Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 9 Ağustos 2014 · 1:16:04
Bismillah, destur. Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Yarınki seçimlerde oy kullanacak mısınız? Referandumda evet oyu kullanmıştım. Cumhurbaşkanının halk seçmesi, ondan sonra 12 Eylülcülerin yargılanmasıyla alakalı referandumda evet oyu kullanmıştım. Yarınki seçimle alakalı henüz daha karar vermedim ne yapacağıma dair. Hayırlısı inşallah. Ama kardeşler, arkadaşlar oylarını kullansınlar. Babam bir iş kazası geçirdi.
Yüzünde yara var, yüzünde iz kalmaması için arkadaşları domuz yağı sürmesini önermişler. Bunda bir sakınca var mıdır? Evet. Haramdan şifa beklemeyiz. Diye hadis-i şerif var. O yüzden domuz haramdır. Onun kılı, tüyü, eti, kemiği, boynuzu, dişi, ondan alakalı herhangi bir şey de kullanmak haramdır. İnşallah Mekke, Medine'ye gitmeye niyetim var.
Bize dua edin demiş. İnşallah bizim de niyetimiz var bu sene hacca. Hep beraber dua edelim. Cenab-ı Hak kapılarımızı açsın inşallah. Gayb'e iman etmek, inanmak anlatır mısınız? Gayb, bilmediğimiz. Bunun başında Allah'ın zatı gelir. Biz Allah zat noktasında vardır. Zat noktasında varlığı gaybidir. Bu noktada batinidir. Onun varlığına iman ederiz. Buradan rüya okumuyorum. Hakkınızı helal edin. Bu kapıyı açarsam çünkü burası rüya ile doluyor. Kusurumu affedin inşallah. Ey Muhammed sana şaraf ve kumardan soruyorlar. De ki bu ikisinde büyük bir günah.
Bir de insanlar için bazı menfaatler vardır. Fakat günahların menfaatlerinden daha büyüktür. Yine de sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki ihtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah size ayetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüz. Tövbe Suresi Ayet 34 Ayet Meali Ey iman edenler! Şurası bir gerçektir ki Yahudi hahamları ile Hristiyan rahiplerinin bir çoğu insanların mallarını haksız yere yerler. Ve Allah yolundan saptırırlar. Bir de altın ve gümüşü hazineye doldurup onlar Allah yolunda sarf etmeyenleri bu yüzden acıklı azap ile müjdele. İncile göre infak yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. Burada güve, pas onları yiyip bitirir. Hırsızlar da girip çalar. Bunun yerine kendinizi gökte hazineler biriktirin.
Orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir. Ne de hırsızlar girip çalar. Hazineniz neredeyse yüreğiniz de orada olacaktır. Hiç kimse iki efendiyi kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrı'ya hem de paraya kulluk edemezsiniz. İncil, Matta, Luka. İnfak ve tasarruf etme, biriktirme ile ilgili bizi aydınlatır mısınız? Bu son dönemde Müslümanlar Türkiye'de maddi olarak güçlenmeye başlayınca, ekonomik olarak güçlenmeye başlayınca, siyaseten de güçlenmeye başladılar. İnsanı güçlü kılan bilgi, bilgiye sahip olabilmeniz için ekonominizin iyi olması gerekir.
Ekonomiye sahip olursanız hem bilgiye sahip olursunuz, hem silaha sahip olursunuz, hem de siyasete sahip olursunuz. dinin ayakta durmasını sağlayan en önemli unsurlardan birisidir ekonomi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke'de Hz. Hatice-ül Kübra validemizin malını kullandı.
Hatice-ül Kübra, Güler Sabancı'yı maddi olarak on sefer alıp satacak noktadaydı. Ve Mekke döneminde bütün Müslümanlar, Hatice-ül Kübra validemizin malının üzerinden geçindiler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Medine'ye hicret etti. Medine'ye hicret ettiğinde, yapmış olduğu işlerden birisi Medine pazarını kurmak oldu. Medine pazarı diye pazar kuruldu. Medine'de başka pazarlar vardı. Bu pazarlar müşriklerin, Yahudilerin elindeydi. O pazarın kuralı kaidesi, müşriklere, Yahudilere aitti.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bunlara karşılık direkt Medine pazarını kurdu. Medine pazarının ölçülerini, kurallarını, kaidelerini de koydu. Ve böylece ticaret otomatikman Müslümanların, Medine'deki Müslümanların hakimiyetinin altına girdi. Müslümanlar tüccar olmaya başladılar. Alıp satıp orada para kazanmaya, gelen maldan giden maldan para kazanmaya başladılar. Ve hızla Müslümanlar Medine'de zengin olmaya başladılar. Ve Yahudiler o gün içinde en büyük silah imalatı ve satıcılarıydı. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tarih boyunca hep her yıl savaş yapan Hristiyan kabileleri, müşrik kabileleri barıştırdı.
Birden barış olunca Yahudilerin imal ettiği silahlar ellerinde kaldı. Ellerinde kalınca o sene Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Yahudilerin ellerinde kalan silahları yarı fiyatından daha aşağı aldı, aldırdı. Müslümanlar o zaman silahlandılar. Müslümanlar öyle silahlandıktan sonra da Uhud'da, enteresan bir ölçü daha size, Uhud'da Müslümanlar daha faiz haram kılınmamıştı. Uhud savaşını finanse etmek için faiz de para aldılar. Uhud savaşının galibinin belli olmayışının arkasındaki sebeplerden birisi de bu olabilir. Bir analiz.
Hata edersek Allah affetsin bizi. Ve böylece Müslümanlar, bakın dikkat edin, savaş giderlerini sağlayabilmek için Yahudilerden faiz de para aldılar. Ve böylece Müslümanlar Medine'de, Medine Devleti'nin kurulmasına koştular ve kurdular. Hz. Osman Efendimizin bir orduyu donattığı, Hz. Ebu Bekir Efendimizin bütün malını parasını verdiği, sahabelerin içerisinde zengin sahabelerin olduğu, seri yerleri donatan sahabelerin olduğu malumdur.
İslam'da infak bu noktada devreye girer. İnfak etmeyi Cenab-ı Hak emreder ayeti kerimelerde. Cenab-ı Hak namaz kılmayı da emreder ayeti kerimelerde. Bu son dönem Müslümanlar ekonomilerini geliştirmeye başladılar. Bu Türkiye'de Turgut Özal'la başlayan bir ivme, yol.
Turgut Özal'ın başbakanlığıyla Turgut Özal Anadolu'da mütedeyyin insanların işte iş yapmalarını, ticaret yapmalarını, yatırım yapmalarını öneye kaçmaya başladı. İşte olumlu yönleri var, olumsuz yönleri var, yanlış tarafları var, eksik tarafları var, doğru tarafları var. Bunları ben, beni ilgilendirmiyor burası. Ne kadar yanlış yaptı, ne kadar doğru yaptı, ne kadar doğrusu, ne kadar yanlışı götürür, bunu Allah gösterecek. Mahşere herkes yakın. Ama Müslümanlar ekonomik olarak Türkiye'de ilerlemeye başladılar. İlerlemeye başlayınca okullar kurdular, yurtlar kurdular, kurslar kurdular. İlerlemeye başlayınca siyaseti finanse etmeye başladılar. Siyaseti de finanse etmeye başlayınca, işte dini eğitim kurumlarını finanse etmeye başladılar. Türkiye'deki Müslümanlar diriliş aşamasına geçti.
Bu dirilişte, bu finansta, bu dirilişte finansa ihtiyaç var mı paraya? Evet. Birisi parasız da olur demesin hiç kimseye. Bunu sizden talep etmek için söylemiyorum. Burasının 4-5 milyar gideri var aylık en az gittiği zaman. Şurasın. Hiç gitmediği zaman 5-6 milyar lira buranın gideri var aylık. Bir şey talep ettiğimden dolayı söylemiyorum. Sakın ha. Böyle bir şey yok. Finansla beraber Müslümanlar sesleri çıkmaya başladı. Finansı olmasa gazeten olmaz, kitabın olmaz, televizyonun olmaz. Olmaz. Okulun olmaz, yurdun olmaz, kursun olmaz. Olmaz.
Aşağıda zikrullah yapıyoruz. Zikrullah yaptığımız yerin de aylık yaklaşık 6-7 milyar, 8 milyar masrafı var. Yok değil. İzmir'de ders yapılıyor, ders yapılan yerin masrafı var. İzmit'te ders yapılıyor, ders yapılan yerin masrafı var. Var. Nek kaldırımda yer var, masrafı var. Yunus elinde yer var, masrafı var. Telefrik'te yer var, masrafı var. Evet. Bu masrafların da çıkması gereken yerler var. Şimdi söz konusu ayet-i kerimede ihtiyacınızdan fazlasını diyor. Eyvallah. Namaz kılınız. Ne kadar olduğu belli değil. Allah'ı zikredin.
Ne kadar olduğu belli değil. Cihad edin. Nerede nasıl olacağı belli değil. Ayet-i kerime bunlar. Cihadın nasıl olması gerektiği tam net olarak ölçüsü belli değil. Bu ölçüleri koyan Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. Yani sünnetullah. Şimdi biz bir konuda sünnetullah'ı terk edersek bütün konulardaki sünnetullah'ı terk etmemiz lazım. O zaman bir konuda infak edin noktasında sünnetullah'ı terk ettik. Ne diyor? İhtiyacınızdan fazlasını ne yapacaksınız? Dağıtacaksınız. Tamam. Kabul.
İhtiyacı kime nasıl olarak kim belirleyecek? Kimin ihtiyacını kim belirleyecek? Çıplak ayet-i kerimenin üzerinden gidersek, hadis-i şerifleri sünnet-i resulullah'ı kenara bıraktık. Haşa. Ayet-i kerimenin üzerinden gidiyoruz. Kimin neye ihtiyacı var? Nereden bileceğiz? Kimin neye ihtiyacını kim belirleyecek? İhtiyacından fazlasını. Tamam. Biz bir kimsenin ihtiyacını nasıl belirleriz? Günlük bir tas çorba bir insana yeter. Hepimiz birer tas çorbayı yediğimizde bu bitecek.
Bunun ihtiyacından fazlasını herkes ne yapacak? İnfak edecek. İnfak etmeyeni ne yapacağız? Tabii bunu gündeme getiren Türkiye'de belirli böyle kendilerinin belirli insanlar bunu Türkiye'de gündeme getiriyor. Bunun arkasında şu var. Daldan dala atlıyormuşum gibi oldu ama hakkınızı helal edin. Bunun arkasında şu var. Türkiye'deki dini uyanıştan rahatsız olanlar ve dindarları yönetemeyenler. Şu anda Türkiye'de dindarlar yönetilemiyor. Şu andaki Türkiye'deki dindarlar yönlendirmeye de girmiyor. Siz yönetilemezseniz, yönlendirmeye girmezseniz sizi kendi içinizden vurmaya çalışırlar.
O zaman sizi kendi içinizden vurdurarak siz birbirinize düşman olmanız gerekir. Bu infakın, infakın en alt ölçüsü zekat ve miktarı belli. Ne? Ticaret ve ticaret mallarının ve nakitinin kırkta biri. Bu neyle? Bu sünnetle sabit. Ama sünneti eğer koymazsanız siz orta yere infak edin. Ne kadar ihtiyacınızdan fazlasını. O zaman senin ekonomik gücün olmasın için. İslam israfa aykırı. Eyvallah. Beş yıldızlı otellerde böyle zevk-i sefa sürmek, tatiller yapmak, beş yıldızlı otellerde gezip tozmak.
Bunlar israf. Dini bir mücadelenin içerisinde bulunan bir kimsenin yaşayabileceği bir hayat değil. Bir kimse dini bir mücadelenin içindeyse her an Allah yolunda mücahede etme noktasında bulunan bir kimsenin beş yıldızlı otellerde tatil yapma, yurt dışlarına gidip tatil yapma, ne bileyim işte böyle savurganlık yapma, ne bileyim işte böyle olur olmaz her yerlere para harcama.
Bunları yapmaya hakkı yok zaten. Bunlara hakkı yok. Bunu savunan neydi? Bir tane adam var o gezici imam. İhsan Eli Açık. Bunu Türkiye'de şu anda savunan İhsan Eli Açık var. Bir tane o CHP'den milletvekili olan Yaşar Nuri Öztürk var. Böyle iki üç kişi bunlar. Türkiye'de bunu gündeme tutan, gündeme atan. Bunlar diyorlar ki Müslümanlara, bütün herkese. Bir de bunlar antikapitalist Müslüman olarak kendilerini nitelendiriyorlar. Antikapitalist. Komünist Müslüman, sosyalist Müslüman, antikapitalist Müslüman, faşist Müslüman, İslamcı Müslüman, böyle bu İslamcı. Bunların hepsi de boş. Müslüman la ila illa Muhammeden Resulullah diyen kimse Müslümandır.
Onun antikapitalisti, kapitalisti olmaz. Onun ölçüsü Kur'an, sünnet ve imamların iştahdadır. Bakın onların ölçüsü Kur'an, sünnet ve imamların iştahdadır. Müslümanın izimlerle, şunlarla, bunlarla işi olmaz. Ama bunlar öyle bir şey Türkiye'de gündeme getiriyorlar ki, Müslümanların Türkiye'deki dirilmelerine, uyanmalarından rahatsızlar. Çünkü bu dirilen, bu uyanan Müslümanlar yönetilemez halde şu anda. Onlarca yönetilemiyorlar. Yani bir İstanbul dükkası şu anda Müslümanları yönetemiyor. Müminleri yönetemiyorlar. Bugün bir İngiliz kraliçesi, Müslümanları yönetemiyor Türkiye'deki. Yönlendiremiyorlar.
Bugün İsrail mafyası, siyonist mafya, Türkiye'deki Müslümanları yönlendiremiyorlar, yönetemiyorlar. Dünya üzerindeki Almanya, Fransa, İsrail üçlü hegemonik yapı, Türkiye'deki Müslümanları yönlendiremiyor, yönetemiyor. O zaman Müslümanları yönlendirip yönetemezsiniz, içinden fitne çıkartmanız lazım. İşit gibi, içinden fitne çıkartmanız lazım. Mezhep kavgaları, meşşef kavgaları gibi, içinden fitne çıkartmanız lazım. Tarikat kavgaları, cemaat kavgaları gibi. Bunları çıkararak birbirlerini düşürüp, istediğiniz noktaya getirmeniz lazım. Eğer bunları yapamıyorsanız, o zaman bu Müslümanlar dünyanın başına, onlar tarafından bakılınca dert olacak. Şimdi Türkiye'den ses çıkıyor, bu Birleşmiş Milletler adaletsiz diye.
Olmaz diyor. Bu öyle olunca bakıyorlar ne oluyor diye. Çünkü Bosna'da, Birleşmiş Milletlerinin eliyle katliam yapıldı Müslümanlara. Dikkat edin. Birleşmiş Milletlerin, Birleşmiş Milletlere terk edilen bölgede katliam yapıldı. Kaç bin tane şehit olduğu belli değil. Burası Birleşmiş Milletler'e ait güvenli bölge denildi. Siviller toplandı. Sırplar katliamını yaptı. Birleşmiş Millet askerleri seyretti. Bu Birleşmiş Milletler'den bunun hesabı sorulmuyor. Sorabilecek bir kimse yok. Gazze'de Birleşmiş Milletlerin koordine ettiği, koordinansın burada diyor sivil halk var. Bu okulda sivil halk var diyor koordinatlarını veriyor.
Birleşmiş Milletler. Koordinelerini verdiği yeri nokta atışı yapıyor katil İsrail. Birleşmiş Milletler diyor ki işte bu olmaz. Savaş vahşet oluyor. Bir füze atabiliyor mu Birleşmiş Milletler? Hayır. Katliam yapıyor. Birleşmiş Milletler'in vermiş olduğu koordinatlara ateş ediyor adam. Buna dur diyen birisi var mı? Yok. Yok. Gazze'de İsrail'e dur diyen birisi var mı? Yok. Bak IŞİD katlede katlede katlede … geldi. Kuzey Irak sınırına petrol var orada. Oraya gelince Amerika bombaladı. Amerika'nın bombalamasının uluslararası hukuk değeri var mı?
Yok. Ey Müslümanlar. Amerika bombaladı diye halay çekiyorlar. İslam dünyası Amerika bombalayınca suskun. IŞİD'i savunduğundan değil. Sakın ha. Benim inancım La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimseyi öldürmeyi kabul etmez. Benim inancım sivil insanları öldürmeyi kabul etmez.
Böyle bir şey yok. Böyle bir şey yok. İslam'da sivilleri öldüremezsiniz. İslam'da La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimseyi öldüremezsiniz. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimseyi kafir göremezsiniz. Böyle bir şey yok. Ama bu hukuksuzluklara dur diyen hiç kimse yok. Müslüman dünyadan kimse yok. Türkiye'deki Müslümanlar yavaş yavaş kendilerini derleyip toparlamaya başladılar. Siyasete, ekonomiye, dünya siyasetine laf söylemeye başladılar. Başımıza bir PKK sardılar. Onun da halleliyor şimdi. Bir Alevi-Sünni çatışması bekleniliyordu. O olmadı. İşte mezhepsel çatışmalar olmadı. O zaman böyle bir bomba patlatmak lazım.
Herkes birbirine düşsün. Bu ne? İhtiyaçtan fazlasını dağıtın. Ya da bunun daha ilerisini söylüyorlar. Alın. Bu senin hakkın diyor. Git al ondan. Anladınız mı? Bu senin hakkın diyor. Hani Ebu Zergi Farah Hazretleri'nin kılıcına yaslanıp rızkını temin etmesi var ya. Onu Müslümana döndürüyor. Ben dinledim birkaç sefer. Ebu Zergi Farah Müslümanlara kılıç çekmedi. Evet Ebu Zergi Farah ticaret yapmadı. Memurluk yapmadı. Ziraat yapmadı. Hayvancılık yapmadı. Kirala uğraşmadı. Ebu Zergi Farah ganimet malıyla geçindi. Ganimet ne?
Savaşta gavurdan kafirden alınan mallar. Gelin hep beraber kılıcımızın ekmeğini yiyelim. Cihad edelim. O zaman senin memleketinde eman altında bulunanlara karşı silah çekemezsin. Dünya üzerinde en zengin ülke neresi? Parası en değerli, en kıymetli ülke kim? Efendim? Müslüman. Ben Müslümanlara sormuyorum. Neresi var? İngiltere mi var? Oraya cihad ilan etmen gerekiyor o zaman. Ebu Zergi Farah Hazretleri sağ olsaydı, Allahu Alem, Bütün orduyu hümayunu toplar, Müslümanları tek cephe yapar, İngiltere'ye cihad ilan ettirildi. Hazinesi en kalabalık olan orası.
Siz hiç Türkiye'de böyle bir fetva vereni gördünüz mü? Siz Türkiye'de hiç böyle bir imam, hoca, din alimi dinlediniz mi? Türkiye'de bir ilahiyat profesörü, Türkiye'de bir camideki imam, müftü, vaiz, Bir tarikat şeyhi, Bir cemaatin başındaki hoca efendisi, Ey Müslümanlar!
Sizin için en hayırlı rızık, Cihattan elde edilen ganimet malıdır. Topyekun, ekonomizi büyütün, Silahınızı geliştirin ve gidin, Dünyanın en zengin ülkesini, Tabiri caizse vergiye bağlayın. Bu en hayırlı mal budur sizin için. Diyebilir mi? Diyemezler. Kraliçe anneleri onların boğazlarını sıkar. Kraliçe böyle ne kadar yumuşak, Sempatik geliyor değil mi? Dünyanın en zalim kadınıdır. Dünyanın en zalim kadınıdır. Kandan nemalanır, beslenir.
Göz yaşından beslenir. Barut kokusundan sarhoş olur. Hele Müslüman kan olursa, Zevke gelir, aşka gelir. Hele Müslümanların üzerine bombalar yağıyorsa, Kendinden geçer. İsrail'i, İslam dünyasının ortasına kuran, Kurduran kraliçedir. İngiltere'dir. Bize kahrolsun, İsrail diye bağıttıran da odur. İsrail'le Müslümanların çatışmasını seyreden odur. Bundan nemalanır. Kendisi savaşamaz çünkü. Kendisi ortaya çıkmaz onun. İşte bunu söyleyenler de, İsrail borazanı.
Yani İngiliz borazanı bunlar. Sahibinin sesi bunlar. Sahibi kim? İngiltere. İngiltere bunların sahibi. Evet, eğer ki biz ihtiyacınızdan fazlasını infak edin, Ayet-i Kerimesini, Sünnet-i Resulullah'tan, yani hadis-i şeriflerden arındırmış olarak anlayacaksak, ooo harika bir şey çıktı orta yere. Bunu normalde kaldırabilecek bir kimse yok. Bunu söyleyen o kimselere şunu söylemek lazım. Namazı kaç rekat ve kaç vakit kılacağız? Namaz kılın emir. Ne kadar namaz kılacağız? Kılabildiğimiz yere kadar mı? Birisi derse ki 20 saat namaz kılacaksın günde, kim ona 20 saat namaz kılınmaz diyecek.
Neden bunu Müslümanlara söylüyorsun da, ey iman edenler size savaş açarlarsa, siz de onlara savaş açın, Ayet-i Kerimesini insanlara söylemiyorsunuz. Allah bize iyilik versene. Kur'an ve sünnete göre cihat nasıl olmalı? Bugün yapılmaya çalışılan cihat hareketlerini doğru buluyor musunuz? Zamana göre cihat şekli olarak değişebilir mi? Cihat'ın değişlerine inanmıyorum. Bugün yapılan cihat hareketlerini de cihat hareketi olarak görmüyorum. Bu benim kendi, Allah beni affetsin, iştahımda hata yapıyorsam Cenab-ı Hak beni affetsin. Hatalı görenler uymak zorunda da değil zaten. Müslümanlar, Maksist-Leniniz sisteme göre gerilla savaşı yapamazlar.
Dünya üzerinde Maksist-Leniniz gerilla savaşlarının tipik örnekleri oluyor. Bir tarafta Maksist-Leniniz tipinde gerilla savaşları, bir tarafta Amerikan CIA ajanlarının örgütlediği, yine Maksist-Leniniz hareketlere benzeyen, kendilerince işte cihat ettiklerini söyleyenler. Kardeşler, bir Müslüman'ın, İslam'ın devletsiz ayakta durması mümkün değildir. Müslüman savaşacaksa, devletsiz savaşamaz. Müslüman'ın bir devleti olmalı. Müslüman'ın bir devleti olmazsa, asla savaşamaz. Ve o savaş kaideleri, Kur'an ve sünnete uygun değil zaten yapılanlar.
Bugün Filistin'in devleti yok. Filistin, devlet kuramayışının, sancısını yaşıyor. Bugün Müslümanların, Müslümanların, dünya Müslümanlarının başında, İslami bir devlet ve hükümet yok. Müslümanların sancısı bu. O yüzden, cihad ediyoruz diyenler, gizli servislerin elinde oyuncak oluyor. Irak'ta, Suriye'de, Irak'ta, IŞİD kiminle cihad ediyor? Kimleri katlediyor? Baksanıza. Veya bugüne kadar kendince, kendisini, neydi o, Usame Bin Laden'in, bu, El-Kaide dedikleri örgüt, Müslümanlarla mı cihad edecek?
Cihad, kafirle Müslüman'ın arasındadır. Müslüman, Müslüman'ı katledemez. Müslüman, Müslüman'ı katlediyorsa, orada dinden söz edilemez. Allah bizi affetsin. Pensilvanya'dan Gülen, beddua şeanslarına devam ediyor. Bu sefer de paralelcilere beddua ediyor. Benden amin dedim. Paralelci Gülen'in gözünde kimse anlamadım. Devletin paraleli kimlerdir? Kur'an ve sünnette bedduanın yeri var mıdır? Malum yarın seçim var. Ümmet-i Muhammed din, yönetim, ne o? Burasını okuyamadım. Yönetimine taraf olmalı.
Kime oy vermeli? Görüşlerinizi lütfeder misiniz? Biz bu noktada, bütün kardeşlere açık bir şey söylüyoruz. Biz hiçbir seçimde, hiçbir zaman, arkadaşlar, kardeşler, şuraya oy verin, diye bir emir, böyle bir görüş, söylemiyoruz. Ben yaklaşık 2006'da ders aldım. Ben o gündür, bugündür hiçbir arkadaşa, şuraya oy vereceksiniz, bu tarafa, bu kimseyi destekleyeceksiniz, böyle bir şey söylemiyorum.
Ben kardeşleri koyun gibi görmüyorum çünkü. Ehli sufi koyun değildir. Biz harama haram deriz, helala helal deriz. Bizim durduğumuz nokta bellidir. Biz insanlara din anlatırız. Kur'an ve sünnet dairesinde durmaya çalışırız. İnsanlara Kur'an ve sünnet dairesini anlatmaya çalışırız. Biz arkadaşları, kardeşleri cahil bırakıp, cahilce bize bağlanmalarını istemeyiz.
Onları dini bilgiyle bilgilendirip, müminin ferasetinden sakınınız. O Allah'ın nuruyla bakar. Ayet-i kerimesini onların üzerinde tecelli etmesi için uğraş veririz. Ve kardeşlerimiz de, o Allah'ın nuruyla bakarlar. Ve feraset ehlidirler. Nereye gidip oy atacaklarını bilirler. O kadar bilgi kendilerinde vardır. O kadar görüş kendilerinde vardır.
O kadar iştihat kendilerinde vardır. O kadar manevi hal kendilerinde vardır. Kardeşlerimiz rüyalarında görürler. Kardeşlerimize Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri müjde verir, uyarır. Kardeşlerimize geçmiş peygamberler müjde verir, uyarır. Ve o uyarılanlar da etraflarını anlatırlar rüyalarını. Kardeşlerimiz zikir halakalarında nerelere oy atacaklarını görürler. Zikir halakalarında hal yaşarlar. Rüyalarından görürler. Kalplerine ilham gelir kardeşlerin. O yüzden biz kardeşlerimize şu partiye oy atın, bu adamı destekleyin demeyiz. Bu bizim yolumuzun adabı ve erkanı değildir, icabı da değildir. Biz kardeşlerimize din öğretisi veririz ki ve kardeşlerimizin kalbine ilham gelmesinin yolunu anlatırız ki o kardeşlerimiz kalplerine gelen ilhama göre davranırlar.
Malum Allah bir mümin kulunun kalbine kafiri destekletmez, münafığı destekletmez, dini yasaklayanları destekletmez, namaz kılmayanları destekletmez, zikretmeyenleri destekletmez, kahrolsun şeriat diyenleri destekletmez. Cenab-ı Hakk'ın rızası kahrolsun şeriat diyenlerin arkasında değildir. Cenab-ı Hakk'ın rızası Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin var oldukları günden beri Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yoluna hakaret eden, sünneti seniyyesine karşı gelen, getirmiş olduğu Kur'an'ı reddeden,
Kur'an'ın hükümlerini reddeden, kimselerin peşinde değildir. Allah'ın rızası, Allah yolunda koşanların, Kur'an ve sünnet dairesinde yaşayanlarla beraberdir. Allah'ın rızası, İsrail'i kendisine otorite kabul eden, Mossad'ın peşinde düşen, Siyah'ın emrinde duran, İngiliz kraliyet ailesinin kanatlarının altında yaşayanla değildir.
Allah'ın rızası, Kur'an ve sünneti, kendisine düşman görenlerle beraber değildir. Allah'ın rızası, Kur'an'ı kendisine kitap, Hz. Muhammed Mustafa'yı kendisine rehber, onun sünneti, Resulullah'ını kendisine ölçü edinenlerle beraberdir. O yüzden biz kardeşlerimize, Kur'an ve sünneti anlatırız. Biz kardeşlerimize, Balık tutmayı anlatırız. Onlara balık tutmayı öğretiriz. Biz onları tembelliğe itmeyiz, Hazır balık koymayız önlerine. Biz kardeşlerimizi saf olarak görmüyoruz. Biz kardeşlerimizi mahçurlu ve kısıtlı görmüyoruz. Biz kardeşlerimizi geri zekalı görmüyoruz. Biz kardeşlerimizi nereye oy atacağını bilemeyecek kadar, din bilgisinden yoksun kimseler olarak görmüyoruz.
Çünkü biz kardeşlerimize din anlatmaya çalışıyoruz. Biz kardeşlerimize Kur'an ve sünnet anlatmaya çalışıyoruz. Biz kardeşlerimize Allah'ı sevmeyi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinden peşine düşmeyi, onun sünneti Resulullah'ını yaşamayı öğretmeye çalışıyoruz. Bu noktada duran bir kimsenin hata edeceğini zannetmiyoruz. Hata etse dahi o hatasının hatasından geri döneceğini biliyoruz. O yüzden kardeşlere şuraya oy atın demek, onların akıllarına, fikirlerine, kalplerine, ilimlerine, hakaretten fazla kendime hakaret olarak görürüm. Niçin? Demek ki ben kardeşlerimize mevcut Kur'an ve sünneti anlatamamışım. anlatmamışım kasıtlı olarak.
Onları yönlendirmek ve yönetmek için kasıtlı olarak öğretmemişim diye düşünürüm. Ve kendimi hainlerden görürüm. Ve kendimi din yolunda vefasızlardan görürüm. Ve kendimi bile bile insanları cahil bırakmaktan dolayı lanetlenmiş hahanlara benzetirim. Din yolunda insanları kendisine bağlayan Firavun'a benzetirim o zaman. Bu büyük hakaret olur.
Bu büyük yanlışlık olur. Allah muhafaza eylesin. Biz insanlara din öğretiriz. Din. Biz insanlara doğruyu, iyiyi, güzeli, kötüyü, yanlışı, şeytaniliği öğretiriz. Deniz ki burada şeytanilik var. Buradan uzak durun. Deniz ki burada rahmaniyet var. Aman burada durun. Siz yüzyıl dine hakaret edeceksiniz. Yüzyıl dindarlara hakaret edeceksiniz. Yüzyıl insanların başörtüsünü sökeceksiniz. Yüzyıl Kur'an'ı yasaklayacaksınız. Yüzyıl İslam hukukunu ortadan kaldıracaksınız. Yüzyıl yıldan beri alimlere, şeyhlere, dervişlere, sufilere kan kusturacaksınız. 28 Şubat daha acısı sancısı geçmemişken, taptaze zihinlerde, orta yerde dururken, kalkıp Müslümanları kandırıp aldatacaksınız.
Bitti bunlar. Bunlar eski mahallede dolaşıyorlar daha. Biz onları çok önceden gördük, yaşadık. Bitti. Bizde bitti. Başkasını bilmem. Bizde bitti. Biz arkadaşlara din anlatırken sadece abdestli namazı öğrettiğime inanmıyorum ben.
Ben arkadaşlara sohbet ederken, arkadaşlarla paylaşırken, ben sadece abdesti bozan şeyler bunlardır, namazı bozan şeyler bunlardır, orucu bozan şeyler bunlardır da kalmıyorum ben. Böyle bir şey yok zaten. Burada kaldı mı olmadı o. Kardeşler, o yüzden derim ben, bol bol hadis-i şerif okuyun. Hadis-i şerif oku. Ayet-i kerime oku. Tefsir oku. Fıkıh oku. Fıkıh. Benim kitabım yok. Benim risalelerim yok. Benim yazdığım kitaplar yok. Ben kitaplardan geçinmiyorum. Ben sohbetlerden geçinmiyorum. Ben zikrullah halakalarından geçinmiyorum.
Hacı Mehmet İzmir'de ders yaptırırken maaş almıyor. Cemil İzmit'de Adapazan'da ders yaptırırken maaş almıyor. Bu tekkeye hizmet eden Adnan olsun, Ali olsun, Cafer olsun, bilimum arkadaşlar. Maaş almıyorlar. Bizim göbeğimiz bir yere bağlı değil. Hiçbir yere bağlı değil. Allah ve Resulüne bağlı. Biz Allah ve Resulüne bağlıyız. Biz onun için yola çıkmışız. Biz onun için buradayız. Biz cemaatten maaş almak için burada değiliz. Tarikattan maaş almak için burada değiliz. Siyasetten maaş almak için burada değiliz.
Biz dinden geçinmek için burada değiliz. Dini kitaplar yazıp da din geçinmemizi sağlamıyoruz biz. Biz sohbet CD'lerini sataraktan geçinmemizi sağlamıyoruz. Bizim böyle bir derdimiz yok. Böyle derdi olanlar kendilerine bakacaklar. Birilerinin vesayetinin altında büyüyenler bunlara bakacaklar. Biz birilerinin vesayetinin altında değiliz. Bu dergahı Mossad kurmadı. Bu dergahı CIA kurmadı. Bu dergahı İngiliz kraliyet ailesi kurmadı. Bu dergahı Alman gizli servisi kurmadı. Biz yargılana yargılana geldik. Karakol karakol dolaşa dolaşa geldik.
Biz basıla basıla geldik. Basıla basıla geldik. Biz havasız güneşsiz bodrumlarda Allah'ı zikrede zikrede geldik. Biz şeyen illah diyerekten gelmedik. O yüzden fitursuzuz. Biz bize kim ne verecek diye düşünmedik. İstemedik de. Elimizi de uzatmadık. Dönüp bakmadık bile. Dönüp bakmadık bile. Satılık değiliz. Peşkeş çekilecek de değiliz. Birilerinin telefonu açıp filanca yere destekleyeceksiniz deyip de imanımızı satacak noktada da değiliz. Değiliz.
28 Şubatçılarla kol kola gelecek halde değilim. Canımı alsınlar. Değilim. 28 Şubatçılarına kuyruk olanlara kuyruk olma noktasında değiliz. Yok. Hür olun. Ey oğul bağı çöz. Ne zamana kadar gümüşe ve altına bağlı kalacaksın. Pirimizin bize desturudur. Allah var. Dert yoktur. Allah var. Kısıtlılık yoktur. Allah var. Hürriyet var. Yürüyün. Yolunuza bakın. İşinize bakın. Mossad'ın bençesinde inim inim inleyenler düşünsün. CIA'nin kurduğu topluluklar kendilerini düşünsün. Bizim öyle bir derdimiz yok.
Biz dünyaya çıplak gelmiş, bu dünyadan da çıplak gideceğine inananlardanız. Çıplakken ne kadar özgürsem bugün de o kadar özgürüm. Çıplakken ne kadar bağımsızsam bugün de o kadar bağımsızım. Hür olun. O yüzden asla bu can bu bedende olduğu müddetçe size şu partiye oy verin demeyeceğim hiç.
Demedim demeyeceğim de. Size söyleyeceğim şey şu. Gözünüzü açın. Dünyayı seyredin. Türkiye'yi seyredin. Neler oluyor seyredin. Anlamaya çalışın. Sorun. Anladığınızı yaşamaya çalışın. Bilin kim ne yapmış. Bilin. Tarihin arka bahçelerinde dolaşın. Kimin ne hareketini neden yaptığını görün. Dininizi de öğrenin. Din düşmanlarınla beraber olmayın. Sizin birisine olan kırgınlığınız, birisine olan kızgınlığınız, birisine olan hassasiyetiniz sizi din düşmanlarıyla dost etmesin. Sizin bir kardeşiniz olan kırgınlığınız, kızgınlığınız sizi kafirlerle beraber etmesin. Nefsinize uymayın.
Nefsinize uymayın. Bana kızabilirsiniz. Bana kızdığınız için gidip kafirle dost olmayın. Bana kızabilirsiniz. Bana kızdığınız için gidip İngiltere'nin adayına oy vermeyin. Bana kızabilirsiniz. Bana kızdığınız için yüz yıldan beri bu insanlara din adına kan kusturanlarla beraber olmayın. Ramazan oruçta içki içenlerle beraber mi olacaksınız?
Siz müminlerle beraber olun. Bu kim olursa olsun. Oruç tutmuyorsan da saygı duy. Bu millet Müslüman. Mine eteklisi de oruç tutuyor. Askılısı da oruç tutuyor. Oruç tutuyor. Adamın namazdan haberi yok. Oruç tutuyor. Sen onun karşısına şarap bardağından geçemezsin. Ben onunla beraber olmam. Kim oluyorsa olsun. Ben onların yanında olmam. Kim oluyorsa olsun. Ben dinle mücadele edenlerle beraber olmam. Kim oluyorsa olsun. Bana şunu diyorlar.
Şeyhin at deseydi atar mıydın? Şeyhim kafiri desteklemezdi ki. Benim şeyhim Yahudi'ye dost olmazdı ki. Benim şeyhim Hristiyanlarla dost olmazdı ki. Benim şeyhim Papa'ya bağlılığını bildirecek mektup göndermedi ki. Benim şeyhimi ne soruyorsunuz? Benim şeyhim meydanda. On sekiz yıl beraber koştuk biz onunla. Benim dizime vurdu otobüste. Yeni derviştim. Mustafa Efendi dedi. İyi dinle olun dedi. Yeni dervişim daha. Bacağıma vurdu. Yan yanayız. Dün gibi hatırımda. Mustafa Efendi dedi. Kur'an'ın hukukunun hakim olması için mücadele etmezsen yapmış olduğun zikirler, sohbetler, namazlar seni kurtarmaz oğlum dedi.
Dikkat edin. Kur'an'ın hukukunun hukukunun hakim olması için mücadele etmezsen senin namazın, abdestin, orucun seni kurtarmaz oğlum dedi. Bana vasiyeti bu. Ben daha henüz altı aylık derviştim. O gün bana zakirlik vermişti. Zakirlik verdiği gün söylüyor bana. Bu ikinci görüşmemizdi bizim onunla. Birinci görüşmemizde biz ben normalde ders almıştım. Tanıştık, görüştük. Tabi birinci gün tanıştık, görüştük. İkinci gün işte yol gittik, geldik. Bir daha geldiğinde bana zakirlik verdi. O ertesi gün bana söylüyor bunu.
Kur'an'ın hukukunun hakim olması için mücadele etmezsen kıldığın namaz, oruçla, zikirle kendini kurtaramazsın. Biz bu öğretiyi aldık. Ben şeyhimden bu öğretiyi aldım. Şeyhim bana bunu öğretti önce. İslam'ın hakim olması için hukuk noktasında mücadele etmeyi bana vasiyet etti. Benim üstadım asla dinsizlerle beraber olmadı.
Böyle bir şey de söylemedi bana. Ben şahit değilim. Bana hiç böyle bir tavsiyede bulunmadı. Bulunmadı. Benim eski ülkücü olduğumu biliyordu. Bana hiç şu partiye oy et Mustafa Efendi demedi bana. Hiç demedi. Ona da sorarlardı. İşte kime oy atalım diye. O da derdi ki, içinizde rüya görenler vardır onları anlatsın. Var mı içinizde rüya gören? Siyasetle alakalı. Oyla alakalı. Anlat bakayım. Birden bir yere kınanarak görünüyordu.
Onları kucaklıyordu. Başka görün. Ben sizinle birlikte gördüm. Sizinle birlikte bir ettiler kendileri. Kim? Başbakanımız. Sizin peşinizden geliyordu. Ben size edep ediyordum, soramıyordum. Hani bu konuyla ilgili zaten aydınlatıyordunuz bizi. Sizin peşinizdeydi. Bu rüyayı üç kere gördüm kendisini. Üç kere de bana dedi, arkamızda durun dedi. Nurduk el anlattım. Söyle Ali. Sesini yükselt. Adamlara ben rüya görün demedim.
Tasarlanmış bir şey de değil. Herhalde öyle bir şey anlamıyorsunuz değil mi? Yarın manşet atarlar. Tayyipçi Şeyh. Arkadaşlar, insanlara din öğretiriz. Bu kadar. Şeyhimin yolu buydu. Şeyhim böyle yapardı. Bak ben de onun yolundan gittim. Anlattı arkadaşlar rüyalarını. E şimdi burada bakın bir tane çatlak bir rüya yok. Dört kaç? Bir, iki, üç, dört tane dinledik. Dört tane dinledik. Dört tane aynı minval üzerine. Birisi başka bir minvalde görebilir. Ümmetim yanlışta toplanmaz. Hadisi şerif. Bir başkası inanmayabilir.
Adam diyor ki, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini gördüm. Onun şekline şemaline şeytan girmez. Rüyayı sahihandandır. Sufiler kendi şeyhlerinin de şekline, şemaline şeytanın girmeyeceğine inanırlar. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem benim ve varislerimin der hadis-i şerifte. Çünkü başka bir hadis-i şerifte şekline şeytan giremez der. Sufiler bu hadis-i şerifi ölçel olarak da şeyhlerin de şekline, şemaline şeytanın giremeyeceğini söylerler. Ben orayı böyle bir kenarda tutarım. Adam ona inanmak zorunda değil ya. İyi kardeş. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin şekline şemaline peygamber, şeytan giremez.
O zaman ölçü olur insana. Görene ölçüdür. Ha birisi şunu diyebilir. Ya Ali yalan söyleyebilir. Böyle bir ihtimal var. Ben kendime ölçü kabul etmiyorum. Kabul etme kardeş. Sana zaten bir yere o hayat diyen yok. Sadece şunu anlatmaya çalışıyorum. Kardeşler. Memleketinizi sevin. İnsanlarınızı sevin. Dininizi sevin. Birisine olan kızgınınız, ayet var ya bu konuda. Birisine olan kızgınınız, sizi yanlışlığa götürmesin. Haksızlığa götürmesin. Sizi eksikliğe götürmesin. Abinizdir, kızabiliyorsunuzdur. Hukuksuzluk yapmayın. Amcanızdır, babanızdır, kızıyorsunuzdur. Hukuksuzluk yapmayın.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden Kur'an ve sünnet dairesinde düşünün. Ben hep şuna inanırım. Bir kimse tepeden indiyse bir yere oranın kıymetini bilmezdi o. Miras yedi gibi olur o. Siz oğlunuza bir yer bırakırsınız, dağıtır orayı o. Neden? Ya o tırmalaya tırmalaya gelmedi ki. Yani bu neye benziyor biliyor musunuz? Yani adamın birisi geliyor. Ondan sonra ben buranın şeyhiyim diyor. Hoş geldin 23 insan. Ne oldu? Beni atadılar buraya diyor. Kim atadı seni? İngiliz atamış. Ya biz seni dergahta hiç görmedik. Beraber senden hiç zikretmedik. Sen hangi dergahtaydın? Aa yok.
Ya nereden geldin sen? Nerede dervişlik yaptın? Kimdi senin zakirin? Yok. Ya sen hiç dergah yüzü görmedin mi? Görmemiş. Şeyh yüzü görmedin mi? Görmemiş. Onu görmemiş, bunu görmemiş. Hoş geldin 23 insan. Mesut oluyor insan. Aa adam dergaha şeyhlik yapmaya gelmiş. Tamam hoş geldin. Kim atadı seni? Seni atayanı söyle bana. Aa kraliçe atamış onu. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri atamamış. Hazreti Peygamber Efendimiz atamış olsaydı onu biz Hazreti Peygamber Efendimizin atadığını görecektik. Veya bu kardeş Hazreti Peygamber Efendimiz'i gördüğünde o atananı da görecekti. E biz görmedik.
Ben görmedim. E benim ben kardeşlerimin rüyalarına inanırım. Hallerine inanırım. Benim öyle bir saftirik yanım var. Ben böyle dinlerim herkesin rüyalarını. Aa bir yerde toplanmışlar. Bir şey söylemeye gerek yok. Bir yerde toplanmış. Dört rüya anlattılar. Dördü de bir yerde toplanmış. Hiçbirisi de kraliçe adayı görmemişler. Hayret. Bir şey söylememize gerek kaldı mı? Bakın rüyalar her şeyi söylemiş. Değil mi? Şimdi bu soruyu gönderen de belki de böyle bir cevap türü beklemiyordu. Ama Cenab-ı Hak böyle herkese bir cevap verdirdi.
Kadınların saçlarını boyamasının caiz olmadığını söylemiştiniz. Yani normalde saçlarını boyamanın caiz olmadığı değil. Saç boyası sentetik olursa, sentetik, plastik yani. O saça su değmeyeceğinden dolayı guslü olmaz. Kalıcıysa diş dolgusu gibi, diş kaplaması gibi guslü olur.
Saç büyüyen bir şey. Arkadan boyasızı geliyor. Öyle olunca kalıcı bir şey değil. Sentetik olduğundan sıkıntılı. Oje. Kalıcı değil. Kalıcı oje sürersen abdest olur. Hiç çıkmayan oje. Diş dolgusu gibi. Kaplama diş gibi. Hiç çıkmıyor. Elinin üstü olmuş olur. Plastik kaplama yaptı etini. Yandı. Plastik kaplattı. Abdest olur. Kalıcı. Ama geçiciyse, nasıl elinde boya varsa temizleyinceye kadar, adamın mesleği boyacılık. Temizleyinceye kadar uğraşmakla yükümlü. Abdest alacağız.
Saç boyası da aynı. Sentetikse olmaz. Kına. Sentetik değil. Yakabilirsiniz. Sentetik olmayan kök boyalar çıkmış. Yapabilirsiniz. Bunda bir sıkıntı yok. Allah'tan sabır ve namaz ile yardım dileyin buyrulur. Namazla yardım istemekten kasıt bitiminde yapılan dua mıdır? İnsan namaz kılarken nasıl yardım ister? Hem namaz kılıp hem de aynı anda insan dua edip Rabbine halini arz edebilir mi? Namaz kılmak bir bela, bir musibet, bir sıkıntı anında hemen o kimsenin namaza atmasıdır kendisi. Kavga edecek, at namaza kendini. Bir bela, musibet geldi, at kendini namaza. Tekirdağdakiler ve Tekkedekiler sizi dört gözle bekliyor.
Tekirdağ'a gideceğiz inşallah. Renkli oje ve ruj sürme karan mıdır? Sizi çok seviyoruz. Ojenin, rujun renklisi, renksizli olsan olacak. Meyve ve sebzelerin zekatını verirken bunların ne miktarda ulaşması gerekir? Her meyvenin ve sebzenin cinsine göre değişmekte midir? Evet. Örneğin bir ton kızılcık için ne kadar zekat vermeliyiz? Bakmam lazım bunlara. Bunlar böyle çok sorulan sorular değil. O yüzden kim? İyidirlerden mi geldi bu? Bu soru nereden? Meyvecılardan mı geldi? Kimden geldi? Bakalım inşallah unutmazsam önümüzde kafta söyleyeyim. Medeniyet dediğin tek dişi canavar İngiltere Kraliçesi Mehmet Akif Ersoy'un deyişi.
Kanada'da dört sene Prens Deyana'yla kaldım öldürttü. Kim kalmış ya Prens Deyana'yla? Maşallah ya. Efendim? Onun zaten suikaste kurban gittiğini herkes biliyor ya. Sıkıntı yok. Onların işidir o. Çok güzel ilim, irfan, her müminin öğrenmesi gerekir. Dilim, ilim denizinde dalıp orada yüzmesi gerekir. Allah, Allah-u Teala ne diyor ilme isteyene veririn ama namaz vakti geldi geçti. Sorun arka tarafta.
İlim namazdan önce mi gelir sonra mı? Namaz namaz namazdır. Namaz normalde bir kimseye farzdır. Şimdi sahabe böyle sohbet ediyormuş. Sahabe sohbet ederken birisi sahabeye demiş ki ezan vakti girdi demiş. Sahabe de dönmüş ona demiş ki Allah senin iyiliğini versin bunu sen mi bana demiş hatırlatmaya çalışıyorsun. Bizi namazsız görüyorlar herhalde.
Allah bizi affetsin. Evet buranın saati dakikası öyle denk geliyor. Saati dakikası öyle denk geldiği için namaz vaktine sohbet denk geldiği için biz burada topluca namaza gidemiyoruz. Arkadaşlar sohbetten sonra bir kısmı içeride saf saf olup namaz kılıyorlar. İçeride namaz kılınan yerler var. Biz de orada bir yerim odamız var. Orada namazımızı eda etmeye çalışıyoruz. Sonuçta namazımızı kılıyoruz. Ama şöyle bir insanlarda hastalık vardır. Adam her namaz vaktinde vaktinde camiye gitmiyordur. Ben kendi nefsim için söyleyeyim size elinizi kaldırttırmayayım şimdi. Ben her namaz vakti, namaz vaktini camide namazı kılabilen bir kimse değilim.
Değilim. Buradaki cemaatin büyük bir çoğunluğunun da bu soruyu soranın da öyle olduğuna inanmıyorum. Ama bu tip sohbetlerde o kimse bunu söylemeye ihtiyacı duyar. Ezan okundu ya namaza gitmediler. Namaz mı önemli sohbet mi önemli. Al sana dakika bir gol bir. Nasıl hemen karşı karşıya getiriyor namazla sohbeti bak. Hemen karşı karşıya geldi. Ona diyeceksin ki buradaki sohbet önemli aha diyecek. Ona diyeceksin ki namaz önemli ne oturuyorsunuz burada diyecek. Bunlarla karşı karşıyız elhamdülillah.
Hamd ediyoruz. Allah ondan da razı olsun. Muhakkak ki namaz ibadetlerin kıymetlilerinden birisidir. Muhakkak ona şu cevabı da verebilirim. İkindi namazı kılınacaktı. Beni İsrail Yahudilerinden birisi bir Müslüman erkeği şehit etti. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onları namazdan dedi yolda kılın. Önce dedi o kardeşinizin intikamını alın. Namazı hiç kaçırmayın. Beş vakit namazınızı kılın. Allah yolunda da cihad edin.
Allah yolunda gayret gösterin. Kaçıncı beytte kalmışız? Hemen bir beytçeğiz. Olsa da okuyalım. Hz. Pir'in dersini de yapalım. Bundan birkaç gün önce bir yerde bir şeye denk geldim. Çok üzüldüm. Ada pazarlıymış adam. Hz. Mevlana Celaletin Rumi Hazretlerine o kadar böyle eksik nakıs sözler söyledi. Yüksek sesle söylüyor. Ben de o mekandayım, oradayım. Duyuyorum yani. Dayanamadım. Ve o kimsenin cehaletinden haberinin olmadığını da bildiğim halde dedim ya pes artık ya.
Dedim Hz. Mevlana'yı böyle nasıl konuşabiliyorsunuz? Hiç dedim mesnevinin kapağını açıp okudunuz mu dedim ben. Dedi ki Hz. Peygamber dahi söylemedi ne olursan onun gelin dedi. O onun sözü değil ki dedim ben de. Kaldı. Sen temizlen de gel dedi bana. İnşallah dedim temizleneyim ben. Dedim maydanoz oldum sohbetinize kusura bakmayın dedim. Çekildim kenara. Kıymetli dostlar işte bu ülkede bu ülkede sufi yolundan giden şeyhlere, pirlere, büyük zatlara hep kim kustular? Namaza kim kustular?
İslam ahlakına kim kustular? İnsanları islam ahlakından uzaklaştırdılar. Şimdi insanlar din darlaştıkça, dinlerine sahip çıktıkça, onlara başka oyunlar oynamaya çalışıyorlar. Allah bizi muhafaza eylesin. Kuş yücelerdedir, gölgesi de aşağıda, gölgesi toprak üstünde kuş gibi uçar durur.
Bir ahmak da kalkar o gölgeye avlamaya girişir. Öylesine kadar, öylesine o kadar koşar ki güçten kuvvetten kalır. Haberi bile yoktur ki yakalamak istediği avadaki kuşun yere vurmuş gölgesidir. O gölgenin nerede olduğundan haberi bile yoktur. Gölgeye ok atar da atar. Bu atış bu arayış yüzünden de oklu bomboş kalır. Tefsir-i Haftaya, El-Fatiha, Hamas-ı Haftaya, Amin. Saat 11 çünkü 12'de sema sohbet bitsin de şikayet ederler oradan ne onların tabiriyle gürültü geliyor diye. O yüzden sohbeti kestim 11'den.
Hakkınızı helal edin. Gecenizi ayırın.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.