Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi - 6 Ağustos 2013

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 7 Ağustos 2013 · 1:48:05

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenab-ı Hak gününüzünüzü hayırlı uğurlu eylesin inşâAllah. Ramazanın yarın son günü Cenab-ı Hak ibadetlerinizi kabul eylesin inşâAllah. Sevdanın tek taraflı yaşandığı bir şey söyler misiniz? Bu fıtrata uygun bir şey değil. Yani fıtrata uygun bir şey değil derken, hiçbir zaman sevenin sevgisi karşılıksız kalmamış. Karşılıksız görenler, kendilerince sevmeyi tam manasıyla yerine getiremeyenlerdir.
Onun önüne biz Mecnun'un sevdasını koyabiliriz deriz ki mesela öyle derler. Mecnun sevdasına karşılık bulamadı derler. O Mecnun'un hikayesini tam bilmediklerinden veyahut da o hikayeyi kendi nefsine göre yorduklarından kaynaklanır. Leyla gelir Mecnun'un önüne. Ama velâkın Mecnun artık Leyla'nın sevdasından geçmiş, Leyla'nın sevgisine sevdalanmış. Bir müddet sonra da Leyla'nın sahibine sevdalanmış. Böyle itobik vakalar vardır. Bu itobik vakalara bakaraktan meseleyi o hadisenin özüne vakıf olmadan karar vermek uygun ve mümkün değildir. O yüzden Fıtratullah, sevenin sevileceği noktasındadır.
Bir kimse seviyorsa muhakkak sevilir. Seven kimse sevdiğinin sevgisini talep ederekten seviyorsa işin içerisine menfaat girmiştir. Yine sıkıntı vardır. Seven ne zaman ki bir karşılık beklemeksizin severse muhakkak Cenab-ı Hak ona sevgiyi bahşedecektir. Ama bizim insanımıza genel mana itibariyle bugün o gündemdeki kültür, gündemdeki sevgi, gündemdeki insanların karşılıklı yaşadığı duygular ve çesinden bakınca menfaatsiz bir şeye ulaşmak çok güç.
O menfaatsizliğe ulaşan kimse zaten sevginin hakikatine ulaşacak. Ama genel olarak bugün popüler kültür menfaatsız sevme, menfaatsiz durma, menfaatsiz yaklaşma noktasında değil. Bugünkü popüler kültür bizim kendi topraklarımızın, kendi inancımızın, örfümüzün, geleneğimizin yoğrulduğu bir kültür değil. Öyle olunca insanlar meselelere bakarken bugünkü popüler kültür noktasından bakıyorlar. Popüler kültürün dayattığından, popüler kültürün o kimsenin üzerine giydirdiği elbiseden kendisini kurtaramıyor. O yüzden meseleye o noktadan bakınca menfaatsiz sevmeyi beceremiyoruz. Ama sevmenin karşılıksız kalması asla ve asla fıtratullaha uygun değil.
Ancak o kimse yeteri kadar sevememiştir veyahut da sevgisinin içerisine değişik şeyler girmiştir. Bu mümkün. Benim İTB, trombosit düşüklüğü sorunum var. Yani kanım yeterince kesiklerde, yaralamalarda pıhtılaşmıyor. Kan, sulandırıcı, aspirin vs. ilaçlar yasak. Kandaki pıhtılaşmayı arttırabilmek ve bu rahatsızlıklardan kurtulmak için bir şey önerebilir misiniz? Valla bende de pıhtılaşma sorunu olduğundan ben hep kanı nasıl pıhtılığını çözebiliriz diye uğraşıyorum. Eğer inşallah bir şeyler bakarken aklıma gelirse, bu noktada herhangi bir şey gözüm ilişirse bakayım. Ama bu noktada söyleyecek bir şeyim yok şu anda.
İşim gereği veya işimin devamı için bankalara bulaşmak zorunda kalıyorum. Kredi çekmek gibi giderleri, kira, fatura vs. vergiler gibi bundaki sorumluluğum ne kadarmış? Kaçabildiğiniz yere kadar kaçın. Para psikoloji bilimi hakkında ne düşünüyorsunuz? Buna maruz kalmış kişileri nasıl korunmalı? Biz bu tip yeni teknik terimleri ve yeni teknik bu noktada olguları bilmiyorum.
Bu noktada öğrenmek de istemiyorum. Para psikolojinin karşılığını bana söyleyin. Ben onunla alakalı size bilgi vermeye çalışayım. Özellikle de bu tip kelimeleri kullanmak istemiyorum. Aslında psikolojiyi dahi kullanmak istemiyorum. Tabi para psikoloji şimdi Firut'ten sonra meşhur olan bir şey. Bunu yazan kardeşi insanlar para psikolojinin bize Türkçe karşılığını yazsın. İnşallah konuşalım. Burada uzun bir mesele var herhalde. Ondan önce dün akşamki sohbetin devamı niteliğinde olan ölümle alakalı konuşulmuştu ya. En son. Ölmekten korkup korkmamak.
Biraz tuhafınıza gidebilir ölümle sohbet etmek ama ben kendimce bugün kendi kendime bir ölüm sohbet ederim diye düşündüm. Tarih boyunca bütün felsefeler tarafından tartışılması. Bütün inançlar bunun üzerine bir şeyler söylemişler. Ve ölümden sonraki hayat.
Dini termolojide hak dini olarak kabul ettiğimiz Adem aleyhisselam ile Hazreti Muhammed Mustafa arasındaki bütün dinler sallallahu aleyhi ve sellem ölmekten sonra tekrar dirileceğini ölümün ahiret hayatına bir geçiş kapısı olduğunu muhakkak işte ayet-i kerimelerde de dün az bir şey bahsedildi. Herkesin ölümü tatacağını ölüm denilen o vakanın real ve üzerinde çok şek şüphe edecek bir şeyin olmadığına dair kesin kendilerince bilgilere sahipler.
Tabi uzak doğudan gelen reenkarnasyon düşüncesi tabi bu düşüncelerin temelinde o toplumun siyasi, sosyalistik, ekonomik askeri yapılanmalarının da etkisiyle bunu bir kimsenin inancını tartışmak hoş bir şey değil. Doğru yanlış noktasında nitelendirmiyorum. Uzak doğudan gelen reenkarnasyon düşüncesi yani ruhların tekrar bir başka bedende yeniden dünyaya gelmesi yeniden kemale ermek için, olgunlaşmak için uğraşması olmazsa tekrar, olmazsa tekrar, olmazsa tekrar, olmazsa tekrar reenkarnasyonla geleceği bu noktada ölümle alakalı vücudun öldüğü bu gibi değişik görüş, düşünce ve felsefeler var ölümün üzerine.
Tabi İslam bu noktada, son noktada, Muhammedi noktada o da ölümü ayetlerle, hadislerle netleştirmiş, reelleştirmiş. İçinden bir kısım din algısıyla ölümü korkunç bir nokta olarak görmüşler. Korkutmuşlar ölümle. bir kısmı ölümle böyle konuşmak istemem ama alay edecek noktaya kadar getirmiş. Ölümle tabiri caizse çelik çomak oynamış. İşte sırat dedikleri şeyin üzerine evler kurmaya kalkmış. Cehennem denilen olguyu bir kovasıyla söndürmeye gitmiş. kimisi cennet denilen öte alemde olacak olan o alemi kazmasıyla yıkmaya gitmiş. Velhasıl kelam ölüm ve ölüm ötesiyle alakalı Adem'den bugüne kadar gelen bütün inançlar ve felsefeler kendi içlerinde ölümü bir yere koymuşlar.
Ölüm ötesini bir yere koymuşlar. İnsan düşünce sistemi bunun içerisinden çıkmakta güçlük çekmiş. Şu anda dünyada inanç felsefeleri inanç duyguları birbirinden etkilenmekte çok. Yani siz elinizi uzattığınız yerde bir budist öğretiyi bulabiliyorsunuz. Hatta budist öğretinin içerisinden değişik fraksiyonlara bağlı insanların öğretilerini bulabiliyorsunuz. Hindu öğretiyi bulabiliyorsunuz. Mesela siz bir İsevi tarikatının öğretisini de bulabiliyorsunuz. Bir Musevi tarikatının öğretisini de bulabiliyorsunuz. Bugün bir Musevi tarikatlarının içerisinde öğreti farklıları var. Bir İsevi tarikatının içerisinde öğreti farklıları, bakışları var. Zannetmeyin ki tarikatlar sadece Muhammediler'de var.
Bütün inançların hepsinde değişik fraksiyonlar, değişik tarikatlar, değişik yollar vardır. Hepsinde olmamış olsaydı Hristiyanların içerisinde Pavlos çıkmazdı örneğin. Şu anda hala da Pavlos'un düşüncesinde devam eden hatta Pavlos'tan daha fazla Pavlosçu hiçbir şeyi kabul etmeyen Hristiyan tarikatlar var. Bunlar dinlerin içerisinde olmazsa olmazlar yerleşmiş. Bugün Musevilerin içerisinde öylesine enteresan tarikatlar var ki veya Katoliklerin içerisinde Protosyanların içerisinde öylesine enteresan tarikatlar var ki bunlar normalde dinin kendi içerisindeki olguda yanlış da karşılanmıyor. Bir haber okumuştum Almanya'da mesela böyle bir tarikata müntesip bir köy var hiç elektrikli hiçbir ev aleti yok.
Ormanın içerisinde yaşıyorlarmış. Hiçbir elektrikli ev aleti kullanmıyorlar. Elektrik de yokmuş. Oradan dışarı kız vermiyorlar dışarıdan kız almıyorlarmış. Örneğin bu bir tarikat anlayışı. Bunun gibi her yerde bunları bulmak mümkün. Aynı şey Musevilerin içerisinde de var. Aynı şey Muhammedilerin içerisinde de var. Bir müddet sonra bizde de tarikatlaşmış belli felsefeler belli algılayışlar. O tarikatlar oturmuş yerleşmiş evler olmuş yurtlar olmuş ondan sonra ibadethaneler olmuş bunun gibi medreseleri olmuş o medreselerden o ibadethanelerden yetişen insanlar olmuş kökleşmişler gelenekselleşmişler kendilerini değiştirmişler genişletmişler derinleştirmişler sonuçta bunların hepsi de insanlık tarihinde var ola gelmiş ve onların hepsi de ölüme farklı manalar koymuşlar temelde bir de olsa ve şu anda o farklı manalara baktığımızda otursak biz o kadar çok ölüm felsefesi çıkar ki bize biz hangi birisine bakacağımıza
hayret ederiz ve işin içerisinden doğrusunu bulmakta da gayret doğrusunu bulmakta da zorlanırız ancak din bu manada toparlayıp Kur'an ve Sünnet ise ve bizim ölüme bir mana ekleyeceksek bir mana vereceksek bu manayı Kur'an ve Sünnet tarihinden vermemiz lazım ne ölümle dalga geçelim örneğin ne öte dünyayla dalga geçelim ne de bunu korkutalım bunun bir orta yolu olması lazım bunun orta yolunda insanlara bir öğreti bir eğitim verilmesi lazım sonuçta Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretler de bunun orta yolunu
göstermiş bize peygamberi bir metoda bakacak olursak peygamberi bir anlayışa sahip olacaksak bu noktada bizim onun sahih hadislerine bakmamız gerekiyor ölüm sonuçta kaçınılmaz son ama ölüm bu manada korkulup tiril tiril titrenecek bir şey aynı zamanda da değil lafı çok uzatma noktasında değilim sufiler ölümü Allah'a kavuşma olarak görmüşler aslında sufiler bunu böyle görürken Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şeriflerine dayanarak da böyle görmüşler bu sufi algısı sufilerin kendi kendisine
icat ettikleri şey değil genel olarak sufilerin bakışı Muhammedi sufilerin bakışı Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Kur'an ve sünnet dairesindeki yorumlarına bakarlar muhakkak ki sufilerin kendi içerisinde de Muhammedi yorumlara uymayan hatta Muhammedi yorumları bu noktada kendi dairesinde kabul edip ama şimdi bunlar çok geçerli değil deme noktasında duranlar da vardır bunlar insanların önüne çıkıp açıkça bunu söyleyemezler bunları gizliden gizliden inceden inceden işlerler veya sufimiş görünen bazı
cemaatler sufi isimlerini kullanan bazı fraksiyonlar vardır bunlar bu noktada Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şeriflerini kendilerini ölçü olarak tutmazlar tepki çekmemek için reddetmezler de hatta iki yüzlülük edip sizin yanınızda çok rahat hadis-i şeriflerden konuşabilirler de ama bu onların Muhammedi bir eğitimi ve öğretimi kabul ettiklerini göstermez bizim insanımızın yanıldığı yer burasıdır ve bu insanlar farklı bir cenahta koştururlar Allah bizi muhafaza eylesin o yüzden meseleye biz
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bize intikal etmiş olan sahih hadisleri gözünden bakarsak Muhammed'iler ölümü Allah'a kavuşma olarak görürler Allah'a kavuşma ise o zaman ölüm korkulacak bir şey değildir ölüm itilecek bir şey de değildir çünkü kavuşma gözlüğü ve mantığı bir şeyi sevimli kılar sizin önünüzde on bin kilometre yol olsa on bin kilometrinin sonunda siz sevdiğinize kavuşacak olsanız on bin kilometre yol sizin gözünüze ağır zor gelmez siz sevdiğinize kavuşacaksınız çünkü veya sizin
önünüzde çok zorlu yollar olmuş olsa ama o zorlu yolun sonunda siz sevdiğinize kavuşacaksanız ve seviyorsanız o yol size sıkıntılı gelmeyecektir tabi sufi mantığı meselenin içerisine muhakkak sevgiyi koyar sevgi gözlüğüyle o meseleye bakar ve irdelen eğer o kimse Allah'ı seviyorsa o zaman ölüm sevdiğiyle kavuşma anıdır bu sevdiğiyle kavuşma anını bayram haline getiren bir Hz. Mevlana'nın yolcuları olarak şebi aruz yani düğün gecesi mantığı vardır tabi Hz. Mevlana'da bu bayraklaşmış Hz. Mevlana'da bu oturmuş yerleşmiş
Mevlana'dan sonra ama ondan öncesi bütün pirler bütün sufiler ve Muhammed'ilerin büyük bir çoğunu ölümle tabiri caizse alay edercesine hiç gözlerini kırpmadan oynamışlar Muhammed'i öğreti ölümden korkmamayı bize gösterir bir kimsenin ölmeyi istemesi için bir gidecek olduğu yeri sevmesi gerekir ölmeyi istemesi için yaşamış olduğu hayata bağlı olmaması gerekir bu öğreti birbirinin içindedir ne zaman ki topluluk ölmeyi sevmedi
ölmekten uzaklaştı mevcut hayatta daha fazla yaşamaya gayret etti o zaman o kimse ölümden hep korkacaktır ölümden korkmak ölmekten korkmak o kimseyi hür bağımsız yapmayacaktır hürriyeti elinde tutma bağımsızlığı önünde elinde tutma ölmekten korkmamaktan geçer iki kişi karşı karşıya gelse ölümden korkan insan yenilir iki ordu karşı karşıya gelse ölümden korkan yenilir ölümden korkanlar
her mücadelede yenilmeye mahkum olanlardır ölümü sevenler ölmekten korkmayanlar ise karşıdaki kimseyle alay ederler benim böyle çok hoşuma gider hani ben bazen sohbet ederim ya Osmanlı'nın önünde yeniçerilerin içlerinden oluşman baldırı çıplaklar vardır savaşırlarken bu baldırı çıplaklar üzerlerinde hiçbir gömlek yok kılıç yok kalkan yok ok yok ayaklarında dizlerine kadar dizinin altına kadar bir tane donları var bir de kuşakları var bu kadar bunlar bunlar yeniçerilerinin
önünde savaşıyorlar Osmanlı tokadı dedikleri tokat bunlardan kalma bunlar normal zamanlarında mermeri tokatlıyorlar çalışmaları bunların bu mermerleri vuruyorlar elleriyle elleri kocaman kocaman nasırlaşmış kolları böyle pazıları kuvvetli böyle kolları ile mermer vuruyorlar elleri kolları ayakları bunların sertleşmiş iyice mermer gibi olmuş karşıdaki kimse kılıcıyla geliyor bunlara bunların elinde kılıç yok o kılıcı savuşturup bir tokat vuruyor bayılıyor veya ölüyor adam düşman bunları görünce psikolojisi bozuluyor
bunlar çünkü ölümle alay ediyorlar bakın ölümle alay ediyorlar bu aynı hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin girdiği savaşların içerisinde de var bu hani araplar çok rahat kazanacağız dediği bir savaşta bozguna uğrarlar ilk etapta hazreti peygamber efendimiz ölümle alay eder gibi atını vurur ileri doğru geriye dönüş yoktur bunlar tabi ölümle alakalı işini bitirmiş bir felsefe ve düşüncedir şimdi ümmet ölmekten korktuğu için zelil bir noktada duruyor şimdi cemaatler cemiyetler
topluluklar aileler fertler bireyler ve bunların oluşturduğu topluluk bir millet ölmekten korktuğu için zelilce bir hayat yaşıyor ölmekten korkuyoruz kendi kendimize bu dünyada arkada bırakacaklarımızı düşünerekten ölümden korkuyoruz eşimizi bırakacağız nur topu çocuklarımızı bırakacağız malımızı mülkümüzü bırakacağız arabamızı katımızı yatımızı bırakacağız dolaptaki giysilerimizi dolaptaki yiyeceklerimizi bırakacağız bu ölümden korkmak ümmeti aslında rezil rüsvai ediyor ölümü göze alanların
önünde duracak hiçbir güç yoktur siz ölümü göze aldığınızda psikolojik olarak bir sıfır değil on sıfır galipsinizdir adam sizi öldürmeye geldiğinde siz ölüme hazırsanız ayaklarınız titremiyorsa onun ayakları titrecektir hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kılıcını asar ağaca uyuklar biraz dinlenir ağaca yaslanmış hazretler hani o müşrik gelir Hz. Peygamber Efendimiz'in kılıcını alır çok affedersiniz gırtlağına dayar onunla dürter der kalk şimdi der benim elimden seni kim kurtaracak Hz. Peygamber
Efendimiz öylesine bir Allah diye sayha atar kafir korkar elinden kılıcını düşürür kılıcı alır Hz. Peygamber Efendimiz ona dayar şimdi der seni benim elimden kim kurtaracak o da der ki sen iyilerin timsalisin örneğisin ben kötülerdenim herkes kendine yakışanı yapar der sen iyisin ben kötüyüm sen kendine yakışanı yap der Hz. Peygamber onu affeder çünkü Hz. Peygamber ölümden korkmaz ölümden korkmadığı için öldürülmekten korkmadığı için onun o müşriğin karşısında tiril tiril titremez dua
müthiştir korkaklığın şerrinden sana sığınırım burada ölümden korkmak da korkaklıktır Allah muhafaza eylesin tabi dün ölümle alakalı konuştuyduk ya bugün de ona devam edelim dedik velhasıl Muhammed'iler ölümü Allah'a kavuşmak olarak bildiklerinden öğrendiklerinden ölümle alakalı işlerini bitirmişlerdir kim Allah'a kavuşmayı dilerse Allah da ona kavuşmayı diler kim de Allah'a kavuşmaktan hoşlanmazsa Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz bu hadisi kutsidir bu bütün hadisi
kutsi kitaplarının içerisinde vardır hatta bunu böyle bu hari müslüm hadislerinin içerisinden çıkarılmış kutsi hadisler vardır onun içerisinde de bulmanız mümkün bütün hadis kitaplarında da bunu görmeniz hemen hemen mümkün bu hadisi kutsi ölümle alakalı bütün anahtarları bütün kilitleri kendi içerisinde tutup açan bir hadisi kutsi kim Allah'a kavuşmayı dilerse Allah da ona kavuşmayı diler hadisi kutsinin devamı var bazı kaynaklarda kim Allah Allah'a kavuşmayı dilemezse Allah da ona kavuşmayı dilemez kim kavuşmayı dilerse
Allah da ona kavuşmayı diler Hz. Aişe Validemiz alim bir annemiz genç yaşta Müslüman olan ve Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem Hazretleri'nin ikinci mübarek zevcesi olan Hz. Ebu Bekir Efendimiz'in kızı aynı zamanda ve Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem Hazretleri'ne aşık dininizin yarısını bu kadından öğreniniz dediği Aişe dininizin yarısını bu kadından öğreniniz dediği Aişe hemen Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem Hazretleri'ne soru tevcih ediyor Ya Nebi Allah hiçbirimiz ölümü istemeyiz bu Allah'a kavuşmayı sevmemek mi olur hiç kimse ölmeyi istemez o zaman biz Allah'a kavuşmayı istemiyoruz mu olacağız cevap hayır olmaz fakat mümin Allah'ın rahmeti rızası ve cenneti ile müjdelendiği zaman Rabbine kavuşmak ona çok hoş gelir
Allah da o kuluna kavuşmayı sever kafir ise Allah'ın azabı ve gazabı ile korkutulduğu zaman Allah'a kavuşmak istemez Allah da onunla karşılaşmak istemez bu aslında Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem Hazretleri'nin cevabı meseleyi bitiriyor mümin Allah'ın lütfunu ikramını ihsanını kavuşacağını görüyor görüyor o müjdeyi alıyor müjdelendiği zaman diyor fakat mümin Allah'ın rahmeti rızası ve cennetiyle müjdelendiği zaman hadis-i şerif çok güzel bütün hadis-i şerifler güzel ama bu meseleyi muallakta bırakmayan bizi tekrar tekrar
bir daha bir daha tefekküre götürmeye gerek duymayan duymayacak kadar açıklıkta cenneti rahmeti lütfu müjdelenmiş o kimse müjdelenmiş bu müjdeyi alan mümin ölmekten korkmuyor bu müjdeyi almak ne zaman nerede nasıl bunu müfessirler ve fıkıhçılar derler ki bu müjde ölüm anındadır o kimsenin gözünden perde kaldırılır perde kalınınca o müjde gelir o müjde gelince de o kimse ölmekten korkmaz ayeti kerime var o velilere dünyada da ahirette de müjdeler vardır o zaman bir kısmına
dünyada da bu müjde veriliyor ooo müjde alanlar ikiye ayrıldı bir müjde alanlar var dünyadayken müjde alıyorlar bir müjde alanlar var müfessirlerin dediğine göre son nefeste devam edeceğiz Hz. Peygamber Efendimizin duası Allah'ım kim sana iman eder benim senin Resul'un elçin olduğuma şehadet ederse ona sana kavuşmayı sevdir ölümünü kolaylaştır dünya yükünü hafiflet kim de sana inanmaz benim senin elçin olduğumu kabul etmezse ona sana kavuşmayı sevdirme ölümü zorlaştır dünya yükünü
ağırlaştır şimdi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin duasının kabul olunmayacağını düşünebilir miyiz düşünemeyiz ölümle alakalı müminler ve sufiler ölümü Allah'la kavuşma Allah'a kavuşma fiili olarak gördüğünden ölümü hep sevmişler ölümle barışık olmuşlar o yüzden sufiler ölmekten korkmazlar kim korkacak ölmekten kafirler Allah bizi onlardan eylemesin okuduğunuz kitabın
ismini öğrenebilir miyiz bizler de temin etmek isteriz demiş hadislerle islam tergif ve terhip yalnız bunu derleyen zat-i şerif el-münziri şafidir yalnız fıkıh noktasında o yüzden okurken o şafi olduğundan hadis-i şerifleri analiz etmekte fayda var bir insan abdestliyken eline ya da kıyafetine necis bulaştığında abdest bozulur mu hayır üzerimize necaset bulaşabilir üzerimize necaset bulaşınca abdestimiz bozulmaz bulaşan
necasetin gramına göre onunla namaz kılamayabiliriz hanefiler demişler ki 3 dirhem miktarında 3 dirhemden fazla necaset bir kimsenin üzerinde bulunursa onunla namazı makbul değildir onu temizlemesi gerekir kuruysa çitilecek düşürecek ya şişe ıslataraktan yıkayaraktan veya ıslataraktan necis hükmünden çıkaracak namazını kılacak abdest bozulmaz sizden yardım ve duanızı istiyorum şu an kendimi tanıyamıyorum öyle bir suizanın gıybetinin içine düştüm ki nasıl çıkacağımı bilmiyorum yaptığımın yanlış olduğunu bile bile yapmaya devam ediyorum
ne yapmam gerekiyor suizan ettiğiniz ve gıybet ettiğiniz kimselerle gidip helallaşın bu size bir nefis terbiyesi olur bir daha yapmamaya gayret edersiniz işte bir kimse ben kalktım şimdi Hacı Erkan'ın arkasından gıybet ettiysem Hacı Erkan'la karşılaştım da senin hakkında böyle böyle böyle söyledim hakkını helal et senden özür dilerim dersem nefisle mücadele budur bir daha böyle bir şey yapmamaya gayret gösteririm veyahut da ben onun hakkında kendi kendime suizana düştüysem Hacı Erkan hakkını helal et senin hakkında
suizan yaptım deyip nefisle olan mücadelemi halletmem lazım bu toplumları bozan ifsad eden çok büyük olgulardan birisi gıybet aileler yıkılıyor ortalıkta Allah muhafaza eylesin Allah Celle Celaluhu bilinmekliyi sevdim derken onun bilmediği bir şey yok ezeli ve ebedi ama bu cümleden anladığım üzere bir zamanlar bilinmiyordum yarattım yarattıklarım beni bildi bu da hoşuma gitti şeklinde bir anlayış türedi zihnimde haşa bir şeyin sonradan farkına varmış gibi nasıl düşünmeliyim böyle düşünmekten bir zarar etmezsiniz hiç olmazsa
düşünmüşsünüz bakın hiç olmazsa düşünmüşsünüz Allah bir şey sonradan farkına varmaz ama Cenab-ı Hak biz anlayalım biz algılayalım diye ben bilinmekliyi sevdim diyor biz yaratılışımızın amacını ona soracağımızı biliyor yaratılışımızın nedenini niçinini soracağımızı biliyor o bildiği için diyor ki ben bilinmekliyi sevdim bu sevmesi sonradan sevmek değil Allah sonradan olgunlaşmaz sonradan oluşmaz Allah'ın sıfatları ezeli ve ebedidir Allah'ın bilmesi ve bilinmekliyi istemesi de ezeli ve ebedidir Cenab-ı Hak ta ezelden beri
bilinmekliyi sevmiştir vücut sıfatının gerçek manası nedir Allah maddi bir varlık mıdır manevi bir varlık mıdır Allah zat olarak batındır batından kasıt mana değildir batından kastı ancak Allah bilir Cenab-ı Hakk'ın batın sıfatının üzerinde herkes bir şeyler söylemeye çalışır söylenenlerin hepsi de boştur veya söylenenlerin hepsi de doludur ama hiçbirisi de gerçek değildir tam gerçek değildir belki de Cenab-ı Hakk'ın batın sıfatı ismi azamıdır
ve batın sıfatının neye tecelli ettiği yani tecellitinin ne olduğunu söyleyebilecek hiçbir kimse yoktur böyle olunca vücut sıfatı vücut sıfatı Allah'ın zatı olarak algılarsak batındır vücut dediğimizde zat orta yere çıkar çünkü zatsa kasıt o zaman batındır batın olunca neye tekabül ettiğini neye tecelli ettiğini veya etmediğini ne olduğunu Allah bilir aslında bütün sıfatlar için bu böyledir Errahman ismi şerefinin tam manasıyla neye tecelli ettiğini ne olduğunu hiç kimse bilmez sıfatlarının tam tecelliyatlarını
hiç kimse bilmez Cenab-ı Hakk'ın bir sıfatı başka yerde başka bir şekilde tecelli ederken başka bir yerde başka bir şekilde tecelli edebilir yağmur yağar biz rahmet ism-i şerîfi tecelli etti deriz çok yağar gazap ism-i şerîfi tecelli eder celal olur yıkar yağmur ortalığı rahmetin içerisinde celalliği gizlidir kahhar ism-i şerîfi gizlidir rahmetin içerisinde yağmur rahmettir bütün herkes yağmuru rahmet bilir öyle değil mi çoğalır yağar yağar önüne alır her şeyi yıkar kahhar ism-i şerîfi olur ama onun içinde bizim göremediğimiz
yine rahmet ism-i şerîfi vardır yıkar temizler yeniden ihya eder onun bileceği iştir ama biz bu noktada illaki şu ism-i şerîfi şuna tecelli eder noktasında değiliz bunu söyleyenler biraz ilim kısalığından söylüyorlar ya işte kim bunu bu kadar çekerse bu tecelli eder Allah'ın sıfatlarıyla alakalı iki artı iki dört etmez ama bugün işte popüler kültür dediğimiz bu kültür bunları da bu noktaya getirdi dini de bu noktaya getirdi adam bilmem kaç tane besmele çekince zinadan uyuşturucan şundan bundan yatan oğlunun cezaevinden çıkarmak için
çekiyor besmeleyi katil olmuş cezaevinde bilmem kaç yüz tane bilmem yedi yüz seksen yedi tane yedi yüz seksen altı tane neyse işte sabah namazından önce besmele çekerse bilmem kaç gün kırk gün ve işte hapisteki kimseye dua ederse hapisten kurtulacak bu böyle bir şey bu popüler kültür dediğimiz şey cezaevinde hiç kimse kalmaması lazım adam çık zıran zıran zıran öldür gir cezaevine kırk gün yedi yüz seksen altı tane besmele şerife çek çık cezaevinden var mı böyle bir şey ama popüler kültürün bize dayattığı din algısı da bu
bunun gibi yani herkes meşhur olmak için bir yerlere çıkmak için bir yerlerde olmak için enteresan şeyler söyleyip de kullanılacak şeyler söyleyerekten onlara gelecek o yüzden bu tip şeyleri popüler olarak herkes kullanıyor medyatik olacak magazinel oluyor meseleler Allah muhafaza eylesin o yüzden Allah'ın bu noktada maddi ve manevi varlık olarak görmek bunu böyle anlatmak biraz meselenin içine vakıf olmamaktan kaynaklanıyor Allah bütün her şey sıfatlarıyla tecelli eder maddi bir varlık mıdır maddeye tecelli eder manevi bir varlık
mıdır maneviyata da manevi varlıklara da tecelli eder Allah'ın tecelli etmeyeceği hiçbir alem yoktur o alemlerin Rabbidir alemlerin Rabbi olmak farklı bir algıdır Allah maddidir manevidir ayrı bir algıdır bu manada Fatiha-i Şerif'in başındaki Elhamdülillahi Rabbil Alemin Allah'ın kendi ismiyle kendi diliyle kendi lisanıyla kendini tanıtmasıdır tasvir etmesidir o alemlerin Rabbidir kul huve Allah'ı ahad Allah'u samet lem yenit ve lem ület ve lem yeküllüh küfven ahad sadakallahu lazim siz diyoruz Allah'ın ne olduğunu
size birisi sorarsa hadis-i şerifte diyor ki İhlas suresini okuyun ben o hadis-i şerif aklıma geldiği için İhlas suresini okudum demek ki bu noktada Allah maddi mi manevi mi diye size birisi sorarsa siz önce Fatiha'nın başı enzübillahimine şeytanın bismillahirrahmanirrahim elhamdülillahi rabbil alemin o alemlerin Rabbidir ona hamd ederiz bismillahirrahmanirrahim kul huve allahu ahad allahu samet lem yelit ve lem yulet ve lem yeküllühü küfven ahad bitti Allah kendisinin ne olduğunu kendisi beyan etmiş bir başkasının
o böyle miydi şu şöyle miydi düşüncesi vesvese şeytanın vesvesesi bu da hadis-i şerifte sabit hazreti peygamber diyor ki şeytan ona vesvese vermiştir sallallahu aleyhi ve sellem ona siz İhlas suresini okuyorsunuz diyor Allah bizi onlardan eylesin tecelliyatı hem maddi hem manevi madde aleminde her şey zerreciklerden meydana gelmiş ama mane aleminde de bu böyle miydi siz madde olarak görürsünüz siz madde olarak bilirsiniz görmüş olduğunuz madde aleminin madde olmadığını öğrenecek insanlar haydi ne çıktı
şimdi değil mi ortaya bölüyorlar şimdi ya küçültüyorlar ya bölündükçe küçülüyor en sonunda madde denilen bir şeyin olmadığını bulacaklar madde denilen şeyin olmadığını bulacaklar madde yok madde yok enteresan gelir ya işte madde manevi mana zahir batın ayırırlar ya ben de derim ya yok böyle bir şey bunun matematiğini sormayın bana
matematiğini bilmiyorum ama maddenin olmadığını biliyorum madde olarak algıladığımız bu alemin gerçekte olmadığını biliyorum bu uzun bir mesela uzun değil uzun ama bir gün gelecek insanlık alemi maddenin olmadığını anlayacak maddenin olmadığını anladığında belki de uyanacak ruhlar da melekler de zerreciklerden midir ruhlar da melekler de
zerreciklerden değildir zerrecik değildir melekler de zerrecik değildir eğer öyleyse demiş öyle değil ama soruya devam edelim Allah'ın Hz. Adem Aleyhisselam'ın kendi ruhundan üflediği şey de zerreciklerden mi demiş öyle değil o yüzden Cenab-ı Hak zerrecik üflemedi Adem'e maddi şeyler Allah yarattıktan sonra belli konu komutlar dahilinde kendiliğinden hareket edebiliyor yine yaptıran Allah ama üreme türeme gelişme mane aleminde de bu böyle midir mesela melekler nasıl çoğalır bunların hiçbirisi de normalde bizim bildiğimiz
gibi değildir melekler bu noktada çoğalmazlar meleklerin dişilik ve erkeklikleri yoktur Allah melek yaratır bir melek bir meleği doğurmaz böyle bir şey yoktur gerçekten gören gözümüz mi kaydeden beynimiz mi yoksa bunlar ruha aracı mı bunları gerçekleştiren gerçek manada ruh mu bu sonu çok güzel eğer gerçekten gören gözümüz ise çıkaralım gözümüzü masanın üzerine koyalım görmeye devam etsin bu noktada kaydeden beynimiz
ise toprağa girince beyin bütün kaydettiklerinin kaybetmesi lazım demek ki kaydeden beyin de değil eğer kaydeden beynimiz ise o zaman toprağa girdiğimizde beynin kaydettiği bütün her şey toprak olacak beyinde algı var mı el cevap var beyni kaydeden değil de algılayan bir mekanizma olarak görün algılayan bir mekanizma ileriki yıllarda bu çok uzak değil belli saat içerisinde
öldürmüş olan kimselerin beyinlerinden elektromanyetik dalgılara bakaraktan kimin katil olduğunu tespit edecekler evet belli bir saat dedim ya daha ileride bu tip meseleleri yaşayan ruhun ruhla irtibata geçmeyi başaracak insanlar ruhlarla irtibata geçtiği anda irtibata geçilen ruhun neler
gördüğünü neler yaşadığını neler kaydettiğini insanoğlu tespit edebilecek bunlar şimdi size çok uzak ben diyorum ya insanlık alemi en geri zamanını yaşıyor diye insanlık şu anda çok geri bir noktada bunlara ulaşacak insanoğlu yani bu elinizdeki şu anki teknolojinin hiçbir işe yaramadığını görecek insanoğlu teknolojiye ihtiyaç duymadığın anlar gelecek arabaya ihtiyaç duymayacak uçağa ihtiyaç duymayacak telefona ihtiyaç duymayacak yemek pişirilmesine
ihtiyaç duymayacak Allah alem bunlar psikolojik bir tespit olarak görebilirsiniz bu da sizin hakkınız var mı sorunuz tahta yok tahta yok anlat Kadir Gecesi'nin Sufi'lerin 365 gün yaşamaları bu konuda biraz tefekkür ettim bir düşünce yapısına vardım bunu paylaşmak istiyorum bunu yani fazlalarını eksiklerini nedenlerini nasıllarını sormak istiyorum aslında bir keşif de diyebiliriz
kendi içimizde şimdi şöyle düşündüm yani bunu aslında çok speküle edilir diye söylemek de istemiyorum bence mesela Kadir Gecesi yoktur Kadir Gecesi yoktur diye bir tespite vardım sonunca vardım bununla da düşüncem ve delilim şöyle gece olmasa gündüzün bir anlamı yok sıcak olmasa soğuğun bir anlamı yok yani devamlı hava gece olsa gecenin bir anlamı kalır mı kalmıyor geceyi manalandıran gündüzün olması sıcağı manalandıran soğuğun olması yani bir olgunun zıtları ona manasını veriyor baktım ki ortada bir Kadir Gecesi var
bin aydan daha hayırlı bir gece bir de bin aydan daha hayırlı olmayan Allah'ın normal bir gecesi var peki bu Kadir Gecesi'ni değerlendiren değerli kılan ne o normal gecenin varlığı eğer bütün geceler Kadir Gecesi olsa o normal gecenin yani Kadir Gecesi'nin bir anlamı olmayacak demek ki normal gecenin varlığı Kadir Gecesi'nin değerini veriyor demek ki Kadir Gecesi'nin değerini veren normal bir gece varsa bu normal gecenin Kadir Gecesi'nden ne farkı kalır çünkü ona değer veriyor baktım ki eğer normal gece Kadir Gecesi'ne
değer veriyorsa Kadir Gecesi'ne normal gece arasında hiçbir fark yok dedim ki Allah neden bunu böyle tasvir etti insanların algılama noktasında tasvir etti aklıma hadisi şerif geldi Yahudiler sabahla öğle namazı sırasında uzun sürede 1 liraya çalıştılar Hristiyanlar öğle namazı ile ikindi namazı arasında 1 liraya çalıştılar Müslümanlar ikindi ile akşam arasında kısa zamanda 2 liraya çalıştılar dedim ki Allah lütfunu ihsanını ikramını Ümmet-i Muhammed'e verecek ama dediğimiz gibi yani bizim ruhumuz acıyı tasvir ederken
illa maddesel alemde bir acıyı yaşamamız lazım bunu parmaktaki yaptığımızdaki acı kol vasıtasıyla beyin kalp ruha nakş oluyor onun hissetmesini sağlıyor yani ruh aleminin Allah'ın bu noktadaki sıfatlarının maddelere ihtiyacı var bu sebepleri o az zamandaki Allah'ın lütfunun ihsanının ikramının kadir gecesinin adı altında insanların lütuf ve ihsan noktasında değerlendirildiklerini gördüm bu Allah mesela son 10 günde arayınız derken aslında yine o 10 güne lütfetmiş yani o 10 gündeki ibadet edin veya insan aslında her an
kadir gecesini yaşayabilir her an her saniye her dakika her yerde onun için kadir olabilir yani o rahmete nail olabilir çünkü o sınırlı ve belirli bir noktada değildir ama bu biz algılamamız açısından ve ümmetin birliği açısından bu bir gündekinin olmasında da bir hayır vardır son 10'da da olmasında da bir hayır vardır ama gerçek anlamda bir kadir gecesi diye bir gece yoktur diye bir tüme varıma var bu noktada ne düşünüyorsunuz var olduğunu kuran ile beyan etmişti yani bunun varlığını ben söylüyorum evet vardır ama algı
açısından vardır yani ümmetin birliği açısından vardır aslında kadir gecesinin diğer gecelerden bir farkı yoktur Allah'ın rahmetinin diğer bütün alanlarla şu anda da bir Allah'ın rahmetinin bir farkı yoktur şu anda kadir gecesidir şu anda da o kadir halini yakalamamız mümkündür bu bizim için kadir gecesinin varlığını kanıtlar zaten ama bu benim kadir gecemdir benim algılarımda düşüncemdeki kadir gecesidir bu kurandaki kadir gecesini doğrular ama nitekim insanların bu hususta belirli bir noktada sabit kalması onu araması
hususunda dedim ki orada aranılan şey Allah'ın rahmeti evet yani bu sufiler dedim 365 gün bir şeye inanmasalar bir yerden yakalamasalar oturmazlar her akşam dedim yani onun üzerinde tefekkür ettim ama şöyle tefekkür etmedim yani ben kadir gecesini aramadım kadir gecesinin 365 gün olduğuna iman ettikten sonra bu düşünceler geldi yani şüpheyle yaklaşmadım dedim ki bunlar arıyorsa muhakkak burada bir haklılık vardır yani mesela şimdi dediklerinizle örtüştü göz mü algılıyor işte madde var mı bunların hiçbiri aslında yok
yani bunların alt tabanında da bu çıkıyor mesela şu tekke birinin hayali santimi santimine birinin hayali mesela ben örnek olarak veriyorum bıyık bırakmak istiyorum geçen de konuştuğumuz gibi bir süre sonra önce idrak ve düşünceyle sonra da niyaz ediyorum yani istiyorum istemek dua ve benim bıyığım oluyor aslında bu madde önce düşüncede belirdi önce fikirde belirdi hayalde belirdi ve gerçekleşti ve burada da herkes kendi hayalini yaşıyor o yüzden buranın maddeyle bir alakası yok ama dediğiniz gibi matematiğini ben de
oturtamadım yani o hayalle o düşünceyle o aradaki matematiği şimdi mesela aldım düşüneceğim ben de onu fikir edeceğim tefekkür edeceğim onun matematiği evet yani ilginç bir durum olur bu dediklerinde bir hata var mı ya normalde aktarımda hata var felsefeni ben seni bildiğimden öyle o noktada hata görme noktasını değil şimdi şöyle tefekkür edebiliriz Cenab-ı Hak lef-i mahfuzdan Kur'an'ı emir alemine indiriyor lef-i mahfuzdan emir alemine Kur'an'ı indirdiği geceyi Kadir gecesi olarak beyan ediyor aslında matematiksel olarak
baktığımızda şimdi ortalık karışacak gibi duruyor ama neyse işi uzatmayacaktım bugün bu gelince uzattık gene zaman denilen kavram Allah katında yok zaman kavramı bizim için var yaratılmışlar noktasında zaman var emir aleminde gece gündüz yok senede yok emir aleminde gece gündüz sene yoksa emir alemine indirildiği gece hangi gece ki orada güneş doğmuyor
güneş batmıyor orada gece gündüz yok gün uldurmuş zaten o zaman bu bağlamda biz Kadir gecesine baktığımızda matematiksel olarak Kadir gecesi diye bir gecenin varlığından bahsetmek matematiksel olarak bu mümkün değil ama Allah bir şeye mana yüklemiş mana yüklediği şey bizim algı alemimizde Allah katında da bu noktada onun
farklı bir özelliği yok ama algı aleminde onun farklı bir özelliği var Hz. Peygamber insan bizde insanız insanlık derecesi noktasında baktığımızda insan babası Abdullah annesi Amine anne babadan doğmuş bir insan ama algı noktasında o bir peygamber algı noktasında farklı gün o gün bugün diye bir gün yok algı noktasında farklı bayram geliyor ne gün perşembe gün
hepimiz algı noktasında bayram yaşayacağız o günün başka günlerden bir farkı yok dünyanın dönme hızında bir değişiklik yok dünyanın hem kendi eksen etrafında hem güneşin etrafında dönme hızında bir farklılık yok hiçbir şeyde bir farklılık yok ama algı noktasında farklılık var bugün bayram ama bu algıyı koyan da Allah bu algıyı koyan da Allah bazı meselelerin anlatılması ve anlaşılması için insanlar için madde alemi gibi görmek
zaruret oluyor insan algısı için matematiğimiz yok matematiğimiz yok matematiği felsefik olarak oturuyor bu felsefi matematik bu felsefi matematiktir felsefi matematiği biliyor musun evet estağfurullah felsefi matematik şudur bu böyle ben böyle bir terim buldum kendi kendime felsefi matematik felsefi matematik 2 artı 2 4 etmez bu algıyla alakalıdır felsefi matematikte 2 artı 2 5 eder 10 eder 100 eder algıyla
alakalı bu bunun içinden ben bu terim kendimce böyle bir terim uydurdum diyeyim bu terimle çıktım işin içinden yani Cenab-ı Hak bir iyilik yapıyorsunuz iyiliğinize karşılık bir iyiliğinize bir veriyor aynı iyiliğe 5 de veriyor aynı iyiliğe 10 de veriyor aynı iyiliğe 100 de veriyor aynı iyiliğe 500 de veriyor 700 de veriyor aynı iyiliğe keyfiyetine bağlı istediği kadar veriyor bu felsefi matematik felsefi felsefi matematiğin delili bendeki ben kendimce felsefi matematik dediğimde delili bu Cenab-ı Hak 1'e 10 verir
1'e 100 verir 1'e 700 verir 1'e sayısız verir felsefi matematik biz şimdi iyilik olarak 1'e 1 verecek diye iddiamız olabilir mi eyvallah yani felsefi bu noktada bizim elimizde bir delil var mı 1'e 1 verecek diye yok en azı 1'e 1 felsefi matematik dediğim şey bu benim 2 artı 2 4 etmiyor bunun içinden böyle çıkıyorsun bir şeyin normalde kurgularken bunu anlatacaksınız bir yere gördüğünüz doğru mu doğru yaşadığınız doğru mu doğru sufilerin anlatımda patinaj ettiği yerler gördüğünüz
doğru mu doğru yaşadığınız doğru mu doğru bunu matematiğe çevirmen mümkün mü değil felsefi matematik olarak var bir geçmiş yıllardan bir şey anlatayım şimdi kendince yolda kaldık biz kara saplandık Nevşehir'e gideceğiz Cafer ben Cafer'in kardeşi Mustafa Anılsana Cafer'in babası Necmettin Cafer'in bir tane de ustası var yanımızda biz Nevşehir'e gidiyoruz biz kara keçelide kara saplandık Kamandan yürüyeceğiz gideceğiz biz Kırşehir'den Nevşehir'e gideceğiz kara saplandık ne geriye dönebiliyoruz ne ileriye gidebiliyoruz
yürüdük böyle karları kürüğe oradan gelen geçen tek tük böyle insanlardan geldiğinde diyorlar ki bütün yolu kürüyerekten gideceksiniz siz karayolları gibi neyse böyle bir hiç kimse yok zaten bir böyle dinlenme tesisi gibi böyle bir yer bulduk bizden başka da müşteri yok kurumuş ekmekler var 5-6 günlük 3-4 günlük işte et var ayıp söylemesi adama dedim ben kocaman bir kavurmaya biz açız birkaç günden beri ekmekleri de sobanın üzerinde ısıt dedik o sobanın içerisinde bir tane lastik parça satıyor soba yanıyor böyle soğuk hava
Cafer dedim Cafer siz burada oturuyun şimdi yemek yiyeceğiz ya dedim ben bir arabaya gideyim arabaya gittim arabanın içerisine yaslandım içine dedim sana geleceğiz ya Rabbi şeyhimize gidiyoruz ne yapacaksan yap yolumuzu aç kocaman devasa bir iş makinası gibi robot gibi araç gibi bir şey düşünün paletli anında palet oluyor ayakları anında kol oluyor kürek oluyor istediğin oluyor biz kamandan gideceğiz o bizi geriye götürüyor gölbaşına doğru
vuruyor ama her şeye önümüzde ne varsa ben de araba arkasında ben de gidiyorum bir anda da böyle göz göze geliyoruz ondan emrimde benim yani onu bana ima ediyor tamam dedim ben yol açıldı içimden dedim çile bitti o esnada hemen kalktım ben arabadan cafer cafer o yönden o yönden şeydir alışkındır yalnız kalacaksam ben yalnız bırakır gelip de efendim bir şey soracaktım demez konuşmayacaksam konuşmaz böyle şeydir bunlar edeptir cafer cafer tamam mı yemek dedi ben tamam abi hadi yiyelim dedim ben oturduk
yedik biz yeme yolumuz açıldı gidiyoruz abicim dedim tamam abi dedi zaten caferde hayır yok biz ama iki zincir parçaladık o esnada kürekler kazmalar arabanın arkasında biz döndük geriye cafer'e bir sorun anlatsın size araba gidiyor arabanın tekerlekleri yere hiç değmiyor zaten zaten değecek bir yer yok her yer kar zaten buz biz gölbaşına kadar geriye geldik cafer'in necmettin'le babasını şeye bıraktık otogara geri dönüş yok oradan biz tekrar nevşehir yoluna girdik nasıl söyleyeyim böyle 500 metre geçmiyoruz yok yani
500 metre arası sağlı sollu yolların kenarında tırlar arabalar otobüsler kamyonlar minibüsler ne ararsan bizden başka yol giden hiç kimse yok bir tane karşıdan araba gelmiyor bizden başka da gitmiyor şehirlerin giriş çıkışlarında böyle trafik polisleri var gece onların da yanıyor ışıkları çıkan da yok yani bize de nereye gidiyorsun nereye geliyorsun diyen yok zaten biz ben şeye kadar ne o yol çatırağı var ya söyleyin yok yok yok Aksaray'a kadar götürdüm ben arabayı Aksaray'da bittim
yok gitmiyor artık ben Aksaray'dan döndüm Cafer gitmiyor ben de dedim sen geç sanki Cafer çok sağlam da ama yok geçti Cafer şimdi kendi kendime böyle kafam eğik benim hem yolu görüyorum hem Cafer'i görüyorum hem Şeyh Efendi'yle konuşuyorum hem de uyuman lazım diyorum uyuyorum Cafer uyuyor Cafer diyorum ben Cafer uyanıyor görüyorum ben kafamı gözümü açacak halde değilim göz görmüyor ya gören gözse görmüyor algıysa beyinse o da bitmiş vaziyette şimdi bunu maddi olarak anlatmak maddi olarak matematikselleştirmek mümkün değil
bunun adı felsefi matematik böyle bir alet var mıdır yok mudur bilmiyorsun felsefi olarak bu var mı evet var gördün mü bunu gördün yaşadın mı bunu evet hadi bunu matematiksel anlat yok bunu matematiğe indirge yok bunu şimdi bir kimse yani Allah affetsin böyle bir keramet anlatmak için söylemiyorum bunu bir şeyi yaşıyorsun sonuçta onu normalde bugünkü popüler kültür metafizik bir olay diyor metafizikte yaşadı onu diyor metafizik bu diyor ona bir isimler takıyor sufiler hal diyor buna keramet diyor örneğin
bir şey diyor buna ama bunu normalde matematik olarak anlatman mümkün olmuyor şimdi o manada madde yok biliyorsun matematiği yok matematik olur onu ispat edemiyorsun felsefi matematik giriyor bu sefer felsefi matematik şimdi kadir gecesi sen yok dediğinde millet ayağa kalkar kadir gecesi var algı noktasında var ama levh-i muhafuzdan emir alemine girerken hangi geceydi acaba ki orada zaman yok çünkü zaman bizim için var masanın başlangıcı ile sonu arasındaki bizim burayla buraya gidiş mesafemiz zaman bizim gidiş mesafemiz
kendi içerisinde zaman yok kendi içerisinde masanın başıyla sonun arasında bir fark yok kendi içerisinde bir kimsenin doğumuyla ölümün arasında bir fark yok yani ama bizim açımızdan bir fark var biz dünya kaç sefer döndü dünyanın dönüşüne göre biz zaman hesaplıyoruz kaç gece yaşadığımızı dünyada kaç daha doğrusu gece bu dünyada bulunduğumuzu sayıyoruz güneşin etrafında dönmemiş olsa kendi etrafında da dönmemiş olsa o zaman algı değişecek veya güneş sisteminden çıksan gece gündüz ne olacak acaba gece gündüz algısı kalacak mı
çıktın güneş sisteminden çık güneş sisteminden gece gündüz algısı kalmadı çıktın güneş sisteminden zaman algısı kalmadı hangi zaman algısı neye göre hesaplayacaksın dünya saatine göre hesaplayacaksın neden bir tek dünyada zaman algısı var çünkü Mars'a gittiğinde Mars'ta zaman algısı var mı devamlı gündüz olan bir yerde zaman algısı olabilir mi meleklerin cinsiyetleri yok ise Cebrail aleyhisselam Hz. Aişe validemizin validemiz Resulullah yanındayken neden vahyi getirmedi öyle bir şey yok Hz. Aişe validemiz der ki Hz. Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine vahyi gelecekti diyor ben anlardım yüzü kızarırdı terlemeye başlardı Hz. Aişe validemizin yanında çok vahyi gelmiştir bu eksik bilgi ya Aişe meleklerden de mi kaçınmazsın başını açtığında meleklerden de mi kaçınmazsın der bu takva noktasıdır kadınların saçları Allah katında haramdır din noktasında varaka da öyle der ya Hz. Hatice'ye öyle bir hal geldiğinde der başını aç öyle bir şey olduğunda başını aç eğer der o gelen Rahmani ise o hal geçecek
dediler Hz. Peygamber'in üzerinden ve yine o hal Hz. Peygamber Efendimiz üzerine gelince vahyi hali Hz. Hatice validemiz başını açıverir başını açıverince o hal gider o zaman Hz. Hatice Hz. Peygamber'e der ki sen Rahmani seninki şeytani değil der ve Varaka'ya gider der ki bu böyle böyle oldu der o zaman Varaka Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bir peygamber olduğunu söyler bu farklı bir olgudur bunlar algıda delillerdir algıda delil başka bir şey değil onun delilidir mesela Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
hazretlerinin bu haller ağır geldiğinde bazen bu haller ağır geldiğinde Hatice'ye gidip sarılırmış Medine'de Hz. Ayşe'ye sarılırmış hatta meşhurdur ya konuş benimle ya Ayşe kelim mi ya konuş benimle o esnada o halin ağırlığından kendisini serfinaz edecek dışarı çıkaracak bir eylem bir fiil algın noktasında bu gece de algı oldu sor geçen yine emir alemine rahmaniyet rahmani kesim beyler enbiyalar evliyalar peygamber efendimiz başında indirildiğinde şeytan ve avanesi onları taşlayacak ateşleyecek demiştiniz
emir alemine zalimler daha evvel mi indirildi yok yapmak istediler ama orada vardılar o zaman biz emir alemine inerken onlar orada mı emir alemine normalde o manevi hazreti peygamberle alakalı bu zulüm önce mi yaratıldı hayır hazreti peygamberle alakalı bu hazreti peygamber ve ümmetle alakalı daha ondan öncesi gelmiş emir alemine indirilen şeyler tesbih tanesi gibidir anlaşıldı tesbih tanesi sırası gelen indirilir cinni taifesi ve şeytanlar hazreti peygamber ve kur'an'ın ve hazreti peygambere bağlı velilerin ve ümmetlerin
indirileceğini biliyorlardı hazretleri bütün bahar kokuları o muhammedin mustafa'nın saçından gelirdi yani onun nuru her şeyin evvelinde yaratılmıştır o emir aleminin ayağını sabitededir evet o emir aleminin bir üstüdür hatta emir aleminin bir üstünün üstüdür emir aleminin üstünde şey vardır eee lehf-u mahfuz vardır hafuzun üzerindedir ayağını sabite ev onlara ayağını sabit eden konuşmak yakışır sor geçen sohbetinizde fitneden bahsettiniz eee Ebu Zerdufari Hazretleri'nin fitneden korunma metotlarını bahsettiniz evet
ben anladım ki yani bir fitne geliyor bununla ilgili bize çok kısa da olsa bir tavsiyede bulundur musunuz? nasıl mücadele yani içinde bulunduğumuz şartlara aiz olarak her dönemde fitne ile olan mücadelelerin stratejileri farklı farklıdır bu şimdi bu gecenin sohbeti değil ama ve lakin bu dönemsel fitne mücadeleleri iştihat noktasında hata yapılırsa ümmeti helaka götürür iştihat noktasında isabet ettirirse Cenab-ı Hak ümmeti
felaha götürür iştihat eden yanılırsa bir sevap alır isabet ettirirse on sevap alır mesela Osmanlı'nın son döneminde fitneler dalga dalga gelirken o günkü ulema o günkü mütefekkirler müştehitler mürşitler bir kısmı iştihatta hata etmişler iştihatta hata yaparaktan Osmanlı'nın yıkılışına zemin hazırlamışlar Abdülhamid Han'ı Kızıl Sultan diktatör deyip ulemanın bir kısmını yıkmak için uğraşmış şimdi
bir imparatorluğun yıkılışını görmeyen bakmayan bir kimse irdelemeyen bir kimse veya imparatorlukların yıkılışına devletlerin yıkılışını irdelemeyen tarihsel olarak bakmayan bir düşünce bir felsefe bakmayan bir alimin bu veya geçmiş fitnelerde neyi nasıl davranılması gerektiğini görmemiş bakmamış olan insanlar o günkü fitnenin içerisinde o günkü fitne kargaşasının içerisinde bir meseleyi çıplak bir şekilde real bir şekilde bir şekilde görmekten uzak olurlar gözleri boyanır şaşılaşır doğruyu yanlış yanlışı doğru görür
bunu tabi normalde ülke söz konusu olunca bu doğruyu yanlışı yanlışı doğru görenler tarihte hep var olmuştur bunlar sonradan döner tövbe ederler ama yıkıntının altında kendileri de kalırlar Bediüzzaman Said Nursi gibi veyahut da şimdi isimlerini söylesem hep buğz edersiniz onlara onlar vatanını memleketini sevmeyen insanlar değildi ama iştahat hatası ettiler o fitnenin karşısında nasıl durmaları gerektiğini görmediler fitne esnasında bir kimsenin küçük kusurlarını
size büyük gösterebilirler siyüzan gıybetle bir kimseyi size kötü gösterebilirler ve siz o esnada kendinizi çok haklı görürsünüz dersiniz ki ya bu adamın bu kötülükleri var şimdi böyle siyasete kayacakmış gibi geliyor da konuşamadıklarım var siyaset değil derdim mesela Mısır'da Mursi Mursi'nin devrilmesine orada Suudi Arabistan'ın desteklediği İslami cemaat kurum ve kuruluşlar Müslüman kardeşlerinin dışındaki bütün İslam çevresi iştahat ettiler
Mursi'nin devrilmesine Eser Şeyh'i de Mursi devrildi şu anda Cumhurbaşkanı kim? Hristiyan Başbakan kim? Kıbdi bunu iştahat ederlerken bunu görebildiler mi? Göremediler göremeyişlerini perdelenişlerinin arka penceresine bakacağız neden gözü perdelenir?
Kur'an ve sünnetten ayrıldığından zikirden ayrıldığından ihlastan ayrıldığından belli korkulara kapıldığında o fitne onu yutar ve iştahatında isabet edemez iştahatında isabet edemez o kimse bir kimse elinde bir şey var görürse o varolunu kaybetme korkusu onda oluşursa o kimsenin iştahatında hata olup çıkar mesela muhteşem tefsirler o kimse ölümle burun burunu yıkayın yazılmıştır elmalıyı hala da elmalıda mesela elmalı gibi bir tefsir yazılamamıştır Anadolu'da hala da niçin?
elmalı onu kalp krizleri içerisinde yazmıştır elmalı onu yazarken küçük küçük kalp krizleri yaşamaktadır kalp krizi parayla yazılmıştır elmalı devlet ona para vermiştir tefsiri yaz diye ama o günkü algının dışında bir tefsir çıkmıştır orta yere çünkü ölümle pençeleşmiştir hep ben örnek veririm ya mepsut serahsinin serahsi mepsutunu kuyunun içinde yazar hapishane bir kuyu böyle bir kimsenin yaşayabileceği kadar bir kuyu kazdırır o günün
halifesi serahsiyi içeri atar ölümle onu cezalandırır ve serahsi kuyudadır serahsi kuyudayken 16 ciddik mepsudu yazdırır biz serahsinin mepsutuna baktığımızda şimdi muhteşem bir fıkıh zekası görürüz muhteşem bir fıkıh zekası biz mesela imam-ı hanbelin fetvalarına imam-ı hanbelin hadislerine baktığımızda muhteşem bir hadis ve fıkıh deryası çıkar önümüze ölümle yüz yüzedir ve hatta zamanın halifesi askerlerini gönderir bir tabur ölüme gidiyordur imam-ı hanbel ölüme giderken yolda zamanın halifesi düşer
yerine yeni halife gelir yeni halife geldiğinde de imam-ı hanbele paye verir ilim payesi sen der bizim ilim adamımız ol ama imam-ı hanbelin o ana kadar o gün için yazdıkları çizdikleri naklettikleri ölüm sınırını geçmiş bir insanın söyledikleridir şimdi fitne zamanında insanlar bir çıtta şey elinde bulunan medresesini okulunu dershanesini o güne kadar biriktirdiği o güne kadar kendince kendisinin gördüğü bir şeyi kaybetmeme adına fitnenin içerisine düştüğünü görür elinde kaybedecek birşeyse olmayan bir kimsenin ilmi
ve görüşü yalın olur bir gün birisi beni bu tekkeyi kaybetmekle tehdit etti güldüm ben bu sizin için önemli değil mi dedi ben dedim ki benim dedim Bursa'da dik kaldırımda ilk dedim ders yaptığımız bizim bir misafirhanemiz vardı dedim ben o şimdi baktı bana arkası ne gelecek diye ev sahibi dedim imamdı imam emekli imamdı yer sahibi şeyhliğe oynuyordu kendi cemaatında dedim bizi kendi cemaatında bir güç olarak göstermek için yeri bize verdi ben bunları göze aldım dedim oğlu da bizim cemaattan
dedi dedim biz dedim oranın tuvaletine girmek için çömelerekten giriyorduk dedim çünkü merdiveni dedim merdiven altına şey yetmiyordu seviyesi tuvaleti oraya koymak zorunda kaldık dedim biz oradaki tuvalete girerken çömele çömele giriyorduk tuvaletimiz yapıyorduk çömele çömele abdest alıyorduk orada dedim rutubet kokuyordu sokakla hiç bağlantısı yoktu incecik böyle dedim camları vardı eski çok çok çok eski arkadaşlar bunları verirler nerdi Mehmet sen orada zikir yaptın mı evet böyle kaldı biz dedim oradan geldik biz oraya dönmeyi
dedim biliriz biz karabaş veli tekkesiyle var olmadık dedim belediye işliyorsa yarın alsın bizden siz dedim siyasilerinizi bürokrasilerinizi kaldırın yarın alın bizden tekke dedim böyle kaldı bununla korkutmayı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz yanılıyorsunuz biz dedim gider kapalı spor salonu tutar ayda bir orada dedim program yaparız bütün herkesi toplarız yine oraya dedim devam ederiz biz dedim en kötü ihtimal gider bir bodrum katında Allah'ı zikretmeye devam ederiz mahşerde dedim seni ne yaparım o zaman biliyor musun
dedim kaybetme korkusu insanın fitne karşısında isabetsiz eder anladın fitne gelir fitne döner ortalıkta dalga dalga gelir ve dalga dalga geldiğinde sen Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışır kimin arkasında durman gerektiğini görürsün fıkıhçılar koymuştur doğru yolu iki kişi var biri namaz kılıyor biri namaz kılmıyor kimi tercih etmek zorundasın namaz kılanı ikisi de namaz kılıyor birisi Kur'an-ı Kerim okumasını biliyor birisi bilmiyor kimi tercih edeceksin Kur'an-ı Kerim okumasını bilene
ikisi de Kur'an-ı Kerim biliyor birisi daha fazla hıfzı var hıfzı fazla olanı tercih edeceksin Mursi mi Hristiyan adamı mı kim neden Mursi demedi oradaki ulema kaybedecekleri var hala da Türkiye'de belli insanlar neden Mursi demiyorlar kaybedecekleri var ve bir yerlere şirin görünüyorlar kime şirin görünebilir bir kimse burası işin cevabı sen Kur'an ve sünnet tarihisinde dururken Kur'an ve sünnet tarihisinin
dışında bir yere şirin görünmek istiyorsan kime şirin görünüyorsun ne adına işte fitne beni çok eleştirdiler ya ben Gezi darbe provası dedim daha hiç kimse Gezi'den normalde darbe çıkarmıyor tweetlere bakanlar bilir bu bir darbe dedim bana dediler ki işte AK Partisi'nden milletvekili mi olacaksın il başkanım olacaksın yok şunu mu alacaksın bunu mu alacaksın işin tabi bunlar cahil cühelak esmini söyledikleri darbe provası bunu görmediler iştahat hatası geliyor Silivri'yi de koltuğunun altına alıp Gezi Silivri'yi de
koltuğunun altına alıp geliyor tekrar bu bir uluslararası oyun bu oyun Türkiye ile alakalı değil Türkiye'dekilerin kafası basmaz bu oyunlara müsaade etmezler zaten Türkiye'de uluslararası oyunlar dışarıda tezgahlanır içeride iç yalakalar tarafından ortaya konur budur şimdi bir şeyi bir şeyi başaramamak gücü elinde tutanlar için daha büyük bir güç toplayarak geri dönmekten geçer haçlı seferlerini düşünün yenilirler daha büyük bir güçle tekrar saldırırlar tekrar yenilirler
daha büyük bir güçle tekrar saldırırlar kaç haçlı seferi vardır 7,8,9 6,7 7 tane midir? büyük olarak 7 tanedir küçükleri saymazsak 9 diyelim haçlı seferlerine bakın haçlı seferlerine bakarsanız haçlıların yenildiklerine rağmen daha büyük güçlerle yeniden saldırdıklarını göreceksiniz saldırmazdan önce saldırmazdan önce islam ülkelerinde değişik tarikatların değişik cemaatlerin değişik anlayışların islam ülkelerinin içerisindeki ben yine makul dil kullananıyım iştahat adası yapıp
ama selçuklulara ama osmanlılara karşı nümayişlerini ve isyanlarını görün selçukluyu yıkan nedir? baba resul isyanıdır baba resul isyanının dış destekçileri o gün için var mıdır? vardır ve baba resul isyanını selçuklu bastırmıştır ama sonuçta yenilmiştir dağılmıştır osmanlı kendi içerisinde isyanlar olmuş mu?
olmuş osmanlı her seferini bastırmış mı? bastırmış ama en sonunda yenilmiş midir? yenilmiştir yenilenler yenilmesine sebep olanlar kimlerdir? o günün entelektel olarak geçen din alimleri ve adamlarıdır kim verir padişahın haline fetvayı? zamanın şeyhli islamları verir şeyhli islamlar verirken etrafındaki goygoyucularıyla beraber haline fetva verirler padişahların eğer o padişahlar birkaç tane şeyhli islamı orada sallandıraydı o zaman hiçbir şeyhli islam padişahın haline fetva veremezdi enteresan noktalardır fitne gelir fitnenin karşısında Kur'an ve sünnetle durulur orta yerde haram varsa sen haramı haklı göremezsin çok basittir adam 270 tane sivil araç yakmış 200'e yakın
devletin arabasını yakmış 300-400'e yakın dükkan talan olmuş bana birisi bunun hak olduğunu kim söyler? bunun hak olduğunu söyleyen bir cemaat ve cemaat müntesipleri ben yine uygun dil kullanayım iştahatta hata etmiştir uygun dil kullanayım ben fitne gelir fitnenin karşısında siz Kur'an ve sünnetle durursunuz ben bütün kardeşlere diyorum ki fitne geliyor elinize kesici yakıcı yıkıcı alet almayın sakın sokaklara düşmeyin fitne zamanında yürüyen koşandan hayırlıdır oturan yürüyenden hayırlıdır yatan
oturandan hayırlıdır hadi şerif sakın şu bağıranlara biz de bağıralım deyip sokağa çıkmayın fitneyi büyütürsünüz fitneyi büyütürsünüz sakın şeytan sizi aldatmasın sakın fitneciler sizi aldatmasın sakın kalibi bozuk iştahat hatası yapan din alimiymiş gibi görünen şeytanın borazanları sizi aldatmasın anladın sakın uzak durun selamun aleyküm bilmiymiş gibi görünen bir şeytan sakın yapın bu sede

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi