Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi Cumartesi Sohbeti - 01 Ekim 2011

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 1 Ekim 2011 · 46:59

Allah gecenizi eylesin inşâAllah, Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü, nefesinizi hayırlı eylesin inşâAllah, Allah hayrı arayan ve hayrı koşan kullarından eylesin cümrünüzü, altın ve gümüş biriktirenleri ateşte kızdırılmış demirlerle müjdeli, ay, hadis-i bilmiyor, burada anlatılan günlük kazancımız olan, yarına bir kuş kuşa bırakmamak. Hz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem adetleri, ertesi güne evinde bir pirinç daresi dahi bırakmazdı.
Amin. Cihad söz konusu olunca, Zekül Efendimiz, malın tam Allah sallallahu aleyhi ve sellem adetlerine yeterince tasadduk etti. Aynı anda Hz. Ömer Efendimiz de, radîallahu anh Hazretleri, malının yarısını gerip tasadduk etti.
Maktaki sahabeden birisi bunu tasadduk etmek istedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri kabul etmedi. Yarısını dedi, kabul etmedi. Ondan sonra ona dedi ki, sen arkandan dua, mirasçılarının, evlatlarının dua etmesini istemez misin sana? Hayır duada bulunmasını istemez misin dedi. Onun da malının dörtte birini aldı. Ümmetin içerisinde ifrat ve tehlit var. Bir kısım kimseler, bütün ümmetin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri gibi yaşamasını emretmeye çalışıyorlar ki bunlar çok azıldıklar.
Bir kısmı ise Hz. Ömer Efendimiz gibi yapılmasını istiyor. Bir kısmı ise malının dörtte biri, sahabenin o Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine yaptırdığı gibi mal biriktirmeyle alakalı bu görüşleri sormuşlar. Ama ümmetin ittifak ettiği, toplandığı ortak bir nokta var. İmam Azam, İmam Şafi, İmam Malik, İmam Ambere, İmam Yusuf. Sıralayabiliriz bunlar bütün imamları. Hem selef imamları ve ondan sonra kimler? Bir kimsenin zekatını verdikten sonra bu üzerinden aktığına dair ittifak etmişler. Zekatını vermeyenler için geçerli. Kimse ticaret mallarının kırkta birini, yani parasının kırkta birini, altınının kırkta birini, yumuşunun kırkta birini, bir müddetçe kimse zekat vermenin gerekli zenginliğe düşman bir inanç değildir.
Müslümanların içerisinde bir zenginlik düşmanlığı oluşturmak isteyen bazı ham fikirler. Yok değil mi var? İslam'ın dışındaki izinlerden kaynaklanan bir düşünce. Müslümanlar birinci derecede zekatı vermekten yükümlürler. Ondan sonra nafile olarak sadaka verir. Nasıl namazların farzları bellidir? Farzların haricinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetiyle sabitlenmiş nafileler vardır. O nafileleri kılar Müslümanlar.
Ve o nafilelerle Allah'a yaklaşmayı ümit ederler, umut ederler. Bu bütün ibadetler de aynıdır. İbadetlerin farzları vardır, farz olan ibadetler vardır. Bir de Allah'a yaklaşmak için nafileler ararlar. Otuz Ramazan bir Müslümanın oruç tutması fazladır. Ama pazartesi, perşembe ayın başında, ortasında, sonunda işte ayın on dördünde, on beşinde, on altısında Muharrem orucu tutmak, Ramazan'dan sonra Şevval'den altı gün tutmak gibi veya bir gün boş bir gün dolu oruç tutmak gibi nafile oruçlar vardır ki insanlar bunlarla Allah'a yaklaşmayı ümit ederler ve Allah'a dostluk kurma gayreti güderler.
Bu manada bunun parasal olarak, maddi olarak da bir kimseye farz olan zekatını verir, ondan sonra durumuna göre, haline göre, çoluğunu çocuğunu perişan etmeden, onların da temel ihtiyaçlarını aksatmadan etrafına sadaka olarak nafile ibadet edebilir. O yüzden bir kimsenin evine iyi bakması, evine iyi geçindirmesi de sadaka sevabıdır. Kendi eşini, kendi çoluğunu çocuğunu iyi geçindirmesi sadaka sevabıdır. Bir kimsenin erkek evladı, anne ve babasına iyi bakması farzdır. Birinci derecede sorunludur. O yüzden insanlar birinci dereceden ailelerine ve akrabalarına, birinci dereceden arkadaşlarına ve dostlarına iyilik yapmakla mükelleftirler. Birinci dereceden, birinci derecede eğer ki yapacak herhangi bir şey yoksa, o zaman ikinci dereceden, üçüncü dereceden, dördüncü dereceden kimselere iyilik yaparlar.
Seslenirsen Tanrı olsun köpek değil, erkek aslan bile kan kutsar. Sözü Hz. Mevlana'dan öğütler adlı kitabından okudum. Burada Tanrı kelimesi neden kullanılmıştır? Bir de Türkler hakkında hadis ve ayet vardır. Bu çeviren kimse Tanrı olarak kullanmıştır onu. Hz. Mevlana, Celaleti Rum Hazretleri Tanrı kelimesi kullanmamıştır. Türkler hakkında ayet ve hadis olunca ne olacak ki? Seçilmiş ırk mı olacak? Yahudiler gibi kendilerini üstün ırk olarak mı görsün?
Yahudilerden bir farkı mı kalacak? Müslümanlar da, ardından Hint Müslümanlar da hadis mi arayacaklar? Üstün ırk olduklarına dair. Hadis bulamazlarsa dinlerinden geri mi dönecekler? Hiçbir ırk, hiçbir ırkı. Üstüne çıkarmamıştır. Kısımdan özel değildir. 1400 yıl öncesinden bugünlere ırkçılık yapacak olanlara cevap veriyor.
Acem'e, Acem'in de araba üstünlüğü yoktur. Üstünlük takımın bu noktaların uzun yıllar Osmanlı İdaresi'nde biz çünkü yaklaşık üçte birini yönetmiş bir milletin torunlarıyız.
Nerede ki? Nerede ki? Hamiyeti nerede ki? Rıfkı, yumuşaklığı nerede ki? Hani cesareti nerede ki? Cesaretli bir millet olmuşlar. Hiçbir boyunduruk alamamışlar. Bizi de reddetme noktasında değiliz.
Bir kimsenin kendi kavmini sevmesi kadar da doğal hakkı yok. Hakkıdır. Fırtınadır. Kavmini sever. Arkadaşlarımızı, dostlarımızı severiz. Memleket topraklarımızı severiz. Memleket toprakları derken küçücük Anadolu'yu kastettiğimizi zannetmeyin. Asya'dan Afrika'ya şehit olmuşlar.
Orası Müslüman için memleket toprağıdır. Büyük ve kutlu. Sözün çok hoşuma gitti.
Küçük şeylerle uğraşırlar. Büyük adamlar büyük şeylerle uğraşırlar. Yönetemez. Olan bir kimse, bir kişiyi yönetmekten, bir evi yönetmekten, bir iş yerini yönetmekten acil olan bir kimse, hiçbir şey yönetemez. Hiçbir şeyden baş edemez, hiçbir şeyden yönetemez. Ben Sarı Hazretlerinin İstanbul surlarının dibinde, Arslan'ın ne işi vardı Malazgirt'te?
Sizin ne işiniz var Anadolu'da? Bir kimsenin ne işi olur bu dünyada? Bir şehirden, bir şehirden göçmeye korkan, orada aç kalırım, orada geçinemem, orada hanımıma bakamam, orada çocuğuma bakamam, diğer mi kimse?
Nereye gidebilir ki, hiçbir yere gidemez. Bir şehirden bir şehire gidersem, orada aç kalırım, orada kimsem yok, orada perişan olurum diye düşünen mi kimse? Derviş olamazsın. Dervişte hem seyahat, hicret olacak. Seyahat, hicret olacak. Seyahatsiz, hicretsiz derviş mi olur? Bir şehirden bir şehire, sohbete gidemeyen, zikre gidemeyen, bir şehirden bir şehre, hangi bir ticaret için olsun, dünya için olsun, ahiret için olsun, eş için olsun, çocuklar için olsun, gidemeyen mi kimse? Nereye gidecek ki, hiçbir yere gidemez. Vardır maddi manevi.
Edende cesaret vardır maddi manevi. Ucu eden de değil, ileriye hicret eden de. Fısırlık insan, yok olmaya mahkum insan. Erimeye, bitmeye, tükenmeye mahkum insan. Şehirden köye göçenler, tutunmaya çalışanlar, cesaretli insanlar.
Küçük şehirden daha büyük şehire hicret edenler, cesaretli insanlar. Bahadır insanlar. Üstün bir ırkleyerdir. Büyük. Büyük adamsın sen.
Ülke. Seçtikleri bir suç işlemiş. Bunu kimseye söyleyemiyor, anlatamıyor.
Bana gelip anlattı. Zina suçunu işlemiş. Bir kadınla ve çok pişman. Tövbe ediyor, elimden bir şey gelmiyor. Ve ben bunu size anlatmanın doğru olacağını düşündüm. Yardımınızı bekliyorum. Bu anda cezası belli fakat kim bu cezayı uygulayacağını bilmiyorum. Yardım edin, ne yapmalıyım? Bu soruyu yazarken çok utandım ve çok çekindim. Yol göstermemizi arz ediyorum. Lütfen yardım edin, dua eyle. Size gelsek bizi kabul eder misiniz? Mehmetli dostlar, İslam hukukunun uygulanmadığı yer dar bir haktır derim ben. İmam Muhammed böyle fetvalarmış. İmam-ı Azam Hazretleri yanında iki tane daha görüşü istemiş demiş.
Harbi bitişik olması lazım mı? Daha önce eman verilenlerin emanlarının kaldırılması lazım demiş. İmam-ı Şafi, İmam Muhammed'i, İmam Maliki, Hanefilerden İmam Muhammed, automatikman demişler ki, bir yerde İslam hukuku yok ise orası dar bir haktır. Şimdi biraz daha pişer pişermiş. Pişirilen soğukların öncelislerine.
Yürek pişmezmiş. Acısını ve sancısına katlanmayan, aşıklığın acısına ve sancısına katlanamaz. Aşık, yürek sızısı yaşar hep. Dizinin sızısına dayanmayan, yüreğinin sızısına nasıl dayansın? Dizinin acısına katlanmayan, hasretin acısına nasıl katlansın?
Ayağının ağrısına katlanmayan, gönül ağrısına nasıl katlansın? Önce katlanır, ondan sonra o katlandığı şeyi sever. Matematikman severse, kanatsız uçar zaten. Katlanana kanat, katlanmayana kanat takmazlar. Nasıl kanatlanırsın, sızlaşırsın, nasıl uçarsın?
Allah bizi onlardan eylesin cümle bizi. Uygulanmaması, Müslümanları bu noktada ne yazık ki açığa düşürüyor. Şunu itiraf eder, şunu inkar eder. Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onu rejim ettirir.
Rejim ettirdikten sonra onu guslettirir, kefenletir. Namazını kılmak için, namazını kılmak için musallaya doğru yürürken sahabeden birisi musalladaki kadına, tabiri caizse alçaltıcı, küçültücü bir gözle bakar. Aşağılacı bir, aşağılacı bir gözle bakar. Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kaflet edip öyle bakar sahabesine der ki, Cennetlik birini görmek istiyorsanız buna bakın.
Cennetlik birini görmek istiyorsanız buna bakın. Cennetlik bir kimsenin cenaze namazını kılan bir kimsenin yapmaz. Kimse ehli cennet ise onun cenaze namazını kılanlara al.
Kimsenin cenaze namazında bulunmalarından dolayı cehennemi ona haram edin. Cenazelerine muhakkak katılmaya gayret edin. Şehit cenazelerine katılmaya gayret edin. Namazlarını kılan kimselerin, bak o kimselerin. Siz gücünüzü muhakkak namazlarını kılanlara da cehennem ateşi dokunmaz. Sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini ve bütün peygamberleri.
Cenaze namazlarını kılanlara eşyalamaz. Şimdi dedi ki, cennetlik birini görmek istiyorsanız ebedi can verir. Nerede can verirsin?
O sana ebediyen sayısız canlar verir. İşte eksiklik bu. Şimdi başka bir şey daha söyleyeceğim. Gencin birisi mezar soyucudur. Soyuculuk Allah'ın lanetiyle lanetlenmiştir. Şimdi mezar soyunlar yok. Şu anda insanlar kıymetli bir mallarıyla veya kıymetli bir kılıcıyla, kıymetli bir silahıyla veya kıymetli bir takısıyla gömülmüyor.
Daha ilk zamanlarda işte böyle bir olay. 71 kimseyi gömüyorlar. Kefen soymak. Yani ölü mezarından çıkarıp onun kefenini almak hem kadınlara hem erkeklere lanetlenmiştir. Hadis-i Şerif adı. Genç bir delikanlı işte birisi vefat edince gece çıkarıyor onu. Çıkarınca bakıyor, genç bir kız vefat etmiş. Genç kızın üzerinden tefenini soyuyor. Nefsine dayanamıyor. Cesetle cinsel ilişkiye giriyor. Yanına sallallahu aleyhi ve sellem hazretenin yanına bir günah işledi. Diyor ki ona, git Allah seni affeder, tövbe et diyor. Ya Resulallah içim içime sığmıyor sallallahu aleyhi ve sellem.
Ben bir günah işledim. Git Allah seni affeder, tövbe et diyor. Bir müddet sonra üçüncü sefer geliyor. Müfessirler bu delikanlının ismini zikretmemişler. Gıybet olmasın diye. Üçüncüsünde tekrar gelince Allah Resulü susuyor sallallahu aleyhi ve sellem. Çocuğun ağzından dökülüveriyor. Diyor ki ya Resulallah ben tefen söylüyorum. Genç bir kızı diyor, çıkardım daha tazeymiş, dayanamadım onunla ilişkiye girdim deyince Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yüzünü ekşitiyor ve yüzünü döndürüyor ondan. Bir rivayette sadece yüzünü ekşitiyor. Genç Şulütepe'nin yüzüne bakmadı.
O da yüzünü ekşitti. Ben nasıl bir günah işledim diyor. Çıkıyor doğunun tepesine, gidiyor bir mağaraya. Tövbe edip ağlamaya başlıyor. Bir rivayet eder ki kırkıncı gün ölüyor. Cebrail aleyhisselamı gönderiyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem aleyhi ve sellem. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem dostlarından bir dost filanca mağarada vefat etti.
Tefenin namazını kılıp gömü. Hemen sahabeler mağaraya gidiyorlar. O genci oradan alıyorlar, kefeniyorlar. Kılıncak Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine geliyorlar. Hazır ya Resulallah diyorlar sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine. O da parmak uçlarına basa basa geliyor. Cenazenin mektanın başına. Soruyorlar ya Resulallah bunun hikmeti ne? Diyor ki o kadar çok melek var ki kanatlarına basmamak için diyor. Böyle parmak uçlarına gittim. Aralarından geçtim. Namazı kıldırıyor. Namazı kıldırdıktan sonra soruyor. Kıldırdıktan sonra soruyor. Kim? Bir gayetten namazdan önce soruyor. Kim?
Diyorlar ki filancaydı ya Resulallah. O zaman dönüyor. Ey ashabım bunun halinden size haber vereyim mi? Ver ya Resulallah. Bu kardeşiniz böyle böyle böyle … bir hata işlemişti. Tövbe et. Cennetlik birini görmek istiyorsanız buna bakın. Bir cezaya yakılmayan, tövbe eden bir kimse. Ceza görmemiş. Öylesine tövbe etmiş ki. Cenab-ı Hak onun tövbesini kabul etmiş. Onun cennetlikten istesin. Kıymetli dostlar. Bizim eksikliği noksanlığın yanlışlığı vardır. Şeytan bizi düşünür. Kim? İman eder.
İman eder. İman işler. Tövbe eder. Hatta ayet-i kerimede diyor ki Allah onun günahlarını hayna çevirir. Sevaba çevirir. Günde yüz sefer subhanallahî ve bihamdihi subhanallahil azîm ve bihamdihi estağfurullahil azîm der ise deniz köpükleri kazan günahı olsa Allah onu affeder. Kim günde iki yüz sefer İhlas suresini okursa elli yıllık günahı affolur.
Kim Ramazan boyunca Ramazan orucunu tutar ise Allah onun geçmiş günahlarını affeder. Biz tövbe edelim. Allah'a yalvaralım inşallah. Öldüğü için mi selâ verilir? Hayır. Selâ verilir ki Müslümanlar namaza hazır olun. Müslümanların kavmi nedir? Ya insanız, insan. Birinci derecede insanız. Tüm Türk'üm. Uçuzluk yaşamıyorum. İçerisine Osmanlı'nın içerisine koyaraktan Osmanlı'nın yıkılmasına sebep oldular. İkinci kavmi yaşatmaya çalışıyorlar bize.
Yıktılar, böldüler, parçaladılar. Belli bir noktaya getirdiler. Şimdi Anadolu'da ikinci oyun oynanıyor. İçimize koyuyorlar. Çerçeveder bir tarafta kuruluyor. Çekildiği yerlerden yüz yıl beklemesine gerek yok.
Belki de on, belki de yirmi yılda medeniyetini tamamlayıp güçlenecek. Fitne ateşi koyuyorlar. Fitne ateşi. Savaşçı için uğraşan güçlülerin elinde bir terör örgütüdür.
Masonlardan, Yahudilerden oluşmuş. Hristiyanlardan oluşmuş. Burada tek olan odur. Yaşayan bir kimseyi ediyorsa dinin dini vardır.
İşlerine gelen ayetleri alıp yeni bir deccan dini kurmaktır. Bunun savaşı, deccan dininin savaşı veriliyor. Güçlü, en güçlü kabul etmeyen.
Başa çıkarırlar. Bu toprakla bir iç savaş çıkarırlarsa en büyük kaleyi yıkmış olacaklar. Kalede yıkamadıklarını, yapamadıklarını, savaşından önce yapamadıklarını şimdi yapmaya gayret ediyorlar. Düşmeyin oyunlara. Dışarıda bir sürü geri zekalı, embesin insanlar bulabilirsiniz. Deccal ile alakalı dersler yaptıydık. Hatırlıyor musunuz? Ne olacaktı? Deccal insanların imanlarını alıverecekti. İmanlara olunmuş hepsine. İmanı olan, imanı olan, karşında La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diye bir kimseyi öldürebilir mi?
İmanı olan, Amerika topraklarında, Anadolu topraklarında, bu topraklarında Adem'den beri kadına silah çekilmez. Çekilmez yapmıştır. Bu topraklarda sivilleri karşı seferlerinde olmuştur.
Allah diyen, böyle bir şey yapmamıştır asla. İçinden gelme adamım ben. Bir tane ülkücü bir tane asker öldürmemiştir. Polisi öldürmüşlerdir. Askerimizi öldürürler. Değişsiz olan çocuk, içen bir şey yoktur. Affetsin.
O yüzden kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, inananlar, dediyse kardeşimizin her kardeş adayımızdır. Kim bize silah otursa, nasıldır?
İnsanın bedenlerindeyse neşeli ruh kesilir. İnsanın ortasındayken can kesilmesine inkan yoktur. Fakat can, selsebil suyuyla yoğurur, can eder onu. Bu okuyan, canın gücü kuvveti, ya o cana da can omanın gücü kuvveti nedir? İnsanın bir kolu canın gücüyle, can gücüyle, do denizler mademle beraber geliyor. El Fatiha.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi