Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi Sohbeti - 11 Nisan 2015

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 13 Nisan 2015 · 1:21:40

Ümmet-i Muhammed'e birlik, derlik, beraberlik ihsan eylesin inşallah. Bir dava sonucu da, yani son duruşmada hakim beni İstanbul Adli Tip Kurumu'na gitmemi istedi. Sevk etti, sizce dava bitmediği için lehime bir karar verdi. Hakim Bey, çünkü huzursuz bir ruh halim oldu. Cevabınız için şimdiden teşekkürler. Hakim sevk ettiyse git, Allah yardım etsin inşallah. Onları gördüğünde cüsseleri hoşuna gider. Konuştuklarında sözlerini dinlersin. Onlar adeta sıralanmış kütükler gibidirler.
Her bağırtıyı aleyhlerine sanarlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin. Nasıl da haktan uzaklaştırıyorlar. Münafık'un suresi 4. ayet. Yüce Mevlamız'ın bahsettiği bu kimselerin şerrinden ve tesirinden nasıl korunabiliriz? Bunlardan uzaklaştıranlar bir kafirlerdir.
İnanmayanlar. Bu inanmayanlar insanları sapkınlığa uğrataraktan doğrudan uzaklaştırırlar. Bu haktan uzaklaşmayı da kısım kısım almamız lazım. Bunu din bazında alırsak, din noktasında alırsak bir kimsenin, inanmayan bir kimsenin inanan insanlarının yollarını, fikirlerini, düşüncelerini ifsad edip, onları bu noktada Kur'an ve sünnet dairesinin dışına çıkarmaya çalışmaları, bu noktada uzaklaştırmaları.
Bu inanmayanlarla alakalı. Hak'tan uzaklaştıranlar. Bir de normalde inanıyormuş gibi görünenler vardır. Onlar bile bile münafıklık yaparlar ve insanları haktan uzaklaştırırlar. Siz onları kendinizden zannedersiniz. Ama ince ince onlar inanıyormuş gibi görünüp sizi yine haktan uzaklaştırırlar. Asıl tehlikeli olan budur. Çünkü bir kimse inanmıyorsa senin karşındadır. Onun senin karşında olduğunu bilirsin. Karşında olduğunu bildiğinden dolayı onunla mücadele ederken, mücadele yöntemlerin bellidir. Bunda bir sıkıntı yoktur. İşte ayeti kerimelerde siz onlarla dost olmayın der. Senin dininle savaşıyorsa, senin inancınla savaşıyorsa, bununla alakalı seninle mücadele ediyorsa, sen onunla dost olmazsın.
Dost olmadığın için devamlı ona karşı uyanıksındır. Kendini ona göre siper eder. Kendini ona göre dizayn eder. Kendini ona göre istihdam eder. Bu noktada mücadele etmekte hazırsındır. O karşındadır çünkü. İslam dünyası bunlardan çok sıkıntı çekmemiştir hiç. İnanmayanlar korkaktır. Korkak oldukları için sizinle karşı karşıya mücadele etmezler hiç. Cenab-ı Hak çünkü inanmayanların kalplerine bir korku verir. Ümmet-i Muhammed'e karşı. Bu da Ümmet-i Muhammed'in özelliğidir. Bu özellik de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden gelir. Diğer peygamberlere verilmeyen beş özellik, Hz. Muhammed-i Mustafa'ya verilmiştir sallallahu aleyhi ve selleme. Bu beş özellikten birisi, düşmanlarına karşı altı aylık yoldan, mesafeden onların kalplerine korku inmesidir.
Dostlarına karşı da altı aylık yoldan, mesafeden kalplerine muhabbet iner. Karşılığı da budur. Bir kimse mesela mümin ise, Muhammed-i Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve selleme dost ise, o dost yürüdüğü, seyahat ettiği her yerde ne kadar Muhammed'i var ise, onların kalplerine ilham yoluyla dostluk gelir, muhabbet gelir. Herkes onları dinler. Ama aynı şekilde kafirlerin kalplerine de korku iner. Kafirler de o korkuyla, o telaşla ne yapacaklarını bilemezler, onunla mücadele ederler. Şimdi bu noktada inanmayanların kalplerinde bir korku vardır. İnanmayanların kalplerinde bir korku olduğundan, onlar bir Müslüman'ı, bir mümin'i, bir inanan'ı direkt cepheye geçip savaşamazlar.
Tarih boyunca da bu savaşlarda hep mağlup olmuşlardır. Çünkü inanıyorsanız kuvvetlisindir. İnanıyorsanız bu noktada galip gelirsiniz. Mücadelenizi ona göre yaparsınız. Bu noktada Hazreti Adem'den itibaren inananlar her savaşta galip çıkmışlardır. Eğer normalde hakkıyla yerine getiriyorlarsa. İnananların, inanmayanlarla olan savaşlarında yenilmezlikleri vardır. Peki neden perişan İslam ümmeti bu noktada? İslam ümmeti karşısındaki inanmayanlardan yenilmiyor. İslam ümmeti şimdi anlatacağım kimselerden yeniliyor. Bunlar ne? Bunlar inanıyormuş gibi görünürler. Sizdenmiş gibi görünürler. Size Kur'an-ı Kerim okurlar. Sizin yanınızda Muhammed-i Mustafa'ya salatu selam getirirler. Sizdenmiş gibi görünürler.
Otururlar burada sufilik yaparlar. Otururlar dergahta hep beraber Allah'ı zikrederler. Yanındakına şöyle der. Ya hadislerin hepsi de sahih mi? Bakın yanınızdakine böyle der. Durur. Çıkar televizyona. Ya biz Muhammed-i Mustafa'yı kabul ettik sallallahu aleyhi ve sellem. O bir nebi, o bir peygamber. Ama kaç tane hadis sahih? Bakın asıl tehlike bunlardır. Bunlar sıralanmış kütük gibidir. Ayet-i Kerime'deki tarif şu. Bunlar kütük. Kütük. Yani kütük vardır. Kütük değemezsin. O nedir?
Hakaret olur çünkü bütün kütükleri aynı kategoriye koyarsak. Hz. Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerine çıkıp hutbe okuduğu, vaaz-ı nasihat ettiği kütüktür. Bu kütüğü diğer zahir ve batın kütüklerden ayıralım. Kütüğe hakaret olur çünkü. O kütük, o ağaç kütüğü sonra Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bir kürsü yapılınca, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.
Sakinleşmiyor. Sakinleşmeyince Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki, yani sakin ol, istersen dedi burada ömrümün sonuna kadar beraber olmayı mı istersin yoksa ebediyen cennette beraber olmayı mı istersin? Dedi ki ben ebediyen cennette seninle beraber olmak isterim. O zaman sakin ol, ebediyen benimlesin cennette dedi. Cennete girecek olan cennetin dışından bir kütük var. Biz kendimizi sorgulayalım o kütük kadar kıymetli miyiz, değil miyiz mi diye. Şimdi bütün kütüklere laf söylersek Allah muhafaza eylesin. O kütüğe de söz gider ki Cenab-ı Hak dilimizi korusun. Buradaki ayet-i kerimedeki kütük, ten kasıt, ağaç duymayan, konuşmayan, işitmeyen ve hiçbir işe yaramayan.
Sandalye işe yarar, kütüğü işlersen işe yarar bir hale gelir. İşte bunlar gerçekte sağır ve dilsiz gibidirler. Bunlar gerçekte kördürler. Çünkü bunlar Cenab-ı Hakk'ın hidayetine sırtını dönmüşlerdir. Bunlar kendi nefislerini, kendilerini şeytana satmışlardır. Bunlar şeytana sattıklarından dolayı sizdenmiş gibi görünüp sizi sattırırlar. Buhari, Babul, Fiten. Başında dört tane ad-i şerif var. Mahşer kurulur. Mahşer kurulunca ben Havz-ı Kevser'imin başına geçerim. Havz-ı Kevser'imin başında benim ümmetimdendir onlar. Havz-ı Kevser'e bir arşın yaklaşırlar. Bir arşın yaklaştıklarında benden hızla götürürler, geri döndürürler.
Ben derim ki bunlar benim ümmetimdendi. Ne oldu da bunlar benden uzaklaştırılıyor. Bir münadi melek ilan eder. Ey Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem. Bunlar senden sonra topuklarının üzerinde dinlerinden geri dönenler. İkinci ad-i şerif. Yine bir grup ümmetimden insanlar getirilir. Bunlar yine tam Havz'ıma bir arşın kalınca hızla uzaklaştırılırlar.
Bunlar benim ümmetimden değil miydi? Evet ya Resulallah. Senin ümmetindendi. Ama bunlar senden sonra dinde var olan bir şeyi yok gördüler. Değiştirdiler, tebdil ettiler. Dinde varı yok gördüler. Zekatı yok görmek, kurbanı yok görmek, namazı yok görmek, tesettürü yok görmek. Bunları Türkiye'de yaşıyoruz biz. Kalktılar imam hatiplerde, üniversitelerde tesettürü yasakladılar. Çocukların başlarını açtılar. Bunun karşılığında da televizyonlara çıkardılar. Kimisi ilahiyat profesörü, kimisi sosyal bilimlerden mezun, kimisi gazeteci, kimisi iktisatçı, kimisi siyasetçi, kimisi partici, kimisi cumhurbaşkanı. Birisi de kimdi? Cumhurbaşkanıydı.
Hepsi de televizyonlara çıktılar. Tesettürün olmadığını savundular. Bunları unutmayın. Bunu ben cumhurbaşıyım diyen Süleyman da dahil. Bunu diyanetten bir kısım görevliler de dahil. Buna ilahiyattan bir kısım profesörler, doçentler, öğretim üyeleri de dahil. Buna Türkiye'den ne menemse, iktisatçısı, sosyal bilimcisi, ne bileyim işte siyasetçisi, siyasal bilimcisi, dinin üzerine ahkam kesmeyi çok seviyorlar ya. Onlar da çıkıp söylediler. Bunlar sizdenmiş gibi görünürler. Şimdi de birisi televizyonda çıkıyor ya. Bir gün Mehdi oluyor, ertesi gün Nebi oluyor. Ertesi gün hatunlar oynatıyor.
Tesettür yok diyor. Ne anlığı varmış tesettür nasılmış? Eğer bir kadın kendisine bir kötülük yapılacağını düşünüyorsa örtülmesi gerekiyormuş. Tesettür yok. Hadis-i şerifleri de atıyor canı sıkıldığında. Bizdenmiş gibi görünüyor. Yalnız Kur'an yeter diyorlar ya şimdi bunu çıkardılar. Bizdenmiş gibi görünüyor. Aaa yalnız Kur'an yeter dedi. Bizdenmiş gibi göründü. İhsan eli açık. Zekat ne? Fazlalığını ver ne verirsen hepsini de dağıt. İhtiyacından fazlasını dağıt. Bizdenmiş gibi görünüyor. Kur'an, sünnet ve imamların iştihadının dışında bir şey söyleyen bizdenmiş gibi görünerekten söylüyor. Bunların hepsi de ne?
Hepsi de sapkın. Hepsi de sapık. Bunlar bizdenmiş gibi görünenler. Asıl tehlike bu. Asıl tehlike bu. Milletin zekatlarını toplayıp gidip işte okul yaptırmak. Milletin zekatlarını toplayıp yurt yaptırmak. Milletin zekatını toplayıp pastane, postane, gazete açmak. Milletin zekatını toplayıp gidip Amerikan senatesine destek olmak. Bizdenmiş gibi görünüyorlar. Bakıyorsun bizden. Bir kısmı yine toplanılır, yine getirilir, yine uzaklaştırılır. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki bunlar benim ümmetimden değil miydi? Evet ya Resulallah ama bunlar senden sonra dinde olmayan bir şeyi dindenmiş gibi koydular. Dinden.
Adamın birisi çıktı ya horozdan da kurban olur dedi. Adamın birisi çıktı ya balıktan da kurban olur dedi. Adamın birisi çıktı ayakkabıdan da kurban olur dedi. Kulağımla duymasam inanmayacağım. Dalga geçiyorlar bizde. Dinde olmayan bir şeyi dindenmiş gibi gösteriyor bize. Dinde öyle bir ibadet yok. Ne? Üniversite namazı çıkarmışlar. Üniversiteye girme namazı. Namazın ismi bu. Dedim ya yok böyle bir şey. Bana kitabın fotoğrafını çekip gönderdiler. Adam yazmış bunu. Üniversiteye girme namazı. Üniversiteye girme duası. Bilmem hangi duayı pirincin üzerine okuyacaksın. 21 tane üniversiteye girerken o pirinçleri yutacaksın.
Dinde olmayan bir şey. Çalış kardeşim. Din sana çalışmayı emrediyor. Din sana mücadele etmeye emrediyor. Din sana cihad etmeye emrediyor. Din sana sonuna kadar ne yapman gerekiyorsa mücadelenin en güzelini yapmanı emrediyor sana. Olmayan bir namaz üretiyorlar. Olmayan bir namaz. Sohbetlerde soruyorlar. İşte telefonuna soruyorlar. Hiç adını sığadını bilmediğiniz namazlar var. Ben diyorum ki kardeş. Git Ömer Nasuh Bilmen'in küçücük bir fıkıh kitabı var. Tek ciltlik. Onu al. Orada varsa o namaz vardır. Git. Kuduri'nin tek ciltlik bir fıkıh kitabı var. Tek cilt olanı. Muhtasar. Git onu al. Orada varsa namaz tamamdır.
Orada yok çünkü öyle bir namaz. Veya iki ciltlik emanet ehliyet var. Git al kardeşim. O iki ciltlik emanet ehliyet de o namaz varsa kıl. Yok. Oruç tutturmuşlar bir tanesine. Su ile oruç tutuyor. Her gün şeyhi demiş ki su ile tutacaksın. Öğretmen bu hanımefendi. Dolaylı olarak bana getirdiler. Psikolojisini bozmuş kadın. Dedim hanımefendi bu böyle bir oruç yok. Şeyhim tutturdu. Kimsenin şeyhin? Önce şeyhim demedi. Sultanım tutturdu dedi. Kimsenin sultanın dedim ben. Evren nasıl olur? Adımı söylüyorum artık şimdi. Neyin oluyor dedim ben.
Ya yani siz ben şimdi dedi söylesem dedi kızacaksınız bana dedi. Neyiniz oluyor dedim ben. Şeyhim dese kabul edeceğim. Resul'müş. Resul'müş. Dedim kardeşim. Ya dedim. Hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri son peygamber. Hadis-i şerifte dedim ince bir ayrıntı var. Diyor ki dedim benden sonra ne bir nebi ne de bir resul gelecek diyor dedim. Siz de onun elçisi değil misiniz dedi. Değilim dedim. Bu manada değilim. Ben bir peygamber değilim. Ben Kur'an ve sünneti tebliğ etmeye çalışan bir kulum dedim.
Başka bir şey değilim. Elçi olmuyorsunuz mu dedi. Bakın nereden uğruyorlar insanlara. Dedim hayır bu manada elçi olmuyorum dedim. Birinden bir haberi getiren elçi olmaz mı dedi. Kardeş bu haber gelmiş. Sen ancak elçinin elçisi olursun. Anlat anlat anlat anlat. Böyle bir oruç yok. Hadis-i şerifleri sıraladım. Dedim ki birisi hiç iftar etmemek için niyet etti. Malum ya üç kişi var. Birisi diyor ki hiç uyumayacağım. Birisi diyor ki cima etmeyeceğim. Birisi de diyor ki hiç iftar etmeyeceğim. Hazreti Cebrail aleyhisselam üçünün de durumunu gelip Hazreti Muhammed Mustafa'ya bildiriyor. Sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine.
Allah var. Resulullah var. Din hakim olacak. Din uygulanacak. Din tamam olacak. Din çatısı, çerçevesi, odası, kapısı, penceresi. İçindeki mutfağı. Kilimi, yatağı, yorganı dizayn ediliyor. Din tamamlanıyor. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin cevabı müthiş. Allah'tan sizlere ne oluyor ki? Allah'tan en fazla korkanınız benim. İftar ederim. İftar ederim, iftar. Oruç tutarım, iftar ederim. Uyurum, cima ederim. Hadis-i şerif bu dedim. Biz hadis ekliyorum. Dedim ki sahabeden birisi geldi. Baba yiğit, kuvvetli. Dedi ki ya Resulallah.
Bana orucu tavsiye et. Ben çok fazla tutmak istiyorum. Ona dedi ki Ayın başında, ortasında, sonunda tut. Fazlasına gücüm yeter ya Resulallah. Pazartesi, perşembe tut. Fazlasına gücüm yeter ya Resulallah. Bir gün boş, bir gün dolu tut. Bu da Davut aleyhisselamın orucudur. Bundan başka da oruç yoktur dedi. Bundan başka da oruç yoktur. Ramazan orucu tutarsınız 30 gün ardı ardına. Bazı ay 29 olur. Ayın konumuna, durumuna göre. 31 olmaz. Oruç 31 olmaz. Oruç 32 olmaz. 33 olmaz. 30'dan fazlası olmaz. Ayın en fazlası 30'dur.
İslami kaide. Kamera ayı var. 30. Bazen 29. Evet. Ayın görünmesine göre. 28 olmaz. 28 olmaz. Geri kalan, pazartesi, perşembe. Ya 14, 15, 16'sı ayın ya 1'i, 15'i. Kamera aylar olarak söylüyor. Miladi aylar olarak değil. Bunu takvimlere bakın. Miladi olarak tutun. Özür dilerim. Kamera olarak tutun. Çünkü biz ibadetlerimizi aya göre yaparız. Bizim için gün bitti.
Şimdi akşam ezanı okundu. Gün bitti. Gece 12'de bitmez gün. Dini noktada. Akşam ezanı da gün bitti. Akşam ezanından sonra yeni gün başladı. Gün akşam ezanında bitti. Bugün yeni bir gün. Örnek. O zaman ne oldu? 14, 15, 16. Ya da pazartesi, perşembe. Ya da bir boş bir dolu. Bu orucu nereden çıkardın dedim. Bu orucun çıktığı yeri söyle bana. Ses yok. Hadis-i şeriflerde olmayan bir orucu tutuyorsun. Hadis-i şeriflerde söylenmeyen bir orucu tutuyorsun. Hadiste, Kur'an'da yok bu oruc. Hadis-i şerifte yok. Ya imanların iştahında yok. Nerede var bu?
Senin Resul dediğin evrenin solunda var. Olmayan bir şey varmış gibi, dindenmiş gibi gösterdi. Bunlar da küfür ehlidir. Bile bile yapılanlar. Bu ayetin kapsamına girerler. Dördüncü grup. Dördüncü grupta geldi, yaklaştı, onlar da gönderildi. Dedi ki, Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, bunlar benim ümmetimden de uzaklaştırdılar. Ya Resulallah, bunlar senden sonra, senden sonra var olan bir şeyi tebdil ettiler, değiştirdiler. Bakın, birisi var olanı yok etti. Birisi yok olanı var etti. Birisi dinden döndü. Dördüncü grup ne? Varı tebdil etti, değiştirdi. Varı tebdil etti, değiştirdi.
Yani, dedik ya, işte gusül abdesti farz. Gusül abdestine, Şafi, Maliki, Hanbeli hangisine bakarsanız bakın, hepsinde de ağzı ve burnu su vermek ve vücudu tamamiyetle yıkamak var. Ana temel noktasında. Bakın, gusülü, Şafi, Maliki, Hanbeli hangisine giderseniz gidin. Ana temel noktada, ana temel noktada. Ağza burnuna su vermek, bütün vücudu yıkamak olarak göreceksiniz. Ana temel noktası bu. Biri çıkıyor, diyor ki ya, buradan kasıt yıkanmaktır. Yıkandın mı tamamdır, diyor. Ya kardeşim, biz gusülümüzü dini ibadet olarak yapıyoruz. Yıkanmak için değil, her saat, her dakika yıkanabilirsin. Gusül abdesti almak bir, ya cünüpluktan kurtulmak içindir. Bu ibadettir, sevaptır.
Cünüpluktan kurtulmak içindir. Bu farzdır. Farz. Bu bir ibadet. Çocuklarınızı gusül abdestini öğretmeniz ibadet. Çocuklarınızı gusül abdestini öğreteceksiniz. İcap etse de, etmese de. Kız çocuklarına anneleri öğretecek, halaları öğretecek, teyzeleri öğretecek, nineleri öğretecek. Erkek çocuklarına babaları öğretecek, amcaları öğretecek, dayılar öğretecek, dedeler öğretecek.
Gusül abdestini bir çocuk evinde öğrenecek. Böyle millet askerlik anısı anlatırdı, inanmazdık biz. Ben askerde gusül öğrettim millete. Askerde gusül öğrettim millete. Askere gelmiş adam. Ne yaptı şimdi? Var olanı değiştiriyor. Diyor ki, yıkanmanız yeterlidir. Bakın varı nasıl değiştiriyor. Veyahut da namaz. Bunun millet meclisinde tutanakları var. Camilerin içerisine sıra koyup, insanlar ezan okunduğunda, ezanı da ne yapıyor? Var olanı değiştiriyor, türkçeleştiriyor. Ardından ne yapıyor? Değiştiriyor. Diyor ki, camilerin içerisine sıralar koyalım. Herkes toplandığında sıralara otursun, onlara anlatalım.
İşte ne anlatılacaksa. İşte bu namazın özü budur diyor. Gördünüz mü nasıl değişiyor? Var olanı değiştiriyor. Mesela tesettür. Ne işte, Hanefi'ye göre bir kadının yüzü, eller, ayakları hariç örtünmesi. İçi görünmeyecek, vücut hatları belli olmayacak. Hanefi'ye göre tesettürün noktası bu. Dairesi bu. O değiştiriyor. Kafana bir tane örtü attım mı tamam diyor. Saç görünmeyecek diye bir şey yok diyor. İşte bunlar da bu ayet-i kerimenin içerisine giriyorlar. Allah muhafaza eylesin. Bu geniş bir sohbet. Tabi bunlar böyle daha geniş, daha detaylı anlatılabilir. Ama hiç olmazsa günümüzün sıkıntıları bunlar ya. Günümüzün sıkıntılarından anlatmaya gayret ettim inşallah.
Lösemi hastalarına maddi ve manevi tavsiye ve nasihatleriniz nelerdir? Hastalık bir taraftan nimettir. Sufiler hastalıkları nimet olarak görürler. Ama muhakkak ki bu hastalıkla mücadele edenler bu noktada tabi an gelir, sıkıntıya düştüklerinde, böyle bir problem yaşadıklarında bunu gaflete düşüp Allah muhafaza eylesin unutabilirler. O yüzden inşallah bu kardeşler hastalıklarıyla mücadele ederlerken zikirle, namazla, sabırla Allah'tan yardım dileyecekler. Bu noktada inşallah devlet biraz daha zenginleşip bu bölgeye, bu hadiseye daha fazla ilgiyle yaklaşır. İnşallah Cenab-ı Hak hepsi de şifa bulur. Ama bu noktada bütün hastalar için bu sözüm hastalığı bir nimet, bir bereket gibi görüp onunla mücadele ederken isyan etmeden mücadele etmekte fayda var.
Sizinki gibi sakal istiyorum. Kaç senede sizinki gibi uzar? 22 yaşındayım. Herkesin bir saçının sakalının uzama zamanı var. İnşallah sizinki de uzar. Önemli olan sakalı uzatmak değildir. Önemli olan Kur'an ve sünneti yaşamaktır. Kur'an ve sünneti yaşayarak sakal uzatmaktır. Yoksa şeyhim öyle derdi, Allah rahmet eylesin. İşte sakalı uzatmış elinde tütün, sakalı uzatmış ağzında küfür, sakalı uzatmış kadının kızının peşinden giden, sakalı uzatmış ahlaksızlığın içinde bulunan, Allah muhafaza eylesin. Bunlar sıkıntılı. Cenab-ı Hak korusun inşallah.
Bizim, tabi biz şu anda bir kardeşe sakalını bırak bırakma noktasında değiliz. Önceden rüyasında görenler sakallarını bırakırlardı. Bu size tuhaf gelebilir. Ben sakal bırakmaya yeltenmiştim. Böyle bir hafiften bir kirli gibi duruyordu. Zaten hep genelde kirli duruyordu benim. Böyle biraz kirliliği geçtiydi. Ondan sonra şey efendi dedi, rüyanda gördün mü Mustafa efendi dedi. Hayır efendim dedim ben. Mesajı aldık biz tabi. Rüyanda gördün mü? Hayır tamam. Ben yine kirli sakala devam ettiydim. Sonra bir gün rüyamda sakalı bırakmışım. Ondan sonra işte sakalımı toplayan da tanıdık birisi. Ondan sonra sakalımı topluyor benim.
Hem aşağıdan hem yukarıdan. Ben de utanıyorum hani sakalımı o topluyor diye. Utancımdan yerin dibine gireceğim. Bu sefer Allah rahmet eylesin. Şeyh efendiye dedim efendim sakalımı toplarken, toplatılırken gördüm dedim ben. Sormadı kim diye. Zaten utancımdan diyemedim de. İyi Mustafa efendi bırak sakalına dedi. Biz sakalı öyle bıraktık. Sufilikte öyle nefsine uyup da kendi kafandan bir iş yapmak yok. Yaptığımız zaman bayağı sıkıntı çekerdik biz. Bayağı sıkıntı çekerdik. Allah muhafaza eylesin.
Cuma namazı kadınlara farz mıdır? Erkeklere de kadınlara da farzdır. Bunu normalde şimdi sonradan İslam'ın hakim olduğu dönemlerle alakalı, Cuma ile alakalı, kadınların Cuma namazı, bayram namazıyla alakalı meselede İslam'ın hakimiyetiyle alakalı noktaya bakıyorlar. Cuma namazı siyasi bir namazdır. Siyasi bir ibadettir Cuma. Han derler ya ya Müslüman'ın siyaseti var mı? Olmaz mı? Dinin de kendine göre bir siyaseti var. Mesela hacca gidenler bilirler ya. Mesela ilk tavafta omuzlarını açıp kuvvetli göstermek kendini. Neydi Arapçası?
Remel yapmak. Kendini kuvvetli gösteriyorsun. Remel yapmak kendini kuvvetli göstermek. Neye karşı? O zaman ilk Müslümanlar haç yapıyorlar. İlk haccı yaparken işte bizimki gibi besili değil sahabe. Bizler besiliyiz. Biz besili olduğumuzdan zaten başımıza ne geliyorsa geliyor. Hepimiz besiliyiz biz. Hiçbirimizin karnı sırtına yapışmadı. Biz o yüzden nankörlerdeniz. Ben kendi nefsime söylemiş olayım. Biz nankörün dik alasıyız.
Biz nankörün dik alası. İsrafçının dik alasıyız. Ben kendi nefsim için söylüyorum. Onların ertesi gününe yiyecek evde yemekleri kalmazdı. Bunu söylerken utanıyorum kendimden. Onlar üç gün sonra yiyeceklerini hesaplamazlardı. Şimdi evde örnek birinin evinde pirinç olmasa kadınlar şunu diyor.
Evde hiçbir şey yok. Gömlek yığılık. Benim gömlek yok diyor adam. En azından beş altı çift ayakkabısı vardır. Ayakkabım mı var diyor benim diyor. Onlar öyle değildi. O yüzden zaten tabiinden bir kimse bir nesil sonra. Tebaye tabiine diyor ki siz onları görseydiniz deli bunlar derdiniz. Onlar da sizi görseydi bunlar dinden dönmüş deyip kellenizi alırdı diyorlar. Siz de cihat ederlerdi önce. İşte onlar hacca gelince müşrikler, münafıklar bunlar ne kadar zayıfmış, kuvvetsizmiş demesinler diye remel yapıyorlar.
Kendisini kuvvetli gösteriyor. Bakın bu bir siyasi ibadet. Remel yapmak, kendini kuvvetli göstermek, tekbir etmek, tekbir ederken kuvvetli tekbir etmek. Kuvvetli tekbir etmek. Siz Allah'ı öyle anın ki geçmişte atalarınızı andığınızdan daha şedid bir şekilde anın. Daha şedid. Ayet-i Kerime, Hac Suresi. Niçin? Kafirler sizi duyduklarında tir tir titresinler. Ölesine Allah'ı zikret. Öğlesine tekbir getir. Bayram sabahları tekbir getiriyor. Cemaat dolu. Allahu Ekber, Allahu Ekber.
Ölü hepsi de. Kalpleri ölü, kulakları ölü, gözleri ölü, dilleri ölü, vücutları ölü, ölmüş hepsi de. Korkak, pısırık. Beytullah'ta dahi öyle değil miyiz? Hac yaparken dahi öyle değil miyiz? Göğsünü göre göre lebbek çekeni gördünüz mü? En son hacca gidenler. İnliyor mu? Lebbek'le, tekbirle? Hayır. O yüzden Müslümanlar ezik. O yüzden Müslümanlar itilip kakılıyor. O yüzden Müslümanlar haklarını yerine getiremiyor. Getiremezler. Getiremezler. Ezik çünkü. Cuma da öyle. Şimdi bize diyorlar ki ya Cuma'yı nereden? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri her Cuma namazında namaz kılmaya müsait olmayan kadınları dahi mescidin dışında toplardı.
Namaz kılmaya müsait değil. Evet. Onları da mescidin dışında toplardı. Niçin? Cuma siyasi bir namazdır, ibadettir. Cuma'da ümmetin topluluğu vardır. Ümmet toplanır Cuma'da. Cuma ibadeti siyasidir. Bir merkezde kılınması gerekir Hanefi'ye göre. Bir merkezde. Bütün Bursa'da bir merkezde kılınacak. İki merkezde kılınabilmesi için şu gökdere var. Gökdere şehri bölgünden gökderenin ilerisi ne yapar? Bir merkezde. Burada nülüfer çayı var böldüğünden nülüferin ilerisi bir merkezde nülüfer çayı ile gökdere çayının ortasındaki bir merkezde kılınacak. Üç merkezde Cuma kılınacak. Bursa'da.
Hanefi'ye göre. İlahiyatçılar, Diyanetçiler sarılın şimdi gene meyile. Gönderin bana sabaha kadar. Bana gönderiyorsunuz. Benim söylediğimi çürütecek bir şey gönderin bana. Hanefi'ye göre söylüyorum. Hanefi'ye göre. Meyile, mesaja dayananlar bana ilim konuşun. İlim, ilim konuşun ilim.
Bana işkembeyi kübradan atmayın. İlim konuşun. Hakaret etmekle olmuyor bu işler. İlim konuşun. Cuma'yı bütün Müslümanların bir merkezde bölen ırmak, nehir gibi bir şey varsa iki veya üç merkezde kılmaları gerekir. Hanefi'ye göre siyasidir. Ne zaman Cuma'yı kadınlara götürmezsiniz? İslam orada hakim olduğu zaman. İslam'ın hakimiyeti neyle mümkündür? İmam-ı Muhammed'e göre orada Kur'an ve sünnetin hükümleri, hukuku uygulanıyorsa o zaman orası İslam hakimiyetine girmiştir. Geri kalan İslam hakimiyetinde değildir. Kadınların orada Cuma'ya da, bayram namazına da gitmeleri de farz ayındır. Arkan geleceği zaman kırk bin kişilik statlar buluyorlar ya.
Bilmem hangi şarkıcı, türkücü, topçu, popçu, bilmem hangi sanatçı geldiğinde buluyorlar ya. Buluyorlar. Kardeş Cuma için de bulun. Yapın, cumalık merkezler yapın. AVM'ler yapılıyor ya, bilmem kaç dönüm, bilmem kaç bin metrekarelik alışveriş merkezleri var ya. Başörtülüsünden sakallısına, şarvallısından cübbelisine hepsi de gidip orada o AVM'leri tavaf ediyorlar ya.
Ediyorlar ya. Ondan sonra olmuyor bir de biz buralara mescit istiyoruz diyorlar ya. Bir de onun tartışmasını yapıyorlar ya, buralarda mescit olması lazım. Oraların yıkılması lazım. Ne mescidi? Ne mescidi? Oraya mescit isteyeceğine, memleketin göbeğine mescit iste. De ki ey şehir idarecileri, ey belediye başkanları, ey hükümet yetkilileri. Biz Müslümanız, şehrin göbeğine beş bin kişilik cuma istiyoruz. Cuma namazlığı istiyoruz. Şehrin göbeğine yirmi bin kişilik cumalık istiyoruz biz. Yirmi bin kişilik. Biz kırk bin kişilik stat yapıyoruz. Elli bin kişilik stat yapıyoruz.
Yapıyoruz. Harika. Tamam, spor da yapalım. Harika. Çok güzel. Gördünüz mü İslam dünyasında, Kabe'nin ve Medine-i Münevver'in haricinde bir şehrin komple cumayı kılabileceği bir cumalık olanı? Ne zaman oldu? İslam dünyası o zaman özgür. İşte cuma namazı. O yüzden siyasi bir ibadettir. Hutbeleri iyi dinleyeceksiniz. Adam orada yeşil ay haftası, kızıl ay haftası. Bir cuma ne okunuyor? Var mı böyle bir şey? Ya kendim görmesem orada, duymasam, yani diyeceğim ki ya yok öyle bir şey. Ya cumada okunan hutbeye bak.
Ne o? Doğalgaz kombi bacalarının temizlenmesi. Allah sizin iyiliğinizi versin. Memleketteki Müslümanların hiçbir derdi kalmadı. Bir tek dertleri var. Doğalgaz kombilerinin bacalarının temizlenmesi. Allah sizi iyi etsin. İyi etsin ki düzelin. Bunu dinledim ya. Bunu dinledim. Çöktüm, çöktüm. Çöktüm. Bir hafta önce de şey konusu, hutbe konusu organ nakliyi, organ bağışıyla alakalı. Okuyor imam. Diyor ki işte fiziken ve hukuken öldüğüne hükmedilen bir kimsenin organları nakledilir. Dedim hocam kim bu hükmü verecek fiziken ve hukuken öldüğüne dair hükmedecek olan kim?
Dayanamadım. Dayanamadım. Hoca baktı. Valla ben de bilmiyorum dedi. Böyle yazmışlar okuyorum dedi. Böyle yazmışlar okuyorum dedi. Biz de dinliyoruz zaten ya. Yani çarşının göbeğindeki adamın ticaretle işi, kapalı çarşıdaki adamın işi ne? Ticaret. Almak, satmak. O adama ticaretle alakalı vaaz nasihat edeceksin. Çalmayın, çırpmayın, aldatmayın, kandırmayın. Eksik ölçmeyin. Tartı da ölçü de. Faiz de alakalı. Neden çarşının göbende? İyidir körü. Tarım. O kimseye tarımla alakalı vaaz nasihat edeceksin. Yok. Biz de Türkiye çapında tek merkezden bütün her şey.
Yani caminin imamı var. Caminin imamı orada. Eee? Vaazı herkes dinliyor. Koyunlar gibi. Yanındakini ne yapıyorsun? İyiyim. İyiyim. Emekli maaşları yattı mı? Önümde. O diyor ki yok yatmadı daha ya diyor. Ayın kaçı bugün diyor. Ona şimdi. O konuşuyor yalnız. Merkezden. Hoca şunu diyemiyor ya ben neyim burada ya? Neyim ben? İmamım. Ya geç orada iki tane hadis oku ya. Ya kapat o haberlüğü. İki tane hadis oku. İki tane ayet oku. İki tane fıkıhtan bir şey oku. Bir şey tuttur. Başta namazın farzlarından. Her cuma gelene namazın farzlarını anlat orada. Ama yok özgür değiliz. Cuma da aynı.
Allah bizi affetsin. Bugün çok mu acaba? Hiddetliyim ya. Allah bizi affetsin ya. Hiddetim size değil. Bu yanlışlıklara, bu eksikliklere hiddetim. Allah bizi affetsin. Üzülüyorum. Hem ümmet adına üzülüyorum. Hem kendi memleketim adına üzülüyorum. Hem kardeşlerim adına üzülüyorum. Allah bizi affetsin. Menzil tarikatı hakkındaki düşünceniz. Kardeşler biz şahısların üzerinde ve bu tip dergahların, tarikatların üzerinde konuşmak istemiyoruz. Allah bizi affetsin. O yüzden de konuşmayın. Bir isim vererekten birisinin hakkında konuşmayın. Ben Süleyman'ın ismini verdim. O meşhur. O bu konuda nam salmış bir kimse. O bu sözlerinden de geri dönmedi zaten.
Dönmesini de beklemiyorum. O yüzden o bu sözlerinde durduğu müddetçe basın yoluyla söylenen şeyler ancak basın yoluyla geriye alınması gerekir. Basın yoluyla veyahut da bir cemaate söylenen şey. Ben burada söyledim değil mi bir şey? Bu söylediğim şeyi ancak ben burada geri alacağım tekrar. Birine ben burada iftira ettiysem, birine burada iftira ettiysem, ben ondan helallık aldığım gibi burada da bütün herkese açıklayacağım. Diyeceğim ki ey kardeşler ben filanca kardeşin hakkına girmişim ona iftira etmişim. Bu işin hukuku bu. Bir toplulukta bir şey söylediysen o toplulukta onu geri alacaksın. O topluluğa ilan edeceksin ben buradan geri döndüm diye. Evet. O yüzden böyle dergahların, tarikatların, işte hoca efendilerin, şeyh efendilerin üzerinde gerek yok konuşmaya.
Ama bir mesele varsa mesele sorulur. Bu doğru mu değil mi? Bu hak mı? Hakikat mı? Değil mi? Evet. Bir kimse oradan geri döndüyse, tövbe ettiyse günah işlememiş gibidir. Bizi ilgilendirmez. Ama adam hala da televizyonun önünde. Ben işte Mehdi'yim deyip hatun oynatıyorsa buna söyleyecek bir söz yok. Bu noktada. Bu iftiraya girmiyor. Bir kimsenin meyhanesi var. Adına meyhaneci işte Murat. Adamın böyle anılmasında bir beis yok. Neden? Mesleği o. Bu gıybet değil. Bu iftira değil. Bir siyasi kimse çıkmış meydana. Meydanda diyor ki işte başörtüsü takacak olanlar böyle bir devletler var. Gitsinler orada okusunlar diyor. Bakın bu bir herkese açık bir söz.
Bunun böyle söylenmesinde bir beis yok. Bunun gibi. Veyahut da birisi çıkıyor diyor ki biz iktidar olduğumuzda diyor bütün ne o din dersi zorunluluğunu kaldıracağız diyor. Mesela örnek bu onun kendi beyanı ilanı bunun konuşulmasında bir beis yok. Bunun gibi. Ama menzil tarikatı. Şimdi kardeş ben ne diyeyim ki? Söyleyecek sözüm yok. Allah iyi etsin cümlemizi. Allah'ın bize ve bizi sınamaya ihtiyacı yok iken bizi niye yarattı ve yaratma gereği duydu? Bizi sınamıyor ki. Biz kendi kendimizi kendimizi sınıyoruz. Bizi niçin yarattı? Biz onu tanıyalım diye yarattı. Onu bilelim diye yarattı. Bak oğlumun sınıf öğretmeni her hafta bütün sınıftan bir lira toplayıp bir kuruma bağış yaptığını söylüyormuş.
Nereye bağışladığını sormamız gerekir mi? Evet. Soracaksınız. Nereye bağışlıyorsun kardeşim bu bir lirayı? Evet soracağınız. Millet bağışları topluyor ondan sonra gidiyor devleti dinliyor. Ne yaptığı belli mi? Millet topluyor paraları. Aa bir bakıyorsun televizyon kuruyor. Ondan sonra gidiyor televizyonu bir Amerikan firmasına satıyor. Topluyor millet paraları. Haydi bir finans kuruluşu kuruyor. Ondan sonra da ne yapıyor? Finans kuruluşu battı diyor. Milletin parası gidiyor. Kime?
Müslüman kardeşler hepsi de. Evet. Görün bunları. Gitti televizyonu sattı. Kim aldı? Fox aldı. Haydi ümmete ve ümmeti Muhammed'in verin paralarını geri. Ben şahidim. İplikçilik yapıyordum o zaman. Kapı kapı dolaştılar. Televizyon kuruyoruz dediler. Müslümanlara ait bir kanal olsun dediler. Herkes çek verdi, para verdi, topladılar. Satıldı şimdi Fox'a. Ben böyle söyleyince kızıyor herkes bana. Satıldı ya Fox'a. Satıldı mı? Satıldı. TGRT satıldı mı Fox'a? Satıldı. Satıldı. İyi kardeş.
Bu televizyonu Müslümanlar kendi paralarıyla kurdular. Kim verecek hesabını? Aynı şey ehli tasavvuf için de geçerli. Ehli tarikat için de geçerli. Toplanıyor milletten para. Ne yapıyoruz? Dergah yapıyoruz. Dergah yapıyor. Şeyh Efendi ölüyor. Nerede dergah? Kaldı oğluna, kızına, mirasçılara. Bir tane daha şeyh geldi. Hadi bir dergah daha yapalım. Ona da kan, kat, han, hamam yapalım. Öldü. Haydi bir tane daha yap. Ha bire boyuna dervişler han, hamam yapıyorlar. Kime şeyhine?
Bu ne kardeşim ya? Bu ne ya? Nereden çıktı bu? Kim? Zakirimiz hala ders yapacak yer lazım. Haydi Zakir'e bir dergah yapılıyor. Üstüne ev. Eee ardından şeyh efendi geliyor. O bir sıkıntı zaten o Zakir. Zaten ne yapacak? Evi yaptı. Hanı hamamı da yaptı. Bir tırlatıyor bir taraftan. Şeyh Efendi tart ediyor onu. Tart ettik oğlum onu diyor. Kovduk dergahta. Adam zaten onu istiyor. Özgürleşecek. Öbür türlü özgürleşemiyor. Bir tane daha Zakir tayin ediyor. Bundan sonra Zakir sensin diyor. Harika. Hemen o dakika bir gol bir öyle demiş.
Demiş öbür Zakir'e yaptınız. Bana da yapacaksınız. Nerede ders yapacağız? Bana gelirler deliler böyle böyle. E yapmışsınız dedim ya bir tane daha yapın. Öldü. E tamam. Kaldı. Bir tane daha yapın. Ben istemiyoruz. Vermeyin deyince. Bu sefer de millet böyle vermeye sömürülmeye alışmış ya. Ütülmeye alışmış ya. Yazıyor oradan gönderiyor. Bu değirmenin suyu nereden geliyor? Uludağ'dan diyorum. Canı sıkılıyor bu sefer. Bana diyor ki benden dalga geçtin Uludağ'dan dedi. Ya ne diyeyim sana? Sen alışmışsın. Şeyhi kaldırıyormuş telefon 5 milyar getirin götürüyorlarmış. Şeyhi kaldırıyormuş telefon 3 milyar götürün götürüyorlarmış. Şeyhi kaldırıyormuş telefon bana 10 milyar getirin götürüyorlarmış.
Gelmişler sonra sana intisaf edeceğiz. Paranız bitince mi geldiniz dedim. Yürün gidin dedim. Bizim başımıza bela almayın. Neden? Dedim bizi de alıştırırsınız böyle bir manyak bir şeye dedim. Yürün gidin de buna alışkınız ama ya. Cumanız mübarek olsun efendim. Cebine koyacağız bir iki yüzlük, üç yüzlük. Millet ne o küçük altını koyanı mı ararmışsın? Sarı lira koyanı mı arar mısın? Cebine bilezik koyanı mı ararmışsın? Hiçbiriniz düzgün bir mürid olmadınız yok. Ben zaten düzgün bir şey asla olmadım. Olmayacağım da zaten. Ama sizden de hiç olmayacak yani. Yok. Hiçbir şey anlamıyorsunuz yani. Yok, yok, yok. Yok, onca yolları beni sürüyorsunuz. Bir bardak su içirmeden geri gönderiyorsunuz.
Yok. Olmayacağınız siz. Allah bizi affetsin. Salat-ı seba hastalarına okuyun demiştiniz. Derviş olmayan arkadaşlarımıza, ailemize okumalarını tavsiye etmemizde sıkıntı var mı? Kardeş, salat-ı seba, ümmet-i Muhammed'in okuyun herkes şifa bulsun. Yusuf suresinde Hazreti Yusuf ve Züleyha'nın son durumları bilinmiyor. Filmlerde geçen evlenmeleri ve Züleyha'nın gençleşmesi doğru mu bilgi verir misiniz? Ne yapacaksınız boşverin siz ya bir Yusuf bulun ya da bir Züleyha bulun. Yusufsanız bir Züleyha'nız olsun. Züleyha'sanız bir Yusuf'unuz olsun. Bırakın hikayeyi. Kendiniz yaşayın. Bir Züleyha'nın varsa dünyanın en mutlu insanı sensin. Bir Yusuf'un varsa bırak.
Yoksa da bir Yusuf bul. Yoksa bir Yusuf bul. Yusufsan naz et bir Züleyha bekle. E ne Yusuf'sun ne Yakup'sun. Neden? Ya Yakup olsan ağlayacaksın. Yusuf için gözyaşı dökeceksin. Yakup da değilsin, Yusuf da değilsin. Erkekler için söylüyor. Neden? Yakup olsan Yusuf için dökeceksin gözyaşı bir Yusuf'un olmalı. Bir nazlı bulmalısın, bir güzel bulmalısın. Ona gözyaşı dökmelisin. Züleyha isen bir Yusuf bulduysan sırtını tırmalamalısın onun. Onun için her şeyi göze almalısın.
Ne Züleyha'yız, ne Züleyha olabildik, ne Yusuf olabildik, ne Yakup olabildik. Ne yediğimiz belli değil. Allah bizi affetsin. Kendi nefsim için söylüyor. Kur'an'da kömürün gökten indirildiği yazıyormuş. Böyle bir ayete rastlamadım. Ben de rastlamadım. Bunun hakkında tartışmalar yapıyorlar. Gökten mi, yerden mi şeklinde. Delil olarak da o ayeti söylüyorlar. Açıklar mısınız? Ah be kardeşim ben bu kadar alim değilim ki ya. Allah bizi affetsin inşallah. Gökten inmeyen bir şey mi var dünyaya? Dünyaya gökten inmeyen hiçbir şey yok. Dünya dahi gökten indi. Dünya her şey gökten indi.
Dünya da gökten indi. Kur'an'da Mehdi Aleyhisselam hakkında bilgi geçmiyor. Geçmiş inançlarda Mehdi inancı olduğu için oradan geldiği söyleniyor. İdris Aleyhisselam da göğe yükseldiği bildiriliyor. Bu durumda hangisi Mehdi olarak inecek? İslam'da Mehdi inancı yok deniliyor. Açıklar mısınız? İlahiyatçı arkadaşım böyle düşünüyor. Ya bu ilahiyatçılardan çekiyoruz ne çekiyorsak zaten. Mehdi ile alakalı hadisler var. Sonuçta bazı ayetler var. O ayetler zorlama ayetleri. Ben normalde o ayetleri sıralamama gerek yok. Ama ve lakin Mehdi ile alakalı sahih açık hadisler var. Tabi ilahiyatçıların bir kısmı hadisleri reddediyorlar. Geçmiş ümmetlerde Mehdi ile alakalı inanç var doğru.
Ama biz geçmiş ümmetlerin kendilerince doğru olan sözlerini ve tespitlerini rededen bir ümmet değiliz. Hatta bizim ümmetimiz, bizim ümmetimiz, geçmiş ümmetleri ve peygamberleri tasdikleyen bir ümmet. Eğer Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri olmamış olsaydı, İsa'nın İsa'lığını, Musa'nın Musa'lığını, İbrahim'in İbrahimliğini, Nuh'un Nuhluğunu kimse tanımaz ve bilmezdi.
Adem'in Ademliğini tanıtan, Nuh'un Nuhluğunu tanıtan, İbrahim'in İbrahimliğini tanıtan, Musa'nın Musa'lığını tanıtan, İsa'nın İsa'lığını tanıtan Muhammed Mustafa'dır sallallahu aleyhi ve sellem. Ve onları destekleyen, tasdikleyen, onların varlığına delil koyan, onlara delalet eden Muhammed Mustafa'dır sallallahu aleyhi ve sellem. O yüzden ya bunlar geçmiş ümmetlerin inancıydı, canım kardeşim. Geçmiş ümmetlerin inancını biz reddetmiyoruz ki. Biz İsa'ya verilene de, Musa'ya verilene de, İbrahim'e verilene de, Hüde verilene de, Süleyman'a verilene de, biz bu noktada Adem'e verilene de iman etmiş ümmetiz. Biz Adem aleyhisselam'dan Muhammed Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine kadar gelen bütün peygamberlere ve peygamberlerin getirdiklerine ve nebilerin nebiliklerine, resullerin resullüklerine iman etmiş bir ümmetiz.
O yüzden geçmiş ümmetlerde var olan doğru bir şeyi, Hz. Muhammed Mustafa Hazretleri tasdik ettiyse, delaletlendirdiyse, delillendirdiyse, onu kabul ederiz biz. Bunda bir sıkıntı yok ki. Şimdi yeni bir moda çıktı. Ya bu geçmiş ümmetlerin inancı, ne? Mehdi. Ya kardeşim Mehdi'ye biz de inanıyoruz. Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki, Adem aleyhisselam'dan itibaren bütün peygamberler ümmetlerini deccal ile korkutmuş, Mehdi ile müjdelemişlerdir.
O yüzden Mehdi'nin geleceği ile alakalı sahih hadis-i şerifler var. Bu sahih hadis-i şerifleri reddetmek, bu noktada sünnet-i Resulullah'a ve hadislere büyük inkar noktasını açıyor ki bu küfür. Allah muhafaza eylesin. Böyle bir şey yok. Evet Mehdi aleyhisselam çıkacak. Ne zaman çıkacağını Allah bilir. Yeryüzünde İslam hakim olacak. İsa aleyhisselam o çıktıktan hemen sonra, gökyüzünden indirilecek. Kendi katından indirilecek. Ve İsa aleyhisselam ile beraber deccaliyete karşı savaş verecekler. Yecüc ile Mecüc de çıkacak arkasından. Yecüc ve Mecüc İsa aleyhisselam'ın duasıyla katılınacaklar. Deccal ile savaş yapacak.
Mehdi ile Resul. Deccal ile savaşacak. Bu savaşlar olacak. Hadisler var, inanıyoruz. Hatta bunların geçmiş ümmetlerde söylenmesi bunların sahihliğine işaret aynı zamanda. Yani biz ne yapacağız şimdi? İsa aleyhisselam'ın peygamberliğini red mi edeceğiz? Ayetle sabit. Geçmiş ümmetlerin doğru inançlarını kabul ederiz. İbrahim aleyhisselam'ın, Musa aleyhisselam'ın, İsa aleyhisselam'ın getirdiklerini kabul ederiz. Bunları tasdikleyendir Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve Kur'an. Kur'an bize geçmiş peygamberlerden kıssalar anlatıyor. Geçmiş peygamberler anlatıyor bize. Biz onları reddedemeyiz. Ve aynı zamanda da Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bunlarla alakalı bize bilgi veriyor.
Bunları reddedemeyiz. Ayet-i Kerime'de de soruyor. Cenab-ı Hak Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin adından da söylüyor. Ona da diyor. Sen geçmiş peygamberlerin kıssalarını an. Onları anlat. Bunda sana ahsab-ı keyften sorarlar. Bak ayet-i kerime'de. Ahsab-ı keyf kısasıyla alakalı. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine gelip soruyorlar. Ahsab-ı keyf ile alakalı. Cenab-ı Hak cevap veriyor. Kur'an'la. Demek ki bunlar eski ümmetlerin de doğrularını kabul etmeyeceğiz diye bir kaide yok. Hadis-i şeriflerde var ise ve hadisçiler ona sahih dediyse bizim için sahihtir inanırız. Mehdi ile de alakalı mesele bu.
Ama bu da değil. Ahir zamanda 33 tane yalancı peygamber çıkmadan kıyamet kopmaz. Demek ki yalancı peygamberler çıkacak. Yalancı mehdiler çıkacak. Yalancı deccaller çıkacak. E bunların çıkması da demek ki gerçeğinin var olduğunu işaret. Bizi Allah yarattıysa Allah'ı kim yarattı? Bunu normalde saçma biliyorum ama bunu düşünmekten de kendimi alakoyamıyorum demiş. Evet. Böyle bir düşünce geldiğinde bir kimseye hemen hemen Eûzübillahimineşşeytanurracim Bismillahirrahmanirrahim Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu diyecek. Evet. Bu kalbe gelen şeytani bir vesvese.
Kalbinize böyle bir vesvese geldiğinde bunun sufi dilinde ilacı budur. Daha da devam ediyorsa bunun bir ilacı da İhlas suresidir. Eûzübillahimineşşeytanurracim Bismillahirrahmanirrahim Başını da Eûzübesmele çekecek. Eûzübillahimineşşeytanurracim Bu ne demek? Kovulmuş şeytanın şerrinden sana sığınırım. Bismillahirrahmanirrahim Kulhüvallahu ehad Allahü's-samed Lem yelit ve lem yület ve lem yekülle hüküven ehad Sadakallahu lazim Kalbinize bir vesvese geldiğinde Vesvesenin bu iki ilacını kullanın.
Salavat-ı şerife Vesveseye ilaçtır. Kalbinize bir vesvese gelince Hemen Allahümme sallallâ seyyidine Muhammedin ve sahbî ve sellem Allah, Nebiye, o Peygambere O Sultanlar Sultanı O Muhammed-i Mustafa'ya Salatu selam getirir. Melekleri de O'na salatu selam getirir. Ey iman edenler Siz de O'na salatu selam getirin. Bakın Buradaki salatu selam Allah ve melekleri Melekler sizin vücudunuzda da dolaşıyor. Kalbinizde de dolaşıyor. Kanlarınızda da dolaşıyor. Damarlarınızda da dolaşıyor. Her yerde dolaşıyor melekler. Ve melekler O'nun salatu selamıyla yaşıyorlar. O'nun salatu selamıyla duruyorlar.
Bu alem O'nun melekleriyle dolu. Ve bu alemdeki meleklerine O'na salatu selam ettiriyor. O öylesine bir Muhammed-i Mustafa. O öylesine bir peygamber. O öylesine bir Nebi. O öylesine bütün alemlere nurunu saçmış oldu. Saçtırmış oldu bu peygamber. Ve O'na salatu selam getirdiğinizde derdinizde dermandır. Salatu selam getirdiğinizde sizin kalbinizdeki vesveseye ilaçtır. Salatu selam getirdiğinizde hastalığınıza şifadır. Salatu selam getirdiğinizde gözünüze nurdur. Salatu selam getirdiğinizde dilinize nurdur. Salatu selam getirdiğinizde kulağınıza nurdur. Salatu selamı çok getirdiğinizde nur ala nur olursunuz. Nurdan adam, nurdan kadın, nurdan insan olarak dolaşırsınız. Ve salatu selam getirdikçe eşyanın hakikatine vakıf olursunuz.
Salatu selam getirdikçe aldanmazsınız. Kalbinize ilham gelir. Kalbinizdeki vesvese çıkar. Muhammed-i Mustafa'yı çok seven, ona çok salatu selam getiren, bu dünyadan nimetlenmez. Allah onu ötelerden nimetlendirir. O her salatu selam çektiğinde Cenab-ı Hak onu doyurur. Her salatu selam çektiğinde Cenab-ı Hak ona kuvvet verir. Ona kudret verir. Onun kalbine ilham eder. İlmin ledinine sahip olur. Muhammed-i Mustafa'nın izinden giden, onun nurunla nurlanan, ona salatu selam getirene ölüm yok. O kimse dirilmiştir artık. Varlığın içerisinde varlık ona secde eder. Varlığın içerisinde özgür olur o. Varlık onun için artık sadece ayak basacağı yerdir.
O onunla yaşar. O yüzden kalbinize vesvese geldiğinde ilacı Muhammed-i Mustafa'dır sallallahu aleyhi ve sellem. Hemen ona rabıta kurun. Hemen ona salatu selam getirin. Hemen kalbinize ona yaslayın. Hemen anında. Anında. Allahümme sallallahu seyyidine Muhammed. Hemen anında. Anında. Kendi kendinize sayıklayın. Ya Rabbi ben senin kulunum. Onun da ümmetiyim. Ben senin kulunum. Onun da ümmetiyim. Onun ümmeti olmanın yüzü suyürmetine affet. İçlerimizi asan eyle. Dilimizi aç. Kalbimizi aç. Ruhumuzu serinlet. Canımızı serinlet. Kalbimizi bu dünyaya çevirme. İçimizi dışımızı onun nuruyla nurlandır. İçimizi dışımızı onun haliyle hallendir.
Ya Rabbi o nasıl iman ettiyse bizim de imanımızı o hale getir. Yüzümüz yok. Gücümüz yok. Sen gafur-u rahimsin. Kerim-i rahmansın. İstediğini istediğin yere çevirirsin. Bizim de içimizi dışımızı onun yoluna çevir. Ya Rabbi. Kendilerine peygamber gelmeyen, dinden haberi olmayan toplumlar, ilk insanlar nasıl haşlanılacak? Bu noktada peygamber gelmeyen topluluklar yok gibi. Yok gibi. Eğer böyle orta burada serpilmiş, tek başına kalmış insanlar, tek başına büyümüş olanlar varsa, hiç onlara din bu noktada tebliğ edilmediyse veya böyle bir topluluk var ise, hiçbir din ona tebliğ edilmediyse, hepsi de cennetlik. Hepsi de cennetlik olacaklar.
Direkt cennetin birinci katına gidecekler. Sorgusu sualsiz. İbrahim aleyhisselam gelecek, onlara bir din öğretecek, din anlatacak. Konumlarına göre cennetin öbür katlarına gidecekler. Allah zalim değil kardeşler. Biz zalim bir Allah'a iman etmedik. Öyle bir inancımız, öyle bir imanımız, öyle bir Allah'ımız, Allah inancımız yok ki. Birisine peygamber gelmediyse, din imanı anlatılmadıysa direkt cennetlik. Bizden daha iyi. Bir erkeğin anımı erkeğinin haftalarca yanına gelmezse ona yalvarmak mı lazım? Böyle bir şey dinimizde var mı? Fazla bir şey yazıp sizi üzmeyelim hakkınızı helal edin. Gezmeleri yerinde, yalnız demiş.
He, kadınların gezmeleri yerinde. Bize bunları sorarsanız, biz hep sufice cevap veririz. Canınız yanar. Bir kadın bir adamın yanına yatmıyorsa, adam kendine bakacak. Biz sufiler eksikliği kendimizde ararız hep. Dışarıda aramayız ki. Herkes kendinde arayacak eksikliği. Sufiler, ooo bu adam eksik demez. Bu kadın eksik demez. Kendine bakar. Adam kendine bakacak. Böyle işte naif bir kimse mi değil mi? Güzel ahlaklı değil mi? Ağzımı kokuyor, bedenimi kokuyor, vücudumu kokuyor. Vücut temizliği yerinde değil mi? Çok böyle işte hoyrat bir adam mı? Böyle kadın halinden, kadının durumundan anlamayan bir adam mı?
Ben gerçekten bazı adamları görüyorum, bazı erkekleri görüyorum. Erkekliğimden utanıyorum. Diyorum Allah bunun eşine yardım etsin diyorum. Ağzı kokuyor, vücudu kokuyor. Ne konuştuğunu bilmiyor. Kütük desem o mübarek kütüğe gidecek. Söz diye böyle dilimi çeviriyorum. Hanım bir o mübarek kütük var ya Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin. Ona söz gidecek diye dilimi tutuyorum. Adam var, adamcık var. Eee işte ya kadının gitmesi lazım. İyi. Doğru söylüyorsun. Adamın da adam olması lazım. Önce adam olacak.
Adam dediğin zaman Yusuf gibi oluyor o zaman. Ona Züleyha çok. Yusuf'san Züleyha çok. Züleyha'san sana da Yusuf çok. Neden? Bir an Yusuf dayanamadı. Bir an Züleyha'ya meyletti. Bir an. Ayet-i kerimede diyor ki Allah'ın delili olmasaydı Yusuf gittiydi Züleyha'ya. Neden? Atamız Adem gitmiş çünkü. Atamız Adem gitmiş. Havva annemiz nasıl havvalık yapıp Adem dediyse ona. Gel dediyse Adem gitmiş peşinden.
Eee bakın Yusuf da gidiyor peşinden. Onun da bir havvası var. Tim Züleyha bir an diyor Allah'ın delili olmasaydı o da gittiydi. Buradaki tefsir-i taberide geçer bu. Delil enteresandır. Bunu normalde Allah rahmet eylesin şeyhim de anlattıydı bana. Mustafa Efendi oğlum dedi bir kimse iyi bir dervişin delili şeyhidir dedi. Bir hata bir kusur edeceğiz hemen dedi. Derviş iyi bir dervişse dedi. O esnada şeyhini görür oğlum orada dedi. Şeyhi ona yapma der dedi. Şeyhi ona dedi bir suratını asar orada dedi. Bir işaret yapar dedi. Bir aykırır ona dedi. Onu yapmaz dedi. Bunu sonra tabi Allah affetsin yaşadık biz kendi hayatımızda. Sonradan dedim efendim bunun delili var mı?
Hani bu yaşanıyor ama bunun delili var mı? Yusuf aleyhisselam oğlum dedi. Tam dedi Yusuf aleyhisselam Züleyha'ya meylederken dedi. Yakup onu durdurdu dedi. Allah dedi onu vesile etti dedi. Ve Yusuf aleyhisselam tam meylettiğinde Yakup aleyhisselam haykırıyor ona. Yusuf sakın ha Allah'ı zikret.
Yusuf titriyor. Delil. Delilsiz yol gidilmez. Evet. Şimdi bu manada eğer bir kimse Yusuf'sa Züleyha vardır ona. Züleyha'sa ona da Yusuf vardır. Ama herkes kendi nefsine bakacak. Kadınlar da erkekler de. Bir hatayı kusuru karşıya yüklemek işin basit tarafı. Biz sufiler karşıya yüklemeyiz. Kendimize bakarız. Allah bizi affetsin. Bir beyt okuyayım geceyi bitirelim. Saat 10.30 olmuş. 490'da kalmışız herhalde.
Oralar okuduğum gibi geldi bana. Öyle mi? Allah'ın bu kolaylaştırması yerinde bir yol olsaydı her Yahudi, her mecusi Allah'ı anlardı, bilirdi demişti. Öbüründe de kolaylaştırılan şey demişti. O şeydir ki gönüle yaşayıştır. Cana gıdadır. Diyelim önümüzdeki hafta Allah nasip eder zaman aa önümüzdeki hafta kutlu doğu. Değil mi? Evet burada değiliz önümüzdeki hafta. Önümüzdeki hafta kıymetli dostlar, kardeşler kapalı spor salonundayız. İnşallah önümüzdeki hafta cumartesi gecesi Bursa Atatürk kapalı spor salonunda kutlu doğum haftası etkinliğimiz var. Bütün herkes, yer ve gök halkı davetli ve ücretsiz. Geceniz hayır olsun.
El-Fatiha. Namun selamat.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi