Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 8 Eylül 2018 · 1:15:49
Selamün aleyküm, Allah gecenizi hayır etsin inşallah, Cenâb-ı Hak gününüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Sallâllâhu Aleyhi Vesselâm Hazretlerine neden salavat getiriyoruz? Bizim ona salavat getirmemiz onun makamını daha da yükseltecek, zaten o Allah'ın en sevgili, en yakın kulu değil mi?
Biz salavat getirirsek Allah'a da mı yaklaşacak? Cenâb-ı Hak bayağı değindiydik bu meseleye. Biz Peygamber Sallâllâhu Aleyhi Vesselâm Hazretlerine salatu selam getiririz, farzdır. Cenâb-ı Hak ayet-i kerimede Allah ve melekleri Habibine salatu selam getiriyor, siz de salatu selam getirin diye emir sigasıyla söyler bunu.
Emir sigasıyla söylenince bir şey farz olur. Emir sigası var çünkü. Allah bunu sever, siz de sevin, farz olur sevmek. Veyahut da Cenâb-ı Hak bu noktada emir sigasıyla söylediği her ne var ise hepsi de Müslümanlar için farz olmuş olur. Bizim salatu selam getirmemiz, ben dini meselelere bakarken bundan şu çıkarıp bundan bu çıkarmak, onu oradan çarpmak, onu oradan bölmek uzun bir mesele.
Din iman edip amel etmektir. Bir kimse iman eder, iman etti, dinin hükümleriyle amel eder. Onun üzerinde bunu neden yapıyoruz, bu neden söylendi? Yani Cenâb-ı Hak Yahudilere dedi ki, Cumartesi gün balık avlamayın. Kur'an'da geçiyor. Bunun mantıksal bir bakış açısı var mı? Bizi bu sonradan bize bunu böyle sokuşturmaya çalışıyorlar, sıkıştırmaya çalışıyorlar, bir tarafımıza katmaya çalışıyorlar. Dinde mantık aramak, dinde kendilerince kimin mantığını arayacağız? Benim mantığımı mı, onun mantığımı mı, diğerinin mantığını, kimin mantığını arayacağız dini bir meselede?
Yani bir başkasının mantığını arayıncaya kadar Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin mantığını ararım. Din ona indirildi birinci derecede. Neden başkasının mantığını arayayım? Kur'an'da geçiyor, mantık mı arayacağız? Ne diyor? İbrahim'i ateşi yakma dedik, serin selamet ol dedik diyor. Hadi mantık ara. Bu mümkün değil. Bunu aklını ilahlaştıranlar, kendi mantelitesini ilahlaştıranlar, kendi akıl ve mantıklarını, kendi akıl ve mantıklarını ya Allah'ın yerine koyuyorlar, ya Peygamber'in yerine koyuyorlar. Mantık çünkü yürütecek. Mantık yürütmek felsefenin işidir. Din, iman etmek ve amel etmektir.
Cenab-ı Hak demiş ki Allah ve melekleri Habibine salatu selam getiriyor. Sizler de salatu selam getirin. Bitti. Biz salatu selam getiririz. Düz mantıkla. Namaz kılın. Namazı kim tarif etmiş? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri tarif etmiş. Yeni şimdi böyle ağzımı bozmak istemiyorum. Zırtabozlar çıktı ya, yeni namaz tarifleri var. Bunlar gizli gizli, küçük küçük, tarih boyunca hep olmuş. Bunları tartışmışlar. Bunu yeni bir böyle namaz şekli, yeni bir namaz türü üretmeye çalışıyorlar. İşte ne yapacaklar? Sıralara oturacaklar. Bu Türkiye'de de tartışmış. Tartışılmış bu. Meclisler tartışmışlar Cumhuriyet'in ilk yıllarında. Yani neden geri kaldık?
Dinden geri kaldık. Dini geri kalma bir unsuru olarak gördü ya Cumhuriyet uzun bir müddet. Osmanlı'dan itibaren süre gelen bir şey var. Ta Sarı Selim'den itibaren süre gelen, Osmanlı'dan itibaren süre gelen bir akım var. Bu akım ne? Avrupalılaşma akımı. Biz yani Avrupa'nın karşısında geri kaldık. Geri kaldığıma sebebini kendi içimizde tartışıp sebeplerini ortaya koyacağımıza biz dedik ki Avrupalılar gibi olmadığımızdan dolayı dinde geri kaldık.
Haydi ne yapalım? Kıyafetimizi değiştirelim. Haydi ne yapalım? İbadetimizi değiştirelim. Yani biz kıyafeti değiştirince Avrupalı olacağımızı düşündük. Kıyafetimizi değiştirdik. İki yüz elli yıl oldu Avrupalı olamadık hala daha. Oysa elleri değiştirmedik. Kıyafetleri değiştirdik, musikimizi değiştirdik, kültürümüzü değiştirdik, eğitimimizi değiştirdik. Cumhuriyetle beraber yasalarımızı değiştirdik. Kanunlarımızı da değiştirdik. Değiştirdik. Medeni kanunu değiştirdik, ceza kanunu değiştirdik. Bütün hepsini değiştirdik. Hepsini hazır paket aldık Avrupa'dan. Kültürümüzü de değiştirdik. Şimdi Avrupa'da olmayan barlarımız var, Avrupa'da olmayan diskolarımız var, Avrupa'da olmayan tatil kamplarımız var, Avrupa'da olmayan çıplaklık kamplarımız var, Avrupa'da olmayan beş yıldızlı, beş boynuzlu, yedi yıldızlı, yedi boynuzlu otellerimiz var.
Otellerde binlerce kadın hizmet ediyor, Avrupa'da yok bunlar. Bizde var, gene olamadık. Adamlar bağırıyorlar, siz Avrupalı olamazsınız. İki yüz elli yıllık bir süreç var, gene olamadık. Bakın yine olamadık. Bu bir süreç. Bunu dinin üzerinde de tartıştılar. Mesela ne yaptı? En son Fransa. Ya senin derdine mi değil mi? Birisi kalkıp da bir komisyon toplayıp, İncil'i değiştireceğiz diyebiliyor mu? Dünya üzerinde. Ama adam bir konsey topluyor, diyor ki Kur'an'ın üzerinde çalışma yapıyoruz. Eee, Kur'an'ın üzerinden cihatla alakalı, hukukla alakalı ayetleri kaldıracağız.
Fransa neden yapmaya ihtiyacı duyuyor bunu? Çünkü Müslüman sömürgeleri var. E bu Müslüman sömürgeler, sömürgeliğe devam etmesi lazım. Orada ayet-i kerime de var, siz gavurlarla mücadele edin, cihat edin. E Müslüman sömürgeler o ayet-i kerimi okuduğu müddetçe ilk cihat edecek kimse kim? Fransızlar. Ülkeni Fransa'nın işgalinden kurtar. Ülkeni Fransa'nın bu noktada sömürgeciliğinden kurtar. Allah'ın emri. Hiç kimse seni sömürmesin. E İngilizler var, İngilizlerin bir sürü sömürgesi var. E İngiliz de, İngilizler de Müslüman sömürgeleri durdurmak için ne yapıyorlar? Birisi oradan bir işaret fişeği patlatıyor. Prens Charles Müslümandır diyor. Birisi bir işaret fişeği daha patlatıyor.
