Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 9 Ocak 2018 · 1:16:28
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşallah. Selamak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. İbn-i Öber radiyallahu anh hazretlerinden rivayet edildiğine göre, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Sizden birinin içine irin dolması, şiir dolmasından daha hayırlıdır. Muhari, edeb, müslüm şiir, edeb-ül müfretli 1894. Şiir yazmak, okumak ve ezberlemek haram var. Bir şair vardı, müşrikti. Bu müşrik olan şair, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini hicvederdi. Dini, dinle alakalı bir şeyi, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini, ashabı, Kur'an ve sünnet dairesinde kutsal kabul edilen herhangi bir şeyi hicretmek, onunla alakalı kötülüğüne şiirler okumak, şiirler yazmak, evet. Allah muhafaza eylesin.
Bu hatta bu hiciv küfürdür. İşte o müşrik şair, şair, bir müddet sonra Müslüman oldu. Müslüman olduktan sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şairi hükmüne girdi. Mekke'nin fethinde, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini metheden şiirler okumaya başladı. Hatta Mekke'nin fetih zamanında, o böyle şiirler okumaya başlayınca, Hz. Ömer Efendimiz onu susturacak oldu.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki, Dur ya Ömer, onun sözleri sizin mızraklarınızdan daha fazla müşriklere acı verir dedi. O yüzden Kur'an ve sünnete uygun, Kur'an ve sünnete öven, metheden şiir yazmak, okumak, bunda bir beis yok. Ama boş şiirler, Kur'an ve sünnetten uzak olan şeyler, evet, bunlar bir ilim olarak olabilir, bir edebiyat olarak olabilir.
Bunda bir beis yok. Ama ve lakin, öbür türlü boş şiir bu noktada men edilmiş. O yüzden şiire, İslam dünyasında ve hadislerde iki veçeden bakmak lazım. Bir, daha önce Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin peygamberliğinin ilk dönemlerinde ve Mekke dönemine kadar ayrı bakmak lazım. Medine döneminde ayrı bakmak lazım. Medine dönemi ile Mekke dönemindeki hadislerde de farklılıklar vardır. O yüzden Medine döneminde şiirin yasaklanmasıyla alakalı bildiğim kadar bir hadis yok. Bu şeye benziyor. Mekke döneminde kabir ziyareti yasaklanmıştı. Erkeklerin de kadınların da Mekke döneminde kabir ziyaretleri yasaktı. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri men etmişti.
Ama Medine döneminde böyle bir men yok. O yüzden hadis-i şeriflerde de böyle bir şeyin daha önce serbest edilip sonradan men edilmesi de söz konusudur. Bu Mekke ve Medine dönemleri ile alakalıdır. Abdullah bin Birey'de o da babasından rivayet ettiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Sakın münafığa efendi demeyin. Eğer münafık sizin efendiniz olursa yüce Allah'ın gazabına uğrarsınız. Yukarıdaki hadise göre bir kimsenin münafık olup olmadığını nasıl anlarız? Bir itikatta münafıklık vardır. Bir de amelde münafıklık vardır. Hanefiler münafıklığı bu noktada tasnif etmişler. İtikatta münafıklık bir kimsenin Kur'an'dan herhangi bir şeyi inanmadığı halde inanıyormuş gibi göstermesi.
Açıktan inkar ederse münafığın hükmü değişir, küfür ehli olur, kafir olur. Mesela işte namazla alakalı bir ayet var, bir sürü ayet var. O kimse aslında namazın farziyetiyle alakalı kalbinde şüphe var, inanmıyor ama namaz kılıyor. Bu itikatta münafıklık. İnançla alakalı meseleler o kimsenin kalbinde, içinde ama dışarı bunu beyan etmiyor, söylemiyor.
Bu itikatta münafık. Genelde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin zamanda Medine-i Münevvere'de itikatta münafıklar vardı. Amelde münafık, onlar da muhakkak vardır ama asıl önemli olan itikatta münafıktır. Ameldeki münafıklar ne? Bir kimseye emanete hıyanet etmesi, konuşurken yalan söylemesi. Bunun gibi bunlar amelde münafıklıklar.
Münafıklığın alameti üçtür. Konuştuğunda yalan söyler, emanete hıyanet eder. Bir de ne vardı? Verdiği sözü yerine getirmez. Bunun gibi değişik böyle hadisler var. Münafıklığın alametleriyle alakalı. Bunlar tekrar söylüyorum. Bunlar amelde münafıklık. Bu üçü de bir kimsenin üzerinde toplanırsa amelde münafık o. İtikatta değil. O yüzden amelde itikata ayırt etmek lazım. Şimdi o münafık dediğimiz amelde veya itikatta o başımıza geçerse eyvah ki eyvah. İyi. Ümmet-i Muhammed'in başında şimdi herhangi bir İslami devlet mi var? Yok. Ümmet-i Muhammed'in herhangi bir İslami kurum kuruluşu organı mı var? Yok.
Allah'ın zat sıfatları ile subüt sıfatları arasındaki fark nedir? Bunu kelamcılar farklarına ayırmışlar bunların. Zat sıfatları ile subüti sıfatlarının arasında. Sufiler pek öyle. Zat sıfatları ile subüti sıfatlarının arasındaki farkları girmezler. Sıfat sıfattır derler, geçerler. Ben hangi bir kişi yemin etmek yerine eğer yalan söylüyorsam Allah kulum demesin derse küfre düşer mi?
Bir insan insan olarak yarattıysa Allah'ın kulu o ister iman etsin ister etmesin. Boş bir söz bu. Bu insanların kendi arasındaki konuştukları boş sözlerden birisi. Bir imam talebelerine Kur'an-ı Kerim okuturken çocuklara kızınca sizi firavunlar demişti. Bu sözde insanı küfre düşürmez mi? Söyleyen kimse bu noktada küfre düşer. Karşıdaki bir kimse Müslümansa sen firavunsun dese ona, seni gidi firavun dese. Çünkü firavun iman etmemişti, küfür ehliydi. O kimseye iman etmemiş, küfür ehli bir kimseye benzettiğinden dolayı, yani onunla sıfatlandırdığından dolayı, o kimse de ne yapmış olur? Küfre düşmüş olur.
Torunuma sakın babana ve annene söz getirme diye nasihat ederken, hem annene hem babama hiç söz getirmedim. Sen de edepli yetiş derken bizim hatun da içeri giriverdi. Sen peygambersin, sen hiç böyle iş yapar mısın? Deyiverdi. Bu sözde insanı küfre düşürür mü? Evet, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri geldi, son peygamberdi. Onun arkasından ne bir nebi, ne bir resul, hiç kimse gelmeyecek. O yüzden bir kimse bir kimseye sen peygambersin dese, diyen kimse küfre düşer. Sen peygambersin denilen kimse de bunu kabul ederse, o da küfre düşer. Soru, nefsane isteklerden nasıl kurtulabiliriz?
Nefsane isteklerden kurtulamazsınız hiçbir zaman. Uzun burada şey almışlar, Divan-ı Kebir'den bir beyt almışlar da, buradan sonunda da soruyu yazmışlar, ben direkt soruya geçtim. Nefsane isteklerden nasıl kurtulunabilir? Nefsane isteklerden kurtulunmaz. Nefis ancak terbiye edilir. Yani yemek yeme ihtiyacından veyahut da isteğinden kim kurtulabilir ki? Bizim fıtratımız o. İnsan, insan olarak yaratıldı. İnsanın normalde kendi yaratılışıyla kavgasında mağlup olacağı muhakkaktır.
Burada bir kısım sufilerin, bir kısım ehl-i tarikatın düştüğü en önemli hatalardan birisi bu. Nefis isteklerinden kurtulacağız. Nereye kurtulacağım? Yemeyecek misin? Uyumayacak mısın? Cima etmeyecek misin? Hadis var ya. Birisi dedi ki uyumayacağım, birisi dedi ki iftar etmeyeceğim, birisi dedi ki ben cima etmeyeceğim. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki, sizlere ne oluyor ki? Ben yerim, uyurum da cima da ederim. O zaman bir kimsenin nefis isteklerinden kurtulması diye bir olgu yok, böyle bir terbiye sistemi yok zaten. Dinin böyle bir terbiye sistemi yok. Birisi geldi, ben dedi, iyi giyinmeyi seviyorum, Allah verdiği nimeti senin üzerinde görmek ister dedi.
Ayet-i kerimede yiyiniz, içiniz israf etmeyiniz dedi. Ayet-i kerimede evleniniz dedi. Evliliğin nikahın şartlarını, nikahın edebini, adabını koydu. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri evleniniz, çoğalınız dedi. Başka bir adi şerifte evlenmek bütün peygamberlerin sünnetidir, benim de sünnetimdir dedi. Başka bir adi şerifte kim evlenmeyi terk ederse benim sünnetimi terk etmiştir. Benim sünnetimi terk eden delalete düşmüştür dedi. Yani normalde şimdi bir kimsenin nefsinin istekleriyle savaşması söz konusu değil. Biz Kur'an ve sünnete, sufiliğe de tasavvufa da Kur'an ve sünnet perspektifinde bakan insanlarız. Biz o yüzden Allah'ın helal kıldıklarını yeriz, içeriz, uyuruz.
Helal. Helal kıldığını haram etmeyiz biz kendimize. Biz nefsimizin istekleriyle mücadele etmeyiz. Bizim mücadele ettiğimiz şey Allah'ın haram kıldıklarını terk etmektir. Bir şey haramsa uzak dururuz biz ondan. Haram mı haram, terk et kardeşim bunu. Biz nefsimizle mücadele ederiz, mücadelemiz haramlarla mücadele etmektir.
Nefsimiz haram bir şey isterse biz deriz ki dur kardeşim sana helal daire yeter. Sen helal dairede, senin istediğin ne var ise helal dairede var mı? Var. Cima etmek, nikahla kız yavrum kendini, birisine. Evlen, evlen, nikahla kendini. Yemek yemek, hırsızlık yapma, hırsızlık yasak. Yemek yemek yasak değil. Halince git yemeğini ye. Çok yeme, israf etme. Ama yemek yemekle mücadele etme. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri oruç tutmadığı zamanlar günde iki öğün yemek yerdi. Az yerdi, aç kalkardı, tam doymazdı. Bu sabit günde iki öğün yemek yerdi.
Sen dört öğün yeme, sen beş öğün yeme, sen üç öğün yeme. Sünnet yolunu tut. İki öğün ye. Sünnet yolunu tut. Ama sen, ben yemeyeceğim diyemezsin. Çünkü bazı sufi topluluklar var. Bunlar İslami değil. Bunlar Muhammed'i değil. Bunlar işte kendi kendilerine riyazat çıkarmışlar. Kardeşim yolsa sünnet-i Resulullah'a uy. Az ye, iki sefer ye. Ya da oruç tut. İkisinden biri. Bakın ya az yiyecek, ya oruç tutacak. Ha bir rahatsızlığı vardır, perhiz yapabilir. Rahatsızlığı vardır.
Hastalığı vardır. Doktor ona perhiz vermiştir. Perhizi yapabilir bir kimse. Ama doktor kontrolünde, perhiz vermiş. Örneğin şeker hastasıyım. Şekerli, unlu, her şey yasak. Yasak kardeş. Yiyeceksen dahi az yiyeceksin. Murat Hoca dedi ki, dört kaşık pilav yiyeceksin. E yemeye vereyim dedim, dört kaşık pilav yiyeceğim. Sayacağım bir de, dört kaşık pilav yiyeceğim. Ama doktorun verdiği şey bu. Yani dedi, çok dedi, yani yemenizi istemiyoruz ama dedi, eğer çok zor, hani zorda kalırsanız, dört kaşık pilav yiyebilirsiniz. Dört kaşık makarna yiyebilirsiniz. Dörder kaşık, dörder kaşık değil. O gün dört kaşık pilav yedin, bitti. Bir öğünler. Perhiz var, eyvallah. Ama işte, bilmem kaç gün şunları yemeyecek, bilmem kaç gün bunları yemeyecek, liste vermişler ellerine.
Eee ne olacak? İşte kalbin açılması için bunlar lazımmış. Nereden çıkardınız kardeşim bunları ya? Yogacı mısınız siz? Hindi dinine mi sahipsiniz? Budist misiniz siz? Eşleriyle yatmayan sufi görünümlü zındıklar var. Ben onlara zındık diyorum. Kadın bilmem hangi efendi hazretlerine intisap etmiş de, ona demiş ki, nefsinin istekleriyle mücadele edeceksin. Eee, eşinle işte bilmem kaç ay yatmayacaksın. Adam geldi, boşa dedim. Adam kaldı. Dedim, bir erkek bir kadına gel derse, kadın da ona hayır derse, gelmezse dedim, boşama sebebi. Hadiste sabit dedim, ne riyazatı sizinki dedim.
Adam böyle kaldı. İyi ben sana başka hadis söyleyeyim dedim. Bir kimse dedim, eşiyle cinsel ilişkiye girmesi nafile ibadettir dedim. Nasıl, basbaya dedim. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazreti diyor ki dedim ben, bütün geceyi nafile ibadette geçirmiş gibi olur. Kaldı. Dedim, bir kadının dört günde bir cinsel ilişkiye girmesi kadının hakkı. Adam bunu karşılayamayorsa kadını serbest edecek. Diyecek ki ben dört günde bir seninle cinsel ilişkiye girebilecek noktada değilim. Eee ben bir dargaha girdim, bir tarikata girdim, üç ay dükkan kapalı. Kadına boşanma hakkı doğuyor. Erkeğe de boşanma hakkı doğuyor.
Bu ne sufiliği ya? Bunlar yüzünden ehli sünnete saldırıyorlar. Bunlar yüzünden tertemiz Kur'an ve sünnet dairesinde sufilik yaşamaya çalışan toplulukları zan altında tutuyorlar. O yüzden kızıyorum bunlara. Kadın öğretmen psikolojisini bozmuş. Bakıyorum, bakıyorum, bakıyorum, psikolojisi bozuk kadının. Adama dedim bu psikolojisini bozmuş. Kime gitti? Bu filanca efendiye gitti. Bu evrenosçular. Onlar ayrı bir alem. Kafayı yemişler insanlar. Bildiğiniz psikolojileri bozulmuş. Bildiğiniz psikolojileri bozulmuş. İsim söylemiyordum önceden. İnsanlar uyansın artık. Bilsin diye sesleniyorum.
Psikolojilerini bozmuşlar insanlar. Ya bir dergah, bir tarikat insanların psikolojilerini düzeltir daha. Bozuk olanı düzeltir. Düzgün olanı bozmaz. Neymiş? Nefislerin isteklerinden kurtulacaklarmış. Ya Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde yok. Sende nasıl olacak? Olsaydı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yapardı. İnsan fıtratıyla savaşır mı? Böyle bir din mi olur? Böyle bir yol mu olur? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kızarmış kuzu etini severdi. Vay nefisle mücadele etmedi demek ki o. Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi.
Güzel koku, iyi kadın, güzel kadın, gözümün nuru da namaz. Haydi bakalım şimdi. Hadis. Şeyi sevde annemiz. Sevde olması lazım. Yok. Cüveyde. Hazreti Ayşe annemiz, Cüveyde annemizi gördü. Sakın bunu peygamber görmesin. Vallahi kendine nikahlar dedi. Göstermeyin bunu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine dedi. Hazreti Peygamber efendimiz gördü. Cüveyde de bir kabile reisinin yani bugünkü için devlet başkanı kızı. Hem de sahabeden birisine düşmüş esir olarak. Parasını verdi, aldı. Cüveyde annemiz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin eşlerinin içerisinde hemen hemen denilebilir ki o ravilerin anlattığı en güzeli.
Boylu poslu. Ne oldu şimdi? Nefsinin isteklerine boyun mu eydi Hazreti Peygamber? Öyle mi diyeceğiz şimdi? Allah muhafaza eylesin. Biz nefsimizin istekleriyle mücadele etmeyiz. Biz haramlarla mücadele ederiz. Bizim yolumuz haramla mücadele etmek. Nefsimiz yemek yemek isterse açsak itidalli bir şekilde gider karnımızı doyururuz.
Gücümüz nispetinde. İyi giyinmeyi severiz. Gücümüzün nispetinde. Bizim topluluğumuz iyi giyinmeyi sever. Gücü nispetinde. Evet. Sufiler iyi giyinmeyi severler. Sebebi ne biliyor musunuz? Gösteriş yapmak için değil. Sufileri hor hakir görmeye çalışanlara cevap bu. Onları dilenci görmeye çalışanlara cevap.
Kardeşim dilenmeyiz. Hiç kimseden hiçbir şey istemeyiz. Hiç kimseden hiçbir şey istemeyiz. Hamdolsun. Kendi işimize bakar. Kendi işimizde çalışır. Kendimizce yaşarız. Hiç kimsenin parasına, puluna, hiç kimsenin herhangi bir şeyine ihtiyacımız yok. Dergah olarak, topluluk olarak. Biz topluluk olarak birilerinden bir şeyler istemeyiz. Yok cami yapacağız. Yok medrese yapacağız. Yok tekke yapacağız. Yok işte zikirhane yapacağız. Yok Kur'an hane yapacağız. Yok mevlevi hane yapacağız. Pamuk eller cebe. Yok kardeş bize. İstemeyiz. Yapabildiğimiz kadar iyi giyiniriz. Kimse bizi dilenci gibi görmesin. Kendi halimize göre.
Hatta bugünün sufisi bir çıt üstünü giyinecek. Evet. Bir çıt üstünü giyinecek. Adam sufiyiz diye bize kibirlilik yapacak. Kimsin sen? Kilon kaç para? Kimse sufilere kibirlenmesin. Kimse hem. Otursun oturduğu yere. Meşhur sözüm benim. Varsa Kur'an ve sünnete aykırı bir halimiz, bir durumumuz. Bize yatsın. Desin ki bu halinizi düzeltin. Biz de düzeltelim. İşte geleni okuyoruz burada. Boş laf konuşmasın kimse arkamızdan. Dedikodu etmesin. Gıybet etmesin. İftira etmesin bize. Kimin ne derdi varsa.
Türkiye'de, dünyada ne derdi varsa. Gelsin sorsun. Ne söyleyecekse. Gelsin yazsın, koysun buraya. Telefon açsın. Buranın telefonu belli. Telefonunu açsın. Soruyu yazsın, göndersin. Verilmeyecek hiçbir hesabımız yok. Varsa Kur'an ve sünnetin dışında bir yerimiz, bize irşat ederlerse, söylerlerse bize, geri döneriz oradan. Tövbe ederiz. Tövbe eder, döneriz oradan geri. Bu noktada bir sıkıntımız yok. Ama boş ver. Arkamızdan gıybet eden, dedikodu eden, iftira edenlere de, kendi nefsim için değil, arkadaşlar için, topluluk için. Hakkımız helal değil. Bütün arkadaşlar, bana bu konuda vekalet verdiniz mi buradakiler? Evet.
Bu topluluğun arkasından konuşan, bu topluluğun arkasından gıybet eden, dedikod eden, bu topluluğun arkasından iftira edenlere, hakkımız helal değil. Evet. Bu benim kendi nefsimle alakalı bir şey değil. Gelecekler bu topluluktan helallık alacaklar. Gelecekler buraya, çıkacaklar, diyecekler ki, biz sizin adınızda kötü konuştuk, gıybet ettik, iftira ettik. Bize hakkınızı helal ediyor musunuz, diyecekler. Siz ister helal edeceksiniz, ister etmeyeceksiniz. Karar sizin yana. Benim kendi nefsimle alakalı değil bu. O yüzden, sufilik, Kur'an ve sünnetten süzülmeli. Kur'an ve sünnetten. Temeli, Kur'an ve sünnetten bize bir ölçü olacak. Hakkınızı helal edin.
O yüzden nefsane isteklerden kurtulamayız. Biz kurtulmak da istemiyoruz zaten. Evet. Yani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, güzel kokuyu sevmiş, sevmeyeceğiz mi? Seveceğiz. Güzel kadını sevmiş, sevmeyeceğiz mi? Seveceğiz. İyi giyinmeyi seviyorum demiş. Sahabeden bir kimse. Allah verdiği nimeti kulunun üzerinde görmek ister demiş. İyi giyinmeyi sevmeyeceğiz mi? Seveceğiz. İyi yemek yemeyeceğiz mi? Yiyeceğiz. Yiyeceğiz. Halimize göre. İsraf etmeyeceğiz. Kibirlilik yapmayacağız. Büyüklük yapmayacağız. Hava atmayacağız. Eyvallah. Haram da işlemeyeceğiz. Takvanın en yücesi, haram işlememektir. Takva, haram işlememektir.
Bile bile bir kimsenin harama meyletmemesidir. Takva odur. Bakın size çok basit söylüyorum. Takva, kocaman sakal bırakmak, şalvar giymek, cübbe giymek değildir. Takva örtünü öyle dolamak, böyle dolamak değildir. Bunlar zaten Allah'ın örtünmek farz. Geyinmek, erkeğe de örtünmek farz. Bunda bir sıkıntı yok. Sakal bırakmak, sünnet. Sıkıntı yok bunda. Sakalın ne kadar uzun olursa takvan o kadar kuvvetli diye bir kaydı yok. Cübben ne kadar şatafatlı olursa bu kadar takva ehlisinin böyle bir kaydı yok. Şalvarın 15 metre değil de 18 metreden olursa takvan artmıyor. Böyle bir şey yok.
Takva, haramdan uzak durmak, farzları yerine getirmek. Takva, haram işleyebilecek haldeyken haram işlememektir. Tekrar altını çiziyorum. Takva, haram işleyebilmeye muhtedirken, işleyebilecekken, hatta hiç kimsenin bu haramdan haberinin olmayacağını bildiğin halde o haramı işlememektir takva.
Gelmiş adam 90 yaşına ben zinadan tövbe ettim. Allah seni yiyetsin senin. Sen 40 yaşında tövbe edecektin. 25 yaşında tövbe edecektin. 30 yaşında tövbe edecektin. 90 yaşından sonra zaten senin zina yapacak halin yok ki. Takva o değil. Takva şimdi böyle gencecikken, gencecikken harama bulaşmamaktır. Ne dedi hadis-i şerifte? 7 kişi dedi ağır şahlarının topluluğunun, ağır şahlarının gölgesinde gölgelenecek. 7 kişi, 7 zümre. Birisine, gecenin diyor yarısında, karanlığında, şanlı, şöhretli bir kadın, erkeğe gel dedi de diyor, erkek Allah'tan korkarım, nikahsız gelemem der ise, işte diyor arş-i alanın altında gölgelenecek olan kimse bu. Neden?
Takva çünkü. Gecenin yarısında kim görüyor, kimse görmüyor. Kim var, kimse yok. Geldi senin kapını tık tıkladı, tak tak tak kapına senin. Veyahut da şimdi kapı ne? Cep telefonu. Şimdi kapı ne? Facebook. Şimdi kapı ne? Twitter. Şimdi kapı ne? Instagram. Şimdi kapı ne? Sosyal iletişim araçları. Kapı. Kapı. Daire kapısı değil. Apartman kapısı değil. Kapı bunların hepsi de. Geldi sana dedi ki, böyle böyle. Sen de dedin ki Allah'tan korkarım, ben yapamam. Takva o. Takva adamı dövebileceksin sen.
Bir yumruk vursan yere düşecek. Yarısı fazla gelecek. Takva o adama sabretmek. Bir vuracaksın düşecek adam. Düşecek mi biliyorsun düşeceğini? Takva ona vurmamak. Vurmamak. Ha adamı zaten sen dövüşemeyeceksin. Adamı vurmaya kalksan adam seni ezecek geçecek. Senin ona karşı takvan değil. O korkaklık. Ellemedim şimdi adama sufilik yaptım. Otur oturduğun yere. Korktum demiyorsun da adama sufilik yapmış. Laf. Neden? Korktun. Korkundan dolayı onu yapmadın. Adamdan korktun. O takva değil. Adam geldi bana kırmızı ışıkta duruyorum. Vurdu arkadan bana.
Nasıl durmuşum böyle? Diyorum kardeşim çek git bak işine. Bak işine. Diyorum bak bu vurdun. Bu arabayı satsan ödeyemezsin şimdi bunu diyorum. Bu arabayı satacaksın ödeyemeyeceksin bunu diyorum. Onun iyiliğine söylüyorum. Hiç sen de diyorum inanıyorum ki diyorum ben sabahleyin. Ben daha sufilik yapıyorum ona şimdi. inanıyorum ki diyorum ben sabahleyin kalkıp da ben bir uşağacının arabasına vurayım diye kalkmadım. Yürü git bak işine dedim. Ben yaptırırım kendi arabamı. bu bu bu … dedim bak yanında eşin var kabarma yanında eşin var dedim kabarma bu daha kabardı ben kolundan tuttum şimdi bunu başladım kolunu sıkmaya bu işin kolunu sıktıkça bakıyor şimdi bana dedim yanında eşin var dedim sustum dedim seslenmedin ama bunu hak ettin şimdi dedim bunu dedim ödeyeceksin şimdi dedim bunu yaptıracaksın bağırıp çağırmasaydın burada dedim senin yakanı bırakacaktım bağırıp çağırdığın için senin yakanı bırakmıyorum şimdi bunu ödeyeceksin dedim bekle
telefon açtım selamun aleyküm aleyküm selam cevdet usta filanca yerde dedim arabaya birisi geldi arkadan vurdu biz buradayız dedim bunlar lütfuz beraber bir geldiler kocaman eller bunlar kocaman adam bir baktı bunlara bizim lütfuz ehliyet-i ruhsatı ver dedi adam kuzu gibi getirdi ehliyet-i ruhsatı tık yok bak adam da hatta elet-i ruhsatı aldı lütfuz da dedi ki git bunları fotokopi çektir gel adam koş koş fotokopi çektir geliyor bakıyorum şimdi adama ben diyorum az önce yürü git işte değil mi bak yürü git efelenme otur oturduğun yere
arkadan vurmuşun adama ama o bağıracak çağıracak ya bağıran çağırana takva değil o o korkaklık o takva değil haa aldılar evrakları bir güzel fotokopileri aldılar bizim bana dediler ki biz seni iş yerine bırakalım beni iş yerine bıraktılar ee o ne olacak sigorta alacak ondan parayı aldı değil mi lütfuz da ondan parayı bak takva güçsüzü ezmek değil takva güçsüz ya o kimseye onu affetmektir takva takva kadın dövmek değildir onu affetmektir takva çocuk dövmek değildir onu affetmektir takva güçsüz kimse bağır çağır o değil
adam kadını vurmuş ağzını yüzünü kırmış böyle dağıtmış bir de şey hani kendince müslüman dedim bu mu senin müslümanlığın böyle baktı dedim bu kadının babası bu kadının babası dedim böyle dedim bir çandan kan damlasa sen bu kadını vurabilir misin kaldı bu kadının abisi olsa vurdu mu dağıtan bir kimse olsa dedim sen bu kadını vurabilir misin içimden geçiyor içimden geçiyor vururum dese kaklan vur şimdi yanımda diyeceğim ben böyle içimden geçiyor ama böyle bu kalıyor şimdi sen cahil bir insansın dedim
sen avamsın sen cahilsin güçsüz bir kimseyi vuruyorsa bir kimse cahildir o bakın cahildir güçsüz bir kimseye zulmediyorsa cahildir o ya 10 yaşında çocuk dövüyor 5 yaşında çocuk dövüyor kadın 3 yaşında çocuğunu dövüyor 3 yaşında çocuk dövülür mü ya 5 yaşındaki çocuk dövülür mü cahil zalim kadına dedim sen zalimsin böyle baktı tanımıyor ya ben de tanımıyorum bu çocuğu döven bir kadın zalimdir dedim başka bir şey değil yazık dedim bu çocuk senden ahirette dedim maaşiyette hesap soracak senden dedim Allah dedim bunun hesabını senden alacak
kadını dövmüş neden dövdün gel yat dedin de yatmadı mı gitme dediği yere gitti de evliliği kurtarmak için bundan gitme dediğin bir yere gidiyor yapma gitme sufiler onu da yapmazlar sufiler dövmezler bak buraya gitme gidiyor bak buraya bir daha gidersen boşarım seni ben dövmem ben boşarım basbayağı bununla konuşmayacaksın bununla konuşmayacaksın konuşursan boşarım seni bir laf sufilerde dövmek yok çocuğunu eğit bir daha anlat dövme çocuğu Allah muhafaza eylesin bakın biz
nefsimizin kötülüklerini terbiye etmeye çalışırız biz haramlardan uzak durmaya çalışırız Allah muhafaza eylesin habersiz ve davetsiz gelen bir kimseyi tanrı misafir olarak mı görmemiz gerekir gelebilir bir kimse habersiz de gelebilir davetsiz de gelebilir olabilir olabilir ama düğündü dernekti özel bir yerde bir şey var bunlara davet gerekir burada da bir soru daha var aşk aşık ve aşık ve aşıklık nedir aşk aşık ve aşıklık ile hiçlik arasında bağı açıklayabilir misiniz bir bağ varmış mı ki evet Hz. Pir demiş ya aşka gelince diyor
akıl çamura saplanmış eşek gibi debelenir durur o yüzden aşk bir şeyi akıl üstü sevmektir aşık da bir şeyi akıl üstü seven kimsedir aşıklık aşıklık o akıl üstü sevme mesleğidir meşrebidir eyvallah Allah razı olsun ümitsizlik
diyarına gitme ümitler var karanlığa varma güneşler var meşhurdur ya Hz. Pir'in bu sözü bununla alakalı herkes böyle twitterlarda orada burada paylaşımlar yaparlar ümitsizlik diyarına gitme ümitsizlik bir şeytan vesvesesesidir bir kimsenin ümidinin kırılması şeytanın vesvesesinden kaynaklanır bize hiçbir zaman ümitsizlik aşılanmaz Allah'ın ayetlerini ve ona kavuşmayı yok sayıp inkar edenler işte onlar benim rahmetimden umut kesmişlerdir ve işte onlar onlar ve işte onlar acı azap
onlarındır her ümidi kıran şey şeytan vesvesesidir her türlü sıkıntı yaşayabilir insan hayatında her türlü problemle karşı karşıya gelebilir umulmadık umulmadık bir yerde umulmadık bir noktada bir açmaza düşebilir insan herkes için geçerlidir bu sakın birisi bu hale geldi iyi ve rahat hissetmeyin insan oğlunun başına gelmedik bir şey kalmaz ticaret iflas eder batar batak batak verir her şey gelir başına evlilik sıkıntı yaşanır boşanır boşanmaz çocuklarla problem yaşar eşiyle problem yaşar yaşar
anne baba anne babayla problem yaşar insan yaşar malıyla imtihan olur olur arkadaşlarıyla imtihan olur olur devletle sistemle imtihan olur olur başına her türlü sıkıntı her türlü problem gelebilir ben meşrurdur ya sözüm hayatı sevmek ve mücadele etmek sevmek ve savaşmaktan ibarettir hayatı hayatı hayat böyle insanlar yaşarlarken sevmeyi ve mücadele etmeyi ellerine alacaklar bir elin sevmede bir elin savaşmada mücadelede olacak hayat
sana bakınca hayret edecek hayat sana bakınca hayret edecek diyecek ya bunu nasıl beceriyor bunu nasıl başarıyor diyecek ki beni ne güzel yaşıyor bu hayatı en güzel en anlamlı yaşayan insanlar sevenler aşıklar ve aynı zamanda savaşan mücadele edenler her seven mücadelecidir her seven seven pısırık değildir aşık pısırık dünyanın en mücadeleci ruha sahip olan en fazla aşık olandır eğer o mücadeleci ruha sahip olmamış olsaydı su getirir miydi dağların üstünden dağların üstünden
gördünüz mü siz şeyde Amasya'da değil mi su taşımış su getirmiş bir kimse örneğin Fuat aşık olmasaydı o çöllerin ızdırabına katlanabilir miydi katlanamazdı Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Allah'a aşık olmasaydı o ızdıraba katlanabilir miydi sahabeler Allah'a aşık olmasaydı o ızdıraba o çileye katlanabilirler miydi düşünebiliyor musunuz sahabeler Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri vefat ettikten sonra da mücadeleye devam ettiler ne büyük bir savaşçı ruha sahipler Hz. Ebubekir efendimiz
radiyallahu an hazretleri ilk müslüman olan kimse ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden sonra vefat etti bakın onlar gözlerinin önünde bir peygamber gömdüler elleriyle ben bunu tefekkür ettiğimde aklım yerinden oynuyor benim gözlerinin önünde nebiler nebisi peygamberler peygamberini gömdüler bu ufak bir şey değil ben şeyhim vefat ettiğinde kendimi bununla durdurmuştum dedim ki Hz. Ebubekir radiyallahu an hazretleri gözümün önüne geldi nasıl severdi
dedim içimden tabi biz onların kalplerine ulaşmamız mümkün değildir belki de ama onun o kalbindeki fırtınayı düşünebiliyor musunuz? Hz. Ömer radiyallahu an hazretlerinin kalbindeki fırtınayı düşünebiliyor musunuz? Hz. Osman'ın Hz. Ali'nin kalbindeki o fırtınaları tefekkür edebiliyor musunuz?
Hz. Aişe annemizin yüreği nasıldı acaba değil mi? kızı Fatıma'yı düşünebiliyor musunuz? ve ardından yirmi altı yaşında vefat etti dedi ki en erken sen geleceksin dedi Hasan ile Hüseyin'i düşünebiliyor musunuz? Aşık savaşçıdır aşık mücadelecidir aşık bu yüzden kahramandır o yüzden derim ben aşıklar efe yüreklidir diye efe yürekli olmak ümidi kesmemek ne kadar darboğazda ne kadar sıkıntıda ne kadar çilede kalırsan kal kafanı dik tutmaktır efe yürekli olmak
öyledir bütün alem sana düşmandır sen bütün aleme kaykılırsın efe yüreklilik budur herkes başını diker sana sen herkese her ana her perdeye başını dikersin çünkü ümitsizlik yoktur sende çünkü sende ne kadar karanlığa düşersen düş dersin ki benim güneşim var bu karanlık geçici muhakkak ki sabah olacak muhakkak ve olur sabah ne kadar sıkıntılı bir gecen olursa olsun merak etme sabah senindir ne kadar sıkıntılı ne kadar dertli ne kadar çileli ne kadar problemli problemli bir anın haftan ayın yılın ömrün dahi olsa
merak etme parlak pırıl pırıl parlak sabah seni bekliyordur parlak sabah seni bekliyordur ümidini kesme hangi hastalığın içine düşersen düş hangi sıkıntının içerisine düşersen düş hangi kuyunun içine atılırsan atıl hangi ateşin içerisine atılırsan atıl hastalığın içine mi düştün eyyübü düşün eyyübü düşün ondan daha büyük hastalık da yok ya senin üzerine ne kadar büyük sıkıntı olursa olsun İbrahim'i düşün ateşin içinde kardeşlerin şöyle yaptığı arkadaşların böyle yaptığı Yusuf'u düşün Yusuf'u düşün eyyusuf'un kuyuya düştü
Yakub'u düşün o zaman hiçbir zaman ümitsizliğe düşme ne birey olarak ne aile olarak ne de topluluk cemaat olarak ümitsizlik yok savaşmak var mücadele etmek var gayret etmek var o halden o perdeden sıçrayıp başka perdeye geçmek var Allah'ın kazasından kaderine sıçramak var yürü o perde geçici ben hep derim ya ne oldu geçti 28 Şubat o günkü o sıkıntılar neydi kapımızın önünde polisler jandarmalar jitemi bite mi geçti
geçti bakın o esnada dağılan dağıldı korktu ümitsizliğe düştü mücadele etmedi bak şimdi nasıl rahat konuşuyoruz diyoruz ki darbe gecesi herkesten önce önce biz çıktık meydana diyoruz neden korku galip değil bize korku galip değil bize ümitsizlik bizde galip değil karanlık bizde galip değil ölürüz biz ölürken dahi kafamız dik ölecek bizim rahmetli seyit taşa dedim seyido dedim öleceksen dost doğru benim arkadaşım benim kardeşim gibi öl dedim dimdik öleceksin senin ağzından dilinden of küf şikayet duymayacağım
dedim duymadım elhamdülillah arkadaşlar biriler battaniye ile derse getirdiler onu battaniyenin içinde derse geldi evde olduğu müddetçe evde nefes aldığı müddetçe derse geldi o bakın derse geldi tabi bunlar ölçü bunlar ölçü ben hastayım demek yok mücadele etmek var gayret etmek var savaşmak var yürü hastalık senden korksun yürü derdin senden korksun yürü hayat senden korksun yürü düşman senden korksun yürü yokluk senden korksun yürü aşksızlık senden korksun yürü işlemiş olduğun günahlar senden korksun sen günahtan ne korkuyorsun
işlediysen işledin Allah var vaat etmiş kim tövbe eder dönerse onun günahlarını affederim vaat etmiş kim tövbe eder dönerse geçmiş günahlarını hayra çeviririm Allah'la kim yarışacak yürü yürü sen şeytana paye verme tokatla şeytanı yürü lan de efe yürekli ol şeytan senden korksun dedi mi hadis-i şerifte peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şeytan dedi Ömer'den korkar Ömer ol Ömer ol şeytan senden korksun Ömer ol Osman ol melekler edep etsin senden bunu ben kendi nefsim için söylemiyorum ben o kadar yapamam
çok edepli değilim ben Allah beni affetsin ama şeytanmış çarp geç münafıkmış çarp geç kafirmiş çarp geç vefasızmış çarp geç hainmiş çarp geç düşmanmış çarp geç ümitsizlik yapma yapma ümitsizlik başına sıkıntı gelmiş gelsin mücadele et gayret et koştur sonuna kadar koştur pes etme pes etme yürü pes etme yenildiğin gündür pes ettiğin gün pes ettiğin gün yenildiğin gündür bu iş buraya kadarmış dediğin gün yenildiğin gündür bu iş buraya kadarmış dediğin gün yenildiğin gündür hayatın boyunca bu iş buraya kadarmış deme hayatın boyunca
hiçbir meselede mücadele et yürü gayret et koştur bir çıkış kapısı vardır yürü Allah sana bir kapı gösterecek yürü Allah sana yardım edecek yürü sen bahadır ol ser göğsünü yara yürü yürü kardeş ümitsizliğe düşme hiçbir hastalık hiçbir sıkıntı hiçbir bela hiçbir musibet senin boynunu bükmesin sen nefsinle mücadele et yüz kızartıcı bir suç işleme asıl boyun büken yer orasıdır hırsızlık yapma affedersiniz onluk bunluk yapma biliyorsunuz siz onları onları yapma yürü insanın hatası olacak insanın kusuru olacak insanın yanlışı olacak
insanın günahı olacak olacak birisinin ayağına basacak basacak kardeşim ya basarız topluluğun içerisinde yürüyoruz kardeş özür dilerim hakkını helal et kasıtlı bir şekilde basmadım ayağına bitti ben kasıtlı bir söz söylemedim sana ben orta yara söylüyorum şimdi kimseye kastım yok hatalı konuşabilirim konuşabilirim Allah beni affetsin sizler de affedin affediyor musunuz Allah razı olsun isterseniz etmeyin ama tarafımız eksik değil yani çizmeler duruyor daha arada bir hatırlatıyoruz efekt kıyafetini giyiyoruz e kimisi kör görmek istemiyor
e gösteriyoruz bakın kardeşler diyoruz bizim topluluğumuzun Efe bölümü de var anlayın bizim bir tarafımız böyle öyle öyle dedim ya vur ensesine al lokmasını öyle değil ensemize vurmaya kalkma kolunu kıvırır kırar omuzuna verir göndeririz bizim için vatanımız milletimiz birinci derecede dinimiz sünnetimiz Kur'an'ımız birinci derecede kardeş bunları dokunmaya kalkarsan dokunuruz sana dokunuruz kutsalımıza dokunmayın dokunuruz biz kutsalımıza dokununca uspus duracak bir topluluk değiliz Kur'an'ımıza dokunursanız dokunuruz
sünnetimize dokunursanız dokunuruz vatanımıza dokunursanız dokunuruz milletimize dokunursanız dokunuruz eşimize dokunursanız dokunuruz çoluğumuza çocuğumuza dokunursanız dokunuruz bizden izinsiz malımıza mülkümüze dokunursanız dokunuruz dostane gelin canımızı yiyin kardeşçe gelin malımızı yiyin hiç sıkıntı yok hiç gel kardeş yiyelim içelim dostluk edelim arkadaşlık edelim yarenlik edelim yoldaşlık edelim eyvallah e bize zorla bir şey yaptırmaya kalkarsanız biz kafamızı dikeriz bizim öyle bir halimiz yok benim sufilik anlayışım
benim islam anlayışım böyle dokunma kardeş herkesin malı kutsaldır herkesin canı kutsaldır herkesin eşi kutsaldır herkesin çocukları kutsaldır herkesin Kur'an hepimizin kutsalı dokunma kutsaldır sünneti resulullah hadisler kutsalımız kardeşim dokunma dokunma vatanımız kutsalımız dokunma milletimiz kutsalımız dokunma dokunma kardeş biz bir tarafımız savaşçıdır sevmek ve savaşmak dedik ya bir tarafımız savaşçıdır yani sevdiklerimiz için savaşmayı göze alırız sevdiklerimiz için savaşmayı gözümüzü
kırpmayız o yüzden dergahımızın bir de nesi var Efe grubu var bil o yüzden Çanakkale'de cepheye semamız var aslında kardeşler farkında değil biz cepheye sema ederken biz işin felsefesini oturtturduk o yüzden Temmuz darbesinde tek vücuttuk onun felsefesi bizden önceden oturmuştu biz hazırdık Türkiye'nin içerisinde her türlü vatana millete Kur'an'a sünnete kasta kastetmeye kalkarsa birileri en hazır olanı biziz en hazır olanı biziz böyle
topla tüfekle tankla değil biz sevdamızla hazırız mücadele ruhumuzla hazırız biz bununla hazırız biz o yüzden ümitsizlik yok o yüzden karanlık yok o yüzden umutsuzluk yok o yüzden hımbıllık yok o yüzden yenilmişlik psikolojisi yok o yüzden pes etmek yok bakın pes etmek yok bakın hiç sormadım etrafımda böyle yanı başımda duran insanlar pes etmiş insanlar değildir hiç ben sevmem pes etmeyi pes eden insanları da sevmem açık açık konuşurum ben mücadele edecek pes etmeyecek adam koşuşturacak canını dişine takacak mesleğinde
işinde aşında eşinde mücadeleci olacak mücadeleci olacak geri dönmeyecek geri dönmeyi bilmeyecek adam soracağım ben onun bir yerden geri döndüğünü görmeyeceğim duymayacağım ben onun bir yerden geri döndüğünü geri durduğunu duyar görürsem soğurum ondan ben açık açık ben o kimseden soğurum derim ki bu mücadele edemedi bu gayret edemedi bu koşmadı ben sordum çocuklarına kim bakıyor sustu yürü dedim yanımdan yürü benim yanımda durma bitti mücadele edeceksin kardeşim koşacaksın işin koşacaksın mücadele edeceksin bir iş mi yapıyorsun
koşacaksın mücadele edeceksin olmadı laf mücadele etmedin koşturmadın gayret etmedin savaşmadın kardeşim savaşsaydın olurdu canını dişine takmadın canını dişine taksaydın olurdu bitti Lütfu usta hiç yapamadın araba oldu mu bugüne kadar Cevdet usta hiç tamir edemedin araba oldu mu bugüne kadar Hacı Erkan hiç geri döndüğün bir şey oldu mu bugüne kadar Murat geri döndüğün bir şey oldu mu bugüne kadar bitti bu kadar geri dönmek yoktur hiçbir zaman ümit etmek mücadele etmek savaşmak vardır sevmek vardır dibine kadar sevmek vardır
en hücra köşene kadar sevmek vardır bütün hücrelerinin lime lime en alt seviyesine kadar her yerin sevda olsun öylesine sevmek vardır öyle seven kimse savaşır öylesine savaşmak mücadele etmek vardır durmazsın yürürsün mücadele edersin gayret edersin başını eğmezsin eğmezsin hiçbir güç senin başını eğdirmez sen başın dik gidersin ölümse ölüm ölüm altı üstü ne bunun ölüm bu hayatın altı üstü ölümdür başka bir şey değildir hayatın altı da üstü de ölümdür ne ümidimi keseceğim ne korkacağım ne karanlıktan korkarım ne de ümidimi keserim
karanlıksa yararım o karanlığı Allah'ın izni ümitsizlikse parçalarım onu böyle bir şey yok o yüzden ümitsizliğe düşmek yok o yüzden karanlıktan korkmak yok yok sabah senindir sabaha kadar oturursun tehdit çekersin ağlarsın dua edersin yalvarırsın sabah senindir ben derim ki sabah benim ne yaşarsam yaşayayım derim ki sabah benim bu gece senin şimdi geçici sabah benim ama sabah benim ben 28 Şubat'ta içerideyken içerideki nere söyledim sorguluyorlar beni dedim beni takip edin yüzlerine söyledim şataat yapmam kolay kolay
yüzlerine dedim beni takip edin dedim beni dedim meydanlarda göreceksiniz beni dedim kapalı spor salonlarında göreceksiniz beni dedim Türkiye'nin her yerinde göreceksiniz ben Türkiye'nin her yerinde dedim Kur'an'ı sünneti sufili tasavvufa yıkıracağım dedim beni gördüğünüzde hepinizinle yüzlere yiyilecek dedim hepinizin evet ben ümidimi yitirmedim hiç hiç ümidimi yitirmedim Said geliyordu benim yanıma yemek yemiyordum içeride beni zehirlerler şöyle yaparlar böyle yaparlar şunu yaparlar diye yemiyordum bir Said alıyorlardı içeri
Said'e diyordum ki Said yakın yerlerden yemek alma bana nereden gidiyorsan yemek alıyorsan al gel yakın yerlerden alma diyordum Said gidiyordu bana yemek alıp geliyordu günde bir öğün günde bir öğün yalvarıyorlardı bana ye diye ben yemeyeceğim diyordum ben yaa işte hacı bizim yemeğimiz zehirli mi değildir kardeşim yemeyeceğim ben tabi benim yemediğimi biliyorlar ya mecbur kalıyorlar sayıdı içeri almıyor bende şeker var ritim bozukluğu var her türlü hastalık var yazıyorlar çünkü var mı var ne var şeker var ne var ritim bozukluğu var
ne var tansiyon var o ara tansiyon da var ne ararsan var yazıyorlar şimdi ilaçların var mı var nerede ilaçlar arabanın torpidosunda bilmiyorsunuz mu dedim arabaya zaten girmişsiniz bakmışsınız alıp getiriyorlar ilaçları teker teker veriyorlar ben içiyormuş gibi yapıyorum içmiyorum ilacı mahsus içmiyorum benim renk gidiyor gözler gidiyor ben biliyorum rengin gözlerin gideceğini bakıyorlar elinizde patlayacağım ben sizin diyor sonra Sait gelince alıyorlar içeri diyorlar arkadaşın gelsin sana yemek alsın tamam gelsin yemek alsın
diyorum ben Sait geliyor Sait'e diyorum sakın yakın yerden alma etrafına bak diyorum seni takip etmesin lan Sait çilekeştir bizim yılmayanlardandır dönmeyenlardandır konuşmaz hiç hiç konuşmaz öyledir yılmak yok devrilmek yok yıkılmak yok sen Allah diyorsan başına gelecek senin sen gerçekten la ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyorsan senin başına gelecek kardeşim ya bu işin karşı real sağlaması bu bakın sağlaması bu ne sağlaması sen gerçekten la ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyorsan sen bela gelecek musibet gelecek
sıkıntı gelecek gelecek bir imtihanın olacak senin olacak olmaması sıkıntılı ya sizde hep sıkıntı var var kardeş hep bizde var sıkıntı gelmeyin diyoruz boşuna mı diyoruz bizde derviş olmayın buraya gelmeyin neden sıkıntı var burada çünkü burada gerçekten la ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyoruz biz biz öyle olunca ayetle sabit biz sizi anne babalarınızla eşlerinizle çocuklarınızla mallarınızla canlarınızla imtihan ederiz sen kendine git yeni bir din ara neden sen islam olduysan müslüman olduysan la ilahe illallah
Muhammeden Resulullah dediysen annen babanla eşinle çocuklarınla malınla imtihan olacaksın olacaksın ya taviz vereceksin sen de la ilom yapacaksın kakara kukara yapacaksın ha ha ha yapacaksın ya harammış ne yapalım ya işte haram ama işte ya yapıyoruz ya işte oluyor be işte ne demek oluyor haram ne demek oluyor haram haramdır e öyle olursa e sıkıntı olmuyor o zaman zaten o zaman sıkıntı yok o zaman ne anadan babadan sıkıntı var ne eşten sıkıntı var ne çocuklardan var neden e haram helal önemli değil farzmış sünnetmiş
nafileymiş önemli değil o zaman sıkıntı yok ki annem diyor bu diyor Abdullah baba nereden çıktı diyor ne oldu diyorum ya kalıyor kadın patinaj çekiyor herkes patinaj çekiyor bakıyorum etrafıma ya diyorum önceden neden patinaj çekmediniz ya önceki benim hayatımı biliyorsunuz ee yani hiç biriniz bir şey demediniz bana hiç biriniz bir şey söylemediniz söyleyemediniz şimdi söylüyor ha ben kendimce diyorum ki Mustafa Özbağ doğru yoldasın sen evet imtihan bu Allah muhafaza eylesin o yüzden asla asla ümidi kesmek yok asla
mücadeleden geri dönmek yok asla karanlıktan korkmak yok asla ey oğullarım gidin Yusuf'u ve kardeşini araştırın Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin zira kafir kavimden başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez kim Allah'ın rahmetinden ümit kesermiş sadece kafirler Allah bizi küfürde muhafaza eylesin melekler dediler ki peygambere geçmiş peygamberlere seni gerçekle müjdeliyoruz sakın Allah'ın rahmetinden ümitini kesenlerden olma kime söyledi
çocuğu olmayan yaşlı bir şekilde çocuğu oldu ya zekerya mıydı hangisiydi yaşlandığında çocuğu olan zekeryaydı Allah bizi ümit kesenlerden eylemesiydi ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin çünkü Allah bütün günahları bağışlar şüphesiz ki o çok bağışlayıcıdır çok merhamet edicidir Zümer ayet 3 Cenab-ı Hak bizi ümitsizliğe düşmekten korusun muhafaza eylesin karanlıklardan korkanlardan eylemesin inşallah karanlıklarla mücadele eden efe yürekli yiğit insanlardan eylesin inşallah
haklarınızı helal edin bizden yana da helal olsun geceniz hayır olsun Bismillahirrahmanirrahim Bismillahirrahmanirrahim Amin Destur
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.