Karabaş-i Veli Tekkesi Tasavvuf Sohbeti - 8 Aralık 2012
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 9 Aralık 2012 · 1:16:24
Allah gecenizi hayır eylesin, işin. Sana bak gündüzünüzü, hayırlı eylesin, hayırlı eylesin inşâAllah. Yemakta, yakmakta mı? Yoksa yakmakta mı? Bunu anlayamakta. Kılınan farzı şükredir tekrar kılınır. Yani eğer ki bir namazın herhangi bir farzını kırmadığını hiç teslim biliyorsanız, namazın, namazın içerisindeki bir farzı yerine getirmediğinize inanıyorsanız, o zaman namazın, namazı iade etmek gerek. Namazı kıldınız, kendi kendinize düşünüyorsunuz. Ben otobüme oturmadım, şunu yaptım, yaptım. Bu şüpheyle namaz tekrar iade edilmez.
Doğru yoksa sonu yok. Deccal hakkında sarışın ve mavi gözü gördüğü zaman arasında büyük bir ordu bırakacak diye bir hati şerif vardı. Deccal'ın ilk gözünün kör oldu. Gözlerinin şaşı oldu. Kıvızlik saçlı oldu. Aklıma gelen özellikleri de söylüyorum. İnsanların yorumunu şaşırdı. Yüz güçlü kuvvetli birisi oldu. Bununla alakalı rivayetler var. Bu sarışın mavi gözü, bir başkasını çarpıştırmak için şaşırdı.
Hz. Adem'de Muhammed Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine kadar bütün Peygamberler ümmetlerini deccal ile korumuşlar. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine deccan'ı zuhur edeceğini, Müslümanlarla savaşacağını, İsa aleyhisselam deccalla çünkü İsa aleyhisselam'ın zuhur etmesi açbaşı gibi, öyle değil. Teccal hemen ardından İsa aleyhisselam zuhur eder, birbiri ardından deccanın ardından İsa aleyhisselam. Tekrar edelim. Deccal'ın aradığını söyleyenler var, Mehdi'nin çıktığını söyleyenler var. Dolaşıyormuş İstanbul, kendinden haberi yok. Yok Mehdi, saf saf dolaşıyorlarmış. O manacık çocuğu. Bir Peygamber, bir Mehdi yerine tebliğ edilecek, onun kendinden haberi olmayacak gibi, salak salak, şalbattan şalbattan embesirce söylenmiş olan laflar var. O yüzden özellikle anlatıyorum.
Deccal çıktıktan hemen sonra, Arda, İsa aleyhisselam zuhur eder. Mehdi aleyhisselam çıktıysa, hemen deccal da zuhur eder. Deccal zuhur eder. Deccal, Mehdi aleyhisselam'ı öldürmek için, ordusunu toplar, Hicaz bölgesine savaşacak. Mehdi, İstanbul'da, Ankara'da, orada burada saf saf, salak salak dolaşmaz. Veya İsa aleyhisselam, kendinden habersiz İstanbullarda dolaşmaz. Veya İsa aleyhisselam, yeryüzüne indirilmiş de, kendinden haberi yokmuş, dolaşıyormuş. Bir de nargile söyleyeyim, otursun keyfesine, fukurdatsın. Bunların hiçbirisinin ilimle alakası yok,
bağlantısı yok. Gitseler, bir hadis kitabı okumuş olsalar, Buhar, Müslüm Temiz'i İbn-i Hacı, İmam-ı Davut, kütü müsidde, çok basit. Ellerinin altında herkes. Kütü müsidde elinin altında herkes. İbrahim Cananlıca'nın şerh ettiği. Ruhdani, ellerinin altında herkes. Hadis imamlarının ittifak ettiği, Kehtani'nin hadis kitabı okumuş. Bütün hadis imamlarının ittifak ettiği hadisleri okumuş.
Elinin altında herkes. Yani bir kimse gitse, Buhari açsa, Buhari'nin elinin altında, Buhari'de, Mehdi ile alakalı, İsa ile alakalı hadis şehitler. Nereye elini uzatsan bulur mu bu hadis şehitler insan? Enteresan nokta da bu zaten. Yani bunca hadis kitapları var, bunca kaynaklar var. Bu kaynaklar herkesin elinin altında. Ama birileri çıkıp, İsa'nın İstanbul'da dolaştığını söylüyorlar.
Birileri çıkıp, Mehdi'nin İstanbul'da dolaştığını söylüyorlar. Yok birisinin şeyhi birisine bir asa vermişler. O da asaya gitmiş de, işte sen bunu Mehdi'ye teslim edeceksin demiş. O da gitmiş bir başkasına teslim etmiş. O da diyor ki, ona teslim etmiş ya. O da Mehdi. İma ediyor kendisi. Yok birisi gelmiş demiş ki, Evli abi buraya koltuğa oturacak Mehdi. O da gitmiş, oraya koltuğa oturtmuş lan onu. Beni de oraya koltuğa oturtturdular. Yani Mehdi. Yani o koltuğa gitse bir başkasına otursa o da Mehdi olarak kalkacak. Mehdi Mekke'de zuhur eder. Mekke'de yedi tane devlet, yedi tane devlet, devlet. Benim hadisten anladığım o. Yedi tane bayrak sahibi diyor, bayrak sahibi.
Bu yedi tane şahıs değil. Şahısların bayrağı olmaz. Şahısların sancağı olur. Devletlerin bayrağı olur. Yedi tane devlet. Gider ona diyor, biat ederler. Aradığımız Mehdi sensin derler. O der ki diyor, hayır ben aradığınız ben değilim. Onlardan kaçar diyor Medine'ye gider. O yedi kişi gider diyor Medine. Medine'de tekrar onu bulurlar. Derler ki aradığımız Mehdi sensin. Bu hadis sahih. Buhari Müslüm kendisi Kütüb-i Siddhi açıp okuyabilirsiniz. Rudali'den açıp okuyabilirsiniz. Bu hadis kitabı Nebevi'den açıp okuyabilirsiniz. Bu meşhurdur bu hadis. Tevatürdür bu. Herkes duymuştur bunu. Haber-i Vahid değil dedi yani. Tek kişinin nakdettiği bir şey değildir. Tek kişinin nakdettiği bir şey olsa, diyeceğiz ki Haber-i Vahid. Hadi öbür konunun amel etmesin diyeceğiz.