Diyor ki, Buckingham Sarayı, Kraliçe, Hazreti Peygamber soyundandır diyor. E bunu bir de tasdikleyen fesli tarihçimiz var. O da ne diyor? Çünkü kızının Şeyhi Kıbrıs'ı. O da bunu tasdikliyor. Diyor ki ben diyor Şeyh Efendi'nin yalancısıyım. Şeyh Efendi bana dedi ki diyor, Prens Charles geceleri gelir, benimle sohbet eder dedi diyor. Yani Prens Charles'ı düşünün, Londra'da tek başına Kıbrıs'ın evine gidip onunla sohbet edecek. Bunu neden söylemeye ihtiyacı duyuyorlar? Bunu ilk defa nerede açıkladı?
Amerika'da açıkladı. İsim söylemezdim önceden ben ya, şimdi isim zikrediyorum artık. Kıbrıs'ı bunu nerede açıkladı? Amerika'da açıkladı. Amerika'da konferansta açıkladı. Amerikalılar açıkladı. Ondan sonra Londra'da da açıklamalarına devam etti. Neden bunu söylemeye ihtiyacı duyuyorlar? Çünkü İngiltere'nin Müslüman sömürgeleri şöyle düşünecekler. Aaa Prens Charles Müslümanmış. Bunlar da bak peygamber evladındanmış, soyundanmış. Eee, ya tamam ya, bizi yöneten kim? Kraliçe. E ne? Peygamber soyundan. Ama Hristiyan, ya olsun ya, bu kadar ayrıştırma sen de. Bu Hristiyan'dı, bu Müslüman'dı, bu Yahudi'de. Ya hoca sen ne kötü adamsın ya, Mustafa Özbağ. Neden? Ayrıştırdın bak, Hristiyan, Müslüman diye.
Ya ben ayrıştırmadım, Allah ayrıştırdı. Oradan da Edip Yüksel bağırıyor zaten. Bu Allah diyor, ayrıştırıcı bir Allah diyor. Bu İslam dini diyor, ayrıştırıcı bir din zaten diyor. Aaa, biz Edip Yüksel'i Müslüman biliyoruz halbuki, değil mi? Ama diyor ki, bu Allah, ayrıştırıcı bir Allah diyor. İslam dini diyor, ayrıştırıcı bir dindir diyor. E başkaları da çıkıyor, diyor ki bir din ayrıştırıcı, kafir, mümin, münafık ayırıyor diyor. Aaa, ayırmayacak. E o zaman Prens Charles'a karşı sempatik bakıyoruz. Ne kadar güzel. E cihad edeceksin, kime cihad edeceksin? E muhterem Şeyh Efendi Hazretleri Prens Charles için Müslüman demiş. Yine o aynı muhterem Şeyh Efendi Hazretleri Buckingham Sarayı için peygamber soyundan demiş.
Kime sen şimdi başkaldıracaksın? Kiminle mücadele edeceksin? O zaman normalde komple İngiliz sarayının yönettiği sömürgelerin hiçbirisinde Müslümanlar gavurlarla cihad etmeyecek. E bunun içinde ama Müslümanların şu elindeki Kur'an'ından cihad emirlerini kaldırmamız lazım. Ne yapacak? Fransa'da bunu ne yapıyor? Önderliğini yapıyor. Çünkü en fazla Müslüman sömürgesi olanların başında İngiltere ardından Fransa, sonra İtalya gelir, sonra Portekiz gelir. Bunların normalde Afrika'da sömürgeleri vardır. Yani Asya'da Osmanlı'dan kalan sömürgeleri vardır. Her devletin paylaşmışlardır. Sömürgelerini daha rahat sömürebilmeleri için bunlar lazım.
Şimdi mesele dini mantık yürütmeden iman edip yaşama dedik ya. O yüzden de bize salatu selam getir demiş Cenab-ı Hak biz de getiriyoruz. En iyi ibadet Allah'ı tanımak ve O'na tevazu etmektir. Cafer-i Sadık soru Allah'a tevazu etmek nasıl olur? Allah'ın emirlerini yerine getirmektir. Allah'ın yap dediğini yapıp yapma dediğini yapmamaktır. Allah'a tevazu odur. Arkadaşlar, kardeşler, bir kimse haram işler. Haram işleme kapısı herkese açıktır. Hiç kimse yoktur ki haram işleme kapısı kapanmış olsun. Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hariç.
Diğer peygamberlerde küçük hatalar vardır. Büyük haramlar yoktur. Hiçbir kimse yoktur ki haram kapısı kapalı olsun. Hadis-i şerif. Hiçbir insan yoktur ki bir günah-i kebair onu pençesinin altına almamış olsun. Hadis-i şerif devam ediyor. Günah işleyenlerin en hayırlısı tövbe edenlerdir. Hadis-i şerif devam ediyor. Tövbe edenler hiç günah işlememiş gibidir. Tövbe edenler hiç günah işlememiş gibidir. Şimdi Allah'a tevazu insanın elinden geldiğince haramlardan uzak durmasıdır. Namaz kılmamak da haramdır. Oruç tutmamak da haramdır. Haram sadece içki içmek, kumar oynamak, işte şeytanın oyununa düşüp faloklarına bakmak, işte haram sadece şirke düşmek, anne babaya ağası olmak, haksız yere adam öldürmek, gıybet etmek, dedikod etmek, iftira etmek değildir.
En büyük günah-i kebairler normalde yedi olarak sıralanmış ya hadis-i şeriflerde. Bazı yerlerde farklı günahlar söylenmiş. Mekke bunları yirmi üçe, yirmi dörtte toplamış. Eserinde geçer. Ama normalde hadis-i şerifte en büyük günah-i kebair birincisi Allah'a şirk koşmaktır. İkincisi anne babaya asi olmaktır. Hadis-i şerif öyle devam eder. E şimdi Allah'a şirk koşmak. Allah'a şirk koşmak nedir? Kur'an'dan herhangi bir şeyi, herhangi bir şeyi reddetmek. Küfür, şirk. Bir yasağı yasak görmemek. Bir helalı helal görmemek. Allah'a tevazu denilince ne olacak o zaman? Bir kimsenin Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmasıdır. Allah'a tevazu.
Allah'ın yasaklarına uymaktır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, ümmetimin sonunda sizin ve babalarınızın duymadığı şeyler söyleyenler olacak. Onlardan sakının, sakının. Bu hadisi anlayamadık. Ne gibi sözlerden bahsediliyor? Bu tabii bu sözler nelerdir? Zaman içerisinde sözler farklılaşır. Babalarınızın duymadığı ne demek? Yani dinde olmayan bir şeyi söyleyecekler size. Bunu babalarınız duymamıştı. E normalde bu söyleniyor mu şimdi? Söyleniyor. Dinde olmayan bir şeyi dindenmiş gibi görmek. Dinde var olan bir şeyi reddetmek. Veya var olan bir şeyi tebdil etmek, değiştirmek. Hani uzun bir hadis ya, Buhari'nin, Babul Fiteni'nin başında geçer.
Uzun bir hadis. Ümmetimden bir kısmı kıyamet günü, mahşer günü, havzumun başına getirilir. Bir adım kalır diyor. Onlar da benim hesabımda. Ben onları tanırım. Onlar benden hızla uzaklaştırılır. Derim ki bunlar benim ümmetimdendi. Bir münadi melek, bir cevap verici der ki, Ey Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem. Bunlar senden sonra dinden geri döndüler. Bu Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri vefat ettikten sonra bazı kavimler irtidat ettiler, geri döndüler. Yine hadis-i şerif devam ediyor. Bir kısmı yine getirilir. Ben onları tanırım. Yine hızla uzaklaştırılır. Derim ki bunlar benden de ben bunları tanıdım.
Derler ki diyorum o cevap veren. Bunlar senden sonra dinde var olan bir şeyi yok kabul ettiler. Reddettiler. Ya bu haram. Ya bu haram değil. Ya bu farz. Bu farz değil. Var olan bir şeyi reddettiler. Üçüncü grup insan. Yine onlar getirilir. Bunlar yok olan bir şeyi varmış gibi kabul ettiler. Dinde olmayan bir şeyi dindenmiş gibi kabul ettiler. Üniversite sınavına giriş namazı. Yok böyle bir namaz. Bakın böyle bir namaz yok. Ama ne icat etmişler. Ne bir de kul hakkından kurtulma namazı. Geçenlerde nereden?
Bir yerden gönderdiler bana. Kul hakkından kurtulma namazı. Bilmem ne zaman, bilmem hangi gün, bilmem ne kadar namaz kılarsan kul hakkından kurtulacaksın. Ulan adam bütün yıl o zaman, bütün ömrünce herkesi yalasın, yutsun, yesin, içsin, bütün hakkı, hukuku tanımasın. Senenin bir günü o gün namazı kılsın, kul hakkından kurtuldu. Ya böyle bir din var mı? Olmayan bir şeyi varmış gibi kabul etmek. Dinden değil. Hakkında ayet yok, hadis yok, dinde yok. Hakkında ayet, hadis olmayan bir namaz üretmek. Hakkında ayet, hadis olmayan oruç üretmek. Oruç üretmiş.
Evrenin soğunun bir talebesi. Tabiri caizse deri kemik kalmış. Öğretmen, psikolojisini bozmuş. Görüştüm kendisiyle. Dedim ne? Oruç tutuyoruz. Nasıl bir oruç? Nasıl bir oruç? Bütün gününü oruçlu geçiriyor. İftar etmek yok. Berili şeyler yiyorlarmış. Berili şeyler kadar. Yani onlar hani Budistler çakra aşacak ya. O arkadaşlarla böyle değişik. Dedim ya psikolojisini bozmuşsun. Din bu değil. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Ben iftar ederim, yerim. Cima ederim diyor. Bakın nikahlanırım demiyor. Cima ederim. Sadece nikahlanmak yeterli değil.
Senin nikahlı bir eşin olabilir, dokunmazsın ona. Değil. Dokunacaksın, cima edeceksin. Yok ki cima ederim. Uyurum da. Uyurum da. Size ne oluyor ki? Asaba söylüyor bunu. Size ne oluyor ki? Allah'tan en fazla korkanınız benim. Yerim, iftar ederim. Cima ederim. Uyurum. Size ne oluyor ki? Diyor. Bu hadisi söyledim bayana. Dedim ya. Bu din değil. Bu tasavvuf değil. Bu yol değil. Olmayan bir oruç. En sıkı oruç Davut orucu dediği oruç. Onun da sahabeden birisine söylüyor.
Umuma söylemiyor. Umuma söylenen oruç otuz Ramazan orucudur. Umuma söylenen oruçtur bu. Umuma din olarak tebliğ edilen oruç otuz Ramazan oruçtur. Başında, ortasında, sonunda umuma söylenir bu. Kim ayın başında bir gün, ortasında bir gün, sonunda bir gün tutarsa bütün ayı oruçlu geçirmiş gibi olur. Bunlar umuma söylenmiş olan oruçlar. Kim pazartesi, perşembe oruç tutarsa işte bütün haftaya oruçlu geçirmiş gibi olur. Bunlar umuma söylenmiş olan oruçlar. Umuma söylenen üç tane oruç var. Pazartesi, perşembe, ayın başı, ortası veya 14, 15, 16'sı bir de Ramazan orucu. Bunlar umuma söylenmiş olan oruçlardır. Siz din olarak insanlara oruç tebliğ edecekseniz bu üç orucu söylersiniz.
Dersiniz ki kardeş Ramazan orucu farz. Oruçların en makbulü, en değerlisi. Ramazan ayı geldiğinde 30 gün oruç tutacaksın veya 29 gün. 31 gün olmaz. Bakın 31 günde olmaz. 30 gün. Yok Mekke'dekiler iftar ediyormuş da biz de burada iftar edeceğiz. Otur otur dünyaya. Cahil adam. Namazı Mekke'nin vaktine göre mi kılıyorsun? Otur. Seni Vahabi kafalı seni. Milletin kafasını karıştırma. Ya orada iftar ediyorlarmış, yok orada sahur ediyorlarmış, yok orada bayram ediyorlarmış. Otur kardeşim ya. Muaviye kafalılığı yapma. Neden Muaviye kafalılığı dedim?
Muaviye Şam'dan geldi. O bayram yapmak istedi. Hazreti Ömer Efendimiz durdurdu onu. Dedi ki bulunduğun yere tabi olacaksın. Nereye gittin sen? İstanbul'a. İstanbul'a tabi olacaksın. Nereye gittin? Ankara'ya. Sen Ankara'ya tabi olacaksın. Ankara'da Bursa'nın vakitlerine göre namaz kılmayacaksın. Böyle bir mantık yok. Böyle bir dini kural yok. Sen Erzurum'a gittiğinde Bursa'ya göre mi namaz kılıyorsun? Erzurum'a gittiğinde sen Mekke'nin saatine göre mi kılıyorsun? Veyahut da Selaniye'ye gittin. Mekke'nin saatine göre mi namaz kılacaksın? Değil. Eee orucu neden oraya göre tutuyorsun? Oruç belli. Bakın tavsiye edilen oruç bu.
Ama sahabeden bir kimse daha fazlasına gücüm yeter ya Resulallah. Ona diyor Davut orucudur. Duğundan da fazlası yoktur. Bir gün boş bir gün dolu. En fazla oruç bu. Onu da o sahabeye söylüyor. Sonra sahabe ne diyor? Vallahi yaşlılığımda bu oruç bana ağır gelmeye başladı. Keşke bu kadar ısrarcı olmasaydım. Bakın keşke bu kadar ısrarcı olmasaydım. İnsanlara sünnette olmayan, Kur'an'da olmayan dini bir şey tebliğ etmek. Olmayan bir şeyi var göstermek. Bu da ne oldu? Bu da uzaklaştırıldı. Bir grup, dördüncü grup insan. Onlar da yaklaştırıldılar. Hızla benden uzaklaştırıldılar. Sordum neden uzaklaştırdınız? Dedi ki bunlar senden sonra. Dinde var olan bir şeyi tebdil ettiler.
Değiştirdiler. Namazı değiştirmek istemeleri gibi. Namazın kılınış şeklini değiştirmek istemeleri gibi. Ramazan ayının günlerini değiştirmek istemeleri gibi. Haç ayının gününü değiştirmek istemeleri gibi. İbadetin şeklini değiştirmeyi istemeleri gibi. İbadetin şekli var. Şeytana taş atıyorsun. Şeytana taş atarken böyle taş atmıyorsun. Onun şekli var. Şeytana taş atmak ne? Alıyorsun nohut büyüklüğünün taşı. Bismillahüallahu ekber atıyorsun. Böyle atıyorsun. Böyle fırlatmıyorsun. Yok. Şeytana taş atarken dahi düzenin sistemin var. Öyle şeytana terlik atmak yok. Hacı çıkarıyor.
Anasını avradına. Dedim hacı dur. Şeytan gene galip geldi dedim. Daha sen taş atmadan seni perişan etti. Hacı ana avrad düz kaynak yapacak şeytana. Dedim dur sakin ol. Hiç unutmuyorum. Alt kattan taşlıyoruz ikinci gün. Birisi şemşiye atmış. Aşağı doğru şemşiye iniyor. Hacı gazını alamamış. Artık şeytandan ne kadar çektiyse atamazsın. Onun dahi şekli şemali var. Yapamazsın. Bakın yapamazsın. Say da işte remel yapmak. Sebep? Ta gürüdük geriye. Ta hacer annemize gittik. Neden? İsmail'i koymuş zemzemin. Daha zemzem yok meydanında. İsmail'i oraya koymuş. İsmail'e bakaraktan gidiyor. Biz şimdi Beytullah'a bakaraktan gideceğiz.
Beytullah'ı da göremiyoruz. Her taraf beton yağını çünkü. Say da Beytullah'ı göremezsin şimdi. Beton yağını. Milleti Beytullah'ı göstermemek için ellerinden gelen bütün gayreti göstermişler. Şu Beytullah'ı görmeyin. Ne görürseniz görün. Ne göreceksiniz zemzemi görün. Zemzem tavır. Kocaman. Saatıyla, hilaliyle Beytullah'ı görmeyin. Zemzem'i görün. Ya da kralın sarayını görün. Önceden daha en yüksek bina kralın sarayıyla Hilton'du. Sonra interkontinentali yaptılar oraya. Ondan sonra bir başkasının otel hayti yaptılar. Ondan sonra işte zemzem tavır yaptılar. Beytullah'ın etrafı otellerle çevrili. Kapitalist sistemin tanrılarıyla çevrili.
Beytullah'ın etrafı kapitalist sistemin tanrılarıyla çevrili. Önceden Beytullah'ın içindeydi tanrılar, ilahlar. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke'yi fethedince hepsini onların indirdiği darman tasetti. Şimdi Beytullah'ın dışında tanrılar. Evet. vize vermiyorlar ben böyle konuşunca hiç umurumda değil. Etrafında şimdi ne görüyorsun Beytullah'ın etrafında? Otelleri görüyorsun. Kafanı nereden kaldırırsan kaldır zemzem tavır karşında, oteller karşında. Zaten içeri de katmıyorlar. Böyle sıkıntılı şeyler var. Ortalık beton yağını, mermer yağını.
Nereden gelme? İtalya'dan gelme. Her tarafta kocaman kocaman direkler. Koycan merkezi, pergeli Beytullah'a beş kilometre etrafında ne varsa yıkacaksın. Etrafında beş kilometre ne varsa her şeyi yıkacaksın. Hepsini de aşağı indireceksin. Demir yolunu, raylı sistemi indireceksin. Alışveriş yerlerini indireceksin. Otelleri aşağı indireceksin. Yemek yemeği yerleri, tuvaletleri aşağı indireceksin. Yukarıda hiçbir şey görünmeyecek. Bıraksınlar Türkiye yapsın. Yapamazlar ki. Yapamazlar. Orası Müslümanların mülkü. Orası Suudi Arabistan'ın mülkü değil.
Bunu artık Müslüman dünya dile getirmeli. Hicaz bölgesi La ilahe illallah Muhammedun Resulullah diyen herkesin hakkı olan bir bölgedir. Bütün Müslümanların sığınma yeridir. Bütün inananların evidir. Bir kimse yüz bin katliam yapsa dışarıda Hicaz bölgesine gitse otursa bir polis gelip onu oradan kaldıramaz. Emin bölgedir. Ne zaman Hicaz bölgesinin dışarına çıktı o zaman polis onu tutuklar. Kimse elleyemez onu. Orada bir suç işlerse o zaman orada onun suçunun cezası verilir. Orada bir suç işlemediyse bir kimse kimse ona dokunamaz. oranın hukuku özeldir. Ve Müslümanlar bunu dile getirmeli.
Türkiye'deki şeyh efendiler hoca efendiler dünya üzerindeki şeyh efendiler hoca efendiler bunu dile getirmeliler. Hicaz bölgesi Müslümanların ortak mülküdür. Hicaz bölgesi camiler camiler tekkeler Müslümanların ortak mülküdür. Hiçbir cami hiçbir tekke şahsın kendisine ait değildir. Bir kimse camiyi yaptırabilir kendisi camiyi yaptırdığı anda orası Müslümanların mülkü haline gelir. Bir kimse tekkeyi kendi parasıyla yaptırsa dahi orası Müslümanların mülkü haline gelir. Bir medrese yaptırdı değil mi? Medrese anında Müslümanların mülkü haline gelir. orası Müslümanlara aittir.
Hicaz bölgesi Müslümanlara aittir. Bu tekke hiçbir kimsenin değildir. Bu tekke de herkes hizmetçidir. Herkes hizmetçidir burada. Hizmet eden nasibini alır. Hizmet eden bereketini alır. Hizmet eden hizmetinin karşılığını alır. Hiç kimsenin babasının malı değil burası. Kendi malı da değil. burada dağıtılanlar da hiç kimsenin babasının malı değil. Kendi malı da değil. Burada yenilen içilen her şey hiç kimsenin malı değil. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyenin demeyen herkes tasarruf edebilir.
Hizmet etmek istemiyorsan ağrına geliyorsa çekilirsin kenara çıkarırsın gömleğini asarsın oraya. Hiç kimse laf söylemeye hakkın yok. Bitti. Burası da tekke hizmetkarız hepimizde. Hepimiz hizmetkarız burada. Buranın adabı erkanı eyvallah korumak muhafaza etmek vazifemiz hizmetkarız çünkü. ama öbür türlü bizim değil. Cami bu manada babamın malı değil. Bizim değil derken şahsi noktada söylüyorum. Herkesindir. Beytullah da herkesindir. O yüzden Beytullah taki şekil şemal hepsi de ritüel konmuş vaziyettedir. Sen onu değiştiremezsin. Değiştirirsen bu hadis-i şerifin hükmüne girersin.
Hz. Muhammed Mustafa'dan hızla uzaklaştıranlardan olursun. Sen şeytan taşlamanın şeklini değiştiremezsin. Sen namazın şeklini değiştiremezsin. Sen haccın şeklini değiştiremezsin. Sen orucun şeklini şemalini değiştiremezsin. Din tamam oldu kardeşim. Senin değiştirecek bir şeyin yok. Senin uymak için bu din. Uy ibadet et. Allah bizi onlardan eylesin. bu ne? Bu hani harfi med sevabi mut med med din sevapları nelerdir? Bilemedim. Soruyu soran özür dilerim hakkını helal etsin.
Ben mi yanlış okudum acaba? Sen üniversite mezun olsun değil mi? Sesli oku bakayım. Duydunuz mu? Duymadı değil mi? Ha ver mikrofonu bakayım ya. Ben okuyamadım tam da böyle. şekerim yüksek ne olduysa ben mi karıştırdım acaba dedim. Hocam bu hani harfi med sebebi mut meddi medin sevapları nelerdir?
Üniversite mezunları elini kaldırsın. Maşallah subhanallah. Bunu anlayan elini kaldırsın. Acaba dedim benim damarlarda mı tıkanıklık var diye düşündüm de tamam. Anlayamadık bilemedik. Soruyu soran kardeşten özür diliyoruz. yatırım amaçlı alınan evlerin zekatı olur mu? Bir mülk aldınız. Bu mülkü alıp satmak için aldıysanız alıp satacağınız. O ticaret metaı oldu. O zekata girer. Bu arsa tarla bağı bahçe daire alıp satmak için aldınız. Bu zekata girer. Aldınız yarın öbür gün ev yapacaksınız. Bu zekata girmez. Bir ev aldınız dediniz ki bunu satmayacağım ben kiraya vereceğim.
Kiraya verdiniz. O ev aldığınız miktar zekata girmez. Kiraya verdiniz. Gelen kiranın hepsini yiyorsunuz. 50 bin lira kira alıyorsunuz. 50 bin de yiyorsunuz. Hiç zekat vermeyecek. Devlet vergisini alıyor ama değil mi? Hiç zekat vermeyecek o kimse. Neden? O kimse 50 lira geliyor 50 lirayı de yiyor. o zekat vermeyecek. Alıp satmak için. Bir araba aldı satacak. O zekata girer. Bir daire aldı satacak. Zekata girer. Tarla aldı satacak. Zekata girer. Alıp satmak için. Bir şey almış. O zekata girer. Hanefi'ye göre söyledim bunu. Bebek mevlidinde bebeğe takılan ve aile tarafından kullanılmayıp saklanan altın ve paranın zekatı verilmeli midir?
Evet. Onu eğer bebeğe niyet edildiyse o ne kadar diyelim ki şu kadar altın toplandı. Her sene o altından bebek için toplanan altından zekat verilecek. Anne baba şunu yapıyor. Aman ben ona dokunmayayım. O para dursun orada. O zekatı cebinden veriyor. Verebilir mi? Verebilir. Yaşlı hasta köpeğin var. Ameliyat oldu. Ayağa kalkamıyor. İki yanında yaralar açıldı. Acı çekiyor. Uyutmamız günah olur mu? Bakın evlerde köpek beslemek çobanlara ve köylülere mahsus bir müsaadedir.
Bir kimse güvenlik amaçlı köyde oturuyor. Köpek besleyebilir bahçesinde. Koyunları var. Köpek besleyebilir koyunlarını korumak amacıyla. Tarlası takkası var. Orada köpek besleyebilir. Hanefi'ye göre söylüyorum. Bir kimsenin evinin içinde köpek beslemesi caiz değildir. Hanefi'ye göre. Bu evlerde işte kedi de besliyorlar ya ya işte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde kedisi varmış. E vardır. E işte Ebu Hüreyre'nin de kedilerin babası. Doğru. Doğru.
E şimdi onlarla geliyorlar ya kardeşim Ebu Hüreyre bekar. Annesi yok. Hanımı yok. Çoluğu çocuğu yok. Sen Ebu Hüreyre misin? Madem onu benim önüme örnek koydun sen Ebu Hüreyre erkek hiç evlenmemiş eşi çoluğu çocuğu yok. Hiçbir iş yapmamış. Ashab-ı Sufa'dan Beytül Mal'den geçilmiş. İlim öğrenme adına Beytül Mal'den geçilmiş. Özür dilerim böyle söylemek istemem. Ebu Hüreyre üflesen yarısı yabana gider. Ebu Hüreyre radiyallahu An Hazretlerine üflesen yarısı yabana gider.
Neden? Beytül Mal'den geçindiği için bazen iki hurma bazen üç hurma bazen bir hurma ben gittim Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve ve selleme açlığımı şey yapmak için açtım diyor karnımda bir tane taş bağlıydı açtım bak ya Resulullah gör karnımda bir tane taş var bir gündür hiçbir şey yemedim ben açınca baktım diyor Hazreti Peygamber de açtı diyor onun karnında üç tane taş var o üç gündür bir şey yememiş sen Ebu Hureyre gibi bir hayat yaşıyorsan öyle bir evde yaşıyorsan Ebu Hureyre'nin evi nerede?
Medine'nin dışında biraz kenarda tabiri caizse ne diyoruz biz kenar mahallelere? Varoş Medine'nin varoşında yaşıyor fukara bir göz evi var bir göz evi var hiçbir akrabası yok Ebu Hureyre'nin çünkü Ebu Hureyre'nin ne Mekkeli ne Medine'li Ebu Hureyre iyi bir Hristiyan çok iyi bir Hristiyan hem de ve bir peygamberin çıkacağını dini kitaplarından öğrenip Medine'de zuhur edeceğini öğrendiği için Medine'ye annesiyle beraber yayan gelen bir sahabe ya o işte kedilere baktı hanım yok çoluk yok çocuk yok kedi baktı o zaman bütün erkekler
kedi baksınlar evlenmesinler e evlenmek sünnet evin içerisi hayvanat bahçesi milletin evlenmiyor kedi köpek bakıyor bunları sormayın bana başınızı yakarım ben sizi ondan sonra da yaşlanıyorlar kediler de köpekler de yaşlanacak zaman içerisinde yaşlanınca rahatsızlanacak rahatsızlanınca hadi bak bakalım ölsen öldüremezsin atsan atamazsın satsan satamazsın ne yapacaksın dışarıda sokak kedilerine bak git orada akşamüstü onlara yemek ver onlara aç kalırlarsa bak bunda bu caiz bunda bir sıkıntı yok dışarıda kedi bakın bir köşe bulun
hayvanları toplayın orada yedirin içirin bunda bir beis yok eve alıp sahiplenince sıkıntı Allah bizi affetsin bir kadın on tane avret yeri vardır evlenince birini örter ölünceye diğerlerini mezar örter burada demek isteneni anlatır mısınız kocasına karşı birini örter evet bu normalde geçenlerde de gelmişti uzun bir soru buna uzun diye es geçmiştik yine aynı uzunlukta önüme gelmiş yine devam ediyoruz kaldığımız yerden bugün twitter'de
bir şey paylaştım sonra özelden çok soru soran oldu bu mesele nedir diye paylaştığım şey şuydu bir kardeşimiz bir arkadaşımız netizenin tanrı öldü sözünün üzerine yorum yapmışlar onu bana göndermiş ona karşılık olarak yazdım ben de tanrı öldü netizenin sözüne karşı ben de dedim ki tanrı ölmedi karşılık olarak ama insanların içindeki tanrılar insanların kendi yaptıklarından o kadar rahatsız oldular kendi tanrısal seslerinden onların seslerini kıstı insanlar dedim evet ne yazık ki insanoğlu insanlığını katliam altında
tutuyor kendi insanlığını da öldürüyor ve kendi insanlığını öldürürken kendi içindeki tanrısal ses ben onu öyle söyleyeyim onu da katlediyor boğuyor onu o sesten yani o vicdan diyoruz ya biz ona o sesten rahatsız oluyor onu boğuyor onu boğduktan sonra da diyor ki tanrı öldü Allah bizi affetsin devam ediyoruz Allah'tan başka hiçbir şey yokken ilk defa hakikat-i Muhammediye var olmuş bütün mahlukat bu hakikatten ve onun için yaratılmıştır alemin var olma sebebi maddesi ve gayesi bu hakikattir buna göre evrenin varoluş
sebebi Allah'ın Hz. Muhammed'e duyduğu sevgisidir Süleyman Çelebi ölümü 1422 şimdi bu hadisi kutsinin şerhi gibidir hiçbir şey yok iken Allah kendi nurundan ve ruhundan bir şey yarattı hiçbir şey yok iken ve o yarattığı şey Allah'ı tesbih etti teşbih etti tenzih etti bu Allah'ın hoşuna gitti hadisi kutsinin metni budur bu da bu hadisi kutsinin şerhi gibi hiçbir şey yok idi Cenab-ı Hak Hz.
Muhammed'i Mustafa'nın ruhaniyetini ve nuraniyetini yarattı o yarattığı şey dikkat edin Allah'ı tesbih etti yani Allah'ı zikretti teşbih etti yani Allah'ı bir şeye benzetti sıfatlandırdı ve tenzih etti sıfatlandırdığı bütün her şeyde ne yaptı ardından tenzih etti o hiçbir şeye benzemez dedi ve bu Allah'ın hoşuna gitti Allah bunu sevdi ve Cenab-ı Hak ondan bütün mahlukatı yarattı gel Habibim sana aşık olmuşam cümle halkı sana bende kılmışam ben sana aşık olunca ey şerif senin olmaz mı dualam ey latif bu bu da herhalde
Süleyman Çelebi'de tasavvufta sık sık kullanılan ve kudsi hadis olarak rivayet edilen rivayet edilen sen olmasaydın ben kainatı yaratmazdım ifadesiyle de bu anlatılır eyvallah Sagani 650-1252 bu hadisin mevzu olduğu kanaatindedir Radiyuddin Hasan bin Muhammed Es-Sagani El-Mevduat bu Sagani'yi ilk defa duydum demek ki duymadığımız bir kimseymiş bunun mevzu olduğunu söylemiş bunun mevzu olduğuna dair birkaç kişi daha söylüyor bunu bu hadisin sahih olmadığına dair bu hadis-i kudsi sahih olmadığına dair birkaç kişi daha
söylüyor ama mesela bu hadisi hadis hafızları hadis alimleri almış bunu hadis olarak sonradan gelen hadis kritercileri 200 yıl sonra 300 yıl sonra 400 yıl sonra gelen hadis kritercileri bazı hadislerin mevzu olduğunu sahih olmadığını beyan etmişler eyvallah bu bir ilimdir birisi böyle bir hadis var demiş toplamış eserini almış 1-2-3 çünkü bu sen olmasaydın kainatı yaratmazdım sözü 4-5 hadis kitabında geçiyor hadisi kudsi olarak birkaç tane hadis kritercesi alülkarri de var bunun içerisinde alülkarri bu hadis ondan sonra
şey olarak ne o zahir olarak yoktur ama mana itibariyle vardır der o ben insanları ve cinnileri bana ibadet etsinler beni tanısınlar diye yarattım sözünden hareket eder sagani ilk defa duydum ali el karide sagani gibi bu rivayetin hadisi olmadığını ancak manasının sahih olduğunu söyler eyvallah ajlini bu rivayet hakkında bana göre hadis olmasa da bu rivayetin manası sahihtir der ajlini genel olarak islam mutasavvufları sufileri hanefiler bu hadisin var olduğunu iddia etmişler demişler ki var elbani ali el karinin bu hadisi
lafzı mevzu ancak manen sahih olduğu görüşünü eleştirir ona göre hadisin manasının sahih olabilmesi için manasını destekleyen başka rivayetlerin olması gerekir der var başka rivayetler bu konuyla alakalı birkaç ders önce bir ders yapmıştım onu dinlerseniz veya açar şimdi buradan da o dersi size tekrar yapabilirim o başka rivayetler normalde kabul edenler var konuyla ilgilalaştırmalarda hakikat-i Muhammediye fikrini ilk dile getiren suhi olarak üç isme rastlanır Seyh bin Abdullah Abdullah et Tüsteri Zinnun-i Mısri Hallacı
Mansur Tüsteri'den önce Gulat-i Şiz fırkalarından biri olan Mugriye'nin de kurucusu Mugriye bin Said el-İjdi'den 119'a 737 ilk yaratılan şeyin Hz. Muhammed'in gölgesi olduğuna dair bir görüş nakledilmektedir dolayısıyla Sufilerden önce Şii batini muhitte ana hatlarıyla bu görüşe rastlamak mümkün Uğri Rubin Nur Muhammed sayfa 62 normalde bakın bunları bir şey hakikat ise herhangi bir yerde ona rastlanılması demek bu şeyin onlara ait olduğunu demek değildir ilim Çin'de de olsa gidip alınız ilim Müslüman'ın yitik malıdır
o yüzden normalde bir ilim herhangi bir topluluğun herhangi bir izmin herhangi bir fırkanın malı değildir bir şey doğrusa doğruysa o herkesin malıdır ve her Müslüman'ın yitik malıdır o o yüzden bunu Şii desteklemiş olabilir veya batinliler bunu söylemiş olabilirler yani kaderiyecilerin bütün söylediklerini hepsinde çöpe mi açacağız biz hayır kaderiyecilerin neyle alakalı yolumuz ayrılıyor kaderiyeyle alakalı cebriyecilerimizin neyle yol ayrılıyor cebriye anlayışıyla alakalı ayrılıyor haricilerle nereden ayrılıyoruz
biz onlar işte Kur'an'ın diyorlar ki komple zahirine bağlıyız biz bizi ilgilendirmez müteşabihtir filan Allah'ın eli var mı var derler örneğin bizim ayrıldığımız nokta bu yoksa biz haricilerin bütün hepsinde söyledikleri boş diyemeyiz ki bu doğru olmaz zaten bu mantık bir şey bakın hadisi kudsi de var hadis şeritte var ilk yaratılanın Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhaniyeti ve nuraniyeti olduğuna dair böyle olunca hakikat-i muhammediye metaforu boşa çıkmıyor ayağa yani sonuçta bunu destekleyen
hadisi kudsiler ve hadis-i şerifler var başka hadis-i şerif ve hadisi kudsi olmamış olsa ilk yaratılanla alakalı ve ilk yaratılanın Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhaniyetinin ve nuraniyetiyle alakalı eyvallah kabul edeceğiz sağlısı oldu yanaşın kapının ağzı boşalmış olsun gelin gelin gelin gelin sağlı sollu ilk yaratılan insanın Hz. Muhammed olduğu ve onun bir nur olduğu düşüncesi bazı tabinin alimlerine atfedilen yorumlarda görülür nitekim taberinin tefsirinde taberi tabinin
içerisinde en önemli tefsircilerden birisidir ben derim ya tefsiri taberi diye taberiden okurum genelde ben ilk bir meseleye bakacaksam taberiye bakarım taberi islam dünyasının içerisinde denilebilinir ki en böyle düzenli böyle sağı solu derli toplu intizamlı bir şekilde yazılmış ilk tefsirlerden birisi geniş muhteviyatlı olarak ilk tefsir Hz.
Abdullah'ın oğlu Hz. Abbas'ın oğlu Abdullah'a aittir ilk tefsir ilk tefsir ilk Kur'an tefsiri biz ona meal de diyebiliriz Hz. Abbas'ın oğlu Abdullah'a aittir tek cilttir Arapça basımı vardır bakın tek cilttir Arapça basımı basımı var Türkçe'ye çeviremediler mi çevirmediler mi bilmiyorum artık keşke çevrilse enteresan olduğuna inanıyorum onun sonra tabi'in döneminde yani tabi'in kim sahabenin ilmini alan sahabeyi yetişmiş sahabeyi gören zatla bunların adına tabi'in deniyor bunlar Peygamber Sallallahu
Aleyhi Vesellem Hazretleri'ni görmediler Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem Hazretleri'ni gören işiten onun dizinin dibinde iman eden onunla beraber onunla beraber 10 gün dahi yaşayan sahabe bu sahabeyi gören kimselere tabi'in deniliyor bu sahabeyi hiç görmemiş ama tabi'ini görmüş onlara da teba-i tabi'in deniyor yani birinci altın nesil sahabe ikinci yani birinci nesil işte örneğin sahabenin içerisinde aşeri mübeşereler 24 ayar altınsa işte diğer sahabeler 22 ayar altınsa tabi'in de artık böyle nasıl söyleyeyim
18 aya teba-i tabi'in de 14 ayar altın gibi öyle söyleyeyim Allah bizi affetsin inşallah taberi de onlardan birisi taberi Hz. Muhammed'in ilk yaratılan insan olduğu şeklindeki anlayışı tabi'in devri alimlerinden katedeğe nispet eden iki rivayet mevcuttur buna göre tasavvufu bir terim nur-u Muhammed'i değil ancak ilk yaratılan insanın Hz. Muhammed olduğudur eyvallah bu konuda bir sözüm yok buradaki bu ilk tabi'in dönemindeki kimseler böyle hakikat-i Muhammed'iye metaforu olarak bunu sunmuyorlar bunu diyorlar ki Cenab-ı Hak
Hz. Muhammed'i Mustafa'nın ruhaniyetini ve nuraniyetini yarattı ilk önce bununla alakalı hadisler var bu konuyla gerekirse önümüzdeki haftaya ilk yaratılanın Hz. Muhammed'i Mustafa'nın ruhaniyeti ve nuraniyeti olduğuna dair bütün hadisleri toplar önümüzdeki hafta getireyim inşallah Yunus bunun bana not düş inşallah önümüzdeki hafta bununla alakalı geniş bir ders yapalım bu konu madem ki açıldı ilk yaratılanın ilk yaratılan şeyin yaratılış sıralamasını koyalım ilk yaratılan şey Hz. Muhammed'i Mustafa'nın ruhaniyeti
ve nuraniyeti ilk yaratılan kün deninde ilk olan şey o ilk yaratılan şey Hz. Allah'ı zikretti teşbih etti tenzih etti ondan sonra diğerler ondan sonra akıl yaratıldı ondan sonra kalem yaratıldı ondan sonra işte levh-i muhafuz yaratıldı bunlar o kadar anlık süreler içinde ki yani bu böyle göz açıp kapatmak uzun mesafe bu meselede bakın göz açıp kapatmak bunu normalde ışığın hızı hocam kaçtı saniyede üç yüz bin kilometre biz bunun o yaratılış hızını saniyede üç yüz bin kilometre olarak düşünmeyin üç yüz bini örneğin
işte beşe çarpın üç yüz bini ona çarpın o kadar büyük hızlı bu ilk yaratılışın süreci bakın ilk yaratılış süreci kadar hızlı bir yaratılış süreci yok o süreyi hesaplamak mümkün değil metafizik olarak hesaplamak mümkün değil ancak bunun normalde işin felsefesiyle bunun inancıyla işin içinden çıkabilirsiniz bunu metafizik olarak çıkmak bunun fiziksel olarak astrofizik olarak çıkmak mümkün değil ancak metafizik olarak çıkarsınız işin içinden yani mana olarak çıkarsınız bunun matematiğini bulmanız mümkün değil bu tabi
hadisi şeriflerde ve hadisi kutsilerde bu söylenirken normalde hani ilk yaratılan şuydu sonra şunu yarattı deyince sonra denilince sanki insanlar zannediyorlar ki hani kün dedi ilk önce Hz. Muhammed Mustafa'nın ruhaneti nuraneti yaratıldı bir müddet bekledi böyle değil bu bu öylesine anlık bir şey ki buna bir zaman birimi oturtturmak mümkün değil o yüzden mesela bir hadis şerife bakarsan ilk yaratılan akıldır der başka bir hadis şerifte ilk yaratılan kalemdir der örneğin bu normalde o yaratılış sıralaması esnasında
olan şeyler inşallah bununla alakalı önümüzde kalıp arada böyle bir ders yapalım evet kabül ahbar ölümü 652 ve said bin cübeyr ölümü 713 nur ayeti olarak bilinen Allah göklerin ve yerin nurudur onun nuru şuna benzer mealindeki ayette geçen ikinci nurdan maksadın hazreti peygamber olduğunu söylemişlerdir bunu mukatil bin süleyman da destekler taberi camül beyan entevili ayil ayil kuran sayfa 136 şimdi bu ilk yaratılanın hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin ruhaniyeti nuraniyeti olduğunu hadisler
var ya hadisi kutsiler var ya bunun dayanağı olarak evet bu ayeti kerimeye gösterirler yerlerinde göklerinde Allah yerinde göğünde nurudur o nur şuna benzer derinde orada nur şuna benzer derken o nuru teşbih ediyor çünkü orada teşbih edilenin hazreti muhammedi mustafa'nın nuraniyetinin olduğuna dair evet bu konuda görüş birliği var öte yandan tabi'in döneminde pek çok israiliyet malzemesinin kuran tefsirine sızdığı göz önünde bulundurulursa tabi'in devri alimlerinin hristiyanların kendi peygamberleri hakkındaki yorumlarına
misillem olarak da çıkartılmış olabilir bakın israiliyet meselesi son dönem çok tartışılmaya başlamıştır beni israil peygamberleri bizim peygamberimizdir hem ibrahim israil israilden süre gelen soyu olan bütün peygamberler bizim peygamberimiz olduğu gibi yine ibrahim aleyhisselamın ishaktan olan beni israil peygamberleri de bizim peygamberimizdir biz beni israil peygamberlerinin ağzındaki hakikati red edemeyiz ki biz ademden itibaren ister israil soyundan olsun
ister ishak soyundan olsun bütün peygamberlerin peygamberliklerine iman ederiz bu beni israil veya israiliyat sözü israiliyet sözü ademden itibaren gelen islam anlayışını ve olgusunu parçalayan bir şeydir hazreti isa aleyhisselamın da peygamberliğine iman eder bizim peygamberimizdir hazreti musa nın da peygamberliğine iman ederiz bizim peygamberimizdir süleyman yakup yusuf yunus hepsi de bizim peygamberimizdir ismi geçsin geçmesin ne kadar ademden itibaren hazreti muhammed mustafa'ya kadar ne kadar peygamber gönderildiyse
hepsine de iman ederiz hepsine de peygamber olarak iman ederiz yani isa aleyhisselamın doğru sözünü red mi deriz hazreti davudun doğru sözünü red mi deriz hazreti suleymanın doğru sözünü red mi deriz hazreti musa'nın doğru sözünü red mi deriz harun'un yahyanın yakubun yusufun yunusun eyyübün doğru sözlerini red mi deriz böyle bir şey yok bu israiliyattan Allah Allah ee Kur'an'ın içerisinde dil olarak dil olarak tekrar söylüyorum dil olarak sonuçta Yahudi dili de var
var İbranici de var içinde var Kur'an'ın içerisinde Allah alem bunu dil bilimcilerin işi bu dil bilimcilerin işi ama Kur'an'ı Arapça indirdik diyor o ayrı bir mesele ama Kur'an'ın içerisinde Adem'den Hazreti Muhammed'i Mustafa'ya kadar Hazreti Muhammed'i Mustafa'dan kıyamete kadar ne kadar dil gelecekse hepsinin Kur'an'da cem edildiğine inanıyorum Kur'an Allah'ın kitabı içinde İbranice kelimeler var diye şimdi Kur'an'ı da mı reddedeceğiz bir hadis hoşuna gitmiyor İsrailiyattandır o Allah Allah hadis
İsrailiyattan karışmıştır Allah Allah bu işin kolay tarafı ve İslam dünyasında bu böyle oturmaya başladı yerleşmeye başladı kardeşim hadis kitaptan da geçiyorsa hadistir İsrailiyattandır ya doğru ve hakikat nereden gelirse gelsin isterse bu ağaçtan gelsin doğru mu doğru ağaçla ila illallah Muhammed'en Resulullah dedi diye kabul etmeyecek misin ağaç konuşamaz mı diyeceksin taşla ilahe illallah Muhammed'en Resulullah deyince taş konuşamaz kardeşim deyip redmedeceksin taşta konuşur ne dedi müşrik başı dedi ki benim elimdekileri
söyle sana iman edeceğim dedi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki ey amcam tevazuya bakın senin elindekiler benim kim olduğumu söylese ho ho dedi benim yeğenim saf ya dedi daha zorunu seçti tamam dedi yeğenim benim elimdekiler seni söylesin kim oldun dedi iman edeceğim ben dedi elindeki taş imana geldi üç tane elindeki üç tane taş şehadet dedi taşlar dile gelince atıverdi üç tane taşı allahu alem davudun üç taşıydı allahu alem diyorum hani davud yolda gidiyordu ya taşın birisi dedi ki beni al
ey davud dedi davud taşı aldı gidiyor kime karşı camuta karşı bir taş daha dile geldi dedi ki beni al ey davud ikinci taşı aldı ondan sonra bir taş daha aldı üçüncü taş da dile geldi dedi ki ey davud beni da al onu da aldı ilk sapan taşını kullanan davudtur neden şimdi filistinler sapan kullanırlar bilir misiniz filistinler şunu derler biz davudun çocuklarıyız siz ise cahlıtsunuz o yüzden onlara sapan atarlar bir kimse sapan atıyorsa
düşmanına karşı o şunu diyor ben davudun çocuğuyum ben davudun yolundanım sen de zalimsin callutsun davud üç tane taşı aldı taşlar dedi ki bizi sapanın içine koy sapanın içine koydu oku ne kadar callutta öyle bir zırh var ki ne biçak ne mızrak ne kılıç ne kalkan ne top ne tüfek callutu deviremiyor böylece callutun bulunduğu ordu hep galip geliyor bugünün süper gücü amerikası biz korkuyoruz ya ulan üç tane bomba atarsa yerle eksen oluruz diye bakın amerikası hazreti davud aldı o üç taşı sapanın içine koydu savaşın en
çafçaflı zamanda callut meydana çıkınca üç taşı ona attı fırrattı böyle böyle böyle dönen var ya hani sapan taşını böyle atıyorlar böyle döndürdü döndürdü bir attı callut yerle eksen oldu savaşı kazandılar ben diyorum ki o üç taş var ya o üç taş mübarek taş o üç taşı Allah'a Mehd'in elinde de göreceğiz ve o üç tane taş kimde Ebu Cehil'in elinde ne dedi vallahi desen büyücüsün dedi taşlar dile gelince taş doğruyu söyleyince hayır mı diyeceksiniz hakikat kimden gelirse gelsin ister çocuktan gelsin ister sarhoştan gelsin
ister kafirden ister gavurdan ister kadından ister erkekten ister beyazdan ister siyahtan kimden gelirse gelsin hakikat herkesin yitik malıdır ve herkesin herkesin hakkı vardır hakikat üzerine o yüzden İsrail yatmış Allah Allah doğruysak alır kabul ederiz kardeşim beni İsrail peygamberleri bizim peygamberimiz değil mi bitti rüyamızda görsek seni kabul etmiyoruz mu diyeceğiz olmaz öyle şey Allah bizi affetsin Hristiyanların İsa'yı aşırı şekilde yüceltip peygamberlikten çıkartıp tanrılaştırmalarına benzer bir yaklaşıma
Yahudilik Hz. Musa'ya yönelik bir tavır olarak rastlanmaz ancak tasavvuftaki kainatın yaratılış amacının Hz. Muhammed olduğu şeklindeki anlayışın benzeri Yahudi din adamlarının Tevrat anlayışlarında rastlanır Yahudi Halevi bu duruma teolojik kavramlarda izah etmiş ve tanrının alemi Tevrat'ı vahyetmek gayesiyle yaratmışlar baki adam Yahudi kaynaklarına göre Tevrat sayfa 66 böyle bir Hristiyanların kendi İsa ve din adamlarına karşı göstermiş oldukları bu aşırı tevazuyu Hz.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kendi sağlığında reddetmiş bir gün sahabiler müslümanlar sahabi müslümanlar bir Hristiyan din adamına gösterilen aşırı ilgi alaka tevazuyu görünce şöyle derler bizim peygamberimiz buna layık ilk gördüğümüzde biz de onlar gibi yapalım ve o sahabeler Hz.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle karşılaştıkları anda hemen secdeye gitmek isterler önünde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onları secdeden kaldırır men eder der ki insanın insana secdesi yasaktır haramdır insanın insana secde etmesini emretseydim kadınların erkeklerine kocalarına secde etmelerini emrederdim der sakın ha bakın böyle bir emir de yoktur kadınlar kocalarına secde etmezler İslam'da kimse kimseye secde etmez kimse kimseye secde etmez hiç kimse hiç kimsenin önünde eğilmez
İslam'da selam vermek farklı bir şeydir tevazu göstermek farklı bir şeydir biz hiç kimseye secde etmeyiz Allah'tan başka Allah bizi onlardan eylesin kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah ama arada inşallah ilk yaratılışla alakalı küçük bir hadis dersi yapacağız unutmazsak hazırlığımızı yaparsak inşallah hakkınızı helal edin geceniz hayır olsun inşallah
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.