iman etmiş olmaz. Kafirlere yaranmak için kafir gönüllü olmayın. İman eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu. Yeni iman akidesi çıkarmayın. Amerika'dan yumurtlamayın. Yumurtlamayın Amerika'dan. Muhammedun Resulullah demekle mükellef. Sonra ondan sonra bir resul, bir nebi gelmeyecek. Gelmeyecek. İsa aleyhisselam dahi yeryüzüne peygamber olarak gönderilmeyecek tekrar. Allah'ın dostu veli bir kul olarak indirilecek.
Ve Mehdi aleyhi resulü tabi olacak. Muhammedun Mustafa'nın varisine, halifesine tabi olacak. Mehdi aleyhi resulü arkasında namaz kılacak. Allah'ın Muhammed'i velileri, Beni İsrail peygamberlerine denktir. Gazali'nin rivayetinde Beni İsrail peygamberlerinden üstündür.
Bir rivayette bu Gazali ihyasını almış bunu. O yüzden İsa aleyhisselam Beni İsrail peygamberidir. Beni İsrail peygamberidir. O yüzden Mehdi aleyhi resulü tabi olacak. Mehdi ona tabi olmayacak. Geçen gün yine şaklabanın birisi Mehdi'nin İsa aleyhisselama tabi olacağını söylüyor.
Değil. Bunların hepsi de şaklaban. Bunlar satılmış. Gönülleri bozulmuş insanlar. O yüzden hüsrandan kurtulmanın birinci ayağı iman etmek. Ondan sonra Allah'ın varlığına, birliğine iman edecek. Sonra meleklerine iman edecek. Sonra peygamberlerine iman edecek. Sonra kitaplarına iman edecek. Sonra din gününe iman edecek. Hesabe çekileceğine iman edecek. Üp yeniden diriltileceğine iman edecek. Mizana iman edecek. Cennetin ve cehennemin varlığına iman edecek. İyilerin cennete iman etmeyen, dinsiz, imansız gidenlerin cehenneme gideceğine iman edecek.
Yeni iman şekilleri oluşturmasın kimse. Yeni iman kaideleri oluşturmasın. Dinimizi ifsad etmeye çalışmasın kimse. Biz böyle inanıyoruz. İnanmayan inanmadığını açıkça söyleyecek. Var mı burada demokrasiye inanmak? Yok bakın. İman şartlarında demokrasi yok. İman şartlarında Allah'ın kitabı var. Demokrasi yok. İman şartlarında peygamberlere iman etmek var. Aklına iman etmek yok. O aklına iman etmek istiyor. Akla iman etmek yok.
Akıl imana hizmetçi. Akıl imana hizmetçi. Öyle demokrasi İslam dinine zıt değildir. Öyle bir şey yok. Demokrasi dediğin şey eşcinsel evlilik. Demokrasinin beşiği neresi İngiltere, ikincisi neresi Hollanda, üçüncüsü neresi Amerika. Hepsi de eşcinsel evliliklere cevaz veriyor. Din cevaz vermiyor İslam. Bir kimse eşcinsel ilişkiye girdiği belliyse, İslam dini onu katlediyor. Katlediyor, katlediyor. Fetva Hazreti Ali Efendimiz'den. Yapanı da yaptıranı da katlediyor. Yapanı da yaptıranı da katlediyor.
İslam ona cevaz vermiyor. Demokrasi cevaz veriyor. İslam fuhuşa cevaz vermiyor. Demokrasi cevaz veriyor. İslam içkiye cevaz vermiyor. Demokrasi cevaz veriyor. İslam kumara cevaz vermiyor. Demokrasi cevaz veriyor. İslam kötülüklere cevaz vermiyor. Demokrasi cevaz veriyor. Demokrasi İslam'a zıt değildir. İslam da demokrasiye zıt değildir diyenlere cevap. İman. Fikrende. Kalbende. İman. Ondan sonra İslam'ın şartları. Kelime-i şehadet getirmek. Namaz kılmak. Oruç tutmak.
Zekat vermek. Hacca gitmek. Öyle ömründe bir sefer hacca gitmek değil. Hacca gitmek. Kim yol bulabiliyorsa gidecek. Kim yol bulabiliyorsa. Hacca gidecek. Şeriaten böyle sahabenin birisi demiş ki. Her sene mi ya Resulallah. Susmuş. Her sene mi ya Resulallah. Yine susmuş. Her sene mi ya Resulallah. Yine susmuş. Demiş ki geçmiş ümmetler çok soru sormaktan helak oldu. Siz de onlardan mı olmak istiyorsunuz? Eğer her sene desem buna güç yetirememenizden korkuyorum diyor. Ha demek ki her sene gidilse geridir. Ben de o manayı çıkardım.
Kendime. Gücü yeten gidecek. Ve salih ameller işleyecek. Salihlerle beraber olacak. Bunlar ne? Salih amel. İyilik. Güzel, doğru, iyi davranışlarda bulunmak. Hakkı tavsiye etmek. Yani hak. Hak, hak. Doğru. Hakikat. Kur'an ve sünnet. Doğru. Hakikat. Ne bu? Kur'an ve sünnet. Her şeyde hak ve hakikati doğruyu tavsiye etmek. Üçüncüsü ne? Sonuncusu ne? Sabrı tavsiye etmek. İnsanlar böylece hüsrandan kurtulmuş olacaklar inşallah.
Hocam bir gün Ulu Cami'de şehit cenazesine giderken bir amca beni durdurdu. Tam avluya dönecektim. Elimi tuttu bana dedi ki, seni sevdim dur biraz dedi. Önce Arapça daha sonra Türkçe olarak insan kimi örnek alırsa onun gibi yaşar. Nasıl yaşarsa öyle olur. Nasıl ölürse o şekilde dirilir. Nasıl dirilirse o şekilde azap görüp veya görmez dedi. Sonra ben Mudanya'dayım. Her cuma cuma namazı kılmaya gelirim dedi. Sonra bugün günlerden ne oğlum dedi. Perşembe olduğunu söyledim. Gitmem lazım dedi. Köşeyi döndü. İki saniye sürmedi. Amca deyip arkasına döndüm. Köşeyi döndüm. Her yeri aradım bulamadım. O günden beri düşünüyorum ama içinden çıkamadım. Hızır uğramıştır sana.
Hep öyle derler ya. Damağım yarık doğdum diye. Beni bırakan anne babanın affı var mı? 10 yaşındayım. Var. Biz neden birisinin affolmamasını istiyoruz ki ya? Allah herkese affetsin. Cenab-ı Hak cümleye tövbe nasip edip herkese affetsin inşallah.
Kalbi ve fikri iman nasıl olur? Fikri iman fikren kabul eder doğru ama kalbi tasdiklemezse kalbi iman olmaz. Kalp dil ile ikrar kalp ile tasdiktir. O yüzden kalbi de onu tasdik edecek inşallah. Haklarınızı helal edin. Yine gecenin sonunda bu ülkemizin ortasına atılmış olan bu terör ateşinden zarar gören can teslim eden bütün herkese Allah iman sabır ve gönül genişliği nasip etsin inşallah.
Allah
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.