Hanefilerin darül halk ve faizle alakalı fetvası gibi. Ama bu öyle bir şey değil. Medine'de diyor, ondan sonra Mehdi olduğunu kabul eder. Medine'de biatları kabul eder. Medine'de biatları kabul ettikten sonra diyor. Deccal zuhur eder. Deccal'ın zuhurundan önce Süfyan diyor çıkar ortaya ara. Deccal'dan önce Süfyan. Ve Süfyan ordusunu toplar. Mehdi'yi katletmek için Hicaz'a doğru yola çıkar. Ve diyor, yolda bir belde, bir bölge söylüyor. Orada diyor, orduma dar Süfyan'ın ordusu. Allah diyor, merrağı olması lazım yerin şimdi tam hatırında değil. Allah diyor, o orduyu orada batır. Ordusu zannettiler. İşte adam çölde bir adamın bir tane tankı kaldı. Ah ya ordu battı dediler. Üstünü getirdi.
Katletti. Bütün yeraltı zenginliklerin üzerine hacizi koydu. İşgal etti. Süfyan ordusu olarak gördü. Topluyor, sohbet ediyor. Ne kedi gözlüsün, vay sen ne güzelsin. Başka bir şey yaptı yok. Bugün gerçekten Mehdi zuhur etmiş olsa millet diyecek, bırak ya boş ver. Bu da dandik bir şey ne diyecek? Yani İsa aleyhisselam'ı görse şimdi insan gökten indini, diyecek ki yok ya yalandır. Neden? Bugüne kadar üç türü yalancı sıcakmış.
Adam sırmalı bir cübbe görüyor İsa. Dış kafeyi. Hasan mesajı da öyle geldi. Verdiler iğneyi yirmi sekiz Şubat'ta. Verdiler uyuşturucu adamı. Verdiler depresan ilaçlarını. Adam kafeyi kırdı. Kırdı kafeyi. Allah muhafaza edersin. Biz insanı en güzel surette yarattık. Sonra onu aşağılarından aşağılığın aşağısına girdik. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Amdolsun ki biz cinlerden ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık.
Çünkü onların kalpleri vardır, bırak etmezler, gözleri vardır. Görmezler, kulakları vardır, işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibi oluyor. Hatta daha da aşağıdırlar. Ayet-i kerimelerdeki aşağıların aşağısı olmanın belli bir sınırı var mıdır? Yoksa bir kimse nefsine uyar, günah kutserse hayvanlar daha aşağı bir halde olabilir. Nefsine uyup günah-i kerimeler işleyenler hayvan sıfatında, hayvandan daha aşağı var mıdır vardır. Bir kimse günah işlerken utanır, günah işlerken sıkılır. Onun günah olduğunu biliyordur. İçki içiyor mesela, içkinin günah olduğunu biliyordur. Kalbinin bir köşesinde bir sızı vardır o.
Numara oynuyordur, biliyordur. Kalbinin bir köşesinde bir sızı vardır. Sorarsan, ya haram ama alıştık buna filan pişman, bir muhabbet çıkarırlar. Hayvanlarından daha aşağı nokta olmak, işlemiş olduğu günahı, günah görmeyin. O günahından zevk duymak. Ve o günahın artırması için koşturmak, mücadele etmeyin. Onu asla günahtan kabul etmeyin. Bu, yapmış olduğu günah ve konumuna ve durumuna göre hayvandan daha aşağı olur. Bunları, İslam uleması çok konuşmaz. Edeb eder. Normal bir şekilde konuşmaya kalkarsa, insanların kalbine meşirse gelir. Şeytan oradan bir yer açar kendine.
Şeytan oradan bir yol bulur kendine diye dillendirmek istemezler. Çok ağır şeyler bunlar. O yüzden aklı fikri bulandırmamak için konuşmazlar. Ulema-i Kiram Hazretleri, sizin dervi işlerinizden. Bunu arkadaşınız olarak görüyoruz.
Bu herkes için. Adını da yazmış kardeşim. Ona bu 21 Aralık ile ilgili soru sorduk. Bize şu cevap. Ya kardeşler bırakın onlar kendi mayalarına baksın. 21 Aralık diye bir yaygara çıkardılar. Sizler de ona inanıyorsunuz. Biz maya takvimlerine göre yaşamıyoruz. Biz Allah'ın takdirine göre yaşıyoruz. Deyip, neden hala başınız secdede değil? Senin alnında sen bunu gör, sen o yaygara'ya çıkar. Vali boşa uğraşmasın dedi. Hocam bu kardeşin bu sözlerin bizi çok etkiledi. Ne yapmamız lazım? Bir yol gösterin. Alnınızı secdeden kaldırma mı? Doğruyu söylemiş. Yarın kıyamet kopsa ne yapacağız ki? Bugün namazı terk mi edeceğiz?
Eğer 21 Aralık'ta kıyametin kopacağına inanıyorlarsa insanlar niçin ibadete koşmuyorlar ki? 21 Aralık'ta kıyametin kopacağına inanan insanlar mallarının mülklerini neden tasaduk etmiyorlar ki? 21 Aralık'ta kıyamet kopacak neden? akrabalarıyla helallaşıp herkesi ve her şeyi yerli yerine koyup neden ibadetle iştikal etmiyorlar ki?
Gece namazı hakkında birçok hadis var. Peki biz gece namazını nasıl kılalım? Saat kaçta kılınır? Gece aşıklar ayaktadır dedi. Tüm Evliyalar ve Allah dostları geceye çok önem vermişler. Ben de onlarla olmak istiyorum. nasıl gecelerini nur yapabilirim. Gece namazı hiç yapmadan, öğlen namazı vakti girdikten sonra kılınan nafile namazlar.
Teheccüh ise az bir şey de olsa yatıp, yattığın yerden kalkıp tekrar namaza durmaktır ki o teheccühdür. gece namazı veya teheccüh, öğlen namazı vaktindekiler işrah vaktinde çıkar. İşrah imsak herhalde beşte mi? Kaç? Beş kaç? Beş oturmuş şu anda. Beş otuz beş. Beş otuz beşte biter. Vakti. On ikide öğlen namazı okunuyor şu anda ve on iki beş geçe mi okunuyor? On bir kırk sekiz, hiç vakitlerle işim yok demek ki ya. Vaktinde namaz kılmadığın belli oluyor bak herhalde. On bir kırk sekiz, on ikiye on kala. Demek ki gece de on ikiye on kala vakti girdi mi eğer hiç yatmadan kılacaksanız gece namazı. İki rekat da işte Hanefiler demişler ki on iki rekat.
Arasında kılınır. Önemli değil. Az ama devamlı olanı tercih edin. Ama iki kılın. Ama dört kılın. Ama altı kılın. Ama sekiz kılın. Ama on kılın. Ama yirmi kılın. Ama elli kılın. Gönül arzu der ki az ama devamlı olan olsun. Bu gece namazıdır. Gece namazı takva ehlinin namazıdır. Allah'a yakın olanların namazıdır. Allah'a dost olan, güzel gece bu noktada ibadet edenler, gecenin bir kısmını ibadetle geçirenler.
Bu sohbet olabilir, bu fikir olabilir, bu namaz olabilir. Bu oturup tesbih çekmek olabilir. Bu Kur'an-ı Kerim okumak olabilir. Bu bir hastaya bakmak olabilir. Bu kimsesizin kimsesi olmak olabilir. Birisine iki kilo muğday götürmek olabilir. Birisinin elinden tutup ona doğru yolu göstermek olabilir. Bunların hepsi de gece yapılan ibadetlerin hepsi de makbul. İşte bugün cumartesi burada toplandık, sohbet ediyoruz. Sema ediyoruz, dağılacağız. Allah için tamam. Bize buradan para veren yok. Bize burada ücret veren yok. Bize buradan normalde akraba bağıyla bağlı da değiliz. Bir menfaatle de bağlı değiliz. Buradan çıkarken size birer tane sarılara da varmayacaklar. Veya siz birer tane sarılara da getirmediniz.
Böyle bir şey de istemiyoruz zaten de. Sonuçta menfaat bağı yok. Menfaat bağı olmadan, akrabalık olmadan, Allah için birbirini sevip de toplanıp Allah'ı zikredenler, hiçbir gölgenin bulunmadığı ağır şerlerinin gölgesinde gölgelendirilecektir. Hadisi kutsi. İşte böyle gece ibadetler etmek, evini derse açmak, evini zikre açmak, varsa bir yer orada gidip Allah'ı zikretmek, orada sohbet etmek, orada Kur'an ve sünneti öğrenmek, evinde namaz kılmak, evinde gece arasından sonra zikir çekmek, oturup tesbih çekmek, la ala illallah demek, hadis-i selat-u selam getirmek,
Allahümme sallallâ seyyidina Muhammedun ve sahbihi veselli demek, tövbe etmek, subhanallâhi ve bi hamdihi subhanallâhi lazîm ve bi hamdihi estağfurullah lazîm demek, ihlas-ı şerif okumak, kim iki yüz sefer ihlas-ı şerif okursa elli yıllık günaha akılır. Günde iki yüz tane ihlas-ı şerif okuyan, yani Bismillahirrahmanirrahim, kim derse günde iki yüz sefer, elli yıllık günaha akıl, kim günde yüz sefer, subhanallâhi ve bi hamdihi subhanallâhi lazîm ve bi hamdihi estağfurullah el-azîm derse, deniz köpükleri kadar günahı olsa Allah'ını affeder,
zikirlerle iştigar etmek, Allah'ı devamlı zikretmek, ayet-i kerimede Cenab-ı Hak, Allah'ı zikretmek en büyük iştir demiş, o en büyük işle iştigar etmek, geceyi ihya etmektir. Sufiler, Allah'ı devamlı zikretmek, ayet-i kerimede Cenab-ı Hak, Allah'ı zikretmek en büyük iştir demiş, o en büyük işle iştigar etmek, geceyi ihya etmektir. Sufiler, Allah'a yakınlık kurmak isterler. Eski dilde kurbiyet, kurb yakınlık, Allah'a yakınlık kurmak isterler. Allah'la dostluk kurmak isterler. Allah'la bu manada özel iletişim kurmak isterler. Muhakkak gece namazı kılmalı.
Muhakkak geceyi ihya etme noktasında gece ders çekmeli. Dersi olanlar, dersi olmayanlar, bir üstada bağlı olmayanlar, bir yola bağlı olmayanlar, onlar da oturup tevhid-i şerif çekmeli. La ilahe illallah, la ilahe illallah diye tevhid çekmeli. Tevhid benim kalamdır. Kala nemretin ne güzel kaladır. Hadis-i Kudsi, kim la ilahe illallah derse, Allah'ın kalasına sığınmış olur. La ilahe illallah demeye devam ediniz. Diliniz zikirle ıslak olsun. Gözünüz Allah için ağlasın, ıslak olsun. Kalbinize Allah, Allah, Allah zikri hakim olsun.
Kalbiniz Allah'a muhabbet beslesin. Allah'ı sevsin. Bunun için tövbe, zikir, hayır hasenet etmek, insanlara faydalı olmak, insanlara kötülük yapmamak, dost doğru olmak, doğru yoldan gitmek gerekir. Geceyi hiya edenler, bu manada Allah'ın dostlarıdır. Geceyi hiya edenler, Allah'a aşık olanlardır. Geceyi hiya ederler. Eğer geceyi hiya etmiyorsan, kendini aşıklardan görme. De ki yarabbim, ben aşıkların yanımda olmaya gayret ediyorum. Olar ki bana da aşıklık bulaşır. Olar ki ben de onlardan sayılırım. Ben hasbelkeder sohbetlerine gitmeye çalışıyorum. Ben bir aşık buldum kendi zannımca.
Onun sohbetine gitmeye çalışıyorum. Muhakkak orada bir aşık vardır. Ümit var oluruz. Yaşığın yüzü sürmetine, bizi de sayıyorlar oradan aşıklardan. Bunların sohbetine, zalimlerin sohbetine, zalimlerin halakasına oturmaya gayret edelim. Yoksa bu dünya boş, bu dünya gelir geçer. O yüzden geceyi ihya edenlerin, Allah kalplerine ilham eder. Sen geceyi ihya edersen, o da senin kalbini ihya eder. Sen geceyi ihya etmezsen, o senin kalbini ihya etmez. Sen gecelerini ihya et. Otur, Allah'ı zikret. Hiç olmazsa iki rekat namaz kılın. Hiç olmazsa otur, Allah'a tövbe et. Hiç olmazsa otur, kelime-i şehadete devam et.
Allah bize onlardan eylesin. Ve hadis-i şerif, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki, kim kırk sabah, sabah namazına kalkar, sabah namazını vaktinde kılarsa, Allah onun kalbine rahmet eder, bereket eder, ülfet eder. Allah onun kalbine, Yemen ilerinden rahmanın nefesini gönderir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Yemen ilerine dedi ki, Allah'ın rahmanı, rahman nefesi geliyor.
