Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 5 Temmuz 2015 · 1:30:33
Allah gecenizi hayır etsin, Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Buradayız sabaha kadar, canı isterse herkesin inşallah otururuz. Allah gecenizi hayır eylesin inşallah. Sözün anlamı kişinin anlayışı kadardır. Doğru anlayışlı kişilerin hasretinden öldüm.
Hz. Mevlânâ'nın sözü. Sözün anlamı kişinin anlayışı kadardır. Doğru anlayışlı kişilerin hasretinden öldüm. Bir ilave edeyim hemen buna. Hz. Mevlânâ Câret-ül Rûmâ Hazretleri yine der ki, senin ilmin karşıdaki kimsenin anlayabildiği kadardır der. Sizin ilminiz karşıdaki kimsenin anlayabildiği yere kadar.
Yine Hz. Mevlânâ'dan bu konuda bir söz daha söyleyeyim, arkasına devam edeyim. Hz. Mevlânâ söz uçtu. Bilindiği gibi özellikle Gazali sonrası İslam düşüncesinde iman, taklidi iman ve tahkiki iman diye derecelere ayrılmaktadır. Dini epistolojiye akıl-iman ilişkisi dört gruba ayrılmaktadır. Evet, Gazali'den sonra, aslında bu Gazali'den önce de vardır. Ama Gazali bu meseleyi iyice derinlemesine analiz eder. Çünkü Gazali'ye kadar bu mesele her ne kadar Risale'ler halinde analiz edilmiş olsa dahi, Gazali bu meseleyi hem teknik noktada, teknik boyutundan alır, hem ayet hem hadis boyutundan hem de felsefi boyutundan alarak taklidi imanla tahkiki imanı bu noktada ayırt eder.
Ama bunun ayrışması İmam-ı Azam'a dayanır, fıkıhi noktada. İlk bunun ayrışma noktası her ne kadar ashab'a, ayet ve hadislere dayansa dahi, bunun fıkıhi noktada dile getiren en önemli şahsiyetlerden birisi İmam-ı Azam'dır. İmam-ı Azam Hazretleri bu meseleyi enine boyuna incelemeye, enine boyuna dökmeye başlar. Yani insanların taklidi imandan tahkiki imana geçmesiyle alakalı. Aslında ayeti kerimeler de bizi taklitten tahkike sürükler. Hadis-i şerifler de bizi taklitten tahkike sürükler. Buradan şu yanılgıya düşenler vardır. Ya taklit önemli değil, taklidi atalım kenara, bu değil. Taklit seni tahkike götürmeli. Eğer taklit seni tahkike götürmüyorsa, o zaman bu taklit Allah muhafaza eylesin.
Senin ölümüne sebep oluyor, fikri planla, hayat planında. Sen sormamışsın, sor dedim, söylememiştim. Ben konuyu oraya getirdim şimdi. Daha doğrusu geldi konu. Geçenlerde bir arkadaş seçimlerden önce seçime münhasır bir soru sormuştu burada. İşte kime, kimi seçeceğiz diye. Ben de dedim ki, biz namaz kılanları seçmekle mükellefiz, din olarak. Bu sözü, bu normalde kardeşle bu konuyla alakalı konuştuk. Benim dedim, namaz kılanlardan seçiniz, namaz kılanları seçiniz. Kastım, dini kast olarak algılandığında sadece namaz kılmak değil o. Namazın arkası ve önü var. Namaz müminin miracı.
Namaz o kimseyi kötülüklerden alıkoymalı. Eğer bir kimse namaz kılıyor da, kötülüklere devam ediyorsa, o namaz Kur'an ayeti bu. Onun yüzüne paçavra gibi atılacak. Namaz kılan kimse, kötülüklere devam ediyorsa, onun kıldığı namaz, onun yüzüne paçavra gibi atılacak. İşte taklidi namaz bu. İşte taklidi iman da bu. Bir kimse hem namaz kılıp hem gıybet ediyorsa, hem namaz kılıp hem iftira ediyorsa, hem namaz kılıp hem hırsızlık yapıyorsa, hem namaz kılıp hem zina ediyorsa, hem namaz kılıp hem faiz yiyorsa, hem namaz kılıp hem etrafındaki insanların haklarını gasp ediyorsa, hem namaz kılıp hem üçkağıtçılık beşkağıtçılık yapıyorsa o kimse fiziki olarak namaz kılıyor. Evet.
Ama o namaz o kimsede tahkiki değil. O iman da o kimsede tahkiki değil. Müslüman o kimsedir ki dilinden diğer Müslümanlar emindir. Mümin o kimsedir ki diğer insanlar canlarından emindir. Mümin o kimsedir ki diğer insanlar canlarından emindir. Bak Orta Doğu'ya veya Osmanlı yıkıldığından beri 250 yıldan beri bak İslam coğrafyasına herkes cihat ilan edip Müslüman kardeşini katlediyor. Herkes dini mücadele veriyorum diyor bir Müslüman kardeşini katlediyor.
Bir Müslüman cemaatle, grupla, tarikatla olsunla, busunla, onunla uğraşıyor. Bir küçük bir not düşeceğim buradan çıkacağım. Silahını doğrulttuğun kimseye bak. Söz attığın kimseye bak. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimseyse bana haklılığını söyleme. Ben de dahilim buna. Zaman zaman ben de hataya düşüyorum bu noktada. Ben de kendimi olayların etkisinde üzülüyorum çünkü meselelere. Allah muhafaza eylesin. Memleketim için üzülüyorum. Memleketimin insanları için üzülüyorum. İslam dünyası adına üzülüyorum. Benim derdim bu. Allah muhafaza eylesin.
Evet. Taklidi ve tahkiki iman meselesi Müslümanların içerisinde hep söz konusu olmuş. Ama bunun bu mesele ta öncesinden geliyor. Yani bütün dinlerin varoluşundan itibaren yani Adem'den itibaren taklidi ve tahkiki imanla alakalı hep mevzu olmuş problem olmuş sıkıntı olmuş. Bu İslam dünyasında da devam etmiş. Bir katı akılcılık. Katı akılcılık bir dini inanç sisteminin uygun bir biçimde ve rasyonel bir şekilde kabul edilmesi için o inanç sisteminin doğru olduğunu her makul kişiye inandırıcı gelecek şekilde kanıtlamanın mümkün olması gerektiğini savunan görüştür. Peterson yazmış bunu. Sorular var mı? Ben buradan böyle biraz atıp tutayım gideyim mi?
Bu normalde katı akılcılık sistemini biz selefi vahabi çizgisinde görüyoruz. Bunu ayet-i kerimeleri ve hadis-i şerifleri direkt metninden lafzından alıp bu meselenin manasına bakmadan böyle bir ayet-i kerime ve hadis-i şerif varsa bu böyledir deyip bunun asla başka bir şeyini düşünmemek bunun arkası hariciler islam dünyasında ne zaman hazret-i ali radiyallahu an hazretleriyle muaviye'nin arasında problem çıktığında hariciler denilen bir grup çıkıyor.
Bu hariciler denilen grup ayet-i kerimeleri ve hadis-i şerifleri direkt lafzından yorumlayıp herkese küfür damgasını vuruyor. En sonunda hazret-i Salih Efendimiz'e de küfür ehli olduğunun damgasını vurup zaten onlar şehit ediyorlar. Dikkat edin. Bu hiçbir esneme olmayan ayet ve hadisleri direkt lafzından ele alıp mesela işte bir kimse iman üzerine zina edemez. Hadis-i şerif iman eden kimseye hemen özür dilerim zina eden bir kimseye anında hemen kafir damgasını vuruyor. veya işte bunu bir kısım şafiler de bunu biraz kendilerine ölçü olarak almışlar. Mesela işte bir kadının tesettürü terk etmesi hemen küfür damgasını vuruyor. İmam-ı Azam böyle davranmamış. Yani o kimse demiş ki yani bir kimse işte tesettürün farz olduğunu inanıyorsa yerine getiremiyorsa o küfür ehli değildir demiş.
Ama bu katı akılcılık dediğimiz bu sistemin içerisindeki inanışa sahip olanların en büyük handikaplardan birisi bu. Hristiyanlar'da katolik dünyası gibi. Katoliklerin içerisinde bu tip tarikatlar var. Katı akılcı hiçbir şekilde bu noktada payeleri yok. Aynı şey Musevilerin içerisinde var. Devam ediyoruz. Katı akılcılık denince ilk akla gelen matematikçi ve felsefeci Kilifort'tur. Ona göre herhangi bir şeye yetersiz delile dayalı olarak inanmak herkes için her şeyde daima yanlıştır. Sivinburne göre bütün inançlar delile dayanmalıdır. Aslında din karşılıklı açısından bakıldığında katı akılcılığın şartları aslında gerçekten gerekli olan şartlar değildir.
Din adına bakıldığında ise bu şartlar karşılanması mümkün de arzu edilir de görülmektedir. Katı akılcılığın alternatifi katı imancılıktır. Evet. Tabi buradaki bu akıl şüpheye dayalı bir akıl söz konusu olunca bunun üzerinde katı akılcılığın bir veçesi bu noktada direkt bir şeyin matematikselliğine bakıyor. Zaten dünyayı imar edenler mühendislerdir, matematik kafalılardır. İnsanlığı yıkanlar da yine mühendisler ve matematik akıllılardır. Neden? Bu matematik akıllılar çünkü matematiğe vuraraktan insanca insandır bu deyip de bu şeyi yoktur, yanları yoktur bu tarafları.
Bizim ülkemizin de en büyük handikaplarından birisidir bu. Mesela İslam coğrafyasında Osmanlı'nın son döneminde matematik akıllılar öne geçince Osmanlı zaten bu hale gelmiştir ve Cumhuriyeti ilk kuranlar matematik akıllılardır. mühendislerdir. Felsefe ve dini akımdan gelen kimseler değillerdir. Tasavvuf akımından gelen insanlar değildir. Yine gidin matematik akıllı bir kimseyle konuşun. Yani o muhakkak sizde bir eksik kusur bulup muhakkak sizde didişecek bir şey bulur. Bu matematik akıllıdır. katı imancılık fideizm buna göre dini inanç sistemleri rasyonel değerlendirmeye tabi değildir. Örneğin Tanrı'nın var olduğuna ve bizi sevdiğine imanımızın olduğunu söylemek bunu herhangi bir kanıta ve akıl yürütmeye dayanmayan bir biçimde kabul ettiğimizi ve Tanrı'nın bize sevgisini kanıtlamakta veya karşıtının kanıtlanmasıyla uğraşmayı da reddettiğimizi söylemektir.
Petrus'un katı dindarlığın nedenleri katı imancılığın ilk akla gelen düşünürlerinden biri olan Kiger Kegart'a göre Tanrı'yı nesnel olarak kavrayabilsem inanmış olmam fakat bunu yapamadığım için inanmalıyım. Eğer kendimi iman dairesinde tutmak istiyorsam nesnel kesintiye sıkı sıkı tutunmaya kararlı olmalıyım. Kiger Dışarıda yorum yapanlar Huu öylesine Uğut'u geliyor ki dışarıdan hakkınızı helal edin.
Gabriel Markel'e göre gerçek inanan inanmak için dokunmaya yani bilmeye ihtiyacı olmayandır. İman dinin ayırt edicili ve vazgeçilmez özelliklerindendir. Dini inancı bir felsefi sisteme bir bilimsel paradigmaya bir siyasal dünya görüşüne bağlılıktan ayıran ana faktörlerinin başında iman olgusunun taşıdığı spesifik özellikler gelir. Buna rağmen katı imancılık bir dinin özellikle İslam'ın öngördüğü hatta uygun gördüğü bir anlayış değildir. İzutsu Soru 1 Akli değerlendirmeye hiç önem verilmediği zaman var olan birçok din arasında bizim dinimizin ya da inandığımızın en doğru olduğu nereden bilinecektir.
Bizde iman ile akıl eş değerde gider. Bilhassa Anadolu'daki Türklerin bunu böyle tarihçesine girmek istemiyorum şimdi. Türklerin özellikle dini ilk öğrendikleri ehlibeytten aldıkları ehlibeytten öğretiyle Türkler dini akıl ile imanın karılması iç içe girmesiyle kabul etmişler.
Oysa İslam da bunu böyle ister zaten. O zamana kadar İslam'ın içerisinde bu tip tartışmalar vardır. Ama bu tip tartışmalar Türklerin İslam olmasıyla çünkü Gazali Türktür, İmam-ı Azam Türktür, İmam-ı Aturidi Türktür. Bunlar normalde bu noktada insanların önüne çığır açmış, felsefi olarak belli bir dönemden insanları atlatmış büyük kimseler. Bunlar tabi bunların arkaya doğru gittiğimizde biz ta Ahmet Yesevi'ye Ahmet Yesevi'den daha geriye doğru gittiğimizde biz Ehl-i Beyti Resulullah'ı görürüz. Bu dini inanç algısı akıl ile imanın yan yana gitmesindendir. Bunda çift kanatlı dedikleri iman etmek çünkü katı imancılıkla veyahut da ne bileyim işte aklı reddetmekle veyahut da bu noktada insanları farklı bir boyuta götürmekten öte imanı realize eden real hale getiren imanı aynı zamanda realize ederken real hale getirirken ilahiliğini de terk ettirmeyen ve imanı
ancak akıl sahiplerinin kabulleneceği ancak akıl ehli olanların iman edebileceği öngörüsünü koyaraktan biz İslam'ı bu noktada Müslümanların bu bölgede yaşayanları direkt her ne kadar direkt kendimizi vahye dayandırsak dahi o vahyin üzerinde manalar çıkaran o vahyin üzerinde kendimizce farklı düşünce boyutları farklı düşünce perdelerini önümüze koyan bir iman olgusuyla karşı karşıyayız o yüzden aklı normalde değerlendirirken akıl akıl olmazsa olmayacak bir unsurdur dini anlamada ve dini yaşamada ama dini salt aklın
yörüngesine bağlamak da dine yapılacak olan en büyük ihanettir çünkü dinin içerisinde imanın içerisinde metafizik olgular da vardır biz o metafizik olguları kabullenmekle yükümlüyüz bu metafizik olguları kabullenecek olan insanın imanıdır aklın vazifesi buradaki o metafizik olguların karşısında belki de o metafizi araştırıp onun hakikatine ulaşmaktır reddetmek değil dikkat edin burada eğer ki metafizik olguları reddeden bir akıl söz konusu olursa o zaman dinin olmazsa olmaz ilahi boyutunu da reddetmek zorunda kalırız
ki her şeyi kendi aldığımız akıl ölçüsünde koyarız aslında biz aklımız kadar iman ederiz iman ettiğimiz kadar aklımız yoktur bizim imanımız kendi aklımızla sınırlıdır çünkü imanımızı algılayabildiğimiz yere kadardır iman bu noktada bize düşen vazife aklımızın burada feraset girer ya dişin içerisine aklımızı derinlemesine ve genişlemesine büyütmek ve yükseltmektir bunun yolu sufilerce zikrullah tır zikrullah kalp genişleyecek akıl onu idrak edecek zikrullah kalbe gelecek olan ilahi ilimler akla hitap edecek akla hitap
ederek o kimsenin akli melekeleri akli durumu daha da artacak daha da genişleyecek ve zikirle imanla o kimsenin metafizik dünyaya açılımı olacak eğer metafizik dünyaya açılımı olmuyorsa o salt akıl dairesinde kalmış olacak salt katı iman dairesinde kalmış olacak bakın salt katı iman katı akıl noktasında kalacak eğer onun kalbinde metafiziye açılan bir kapısı yok ise 200 yıldan beri vurulan darbe bu islam dünyasındaki 200 yıllık asıl vurulan darbe bu kalplerin metafiziye açık olmaması gönüllerin metafiziye açık olmaması
ve kalpler metafiziye kapalı olması bütün her şeyin katı imancılıkla katı aklın üzerinde yürümesi katı imancılığın ve katı aklın kabul etmediği her şeyi reddetmek islam dünyasının en büyük şu anda sıkıntılarından birisi bu islam dünyasında en büyük kanayan yaralardan birisi bu biz bizi metafiziye yönlendirecek duygulara yönlendirecek sevmeye yönlendirecek Allah'ı sevme noktasına Hz.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevme noktasına insanları sevme noktasına götürecek olan metafizik yollarını kapattık bunun yolu neydi bunun yolu tasavvuftu bunun yolu geçmiş dilde tarikatlardı bunun yolu daha öncesinde züktü biz bu metafizi kapatınca kendimizce bunun haklı gerekçeleri var haksız gerekçeleri var doğru tarafları var yanlış tarafları var ama biz bir şeyi kökünden kestik attık onu aralayıp aşılayacağımıza onu rantabıl hale getireceğimize biz onu kökünden kestik attık ve İslam dünyası
şu anda bir tarafta katı akılcılık bir tarafta katı dindarlık demeyeceğim ben buna katı bir şekilde aklın öngördüğü şekilde sadece meselenin yüzeyine bakan sadece meselenin dışına bakan bir görüşün altında eziliyor İslam dünyasının en büyük handikapı bu bu handikaptan İslam dünyası kurtulamadığı müddetçe ne yazık ki kendi kendisini batırmaya katletmeye ve dünya milletlerinin arasında sınıf kaybetmeye devam edecek bunu ülkeyi yönetenlerin hızla bu meseleyi görüp ülkeyi yöneten ben kendi ülkemi düşünüyorum birinci derecede
ülkeyi yönetenlerin hızla bu konuda bir önlem alıp bizleri önce şu memleketimin insanlarını katı akılcılık ve katı dini uygulamalar veya görüşlerin merkezinden bizleri uzaklaştırıp biraz daha yumuşak merhametli şefkatli insana dayalı sosyal hayata dayalı sosyal hayata dayalı kuran ve sünnetten süzülmüş metafizik dediğimiz şey bugünkü dilde söylüyorum bunu işin mana boyutuna açılacak bize bir bu noktada açılım gerekli bu açılımı tekke ve tarikatlar kanununu değiştirerek de mi yaparlar yumuşatarak da mı yaparlar bir şekilde
bunları yapmaları gerek yoksa islam dünyası açık bir şekilde söylüyorum bir tarafta matematikle akılla dini yorumlamaya çalışanlarla bir tarafta çok özür derek söyleyeceğim ama selefi vahavi çizgisinin iki baskısının altında kalacak kaldı kalıyoruz biz bu iki baskının arasında hem fikri planda hem imanı planda hem yaşantı planında hem de normalde dünya hayatı felsefesi planında cehnderenin içindeyiz böyle bir islam var şu anda eğer kadınlar çarşaf giymezse çıplak hükmünü verebilecek kadar zivan eden çıkmış eğer sakal
bırakmazlarsa şallar giymezlerse erkekler kellelerinin gittiği bir islam düşüncesinin arasındayız katı akılcılıkla yani o matematik akılla dini yorumlamaya kalkanlar ve geçmiş dönemde haricilerin çizgisinden biraz daha farklı duran selefi vahavi çizgisinde duranların arasında islam dünyası zaman kaybediyor kan kaybediyor para kaybediyor enerji kaybediyor her şeyini kaybediyor şunu savunanlardan değilim her şeyi metafizinin üzerine koyalım mananın üzerine koyalım aklı ve dinin kendince vahiyden gelen kuran ve sünnet
ölçülerini terk edelim sakın bu sözümden bunu çıkarmayın bu konuda gün geçtikçe tereddütlerim artmakta gün geçtikçe bu meselede acım ve sancım artmakta ve sokakta yürüyen işte kıyafet noktasında kendince bir kıyafet tercih etmiş olan bir kadına hain hunhar kafir noktasında bakan bir düşünce ile kendi cemaatinden kendi tarikatından kendi meşrebinden olmayan bir kimseyi küfür noktasında gören anlayış ile bu dünyada aynı nefesi almaktan gerçekten üzülüyorum açık ve net açık ve net şimdi beni eleştirsinler hiç önemli değil
umurumda değil herkes bir şey söyleyebilir biz bu tekkede hizmet etmeye başladığımızda benim devamlı küfrüme fetva veriyorlar zaten bahçede kadınlar erkekler bir yerde oturuyormuş diye ben bundan gocundum filan yok neden küfrüme fetva veriyorlar diye zaten iki üç gün küfrüme fetva verilen bir mail bir mesaj almazsam ya bir şey mi acaba ben çalışmadım ben bu ara sohbet etmedim demek ki diye kendi kendime sorguluyorum bu farklı bir şey ama yani gerçekten böyle derdime içimdeki duyguma böyle şey olan açan derdimi deşeleyen
bir soru olmuş evet yani akli değerlendirmeye hiç önem verilmediği zaman var olan birçok din arasında bizim dinimizin ya da inandığımızın en doğruluğunu olduğunu nereden bileceğiz evet biz akli değerlendirmeleri yapmak mükellefiz akli değerlendirmeler yapalım buna kabulüm zaman zaman bunları ben kendim de zaten dile getiriyorum konular söz konusu olunca akli değerlendirmeler yaparaktan iştahat edelim belli konularda kuran ve sünnete dayanarak bunu kabul ediyorum hristiyanların katolikliğiyle bunları böyle küçümsemek için
söylemiyorum düşmüş oldukları yanılgıya biz düşmeyelim evet akli değerlendirmeler yapalım ama bilelim ki din denilince metafizik olgular da var ya biz İbrahim Aleyhisselam'ın Aleyhisselam'a ateşin yakmadığına inanırız akli değerlendirmeler yaparaktan biz bu ayeti kerimeye aklımıza uyumadı deyip çıkarma noktasında değiliz burada metafizik bir olgu çıkar Süleyman Aleyhisselam'ın yanında öyle ilim ehli vardır ki Belkıs'ın tahtını getirirler Belkıs'ın tahtını getiren biz metafizik bir olay olarak bir hal ilmi olarak biz buna inanırız
ama bunun muhakkak bir matematiği vardır bunun muhakkak matematik bir çözümü vardır biz bunu reddetmektense bunun matematik çözümünü bulmak için mücadele edelim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hurmayı hurmanın çekirdeğini ağzından çıkarıp toprağa koyar Bismillahirrahmanirrahim der anında hurma verir o hurma bunun biz akli olarak reddedebiliriz bunun akli bir dayanağı yok diyebiliriz böyle bir şey akıl olarak mümkün değil deyip bunu reddetmektense bizim inancımız onun matematiğini bulmaya iter biz matematiğini
bulmaya onu akıl olarak onun nasıl olduğunu nasıl olduğunu inceleyip araştırıp bulmaktansa reddetme yoluna gidersek insanlık olarak geri kalırız peygamberler yaşadıkları dönemlere dönemlerde değil gelecek olan döneme ışık tutan insanlardır veliler yaşadıkları döneme ışık tutmazlar geleceğe ışık tutarlar Hz. Ömer radiyallahu anh hazretleri der ki çocuğunu geleceğe göre yetiştir böyle olunca peygamberlerin üzerinden tecelli eden aklın kabul etmediği harikulade olayları reddetmektense onları araştırıp onun matematiğini
keşfedip matematiğini bulup insanların önüne insanların önüne geleceğe yönelik kapılar açmak insanların önüne geleceğe yönelik perdeler açmak gerekir ama insanlar ne yazık ki katı akılcılık ve katı matematikçilik ve katı bunda çok özür dilerikten söylüyorum dini yorumlamadan mana katmadan iman ettiğini sanneden insanlar bu yolu bu kapıyı kapatıyorlar kapatıyorlar evet bir kısım insanlar meselenin dozunu kaçırıp meselenin kendince kendi iç dünyasında olması gerektiği noktadan uzaklaştırıp sadece metafiziye doğru kendilerini
atmışlar böyle değil dedi benim dediğim bu da değil ama bu noktada gerçekten ve gerçekten uç iki ucun sıkıştırdığı bir noktadayız şu anda ateş altındayız işte böylece Allah aklınızı kullanasınız diye size ayetlerini gösterir evet bakara ayet 72-73 Allah bizden aklımızı kullanmamızı istiyor pozitif noktada çünkü dini algılayacak ve yaşayacak olan akıldır rüya görürsünüz rüyanız dahi akla hitap eder dervişler hal görür hal akla hitap eder bir rüya gördüğünüzde rüyanızı siz aklınızla şekillendirirsiniz gördüğünüzü Ali'yi gördün
tanıyorsun Ali'yi tanıyan aklın var Ali'yi rüyanda göründü aa bu Ali'di Karabaşı Veli tekkesinde semazen başıydı o arkadaş değil miydi evet oydu bakın burada akıl lazım size bunun gibi akılsız dini ve tasavvufu yorumlamak ve yaşamak mümkün değil ama aklı ilahlaştırmak da mümkün değil mesela Hz. Mevlana meslevisinde der ki bütün peygamberler senin aklını alt etmek için gönderilmişlerdir buradaki aklı alt etmek ne demektir aklı ilahlaştıran kimseler Kur'an sizin aklınızı alt eder hangi aklınızı ilahlaşan aklınızı imanın
alameti akıldır onun aklı ne kadarsa ibadeti de o kadardır bir zerrecik akıl oruçtan da namazdan da iyidir Cemil Sena Hz. Muhammed'in felsefesi sallallahu aleyhi ve sellem Allah kullarına akıldan daha hayırlı bir şey vermemiştir gazali nasihatül mülk evet Allah hatta hadisi kudüsüde ne der Allah önce aklı yarattı ona gel dedi geldi git dedi gitti ve dedi ki Allah en sevimli şeyi yarattı kendisine o akıl nedir az aynı zamanda Hz. Muhammed'in Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin ruhaniyeti ve nuraniyetidir
o yüzden biz aklı reddedenlerden değiliz 3- eleştirel akıl eleştirel akıl terimi kar pupur yazılarına dayanır pupur eleştirici olmayan akılcılık ile radikal akıl dışıcılık arasında orta bir tutum olan eleştirici akıl akıl dışıcılığı askeri taviz bir akıl tutum ile getirir pıpır açık toplum ve düşmanları kitap oradan alıntı olmuş eleştirer akılcılıkta katı imancılığa benzemeksizin dini inanç sistemlerin rasyonel olarak eleştirilmesi ve değerlendirilmesinin mümkün olduğu kabul edilir fakat o katı akılcılığa benzemeksizin
bu değerlendirmenin kesin ve herkes tarafından kabul edilmesi gereken kanıtlarla temellendirilmiş olmasını şart koşmaz eleştiril akılcılık değerlendirilmek istenen inanç sistemi için elden gelen en iyi kanıtların ve durumun geliştirilmesini ve sonra da bunun kendi kanıtlarıyla birlikte alternatif sistemler ile karşılaştırılması gerektirir aynı zamanda söz konusu asıl inanca yöneltilen başlıca itirazlar da dikkate alınmalıdır son olarak söz konusu inancı kabul etmenin lehinde ve aleyhindeki nedenler incelenmelidir soru 2
eleştiril akılcılık bir inancın kanıtlı olmasından akli olmasından veya en azından makul olmasından ne anlamaktadır eleştiril akılcılık bir inancın kanıtlı olmasından akli olmasından veya en azından makul olmasından makul olmasından ne anlamaktadır şimdi islam kendi içerisinde kendi dairesinde eleştirel akılcılığı kabul eder bu islam dünyasının kendince bakmaya korktuğu yerdir çünkü böyle bir eleştiril eleştirellikle karşısına gelen
bir kimseye verebileceği doldurabileceği cevaplar manzumesi olmadığındandır bu bu son yüz yıllık yüz elli yıllık iki yüz yıllık islam dünyasının yine çıkmaz kapılarından birisidir oysa Kur'an'a bakmış olsalar Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hayatına yaşantısına dini yaşantısına bakmış olsalar eleştirel akılcılığı görecekler mesela Hz. İbrahim aleyhisselam der ki iman ettim ama bu yeniden diriliş nasıl olacak kalbim mutmain olmak istiyorlar Kur'an bizi bunu bu tarafa doğru sevk eder bu eleştirel
akılcılık bizim imanımızı kemale İslami hayatımızı doğru noktaya taşır pozitif noktada kullanırsak imanımızı kemale dini yaşantımızı da bizim doğruya iyi bir çizgiye taşır mesela biz yapmış olduğumuz ibadetleri çok özür dilerim ama böyle taklidi bir şekilde hani derler ya körü körüne diye körü körüne yaparız annemizden babamızdan gördüğümüz gibi yaparız oysa din bunun başlangıcının böyle olduğunu ama velakin sonradan böyle olmaması gerektiğini bu meselede tahkike ulaşılması gerektiğini söyler tahkike ulaşabilmesi için
bir kimsenin önce kendisine eleştirel akılcılıkla eleştirel bir noktada bakaraktan pozitif noktada buna ulaşabilir ben namazı kıldığım halde niçin hala da yalan söylüyorum diye kendi kendine eleştirel bir noktada görmüyorsa bir kimse ben bu dinin bu hükmünü yerine getiriyorum ben bu dinin bu hükmünü yerine getirirken bunun ne manaya geldiğini bilmiyorum ben bunun manasına ermem lazım bunun derinlemesini çözmem lazım diye kendi kendisine veyahut da dinin içerisinde kendi içerisindeki olan olguları eleştirel akılla yaklaşmazsa
kemale ermesi mümkün değildir ama bunun yolu kapatılmıştır kapatılmıştır Hz. Ömer radiyallahu an hazretlerinin yolu kapatılmıştır Hz. Ömer radiyallahu an hazretleri şunu söyler bu vahiy mi ya resulallah vahiy değil ya ömer ya resulallah bu vahiy değilse bunda müslümanların aleyhine kanunlar maddeler var eleştirel akıl budur eğer biz kendi dairemizde kendi kendimize bu hesaba çekmeyi bunu normalde İslam kendi kendini hesaba çekmek olarak nitelendiriyor ya ölmeden önce kendinizi hesaba çekiniz hesaba çekilmezden önce
kendini hesaba çek bu noktada kendince kendi dairende yürüdün yolu arkadaşını düşünceni fikriyatını felsefeni duruş noktanı eleştirel bir noktada eleştirmen gerekir ama bu eleştir eleştirel noktaya varabilmen için senin alternatif kendine ölçü ve doğrular görmen gerekir eğer alternatif fikir yapın alternatif bir ölçün alternatif bir doğru yapılanma yok ise bu eleştirel akla sahip çıkman mümkün değildir o yüzden bir kimsenin Karl Marx'ı okuması eleştirel aklının yürümesi için geçerlidir bir kimsenin kapitalizmi okuması
eleştirel akıl için önemlidir bir kimsenin örneğin kalkıp da ateizmi okuması ateist bir kimsenin düşüncelerini okuması eleştirel akıl için önemlidir bunu ister siyasette ister ekonomide ister içtimai hayatta yani sosyal hayatınızda ister dini hayatınızda bu eleştirel akla sahip değilseniz bir ateistin fikir ve düşüncelerinin karşısında siz kendi dininizin argümanlarını konuşamıyorsanız sizin eleştirel akıldan söyleyecek hiçbir şeyiniz yoktur ve en azından siz kendi dairenizde Mustafa Özbağ'ı eleştiremiyorsanız Mustafa Özbağ'ın
önünüze koymuş olduğu herhangi bir herhangi bir fikri yapılanmayı irdeleyemiyorsanız benim yol arkadaşım olamazsınız sizin görmek istemediğiniz tasavvufi boyuttur bu İslam dünyasını görmek istemediği bir boyuttur bu bugün İslam dünyası bu handikapı yaşamaktadır İmam Azam Hazretlerinin etrafında İmam Yusuf gibi İmam Muhammed gibi talebeleri vardır İmam Yusuf ve İmam Muhammed gibi talebeler İmam Azam Hazretlerinin iştihadının dışında iştihat vermektedirler ne zamanki bir toplumda
bu toplumda bugünkü toplumda Hayrettin Karaman hocanın yanında bir talebe Hayrettin Karaman'ın iştihadının dışında bir iştihat koyup önüne sunuyorsa ilim orada ilerliyor demektir ne zamanki bu toplumda Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin risalelerine bir risaleyle burada hata yapmıştır denilebiliyorsa bu toplum ilerliyordur ne zamanki bu toplumda X Şeyh Efendinin X Mürşidin X Hoca Efendinin X Siyasetçinin hayır burada bir şey var böyle de olabilir deyim yanına bir iştihat konulabiliyorsa bu toplum o zaman ilerleyecektir
bu toplumun İslam toplumunun başka türlü ilerleme derecesi yoktur hala da İslam toplumu kendinden 150 yıl önce yazılmış olan tefsirleri okuyorsa yaşadığı 150 yaşadığı dönemden 200 yıl önceki tefsirleri okuyorsa ve İslam dünyası 150 yıldan beri 200 yıldan beri 100 yıldan beri 50 yıldan beri hatta 30-40 yıldan beri insanların önünü açacak hem imanı boyutta hem sosyal hayat boyutunda hem fıkıh noktasında insanların önünü açacak bir tefsir koyamıyorsa ne yazık ki bu Müslümanların eleştirel akıldan uzak olmalarından kaynaklanır
İslam dünyası işin kolaycılığını yapıyor ibadetleri değiştirmeye çalışıyor bir şey çıkıyor diyor ki fazla oruç tutturuyoruz bize bakın Ramazanlarda uğraştığımız şeyler oruç fazla tutuyoruz saat olarak sakız orucu bozar mı yolda yürürken ağzıma yağmur damlası düşse orucu bozar mı ondan sonra ruj orucu bozar mı diş macunu orucu bozar mı bakmadım soruları içinde muhakkak vardır televizyonlarda çok izlemiyorum ne o sahur ve özür dilerim iftar programlarını yani ne sunuyorlar size
dört tane bendir ilahi başka sundukları ne var bana sahur programlarından veyahut da işte iftar programlarından aklınıza kalan ne var ben aklınızda kalanları diyorum bakın bu bizim resmimiz bizim resmimiz bu bu kardeşe teşekkür ediyorum yani oradan geçerken dedim geçen cumartesi bekledim gelmedin dedim ben e sen de geç geliyorsun dedi bana dedim doğru söylüyorsun ramazanda kafam normal değil dedim geç kalıyorum ama o hafta
geç kalmayacağım dedim vaktinde geleceğim tamam o zaman dedi ben dedim hazırladın mı soru bir hayli var dedi iyi bu cumartesi bekliyorum dedim ya beni dedim sakız orucu bozar mı bozmaz mı kurtar beni dedim şunu bunları konuşabileceğiniz Türkiye'de bir dergah bir tarikat yok şunları konuşabileceğiniz Türkiye'de bir cemaat yok nereye giderseniz gidin bir kişi desin ki bunları konuşabilir biz dersimizde bunları konuşuyoruz desin ben de oraya derse gideceğim resmimiz evet eleştirel akılcılık
bir inancın kanıtlı olmasından aklı akli olmasından veya en azından makul olmasından ne anlamaktadır bu noktada İslam'ın içerisinde pozitif noktada eleştirel bir akılcılık oturursa o kimse inancının kanıtını aramaya koyulacak zaten kendince bunda bir beis yok ve kendince inancının akli boyutunu inancının akli boyutunu kendi inancının akli boyutunu sorgulamaktan başlayacak biz kendi inancımızın akli boyutundan önce düştüğümüz hatalardan birisi bu inandığımız inancın akli boyutunu sorgulamaya çalışıyoruz dikkat edin
buraya biz islamız müslümanız kendimizce islamın akli boyutunu eleştirmeye bulmaya çalışıyoruz kendi akli boyutumuza bakmadan kendi akli boyutumuzu kendi akli perspektifimizi kendi akli yüzeyimizi eleştirer olarak neredeyim ne kadar anlıyorum ne anlıyorum bakmadan biz inandığımız dini eleştirmeye çalışıyoruz akli boyutta büyük handikap burada veya en azından makul olmasından ne anlamaktadır bu noktada da biz kendi aklımızca makul gördüklerimizi kabul ediyoruz aklımızın makul görmediğini bu böyle bir körlük var
aklımızın makul görmediğini reddediyoruz bununla alakalı kendi makuliyetimizi genişletecek derinleştirecek bir çalışmamız ne yazık ki yok çağdaş din felsefesinde bu soruya iki ünlü felsefeci yaklaşır bir mavredesin kişi görecel kanıt anlayışı michelin kümülatif kanıtıdır mavredese göre bir ifadeyi bir kişiye eğer ona inandırıcı gelecek bir kanıt sunmaya başarabilirsek ispatlamış oluruz george morredes tanrı inancı sayfa 23 felsefeci michel dini inancın doğrulanması adlı meşhur eserinde metafiziksel dini konularda tarihsel
olayların yorumunda ve edebiyat eleştirisinde olduğu gibi herkesi bağlayıcı olmasa da akli nedenlere başvurarak yorumsal bir yargıya ulaşırız der eleştirel akılcılık rasyonelliğe islam dini ve düşüncesi açısından bakmak mümkündür din alanında rasyonellik derken öncelikle bir yaratıcının varlığına onun gerek kendi hayatımız gerekse var olan her şeyin hayatıyla ilgili olduğuna inanmanın makul sebeplere dayandığını anlarız der Mehmet Aydın akılla inanmanın akilliği sayfa 15 ve devam eder Kur'an açısından irrasyonel olan
iman değil küfürdür aklıma yatmıyor ama inanıyorum Kur'an'ın ruhuna yabancıdır evet Kiergegard eleştirel düşünceli imanı yargılamaya kalkışanların sonuna kadar bu yolda devam etmek durumunda kalacakları dolayısıyla gerçek anlamda iman sahibi olma ve dindar olma noktasında Allah asla ulaşamayacaklarını savunur soru 3 burasının altı çizilmiş tekrar okuyayım Kiergegard eleştirel düşünce ile imanı yargılamaya kalkışanların sonuna kadar bu yolda devam etme durumunda kalacakları dolayısıyla gerçek anlamda
iman sahibi olma ve dindar olma noktasına asla ulaşamayacaklarını savunur bunun altına ben de imzayı atarım tekrar okuyayım sen altını çizmişsin ama böyle kafanı kaldırdın hani ben mi yazdım onu diye Kiergegard eleştirel düşünce ile eleştirel düşünce ile imanı yargılamaya kalkışanların sonuna kadar bu yolda devam etmek durumunda kalacakları dolayısıyla gerçek anlamda iman sahibi olma ve dindar olma noktasına asla ulaşamayacaklarını savunur muhteşem ya soru 3 eleştirel akılcılık dinde kanıtların ötesine geçen onları
aşan bir teslimiyetin var olmasını ve teslimiyetçi bir imana ulaşmasını engellemiyor mu hayır sufiler için hayır buna çok böyle inceden kestirmeden bir yoldan yürüyeceğim Cenab-ı Hak sıfatsal olarak sonsuzdur zat olarak da sonsuzdur sonsuz zatın sonsuz sıfatları ve sonsuz sıfatların sonsuz tecelliyatları vardır buna sufi açıdan kendi dalından yürüyeceğim sonsuz bir zatın sonsuz sıfatları ve sonsuz sıfatların sonsuz tecelliyatları var ise bir kimsenin durduğu yer kaybettiği köhneleştiği körleştiği bu noktada eskidiği
yerdir ben buna eleştirel düşünce olarak bakmayacağım burada benim bakış noktam şu sufi gerçek manada her an hayret makamındadır çünkü Allah her an bir şan üzerine ise Allah'ın her an bir şan üzerine duran bir Allah'ı anlamaya onu bilmeye onu tanımaya çalışan bir sufinin hiçbir zaman hiçbir zaman aynı noktada durması aynı menfezde aynı hayal perdesinde aynı hayret perdesinde durması mümkün değildir o yüzden bir sufinin imanı hiçbir zaman kemale tam olarak gelmeyecektir imanı tam olarak kemale geldiğini zanneden kimse
aldanmışlardan olacaktır önünde bir Hz. Muhammed Mustafa var iken ve Hz. Muhammed Mustafa hakkıyla sana kulluk edemedim ya mabud derken onun ümmetinin onun ümmetinin kendisinin ibadetini anlayışını kavrayışını ferasetini aklını makul görmesi yeterli görmesi en büyük aldatmacadır en büyük aldatmaca müslüman her an kendisini yenileyen kimse olandır günü gününe müsavi olan zarardadır diyen günü gününe denk olan bizden değildir diyen bir Muhammed Mustafa'nın ümmetinin günü gününe denk olması günü gününe müsavi olması beklenemez
o yüzden bir sufi için imanın kemale germe noktasında durur yürür koşturur ama hiçbir zaman benim imanın kemale erdi diyemez bu büyük bir açlıktır büyük bir açlıktır sufi bu büyük açlığını asla ve asla doyuramaz çünkü o büyük açlığını doyurabilmesi için o büyük olan zatın her an bir şan üzerine duran Allah'ın bütün tecelliyatına vakıf olması gerekir ki o da o andır o andan sonra o anda kalmamıştır eskimiştir ve yeniden Allah yine bir şan üzerinedir öyleyse bir kimsenin bu noktada hiçbir zaman kendi durduğu noktayı
ister ibadet ister felsefe ister ahlak ister fikir anlayış feraset hal makam ne derseniz deyin buna hiçbir zaman bu noktada kendisini yeterli görmeyecektir yeterli gören aldanmış lardandır yeterli gören aldanmış lardandır kim yeterli görüyorsa kim oldum diyorsa kim kemale erdim diyorsa kim bitti benim yolum diyorsa o yolsuzdur kemalsizdir fitursuzdur firusuzdur o kimse nursuzdur aldanmıştır aldanmıştır o yüzden bunun altına imza atıyorum derken bu düşüncelerimle altına imza atıyorum dedim buradaki normalde tabi batı
felsefecileri bu meseleyi eleştirel akıl olarak görecek biz ise buna doyumsuz akıl diyeceğiz doymak bilmeyen akıl doymak bilmeyen bir kalp doymak bilmeyen bir ruh doymak bilmeyen bir can içtikçe içen içtikçe içesi gelen sarhoş oldukça sarhoş olmak isteyen anladıkça daha fazlasını anlamak isteyen yaşadıkça daha fazlasını yaşamak isteyen yükseldikçe daha fazla yükselmek isteyen genişledikçe daha fazla genişlemek isteyen ner'in işidir bu yol eğer müslüman bu protip değildir namazını kıl orucunu tut hayatını devam ettir
benim hayalimdeki müslüman protipi bu değildir benim hayalimdeki sufi protipi bu değildir bakın hayalimdeki sufi protipi de bu değildir o her an bir şan üzerine ise sen de o şanın içindeysen ki içindesin sen de her an bir hayretin üzerinde olman gerekir eğer sen her an bir hayret yaşamıyorsan bir hayretin yok ise sen her an eğer bir sıçrama göstermiyorsan eğer sıçramıyorsan tembelsin köhneysin eskisin sen bu noktada çok affedersiniz ama derinin üzerindeki eskimiş hücre gibi yıkanıp gitmeye yıkandığında yok olmaya mahkumsun
tahkiki iman bunun hepsi bitecek gibi değil bugün biz tahkiki imandan devam edelim bir dahaki ders saat 11 şu sorulara rüzgar gibi geçeceğim o yüzden hakkınızı helal edin rüzgar gibi geçeceğim için kardeşler de helal etsinler buraya kadar gelmişler bu soruları da sormuşlar bunları da inşallah ben es geçmeyeyim inşallah kardeşlerimizi de soruları buyur devletin dini olmaz
ama devlet bu noktada kendi tebaasının sıkıştığı daraldığı bir noktada tebaasının önünü açacak olgular oluşturmakla mükellef bu noktada mesela şimdi bunları açık açık konuşmak gerekirse biz şu anda merdiven altıyız bugün Türkiye'de ehli tasavvuf bunu eleştiren manada almıyorum özgürlük manasında alıyorum alevi kardeşler kadar hür değil ehli tasavvuf siyasetçiler kadar hür değil ehli tasavvuf selefi vahabi çizgisinde olanlar kadar hür değil biz farkında değiliz
aslında mesela bir kimseye mürşid bir kimse ben mürşidim derse cezası var ben şeyhim derse cezası var ben dervişim derse cezası var var burası normalde tapuda da aynı geçtiğinden vakfiyede de aynı geçtiğinden karabaş veli tekkesi olarak geçiyor bütün kardeşler bilir bizim namazgahta bir yerimiz var siz oraya karabaş veli tekkesi yazamazsınız yazarsanız devlet oraya el koyup izale-i şuhuyla satar burası ne dediğinde bizim dergahımız derseniz devlet oraya
el koyup izale-i şuhuyla satar benim demek istediğim buydu veyahut da bir kimse siz birisine deseniz ki arada biz savcılığa gidip geliyoruz basın savcılıkları bakıyor şimdi bize telefon açıyorlar sadece diyor ki siz şeyh misiniz ben şeyhim derseniz içeridesiniz direkt yöneticilere o yüzden seslendim dedim ki bu iki ateşin arasında kaldık islam dünyası bu iki ateşin arasında
bu memleket de iki ateşin arasında insanlar akılla manayı yoğuruşturan sufi tasavvuf stantlı dini hayat ve felsefesini öğrenecekler nerede öğrenecekler bunu nasıl öğrenecekler kaç kişi çok affedersiniz kelleyi koltuğu alıp da yürüyecek yürürken başına ne geleceğini kim kestirebilir bugün bir alevi cem evine gitseniz cemi çok rahat yapıyorlar
orada bütün her şeyle siz bir sufi ritüelini yerine getiremezsiniz siz bir dergah ritüelini yerine getiremezsiniz getiremezsiniz merdiven altı her şey acı şey onun sonuçta siyasetçiler gelir buraya otururlar bunun için ama hür olması için bir gayret yok bir şey yok inşallah onlar da olacak bir cemaate kılınan namazlarda kişilerin imamı veya imamı göreni görmemiz gerektiğinden bahsetmiştiniz
biz bu konuyu çevremizdekilere aktarıyoruz bazen bu aktardıklarımızı inkar edebiliyorlar haç ve ömrede böyle kılmadıklarını söylüyorlar ve bu yüzden sözümüzü yalanlıyorlar biz böyle durumlarda ne yapmalıyız sonuçta hanefi kitaplarına işte ibni abidine ondan sonra fetave-i hindiyeye bakarlarsa bu iştahı orada görebilirler bir kimse imama tabi imamı göreni görmek onu göreni görmek gibi böyle bir aynı çatının altında olması gibi namazın dışındaki unsurlar var bu durumda bildiği halde yatsı ve terayeni namazını imamı görmeden
kılan kılan kimse bu ikisini kaza etmeli midir ben kılmıyorum öyle bir namaz ben kılmıyorum ben hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin kılmadığı bir namazı kılmıyorum ben onun kılmadığı bir şekilde kılmıyorum yani bu bizim ne kadar çok özür dileyeceğim yine sizden hakkınızı helal edin hangi noktada olduğumuzu gösteriyor biz cami yapıyoruz altında market var cami yapıyoruz altında depo var cami yapıyoruz altında kıraathane var cami ya cami cami yapıyoruz biz iki katlı altı kadınlara
her şeyde böyle çok sünnete uyduğunu söylüyorlar hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri neden öyle bir cami yaptırmadı kadınları alt kata tıkmadı ben hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin cemaat sıralışını söyleyeyim size önde erkekler arkasında çocuk erkekler onun arkasında kadınlar onların arkasında çocuk kadınlar cemaat sıralaması buydu itiraz eden herkes hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin uygulamasına itiraz etmiş olacak hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
hazretinin uygulamasına itiraz eden kimse sünneti resulullah itiraz ettiğinden dolayı küfre düşecek hadi gelin çıkın işin içinden al size pozitif eleştiren akıl mürşidi kamilin müridine nazar ettiğinde müritte ne gibi haller vakıf olur müridine nazar etmesi sevgisinden midir hep isteriz ki mürşid nazar etsin ona mürid nazar edecek mürşidine tersi mürid dersi almış yan yatmış yatıyor mürşidin işi yok ona nazar etsin ha ya ha ben geldi bak İzmirlilere nazar ediyorum şimdi İzmir'den gelmişler hepsine
teker teker hepsine de bakıyor ya gelmeyenler var gelmeyenler var iyi kardeş gelenler var ama ben şimdi gelene bırakıp gelmeyene mi nazar ediyor nazar birbirine bakmak birbirine ne alışveriş yapmak birbirine hemhal olmak müridler mürşide nazar edecekler insanın kendi yaratılışına mizacına uygun yolu seçmesi ne demek kişi mizacına uygun yolu nasıl bilir bu noktada insanların mizacları vardır çok hareketli şeyleri sevmezler mizactır bu o kimsenin mesela bizim aramızda olması biraz güç biz hareketliyiz
biz böyle kenara çekilelim orada işte Allah'ı zikredelim öyle işte işten eve evden işe öyle bir hayat ben hiç yaşamadım benim etrafımdakiler de yaşamıyorlar biz biraz kırarız dökeriz yıkarız harara güre olur bizde curcuna olur birisi böyle olmaması lazım der ooo biz ona atmayız satmayız aman deriz ya gel olmaması lazım diyen birisi var severiz biz onu soru soranı severiz arada uçuk kaçık olacak onları da severiz çok uçmuş kanadını kırarız onu gel biraz deriz ya bu kadar da değil buluruz biz bu noktada hareketliyizdir
mizacımız bu bizim biz böyle çok süklüm püklüm bir hayat yaşamıyoruz yani parantez içinde bu şimdi bazı kardeşler bir oyunu biliyor en yavaşımız polise dikleniyor bizim böyleyiz en yavaş bayanımız daha doğrusu erkek değil ya erkekler zaten canı sıkılırsa orduya dikleniyor ve bu biraz mizacla alakalı iftar vakti bir masada olsa yazmayacağım ama beş masada kola vardı bunun ne kadar zararlı olduğunu sizin söylemenizi belki kardeşlerine belki kardeşlere tesir eder demiş yani normalde mesela işte biz bunu dini bir ibadet olarak görüyoruz bu da güzel bu biraz bunları şuna benzetiyorum hani Hz. Ömer efendimizin oğluna soruyor birisi geliyor diyor ki sinekle alakalı bir şey söylüyor sinekten çıkan kanla alakalı abdesti bozar mı bozmaz mı diye meşhur cevap var ya siz diyor Hz. Hüseyin'i ve 72
şühedeyi katlettiniz onun kanı diyor orada dururken Sinan kanını soruyorsunuz bize diyor yani biz şimdi böyle zannediyorum bu ara herhalde benim Facebook'um yok ama bu ara her Ramazan olan şeylerdir bunlar bir furya çıkar ya bir furya çıkar kolaya hayır bir furya çıkar Yahudi mallarına hayır diye bir furya çıkar şu mallara hayır diye Facebook'ta çok tatlı bunlar çok tatlı bunlar harika bugün bayanlardan sordular 3-4 tane şey için Doğu Türkistan için işte miting var çok tatlı bunlar bugün bayanlara da dedim yani dedim Çin'deki zulmü muhakkak hayır değilim çok güzel harika bir şey ya ya kıymetli dostlar Orta Doğu'da günlük ölüm sayısı 500 ölenlerin hepsi de Müslüman 500 kişi ölüyor günlük en az 5-6 kişi ölüyor günlük en az Doğu Türkistan için işte miting var. Çok tatlı bunlar. Bugün bayanlara da dedim. Yani dedim Çin'deki zulmü muhakkak hayır değilim. Çok güzel. Harika bir şey ya. Ya kıymetli dostlar, Orta Doğu'da günlük ölüm sayısı 500.
Ölenlerin hepsi de Müslüman. 500 kişi ölüyor günlük en az. Orta Doğu'da, burnumuzun ucunda askeri yığmışız. Şeye, ne o? Sınıra. Her an her şey olabilir. Bunu görmüyoruz. Bunu görmüyoruz.
Bizim askerimiz öldürürse kimi öldürecek? Onlar bize silah çeker, ateş ederse kimi öldürecek? Yok o İŞİD'di, yok o Nusra'ydı, yok o El-Kaide'ydi, yok o YPK'de, YKT'de bütün harfleri öğrendik artık ya. 29 harf bitti. 29 harf bitti. Şimdi artık harflerin yerini değiştirerekten örgütler çıkıyor. Hepsi de La La İllallah, Muhammeden, Resulullah diyor. Öldürdüklerinin hepsi de Müslüman. Ne taraftan ölürse ölürsün, herkes şehit diyor ölüsüne. Türkiye'de cemaat, hükümet, hükümet, cemaat, cemaat, tarikat, tarikat, cemaat, o tarikat, bu tarikat. La söylediğimiz kim?
La La İllallah, Muhammeden, Resulullah diyen. E, beş masada kola varmış. Evet, daha ince, hassas davranmakta fayda var. Ama bu sadece kolayla değil ki, benimki öyle değil. Ben diyorum ki, bütün gazlı içecekleri içmeyin. Sağlığa zararlı. Çay için, elde yapılmış limonata için, ayrı, süt için, şerbet için.
Rüya buradan okumuyorum. Gerçek hayatta erkek evliyayı gördüm. Ben bayanım, ona selam vermem, caiz midir? Maşallah. Eşime maaşını sorunca kızıp bağırıyor. Ya, adamların parası sorulur mu ya? Veya kadınların parası sorulur mu? Asla. Erkekler, kadınların parasını sormayın, kadınların parasını almayın. Alırsanız, battığınızın resmidir. Kadınlar, asla adamların maaşını sormayın, kaç para maaş alıyorsun diye. Erkeklerin bunların hoşuna gitmez. Sen paraya düşkünsün, yol kenarına çık, çok para kazanırsın diyor. Ooo, bu da çok ağır laf olmuş. Eşim burada olan, hizmet eden ve hacca gidecektir. Eyvah, bu daha da ağır ya. Ooo, derviş kardeşler, dilinize hakim olun.
Bu sözler bir derviş dili değil. Bir sufi dili değil. Sufi, sufi dilinden emin olunan kimse olacak. Dilinden emin. Birisi sizin dilinizden emin olacak. Bu en yakınındaki eşiniz, en yakınındaki çocuğunuz, anneniz, babanız, arkadaşlarınız, kardeşleriniz. Sizin dilinizden emin olacak.
Böyle bir şey yok. Dili emin olmayan. Emin olmayanın karşılığı ne? Bozuk. Düzgün değil. Kötü. Bu sufi dili olmaz. Kainatın varlığının devam sebebi aşktır. Lakin aşk dertsiz, eksik kalır. Attar Hazretleri demiş. Aşk, aşkı dert olarak görmek, aşka hainlik etmektir ya. Aşk dert değildir. Aşksız olanlar onu dert görürler. Dışarıdan bakan onu dert görür. Aşık, aşkı hiç dert görmez. Aşka dert olarak görmez aşk.
Aşksız olanlar bakar, bunun derdi var der. O, aşksızın sözüdür. Aşkın, aşığın sözü değil. Aşık, bir şeyi dert görürse şikayet ediyordur o zaman. Kabız ehlidir. Aşık şikayet ediyorsa, ona derler ki ne işin var burada? Yürü git bak işine. Aşkta şikayet yok. Aşıklıkta şikayet yok. Aşık, maşukundan razı olma. Ve maşukunu bu noktada razı etme yolundadır. Aşkı ve aşıklığı dert görmek, Allah muhafaza eylesin. Aşka küfürdür. O, aşksızların işidir. Aşktan nasibi olmayan, aşkı dert gibi görür. Aşkı çile gibi görür.
Aşk, kanat çırpmaktır maşuya doğru. Nasıl dert olsun? Aşk her an maşuğa hasret çekmektir. Nasıl dert olsun? Aşk her an maşuğu özlemektir. Nasıl dert olsun? Aşk her an maşuğu nefeslemektir. Nasıl dert olsun? Yok. Bu fakirin felsefesi değil. Kainatta her şey aşk etrafında mı şekillenir?
Kainatın şekli mi var ki? Aşk etrafında şekillenecek. Aşkı ortada bir şey, kainatı da etrafında şekillenen bir şey mi göreceksiniz? Aşk, kainata tamamıyla tecelli eder. Siz kainatın neresine bakarsanız bakın, aşkın tecelliyatını görürsünüz. Neden etrafında tecelli etsin ki? Varlığın aşk ile bağı ve dereceleri nelerdir? Ooo! Varlığın aşk ile bağı derecesini mi olur? Varlık zaten maşıktır. Aşıktır zaten kendisi. Aşk her menzilde farklılık arz eder mi? Farklı görenlere farklılık arz eder. Aşkın dert ile ilişkisi nedir? Söyledik. Buradan rüya okumuyorum hakkınızı helal edin. Sizi farklı hallerde görür. Ooo!
Burada rüya okumuyorum. Ölüme kendimizi nasıl hazırlarız? Allah! Ölümü kendimizi nasıl mı hazırlayacağız? Bir de ona hazırlık mı oluyor? Ritüel mi oluyor? Ben ölüme hazırım diye. Nazilli'de bir imam vardı. Yol üstünde. Bana dedi ki kabrim burada. Benim dedi şeyim burada. Ne o? Taputum burada dedi. Ben her gün bu tapuda giriyorum, çıkıyorum dedi. Halika dedim ben. Halakayı kurduk. Başladık tevhide. İmam yok. Ölüme hazır olan imam yok. Dedim hoca ne oldu? Valla dedi ya siz ne yapıyorsunuz dedi. Valla her gün tapuda girmek değil o dedim ben. Dışarıda tapuda gireceğim böyle. Ölüme hazır olun, tevhid çekin, Allah'ı zikredin. Hocam şimdi biz öleceğiz ya öldüğümüzde direkt cennete veya cehenneme gidiyor muyuz?
Arada bir bekleyeceksiniz inşallah. Bir çay kahve içeceksiniz, bir mola vereceksiniz ondan sonra inşallah. 17 yaşında bir kızın sevgilisinin veya sevdiğinin olması günah mıdır? Allah muhafaza eylesin. Seven sevdiğinin yana yakışır. Hadi git evlen. Yok. Burun deldirmek çok günah mıdır? Günahtır. Kulakta 3-4 tane delik olması günah mıdır? İstersen 5-6 tane daha çoğaltabilirsin. Oruçluyken burnuma damla sıkmak orucu bozar mı? Evet. Desem olmaz. Buruna damla sıkılınca ondan insan yemez, içmez, fayda sağlamaz. O yüzden bir sıkıntı olmaz. Kızım nasip zümreye gidiyor. Allah yardımcısı olsun. Allah kabul etsin inşallah.
Camide veya herhangi bir yerde namaz kıldığımda, Kur'an okuduğumda sürekli ibadetlerime riya karıştığını düşünüyorum. Tevbe-i istihbar ediyorum ama sürekli aynı düşünce var. Vesvese mi? Vesvese boş ver. Namazını kıl, riya karışmaz. Öğlen namazı okunmasın. 15 dakika var iken camiye girdiğimizde mescit namazı kılabilir miyiz? Tam tepe noktası. Namaz kılınmaz. Öğlen, terat vakti oluyor. Zamanın kutbu denilen kişi bir tane midir? Birden fazla da olabilir mi? Günümüzde gavsül azem var mıdır? Her zaman vardır. Zamanın kutbu bir tanedir. Sizden biriniz her gün bin ayet okumazsa tekassür süresini okuyamaz mı? Ramuz el-Hadis bu hadisi açıklar mısınız?
Günde bin ayet okumanın faziletiyle alakalı veya tekassür süresiyle alakalı. Ya mukallibel kulüb. Ey kalpleri döndüren Allah'ım. Müminin kalbi Rahman'ın kudret elindedir. İstediği tarafı onu çevirir. Hadis-i şerifini nasıl anlamalıyız? Senin çevrildiğin yer onun çevirdiği yerdir. Sen kendini Kur'an ve sünnete çevir. Namazın ortasından namazımızın bozulduğunu hissettik. Selam verip mi çıkmalıyız? Evet. Çocukların anne baba'ya davranması, sözünü dinlemesi. Anne baba iyiyse çocuklar onu dinler. Çocuklarınız sizi dinlemiyorsa kendinize bakın. O çocuğu yedirmenize, içirmenize, ona verdiğiniz terbiyeye bakın. Kendinize bakın. Çocuk seni dinlemiyorsa kendine bakacaksın. Diceceksin ki ben nerede yanlış yaptım?
Tövbe yarabbi. Diyelim ki ben okula gidiyorum birisi bana dese ki nereye gidiyorsun? Ben de hastaneye desem bu yalan olur mu? Evet. Bunun gibi niyetimiz farklı, söylediğimiz farklı olursa yalan olur mu? Evet. Efendim anneanneme bakıyoruz yatalak. Annem de son zamanlarda hor ve kötü davranmaya başladı. Sabrım kalmadı diyor. Durumla alakalı hadisi şerifleri söylüyorum. Yine de aynı bu hal ile ilgili artık ne yapmalıyız? Allah bu noktada bereketlendirsin, lütuflandırsın, kalbine merhamet versin. Ayette kafirler ebedi cehennemde kalacaklar ve azapları hafifletilmeyecek buyuruyor. Peki Peygamberimiz Aleyhisselam cehennem bu elime aldığım balçık gibi olacak diye bir hadisini söylemiştiniz.
Buradan sanki cehennem ateşi bitecek gibi anlaşılıyor. Bunu biraz açıklar mısınız? Birkaç sefer açıkladım. Geniş bir zamanda yine açıklarım. Bir insan helal aran veya hadis tefsir konusunda bir şey söylendiğinde onu hemen anlıyor ve hayatına tatbik ediyor. Diğer bir insan bu konuda fazla anlayamıyor ve hayatına tatbik edemiyor. Burada sanki bir haksızlık varmış gibi olmuyor mu? Hayır. O da hemen tatbik etsin. Küçük çocukları görüyoruz çok tatlı ve şirinler. Bunlara sarılmanın, öpmenin hükmü nedir? Bunlar da yaş, büyüklük, olgun olmaların ölçüsü nedir? Küçük çocuklar olabilir 3 yaşında, 5 yaşında ama çocuk kabarmaya başladığında erkekler, erkek çocukları da, kız çocukları da öpüp koklamasınlar.
Bahçede çok yoğun bir ses var. Evet söyledik. Anneye babaya of demek günah mı? Evet anne babaya öf dahi demeyiniz. Hep istiyoruz ki, hep istiyoruz ki çocuklarımız bize öf dahi demesin. Biz hiç demiyoruz biz anne babamıza öf dedik mi diye. Bu soruları da, hadi bunları da hızla geçeyim.
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Yüce Allah'ın şöyle buyurduğuna haber vermiyor. Ey kullarım ben zulmü kendi nefsime haram kıldım, onu sizin aranızda da haram kıldım. O halde birbirinize zulmetmeyin. Ben direkt soruya geçiyorum. Allah neden kendine bir şey haram kılar? Allah da bizim gibi midir? Allah bu noktadaki zulmetmenin ehemmiyetini anlatmak için kinaye yapıyor burada. Kinaye yapıyor. Ben asla kullarımı zulmetmem diyor. O sadece iyi olanı istemez mi ki? Kendisi zulmü haram kılmış. Ayrıca Allah zalim değil. Allah zalim değil, kullar zalim. Kullar zulmetmiş oluyor. Soru yok burada. Soru.
Burada Allah ve Muhammed diyerek bir ikilik mi var? Hayır ikilik yok. Burada ikilikten teklik var. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu nokta. Cenab-ı Hak Allah'a ve Resulüne itaat edin derken Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de ne söylediyse benim emrimi yerine getirmiştir. Onu da itaat edin. Bana itaat eder gibi manasında. Bunda ikilik yok. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem aslında Allah mıdır? Haşa. Onun yeryüzüne inmiş bir hali midir? Haşa. Bunca yaşananlar, var olanlar onun iç çekişmeleri ve duygu dünyasından mıdır? Haşa. Soru. İnsan hiç daha önce görmediği ve bilmediği bir şeyi nasıl reddeder? Bilmediğinden reddeder.
Bizden ne çıkarsa çıksın bize bir şekilde benzemez mi? Senden çıkan sana benzer. Tamamen olmasa da benzemez mi? Sana benzer senden çıkanlar. Hakkınızı helal edin. El-Fatiha. Selam et. Selam et.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.