Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi Üstad Mustafa Özbağ Sohbeti - 22 Şubat 2014

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 23 Şubat 2014 · 1:44:05

Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Ben Allah'ın izniyle ibadetlerimi yapmaya çalışıyorum. Ancak ailemden babamı ibadete davet etmeme cevapsız kalıyor. Bu durum beni üzüyor. İbadetine düşkün olması için ne yapabilirim? Ya normalde bu bütün bu toplumun üzerinde uzun zamandan beri sıkıntı. Gençler dini bir eğitim aldıklarından, dini bir bilgilenme söz konusu olduğundan gençler dinlerini yaşarlarken anne ve babalar bundan biraz uzaktalar. Bu bir handikap ama bunu sertlikle, bunu böyle başında pinekleyerekten, iyice onu nefret ettirerekten böyle bir şey yapmak zor.
Bu noktada arkadaşlar, kardeşler yumuşak yumuşak, tatlı tatlı, onları da Kur'an ve Sünnet dairesinde çekmeye gayret edecekler. Son dönemlerde medyada dönen Kanuni Sultan Süleyman, cennet mekan hakkında iki çocuğunu, altı torunumu öldürttüğü biliniyor. Bu durumun İslamiyet'e dayanan bir yanı var mıdır? Nasıl izah edebiliriz? İnsanlar oturacaklar önce, kendi dönemlerinde ne kadar insanlar katlediliyor onu düşünecekler, onu konuşacaklar. Irak'ın yarısı kat yolunda Amerika tarafından, neden insanlar bunun üzerine hiç konuşmadılar çok? Şu anda Suriye'de kendi vatandaşlarına karşı katliam yapan bir sistem var. Neden insanlar bunu konuşmuyorlar?
Şu anda Filistin'de katliam yapılıyor, İsrailler katliam yapıyor, Yahudiler katliam yapıyorlar. Niçin insanlar bunun dillerine dolamıyorlar? Müslümanlar dünya üzerinde katliama uğruyor. İnsanlar niçin onları dillerine dolamıyorlar? Fuhuş mafyasının katlettiği kadınlar var. Niçin insanlar bunları dillerine dolamıyorlar? Gencecik erkek çocuklarını kaçırıp onları luti yapıyorlar. Niçin insanlar bunlarla uğraşmıyorlar? Dünyanın yedide biri aç. İnsanlar bunu neden konuşmuyorlar? Dünyanın yedide biri uyuşturucunun pençesinde insanlar bunu niçin konuşmuyorlar? Dünyanın yedide biri zinadan geçiniyor. Niçin insanlar bununla alakalı konuşmuyorlar?
Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptığı bir şey İslami mi değil miden önce? Şu memleketinize bir baksanıza neresi nereye kadar İslami, neresi nereye kadar İslami değil? Bankalar faiz yuvası olmuş. Devlet kendi vatandaşından faiz alıyor. Önceden daha kötüydü. Bunlarla neden ilgilenmiyor insanlar? Okullarda dini eğitimler eksik. Bütün okullarda dini eğitim olması gerekiyor. Bütün okullarda doğru Kur'an ve sünnete uygun bir eğitim sistemi oluşması gerekiyor. Okullardaki dini eğitim eksiklik noksanlık arz ediyor. Bırakalım kanuni Sultan Süleyman hesabını kendisi versin. Biz kendi çocuklarımızı ne kadar dindar yetiştirebiliyoruz?
Kanuni dinin dışında bir şey yaptıysa hesabını verecek. Kanunine hesabını ben verecek değilim. Senin hesabını kim verecek? Atıyorlar bizim önümüze bir yem. Bütün herkes o yeme tıklayacak. Hakikati gören yok. Gece saat 2'den sonra çıkın bakalım. Yollarda fuhuş yapanları görün. Ne kadar İslami. Yolda onu görüp de telefonu açanınız var mı? Emniyete. Mahallelerinizde fuhuş yapanları biliyorsunuzdur. Fuhuş yapılan evler var. Ne kadar İslami.
Hayatınızı bir gözden geçirelim. Kendi hayatımızı. Kendi hayatımız ne kadar İslami. Cuma Ümmet-i Muhammed'e farz. Cuma gün nerede Ümmet-i Muhammed? Ne kadar İslami. Cumartesi Musevilere tatil. Pazar günde İsevilere tatil. Bu topraklar İslam toprağı. Neden Cuma günü tatil değil de Cumartesi-i Pazar tatil? Ne kadar İslami. Şeytanın sakladığı yere bakmıyor kimse. Şeytan gözümüze bir örtü çekmiş.
Şeytan gözümüzdeki örtüyü çekmiş. Şeytan bizim görmemiz gereken yeri görmüyor. Göstermiyor bize. Asıl uyanıklık şeytanın sakladığı yeri görmektir. Sufi uyanıktır. Sufilikte birinci hal uyanık olmaktır. Gaflette olmamaktır. Birinci haldir bu. Sufi asla gaflette olmamak için mücadele eder. Bu ne demektir? Şeytan seni uyutur. Şeytan seni aldatır. Şeytan seni uyutaraktan, aldataraktan görmen gereken yeri görmezsin. Bilmen gereken yeri bilmezsin. Bu şeytanın aldatmasıdır. Adam zikrullahı düşünceğini maçı düşünür. Adam zikrullahı düşünceğini gezmeyi düşünür.
Zikrullahı düşünceğini kafeyi düşünür. Zikrullahı düşünceğini sinemayı düşünür. Zikrullahı düşünceğini ya gideyim bir kahve içeyim ne bilmem ne kahve yeri açılmışlar. Adam zikrullahı düşündürmez. Neden? Çünkü zikrullah en büyük iştir. Kim beni zikrederse ben de onu zikrederim. Kim Allah'ı zikrederse Allah de onu zikreder. Şeytan seni zikre bırakır mı? Bırakmaz. Şeytan seni zikri konuşturur mu? Konuşturmaz. Şeytan örter seni hep. E bebek ee ee ee uyu. Kimin kucağında? Şeytanın. Şeytan kalkar senin önüne kanini işte oğullarını öldürmüş ne kadar İslami der. Ey millet her gün evlatlarınızı gömüyorsunuz.
Hanginizin çocuğu beş vakit namazında biliyor musunuz? Hangimizin kızı tam İslam'ı yaşıyor biliyor muyuz? Sorumluyuz bundan. Bizim sorumluluğumuz. Elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Kaninin çocuğundan değil. Kaniniden de değil. Sen sorumluluğuna baksana. Televizyonlar bunu konuşuyor. Gazeteler bunu konuşuyor. Hiç kimse demiyor. Ey millet. Dikkat edin. Titreyin. Kendinize gelin. Eşlerinizden ve çocuklarınızdan sorumlusunuz. Erkekler eşlerinizden sorumlusunuz. Çocuklarınızdan sorumlusunuz.
Kadınlar çocuklarınızdan sorumlusunuz. Sorumluluğunuzu yerine getirin. Bırak kanini ne yaptıysa yapmış. Sen çocuğunu diri diri gömüyorsun ya. Çocuğunun feste sevgilisi var. Seslenmiyor. Çocuğunun bilmem nerede sevgilisi var. Seslenmiyor. Çocuğunun bilmem nerede konuştuğu bir kimse var. Seslenmiyor. Diri diri gömdün. Diri diri gömdün. Hanımı namaz kılmıyor. Seslenmiyor. Hanımı baş açık dolaşıyor. Seslenmiyor. Hanımı plajlarda dolaşıyor. Seslenmiyor. Diri diri gömdün. Sen sevmiyor musun çocuklarını?
Evet. Gel Kur'an ve Sünnet'e getir. Güneşin doğuş vakti 6.41 olduğunda bu dakika son sınır mıdır? Namazın bitişi için birkaç dakika toleransı var mıdır? Sen namazını kıl. Allah toleransı gösterir. Üzme kendini. Mevlana Celalati Rum Hazretleri buyurdular ki menfaati bitenin muhabbeti de biter. Bu sözü açıklar mısınız? Nesini açıklayacaksın? Menfaat ile seven kimse menfaati bitti mi sevgisi de biter. Bu kadar basit. Bu kadar basit. Menfaat biçti. Aşk bitti. Güle güle. Bir sevginin yürekte mi yoksa tende mi olduğu nasıl anlaşılır?
Bir dakikada bir dakika uzun. Bir dakikada diyeceğim mi? Bir dakika uzun. Yatsı namazının son kılınma vakti ne zamandır? İmsak vakti girdiğindedir. Günün son vakit namazı olduğundan geç kılınmasında bir mahsur var mıdır? Vaktinde kılınmış olur. İmsak vakti ile yatsı namazının arasında kılınan namaz vaktinde kılınmıştır. Helal edilen bir hak daha sonra haram edilebilir mi? Ya da tam tersi olan haram edilen bir hak haram edilebilir mi? Haram haram zaten. Helal edilen olacak herhalde. Ama o onu başta sormuş. Helal edilen bir hak daha sonra haram edilebilir mi? Bu dinen böyle bir hüküm yok.
Bir kimseyle helallaştın bitti. Helal etti, helal etti, bitti. Ya hani sana daha önce ben helal ettiydim ya. Eee haram olsun. Yok böyle bir şey. Bu o kimsenin pisişik psikolojik dengesiz olduğunu gösterir. Rahatsız. Hani sahabeden birisi gelir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine der ki Ya Resulallah filanca bana bir şey vermişti. İşte borç para vermişti. Bana hediye etti, para. Sonra diyor geldi benden onu tekrar istedi. Çağırıyor o sahabi. Tükür buraya diyor, tükürüyor. Hadi şimdi bunu geri al. Ya Resulallah bu geri alınır mı diyor. Senin de diyor verdiğin bir şey geri alınmaz. Bir kimse bir hediye vermiş bir kimse. Bir kimse bir para, pul, yemek neyse.
Bunu o kimse bunu ben helal et dedim. Geri döndüm şimdi haram ettim diyorsa. Veyahut da işte bir herhangi bir şey verdi. Al seni kullan dedi. Sonradan geri istiyorsa tükürüğünü geri almak gibi bir şey bu. Allah muhafaza eylesin. Bunlar yaşanıyor mu? Ne yazık ki yaşanıyor. Adamın birisi gelip bana öyle dedirdi. Yedirdim içirdim sana zehir zikkım olsun demiş. Benden için. Düşündüm. Allah Allah dedim ya. Sonra hesapladım kendi kendime. Beni dedim iki üç sefer yemeğe davet ettiydi bu. İyi. İki üç seferde kaç para olur? İşte şu kadar elli lira olur. Hatta Cafer de vardı yanımda. Yok. Dedim ben ne olsana elli lira para gönderdim.
Dedim alsın. Zehir zikkım ediyor madem. Şeyh Efendi'ye danıştım efendim böyle böyle demiş dedim. Ben ona elli lira bir miktar para göndereyim dediyse gönder oğlum dedi. Ben de gönderdim. Sonradan parayı almış getirmiş. Cafer de var biz oturuyoruz. Al ben bunun için söylemedim dedim. Zehir zikkım etmişsin. Etmedim diyemiyor. İşte kızıyor parayı attı masanın üstüne. Cafer al dedim şu parayı. Fukaranın birisine ver. Kime veriyorsan ver dedim. Yaşanır mı? Yaşanır. Böyledir bu işler. İlk önce çok sevilirsin. Başta acısın. Yalvarırlar yemeğe gel diye. Az önceki muhabbet var ya.
Menfaat biter. O zaman da muhabbet biter. Muhabbet bitince de Allah muhafaza eylesin. Adam gayet insani. Seni evine davet etmiştir. Yedirmiş içirmiştir. Ondan sonra da döner. Zehir zikkım eder. Herkesin insanlığı aynı derecede değil. O yüzden bir kimse helal edip sonradan haram etme hakkı yok. Bacaklarımdaki bir rahatsızlıktan dolayı doktor varis çorabı giyip bütün gün çıkarmayacaksın dedi. Bu durumda abdesti nasıl alabilirim? Abdesti alacaksın, giyeceksin. Sonra o varis çorabının üzerine mest edeceksin. Ama bütün gün çıkarmayacaksın dediyse namaz vakitlerinde abdest alacak kadar çıkarmanda bir beis olmaz.
Ama o çorabı ben 3 aşağı 5 yukarı biliyorum. Tek başına bir kimsenin onu giyip çıkarması biraz zor oluyor. O yüzden bu noktada eğer tedavi maksatı hiç çıkarmayacaksın diyorsa üzerine ne yapacaksın? Mest edeceksin. Secdede dua etmek bir kimsenin namazın içerisinde değil namazdan sonra secdeye gidip secdede dua etmektir.
Dergahınızda bulunduğum zamanlarda konu komşu tarafından yapılan büyüler bozuluyormuş. Böyle bir şey olabilir mi? Demek ki böyle bir şey yaşamıştır insanlar. Kendilerince böyle bir şey söylemişlerdir. Buraya gelen her soruyu okumaya gayret ediyorum.
Ama uzun soruyorsunuz. Ekrem Dumanlı zamanında 28 Şubat'ta 3-4 gün gözaltında veya kodeste kalanlar Hoca Efendi'nin o dönemde çektiği çileleri, cefaları anlayamazlar. 3-4 günlük gözaltılarını efsaneleştirerek anlatanlar Hoca Efendi'nin geceleri inlemelerini idrak edemezler diye yazdı. Biz Fethullah Gülen'i 28 Şubatçıların yanında biliyorduk. Yanlış mı biliyoruz? Aynı yazıda 28 Şubat'ın çile çekenlerden kalan tek şahsı Hoca Efendi'dir. Ben çile hala devam etmektedir diyor. Bu doğru ise biz yanlış mı biliyoruz? Demek ki yanlış biliyoruz. Göreydi bizden beraber bir duraydı bari.
Herkes öyle diyebilir. Ekrem Dumanlı'yı çok okuyan bir kimse değilim. Okunacak bir kimse olarak da görenlerden de değilim. Ekrem Dumanlı'nın tespitlerini de normalde hiç bilmiyorum. Birkaç yazısını okudum. Benim nazarımda benim okuyabileceğim bir yazar değil. O yüzden genel olarak Ekrem Dumanlı gibi yazan kimseleri de bu noktada kale almıyorum.
Allah selametlik versin. Öyledir, doğrudur, ağlamıştır geceleri olabilir. Ama yani normalde içeride olanların ne yaşadığını bilmiyor. Bilmediğinden dolayı o böyle yazabilir. Hani Nasrettin Hoca demiş ya damdan düşünce bana bir damdan düşen gerek demiş.
Damdan düşen bilir ancak onu. Sormayın içim kabarıyor çünkü. Allah yardımcılar olsun. Gayretullah ve mahşeri vicdan kavramları nelerdir? Cemaatin basın ve yayın organlarına, yazarlarına göre cemaate bu aralar yapılan eleştiriler hep Gayretullah'a dokunuyor. Hesap için mahşeri vicdana kişiler sevk ediliyor. Onların karşı tarafa yaptığı aşağılamalar hiçbir yere dokunmuyor mu? Yoksa mesele camia ise gerisi tefarrattır şeklinde mi olaylara bakıyorlar? Aman! Kabak tadı verdi ya. Şimdi normalde 28 Şubat'ta karakol karakol dolaştırılanlar, o kadar rahatsız olanlar, o kadar sıkıntılı olanlara Gayretullah'a dokunmadı da şimdi mi Gayretullah'a dokunacak?
Bir kimse veya bir şahıs veya bir topluluk kendi kendisini kutsallaştırıyorsa korkun. Şahıs kendisini kutsallaştırıyorsa, birileri onu kutsallaştırıyorsa sıkıntı vardır orada.
Bakın bu kim olursa olsun. Birisine kutsiyet payesi veriliyorsa sıkıntı vardır orada. Bir cemaate, bir tarikata, bir topluluğa kutsiyet atfediliyorsa sıkıntı vardır orada. Ben diyeceğim ki bu cemaat kutsi bir cemaattir. Öbürkü?
Öbürkü değil. Burası kutsidir. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin tespiti var. Bir kimse diyor, benim yolum güzeldir demesi onun hakkıdır. Ama sadece benim yolum haktır demesi onun hakkı değildir der. Sadece bu cemaat kutsi. Siz bu cemaate bir şey söylerseniz Gayretullah'a dokunur. Öbür cemaat? Öbür cemaatle dokunursan Gayretullah'a dokunmaz mı? Başka bir cemaat var ona dokunursan Gayretullah'a dokunmaz. Buraya dokunursan Gayretullah'a dokunur.
Burası kutsal. Başka? Kardeşler Allah nerede zikrediliyorsa o zikredilen cemaat kutsaldır. Cenab-ı Hak der ki kim beni bir toplulukta zikrederse ben onu daha iyi bir toplulukta zikrederim. Kim cemaatle bir zikrullaha katılırsa af olmuş olarak kalksın.
Burada fiiliyat kutsaldır. Fiiliyat nedir? Cemaatle zikretmektir. Fiiliyat nedir? Zikretmektir. Zikretmek kutsaldır. İbadettir. İbadetler kutsaldır. Allah'ın emirleri kutsaldır. Kim Allah'ın emrini yerine getiriyorsa o ibadet ediyordur. Biz ibadet eden bir kimseye dilimizi uzatırsak ibadetinden dolayı dilimiz kopsun. Kim uzatıyorsa. Ama lütfen insanları kutsallaştırmayalım. Lütfen hocaları, şeyhleri, alimleri kutsallaştırmayalım. Bu büyük bir handikap.
Bir hoca efendi hata yapabilir, bir hoca efendiyi kutsallaştırırsak ne adına kutsallaştırdık? İslam dini adına. İslam'a lafı söyletmiş oluruz o zaman. Bir şeyh efendiyi kutsallaştırmayalım. Bir şeyh efendi hata yapabilir. Biz onu kutsallaştırdığımızda, kutsi bir noktaya koyduğumuzda, o hata yaptığında kutsallaştırdığımız inanç sistemini komple çöpe atmamız lazım.
Burada eksiklik var. Nazara vermek denir bunu. Şimdi niçin nazara veriyorlar? Eleştiriyor insanlar. Eleştirerekten. Konuştuğun bir şeyi eleştiriyorlar. Ben burada konuşuyorum. Halka açık mı? Evet. Birisi benim bu konuşmalarımda Kur'an ve Sünnet'e aykırı bir şey görürse, adamı kalkar beni eleştirir. Der ki burada Kur'an ve Sünnet'e aykırı bir şey söyledi. Bana söylerse, harika, sevinirim, kendimi düzeltirim. Din nasiyattır. Halka açık bir kimse bir şey söylüyorsa, o eleştirilebilir. Eksikliği varsa, eksikliği söylenebilinir. Bugün gündüz okullu çocuklar, imam hatipli çocuklar, imam hatipteki ders hocalarıyla alakalı ders hocalarının dini olarak eksikliklerini söylüyorlar bana.
Tüylerim diken diken diken oldu. Bir tanesi dedi ki, işte öğretmenleri demiş ki, Hz. Peygamber Efendimiz'de de zelle görüldü. Örnek. Şimdi ne diyeceğiz? O din dersi öğretmeni, peygamber de zelle görülebilir dedi, onu kutsallaştırıp ona konuşmayacağız mı şimdi biz? Ben de dedim, al getir bu tür meseleleri. Ben dedim, gideceğim. Hem müftülüğe müracaat edeceğim, hem de dedim, gideceğim, milli eğitime müracaat edeceğim. Çocukların için böyle eksik din öğretiyorsunuz diye. Ne yapacağız şimdi? Kutsallaştıracağız mı? İmam hatip de doğru öğretiliyor diye. Din. O yüzden ben herhangi x cemaate, cemiyete, hoca efendiye karşılık konuşmak istemiyorum.
Arkadaşlar, hiçbir cemaat kutsal değildir. Hiçbir tarikat kutsal değildir. Hiçbir hoca efendi kutsal değildir. Hiçbir şeyh efendi kutsal değildir. Hiçbir siyasi parti lideri kutsal değildir. Hiçbir padişah, hiçbir cumhurbaşkanı kutsal değildir. İbadetler, Allah'ın farz, emirleri kutsaldır. Kur'an-ı Kerim kutsaldır. Kur'an-ı Kerim'in içindeki her nokta kutsaldır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kutsaldır, peygamberdir. Söylediği bütün sözler, sünnet-i Resulullah olarak, hem fiili hem sözlü bütün sünnetleri kutsaldır. Kutsal üç tane mescit vardır. Beytullah, Medine-i Münevvere, Mescid-i Aksa. Üç mescidin haricinde kutsal bir mescit yoktur.
Kutsal belde dinen bir tek Mekke ve Medine'dir. Harem bölgesidir. Bunun haricinde kutsal bir bölge yoktur. Bu üç mescit için ziyarete gidilebilir. Attığı her adıma o kimse sevap olur. Camiye gitmek ibadettir. İbadete giderken attığınız her adıma Cenab-ı Hak sevap verir. Ama cami kutsal değildir. Kutsal cami üç tanedir. O camiyi yıkarsın başka bir yere bir cami daha yaparsın. Tekke, tekke olarak kutsal değildir. Yıkarsın tekkeye gidersin bir tane daha yaparsın.
Dikkat edin. Kur'an ve sünnetin kutsadıkları ancak kutsaldır. Kur'an ve sünnetin kutsamadığı kutsal değildir. Siz bir cemaati kutsallaştırırsanız, diğer cemaatler kutsal değil o zaman. Siz bir tarikatı kutsallaştırırsanız, diğer tarikatlar kutsal değil o zaman. Siz bir şeyh efendiyi kutsallaştırırsanız, diğer şeyh efendiler kutsal değil.
Bir hoca efendiyi kutsallaştırırsanız, diğer hoca efendiler kutsal değil o zaman. Siz imam-ı azamı kutsallaştırırsanız, imam-ı şafi, imam-ı halik, imam-ı hambeli kutsal değil o zaman. Böyle bir din yok. Böyle bir din yok. Sıkıntı bu. Sıkıntı bu. Şu anda bütün insanların üzerindeki sıkıntı bu. Bir şeyi kutsallaştırmak. Adam parti liderini kutsallaştırıyor. Adam cemaat liderini kutsallaştırıyor. Adam tarikatın başındaki kimseyi kutsallaştırıyor. Yok kutsallık. Kim Kur'an'a iman ederse ibadet etmiş olur. Kur'an kutsal bir kitaptır. Kur'an'ın dışında kutsal bir kitap yoktur başka. Şu anda.
Ya işte İncil yok şu anda. Zebur yok şu anda. Tevrat yok şu anda. Yok. Allah muhafaza eylesin. Herkes kendi şeyhini ve hocasını kutsallaştırırsa İslam dünyasını büyük bir handikap bekler. Bu benim hocam senin hocanı döver. Benim şeyhim senin şeyhini dövere girer. Bu benim cemaatim senin cemaattan fazladır. Daha iyidir noktasına girer. Allah muhafaza eylesin. Yapmayın. Ama bu körükleniyor. E şimdi tabi herkesin canı sıkılıyor. Biz o günlerde 28 Şubatlarda bangır bangır bağırdık. Yapmayın etmeyin.
Döner. Döner. Allah. Bunun intikamını alır dedik. Allah zulmedenden intikamını alır. 28 Şubat'ta Müslümanların inim inim inlemesine sen kenarda oturup seyrettiysen Allah senden döner intikamını alır. Döner senden intikamını alır Cenab-ı Hak.
İnsanın düşmanı, düşmanı bir silah çekerse onun ağırına gitmez. Düşmanı silah çektiğinde dostum diye gördüklerin senin yanından çeker giderse o ağır gelir düşmanın silahından. Düşman silah çekmiş bize. Dost bildiklerimiz çekip gitmişler yanımızdan. Ağır olan o. Düşmanın silahı değil. E gayretullaha dokunmuş demek. Gayretullaha dokunmuş ki dönüp senden intikam alıyorlar şimdi. Biz intikam almıyoruz. Biz işimizi Allah'a bıraktık. Neden?
Çok yal ağladık biz de 28 Şubat'ta. Biz de ağladık. Biz de çok yalvardık. Biz de çok kan akıttık gözyaşının yerine. E biz de çok savrulduk çoluk çocuk bir taraftan. İş bir taraftan. Savrulduk. Yoktu. İnsanlar. Yoktu derken yapayalnız değildim. Hala da beraberiz o arkadaşlarla. Hala da beraberiz. Ama o gün savrulanlar. Ne diyecekler benim yüzüme gelip de şimdi? Biz herkese hakkımızı helal ettik. Ama ne diyecekler benim yüzüme bakınca? Ne konuşabilecek bana?
Konuşuyorum ben şimdi. Savruldular gittiler diyorum. Burada olsa şimdi kafasını eğecek mi? Eğecek. Eğecek. Ama o zaman yanımızda duranlar bak buradalar. Onların kafaları dik. Ahmet oturuyor orada. Ahmet boynunu bükmüyor. Ama Ahmet de biliyor. Boynu bükük olanlar var değil mi Ahmet? Bitti. Değardı değil mi? Çekini senedini düşündü. Bıraktı. Bıraktı. Değil mi Adem? Gittiler değil mi? Biz de Allah'a bıraktık kendimizi.
E bu bak kendi içimizde dahi yaşanmış bu. E başka cemaatler, tarikatlar da vardı. Onlar da gittiler 28 Şubatçılarla kol kola girdiler. Biz de iştahat etti dedik. Laf söylemedik. İştahatı öleymiş dedik. Mücadele yolunu seçmediler dedik. Eee biz bir şey demiyoruz ki gene. Şimdi bir fırtına koptu. Hoca Efendi kendi ağzından söylüyor. Bu bize bir şefkat tokadı diyor. O ilk önce dumanlı gidecek. Hoca Efendi'nin beyanına bakacak. Hoca Efendi'nin kendi beyanı var. Bu bize bir şefkat tokadı diye. Kimse tokat vurmuyor.
Bizim elimiz kolumuz kuvvetli değil. Bir yerlere tokat vuralım. Biz öyle kutsal değiliz. Varsa kutsal olan o tokadı durduracak. Kutsal sağlı bir cemaat tokadı durduracak. Cemaatin başındaki Hoca Efendi diyor ki bize bir şefkat tokadı bu diyor. Eyvallah. Kendi tespiti. E şefkat tokadından nasibini alıyor tabi. Belki de 28 Şubat'ta bize şefkat tokadıydı. Bilmiyoruz ki. Cenab-ı Hak nereden kime vurur kim bilecek. Bilemedik. İmtihandı. Ayakta duranlar durdu. Gidenler gitti. Öyle değil mi Abdül Latif? Bak ben böyle soruyorum şimdi.
Öyle değil mi Abdül Latif? Diyor mu? Evet efendim diyor. Bitti. Neden? Gitti adamlar. Kime şefkat tokadı belli değil. Allah. Belki de bize şefkat tokadı bu. Bilemiyoruz. Belki de o gün için bize bir lütf-i ilahi vardı. O lütf-i ilahi biz yerli yerinde, yerli yerinde algılayamadık, anlayamadık. Cenab-ı Hak dedi ki vay dedi sizi gidiler sizi. Ben size lütfettim. Siz bu ikramı bilemediniz dedi. Değil mi? Belki de. İmtihan etti. Başımıza musallat etti onları. Etti. Allah musallat etti onları başımıza. Bir imtihan yaşadık. Şimdi de demek ki sıra, imtihan sırası orada. Onların da başına bir şey musallat etti Cenab-ı Hak demek ki.
E şimdi öyle kıvırtmaca yok. Gelmiş. Kapıya dayanmış. E mücadele edeceksin. Direneceksin. Haksan ayakta duracaksın. Haksan. Şimdi keyif çatıyoruz biz. Dinliyorlar şimdi bizim eski arkadaşlar da ya kameradan. Şimdi keyif çatıyoruz biz. Ya nasıl? Ya kardeş. O gün demiş ya dumanla. Üç dört gün kodese gidip de çile çekenler efsaneleştirmesin diye. İyi. Efsaneleştirmedik biz. Siz efsane olun. Sen şimdi böyle söyleyerekten yirmi sekiz şubatta çile çekenlere. Yirmi sekiz şubatta çok affedersiniz.
Çırılçıplak soyulup soğuk suya masur kalanlara. Çırılçıplak soyulup ortalıkta dolaştırılanlara. Ayağının izine varıncaya kadar çok affedersiniz kıçının izine varıncaya kadar manevi işkence görenlere. Çoluğundan çocuğundan tehdit edilenlere. Şirketi varsa adamın bilmem kaç milyarlık ceza kesilenleri hafife alırsan o gayretullah'a dokunmayacak. Öyle mi? O gayretullah'a dokunmayacak. Öyle mi? Çoluğunun çocuğunun resimlerini önünden geçirip bunları unut diyecekler seni. Bindirecekler arabanın içerisine. Kim bilir nereye götürecekler. Gözlerini yumacaklar senin. Taşıyacaklar seni iki gün, üç gün, dört gün. Ondan sonra şehrin en hücra bölgesine koyacaklar. Sen ineceksin arabadan.
Nerede olduğunu dahi bilmeyeceksin. Cebinde beş kuruş paran yok. Telefonun yok. Araban yok. Hiçbir şeyin yok. O gayretullah'a dokunmayacak. Öyle mi? Ondan sonra diyecek ki dört beş gün kodeste duranlar. Ha kelimci bir çile çekmedi. Aa ne kim çile çekti? Ha evinde ağlayan çile çekti. Gelip benden ağlasaydı. Dumanlı gelip benden bir gün yaşasaydı.
28 Şubat bittiğinde gelip benden bir seferlik röportaj etseydi. Çalışmış olduğu gazete bir günden bir güne 28 Şubat'ın çilesinden. 28 Şubat'ta çile çekenlerden birisinden haber mi yapmış? Gelip siz ne çektiniz? Size neler yaşattılar? Sizler neler yaptılar diye. Gelip bize bir şey mi sormuş? Sustuk. Ciğerimize gömdük. Ciğerimize. Hala da seslenmiyoruz. Korkuyor insanlar.
Hakimler bunların elde. Savcılar bunların elde. Konuşmayalım. Biraz da böyle ya cemaat birbirini vurmasın, birbirini kırmasın. Susuyor herkes. Onlar da susacak. Biz susuyoruz. Ümmet adına susuyoruz. Ümmet adına konuşmuyoruz. Bizi kimler sattı biliyoruz biz. Salak değiliz, embesil değiliz, aptal değiliz. Bu memlekette yaşıyoruz. Yaşım 53 benim. Bizi kimler sattı biliyoruz bu memlekette. Bizi kimler bıraktı orta yerde biliyoruz biz. Bizi kimler hançerledi biliyoruz. Salak değiliz. Hançer yediğimiz yeri bilmeyeceğiz. Geri zekalı da değiliz. Bizi içeride kimler sorguladı biliyoruz biz onu. Biz sorgulanma tutanaklarının nerelere gittiğini de biliyoruz.
Geri zekalı değiliz. Kimlere bağlı olduklarını kimlere bağlı yaşadıklarını da biliyoruz. Daha dileri konuşmayın. Hepsini teker teker rüyanızda gördük elhamdülillah. Hepsini teker teker gösterdiler. Teker teker. Kimler de ne satmış. Biz ümmet adına susuyoruz. Fitne çıkarmama adına susuyoruz. Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hürmetine susuyoruz. Diyoruz ki onun ümmeti. Diyoruz ki ya Resulullah senin ümmetin. Helal ettik hakkımıza. Biz hakkımızı helal ettik. Kim la ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyorsa ben kendim hakkımı helal ettim. Hiçbir davam yok.
Allah'ın davasına karışmam. O benim işim değil. Gayretullah'a dokunmuştur. Dokunmuştur. Allah diyene zulmüne seyirci kalanın Allah'ın gayretine dokunur. Allah döner intikam alır. Alır. Biz kendimiz de haklı görmüyoruz. İmtihan'dı bir demdi. Geldi geçti diyoruz biz. Bir demdi geldi geçti. Ama biz memleketi Mosat'a peşkeş çekmedik. Ama biz memleketi CIA'ya peşkeş çekmedik. Ama biz memleketimizde olan biten şeyleri bir başkalarına peşkeş çekmedik. Bizim fabrikalarla, paralarla, pullarla, bankalarla işimiz yoktu. Biz oturduk Allah dedik.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sünnetini anlattık. Hala da aynı noktadayız. Biz kimin ne fabrikası varmış, ne alırmış, ne satarmış bizim işimiz değil. Sabancılar gelip biz de konuşmazlar. Koçlar gelip biz de konuşmazlar. Biz fukara insanlarız. Bizim en zenginimiz dahil fukara. Millet zengin görüyor onu fukara. Bizim helikopterli dervişimiz yok. Bizim altında 500 milyarlık arabası olan dervişimiz yok. Bizde böyle işte bir trilyonluk villası olan bir derviş kardeşimiz yok bizim. Biz küçük esnaf, küçük tüccar, küçük işçi, memur bunlarız biz. Biz o zaman da öyleydik, şimdi de öyleyiz. Bizim böyle memleketin parasını yönetelim.
Hakimler, savcılar etrafımızda olsun. Subaylar, as subaylar onları yönetelim. Paşaları yönetelim. Bizi kimse onlar beğenip gelmezler. Biz ter kokuyoruz. Bizim zikrullah yaptığımız yer belli. 300 metrekarede biz 1000 kişi zikrullah yapıyoruz. Herkesin teri birbirinin içine, herkesin kokusu birbirinin kokusuna giriyor. Kim beğenip de gelecek bize? Bizim büyük, büyük, büyük, … şirketlerimiz, holdinglerimiz, bankalarımız, çankalarımız, bizim büyük, büyük devletlerle işimiz, gücümüz yok. O zaman da yoktu, şimdi de yok. O zaman da geldiler, bizi bir şey zannetmişler. Morsad'ı gelmiş, siyasi gelmiş. 35-40 kişi orada bizi sorgulayacağız diye korkuyorlar. Ben döndüm bizim komiserlere dedim.
Hiç mi utanmıyorsunuz dedim. Hiç mi Allah'tan korkmuyorsunuz? Hiç mi dedim milliyetiniz, cibilliyetiniz, dininiz, vatanınız, memleketiniz yok sizin dedim. Bunlar kim dedim. Morsad mı sorgulayacak beni dedim. CIA mi sorgulayacak beni dedim. Hiç mi Allah'tan korkmuyorsunuz? Bu mu sizin Atatürkçülüğünüz dedim. Bugün de söyledim, bugün de derim. Bu mu sizin Atatürkçülüğünüz dedim. Dedim, gene derim. Dedim gene derim. Bizim ayak izlerimize kadar var karakolda. Siz hiç ayak izlerini biliyor musunuz nasıl alınıyor? Var. Gidip baksınlar oradan.
Konuşma, donsuz fotoğrafımıza kadar var bizim. Utanıyorum bunları söylemeye. Bir taraftan utanıyorum, bir taraftan diyor Mustafa Özbağ gece olunca. Nesine utanıyorum ki diyor. Zinada mı yakalandın ki utanıyorsun diyor. Kendimi öyle teskin ediyorum. Gelsin dumanla benimle konuşsun. Konuşmazlar ki. Sedat Laci nereye dedim ben. Hocam dedim 28 Şubat'a televizyonda konuşamıyorsunuz bile dedim. Nasıl dedi, ne yaşandığını bilmiyorsunuz dedim. Televizyonlarda dahi engelleniyor bu dedim. 28, ben dedim olmam şart değil. Gerçekten içeri girip sorgulanan o çileyi çeken birisini çıkarın konuşturun dedim. Konuşturamazlar. Konuşmazlar. Neden dumanla bu yazıyı yazıyor biliyor musunuz?
Şimdi 28 Şubat davası bir daha açılacak. Bir daha açılınca aslında 28 Şubat'ın arkasında kimlerin oldu? Daha çıkmadı meydana. Bundan korkuyor Türkiye şu anda. Türkiye'nin içindeki 28 Şubatçıların korkusu bu. Çünkü arkasından bazı cemaatler çıkacak. Arkasından bazı tarikatlar çıkacak. Arkasından bazı tarikatların şeyhleri çıkacak. Arkasından iş adamları çıkacak. Banka sahipleri çıkacak. Banka yöneticileri çıkacak. Mossad çıkacak. CIA'ya çıkacak arkasından. 28 Şubat'ın arkasından onlar çıkacak. Benim elimde delil yok, belge yok. Benim elimde delil belge olmuş olsa ben gideceğim şikayet edeceğim mahkemeye.
Ben avukata sordum. Üç tane, dört tane avukat dolaştım. Dediler ki belgen yok. Dedim karakollardan alamayız mı? Vermezler dedi. Çünkü belgeli değil. Bir şeye imza attırdılar mı? Yok attırmadılar. Bir şeye imza daha attırmadılar bize. Nereden şimdi? Yok belgesi. Vursalar kim öldüğe gideceğiz. Orhaneli yolunda bıraktılar beni. Dağın başında. Haberi var mı kimsenin? Kimsenin yok. Gece sabaha karşı dört buçukta sizi Orhaneli yolunda bıraksınlar da bilmesen nerede olduğunu bir de. Nereden bileceksin? Dağın başındasın. Ormanlığın içinde. Ormanlığın içinde. Üç gün geçtiğini ilk gördüğüm kimseye sordum. Bugün tarih kaç dedim. Şu dediler. Ha üç gün geçmiş dedim.
Nereden bilecek? Yok elinde bir şey. Kim biliyor? Bizim evdeki hacı hanım biliyor. Neden? Üç gün beni görmeyen o. Gittik. Selamun aleyküm aleyküm selam. Derse gittiydim dedim. Çıktım. Üzeyim mi kadına? Aha dışarıda oturuyor şimdi. Dumanlı gelsin biz de konuşsun. Daha çok konuşacak şey var Türkiye'de.
Çok her. Gidemeyeceğim daha fazla. Hakkınızı helal edin inşallah. Türk içi arasım geliyor şimdi. Yemin ediyorum vallahi de, billahi de, tillahi de çektiklerimden eğer üzülüyorsam.
Hiç hiç. Öyle düşünmeyin yani. Veya dumanlının söylediğinden üzülüyorsam. Kim ki? Memleketim adına üzülüyorum sadece. Memleketimin insanlar adına üzülüyorum. Hümmet-i Muhammed adına üzülüyorum. Eğer başka bir şey için üzülüyorsam. O savrulup gidenlere üzülüyorum. O memleketimin yaşadığı o hadiselere üzülüyorum. Gitti onca parası fakir fukaranın bu memleketin. Gitti. Bu insanlar ödedi o paraları. Birileri bankaları soydular götürdüler. O bankaları devlet ödedi parasını yana. Devletin ödemesi ne demek?
Bizim vergilerimizden ödendi gene. Bizden ödendi. Biz ödedik o parayı. Biz ödedik. İşçisi ödedi. Memuru ödedi. Küçük esnaf ödedi. O 28 Şubat'ın arkasında olan kocamanlar zaten sülük onlar. Onların ödeyecek bir şey sülük. Onlar bir şey ödemiyorlar. Onların mal varlıkları dahi bu milletin. O sülüklerin Türkiye'deki mal varlıkları bu milletin.
Aslında güçlü bir devlet, güçlü bir hükümet olacak. Onların cumhuriyet döneminden başından itibaren bütün hesabını, kitabını görecek. Devletten ne kadar teşvik almışlar, geri dönülmeyen paralar. Nereden ne almışlar. Çıkarılacak, tahsil edilecek onlardan. Evet. Onların olması lazım. Nereden ne teşvik almışlar. Nereden ne geri ödemesiz para almışlar. Nereden ne ayırmacılık, kayırmacılık yapılmış. Hepsini de tek tek elden geçirmek lazım. Hepsini de. Merkez Bankası'nı da kapatacaksın. Komple de millileştireceksin. Diyeceksin ki ta şeyden itibaren, Cumhuriyet'in kurulduğundan itibaren, devlet kimlere teşvik vermiş. Çıkaracaksın.
O teşviklerin hepsini de geri dönüşsüz, geri dönmesiz para kimler verilmiş. Onları da çıkaracaksın. Devlet hepsini de tahsil edecek onların. Onların faizinden beraber tahsil edeceğim bir de. Bakın faiz haram ya. Onlardan caiz almak. Nasıl caiz? Çünkü kafirle müminin arasında faiz yok. Evet. Kafirle müminin arasında faiz yok. Benim dedemin adı Ahmet'ti. Baba dedemin adı. Benim anne dedemin adı da Mehmet'ti. Herkes dedesinin ismini bilsin, koysun ortaya. Kimin ne oldu çıkar meydana. Ne dedenin adı? Raşit. Dedenin babasının adı ne?
Muhyiddin. Bak adam biliyor. Birilerine soracaksın. İkinci kuşağın adı neydi? Neydi? Efendim? Bak Haum Naim'miş birisinin üçüncü kuşağının ismi. Başka bir şeye gerek var mı? Naum'un neydi? Haum Naim'in torunuyla kol kolu olanlar düşünsün. Kendinize gelin. Onunla kol kolu olanlar düşünsün.
Ben kol kolu değilim. O yüzden çok rahatım. Bak anne dedemin burada Hacı Mehmet. Onun dedesi baba dedesi. Adı ne? Mehmet. Onun babasının adı ne? Mehmet. Kaçıncı kuşak Mehmet. Hacı Mehmet. Dört beş tane Mehmet var geriye doğru. Açık millet kendi dedesinin ismine. Aa benim dedemin ismi neymiş diyecek.
Bir daha bakacak onun babasının ismine. Aha sana seccere çıktı. Kimden kol kolasın gör. Vatan sever. Öyle mi? O memleketçi, milliyetçi. Haa. Ben değilim öyle mi? Bu tam Türkiye'nin gündemi bu. Okuyacağımız şey var ya. Hikaye, Türkiye gündemi. Dünya gündemi. Dünyanın gündemi bu tekke de atıyor. Alın tekkeyi kutsallaştırayım ben size. Dünyanın merkezi burası başka bir yer değil. Bayındır zaten merkez. Oraya söyleyecek laf yok. Bayındır'ın merkezinin üzerine merkez kondurmak değil bu. Bayındır zaten merkez.
Bayındırlılar şimdi Oktay, Nuri bacak bacak üstüne atıp şimdi çen. Bir de nargile söylerler artık şimdi. Allah yiyesin inşallah. Kafamı değiştireyim biraz o yüzden. Yahudilerden zalim bir padişah vardı. Bir Yahudi var. O Yahudi zalim bir padişah. İsa'ya düşmandı. Bu Yahudiler İsa Aleyhisselam'a çok düşmandılar. Bu Yahudiler İsa'ya düşman oldukları gibi Muhammed-i Mustafa'ya da düşmandılar. Hani birileri Yahudilerle alakalı ayeti kerimeleri eksik anlamışım dedi ya. Hz. Mevlana öyle eksik anlamış demek ki. Hz. Mevlana farklı anlamış.
Hz. Mevlana şimdiki gibi anlamamış. Geleneksel, klasik İslam anlayışında Hz. Mevlana. Hani birileri Yahudileri kendine dost tutuyor ya. Cenab-ı Hak da dost tutmayın diyor ya. Cenab-ı Hak'ı dinlemeyenler var ya. Biz bunu eksik anlamışız, yanlış anlamışız diyenler böyle kıypıttıranlar var ya. Cevap, Hz. Mevlana'dan. İsa'ya düşmandı. Hristiyanları yakar, yandırırdı, eritir giderdi. Bu Yahudiler tarih boyunca Hristiyanları böyle hep yaktılar, yıktılar, erittiler. Hep öldürdüler, katlettiler. Yağmettiler namuslarını, mallarını, mülklerini. Tarih boyunca bu Yahudiler nerede Hristiyan'ı gördüyse öldürdüler. Kadınları varsa kadınlarının özüne geçtiler.
Kızları varsa kızlarını köleleştirdiler. Kadınlarını köleleştirdiler. Haraj mezar sattılar. Mallarına el koydular. Haraj mezar sattılar. Hazinelerine el koydular. Hazinelerini sattılar. Merkez bankalarına el koydu bu Yahudiler. O merkez bankalarının üzerinden bütün memleketleri sattılar, soğana çayırdılar. Bunlar böyle zalim bir millet. Bunu Allah söylüyor Kur'an-ı Kerim'de. Bunu Hristiyan teologlar söylüyor. Hristiyan din bilimcileri, Hristiyan tarihçiler söylüyor bunu. Bu Kur'an'la sabit olduğu gibi tarihi vesikalarla da sabit. Hristiyan dünyasında bununla alakalı çok büyük araştırmalar var. O yüzden Hristiyanlar toprakların altına ibadethaneler yaptılar.
Ta dağların dingil tepelerine çıktılar. Orlara ibadet ettiler. Hep saklı ibadet ettiler. Çünkü o Yahudiler pagan yani ateist yani böyle işte putçularla beraber olup bu Hristiyanlara karşı hep savaştılar. Hep katlettiler, hep öldürdüler. Hep esir ettiler insanları. Bunlar böylesine zalim, böylesine hain. İnsanlık düşmanı. Bunlar din düşmanı. Bunlar peygamberleri bile şehit ettiler, öldürdüler. Bunlar ne peygamber tanıdılar ne kitap tanıdılar. Tarih boyunca böyle bir azgın bir millet gelmedi hiç dünya üzerine. Onların azgınlıklarından dolayı Cenab-ı Hak hadir onlara peygamber gönderdi. Peygamber gönderdi için onlar peygamberleri katlettiler.
Cenab-ı Hak peygamber gönderdi onlar katletti. Cenab-ı Hak peygamber gönderdi onlar katletti. Böylesine din düşmanı hain bir millet bunlar. O yüzden Cenab-ı Hak siz asla Yahudileri kendinize dost tutmayın dedi. O yüzden peygamberini uyardı Cenab-ı Hak. Dedi ki ey Habibim bu Yahudiler var ya böylesine zalim bir millettir. Bunlardan uzak dur. Bunlarla dost olma. Bunlara inanma dedi. Bunlarda her türlü hile vardır dedi. Ayet-i Kerim'e meali bunlar söylediklerim. Bunlar dünyanın en hilebazı insanları. Bunlar dünyanın en zalim insanları. Bunlar dünyanın en hain insanları. Kim bunlar? Yahudiler. Yahudiler.
Sakın onları böyle bize güzel göstermeye çalışanlara aldanmayın. İsa'nın çağıydı. Nöbet onundu. Musa'nın canı oydu. Musa da onun canıydı. Sıra peygamber olarak İsa Aleyhisselam'daydı. Bütün peygamberler İslam'dır. Bütün peygamberlerin peygamberliklerine iman ederiz. Hz. İsa da bizim peygamberimizdir. Hz. Musa da bizim peygamberimizdir. Ama son peygamber Muhammed-i Mustafa'dır. Ondan sonra ne bir nebi ne bir resul gelecektir. Ondan sonra ben nebiyim, ben resulüm. Yok ben şöyle peygamberim. Yok ben bir alt sınıf peygamberim. Yok ben bir alt kümede peygamberim. Bunların hepsi de zındıklıktır, sapıklıktır.
Peygamberler sırayla gelmiş, son peygamber Muhammed-i Mustafa bitmiş sallallahu aleyhi ve sellem'de. İşte o gün içinde sıra İsa'daydı. Sıra İsa Aleyhisselam'a gelmişti. Padişah Allah yolunda şaşı olmuştu. O zalim Yahudi padişah Allah yolunda şaşı olmuştu.
Şaşı bir iki görüyor. Şaşı görüşü doğru değil. Şaşı görüşü hak değil. Bu normal şaşılık değil ha. Bu manevi şaşılık. Normal şaşılığın tedavisi var. Manevi şaşılığın tedavisi çok zor. Ona inandırmak çok zor çünkü. Hani yine bir hikaye var. Mesnevi de. Der ki ustası evladım git şu şişeyi al getir. Çırak der ki efendim burada iki şişe var bir tane değil. Oğlum orada bir şişe var iyi bak der. Gider çırak tekrar gelir usta iki şişe var burada der. Peki evladım kır o zaman ikincisi sen birinciye al getir der. Gider çırak bir kırar ki ortalıkta şişe kalmaz. Bu manevi şaşılık.
Allah'ı ikilemek gibi. Bu manevi şaşılık. Allah'ın dinini ikilemek gibi. Bu manevi şaşılık. Bir peygamber gelmiş bu da mı peygamber demek gibi. Bu manevi şaşılık. Peygamberin haricinde insanları kutsallaştırmak gibi. Bu manevi şaşılık. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretine iman eden bütün herkes mümindir. Başka bir kimseleri kutsalmak gibi. Manevi şaşılık bunlar. İşte o padişah da aslında şaşıydı. O iki ilahi soluktaşı birbirinden ayrı görüyordu. O iki ilahi soluktaş. O iki peygamberi birbirinden ayrı görüyordu. O bir peygamber o da peygamber. Onların ikisi de aynı solukla soluklanmışlar. Aynı meslekle mesleklenmişler. Onların ikisi de peygamber. Ama o iki peygamberin vazifesinin aynı olduğunu görmüyor.
O ikilikte kalıyor. Adem ile Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretine kadar gelen bütün peygamberlere peygamberliğine iman etmek gibi. İsa aleyhisselam bizim peygamberimiz değil diyemezsiniz. O da bizim peygamberimiz. Musa aleyhisselam bizim peygamberimiz değil diyemezsiniz. O da bizim peygamberimiz. Ama o padişah şaşı kalmış görüşünde. İsa'yı kabul etmiyor. Şimdiki İsevilerin Muhammed Mustafa'yı kabul etmediği gibi. Şimdiki Yahudilerin Muhammed Mustafa'yı sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kabul etmediği gibi. Şimdi bazı felsefelerin, bazı inanışların, bazı inanç sahibi olanların Muhammed Mustafa'nın peygamberliğini kabul etmediği gibi. Şimdi bazı Müslümanım diyenlerin, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberliğini kabul etmediği gibi.
Şimdi bazı Müslümanım diyenlerin, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetlerini, onun hadislerini kabul etmediği gibi. Şaşı. Veya bazı Müslümanların namazı kabul etmediği gibi. Bazı Müslümanım diyenlerin orucu kabul etmediği gibi. Bazı Müslümanım diyenlerin tesettürü kabul etmediği gibi. Bazı Müslümanların içki haram denmesine rağmen, içki haram olmaması lazım demesi gibi. Şaşılık bunlar. Şaşı. Bize Kur'an yeter Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerinin hepsi de sahtedir demek gibi. Şaşılık. O zamanında şaşısı kim? Padişah. O da Musa'nın peygamberliğini kabul ediyor, İsa'nın peygamberliğini kabul etmiyor. Şimdiki İsevilerin, Hazreti Muhammed Mustafa'nın peygamberliğini kabul etmemesi gibi.
Şaşılık. Hani ustası şaşı çırağına tez dedi, odaya git de şu o şişeyi getir. Şaşı çırak, o iki şişenin hangisini getireyim bir güzelce anlat dedi. Ustası yürü be dedi. İki şişe yok, şaşılığı bırak, biri fazla görme. Şaşılığı bırak, biri fazla görme. Allah bir. Şaşılığı bırak, biri fazla görme. Kur'an-ı Kerim bir. Şaşılığı bırak, ikili bırak. Muhammed-i Mustafa peygamber bir. Usta dedi ki çırağa bırak, şaşılığı bırak. Tekliğe gel. Vahdete gel. Birliğe gel. Çırak dedi ki ustası kınama beni.
Ustası peki dedi, o iki şişenin birini kır. Çırak birini kırınca iki şişede gözünden yitti gitti. İnsan istek yüzünden, öfke yüzünden şaşı olur. Bir kimse yanlış bir şeyi ister, şaşı olur. Doğruyu göremez. Bir kimse öfke yüzünden şaşı olur. Öfkelendiğinde doğru karar veremez. Öfke insanı helak eder. İstek insanı helak eder. Şehvani istekler, nefsani istekler. Nefis insanı helaka götürür. Nefis bize hep kötülüğü istedir, yanlışlığı istedir çünkü. Nefis bize hep Kur'an ve sünnetin dışına doğru çekmeye çalışır. O nefse emmarenin işi budur.
Allah muhafaza eylesin. Öfke nefse emmaredendir. Hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ki, Öfke şeytandandır. Öfkelendiğinde otur. Oturuyorsan yürü. Yürüyorsan yat. Öfke seni batırır çünkü. Öfkeyle karar alma, batarsın. Öfkeyle bir söz söyleme, batarsın. Öfkeyle bir davranış içerisinde bulunma. İsabet edemezsin. Ya ben sinirliyim. Sinirliyim deme, şeytana uyuyorum de. Çünkü öfke şeytandan. Ya kime öfkeleneceğiz o zaman? Kafire öfkeleneceksin. Kime öfkeleneceksin? Şeytana öfkeleneceksin.
Kime öfkeleneceksin? Kur'an ve sünnetin dışında bir şeye öfkeleneceksin. Öfke orada hak. Nefsine öfkeleneceksin. Öfke orada hak. Dicen ki namazı kaçırdın gene, namazı kaçırmaman lazımdı. Ona öfkelen. Mümin kardeşine öfkelenme. Müminlere karşı şefkatli ve merhametli ol. Müminlere karşı yumuşak ol. Müminlerin canı acıdıysa onu hafife görme. Ekran dumanını. Merhametli ol. Canı acımış insanların. O zaman öfke insanı hep batırır. Garez geldi mi hüner örtülür. Garez geldi mi hüner örtülür.
Hani garezine yapma derler ya inadına. Garezine yapma. O hünerini örter senin. İyiliğini örter. Sen garezine iyilik yaparsan o iyilik olmaz. Kinayesine davranırsan o iyilik olmaz. Kinaya yapma. Garezine bir şey yapma. Garezle hareket etme. Öfkeyle kinle garezle hareket etme. O seni batırır. O senin iyiliğini örter o zaman. İyilik meydana çıkmaz. Kimseye garezlenme bu noktada. Hakkını helal et çıkışın içinden. Mümin kardeşinse. Helal olsun da çıkışın içinden. Garezlendin battın. O bana daha önce böyle yaptıydı. Ben de şimdi onu öyle yapacağım. Bu garez, bu kin. Taşıma. Helal et geçin. Kinle yol yürüme. Yükünü ağırlaştırır senin.
Garezle yol gideceğim de uğraşma. Yükünü ağırlaştırır senin. Öfkeyle yol gideceğim de uğraşma. Asıl yük bunlardır. Yükünü ağırlaştırır senin. At kini, öfkeyi, garezi üzerinden. Herkesi affettim de çıkışın içinden. Allah'a vuslat yolunda. Sen ağırlık taşıma. Senin yolunu keser bunlar. At onları üstünden. Gönülden yüzlerce perde gelir de gözünün önüne çekiliverir. Bunlar gönül hastalıklarıdır. Bunlar manevi hastalıktır. Öfke, kin, garez, haset. Bunlar manevi hastalıktır. Bunlar metafizik hastalık. Bunlar görünmeyen hastalık. İçinden ineli, içinden garezli, içinden kinli, içinden öfkeli, içinden düşman. İçinden hain, içinden vefasız, içinden hayırsız, içinden zalim.
Aman! Bunlar insanın kalbinde yüzlerce perde örer. İnsanın kalbinde Allah'ın koyduğu bir nur vardır. Bütün insanların kalbine koyar Cenab-ı Hak o nurunu. Hidayet nuru diyelim ona. O nurun üzerine biz kin, garez, kalbi hastalıklar, zahiri, günah kebahirler onun üzerini örter. Hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ya. Allah'la insanın arasında yetmiş perde vardır. Hicap perdesi. Bu hicap perdelerini insanlar kendileri örterler. Sen bir yalan söylersin, yemin edersin, yalan yere gıybet edersin, dedikodu edersin, iftira edersin. Müslümanların hakkına tecavüz edersin. Müslümanlara suizanda bulunursun. Müslümanlara bu noktada iftira atarsın.
Eşine, çoluğuna, çocuğuna zulmedersin. Hep böyle üst üste katmerlenir perdeler. Arkadaşına kötü davranırsın, ona zulmedersin, ona hakkını yersin. Alırken hakkını yersin, satarken hakkını yersin. Hesabını, kitabını ince yapmazsın. Bu haramdı, bu helaldi bakmazsın. Ele geleni yersin, dile geleni dersin. Böyle dervişlik dursun demiş ya Yunus. Bunların hepsi de katmerlenir adamın kalbinde. Ondan sonra o hasetlenir. Der ki ya, bu kabri haline vakıf olunur mu canım? Yalan söylüyor bunlar, kabri halinde bir şey yok. Neden? Kendisi katmerli. Neymiş? Zikullah'ta hal görüyorlarmış da, peygamber efendimizi görüyorlarmış. Yalan söylüyorlar bunlar. Görülmez peygamberler.
Neden? Kalbi katmerli onun. Onun gönlünde yetmiş değil, yedi yüz bin katmer var. Katmer katmer üstüne, örtü örtü üstüne. Bugün İmam Hatip'e giden kızlardan birisi diyor ki, İmam Hatip hocasının birisi demiş ki, Hz. Peygamber rüyada görülmez. Bak ahmasın. Kalbi katmerli bunun. Herla ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyenin kalbi katmersiz olacak diye bir kaide yok. Kalbi katmerlenmiş. Bir günah işlersin, kalbin katmerlenir. Sen bir yalan söylersin, kalbin katmerlenir. Gıybet edersin, kalbin katmerlenir senin. Bir iftira edersin, kalbin katmerlenir. Şu kadının bir tarafını göreyim dersin, kalbin katmerlenir.
Şu kıza bir bakayım dersin, kalbin katmerlenir. Sen zikrullahsız yolda yürürsen, kalbin katmerlenir. Salak salak bakarsın artık, vitrin nerede ne var, nerede kadın var, nerede kız var, nerede adam var. Kalbin katmerlenir senin. Unutursun Allah'ı. Kalbin katmerlenmesinden unutursun. Zikrullah kalpte yoksa şeytan var. Hadis-i şerif, bir kimse Allah'ı zikrederse diyor, Şeytan onun kalbinden dışarı çıkar. Ne zaman zikruluğu bıraktır, hemen kalbine oturur. Kalp oturdu mu, şeytan hükmeder senin vücuduna. Eline şeytan hükmeder, koluna şeytan hükmeder, gözüne şeytan hükmeder, mimiklerine şeytan hükmeder. Tepeden bakarsın, tepeden bakan kimsenin kalbinde şeytan var.
Birini beğenmedin, kalbinde şeytan var. Birini Müslümanın gıybetine ettin, kalbinde şeytan var. Bir Müslümana iftira attın, kalbinde şeytan var, şeytan hakim olmuş ona. Ya şöyle göğsümü dekalite yapayım, bir düğümü açayım, kalbinde şeytan var onun. Ya sakalımı güzel tarayın da bugün kadınlar görünce benim sakalımı beğensin. Kalbinde şeytan var onun. Sakal Hazreti Peygamber tararmış, sünnet. Sallallahu aleyhi ve sellem. Sakalımı sünnet olduğu için tarayın. Parmaklarınla tararmış Adem aleyhisselam. Gördünüz mü hiç rüyanızda? Adem aleyhisselamın sünneti parmaklarından böyle sakallara, parmaklarından yön vermek aşağı doğru. Sünnet aşağı doğru, yukarı doğru değil sünnet.
Böyle yanlara yok sünnet. Sakalı aşağı doğru, parmaklarından sıvazlamak Adem aleyhisselamın sünneti. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bakın şaşı değil, Adem'in sünnetini de yapardı. Ne yapardı? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ellerini, parmaklarıyla da sakalını ne yapardı? Sıvazlar tarardı. Bunu kitaptan bulamayabilirsin. Görüyorsan sünnet sana. Gördün mü? Gördün. Sünnet sana. Sünnet. İsa aleyhisselam da eliyle tarardı. Neden? Adem aleyhisselam da elinle taramış. Dedim sen de mi elinle tarıyorsun?
Dedi Adem aleyhisselam da elinle tarardı. Bak dedi. Aa o da elinle tarıyor. Sünnet. Sen sakalını sünnet olduğu için tararsın. Kadınlar beni beğensin diye sakalını tararsan şeytan girdi içine. Sen sünnetten çıktın. Bakın sen sünnetten çıktın. Şeytan girdi senin için hemen. Kalbini katmerledi. Adem aleyhisselamı göremezsin. Kalbini katmerledi. Sen sakalına aynada bakarken Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sakalını göreceksin. Onun sakalını görürsen aynada işte sünnet oturdu. Deyeceksin ki sünneti Resulullah buymuş. Allahümme sallallahu seyyidina Muhammedin ve sahbihi ve sellem.
Sakalını sıvazlarken salatu selam getirirsin o zaman. Unutmazsın hiç. Dersin ki sakalısı vazlamakta sünnet. Allahümme sallallahu seyyidina Muhammedin ve sahbihi ve sellem. Sünnet. Sarını sararken Allahümme sallallahu seyyidina Muhammedin ve sahbihi ve sellem. Öyle sararsın. Sünnet ya. Ne diyor? Bu terk edilmiş bir sünnetimi ihya edene yüz şehit sevabı verilir. Sarığı salatu selamla takmak sünnetin alası. Ve dersin ki o da böyle mi sarardı acaba? Bir bakarsın ki onunla beraber sarıyorsun sarığını. Sünnet kalbinde Muhammed-i Mustafa'nın sevdası olsun.
O zaman onun attığı adım gibi atarsın. Yolda aklına gelir. O nasıl yürürdü? Allahümme sallallahu seyyidina Muhammed. Ya Rabbi ben Habibi'nin gibi yürümek istiyorum. Şeyhin gelir. Evladım. Hazreti Peygamber böyle yürürdü. Sallallahu aleyhi ve sellem. Bak nasıl yürüyor önümüzde. Sünnet. Kalbini zikrullah ile diri tut. Kalbini Muhammed-i Mustafa'nın sevdası ile diri tut. Kalbini Allah'ın sevdası ile diri tut. O zaman şaşılıktan kurtulursun. O zaman kalbinde katmerlenmez. Öbür türlü kalbin katmerli.
O Allah sana nurunu vermiş. Sen zulmediyorsun. Ne yapıyorsun? O nurun üzerine örtü atıyorsun boyuna. Sen sünnet-i Resulullah'tan çıktıkça, senin kalbindeki nurun, Allah'ın nuru örtünüyor. Sana ışık vermiyor. Senin yolunu aydınlatmıyor. Senin kalbini aydınlatmıyor. Senin gözünü aydınlatmıyor. Senin kulağını aydınlatmıyor. Kim? O örtüler. O örtüleri sen örttün. O örtüleri çeksen, Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'ni göreceksin. O örtüleri çeksen, ona soracaksın. Dertliyim yine edeceksin. Onunla sohbet edeceksin. Hiç kimsenin sohbeti seni aşmayacak. Hiç kimsenin sohbeti seni doyurmayacak. Hiç kimse seni cezbetmeyecek.
Hiçbir güzellik onun güzelliğinin yanında güzel gelmeyecek. Hiçbir ses, hiçbir nefes, sana hiçbir zaman, hiçbir zaman tat vermeyecek. Sen tatsız, tutsuz dolaşacaksın. Sen kimsesiz dolaşacaksın. Sen yapayalnız dolaşacaksın. Sen belki de o dünyanın en garip insanı olacaksın. Ama her şeye değecek. Her şeye değecek. Dünyaya da değecek. Ahirete de değecek. Her şeye değecek. Her şeye de değer zaten. Her şeye de değer. Onca satılmış diye, onca hançerleşmeyeceği, onca her türlü şeye değer. Değer. Kalmayacak katmer. O zaman böyle ihtimam edeceksin. Deceksin ki bir an göremezsen ne olur. O zaman deceksin, yürürken arabada benim yanıma gelmezse ne olur.
O zaman deceksin, geceleri tek başıma kaldım da ne olur deceksin. Düşüneceksin kendi kendine. Aman deceksin, bir perde inmesin gönlüme. Aman deceksin, ne olur halim deceksin. Ne olur halim. Bir an, Esselamu Aleyke Ya Resulallah dediğinde, Ve Aleyküm Selam demezse, senin selamını almazsa, o olur da, sen aldığını duymazsan, onun selamını aldığını duymazsan, halin ne olur?
Sen her Esselamu Aleyke Ya Resulallah dediğinde, onun Ve Aleyküm Selam veledi dediğini duymazsan, kendini sımsıkı tutacaksın, kimmiş açacaksın, nefretmiş açacaksın, mühtanmış açacaksın, bakacaksın, birisi suizan ediyor, kaçacaksın oradan. Birisi bakacaksın, başka bir şey yapıyor, aman diyeceksin, bunun ağzı başka kokuyor. Aman diyeceksin, Ya Rabbi, beni muhafaza et, nasıl ayrı kalabilirsin? Perde, manevi yük, manevi yük, yüklenmiş üstüne, gıybetlerin, dedikoduların, iftiraların, manevi yük, atamamışın üstünden, kin, nefret, mühtan, o bana şöyle yaptıydı, bu bana böyle yaptıydı, at, helallaş, helal etmezsen, yük sana, deyiverirse sana, benim ümmetimden mi şikayetçisin diye, ne cevap vereceğim?
Derse sana, o la ilahe illallah, Muhammedun Resulullah dediği, onun Muhammedun Resulullah demesi, önemli değil mi senince? Onun Muhammedun Resulullah demesi, neler feda edilmez ki? Nasıl kin beslersin? Muhammedun Resulullah diyenden, nasıl nefret edersin? Muhammedun Resulullah diyene, nasıl yük vurursun üstüne? Muhammedun Resulullah diyene, nasıl yardım etmezsin? Nasıl? Bu büyük bir handikap, bu kalpte büyük bir perde, bunlar zulüm perdesi, biz kendimiz çağırıyoruz bunları, biz kendimiz topluyoruz, diyoruz ki gelin perdeleyin bizi, ondan sonra da inanmıyoruz, perdelenmemiş olanlara, diyoruz ki bunlar yalan söylüyor, peygamber görülür mü bu zamanda?
diyoruz ki bunlar yalan söylüyor, zikrullah da gelen gidenle ağırmış, alay ediyoruz biz bir de onlarla, salih insanlar, salih rüyalar görür, hadis-i şerif, biz inanmıyoruz ona, ancak, Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem adetleri, diyor ki, beni rüyasında gören, gerçekte görmüştür, biz bu hadis-i şerife de inanmıyoruz ona, neden perdeliyiz, bizim hiç öyle derdimiz olmadı ki geceleri, bizim hiç geceleri öyle bir yangınlığımız olmadı ki, biz hiç onun kokusunu duymayı özlemedik ki, bilmiyoruz çünkü, acaba nasıl kokardı Muhammed-i Mustafa,
sallallahu aleyhi ve sellem, acaba elini nasıl öperdik biz, onun eli nasıldı acaba, kim onun elini tutarsa, benim elimi tutmuş gibi olur dedi, biz onun o mübarek elini tuttuk mu acaba, bize elini verdi mi, biz onun elini dudağımıza götürebildik mi, o dudağa, onun elini o dudağa götüren dudağa, binlerce feda dudak edilmez mi ki, bir kez başımızı okşasaydı, öyle değil mi, bir kez sarığımızı düzeltiverseydi bizi, neler feda etmezdik, gecemizi aydınlatıverseydi güneş gibi, böyle Allahümme sallallahu seyyidina Muhammed'in ve sahbihi ve sellim,
Allahümme sallallahu seyyidina Muhammed'in ve sahbihi ve sellim, Allahümme sallallahu seyyidina Muhammed'in ve sahbihi ve sellim derken, uzaklardan böyle bir hayal de olsa görünüverseydi, etrafında sahbihi bir velvele kopuverseydi gecenin bir yarısında, geliyor deseylerdi, o sözü dahi duysaydık biz, böyle o Muhammed'in Mustafa'nın mescidine gittiğimizde, bize bir hoş geldin deseydi, öyle değil mi, bir salatu selam çektiğimizde, daha uçağa binerken, öyle ya ona misafir gidiyoruz, bir görüverseydik, ah bu hicap perdeleri,
ah bu hicap, ah bu zulüm perdeleri, ah bu perdenin arkasındakiler, ah bu bulutların arkasındakiler, ah o perdenin arkasındaki perdeler, bir sefer kalkıverseydi, kadı gönülden rüşvet almayı kurdu mu, zalimi mazlumda nasıl ayırt edebilir, bir kimsenin kalbinde haram olunca, nasıl onu ayıracak, haram mı helal mı nereden ayıracak, ayıramaz o kimse, onun kalbi mühürlenmiş, kalbi örtülmüş, helalı haramı nereden bilecek, kalbi örtülmüş artık onun, ona hicap perdeleri, zulüm perdeleri gelmiş, yalanmış, yeminmiş, gıybetmiş,
onun umurunda değil artık, o başlayacak bir kadehten de haram olmaz diyecek, o başlayacak beş liradan da haram olmaz diyecek, o başlayacak on liradan da haram olmaz diyecek, gelin ey İmmet-i Muhammed, biz burada din adına yaşıyoruz, din adına çalışıyoruz, paralarınızı getirin diyecek, gelin ey İmmet-i Muhammed, bunlar başka türlü olmaz diyecek, getirin kazandıklarınızı bana diyecek, haramı helal adı anlamı yok ki artık, onun kalbi mühürlenmiş bu noktada, o yutacak ele geleni, ele geleni yutacak o, o bırakmış her şeyi,
Allah bize selamet versin, padişah çıfıtta kin, güttünden öylesine şaşı olmuştu ki, aman ya Rabbi aman, padişah öylesine kindi ki, kalbi onun fitne ficirle dolu, kalbi hani çıfıt çarşısı derler ya, her türlü melanettik var onda, kalbinde tek bir şey yok, dolum melanettik var, onun kalbinde Allah yok, onun kalbinde Allah sevgisi yok, onun kalbinde Muhammed-i Mustafa sevgisi yok, onun kalbinde peygamber uyma yok, onun kalbinde peygambere itaat etmek yok, onun kalbinde İslam yok, onun kalbinde Kur'an yok, onun kalbi çıfıt çarşısı,
onun kalbinde Kur'an olsaydı, onun kalbinde Muhammed-i Mustafa olsaydı, o Kur'an ve sünnetten şaşmazdı, onun kalbinde Muhammed-i Mustafa olsaydı, o Muhammed-i Mustafa'nın sünnetinden dışarı çıkmazdı, onun kalbinde Kur'an olsaydı, Kur'an haram kıldığı halde, haramla iştigal etmezdi, onun kalbi çıfıt çarşısı, onun içi çıfıt olmuş, nerede bozukluk var onun içinde, nerede yanlışlık var onun içinde, nerede eksiklik var onun içinde, nerede Allah'ın haram ettiği şeyler var onun içinde, nerede Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetinin dışında bir şey var onun içinde,
onun kalbi çıfıt çarşısı olmuş, o sureten dindar, sureten sakalı çok güzel, sureten bıyığı çok güzel, böyle şey kaytan bıyık, var ya hani İslami bıyık diyorlar ya böyle, incecik bırakıyorlar ya böyle, öyle yapıyorlar ya, hadis-i şerif var ya, ayrı zamanda öyle genç parlak oğlanlar olur der, onlar kuzu postuna bürünmüş kurt gibidir, onlar konuşurlarken yumuşak konuşurlar, onların sakalları yoktur, pırıl pırıldır onlar, onlar sakal bırakmazlar, onlar der ümmetimin parasını yemek için öyle davranırlar, onlar ümmetin parasını yerler,
onlar görüntüyle aldatırlar, ay yumuşacık pırıl pırıl, ay ne kadar güzel, hacı efendi hoş geldin, hacı abla hoş geldin, senin paranı ne tarafa yatıralım, burada kar payı var, burada şu kadar pay var, vay hoş geldin hacı abi, ne kadar, sana gel kuyu açacağız, nerede, Yemen'de, sana gel kuyu açacağız, ne kuyusu, su kuyusu, nerede, Sudan'da, adam bir sürü kuyusu var onun, ona soruyorum, benim diyor, 4-5 tane kuyum var, nerede, Sudan'da, öbürküne soruyorum, Sudan'da ne kadar çok kuyu var, Sudan'da bu kadar kuyu olmuş olsa,
valla Sudan, Sudan geçilmeyecek, Sudan su olacak, Allah'ım diyorum, bu kadar tespit ettiklerime göre, Sudan suyun içerisinde yüzmesi lazım, Sudan hala da aç, Habire su kuyusu çıkarıyorlar, Afrika'dan, diyorlar, kuyu çıkaracağız, tamam, ne kadar şu kadar, ne kadar verirsen, ne verirsen seninle, o gider elinden, ne verirsen elinden, o gidecek seninle, ver parayı sen, ver parayı, onlar böyle yumuşacık, hacı abla hoş geldin, hacenle hoş geldin, hacı abi, Allah yolu parasız olmaz, ya ver, e ben veriyorum, kendim koşarım,
ha yok, biz senden daha iyi koşarız, ben kendim fakir bulayım, biz senden daha iyi buluruz, neden, benim etrafımda fakir mi bitti, etrafınızda fakir mi bitti, etrafınızda kurban eti verecek bir yer kalmadı mı, siz herhalde, televirikte yaşamıyorsunuz, siz herhalde, fırınlarda, ertesi güne kalmış, bayat ekmekleri, ucuza alanları bilmiyorsunuz, siz 5 aşının önünde, kuyruk bekleyenleri bilmiyorsunuz, siz pazarlarda, saat 4'den 5'den sonra, çürümüşleri, atılmışları, toplayanları görmüyorsunuz, siz pazardan alışveriş etmezsiniz,
siz AVM'ye gidersiniz, siz AVM'den alırsınız, siz nereden bileceksiniz, pazarda, filesi boş dolaşan kadını, nereden göreceksiniz, pazarda, bu kaç para, taze fasulyeyi değil, lahanayı soruyor, mevsimi, en ucuz zamanı, bu kaç para, tanesi 1,5 lira, alamıyor, siz onu görmezsiniz, o yüzden, sizin etrafınızda, hiç fukara yoktur, sizin etrafınızda, elektrik kesilen kimse yoktur, sizin etrafınızda, suyu kesilen kimse yoktur, onlar, derler ki, var bizim etrafımızda, ben diyorum, benim etrafımda var, gerek yok, ben söylüyorum,
benim etrafımda var, biz daha iyi veririz, diyor, neden dedim, ben embesil miyim, ben paramı dağıtmasını, bilemeyecek miyim, ben paramı yedirmesini, bilemiyor muyum, böyle kaldı, dedim, varsa, bende liste var, dedim, getir, beraber dağıtalım, nasıl, basmaya dedim, nasıl liste var, basmaya liste var, dedim, böyle kaldı, bende dedim, 500 kişilik aile, liste var, dedim, varsa getir, dağıtalım, dedim, kaldı, var mı elinde liste, dedim ben, kime götürüleceğini, bileyim, götürelim, elinde liste var mı, yok, bende var, dedim,
sende yok, kime topluyorsun, dedim, sen bu parayı, kaldı, sen bu parayı, kime topluyorsun, fakir fukaraya topluyorsan, liste göster bana, ben buradayım, dedim, ben götüreceğim, dağıtacağım, ver listeyi bana, hangi öğrenciye, burs verilecekmiş, ver bana, nasıl yani, basmaya, parayı kazanmasını, bilen dağıtılmasını, bilmez mi, embesil miyim ben, Allah kazanma, aklını verecek, dağıtma, aklını vermeyecek, götür dedim, bir trilyon, bir trilyonu dağıtıvereyim ben, götür, yok, onlar yumuşacıktır böyle, alcak senden, neden,
kalp, çıfıt çarşısı, çıfıt, ben, Musa dinine, sığınamadım, o dine, arkayım ben diye, yüz binlerce, inanmış, mazlumu, öldürttü, gitti, işte, işte o padişah, yüzlerce, binlerce, insanları ne yaptı, öldürttü, gitti, inşallah, önümüzdeki hafta, vezirin, padişaha, düzen öğretmesi, inşallah, selamun aleyküm, el fatiha, mazserat, amin, salı günü akşam saat 8'de, Mesnevi'den İnciler programı, İncirli Kültür Merkezi'nde inşallah, mestre.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi