Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi Sohbeti - 24 Ağustos 2013

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 25 Ağustos 2013 · 1:52:48

Allah gecenizi hayır etsin inşallah, Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin, Cenab-ı Hak maddi manevi, Ümmet-i Muhammed'in dertlerine derman olsun inşallah. Bahçede yanımda oturan teyzenin ricası, bahçede meyveleri hiç büyümeyen yemiş ağacının ve ceviz ağacının altında çok fazla dedikodu yapıldığını, bu sebeple evliyaların bu durumdan çok rahatsız olduğu için, işaret olarak bu hikmeti gösterdiklerini duyduk.
Doğru mu? Bu mübarek mekanda insanların yüksek kahkahalar patlatıp, dedikodu yapmaları doğru mu? Kim olduğumu deme, emi, kızım ayıp olur diye rica etti teyzemlemiş. Evet, Ümmet-i Muhammed'in en büyük manevi dertlerinden birisi bu. Bunu gönül arzu eder ki en aza indirelim.
Gönül arzu eder ki hiç olmasın, ama hiç olmazsa aza indirelim. Geçen gün bir arkadaş daha ağırını söyledi bana. Hizmet eden burada kardeşlerden bir arkadaş, bana ne yapalım, bize bir tavsiyede bulun diye bana geldi. Tabi muhakkak dedikodu ağır da, malum buradaki hiçbir şey ücretli değil.
Çay, sema, lokma, buradaki hizmet edenler. Tekke kültürü bu çünkü. Ama bazı bayanlar saat işte 11'de burası kapanma süreci, 12'ye kadar temizlik, 11'de kapanıyor normal günlerde, 12'de kapanmış olacak. Burada sohbet eden, konuşan, buradan ayrılmak istemeyen bayanlar, çay istemişler.
Onlar da demişler ki işte ocak kapandı, çay yok, nasıl bana çay yoksunuz diye bardağı yere vurmuş. Kendimize hakaret olarak kabul ettiğimizi düşünmüyorum, yanlış anlaşılmaz. Dedi ne yapalım? Dedim sabredin, hiçbir şey demeyin dedim. Ya işte bir grup var burada, şimdi o aynı grup. Herkes şikayetçi bu gruptan. İşte aynen herkesin bana söylediği şey bu. Ağacın altında toplanıyorlar. Ağacın altında toplandıktan sonra her daim dedikod ediyorlar.
Hatta diyen dedi ki, en çok da senin dedikodunu yapıyorlar dedi. E biliyorum dedim ben daha. Bizim kaderimiz bu dedim. Nasıl bizim kaderimiz? Yani bu böyle kader derken şey değil. Hep insanlar normalde kendilerince... Yok komple dışarı çıkartacağım buradan.
Onların cahilliğine bırakıyoruz. Din öğretilmemiş. Adap, erkan, edeb öğretilmemiş. İnsanları dinden uzaklaştırırlarken, İlk önce edepten uzaklaştırırlar.
Önce ayıptan uzaklaştırırlar. Mesela bir ailede bu ayıp olur, yapma. Bu edepsizlik etme. Bakın daha günah kebari yok, daha günah yok da. Bir ailede bu kalkarsa, günah-ı kebairler işlenmeye başlar. Günah-ı kebairler makul görünmeye başladığında, Din ortadan kalkmıştır artık.
E şimdi, bunu suçlayaraktan söylemiyorum. İnsanları batılı etmek için, Modernize etmek için, Modernist olacağız derken, Biz insanların, yani bu topluluğun edebini aldılar. Yok edep. Yani bunu, Otuz yıl önce hiç kimse düşünemezdi. Otuz yıl önce. Bir kız çocuğuyla, bir erkek çocuğunun, Yolda öpüşe öpüşe gideceğini kim söyleyebilirdi? Kimse söyleyemezdi bunu. Şimdi nişanlı kız, Oğlan belli nişanlılık, Düzüyorlar. Kızın da oğlanın da ailesi orada. Onlar öpüşe öpüşe gidiyorlar.
Ama önde ama arkada. Modernistim gibi geliyor insana. Oysa bilmiyorlar. Ayıp denilen, Edep denilen şey, Yavaş yavaş, Ortadan kalktı. Şimdi günah-ı kebairler çok rahat bir şekilde yaşanıyor. Şimdi bir kimse günah-ı kebair yaşıyor. O günah-ı kebairi yaşarken, O kimse, Kendisi rahatsız değil artık. Gıybet etmek, Zina etmekten, Otuz kat daha ağır bir günah. Yani birisinin hakkında deseniz ki, Bu zina ediyor. Zina ediyor diyen, Zina edenden daha günahkar oluyor.
Bakın, Zina edenden, Daha günahkar oluyor. Bu zina ediyor denilince. Velev ki doğru. Doğru olduğundan gıybet. Eğer o zina etmiyorsa, Zaten iftira oluyor. Bu daha da büyük günah. Ama insanlar artık günahları, Peynir ekmek gibi yiyorlar. Peynir ekmeği yerken, O kimsenin, Rahatsızlığı varsa perhiz ediyor. Tansiyonum var, Tuzlu yemeyeyim diyor. Şekerim var, Ekmek yemeyeyim diyor. Ama manevi perhizden uzak herkes. Gıybet edince, Şekeri yükselmiyor. Gıybet edince, Tansiyonu yükselmiyor. Gıybet edince, Kalp ritmi bozulmuyor. Gıybet edince, Başı dönmüyor.
Gıybet edince, Bir yetmişlik içen kimse gibi, Sekiz çizmiyor yolda. Bir sarhoşu görseniz, Dersiniz ki ya, Tüh ya, İçmiş. Ben bazen, O sarhoşa canım kurban, O sarhoşa canım kurban, Onun altının, Ayağının altına paspas olurum derken, Sarhoşlar, Ayıkım diye dolaşan, Haramzadelerden daha iyiler.
Adam içer, O, Benim yaşadığım hayat öyleydi. Bizim masamızda, Kimse gıybet edemezdi. Bizim masamızda, Kimse iftira edemezdi. Bizim masamızda, Kimse dedikodu edemezdi. Edemezdi bakın. Ben gıybeti, Dedikoduyu, İftirayı sınırsız, Sorumsuz, Müslümanların içinde gördüm.
Dini yaşıyorum, Diyenlerin içinde gördüm. E tabi, Niyet, Şimdi meseleyi çok uzatmak istemiyorum. Buraya gelenlerin, Niyeti. E buraya gelenlerin, Kimisi sohbet dinlemeye geliyor. Kimisi burada, Sema izleyip, Allah'ı zikretmeye geliyor. E kimisi de geliyor, Bahçe güzel, Ondan sonra, Hizmet güzel. Eğer çayları saatinde, Dakikasında gelmezse, Çok rahat, Hakaret edebileceği, Dilsiz, Dudaksız, Hizmetliler güzel. Evde çocuklarına, Kızlarına, Eşlerine, Laf geçiremeyin. Geçiremeyen. Evde önüne, Bir bardak çay konulmayan insanlar, Burada hizmet edenlere, Evlerinde yapamadıkları, Edepsizlikleri, Ve terbiyesizlikleri yapıyorlar.
Onlara da seslenen yok, Nasıl olsa. Hiç kimse, Hiçbir bayan, Evde herhangi bir çamaşırını, Veya kendisinin atacağı, Herhangi bir şeyi, Tuvaletinin deliğine atmaz, Tuvalete, Orta yere bırakmaz. Bunlar, Konuşulacak şeyler değil ama, Bir topluluğun medeniyeti tuvaletinden geçer. Siz bir medeni toplumsanız, Siz bir medeniyet kurma yolundasanız, Tuvalet adabınıza bakacaksınız. Tuvaletleriniz temiz ise, Her şey yerli yerinde ise, Siz medeni olmaya başlamışsınız demektir. Hiç kimse evinde, Çok affedersiniz, Kendi pisliğini, Elini uzatıp da, Duvara silmez.
Burada siler. Hiç kimse, Herhangi bir, Üzerinden çıkan, Anlıyorsunuz siz, Atılması gereken bir şeyi, Orta yere atmaz. Burada atar. Hiç kimse çocuğunu evinde, Orta yere, Bevlettirmez. Büyük tuvaletini yaptırmaz. Burada yaptırır. Hiç kimse, Çerez kabuklarını evde, Salonun ortasına atmaz. Burada yer atar. Hiç kimse, Evde hizmet eden eşine, Çayımı neden geç getirdin deyip de, Bağıramaz. Burada bağırır. Hiçbir bayan, Evde kızına, Eşine, Oğluna, Hiçbir şey diyemezken, Burada hizmet edenlere der.
Sakın şikayet ettiğimizi zannetmeyin. Biz onu, Bu yolda, Halkın eziyetlerine, Katlanmak disturunun, Disturunun içerisine koyaraktan, Konuşmuyoruz. Böyle davranan, Bir kimsenin yüzüne, Dari bir şey söylemiyoruz. Yüzüne, Dari bir şey söylemiyoruz. Diyoruz ki, Şu kapıdan, İçeri girdi ya, Allah, Gönlüne de, O yumuşaklığı, O merhameti verecek. Bir gün, İnşallah, O da, Öylesine bir, Allah, Diyecek, Bütün günahları, Dökülecek. Bizler burada, Sabredenlerden olacağız.
Bizler, Şikayet eden değil, Hizmet edenlerden olacağız. Biz, Burada, Başımıza çıkıp, Tepinseler dahi, Diyeceğiz ki, Değil mi ki, Allah'ın tekkesine geldiler? Bunlar yeni şeyler değil. Hani, Bedevinin birisi geldi, Bunu ona bağlayın. Burada, Hizmet eden, Burada, Koşuşturan, Burada, Çay dağıtmaya çalışan, Tuvalet temizlemeye çalışan, Burada, Bahçeleri temizleyen, Buralarda, Bir şekilde, Hizmet edenler, Peygamberi, Bir vazife yapıyorsunuz.
Bu, Peygamber mesleğidir. Bu, Öylesine bir, Ulvi iştir ki, Hizmet etmek. Öylesine bir, Ulvi iştir ki, Her, Baba yiğidin, Yapabileceği bir şey değildir. Her, Nefsin, Kaldırabileceği bir şey değildir. O, Hizmette koşan, İnsanlara, Kibirliler, Allah'tan uzak, İnsanlar, Allah, Resul tanımazlar, Allah yolunu bilmezler, Bilmeyenler, Firavunlaşmış, Gönle sahip olanlar, Nemrudi bir kalbe sahip olanlar, Onları horhakir görürler.
Onlara hakaret ederler. Onlara tepeden bakarlar. Çaycı canım, Ortalığı temizleyici, Tuvalet temizleyicisi. Ne yapıyor bunlar? Ya bu işte, Tuvaletleri temizliyor, Basit bir adam. Bu ne yapıyor? Ya bırak, Bu sema ediyorlar işte, Bunlar burada dönüyorlar orada. Ya bunlar bir de tutturdular, Bir de zeybek oynuyorlar, İşte dansözlüğe kalktılar. Biri öyle dedi bana. Peygamberi bir iş yapılıyor. Geldi, Bedevinin birisi. Bedevi ne demek biliyor musunuz? Bedevinin manası ne biliyor musunuz? Bedevinin manası köylü demek değildir. Bedevi eğitimsiz, Katı yürekli, Cahil, Gattar, Sevimsiz, Tibirli, Paylaşmayı bilmeyen, Cömert olmayan, Zalim, Hain, Her türlü çıfıt, Her türlü pislik bulunan kimse demek.
Bedevi köylü zannediyoruz biz. Köylü de, Edeb var, Edeb. Köylülere hakaret etmeyin. Köylerde ahlak var şimdi. Bir köye gidiyorsun, Adam seni yabancı yok. Vay! Aynı tabir şu. Hacı efendi hoş geldin ya. Gel bakalım otur. Hayırdır? Diyorsun ki ya, İşte ben buradan geçiyordum. Köyünüz hoşuma gitti. Bir oturayım çay içeyim dedim. Misafire çay getirin. Nereden geliyorsun? E, Bursa'dan geliyorum. Ne iş yapıyorsun? Avcıyım. Hayırdır ya, Hiç avcı kıyafeti yok. Benim kıyafetim içimde. Nasıl yani?
Ben avluyorum. Nasıl avluyorsun? Ben Allah avcısıyım. Nasıl Allah avcısısın ya? Hop, Süleyman gel ya, Burada bir muhabbet var. Gel gel. Ulan filancayı çağırın ya. O bu işlerden anlar. Haydi imamı çağırın. En son imam geliyor. Allah avcısı. Toplanıyorlar. 10 kişi, 15 kişi. Bir gün böyle domino oynuyorlar. E dedim domino oynanan yerde dedim. Böyle muhabbet olur mu ya? Kapatın lan şu dominoyi filan. Köylü. Köylü dediniz kimse. Samimi söylüyorum. Bozulmamışlar daha. Edep, adap var. İşte bedevi, Parantez içerisinde tarif ettim kimse. Geldi, Mescide işedi. Mescide işeyince, Sahabelerin canı sıkıldı hemen.
Hz. Peygamber durun dedi onlara. Bir ıbrık su aldı. Bir de eline ne aldı? Çalı süpürgesi gibi süpürge aldı. Bedevinin işediği yere su döktü. Karıştırdı süpürgeyle. Çamur haline getirdi. Yani, Necis'in necasetten çıkardı. Bedeviye, İbadethanelere bevledilmemesini anlattı. Bedeviye, İbadethanelerde nasıl davranılması gerektiğini anlattı. Biz, Burayı bir ibadethane görüyoruz. Burası Kadir-i Rufay tekkesi olarak kurulmuş. Sonradan Mevlev-i Hane'ye çevrilmiş. 450 yılın, 350 yılı, Mevlev-i Hane olarak hizmet etmiş.
Bir Mevlev-i Tekkesi. Siz, 450 yıllık bir tekkenin içerisinde misafirsiniz. Biz de dahil. Burası bizim değil. Burası hizmet edenlerin ve hizmet alanların yeri. Burası bir Mevlev-i Hane. Ama gün gelecek, Bazı bedeviler gelecek buraya. O bedeviler, Bu mescide, Bu ibadethaneye, İşecekler. Bu zahiri olan. Diyeceksiniz ki ya, İşenir mi? İşeyen, Başımızın tacı.
Neden? O zahiri necaset. Ona, Yarım maşrapa su, Bir de süpürge, O necasetlikten çıkarırsın. Gelir adam, Tekkenin göbeğine, Eder. Temizlersiniz siz onu. Necaset hükmünden çıkar. Ama farkında değil. Adam buraya geldiğinde, Daha büyük günah kebahirler işliyorsa, Kendi gönlüne, Kalbine bevle diyor. Onun tövbe etmesi gerekir. O yüzden, Ümit ediyoruz ki, Buraya her gelen, Hiç olmazsa, Zikri işitiyor ya, Zikir meclisinde bulunmuş hükmünde oluyor ya, Cenab-ı Hak inşallah, Af olmuş olarak, Onları buradan, Geri gönderir.
Ama, Lütfen, Yine de siz, Din nasihattır. Tatlı bir şekilde, Söylememiz lazım derseniz, Size çok büyük bir tepkide bulunurlar. Nasihat, Anlayanadır. Nasihat, Dinleyenedir. Siz o dedikodu eden, O teyzelere, O her gün kaynatan amcalara, Bunu söylemeye kalkarsanız, Size çok aşırı, Aşırı, Tepkide bulunurlar.
Biz söyleyemeyiz. Bizim arkadaşlarımız, Kardeşlerimiz söyleyemez. Onların şerlerinden, Allah'a sığınıyoruz çünkü. Korkuyoruz, Şerlerinden. Evet, Açık söylüyorum, Arkadaşlara diyorum, Sakın bir şey söylemeyin. Siz diyorum, Edebinizi, Terbiyenizi, Kaybedersiniz. Size öyle laflar, Söylerler ki, Siz zivaneden çıkabilirsiniz diyorum. O yüzden, Sakın diyorum, Bir şey söylemeyin. Bakın, Tavsiye ettiğim şey bu. Allah bizi affetsin. Evlenecek çiftlerde, İlim üstünlüğü, Bayanda olursa, Bu konuda, Denklik olmazsa, İleride bir sorun, Kaynağı olur mu?
Eğer, Bayan, Bunu kendisinde, Öyle gördüyse, Nefsine uymuş. İlim, İlim bilmektir, İlim kendin bilmektir, Sen kendini bilmezsen, Bu nice okumaktır. Sakın, Kendinizi öyle görmeyin. Buradan, Rüya okumuyorum, Buradan rüya tabir etmiyorum, Hakkınızı helal edin.
Bu okuduğum soruymuş da, İlim bilenle, Bilmeyenin hesabı, Aynı olmayacak. Olması, Olmayacak olması, İlime teşvik değil de, Sanki ilimle uğraşmaktan, Yani fazla bir şey öğrenirsem, Belki sonra yapamam, Hesabım da daha zor olur, Düşüncesini getiriyor, Ne yapmalıyım? Hiç de öyle değil, İlim, Müslümanın, Yitik malıdır, Nerede bulunursa, Alması şart olur. Geçmiş, Evrenimize, Paralel, Başka evrenlerde, Korunup, Varlığını, Sürdürmesi, Mümkün mü?
Konuşmayayım. Geçmişte, Şu andaki, Tekrarlarını, Çok ilerisinde, Medeniyetlere, Ulaşılan, Medeniyetlerin, İzlerini, Gör, Çözemeyen, İlmi, Ledün, İlimlerdeki, İlmin, Ledün, İlimlerdeki, Mevcudiyetinden, Bahseder misiniz? Kristal kafatası, Mu İmparatorluğu, Piramitler gibi, Nazilerin, Başka evrenlerde, Evrenlerle, İletişime geçip, Uzay mekiği, Füzeler ve, Nükleer silahlar, Üretip, Birinci Dünya Savaşını, Kaybedip, Bu teknolojiyi, ABD'ye, Kaptırması, İlerleyen, Yüzyıllarda, Çok gelişmiş, Bir teknolojiye, Ulaşacağımız, Anlamına, Gelir mi?
Geçmiş, Veya, Gelecek, Dünyada, Yaşayan, İnsanlar, İçin, Vardır. Aslında, Ne geçmiş, Vardır, Ne gelecek, Vardır. Geçmişte, Gelecekte, Bu dünya, Algısıyla, Alakalı, Birşeydir. E, Dünya, Noktasından, Konuşursak, Bizim, İçin, Geçmişmiş, Gibi, Görünen, İşte, Mu, İmparatorluğu, Atlantis, İmparatorluğu, Gibi, Veya, Medeniyeti, Gibi, Bu, Medeniyetler, Kendi, Devirlerini, Kendi, Zamanlarında, Kendilerince, Bilgilerini, İlimlerini, Medeniyetlerini, En üst, Seviye, Kadar, Çıkardıkları, Söylenir.
Bugün, İçin, Gelecekle, Alakalı, Böyle, Bir, İnsanların, Teorileri, Var. İşte, İnsanlar da, İşte, Öyle, Bir, Noktaya, Gelecek ki, Teknolojileri, Çok, İlerleyecek, Şöyle, Böyle, Diye, Açık, Konuşmak, Gerekirse, Şu, Anda, İnsanlık, Çok, Geri, Geriliğinin, Sebebi, Bu, Biraz, Tuhaf, Gelebilir, Size, Zalimliğinden, Mesela, Büyük, Buluşlara, İmza, Atan, İnsanlara, Baktığınızda, O, İnsanların, Zalim, Katı, Yürekli, Cabbar, Kimseler,
Olmadıklarını, Görürsünüz, Büyük, Medeniyetler, Büyük, Erdemli, Ahlaklı, İnsanlarla, Kurulur, Eğer, O, Ahlaki, Sistem, Düzen, Yok ise, Oradan, Medeniyet, Beklemek, Oradan, Yüksek, Teknoloji, Beklemek, Mümkün, Değildir, Şu, Anda, Bizim, Yüksek, Teknolojiye, Sahip, Olarak, Gördüğümüz, ABD veya AB ülkeleri, Aslında, Çok Geri, Bağnaz, Yobaz, Bu, Noktada, Teknolojileri de, Hantal, Teknolojileri de, Eskimiş noktadadır, Çünkü, Onlar, Bu, Teknolojik, Mücadeleyi, İnsanların,
Gelişmesine, Erdemleşmesine, İnsanların, İyiliğine, Kullanmadılar, O, Yüzden, O, Teknoloji, Eskimeye, Ve, Batmaya, Mahkum, Bir, Medeniyet, Kuramadılar, Bir, Medeniyet, Oluşturamadılar, Oluşturamamalarının, Sebebi, Mevcut, Zenginliklerini, Ve, Teknolojilerini, Zulmün, Üzerine, Kurmalarından, Dolayı, O, Yüzden, ABD'den, Ve, AB'den, Bundan sonra, Hiçbir şey, Beklemeyin, Zaten, Bu, Kadar, Hırçınlaşmalarının, Ve, Zalimleşmelerinin, Sebebi de bu, Onlar, Günden güne, Çöktüklerinin, Günden güne, Battıklarının, Her alanda,
Siyaset, Ticaret, Sosyal, Kültürel, Dini, Edep, Ahlak, Terbiye, Her alanda, Battıklarının, Farkındalar, O yüzden, Battıklarını, Gördükçe, Daha da, Hırçınlaşıp, Daha da, Zalimleşip, Daha da, Kan döküp, Kendi, Hegemonyalarını, Kurtarmaya, Gayret ediyorlar, Kurtarmaya, Çalışıyorlar, Ve, Daha da, Azgınlaşacaklar, Daha da, Vahşileşecekler, Daha da, Kan dökecekler, Daha da, Zalimleşecekler, Daha da, Sömürgen, Haline, Gelecekler, Vahşileşecekler, Kendi, Sistemlerini, Kendi, Halkları, Batıracak, Kendi, Sistemlerini, Kendi,
İnsanları, Al aşağı, Edecek, Yeter artık, Diyecekler, Yeter artık, Diyecekler, Siz, Onların, Şu anda, Devasa, Plazalarına, Özenmeyin, Devasa, Askeri, Güçlerine, Özenmeyin, Sizin, Atom, Bombanız, Olmasın, Sizin, Nükleer, Bombanız, Olmasın, Sizin, Nükleer, Bombanız, Olsa, Amerika'yı, Bombalayabilir misiniz?
Bombalayamazsınız, Siz, Müslüman, Olarak, Sivil, Halkı, Katledemezsiniz, Çünkü, Siz, Mümin, Olarak, Otları, Katledemezsiniz, Böcekleri, Katledemezsiniz, Karıncaları, Katledemezsiniz, Yeşili, Katledemezsiniz, Siz, Masum, Çocukları, Katledemezsiniz, Siz, Yaşlı, İhtiyar, Erkekleri, Yaşlı, İhtiyar, Kadınları, Evlerinde, Oturan, Kadınları, Evlerinde, Oturan, Kızları, Katledemezsiniz, Siz, Ancak, Yiğitçe, Savaş, Meydanına, Çıkan, Size, Musallat, Olan, Size, Tasallut, Sizi, Tasallut, Altına, Alacak, Olan, Kimseyi, Ancak,
Devletin, Emriyle, Öldürebilirsiniz, Sizin, İslam, Medeniyetiniz, Bunu, Size, Müsaade, Etmez, Suriye'deki, O, Sinir, Gazıyla, Masum, Çocukları, Katledenler, Kafirin, Ta, Kendisidir, Hangi, Dine, Hangi, İnanca, Hangi, Mezhebe, Hangi, Meşrebe, Mensup, Olursa, Olsun, O, Kimse, Kafirdir, Siz, La, İlahe, İllallah, Muhammedun, Resulullah, Diyen, Bir, Kimse, Bunu, Asla, Yapamaz, Siz, Bunu, Yapamazsınız, Din Adına, Vatan Adına, Millet Adına, Dürbünlü, Keskin, Nişancıları, Çatılara, Koydurup,
Esmaları, Katledemezsiniz, Siz, Sizin, İnancınız, Ve, Medeniyetiniz, Buna, Müsaade, Etmez, O, Yüzden, Bir, Müslümanın, Atom, Bombasına, Sahip, Olması, Gibi, Bir, Derdi, Olmaz, Siz, Amerika, Gibi, Vahşice, Hain, Gattarca, Zalimce, İnsanlık, Dışı, Bu, Şekilde, Şehirleri, Atom, Bombasıyla, Bombalayamazsınız, Yapamazsınız, Bunu, Onlar, Size, Yapsa, Dahi, Siz, Yapamazsınız, Sizin, Dininiz, Buna, Müsaade, Etmez, İslam, Dini, Medeniyet, Dinidir, Vahşet,
Değildir, Anarşi, Değildir, Katliam, Değildir, Siz, Bir, Tane, Sivil, İnsanı, Öldüremezsiniz, Bir, Tane, Sivili, Katledemezsiniz, Buna, Sizin, Medeniyetiniz, İmanınız, Dininiz, Müsaade, Etmez, Hangi, Medeni, Batıdan, Bahsedeceksiniz, Bize, Hiroşime'yi, Nagazaki'yi, Böceklerine, Varıncaya, Kadar, Otlarına, Varıncaya, Kadar, Katleden, ABD'yi, Bana, Medeniyet, Yeri, Olarak, Göstereceksiniz, Afganistan'da, Taş, Taş, Üstüne, Koymayan, ABD'yi, Medeni, Olarak, Göstereceksiniz, Bize, Irak'ta,
Taş, Üstüne, Taş, Koymayan, Milyon, Bakın, Dikkat edin, Milyon ton, Bombalar attıkları yere, Bomba atan bir ülkeyi, Medeni mi göreceksiniz, Bunlar yaparken, Destekleyen, Avrupa ülkelerini, Bunlar yapalırken, Destekleyen, Beş, Milli Güvenlik, Ülkesini, Medeni ülke olarak mı göreceksiniz, Dininiz buna müsaade etmez, Kim bunları öyle görürse, Küfür ehli olur, Küfür ehli olur, Bunu Türkiye'deki, Ulamaya açıklayamıyor, Hukukçu, Hayrettin Karaman hoca, Bugün açıklama yapmış,
Gazetede var, Küfür diyemiyorum ama, Diyor, Büyük günahı kebal ediyor, Neden diyemedin hocam, Senin de dilinin arkasından, Asılan mı vardı, Küfür, Bir müslüman, Bunu desteklerse, Buna susarsa, Katliamlara, Vahşete, Sivil ölümlere, Susarsa, Bunu telin etmezse, Bunu reddetmezse, İmanıyla baş başa kalır, Ki, İman onu terk eder gider, O yüzden, Batı, Batı, Teknolojisi, Batmak zorunda, Ve kendi kendilerini batıracaklar, Nice esmaları katlediyorlar,
Kurşunla katlettiler, Buna sevinin, Irak'taki gibi namuslarına tecavüz etmediler, Bosna'daki gibi namuslarına tecavüz etmediler, Batı dediğiniz, Bosna Ersek orada durmuyor mu, Katliam, Her yıl orada, Telin edilmiyor mu, Medeniyet dediğiniz, Avrupa'nın ortasında olan bir şey değil miydi, Birleşmiş Milletler askerleri, Çekip gidip, Sırplara bırakmadılar mı orayı, Birleşmiş Milletler dediğiniz şey ne ki, Zalimlerin elinde oyuncak, İnsanlık, Çok geri,
Çok vahşi, Medeniyet olarak bize gösterdikleri, Aldatmacadan ibaret, Onlar önce, Katlettikleri sivillerin hesabını versinler, Onlar önce katlettikleri yeşillerin hesabını versinler, Onlar katlettikleri canların hesabını versinler, Onlar katlettikleri ilk önce, Oksijenin dünyanın havasının hesabını versinler, Onlar bu hesabın altından kalkamazlar ki, Sakın, Bugünkü teknolojiyi, Teknoloji olarak görmeyin, Bugünkü teknoloji, İnsanları ütmek için kurulmuş teknoloji, Vahşet var, Teknolojiyi vahşete kullanıyorlar,
Oturtuyorlar Mossad ajanlarını, Yukarıdan fotoğrafı da veriyorlar, Ajanlarını oraya koyuyorlar, Esmaları katlediyorlar, Bu mu? Ama işaret geldi, Hiç kimse Rabi'ye işaretinin ne olduğunu bilmiyor, Bilseler, O feslerden, tweetlerden o işaretleri silerler, Bilselerdi, Ölen esmanın işaretinin manevi manasını, Esma'yı vurmazlardı, Bekliyorum, İşaret üzerine bir şey konuşacak mı insanlar diye, Hiç kimse işareti konuşmuyor, İşaretin ne manaya geldiğini görmüyor,
Yakın, Eğer işaret başka türlü olsaydı, Diyecektim ki çok yakın, Size o müjdeyi verecektim, Ama işaret, Rumuz olarak bir eksiği var, Allah alem, O yüzden de çok sevinçliyim, Herkes esmanın şehadetine üzülürken, Ben çok sevinçliyim, Çünkü kurtuluş vaktinin geldiğini görüyorum, O işaretin oradan zuhur edeceğini tahmin etmezdim, Bir şehidin üzerinden tecelli edeceğini biliyordum, Ama oradanmış nasip, O işareti gördüm,
İşaret, Mehdiyet'in son dönemidir, İşaret, İsa ruhullahın işaretidir, Allah-u alem, İsa ruhullah, Serçe parmağını saklayaraktan gösterecek, Öyle gösterdi, Öyle diyeyim, İsa ruhullahın işareti buydu, Serçe parmağı yok, Bu yani, Ya gerçek manada bu, Ya da bu, Ama, İsa ruhullahın işareti bu, İsa ruhullah, Yeryüzüne zuhur edince, Ve yeryüzüne indirilirken, İşareti bu olacak, Allah işareti,
Serçe parmak, Büyük parmak fark etmez, Yazılan kelime, Allah, Allah, İşaret İsa ruhullahın işareti, Yeryüzüne zuhur edeceği zaman, Ve zuhur ettiğindeki işaret, İnsanları Kur'an ve sünnete davet edeceği işaret, Yeryüzünde dolaşırken, İnsanlara göstereceği işaret bu, Bununla tanınacak, Bunu, Sizler göremezseniz, Çocuklarınızı anlatın, Çocuklarınız, Çocuklarını anlatsınlar, Biz belki de o sabaha erişemeyeceğiz, Belki de o sabahı görürüz göremeyiz,
O mutlu günleri görürüz göremeyiz, Kıymetli dostlar, Kıymetli kardeşler, İşaret İsa ruhullahın işareti, Vakit inşallah yakındır, Bunu her üstad, Kendi döneminde, Hep vakti onlara yakın göstermiştir, Buna aldanmak istemem hiçbir zaman, Vakit vermek işim değildir hiç, Çünkü, Her zulmün, Her sıkıntının, Her derdin, Her problemin altında, Gerçek müminler, Hep kabız hali yaşarlar, Hiçbir zaman bast haline ulaşamazlar,
Bast halinden de belki de utanırlar, Belki de çekinirler, Hiçbir zaman neşeye ve mutluluğa ulaşamazlar bu noktada, O kabız halinin, An an dalgalarının büyüdüğü, Ağırlaştığı zamanlar olur, Ağırlaştığı o bastırdığı zamanlarda, Dönem dönem, Cenab-ı Hak, Peygamberleri, velileri, Ashab-ı Resulullah, Ehl-i Beyt-i Resulullah üzerinden, O kimselere rumuzlar, İşaretler verilebilir, Ümitlerini arttırsınlar, Mücadeleye devam etsinler, Bir kenara çekilmesinler, Allah-u Alem, Koşuşturmaktan geri durmasınlar diye, Bir manevi işaret,
Bir manevi moral, Bir manevi destek, Bir manevi nefes olarak, Değişik urumuz ve işaretler gösterirler, Allah-u Alem öyledir, Bilemeyiz, İşte o kabız hali noktasında, Her velinin, Evliyanın, Nefes aldığı bir manevi, Derecatına göre ama, Peygamberlerden, Derecatına göre ama, Ashab'tan, Derecatına göre ama, Veliullah'tan, Onların terbiyesini, Onların, Yolunu, Yordamını, Ne yapması gerektiğini, Üzerine alan, Muhakkak, Bir şahs-ı manevileri vardır, Kimisine Adem aleyhisselam,
Kimisine Yakup, Kimisine Yusuf, Kimisine İbrahim aleyhisselam, Derecat olarak biraz daha, Yüksek olanlara İsa aleyhisselam, Manevi mihmandar olur, Dört melekeden, Kimisine Azrail, Kimisine İsrafil, Kimisine Cebrail aleyhisselam, Mihmandar olur, Halife-i Raşidinden, Kimisine Hazreti Ebu Bekir, Kimisine Ömer, Kimisine Osman, Radıallahu an, Kimisine Haydar Kerrar, Hasan ile Hüseyin'in babası,
Fatıma'nın, Biricik Zevcesi ve kocası, Başım yoluna kurban, Hazreti Ali, Radıallahu an, Hazretler olur, Kimisine Pirlerden, Abdülkadir Geylani, Kimisine Ahmet el-Rufai, Kimisine Ahmet el-Bedevi, Zaman zaman, Ama Hazreti Mevlana, Ama Hacı Bektaş, Pirlerden birisi, Mihmandar olur, Ama zaman zaman derecatına göre, Onu yetiştiren üstadı, Yaşayan velilerden birisi, Mihmandar olur,
Sufiler için, Mihmandar üstadlarıdır, Ve Sufi yetiştikçe, Pirlerden, Ya kendi piri, Ya da ayırt edilen piri, Ona mihmandar olur, Biraz daha yetişir, Yürürse, Ama Ashab'tan birisi, Ondan sonra son dönem, Hülefay-i Raşidinden birisi, Mihmandar olur, Onlar yol boyunca, Onun mihmandarıdır, Aynı zamanda, Biraz daha yetişirse, Peygamberlerden birisi, Mihmandar olur, Sonra muhakkak, Melaikelerden birisi, Mihmandarlık eder, Son döneminde de,
Dört büyük melakeden, Birisi mihmandar olur, İşte bu bast halinden, Bast haline, Geçişlerde, Özür dilerim, Kabız halinden, Kabız haline, Geçişlerde, Zaman zaman, O kabzın arttığı zamanlarda, Onların mihmandarıymış gibi görünen, Ama peygamberlerden birisi, Ama Ashab'tan birisi, Ona bir nefes, Bir müjde, Ona bir ferahlık, Bir genişlik, Olsun diye, Allah-u Alem, Ama semada, Ama rüyada, Ama mürakebede, Zikir halinde, Birisi gelip, Bir rumuz koyar, Bir işaret koyar, Tabiri caizse dayan, Vakit gelmekte der, Yürü,
Daha yolun var der, Bir şekilde, Onu tekrar, Yola revan ederler, Onu tekrar, Ümitsizlik kapısından, Ümit kapısına götürür bırakırlar, Hani öyle naklederler ya, Hz. Resulullah, Sallallahu aleyhi ve sellem, Hira dağında çekildiği zamanlarda, Zaman zaman, Doğruluğu, Yanlışlığı, Ne kadardır bilemeyiz, Çünkü yanında, Asap yoktu, O esnada, Allah-u Alem bunu, Hatice-ül Zehra annemiz, Allah-u Alem, Fatıma-tül Zehra annemiz anlatırdı, Ve Hz. Resulullah,
Sallallahu aleyhi ve sellem, Hazretleri, O mağaradan çıkıp, Kendini atmak isterdi, Sizin, Kafanızdan geçen, İntihar gibi bir şey değil, Bu, Bir an önce, Sevgiliye, Kavuşma iştiyakıdır, O kabız hali, İnsanı zaman zaman, Ölüme koşar adım, Gitmek istedir, İşte, O alem, Esma'nın işareti, İsa aleyhisselamın, Yeryüzüne zuhurunun, Yakın olduğunun işareti, Allah-u Alem,
Esma, Nefesini verirken, Allah-u Alem gözünde, Hiçbir perde kalmadı, Allah-u Alem, Melekler onu, İsa aleyhisselamın, İşaretiyle karşıladılar, Ve esma, Gördüğü işareti, Bize nakletti, Esma'nın naklettiği, Bize işaret, Ötelerden gelme, Bu dünyaya ait değil, Bu, Manevi pencerelerden, Haberdar olmayan, Müminlerin körleri,
İhvan-ı Müslümüne, Laf söylemekten, Hala da geri durmuyorlar, Şu anda, İhvanın arkasında durmak, Ona dua etmek, İhvanı desteklemek, Oradaki mümin, Kardeşlerinle, Manevi yol kurup, Onların arkasında, Durduğunu haykırmak, Müminler için farzayın, Satılmış kalemler, Satılmış bedenler, Satılmış ruhlar, Bunu yapmaktan, Acizdirler, Yapamazlar, Dillerini, Enselerinden, Zalimlere kaptıranlar,
Ellerini, Kollarından, Zalimlere kaptıranlar, Gönüllerini, Zalimlere, Kiraya verenler, Bunu yapamazlar, Yapamadıklarından, Dolayı da, Bu manevi işareti, Alamazlar, Ve bilemezler, Sesleri güdük çıkar, Duaları göstermeliktir, Güdüktür, Yaptıkları şey, Göstermeliktir, Güdüktür, Mümin, Mümin, Odur ki, Dünya üzerinde, Nerede bir zulüm varsa, Ona hayır der, Dini, Diyaneti, Mezhebi, Meşrebi, Ne olursa olsun, Dünya üzerinde,
Nerede, Bir zulüm var ise, O zulme, Karşı durur, Dikkat edin, Yahudiler, Birbirlerini öldürmezler, Dikkat edin, Hristiyanlar, Birbirlerini öldürmezler, Cenab-ı Hak der ki, Onlar tek millettir, Onlar birleşirler, Müslümanları öldürürler, Onlar birleşirler, Müslümanları öldürürler, Ve Cenab-ı Hak, Hazreti Peygamberin üzerinden, Ümmeti uyarır, Der ki, Siz, Dininizden vazgeçmedikçe, Asla onlar, Sizinle savaşmaktan, Sizi öldürmekten vazgeçmezler, Bir yerde, Bir İslam topluluğu var ise,
Ve onlar, Ne zaman, Dinlerini yaşama gayretine girerlerse, Ve ne zaman, Dinlerinin emrini, Yerine getirmeye çalışırlarsa, Küfür, Tek millettir, Hep beraber, Onları ezip dağıtmak için, Savaşırlar, Ve katlederler, Çünkü küfür, Tek millettir, Tek millettir, Küfrün, Türkü, Lazı, Kürdü, Küfrün, Romanyalısı, İngilizce, Amerikanı, Almanı, Almanı olmaz, Küfür, Tek millettir, Müminin, Müminin, Lazı, Çerkezi, Kürdü, Türkü, Arapı, Olmaz, Tek millettir, Ve ne zaman,
Bir topluluk, Bir bölgede, Bir beldede, Bir yerde, Müslümanlar, Dinlerinin, Emrince, Yaşama gayreti, Gösterildiğinde, Küfür, Tek millettir, Oraya çöküp, Alt etmek isterler, Orayı kargaşaya, Orayı anarşiye, Oraya karışıklığa, Orayı zulme boğarlar, Ne yaptılar gezide, Yaktılar, Yıktılar, Talan ettiler ortalığı, Küfür, Tek millettir, Müslüman, Gidip birisinin arabasını yakamaz, Haram, Mümin,
Zavallı bir kimseyi dövemez, Haram, Devletin arabasını yakamaz, Haram, Birisinin dükkanının camını kıramaz, Haram, Birisinin dükkanının camını kırıp, İçini talan edemez, Haram, Kaldırım taşlarını söküp, Birilerini atamaz, Haram, Çöp tenekelerini, Etraftaki tahtayı, Naylonu, Poşeti toplayıp, Yakamaz, Haram, Mümin bunu yapamaz, Haram, Mümin, Böyle yapanları da destekleyemez, Haram, Mümin, Bunların arasına girip de, Namaz kılmaz orada, Der ki, Benim burada işim yok,
Yakanın, Yıkanın, Zulmedenin, Fitursuzca, İçki içilenin, Zina yapılan bir yere, Mümin ancak, Nasihat için gider, O eylemlere, Katılamaz, Haram, Çocuklarını gönderemez, Haram, Eşini dostunu gönderemez, Haram, Mümin, Yapamaz, Mümin, Hiçbir şeye zarar veremez, Haram, Bunlar üç kağıtçı, Mahkemeler var, Gider müracaat edersin, Benim çekimi ödemedi, Gidip vuruyor musun birisini,
Adam bana borcunu ödemedi, Gidip evini mi yakıyorsun, Ya bunlar, Devlet ihalelerinde, Üç kağıtçılık yaptılar, Git öldür hadi, Mümin yapamaz bunu, Mümin bunu yapamaz, Ne yapar, Cumhuriyet, Cumhurun seçimi, Der ki, Bir daha ben bu adamı seçmeyeceğim, Der ki, Ben bir daha, Bu partiye oy yapmayacağım, Eyvallah, Cumhuriyet, Cumhurun sözünün geçtiği yerdir, Hazreti Peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem, Hazretleri vefat etti, İstişare heyeti, İstişare heyeti,
Hazreti Ebu Bekir, Efendimiz'i seçti, Herkes gitti, Biat etti, Siz buraya bir sandık kurarsınız, Herkes birisini seçer, Ümmetim yanlışta ittifak etmez, Hadis-i şerif, Mümin yakamaz, Mümin yıkamaz, Mümin zarar veremez, Sizin en hayırlınız, Etrafınıza, Hiç zarar vermeyeninizdir, İşte, Kalpleri, Manadan uzak, İslam alimiymiş gibi geçinenler, Kalpleri, Kalpleri, Allah sevgisinden uzak,
Müslümanların, Başında, Şeyh, Alim, Hocaefendi gibi duranlar, Dillerinizi, Ensesin, Dillerini, Enselerinden, Değişik mihraklara, Kiraya verenler, Kaptıranlar, Kalemini değil, Kolunu zalimlere kaptıran, Yazarlar çizerler, Hakikati, Haykıramazlar, Hakikati, Göremezler, Hakikati, Anlayamazlar, Çünkü, Onlar, Kalplerini, Dillerini, Kollarını, Kaptırmışlardır, Hakikati, Feryat, Edemezler, Esmanın, İşaretini,
Algılayan ve, Anlayan, Olmadı, Bir taraftan, Çok üzüldüm, Dedim, Bir kişi, Şunu, Diyebilirdi, Ey, Ümmet-i Muhammed, Bu, Şehit, Esmanın, İşareti, Gökyüzünde, Hazır, Bekleyen, İsa, Aleyhisselamın, İşareti, Bu, İşaret, Bütün, Mana ehlinin, İşareti, Çünkü, Mana ehli de, Gökten, Her gün, Dua, Üzerine, Dua, Her gün, Feryat, Üzerine, Feryat, Her an, Feryat, İçinde, Feryat, Yeryüzündeki, Müslümanlar için, Feryat, Ki, Feryat, Muhakkak ki,
Allah'ın, Takdirine, Herkes, Razıdır, Bu, Takdiri, Değiştirmek, Bu, Takdiri, Red etmek, Değildir, Bu, Ciğer, Yanıklıdır, Bu, Yürek, Yangınlığıdır, Bu, Tatları, Acı, Eden, Birşeydir, Bu, Ayı, Karartan, Güneşi, Solartan, Birşeydir, Bu, Yeryüzünde, İki, Yüzyıldan, Beri, Katlanılsa, Birşey değildir, Ama, Bizi, Böyle, Bir, Hulu, Vakitte, Göndermiş, Biz, O, Karanlığın, Allah'ın, Alem, Aldanmış, Olabiliriz, Hulü, Lüğe,
Dönüştüğü, Anda, Gelmişiz, Vaktimiz, Böyleymiş, Vaktin, Çocuğuyuz, Ya, Sufi, Vaktin, Çocuğu, Bizde, Vaktin, Çocuğuyuz, Ümmetin, Başı mı, Hayırlıdır, Sonu mu, Hayırlıdır, Bilemem, Demiş, Hazreti, Peygamber, Biz, Garip, Zamanda, Gelmiş, Sahipsiz, Kimsesiz, Önünde, Kimsesi, Olmayan, Arkasında, Kimsesi, Olmayan, Dağılmış, Ordusu, Silahı, Topu, Tüfeği, Kalmamış, Teknolojisi, İlmi, İrfanı, Kalmamış, Edeb, Ahlak, Din, Ayağa düşmüş, Zamanda gelmişiz, Hadis,
Okuduğumuz için, Savcılıkta, İfade vermiş, Zikrettiğimiz için, Basılmış, Buhari, Tercümesi, Koltuğumuzun, Altında olup, Yasak, Kitapla, Yakaladık, Diye, Karakola, Gönderilmiş, Evlerde, Ders yapacağımız zaman, Fısıltıyla, Davet edildiğimiz, Gelenlerin, Büyük, Bir kısmı, Bunlar deli, Bunlar çıldırmış, Bunlar manyak deyip, Büyük bir kısmının, Terk ettiği, Alay ettiği, Annelerimizin, Babalarımızın, Göndermekte, İmtina ettiği, Gitmeyin dediği, Eşlerimizin, Gitmeyin, Basılcanız dediği, Çocuklarımızın, Arkamızdan, Mazlum mazlum durup,
Boyunları bükük, Beklediği, Hatta, Baba, Yine mi ders, Bu gece, Kaçta geleceksin, Deyip, Ağlayan bir şekilde, Arkasından bıraktığı, Zamanda geldik, Sekiz yaşındaki, Çocukların, Sema edip, Allah'ı, Sevdireceğiz, Diye uğraştığı, Onların, Üzerinden, Kimilerinin, Prim yaptığı, Bir zamana geldik, Hizmet edeceğiz, Deyip, Koşuştururken, Ümmetin parası ile alınmış, Çay bardaklarının, Küfreder gibi, Gözümüzün önünde kırılıp, Atıldığı zamana geldik, Küfreder gibi, Sanki başımıza eder gibi, Yapılıp edildiği,
Hor hakir görüldüğü, Zamanda geldik, Bu bizim elimizde değildi, Bu bizim, İsni hatifimizde olan bir şey değildi, Bu takdirdi, Ben, Her uzak ile ilçeye gittiğimde, O küçücük semazenlere baktığımda, Diyorum ki, Bu yük bunların başına, Bunların omuzlarına yüklenmiş, On yaşında, On beş yaşında, Yarı uykulu, Yorgun, Sabahın dördünde, Bazen beşinde, Bazen üçünde evine giren, Ertesi gün sabah, Ama işine, Ama okuluna gidecek olanların, Üzerine gelmiş yük, Aldatılmışlığın diz boyu olduğu, Kaç kez kandırıldığımızı, Bilmediğimiz zamana gelmişiz,
Haydin Müslümanlar, Bizim televizyonumuz olsun deyip, Cebimizdeki çekleri, Paraları, Müslümanların bir basını, Yayını olsun deyip, Verilip, Sonra Fox'a satılıp, Boynumuzun bükük, Boynumuzun bükük, Kaldığı zamanlara gelmişiz, Haydin Müslümanlar, Okul kuralım, Yurt kuralım, Kur'an kursu kuralım, Haydin Müslümanlar, Bizim de Müslümanların da bir şey olsun deyip, Paralar toplanıp, Dilenilip, Bir şeyler yapılıp, Sonradan, O Müslümanların, Kapının dışında kaldığı zamana gelmişiz, Her, Yazmış ya birisi, Her beyaz sakallıyı gördümde,
Pirifani, Şeyhifani zannetmişim, Heyhat, Değilmiş, Her sarıklıyı derviş, Her cübbeli hoca zannetmişim, Heyhat, Değilmiş, Her tatlı dilli, Kendime kardeş zannetmişim, Heyhat, O, Kuzu postuna, Bürünmüş, Kurtmuş, Ben, Bizler, Koşarken, Görmemişiz, Koşarken bakmamışız, Koşarken incelememişiz, Bakamamışız, Bu kaçıncı aldanışımız, Bu kaçıncı aldatılışımız, Sayamamışız,
Artık, Hançerin acısını, Duymaz olmuşuz, Kimin vurduğuna dahi, Bakamaz olmuşuz, Gelen vurmuş, Giden vurmuş, Seviyorum diyen, Bir pançak atmış, Sevmiyorum diyen, Tırnaklarını geçirmiş, Bilememişiz, Bilemeyeceğiz daha, 25 yıldır, Benimle koşanlar da bilemeyecek, Ben bilmediğim bir şey öğretemem çünkü, Bilmediğim bir şey öğretemeyeceğim için, Benimle koşanlar yine bunları bilemeyecekler, Yine bardaklarımız kırılacak, Yine çanaklarımız kırılacak, Yine hakarete uğrucaz,
Yine dedikodumuzu yapacaklar, Yine namusumuza dil uzatacaklar, Yine haysiyetimize dil uzatacaklar, Yine şerefimize dil uzatacaklar, Yine bizi pençelecekler, Yine bize tırnaklarını geçirecekler, Yine demir taraklarla, Sırtımızı taracaklar, Kanımıza kıtacaklar, Biz, Yine bilemeyeceğiz, Yine uzaklardan bize bir işaret gelecek, Yine ötelerden bir koku gelecek, Yine ötelerden bir nefes gelecek, Biz diyeceğiz ki, Haydin, Sabah yakın, Haydin, Fecir yakın, Bir ümit, Bir nefes,
Biz, Yine o sabah rüzgarını yakalamak için, Yine o sabah çiğini, Yalayabilmek için, Yine inatla, Yine dirençle, Yine belki de akılsızca, Yine bülbül misali, Gülün dalına konup, O gülün, Seher vaktindeki, Hayatın iksirini yalayabilmek için, Bekleyeceğiz, Ben, Aşıklığı hep öyle tarif ederim, Bir baraj düşünün,
Baraja dalmak sevdası vardır, Ama, Barajın duvarları çok çetindir, Çok yüksektir, Çok kalındır, Aşık, O deryaya dalmak için, Barajı yıkamaz, O barajı geçse, Oho aşka varacaktır, Oho her gün, Büyük bir ümitle tırmanır, Tırmanır, Yorulur, Bir hitap düşer, Bekler, Der ki,
Muhakkak bu barajdan bir şey sızacaktır, Hiç olmazsa aşkın deryasından, Bir damla olsa da yalasaydım, O aşkın namesinden, Bir harf duysaydım, O aşkın deryasından, Dilime, Bir nemlilik bulaşsaydı, O aşkın deryasından, Bir buğu gelseydi, O aşkın deryasından, Bir fısıltı gelseydi, BİTAP düşer ya, O BİTAP düştüğü anda, Yine o aşıya, Ötelerden, O aşk deryasında yüzen, Aşk deryasında sevgiliyle, Meşk eden, O aşk deryasında sevgilinin, Cemaliyle,
Cemalleşenlerden birisi, Bir işaret verir ona, Hadi der, Beklediğin an yakın, Sabah yakın, Yürü, Oturmak sana yakışmaz, Durmak sana yakışmaz, Yorulmak sana yakışmaz, Uyku sana yakışmaz, Yemek sana yakışmaz, Bir nefes ileride der, Aşık, O imitle, Bir daha, Yüklenir ya, Tırmanmak için, İslam dünyası da böyle işte, Biz, Belki de yeni kandırılacağız, Biz yine aldatılacağız, Bizi kandıranlar, Bizi aldatanlar, Arkamızdan veya kenara geçip, Belki de kıs kıs yine gülecekler bize,
Bunlar deli olmuş diyecekler, Bunlar akılsız, Bunlar saf, Kafaları çalışmıyor, Bu fakirin, Yapacak bir şey yok, Yine koşacak, Sizler de, Benim peşime takıldıysanız, Alternatifiniz yok, Yine koşsanız, Ben o yüzden, Üstadım, Vefat ettikten sonra, Hiç kimseyi, Kendime davet etmedim, Arkadaşlar, İstihare yapın, İstişare yapın, Rüyanızda kimi görüyorsanız, Şeyh olarak, Gidin ona tabi olun,
Üstadımızın, Vasiyeti de buydu, Gelmeyin, Mecbur değilsiniz dedim, Zaman zaman, Bu sözümü hep tekrarladım, Kendimle alakalı, Bir sıkıntım olduğundan değil, Sonuçta, Gelen arkadaşlar, Bunları yaşayacaklarını, Bildiğim için, İsterseniz, Bunları yaşamayabilirsiniz, Bunları yaşamak zorunda da değilsiniz, Dedim, Hükümün ağırlığı, Bir şeyin ağırlığı olarak görmeyin,
Bir ağırlığımız yok, Ama, Ümmetin bu hali, İnsanların bu hali, Ümmetin içindeki satılmışlar, Satılmışlıklar, Bizi ister istemez, Bu noktaya koyuyor, İnşallah, Cenab-ı Hak, Ümmetin imtihanını, Çilesini, En yakın zamanda dindirir, En yakın zamanda, Kimsesizliğimizi, En yakın zamanda, Garipliğimizi, Ezilmişliğimizi, En yakın zamanda, Dağılmışlığımızı, Parçalanmışlığımızı, Kaldırır, Yok eder, Ümmet, O nurlu sabahı, Görür inşallah,
Bu sohbetin üzerine, Bu sorular, Ne kadar gider, Bilemem ama, Bunlara da cevap vermezsem, Sanki cevap vermiyormuşum, Gibi algılanacak, O yüzden, Bu dört soruya da, Bakın, Vaktinizi aldım, Hakkınızı helal edin, Çünkü çok rica etmiş, Bir kardeşimiz, Çok rica ediyorum, Size niçin, Efendim diyorlar, Bizim bir, Efendimiz var, O da, Peygamber, Sallallahu aleyhi ve sellem, Efendimiz, Açıklamanızı, Rica ediyoruz, İnsanlar, Büyüklerine, Efendim derler, Birisi ona seslenirse, Ahmet dediğinde, Döner, Efendim der, Hanımının ismiyle seslenir,
Ayşe hanım dediğinde, Bu nezakettir, Ayşe hanım dönüp, Ne var demez, Efendim der, Nezaketi olan, İmanının tadını alır, Nezaketsiz, Kaba, Vahşi insandır, İman etse de, Tadını alamaz, İslam, Nezaket dinidir, Nezaketli olunuz, Tabi bu terbiye, Ailelerden, İnsanlardan kalktı, Ben, Cenab-ı Hak nasip etti, Eski,
Derviş, Hanımefendileri tanıdım, Yaşlı, Beyleriyle alakalı, Konuşurken, Bizim efendi bey, Bizim hacı efendi, E benim, Efendi bey böyle emretmişti, Böyle vasiyet etmişti, Nezaket akar, Onlardan, Üstatlarına, Nezaketten dolayı, Efendi hazretleri derler, De, Birisi, Birisi bana, Efendi deyin derse, Bu nezaketsizliktir, Ahlakı düzgün insana, Efendi denir,
Ahlakı düzgün kadınlara, Hanımefendi denir, Filanca hanımefendi, Filanca hanımefendi deniyse, O kadından, Ahlak ve nezaket akıyordur, Siz onun ağzından gıybet, Siz onun ağzından hakaret, Siz onun ağzından küfür, Siz onun ağzından, Yanlış bir söz duymazsınız, O hanımefendidir, Hanımefendidir o, Siz, Böyle, Ahlakı düzgün insanlara, Beyefendi denirsiniz, Öyle değil mi?
Efendi kimse, Filanca, Arkadaş, Erkek, Çocuk, Evlenecek, Nasıl bilirsin, Efendi adamdır, Öyle denmez miydi? Evet, Yeniler, Hey moruk, Yeniler, Hadi babalık ya, Argo, Baba bu da olur mu ya, Argo, Lan, Şşşt, Argo, Hadi oğlum lan, Argo, Argo, Kız hadi, Argo, Sufi, Nezaket insanıdır, Nezaket, Sufi, Kendinin dışındaki herkesi, Efendi görür,
Kendisini, Efendi görmez, Her kim, Dediyse, Bizi Efendi görmüş, Her ne kadar, Efendiliğe layık değilsek de, Onlar öyle görmüşler, O, Efendiliğimizi görmüş, Efendiliğimizi söylüyor, Bir başkası da, Kötülüğümüzü görse, Allah lanet etsin ona, Diyecek, O da kötülüğümüzü görmüş, Biz iyi olduğumuzu, İddia edenlerden değiliz, Efendi gören, Efendi görecek, Ne görüyorsa, Ne gördüyse, Onu söyleyecek, Birisi babasına, Babalık der, Birisi baba der, Birisi babacığım der,
Benim çocuklarım bana babacığım diyor, Ya baba ya, Böyle de olmaz demiyorlar, Babacığım böyle mi olsun, Babacığım şöyle mi olsun, Babacığım nasılsın, Babacığım hayırlı yolculuk, Başkasının çocuğu moruk diyordur babasına, İhtiyar, moruk, babalık, Nezaket, Nezih olma, Ne anazik olma, Nezaketli olma, Yumuşak huylu olma, Sufilik bu, O yüzden, Bizi tanıyan, Bizi öyle gören, Herhalde onların gözüne, Efendi görülmüş ki, Efendi diyorlar,
Daha hiçbir kimse, Diyemez ki, Mustafa Özbağ size, Böyle hitap edin diye, Yok, Benim meşhur sözüm vardır, Ne görüyorsan odur, Karşındaki, İsterse karşıdaki, Alleme-i Cihan olsun, Senin gözünde cahildir o, Sen onu cahil görürsün, Aslında gördüğün sensindir, Sen kendini görürsün aslında, Kendini görürsün, Bir başkası şurada şunu diyebilir, Bu adam yalan söylüyor, Aaa, Getir, Bir tane delil, Yok, Eee, Sen beni yalancı gördün,
Tamam, Sen yalancı de, O da senin hakkın, Yalancı değilsem, Mahşerde ne yapacaksın, Bir kimse, Bir kimseye, Efendi görmüş, Efendi değilse o kimse, Efendi gören zarar etmez, Ama, Efendi ise, Sen onu, Efendi görmediysen, Zarar edersin, Bu, Efendilik, Hz. Peygamber, Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Me, Denildiği gibi değildir, Bizim kardeşlerimiz, Mustafa Efendi, Sallallahu Aleyhi ve Sellem mi diyorlar, Benimle alakalı, Nezaketen, Mustafa Efendi diyorlardır, Efendimiz diyorlardır, Bu,
Peygamber, Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hazretlerine, Atfedildiği gibi, Değildir, Bak, Yine yazmış buraya, Selamun Aleyküm, Efendim, Zikkullah'ı, Uzun zamandır, Geliyorum Zikkullah'a, Fakat, Virt, Yani, Ders aldığımdan beri, Değerli eşyalarımı, Ya çaldırıyorum, Ya kaybediyorum, Bilemiyorum, Bu bir sınav mıdır, Beni aydınlatır mısınız, Demiş, E dikkat et, Çaldırmamaya, Bazen de, Sufiler şöyle düşünür, Bir şey üzerinden çalındıysa, Kendince der ki, Bir hata yaptım herhalde, Allah bununla beni, Sınav ediyor, Bununla beni,
İmtihan ediyor, Kendinden görür, Sufiler, Tövbe ederler hemen, Hani, Hazreti Ali Efendimize gelmiş, İnsanlar, Kuraklıktan, Dem vurmuşlar, Hazreti Ali Efendimiz, İlmin, Şehrinin kapısı, Demiş, Tövbe edin, Kalmışlar, Açıkça, Günah işlenen, Bir beldeye, Allah rahmetini vermez, Demiş, Halimizi siz düşünün, Bunun gibi, Tövbe etmek lazım, Hazreti Mehdi, Aleyhisselam için, Herkes bir şeyler söylüyor, Siz açıklayabilir misiniz, Neyi açıklayayım, Mehdi mi, Anlayamadım soruyu, Yani, Mehdi'yi açıklamamı bekliyorsanız, Benim bildiğim,
Benim tanıdığım Mehdi, Henüz zuhur etmedi daha, Bir iki aydır namazımı kılmıyorum, Ve derslerimi çekmiyorum, Özellikle namaza karşı, Çok soğukluk var içimde, Derhal namazı kıl, Ve tövbe et, Derhal, Evine git, Abdestini al, Ve şöyle de, Ey hain nefsim, Beni Allah'la dostluktan uzaklaştıran nefsim, Beni Allah'a düşman eden nefsim, Beni Allah'ın cehennemine gönderecek olan nefsim, Dur, Bugün senin son günündü, Namazımı kılacağım,
Bugün bana çelme taktığın son gündü, Virdimi de çekeceğim de, Bugün nefsin belini kır, Sohbet dinlemenin önemini anlatır mısınız, Edebi adabı nelerdir, Dinlerken niye dikkat etmeliyiz, Sohbet dinlemek farzdır, Dini sohbet dinlemek farzdır, Edebi, Edebi sohbet esnasında etraftaki hiçbir şeyle ilgilenmemektir, Namaz kılarken, Etrafındaki bir şeyle ilgilendiğinde nasıl namazın fasit oluyorsa, Sohbet dinlerken de etrafında bir şeyle uğraşırsan, Sohbetin fazileti fasit olur,
Sohbet, dini sohbet ise, Allah sohbeti ise, Nafile ibadetlerin en yükseğidir, Nasıl farzdır? Bir kimsenin, Günlük, Dini hayatını idame ettirebilecek kadar, İlim öğrenmesi farz olduğundan farzdır, Eğer günlük dini hayatını, Hiç kimseye sormadan, Danışmadan yaşayabilecek, Bir bilgiye sahipsen, Alim hükmündesindir, O zaman sana sohbet dinlemek, Dinlemek, Nafile ibadet hükmünde olur, Bir kimse gelse, Bir yere gitse, Orada sohbet eden kadar,
Veya sohbet edenden fazla ilmi olsa da, Oradaki sohbeti dinlemesi, Nafile ibadet olur, Siz nafile namaz kılarken, Başka bir şeyle ilgilenebiliyor musunuz? Nafile oruç tutarken, Ya bu oruç nafile, Bir bardak su içeyim diyebiliyor musunuz? Bunun gibi, Nafile hükmünde olsa dahi, Sohbetin adabı, Erkanı olan, Etrafla konuşmama, Yememe, İçmeme, Etrafla bir şeyle ilgilenememe, Adabına, Erkanına, Riyayet edilir, Ancak orada, Hizmet edenler, Gerektiği kadar konuşabilirler, Hizmet edenlere, Çok zararı bir şey olursa, Soru sorulur,
Mesela, İşte, Tuvalet ihtiyacı görecek, Lavabolar nerede? Oda filanca yerde, Bu kadar, Çocuğuma süt emzirmem lazım, Süt vakti geldi, Emzirebileceği müsait bir yer var mı? Vazifeliler onu müsait yere götürürler, Bu kadar, Ben yaşlıyım, İhtiyarım, O yüzden, Uzun süre oturmakta güçlük çekiyorum, Ben, Belim ağrıdığında gidebilir miyim?
Vazifelilere sorulur, O tabi ne demek? Bu kadar, Sohbetin adabı budur, Yanındaki size bir şey sorsa dahi, Tebessüm ederek, Yeni geldiyse, Sohbeti dinliyorum, Bitti, Bu kadar, Şimdi bana diyorlar ki, Hocam etrafımızdakiler konuşuyor, Siz konuşmayın diyorum, Sen konuşma, Konuşacak kimse bulamazsın, O da susacak, Ya biz işte, Müdahale edelim mi?
Aman etmeyin diyorum ben, Onlara sus demeyin siz, Çahil, Cühela grubu, Çahil, Burada sohbet var, Kahkaha atıyor dışarıda o, Çahil, Bilmiyor, Cahilliğini de bilmiyor, Cahil var, Cahilliğini biliyor, Cahilim diyor, Öğrenmek için oturuyor, Öbürkü, Cahilliğini de bilmiyor, Bu, Daha kötü, Böylesi, Eşekten de kötüdür, Eşeğe çüş dersin durur, Deh dersin gider, Ben bazen eşeklerden, Örnek verirken, Bizim Hacı Mehmet'in, Hacı Mehmetlerin bir eşekleri vardı,
Daha küçüktük biz, Eşek ezberlemişti yolu, Çayırdan, Üzerine bir şeyi yüklediklerinde, Dehlediklerinde, Bazen tek başına gidiyordu, Öyle değil mi Hacı Mehmet? Herkes de biliyordu, Kuyucu Mehmet'in arabası o, Eşek arabası, Biz bazen giderken, Yani o yollar dar, Islık çala çala giderdik, Öyle değil mi? Karşıdan gelen duysun, Bizim eşeğin laf dinleyince yok, Çünkü dıkıdık dıkıdık gidiyor hiç, Eşek terbiyeli, Eşekken terbiyeli, Bazen eşeği terbiye etmek, İnsanı terbiye etmekten kolay, Benim baba dedemin, Bakkal dükkanı vardı, Üç tane fırıncıdan ekmek gelirdi bize, Günlük 1500 ile 2200 ekmek arasında, Ekmek satardı bakkal dükkanı, Üç tane fırıncı ekmek yetiştiremezdi bize, Eşeklerin başında bir tane adam yoktu, Eşekler bizim dükkanı ezbere biliyorlardı, Herkes biliyor eşek, Tıkır tıkır tıkır …
İki tarafında keletir var, Ekmek keletiri, Geliyor, Biz ekmekleri sayıyoruz, Eşekten tanıyoruz hangi fırıncının olduğunu, Biz yazıyoruz, 96 tane ekmek geldi, Bir tane de pusula içine yazıyoruz, Eşeğin yününü çeviriyoruz, Geldiği yöne, Dehliyoruz, Eşek tıkır tıkır tıkır … fırına gidiyor, Biz yazıyoruz ekmeği kaç tane olduğunu, Dikkat edin, Yaşım 6, 7, 8, 9, 10, 11 yaşına kadar, 12 yaşına kadar, O gelen keletirlerin içerisinden bir tane ekmek eksilmezdi, Yüz ekmek koymuş keletire, Yüz ekmek gelirdi, Fırıncı pusula yazardı,
Yüz ekmek var, Saymış, Biz de sayardık, Yüz ekmek var, Yolda birisi ekmeğin birisini aşırmamış, Biz öyle bir ahlaki sistemden geliyoruz, Aslında biz buyuz, Bizim evimizin sokak kapısı, Son annem gözleri rahatsız oldu, Göremez hale geldi, Son göremez hale geldiğinde, Kapı arkadan dayaklanmaya başladı, Dayaklansa ne olacak, Bir omuz vursan kapı gidecek zaten, Bizim kapımızın arkasında dayak yoktu, Hani kilit yok, Biz Neriman Aba deyip,
Kadının geldiğini gördük biz, Hatta içeri girer kadın, Neriman Aba der, Biz bir ürkeriz, İçeri kadar gelmiş zaten, Kapı açık ki bizim, İnsanı terbiye etmek, Bazen eşekten daha zordur, Bu kimdir? Bu cahilliğini bilmeyen insan, Cahil ya, Cahilliğini de bilmez, Ve bildiğini iddia eder, O eşekten daha tehlikelidir, Eşeğe söz geçirirsin, Ona söz geçiremezsin, O yüzden ona nasihat etmezsin, Ona bunu yapma demezsin, Çünkü eşeğe çüş desen durur, Deh desen gider, Ona burada dur dersen, Önündeysen seni ısırır, Arkasındaysan sana tekme atar,
Tepikler seni, Çifte atar, Ya insan, Ah kardeş, Nice insan görümünde mahluklar var, O cahilliğini de bilmiyor, Bu acı, Allah bizi onlardan eylemesin, O yüzden sohbetin adabı, Oturup, Edeple dinlemektir, Hiçbir şeyle ilgilenmezsin, İşin bittiyse, Mesaiye yetişeceksin, Bir yere yetişeceksin, Otobüse yetişeceksin, Yavaşça gidersin, Bu bizim sohbetlerimiz de açıktır, Müsaadelidir zaten, Birisinin müsaade istemesine gerek yoktur, Suizandan kurtulmak için ne yapabiliriz, Ey iman edenler, Siz suizanın fazlasından kaçınınız,
Bu ayet-i kerimeye iman etmen yeterli, Bu ayet-i kerime var mı? Var, Kime? İman edenlere, İman edenlere diyor ki, Ey iman edenler, Sözüm size, İman edenler, Hitabım size, İman edenler, Siz kıymetlisiniz, Sizi muhatap aldım, İman edenler, Siz önemlisiniz, Sizi kendimden gördüm, Kendimden bildim, Yanımda bildim, O yüzden size, Tavsiye, Telkin, Ve nasihatta bulunuyorum, İman ettiysen, İman etmediysen, Bu ayet sana değil, Ey iman edenler, Siz suizanın fazlasından kaçınınız, Suizan ne?
Elinde bir delil yok, Elinde bir delil olmaksızın, Birisinin üzerinde kötü düşünmen, Ya, İşte, Cevdet ustanın, Ustalığı şöyledir, Kötü manada söylüyor, Araba tamir ettirdin mi? Hayır, Dükkanına gittin mi hiç? Hayır, Hiç tamirle bir işin oldu mu? Hayır, Nereden, Bu kanıya vardın? Kaldı, Örnek, İşte suizan sana, Elinde var mı bir işaret? Bir delil var mı?
Yok, Bir delil olmaksızın, Onun üzerinde kötü düşünüyorsan, Suizan, İman edenlere diyor ki, Ey iman edenler, Siz, Suizanın fazlasından kaçınınız, Bu ayeti kerimeye iman ettiysen, Başka bir şey lazım değil, Allah, İmanını kemale erdirsin, Cümlemizin imanlarını kemale erdirsin, Hakkınızı helal edin, Sürçü lisan ettiysek affola, Allah gecenizi hayır etsin, İnşallah semada buluşmak üzere, El Fatiha'ma salavat, Amin,

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi