Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 6 Eylül 2014 · 1:19:08
Ne istedir ya? Selamun aleyküm. Allah gecenizi, gündüzünüzü, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Geçmişte yapmış olduğumuz hatalar, günahlar için nasıl bir tövbe yapmalıyız ki Allah bize affetsin.
Tekrar, tekrar tövbe edip yine de günah işliyoruz. Tövbe bir şeyden geri dönmektir. Bunun lafız olarak, bunun işareti, estağfurullah el-azîm demek. Ya Rabbi beni affeyle demek. Ben bir daha bunu işlemeyeceğim demek. Allah'a sığınmak. Bu işin zikri, lafzı, bir kimse dil ile tövbe edecekse, Ya Rabbi ben bir daha bu günahları işlemekten vazgeçtim, tövbe ettim, estağfurullah el-azîm dese Veya dil ile subhanallah ve bi hamdihi subhanallah el-azîm ve bi hamdihi estağfurullah el-azîm dese Bu noktada o dil ile o işten vazgeçtiğini beyan etmiş, geriye dönmüş olur.
Bu işin tövbenin dil ile olanı, asıl önemli olan hal ile olanı. Hal ile olan da o kimsenin o günahı bir daha işlememesi. Az önceki kal, dil ama önemli olan hal. Bir daha o günahı o kimsenin işlememesi. Eğer bir günahtan geri döndüyse bir kimse, gerçek manada hal olarak bir daha o günaha geri dönmez. Geri dönmezse Cenab-ı Hak onun günahlarını affeder. Bir de işin halin üzerinde biz hakkel yakin noktası diyelim veyahut da o işin sırrı diyelim, o işin bu noktada hakikati diyelim, O kimsenin bir daha o günahları aklına dahi getirmeyişi.
Bir daha o kimse o günahı hiç düşünmeyecek, hiç aklına getirmeyecek. Şöyle bir şey yapsaydım, böyle bir kalbine gelmeyecek. Ya bunu böyle bir işçiye vereyim. Böyle bir şey hiç aklına gelmeyecek. O kimse artık hakkel yakin noktasında tövbe etmiştir. Ve o tövbe eden kimsenin de geçmişte işlemiş olduğu günahları Cenab-ı Hak sevaba çevirir. Hadis-i Kudsi'de kul hesaba çıkarılır, mizana çıkarılır. Allah kulun kulağına eğilir. Der ki sen bu günahları işledin. Kul üzülür, çok üzülür. Allah kulunun kulağına eğilir. Der ki Allah bunları affetti. Kul derin bir nefes alır. Ardından Cenab-ı Hak tekrar eğilir o kulun kulağına.
Der ki Allah işlemiş olduğun bu günahları affettiği gibi ayrı etten bunları da sevaba çevirdi der. O zaman kul diyor sevincinden, heyecanından, heyecanından keşke biraz daha fazla günah işleseydim der diyor. Bu da tövbenin hakikatidir. Hakikat noktasındadır. O kimse artık o günahı işlememeyi bıraktığı gibi kalbine, gönlüne, aklına hiç o günahı getirmez. Bir daha işleyeyim, bir daha yapıvereyim diye hiç düşünmez. Bu da düşünmezse o tövbenin hakikati olmuş olur. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Hafızlık sınavına girecek olan dört kardeşimizin hayırlısıyla kazanmaları için dualarınızı bekliyoruz.
Allah yardımcınız olsun inşallah. Tenzih, teşbih, takdis ne demektir? Tenzih, teşbih benzetmektir. Takdis etmek, övmektir, metetmektir. Tenzih etmek ise bütün her şeyden onu arındırıp hiçbir şeye benzetmemektir.
Bu kulun yaratılış amacıdır. Cenab-ı Hak komple varlığı, varlığın içerisinde insanı kendisi takdis edilsin, teşbih edilsin, tenzih edilsin diye yarattı. O zaman takdis etmek Allah'ı zikretmektir. Allahu Ekber demektir. La ilahe illallah demektir. Allah demektir. Zikretmek. Zikretmek bütün her şeyin fiiliyatının Allah'tan olduğunu ve onu görmek. Bu noktada onun bütün kainatı, bütün sıfatlarıyla tecelliyatının altında tutup bunu idrak etmektir. Zikretmek. Ben kısaca, kabaca, yüzeysel söylüyorum. Teşbih etmek ise onun sıfatlarıyla onu tanımaktır.
Benzetmek. Allah'ın eli yok ama Allah'ın eli. Benzetiyor Cenab-ı Hak kendisi. Orada o Hudeybi Antlaşması'nda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin elini tutanların gerçekte Allah'ın elini tuttuğu gibi. Teşbih, benzetme. Bu teşbih, bütün benzetme. İnsan, Allah görüyor. İşte biz hemen öyle düşünürüz ya, insan da görüyor. İnsanın görmesini Allah'ın görmesine benzetiyorlar. Örneğin, değil. İnsanın görmesi Allah'ın görmesi gibi değildir. Allah'ın görmesi de insanın görmesi gibi değildir. Teşbih. Hani görüyorsun ya sen, Allah da böyle görüyor. Teşbih etti.
Hemen ardından tenzih etmesi gerekiyor. Benim dediğim gibi. Ama bizim görmemiz onun görmesi gibi değildir. Bakın bu tenzih. Onu herhangi bir kayda bağlamamak, herhangi bir şeye benzetmemek, budur dememek. Her budur dediğimizi de tenzih etmek. Hayır, o diye öyle değildir. Veya sıfatlarının tecelliyatını budur gibi görmek. Hayır, öyle değildir. Bu da nedir? Bu da tenzihtir. İnsanların varoluş sebebi budur. İsa aleyhisselam hem Nebi hem de Resul müdür? Evet, dört tane hem Nebi hem Resul peygamber vardır. İbrahim aleyhisselam, İsa aleyhisselam, Musa aleyhisselam, Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem. Kendisine bütün kitap indirilenler Resuldür.
Büyük peygamberdir. Kendisine kitap indirilmeyenler Nebidir. Bunlar normalde işte bir önceki peygamberin getirmiş, indirmiş olduğu hukuka uyarlar. Yakup aleyhisselam gibi, Yusuf aleyhisselam gibi, Yunus aleyhisselam gibi. Bunlar Nebi peygamberlerdir. Ama Musa aleyhisselam Resuldür. Yani büyük peygamberdir. Büyük peygamber. Bir kısım, çünkü bir kimse ya delidir ya da küfür ehlidir. Ben peygamberim, ben Nebiyim, ben Resulüm diyorsa, üçüncü bir şıkkı yoktur. Yani bir kimse ya deli hükmündedir o, akli dengesini, muvazenesini kaybetmiştir.
Ona derler ki bu Nebi veya da ben Nebiyim veya ben Resulüm diyorsa, o kaybetmiş, onun normalde tedaviyeye ihtiyacı var. Bir ya da kafirdir, ikisinden biri. Üçüncü bir şıkkı yoktur bunun. Bunu hiç kesinlikle ve kesinlikle kat'i bir şekilde söyleyeyim. Ümmet-i Muhammed korkuyor bundan. Neden korkuyorlarsa, neden çekiniyorlarsa, bir mümin Allah'tan korkar. Müminin başka korkusu olmaz. Cehaletten korkar. Bu korku Allah'tan korkmak gibi değildir. Bu nedir? Hata yapmaktan, bilmemekten, bilmeyerekten konuşmaktan korkar. Kıymetli dostlar, dinimizi ifsad ediyorlar.
İfsad etmeye çalışıyorlar. Birileri kalkıyor, Nebi olduğunu söylüyor. Resul olduğunu söylüyor. Tarih boyunca olmuş bunlar. Bunun iki şıkkı var. Ya bu adam deli veya ya bu kadın deli. Kadınlardan da var çünkü. Ya da kafir, ikisinden biri. Ama Müslümanlar bunları böyle el pençe başlarında dolaştırıyorlar. Diyorsun ki, hadis-i şerifle sabit. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, bir daha Nebi ve Resul'ün gelmeyeceğini beyan etmiş. Kur'an-ı Kerim, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin son peygamber olduğunu söylüyor. Bu sefer bu diyor ki, Nebi bu, bizimkisi. Veyahut da o kimse, biz Nebiyiz diyor. Nebiyiz deyince yeni kitap indirilmedi yani ona.
Peki yazdığın kitap ne? Yazdırdığın kitap ne? Bana birisi öyle dedi. Ya biz onu hiç görmüyoruz bile, bakmıyoruz bile. Kardeşim nasıl kör olursun dedim. Adam internette yayınlamış kendisine indirilen kitap olarak. İnternette yayınlamış kendisine indirilen kitap. Bu kadar körlük var mı?
Bu kadar aymazlık var mı? Bu kadar insan dinine sahip çıkmaz mı? Yok. Onu sen nereden buldun diyor bana. Sen dedim kör müsün ya internette? Saklı gizli değil ki. Sen görmüyorsun. Sen görmek istemiyorsun. Mesnevi diyor ki, Hz. Mevlana Cenab-ı Hak bana ilham yoluyla yazdırdı. Ayet demiyor ki. Arabi kendisine fisusu yazdı. Bana diyor bunu Allah ilham olarak yazdırdı. Evet. Cenab-ı Hak ilham eder. Allah velisine ilham eder. Arıya ilham eder. Ağaca ilham eder. Eder. İlhamın da derece atı var. İlmel yakin ilham var. Aynel yakin ilham var. Hakkel yakin ilham var.
Bilmiyorlar ki bunları. Bilmiyorlar. Böyle bir manevi halleri yok. Derece atları yok. Böyle bir manevi makamları yok. Adam ayet yazmış oraya. Kendisine indirilmiş kitap. Ne? Nebi. Ben ya deli ya kafir diyorum. Kızıyorlar bana. Nasıl kafir dersin? Kardeşim ben senin şeyhine, veline, üstadına kafir demiyorum ki. Kim peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden sonra kendisinin nebi, resul, işte peygamber olduğunu iddia ederse, böyle bir şey söylerse, o kimse ya delidir ya da kafirdir ikisinden biri. Üçüncü bir şık yok. Sen kendini nebi görüyorsan sen ya kafirsin ya delisin ikisinden biri.
Üçüncüsü yok. Allah muhafaza eylesin. Ama hadis-i şerif var. Otuz üç tane yalancı peygamber çıkmadıkça kıyamet kopmaz. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözü. Benden sonra diyor otuz üç tane yalancı peygamber çıkmadıkça kıyamet kopmaz. Hadis-i şerif açık. Kendi sağlığında çıkmış yalancı peygamber. O gün için onlara da demiş ki ben Hazreti Muhammed Mustafa'nın peygamberliğini kabul ediyorum. Ben Allah'ı da kabul ediyorum. Ben Kur'an-ı Kerim'i de kabul ediyorum. Ama ben de demiş nebiyim. Kim? Müseylemetül Kezzap. Adı Kezzap yalancı demek. Hazreti Mevlana der ki o Kezzap olarak anıldı.
Oysa öbürkü diyor Ahmet oldu. O ebediyen Ahmet olarak anılacak. Oysa diyor öbürkü de ebediyen Kezzap, yalancı olarak anılacak. Ha demek ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında çıktıysa, düşünün sağlığında, ondan sonra da çıkacak demektir. İnsanlar kutsallarla aldatılırlar. Bir kimseyi kutsallıkla aldatırsınız.
Bir kimseyi dinle, Allah'la, peygamberle aldatırsınız. Aldatılmanın en kolay yolu, aldatmanın en kolay yoludur. Aldatılmanın ve aldanmanın en kolay yoludur. Çünkü insan dine, imana, kendi dinine, kendi imanıma zarar verecek mi der, böyle durur. Hele bizim gibi din cahili toplulukları aldatmak daha kolaydır. Neden? Bizi din cahili olarak bıraktılar. Aldatılmamız kolay olsun. Çıkıyor, şey Orta Doğu, Münbit Toprak, aldanmaya ve aldatmaya. Adam çıkıyor oradan bir hilafet yayınlıyor, ben halifeyim diyor, hira, herkes ona gidiyor. Adam dini bilmiyor ki, hadis okumuyor ki, tefsir okumuyor ki. Onun hadis ve tefsir okumasına müsaade edilmiyor ki.
Dilimiz gitmiş, biz kendi dinimizin dilini bilmiyoruz ki. Yıllardan beri de kötülendi. Dediler ki bize kendi lisanımız da öğrenelim. Bize kendi lisanımız da da öğretilmedi ki. Razıyım diyorum ben yıllardan beri. 28 yıldan beri diyorum ki, razıyım. Türkçe dahi olsa bize dinimizi öğretin. Niçin? Ya bu insanlar Allah'a inanıyor, peygambere inanıyor. Bu insanlar Müslüman. Eğer bunlar doğru dini öğrenmezlerse, birisi gelecek selefi, vahabi takılacak. Bütün insanlar selefi, vahabi olacak. Birisi gelecek işitçi olacak. Birisi gelecek selefiyim diyecek, çıkacak orta yere. Birisi gelecek vahabiyim diyecek, çıkacak orta yere.
Birisi gelecek şiayım diyecek, çıkacak orta yere. Birisi hariciyim diyecek, birisi kadereciyim diyecek. Birisi cebriyeciyim diyecek. Birisi diyecek ki benim kaderimde ne yazıldı, sonu yaşıyorum. Kaderimde içki varmış, içki içiyorum. Öbürkü diyecek ki ya böyle bir şey olur mu? Cebriye, Allah senin eline yazdı, tutuşturdu. Sen o hayatı yaşıyorsun diyecek. Öbürkü başka bir şey söyleyecek, herkes bir şey söyleyecek. Bunun doğrusunu ayırt edebilecek ilim, ehli insan yok. Alim yetişmemiş, yüz yıldan beri. E insanların içerisinde alim yok. Sen mevcut alimleri asmışsın, mevcut şeyhleri asmışsın. Tekkeler kapanmış, zaviyeler kapanmış, medreseler kapanmış, insanların din öğrenecekleri yerler ama iyi ama kötü, ama doğru ama yanlış kapatılmış.
Kapatılmış. Bir tekke varmış, yanlışlığı da var, eksikliği de var, fazlalığı da var, ne olduysa olmuş 100 yıl önce, 150 yıl önce. Ama sonuçta kökten kapatılmış. Burası çok basit. Şu anda oturduğumuz, sohbet ettiğimiz yer. Saman deposu, buyday deposu, ahır, jimnastik salonu. Burası, burası. Ev. Sonra harabe. İşte şimdi tekke. Buranın tarihçesi. Hayvanların bağlandığı ahır burası. 450 yıllık tekkeyi ahıra çevirebilir misiniz? 450 yıllık tekkeyi saman deposu yapabilir misiniz? Buğday deposu yapabilir misiniz? 450 yıllık bu tekke.
Burası jimnastik salon olmuş bir arada. Nereden öğrenecek insanlar dinini? Yok. Atatürk 5 bin tane tefsir yazdırmış. Hangi okulda okutuldu? Yok. Tefsir bastırılmış. 5 bin tane. Nerede? Ben savcıya söyledim. Sayın savcı dedim. Bu Buhari tercihmesi dedim. Atatürk'ün bastırttığı tercihme. Bunun dedim, dini bir kitap olup olmadığını soruyorsunuz bana şimdi dedim. Diyanete bunun yazısını yazdılar. Dikkat edin. Hala da Buhari tercihmesi, Sofoğlu'nun tercümesi Atatürk'ün zamanında yazdırılmış tercümedir.
Resmidir, kanunla yazdırılmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden çıkarılan kanunla yazdırılmıştır. Elmalı'nın tefsiri Atatürk zamanında Millet Meclisi'nden kanunla yazdırılmıştır. Kanunla. Eğer Elmalı'nın tefsirini çıkarın, bir televizyondan okuyun, bir Cumhuriyet Savcısı onu okuyup hapse atabilir. Evet.
O tefsir bugünkü anayasaya aykırıdır. Evet. Bugünkü ceza yasasına aykırıdır o tefsir. Aykırıdır. Siz Buhari'nin tercihmesini şurada okuyalım biz, bir Cumhuriyet Savcısı beni alıp tutuklayabilir. Nerede dini öğrenecek insanlar?
İsterse Diyanet'in hocası, müftüsü olsun. Ciddi ciddi söylüyorum. Hem öyle normalden değil. Devletin hukukunu, anayasasını, layık demokratik hukuk devletini irticaya, feodal, ne o, İslami dini yapıyor döndürmekten atarlar adamı içeri. Tabii, şimdi yani 5-10 yıldan beri kimse peşimize düşmüyor. Yani gene daha işte birkaç yıl önce gene oradaydık. Arada bir hatırlatıyorlar. Nerede dini öğrenecek insanlar? Mümkün değil. Gel Türkçesini öğret. Gel öğrenelim Türkçesini.
Ve yaşayalım. İnsanlar dini bilsinler. Nereye gideceklerini bilsinler. Ondan sonra haydi birisi geliyor ümmetin parasını çarçur ediyor. Birisi geliyor ümmetin imanını çarçur ediyor. Birisi geliyor ümmetin her şeyini çarçur edip gidiyor. Birileri çarçur ediyor. Biz bağırıyoruz buradan. Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gitmeyin. Nereye kadar bağırsan gidiyor. Adamın parasını alınca adam mutlu oluyor. Değer veriyor, kıymet veriyor. E adamın parasını almışsın. Ona da başka şey tutturuyor. Almışsın parasını adamın. Kimse bakmıyor ki. Birisi çıkıyor insanların imanını silip sürüp götürüyor. Yalvarıyorsun adama kardeşim ya. Aklın mantığın var ya.
Aklın mantığın var. Yani bir Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'e gelmiş. Son peygamber, son kitap. Ya nereden çıktı bu nebi? Yok. Minbit topraklar. Her gün bir Mehdi çıkıyor. Yeni soru. Ne o? Adamın şeyhi bütün kutupların kutbuymuş. Çok kutup olunca o kutuplara da bir kutup lazım tabii. Demiş dervişlere. Demiş bu gece bana kutupların kutupluğu verildi. Yani bütün kutupların kutbu. Eee getirin bakalım paraları. Ne? Bu da sizin imtihanınız. Milletin parasını dokununca imtihan çıkıyor ortaya. Adam arıyor. Selamun aleyküm aleyküm selam. Ben sizin telefonunuzu internetten buldum. Buyurun. Ondan sonra bizim bir muhterem efendimiz vardı.
Harika. Devam et kardeşim. Ama dün gece ona kutupların kutupluğu verilmiş. Allah'a verilmiştir kardeş. Allah yolunuzu. Sizin haberiniz yok mu? Yok dedim. Bize tebliğ edilmedi böyle bir şey. Bize dedim söylenmedi. Böyle bir kutupların. Biz kimiz ki dedim ben. Bize söyleyecekler. Bunlar büyük zatların işleri dedim. Bana soracağını sor. Dedi ki hepimizden para istedi. Ne parası? Ondan sonra demiş ki herkes ne kadar getirecek? İmtihan çıksın meydana. Eyvah. Bir de ölçü. Hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri cihada giderken herkes bir şeyler getirdi de herkes Hazreti Ebubekir Efendimiz'i geçmek için uğraşıyordu. Hazreti Ömer Efendimiz getirdi.
Ondan sonra malının yarısını geçtiğini zannetti. Orada dururken Hazreti Ebubekir Efendimiz geldi. Dedi ne getirdin? Her şeyi mi getirdim ya Resulallah? Deyince arkada dedi. Ne bıraktın arkaya? Allah ve Resulü'nü bıraktım onlara dedi. Hazreti Ömer Efendimiz geçildiğini o esnada gördü. O yarısını getirdiydi ya. Bir de ölçü olarak, kısas olarak bunu veriyorlar onlara. Yani sen de malının tamamını getir. Kime? Şeyh Efendi'ye. Kime? İşte Hoca Efendi'ye. Tarikata, cemaata, adına ne dersek diyelim biz bunu. Adam bunu soruyor. Dedim paranızı istemezse sormayacaktın zaten dedim. Parasını istemeseydi sormayacaktı hiç. Parasını isteyince sordu. Dedim ki para ne kadar kıymetli öyle değil mi?
Bak dedim sen kendi şeyhini dahi sorguluyorsun şimdi. Hem diyorsun ki kutupların kutupluğu verildi. Ben dedim ki ona inandın mı inanıyorum dedi. Peki kutupların kutupluğu olduğuna inanıyorsun da parayı götürmeye neden inanmıyorsun dedim. Kaldı. Dedim kardeş kutupların kutbu olanın paraya ihtiyacı mı olur? Ne işi var adamın parayla dedim. Ama siz alıştırmışsınız onu dedim ben. Daha önce veriyor mudunuz? Ses yok. Biz arkadaşlarla gelip size intisap edeceğiz. Aman bize gelmeyin dedim ben. Neden hocam biz yok kardeşim gelmeyin bizi de bozarsınız siz dedim ben. Neden ya böyle dedim akılsız bir insan derviş olacağıma dedim. Bize derviş olacağına zeki böyle sorgulayan aklı çalışan bir kimse olsun.
Onunla uğraşmaktan mutlu oluruz biz. Aman dedim uzak dur. Yeni çıktı şimdi kutupların kutbu. Bir de ne şey kainatın kutbu. Evet az kaldı. Bir çıtta nebi. Trend'in önüne göre gidiyor çünkü. Önce bir işte çok muhterem bir hoca efendi veya şeyh efendi. Ardından büyük mürşid. Ardından büyük mürşidi kamil. Ardından kutup. Ondan sonra kutupların kutbu. Ondan sonra nebi. Sonra bir kitap Resul oldu adam. Trend bu. Kimse de ona yok kardeş ya dur bakalım ya. Sen nereden geldin?
Herhalde sabah çok erken kalktın. Böyle seher yerine mi denk geldin? Üşüttün mü? Biraz kafana bir şeyler sarsaydın diyen yok. Yok. Hatta bunlar televizyonlarda orada burada kol geziyorlar. Allah muhafaza eylesin inşallah. Kur'an ve mümin ikiz kardeştir. Hadis-i şerif ne anlama geliyor? Mümin Kur'an'ın indirmiş olduğu dini üzerinde taşıyan kimse. Mümin yaşayan Kur'an. Kur'an nerede yaşayacak? İnsanın üzerinde. Kur'an insana çünkü. Bir kimse Kur'an'a sımsıkı bağlanır yaşarsa o yaşayan Kur'an olur. Kapının önünü boşaltın biraz daha içeri doğru gelin. Buhari hadis-i şerifte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem muhakkak bir kul cennet ehlinden olduğu halde cehennemliklerin yaptığı işleri yapar.
Cehennem ehlinden olduğu halde de cennetliklerin amellerini yapar. Amelde itibar insanların ömrünün sonlarında yaptığı amellerdir buyurdu. Bu hadis-i şerifi açıklar mısınız? Cehennem ehli cennetlik işleri yapar mı? Yapar. Cennetlik insanlar cehennemlik işler de yapar. Cehennemlik insanlar da cennetlik işler yapabilirler. Allah isterse dinini münafıklara, gayrimüslimlere dahi desteklettirebilir. Fasıkları desteklettirebilir. Evet bu bir. İkincisi yani bir kimse son nefesi önemlidir. İşin sonuna bak derler ya işin sonuna bakmak gerekir. Ama ve lakin buradan böyle diyerekten insanları ümitsizliğe sevk etmek değil işim. Hadis-i şerifte nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz der.
Nasıl ölürseniz öyle diriltilirsiniz der. O zaman biz son nefese kadar iman, İslam üzerinde yaşamaya gayret edeceğiz. Biz her nefeste kendimizce Kur'an ve sünnet dairesinde sımsıkı durup hayatımızı devam ettirme yolunda olacağız. Gevşeklik yok. Bu noktada ne bileyim işte ya kurtulduk gibi düşünce yok. Biz bir Müslümanın nasıl yaşaması gerekiyorsa öyle yaşamak için mücadele edeceğiz.
Biz bir müminin nasıl olması gerekiyorsa öyle olması için gayret sarf edenlerden olacağız. Ve biz o gayretle yürüyeceğiz. O hal ile yürüyeceğiz. Asla ve asla o halden o gayretten geriye düşmeyeceğiz. Ha insanlar kendilerince son nefeslerinde kendince şüphe etmesini şüpheye sevk edecek konuşmalardan da uzak duracağız. Yani bir kimse Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışacak ve Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmış bir şekilde yaşarken kendince cehennemlik olacağını düşünmeyecek.
Bu da bir insanın bu noktada çökertir. Neden böyle bir şey olsun? Allah zalim değil ki. Allah kimsenin ecrini orta yerden kaldırmaz. Allah kimsenin dosdoğru istikametini bozmaz. Sen dosdoğru istikamette yürüdüğün müddetçe Cenab-ı Hak sana rahmet eder, bereket eder, lütfeder, ikram eder. Dostlar, bir kimse cehennemlik, bir kimse cennetlik amel işlemesi demek cehennemliktir. Ama o esnada birisine bir cömertlik yapar. Bu cennetlik bir ameldir. Adam çok gaddar bir kimsedir. O esnada merhamet etmiştir. Bu cennetlik ameldir. Eyvallah. Cennetlik bir kimse vardır. O esnada gıybet eder. Bu da cehennemlik ameldir. Ama onu tövbe eder. Cenab-ı Hak ne yapar? Affeder.
Allah bizi onlardan eylesin. Daha önceki sohbetinizde uyuyan insanın ruhu alınıyor bedeninden ruhlar alemine götürülüyor demiştiniz. İnsanlar uyurken rüya görüyor. O rüyayı ruhlar aleminde mi görüyor? Evet. Bir insanın kulağı çınladığında salavat getirmesi lazım mı? Her şeyi de salavat getirin. Bir tek kulak çınlamasını beklemeyin insanın. Bir tarikat mürşidine bağlı yaşamak kula kulluk olabilir mi? Kula kulluk ne demektir? Gerçek mürşidi nasıl bulacağız? Kula kulluk şudur. Bir kimse Kur'an ve sünnetin dışında bir şey söylediği halde ona uyuyorsa bir kimse ona kuldur. Onu ilah olarak gördüyse. Bunu böyle ehli sufiye söylerler genelde.
Sizler üstadınıza bağlısınız. Kula kulluk yapıyorsunuz. Eğer üstadı Kur'an ve sünnet daresindeyse o kimsenin ve üstadı ona Kur'an ve sünneti tavsiye ediyorsa asıl insanları şirkten kurtarıyordur. Şu anda gerçek mürşidi kamiller insanları şirkten kurtarmakla meşguller. Şirk şirk küfür üzerine yüzüyor insanlar.
Yüz yıldan beri insanlara şunu söylüyorlar. Ölüyorlar. Sizler kula kulluk yapıyorsunuz. Bizim kafamıza kapitalist sistemi getirdiniz. Kapitalist sistem hepimizin canını okudu. Kula kulluğu bırak. Deccala kulluk yapıyoruz. Kula kulluğu bıraktık. Biz dinsiz Allahsız bir sisteme kulluk yapıyoruz. Bunu bizden saklamak için, bunu bizden örtmek için hep ensemizde bizim boza pişiriyorlar. Siz kula kulluk yapıyorsunuz diye. Emperyalistler çökmüş tepemize bizim. Emperyalistler tepemize çökmüş bizim. Bütün memleketi sömürüyorlar. Bütün memleketi dinsiz, imansız hale getirmişler. Bütün memleketi her türlü yolsuzluğu, soysuzluğu sokmuşlar içimize.
Buna hayır diyen bir İslam var. Buna hayır diyen bir tek sufi bir düşünce var. Onları da bu kapitalist, deccalist, emperyalist sistem, sizler kula kulluk yapıyorsunuz deyip insanları hakikatten uzaklaştırıyorlar. Evet. Ceplerinizdeki paraya kulsunuz. Ceplerinizdeki kredi kartına kulsunuz. Beş boynuzlu otellerin kulusunuz. Alışveriş merkezlerinin kulusunuz. Nereye kula kulluk? Dininizi yaşayamıyorsunuz. Kime kulsunuz? Özgürce dinini yaşayamıyorsun.
Sen dinini yaşayamıyorsan o dinini sana yaşatmayan güç senin ilahın oldu. Kime kulluk ettin? Hadi deyin. Ben maaşımı bankadan, faiz yuvasından almak istemiyorum. Nereden çalıştıysam maaşımı oradan alacağım. Benim maaşımı bankaya yatırmayın. Ben faizle iştigal eden bir sistemden para almak istemiyorum deyin. Kime kulsunuz? Kim faizle iştigal ederse, mümin kardeşinden faiz alırsa, Kabe duvarının dibinde annesiyle nikahlamış gibi günaha girer. Ey Ümmet-i Muhammed! Kime kulsunuz? Hepinizin cebinde deccaliyet kapitalist sisteminin kredi kartları var. Adamın bir milyar maaşı var, beş tane kredi kartı var.
Telefon açıyor. Selamun aleyküm. Aleyküm selam. Mustafa Özbağ'la mı görüşüyorum? Buyurun. Mustafa Hocam sen misin? Evet. Ben şimdi neredeyim biliyor musun? Nereden bileyim kardeşim neredesin? Ben şimdi sert başı köprüsündeyim. Hayırdır kardeş? Kendimi buradan açacağım. Neden? Ben kredi kartı mağduruyum. Dur bekle. Ne oldu? Beni de taş niyetine bağla. Nasıl yani? Ya kardeşim bana telefon açtın. Bütün Müslümanlar bundan sorumludur dedin. Beni aradığına göre birinci derecede sorumlu olan benim. O zaman beni taş niyetine bağla. İkimiz cumhurlop gidelim. Beraber yedik el dedim ben parayı. Kaldın telefon elinden. Senin telefon açtın. Adamın dedin banka hesabı yok, kredi kartı yok.
Kime telefon açtın dedim. Kime kulus? Elektrik parası gecikti faiz. Su parası gecikti faiz. Vergin gecikti faiz. Doğru mu? Kime kulsunuz? Faizcilere gelince diliniz hiç çıkmayacak. Size zulmedenler, size sömürenler, sizi aç bırakanlar, sizi açıkta bırakanlar, sizin memleketinizi soyup soğuranlara sesiniz çıkmayacak. Adam dinini öğrenmeye gitmiş. Bir şeyhin peşine düşmüş. Doğru yanlış neyse. Ya dilini öğrenecek. Siz kula kulluk ediyorsunuz. Yıkın hadi bankaları. Hadi.
Gidin kredi kartlarının hepsini de iade edin. Gidin banka hesaplarınızın hepsini de kapatın. Hadi. Dilekçe yazın memurlar. Biz maaşlarımızı bankadan almak istemiyoruz. Bizi faiz yuvasına düçar etmeyin. Esnaflar dilekçe yazın. Biz bütün her şeyimizi bankadan geçirttiriyorsunuz. Evet. Fatura 5 lira geçtin bankadan geçireceksin. Ya da ne o? Çek yazacaksın. Çek kimden? Bankadan. Ha bir adam alıyor. Türkiye'nin en fazla kar eden işletmeleri bankalar. Kime kulsunuz? Kime kulsunuz? Merkez Bankası'nın vergi dairesine faiz de para satıyor. Bu Merkez Bankası kimin?
Neden benim maliyeme, benim devletime faiz de para satıyor? Madem Merkez Bankası benimse bir cebimden bir cebime parayı bana EFT ederken neden benden faiz alıyor? Kim bu Merkez Bankası'nın başındaki solucanlar, bizim paramızı, bizim pulumuzu yutan? Kim bunlar ya? Bize, kula kulluk ediyorsunuz ha? Kim? Hadi ayağa kalkın. Biz kula kulluk etmeyeceğiz. Biz bundan sonra Allah'a kulluk edeceğiz. Hep beraber. Allah'a kul olalım. Kur'an-ı Kerim neye emrediyorsa onu yaşamak istiyoruz. Allah'a kulluk bu. İman edenler faiz haram, iman edenler zina haram, iman edenler içki haram, iman edenler lutilik haram, iman edenler kadınlara benzemek haram, iman edenler kadınların erkeklere benzemesi haram, iman edenler, iman edenler namazı kılmamak haram.
Namaz farz, oruç farz, haç farz, kime kulsunuz? Hac hepinize farz, yürüyün haç zamanı. Kime kulsunuz? Kim durduruyor sizi? Kim önünüze sizin engel oluyor? Bir Müslümanın imani hakikatidir hacca gitmek. Sizin hacca gitmenizi engelleyen ne? Kime kulsunuz? Kime kulsunuz? Kime kul bu insanlar? Allah'a kulum. Bu faiz ne kardeş? Allah'a kulum. Hacca neden gitmedin? Allah'a kulum. Bu içki ne kardeş? Allah'a kulum. Ya düne kadar devlet içki fabrikası var. Devlet kendi insanının, kendi tebaasının aklını, dinini, imanını, fikrini, namusunu koruyacağına düne kadar devletin içki fabrikası var.
İçki fabrikasında içki üretiyor. Kendi insanına satıyor. Kime kulsunuz? Fuhuşhaneler var şu anda. Devlet bir kadın hasbel kadar yanlışlık yaptı, eksiklik yaptı, noksanlık yaptı, bildi bilemedi. Bir vesika fuhuşhanede. Devletin işçisi. Ne işçisi? Fuhuş işçisi. Maaşını, ne o vergisini verdi, sigortasını yatırdı, fuhuş işçisi oldu. Ey devleti idare edenler, bizi idare edenler, kime kuluz biz? Kime kuluz? Bunları soran yok. Var mı? Devletin geliri faizden var, fuhuştan var, içkiden var, kumardan var. Devlet eliyle kumar oynatıyor.
Loto, toto, bilmem ne. Her türlü şey var. Devlet eliyle. Devlet de yüzde on sekiz KDV'de aldı. Kime kulsunuz ya? Kime kulsunuz? Sen yapma. Ya kardeş orada önümde duruyor. Benim bir çocuğum kalksa hasbel kaderlik orada karşısında duruyor. Yapma ne demek? Karşıda duruyor. Karşıda duruyor. Teşvik ediyor. Kapat hadi. Hadi kapatın. Haydi Allah'a kul olanlar. Dilekçe yazın. Müracaat edin. Kur'an'ın haram ettiği her şeyin devlet tarafından haram edilmesini ve yasaklanmasını istiyoruz. Devlet senin kızını fuhuşhanede satabilir mi ya? Yapabilir mi böyle bir şey?
Kime kulsuz? Kime kulsuz? Bir mürşide bağlanırsa bir kimse. Orada diyecek. İyyâken âbüdü ve iyyâken estâîn. Ancak sana ibadet eder. Senden yardım dileriz. Muhakkak ehl-i sufinin içerisinde yol yordam bilmeyen bir sepet elmanın içerisinde çürük elmalar da vardır. Yok değil. İyi iki tane doktor yanlış teşhis koydu diye bütün doktorları da biz yanlış teşhis koyuyor hükmüne varmayacağız. Kime kul Müslümanlar acaba? Bir Allah'a kul olsalar var ya dünyada sistem değişecek.
Müslümanlar Allah'a kul olsa hepsi de değil ha. Hepsi de değil ha. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın sayısalı farklı sizin sayısala göre değil. Cenab-ı Hak bazen biri bine eş tutar. Yani öyle bir kul olsa Müslümanlar dünyada sistem çatırtacak. Dünya üzerinde vahşi emperyalist, kapitalist, deccaliye sistemi var. Ne tarafa dönersen dön.
Bu sistemin altında Hristiyan'ı da, İsevi de, Musevi de, Budist'te, Müslüman da inim inim inliyor. Dinlisi, dinsizi hepsi de inim inim inliyor. Bu sistem hepimizi inletiyor. Farkında değil hiç kimse. İsevi de inletiyor. Musevi de inletiyor. Himalayalardaki Budist'i de inletiyor. Bu deccaliyet komple dünyayı sarmış. Ahtapot gibi. Ahtapot, ahtapot. 500 tane şirket var. Bu 500 tane şirket dünya üzerinde ahtapot gibi. Senin dininle ilgilenen yok. Sen neye inandığın önemli değil. O 500 tane şirkete çalışıyorsun. Uyanın ey Müslümanlar. Ey iman edenler uyanın. Her birinizin cebindeki kredi kartlar onlara çalışıyor.
Her birinizin banka hesapları onlara çalışıyor. Her birinizin çalıştığı işletmeler onlara. Onlar size ölmeyeceğiniz kadar para veriyorlar. Sen esnafım diye cartınıyorsun. Sana biraz daha fazla veriyor. Sen diyorsun ki ben çiftçiyim. Sana biraz daha fazla veriyor. Öbürki diyor ki ben bürokratım. Ona da bir lira fazla veriyor. Ne olacak ki? Öbürki diyor ki ben en yüksek bürokratım. Bilmem nerede ben müsteşarım. Sen de 6 lira alıyorsun işte. Çok. Bu kadar. Ne etsa Türkiye Müslümanmış. Çok umurunda onun Türkiye'nin Müslümanlığı. Ne zaman onun döner çarkı.
Ne diyor ayet şeyde? Hadis-i Şerif'te. Beni Abbas'ın değirmeni döndüğünde. İslam dünyasında diyor. Beni Abbas'ın değirmeni döndüğünde. Beni Abbas'ın değirmenine faiz değirmeni. Beni Abbas'ın değirmenine. Hazreti Abbas radiyallahu anh hazretleri amcası. Mekke fethedilmezden önce Mekkelilere, müşriklere para satıyordu. Faizde para satıyordu. Faizde para satıyordu. Müşriklere. Beni Abbas'ın değirmeni bu. Müşriklere para satıyor. Ne zaman ki diyor bu değirmen tersine dönmeye başladı. Bu değirmen dönmeye başladı. O zaman diyor Deccal'ı bekle. Deccal çıkmış demektir. İslam dünyasında ne zaman faiz, real, ekonomik bir ölçü haline geldi. Beni Abbas'ın değirmeni döndü.
Tekkeye gelir kulak kulluğu sorarsan, buradaki de kafası kırık adam sana bunu söyler. Kime kulmuş İslam dünyası? Beni Abbas'ın değirmenine. Beni Abbas'ın değirmeni çalıştığı müddetçe, senin dinin, sen Müslümanmışsın, sen Sufi'mişsin, yok sen işte şu cemaattanmışsın, bu tarikattanmışsın. Bunların umurunda değil. Bankalar faizle sana para sattığı müddetçe, devlet olarak da sen faiz aldığın müddetçe ve kazancını ve kendi değerlerini faize yatırdığın müddetçe senin hangi dinden olduğun önemli değil. Sen kime kul olduğun da önemli değil. Haydi şimdi kime kuluz? Şapkamızı önümüze koyalım bakalım. Ben de dahilim buna. Hangi şeyh şimdi kula kulluk yaptırıyormuş?
Merak etmeyin size birer tane de fetva veren çıkar. Onların profesörleri var. Soruyorsun hocam faiz değil mi? Mümin bir İslam dünyasında böyle bir şeyin olması mümkün mü? O adam cevap yok. Geçen gün hürriyette olması lazım. O bir tane tarihçi aslında da o bir şey var, yazar var. Muhafazakar görünüyor. O hep yıllardan beri tanırım. Taha Akyol. Taha Akyol'un bir yazısını gösterdi bir arkadaş bana. Bizim bir maden mühendisi komşu var ya, yazmış. Osmanlı'daki ilk faizi şey yapıyor. Kanin'in zamanında bir şey olmuş, onu yazmış oraya. Ben de dedim ki ya Kanin'in zamanında böyle bir şey olsa dahi yanlış. İçimizden satılık adamlar çıkıyor. Faizi yumuşatmaya çalışıyorlar.
Haramları bize yumuşatmaya çalışıyorlar. Haram haramdır kardeş. Sen harama karşı çıkmıyorsan, haramla mücadele etmiyorsan, haramı kabul ettiysen haramın kulu oldun. Çok basit. Sema, ney ve bendirin dinimizde yeri nedir? Sevabı var mıdır? Evet, hepsi de bizim dinimizde ritüel olarak yeri vardır. Biz Müslümanız deyip de hiç neşelenmeyeceğiz diye bir kaide yok. Biz Müslümanız deyip de hiç eğlenmeyeceğiz diye bir kaide yok. Bizim düğünlerimiz adaba, erkana uygun bir şekilde eğlenceli olur. Eğlentili olur. Müslümanlar neşeli insanlar. Müslümanlar böyle kazurat gibi insanlar değillerdir. Müslüman düğününde normalde neşeli bir şekilde düğününü yapar, semasını yapar. Zikrullah esnasında bendirini vurur, sema eder, ilahi söyler.
Kadınlar kına gecelerinde kendi aralarında eğlenirler, def vururlar. Defsiz nikah, nikah değildir. Hadis-i şerif, düğünlerinizi cenaze törenlerine benzetmeyin. Düğünlerinizde eğlenin. Erkekler o tarafa otururlar. Zeybek oynayan, zeybek oynar. Horon çekecek olan horon çeker. Neyse kültürü erkek erkeğe eğlenir. Bu bizim kültürümüz. Bizim kültürümüzde düğünde dans etmek yok. Kadınlı kızla herkes bir yere oturup ondan sonra dans etmek yok bizim kültürümüzde. Kime kuluz? Allah'a kulsak Fransa'nın, Almanya'nın, Avrupa'nın bize dayatmış olduğu, popüler kültür dediği deccaliyet, kapitalist, emperyalist kültürü kabul etmeyin. Bizde beyaz gelinlik yok. Türklerde beyaz gelinlik yok.
Türklerin gelinlik kıyafetleri farklı. Ne yapmak? Kime kulsunuz siz? Avrupa'ya mı kul oldunuz? Batıya mı kul oldunuz? Nereden çıkardınız bu adetleri? Sizin adetlerinizde böyle bir şey yok. Sizin adetlerinizde velime yemeği, düğün yemeği var. Oturursun damadın kapısının önünde, sokakta, orada, çalar davullar, zurnalar, millet yer içer durumuna göre. Erkekler gelir, zeybek oynarlar, erkekçe oyun oynarlar. Nereden çıkardınız bu böyle uyduru kaydırı guppak oyunları, kaydırı guppak dansları? Twiste gelin, nereden çıkardınız be ey Müslümanlar? Kime kul oldunuz da çıkardınız onu? Yok batı müziğmiş, yok rock müziğmiş, yok hafif batı müziğmiş. Nereden buldunuz? Kime kulsunuz siz?
Sizin atalarınız mehterle giderdi. Neredesiniz? Siz bir zeybek oynadığınızda sema ayağa kalkardı. Siz bir horon teptinizde arz titrerdi. Neredesiniz? Sizin davunun zurnanın sesi Viyana'dan duyulurdu. Sizin davunun sesi Londra'dan, Pekin'den duyulurdu. Nerede kaldınız? Kime benzediniz? Kime döndünüz? Kime dönüştürüldünüz siz? Kime kul oldunuz da değiştiniz? Şimdi siz öpmeden eşinizi millet sıraya girip öpüyor. Kime? Nerede gördünüz siz? Gelin damat yan yana, daha gelini damat öpmeden herkes sıraya giriyor. Bir bilezik takan öpüyor.
Kime benzediniz siz? Nereden buldunuz bunu? Nereden buldunuz sarhoş gerdeğe girmeyi? İçkiler oluk oluk takılıp, oluk oluk akıyor. Oysa bizim Allah'ımız, bizim dinimiz diyordu ki evlendiğin gece tövbe et. O güne kadar işlemiş olduğun günahları affedecek. Evlilik, nikah bu kadar bereketliydi. Nikah bu kadar önemli bir dini ibadetti. O gece geçmiş günahların affoluyordu. Nereden buldunuz kardeş? Oluk oluk içki içmeyi. Hangi ilahınız emretti bunu? Hangi tanrınız emretti? Hangi Allah bunu size önünüze koydu? Şimdi sufiler iki bendir çalacak, ayağa kalkıyorlar. Dinde bu var mı?
Be ahmak! Şu memleketi görmüyor musun? Bugün cumartesi. Götüreyim seni bütün düğün salonlarına da neler yaşandığını gör. Ben oradan gelmiyor insanım. Medreseden değilim ben. İmam Hatip'ten de değilim. Kime yutturacaksın? Hangi Allah'tan buldunuz bunu? Bana söyleyin, böyle düğün yapanların kime kul oldular? Ne güzel muhabbet bu gece muhabbet. Kula kul olmak ha. Hadi bakalım. Kime kul oldun öyle düğün yapmakla? Dinimizde ney bendir var mı?
Var. Keşke neyde bendirde kalsaydınız siz. Hiç siz ney böyle derini üflerken, orasını burasını oynatıp, çankıda çankıda oynayanı gördünüz mü? Ney? Var mı ney sesinde? Twist'e gel oynayan? Gördünüz mü hiç? Var mı bendir sesinde göbek atan bir kadın gördünüz mü?
Neyde bendirde kadın erkek kim kimle dans ettiği belli değil, oynadığı belli değil. Öyle bir şey gördünüz mü hiç? Allah için söylüyorum ya. Ben 28 yıl oldu ben bir dergaha girdim. 28 yıldan beri ben görmedim, şahit olmadım hiç. Ondan önceki hayatım var. Ben 26 yaşında derviş oldum. Hadi 16 yaşından sonrasını at. 16 yaşından öncesini de atma. Bakma. 10 yıl. 10 yıl yaşamadım, görmedim, kalmadı benim. 28 yıl olmuş dergaha girelim. Ben hiç görmedim. Ney ve bendir sesinde kadın erkek. Böyle birbirleriyle oynayıp her taraflarını oynatan. Televizyonlarda görüyorsunuz mu hiç?
Seda Sayan'da ney bendir ile var mı Seda Sayan'ın programı? Biz alim olacağız ya. Biz bir şeyi eleştireceğiz ya. Bu ney var mı dinde? Var diyorum ben şimdi, kalıyor. Bendir var mı? Var. Nikahta bendir çalmak sünnet. Def çalmak sünnet nikahta. Sen def çal. Sen def çal nikahta. Defle kal. Vallahi başımın tacısın. İbadet etmiş olacaksın. Yok. Bizim nefsimize denk gelir mi o? Bir Ankara'nın yolları olması lazım. Değil mi? Herhalde bundan 100 yıl önceki Ankaralılar, bugünkü Ankara oyun havalarını görünce, lanet olsun şunlara ya biz böyle değildik diyorlardır.
Neymiş bir de bunlar Seymen'miş. Seymenlere bakıyorum. Gayet ağır adamlar şey oynuyorlar. Ne o? Zeybek oynuyorlar. Hiç oralarını, buralarını oynatmıyorlar. Yok. Millet yıkılıyor şimdi öyle. Ha ne? Sema ve ney var mı dinimizde? Var. Yok diyorsun, kabul edeceğim. Bakın yok diyeni de kabul edeceğim. Ha gel kardeş ben seni tutam elinden bir götüreyim, gezdireim. Var mı diyene sormak lazım. Düğününde ne yaptın? Şimdi buraya sorsam ki, düğünlerinde neyle bendirle yapanlar, herkes elini kaldıracak büyük bir çoğunluk. Zaten buraya geldikten sonra evlenenler. Ya buraya gelmezden önce evlenenler.
Buraya gelmezden önce, derviş olmazdan önce evlenenler. Neyle bendirle düğün yapan var mı? Elini kaldırsın. Yok bak. Şimdi bir kısmı utanır. Normal böyle buraya gelmezden önce, salonda böyle herkesin yaptığı gibi yapanlar desem, adam şimdi diyecek ki ya az önce lafı koydun ortaya. Sen öpmeden önce herkes öptü dedin. Şimdi gel de elini kaldır. Yanlış mı söylüyorum kardeşler? Öyle değil mi? Ben İzmir'de düğüne gittim, davetliyim. Askerden önce oluyor bu. Bakıyorum şimdi. Herkes sırada. Öpüyor herkes gelini. Evlenen de arkadaşım. Ben gittim. Ulan oğlum senden önce herkes öptü dedim ben.
Çocuk kıpkırmızı oldu. Bana dert yanıyordu çünkü. Hani işte ben elini tutamıyorum birader, şunu yapamıyorum birader. İçiyordu benden beraber. Sarhoş oluyordu. Aşık birader. İşte şöyle böyle. Ulan oğlum yapma etme, rahat dur, sakin dur. Ben bunu anlatıyorum. Ben de tanımıyorum kızı. Kim olduğunu bilmiyorum. Evleniyor artık bu. Dedim tamam mutlu sana ulaşıyor. Ya adam evleninceye kadar kızın elini tutamayan adam daha elini tutamadan elini tutamadı. Kulağına eğildim. Ulan oğlum dedim bu kadar içtin, bu kadar ağladın, bu kadar dedim, bu kadar şeyler yaşadık. Ulan sen öpmeden gene başkası öptü dedim. Kıpkırmızı oldu, düştü. Hatına dedi döndü. Hiç kimse öptürme kendini dedi.
Ha böyle ol dedim. Şimdi geliyor birisi, bir şey takıyor kız böyle yapıyor elini. Uzatıyor şimdi. Dedim oluyormuş bak. Gördün mü dedim ben. Oluyormuş dedi. Ha dedim. Kadın elini uzatıyor şimdi. Tokalaşıyor. Adam yani gayet normal. İzmir'de şimdi kültürü bu. İzmir'in. Kıza bir şey takmış, öpecek mübarek olsun diyecek. İçinde bir şey var, yok. Ayrı bir mesele. El böyle. Bitti. Kanser hastası dedem için duanızı bekliyorum. Ayrıca benim için belalılardan kurtulmam için duanızı bekliyorum. Bak, algı. Birisi bana kanser hastasıyım deyince mübarek olsun diyor. Bana şimdi kanser hastası dedem için duanı bekliyoruz deyince mübarek olsun. Neredeyse diyeceğim ki bir sas takımı götürün eve.
Bir cümbüş yapın evde. Neden? Ya devasız hastalıktan ölen iman üzerisi şehit hükmünde. Nereden bulacağım bu zamanda şimdi? Devasız hastalıktan ölen şehit hükmünde. Bir hastalıktan, karın ağrısından, baş ağrısından ölen şehit hükmünde. Bela diyor, belalılardan kurtulmam için duanızı bekliyorum. Kardeş, bela insanı Allah'a yaklaştırır.
Sen Allah'tan uzaklaşmak için mi benden dua istiyorsun şimdi? Başınızda biraz bu tip şeyler olacak. Hayızlıyken kına yakmak caiz midir? Haram mı ki? Namaz kılmayan birisi tövbe edip beş vakit namazını kılsa önceki borçları Allah tarafından affedilebilir mi? Allah için zorluk yok. Ama sen kaza etmekle mükellefsin. Kötülük yapmak için ilim sahibi olmadan rahatça yapılıyor ama iyilik yapmak için ne yapmamızı biliyoruz? İyilik yapmak zor bir şey mi? Hayır, iyilik yapmak da kolay ama nefis bırakmıyor. Şuradan herkese sor iyilik ne diye herkes cevap verir. Namaz kılarken veya ibadet ederken sıkıntı bassa dahi zorla da olsa kılmalı mıyız? Evet. Siz sohbet yaparken karşınızda içimizden zikir çekmek edebe aykırı bir davranış mı? Ne alakası var?
Allah'ı zikredin. Otururken, ayaktayken, yanlarınızın üzerine yatarken Allah'ı çokça kesiren kesire zikredin. Çoğunluk olmak iddianız sizi o derecede meşgul etti ki mezarları ziyaretle aradakileri de soyacak kadar oldunuz. Oradakileri de soyacak kadar oldunuz. Hayır, yakında bileceksiniz hatanızı. Gerçeği kesin olarak bilseydiniz böyle yapmazdınız. Tekassür süresi. Efendim bu ayeti kerimi anlayamadık yardımcı olur musunuz? İnsanlarda çoğunluk iddiası, çok olmak iddiası vardır. Bu böyle kalabalık olma, fazla olalım iddiası insanı hata yaptırır. Çok kalabalık olacak cemaatimiz. Bu insanı hata yaptırır. Halka oynamak insanı hataya döndürür. Hakka oynamak, hakka insanın yönünü çevirmesi insanı hatadan kurtarır.
Neden insanlar halka oynar? Bir, onlardan geçiniyordur. İki, onlarla bir partide başa gelecektir. Geçimi onlardandır. Halka oynar. Herkes beni sevsin, beni dinlesin. Nemalanacaktır. Halka oynar. Allah muhafaza eylesin. Kardeş ya, bu kadar uzun neden yazıyorsunuz ki? Soruyu, uyanıklık nedir?
Sekiz yönlü göz nedir? Seven sevdiğine benzer ise Allah'ı seven kul da sekiz yönlü gözlü olmalı mı? Bu mümkün mü? Gerçek uyanıklık o kimsenin haramlardan uzak durmasıdır. Bu birinci derecedir. Uyanıklığı eğer ki başka yöntem alırsa bir kimse aldanır. Uyanıklık, Kur'an ve sünnete tabi olmak, itaat etmektir. Sonra, ilmel yakin uyanıklıktır bu. Aynel yakin uyanıklık, eşyanın hakikatini öğrenme yoluna girmektir. Hakkel yakin uyanıklık, meselini çıplak gözle sırra sırra sahip olmaktır. Eşyanın hakikatine, fiilin hakikatine, sözün hakikatine ermektir. Uyanıklığın doruk noktası. Birinci derecede uyanık olanlar harama düşmeyenlerdir. Eğer üzerinizde bir günah-i kebari devam ediyorsa siz gaflette uyuyanlardansınız.
Eğer gaflette uyanırsan bir kimse gafletten uyanırsa hakikate uyanmış olur. Gaflette uyur halde olanlar hakikatte nedir? Kördürler. Bir kimsenin gaflete yani harama gözü açıksa hakikate kapalıdır. Üzerinde günah-i kebari devam ediyorsa bir kimsenin onun hakikate gözü kapalıdır. O zaman gerçek uyanıklık haram işlememektir. Gerçek uyanıklık. Gerçek uyanıklık bir adım ileri Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetine tabi olmaktır. Gerçek uyanıklığın bir adım daha ilerisi onun haliyle hallenmektir. Haliyle hallenmek. Hadi bu bana uzak olsun ama sünnet-i Resulullah'a tabi olmaktır. Hadi o da uzak oldu.
Kardeş haram bari işleme ya. Haram işleme. O zaman o kimse eğer ki o gerçek uyanıklığa yani hakikate ulaşırsa Cenab-ı Hak onun her yönden manevi gözünü açar. Sekiz göz dedi, önü arkası etti iki, sağı solu etti dört, altı üstü etti altı, kalbi yedi, aklı sekiz. O zaman sekiz cihetten de o kimsenin gözü açılır.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri arkasında olup biteni de görürdü. Sağında solunda olup biteni görürdü. Semada arzda olup biteni görürdü. Onun bu noktada bütün veçhelerde gözü açıktı. Bu ancak hakikat erlerine aittir. Kaçta kalmışız? Gölgeden çık. Gölge yüzünden bir güneş bul. Padişah Tebriz-i Şems'tir. Onun eteğine sarıl. Gölgeden çık. Gölge seni güneşe götürdüğü müddetçe muteberdir. Ahmaksan gölgede kalırsın.
Eğer aradığın güneş ise gölgeyi gördüğünde bil ki güneş de vardır. Gölge Allah'ın velileridir. O seni Allah'a vuslat etmenin yolunu öğretir. O seni Allah'ı tanıttırır. O seni Allah'ı bildirir. O seni Allah'a kul olmanın yolunu anlatırsın. Ve sen böylece Allah'ı tanır ve bilirsin. Allah'ı kendi kendine tanıyıp bilemezsin. Eğer Allah'ı insanlar kendiliğinden Allah'ı tanıyıp bilecek olsalardı peygamberler göndermezdi. Allah insanlara peygamber gönderdi.
Peygamberlerle beraber kitap gönderdi. Ve peygamberlerden sonra da peygamberlerin vazifesini yapan veliler gönderdi. O veliler Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin vazifesini yerine getirdiler. Ama onlar peygamber değil. Onlar nebi değil. Asla da olamazlar. Hiçbir veli hiçbir zaman bir resul olamaz. Resullar belli. Ezeli kaderde seçilmişler. Onlar çalışaraktan, iman ederekten, iyi amel işleyerekten peygamber olmadılar. Onlar seçilmişti. Seçilmişti. Ama veliler iman edip iyi amel işleyerekten veli oldular. Onlar Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışıp bir velinin terbiyesine girerekten veli oldular. Onlar mantar gibi bitmediler.
Mantar gibi yok. Nasıl bir kimse beyin cerrahı olacaksa, bir beyin cerrahının yanında bir talim görmek istiyorsa. Şimdi desek ki Mehmet Kuyucu, beyin cerrahlığı yapabilir misin? Birisi hadi beyin cerrahı, hadi gidin ona ameliyat olun. Var mı olacak olan? Yok. Biz insanoğlu böyle enteresan bir varlığıyız. Beyinden ameliyat olacaksak, 118 tane profesör soruyoruz. Bir şeyhe intisap edeceğimiz zaman bu kadar sormuyoruz. Veya birisi beyin cerrahı dini meselede hükmediyor. Biz aa beyin cerrahı ya dini mi meselede konuştuk? Doğrudur diyoruz.
Hiç kimse demiyor. Kardeşim sen beyin cerrahısın. Dinle alakalı ne konuşuyorsun sen? Dinle konuş, alakalı konuşmak. Herkesin hakkı. Otur televizyonun iktisatçısı, tarihçisi, ondan sonra coğrafyacısı, siyasetçisi. Önüne gelen dini meselede ahkam kesiyor. Önüne gelen. Televizyon talk showcular, Seda Sayanından Tut Beyaz'a kadar herkes dini meselede ahkam kesiyor. Hiç kimse şunu demiyor. Kardeş sen din adamı mısın? Yok. Dinle alakalı konuşma yetkisini kimden aldın? Benim dinimle alakalı konuşuyorsun. Kimsin? Nesin sen? Hiç protesto ettiğiniz oldu mu?
Yok. Siyasetçi çıkmış dinden ahkam kesiyor. Kimsin kardeşim? Siyasetçi olduğunda her şeyden anlayacağın diye bir kaide mi var? Yürü git işine. Sen çık nasıl yol yapacaksın, nasıl yordam yapacaksın, nasıl memleketi kalkındıracaksın? Onları anlat. Sen ne ama bana dine ahkam kesiyorsun? Yok. Peygamberlerin vazifesidir. Din anlatmak. Ve peygamberlerin yolunda giden alimlerin, velilerin vazifesidir. Din anlatmak. Ve işte diyor onlar gölgedir. Bakın onlar dahi gölgedir. Onlar seni güneşe götürür. Hakikate yani. Peygamber dahi sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dahi gölgedir.
O seni hakikate götürür Allah'a. O insanları Allah'a davet etmek için gönderildi. O insanları Allah'ı tanıtmak için gönderildi. Allah'ı bildirmek için gönderildi. Allah'ı tenzih etmek, teşbih etmek, takdis etmek için gönderildi. Bunun nasıl yapıldığını o öğretti bize. Bakın nasıl yapılacağını o öğretti. Din bu. O gölgesini nereye götürecek? Hakikate yani güneşe. Yani Allah'a. Diyor ki bir güneş bul. Padişah Tebriz-i Şems'tir. Onun eteğine sarıl. İşte bir veli de padişah hükmündedir. Seni Allah'a götürecek, Allah'ı tanıtacak kimsedir. Bu noktada vesiledir.
Allah bizi onlardan eylesin cümlemizi. Cümlemizi bir velinin eteğine yapışanlardan eylesin inşallah. Haklarınızı helal edin. Sürç-i lisan ettiysek affola. Bir bilerek bilmeyerek birinizin kalbine, ruhuna, sırrına dokunduysak, canınızı acıttıysak, haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. El-Fatiha. Amas alamat.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.