Yemen tarafından. Senin kalbin ihya olursa, rahmanın nefesini hissedersin. Gün ihya olursa, sesini duyarsın. Gün ihya olursa, sen o zaman senin kalbine Cenab-ı Hak ilham eder. Allah bizi onlardan eylesin. O yüzden muhakkak, her gününüzde zikir olsun. Gününüzde bir gününüz olmasın ki tövbe edilmemiş olsun.
Bir gününüz olmasın ki Allah zikredilmemiş olsun. Bir gününüz olmasın ki namaz kılınmamış olsun. Bir haftanız geçmesin oruç tutulmadan, bir ayınız geçmesin oruç tutulmadan, bir gününüz geçmesin sadaka verilmeden, bir gününüz geçmesin asla ve asla. Salatu selam getirilmeden, Hz. Peygamber'in ümmetisin.
Sonra salatu selamsın bir gün geçirirsin. Sen Allah'ın kulusun. Nasıl tevhitsiz, zikirsiz bir günün geçer. Sen Allah'ın kulusun. Hz. Peygamber diyor ki, ben günde yetmiş kez tövbe ederim. Başka bir hadis-i şerifte buyuruyor ki sallallahu aleyhi ve sellem anletleri. Ben günde yüz kez tövbe ederim. Senin peygamberin günde yüz kez tövbe ederken, senin tövbesiz günün geçmesi mümkün değil. Bir günün geçiyorsa sen o gün kahvete düştün. Sen o gün uzaklaştın. Bugün unuttun Muhammed-i Mustafa'yı sallallahu aleyhi ve sellem'i. sallallahu aleyhi ve sellem'i. Bu nasıl ümmetlik? Bu nasıl aşıklık? Bu nasıl senin zikir ve ıslak değilse, bu nasıl seyda?
İddiasında bulunacak. Dilim zikir ve ıslak olsun. Muhabbetiyle dolayın. Kıymetli dostlar, geceleri ihya etmeye gayret edelim. O yüzden olur senderlik ederiz. İşte olur kendimize, kendi eksiğimiz, doksanlığımız vardır. Kulağınız hazır olsun. Bu akşam sohbet nerede varmış? Filanca mahallede. Aman gidelim oraya ya. Gece nefis yapıyoruz biz. Biz namaz kılamıyoruz belki de. O yüzden hiç olmazsa gidelim biz gece orada. Zikrima yapalım. Bir ders dinleyelim. Geceyi ihya etmişim olanlardan olalım. Orada oturalım. Ya üç kişi geliyor.
Dördüncüsü sen ol. Ya bir kişi geliyor. İkincisi sen ol. Burada işte üç kişi oluyor. Dördüncüsü sen ol. Sen gitmezsen haklıcak orası. Sohbeti. İki arkadaş gör. Allah'ın zikre. İki sayfa bir şey okuyor, bir sayfa bir şey okuyor. Tamam. Allah bizi onlardan eylesin. Azrail, Cebrail, Mikail, İsrafil, İyada halde görülür mü? Evet. Onlar nasıldırlar? Görene sormak lazım. Meleklerin çok olduğunu ve sürekli Allah'ın zikrettiğini biliyoruz. Evet. Biz de Allah'ın zikrederken bunu dört büyük melek de bizimle midir? E öyle ihlasla Allah'ın zikrederse muhakkak onlar da seninle olurlar.
Onların tesbihatları var mıdır? Evet. Mehdilik gibi önemli bir konu hakkında Kur'an-ı Kerim ne diyor? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin söylediğini Kur'an'dan saymıyor musunuz? Namazın nasıl kılınacağını Kur'an tarif etmiyor bize. Namazı kafanıza göre mi kılacaksınız? Zekatın miktarını Kur'an bize tarif etmiyor. Bütün mallarımız zekat. Etmeyenler hangi dini yaşıyorlar acaba? Tabi bu kardeşin böyle bir tehdit yok.
Hadi işlerim seni inkar etme bağımını. O kardeşimiz ilim öğrenme açısından Kur'an'ın bu noktada bir hükrü var mı diye soruyor. Muhakkak. Evet Kur'an'da ayet-i kerime var. İmamlar bu manayı vermişler. Demişler ki bu ayet-i kerime mehdini çıkacağı ile alakalı. İtiraz etmişler, zorluyorsunuz. Hiç bunlara girme gerek yok. Hz. Peygamber Allah Kur'an'ında diyor ki Allah'ı zikredenler için peygamberde güzel örnekler vardır. Allah'a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Kim peygambere itaat ederse Allah'a itaat etmiş gibi olur.
Peygamber size neyi getirdiyse alın. Neyi yasakladıysa ondan uzaklaşın. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetler bir şey söylediyse, bizim nazarımda, benim nazarımda, Kur'an ayetlerinden çok fazla bir farkı yok. İlmen, niçin aşağıdadır tanış yerinden? İlmen, tecelliyat ve tabi olma noktasında hayır.
Bizim namaz, kılıç şeklimiz, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kılıç şekli. O yüzden şimdiki bu günün cahilleri var. Günün çağdaş cahilleri. Bu çağdaş cahiller, Kur'an'ı tanınız, başka bir şey tanımayız diyorum. Bu çağdaş cahillere, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, 1400 yıl önce bu zamana cevap verin.
Tahir zamanda öyle bir zaman gelir ki, at kürsülerine oturup, bacak bacak üstüne atıp, sizinle bizim aramızda sadece Allah'ın kitabı var derler. Onlar benden uzaktır derler. Onları İslam görmeyin. Bir kimse Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bütün hadislerini inkar ediyorsa, reddediyorsa, hadis-i şeriflerin hepsini reddedeni, reddedin. O İslam değildir. O İslam değildir. O iman etmemiştir.
Biz Hz. Peygamberin peygamberliğini kabul ediyoruz. Hadis-i şerifleri reddediyoruz diyecek. Bir kimse şans oyunlarından büyük bir para kazanıp, bu kazandığı paranın çoğunu bankaya yatırarak, oradan gelen faiz ve fakiriyetin maddi olanaklarından alıyor. Yemeyen çocuklara, gençlere, hasta olup da tedavi masraflarını karşılayamayan kimselere yardım etse, dini yönden bir sakınca olamıyor.
Bu kimse, eğer bunu bir milli piyango bilete almak için soruyorsanız almayın. Böyle söylerler. Beni yolda da görüyorlar işte tanıyanlar. Hocam bir sorumluluyor. Ben milli piyango bileti alacağım. Ben arkasından gelecek olanı biliyorum. Cami yaptıracak, okul yaptıracak, medrese yaptıracak. Fakir fukarayı yedirecek, içirecek, çocukları okutacak. Temelin işine benziyor. Beni kurtar ya Rabbi. Eee sana şunu vereceğim. Kurtulduktan sana aldattım. Almayın.
Kazanacağımız katiyse, kazanacağımız katiyse o zaman şans oyunu oynanır. O zaman iddiaya geliriz. Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'le bir müşriğin iddiaya girmesi için. Üç yıl içerisinde Mekke'yi fethederiz dedi Hazreti Ebu Bekir Efendimiz.
İddiaya giriştiler müşrikler. Hazreti Peygamber Efendimiz'e geldi, söyledi dedi ki, Ya Resulallah böyle böyle iddialaştık. Ya Ebu Bekir git deveyi de arttır, seneyi de arttır. O müşriği gördün. Dedi ki iddianla samimi misin? Evet. Gel deveyi de arttırayım, seneyi de arttır. Müşrik tamam dedi. Beş yüz deve mi ne olması lazım? Seneyi de yedi seneye mi ne arttır? Aklımda kaldığı kadarıyla. Yedi sene sonra beş yüz deve demek beş yüz mersenes. Şahin Doğan değil, kuşlardan değil. Var ya bizde kuş serisi, kuş serisi. Ya nasıl kandırılmışız ya, değil mi? Adam resmen kuş satıyor bize.
Sertçe diyor, koşuyoruz alıyoruz. Öbürkünü daha bu kadar. Bu kartal, valla. Onu alalım. Ne bu Şahin, onu alalım. Öbürkün ne Doğan, onu alalım. Uçsayı, uçsan kondoyu yerinecek. Daha bu kısmı. Beş yüz deve mersedes gibi. Mekke fetonlu, Mekke feth olduktan sonra Hazreti Ebubekir Efendimiz gelir Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Ya Resulullah bunları alayım mı? Ne yap? Al. Buradan kılıttırmaya çalışıyorlar. Al dedi ağabey, yüzünü asarak dedi.
Ya ne alakası var? Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Ebubekir Efendimiz'e neden yüzünü assın? Yanı başında. Canını vermiş onun yoluna. Malını mülkünü her şeyini feda etmiş. Onunla beraber hicret etmiş. Mağarada kalmış. Canını koltuğunu altına almamış. Adı vermiş müşriklerin önüne. Sıddik. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerinin en rahat konuşacağı kimse. Uzakta değil. Hazreti Ebubekir Efendimiz'le al. Şimdi bir kimsenin şans oyunundan üteceği kesin katiyse, dar harpteyse ve harbinden ütecekse caiz. Bunu böyle söylüyorum ortalık yine kayıtacak şimdi. Siz de oturun kumar oynayın.
Üteceğinizi kesin sen. Bir ara öyle dedim ben. Dediler ki işte bankaya ütemek caiz. Caiz ütebiliyorsun dedim. Ütemesin ki. Adam senin toplu inene kadar senden ipotek alıyor. Kargacık burkacık küçücük gibi yazıyordu önceden. Sonuçta yasa. Ya adamlar laf dinlemiyorlar. Devlet yasa çıkardı. Küçücük küçücük yazmayacaksın diye. Yasayla. Kanunla. Adam dinlemiyor ki onu. Devleti de dinlemiyor ki. Ama biz de alışkanlık. Biz bankaya gittik mi hiç birini okumadan gene imzaladırız. Sanki devlet büyüttü okuyoruz bitirmeyin diye. Biz gene hiç okumadan şey yapıyoruz ki. Geçen gün bir arkadaş dedi kredi kartından alakalı ne dedi o?
Bir lira para dedi. Bir ay sonra üç yüz lira bin lira dedi. Kredi kartı. Kaç para dedi Sayın? Bir liraya yüksek lira. Bir aya yüzeyin lira. Bir ay. Bir lira. Bir milyar kredi kartını ödemedin mi? Bir daha kayın adam yüzeyin lira senden faiz alıyor. Yüzde on beş kredi kartının faizi. Yüzde on beş ödemeyen kredi kartının faizi.
Kartlarını cebinizde. Kullanmayın. Ve gerçekten ütülüyorsunuz. Deccala yardım ediyorsunuz. Yemin ediyorum siz askerisiniz. Kapitalist sistemin kölesisiniz. Bizim Müslümanlar böyle enteresan var. Ülkücü. Ülkücüsüne de margora satmış.
Dev solcusu da margora içiyor. Şimdi İslamcısı da içiyor. Şimdi de hala ilan abdiyenin cebinde de margora var. Ülkücüsü margora içiyor. Ülkücüsü margora içiyor. Namaz kılan Müslümanı da margora içiyor. Ülkücüsü de margora satmış.
Dev solcusu da margora içiyor. Şimdi İslamcısı da içiyor. Şimdi de hala ilan abdiyenin cebinde de margora var. Ülkücüsü margora içiyor. Ülkücüsü margora içiyor. Namaz kılan Müslümanı da margora içiyor. Cebinde kredi kartı. Solcusunun cebinde kredi kartı. Ülkücüsünün cebinde kredi kartı. Kemalist'in cebinde kredi kartı. Sufi'nin de cebinde kredi kartı. Ne farkı kaldı? Solcusu da faiz ediyor. Ülkücüsü de faiz ediyor. Kemalist'i de faiz ediyor. Sufi de ödüyor bize. O da ödüyor kredi kartına faiz. Ve mübarek Sufi.
Sen bari ödeme. Mehmet Reşber'le ortaklığımızda Mehmet Reşber'in ısrarıyla kredi kartım oldu benim. Hatta benim de değildi. Rahmet eylesin Mehmet Reşber kendi kredi kartına yardı. Dedi yola çıkıyorum, oraya buraya çıkıyorum. Baktım diyor. Dedim Hacı abi şunu Allah Allah rızası olsun. Allah senden razı olsun. Dedim yok ya bu değerli olmaz bir şey. Karay sonu kredi kartı parasını nasıl özletecek? Millet fısır fısır düşünüyor böyle. Ardından bir bir kaç ay bir arkadaş kendi adını almışken dedi cebinde dursun.
Yok biz telefonu bile kredi kartından edemem. Öl olmalı mı? Yok bu ocak kimdeyiz dedim. Yok ya hemen sohbetlerde kullanmayın diyor. Bir de kendimi kullanayım. Allah muhafaza eylesin. O yüzden büyük para kazanmak için hayal edip öyle kullanmayın. Şey almayın. Yok kumar oynamayın. Peygamber Efendimiz sallallahu ve sellemin eşleri hakkında sapkınca düşünceler var.
Bu konuda biraz faydınlatıp üzermişsiniz. Ne yapayım milletin sapıklıklarına cevap vereceğim derken ben de mi sapık olayım? Gönlümüzün ısınmadığı bir kimseye iki yüzlülük yapmaktan sonra onunla konuşmak istemediğimizi söyleyebilir miyiz? Bu ağır bir şey biraz. Bu çok böyle olmazsa olmaz bir şey olması lazım. Allah bizi affetsin.
Nerede kalmışız? Biler var mı? Toplumun ulususun. Seni özlemeyen aşağılaşır. Bundan vazgeçmezse vay haline. O meclis bitince o kerem sofrası kalkınca elini tuttu. Hareme götürdü onu. Yani evine odasına götürdü. Hastanın hikayesini, hastalığını anlattı. Ondan sonra da onu hastasının yanına götürdü. Hastanın yüzünü gördü. Nabzını yokladı. İtirarını muayene etti. Hastalığının belirtilerinin sebeplerini dinledi.
Dedi ki, öbür hekimlerin verdikleri ilaçlar hastalığı geçirmemiş. Hastayı düz bütün yıkmış. O hekim geldi, padişahıma hemhal etti, söyleşti. Padişah hastalığını ona anlattı. Buradaki cariyeden kasıt nefisti. Buradaki padişahtan kasıt ruhtu. Buradaki hekimden kasıt Mürşid-i Kamil'di. O Mürşid-i Kamil'le buluşunca o kimse. Ona nefsinin hastalıklarını anlattı. Dedi ki, ben bu nefsin evinde zengin oldum. Bu nefsin yalanı sever. Bu nefsin kibri sever. Bu nefsin gösterişi sever. Bu nefsin hava atmayı sever.
Bu nefsin dönekliyi sever. Bu nefsin yoldan çıkmayı sever. Bu nefsin zora gelmez. Bu nefsin uykusuzluğe gelmez. Bu nefsin açlığa gelmez. Bu nefsin koşuşturmaya gelmez. Bu nefsin yorgunluğe gelmez. Bu nefsin hep rehbe edilmesini ister. Bu nefsin hep kendisinin okşanmasını ister. Dedi, kadişah cariyesinin yani nefsinin hastalıklarını bir bir o Mürşid-i Kamil'e anlattı.
Buradan şu çıkacak sonuç. Mürid üstadının önüne gittiğinde rahatsızlıklarını ve hastalıklarını bir bir anlatacak. Efendim sana malumdur demeyecek. Efendim sen bilirsin ama demeyecek. Anlatacak ki Mürşid ona nazar eder. Anlatacak ki Mürşid ona himmet eder. Anlatacak ki Mürşid ona dua eder. Anlatacak ki Mürşid ona ilaç verer. Anlatacak ki Mürşid ona iksir verer. Ne demişti Cenab-ı Hak rüyasında padişaha? Gelen kimse bizdendir. Onun verecek olduğu iksire güven ona inan. O zaman işte o padişah da ne yaptı?
O hekime bir bir anlattı. Hekim de baktı inceledi. Dedi ki öbür hekimlerin verdiği ilaçlar hastalığı geçirmemiş. Ya hastayı biz bütün olmaz yerlere gitmişin. O sohbet de güzel demişin, bu sohbet de güzel demişin. Ehil olmayan hekimlere gitmişin. O da Mürşid'tir, bu da Mürşid'tir demişin. Her sakallıyı Mürşid zannetmişsin. Her kabukluyu şeyh, her cübbeliyi sen kamillerden zannetmişsin. Her ince söz söyleyeni, her güzel söz söyleyeni kendince sen hari ulema zannetmişsin. O sana bu iyidir demiş, bir ilaç vermiş. O sana demiş ki bu iyidir, bir ilaç vermiş. Hepsini de yutmuşuz.
Kimi ilaç, kimisinin etkisini yitirmiş. Kimisi kimisini heba etmiş. Kimisi kimisini yok etmiş. Sen oradan oraya, oradan oraya, oradan oraya dolaşmışsın. Dolaşıyorsun. Sen hiçbir hekime inanmıyorsun. Sen hiçbir Mürşid'e inanmıyorsun. Sen hiçbir veliye inanmıyorsun. Her gittiğin kimsede bir kusur görüyorsun. Her gittiğin kimsede bir yanlışlık görüyorsun. Her gittiğin kimsede bir eksiklik görüyorsun. Filanca cemaatın şusu var. Pişmanca cemaatın busu var. Filanca tarikatın şusu var. Pişmanca tarikatın şusu var. Mustafa Efendi'nin busu var. Ali Efendi'nin osu var. Yok filanca efendinin şusu var. Pişmanca efendinin busu var. Ola buna, ona buna, ona buna, ona buna, faane, bula, bula, bula, sen kendini hasta etmişsin.
Sen kendini karanlık bir dünyanın içine atmışsın. Sen kendini şeytanla arkadaş etmişsin. Sen kendini şeytanla dost etmişsin. Sen hangi halakaya otursan, o halakanın eksiğini, noksanını anlatıyorsun. Sen kime gitsem, herkes eksik, sen tamsın. İşte o Mürşid-i Kamil dedi ki, Padişah Han, herkes oturmuş, sana bir ilaç vermiş ama seni yırmış. Seni daha, daha da kötü etmiş. Tabi bu işin manevi tarafı. Bir de zahiri tarafı var. Zahiri tarafı ne? Bir doktora gidecekseniz ehlini bulun. Ehline gidin yaptırın. Ehline. Ehil olan doktora gidin. Ehil olan doktor ancak sizin derdinize derman olmakta vesile olur. Sen gözün ağrıyorsa kalın doktoruna gideceksin.
Kulağın ağrıyorsa kulak doktoruna gideceksin. Sen boğazın ağrıyorsa, sen kulak burun boğaza gideceksin. Sırtın ağrıyorsa ciğerciye gideceksin. Göğsün ağrıyorsa, ağız dalıklarına gideceksin. Sırtının sol tarafında ağrı var. Kalbine sıkıntı var senin. Sırtının bel boşluklarında, arka taraflarında ağrısızlığı var. Böbreklerinde rahatsızlık var senin. İncelerlerdir. Namzını sayar. Kalbini dinlerdir. İdrarını koklar. Eski tıpçılar idrarı içer. İdrardan tatar.
İdrardan tataraktan idrarından ne hastalığı olduğunu çıkarır. Çok çok çok çok eski zamanlarda idrarını içerdi doktorlar. Çok çok çok eski zamanlarda insanın dışkısını koklarlar. Dışkısını incelerlerdi. Ağrıyan yerine dokunur. Ağrıyan yerine bakar. Oraya basar. Oraya bir eller. Namzına bakar. Hasta da psikolojik olarak ilgilenildiğini düşünür. Ve der ki doktor beni iyi muayene etti. İnanır ona. Ondan sonra o ilaç yazar. Şimdiki gibi değil. Neyin var? Ve gözlerim ağrıyor. Hayır. Yaz ilacı gönder. Karnım ağrıyor. Yaz ilacı gönder.
Yok böyle doktor. Böyle doktorluk da yok. Allah bizi affetsin inşallah. Evet hastayı büsbütün yıkmış. Gönül halinden haberleri bile yok onların. ettikleri iftiralardan Allah'a sığınırım. O hekim diyor ki senin daha önce topladığın şeyhler gittiği şeyhler vardı ya. Daha önce sohbetlerine katıldığın cemaatler vardı ya. Daha önce sohbetine gittiğin çok sevdiğin o zatlar vardı ya. Onların gönül ehlinden haberleri yok. Gönülden haberi yok. Onlar kalp ilmine vakıf değil. Onlar ilm-i ledine vakıf değil. Onların manevi ilimleri yok. Onların manevi tedrisatları yok. Onların manevi icazetleri yok. Onlar bir şeyhin dizinin dibine oturup da o şeyhden manevi ilim almamışlar.
Onlar manevi bir ilim almak için halvetleri yok. Manevi ilim almak için itikafları yok. Onlar bir cemaate gidip, onlar bir şeyhe gidip, bir tarikata iltisap edip o şeyhin eğitimini almamışlar. Onlar yoldan çıkmışlar. Onlar sapıtmışlar. Bir kimsenin şeyh olması için onun bir şeyhe ihtiyacı olmalı. Bir şeyhin terbiyesinden geçmeyen bir kimse asla şeyh olamaz. Okumakta şeyh olunmaz. Çok kitap devirmek de veli olunmaz. Üstada biat edip o üstadın ancak terbiyelenirse o kimse üstad olur. Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır.
Bu yollar gidilmez. Delilsiz gidilmez demiş, boşuna dememiş. Şeytanın elini tutmuştur. Şeytanı intisap etmiştir. Sözü açıktır. Bugünkü zındıkanın karşısında imanını koruması müşkünleşmiştir. İmanını koruyamaz. Müslümanlar, bütün müminler kendinizi alındırmak. Sözü açıyorsanız muhakkak bir mürşidi kamileyi intisap edeceksiniz.
Mürşidi kamileyi intisap etmeden bu yollar gidilmez. Bir mürşid bulmak zorundasın. Yalvar Allah sana bir veli kulunu göstersin. Allah sana bir mürşid kulunu göstersin. Salihlerle beraber olunuz. Ayet-i kerime. Allah size salihlerle beraber eylesin. Fatiha-i Şerife'de her zaman dua ediyoruz. Bizi o inam etti. O peygamberler, o veliler, o salihler, o evliyalar var ya. Bizleri onlarla beraber eylesin. Onun için dua ederken, niçin bir salih kimsenin dizinin dibine oturmamakta inat ediyorsunuz?
Velilerle, evliyalarla, peygamberlerle beraber olacağız. O yoldayız. Özü Fatiha-i Şerife öyle. Kur'an'ın öz peygamberlerin, o velilerin, o evliyaların yolunda eylesin.
Sizin kim? Şeyhi ol. Dünyanın şeyhi şeytan. Kadir Geylan Hazretleri. Geylan Hazretleri. Bundan seyyid ve şerif. Sözü di kamil olamaz. Seyhi dedi.
Rüya gören var mı? Allah vesellem adet ederiz. Ahir zaman salih rüya. Kırka peygamberliğin kırk altı yüzünden hücüzdür. Hadis-i şerif. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hazretlerinin şekline, şemaline şeytan giremez. Hadis-i şerif. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hazretleri demiş mi? O dağda. Bundan intisap edebilirsiniz. Ondan ders alabilirsiniz. İmam Ali efendi. Mübeşşirat. Mübeşşirat.
Mübeşşirattan müjdeden. Eksik yere. Dervişlerden para topluyor. Eksik yere gitmişsin. Herkes okşuyor. Vay sen kuştun. Senin esman yukarılardan. Sen zirvelerdesin. Sen ooo ooo.
Sen beşinci gökte dolaşıyorsun. Sen israfinle dostsun. Ne demiş ona? İsrafi'nin sunu üfleyeceğiz zaman sana soracak demiş. Bak ahmağa bak. Söyleye de ahmak demiş. Onun da bir tane. Filanca için böyle dedi. Anladın mı dedin ben mi? İnandın mı dedi. O da yanında. Hepiniz ahmaksınız. Kaldı şimdi. Sen ahmaksın. Bu da ahmak. Üstadınız da ahmak dedi. Bu kim söyledi? Ahmak. Kaldı bu şimdi. Bir daha böyle yapma. Benim yanımda yapma dedim. Başka yerde yapma. Bir daha yapsana. Söyleye de ahmış. Onun da bir tane. Söyleye de ahmış. Onun da bir tane.
Filanca için böyle dedi. Anladın mı dedim ben mi? İnandın mı dedim ben mi? İnandın mı dedi. O da yanında. Hepiniz ahmaksınız. Kaldı şimdi. Sen ahmaksın. Bu da ahmak. Üstadınız da ahmak dedi. Bu lafı kim söylediyse ahmak dedi. Bu lafı kim söylediyse ahmak. Ha israfi ümri ceza mı? Buna mı soracak dedi. Yaptı be. Yaptı be. Böyle yapma. Benim yanımda yapma dedim. Başka yerde yapma. Bir daha yapsana. Bir daha cezbe gelmedi. Benden dolayı gitti cezbe. Beni görünce kayboldu cezbesi adamın. Ahmak. Dedim ya. Kusura bakmayın. Sizinle daha fazla görüşemeyeceğim. Bana da ahmaklık ulaştırırsınız sizi. O böyle durana böyle tuttum. Allah'ını dinine kitabına imanına söyle dedim.
Üstadına aylık kaç para biliyorsun? Haşik olarak. Kedi olarak dedi. Ben çalışıyormuşum da. O yüzden mürsidi kamil olaymışım. Çalışmazmışım. Üstad bir de demiş ki gidin söyleyin. Tebliğ alın ona. Gelsin bize ihsap etsin demiş. Bunlar kaldı mı şimdi dükkanın önünde? Havada soğuk mu? Ben üşüyorum burada dedim ben. Soğuktan çalışıyorum. Senin üstadın nerede? Oturuyor. Sen veriyorsun parasını öyle değil mi dedim ben. Ondan sonra da istirah bir yükleyeceğim zaman sana soracak. Öyle mi dedim? Ses yok. Kaçık söylüyor bakın.
İzleyemiyorlarmış. Tamam bunu da söyleyelim. Yayınlarda sıkıntı yaşayanlar oluyormuş. E bizim yayınlarda sıkıntı oluyor. Neden paramız yok? İçimiz yetiyor. Hocam gibi olacak. Biz de izlemiyorsan deyince hiç kimse de zaten şuraya yardım edelim. Ya burada bir tekke var değil de düşünmüyorlar. Nasıl olsa izlemiyorlar. Bir ihtiyaçları da yok zaten. Eee? Aman boş ver. Ne yapıyorlar? Yapsınlar biz bakalım içindeki evimize. Herkese böyle. Yanlış hekim insanı candan eder. Yanlış şey, yanlış veri. İnsanı imandan eder. Yanlış veri demiyorum. Verinin yanlışı olmaz. Şeyhin olur. Adam şeyhinden çıkar ortaya.
Allah muhafaza eylesin. Amin. İşte böylelerine gittiyseniz gidiyorsanız yol yakınken bir mürşidi kamil bulun kendinize. Yol yakınken bir velinin elinden tutun. Nefesiniz varken, günden güne giderken bir velinin bir mürşidi kamilin elinde tutun. Eksik görüyorsanız, hata görüyorsanız nefsinize uydurmasın inşallah.
Hastalığı gördü. Gizli şey açıklandı ona. Fakat gizledi. Padişaha söylemedi. Bir veli. Açısına gelen kimsenin Allah'ın izniyle, Allah'ın izniyle, bildirmesiyle neyin ne olduğunu Cenab-ı Hak ona ihham eder. Ederse bilir o da. Etmezse bilmez. Bizim şeyhimizin gönlüne bütün her şeyi ilham eder o da. Anlatırsa, anlattırırsa, anlaştırırsa, anlatacak da anlaştıracak. Onun kalbine ilham ederse bilir. Onun gözünün önüne gösterirse bilir.
Allah ona perdeyi açarsa izni kayıp ovarış. Allah saklı ki izlerse kim görcek ki? Allah muhafaza eylesin. Hastalığı ne safradandı ne sevdadan. Her odunun kokusu dumanından duyulur. Senin kalbinde ne varsa dilinde o vardır. Senin kalbinde ne varsa gözünde o vardır. Senin kalbinde ne varsa elinde o vardır. Senin kalbinde ne varsa haykandır huzurları tüccar. Senin kalbinde şehvet varsa sen kadınlara şehvetle bakarsın. Senin kalbinde mal sevdası varsa herkes bana getirsin diye bakarsın. Senin kalbinde dünya sevgisi varsa zengin olayım herkes bana çalışsın diye bakarsın. Senin kalbinde tamah varsa her tarafında tamah vardır.
Senin kalbinde vefasızlık varsa her tarafında vefasızlık vardır. Senin kalbinde çirkinlik varsa her tarafında çirkinlik vardır. Senin kalbinde yanlışlık varsa senin her tarafında yanlışlık vardır. Kalbinde çürüklük varsa bir gün çürüklük senin önüne gelir. Kalbinde eksiklik, doksanlık varsa o senin önüne gelir. Tövbe et, düzelt kendini. Odunu yakarsın dumanından ne odun olduğunu bilirsin. İnsanda odun yakmıyorlar mı? Dumanından meşe mi yanıyor, çam mı yanıyor bilmiyorlar. Zeytin mi yanıyor, çalı mı yanıyor bilmiyorlar. Ama bakın doğal gazın içerisine dahi koku koyuyorlar. Neden? Belli olsun kokusundan. Her şeyin kokusundan belli olur. Ne diyor Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri?
Itırcı dükkanına giden ıtır koka. Kokucu dükkanına gittin, kokuyla kokulandın. Çünkü o kokucular meşhurdur ya, gelene gidene sürer onlar. Sürer sen mecbur olursun almaya. Onun da tezgahı odur. Sürer koklatır sana, hemen sürer sen bir koklarsın. Ya alayım bir şişe dersin. O da öyle sefer. Ama oraya girer. Onlar satıp satmasın, önemli değil. Herkesi kokulandırırlar. Oradan çıktığında kokulanır gidersin. Kokulanmak sünnet. Güzel koku sünnet. Güzel koku sünnet. Koku değil, güzel koku. Erkeklerin kokulanmaları sünnet.
Kadınların kocalarına karşı kokulanmaları sünnet. Kadınlar kocalarına karşı kokulanacaklar evde. Her gün. Adamlar kokulanacaklar her gün eşlerine karşı. Sünnet. Demirci dükkanına gider, ıtır kokuyor, kokuyor. Hadis-i şerifin devamı var. Demirci dükkanına gider ki iç kokuyor. Sen kötü bir kimseye gidersen kötülük bulaşır sana. İyilerin yanına gidersen iyilik bulaşır sana. Kalbinde iyilik varsa azalarında da iyilik var. Kalbinde kötülük var. Azalarında da kötülük var. Allah muhafaza eylesin. İniltisinden anladı ki o gönül iniltisi. Bedeni sayesan aşka tutulmuş. Gönlünü kopturmuş o. Aşıklık gönül iniltisinden belli olur.
Gönül hastalığı gibi hiçbir hastalık yoktur. Diyelim haftaya devam edemeyeceğiz. Haftaya şey varız var. Biz spor salonundayız inşallah. Allah izin verirse önümüzdeki cumartesi gün kapalı spor salonunda şey bir aruz programı var. Bütün eşlerinizle, dostlarınızı, akrabalarınızı davet edin demeyeceğim. Getirin. Önümüzdeki cumartesi Bursa'da. Cuma günü İzmit'te inşallah şey varız. Cumartesi günü Bursa'da. Pazar günü İzmir, Gazi Emir. Neydi Hacı Mehmet? Taner Kışsalı. Taner Kışsalı spor salonunda. Gazi Emir'de. Öyle değil mi? Evet. Allah razı olsun. Hakkınızı helal edin.
El Fatiha. T钱 Easy dár. Bunlar... Hur aceptarsiz. Ayet veren… … gesprochen... ... Ayetcek... ...
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.