Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi Cumartesi Sohbeti - 08 Ekim 2011

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 9 Ekim 2011 · 1:21:40

Malı zeylesi, Canavak, her kâlede de, aziz zeyledi, kullarından ailesine inşâAllah. Benim bir arkadaşım icradan araba almak istiyor, bununla ilgili sizce ne yapmak?
Yapacak hiçbir şey yok, almak ticareti helal. Bizim şeyde toplumun içerisinde böyle bir anlayış var, bir mal icradan alınırsa, yok ahlım almış, yok vahlım almış. Gibi, ticaret, kuran ve sünnet dairesinin içerisinde bulunduğu müddetçe helal da caizdir. Bir malın açık arttırılmasıyla satılması, alınması da caizdir. İnsanlar açık arttırmaya girdiği müddetçe bu caiz olur. İnsanları kandırmak, aldatmak, orada mal alışverişi esnasında komite kurmak, çetek kurmak, bir malı saklamak, gizlemek, alırken, satarken yalan söylemek, ticarette yasak olan şeylerdir. Ölçüde tartıda, ölçüde tartıda eksiklik, noksanlık yapmak bunlar caiz olmayan şeylerdir.
O yüzden bir malın açık arttırmayla satılması bu noktada herhangi bir sıkıntısı yok. Yani bir de şu var, bir kimse ticaret yaparken, kaç tartık ticaretin hukukuna, mevcut ticaretin hukukuna uyaraktan yapar. Yapmış olduğu ticaretin insan üzerinde bir kişisel dairesi vardır, şahsı kendisini ilgilendiren yeri.
İki, hukuksal dairesi vardır, umuma ait ve devlete aittir. Biz kendi şahsi hukukumuzun dairesinde bulunanlardan sorumluyuz. Devlet olan irtibatta, kurumlarla olan irtibatta biz uzak durabildiğimiz yere kadar uzak duracağız. Ama mesela bir kimse bir çek kesiyor. Çeki kesen de, çeki alan da o çekin hukukunu kabul etmiş oluyor.
Bir kimse bir senete imza atıyor. Senete imza atan da, o seneti alan da onun hukukunu kabul etmiş oluyor. Şimdi, İslam'da vadeli alışveriş var mı? Var. Ama bu vadeli alışverişin İslam hukuku tairesinde olması lazım. Şu anda sistem olarak bu mümkün değil. Türkiye'deki ticaret hukuku İslami değil.
Türkiye'deki borçlar ve alacaklar hukuku İslami değil. Türkiye'deki banka hukuku İslami değil. Türkiye'deki icra-i iklas hukuku İslami değil. Biz İslami olmayan bir hukukun içerisinde İslam aramaya çalışıyoruz. Bu konuyla bağlantılı değil, azmışe bağlantılı. O yüzden bir mal icradan satılıyor. Birisi de onu alıyor değil mi? Bunda cevazlık açısından hiçbir sıkıntı yok. İslam hukuku açısından. Herkes gitsin, ilan da diyorlar. Herkes gitsin, alsın kim alacaksa. Mürşid-i Kamil'in tam anlamıyla tanımadırız. Yani bunların kelime kelime gitmek gerekirse Mürşid öğretici demek. Mürşid-i Kamil de olgunluğuna ulaşmış öğretici olarak.
Olgunluğuna ulaşmış. Mesela bir kimse demirci. O demircilikte usta. Demircilikte olgunluğuna ulaşmış. Otorit olmuş. O demircilerin Mürşid-i Kamil'i demircilik mesleği açısından. Tabi Mürşid-i Kamil'i biz sadece dini termoloji, tasolufi termolojinin içerisinde görüyoruz. Bu da öğreticinin kemalermiş, olgunlaşmış hali. Mürşid-i Kamil ile Veli arasındaki fark nedir? Her Mürşid-i Kamil Veli'dir, Mürşid-i Kamil değildir. Mürşid-i Kamil Veli'dir abi. Veli Mürşid-i Kamil değildir. Allah'ın öyle dostları, öyle velileri vardır ki köprü altında yaşıyorduk. Dağda, taşta, bir durum bir şekilde yaşıyorduk.
Hovada yaşıyorduk. Bir mahallenin birinde, bir köşede, kuytuda bir yerde yaşıyorduk. Ama Veli'dir. Bunların içinden kendini bilenler vardır. Kendisinin Veli olduğunu biliyordur. Bir de kendini bilmeyenler vardır. O kendisini bilmez. Üç sınıftır Veli'den. Kendisini bilmeyenler hiçbir işe yaramaz. Allah onlardan, Allah onunla bir dostluk peydarmış. O Veli olduğunun da farkında değil. O birisinden gelir, işin rast gelsinler, işe rast gider. O sorunlu da olmaz. Yanından giderken motorun birisi, motorun gazına basar, egzozun patlasınlar, motor patlar. Ağzından çıkandan sorunlu değildir. Yolda giderken boynu yıkılsınlar, adam küt yıkılır.
Allah'ın sözünü geri çevirmez. Öresinden sakının. Bir de kendisinin Veli olduğunu bilir. Bu öyledir. Şimdi kamil değildir. Ama kendisinin Veli olduğunu bilir. Bu kendisini bilmeyen Veli'ler, günah işlerken de görürsünüz. Bir de onların duasının kabul olduğunu görür. Ama günah işlediğini de görür. Kafayı kırar. Günahı kendilerine bir örtü olur, bir setir olur. Onu ancak ehli kalp bilir veya duasının tetelliyatına mahzar olan bilir. Onun peşinden koşmaya başlar o kimse ama ondan bir şey alamaz. Onun peşinden koşan insanlar da onun gibi meclif olur gider.
Kral Kafe'ye. Ölçüsü yoktur çünkü onun. Kendini bilenler vardır. Onlar kendilerine ölçüdür. Yine etrafı ölçü değildir. Ama kendisinin Veli olduğunu bilir. İnsanlar da onun Veli olduğunu bilir. Ama ondan da bir fayda çıkmaz. Kıymetli olan Veli ki insanlar onun Veli olduğunu bilir. Bu mürsidi kamillerdir. Rüyalarında görürler. Rüyasında o kimsenin üzerinden Allah ikaz eder. Rüyasında o kimsenin üzerinden Allah irşad eder. O kendisinin de Veli olduğunu bilir. Etrafında kimler de onun Veli olduğunu bilir. Herkes onun Veli olduğunu bilir. Ve herkes, işte herkesin bildiği o kimse mürcidi kamil sınıfındandı. Onların ölçüsü Kur'an ve sünneti sımsıkı sarılıdır.
Zahir olarak Kur'an ve sünnetten asla taviz vermezler. Ve o taviz yolunda devam eder. Öbürkünlerin taviz verilmiş gibi göründüğü haller olsun. Birilerini sakladıkları olsun. Şençi Temmiz Hazretleri'nin dama oynadığı gibi. Bir rivayet, bir rivayet, üç tane rivayet var çünkü.
Bir rivayette tavla oynuyordu diyor. Bir rivayette satranç oynuyordu. Bir rivayette de diyor ki dama oynuyordu. Biz hadi tavlayı atalım kenara. Ya satranç oynuyordu ya da dama oynuyordu. Bu noktası kesinlikle sabit. Üzerinde nasıl anlatılır bilmiyorum ama bir hay var. Üzerinde isimlendiremediğim Allah kelamı olmayan yerde durmak istemiyorum. Konuşmak istemiyorum. Gönlüm, aklım her daim bir sorgulamada. Kime anlatsam beni tatmin edecek bir cevap alamadım. Lütfen bana yardımcı olur musunuz? Hayırlı akşamlar. Allah deser. Kurban bayramında kurban kesimi yapacağız. Ona dedi kadar derimiz var. Tekkeye bağış olarak kabul eder misiniz?
Kıymetli dostlar. Biz bu yola çıkarken hiç kimseden hiçbir şey istememeye söz verdik. Hiç kimseden hiçbir şey istememeye, dilenemeye söz verdik. Ben sözümü ilk sohbetinde söylediğimi gün gibi hatırladım. Bir şey istersek dilimizi koparsınlar. Bir şey verirler de almazsak elimizi koparsınlar. Bir kimse Kıymet ailesinde İnandığı bir yere Gidip bağış yapabilir. Biz genel olarak bu tür şeylere fazla açık değiliz. Enteresan şeyler yaşanıyor çünkü.
O enteresan yaşanan şeylerin bize bulaşmasını istemiyoruz. İnsanlar Cemaatler, cemiyetler, tarikatlar, kurum ve kuruluşlar. Diyeceksiniz ki Buranın bir gideri var mı? Var. Bu bir şekilde Kendi kendine veya kendi içimizde Hiç kimseden bir şey istemeden Cenab-ı Hak yardım ediyor oluyor.
Biz bu şekilde gitmeye Kendi kendimize daha uygun görüyoruz. Ve bu şekilde kendimizi böyle fazla dağıtmadan, bozmadan Bu halimizi korumaya gayret ediyoruz. Hiç kimseden bir şey istemiyoruz. Bir şey dilenmiyoruz. Bir şey söyleyip bu mevzuyu kapatayım. Biz bir yaz Buradaki tenlek başkanıyla şurada oturuyoruz. İçeri birisi geliyor kapıdan içeri. Burası tekke. Bir kimsenin tekkeye, tarikata, bir yere girerken, çıkarken adabı vardır. İslam yolda yürürken adab içerisinde yürütürsün. Bir dükkanına giderken, birisinin evine giderken adab koymuş. Birisinin dükkanına gidersiniz, tevazuyla girersiniz, selamla girersiniz.
Birisinin evine gidersiniz, selamla girersiniz, tevazuyla girersiniz. Camiye girerken selamla girersiniz, tevazuyla girersiniz. Tekkeye girerken tazimle, tevazuyla girersiniz. Allah'ı zikredilen, sohbet edilen mescitlere tevazuyla, selamla girersiniz. Kapıdan içeri sanki buranın sahibiymiş gibi. Adımına geldi hemen, dövdüm. Kafer, buraya bir şey vermeye, verdi mi? Bir şey vermeye çalıştı mı? Bize yardım etmek istedim ama biz kabul etmedik dedi. İyi ki kabul etmemişsin dedi. Adam buranın sahibi gibi bildi içeride. Tak, tak, tak, tak, yürüdü geldi tam benim önüme.
Hocam sizin bu dediği, dervişlerden dedi, öğrencilerden şikayetçiyim ben dedi. Neden dedim ben? Ben buraya yardım etmek istiyorum dedi. Almıyorlar dedi. Almaz bunlar dedim ben. Ben dedi, yani cemaat ismi almak istemem ama başladı işte. Süleymancılara veriyorum, Fethullahçılara veriyorum, Nurcuları veriyorum. Hepsi de benim kapımda dedi. Hepsi de benden istiyor. Hepsine de veriyorum dedi. Siz istemiyorsunuz dedi ya. Siz nasıl insanlarsınız? İçimden dedim ki kendi kendine. İyi ki almamışlar. Dedim ben konuşuyorum arkadaşlarla. Sen rahat ol dedim. Ama bunlar dedim almıyorlar. Yanımızdan uzaklaştı. Kafer dedim ben. İyi ki kimseden bir şey almıyoruz dedim ben.
Almadığımız halde böyle adam dedi. Bir de almış olsak dedim perişan edecek ortalığı. İnsanlar bir cemaata veyahut da bir kurula, bir kuruma, bir yere yardım ediyorlar. Kendilerince ama oranın sahibiymiş gibi davranıyorlar. Bir fukaraya bir dilim ekmek yediriyor. Sanki fukaranın sahibi oldu. Sanki o para kendisinin değil. Sanki kendi parasını yedirdi ona. Onun tahakküm altına alıyor. Bu deri için söyleyen kardeş için değil. Umuma konuşmak istedim. Muhyiddin-i Arabi'nin insan kendi kişiliğinde Rabb'lik ve kulluk her ikisinde öz olarak taşır sözünü açıklar mısınız? Önerdiğiniz edebili mührette okudum.
Esneyenin ağzına şeytan girer diyor. İnsan esnemekten nasıl kurtulur? Esnemekten korunabilir mi? Allah razı olsun. Allah'ı çok zikredenler az esnerler. Esneme hani üzerinize geldiği anda hemen salat-u selam getirin. Esnemeniz üstünden kalkar inşallah. Bahçede devamlı konuşanlar nedeniyle sohbetinizi tam dinleyemiyoruz saygılarımla.
Bahçede kimler duydular mı acaba? Bahçede devamlı konuşanlar nedeniyle sohbetinizi tam dinleyemiyoruz saygılarımla. Bu bizim en büyük handikaplarımızdan birisi. Tekken. Üstüniyette yaklaşınız sohbete gelmiştir. İçlerinden muhakkak ki temaşa için gelenler vardır.
Hani bir topluluk zikir için toplanır, Allah'ı zikrederler, melekler onların etraflarını sarar, Allah piddalde onlara sorar, ey melakelerin kulların ne yapıyorum? Seni zikrediyor ya Rabbi. Peki neden korkuyorlar? Cehenneminden ya Rabbi. Görselerdi ağlayan zikrederlerdi. Neyi istiyorlar? Cennetini ya Rabbi. Görselerdi, güveseni zikrederlerdi. Şahit olun. Ya Rabbi. Burada felanca var. İçin gelmişti. Yani seyretmeye gelmişti.
Başka rivayette de bu kimse felancayı görmek için gelmişti. Yani bir arkadaşı var, bir dostu var. Onu orada görsek. Orası öyle bir yüce topluluktur ki, Allah'ın şanına yakışmaz. Onları da affettim diyor Cenab-ı Hak. E şimdi muhakkak içerisinde yüreğinden dinleyenler olacak bir cemaatın. Bir cemaatın içerisinde.
Bir de kulağından dinleyenler olacak. Kulağından dinleyenin bir tarafından girecek, öbür tarafından çıkacak. Hatta bir tarafından girerse çok iyi. Kulak neşvine var bulacak. Ama bir kısmı kalbiyle dinleyecek, yüreğiyle dinleyecek. Bir kısmı da sırrıyla dinleyecek. E içinden muhakkak ki Hacca teyzeyi, Ayşe ablayı burada gördüğü için sohbet eden de olacak. E muhakkak ki içinden işte birkaç tanesi ya akşamlar orası iyi oluyor, kalabalık da oluyor, canımız da sıkılmıyor. Gidelim orada oturalım, sohbet edelim, emeklinin tadını çıkaralım diyenler de olacak. Biz onların da buraya gelip burada ağırlanmasından yanayız. Buradan başka yere giderlerse günah kebahayla girecekler çünkü.
Buradan başka bir yere gitse muhakkak günah işleyecek. Hiç olmazsa burada günah işlese de az günah işleyecek. Veya küçük günah işleyecek. Gönül arzu eder ki herkes sohbeti dinlesin. Ama arzu ettiğimiz gibi olmuyor. Kıştığım ortamda bayanlar çok var. Kendimize nasıl lakin olmalıyız ki o bayanlara bakmayalım. Biz içinde yaşıyoruz ya bu. Kıştığım için de. Hatırım öyle. Kıştığım yaparmış.
Herkalk bir veli bir dede vardır ya bizim toplumumuzda. Binde de var bayanlarda bir eskici dede. Kıştığımda dağda durur. Cumaları cuma namazını iner. İnerken mendilin içinde süt getirilmiş. Mendilin içinde. Sütü getirmiş yine bir cuma gün. İçeri girmiş selamün aleyküm aleyküm selam. Süt gelince de şuraya çiviyası var. Elinde ayak yok var bunu yapıyor. Neyse çalı dede atmış çiviye sütü. O esnada bir kadın girmiş içeri. Yapısını çıkarmış demiş şunu tahmin eder misiniz? Çalı dedenin içi bozulmuş.
Demiş ne kadar beyaz bir ayağı varmış. Süt hemen tıp tıp tıp … Başlamış davranmaya. Dönmüş o kendi dönmüş şehirdeki evliyalık evliyalık. Hakın içerisinde insanların içerisinde mutluluk kurmak. Kendini nasıl muhafaza edeceksin?
Devamlı zikirle. Bu de işin enteresan noktası var. Zikrettikçe herkese sevimli geleceksin. Zikrettikçe şeytan gönderecek sana. Sıra zikrini artıracaksın şeytan sana artıracak. Sen zikrini artıracaksın şeytan sana artıracak. On tane evlenme teklifi almazsan imtihanın imtihanı olmaz. Yalıyorum senin için. Aşkı zikretceksin. Diyeceksin ki Ya Rabbi ben sana yöneldim. Ben seni istiyorum.
Özünü sana döndürdüm. Ben kendini sana döndürdüm. Diyormuş ya Her adımda iki rekat namaz kılıyormuş. Dikkat edin. İbrahim'e yürürken İki rekat namaz kılmış. İçeri kuyudan su çekecek, abdest alacak.
Bir kola atıp demiş Ya Rabbi. Kendilerinden doldurmuş. Başlamış akmaya.
Ya Rabbi sana hamdü sena olsun demiş. İmtihan ölünceye kadar. Üç tane atım var diye kendini bozmaya kalkmak. İnsanların işi. İçinde bir sekim, içinde bir genişlik olacak. Kalbin bakacaksın ki kalbin cennet bahçesi gibi.
Dolaşıyor melekler içinde. Dolaşıyor. Bir günahla karşılaştığında Bir zevkle karşılaştığında Bir dünya bir tatla karşılaştığında Ve senin ona yenilmediğinde imanın tadı. Hani oruçluya iki müjde vardır ya Bayram vardır ya Neden? Şu bütün gün oruç tutmuş. İftar ederken bayram vardır. Bayram. Masiva orucu tut ki. Bir şey söylemek istiyorum.
Bir insanın hanımı devamlı olarak Ezgin, ezgin, neşesiz, bakımsız olursa Ona ne demeliyiz? Ah be yavrum sen karanlıkların içinde dolaşıyorsun o zaman. Çekinerek yazıyorum. Fazla bir şeyler yazmaya çekiniyorum. Hakkınızı helal edin. İmtihan, imtihan. Burada kaldı ha. Burada bir sayfamız var. Bununla beraber bakarsın. Bir durum mu var? Tabii baştan söyleyip çok hoş mu gidiyor?
Bir sıkıntımız yok. Ve bu soruları hazırlayan kardeşe de dua ediyoruz. Allah bundan razı olsun inşallah. Ve soruların devamını bekliyoruz. Kardeşler beni iyi tanırlar. Ben soru soranı çok seviyorum. Kitap okuyordur. Soru soran öğrenmeye gayretlidir. Soru soran araştırıyoruz. Soru soran bir şeyi azı dişiyle sıkıyoruz. Onu kavramaya çalışıyoruz. Kendini geliştirmeye, kendini değiştirmeye, kendini daha ileriye götürmeye gayret ediyordur ki bu insanlığın vazifesidir. Allah cümlemizi onlardan enesine. Nefiste paradoksal bir durum mu var? Örneğin bir, nefsinizi temize çıkarmayın. Nefsi 53-92.
Nefsinizi öldürmeyiniz. Bakara 2'ye 85. En ilginci, intihar etmeyiniz. Yani kendi kendinizi öldürmeyiniz. Nefsiniz, nefsinizi katletmesin mi demektir? Nefis öldürlendir, öldüren değilse. Peki katil kim? Eğer nefis insanın zatı ve hakikati olur. Tek bir şeyse, vahdedi nefis. Bu ikilik nedendir? Kötülüğü kınayanla, evreden aynı nefis midir? Kötülüğü kınayanla, kötülüğü evreden aynı nefis midir? İki, nefislerimizi kurtarır. Enam 6'ya 93. Kötül nefsin zatı, zayet ikatül men. Yani her nefis ölümü tatacaktır. Ayetteki nefis, bedel midir? Yoksa ruh mu olur? Ne kadar güzel değil mi sorular? Nefis, bunların başlangıcında önce nefsi tanımlamamız lazım.
Nefis neydir? Kur'an-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde nefsin kullanıldığı değişik alanlar vardır. Bu değişik alanlardan birisi, nefis denince, içiyle, dışıyla, ruhuyla, kötülüğü ve iyiliği, evredeniyle, canıyla, vücuduyla nefis. Bir bütün, bir kişilik. Bu nefisten anladığımız birinci mana. Bir kimlik var komple. Bir insan var. Nefis, ikinci, kullanıldığı yere göre manası ruhdur. Nefis, kullanıldığı yere göre manası kötülüğü emreden olgudur. Kullanıldığı yere göre manası bedeli ayakta. Bu noktada fiziki törlülüğü sağlayan camdır.
Algılanır, nefis. Kullanıldığı yere göre mana ihtiva eder. Kullanıldığı yere göre. Kimse nefsime dokundu der. Yani benim burnuma dokundu. Benim şahsiyetime dokundu. Benim kimliğime dokundu. Komple ruhuyla, iyiliği ve kötülüğü, evredeniyle, canıyla, bütünüyle onu kast ediyor. Nefis. Bütün. Biz tahsin dediğimizde tahsin bir nefis. Bütün olarak. Ruhuyla, canıyla, kimliğiyle, fiziğiyle bir nefis. Ama şimdi burada nefsinizi temize çıkarmayın. Kendinizi temize çıkarmayın.
Siz bir kötülük yaptıysanız bu kötülüğünüz de yüzleşir. Bakın buradaki nefisten kasıt bir kimsenin bütünü. Bir kimse kendi bütününü kötülükten arındırmadıkça, kötülükten uzaklaştırmadıkça temize çıkarmayacak. O kötülüğü yapmış, o kötülüğün cezasını çektikten sonra kendisini temizlerden adletecek. Buradaki nefsinizi temize çıkarmayın da bir kimsenin bu manada komple şahsiyeti giriyor şimdi içerisinde. Ama öbür tarafta nefislerinizi öldürmeyiniz. Yine insanın şahsiyeti giriyor. Kendi kendisini katletmeyecek. Her nefis ölümü tadıcıdır ise ölümü tanan ruhtur. Ruhun ölümü tatmasıdır.
Algılanan. O zaman hadis-i şeriflerde nefis kelimesi kullanılırken bu dört mananın üzerine kurgulanır ve kullanılır. Bu bir paradoksal değildir. Ama nefis üzerinde bir bilgisi, derinlemesine bir ilmi olmayan kimse için paradoksal bir şeymiş gibi algılanır. O yüzden normalde mesela ruh bu manada aslında nefis olarak algılanır ama ayırt edilmesi için ruh olarak bildirilmiş.
Bazı ayeti kerimeler okunlanılan yere göre ve maslarına, ekine göre onun ruh olduğunu atarız. Bazı ayeti kerimelerde onun kötülüğü emreden bir olgu olarak olduğunu anlarız. O nedir? Nefse emar eder. Kur'an-ı Kerim'de geçer. Kötülüğü emreder. Mesela pişmanlık duyan da nefistir. Ama o nefsin levame noktasındadır. Yani nefsin az bir şey, daha terbiye olmuş olabilir. Bunun bir üstü vardır. Pişmanlıktan öde mülhme. Yani o pişmanlığın geçmiştir artık. O ufak tefek kusurlar vardır onda. O kusurlarla ilgilenmeye başlıyordur. Ama Kur'an-ı Kerim'de geçer. Ey nefis, Rabbine mutmain olaraktır. Bakın, buradaki nefisten kasıt yine bir kim, o kimsenin terbiye edilen, terbiye edilen ve terbiyede belli bir noktaya gelen şahsı ilgilendirir.
komple. Nefsini belli bir terbiye getirmiş. O terbiyede artık Allah'tan mutmain olmuş. Allah da ondan mutmain olmuş. Her iki tarafta birbirinden, birbirinden mutmain. Bu komple bir bedeni, bir şahsı ait. Ama içinde nefsin terbiyesiyle alakalı kısımda dördüncü menatibe gelmiş. Bunların hepsi de ayette sabittir. Mutmainleden sonra radiye, nefsi radiye diye ayeti kerimede geçer. O mutmainleden bir gömlek yukarı çıkmış. Artık o Allah'a dostluk kapısı açılmış. Mardiye gelir, dostluk oturmuş. ardından safiye gelir. Nefs-i sâfiye. Artık onun nefsi tatemiz oldu. Safileşti. Billurlaştı. Artık onun nefsi, onun nefsi billur sınıfına geçti. Artık onun ruhuyla nefsinin arasında tenakus kalmadı.
Ruhuyla nefsinin arasında savaş kalmadı. Ruhla nefis aynı derecede kaldı. Bu nefsi safiye geçinceye kadar o kimsenin de seyir-i sülukunun olması lazım ki seyir-i süluk da nefis safiye makamına gelir. Ve bu nefisin meratikleri, yani nefsin hal olarak, ahkam olarak, içimizde kötülüğünü ne yap eden o, o terbiyesi vardır. Nefisten katkederken, o bu nefsin yedi makamı da içerisinde kategorik olarak ne yapar? Algılanır ayet-i kerimelerin önünde ve arkasındaki manalarına göre. Şimdi, bundan daha aşağısı var mı? Evet. Nefsi hayvaniye var. Emmareden daha aşağısı seni takvim üzerine, ahsen üzerine yarattın.
Ama sen şeytana uyan, nefsine uyan, kötülük yapar, isyan edersen hayvandan daha aşağı mahuk olur. Ahşağılanın aşağısı olur. O ne de? tanımaz. O din tanımaz. O Allah tanımaz. O hiçbir şey tanımaz. Nefsi hayvaniyen. Hayvanda bir farklılık görmez.
Yaşayamaz. İnsanlar kendi sürülerinin içinde yaşarlar. Kendi nefis meratimlerinin içinde yaşarlar. Cimri, cömertler kimseyle herkes kendi sürüsündedir.
Herkes kendi vazifesindedir. Koyun koyunla yaşar. Keçi keçiyle yaşar. Ördek ördekle yaşar. Şimdi uçamaz. erkeğe gidenlerle. Olanda onunla dost olur.
Kısa işleri yok. Giderin çek. Kadınlar gibi. Kimle kaçmış, kim kimle anlaşmış, kim kimle buluşmuş.
Birileriyle toplaması. Bir ırk noktasından kavim kavim yarattı. Örk değil orlandı. Üfesini yapıp insanlığı anlatsın diye.
Birisi de birbirine benzer. Peygamberlere bakar kimse hepsine de iman ederiz.
Bütün peygamberlere. Bakın bir kavim. Veliler bir kavimdir. Veliler geldiyse saygısı değildir. Surete'de sinsile olarak beklemi görürsün. O fişmancaya benziyor. O fişmancaya benziyor. Birbirlerine benzerler. Hele rüya haleninde daha da benzerler. Rüyalarda çok bir fark kalmaz. Bir de bir fark kalmaz. Bir sürü sarık rengi görürsün rüyanda veya halinde. Önü toplantı olduğunda bakarsın hepsi de rey davet sarık sarmışlar. Ama sureten ve halen birbirlerine çok benzerler.
O zaman onları biz insanları kavim kavim yarattık. Evet. Bütün mahlukatı kavim kavim yarattı. Ama birbirlerine düşman olsunlar diye değil. Birbirleriyle tanıtsınlar, dost olsunlar, arkadaş olsunlar, etkilensinler diye. İşte insanlar grubu da böyle kavim kavimdir. Ve bunların hepsi de nevis taşırlar. Kategorileri aynı değildir. Terbiyeler ayrı değilsinin terbiye sistemi de ayrı değildir. Ve böylece o nefis dediğimizde şuradaki insanların hepsinde şimdi bir nefis terbiyesi var. Hepsinde nefsinin bir kategorisi var. Nefsinin kategorisi. Hepsinde nefsinin bir nuru var. Nurun rengi var. Hepinizin de.
Bir kimsenin gönlü açık olsa, kalbi harekete geçse, Bediüzzaman Sayyidin Nusin'in diliyle, harekete geçse, gözünü yürürse, kendince zikrullaha dalsa ve rahıta etse, gözünün önüne gelenlerin, hatta bir kısım dervişat, bir kısım dervişat. Dervişliğinin ilk zamanlarında başladığında yolda giderken veya bir cemaatin, bir topluluğun içerisinde insandır ama onları farklı suretlerde görmeye başladı.
Biz bu halden çekiniriz, korkarız. Bir dervişin üzerinde bunun tecelli etmesini istemeyiz. Ve böyle bir şey tecelli ederse hemen ona esma verir, onu değiştiririz. Allah'ın izniyle. Onun o halde durmasını istemeyiz. Çünkü o etrafıyla bağını koparır. Nasıl koparır? Çok seviyorum dedi adamı tilki suretinde görür bir an. Adam kurnazlık yapıyordu ona karşı. çok seviyorum dediği kimseyi yırtıcı hayvan pozisyonunda görür bir an. Adamın ahlakı sıfırdır.
Vahşidir. Çok seviyorum dediği bir kimseyi koyun suretinde görür. İman etmemiştir, iman etmiş gibi görünüyordur domuz suretinde görür. Bunlar bir kısım veliullah'a bu kapaçıktır. seyir-i sülükte yürüyen bir dervişe de bu kapı açılır. Başlandıkça hemen üstadı ona bir esma verir. Bu kapısını onun kapatmasına sebep olun. Bir müddet sonra tekrar açılır o. Bir müddet sonra tekrar onun kapanmasına gerek yoktur. Artık o kimse o hale ihtiyaç duymasın. Artık o önüne kim geldi diye bakmaz. Önüne kim geldi diye bakmaz.
ve bunların hepsi de nefis meratibleriyle alakalıdır. Ama nefis dediğimizde emmareden safiyeye kadar nefis dediğimizde ruhtan cana kadar kullanıldığı yere göre anlam ve manası değişir. O yüzden öler ise Yunus'un dediği gibi hayvandır. Öler hayvandır. Ölümü dünyada alır ölürken ya da bütün her şeyi yeniden katleteceği zaman alır. Ki şimdi bu dünyada tadar dedim şeriata yönelik sohbeti dinleyenler var sonra mail çekiyorlar. Sen diyorlar burada şeriata uygun davranmadın.
Şeriata uygun konuşmadın. Burası bir tasavvuf topluluğu. Ben genelde tasavvufi noktadan bakmaya çalışıyorum. Kendimi bu noktada istihdam etmeye çalışıyorum. Ama bazen tabi dinleyicilerimizin içerisinde böyle ya eksik kusur arama noktasından ya da gerçekten çok intiharif sırt yok yanlar var. Sonradan Allah razı olsa yine onlardan şikayetim yok. Mail çekiyorlar burada şeriata uygun konuşmadım diye. Şeri noktada ölümü bir kimse bu dünyadan göç ederken ölüm tadını tadar. Bu şeri noktadır. Ehli tasavvuf böyle inanmaz buna. Ölümü tatmıştır burada çünkü. Ehli tasavvuf hadis-i şerifi tecelli ettirir. Ölmeden önce ölürüz.
Hadis-i şerifi onun üzerinde tecelli etmezse senin suluku tamam olmaz. Esnasını görürsün. Görürsün. Nasıl olduğunu oy son nefesinin hangi olduğunu hangi halde olduğunu görürsün. tabrinin ya senin cenazenin senin ölümünün nasıl olduğunu görürsün. Herkes toplanır başına. Çocukların eşin dostun kimlerin varsa herkes ağlaşırlar. Nasıl öldüğü zaman bir kimse ruh o cesetten bedenden yükselerekten o olup biteni seyrediyorsa sen öyle seyretmeye başlarsın.
Kıymetli arkadaşlar. Bu ancak seyri sülükle yaşanan bir şeydir. Bunu ama itikaftar zikrullah ederken zikrullah esnasında ama gece tefekkür edip zikrederken ama gece yattığında kenelde yattığında olmaz da ama hadi onu da koyalım yattığında yaşanacak bir halde. Örünü yaşarsın. Yıkarlar götürler. Nebike dinike imanike sonlara cevap verir.
Kıymış gibi bahseder.
Yaşadın mı? Bunu ancak sufiler görürsün. Bunu önceden üstadımız da açık. Benim şatahatım olarak adımasınlar. Bu ancak bu hali yaşayacak.
Ben bir gecemi evde geçirmeyeyim. Bunlar benim iman kardeşim. Ama bilemiyorlar. Gıybet ediyorlar. Gıybet ediyorlar. 18 aşın dilleri var. Uzatıyor. Çekiyor. Giderken çok sükseni yürüyor. Yere batarak da açılmış olsaydı insanların tepesi topunun dolaştığını göre İslam'ı Allah'ın kapısında olsun.
Gözün iyilik kapısında olsun. Gözün zikir kapısında olsun. Gözün namaz kapısında olsun. Gözün Kur'an kapısında olsun. Gözün Peygamber Mustafa'nın kapısında olsun. tozuna bas. Bunun izinde yürü. Bu dünyadan insan olarak göçmek eğer bu dünyadan hesabını kitabını görmüş olarak göçmek istiyorsak her gece hesabın görülür senin mizana çıkarılır.
Mizana çıkarıldığında dizlerini bağış. O sevgilinin senden yüzünü çevirme ihtimali var. O sevgilinin sana bakmama ihtimali var. Bakmama ihtimali var. Kimin kalbini kırdın? Kimin hatırını incetti? Kimin kıymetini ettin? Kimin hakkını iyildin? Kimin dedikodusunu yaptın? Kime kend gözle baktın? Kime tepeden baktın? Kime yalan söyledin? Kimin neyini araştırdın? Kimin hangi özel hayatına girdin? İnce ince ince kanaviçe gibi işlenir o.
Kanaviçe gibi işlenir. Bu yol bedavacıların yolu değildir. Bu yol ha ha hakadan dair bir söz söylersin cerevesini çekersin çekersin cerevesini incedir ince o yüzden demiş kılıçtan keskincedir kıldan incedir diye yunus sıratı söylemiş söylediği sırat dünyada mahşerde mi geçeceksin?
Sen buradan geçmemişsin orada mı geçeceksin? Sen burada görmemişsin orada mı görsen? Sen burada tatmamışsın orada mı tatacaksın? Sen burada bitirmemişsin işini orada mı bitireceksin? Sen ölümü burada yaşamamışsın hesabını verememişsin burada orada mı vereceksin? O dehşetini sen yaşamamışsın ki burada Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri cehennemi gözüyle gördü cehennemi hem kalp gözüyle hem baş gözüyle gördü o yüzden dedi ki ben birisi ben desem ki dedi size buradan bir tehlike geliyor inanır mısınız?
Buradan size bir zarar gelecek inanır mısınız? Buradan size bir tufak gelecek inanır mısınız? Dediler ki inanırız inanın inanın Allah'ın ateş azabı var inanın Allah'ın cenneti var inanın Allah'ın dostu var Musa konuştu mu konuştu İsa aleyhisselam konuştu mu konuştu sen iman eti değil mi?
kuru değil misin? sana hitap etsin o da havariler kadar kıymetin yok mu? sana da gökten sokra indirsin havariler kadar dostun yok mu? sana da indirsin gökten sokrağa o havariler gibi yaşıyoruz biz yani küstahça biz soğan sarımsak mı yiyeceğiz diyoruz nankörlük ediyoruz biz saklıyoruz gökten inanın saklıyoruz ne dediği İsa aleyhisselam ey havariler indirin bunu saklamayın bu Allah'ın gökten indirdiği size nimettir her gün inecek dedi sakladılar isyan ettiler sakladılar üstahlık ettiler saklamayın Allah'ın nimetlerini
o zaman size inecek gökten kıymetli dostlar bu nefisle alakalı nefisle alakalı işin özünü anlamak ancak sevdiği sürükle mümkün ha evet bunu öğrenebilir mi arkadaşlar öğrenebilirler meseleyi çok dağıtmak istemiyorum hakkınızı helal edin sorular var soruları da cevap versen bir türlü vermesen bir türlü rüzgar gibi geçeceğim soruyu soranlardan hakkılarını helal etsinler baya da fazla kadınların erkeklerine başkaldırılması erkeğine ahde verdan afra ve de tafra ayrıca söz dinlemeyen davranışlar bulunması islam dininde nasıl bir
vasılla algılanır ne öngörülür kısaca açıklarsanız memnun olurum arkadaşlar insan demek insan demek etrafına hayır hah olan iyi davranan güzel davranan ah sen davranın demek yapmayın birbirlerinize iyi davranın birbirlerinize üstün ahlaklı davranın ne erkek kadına yapsın afra tafra ne de kadın erkeğe yapsın afra tafra üç günlük dinada değer mi dini nikah yani imam nikah bir imamın gözetiminde olmadan şahit bulunmadan kadın ve erkek arasında kıyılabilir mi vart bir müdür bir kimse bir kadını nikahıma aldım dedi kadın da kabul etti
nikah nikah bunu derslerde çok soruyorlar tekrar söylüyorum bir erkek bir kadını nikahıma aldım dedi kadın da kabul etti nikah nikah hanefi'ye göre bir tek şahidi ve mehri eksiktir nikah fasit değildir ondan giderken iki tane şahit eder ki ben filancayı nikahladım kendime şahit oldum dedi ki sana mehir olarak hiç mehir konuşmasa dahi hanefiler demişler ki ona bir koyun parası mehir alın hakkıdır bitti mehir konuşmasına da gerek kalmadı nikah sahibi sahibi velisi olsun olmasın hazreti aleyhendimize gelmiş birisi velisinden izinsiz
velisi nikah varmış demiş ki velisiz nikah olmaz ayet demiş onun nikahını kabul etmiş şafiler velisiz nikahı kabul etmez hanefiler kabul eder sakal bırakmak sünnet midir sünnetse sebebi nedir sünnettir sebebi peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve bütün peygamber der bir şey dini ibadet noktadan bakılıyorsa onun sebebi hikmeti aranmaz sakal bırakmak sünnettir bir tutam bırakmak ehvendir güzeldir bir tutam bırakmak ama öbür türlü de bir kimse işte kardeş gibi kirli sakal diyorlar kirli sakal bu çok tabiri düzgün değil
bunun ama yani işte bir numara sakal bırakmış bu da sünneti işlemiş olur bunu böyle sakalık hızla sünnetten eksiklik noksanlık gibi algılıyorlar ahirliği kabza bırakmam bitti bıraktı mı sakalını bıraktı görünüyor mu görünüyor sünneti işledi ehveni ne bir tutam bırakması bırakabilirse bırakamazsa eyvallah darül hakta o da şey değil şart değil kadınların makyaj estetik gibi kendilerini düzenleştirmek için yaptıkları bu girişim cahil midir eğer kadınlar bu makyaj ve estetiklerini kocalarına karşı yapıyorlarsa cahildir
kadının süslenmesi kocasınadır kadın eğer kocasına süslenirse nafile ibadet işlemiş gibi olur kadın kocasına temizlenirse kocasına giyinirse kocasına süslenirse kocasına kokulanırsa nafile ibadet işlemiş olur kadın dışarı çıkarken süsleniyorsa evde paçoz dolaşıyorsa dışarı çıkartırken en erotik herbiselerini giyip evde eşofmanlarla dolaşıyorsa dışarı çıkarken en güzel kokularını kokulanıp evde kızartma yağı kokusuyla dolaşıyorsa dışarı çıkarken en iyi makyajını yapıp evde saçını dahi taramıyorsa Allah o kadına selametlik versin
Allah o adama da sabrı cenni versin gidiyor kendine tişört al kazak al kadın gidiyor önce başka elin adamına giyiniyor dışarı çıkarken gözün kör olmasın önce adama giyinsene verip aldım parayla bunu aldım baktı giyin adamın karşısında yok onun karşısında giyinmiyor üniversite öğrencisinin derslerini biraz alıp dualarınızı bekliyorum zihin açıdığı için yapmamız gereken tevhide devam edin zine göre kaç tane çocuk yapılması gerekir İslam buna İslam buna bir şey koşmamış adet koşmamış evlerin çoğanın çokluğuyla iftar edeceğiz
demiş bu noktada kadınlar bakan bile tekleri kadar çocuk doğursunlar adamlar hanımları çok çocuklu oldu deyip de kendilerine alternete varamasınlar ihanet etmesinler kadınlara onlara baksınlar görsünler gözetsinler ama şimdi tabii kadınlar çocuk doğurmak istemiyorlar bir de işin bu tarafı var köpek taşıyorlar çocuk taşıyacaklarını kadın kucağında köpek de gidiyor çocuğun diyor büyüdür torunun diyor üzülüyorum bunlar bize batı önünden geldi al çocuğunun çocuğunu kendin
yok çocuğun evlen kalktır yaptır arabaltındır bileziktir düğündür tombaktır çocuğu sevgisi sevgiyi mu
insan sevmiyor hayvan sevmiyor meşhur olurdu ya benim kardeşi var adı Ömer kuş besler Hz. Resul'da sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bugün onu gördüğünde Ömercik kuş nasıl güzel mi o da çok sevilir
çocuk hani benim kuşumla ilgilenmedi şimdi bu hayvan sevdaları hadis-i şerifi Ebu Hureyre Rabhan hazretlerinin işte kedilerinin babası demiş ya peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu bizim önümüze koyuyorlar ya sen Ömercik misin sen Ömercik küçük akıllıysan kuşlarla oynar kuşlarla oynar alık bak ona Allah'ı sevmekten uzak Resulullah'ı sevmekten uzak insan insan insan eşref-i mahlukat insan eşref-i mahlukat insan bir kimse bir insan
bir lokma yedirdin ona Allah'a yedirdin onu giydirdin edirdin başını okşadın hadislerim geçmiş kavimlerden birisi suyun başına geldi suyun başına geldiğinde bak dedi ki bir köpek susuzluktan ölmek üzere aldı kepini kuyuya indi kepine yani şapkasına suyu koydu ağzına aldı onunla çıktı köpeğe su verdi Allah o susuzlukta o açlıkta bir canlıya su verdi o köpeğe su verdi onu affetti muhteşem muhteşem eğer sen köle yolun düşerse çölde sen susuzluktan kavrulurken
suyun başını bulursan suyu bulursan oradadır bir köpek bulursan susuzluktan diri dışarı çıkmış sen kuyuya in o suyu oradan çıkar önce köpeği içir vallahi sen de cennetlik olacaksın cennetlik olacaksın kıyas yapıyorum susuz kaldıktan sonra bir köpek bul terk ediyor köpek içe evli
isim de koymuş bilmem ne için diyor ona baktım böyle sen haklısın dedim neden dedi köpek aklı var sen nasıl ya senin gönlün köpeğin gönlü olmuş adam yanında inanıyorum ki dedim geceleri sen onunla yatıyorsun dedim dedim hastanım kardeş bu kadın köpekten hoşlanıyor öyle bilmiyordum dedi ben oğlum meydanla işte sen bunu göremeyecek hal demişsin dedim ben adamcağızı onun evet süslemiş ki köpekle yatıyor bugün karı koca ilişkilerinden
giriyorsa eyvah ya hocam karı koca anlaşamıyorsa sürekli geçimcilik olursa boşanmak günah mı ne günah olacak günah değil bazı noktalarda parz ol boşanmak farz olur bazı noktalarına geçimsizlik adam gidiyor elli beş yetme mi çaklamış kadına adam gidiyor kızdan anzıram anzıram vuruyor gidiyor minnetin psikolojisi bozuk şu ara gerçekten bozuk psikolojisi Allah muhafaza evlesin kavga etmemeyi gayret edin sürekli sıkıntı yaşayan bayılın kişi ne yapmalı tedavi olacak eşim sürekli iş arıyor bulamıyor laf üç sene oldu evlendim evde
stres ne ol stres yapıyor nasibi yok diyorlar ne yapmalı ne alakası var gelsin bana cevdet hazır burada adam geliyor işim yok diyor cevdet ustayı tanıyanları diyorum ki sen cevdet ustayı tanıyor musun evet diyor bana git diyorum dostluğunun yanına iş var onda diyor şimdi yeni bir tane daha geldi imtağım değirmen dönüyor geliyor şimdi efendim dua iş var diyorum ben kimde var diyor yumaybe inşaatı var git orada iş var cevdet var diyorum tamirci git orada iş var hem cevdet de sanat öğrenirsin diyor mu kalıyor ben gitmeyeceğim
biliyorum bazen arada soruyorum cevdet gelen oldu mu benim gönderdiklerine kimse gelmedi efendim diyor diyorum cevdet de şeyli tembihli cevdet böyle birisi geldiğinde ver maaşını diyorum ver harcan parasını çalışsın iş yok laf işiniz değildir iş olmayan iş olmayan tembel adamdır bıyık konusunda bir anlaşmalık varsa ne yapmak gerekir bıyık bırakmanın bir ölçüsü var mıdır bıyığın uçlarını çeneye doğru uzatmak doğru mudur pala bıyıkın pala kadınlar da habul akçıs
çıplak suratlı adamları kadın diyor ki kendini normalde onun erkek şeyi işte bıyıksız bakın bıyığı ol osmanlıda sakalı olmayan bıyığı olmayan çavuş bile etmiyorlar çavuş etmiyorlar bıyık ve sakal erkeğin fıtratı kadınlar bu noktada itiraz etmeyin alkolün tartışması çok geçiyor arkadaşlarım ve benim aramda ben diyorum ki içtikten sonra kırk gün pisliği üstünden kalkmıyor onlar da yok öyle bir şey diyorlar peki hanginiz doğru kırk gün çıkmaz bir akrabamın babası vefat etti yalnız her mezarına gidişiminde mezarın başı
ucunda kavanoz kapak kadar bir delik oluyor toprakla kapatıyoruz gece açılıyor aynı delik mezara ne yapmalıyız çöküyor mezar da o yüzden onda bir hikmet aramayız mezar böyle bir uçtan çökmeye başlar içinde tahtalar çörür tahtalar çörür oradan toprak içeri doğru akar oradan da bir delik açılır ya mezar komple çöker ya da öyle bir delik gibi bir şey açılır oradan düşer herkes o deliğe bakar bunda bir hikmet var herkes de bakar hele bir de o mezarın böyle işte o kimsenin babası annesi böyle akrabasıysa muhabbet desteği
bir kimsese muhakkak mübarek bir şey vardır orada muhakkak hikmetli bir şey vardır arada bir ziyaret ederler oraya kabir ziyareti ne o evliya türbe ziyareti yapar gibi bir sıkıntısı yok hakkınızı helal edin bu gece geç bıraktık sizi kusura bakmayın Allah rızası ve katil ama selam olanı olmuş artık saat otmış neşmiş üç üç

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi