Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi Sohbeti - 4 Ocak 2014

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 5 Ocak 2014 · 2:07:26

Bir kimsenin normalde borcunu ödemeye muhtedir olduğu halde borcunu ödemezse, sarsaklarsa, geçiştirirse, geciktirirse, karşıdaki kimse kul hakkı olmuş olur. Bir farzı o kimse yerine getirmemiş olur, tehir etmiş olur. O yüzden bu hadis-i şeriften hareket ederek de, Hanefiler, kasıtlı olarak borcunu geciktiren insanlara hapis cezası vermişlerdir.
O yüzden bir kimsenin gücü yetiyorsa, borcunu ödeyecek. Asla geciktirme ve geçiştirme yapmayacak. Bir kardeş görüşmek istiyormuş. İnşallah şehir dışındaki programlara katıldığımızda, o şehrin insanı olmadığımız için, misafir, sizin sohbetinizin olduğu yer dergahımızdır.
Nazarıyla bakarsak, ilk kez gelenlere nazaran ev sahibi oluyoruz. Gibi geliyor hakikatte, hangi hukuka tabiyiz. Ne araya olursa olsun, bizim üstadımızdan öğrendiğimiz edep oydu. Üstadın bulunduğu yer, üstada aittir. Üstad'a ait olunca, oranın ev sahibi üstad olurdu. Biz üstadımızla, Allah rahmet eylesin, edep buydu. O yüzden bir kimse, bu manada üstadının bulunduğu programa gitmek, oradaki sohbete gitmek, özel bir şey yoksa, herkese açıktır. Nasıl özel bir şey yoksa, işte mesela diyelim ki, buradaki yer umuma ait. Burada bir kimseyi davet etmeye gerek yok. Veyahut da özel bir şey yok. Perşembe günleri gazcılarda ders var, özel bir şey yok.
Veyahut da yarın Edirne'de, orada kapalı spor salonunda program var. Bu noktada özel bir şey yok. Orada herkes, herkese açık. Bazen husisi şeyler olur. Aileyle alakalı veyahut da böyle belli bir noktada, dairede, bölgesel veyahut da küçük sohbetler, bazı programlar olur. Onlar hariç. Cemaat mensubu bir arkadaşım hatim yapıyoruz. Okur musun dedi, kabul ettim. Sonra bir arkadaşın işi için olduğunu söyledi. Son günlerdeki olaylar için olabileceği sonradan aklıma geldi. Okusam ve böyle bir amaç içinse buna vebal var mıdır? Amacı bilmediğimizden bir şey diyemeyiz. Ama hatimse, hüsnüzan besleriz biz. Muhakkak ki hayır olur.
O yüzden bu noktada hatimin üzerinde, zikrin üzerinde, sivizan beslemeye gerek yok. Bu cemaatten kastınız da kim bilmiyorum tabii. Ama bu noktada insanlar birbirlerinin normalde hatimle alakalı yardımlaşıyorlarsa, hatim okuyorlarsa, nur ala nur. Bunda bir sıkıntı olacak, bir problem olacak, bir şey değil. Ama bir iş için dediklerinde ne iş için olduğunu bilmiyoruz. Bu farklı bir şey. Hayır mıdır, şerdir midir? Bu konuda söyleyebilecek bir şey yok ama Kur'an hatimini de şerde kullanıyorlarsa artık, Allah selametlik versin herkese. Bir hadiste 313 resul olduğu geçiyor. Bizim hakkında bilgimiz olmayan başka kutsal kitaplar ve suhflar da var mıdır? Yani sonuçta 4 tane büyük kitap var.
Geri kalan suhflar var. Ne kadar peygamber geldi, net olarak adedi belli değil. Bunlar da 313 de o rivayetlerden birisi. O yüzden kakıp da bununla alakalı bildirilenlerin haricinde var mıdır? Vardır. Biz ona yoktur da diyemeyiz. Ama bize bildirilenler bunlar, biz bildirilen kadar biliyoruz. Cibir nedir? Cibir ilmi diye bir ilim olduğu söyleniyor. Sohbet sırasında ilk defa gelen misafirlerin sorularıyla karşılaşıyoruz. Cevap vermeli miyiz yoksa susmak mı gerekir? Normalde sohbet esnasında konuşmak adaba aykırı. Bir kardeş bir şey yazmış, okuyamadım.
Tesacülüf mü? Ne olduğunu okuyamadım. Tekrar gönderirse bakarız. Üveysilik nedir? Bizi engin tecrübe ve bilginizden mahrum bırakmamanız ümidiyle. Bir kısım ehli tasavvuf, bir şeyhe intisap etmeden Veysel Karani Hazretlerinin yolundan gittiğini iddia ederler. Bunlar kendilerince şeyhleri yoktur.
Bir şeyhe de intisap etmezler. Biz üveysiyiz derler. Veysel Karani, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerini zahiren görmeden iman edenlerden. Bu noktada ama rüyasında ama halinde görerekten iman etmiştir. Ve Medine-i Münevvereye Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ile görüşmek ister. Gelir, annesinin sözüne binayın kapıdan geri döner. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Medine'de ama mesciddeyken ama Medine'nin içindeyken Annesi, oğlum bak evdeyse görüş, evde değilse dön oradan geri sözüne bakaraktan geri döner. Tabi Veysel Karani Hazretlerini insanlar, bir kısım insanlar sahabeden üstün tutma gafletine düşerler.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerini gören, Onun dizinin dibinde, onun terbiyesini alan bir kimse, Beni İsrail peygamberlerinin mesabesindedir. Ama Veysel Karani Hazretlerini, Ashab-ı Resulullah'tan üstün görmek, Allah muhafaza eylesin, hoş bir nokta değildir. Veysel Karani Hazretlerinin hiç mi hükmü yoktur? Estağfurullah. Öyle bir noktada da, öyle bir şeyi de söylemeyiz. Ama, bu benim kendimce, Sahabenin yetiştirdiği, Arkasından gelen tabi'in dahi, Veysel Karani, en az Veysel Karani Hazretlerinden, Hazretleri kadar, Hatta, içinden bazılarının, Veysel Karani'den daha faziletli olduğuna inanırım.
Bir peygamberin eğitimini almış, Bir kimse ile, Eğitim almamış bir kimse, Aynı fazilette olmaz. Bir kısım, Kendisini tasavvuf ehli görenler, Bir şeyhe intisap edip, Onun terbiyesine girmeyi, Nefislerine yediremediklerinden, Kendilerince, Biz üveysiz deyip çıkıyorlar. Ona dur diyen yok, Gel diyen yok, Git diyen yok, Koş diyen yok. Arkadaş üveysi, Nefsine bağlı. Eğer rüyasında, halinde, Gözünü yumduğunda, Veysel Karani Hazretlerini görüyorsa, Gözünü yumduğunda, Veysel Karani Hazretlerini görmesi yetmez. Ona soru sorup, Cevabını alıyorsa, Söyleyecek bir sözümüz yok.
Üveysi odur. Ama böyle değilse, Üveysiliğin arkasına saklanmış, Yalancıdan başka bir şey değildir. Düşünüyorum, Öyleyse varım, Descartes, Sözünü nasıl değerlendiriyorsunuz? İyi düşünmeye devam etsin. Yani Descartes bir söz söyledi diye, Ben de onun sözünü açıklamak zorunda değilim. Bir hadis-i şerif sorun. Hadis-i şerif, Descartes'in sözünden daha kıymetli. Ayet-i kerime, Descartes'in sözünden daha kıymetli. Bir fıkıh kaidesi, Bir fıkıhi mesele, Descartes'in sözünden daha faziletli. Neden Descartes'in sözüyle zaman kaybedeyim ki? Bize iman ve imani şeyler lazım.
Yoksa otur, Eflat'un bütün sözlerini burada şerh etmeye çalışalım o zaman. Ben namaza başladım, Fakat içkili bir restoranda garsonluk yapıyorum. Bu işe devam etmem uygun mu? Neyi tavsiye edersiniz? Hakkınızı helal edin. Gönlümüz arzu eder ki, Bir kardeşimiz her ne kadar haram bir noktada yaşasak da, Her ne kadar sistem İslami olmasa da, Gücünün yettiğince haram olan şeylerden uzak dursun.
Biz gücümüzün yettiğinden sorumluyuz. Gönlüm arzu eder ki, Hiç kimse haramla iştigal eden bir yerde çalışmasın. Gönlüm arzu eder ki, Bu ülkede haram olan hiçbir şey yaşanmasın. Devlet faiz almasın. Devlet faizden uzak olsun. Devlet her türlü gayri İslamca, Gayri İslam'ı her türlü kurum ve kuruluşu kapatsın.
Gayri İslam'ı hiçbir şey kalmasın. Gönlüm bunu arzu eder. Ve böylece bütün ülke, Helal dairede yaşarsın. Gönlüm arzu eder ki, Müfte Efendi, Devletin faiz gelirlerinden maaş almasın. Gönlüm arzu eder ki, Hoca Efendiler, Devletin faiz gelirlerinden maaş almasın. Gönlüm arzu eder ki, Devlette çalışan memur, amir her ne var ise, Devletin faiz gelirlerinden maaş almasın. Gönlüm arzu eder ki, Devlet faizle alakalı bütün kurum ve kuruluşları kapatsın. Yasaklasın. Uluslararası bankacılık gelecekmiş, Desin ki faizcilik yapamazsın. Bu dağ yeryüzünde var olan bir yer yok. Ben o yüzden yeryüzünde, Darul İslam olan bir yer yok derim.
Sakın köyü, kenti, Dağ başını, mezra'yı bana anlatmayın. Önemli olan, Şehrin içerisinde dini yaşamak. Helal dairede. Gönlüm arzu eder ki, Resmi olarak, Resmi olarak, Veya gayri resmi olarak, Haram olan hiçbir şey, Bu ülkede olmasın. İçki üretilmesin, İçki tüketilmesin, İçki alınıp satılmasın, Kumar oynanmasın. İslam bu. Fuhuş yapılmasın. Fuhuş'tan devlet vergi almasın. Kadınların eti pazarlanmasın. Göz göre göre kadın pazarlığı yapılmasın. Kadın pazarlanmasın. O kadınlar uzaydan gelmedi. İnsan, Mü'min, Gayrimüslim bir kadınla da zina edemez.
Mü'min, Dinsiz bir kadınla da zina edemez. Yapamaz. Gönlüm arzu eder ki, Bu noktada, İslam, Hem ibadet, Hem ahlak, Hem hukuk olarak, Tecelli etsin, Yaşasın insanlar. Varlık ile yokluk, Bilmek ile bilmemek, Bir ve aynı şey midir? Eğer öyleyse, İspat edilebilir mi? Bilmek de bilmemek, Aynı değildir. Ayet-i kerimede, Hiç bilenlerle bilmeyenler, Bir olur mu der, Cenab-ı Hak. O yüzden bilmekle, Bilmemeyi aynı noktaya koyamazsınız. Varlık ile yokluk, Farklı şeydir. Varlık ve yokluk, Algı ile alakalıdır.
Varlık ile yokluk, O kimsenin, Algı dünyasıdır. Ama bilme ve bilmeme, Farklı bir şeydir. O yüzden, Bu varlık ve yokluk meselesi, Çok su götüren, Sohbet götürecek bir şeydir. Allah var iken, Hiçbir şey yok idi.
Bu hadis-i şerif söylendiğinde, Bir veli zat, Söyleyene der ki, Hala da öyle. Yani Allah var, Başka hiçbir şey yok der. Bu varlığı, Bir hayal olarak görür. Bu varlığı, Bir gölge olarak görür. O yüzden bir kısım, Ehli tasavvuf, Varlık alemini, Bir gölge alemi olarak görmüşler. Bir hayal alemi olarak görmüşler. Bu varlığı gölge ve hayal olarak görenlerce, Varlık denilen şey, Aslında yok. İnsanların gözleri, Perdeli olduğundan dolayı, Var olarak görüyorlar.
Bir aldatmacadan ibaret. Bu, Buna inananlarla alakalı bir şey. Ama bunun tabi, O kimsenin algı ve içsel boyutu bu. Bunu, Zahir noktada, Bir kimseye din olarak bunu anlatmanız, Mümkün değil. Din olarak siz bunları tavsiye edemezsiniz.
Bunu öyle algılayabilirsiniz. Hadis-i şerif, İnsanlar uykudadır, Öldüklerinde uyanırlar. Bunu destekleyen, Yani bu sözü destekleyen, Hadis-i şerif budur. İnsanlar uykudadır. Öldüklerinde uyanırlar. O zaman bütün hepimiz uykudaysak, Ve hepimiz uykudaysak o zaman, Bu gördüğümüz, yaşadığımız her şey, Rüyadan ibaret.
Rüyayı gerçek görebilir misiniz? Ehli zahir, Zahir ulema, Bunları red eder. Ama hadis-i şerif orada duruyordur. Hadis-i şerifin üzerine, Şerh etmezler. Reddederler. Reddederler. Bir kısım ulema, Ehli tasavvufun, Kendi içerisindeki bu tip noktaları, İtiraz ederler. Bir kısım ehli tasavvuf, Bunları anlatırken ve yazarken, Gerçekten, Bu, Noktanın, Dairenin dışına çıkanlar, Hata yapanlar olmuş.
Ve o hata yapanların hatasına bakaraktan, Bir kısım ehli zahir, Ehli tasavvufun bu tip noktaların hepsini beraber reddetmişler. Ama hadis-i şerif duruyor orada. Hadis-i şerifi reddetmen mümkün değil. İnsanlar uykudadır, Öldüklerinde uyanırlar. Siz ölmeden, Ne o ölüm gelmeden, Ölmeden önce ölünüz. O zaman ölmeden önce, Yani normalde, Ceset olarak, Ölmeden önce ölmek gerek. Ölecek ki uyanacak. Uyanacak ki o zaman gerçeği görecek. O zaman şu anda hiç kimse gerçeği görmüyor. Uykuda, Uykuda bir rüya içerisindesiniz. Rüya görüyorsunuz. Ne zaman uyanacağınız rüyadan? Öldüğünüzde.
O zaman varlık ve yoklukla alakalı, Komple, Sizin üzerinize kurduğunuz dünya, Üzerine kurguladığınız düşünce, Komple farklı bir noktaya gitti. Ölmeden önce ölünüz. Tamam. Ölmeden önce ölelim ki, Uyanalım. Ne zaman uyanacağız öbür türlü? Öldüğümüzde uyanacağız. Öldüğümüzde uyanacaksak, Şimdiden bilinçli bir şekilde ölelim. O zamanki ölüm ecel. Onda bilincimiz yok, Onda vaktimiz, Saatimiz geldi mi, Bitecek işimiz. O zaman ondan, O vakit, Saat gelmezden önce, Ölümle yüzleşelim, Ölü olmayı bilelim. İşte tasavvufun içerisindeki seyr-i suluk veya tasavvuf budur. O kimseyi uyandırmaktır. Ölmeden önce ölümü tadıp, O kimseyi uykudan uyandırmaktır.
Uykudan uyanınca, O zaman o kimse, Yaşadığı hayatın, Yaşadığı alemin, Rüya olduğunu görecek. O zaman insanlar ikiye ayrılıyorlar. Bir, Rüyada uyuyanlar, Devam edenler daha, Uyuyor. Bu uyuyor, Rüyanın tadından, Tuzundan, Harika bir hayat yaşıyor. Bir kısmı da var, Uyanmışlar, Uykudan. Uykudan uyanmışlar, Uyanıklar. Uykudan uyananlar, Bu alemi var olarak görmüyorlar. Siz uyuduğunuzda, Gördüğünüz rüyalardan sonra, Rüya gördünüz, Öyle değil mi? Peki, Ne diyorsunuz uyandığınızda? Rüyaymış.
Öyle değil mi? E o zaman, Bu dünyada da, Göçüp giderken ne diyeceksiniz? Rüyaymış diyeceksiniz. Son nefeste, Gerçek alemle yüzleşeceksiniz. Ne diyor Adı Şerif'te? Son nefeste o kimse, Gidecek olduğu yeri görür. Gidecek olduğunuz yer, Ebedi alem. O ebedi hayatı göreceksiniz. O ebedi hayata doğru, Ölüm, Ebedi hayata açılan bir pencere. Nasıl anne karnından, Bu hayata bir pencere ile açıldıysan, Belki de sen, Gerçek manada, Anne karnında yaşıyorsun şu anda. Ölümle, Anne karnından doğacaksın. Nereye? Öte aleme. O zaman, Bu dünyaya baktığında da, Anne karnı gibi zaten.
Değişen bir şey var mı? Yok. Şuradan yol açın, Üst kata, Çıkabiliyorlarsa çıksınlar. Var mı yer üst katta? Yukarısı müsaitmiş, Yol açın. O yüzden normalde, Varlık da yokluk, Farklı minvaller üzerinde, Görüşülmesi, Konuşulması lazım. Ama bilip ve bilmemek, O ayrı. Geçmişteki, Kılmadığımız namazlar, Ve tutmadığımız oruçlar varken, Nafile namaz kılabilir miyiz? Geriye dönük, Terk edilmiş, Orucun yerine bir gün kaza mı? 61 gün mü tutmalıyız? Geriye dönük farzları, Nasıl hesap edebiliriz? Hanefi uleması, Kaza namazlarının, Nafilelerle, Değiştirilmesini yasaklar.
Çok azı, Bu konuda cevaz verir. Şafi Maliki, Hanbeli uleması, Kaza borcu olanın, Nafileleri, Kaza niyetiyle, Kılmalarını söyler. Abdülkadir Geylan Hazretleri de, Bunun içerisindedir. Pir efendilerin, Büyük bir çoğunluğu, Bu fetvanın içindedir. O yüzden, Biz kardeşlere, Tavsiye ederken, Kaza namazı, Borcu olanların, Nafile, Yani, Öğlenin ilk sünneti yerine, Kaza namazı, Öğlenin son sünneti yerine, Kaza namazı, İkindinin ilk sünneti yerine, Kaza namazı, Sabah değil, Akşamın, Sünneti yerine, Kaza namazı, Yatsının sünnetleri yerine,
Kaza namazlarını, Tavsiye ederiz. Bu noktada, Vakti müsait olan, Gücü yetebilen, Hem, Nafilelerini kılsın, Hem de, Kazalarını kılsın. Ama, Vakti müsait değil, Güç yetiremeyecek olan, Nafile namazlarının yerine, Kaza namazlarını kılabilir. Oruçla alakalı, Bir kimse, Kasten orucu terk ettiyse, O kimse, Hem tövbe eder, Hem de, Bir güne, Bir gün olarak, İade eder.
Peygamber Efendimiz, Sallallahu aleyhi ve sellem, Hazretleri, Müminler ancak, Kardeştir sözüne, Mahzar olmak, Bununla hallenip, Gerçek anlamda, Kardeş olabilmek için, Nasıl bir yol, İzleyebiliriz? Peygamber Efendimiz, Sallallahu aleyhi ve sellem, Bu sözüyle, Hayatımızı nasıl, Şekillendirmeliyiz? Bir kimse, Art niyet olmadan, İstemeden, Bir fitneye, Ya da dedikoduya, Sebep olsa, Bu günah kebair midir? İmanını, Tazelemesi gerekir mi? Evet, Müminler, Kardeştir. Kardeş, Kardeşin üzerine, Asla suizan, Beslememelidir. Müminler, Birbirlerinin arasında, Kardeşliklerini, Tehlikeye sokabilecek, Her türlü hal ve davranışlardan, Uzak durmalılar.
Bununla alakalı, Tarih boyunca, Ne yazık ki, Çok acılar yaşanmıştır. Çok sıkıntılar yaşanmıştır. Ama, Gönül arzu ederdi ki, Gönül arzu eder ki, Mümin, Mü'mine, Hiç silah çekmesin. Mü'min, Mü'mine, Mızrağını hiç doğrultmasın. Mü'min, Mü'mine, Hiç laf söylemesin. Bununla alakalı da, Hadis-i şerifleri ve hukuku da, Unutmamakta fayda vardır. Bu nedir? Bir, Kimse, Başka bir kimseye, Silahını çekerse, Silah kendisine doğrultulan kimse, Kendi silahını çeker, Önce silah çeken, Kimseyi öldürürse, Önce silah çeken kimse, İki katildir.
Niçin? Önce biçağını, O gösterdi. Önce mızrağını, O uzattı. Önce o çelme taktı. Önce o, Onun kolunu kopardı. Mü'minler, Ancak kardeştirler. Mü'minin, Canı, Malı, Irzı, Namusu, Çocuğu, Kutsaldır. Bütün insanların kutsaldır. Ama mü'minlerinki de kutsaldır. Mü'minler ancak kardeşse, Biz karşımızdan, Birinci derecede kardeşlik bekleriz. O kimse bize silahını doğrulttuysa, Nefsi müdafaa farz olur. O kimse bizim malımıza, O kimse bizim canımıza, O kimse bizim dinimize, O kimse bizim aklımıza tasallut edecek olursa, Korumak farzayın olur.
Mü'min, Bir delikten de iki sefer ısırılmaz. Mü'min, Uyanıktır aynı zamanda. Birileri kolumuzu koparırken, Kardeşlik adına, Bir yere kadar sabredilir. Ben ikinci sefer kolumu koparttırmam sana. Sen beni bir sefer ısırırsın. Ben ikinci sefer seni, Sana kendimi ısırtmam.
Ben sana ikinci sefer kendimi ısırtıyorsam, Sen bana zulmediyorsun. O zaman ben İslam'ın kaidesine göre de davranmıyorum. Zulmeden bir Müslüman kardeşini, Zulümden önlemek de kardeştir. Kardeşliktir. Şimdi, Ümmet-i Muhammed, Bu müminler ancak kardeştir. Ayetini, Ve bu manadaki hadis-i şerifleri, Kendisi bir başkasının kolunu kopardıktan sonra söylüyor.
Biz hiç kimsenin üzerinde suizan beslemeyelim. Hiç kimsenin. Hem ferdi noktada, Hem cemaat noktasında, Hem ülke noktasında, Hem de ümmet noktasında. Bunların hepsinin de hukuku farklı farklıdır. Nasıl farklı farklıdır? İki bireyin arasındaki hukuk ile, İki cemaatin arasındaki hukuk ile, İki milletin, devletin arasındaki hukuk, Aynı değildir.
Bu kardeşliğin nerede tecelli ve tesis ettiği ile alakalıdır. Müminler kardeştir. Eyvallah. Birey dairesinde biz hiçbir mümin kardeşimizin, Hiçbir mümin kardeşimizin, Hakkına, hukukuna tecavüz etmeyelim. Müminler kardeştir. Bizden hiç kimseye zerrece bir zarar gitmesin. Kardeşlik hukukumuz bozulmasın. Kardeşlik hukukumuz bozulmasın. Birey noktasında hiç kimseye, Kardeşlik hukukunuzu bozmayın. Eyvallah. Sizin en hayırlınız, Etrafa hiç zarar vermeyeninizdir. Mümin odur ki, Dilinden, Mümin kardeşleri emindirler. Eyvallah.
Kardeş olalım. Biz asla, Cemaat, tarikat, Ne bileyim işte, Şehçilik, Cemaatçilik, Tarikatçılık yapmayalım. Kardeş olalım. Bu noktada hiç kimseyi itmeyelim, Ötekileştirmeyelim. Hiç kimseyi kovmayalım. Kapımız açık. Kapımız açık. La ilahe illallah Muhammedun Resulullah diyen, Bütün herkese kapımız açık. Demeyene de kapımız açık. La ilahe illallah Muhammedun Resulullah diyen, Üzüm olmuş. Kardeşiz. Demeyen koruk, Olgunlaşacak, O da üzüm olacak. Kardeş adayımız. Kapımız açık. Ama sen bizim namusumuza, Bizim ırzımıza, Bizim haysiyetimize, Bizim şerefimize, Bizim dinimize, Bizim aklımıza, Kastetmeye kalkarsan, Kardeşlik hukukunu sen bozdun önce.
Bizden sana silah çeken olmaz. Bize silah çekerseniz, Biz öbür yanağımızı da döndürüp, Bu tarafa da bir tane vur diyebilecek, Nefiste değiliz. Ben kendi nefsimi söylüyorum. Sen, Benim vatanıma, Memleketime, Dinime, İmanıma, Memleketimin insanlarına, Göz dikecek olursan, E gözünü oyarız.
Bu farzayın. Bakın bu, Farzayın. Müminler kardeştir. Birey olarak. Müminler kardeştir. Cemaatler olarak, Tarikatlar olarak. Biz hiçbir cemaate, Hiçbir tarikata söz uzatmayalım. Ama, Onlar da buna dikkat etsinler. Biz hiç kimseye zarar vermeyelim. Ama siz de zarar vermeyin. Siz zarar vermeye kalkarsanız, Sizin zararınıza göz yummayız. Zararınıza göz yummak demek, Senin zulmüne, Sessiz kalmak demek. Senin zulmüne, Sessiz kalmayız. En azından haykırırız. Yanlış yapıyorsun.
Konuşuruz. Nasihat ederiz. Dinlerseniz. Yapmayın. Söyleriz. Vatanımızsa söz konusu, Vatanımız için söyleriz. Dinimizse söz konusu, Dinimiz için söyleriz. Bu memleketin selametliği içinse, Selametliği için söyleriz. Biz isteriz ki, Kardeşlik, Akdini hiç kimse bozmasın. Biz de bozmayalım. E biz bozmadık. Kardeş, Sen de bozma. E ben iştahat ettim böyle. Ya sen iştahat ettin böyle ama, Ümmete zarar veriyorsun. Sen böyle iştahat ettin ama, Bize zarar veriyorsun. Nasıl, İmam-ı Azam Hazretlerinin, İçtahatına, İmam-ı Muhammed Hazretleri, İştahat koyduysa önüne, Din olarak da, Vatan olarak da, Memleket olarak da, Bizim de iştahat etme, Hakkımız doğar.
Vermeyin zarar. Kardeşlik hukukunu bozmayın. Hangi mümine zulmedilirse, O müminin arkasında, Saf tutmak vazifemizdir. Hangi tarikata, Hangi cemaate, Hangi şeyhefendiye, Hangi hoca efendiye zulmediliyorsa, Onun arkasında saf tutmak, Vazifemizdir. Vazifemizdir. Bununla alakalı, Sonuna kadar mücadele etmek de vazifemizdir. Sonuna kadar, Son nefesimize kadar, Var gücümüzde. Bu memleket içinde, Bu vatan içinde, Bu vatanın selameti, Bu memleketin selametliği içinde, Kim bu memleketin, Kardeşliğini bozacak, Kardeşlik aktini bozacak, Bir hareket, Bir tavır, Bir şey olursa, Nasihat ederiz.
Nasihatımıza uymuyorsa, Mücadele ederiz. Susmayız. Haksızlıklar ve zulmün karşısında, Susan, Değilsin şeytan, Adi şerif. Susmak benim şiarım değil. Pısırıklık, Benim şiarım değil. Kenara çekilmek, Benim şiarım değil. Din bunlara müsaade etmiş mi? Etmiş. Din mücadele etmeyi de emretmiş. Ben mücadele etme yolunu seçenlerdenim. Bir kimse bir haksızlık karşısında, Susar, Çekilir kenara. Çekilmeye hakkı var mı? Evet, Ulema iştahat etmiş. Demişler ki, Bazı insanlar, Kenara çekilip, Mücadele etmeyebilirler. Etmeyebilirler.
O onun hakkı. Git otur kardeşim evinde. Bir pakette yün gönderelim, Sana iki tane de şiş gönderelim, Çorap öreğe de. Eyvallah. Yemek yap. Temizlik yap. Eyvallah. Etmeyeceğim mücadele. Etme. Biz bunu 28 Şubat, 28 Şubat'ta yaşadık. Bunları hep örnekleyerekten söylüyorum. 28 Şubat'ta bizim dergahımızda, Bazı kardeşler, Zikirlerini iptal ettiler. Dediler ki, Biz iptal ediyoruz. Baskı var. Polis duruyor. Jandarma duruyor. İptal edelim mi? Edin. Ettiler. Biz nedenlerden değiliz. Ben tek başıma da kalsam, Devam edeceğim dedim.
Benle beraber arkadaşlar, Devam ettiler. Bizden ayrılanlar oldu. Devam etmek istemeyenler. Bursa'nın içinde de oldu. Onlar Şeyh Efendi'ye dediler ki, Biz içeri girsek, Mustafa Efendi bizim çekimizi mi ödeyecek, Senedimizi mi ödeyecek? Şeyh Efendi'nin bana söylediği bu. Bizim dükkanımızı mı açacak, Biz içeri girince demişler. Onlar demişler, Şeyh Efendi demiş, Doğru söylüyorsunuz olun demiş. Birisi demiş ki, Ben memurum. Ben içeri girsem ne olacak? Birisi demiş, Ben amirim. Birisi demiş, Ben müdür olacağım. Hakları, Bizden ayrıldı arkadaşlar o zaman. Hala da onlar ayrılar zaten. Çok açık konuşuyorum ben. Onlar mücadele etme yolunu seçmediler.
Hakları. Biz mücadele ettik. Biz, Ben demiyorum, Biz, Arkadaşlarla beraber. Burada Hacı Mehmet Bayındır'daydı o zaman. Öyle değil mi Hacı Mehmet? Bayındır'daydın sen. Bayındır'daydı. Hacı Erkan burada. İşte Ahmet burada. Örneğin bizim tamirci Cevdet burada. Başka Demirtaş'tan. Amma sizi ben reklam ediyorum. Götürecekler sizi baksana. Eski yol arkadaşlarım burada. Onlar benim 28 Şubat dostlarım. Her topluluğun bir bediri vardır. Her topluluğun. Ben 28 Şubat'ı Bedir olarak görüyorum.
Bedir'de de gerçek inananlar kaldı ya. Parasını düşünenler, Karısını düşünenler, Çocuklarını düşünenler, Ayrıldılar. Hepsi de. Dediler ki, Peygamber sizi ölüme götürüyor. O sizi helak edecek dediler. Münafıklar. Dinin münafığı olduğu gibi, Yolun da münafığı vardır. Ha bazıları demişler ki, Yolun münafığı da dinin münafığıdır. Onu diyenlerden değilim ben. Dinin münafığı vardır. Yolun da münafığı vardır. O ne yapar? Mücadele edilmesi gereken yerde, Mücadele eden Tornist'ten geri döner. O yol münafığıdır. Onu tanırsın. O en savaşın debdebeli anında geri dönüp kaçmak, Hani var ya, Yedi tane büyük günah kebair.
Allah'a şirk koşmak, Ana babaya asi olmak, Savaş meydanından geri dönmek. Sen mücadele ediyorsun, Yanı başında birisi, Dönüp gidiyor o. Benim malım var diyor. Yanı başında, O dönüp gidiyor, Benim dükkanım var diyor. Yanı başında, Abi benim çoluğum çocuğum var ya diyor. Seninkiler kapının arkasında süpürge sanki. Sende çoluk çocuk yok sanki. Dönüp gidiyor o. O yolun münafığı o. Bunlar görülür mü? Her devirde görülür. Yaşanır mı? Evet. Bunlar yalnız sıkıntıda belli olur. Sıkıntı insanın ciğerini belli eder. Sıkıntı görmezse bir kimse ciğerini bilemezsin. Bir baskı olmazsa ciğerini göremezsin adamın. Adam polis kapıya dayanmayınca, Karakolla yüzleşmeyince tanıyamazsın adamı.
Millet Bursa'da selam vermeye korkuyordu bize. Benden beraber görünmeye korkuyordu. Müminler kardeştir. İştahat etti. Ne yaptı? Ya sen iştahat ederken benim karşı safıma geçtin ki. Hz. Ali Efendimiz de Muaviye de kardeşti. Hz. Osman Efendimizin şehit olunca, Muaviye toplandı geldi Şam'dan.
Dedi ki, bu Hz. Osman'ın katilleri bu topluluğun içerisinde. Bu topluluğu komple katlet. Ya katili versinler ya da hepsini kılıçtan geçir. Hz. Ali raddallahu anh hazretleri dedi ki, Biz içindeki katili bulacağız, onu katleteceğiz. Muaviye ile Hz. Ali Efendimizin yolu ayrıldı. Kardeşti bunlar, öyle değil mi? Ashabım yıldızlar gibidir. Ashabına söz söylemiyoruz. Ayrıldı yolları. Yollar ayrılınca, herkes kılıç kuşandı. Kardeş, Muaviye bir tarafta, Hz. Ali raddallahu anh hazretleri bir tarafta. Muaviye kime kılıç çekti? Ashab-ı abaya.
Kime kılıç çekti? Ehli beyte. Kime karşı asker topladı? Rabbim, İşte bu gördüklerin benim ehli beytimdir dedi. Sen ehli beytimden razı ol dedi. Rabbim, Ali'nin döndüğü yere hakkı döndür dedi. Gözlerine mübarek tükürüklerini sürdü. 11 yaşındakken bahadırlığa bak. Öldürülmek için Muhammed-i Mustafa'nın yatağına yatağın. Hz. Ali Efendimiz'e kılıç çekti. Nasıl kardeş göreceğiz? Müminler ancak kardeştir. Bana kılıç çekersen, kardeşlik akdini sen bozarsın.
Bana dilini uzatırsan, kardeşlik akdini önce sen bozarsın. Hem bana ağzını doldura doldura kafirsin diyeceksin, hem de kardeş olacaksın benimle. Hem ağzını doldura doldura şirk ehlisin diyeceksin, hem de benimle kardeş olacaksın. Hem benim memleketime kast edeceksin, hem de kardeş olacaksın. Hem müminlere kast edeceksin, hem de kardeş olacaksın. Bir tarafta müminler katledilirken, sen kenarda duracaksın, ondan sonra diyeceksin ki, biz kardeşiz. Ben kesilirken neredeydin kardeşim? Hem Yusuf'u kuyuya atacaksın, hem de kardeşiz diyeceksin. Kuyuya atarken hiç kardeşliğin aklına gelmedi mi?
Kuyuya attığın kimdi? 28 Şubat kuyusuna attığın kimdi? 28 Şubat kuyusundakken neredeydin kardeşim? Hangi karanlık dehlizlerde kimlerle tokalaşıyordun? 28 Şubat kuyusuna atıldığımızda biz, Yusuflar gibi, biz içerlerdeyken sen neredeydin? Biz yine affetmiştik. İştahat öyledir dedik. Eksik iştahat eden de bir sevap alır dedik. Eksik iştahat, din adına, İslam adına, eksik iştahat eden de bir sevap alır dedik. Aa, o zaman, müminler kardeştir, söyleyecek hiç lafım yok.
Biz affedelim, yine affederiz. Biz affettik, yine affederiz. Ama kardeş, bu kaçıncı hançer yiyişimiz? Bu kaçıncı etimizden et koparışınız? Bu kaçıncı? Bu kaçıncı bizim gündüzümüzü gece etmeniz? Bu kaçıncı? Neyle anlatabileceğiz şimdi? Neyle anlatabiliriz? Evet, biz kardeşiz. Tövbe et gel. Biz kardeşiz. Biz kim özür diler, geri dönerse affederiz. Kim gütmeyiz.
Ama özür dileyip, geri dönerse affederiz. Kim vermiş olduğu zararı tazmin ederse, biz affederiz onu. Ama sen bizim kardeşimizi katlettin. Ama sen bizim kolumuzu kopardın. Ama sen bizim yüreğimizi hançerledin. Bunu bir telafi et. Sen bir özrünü dile. Sen bir helallık al. Bir helallık al. Parada da değiliz biz. Pulda da değiliz. Helallık al ya. Gönlümüzü al bizim. Okşa. Biz kardeşimizin hiç olmasa kardeşliğini bilelim. Helallık al. Kardeşler iştahatta yanlışlık yapmışız. 28 Şubat'ta sizi yapayalnız bıraktık. Siz günler geçti, günler geçti, günler günleri kovaladı.
baktık ki mücadele edenler ortada kaldı ve onlar mücadelelerinde galip geldi. Sizin iştahatınız doğruymuş. Mücadele etmekle siz doğru iştahat ettiniz. Eğer mücadele etmemiş olsaydınız, bizler şimdi böyle rahat edemezdik. 28 Şubat hala da bu ülkede devam eder. Siz böyle bir tekkede, böyle halka açık sohbet edemezdiniz. Biz cemaat olarak yanlış iştahat ettik. Biz tarikat olarak yanlış iştahat ettik. İsabet ettiremedik. Biz X tarikat olarak isabet ettiremedik. 28 Şubat'ta pılımızı pırtımızı topladık. Böylece 28 Şubat'ta destek olmuş olduk. Biz X cemaatız. Biz 28 Şubatçılarla kol kol olduk.
Onların ne dediyse yerine getirdik. Ama zaman gösterdi ki mücadele edenler doğru yoldaymış. İştahatımız eksikmiş. Özür dileriz sizden. Biz o zaman da dedik. Bu bir operasyon, uluslararası bir operasyon. Bu uluslararası operasyonla kafirlerle beraber olmayın. Öğrendiğimiz din oydu çünkü. Ey iman edenler, siz Hristiyanları ve Yahudileri dost tutmayınız. Benim öğrendiğim din bu. Benim öğrendiğim ayet-i kerime bu. Ben onlarla dost olup mümin kardeşlerimin kolunu koparamam. Ben onlarla karanlık mahvillerde anlaşıp müminlerin başına cebelleş edemem onları. İstediğimiz yapmadınız sustuk. Yapmadınız sustuk.
Nincelerini yapmadınız hep sustuk. Hep bizi orta yerde bıraktınız yine sustuk. Hep sustuk. Ama demek ki bıçak kemiğe dayandı artık. Yeter aldatıldığımız diyoruz. Kardeş, seni ben ta yıllar öncesinden beri tanıyorum. Artık bundan sonra benim vatanıma, memleketime, dinime, imanıma, bir Müslüman kardeşime, bir mümin kardeşime, kafirlerle beraber ortak olup bir operasyon yaparsan, ben susmayacağım artık.
Ben bunu açıkça beyan edeceğim. Gezi'de beyan ettiğim gibi. Açık. Kim Gezi'yi destekliyorsa, ben onu desteklemiyorum. Kim Gezi olaylarının ucundan kıyından bulaştıysa, ben onu desteklemiyorum.
Açık. Senin orada açıklaman var mı? Var. Ne o? Gezicilerle bizim isteklerimiz aynı diyorsan, ben seni desteklemiyorum. Ben de diyorum ki, bu senin yaptığın kardeşlik değil. Neden? Bu ülkeye üçüncü köprü de lazım. Gezi'ciler neye karşıydı? Üçüncü köprüye. Bu ülkeye daha büyük havaalanı lazım. Gezi'ciler neye karşıydı? Büyük havaalanına. Bu ülkeye Mondoros mütarekesinden dolayı, Boğazlar Antlaşması'ndan dolayı, yeni bir tane boğaz lazım. Memleketini seven, vatanını seven, bu memleketin çocuğu olan, bu memlekete aşık olan bir kimse, o Abdülhamid Han'ın projesine destek çıkar. Bence üçüncü köprüden de, o enerji ihalelerinden de önemli.
Kanal İstanbul projesi. Dikkat edin, kim ona karşı çıkıyorsa vatan hainidir o. Kanal İstanbul projesine karşı çıkan vatan haini İngiliz bozmasıdır. Daha ağırını söyleyeceğim. Neden? Çünkü boğazlarla alakalı, açın okuyun boğazlarla alakalı antlaşmayı, tarih okuyun, biraz antlaşmaları okuyun. O, Kanal İstanbul var ya, hızla Türkiye'nin yollardan, köprülerden önce açması gereken, yapması gereken iştir. Ona karşı çıkan vatan hainidir. Sen dersen ki, gezicilerle ben ortakım, onların karşı çıktıklarına ben de karşı çıkıyorum, ben de derim ki kardeşim, sen vatan hainisin. Benim kardeşim değilsin.
Neden? Bu vatan için çok önemli o. Bu memleket için çok önemli. Bu memleketin bağımsızlığı bu. Bağımsızlığı. Ben bu memleketin çocuğuyum, ben bu memlekette öleceğim. Allah izin verirsen inşallah. Benim çoluğum, çocuğum, herkes burada. Ben bir tarikat, cemaat, AK Parti, Bek Parti, Cek Parti, o göze bakmıyorum ben. Ben memleketime hayırlı işlere bakıyorum. Kardeşiz. Ama sen, bu memleketin iyiliğini istemeyen bir şey de, sen, İngilizlerle, Almanlarla, Fransızlarla, Amerikalılarla, İsraillerle, ortak oluyorsan, biz hangi kardeşliğimizi konuşacağız? Yaşayan bilir. 28 Şubat'ta ben bir haftada, borcum 3'e katlandı benim.
Kıymetli dostlar. Borcum 3'e katlandı. Ben 28 Şubat'ta bir haftada iflas ettim. Dolar kaç paraydı? 1.700'dü. Kaç para dolar? 1.150. Ne kadar arttı? 350 lira. Bir adamın borcu ne kadar arttı? Biliyorsunuz mu siz şimdi, ticaret yapan bir kimse için? Kim verecek hesabını? Hepinizin cebinden yüzde 12 aldı bir el. Hepimizin cebinden yüzde 12 aldılar. Hırsıza bak, hırsıza bak derken, yüzde 12 ceplerinizden alındı.
Bütün ülkenin sermayesinden alındı. Yüzde 12. Susmuyorum şimdi. operasyonun içerisinde kimler varsa Allah hesabını görecek. Bu memleketin fakirin, fukaranın parasını kimler kimlerle ortak olup, hangi Yahudi'ye, hangi ipi sapı bilinmez kimseye peşkeş çektiyse hesabını görecek.
Ama buna sebep olan, buna vesile olan bu operasyonu kendi üzerinden gösteren, kendi üzerinden götüren kimse nasıl benim kardeşim olacak şimdi? Evet, ancak müminler kardeştir. Mümin, mümin kardeşinden emindir. Benim yanımda birisi var, emin değilim. Daha önce bir hançer vurmuş. Daha önce bir hançer daha vurmuş. Kaçıncı hançer olduğu belli değil. E ben kardeşim deyip de hala da ona sarılmam. Kardeşlik değil, saflık oluyor artık. Zulme sessiz kalmak oluyor. Zulme sessiz kalmak. Şimdi sessiz kalmıyor kimse. Kolay kolay da kalmaz bundan sonra.
Kalmaz. Kardeşliğimiz, sen bize zarar verdin sustuk. Şimdi senin verdiğin zarara karşı durduğumuz zaman mı aklınıza geldi? Bu soruyu soran için söylemiyorum. Umum için söylüyorum. Kardeş, bana zarar verirken kardeş değil miydik biz? Ben senin zararına karşı durunca niçin şimdi kardeşliğin aklına geldi? Bu elindeki ne senin?
Silah. Kime doğrultmuştun sen bunu? Bana kardeş kardeşe silahını doğrultur mu? Sen önce kendi elindekine bak. Sen önce kendi dilindekine bak. Sen önce kendi dilindekine bak mümin kardeşine ne söylüyorsun? Aksi seda döner sana kardeşiz. Kardeşsen o aksi seda da döner sana. Kardeşliğini göster. Kardeşliğimizi gösterelim. Ama en az benim de hakkım senden kardeşlik görmek. Ben hep İsmail'in kafasına vurayım. İsmail de hep desin ki ya hikmet vardır bunda ya. Şimdi buna sabredeyim.
Eli değmiştir belki de. Ben ikincisinde gözünü çıkardım. İsmail diyecek ki ya hikmet vardır belki de. Yanlışlıkla olmuştur. Üçüncüsünde kulağını kopardım ben adamın. Adam diyecek ki dur ya. Hadi kafamı vurdun ilk önce seslenmedik. Ya gözümü çıkardın seslenmedik. Kulağımı koparıyorsun şimdi. Bu elindeki ne? Ek kulağımı kesecek benim. Önceden kulak kesmek neyledi? Bıçakla, satırla, tüfekle. Şimdi başka bir şey. Şimdi uluslararası operasyon. Önceden kardeş kardeşi neyle?
Bıçakla tabancayladı. Şimdi uluslararası operasyonlar var. Bir bakıyorsun kardeş adam bomba bağlamış üzerine gidip patlatıyor. Hop dur ya. Bunu sana kim söyledi? Bunu sana kim söyledi? Gel burada patlat diye. Kardeşiz ama. E yeter. Bombalandığımız. Nereye kadar? Allah muhafaza eylesin. Bir kimse art niyet olmadan istemeden bir fitneye ya da dedikoduya sebep olsa bu günah kebair midir? İmanını tazelemesi gerekir mi? Bir kimse art niyet olmadan istemeden bir fitneye, dedikoduya sebep olmaz. Bilmediği, etmediği şeyde adam hiç dil uzatmayacak. Susacak.
Allah muhafaza eylesin. Böyle bir şeye sebep olduysa da o zaman muhakkak helallık alacak o kimselerden. Annesi ve babası vefat etmiş bir kişiye üç gün sonra baş sağlığı dilemek mekruh mudur? Yani o yaz üç gündür derler. O yüzden üç gün içerisinde baş sağlığı dilemekte fayda var. Ama bunu böyle, bunu mekruh noktasından bakmak da hoş değil zannımca. Sahih hadislerle bayanların namaz kılma şeklini anlatır mısınız delilleriyle? Bu konuyla alakalı muhakkak hanefilerde, şafilerde, malikilerde farklı noktalar vardır. Kardeşler bununla alakalı bir ilmihal kitabı alıp oradan okumaları daha faydalı olur. Bir camide görevliyim hizmetli olarak. Camide çocuklar gündüz gece top, çevresinde top oynuyorlar, gürültü yapıyorlar.
Cami cemaatini rahatsız ediyorlar. Çok bağırıyorlar, oynarken top. Hizmetli olarak ben olduğum için bu çocuklar bana çok zorluk çıkarıyorlar. Bazen hortumla sulayarak onlara engel oluyorum. Onları incitmeden hep ben bu arada, ben arada kalıyorum. Sabır diliyorum ama çok sıkılıyorum ve bu durum yüzünden çok fırça ve azar yiyorum. Çocukları da çok seviyorum. Ne yapmalıyım? Cami cemaatinden de bunları kov diyorlar, döv diyorlar. Bunlar nasıl insan? Yaşlılar, çocuk dövülür mü? Yazık. Sen dövme de, kovma da. Onlarla iyi geçin, onlara camiyi sevdir. Caminin etrafında onları da bu noktada muhafaza etmeye gayret et. Camiye katabilirsen kat. O yaşlı ihtiyarlar sevgisizliklerinden öyle yapıyorlar.
Onlar namaza 60'ında başlamışlar. Onlarda çocuk sevgisi yok, onlarda torun sevgisi yok. Olsaydı onlar da çocuklarını ve torunlarını camiye, cemaate getirirlerdi. Bir bak kaç yaşında adam? 60 yaşında, 70 yaşında. Torunu nerede? Yok yanında. Çocuğun nerede? Yok yanında. Demek ki çocuğunla iletişimin iyi değil. Çocuk babasını sevmiyor. Baba zulmediyor ki çocuk babasından kaçıyor. Baba dost doğru baba olmuş olsa çocuk da onunla beraber hayatına devam edecek. Onunla beraber gidecek. Baba da hata. Dede dost doğru bir dede olsa torunlar etrafında dönecek dede dede dede diye. Dede dost doğru bir dede olmadığından torunlar etrafında dönmüyorlar.
Anne dost doğru bir anne olursa çocuk etrafında dönecek anne anne diye. Nine dost doğru bir nine olsa etrafında torunlar dönecek nine nine diye. Kendimize bakalım. Bazen burada da işte gençlere kızanlar oluyor. Birine dedim torunun nerede senin dedim baktı. Namaz kılıyor mu torunun dedim. Ses yok. Oruç tutuyor mu ses yok. Bu yaşta dedim torunun var mı senin var dedi. Bak bu yaşta bu dedim tekkeye gelmiş. Burada hizmet edeceğim diye uğraşıyor. Senin torunun nerede? Ses yok. Sen iyi bir dede değilsin. İyi bir dede olmadığından dolayı buraya gelen gençlere bağıracağım çağıracağım diye uğraşıyorsun.
İyi babasın. Nerede çocuğun senin yanında? İyi bir annesin. Hani nerede kızın yanında? Ha içinden çıkacak çıkacak. İlk katil Adem'in oğlu. Eyvallah. Onu da unutmamakta fayda var. Adem'in bütün çocukları katil değil. Bir tanesi katil. Allah bizi iyi eder. Bir bayanın erkeklerle Facebook'ta da olsa, telefonda da olsa içinde kötülük olup olmaması önemli değil. Konuşması, sohbet etmesi caiz değil.
İstediği kadar kardeş gözüyle baksın caiz değil. Uzunmuş bu maşallah. Zikir, ibadet gözüyle mi bakılmalı? Zikir, ibadettir.
Zikir esnasında ilk beş tepke sesim, solum kesiliyor. Halsiz kalıyorum, bakıyorum benden büyükler yapıyorlar. Hız kesmiyor. Bunun hikmeti nedir? Sesin, solun kesilmiş. 16 HG 351. Ne olacak bu? Yerinden çekilecekmiş. Nefis meratiplerini bitirmek nedir? Yol sonsuz değil midir? Demek ki birilerinin bitiyormuş. Allah bizi yesin inşallah.
Kaçıncı beyt? Kaç? 280. Fakat bu sopayla o sopanın arasında pek büyük fark var. Bu işte o işin arasında pek uzun bir yol var. Bu işin sonunda Allah laneti var. O işin karşılığında ise vefa vardır. Allah'ın rahmeti saçılır. İnanmayanlar, inatla maymun huyludurlar. Huy, adamın içinde bir afettir. İnsan ne yaparsa maymun da inadından görür, onu yapar. Sanır ki onun gibi ben de yaptım. O inatçı suratla aradaki farkı nasıl bilecek? Sopadan kasıt Musa Aleyhisselam'ın elindeki asadır.
Musa Aleyhisselam'ın elindeki asaya bakınca büyücüler de kendilerine bir asa aldılar. Onlar da kendi asalarını attılar ortaya her asa kendince bir büyü yaptı. Ve Musa Aleyhisselam kendi asasını atınca o büyücülerin bütün büyülerin hepsini de yaladıp yutuverdi. O yüzden Hazreti Mevlana diyor ki her ikisi de sopadır ama diyor birisinde Allah'ın rahmeti, bereketi vardır. Öbürkünde Allah'ın laneti vardır. Allah'ın laneti olan nedir? Büyüdür. Büyücülerin sopasıdır. Büyücüler kimlerdir? Şeytanla ahitleşenlerdir. İkisi de insan gibi görünür. Birisi Allah'ın rahmetine gark olmuştur, mümindir. Öbürki ise şeytanla ahitleşmiştir. Şeytanın memesindedir ağzı. Hani az önce kardeşlikten de laf açıldı ya Hazreti Mevlana mesnevisinde der ki Sen der şeytanın memesinden ağzını çek Senin ağzın şeytanın memesindeyken nasıl seninle kardeş oluruz der.
Demek ki herkes insan, kimisi şeytandan emer, kimisi peygamberi zişan efendimizden. Kimisinin rızkı haramdır. O harama dalar, haram yer. Kimisi de helala dalar, helal yer. Helal yiyenden ibadet olur, aşk olur, muhabbet olur, zikir olur. Haram yiyenden de nefsaniyet olur, şeytaniyet olur, gaflet olur, zulüm olur. Haram yiyenler etraflarına zulm ederler. Helal yiyenler etraflarına rahmet ederler. Haram yiyenler zikir halakasından şeytan görmüş gibi kaçarlar. Helal yiyenler zikir halakasının ortasına oturuverirler. Haram zade olanlar bir velinin, bir mürşidin dairesinden uzaklaşıverirler. Helal dairede duranlar ise o mürşitten can sefası bulurlar.
O yüzden helal yiyenler bir gruptur. Haram yiyenler ise bir gruptur. Şeytana tabi olanlar bir gruptur. Allah'a tabi olanlar bir gruptur. Hiç müminlerle münafıklar bir olur mu? Hiç müminlerle kafirler bir olur mu? Hiç sahabelerle sahabe olmayanlar bir olur mu? Hiç peygamberlerle peygamber olmayanlar bir olur mu? Hiç Hz. Ali Efendimizle bir başka insan bir olur mu? Hiç Hasan ile Hüseyin Efendimizle bir başkası bir olur mu? Olmaz. İkisi de insandır. Ama birisinin başı arş-ı alâda dolaşıyordur. Öbürkünün başı cehennemin göbeğindedir. İkisi de insandır. Birisinin ayakları cennet-i alâda dolaşıyordur. Öbürkünün ayakları cehennemdedir.
O zaman iki sopa da bir olmaz. İki insan da bir olmaz. Hiç güzel ahlaklı bir insanla, güzel ahlaklı olmayan bir insan bir olur mu? Hiç tahkike erenle taklid ehli bir olur mu? Hiç hikmete rağm olmuş, hikmete bulaşmış bir kimseyle, hikmetin uzağından yakından uğramamış bir kimse bir olur mu? Olmaz. Allah muhafaza eylesin. İşte inatçılık edenler, inanmayanlar, inatçılık edenler, koruk kalanlar, onlar diyor maymun tabiatlıdır. Allah muhafaza eylesin. Huy adamın içinde bir afettir. Kötü huy insanın içerisinde bir afettir. Taklitçilik, inatçılık, kincilik o kimsenin içerisinde afettir.
Dünya sevgisi afettir. Makam sevgisi afettir. Mal sevgisi afettir. Bunları kaybetmekten korkmak afettir. Allah'tan korkmamak afettir. Allah'a ibadet etmemek afettir. Müminlere laf dil uzatmak afettir. Müminlere çelme takmak afettir. Müminler topluluğunu karşına almak afettir. Müminler bir yerde toplanmışlar, sen inat ediyorsun başka bir yerdesin afettir. O topluluğa karşı kendini hala daha haklı görmek ve o toplulukla mücadele etmek afettir. Dönüp özür dilememek afettir. Dönüp helallık almamak afettir. Dönüp insanlardan helallaşmamak afettir. İnsanın içerisinde kibir afettir.
Kendini beğenmek afettir. Ben hiç hata yapmam demek afettir. Benim iştahım hep doğrudur demek afettir. Allah muhafaza eylesin. Bazıları vardır ki sadece kendilerini helak etmezler. Etrafında ona inanan saf zürme de helak olur. Etrafında onun peşinden giden zavallı insanlar da helak olur. Bir haber Erzurum'dan. Koyunun bir tanesi en önde giden uçurumdan atlamış, bütün sürü atlamış. Müslüman bu değildir. İtaat maruftadır. Yani iyiliktedir. Bir şeyh efendi Kur'an ve sünneti imamların iştahını söylüyorsa itaat edilir. Bir hoca efendi Kur'an ve sünnet ve imamların iştahını söylüyorsa itaat edilir, dinlenir.
Bir devlet başkanı Kur'an ve sünnet ve imamların iştahı neticesinde ona itaat edilir. Bir erkek karısına ve çocuklarına Kur'an ve sünneti söylüyorsa ona itaat edilir. Bir kadın, bir anne çocuğuna Kur'an ve sünneti söylüyorsa ona itaat edilir. İtaat marufta yani iyilikte. İtaat Kur'an ve sünnet dairesinde. Ben size burada Kur'an ve sünnetin dışında bir şey söylersem, itaat etmeniz haram. Hatta bu şirk noktasındaysa siz de şirke düşmüş olursunuz. Ömer saparsa ne yaparsınız? Bunun da düzeltmesini biliriz. Birisi kılıcını çeker. Din nasihattır. Size birisi yalan yanlış bir şey söylerse ona itaat edilmez.
Şeyh'in bana tepenin başından atla derse atlarım. Hiçbir şey sana öyle demez. Yalan yanlış laf konuşma. Ben 50'ye yakın şeyh tanıdım. Hiçbirisini bir dervişini atla atla uçurumdan aşağı diyeni duymadım. Ben 18 yıl şeyh efendinin bizatihi yanında durdum. Allah rahmet eylesin. Hiç demedi bana Mustafa'nın uçurumdan atla oğlum diye. Bana hep Kur'an'ı ve sünneti tavsiye etti. Bana helalları tavsiye etti. Hiç demedi bana oğlum git şarap al git içki al. Nereden okuyor insanlar bunları bilmem. Hiç demedi bana git faize bulaş diye.
Şüphelilerden dahi uzak durmayı tavsiye etti bize. Şüpheli. Onlardan dahi uzak durmayı tavsiye etti. Eee benim şeyhim atla desatlarım. Kardeşim böyle bir soru yok. Böyle bir yol yok. Böyle bir şey yok. Nereden çıkardın bunu? İtaat marufta. İtaat iyilikte. İtaat iyilikte. O zaman herkesin kafasında bir kavuk olabilir. Sen her kavukluyu doğru zannetme. Herkes oturup Kur'an ve sünnetten sana bahsedebilir. Bunu iddia edebilir. Sen ölç, tart, biç. Git oku. Aklını kiraya verme. Gönlünü kiraya verme. Verme.
İncele. Araştır. Bak. Ne oluyor? Ne gidiyor? Ne anlatıyor? Ne istiyor? O zaman herkes, her sarıklı gördüğün sufi zannetme. Her beyaz, sakallı, pirifani şeyh zannetme. Her kafasına sarık sarıp benim gibi cübbe giyeni mürsidi kamil görme.
Her namaz kılanı evliyadan sanma. Sen Kur'an ve sünnete sımsık yapış. Sen Kur'an ve sünnete dimdik dur. Sen asla ve asla bu noktada maruf noktasında kal. İşte kötü huylar, kötü ahlak afettir. Kur'an ve sünnetin dışındaki her şey afettir. Afet. Ya sen ondan iyi mi biliyorsun deme. Git bak araştır. Kur'an ve sünnet tarihinde bir şey söylüyorsun. Adamın şeyhi var. Sen bizim şeyhefendiden iyi mi biliyorsun? Kardeşim senin şeyhini bilmem. Ben sana Kur'an ve sünnet anlatıyorum. Bizim hoca efendiden iyi mi biliyorsun? Kardeş senin hoca ve efendini tanımıyorum. Kim olduğunu bilmiyorum.
Sana Kur'an ve sünneti anlatıyorum. Yazmış adam. Neden dilinize persenek ediyorsunuz? Hiçbir şey istemeyenlerin peşinden gidiniz diye. Dedim ayet-i kerime. Dedim incitti mi sizi bu? Siz x kimselere mi laf atıyorsunuz? Kardeşim suizan yapma. Kimseye laf atmıyorum. Hiç kimse hiçbir ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Ayet-i kerime. Bütün peygamberler diyor ki bizim ücretimiz Allah'a aittir. Kur'an din adına ücret almamaktan bahsediyor bize. Kur'an ayet-i kerime. Bizim imanımız birinci derecede Kur'an-ı Kerim. Ben burada sohbet ediyorum ey ümmet-i Muhammed gelin bakalım burada sohbet var toplayın paraları.
Böyle bir şey benden duyduğunuz zaman bana da itaat etmeyin. Bu kadar basit. Getirin zekatlarınızı bana dediğimde getirmeyin. İtaat etmeyin. Bu kadar basit. Adam kendince ben bunu sohbetlerde çok kullanıyorum diye rahatsız olmuş. Dedim ümmet ne hale gelmiş. Ayet-i kerimeyi söylüyoruz rahatsız oluyor insanlar. Dedim toplamayın o zaman dedim ben de. Madem topluyorsunuz siz o zaman. Ve biz ona Allah yolunda harcıyorlar. Sen gördün mü dedim ben. Yazdım cevap. Sen gördün mü? Hayır neyi savunuyorum ki dedim bana. Gördüğünü savun. Ben sizden bir gün toplarsam sizde de ki ya topladın sen de.
Bitti. Demek ki tarafkirlik insanı helak eder. Doğruyu göstermez insana. Kim ümmeti aldanırsa çarpılır. Eninde sonunda çarpılır o. Kim ümmetin parasını yerse Cenab-ı Hak onu çarpar. Kim ümmetin parasını başka yerlere peşkeş çekiyorsa. Allah onun nününü sıkar. Kim ümmetin parasına kafirlere yardım ediyorsa. Allah onun nününü sıkar. Cenab-ı Hak onu perperişan eder. Allah onları dağıtır. Kim yetimin parasını, malını, mülkünü yiyorsa. Allah onu dağıtır. Sen ümmetin üzerinden, ümmetin parasınla, pulunla, malınla, mülkünle kafirlerle ortaklık yapamazsın. Onun hesabını Allah görür.
Sen, ben sohbet ediyorum deyip de, sen Allah için yapmış olduğun sohbetlerden para kazanıyorsan, Allah senin ciğerinden çıkarır onu. Sen ben Allah adına kitap yazıyorum deyip de, millete kitabı satarsan, Allah onun ciğerinden çıkarır senin. Sen Hazreti Mevlana'nın, ben şu hikayesini şerh ettim, bu hikayesini kullandım. Sen cayır cayır kitap satarsan, Allah senin ciğerinden döker onu. Sen ümmetten faiz alıyorsan, çoluğunun çocuğunun aklı gider. Allah ondan intikamını alır senin. Sen bir müminler topluluğuna zulmedersen, Allah senden intikamını alır. İntikamını alır senden.
Kim Kur'an ve sünnetin dışında bir şey yapıyorsa, ondan tövbe etmiyorsa, vermiş olduğu zararı telafi etmiyorsa, Allah onun tabiri caizse, ciğerini yara yara ondan alır. Alır, Allah'a iman edin. Allah'a iman bu. Allah zalimlerin zulmünün intikamını alır. Allah müminleri kandıran, aldatan, parasını, pulunu peşkeş çekenden intikamını alır.
Allah zikir ehline zulmeden, zikir ehline inim inim inneten, zikir ehlinin arkasından konuşturanın intikamını alır. İntikamını alır. Allah intikam sahibidir. O müminlerin intikamını ortada bırakmaz. O velilerin intikamını ortada bırakmaz. O aşıkların intikamını ortada bırakmaz. O fukara müminlerin sahibidir. Onların hakimidir. Onların koruyucusudur. Allah onlara zarar verenlerin intikamını alır. Allah intikam sahibidir. Dağıtır. İnlerine girer Cenab-ı Hak. İnlerinde dağıtır onları. İnlerinde dağıtır.
Birbirlerine düşürür Cenab-ı Hak. Hiçbir şey bırakmaz. Geldi bir arkadaş bana. Dedim siz 28 Şubat'ta bizi sattınız. Hakkımızı helal etsek dağıt dedim. Allah intikam sahibi dedim. Bizim çektiğimiz Allah gördü mü dedim. Gördü. Bizi sattığınızı da gördü mü? Gördü. Siz evlerinizde, eşlerinizde, çocuklarınızla dedim. Sicecik yatarken biz karakollarda sorgulanıyorduk. Biz iki zikir yapacağız diye dedim. Toplanıp sorgu merkezlerine gidiyorduk. Bunu da Allah gördü mü dedim. İnanıyorsan gördü. Bunun intikamı ne dedim. Alacak Allah. Alacak. Sen git Firavun'la ortaklık yap. Ondan sonra bana Musa kesil.
Yok öyle şey. Sen git Nemrut'la ortaklık et. İbrahim'lere at ateşe. Ondan sonra yok öyle şey. Senin beynine bir sivrisinek sokacak o. Ondan sonra sen yanı başındakine vereceksin balyozu. Bana vermeyeceksin. Deyeceksin ki vur kafama. Kafamın içerisinde bir sinek dolaşıyor diyeceksin. Kim vuracak? Yanındaki vuracak senin. Birbirinizi vuracaksınız. Bir başkası gelip vurmayacak. Allah'ın intikamı böyle bir şeydir. Sen o suda boğuluverceksin sen. Askerlerinle beraber boğulacaksın. Neden? Sen Musa'ya ve Musa'nın etrafındakilere sen bunu yaparsan Allah seni suda boğacak. Sen kendini Musa gibi zannedeceksin. Suyun üstüne dalacaksın sen.
Suyun üstüne dalınca Cenab-ı Hak kapatıverecek suyu üstüne. Sen kendini Musa zannedeceksin çünkü. Firavunken Musa zannedeceksin. Sen Nemrutken İbrahim zannedeceksin kendini. Sen Ebu Cehilken Muhammed Mustafa zannedeceksin kendini. Diyeceksin ki hikmetin sahibi benim. Hikmetin sahibinin kim olduğunu gösterecek Allah sana. Seni zelil edecek. Neden? Çünkü içindeki o kötü huylar, içindeki o kötü ahlak bir afat. Sen dolaşırken afat olarak dolaşıyorsun. Sen dolaşırken melekler sana lanet ediyor. Sen dolaşırken arz lanet ediyor. Bu diyor benim tepemde ne dolaşıyor ya Rabbi. Bu pislik, bu hain, bu Nemrut, bu Firavun, bu kafirlerle ortak olan, bu kafirlere destek çıkan, bu kafirlerle yan yana olan benim üzerimde neden dolaşıyor o?
Lanet olsun ona diyor. Kim? Toprak diyor. Güneş diyor ki ya Rabbi. Bu diyor mendeburumu ısıtıyorum ben. Gökteki melekler lanet olsun ona diyor. Neden? O müminleri kandırdı. O müminleri aldattı. O kendini evliyadan gördü. O kendini velilerden gördü. O kendini gitti tahta oturtturdu. O kendini gitti padişah zannetti. O gitti müminler topluluğuna savaş açtı. Dikkat edin dostlar. Bizim dinimiz, Kur'an, sünnet, icma-i ümmettir. Nedir? İcma-i ümmet. Ümmetin toplandığı yerde.
Toplanmaktır bizim yolumuz. Ehli sünnet vel cemaat olmaktır. Ehli sünnet vel cemaat ne demektir? Ehli sünnet demek, hukuki demek. Sünni hukuki demek. Vel cemaat, cemaat toplanmış bir yerde. Dikkat edin. Bu sohbetime dikkat edin. Bütün ümmet bir merkezde toplanmış. Bütün ümmet bir yerde toplanmış. Cemaat, cemaat olmuş. Eğer sen o cemaatten fikir olarak, düşünce olarak, tarz olarak, davranış olarak kendini ayırıyorsan, La la illallah Muhammeden Resulullah desen dahi helak olacaksın. Niçin? Sen müminler cemaatinden ayrıldın. Kim bizim cemaatimizden bir karış ayrılırsa, helak olur.
Hadis-i şerif. Buradaki cemaattan tarikat veya x cemaat, y cemaat değil. Müminlerin toplandığı bir yer var. Müminlerin toplandığı bir nokta var. Ama fikirsel olarak, ama düşünsel olarak, ama iştahat olarak, ama hal hareket olarak, Kur'an ve sünnetin dışında, Kur'an ve sünnetin içinde. Müminler, Kur'an ve sünnetin içerisinde bir yerde toplanmışlar.
Çoğunluk ümmetim yanlışta toplanmaz. Ümmetim eksikte toplanmaz. Ümmetim Kur'an ve sünnetin dışında bir yerde toplanmaz. Ümmet marufta toplanır. Ümmet marufta, iyilikte, güzellikte, doğrulukta toplanmış. Ümmetin çoğunluğu bir yerde, ümmetin çoğunluğu bir yerde dururken, Sen o çoğunluğa karşı çıkıyorsan, cemaatten ayrıldın. Dikkat edin. Hangi cemaatten? İslam cemaatinden ayrıldın. Sen Mustafa Özbağ'dan, oradaki işte Mevlevli'den ayrılmışsın. Bu mesele değil. Allah yolunu açık etsin. Nereye gidiyorsan git. Ama ümmet toplanmış bir yerde.
Ümmet bir yerde toplanmış. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen samimi Müslümanlar bir yerde toplanmış. Sen o toplanan yerlerden kendi kendine iştahat edip ben onlardan değilim diyorsan imanına dikkat et. Bunun iştahı yok. Dinle Kur'an, sünnet, icmai ümmet. Ümmetin toplandığı yerde toplanmak. Siz filmi geriye sarın şimdi yavaş yavaş. Anlayacağınız siz. Ümmetin toplandığı yerde toplanın. Bunu ister bölgesel bakın. İster cemaatsal bakın.
İster mesela. Bursa'da oturuyorsun. Bursa'da otururken ümmet bir yerde toplanmış. Herkes bir kimsenin arkasında toplanmış. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyor. Namaz kılıyor, oruç tutuyor. Müslüman bir kimse. Sen diyorsun ki hayır. Ben bunun peşinden gitmeyeceğim. Ya ümmet toplanmış. Hepsi de saf mı bunların? Yok. O gitmeyecek. Dikkat edin. Cemaatten ayrılıyor. Sürüden ayrılanı ne kapar? Kurt kapar. Topluluktan ayrılırsan seni şeytan kapar. Sen inananlar topluğundan ayrılırsan topluluğundan seni şeytan kapacak. Bunu ülkesel olarak görün.
Ümmet bu ülkede bir yerde toplanmış. Mısır'da Müslüman kardeşler toplanmış mı? Toplanmış. Neydi o darbe edilen cumhurbaşkanları? Mursi. Mursi seçmiş mi ümmet orada? Seçmiş. Ümmet onun arkasında toplanmış mı? Mısır'dakiler toplanmış. Sen Mursi'nin arkasında durmak zorundasın. Fars sana. Fars. Fars. Ben iştahat ettim. Sisi'den yanayım. Olamazsın. Mümin sen. Mümin sen olamazsın. Mümin sen olamazsın.
28 Şubat'tan önce herkes Erbakan hocanın peşinde toplandı mı? Müminler. Toplandı. Namaz kılanlar, oruç tutanlar, bir tarikata hasbelkader gidenler. Herkes arkasında durdu mu? Durdu. Senin de onun arkasında durman farz. Dı. Farzdı. Sen ben iştahat ediyorum, onun arkasında durmayacağım. Diyemezsin. Sen kardeşlik hukukunu, kardeşlik akdini bozuyorsun o zaman. Sen Muaviye gibi oluyorsun. Sen o zaman Yezid gibi oluyorsun. Neden?
Bir tarafta Ehl-i Beyt var. Nereye gidiyor sohbet görüyorsunuz mu? Sen bozamazsın akdini. Kardeş misin? Evet. Toplanmış mı? Kardeşlerin bir yerde senin? Toplanmış. Sen orada duracaksın. Farzayım sana. Farz. Bunu bir ülke olarak al. Bunu bir cemaat olarak al. Biz. Herkes burada bir kardeşin arkasında toplandı. Harika. Sen de o kardeşin arkasında toplanacaksın. Bu da cemaatin farzı. Bu da cemaatin farzı.
Hop. Yanlış mı? Değil. Toplan arkasında. Bu seni yanlışa götürüyor. Ne yapıyor? Ümmetten ayırıyor. Hop. Dur bakalım kardeş. Türkiye'de bütün Müslümanlar bir yerde toplanmışlar. Sen diyorsun ki ya biz burada toplanmayacağız. Oh nereye gidiyorsun? Beni nereye götürüyorsun? Bütün ümmetin toplandığı yerden beni koparıp nereye götürüyorsun sen? Daha hayırlı bir yere mi götürüyorsun? Beni götürdüğün yeri göster. Aa götürdüğün yer namaz kılmayansa, oruç tutmayansa, Kur'an ve Sünnet'e düşmansa Dur kardeş ya beni nereye götürüyorsun sen? Şeyhim, üstadım, pirim, başım gözüm üstünesin ama sen beni Firavun'un kucağına götürüyorsun.
Ben sana geldim Musa'ya götür diye. Sana Firavun'u götür diye gelmedim. Ben sana geldim, beni Muhammed-i Mustafa'yla buluştur diye. Beni Ebu Cehil'le buluştur diye gelmedim. Ben geldim, ben burada Mevlevilere katılacağım. Beni Muhammed-i Mustafa'nın yolunda buluştur. Beni Muhammed-i Mustafa'ya götür. Bana o yolu anlat diye geldim ben. Ya? E ben gelmedim Ebu Cehil'e gitmek için. Sen beni Muhammed'i yoldan ayırıp Ebu Cehil'e götürüyorsun. Din düşmanına götürüyorsun. Sen beni bu Muhammed'i yoldan alıp diyorsun ki gel burada dinsiz var. Dostlar bu nar insanın içerisinde yürüyen afettir. Bu düşüncede olanlar yeryüzünde afet taşırlar yanlarında.
Dikkat edeceğiz. O zaman bizi peygamberlerin yoluna, o velilerin, o evliyaların, o müminlerin yoluna götürecek o kimse. O zaman biz müminlerle, peygamberlerle beraber olanların yanında olacağız. Ümmetin toplandığı yerde toplanacağız biz. Eee ben gezicilerle bir araya gelemeyeceğim. Onlar benim yoluma gelsinler.
Ben onları davet ediyorum. Diyorum ki gelin kardeşler yakmayın, yıkmayın. Gelin Kur'an ve sünneti tanıyın. Gelin Allah'ı tanıyın. Resul'ünü tanıyın. Muhabbet etmeyi, sevmeyi tanıyın. Gelin namazı tanıyın. Orucu tanıyın. Gelin Kur'an'ı tanıyın. Gelin sünneti Resulullah'ı tanıyın. Yakıp yıkmakla, bu memlekete zarar vermekle siz bir şey elde edemezsiniz. Gelin kafirlerle ortak olup bu memlekete operasyon yapmakla elinize bir şey geçmez. Gelin müminlerin, müminlerin duasını alın. Müminlerin yan bakışını alırsanız Allah da size yan bakar. O zaman kardeş olalım. Gelin, şu kötü afetlerden içinize atın. Eğer hala da şeytanın memesindeyse ağzınız, bizim sizlerle kardeşlik hukuku kurmamız çok güç.
Hz. Mevlana'nın dediği gibi, sen önce ağzını şeytanın memesinden çek. Sen önce şeytandan beslenmeyi durdur. Sen önce şeytani, kaosçuların peşinden gitme. Biz seninle kardeş olmaya hazırız. İnsan ne yaparsa maymun da insandan görür, onu yapar. Sanır ki onun gibi ben de yaptım. O inatçı suratla aradaki farkı nereden bilecek? Takvitçiler o mürşidi kamillerinin yaptıklarını yapmaya çalışırlar. Taklitçiler, veliler gibi caka satmaya çalışırlar. Maymun tabiatlı onlar. Peygamber zanneder kendilerini. Maymun tabiatlı onlar. Onlar bir peygambere ümmet olmayı değil, kendilerince maymun iştahlı peygamber olduklarını zannederler.
İsmine, adlarına isim takarlar. Biz nebiyiz, biz Resulüz. Onlar maymun ahlaklıdır. İnat ederler. Onlara dersin ki son peygamber Muhammed Mustafa. Ayetle, hadiste sabit peygamberlerin sonuncusu. Ha ben peygamber değilim, nebiyim der bu sefer. Maymun gibi inatçılık yapar. Afatı içerisi içinde dolaştırıyor. Ona haber gönderiyorsun, yapma. Yapıyor. Kendini peygamber görüyor. Ona haber gönderiyorsun, yapma. Kendini kudretli ve kuvvetli görüyor. Ona haber gönderiyorsun, yapma. O kendini dinin tek hakimi zannediyor. Afat dolaşıyor içinde. İşte o da maymun suretli iç olarak.
Dışı insan, siret, içi maymun. Taklit ediyor, peygamber taklidi. Bana da ilham geldi, benim de kitabım var diyor. Ayet ayet yazıyor. Diyorsun yapmayın. Küfür, seni küfür ehli görüyor. Sen diyor bizim nebimize, bizim Resulümüze itaat etmezsen küfür ehlisin diyor. Cemaati topla, bizim Resulümüze itaat et diyor.
Diyorsun ya gel, yapma, etme. Böyle küfre düşüyorsunuz. Asıl kafir sensin diyor. Sen çünkü bizim Resulümüzü diyor, kabul etmedin. Hatta diyor ondan için deli demişsin diyor. Kafir demişsin. Ben kim peygamberlik iddia ederse, ya delidir ya kafirdir dedim. Kim ben peygamberim, ben nebiyim, ben Resulüm diyorsa, ya delidir ya kafirdir ikisinden biri. Ama yok, yok. Kim ümmetle çatışırsa, kocaman ümmet. Bir yerde toplanmışlar. Bir yerde toplanmış ümmet. Sen onunla çatışıyorsan ne diyeceğim ben sana? Ne diyeceğim? Hazreti Ali radiyallahu anh hazretlerine, kılıç çekene ne diyeceğiz şimdi biz? Hazreti Hasan ile Hüseyin Efendimiz'i şehveda şerbeti içiren, Hazreti Hüseyin ile radiyallahu anh hazretlerin yanında 72 tane şehveda şerbetini içirenlere ne diyeceğiz biz?
Ne diyeceğiz? La ilahe illallah Muhammedun Resulullah deyip namaz kılan, oruç tutan bir kimseye, sen kafir dersen, biz sana ne diyeceğiz? Sen çok rahat ağzını doldura doldura, La ilahe illallah Muhammedun Resulullah deyip namaz kılan, oruç tutan, ibadetlerini kendince yerine getirmeye çalışan bir kimseye, sen kafir dersen, biz sana ne diyeceğiz kardeş? Sana ne diyeceğiz biz sana? Ne diyelim sana yaz. Ben düşünüyorum kendi kendime. Diyorum ya siz namaz kılanlara kafir mi diyorsunuz? Nereye gidiyoruz biz? Ümmet bir yerde toplanmış, bunların hepsi de kafir diyor adam.
Toplananlar bir yerde toplanmışlar. Biz sana ne diyeceğiz şimdi? Mailler yazıyorlar, bir tane iki tane değil, isimsiz, şeysiz, tehditler gönderiyorlar. Mümin bunlar. Videolarımız elimizde yayınlayacağız bak işte. Yayınla. Ne videon varsa yayınla. Nereden kardeşiz? Hangi tehditler? Mümin mümini tehdit eder mi? Yeni moda çıktı. Numan Kurtulmuş için seks kaseti yapmışlar. Nereden?
Nasıl hesap vereceksin? Herkes için kasetler dolaşıyor. Nasıl hesap vereceksiniz? Nasıl içiniz el verecek? Ben de yayınlayın diyorum ben, yayınlayan yok. Geçen gün birine yazdım ağzımı vabını mı bozayım dedim yayınlaman için.
Kafir diyor adam çok açık. Nereye gidiyoruz? Allah bizi affetsin. Demek ki operasyonlar devam ediyor her taraftan. Satılık kalemşörler, satılık beyinler, satılık insanlar devam ediyor. Böylece bizi susturacaklarını zannediyor. Beni yani. Nelerden emir alıyorlarsa bunlar, bir yerlerden emir alıyorlar demek ki. Allah muhafaza eylesin. Bak, bu buyruğa uyar. Yapar. Oysa o inadına yapar.
İnatçıların başlarına toprak saati. Birisi Kur'an ve sünnete uyar. Birisi Allah'ın emirlerine uyar. Birisi Kur'an, sünnet, icma-i ümmet der. Birisi ehli sünnet ve cemaat der. Birisi ya Rabbi beni peygamberlerin yolunda, o velilerin, o inametlerin yolunda eyle der. Birisi Kur'an'ın, sünnetin, ashabın, pir efendilerin yolundan gider.
Ama birisi de inadından, küfrün içine dalar. Birisi hevay-ı hevesine uyar. İkisi birmiş gibi görünür. Biri buyruğa, Allah'a, Resulüne itaat ettiğinden yapar. Öbürkü de gösterişten yapar, inadından yapar. Müşriklinden yapar. Allah muhafaza eylesin. Münafık, Allah buyruğunu uyanla beraber namaza durur. Fakat gösteriş içindir bu. Yalvarmak için değil. Birisi Allah'a kul olduğunu göstermek için namaz kılar. Ya Rabbi ben sana kulum. Sen emrettin namaz kılıyorum. Sen emrettiğin için oruç tutuyorum. Sen emrettiğin için senin istediğin gibi yaşamaya çalışıyorum. Bu işin en alt zemini öbürkü de onların içerisinde bulunmak için bulunur.
Münafık. Bir düdüklen gider o. Münafık. Bir sıkıntıda satar seni. Münafık. Bir küçücük problem de akça gavak yaprağı gibi döner. Siz akça gavak yaprağını bilir misiniz? Kara ağaç derler. Onların bir tarafı yeşildir, bir tarafı beyazdır yaprakları. Onun ağacı serptir, yapraklarının bir tarafı beyaz, bir tarafı yeşildir. O rüzgar estinde yeşilli beyazdır, yeşilli beyazdır. Ne yeşil ne beyaz olur. Yeşilli beyazdır rüzgar esttiğin zaman. Rüzgarın yönüne göre ya yeşil olur ya beyaz olur. Çivi çakamazsın o ağaca. Bildiğin çivi çakamazsın. Öyle derler akça gavak yaprağı gibi rüzgarın estiği yere yöneliyor. Durduğu yerde durmuyor. Münafık. İstikameti yok.
Bir düdük eve. Birisi höp dese haydi çeker gider o. Korkaktır. Münafıklar korkaktır. Saklı gizli iş yapanlar korkaktır. Dini ayan beyan yaşamayanlar ya korkaktır ya sakladıkları bir şey vardır. Bir sohbetin, bir zikrullahın, bir cemaatin, bir caminin kapısı açık değilse, kapısı açık değilse uzaktır orada. Neden? Orada kirli işler dönüyordur. Orada karanlık işler dönüyordur. Orada akçeli işler dönüyordur. Orada karanlık mahvillerde, karanlık dehlizlerde, karanlık anlaşmalar vardır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri müminlerden bir şey saklamadı. Mescid-i Nebevi'nin kapısı sabaha kadar açıktı.
Sohbet edilecekse, herkese orada zikrullah yapılacaksa, herkese orada savaşla gidilecekse, herkes orada. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kapısını hiçbir Müslümana kapatmadı. Müslümanlar ayırt etmedi. Zenginler bir yere, fakirler bir yere demedi. Doktorlar bir yere, hastalar bir yere demedi. Öğretmenler bir yere, öğrenciler bir yere demedi. Ümmetin içerisindeki yüksek kapasitedekiler burada, alçak kapasitedekiler orada demedi. Mekkeli müşriklere, zengin müşrikleri din anlatmak için onlara döndü. Cenab-ı Hak hemen ikaz etti. Ey Habibim! Sakın ha o yerden yüzünü döndürme! Allah senin kalbini onlara çeviriverir!
Nereden çevirdin sen kafanı? Nereye çevirdin kafanı sen? Kimi ayırt ettin sen? Hangi zenginlerle peşkeş çektin dinini? Hangi zenginlere ulaklık yaptın? Hangi zenginlere sen dinini sattın? Hangi makam sahiplerine peşkeş çektin kendini? Din açık açık! Sen dinini anlat! Sen dinini tebliğ et! Götüreceklerse götürsünler! Zulme uğraacaksan uğra! İşkenceye uğraacaksan uğra! Cezaevine atılacaksan atıl! Yerlerde mi süründürecekler süründürsünler! Davan hak mı? Hak!
Yürü! Madem ki sen hakka inandın! Davan hak! Satma! Hak davanı üçe beşe! Satma hak davanı sen! O zengine o makam sahibine hoş görüneceğim diye! Münafıklık etme! Kim birisi zengin diye onun onun önünde temanla ederse dininin yarısı gider! Hadis-i şeref!
Sen zengin diye ona elini avucunu ovuşturuyorsan, onun önünde temanla ediyorsan sen! Dininin yarısı gider! Sufilerin dili keskindir! Neden keskindir? Davaları haktır çünkü! Davaları haktır! Hazreti Peygamber'e tehdit ediyor Cenab-ı Hak! Ey Habibim sen olmasaydın kainatı yaratmazdım!
Sevgilim dedi! Sevgilim dedi! İsmini ismine hak attı! Ve insanların, yaratılmışların varlığın en yücesi! İki yay mesafesinde kalan! Ve Allah ona sarttı dedi! Sarttı Necmi suresinde! Ve sen gel, takın yanına da gel! Senin üzerinde ne varsa ne yoksa sen gel! Ey Habibim! Ve Cebrail Aleyhisselam'ın bundan sonrasına benim gücüm yetmez! Bundan buraya kadar ben hiçbir kimseyi çıkarmadım! Buraya kadar çıkardığım bir tek sensin ya Resulallah! Bundan sonrasına da benim gücüm yetmez! Benim takatım yetmez! Benim sınırım buraya kadar! Sen varlığın en yücesisin! Bundan sonrasına sen kendin gideceksin dedi!
O Peygamber'i, o Peygamber'i, o Muhammed'i Mustafa'yı, Allah tehdit etti! Tehdit etti, tehdit! Dedi ki, o zikredenler var ya, evet! Onlarla beraber nefsini sabra zorla! Sen o zikredenlerle beraber otur! Sen o fukaralarla beraber otur! Sen o dinini yaşamak arzusuyla! Ciğeri canım canım yanan! O can yangınlarının içerisinde dur! Sakın! O Mekkeli müşriklerin zenginlerine doğru kafanı çevirme! Sakın insanların zenginliklerinden dolayı onlara iltimas geçme! Sakın insanların makamlarından dolayı onlara iltimas geçme! Sakın insanların parasından, pulundan, makamından, mevkisinden dolayı! Onlara iltimas geçme dedi!
Kalbini onlara çeviriverir! Tehdide bakın! Kalbini onlardan ediverir! Seni onların güruhuna atıverir! Seni o müşriklerin güruhuna atıverir seni! Kafirlerin güruhuna atıverir seni! 28 Şubatçıların kucağına atıverir seni! Masonların kucağına atıverir seni! Kafirlerin kucağına atıverir seni! Atar! Neden? Sen çünkü Müslümanların arasında saf yarıyorsun! Hainlik yapıyorsun! İhanet ediyorsun sen! Sen münafıklara dost oluyorsun! İhanet ediyorsun! Etme! Müslümanları satıyorsun! Satma! Müslümanları hançerliyorsun!
Hançerleme! Zikir ehlini hor hakir görüyorsun! Görme! Velilere düşman oluyorsun! Olma! Kendini kibir deryasına atmışsın! Atma! Şeytanla kol kola geziyorsun! Gezme! Uyan! Kendine gel! Allah'ı zikret! Allah'ı tesbih et! Peygamber'e uy! Muhammed-i Mustafa'nın Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin Haliyle hallen! Sen Hemen yanında namaz durana Hemen iman eden deyip de Onun münafıklığını Görmemezlikten gelme! İnananlar namazda da Oruçta da Haçta da Zekatta da İki yüzlülerle Utup utulmadılar İnananlar Sonunda kazanırlar İki yüzlülerse Sonunda mat olur gider İkisi de bir oyunun başında İkisi de beraber Amma Mervi'yle reyli gibi hani İkisi de bir oyun Bu insanlar bu dünyada bir oyunun içinde Oyunun birisi haktan yana Birisi şeytandan yana Bir oyun oynuyor Birisi hakkın buyruklarını ezberlemiş Onun replikleri hakkın buyruğu Birisi hakkın söylediklerini ezberlemiş
Onları bellemiş Onun dediği gibi yapıyor Birisi de Aslında kalpten inanmamış Şeytanın dediklerini yapıyor Birisi iyiler safında Birisi kötüler safında Her ikisi de oyunda oynaşta ama Birisi cennet ehli Birisi cehennem ehli Her ikisi de bu dünyada yaşıyor Ama birinin gideceği yer cennet Birinin gideceği yer cehennem Sen cennet ehli tarafını seç Sen Muhammedi tarafa geç Sen Kur'an ve sünnet tarafına geç Sen iman ihlas tarafına geç Sen memleketinin vatanını sevenler tarafına geç Sen müminlerin toplandığı yerde toplan
Aldanmazsın Sen ümmeti Muhammed'in toplandığı yerde toplan Sen aldanmazsın Sakın Kendi kendine özellik Kendi kendine özertlik Kendi kendine alimlik taslama Kendi kendine şeyhlik Kendi kendine velilik Tastlama Sen o Muhammed-i Mustafa'nın yolundan gidenlerden eyle İnşallah 290'dan devam edeceğiz Sürçü lisan ettiysek Af ola Maymun tabiatlı olmak ne demektir Herhalde anlaşıldı sohbetin sonunda Esnevide alemlerin Rabbinden inmedir Onun önünden arkasından batıl yaklaşamaz Yazıyor Bunun ne anlama geldiğini açıklayabilir misiniz?
Allah'ın ilhamı ile yazıldığını söylüyor Abdullah Baba'nın tarihini tam olarak bilmediğim bir sohbetinde Hazreti Mehdi'nin zuhuruyla alakalı Suriye'de çıkan bir savaştan sonra olacak diyor Bu konu hakkında bilgi verir misiniz? Bununla alakalı bir 10 derslik bir sohbetimiz var 10 yıllık konuştuyduk onu 10 yıl doldu mu bilmiyorum Dolmadı herhalde daha Efendim?
2007 Haziran'mış mı? Daha 10 yıl dolmamış demek ki Oraya bakabilirsiniz bu konuyla alakalı sohbetleri Demek ki 2017'de tekrar bir daha sohbet edeceğiz öyle mi? Gelecekle alakalıydı herhalde değil mi? O sohbetler evet Onlara bakarsınız Sürç-i lisan ettiysek affola Sohbetlerimiz hiç kimsenin şahsına Sohbetlerimiz hiçbir cemaate, tarikata Hiçbir kurum ve kuruluşa hedef alarak söylenmiş değildir Biz Kur'an ve sünnet dairesinde Kendimizce bildiğimizi aktarıyoruz Bizim bir tarafımız varsa Benim tarafım Kur'an, sünnet, vatan, millet
Benim tarafım Kur'an, sünnet, vatan, millet Benim siyasetim de Benim hayatım da Kur'an, sünnet, vatan, millet Başka bir şeyim yok O yüzden Hiçbir kimse Ya x kimselere laf söyledi Y kimselere laf söyledi diye Kendince yorum yapmasın Benim yorumum açık Ben bilebildiğimce Anlayabildiğimce Kur'an ve sünneti anlatmaya ve aktarmaya çalışıyorum Allah hepimizi de Ben de dahil Hakkıyla ihman edip Yaşayanlardan eylesin inşallah El Fatiha Allah'a selamat

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi