Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi Mustafa Özbağ - 22 Ağustos 2015

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 23 Ağustos 2015 · 1:38:21

Allah gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Umduklarımıza nail eylesin. Kortuklarımızdan hıfz-ı muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak memleketimize yardım eylesin. Terörle mücadelede güvenlik güçlerimize Cenab-ı Hak imdat eylesin. Verilen şehitler bu noktada yapılan zararı Cenab-ı Hak telafi etsin inşâAllah.
Memleketimizi bu noktada terörle mücadelede bir ve beraber eylesin. Bu noktada bu zor günlerde millet olarak terörle mücadelede devletten yana saf tutup devlet-millet bütünlüğü içerisinde bu sıkıntıdan kurtulmamız lazım. Cenab-ı Hak kurtarsın inşâAllah.
Bayanlar gusül abdest alırken kulaklarında küpe olması gerekli midir? Normalde o kulak deliklerinin içerisine su geçsin diye böyle şey yaparlar. Ne o? Oğuştururlar. Hani bir halk arasında tabir vardır. İğne, toplu iğne deliği kadar işte su değmedik yer kalmayacak diye. Bu toplu iğne deliği doğru değil. Bir nohut büyüklüğü miktarındaki bir alana su değmezse, kasıtlı bir şekilde veya kasıtsız, kasıtlı dediğin bir yara vardır, bir bere vardır, bir problem vardır, bir sıkıntı vardır, ondan olur. Kasıtsız, kasıtsız gayri ihtiyar. Bir insanın ağzında işte marul kalmıştır yiyerken. Ne bileyim işte bir yeşillik yapışmış kalmıştır.
Veyahut da başka bir şey vardır. Orada yapışmış kalmıştır. Bundan sorumlu olmaz o kimse. Ama tabi kadınlar işte kulaklarını deldiriyorlar. Deldirdikten sonra altına su geçsin de uğraşıyorlar. Eyvallah altlarına su geçmesi için uğraşacaklar ama geçmese. Normalde orası yani kulağını deldirdiği yer kavuşsa, orası böyle birbiriyle bütünlük arz etse, illa ki bir daha kulağını delip de yok küpe takıp da oraya su değdirmeye uğraşmasınlar. Ben hastanede çalışıyorum. Hastalarımızın üzeri mecburen açık oluyor. Ve ben istemeden o haliyle görüyorum. Sonrasında abdest almak gerekiyor mu? Hayır. Bir kimseden şehvetle bir şey çıkarsa o zaman abdest alması gerekir, gusletmesi gerekir. Tıp ben anne ve baba sağlam. Anne hamile kalıyor. 2-3 aylık hamileyken çocuk anne rahminde ölüyor.
İki kez oldu. Bir kere de dış gebelik. Sübiyen, sübiyen diye bir şey var mı? Varsa sübiyenin çaresi nedir? Normalde halk arasında böyle bir şey vardır. Yani işte bir hastalıkmış gibi o bir türlü gebe kalamaz diye düşünürler veya düşük olur diye. Bunlar normalde tıbbi tedavilerine bakacaklar. Tıbbi tedavileri var ise tıbbi tedavilerine dikkat edecekler. Sürekli secdadenin üzerinde insan sureti görüyorum. Secdadeyi değiştirsem bile diğerinde bile görüyorum. Bunlar ne olabilir? Görünebilir. İnsan sureti görür. Başka şeyler de görür. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri cennet ve cehennem size ağaç, ayakkabınızın bağından daha yakındır der. Görür insan. Niyetim yuvamı kurmak ama bir kısmet bulamadım.
Sizden isteyin bana dua etmenizi istiyorum kısmetim için. Evlilik bir dakikadır. Sürmez. Evlilik bir dakikadır. İki dakika değil. İnsanlar uzatıyorlar. Hani Hz. Ali Efendimiz demiş ya, ilim bir noktadır. Cahiller büyütüyor uzatıyor diye. Bu da onun gibi bir şey. Evlilik bir dakikadır. İki dakika değil. İkinci dakika yani o zaten şeydir yani o. Fuzili bir şeydir. Böyle söylüyorum herkes psikolojisini bozuyor.
Birisi yasmış birkaç şey. Biz psikolojimizi bozduk bu meseleden. Biz neden evlenemiyoruz diye. Evlenemezsiniz. İş kurmak bir dakikadır. İş dağıtmak bir dakika. Ev kurmak bir dakikadır. Evi dağıtmak bir dakika. Dergaha girmek bir dakikadır. Dergahtan çıkmak bir dakikadır. Sürmez bile. Sürmez. Siz hayatı yormuyorsunuz. Kendinizi yoruyorsunuz. Hayat yorulmaz. Siz yoruluyorsunuz. O yüzden işte benim kısmetim değilmiş. Benim felsefem değil bunlar. İşte nasibim değilmiş.
Benim felsefem değil bunlar. Benim inancım değil. Milletin canı sıkılıyor. Şataat yapıyorsun diyor. Şöyle böyle diyor. Yok. Benim hayat felsefem böyle. Bugün bir arkadaşınızı evlendirdim. Dedim git filanca yerde. Gitti. Konuştunuz mu? Dedim ben. Konuştuk dedi. Tamam mı dedim ben. Tamam. Kıyı nikahı dedim. Kıyı dinikahı. Bu kadar. Siz uzatıyorsunuz. Nasıl uzatıyorsanız. Hayret ediyorum ben. Bizim mahallemizde nokta nokta nokta diye bir arkadaş var. Bu çocuk daha önceden bu dergaha geliyordu.
Fakat şu an gelmiyor. Bu arkadaşla konuşmamız istenmiyormuş. Ne tavsiye edersiniz? Biz kimseye konuşmayın demeyiz. Öyle bir şey olur mu ya? Bize ne? Kim kimle konuşursa konuşsun. Arkadaşlar. Her tarafın bir adabı Erkan'ı vardır. Bu noktada herkes bu adabı Erkan'a riayet eder. Bir kimse adabı Erkan'a riayet edilmiyorsa dergah olarak biz onun dersini alırız. Deriz ki bizim yakın dairemizde bulunma. Bu kadar. Dersini aldığımız arkadaşa bir daha dersini geri vermeyiz. Bu yol kapanır bizde. Allah yoluna çekilsin. Bir tane şeyh bulur kendine. Gider bir dergah bulur. Gider kendine bir dergah bulur. Gider oraya.
Bu illaki bir kimse bir dergahta bir tarikata gidecek diye bir kaydı yok. Buradan da geri dönüşü yok. Bunu herkes kalbine yerleştirsin. İçine yerleştirsin. Onun dersini bir daha vermem gerek. Bir tek parantez içerisinde kapı vardır. O da nedir? O da Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'dir. Hazreti Pir Efendilerimiz'dir. Benim şeyhimdir. Geri kalan o kimse benden ders alamaz. bir daha. Bu zakirliğimde de aynıydı. Benim çizgimde değişiklik yok. Ben ilk zakirliğe başladım. Birinin dersini aldıysam bir daha hiç vermedim. Onlar gittiler.
Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin. Sakin. Şeyh Efendi'den aldılar. Beni ilgilenmez. Dergal Şeyhi o. İstediğinden alır dedim. Hitaat ettim. Sustum. Alınması gerektiğinde gene aldım. Gene gidip Şeyh Efendi'den aldılar. Aldılar. Bana dediler. Bana dedi ki bir daha alır mısın alınması gerektiğini görürsen bir daha alırım dedim. Bu. Bir kimsenin dersinin alınması gerektiğine inanıyorsam dersini alırım. Senin bizden ilgin alakan yok derim. Biter iş. Bu kadar. Dersini aldıysam bir daha onun geri dönüşü yoktur. Bunu ben çok eskilerde bilirler bunu. Hep beyan ederim. Söylerim. Herkes yolu açık açık göre göre gidiyor.
Burası bir açık alan. Burada buranın adabı, erkanı, kuralı geçerli. Burada birisini bizim milleti rahatsız etmezse burada, düzeni bozmazsa ona bizim söyleyecek bir sözümüz olmaz. Bu ayrı mesele. Kişinin gördüğü kötü rüyalar için tövbe etmesi uygun mudur? Hadis-i şerif var. İnsan her şeye tövbe eder. Allah'ın saniyenin trilyonda biri bir fark ile de olsa önce Resulullah'ın ruhaniyetini sallallahu aleyhi ve sellem sonra diğer peygamberlerin, velilerin ve son olarak da inananların ruhaniyetinin yaratıldığını söylemiştiniz. Velilerin yaratılışına kadar Allah'ın bu kulları seçtiğini biliyoruz.
Buna Allah'ın keyfiyeti denilebilir mi? Evet. İnanıp inanmamakta Allah'ın cebriyeti olmadığını, kulun kendisine bağlı olduğunu biliyoruz. Buna göre Allah'ın yaratılışta inanan ruhları öncelikli olarak yaratmasını nasıl değerlendirirsiniz? Cenab-ı Hak yaptıklarından sorumlu değildir der ayet-i kerimede. Allah seçtiklerinden de sorumlu değildir. O yüzden peygamberleri, geçmiş peygamberleri kendisine seçmiş. O yüzden seçtiği için de onları hem önce yaratmış evvel olarak hem de onları seçmiş, onları cebri olarak iman etmeme gibi halleri de yok. Enes İbni Malik şöyle demiştir. Siz gözünüzde kıldan daha küçük ve önemsiz görünen bazı işler yapıyorsunuz ki biz bu tür işleri Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında büyük günahlardan sayardık.
Hadiste geçen kıldan daha küçük ve önemsiz görünen işler nelerdir? Hemen aklıma geleni söyleyeyim. Mesela işte sahabeden birisi giderken birisinin böyle şeyinden duvarından bir ot koparmış giderken böyle hani kürdan gibi böyle dişini kurcalamak için ot koparmış. Bu onun için büyük günahı kebair olmuş. Bununla ne gözyaşları dökmüş. Kadının birisi gelmiş Hz. Ebu Bekir Radıallahu anh Hazretlerine bir hurma hediye etmiş. O hurmayı da yemiş. Bir hurma. Demişler ki ya Emre'l-Mü'min'in o hurma ne hurması biliyor musun? Hayır demiş. Filanca dilenci kadının hurması o demiş. Öyle bir Allah'ım demiş ki sahabe uyur uyanlar uyanmış.
İki üç günden beri aç. Hiçbir şey de yememiş. Çok özür dilerim parmak atıyormuş boyuna kusamıyormuş da yok midede bir şey. Kolunu sıvamış ağzını açmış elini midesinin gidebildiği yere kadar gitmiş o hurmayı çıkarmış oradan. Devletten bir para alıyor Hz. Ebu Bekir radillahi an hazretleri. Maaş öldüğü zaman vasiyet bırakıyor. Ben öldükten sonra filanca testinin açılması diye. Gelecek halifeye. Ölüyor testiyi kırıyorlar içinden dinarlar düşüyor. Bir de bir mektup küçük bir not gibi. Ama o küçük not kocaman bir hayat risalesi.
benden benden sonraki halifeye devletin bana bağlamış olduğu maaşla geçindim. Karnımı doyurdum. Çoluğumun çocuğumun iyi aşesini de sağladım. Her ay artanını buraya biriktirdim. Benden sonraki halife bu parayı devlet beytul mala irad kaydetsin. Bu not. Hz. Ömer radiyallahu an hazretleri bunu okuyunca iki düzünün üzerine çöker. Ey emrel müminin senden sonrakinlerin uygulamakta zorlanacağı uygulayamayacağı uygulayamayacağı bir şey bıraktın geriye der. Onlar böyleydi. O yüzden Hz.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Hz. Ebubekir Ömer Osman Ali radiyallahu an hazretlerinin devirleri altın devir olarak nitelendirilir. Onlar öyleydi. Allah bizleri de onların yolunda eylesin. Gerçek saik mürşid elinden aşk badesini içip hakkın zatında fena bulmuş değilse o dediği zaman kendi zannı tasavvuru anlayışı ve takyidine göre söyler.
Hakkın varlığını hayale getirir ona bir nevi suret verir. Çünkü varlıktan soyunup itlaka varmamıştır. Bu yüzden zannına tasavvuruna göre hakkı kayıt altına alır ve muayyen bir hudut çizer. Dolayısıyla onu tekvin yani icat etmiş olur. Bunun sorundan kendi kendine peyda ettiği yaratıcıya tapmış olur. Bunun sonunda herhalde olacak. Öyle mi? Diğer yandan ben kulumun zannına göreyim. cümlesinin delalet ettiği manaya göre o yüce zat kulunun icadına dahi bir yüz sahibidir. Lakin kulun tekviniyle zannına girmiş ve zuhur etmiştir.
Ancak ne de olsa bir gerçek tarafı yoktur ki onda mutlakın bir yüzü olmaya. Burada belki kendini tekvin ve icat eden yine kendidir. Ama hüküm kulun itikadına göredir. Zira bu mabud mukayyettir. Geçicidir yani. Mutlak mabud değildir. Bir diğer ayette ise kendi hevesini ilah tutanı gördün mı? Furkan 43 Baştan özür dileyim.
Dişimin bir tanesi oyuluk. Ağrıyı kessin de karanfil koydun. O tarafa bu tarafa kaçıyor. Beni dinlemiyor. O yüzden kusura bakmayın bu gece. Diğer bir ayette ise kendi hevesini ilah tutanı gördün mi? Furkan 43 Sorular Salik aşk badesini hakkın zatında fena bulana kadar kendi hevesini ilah mı tutmuştur? Üç türlü mürid vardır. Bir mürid kendi hevesini ilah edinmiştir. Biz onu biraz böyle aşağı indirelim.
Kendi hevesini mürşid etmiştir. Şeyh oturur orada. Ama mürid kendi hevesini şeyh etmiştir. Ama adı onun X şeyh efendiye bağlıdır. Ama kendi hevesi onun şeyhtir. İkinci tip mürid zannına göredir. Onun şeyhi de aynı şeyhtir. Kendi zannına göredir. Çok özür dilerim bazen sohbetlerde derim ya bizim insanımız kendi hevesine göre bir şeyh kendi hevesine göre bir peygamber kendi hevesine göre bir Allah ister.
Ve kendi hevesine göre bir din. Adam der ya ya dinde böyle bir şey olurmuş mu ya? Olur. Senin için orayı biz değiştirelim. Bu haram değildir ya. Bu haram olmaması lazım. Hay hay zatı halilere öyle bir şey istemiş. Biz orayı değiştirelim. Haramı helal edelim. bunları duyuyor musunuz? Hatta hasbelkader biz dahi böyle şeyler söylemiş olabilir miyiz? Evet. Üçüncü tip mührid vardır. O ne hevasına hevasını şeyh yapmıştır ne zannını şeyh yapmıştır.
O şeyhi olduğu gibi kabul edip teslim olur ona. bir çıt üste çıktık. İnsanlar Allah'a karşı da böyledir. Peygamber'e karşı da böyledir. Bir kimse hevesini peygamber yapmıştır.
Bir kimse zannını peygamber yapmıştır. Kimse vardır ki mümin vardır ki o peygamber ne dediyse onun için bitmiştir mesele. ya burası o söylemiş mi doğrudur demiştir. Hz. Ebu Bekir radiyallahu an hazretlerinin dediği gibi Hz. Ali radiyallahu an hazretlerinin Kureyş toplantısında kim benim halifem olacak dediğinde ben ya Resulullah dediği gibi bakın hepsi de aklına vuruyor orada. Kim benim naibim olacak? Kim Allah'a iman edecek ve benim Resul olduğuma iman edecek?
Ben ya Resul Allah bunu söyleyen kim? Hz. Ali radiyallahu an hazretleri. Aynı şekilde insanlar heveslerini ilah edinirler. Aynı şekilde kendince zanlarını ilah edinirler. Öyle müminler vardır ki Allah'ı Kur'an ve sünnetin anlattığı gibi Allah'ı Allah olarak kabul ederler.
Bütün kitaplarda okursunuz üç tane mümin vardır. Avam has has öyle değil mi? Üç mümin türü vardır. Üç insan türü vardır. Ya mümin olanlar inananlar münafık olanlar bir de hiç inanmayanlar kafirler insanlar üçe ayrıldılar. Kafirler münafıklar müminler müminler üçe ayrıldı. avam has has sül has birisi çıkacak şimdi böldün parçaladın şöyle yaptın böyle yaptın hiç iyilik yapanla kötülük yapan biri olur mu? Hiç iyiliğe koşanla kötülüğe koşan biri olur mu? Hiç Allah'a kavuşmayı dileyenle Allah'a kavuşmayı dilemeyen biri olur mu?
Hiç takvaya ermek isteyenle takvayla işi olmayan biri olur bu bölmek ayrılmak değil tasnif etmek siz iyi keresteyle kötü keresteyi yan yana koyup kötü keresteden de mobilya yapıyor musunuz? Siz budaklı keresteden mobilya yapıyorsunuz mu? Nerede bizim mobilyacılar? Usta yapıyorsunuz mu budaklıdan mobilya? Ne yapıyorsunuz budakları? İyi tarafını ayırıyorsun kalan kısmını sesini yükselt ne yapıyorsun? İyi tarafını ayırıyorsun kullanıyorsun kalan kısmını odun olarak kullanıyorsun yakıyorsun yani yanıyor yani odunun kötüsü yanıyor da hatta iyi kısmını mobilya yapıyor kullanıyor kötüsünü ne yapıyor?
yakıyoruz odun oluyor diyor gömmüyor yani yakacağı gidiyor değil mi? yakacağı gidiyor insanlar var ne diyor ayeti kerime onlar odunlarını yanlarında götürürler yakacak onlar cehennemin yakıtıdır diyor yakacak e onunla ona nasıl bir tutacağız yok hayır o zaman aynı şekilde bir kimse Allah'ı tanımlamada Allah'ı tanımlamada kendi zannınca yürürse o dediğinde kendi zannınca tasnif ettiği bir Allah'ı söyler bu hakikatte şirktir
hakikatte hakikatte ama işin görüntü tarafında şirk değildir bir kimse o dediğinde kendi hevesiyle konuşuyordur buradaki hevesi ne? Allah'ı tanımlayan ayet ve hadislerin dışında Allah tanımlaması o kimsenin hevesi Cenab-ı Hak buna lanet olsun demiş onun kafasında Allah lanet etmez ya olur mu öyle şey ya Allah lanet etsin demiş ama o kendince bir ilah üretiyor heves tövbe etmek
o kimseye zor geliyor tövbe edip geri dönmek onun ciğerini yalıyor bir günahı işlememek onun için zulüm oluyor bir tarafta mümin günah işlediği zaman ciğeri parçalanıyor günah ona zulüm ama diğeri günah işlememek ona zulüm günah işlemediği zaman rahatsız oluyor o bugün birisini kandırmadı bugün birisini aldatmadı bugün birisini bu noktada hoplatmadı zıplatmadı bugün bir şey yapmadı o bir zarar vermedi onun için büyük handikap bu o göz göre göre bile bile haram işleyecek günahı kebar işleyecek göz göre göre bile bile
namazı kılmadı diye kalbinde bir acı yok namazı kılmadı diye içinde bir sızı yok namaz kılmıyor diye herhangi bir derdi yok onun böyle namaz kılmak böyle işte hani vardır ya duyarız ya söylerler ya soru olarak da yazarlar ya hocam işte tesettüre gireceğim başımı örttüğümde sanki bütün dünya benim kafama yıkılıyor adam içkiyi bırakınca sanki bütün dünya başıma yıkılıyor ya bırak kardeşim içme bırakabilirsin bırak bunu içme tövbe et dön geri o sanki çok büyük bir ayıp işledi içmemekle bütün dünya onun başına yıkıldı sanki
onu içmemekle büyük bir yanlış yaptı sanki günah işlemeyince rahatsız oluyor ve o kimseye de git öylesine bir Allah portresi çiziyor size Allah Allah bu Allah'ı nereden buldu diyorsunuz çünkü sizin tanıdığınız Allah öyle değil Kur'an'ın bize anlattığı Allah'la onun anlattığı Allah'ın arasında fark var çünkü o hevesini ilah edindi dikkat edin hevesini Allah edindi demiyor hevesini ilah etti dikkat edin o ben kulumun zannı üzereyim dedi Allah kulunun zannı üzerinedir demedi Cenab-ı Hak kendi sıfatlarını
koyuyor orta yere zatullah yok kendi sıfatlarını orta yere koyduysa o bütünüyle varlığın içerisinde dönüyor sıfatları varlığın üzerine tecelli ediyor ayrıştırın burayı Cenab-ı Hak varlığın üzerine bütün sıfatlarıyla tecelli eder ve varlığın üzerinde tecelli eden her şey onun onun sıfatıdır kulun zannı da onun sıfatıdır kul Cenab-ı Hakk'a bir zan besler bir elbise
giydirir tabiri caizse o elbise kulun zannı üzerinedir ve o elbise kulun zannı üzerine olduğundan ve sıfatlarını içer sıfatlarından bir sıfat olarak tecelli ettiğinden o da Cenab-ı Hakk'ın bir veçesiyle yüzüdür ve Cenab-ı Hakk onu zaten cennette kabul eder hani cennette ilk tecelli ettiğinde bir kısmı cennet halkının bir kısmı secdeye gitmez melekler sorarlar niçin secdeye gitmediniz onlar derler ki bu bizim Rabbimiz değil ki Cenab-ı Hakk yeniden tecelli eder cennet halkına ve o secdeye gitmeyenler secdeye giderler
işte bu bizim Rabbimiz der ve Cenab-ı Hakk orada kullarının cennetlik olan kullarının zannına göre tecelli eder zanna göre tecelli etmek Allah'ın üzerine zan beslemek haktır sakın ha haktır kul Allah'ın üzerine mesela hadisi kudüsinde der ki Allah'a hüsnü zan besleyin o zaman kulun Allah'ın üzerine zan beslemesi haktır ama o kul kemale ermediğinden dolayı zannına göre ona bir elbise biçer giydirir haktır bu ama ne hak değildir hevasını ilah edinenler hevayı ilah edinmek
bu noktada bu noktada biz bu kulun başına derttir bu ama bu manada hevasını ilah edinenlerin hevası da bu noktada yeri yurdu yoktur onların bir kaydı onların bir değeri de yok hevadır çünkü hevanın kökü yoktur boşluktur heva boşluk olduğundan dolayı onların imanların da kıymeti harbiyeleri yoktur han derler ya biz Allah'a iman ettik bunda bir sıkıntı yok ama peygamberin hadislerini reddediyor var heva o hevasını ilah edindi ve bu ayeti kerime
böyle olmaması lazımdı ya manası böyle değildir belki de bilmiyoruz ya ya böyle olmaması lazım hevasını ilah edindi açık sarih ayet ve hadiste tespit edilmiş bir şeyi kabullenmek istemeyen bir kimse hevasını ilah edindi burada o kimsenin zanna düşmesi ehli tasavvufun ehli tarikatın kabız halidir ayağının kaydığı yerdir sufilik manasında bunu bütün ümmetin hepsinde de bu hastalık vardır bütün inananlarda bu hastalık vardır bu Adem'den itibaren bütün insanların üzerinde olan bir hastalıktır bu aynı zamanda Havada da
vardı Havva annemizin zannına tabi oldu Adem Aleyhisselam Havva annemizin zannına birisi bir sohbette hevasına demiş bana sordular ben dedim ki cennette heva yoktu zan vardı zannına tabi oldu zanda haktır zaten çünkü cennette heva yok cennetteki zan ne oldu onu hak zannetti onu hak
zannedince yürüdü o zaman insanlar müminler üçe ayrılırlar bir hevasını ilah edinenler ki onlar cehenneme uğrarlar iki bu noktada Cenab-ı Hakk'ın üzerinde zan sahibi olanlar zan besleyenler ki cennetlik olurlar ama has-ül-has dediğimiz gerçekten mümin olanlar kemale erenler Cenab-ı Hakk'ı her türlü zandan tenzih ederler çünkü o hiçbir şeye benzemez o hiçbir şeye benzemez hiçbir şey onun gibi değildir hiçbir şey o da değildir gerçekten Kur'an ve sünnet
dairesinde duran sufilerin inancıdır o yüzden kardeşler sohbet ederlerken zanlarını sürerler orta yere ben o ona benzemez derim hatta derim ya her o dediğiniz şeyin o olmadığını bilin ama siz öyle bir an gelecek ki size siz onu o zannedeceksiniz o zannettiğiniz anda kalbinize bu o dediği anda hemen tenzihe düşeceksiniz o hiçbir şeye benzemez o yüzden o şarkı hoşuma gider hani dün gece nasıldı sana benziyor diye nasıldı o merhaba dedi erkek mi kadın mı erkeğe mi
demiş sana benziyor diye ay ne kadar böyle geriye kaykıldım bak şimdi bu tenzihtir o tabi ona benziyor diye merhaba demiş bu tenzih hep her şey ona benzer o değildir her şey onu çağrıştırır o değildir herkes ve her şey o kokar ama o değildir her dil onu söyler ama o değildir her kulak onu dinler ama o değildir her seher vakti tecelli eden odur ona benzer ama o değildir her kıyıya varan odur dersin vurduğu anda o değildir bu böyle bir
itafyadır çok tatlıdır çok lezzetlidir harika bir şeydir sizde hiçbir kayıt bırakmaz kayıtsızlık budur Hz. Mevlana'nın her gün bir yere konmak ne güzel her gün o konduğun yerden göçmek ne güzel dediği şey budur sufi için sufi zahiren de konar göçer ama asıl konup göçmesi göçebeli manevidir sufi bu veçesiyle göçebedir hiçbir makamda durucu değildir hiçbir mekanda durucu değildir hiçbir perdede kalıcı değildir hiçbir noktada ebedi değildir o hep perdeden
perdeye geçen hayretten hayrete giden göçebedir inat ederse sürgün olur sürgünlüğünü sevmesi gerekir neden sürgündür bir kimse bir kararda kalmak ister de o bu manada perdenin gerisinde bir kararda kalmaması gereken ise onu bir kararda durdurmazlar bir kararda durmak zanna bağlanmaktır bir kararda durmamak her daim tenzihtir ki hayretten hayrete perdeden perdeye şandan şana doğru akar gider kimse salik aşk badesini hakkın zatında fena bulana kadar kendi hevesini ilah mı tutmuştur ben saliklerin
üzerine kendi hevesini ilah tutmaz sözünü ağır görürüm salihler salikler ancak bu noktada zanlarını kendilerini ilah edinirler bunu da biz tavsiye ederiz zaten aman siz hüsnü zan besleyiniz deriz o Cenab-ı Hak'ı hep rahman sıfatında görebilir rahmeden olarak görür bunda bir beis görmeyiz bu şuna benzer ihsan hadisi şerifinde Allah'ı görüyormuşçasına yaşayıp ibadet etmen göremesen dahi onun seni her dem her dem gördüğünü düşünüp yaşamandır da onun her dem gördüğünü
düşünmek zandır onu görüyormuşçasına yaşamak ise zan değildir burada bir böyle şerh daha düşmek istiyorum burada hakkın zatında fena bulmak bu kelime şerh düşürmesi gereken bir kelime biz buna hakta fena olmak diyelim hakta fena olmak ile hakkın zatında
fena olmak farklı tecelliyatlardır Allah'ın zatında fena olmak bunu söylemek daha farklı bir şeydir üçününün de anlam ve mahiyeti farklıdır o yüzden bir kimse hakkın zatında fena olma dediğinde kendince Cenab-ı Hakk'ın hak ismi şerifini söz konusu ettiyse doğrudur hakkın zatından kastı Cenab-ı Hakk'ın kendi zat-ı uluhiyeti olan şekle şemale anlayışa idrake sığmayacak olan olguyu iddia ettiyse o zaman bu sıkıntılıdır bu
Hallâc-ı Mansûr'un sözüne benzer Hallâc-ı Mansûr enel hak dedi ya Hallâc-ı Mansûr'un enel hak demesi ben hakkım demesi ben Allah'ım demedi gördüğünüz her şey kendi diliyle hak bu idrakten yoksun olanlar dinleyip anlamayanlar onun kendisinin Allah'lık tasladığını zannettiler onlar da çünkü kendilerince heyvalarını ilah edinmişlerdi eğer onlar Allah'ın üzerinde hüsnizam
beslemiş olsalardı onu yine Hallâc-ı Mansûr'u anlamak noktasına giderlerdi Allah bizi muhafaza eylesin bu halden öğrenmemiz gereken nedir bu halde bir kimse Allah'ı alem yolun başında kendi hevasını ilah edinir kendi hevasını şeyh edinir kendi hevasını peygamber edinir bu hevasından kurtulmanın yolu bu noktada o kimsenin sağlam yere ayak basmasıdır sağlam yere ayak basması Kur'an ve sünnettir bu hevadan o kimseyi kurtarır şeyhi Kur'an ve sünnet dairesinde tanımlar
ise şeyhe bakış açısını hevadan kurtarmış olur Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine Kur'an ve sünnet dairesinde bakar ise Peygamber'e bakış açısını hevadan kurtarmış olur Allah'a Kur'an ve sünnet dairesinde bakar ve tanımlarsa kendi hevasını ilah edinmekten kurtarmış olur bir çıt daha içeri kul Allah'ı sıfatlarıyla tanımaya başladığında o kul Allah'a bir zan elbisesi giydirir Hz.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberlik sıfatlarıyla tanımaya başlayan bir kimse Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine de bir peygamberlik elbisesi giydirir onun kafasında işte hep affeden peygamberdir hiç cezalandıran değildir örneğin onun kafasında bir peygamber vardır hiçbir şeyi haram etmemiştir zan üzerine gider zan Kur'an ve sünnetin tarif ettiği bir peygamber yok onda aynı şekilde de o kimse kendi üstadını da zan üzerine giyer ona bir elbise giydirir ama bu elbiseler
haktır heva değildir yani onun anlattığı üstadta o hal vardır onun anlattığı peygamberde sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine o hal vardır haktır çünkü mesela bir mümin kimse hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sadece cihad eden bir peygamber olarak gösterir size yani hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin eşleriyle olan ilişkilerinden hiç bahsetmeyen alimler görebilirsiniz hatta onun eşleriyle alakalı bir münasebetinden bir hadişleri naklederseniz hadi canım bu hadişler
söylenir mi der çıkar o işin içinden eleştirir hatta onu söyleyen kimseyi o söyleyen de benim o itham edilen de benim terbiyesizdir o kimse çünkü onun kafasında bir peygamber var çocuklarıyla olan ilişkisi yok bir peygamber var hani baba değil yani sanki hazreti peygamber hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir eş hanımları var ama o bu tarafı örter konuşmaz hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin arkadaşları var dostları var yedi içti uyudu bir kısmı bu tarafı saklar o uluhiyet noktasına
o tutturur hazreti peygamberi yemektir içmektir uyumaktır evlenmektir çocuklarıyla haşır neşir olmak damadıyla kızlarıyla haşır neşir olmak arkadaşlarıyla haşır neşir olmak insani bir şeydir bu peygamberden sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden nasıl beklenir o ulvi bir şahsiyettir ulvi bir şahsiyet doğrudur haktır ama geri kalanını görmez zandır bu aynı şekilde Allah'ın üzerinde de zan besler haktır ama Cenab-ı Hak Rahman'dır Rahim'dir Kerim'dir Latiftir duaları kabul edendir Tevvaptır Afüvdür Zan besler Der ki ya
Cenab-ı Hak Afüvdür Affedendir Ama Kahreden olarak görmez Cebbar ismini görmez Celal ismini görmez Kahhar ismini görmez Onun için Afüvdür Muindir Latiftir Kerim'dir Hak'tır Ve Mahşerde Afüv olarak Tecelli eder O kimseye affeder Ben kulumun zarnı üzerim Ne yapar Kul Gelir Hesap Meydanına Bunlar Sevaplarındı Bunlar Günahlarındı Günahların Ağır bastı Sevaplarından Aldık Günahların Bu kadar Kaldı Haydi Atın Cehenneme Hesabı Görüldü Kul Der Döner Geriye Hesap Yerine Bakar Hadisi Kudsi Allah
Bildiği Halde Sorar Ey Melakelerim Kulum Neden Hesap Yerine Baktı Neden Geriye Döndü Baktı Melakeler Sorar Sen Niçin Hesap Yerine Döndün Baktın Evet Ben Günahkarım Günahların Da Fazla Ama Ben İnanıyordum Ki Allah Beni Affeder Cenab-ı Hak Hemen Nida Eder Ey Melakelerim Ben Kulumun Zannı Üzeriyim Onu Affettim Buradaki Zan Hak Hak Bakın Hak Sakın Bunu Küçük Görmeyin Hak Gönül Arzu Bütün İnananlar Müminler Cenab-ı Hakkı
Bir Zan Üzerinden İnanıp Orada Kalmasınlar Ama Hevasına İlah edinenlere Göre Hüsnü Zan Besleyenler Ehli Cennettir Zaten Başımızın Tacıdır Ha O Zaman Bir Ölçü Çıktı Bu Halden Öğrenmemiz Gereken Şey Birinci Derecede Biz Hevamızı İlah edinmeyelim Hevamızı Peygamber Edinmeyelim Hevamızı Şeyh Edinmeyelim Şeyhe Bakarken Hevamızca Bakmayalım Peygambere Bakarken Sallallahu Aleyhi Vesselam'e Hevamızca Bakmayalım Allah'a Bakarken Celle Celaluhu'ya Hevamızla Bakmayalım Hevamızı İlah Edinmeyelim Heva Allah Muhafaza Elesin
İnsanı Helak Eder Heva Ve Hevesine Uyanlar Tedavisi Nedir Bunun Tedavisi Bir Kur'an Ve Sünnet Dairesinde Sağlam Olan Bir Mürşidin Önünde Oturup Ondan Eğitim Almaktır Kur'an Ve Sünnet Dairesinde Ona Tabi Olup Onun Söylediklerini Yerine Getirmek Nasihatleri Yerine Getirmektir Hevaya Uymak Değil Hevaya Uymak Değil İki O Kimsenin Zahiri Çok İyi Bir Bilgiye Sahip Olması Lazım Ki Ama O Zannın Üzerine Çıkamaz Zannın Üzerine
Çıkamaz Çok İyi Alimler Zannın Üzerine Çıkamaz Tedavisi Nedir Bunun Tedavisi Hep Tenzihtir Ki Bunun İçin O Kimsenin Gönlünde Zikrullahın Yerleşmiş Olması Gerekir O Kimsenin Sağlam Bir Üstad Olması Gerekir Tedavisi Bu O İfadesi Birçok Ayet Ve Tasavvufi Kaynaklarda Kullanılmış Örneğin Bakara 165.
Ayette İnsanlar Arasında Allah'ı Bırakıp Ona Ortak Koşanlar Vardır Onlar Allah'ı Severcesine Severler Onları Allah'ı Severcesine Severler Müminlerin Allah'ı Olan Sevgisi Daha Güçlü Bir Sevgidir Burada Cenab-ı Hak O Dediğinde Hu İsmi Şerifi Çıkar Zaten Cenab-ı Hak Kendi Zatınla Allah Esmasını Ve Zatullahına Ortaklık Olarak Görmez Ortaklığa Düşenler Sıfat olarak Ortaklığa Düşerler Allah'ın Zatı Her şeyden Münezzehtir Çünkü Allah'ın Zatı Şirkten De Münezzehtir Rahman'a Ortak Koşanlar Der Ona Ortak
Koşanlar Der Cenab-ı Hak Zat İsmi Şerifi Olan Allah Allah İsmi Şerifi Zatullah Nı Ayırt Eder O Dediğimizde Allah Hatıra Gelir Sıfatıdır Sıfatı Allah Mıdır Değildir Allah'tan Gayrı Mıdır Yine Değildir Ama Sıfatı Allah Değildir Bakın Sıfatı Allah Değildir O Yüzden Siz O Hu İsmi Şerifine Ortak Koşarsınız Rahman İsmi Şerifine Ortak Koşarsınız Sıfatsaldır Rezzak İsmi Şerifine Ortak Koşarsınız
Birisini Daha Rızık Verici Görürsünüz Birisini Daha Kudretli Görürsünüz Bir Şeyi Kuvvetli Görürsünüz Bir Şeyi Yenilmez Görürsünüz Gördüğünüz Her Şey Onun Sıfatlarının Tecelliyatı O Değildir Şirke Düştüğünüz Her Şey Onun Sıfatlarının Tecelliyatı Aslında Şirke Düşerken Dahi Yine Onun Sıfatlarıyla Şirke Düşersiniz Şirke Düşerken Başkasının Sıfatları Yoktur Zaten O yüzden Başkasının Sıfatlarıyla Şirke Düşmezsiniz Birisi Size Yardım Eder O Yardım Edenin Arkasındaki
Gerçek Manada Perdede Çalışanın Allah Olduğunu Görmezsiniz Yardım Onun Sıfatlarının Tecelliyatıdır Bu Noktada Zanna Düşseniz Şirke Düşseniz Hepsi De Onun Sıfatlarıdır Zatullahı Değildir Zatullahına Atfen Söylenmiş Olan Allah İsmi Şerifi De Değildir O kavramı Ya da İfadesinin Hikmeti Nedir O kavramı Bu manada Eğer Cenab-ı Hakkın Kullanıldığı yere Göre Değişir Bu Çünkü Kullanıldığı yerde Allah'ın Zatullahı Söz Konusuysa Zatullah'a İşarettir Ama Kullanıldığı yer Önünde
Arkasında Cenab-ı Hakkın Bir sıfatı Tecelli Ettiyse Mesela Hüvel Hayyül Kayyum Dedinde O Hay Ve Kayyumdur Der Sıfatlarını Simgelemiş Olur Allah-u Alem Bitti Soru Şunlara da Bakalım Fazla Vaktinizi Almayayım Bir İnsanın Gerçekten Karakteri Değişebilir İsterse Evet Karakter Ahlakla Alakalıdır Çünkü Bir Kimsenin Ahlakı Güzelleşir Mi Evet Bakın İki Ahlak Tecelliyeti Vardır Bir Bir Kimse Cenab-ı Hakkın Lütfu İkramıyla İhsanıyla Seçilmiş Bir Kuldur Ahlaki Özellikleri Doğuştandır Allah Yaptıklarından
Ve Seçtiklerinden Sorunlu Değildir Öyle Seçmiştir Diğerleri Ahlaklarını Güzelleştirmekle Mükelleftirler Ben Güzel Ahlakı Tamamlamak İçin Gönderildim O zaman İnsanlarda Güzel Ahlak Eksik ki Tamamlanmak İçin Gönderilmiş Kim Tövbe Eder Kötülükleri Terk Ederse Bak Ahlakını Güzelleştiriyor Kim Tövbe Eder Geri Dönerse Bak Ahlakını Güzelleştiriyor O yüzden Bir Kimsenin Karakteri Değişir El Cevap Değişir Oğlum kola İçmek İçmek İstiyor Ben İzin Vermiyorum Size Sormamı İstiyor Sözümü Dinletemiyorum Kendisi De Şu An Sizi Dinliyor
Bununla İlgili Yardımcı Olur Musunuz Sadece Oğlunuza Değil Çağırın Bütün Herkese Herkese Her Türlü Gazlı İçeceklerden Uzak Durun Hele Kolaydı Fantaydı Pepsi Bundan Kaçın Hiç Almayın Hiç İçmeyin Gazlı İçecek Olarak Hiçbir Şey İçmeyin Natural Sodaların Haricinde Soda İçerken Daha iyi Katkılı Meyvelı Şunu Bunu Soda İçmeyin En Naturaline Bakın Haram Ben Haram Demem Benimki Tavsiye İçmeyin Su İçin
Ayran İçin Şerbet İçin Meyve Suyu İçin Evde Sıktırın Kendi Meyve Suyunuzu Taze Taze Mevsimlik Şimdi Şeftali Yiyin Şeftali Su İçin Karpuz Yiyin Karpuz Su İçin Kavun Yiyin Kavun Su İçin Asla Gazlı İçecekler İçmeyin Mevsime Kış Gelince Portakal Yiyin Portakal Su İçin Elma Yiyin Elma Su İçin Mandalin Yiyin Mandalin Su İçin Biz Ona Turunç Diyoruz Millet Greyford Diyor Ya Ne Greyford Değil mi İzmirliler Ona Turunç Diyorlar Onun Suyunu İçin Hazır Meyve Suları İçmeyin Hazır Gazlı İçecekler İçmeyin
Hazır Ayranlar İçmeyin Hazır Yoğurt Yemeyin Tüketmeyin Yoğurdu Kendiniz Üretin Evde Hazır Pastörünüze Süt İçmeyin Taze Süt İçin Şimdi Diyeceksiniz ki Nereden Bulacağız Değil mi Kendi Kendinize Diyeceksiniz ya Sen Şimdi Söylüyorsun Nereden Bulacağız Bulun Araştırın Gidin Alın Bunu İsteyin Marketinize Söyleyin Bize Günlük Süt Getirin Mahallelerdeki Mandıralarınıza
Söyleyin Günlük Süt Getirsinler Talebeden Olunca Getirecek Herkes Hazır Paketlenmiş Kıyma Almayın Paketlenmiş Et Almayın Paketlenmiş Yiyecekler Konserve Olmuş Yiyecekler Torbeye Girmiş Tenekeye Girmiş Poşete Girmiş Almayın Yemeyin Bana Sorarsanız Yandınız Siz Sadece Kolayla Kalma Bir şey Girmiş Bir pakete Yeme Alma Daha İlk Önce Alma Poşetlerin İçerisine Giren Bulgurlar Pirinçler Daha İlaçlı Bakıyorum Pirince
Çuvalda Mı Satılıyor Çuval Dedim Hani Böyle Böyle Otantik Böyle Küçük Çuvallar Var Ya İste İki Kiloluk Üç Kiloluk Evet Naylon Poşette Değil Çuvalda Satılacak Bakliyatı Bile Onlardan Almaya Gayret Edim Ve Açık Satıyor Orada Açıktan Satıyor Gidin Ondan Alın Gidin Ondan Alın Böceklenme Riski Taşıyor Çünkü O Böceklenirse Ellemeyin Böceklensin O Böcekliden Alın O Üzerinde Böcek Yaşatıyorsa Bilin ki Böceğin Yaşadığı Yerde Sizde Yaşarsınız Böcek Ölüyorsa Sen de Ölürsün Günden Güne Bil Ya Nerede Görülmüş Bir Yoğurt 20 Gün
Kullanma Suresi Var Ya 20 Gün Kullanma Suresi Var Yoğurdun Yoğurt Yemiyorsun Ki Oturuyor Midene Biriket Yemi Yemeyin Zor Değil mi Ben Dışarıdan Sucuk Bile Almıyorum Aha Said Haka Orada Said 2 Kilo Sucuk Yap 1 Kilo Sucuk Yap Tabi o Dışarıdan Aldığın Sucukta Bir Sürü Malzemeler Var Ya O Sana Hoş Geliyor Bir De O Böyle Yumuşak Cızır Diyor Bir De Senin Öyle Hoşuna Gidiyor Öyle Hoşuna Gidiyor Ki O Görüntüsü Güzel Pırıl Pırıl
Parlıyor Sen Ona Kanıyorsun Zaten Ona Kanıyorsun Allah Muhafaza Elesin Yemin Sufiler Bunlara Dikkat Ederler Bunu Böyle Konuşurken Latifeli Konuşuyorum Ama İş Ciddi Senin Gece İbadetin Etkiler O Senin Gündüz İbadetin Etkiler O Sen Ne Yedi Belirsin Yağı Yersen Ondan Sana Gerilirsin Böyle Gece İbadet Edeceğim Diye Beklersin Dinç Kalacağım Diri Kalacağım Diye Beklersin Kalmazsın Hazır Yiyecek İçecek Ne Varsa Atacaksınız Bir Tane
Bir Şey Yemeyeceksiniz Sufiler Sufi Bayanlar Sufi Kadınlar Eşlerinizde Çocuklarınıza Paketlemiş Ürünler Yediriyorsanız Yolumuzdan Gitmiyorsunuz Çocuklarınıza Paketlenmiş Ürünler Yediriyorsanız Çocuklarınızı Kendi Ellerinizle Katlediyorsunuz Ondan sonra Doktordan Bu tarafa Gelmiyorsunuz Sonra Poşet Dolusu Antibiyotiklerden İlaçlardan Evler Geçilmiyor Tarana Tarana Çorbasını Attınız Kelle Paçayı Attınız Mercimek Çorbasını Attınız Sabahları Normalde Çocuklara Çorba İçirmek Börek Çörek Yedirmek El Yapımı Bitti Okula Giderken
Fırından İki Tane Poğaça Sırf İçi Margarin Dolu İki Tane Oradan Simit İçi Margarin Dolu Adam Savalen Kahvaltı Yapmadan Çıkıyor Yolda Gidiyor Yolda Giderken İki Tane Poğaça Alıyor İki Tane Börek Alıyor Oradan İki Poğaça Börek De Gitti Adam Margarin Doldu İçi Eve Gelince Ondan Adamlık Bekliyor Margarin Sarmış Adam Margarin Olmuş Kabahat Senin Çocuklarına Da Çikolatadır
Bisküvi Türlerinden Bir Sürü Şeylerden Gözüm Bakıyor Allah'ım Diyorum Ya Rabbi Müdahale Etsem Bir Dert Müdahale Etmesen Bir Dert Hızla Gidiyorum Ben de Müdahale Etmesen Duramayacağım Çünkü Kadın Diyecek Sana Ne Benim Aldığımdan Al Başına İş Yürü Mustafa Özba Burada Durma Yazık O Çocuklara Yazık Ama Bunun Kabahatı Birinci Derecede Erkeklerde Yani Açıyor Konserve Yemeği Koyuyor Adam Yemeyecek Ha Ben Konserve Yemeyeceğim Bana Oradan Bir Parça Ekmek Getir Zeytin Getir Yağ Getir Ben Konserve Yemiyorum Ben Hazır Gıda Bir
Şey Yemiyorum Lütfen Ben Teşekkür ederim Ben Yemeyeceğim Ya Çok Güzel Oluyor Sen Ye Baktın Yiyor Ben Hazır Gıda Yiyen Ne Yatmıyorum Anlamıyor Ya Nasıl Yani Basbaya Ben Hazır Gıda Giren Yere De Girmiyorum Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazreti Duvarında Bir Böyle Şey Geyik Figürlü Herhalde Böyle Bir Duvar Halısı Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri Hızla Çıkmış Dur Ya Resulallah Hani Demiş Bunun Bulunduğu Yere Melekler Girmez Meleklerin Girmediği Yerde Peygamberin İşi Ne Meleklerin Girmediği
Yerde İşin Ne Peygamberinin İşinin Olmadığı Yerde Senin Ne İşin Var Ne Oldu Bakın Peygamber Hevayla Bakmaktan Çıktın Peygamber Zan Lada Bakmaktan Çıktın Asıl Peygamberi Gördün Sallallahu Aleyhi Vesselam Peygamberin Hakikatini O Zaman Gördün İşte Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretinin İşinin Olmadığı Yerde Senin Ne İşin Var Onun Yemediğini Yiyorsan Ne İşin Var O Yemekle Onun İçmediğini
İçmekle Ne İşin Var İşte Peygamberin Hakikati Bu Onun Yemekle Yemekle bir şeyi ibadet olarak nasıl yaptın? Onun yaptığını nasıl hakir görüyorsun? Nasıl geri çıkıyorsun oradan? Yapmış mı? Evet. Sen neden yapmıyorsun? Onun yaptığını yapmak ümmetlik. O zaman sen onun yaptığını niçin yapmıyorsun? İşte peygamberin hakikatine tabi olmak bu. Bize hikaye olarak geliyor. Hani Hazreti Ömer Cumaya yetişmek için hızla giderken işte bir evler o kadar alçak ki evin şeyi ne o? Oluğu, yağmur oluğu Hazreti Ömer Radiyallahu Anh Hazretlerinin kafasına tosuyor sarına. Evler o kadar alçak.
Hazreti Ömer Radiyallahu Anh Hazretleri bu insanları rahatsız ediyor. Çünkü hani var ya kuyunun başına birisi geldi bir kazık çaktı. On sevap aldı. Birisi de geldi dedi ya birisinin ayağına burada bir kazık çelme atarsa, hani kazı ayağa takılırsa, kuyuya düşerse, burada kurtaracak kimse de yok. Eee bu kazı söktü. On sevafta o aldı. O da o yağmur oluğunu söktü. Hutbede de bunu söyledi. Dedi neden geç kaldım biliyor musunuz? Birisi dedi. Filanca köşedeki eve bir yağmur oluğu yapmış. Geleni geçeni rahatsız ediyor. Onu söktüm deyince Hazreti Abbas Radiyallahu Anh Hazretleri kalktı. Ey Emre'l Müminin! Vallahi gözümle gördüm Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri o yağmur oluğunu kendi elleriyle yapmıştı.
Allah! Dedi gitti Hazreti Ömer Radiyallahu Anh Hazretleri. Hemen namazdan sonra Hazreti Abbas Radiyallahu Anh Hazretleri'nin yanına aldı. Gözünden seller gibi yaş boşanırcasına onu nereye koymuştu? Ey Abbas! Hazreti Abbas Radiyallahu Anh Hazretleriyle Hazreti Ömer Radiyallahu Anh Hazretlerimiz Kureyş Devleti'nde önemli idarelerde bulunmuşlar. İkisi de çok samimi eski dost arkadaşlar. Çok samimiler. çok dostlar. Ağlaya ağlaya o oğlu yerli yerine koymaya çalıştılar. Onlar peygambere böyle tabiydiler. Hazreti Ömer Efendimiz'in oğlu Abdullah bir seyahat esnasında deveyi ıhıldattı.
Gitti bir yere küçük abdestini bozdu. Gitti bir yerde de abdest aldı. Yanındakiler sordular. Ey Abdullah! Bu namaz vakti değil, şu vakit değil, bu vakit değil. Bu nereden çıktı? Ben Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleriyle 23 sefer yolculuk ettim. Bir yolculuğumuz esnasında buradan yürürken Hazreti Muhammed'in Mustafa buraya bevletti. Burada abdest aldı. Burada da iki rekat namaz kıldı. Bakın sünneti Resulullah'a böyle tabiler onlar. Kendilerince ya burada ya işte ya ne gereği var şimdi burada tuvalete gitmenin ya çok akıllısın ya sen. Ya burada neden abdest alalım ki şimdi ya? Ya sen çok akıllısın ya.
Sen zan üzerine yürüyorsun. O zan üzerine yürümüyor. O çıplak Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine tabi görürcesine yaşıyor. Görürcesine. O alıyor onu öyle yapıyor. O zaman Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine zanlılığa bakmıyorlar. Allah bizi onlardan eylesin. İmkanlar ve hayata dair planlar evlilik için evliliğin hemen gerçekleşmesi için uygun değilse bu iki insanın görüşmesi uygun mu? E oynayamayacağın ne yapma sahneye çıkıyor mu ki? Ne işin var sahnede? İn oynayacak olan çıksın.
Bizim orada bir meşhur söz var. Oynayamayacak olan yerim dar demiş. Yerini genişleşmişler. Yenim dar demiş. Yenini yırtıp atıvermişler. Efem darılır demiş. Bundan sonrası Mustafa Özbağ'dan ilave. Biz devenin bilmem ne yaptığı yere kadar kovulacağız ya. Ben diyorum sonrasına ilave diyorum. Koşmuşlar diyorum. Kahveden efesinden izin almışlar. Demişler ki geldik efendi müsaade etti. Ben çıtlatamayacağım demiş. Madem çıtlatamayacaksın ne işin var ortalıkta? Allah bizi affetse. Bunların hepsi de sonuçta bunların hepsi de insanların kendi kendilerine hevalarından kaynaklanıyor. Evleneceğim diyen bir kimseye evleneceğim diyen bir kimseye ne eşya lazım ne bir şey lazım.
Hiçbir şey lazım değil. Sen evleneceksin mi? Evleneceksin. Sen de evleneceksin mi? Evleneceksin. Bit bir göz oda buldun mu? Bir yerde buldun. Tamam her şey hazır. Böyle evlenecek yok. Bu ama bütün hayatımızın her tarafını etkiliyor. Hani adam normalde namazı kılacak hazır değil daha. Bayan namaz kılacak hazır mıyım değil miyim bilmiyorum. E bekle hazır olduğunda kılarsın. Ecel gelince hazır mısın? Değil misin? Görürsün. Yani biz ders alacağız ama hazır mıyım değil miyim? Hazır değilsin sen. Hazır olduğunda ders alırsın. Hep vardır ya bunlar. Bunu yapar mıyım yapamıyorum. Yapamazsın sen onu. Sen kal orada.
Bize ayak bağı da olma. Hayat şudur. Hayat. Senin evlenmen mi gerekiyor? İnandın mı buna? Evet. O dakika evlen. Yarın demek demek her kişinin işi değildir. Ben açım. Beni şimdi doyur. Ben güzel, güzelle, elbiseyle yatmak istemem. Sufi, vaktin çocuğudur. Ben tersine doğru geldim. Ne? Yarın o zaman? Namaz şimdi. Oruç şimdi. Vakti geldiğinde. Ramazan ayı geldi. Var mı yarın demek? Hacca gitmeye muktedirsin.
Paran var mı? Var. Farz oldu sana. Seneye demeye hakkın yok ki. Kim hacca gitmeye muktedir olduğu halde hacca gitmez de ölürse Hristiyan veya Yahudi olarak ölmesinde bir beyiş yoktur. Hadis-i Şerif. Yarın demek er kişinin işi değildir. Seneye demek er kişinin işi değildir.
Bu para sana geldi mi? Geldi. Var mı dört bin doların senin elinde? Var. Hacca farz oldu sana. Igıdık bıgıdık, cıgıdık cıgıdık oğlandı, torundu, çocuktu, evdi, açtık, eşyadı. Geç, geç, geç. Geç. Hepsinde geç. Hepsini geçmezsen Sufi de olmasın. Allah'a halis bir kul da olmasın. Orta yerde dosdoğru bir yolun da olmaz. Geç. Ezan okundu mu? Okundu. Namaz farz oldu sana. Yaz okundu mu okundu? Vakti girdi mi girdi? Hepimize farz oldu. Yarın demek er kişinin işi değil. Evleneceğim mi evleneceğim? Bir dakikada. Ben evleneceğim kardeşim. Beni evlendirin. Anne babanın o erkek çocuğu ve o kız çocuğunu evlendirmesi farz. Farz farz.
O erkek çocuğu ve o kız çocuğu evlenmediği müddetçe bütün günahı kebair anne babaya. Hadi evlendirmeyin çocuklarınızı. Soruyorsun kızım evlenmek istiyor musun? Evet. Annesine baba sana diyoruz. Ya bu evlenmek istiyor. Evlendir. E dursun bakalım da. Allah Allah. İçimden diyorum ki bu adamın kızını kaçırmak farzayım. Yani yok diyorum yani. Susuyor mu? Hadi diyorum ben karışmayayım. Ben karışmayayım. Ben diyorum. Geri çekileyim. Uğraşmayayım. Allah muhafaza eylesin. Allah. Adam gelmiş belli bir yaşa. Kaç yaşına gelirse gelsin. Bir erkek çocuk akıl bali oldu. Annesine babasına dedi mi beni everin. Anne baba onu evermekle mükellef. Düşecek yola.
Decek ki oğlum aradık sorduk soruşturduk. Bizim halimize uygun bu kız çıktı. Kimisi senin işte yaşı örneğin diyelim ki 17. Kimisi senin yaşını küçük gördü. Kimisi senden iş aradı. Kimisi senden aş aradı. Kimisi senden ev aradı. Kimisi senden araba aradı. Bunlara baktık baktık baktık. Senden bir şey aramayan makul ölçüde. Arayan bu. Kabul ediyorsan bu kızla seni evlendireceğiz. Ha baktı adam. Hoşuma gitmedi anne. Tamam. Aramaya devam. Aramaya devam. E bir kız. Evlenecek. Yavrum görücü var. Görüşür müsün? Görüşmek istemiyorum. Tamam. Yavrum görücü var. Görüşmek ister misin? Ben evlenmeyi düşünmüyorum. Bu haram. Kızım sen evlenmeyi düşüneceksin.
Evlenmeyi düşünmüyorum dediğinde bakacağız. Fiziki yetersizlik mi var? Akli yetersizlik mi var? Hangi yetersizliğin var? Bir yetersizliğini görelim. Tedavi edilmesi mümkünse tedavi ettirmek anneye babaya farz. Tedavisi mümkün değilse gelen görücülere şunu diyeceğiz. Bizim kızımızın örneğin. Bir kulu kulağı ağır duyuyor. Bu yüzden evlenmeyi düşünmüyor. Ama siz ağır duyan bir gelin istiyorsanız evlenecek kız var. Bir gözü az görüyor bunun. Veya bir ayağı kısa bunun. Veyahut da bu böyle kendini çok ahlaksız görüyor. Benim ahlakım düzgün değil. Böyle düzgün olmadığım halde benimle evlenmek isteyen varsa evlenirim gene. Ha bil yani kafana bir tane tavayı yiyebilirsin evde.
Sen adam ol ahlakını düzelt onun. Eyvallah. Varsa böyle bir şey tedavi edelim. Yok o zaman evlenmeyi düşüneceksiniz. Kaçmak yok. E planları var. E planların gerçekleşsin. Kariyeri var. Kariyeri yapsan. Ya işte bir türlü böyle olmadı. Ha öyle olmaz senin hiç. Hiçbirine de katılmam. Hiçbirine de. Arabayı alacaksam yoldan giderken alırım. İnternetten görür alırım. Cevdet Usta bir baksaydık ya bir etseydik ya der bana. Ben Cevdet Usta'ya bakarım. Derim ki Cevdet Usta ben hayırlaştım aldım dedim. Git sen arabaya al gel. Tamam der. Bitti. Önceden kendimi satıyordum.
Şimdi Cevdet Usta satıyor artık. Cevdet Usta sat bunu diyorum ben. Arkama dahi bakmıyorum. Karar verinceye kadar düşünüyorum. Bunu satayım mı onu mu satayım öyle mi yapayım böyle mi yapayım. Yaptım bittim bitti. İndir eşyaları Cevdet Usta indirir. Bir daha o eşyaları o arabaya koymam. Aha yüzü burada. Bitmiştir. Satıyor mu ben bunu satıyorum. Sattım bitti gitti. Allah yoluna çekilsin. Alan tepe tepe binsin. Bitti bu kadar. Yol yürüyün yol. Hayat yaşayın. Hayat yaşayın. Varlığın da tadını çıkarın. Yokluğun da tadını çıkarın. Tahtanın üzerinde yaşamanın da tadını çıkarın. Kuru ekmek yemenin de tadını çıkarın. Tarana çorbasının da kaşık salmanın tadını çıkarın.
Bir tane pantolonla yaşamanın da tadını çıkarın. Beş tane pantolonla yaşamanın da tadını çıkarın. Yayan gitmenin de tadını çıkarın. Yağmurda ıslanmanın da tadını çıkarın. Terlemenin de tadını çıkarın. Gece saat ikiden sonra tek başınıza yürümenin de tadını çıkarın. Yolun kenarında yatmanın da tadını çıkarın, denizin kenarında bankta da yatmanın tadını çıkarın, kaza yapmanın tadını çıkarın, bodozlamasına gitmenin tadını çıkarın, hayatın tadını çıkarın, yaşamın tadını çıkarın, hımbul olmayın, mızmız olmayın, beğenmemezlik yapmayın, yürüyün, yaşayın.
Neye duruyorsunuz ya? Neye duruyorsunuz? Demiş ya şair, ey demiş, yaşayan leşler sizi kim diriltecek? Yaşayan leş olmayın. Yok adam evlenecek, evi olsun da, atı olsun da, yatı olsun da, katı olsun da, şu şu olsun da, bu şu olsun da, yaş oldu 35, lan 35'ten sonra evlensen ne olacak, evlenmesen ne olacak? Ben 35 yaşına geldiğime 3 dünyayı karıştırdıydım. Bakıyorum ben 35 yaşında, adam daha hayatın haasının noktasını bilmiyor.
Ben bakıyorum şimdi 25 yaşında, 25 yaşında kadama bakıyorum, 25 yaşında Bayındır'ın zakiriydim, Ege bölgesinin altını üstüne getiriyordum. Kendi kendime diyorum, nasıl hayat yaşıyorlar bunlar? 35'e gelinceye kadar senin hayatı bitirmiş olman lazım. 40'a geldiğinde tamam Kemal'e ermiş olman lazım ya kırta. 40'a geldiğinde pişmiş olman lazım. Nasıl pişeceksin?
Kaza yapmayayım, böyle gidiyor. Yap kaza. Kaza yapmaktan korkan kimse yolda gidemez. Yap. Bir gün Hacı Erkan'ın arabasını aldım ben, arabalar gidiyor yolda. Gidiyor diye görüyorum. Halbuki gitmiyormuş. Ha bir de ben geride kaldım diye düşündüm. Öyle kendim heyecan yaptım, taktım fitese, bastım gaza, güğüm önümdekine. Ha gitmiyorlarmış dedim. Demek ki gidiyormuş gibi gördün gitmeyebilir. O zaman öğrendim.
Telefon açtım. Hacı Erkan gözün aydın dedim, Nur Top gibi bir oğlun oldu. Arabayı filanca yerde vurdum. Sen de bir şey yok değil mi dedi. Yok dedim ben. Bırak sen arabayı git oradan dedi. Arabada önmen kalmadıydı tabi. Ne güzel vurmuşum böyle. Sağlam vurmuşum. Hayatı yaşa. Vuracaksın vuracaksın, vurulacaksın vurulacaksın. Patlayacak patlayacak, çatlayacak çatlayacak. Yağmur yağacak yağacak. Nereye kadar bu hesaplan kitaplan yaşayacaksınız ki? Ha edebiyatta güzel. Ey oğul ne zamana kadar altına, gümüşe bağlı kalacaksın? Bağı çöz, hür ol. Hani hür olanlar? Allah bizi affetsin. Evlerimizde yaptığımız konservelerde kavanoza koyup kullanmakta sakınca var mı? Yok.
Ama uğraşmayın. Bunlar ilaçsız biliyorum bunları yapılanları. Uğraşmayın. İşinizi arttırıyorsunuz. Yazın yazlık yiyin. Kışın kışın kışlık yiyin. Sünnetullah bu. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yazın yazlık geldi. Kışın kışlık geldi. Kışın ortasında domates yiyeceğiz diye uğraşmayın. Millet ne kadar domates, biber hayranı hastası. Yaz kış yiyor. Yaz kış yenecek yemeklerden et. Etin kuzu etini severdi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Oğlak eti severdi. Oğlak eti yerdi. Kuzu eti yerdi.
Ama daha fazla oğlak yerdi. Ya neden oğlak yerdi dedim ben. Kendi kendimi düşündüm. Geçenlerde Said söyledi bana. Said dedim. Oğlak etinin böyle böyle hani şey olmasının, tertemiz olmasının, böyle hani hafif olmasının, güzel olmasının sebebi ne dedim. Bana dedi ki, efendim dedi, oğlak dedi, yerden dedi, bir tane ot yemez dedi. Kafasını yere hiç indirmez dedi. E dedim ben, hep dedi, ağaçların tefeklerini, dallarını yer dedi. Filizlerini yer. Asla çamura yatmaz dedi. Asla sulu bir yere yatmaz dedi. Ayakta pinekler dedi, ayakta uyur dedi. Gene yatmaz. Pis yere, çamur yere. O yüzden oğlak dedi, pis bir şey yemez. Pis bir yere yatmaz. Saddak ya Resulallah dedim içimden.
Bakın, saddak ya Resulallah dedim içimden. Dedim yani tamam. Said dedim, o yüzden mi lezzetli, hafif? Evet dedi. Ama bir şey var, oğlaklıktan çıkınca vuruyorlar. O da caiz değil. Ama bir türlü, oğlak zamanında oğlak etiyemiş demek ki. Ben öyle düşünüyorum. Normalde kuzey eti. Kuzey etinin de sağ tarafına. Bak, özür dilerim. Sol tarafı mı da Said? Sağ tarafına. Sağ tarafına. Dana eti yemezdi fazla. Evet. Mesela keçi sütü içti. Koyun sütü içti. Deve sütü içti. Alın tıbbi nebevi.
Bicilt. Tıbbi nebevi bicilt. Açın. Ne yiyorsa yiyin. Ne içiyorsa için. Sağlıklı olun. Uyun. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ne. Bir kardeşin özel bir meselesi varmış. İstişare etmek istiyormuş. İnşallah vaktimiz kalırsa diyelim. Bu tip özel istişare etmek isteyenlere vakit ayıramadığımdan dolayı zaman zaman kardeşlerden tümüyle haklarını helal etmesini istiyorum. Hakkınızı helal edin. Gerçekten zaman kalmıyor. Yani bu sadece Bursa'ya has bir şey değil. Başka şehirlere has bir şey de değil. Diğer şehirlerde de aynı şekilde sıkıntı var.
Burada da aynı sıkıntı var. Normalde işte genelde haftanın 3-4 günü dışarıda dersteyim. Öyle olunca bu sefer bir türlü fırsat kalmıyor. Yaşlılık da giriyor artık işin içerisine. Eskisi gibi de yaşlılık derken böyle hani yaşlıyım demek manasında değil. Yaşlılık giriyor. Daha girmedi. İhtiyarım ama yaşlı değilim daha. O yüzden bir de işin o tarafı da var. Öyle olunca da tabii zaman kalmıyor. İşin doğrusu aslında zaman kalmıyor. Bu noktada zamanla alakalı problem var. Bir de bazı sohbetler var. Hazırlık yapılması gerekiyor. İşte İzmit gibi, Çanakkale gibi, Gelibolu gibi, İzmir gibi yerlere gittiğimizde orada konferansı oluyor. Oralara hazırlık yapmamız gerekiyor.
Hazırlık için bir ön bazen araştırma gerekiyor. O yüzden yeteri kadar bu konuda özel meselelere zaman ayıramıyoruz. İnşallah telefonlarla bu işleri halletmeye çalışıyoruz. Bazı böyle bende kayıtlı olmayan numaralar var. Çok dışarıdan arıyorlar. Kayıtlı olmayan numaralara vaktim kalırsa hani bakıyorum. Ama öbür türlü dönemiyorum onlara. Buna da söyleyeyim. Çünkü bir de işin o tarafı var. Yok büyü yapmışlar da, yok işte muska yapmışlar da, yok işte oğluna şöyle muska yapmışlar, yok gelinine böyle büyü yapmışlar. Bunlarla bizim işimiz gücümüz yok. Arkadaşlar, kardeşler belki de bir dua alsınlar, bir hani zikir verir, bir esma verir diye böyle düşünüyorlar.
Bu taraflarda çok meylimiz yok, çok da bilgimiz de yok. O yüzden onlara da cevap veremiyoruz. Hakkınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. Geceniz hayır olsun. Selamun hüküm. El-Fatiha. El-Fatiha. Selamun.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi