Karabaş-i Veli Tekkesi REGAİB KANDİLİ - 22.03.2018
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 22 Mart 2018 · 1:23:41
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Bugün malum regaib kandili. Regaib met edilmiş, övülmüş demek. Bununla alakalı, kandil de alakalı bir tane hadis-i şerif okuyacağım. Kandil sohbetleri genelde bugüne kadar hep yaptık. O yüzden bugün farklı bir kendimce bir çalışma hazırladım.
Allah izin verirse inşallah onunla alakalı sohbet etmek istiyorum. Hadis-i şerifte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri sallallahu aleyhi ve sellem. Recep büyük bir aydır. Allah o ayda sevapları katlar. Bir şey getirme, bu böyle normal değil. Dökülür. Kim Recep ayında bir gün oruç tutarsa, bir sene oruç tutmuş gibi olur. Kim yedi gün tutarsa, ona cehennem kapıları kapatılır. Kim sekiz gün tutarsa, ona sekiz cennet kapısı açılır. Kim on gün tutarsa, Allah'tan ne dilerse mutlaka Allah ona verir. Kim de on beş gün Recep ayında oruç tutarsa, gökte bir minadı şöyle seslenir. Geçmiş günahların bağışlanmıştır. Haydi amele yeniden başla.
Kim daha çok oruç tutarsa, Allah ona daha çok sevap verir. Bu hadis-i şerif Rudani'de geçer. Recep ayında, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri çok tövbe eder, çok oruç tutardı. Şaban'da da yine çok oruç tutar. Hatta Hz. Ayşe annemiz der ki, sanki hiç orucu bırakmayacakmış, sanki hiç orucu kesmeyecek kadar oruç tutardı demiş. O yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayı diyerekten, Recep'in, Şaban'ın, Ramazan'ın ehemmiyetini bu noktada bize bildirmiş. İnşallah Cenab-ı Hak bizi Recep'e ulaştırdığı gibi Şaban'a, Şaban'a ulaştırdığı gibi Ramazan'a, Ramazan'a, Ramazan'ın sonunda da Allah'ın cemalini kavuşturmayı, ulaştırmayı nasip eylesin.
Allah hepinizden de razı olsun inşallah. O yüzden Recep'de ilmel yakinlik, Şaban'da aynel yakinlik, Ramazan'da da hakkel yakinliği cümlemize ve ümmet-i Muhammed'e tesis eylesin inşallah. Bugün kendimce biraz konu sıkıcı olabilir, dinde hüküm koyma yetkisi. Konu başlığı bu.
Kim dinde hüküm koyabilir? Kimlerin dinde hüküm koyma yetkileri vardır? Kimler dini meselelerde ne hüküm koyabilirler? Bununla alakalı biraz sohbet etmek istedim. Çünkü bu son 10 yıldan beri Türkiye'deki Müslümanların üzerinde bu daha eski, 10 yıldan beri iğme kazandı. Yani burada özellikle altını çizmem gereken bir şey var.
Bu 10 yıldan beri iğme kazandı. Bu daha öncesinden İslam bunlarla mücadele etmiş kendi içerisinde. Söz konusu olan sünnetsizlik. Yani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini inkar etme, onun sünnetini inkar etme. Ben bunun adını sünnetsizlik diyorum. Hadisiz, sünnetsiz bir din oluşturmaya çalışmak. Bunlar tabi bunları söylerken tabiri caizse laf silahşörlüğü, kelime silahşörlüğü yaparaktan bunları yapıyorlar. Hani Kur'an yetmez mi? Siz şimdi Kur'an yetmez mi deyince kalıyorsunuz. Yani karşınızda bir laf var çünkü.
Yetmez deseniz küfre düşsünüz. Öyle düşünüyorsunuz çünkü. Yani siz haza, hata olan, kaza olan yetmez kardeşim dediğinizde aha sen küfür ehlisin, Kur'an'ı yetersiz gördün diyecek. Veyahut da işte Kur'an Müslümanlığı kelime ne kadar güzel öyle değil mi? Yani baktığınız zaman bu kelime muhteşem. Kur'an Müslümanlığı muhteşem bir şey. Buna baktığınızda ya bu kelimenin karşısında konuşulacak bir şey var mı? Yok. Hele bir de bunu televizyon bir televizyon programında. Milyonlara söylüyorsunuz. O milyonların hoşuna gidiyor. Yani Kur'an yetersiz mi? Allah kendine ortak mı ediniyor? Siz şirk ehlisiniz. Kalıyorsunuz.
Hemen onu söylüyor. Allah'ın hükmüyle hükmetmeyenler. Kafirlerin ta kendileridir. Ooo iştaha da büyüyor. Yani ne yazık ki İslam dünyasında hadisi şerifleri savunanlar, sünnet-i Resulullah'ı savunanların gür bir seda ile sesleri çıkmıyor. Bunların birer açığını mı yakaladılar? Bunların CD'leri mi var? Kasetleri mi var? Bunlar akçeli işlere mi giriştiler? Bu gür seda ile konuşması gerekenler. Bunları yüksek perdeden dile getirmesi gerekenler ne yazık ki susturuluyor mu? Yoksa bunların bizim bilmediğimiz kendilerine ait bir açmazları bir çıkmazları mı var? Buna bir şey diyemeyeceğiz. Ama ne yazık ki hadisi şerifleri savunanlar, sünnet-i Resulullah'ı savunanlar bu noktada güçlü bir sedaları yok.
İşin enteresan noktası bu sünnetsizler haddi aşıyorlar artık. Gün geçtikçe yani bununla alakalı iğme kazanıyorlar. Bununla alakalı sivil, resmi, bazı bürokratları da yüksek derecede onları da yanlarına alıyorlar. Bununla beraber bazı siyasi parti temsilcilerini, bazı siyasi partileri de yanlarına alıyorlar.
Bu gün geçtikçe, sessiz kaldıkça bunun ne yazık ki sıkıntısı büyüyor. Bu insanlar, açık net söylüyorum, sünnetsiz bir İslam oluşturmaya çalışıyorlar. Bu insanlar, peygambersiz bir İslam oluşturmaya çalışıyorlar. Bu insanlar, aklın ilahlaştığı bir İslam oluşturmaya çalışıyorlar. İnsanların nefislerine sesleniyorlar. Siz akılsız mısınız? Aklınıza uyanı kabul edin. Yarın öbür gün bir kimse din hakkında, bunu benim aklım kabul etmiyor deyince, aa onun aklı kabul etmiyormuş diyeceğiz. Biz İslam dinini kimin aklına göre yaşayacağız? Bu tartışma çıkacak yarın öbür gün. Sonra oturacaklar, Avrupa'daki gibi herkes kendince kendi İncil'ini yazacak.
Oturacak, bir kimse kendisini dini noktada etkili ve yetkili görecek, kendi Kur'an'ını yazacak. Oturacak bir kimse, ben Kur'an'dan bunu anladım diyecek, sipsivri bir şey koyacak bizim önümüze. Bu tehlike büyüyor. Ve Ümmet-i Muhammed, dünyanın telaşına düşmüş. Ümmet-i Muhammed, bunlar acı şeyler. Dolabının telaşına düşmüş, dolabını doldurmakla meşgul. Ümmet-i Muhammed, elbise dolabını doldurmakla meşgul. Ümmet-i Muhammed, evindeki eşyayı bilmem kaç taksitle bilmem nereden alırım bunu düşünüyor. Ümmet-i Muhammed, vay yeni araba çıkmış, bu arabayı bilmem kaç taksit bankadan nereden borçlanaraktan onu alır mı düşünüyor.
Ümmet-i Muhammed kendi evini, ağzını, yüzünü düzeltip orada oturmayı, orada yaşamayı, doğduğu mahallede ölmeyi düşünmüyor. Bilmem hangi bankada, bilmem hangi ev kredileri şu kadar düşmüş, gidelim bilmem hangi yapıdan, bilmem kaç senelik, bilmem kaç milyara bir ev değiştirelim. Ümmet-i Muhammed bunun derdinde.
Ama dini meselelerin de dinen vicdanını ne yapsın düzeltsin. Bir yer bulsun, bir vakıf bulsun, bir cemaat bulsun, bir yer bulsun. Gitsin oraya elli lira, yüz lira, on lira, yirmi lira bir yardım etsin. Dini olarak da vicdanını temizlemiş olsun. Ben filanca cemaate yardım ediyorum desin. Ondan sonra da birileri çıksın, ya haşhaşı olsun, ya kaldani olsun, ya yezide olsun, bir şey olsun. Ondan sonra da oturalım, sonra diyelim ki bunlar FETÖ'cü olabilir, haydi onlara da saldıralım. Haydi onlara da biz bir şeyler söyleyelim. Neden? O hadisleri çünkü savundu. Yani çok kolay insan lekelemek basitleşti. Bir kimse ayet, hadis deyince sen FETÖ'cüsün oldu.
Neden? Sünnet-i Seneye'ye bağlanmak FETÖ'cülük mü? Ne zamandan beri Sünnet-i Seneye'ye bağlanmak FETÖ'cülük oldu. Biz otuz yıldan beri bangır bangır bağırıyorduk, kızıyordunuz ya bize. Biz daha hiç kimsenin hiçbir şeyden haberi yoktu. Bir perşembe dersinde niyet ettik. İnsanların hallerini, rüyalarını anlattırdık. O zaman bizi hayalperest demiştiniz ya. Biz yıllardan beri uyardık, yıllardan beri anlattık, yıllardan beri söyledik. Bizi bilen bilir, otuz yıldan beri aynı çizgideyiz. Otuz yıldan beri davamız, Kur'an, Sünnet, vatan millet.
Biz değişmedik, biz orada duruyoruz. Değişenler değişti, dönerler döndü, akça kavak yaprağı gibi. Değişenler değişti, güce taptılar, paraya taptılar, mala taptılar. Değişenler değişti, korkuya taptılar. Değişenler değişti, akçeye taptılar. Biz de aynı yerdeyiz. Bizim davamız da, hedefimiz de belli. Açıkız. Bizim derdimiz Kur'an, Sünnet, vatan millet. Sünnet-i Resulullah'a sımsıkı yapışıkız. Mezhep taassubumuz yok, meşrep taassubumuz yok. Bir taassubumuz varsa var, evet o da Kur'an ve sünnet.
Bir taassubumuz varsa var, o da vatan ve millet. Kur'an'a da, sünnete de, vatanımıza da, milletimize de ne feda edilecekse feda etmeye hazırız. Mustafa Özbağ 14 yaşında da bunu söylüyordu. 57 yaşındayım, aynı şeyi söylüyorum. 15 yaşında da aynıyım, 57 yaşında da aynıyım. 16 yaşında Endüstü Meslek Lisesi'nde ülkücü gençlerin başındaydım. O zaman da Kur'an, sünnet, vatan millet diyordum. 57 yaşındayım, yine Kur'an, sünnet, vatan millet diyorum. Sünnet-i Resulullah'tan taviz vermek, sünnet-i Resulullah'tan geri dönmek, hadisi şerifleri reddetmek benim nazarımda kanı bozukluktur. Bu, ben o kadar çok ince söz bilmem, öyle yaldızlı kelimeler de bilmem.
Ama bu sünnetsiz bir İslam, haditsiz bir Kur'an, düşüncesine, her şeyimle karşıyım. Bu tehlikenin farkındayım yıllardan beri. Bunun üzerinde yıllardan beri konuşuyorum. Yıllardan beri dilimde tüy bitti. Yine konuşmaya devam edeceğim. Kimin eteğinde ne taş varsa, döksün hodri meydan. Öyle bu Kur'an için, sünnet için, vatan için, millet için korkusuzlardan olup evde oturanlardan olmadım. Öyle korkup da evinden işine, işinden evine gidenlerden de olmadım. Olmayacağım da, olmayacağız da inşallah.
O yüzden, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini eş geçerekten, bypass ederekten, o hüküm koyamaz, o haram, helal tayin edemez diyenler. Ve, peygamber hüküm koyarsa, şirktir diyenler. Peygamberin koymuş olduğu hükme, şirk olarak gösterip, laf salatası yapanlar. Ve, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin herhangi bir şeydeki hükmünü, Allah'a ortak koştu deyip, ya peygamber şirk ehli, ya da siz bunu söylüyorsanız, siz şirk ehlisiniz diyenlerin hepsi de şirk ehlidir.
Hepsi de şirk ehlidir. Bunun ilerisi tehlikeli bir gidiştir. Ve, bu tehlikeli gidişte, hem İslam dünyasının dışında, hem içinde satılmış kalemşerlerin, satılmış lafazanların payları var. Bunlar satılmış, bunlar yurt dışından, yurt içinden desteklenmekte ve beslenmekte.
Tekrar söylüyorum, hadisleri tamamen reddedenler, ya CIA'nin emrindedir, ya Mossad'ın emrindedir, ya da o pis İngilizlerin emrindedir. Hadis-i şerifleri reddedenler, sünnetsiz bir din oluşturmaya çalışanlar, Vatikan'ın emrindedirler. Vatikan'ın oyununa düşmekteler. Bunlar yeni değil, bunların tohumları İslam dünyasının içerisinde, zaman içinde, uygun fırsat bulduklarında ekmeye çalışıyorlar. Bunlar, uzak tarihten, orta tarihten, yakın tarihten bunların örnekleri var. Bunlar, İslam üzerinde araştırma yapıyoruz diyerekten, işte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinde araştırma yapıyoruz diyerekten, Ne yazık ki dışarıdan bu tip saldırılar var.
Bunlar, İslam dünyasının içerisinde, İslam dünyasının batının karşısında ekonomik, siyasi, sosyal, felsefi olarak yenilişlerini, Kur'an ve sünnetten zannedip, Kur'an ve sünneti değiştirerekten bu yenilginin altından kalkacağını sanan saf akıllılar var. Veyahut da, dışarıdan onlara teskin edilen, böyle satılmış akıllılar var. Bunların hepsi de, alt alta, üst üste topladığımızda, kocaman bir satılmışlık ve hainlik çıkıyor orta yere. Ve bunlar, televizyonlara çıkıp, körler, sağırlar, birbirlerini ağırlar misali. Herkes gülelim, oynayalım, hoş geçinelim. Hepsi de aynı minval üzerine konuşmacılar. Hepsi de aynı minval üzerine konuşmacıları televizyonlarda toplayıp, Malum televizyonlarda, sanki insanları aydınlatıcı, memlekete aydınlatıcı sözler, kelimeler, programlar yapıyorlarmış gibi, ne yazık ki insanlarımızı zehirlemekteler.
İki tane hadis okumayan, iki tane dini bilgi kitabı olmayan evinde, evinde ayetten, hadisten, ibadetten, Kur'an'dan, sünnetten haberleri olmayanlar, ne yazık ki hadisler sahih mi, değil mi diye hadis avcılığına çıkmışlar. Bunlar kendi akıllarını ilahlaştırmış kuş beyinliler. Bunlar kendi akıllarını Allah'ın hikmetiyle, hükmüyle, Hz. Muhammed Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine indirilen vahiyle ve Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ne yaptıysa heva ve hevesinden konuşmadığı,
yapmadığı ayeti kerimesini inkar edercesine, Müslümanları ne yazık ki bu noktada ifsad etmekteler, bozmaktalar. Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, Oyun çok büyük, oyun öyle ufak bir oyun değil. Bu oyuna karşı konuşanları da susturmaya çalışmaktalar. Bu oyunu, bu oyunu fark eden, bu oyuna karşı yürüyen, bu oyunda safını Kur'an ve sünnete dayandıran, Kur'an ve sünnete sığımsıkı bağlayanlara karşı tezgahlar üretilmekte.
Tezgahlar oluşturulmakta. Bu daha da ileriye gidecek. Dikkat edin, nasıl Cumhuriyet'in ilk yıllarında din, diyanet dedik diyenleri hapsettilerse, din, diyanet diyen üstadları, şeyh efendileri, alimleri, sufileri, sokak aralarına dar ağaçlarını kurarak, nasıl zalimce ve hunharca onları şehit ettilerse, bunlar yarın öbür gün korkarım, aynı şeyleri bu yüzyılda, bu zamanda, bu dönemde bunları yapacaklar.
Çünkü bu topraklardaki Müslümanların elinden peygamberi alırlarsa, bu komple İstan dünyasının elinden peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini alırlarsa, Kur'an'ı kendi kafalarına göre yoracaklar. Kur'an'dan kendi kafalarına göre hüküm kuracaklar. DAİŞ misali terör örgütleri kurduracaklar içimizde. DAİŞ misali kendi içimizde böyle örgütler kurduraraktan bizi birbirimizle savaştıracaklar. O diyecek ki sen kafirsin, o diyecek ki sen kafirsin. Kafiri öldürmek, katlatmak farzdır diyecekler. Hepimizin ellerine birer silah tutuşturup bizi iç savaşa götürecekler. Bu şuna benziyor, Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri bütün askeriyle İstanbul surlarının önünde dururken, surların içerisindeki papazların melekler erkek mi dişi mi diye tartışmasına benziyor.
Bu mesele kolay bir mesele değil. Bu mesele basit bir mesele değil. Bu mesele böyle dini güncelleştirecek demekle de geçiştirilecek bir mesele değil. Bu mesele acaba öyle miydi, acaba böyle miydi diye geçiştirilecek bir mesele değil. Bu mesele varoluş ve yokoluş meselesi. Bu mesele sadece Kur'an ve sünnet meselesi değil. Bu mesele yanında vatan ve millet duygusunu da götüren bir mesele. Gönlüm arzu ederdi ki size bugün Regaib Kandil'in ve Recep Ay'ın faziletlerini anlatayım. Ama tehlike çok büyük, tehlike çok acımasız, tehlike çok kansız, vicdansız. Bu tehlikeyi görmeyenler, bu tehlikenin farkında olmayanlar ne yazık ki gaflet, hıyanet ve delalet içindeler.
Bunlar satılmış hepsi de. Bunun farkına varalım. Bunun bilincine varalım. Sünnet-i Resulullah'a laf söyletmeyelim. Bunun bilincine varalım. Hadis-i şeriflere laf söyletmeyelim. İlim ehli otursun. Hangi hadisten hangi hükmü çıkaracaksa çıkarsın. İçtihad etsin. Ama hadisleri elden geçireceğiz. Hadislerde uygun olmayan hadisleri atacağız. Kur'an'ı elden geçireceğiz. 15 asır önceki Kur'an'ın hükümleriyle hükmedilmesi mümkün değil demek. Küfürdür. Bu büyük bir zalimliktir. Bu büyük bir hainliktir. Bu gelecek olan fırtınayı görmemektir. Bu çok acı bir hainliktir. Çok acı. Bunu bugünkü nesiller. Bunu bugünkü, bugünkü alp eren ruhlular.
Bunu bugünkü Kur'an ve sünnet düsturuyla yürüyenler. Vatan millet aşkıyla yanıp tutuşanlar. Bir ve beraber olup bu tehlikeye göğüs kermek zorunda. Çok ilim bilmek zorunda değilsiniz. Hadislere laf söyletmeyin yeter. Kur'an'a laf söyletmeyin yeter. Bu tehlike gün geçtikçe büyüyor. Ve insanlar sanki kafalarını kuma gömmüşler. Hiç kimse bu konuda hareket etmiyor. Herkes kafasını kuma gömmüş. Allah muhafaza eylesin. Ve bu sünneti Resulullah'a karşı savaş İslam'ın ikinci asrında, üçüncü asrında bir denendi. İkinci ve üçüncü asrında bu denendiğinde o günün alimleri, o günün şeyh efendileri, o günün mürşitleri, o günün sufileri, o günün bahadır, o günün gözü pek Müslümanları, bu tehlikeyi bertaraf ettiler.
Bu uyutuluyordu orada. İslam'ın ikinci asırda ve kılıç arttıklarının üçüncü sahasırda açmak istedikleri yara. Ama açamadıkları, ne yazık ki belki de bu asırda açılacak gibi. Çünkü İslam dünyası yüz yıldan beri, yüz elli yıldan beri sömürge bir dünya. Tekrar söylüyorum. İslam dünyası yüz elli yıldan beri sömürge bir dünyadır. Sömürgeciler, emperyalistler, İslam dünyasını istedikleri gibi sömürme, İslam dünyasını istedikleri gibi birbirine düşürme noktasında yeniden saldırıya geçtiler. Acımasızca bir saldırı bu. Bu acımasızca bir saldırı.
Siz 15 Temmuz darbe teşebbüsünü kenara koymayın. 28 Şubat darbe teşebbüsünü kenara koymayın. Siz Suriye'nin içerisine bilmem kaç bin adet tırı, silahla yüklü tırı kenara koymayın. Zafiyet beklemekteler. Zafiyet beklemekteler. Küçücük bir zafiyet beklemekteler. Eğer 15 Temmuz'da normalde bu insanların sağduyuları, bu insanların cesaretleri, bu insanların bu noktadaki fedakarlıkları en üst seviyeye çıkmamış olsaydı, bu sömürgeciler dilediklerini ve istediklerine ulaşacaklardı. Bu NATO'yla, bu Mossad'la, bu M15'te, bu Alman gizli servisiyle, bu Avrupa gizli servisleriyle hallolacaktı.
Ama bu milletin sağduyusu, bu milletin Kur'an, sünnet, vatan, millet aşkı bunu durdurdu. Zannetmeyin ki bu burada kalacak. O yüzden bu hal özellikle daha devam edecek. Sizlerin içerisinde İslami dersler, Kur'an dersleri, Kur'an'ı Kur'an'la tevil etme, Kur'an'ı Kur'an'la şerh etme, Kur'an'ı Kur'an'la, bu laflar güzel laflar değil mi?
Tefsir etme, bunun gibi dersler adı altında, Kur'an dersleri adı altında, İslam dersleri adı altında, biz Kur'an'ın hükümlerine göreyiz, başka bir hüküm tanımayız, Kur'an hükümleri dersleri altında, ne yazık ki insanlarımızın içerisine fitne atmaktalar. Şimdi bana diyecekler ki yine, ne o Kur'an derslerinden rahatsız mı oldun? Ne o sadece Kur'an denilince şirk düzenin mi yıkılıyor? Diyecekler bana, evet. Ben onların diyeceklerine şimdiden cevap vereceğim. Onlar bize öyle oyunlar oynuyorlar. Küçücük bir şey söyleyeceğim. Biraz Kur'an-ı Kerim okuyanlar bilir.
Allah'ın arşını taşıyan melekler var mı? Ayetle sabit, öyle değil mi? Meleklerin vazifeleriyle alakalı ayeti kerimelerde, Allah'ın arşını taşıyan melekler var. Allah yanına şirk mi aldı? Allah'ın gücü mü de yetmedi de meleklere taşıtıyor? Değil mi? Ayetle sabit. Sağımızda, solumuzda bizim katip melekler var mı? Var. Neden Allah yazmıyor da meleklere yazdırıyor ki? Allah yanına bu bir vazifeyle vazifelendirmek için meleği vazifelendirince şirk mi oldu? Allah yanına ortak mı oldu? İyi, aklıma geleni söylüyorum. Cehennem melekleri var, öyle değil mi? Ayetle sabit çünkü. Cehennemde görevlendirilmiş melekler vardır. İyi, Allah yanına ortak mı aldı meleklerini?
Neden meleklerin üzerinden iş yaptırıyor, melekler ne yaptırıyor? Allah güç mü yetiremedi? Haşa. İyi. Cenab-ı Hakk'ın sonuçta Cebrail var, Cebrail aleyhisselam. Ne vazifesi? Peygamberlere vahye indirmek. Neden? Cenab-ı Hak vahye indiremez mi kendisi? Güç mü yetiremedi? Ortak mı aldı kendine şimdi? Öyle diyorlar ya. Peygamber ortak mı diyorlar. Siz şirk ehlisiniz diyorlar bana. Veya çıkıyorlar televizyonlara böyle söylemiyorlar mı? Kandırıyorlar bizi. Aldatıyorlar bizi. Azrail aleyhisselam insanların canlarını almıyor mu? İnsanların ruhlarını kabz edici melek Azrail aleyhisselam değil mi?
Ve bu melek bununla vazifeli ve bu ayetle sabit değil mi? Hazreti Meryem'e Cebrail aleyhisselam üflemedi mi? Allah üfleyemez miydi? Neden? Şirke mi düştü şimdi? Allah kendine ortak mı aldı? Bak bunlar böyle edepsizler. Bakın bunlar böyle hainler. Bunlar kelime süsleriyle, bunlar laf cambazlığıyla iş götürmeye çalışıyorlar. E bizim insanımız da normalde ayet bilmiyor, hadis bilmiyor. Kendince öyle düşünüyor. Tabi ya diyor Allah yanına ortak mı koşar? Allah yanına ortak mı aldı Cebrail aleyhisselamı? Allah Azrail aleyhisselamı ortak mı aldı yanına? Allah sağımızdaki, solumuzdaki melekleri ortak mı aldı yanına?
Şirket mi kurdular bunlar şimdi? Şirk ehli olalım. Bunlar böyle ilmi katlediyorlar. İlmi katlediyorlar. Hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir şeye hükmederse, o bir şeye hükmedemez. Neden? Ya o hükmedemez. Kim hükmedecek? O hükmedecek. Allah muhafaza eylesin. Şimdi, dinde hüküm koyma yetkisi. Dinde hüküm koyma yetkisi. Adnan'a söyleyin de benim sesim kesilmeyecek bir bitki çayı gibi bir şey hazırlayıversin. Bu dersi can kulağıyla dinlemenizi istiyorum. Adım adım gideceğim, mesele iyi anlaşılsın diye.
Kasas suresi ayet 70. İşte o Allah'tır. Ondan başka ilah yoktur. Önünde de sonunda da hamd onundur. Hüküm de onundur. Ve ancak ona döndürüleceksiniz. Hüküm kiminmiş? Allah'ınmış. Rum suresi ayet 27. Hem yaratmayı ilkin yapan odur.
Sonra onu çevirip yeniden yapacak olan da odur. Ki bu ona çok kolaydır. Göklerde ve yerde en yüksek şan ve şeref onundur. O çok güçlüdür. Hüküm ve hikmet sahibidir. Allah neymiş? Hüküm ve hikmet sahibiymiş. Rum suresi ayet 27. Sebe suresi ayet 1. Hamd o Allah'ındır ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep onundur. Ahirette de hamd onundur. O hüküm ve hikmet sahibidir. Her şeyden haberdardır. Fatır suresi ayet 2. Allah insanlara rahmetinden neyi açarsa artık onu tutacak. Kısacak olan yoktur. Her neyi de tutar kısarsa onu da ondan sonra salacak yoktur.
O çok güçlüdür. Hüküm ve hikmet sahibidir. Saat suresi ayet 26. Bakın Cenab-ı Hak şimdi bu ayeti kerimelerde hep dedik ki o hüküm sahibidir. Hükmün ve hikmetin gerçek sahibi Allah'tır. Varoluşun, varlığın gerçek sahibi Allah'tır.
Bunda hiç çekimiz şüphemiz yok. Bakın hiç çekimiz şüphemiz yok. Saat suresi ayet 26. Ey Davud! Gerçekten biz seni yeryüzüne bir halife yaptık. Artık insanlar arasında hak ile hüküm ver. Hüküm sahibi Allah, Davud'a diyor ki artık insanların arasında hak ile hüküm ver. Allah kendi hüküm sahipliğiyle beraber Davud'a bir emir veriyor.
Diyor ki bundan sonra insanların arasında hak ile hüküm ver. Hak ile. Kim hüküm verecek? Davud. Nasıl arş-ı alayı meleğe taşıtıyorsa, nasıl insanların ruhlarına Azrail'e kabzettiriyorsa, dikkat edin. Nasıl insanların iyiliklerini ve kötülüklerini meleklerine yazdırıyorsa, Davud'a, peygamberine de diyor ki insanların arasında hak ile hüküm ver.
Dikkat et, keyfe, arzuya uyma ki seni Allah yolundan saptırmasın. Çünkü Allah yolundan sapanlar hesap gününü unuttukları için kendilerine çok şiddetli bir azap vardır. Davud'a diyor hak ile hüküm var. Sakın keyfine uyma. Sakın heva ve hevesine de uyma. Davud kimin adına hüküm veriyor o zaman? Allah adına, hak adına ne yapıyor? Hüküm veriyor. Devam ediyoruz. Yusuf aleyhisselam için bu ayeti kerime. Yusuf ayet 22. O tam ergenlik çağına gelince kendisine ilim ile hüküm verdik. Yusuf aleyhisselam ergenlik çağına gelince Cenab-ı Hak ona ilim ve hüküm verdik.
İşte biz güzel iş yapanları böyle mükafatlandırırız. Allah peygamberine ilim ve hüküm verdi. İlim ve hüküm verdi. Devam ediyoruz. Bakara ayet 29. Size apaçık deliller geldikten sonra doğru yoldan saparsanız bilin ki Allah her şeye galiptir. Hüküm ve hikmet sahibidir. Saparsanız siz Allah hüküm ve hikmet sahibidir. Allah'ın hüküm ve hikmetinde bir noksanlık bir eksilme olmaz. Siz sapmış olursunuz. Siz sapmış olursunuz. Yine Enbiya suresi ayet 74. Dikkat edin. Biz Lut'a da bir hüküm ve ilim verdik. Bakın Cenab-ı Hak geçmiş peygamberlerine Davut'u söyledik.
Yusuf'u söyledik. Lut'u söylüyoruz şimdi. Diyor ki biz Lut'a da bir hüküm bir ilim verdik. Onu çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğru sonlar kötü. Fasık bir kavimdi. Ama Lut'a da ne verdi? Hüküm verdi. Ve aynı zamanda ilim verdi ona da. Yine aynı Enbiya suresi ayet 78. Aynı surenin devamı. Davut ve Süleyman'ı da hatırla. Hani onlar ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Bak Davut ve Süleyman'ı da hatırla. Hani onlar ekin hakkında. Hani bu hidaydır ne bileyim işte tarlaya ekip dikmekle alakalı. Hüküm veriyorlardı. Hani milletin koyunları geceliğin içinde yayılmıştı.
Biz onların hükmüne şahittik. Bakın biz onların hükmüne şahittik. Enbiya suresi ayet 78. Davut'a ve Süleyman'a da hüküm verdiğini söylüyor. Yine En'am suresi ayet 89. İşte onlar kendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Onlar kendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir.
Bakın peygamberlik vermiş. Ona bir kitap vermiş. Ona bir de hüküm vermiş. Hüküm. Yanında hüküm vermiş. Allah vermiş. Allah vermiş. Demiş ki hükmet. Şimdi diyebilir miyiz ki biz? Cumhurbaşkanı hükmetsin. Kardeş bana hükmetecekse Cumhurbaşkanı hükmetecek. Neden? Devletin başı o ya. O hükmetsin bana. Ya kardeşim başbakanı var. HSYK'sı var. Yargıtayı var. Hakimleri var. Savcıları var. Yok kardeşim beni ilgilendirmez ya. Beni devlet başkanı hükmetecek. Diyebiliyor musunuz? Hayır. Devam ediyoruz. Araf ayet 157.
Onlar yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan Allah'ın elçisi peygambere tabi olurlar. O peygamber ki onlara iyiliği emreder. Temiz şeyleri onlar için helal, murdar şeyleri de haram kılar. Ne yaparmış peygamber? Temiz şeyleri helal, murdar kıldığı şeyleri de haram kılarmış. Yani Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem ümmeti için ve kendisine inananlar için temiz şeyleri helal ve murdar, pis olan şeyleri de haram kılarmış. Onların üzerindeki ağır yükleri ve kendilerini bağlayan bağları kaldırır. O Resul'e iman edenler, ona saygı gösterenler ve kendisine indirilen nura tabi olanlar, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Araf ayet 157. Demek ki peygamber ne yapıyormuş? Temiz şeyleri helal, murdar, pis olan şeyleri de haram kılıyormuş. Ama bu noktada insanlar illa ki bu hadis inkarcıları, bu sünnetsizler Kur'an'da kafasına estiği gibi, Kur'an'ın kafasına estiği gibi yorumlayacak ya, Kur'an'ın kafasına göre dizayn edecek ya, Kur'an'ı kendi heva ve hevesine göre uyduracak ya, Kur'an'ı kendi kendine biz Kur'an'la tefsir ediyoruz, teren ennesine takılacak ya.
İnsanların aklını, insanların kalbini ifsad etmeye çalışacak ya. Nahil suresi ayet 44. İnsanlara açıklayasın diye bu Kur'an'ı sana indirdik. İnsanlara açıklayasın diye bu Kur'an'ı sana indirdik. İnsanlara açıklayasın diye bu Kur'an'ı indirdik.
İnsanlara açıklayasın diye. Ve bu ayetle Cenab-ı Hak, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, Kur'an'ı açıklama, ona yorum getirme, onun ne manaya geldiğini söyleme, o ayet-i kerimenin ne için indirildiğini, neye mütalik indirildiğini, veya neye tecelli ettiğini bize açıklasın diye, Kur'an ona indirildi. Biz kafamıza göre yormayalım diye, Kur'an ona indirildi. Biz kendi kendimize heva ve hevesimize uyaraktan, Kur'an'ı kafamıza göre yorumlama, Kur'an'ı kendi kafamıza göre tefsir etmeyelim diye, Kur'an ona indirildi. Biz kafamıza göre bu temiz, bu kirli, bu pis demeyelim. Hükme, ilme, vahye tabi olalım diye, Peygamber'e tabiyiz.
Yani, biz dinen neyin haram, neyin helal olduğunu ondan öğrenelim diye, Kur'an ona indirildi. Ahzab ayet 36, Allah ve Resulü, herhangi bir hususta, hüküm verdiği zaman, Allah ve Resulü, herhangi bir hususta hüküm verdiği zaman, mümin bir erkeğin ve mümin bir kadının işlerinde başka yolu seçme hakları yoktur.
Allah ve Resulü, bir şeye hükmedince, mümin kadınlarında, mümin erkeklerinde, kendilerince, kendi akıllarınca, heva heveslerince, seçecek oldukları bir yol yoktur. Bir meselede, Kur'an ve sünnet hükmettiyse, Kur'an hükmetmedi, sünnet hükmetti. Kur'an hükmetmedi, sünnet hükmetti. O zaman o, Müslüman kadınlar ve Müslüman erkekler için başka bir yol yoktur. Hükmedilmiş. Başka bir yol yok. Mesela ehil eşek etinin yenmemesiyle alakalı. Hayber'in fethinde, Hayber gazasında, yasaklamış Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem.
Yiyin hadi. Yasak. Hadisler. Yiyin. Hayber'in fethinde, Hayber'in fethinde yasakladı. Bir kadınla teyzesini, bir kadınla halasını, bir nikah altında toplamayı yasakladı. Hadi yapın. Hüküm Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, bir kadınla teyzesi, nikahlayamazsın. Bir kadınla halası, nikahlayamazsın. Ayet yok, yasaklayan. Hadis var. Hadis var. Eğer Peygamber'in hükmüne uymazsan da, ayeti kerime devam ediyor.
Kim Allah'a ve Resulüne isyan ederse, şüphesiz ki o açıkça sapıtmıştır. Allah'ın ve Resulün hükmü varken, buna karşı gelirse, isyan ederse, o kimse sapıtmıştır. Sen kendi kafandan, kendi kafandan, hüküm çıkaramazsın. Allah ve Resulü hükmetmiş. Bir şeyi yasaklamış, veya bir şeyi serbest etmiş. Sen yasaklananı helal edemezsin. Sen yasaklananı helal edemezsin. Sen serbest bırakılan, helal bırakılanı da haram edemezsin. Edemezsin. Edemezsin.
Hakkında ayet ve hadis olan bir şeyi, hükümdür bu çünkü. Sen onu değiştiremezsin. Hakkında bir şeyin, ayet veya hadis var ise, sen onu değiştiremezsin. değiştirmeye kalkarsan, buna karşı gelirsen, buna isyan edersen, açıkça sapıtmış olursun. Ahzab ayet 36, Ali İmran ayet 132, Allah'a ve Resulüne itaat edin ki, rahmet olunasınız.
Allah'a ve Resulüne itaat edin ki, rahmet olunasınız. Eğer itaat etmezseniz, size rahmet olunmaz. İtaat etmezseniz, size rahmet olunmaz. Yine, haşir ayet dedi. Bu, itaat etme. Bu hani, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, dediğini yerine getirme. Bakın bununla alakalı, malumdur ya, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Zeynep bin Cahş'ı, kölesi Zeynep bin Harise ile evlendirmek istedi. Aslında, Zeynep bin Cahş, abisi, kız kardeşini, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile evlendirmek istiyordu.
Zeynep de, onunla evlenmek istiyordu. Hangi bekar kadın, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile evlenmek istemez ki? Değişik rivayetler var. Zeynep bin Cahş, gelir, Hazreti Peygamber'e, ben nefsimi sana sattım da. Hani beni ne yapacaksan yap. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de Zeynep ile evlendirir. Kölesi Zeynep ile. Evlendirmek ister. Zeynep ve abisi bunu istemez. Hatta abisinin hadis kitaplarında geçen bir sözü vardır. Biz Hazreti Peygamber'e niyet ettik ama bizim önümüze ne çıktı gibisinden bir laf söyle. Ve ardından bu ayet-i kerime gelir.
Allah ve Resulü herhangi bir hususta hüküm verdiği zaman mümin erkek ve kadın işlerinde başka bir yolu seçme hakkı yoktur diye. Ondan sonra tövbe edip geri dönerler. Bu ayet-i kerimeyi İbni Mesud radıyallahu anh hazretleri bütün her şeyde ama her şeyde kullanır. Bu Haşr suresi 7. ayette de var.
Peygamber size neyi verdiyse alın. Size neyi yasakladıysa ondan kaçının Allah'tan korkun şüphesiz ki Allah cezası pek şiddetli olandır. Ayet-i kerimesini de İbni Mesud her meselede kullanır bunu. Her meselede. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yasakladığı ne varsa sımsıkı yapışır. Kadının birisi normalde gelir ona böyle dövme yapan, vücudunun herhangi bir yerine sahte benler yapan veya kızdırarak, demiri kızdırarak, dağlayarak ben yapanlar, dövme yapanlar yüzlerine.
Bununla alakalı bir mesele olur. Ve aynı zamanda kadınların dişlerini güzellik için törpülemeleri vardır. Başka bir hadis-i şerif var ya işte saça saç ekleyen, dişlerini törpüleyen, dövme yaptırana Allah lanet etsin diye hadis-i şerif. Böyle bir kadınlar bunu söyleyince, hatta bir hadis-i şerif daha var. Böyle işte o hadis-i şerifte dövme de demiyor da o hadis-i şerifte diyor ki vücutlarını değiştirenler.
Yani fıtratı bozucu vücudu değiştiriyor, fıtrat bozuyor. Allah lanet etsin diye. Şimdi kadın böyle bir şey söylenince diyor ki bu Kur'an'ın kitapta var mı, bu Kur'an'da var mı? Diyor sen bunu lanetliyorsun. Kur'an-ı Kerim'in içerisinde lanetliklerin içerisinde bu var mı ki bunları lanetliyorsun? İbn-i Mesud diyor ki Allah'a yemin olsun ki sen onu iyi okumuş olsaydın bunu bulmuş olacaktın.
Sen peygamber size ne verdiyse onu alın, size neyi de yasakladıysa ondan kaçının ayetini okumadın mı dedi. Ha demek ki bir kimse peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haram ettiği bir şeyi de haram görme. Onun hükmünün, onun hükmettiği bir şeyi değiştirmeye hakkı yok. sapıtmış olur, küfre düşmüş olur.
Sapıtmış ve küfre düşmüş olur. Bu meseleyi de Buhari'den bulabilirsiniz. Tövbe ayet 29 Kitap ehlinden Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve peygamberinin haram kıldığını haram saymayan ve hak din olan İslam'ı din edinmeyenlere boyun eğip kendi elleriyle cize verinceye kadar savaşın. Şimdi geldik en bu hadis inkarcılarının ve sünnet-i seneyeyi delir kabul etmeyenlerin haline.
Tövbe 29 Kitap ehlinden yani Hristiyanlardan, Yahudilerden, Zebur'dan. Kitap ehli bu. Zebur, Tevrat ve İncil ehli. Dikkat edin. Üç tane Kur'an'la beraber hep beraber ne oldu? Hepsi de kitap ehli oldu. Kur'an'dan önceki kitap ehillerini söylüyor. Hristiyanları, Yahudileri ve İbrahimileri söylüyor. Dikkat edin. Kitap ehlinden Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve peygamberinin haram kıldığını haram saymayan ve hak din olan İslam'ı din edinmeyenlerle boyun eğip kendi elleriyle cize verinceye kadar savaşın. Bu kitap ehli ya Allah'a ve Resulüne iman edip Allah ve Resulünün haram kıldıklarını haram kılarlar, haram sayarlar ve İslam'ı din edinirler.
Ya da Müslümanlar onlarla savaşır. Onlar Müslümanlara cizce, kendi elleriyle vergi ödeyinceye kadar Müslümanlar onlarla savaşır. Tevbe ayet 29 Alın size Kur'an-ı Kerim'den hüküm, alın size Kur'an-ı Kerim'den kapak gibi size bir cevap. Ey Hristiyanları ve Yahudileri kendilerine dost tutan münafıklar, ey Yahudileri ve Hristiyanları kendine eş tutan zalimler, hainler, kafirler, bu ayet-i kerimeyi nereye koyacaksınız?
Tövbe ayet 29 Kitap ehlinden Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve Peygamberinin haram kıldığını haram saymayan ve hak dini olan İslam'ı din edinmeyenlerle boyun eğip kendi elleriyle cize verinceye kadar savaşın. Bu ayetlerimi değiştirmeyi düşünüyorsunuz. Bu ayetlerimi Kur'an'ın içinden kaldırmaya çalışıyorsunuz. Yahudi babalarınızın canı mı sıkıldı? Hristiyan babalarınızın canı mı sıkıldı? Kur'an'da bu ayetler orada durduğu müddetçe Yahudi ve Hristiyan babalarınız, emperyalist babalarınız, emperyalist sahiplerinizin uykuları mı kaçıyor? Uykuları kaçıyor.
Evet. Ah bu ayetler olmasaydı. Uykuları kaçıyor. Tekrar okuyayım. Tövbe ayet 29 Kitap ehlinden Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve Peygamberinin haram kıldığını haram saymayan ve hak dini olan İslam'ı din edinmeyenlerle boyun eğip kendi elleriyle cize verinceye kadar savaşın. Tövbe ayet 29 Nur suresi ayet 51 ve 52 Mümin kimseler aralarında hüküm vermek maksadıyla Allah'a yani kitabına ve Peygamberine çağrıldıkları zaman onların sözü ancak dinledik ve itaat ettik demeleridir.
İşte bunlar var ya felah bulacak olanlardır. Kim Allah'a ve Resulüne itaat eder, Allah'tan korkar ve sakınırsa onlar korkulardan kurtulmuşlardır. Mümin kimseler, mümin. Ben geçen derslerde dedim ya hadisleri inkar edenler kafirdir diye. Evet. Hadisleri komple inkar edenler kafirdir. Sünnet-i Resulullah'ı komple inkar edenler kafirdir. Sünnet-i Resulullah komple kısmısı yok, komple. Neyi reddetsek ki? Birisini reddetse hepsini reddetmiş gibi olur. Olmaz. Ayetle sabit.
Allah'a ve Peygamberine çağrıldıkları zaman onların sözü sadece dinledik ve itaat ettik hocam. Uygulayamayabilir. İtaat edecek, kabul edecek. Yoksa onlar kurtuluşa ermezler. Allah muhafaza eylesin. Nisa ayet 59. Bakın fark ettiyseniz hiç hadislere girmiyorum.
Bunlar laf cambazlığı yapıyor çünkü. Bu hainler var ya, bu hainler laf cambazlığı yapıyor. Bu ayeti kerimeleri söylemiyorlar. İnternette de bu ayetleri paylaşmıyorlar. Biz tabii böyle bir ayet varmış ya deyip kalıyoruz. Kardeş, Allah'a itaat edin. Resulüne itaat edin. Sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Kim bu itaatten uzaklaşırsa kafir olur. Kafir olur, kafir. Nur suresi ayet 59. Ey inananlar. İnanana, inanmayana değil. Allah'a itaat edin. Resulullah'a ve sizden olan idarecilere itaat edin. Bir şeyde ihtilafa düşerseniz, bir şeyde ihtilafa düşerseniz, Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'a ve Resulüne götürün o meseleyi.
Böyle yapmanız sizin için hayırlı ve netice itibarilere de pek iyidir. İhtilafa düşersek nereye götürecekmişiz? Allah'a ve Resulüne. Allah'a ve Resulüne. Avam için Allah'a ve Resulüne deyince kim olur? Hadisler olur. Ha bir kimsenin öyle bir hali varsa kendisini bağla. Der ki ben buna ayetten bir şey bulamadım. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kendisine müracaat edeyim. Onun kendisini bağladı. Ayette sabit. Ya ayetler öyle ama o zamanı bağlıydı. Geç kardeş. Kelim oyunu yapma. Geç. Laf salatasına karnımız tok. Laf salatası yapacaksak kendi laf salatamızı yapar. Kendimiz ekşiler, limonlar, tuzlar, yağlar yeriz kendimiz.
Senin laf salatana ihtiyacımız yok. Maide ayet 44 Maide ayet 44 Şüphesiz ki biz içinde hidayet ve nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Allah'a teslim olan peygamberler Yahudilere onunla hükmederlerdi. Rablerine samimi olarak kulluk edenler ve alimler de Allah'ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden onunla hükmederlerdi. Onlar Tevrat'ın hak olduğuna şahit ediler. İnsanlardan korkmayın. Benden korkun. Ayetlerimizi az bir değere satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar kafirlerin ta kendileridir. İnsanlardan korkmayın. Benden korkun diyor Cenab-ı Hak. İnsanlardan korkmayın.
Benden korkun. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar kafirlerin ta kendileridir. Maide ayet 44. İnsanlardan korkmayın. Allah'tan korkun. Ayetlerini az bir değere satmayın. 10 bin dolara satma aylık. 20 bin dolara satma. Televizyona çıkmak için satma. Bir yere alim olacağım, amir olacağım, müdür olacağım, şef olacağım. Filanca kurula gireceğim diye satma. Allah'ın ayetlerini az bir değere satma. Dünyalık metaya satma Allah'ın ayetlerini. Makama, mevkiye satma.
Kadına satma. Bir mevkiye geçmek için satma. Peşkeş çekme Allah'ın ayetlerini. Kim böyle yaparsa Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse onlar kafirlerin ta kendileridir. Maide ayet 44. Maide ayet 45. Ardı ardınadır bu ayet-i kerimeler çünkü. Maide ayet 45. Biz Tevrat'ta onlara şu hükümleri farz kılmıştık. Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ile kıyas yapılır. Yaralara da kısas vardır.
Fakat kim hakkından vazgeçerse bu onun günahlarının affına bir sebeptir. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir. Cana candır. Eğer senin hükmün haksız yere öldürülen bir kimseyi öldürmüyorsa, Eğer senin hükmün haksız yere bir kimsenin azasına zarar verenin, Sen onun azasına zarar vermek olarak hükmetmiyorsan, Senin hukukun Allah'ın indirdiği hukuk değil ise, Senin hukukun Allah'ın hükmü değil ise, Sen zalimin ta kendisisin.
Evet, televizyonda bir kimse geçmiş yıllarda öyle diyordu. Biz peygamberin hukukunu uygulayamayız. Bu hukuk bitmiştir. O zaman için uygulanmıştır. Bugün çağdaş hukuk var. Onu uygulayamayız demişti. Nurlu Süleyman. Bize öyle yutturdular onu. Nurcu bir timse bana öyle demişti. O dedi zamanın velisi, O senin şeyhinden dahi kıymetli bir kimse dedi. Ben de ona o zaman bu ayeti kerimeye söylemiştim.
Gençtik. Evet. Tevrat'ta onlara şu hükümleri farz kılmıştık. Cana can. Göze göz. Buruna burun. Kulağa kulak. Dişe diş. Evet. Kim böyle hükmetmezse, zalimlerin ta kendileridir. Alın size Kur'an ayetleri. Hükmedin hadi. Dertleri. Bunları değiştirmek. Dertleri bu. Dertleri Kur'an'ın hukuku. Dertleri Kur'an'ın hukuku. Dertleri Muhammed Mustafa'nın hukuku. Dertleri bu. Avrupa'nın da derdi bu. Emperyalistlerin derdi bu. Bu Müslümanlar uyanır, kuvvetlenir, güçlenirse, bizim gözümüze göz, dişimize diş alacaklar diyor.
Evet. Siz iki yüz yıldan beri Ümmet-i Muhammed'i kan ağlatıyorsunuz. İki yüz yıldan beri Ümmet-i Muhammed'in şerefini, haysiyeti, namusunu, parasını, pulunu emdiniz, sömürdünüz. Canımıza kastettiniz, namusumuza kastettiniz, beldelerimize, bölgelerimize kastettiniz, şehirlerimizi yıktınız, namuslarımızı paçavraya döndürdünüz. Onların korkuları bu. Onlar şimdi Kur'an'ı değiştirmemizi istiyorlar bizim. Çünkü bunlar cana can, göze göz, dişe diş isteyecekler diyorlar. Evet, iki yüz yıldır akıttığınız kanın vebalini ödeyeceksiniz. Bunu ödetmeden bu Ümmet-i Muhammed rahat etmeyecek. Rahat etmemeli.
Satılmış köpekleri başlarımıza geçirdiler bizim. Bakın siz elinizi kolunuzu sallaya sallaya, Beytullah'a, hacca gidemiyorsunuz. Ömreye gidemiyorsunuz. Elinizi kolunuzu sallaya sallaya, Şam'a gidemiyorsunuz, Bağdat'a gidemiyorsunuz, Yemen'e gidemiyorsunuz, Mısır'a gidemiyorsunuz, Tunus'a gidemiyorsunuz. Sizin atalarınızın topraklarıydı onları. Ümmet-i Muhammed'in hakkı var Beytullah'ta. Başına iki tane satılmış köpek koy, Ümmet-i Muhammed'i yasakla haçtan ömreden. Vizeyle git, benim malım orası. Her Müslümanın hakkı var orada. Doğacak, gelecek Müslümanların hakkı var. Oraya herkes elini kolunu sallaya sallaya gitmeli. Koy başına iki tane İngiliz uşağı, Beytullah'a dahi gideme.
Koy iki tane İngiliz uşağı, Kudüs'e gideme. Cana can, dişe diş. Bak, tefere şimdi Kudüs'ü başkent yapacağım diyor. Cana can, dişe diş. Evet, bu ayetleri size değiştirmeyiz. Bu sünnet-i Resulullah'ı size dokundurtturmayız. Can verilecekse can veririz. Veririz, gözümüzü kırpmayız. Size ayetleri ve hadisleri dokundurtturmayız. Bir tane hadis için binlerce kelle feda ederiz. Dokundurtturmayız. Bir ayetin bir kelimesine dokundurtturmayız. Bir ayetin bir kelimesine dokundurtturmayız.
Neyimiz varsa feda ederiz. Canımızla, başımızla bu toprakların bir karışına dokundurtturmayız. Neyimiz varsa feda ederiz. Neyimiz varsa, bu topraklar dediğim sadece Anadolu toprakları değil. Bosna'dan Yemen'e. Bosna'dan Yemen'e. Yemen'den Afrika'nın en uç bölgesine. Afrika'nın en uç bölgesinden ta ortasıya. Atalarımın çıktığı yere kadar. Dokundurtturmayız. Dokundurtturmayız. Evet. Ne ayetimize, ne hadislerimize, ne vatanımıza, ne de milletimize dokundurtturmayız. Bilinmiş olsun.
Sizin gidi zalimler sizi. İncil'e tabi olanlar, Allah'ın onda indirdikleriyle hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar fasıkların ta kendileridir. Biz Yahudilere, Tevrat'la hükmetmelerini farz kıldığımız gibi, İsa ve ona tabi olanlara da İncil'de Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmelerini emretmiştik.
İncil'e tabi olanlar, Allah'ın onda indirdikleriyle hükmetsinler demiştik. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar Allah'ın emir ve yasaklarına uymayan fasıkların ta kendileridir. Maide ayet 47. Maide ayet 47. Ey Muhammed! Maide 48. Bakın bu da Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine geliyor. Ey Muhammed! Sana da geçmiş kitapları tahsik eden ve onları muhafaza altına alan Kur'an'ı hak olarak indirdik. Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Onların heva ve heveslerine uyarak sana gelen haktan sapma.
Cenab-ı Peygamber'e diyor ki, hani peygamber hükmetmezdi ya. Peygamber hükmetmez diyorlardı ya. Maide ayet 48. Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Onların heva ve heveslerine uyarak sana gelen haktan sapma. Heva ve hevesine uyarak onların, yani Allah'ın hükmünden rahatsız olanlar, onların heva ve hevesine uyma. Maide 49.
Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Onların heva ve heveslerine uyma. Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından, seni saptırmalarından sakın. Kur'an söylüyor bunu. Eğer Allah'ın hükmünden yüz çevirirlerse, bil ki Allah bir kısım günahları sebebiyle onları müsübete uğratmak istiyor. Muhakkak ki insanların bir çoğu fasıktır.
Maide 49. Maide 50. Yoksa onlar cahiliye hükmünü, yani İslam öncesi hükmünü mü istiyorlar? İyi anlayan bir topluma göre hükmü, hükumranlığı Allah'tan güzel kim vardır? Maide 51 ile sohbetime son veriyorum. Ey iman edenler! Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz onlardan olur. Muhakkak ki Allah zalim kavmi hidayete erdirmez. Tekrar okuyorum. Ey iman edenler! Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin.
Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz onlardan olur. Muhakkak ki Allah zalim kavmi hidayete erdirmez. Maide ayet 51. Cenab-ı Hak cümlemizi Allah'ın hükmüne uyanlardan eylesin. Allah kendi dairemizde ve umumi dairede Allah'ın hükmüyle hükmü olanlardan eylesin. Cenab-ı Hak üç aylarımızı mübarek eylesin.
Recep'imizi, Şaban'ımızı, Ramazan'ımızı mübarek eylesin. Üç ayların sonunda aff-ı mağfirete kavuşmuş olan müminlerden eylesin. Rabbim cümlemize Kur'an sevgisi, Muhammed-i Mustafa sevgisi, vatan ve millet sevgisini bahşeylesin. Cenab-ı Hak cümlemizi, kendisinin sevgisini, Muhammed-i Mustafa'nın sevgisini ve kendisini sevdirecek olanların sevgisini bahşeylesin. Rabbim bu mübarek gecenin hürmetine, dertlerimize deva, hastalıklarımıza şifa ve murat olanların muratlarını hal eylesin. Rabbim bizleri marifetullahına eriştirsin, cemalullahına kavuştursun. Hakkı hak olarak bilenlerden ve hak diyerekten nefesini verenlerden eylesin. Heyecanımı mazur görün, derdim sizlerle değil. Herhalde ben de bu ara bu tip, bu Kur'an ve sünnetin üzerine fazlaca yüklenilmelerden bir hayli dolmuş vaziyetteyim.