Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi Sohbeti - 21 Temmuz 2012 (Üstad Mustafa Özbağ)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 21 Temmuz 2012 · 53:33

bakmayın. Yani ölçü olarak ölçüyü kabul etmemek değil. Burada ölçümüz sizin yediğiniz işleriniz olsun. Adam bir akşam yemeği 100 liralık akşam yemeği yiyor. Sadaka vereceği zaman, fidye vereceği zaman gidiyor. Buğdayın kilosu kaç para? 3 lira. İşte 2 kilo muğday kalası verin 6 lira. Oturduğun zaman beni yiyecek neredeyse? Fidye gelince 6 lira verecek. 3 lira verecek, 5 lira verecek. Yediğinden yedirmektir Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri sünneti. Yediğinizden yedirin, içtiğinizden içirin, giydiğinizden giydirin der. Bu manada bir kimse sünnet olarak yediğinden
yedirecek etrafına. Bir kimse ailesine yediğinden yedirecek. Çocuklarını yediğinden yedirecek. Eşine dostuna, akrabalarına yediğinden yedirecek. İçtiğinden içirecek etrafındakindan. Ne giyiyorsan, çoluğuna, çocuğuna, eşine de yedirecek. Veyahut da giyim kıyafetlerinden çoluğuna, çocuğuna, eşine de yedirecek. Veyahut da giyim kıyafetlerinden etrafına o giyim kıyafetlerinden alacaksın. Ama şunu da unutmayız. Bu da bir ölçüdür.
Bir hanımefendi vardır. Bir buçuk milyonlar alıp mantı giyiyor. Bir buçuk milyonlar alıp mantıya giderse, 50 bin lira alıp mantı giyen bir kimseye hediye ederse o kadının etrafının üstünde o emanet gibi olur. İnsanların hayat seviyesine göre davranmak da ağlanmak da ağrı altlar. O yüzden yolcular, hastalar, şeker hastası, kalp hastası, tansiyon hastası, psikolojik hasta, mide hastası, işte ne hastasıysa, devamlı ilaç kullanıyorsa, devamlı ilaç kullananları, oruçlarında bu noktada tutmamalı. Çok sayı hasta, mariz, devamlı başarı, devamlı midesi var. Hadsiz. Hareket etmeye
recali yok. Bunların, yolcuların, oruçlarını yemelerinde bir beis yok. Takva yapacağım da rahatsızken, hastayken, oruç tutacağım diye uğraşmasın kimse. O takva değil. Adam aşırı derecede, olur derecede şeker hastası. Yemediği zaman şeker oluyor dört yüz elli. O takva yapacağım da oruç tutacağım diye uğraşmasın. Tansiyon hastası, tansiyon hastası kalkıp da her gün işte tansiyonunu zat durak altında tutacak. O da kalkıp da ilaç kullanma zorunluluğu varken takva yapıp deyip de oruç tutmasın. Bir de cigare terbiye var. Bir oruç tutuyor, bütün mahalleye küfrediyor. Bir oruç tutuyor, bütün ev
halkını perişan ediyor. Tutma kardeşim ya, tutma. İnsanlar senin ahlaksızlığını çekmek zorunda değil. Küfreden insan ahlaksız insan. Etrafına küfreden insan ahlaksızın dik ahlaksızın. Tutmuş küfrediyor etrafına. Ahlaksızın dik ahlaksızın sen. Etrafını küfreden, etrafına hakaret eden, etrafını küçük gören, etrafıyla devamlı kavga eden, tartışan, yetişen bunlar orucun sevabını komple götürüyorlar. Ama eşeğe pahalı oraya, eşeğe bununla hiçbir şey vermeyerek eşek de oruç tutsun. Eşeğin orucu onun orucundan
kıymetli. Diyeceksiniz ki neden? Ona şöyle diyor. Tuttu da böyle oldu. Üzerine yükleniyor o yük. Kirlettiği ne? Kirlettiği ne? Oruç. Oruç kirlenir. Oruç insanın gözünde kirlendi o. Hakik insanın şöyle dedi. Hakkından, belki de ürkekliğinden, belki de cahilliğinden o kimsenin ahlaksızlığını görmekten uzak durdu. İhlasla, samimiyette, gözdeşeyle. İmanın kemale erdi. İmanın kemale erdi. Bir şey haram mı? İmanın kemale erdi. İçki
içmek haram. Üzerinde içki içemezsin. Kitabını kapatacak bu helalmiş, tamam. Alacak koltuğunun altına. Bu farkmış, bunu yerine getirmem lazım. Namazlar
sağlık, sağlık, sağlık. Al da etki kitabını kardeşim koltuğunun altına. Hain olmana gerek yok. Git dört tekaç namazını kıl. Bir şey neye git? A gireceğim otobüsü. Gireceğimiz marka elbiseyi karıştırmıyoruz. Gireceğimiz marka gömlekle
ayakkabı karıştırmıyoruz. Gireceğimiz marka kebapçıydı, köfteciydi, tatlıcıydı karıştırmıyoruz. Gireceğimiz marka nerede? Alışveriş merkezlerinde hepsini biliyoruz. hepsini biliyoruz. Ne nerede kaça satılıyor, ne nerede uçuda, ne nerede pahalı. Herkes biliyor. Fatiha-i Şerife'ye gelince bilmiyoruz. O yüzden kıymetli dostlar, etrafına çekilen insanlar, etraflarına ahlaksız davranan insanlar, oruçlarınızı heba etmeyin.
Dillerinizi tutun. Ahlaklarınızı güzelleştirin. Din başlı başına güzel asak. Din başlı başına edep. Orucun sebeplerinden birisi insanlar edeplensinler diye. Orucun hikmetlerinden birisi insanlar ahlaklarını yükseltsinler diye. Nasıl namaz insanın kötülüklerden alıkoyarsa, oruç da insanın ahlakını yüceltir. Oruç insanın ahlakını inceltir.
Oruç insanın ahlakını namütenayi güzelliklere götürür. Oruç insanı melekleştirir. Melekleşmek çok ibadetle değildir. Güzel ahlaklıdır. Melekleşmek çok namaz kılmak değildir. Melekleşmek kimsenin kalbini kırmamaktır. Melekleşmek kimseyi incitmemektir. Melekleşmek dibinden emin olmaktır. Melekleşmek herkesin senin gözünden emin olmasıdır. Melekleşmek herkesin senin elinden emin olmasıdır.
Melekleşmek herkesin senin cinsel huzurundan emin olmasıdır. Melekleşmek senin ayağından kalbinden, aklından, gözünden emin olmasıdır. Melekleşmek çok namaz kılmak değildir. Melekleşmek çok ibadet etmiş. Melekleşmek çok ibadet etmiş. Melekleşmek kimsenin az zikir insanı edeb etmiş. Tarikaya içindir. Yeryüzü etmek için indirir.
Kılmayı öğretmek. Yoksa insanlar namaz kılıyor biliyorlardı. Muza gelmezlerdi. İbrahim gelmezden önce namazı biliyorlardı. Nuh gelmezden önce bütün insanlar. Güzel itibaren namaz kılmak var. İtibaren namaz kılmak bütün peygamberlerin vazifesi.
İnsanlara ağır vermek. Namazı yoksa da bilgisizliği yoktur. Ben güzel ahlakı tamamlamak için indirilebilirim. Güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmiş son ümmet. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri son peygamber. Güzel ahlakı tamamlamak için indirilmiş son peygamber.
Sonradan çıkan o peygamber bozuntularına bakmayın. Sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri son peygamber, son nebi, son resul. Ümmet eylesin son nefesimize kadar. Ebedi yani inşallah. Her şey sevgilidir. Otuzuncu bey. Burada bir perde. Dili olan bir kuşa döner. Silinmemiş.
Rumi Hazretleri öyle bir anlayışı. Tasavvuf anlayışı. Anlayışın üzerine öyle bir metafor. Genişlik. Her şey sevgilidir. Vücut çıkmadan cüzdesinin üstünde bir felsefe mi düşünün? Hakkınızı helal edin.
İnsanları, bütün insanları bu duyguda, bu felsefede var olun. Kendince. Kendinize şok, kendinize şok açın. Her şeyi sevgili gördüğünüze bakın. Açınızdaki insanın da öyle gördüğünü düşünün. Ve bütün insanların sizle dair her şeyi sevgili olarak görmeye bakın. Dünya üzerinde yanlışlık ve eksiklik kalmayacaktır. Azıcık bir tefekkür edin. Evinizi tefekkür edin. Evinizdeki eşinizi, çocuklarınızı, eşyalarınızı gördüğünüzü görmediğinizi, elinizin altında bulunan bulunmayan her şeyi tefekkür edin.
İlerinizde bakın bakalım. Onlar size sevgili mi? Sevgili değilse sevgili görün siz onu. Eşinizi sevgili görün. Çocuklarınızı sevgili görün. Koltuğunuzu sevgili görün. Kitabınızı sevgili görün. İçecek suyunuzu sevgili görün. İftarlığınızı sevgili görün. Zeytinin çekirdeğini sevgili görün. Hurmanın çekirdeğini sevgili görün. Atacağınız domatesin kabuğunu sevgili görün. Sıkacağınız bulaşık ve tarjanını sevgili görün. Tarayacağınız saçınızı taracağınız sarar sevgili görün. Saçınızı sevgili görün. Saçınızın bir tanesini sevgili görün. Tırnağınızı sevgili görün. Tırnağınızı sevgili görün. Tırnağınızın bir tek ucunu sevgili görün. Basacağınız toprağa sevgili görün.
Basacağınız taşı sevgili görün. Babanızı sevgili görün. Komutanınızı sevgili görün. Oturacak koltuğunuzu sevgili görün. İş yerinizi, iş yerinizin anahtarlarını, eşyalarını sevgili görün. Sevgili görün. Dışarı çıkın. Elektrik direni sevgili görün. Ağaçları, çiçekleri, böcekleri, meyveleri, sebzeleri. Yolunuzda gördüğünüz çöp mü de onlarını sevgili görün. Çöpü sevgili görün. Bir hayvan leşini sevgili görün. Onun kokusunu da sevgili görün. Ve kainatta sevgili görmediğiniz bir derde kalmasın. Esbabınıza bakın gömleğinize sevgili görün. Bakın kravatınıza sevgili görün. Bantolonunuza bakın sevgili görün. İç tamaşınıza bakın sevgili görün. Koltuğunuzun altında temizleyeceğiniz kıllarınızı sevgili görün.
Kullandığınız suyu sevgili görün. Dışkınızı sevgili görün. Sevgili görün her şeyi. Hız kelimeyi sevgili görün. Sevgilinize konuş. Tükürürken tükürünüzü sevgili görün. Tüküreceğiniz yeri de sevgili görün. Tebessününüzü sevgili görün. Kıracağınızı sevgili görün. Küseceğinizi sevgili görün. Darılacağınızı sevgili görün. Darılacağınızı sevgili görün. Size laf söyleyeni sevgili görün. Laf söyleyeceğinizi sevgili görün. Tefekkürlerinizi genişledik. İşte meleklerin üstüne çıkmak. Meleklerde gördüğünüz hiçbir şeyin gidiyor. Ne kadar vahşetin içinde yaşıyoruz.
Ne kadar karan içinde yaşıyoruz. Ne kadar kavuz halinin içinde yaşıyoruz. Meğer ben ne sevgisizim. Meğer ben ne açsız bir insanmışım. Meğer ben taş toprak dahi değilmişim. Onun dahil sevgisi var. Meğer ben ne zarim bir insanmışım. Ben ne karanlıkların içerisinde dolaşan bir kimseymişim. Sevgili görememişim gözümün gördüğü her şeyi. Sevgili görememişim elimin tuttuğu her şeyi. Sevgili görememişim yüreğimin hissettiği her şeyi. Eğer sevgili görebilmiş olsaydım, sevgilim diyebilmiş olsaydım her şeyi, her şey bana aşık, ben her şeye aşıktım. Ama öyle görememişim.
İşte Hz. Mevlana diyor ki, her şey sevgilidir. Ne derinlemesine bir söz, ne büyük bir söz, ne kutsi, ne kutsal bir söz. Söz, Hz. Mevlana'nın gönlüne akıttığı bir kelam. Her şey sevgili. Baktığın, gördüğün, duyduğun, duymadığın, hissettiğin her şey sevgili. Ve her şey sevgilise, her şey hürmete layık.
Her şey sevgilise, her şey kıymete layık. Her şey sevgilise, her şeyi baş tacı etmeye layık. Ve her şey sevgili. Kıymetli dostlar. Hz. Mevlana der ya, benim dinim, benim kitabım aşk kitabı. Benim anam kendisinin doğduğu yeri dair aşk. Mesih'in babasını söylemez.
Mesih'in de babası, annem de babam babayı görmez. Ve kendisini aşkın çocuğu olarak dillendirir. Aşkın çocuğuyum, aşk dinine mensubum. Bu öylesine yüksek bir sevda, bu öylesine yüksek kutsi bir duygudur ki, bütün kainattaki gözünün gördüğü her şeyi sevgili görür. Bu kainattaki gözünün gördüğü her şeyle barışır demektir. Onun sayında olduğu bir tek şey vardır. Allah'ın sevmediği şeylerdir. Savaş olduğu bir tek şey vardır. Nefsidir ve şeytandır. Bizi savaş emrini verdiği için savaşır. İçindeyim.
Savaş edilmesini emrettiği için onlarla savaşır. Yoksa onlardan nefret ettiğinden değil. İnsan nefret etmediğinden savaşır mı, emirle savaşır. İşte o da emirle savaşanlarındandır. Emirle, nefsiyle ve şeytanla savaşır. Kızlıklarla savaşır. Kutsiyi görür.
Bu savaşmayı yüce görür. Ve bu savaşmayı mutlaka ve mutlaka olması gereken olarak görür. Hazreti Mevlana bir şey var ise o şey sevgilidir. Aşıksa bir perdedir. Şey sevgilidir. Onun üzerinde yansır. Onun üzerinde her şey simüasyon gibi üzerine nakş olur. Onun üzerinde görünür her şey. Üç bir perdedir. Bunun derecelerinin perdesidir. Onun üzerinde varlık tüm derecelerinde tecelli etmektedir. Tüm tecelli edeceği tüm dereceleri. Onun üzerinde tecelli etmektedir.
O yüzden siz aşkı seyretmek istiyorsanız, Aşkına bakacaksınız. Ve onun üzerindeki varlığın derecelerine bakacaksınız. Bunun üzerindeki tecelliyatı seyrederek daha yerde çünkü. Aşkı anlayacaksınız. Aşkın hikmetine dalacaksınız. Bunun için bir aşık gerek. İzlemek gerek. Hazreti Mevla görmek istiyorsan, Meyveyi görmek istiyorsan aşık. Üzümü görmek istiyorsan aşık. Sen aşık istiyorsan aşık. Bir kavim aşıklar. O yüzden her şey sev.
Aşkın tecelliyatını göreceksin. Varlığın tecelliyatını göreceksin. O zaman bir aşık bul kendine. Ve evet o aşığın derinliklerinde dolaş. Uzayın derinliklerini anlamak istiyorsan, Aşkın derinliklerinde dolaş. Sen Merihir, Merkür'ü, Mars'ı istemek istiyorsan, Aşkın derinliklerinde dolaş. Sen ağırlıyorsan, Aşkın derinliklerinde dolaş. Sinemada kimliklerin önünde canlıymış gibi dolaşır. Heyecanlanırsınız, hüzünlenirsiniz, ağlarsınız.
Bir sinema vardır. İzlemektesiniz. Perdedeki kimlikleri, perdedeki kişilikleri izlemektesiniz. Üzünüz yanıldı. Kolboy silahını çekti. Bam bam bam vurdu. Ferde vururken aslında senin içinde vurdu. Senin beyninin içinde dolaştı o. Senin beyninin içinde var oldu o. Aslında sahteydi. O sahteyi senin beynin canlandırdı. Senin beynin onu sahte olan şeyi gerçekmiş gibi gördü. Bu sohbet senin beyninde... Bu sohbet senin beyninin içinde dolaştı.
Bu sohbet de senin için geçildi o fani sahte. Aşığı iyi sev, iyi tutun. Aşık seni gerçeğe götürecek çünkü. Aşığın üzerinde tecelleden gerçek. Aşığın üzerinde aşık... Görebilirsiniz belki de. Okumadım ama... Görebilirsiniz.
Okuyabilirsiniz. Bir ferdedir. Engel noktasında değil. Engeldir. İman yetmiş perdedir. Yetmiş perde. Siz her la ilahe illallah demiş de... Bir perdeyi açarsınız. Bir perdeyi kaldırırsınız. Gerçeğe ulaşan yolda açılan... Hiçbir yere sığmadım.
Onun kalbine sığdım. Onun gören gözü, duyan kulağı, tutan eli söyleyen dili olurum. Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin derecesidir. İşte aşıl üzerinde...
Hepsinin... İsrail peygamberlerinin üstündedir. Gökteki yıldızlar gibidir.
Yeryüzü... Gerçeğe ulaşan yolda... Engel değil. Gerçeğin yansıdığı... Gerçeğin tecelli ettiği perdedir. Dili olan sevgilidir. Aşısa bir ölü. O zaman senin gördüğün aşık... Senin gördüğün her şeyin sevgili dediğin şey... Gerçekte ölüdür. O zaman senin diri gördüğün şey... Gördüğün şey...
Dili olarak duyduğun şeyi... Sakın... Gördüklerine aldanma. Gördüklerine kanma. Kansımaya yanılma. Rüyanda kolunu gibi gör bu alemi. Terlersin ya... Gerçektir aslında. O rüya gibi gör. Nasıl uyandığında kolun yerindeymiş diyorsun ya... O uç acısını hissetmiştin. Bu dünya... Aslında... O rüya gibidir. O zaman... Gördüğün şeyler aslında canlı değildi. Sana öyle geliyordu. Aslında onlar canlıydı. Orada konuştular seninle. Dün gece rüya...
Gerçekti aslında. Yani şey... Dili zannediyorsun... Filmdeki senaryodur. Filmdeki... senaryodur. Filmdeki kovboy... Canlı görüyorsun ya... İşte bu alemi teselli... Öyle canlı görüyorsun. Allah bizi muhafaza edesin. Aşık ölü... Kimin elinde... Kimin elinde... Mahşukun elinde... Onu istediği gibi evirip çeviriyor. Onun üzerine istediği gibi tecelli ediyor. Ona istediği rolü oynatıyor.
Ona istediğini yaptırıyor. Aşıksa... Onun istediği rolü oynuyor. Onun istediği halen... İstediği gibi oluyor. Aslında aşık... Kendisi değil. O zaman ölür. Benim dediğimi yerine getirdi. Öbürkü aklına vurdu.
Bunu buradan koymasak olmaz mı? Olur. O da koymadı. Aklına vurdu o. Aklına uymadı. Aklına vurmayan... Şeytan değil. Şeytan değil. Şeytan aklına vurdu. Dedi ki... Benim yaratılışım farklı. Benim yaratılışım farklı. Ben ona nasıl secdedeyim? Dedi ki... Sen yeryüzünde fesat çıkaracak bir... Tür mü yaratmak istiyorsun? Aklına uydu şeytan. Şeytan aklına uyduğu için... Aşıklıktan payı olmadı. Aklına vuranla... Aşıklıktan payınız olmazsa... Eşeklerden... Eşeklerden bir farkınız olmazsa... Bu dünyadan böyle göçüp gideceksiniz.
Şeytan ebediyen huzurdan kovuldu. Aklından dolayı. İşte Hz Mevla'nın diyor ki... Başka meyli yok ise... Kuşsun. O zaman aslısın sen. Kuş dediğimizde... Gökyüzünde uçan bir varlıkız. Uçan bir hayvandır. Uçabilene kuş denir. Kuş denmez. Onu uçuyor görmeyiz. Üç metre beş metre... Gider tönel eder gider o.
Kuş uçan. O uçar. Temsil vardır. Değilsin. Yine kuş değilsin. Uçamazsın. Kuşa benziyorsun. Kuş değilsin. Kuş değilsin. Kuş değilsin ama. İnsan gibisin. İnsan değilsin. Kuş insan değilsin. Bütün insan. Ya görüntün insan. Ahlak bir insan değilsin. Nice görüntüsü kuşa benzeyenler var. Uçamıyorlar. Ne görüntüsü insan olanlar var. İnsanlıktan o zaman... Onlar hayvanlar daha aşağı...
Yürüyeni insan benzersin. Sevememiş. Hiç sevgiye doğru adım atamamış.
Bir şeye aşık olan... Burnundan sümüğünü akıtamamış. Ağzından tükürüklerini çıkaramamış. Ayasını akıtamamış. Bilip başını da... Yağmurunun günlerde aşkına... Yağmurun arasından gitmeyi hesaplayamamış. Islanmadan diyorum sana deyip... Yırtılmamış. Onun için ah vah etten uzak. Gözüyle bakmış.
Durmuş kendinde. Biz dostadık. İnfak için üzerine değil.
Aşık, infak eder. Paylaşmaz. İslam, infak eder. Paylaşmaz. Paylaşmak bir sana, bir banadır. İki sana, bir banadır. Paylaşmak için bana da der. Sütüne yiyecek bir buğday kamesi, bir hurma. Kamesi kalmaz idi.
Aşık gibi aşık olduğundan her şeyi sevgili görürdü. Ve her şeyi sevgilinin sevgililerine infak ederdi. İslâm, infak dinidir. İnfak, televizyonlardaki insanların İslam paylaşımlığı nedir dediğine inan. Neyin? Kimi?
Senin mi ki? Senin gördüğün anlamı. İnfak. Çık, infak eder. Sevgiliye. O bir tane can infak eder. O bin bir tane can verir. İster verir ister. Her şeyini sevgiliye harcar. Çünkü her şey sevgilidir.
Sevgili ise sevgiliden sevgilisini mi kıskanıyorsun? Sevgilinden sevgini mi kıskanıyorsun? Madem her şey sevgilinde sevgiline verdiğini ben verdim olarak mı görüyorsun? Sevgiliden sevgiliye gitti. Sevgiliye geldi, sevgiliye gitti. Sevgiliye geldi, sevgiliye gitti. Sevdiğiniz bir şey olsun.
Sevdiğiniz olsun. Sevdiğiniz. Siz sevin. Sevilmeyi insanlardır. Sevilmeyi bekler nasibi onlar yükseklerdedir. Onlar tepelerde dolaşırlar. Onlar sevilmeyi beklerler. Birisi gelsin onun başını okşasın. Birisi gelsin onu sevsin. Birisi ona fedakalıkta bulunsun. Birisi ona infakta bulunsun. Birisi ağırsın onu tepelerde kendirsin. Tembeli aymaz. Sevinmez.
Beni hiç kimse sevmiyor ki. Sen hiç kimseyi sevemedin o yüzden. Sen beni sevmiyorsun ki. Sen sevmedin de o yüzden. Olsaydın. Sen nefsini sevdiğin müddetçe gerçek aşık bulunmayacak. Senin yoğun gerçek aşıklara doğuramayacak.
Sen debelenip duracaksın bataklığa saplamış eşekler gibi. Debelenip duracaksın. Yüreğimi eline. Bu gece tövbe gecesi. Hadi bu gece Ramazan gecesi. Hadi bu ay oruç ayı. Bu ay kur ay. Sevgililer şu gibi. Hadi sen de şu sevenler kervan. Hadi sen şu sevgililer kervanına takın. Şu nefsini vur taşa. Aldı kenara. Seviyor onda. Bir şeyi sev. İki evinle tut. İki evinle tut. Hadi gözlerinle tut. Hurma çıkacak olur. Meşe dalından hurma çıkacak mı diye düşünme.
Öylesine sev. Öylesine sev. Vallahi yiyeceksin ondan. Besine inan. Ne yaptı hazır? Hurma kuru hurma çöpünün. Dikiverdi. Dikiverdi herkesin gözünün önünde. Herkesin gözünün önünde. Söyle saplıyor. Mübarek. Hurma meyvesini dikiverdi. Hemen yediler anında. Hurma yağı. Mahşeri bekliyor o kar. Gökten sofraya. Sen mahşer uzun. Gökten sofralar inat. Açacaksın. Anlarımda oğlundu.
Sen yürü sevdana doğru. Sevdanda sevinsen. Senin aşıklığına aşık olacak herkes. Karısında kalmasın. Çocuksuz da kalmasın. Bir tane karın gitse bin bir tane karın var. Hem sevgilisi. En yoksa.
Eyvahlar. Eyvahlar. Payı olmayanlar. Orucu kasten terk edenler. Namazı kasten terk edenler. Farzları kasten terk edenler. Açıklıktan payı yok. Açıklıktan payınız yok. Allah bizi aşıklardan eylesin.
Açıklardan eylesin inşallah. Fatiha.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi