Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi - 4 Şubat 2012

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 6 Şubat 2012 · 29:38

Selamun aleyküm. Allah gecenizi ayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak umduklarınıza nail eylesin. Kortuklarınıza hırsı muhafaza eylesin inşallah. Toplu girdiğimiz itikaflardan birinde oruçsuz itikafın olmayacağını bilmiyordum. Orucu veya itikafı kaza etmeli mi? Ramazanın haricindeki itikaflarda oruç şartı yoktur.
Ama normalde Ramazan'da girilen itikaflarda muhakkak oruç tutulması şart. Ramazan'la alakalı. Ramazanın haricinde olanlarda oruç mecburiyeti yoktur. Normalde tabi biz Ramazan'ın haricindeki itikaflarda yine tasavvuf adabına, erkanına uygun itikaf yapıldığından herkes oruç tutmaya gayret eder. Ama bir kimse Ramazan'ın haricindeki bir itikafta oruç tutmamış olsa ona bir şey lazım gelmez.
İtikafın yarısında katıldım, oruç tutamadım, tutmam gerekiyor mu? Gerekmez. Bu tip mesela toplu itikaflarda, Ramazan'ın haricindeki itikaflarda gün belirtmeden. Mesela şu anda bu tekkenin içerisinde bulunanlar kendilerine şöyle diyebilirler. Niyet ettim ya Rabbi buradan çıkıncaya kadar itikafa. İtikaf itikaftır. İtikaf niyetiyle. Burada sohbeti dinler, semada zikreder, eline tesbihini alır, zikreder. Dışarı çıkıncaya kadar itikaf sevabı alır. Bir kişi yolda para bulsa ve sahibini bulamasa, kendisi de ihtiyaç sahibi olsa o parayı kendisi için kullanması caiz olur mu? Normalde o paranın altı ay filan bekletilmesi lazım. Paranın sahibinin aranması lazım.
Veya paranın bir yere bulunan eşyanın bir yere asılması lazım. O asılan yerde işte altı ay kadar durup onun duyurulması lazım. İslam fıkhına göre. Bunu tabii şimdi böyle yapmış olsanız o parayı hiç kimse orada tutmaz. Herkes o paranın sahibi olduğunu söyler. Ve gelirler o parayı oradan alırlar. İnsanoğlu böyle enteresan bir nokta. O yüzden söyleyecek bir şey yok. Her şey kendi malı gibi gelir insanlar şey yaparlar, isterler. Bir gün Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ashabıyla oturup sohbet ederken tam kalkmış gidecekleri zaman bedevinin birisi gelmiş. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin cübbesinden öyle asılmış ki mübarek bu boynu incinmiş böyle keçe ya.
Keçe olduğundan böyle işte burası boynu incinmiş. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine demiş ki benim şu devemin her iki taraftaki o heybesini doldur demiş ona. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine demiş ki sen önce kısası öde. Demiş benim boynumu incittin. O tekrar bunu söylemiş. Tekrar o da onu söylemiş. Tekrar o bir daha istemiş. Kendi malı varmış gibi. Tekrar onu söylemiş. Bakmış ki bedevi bunu anlayacak noktada değil. Ondan sonra demiş ki şunun devesinin bir tarafını buğdayla bir tarafını demiş hurmayla doldurun gönderin. Şimdi sanki kendi malı istediği şey. Allah cümlemizi affetsin inşallah.
O yüzden insanlar da bir tuhaf. Yaratılanları yaratanın üzerindeki tecelliyatından dolayı seveceğiz. Biz bu noktada kendimizi nasıl görmeliyiz? Kendini nasıl gördüğün önemli değil. Önemli olan senin etrafında yaratılanları sevmen. Yasin içeriden Rudani'nin altıncı cildini getirir misin bana?
Dilden ağızdan ansızın çıkan söz bil ki yaydan fırlamış bir oktur sanki. Dilden ağızdan ansızın çıkan bir söz bil ki yaydan fırlamış bir oktur sanki. Yani bir insan konuştuğu bir söz geri dönmez. Siz öyle bir söz sarf edersiniz. Öyle bir şey söylersiniz. O ok gibi menziline gider. Ama hayır söylerseniz hayır menziline gider. Şer söylerseniz şer menziline gider. Bir kimsenin gönlünü yapmak üzere bir söz söylediyseniz o söz söylediğiniz kimsenin gönlünü yapar. Ama o söz bir kimsenin gönlünü kırmak için söylendiyse o söz gider o kimsenin gönlünü kırar. O zaman dudağına diline sahip ol.
Ağzından çıkacağına çıkan şeye dikkat et. Söz verirken dikkatli söz ver. Bir şey konuşacağında dikkatli konuş. Eğer o dikkatli konuşmazsan onun ya hayırını görürsün ya şerrini. Ondan sonra deme neden bana şer geldi diye. Hayır da senden çıkar şer de senden çıkar. Ya hayır çıkarsa önünde hayır bulursun şer çıkarsa önünde şer bulursun. O zaman dilini muhafaza et. O zaman dudaklarını muhafaza et. Yummasını bil. Sel baştan taştı mı bütün dünyayı tutar. Artık dünyayı yıksa da şaşılmaz buna. Sel baştan taşarsa onun önünde duracak hiçbir şey yoktur. Hz. Mevlana başka bir gazende der ki sen seli baştan önüne der. Baştan önüne.
Başka bir gazelinde. O zaman sel taştı mı artık iş işten geçmiştir. O önüne ne buldu önüne katıp götürecek. Sel taştı mı önüne ne aldı yutacak onu. Yıkacak. Perişan edecek. O zaman dikkat et bir kötülüğü baştan önüne. Dikkat et bir şerri baştan önüne. Dikkat et hastalığın baştan önüne. Dikkat et yanlışlıkları baştan önüne. Yanlışlık küçücük dersin ileride o sel olur. Bir hata küçücük dersin ileride o sel olur. Bir küçük görürsün günahı o ileride sel olur. O günah da sel olur. Hani iki sufiden bahsederler. İkisinde beyaz elbisesi vardır. Yola çıkarlar. Birisi elbisesi kirlendikçe çitiler hep.
Temizler. Birisi de ne olacak canım der. Küçük lekelerden küçük şeylerden. Bunda bir sıkıntı yok der. Yolun sonuna geldiklerinde birisinin elbisesi kapkara olur. Kirli. Birisinin elbisesi öbürkünden daha temizdir. O zaman dikkat et. Sen küçük günahlar deyip de es geçme. Küçük günahlar birbiriyle toplanır. Büyük günah olur gider. Küçük hatalar deyip de es geçme. Küçücük bir iğne delidir. O iğne deli büyür. Kocaman bir han olur. Kapı olur da gider. O zaman nefsinle mücadelede Seli baştan tut. Şeytanla mücadelede Seli baştan tut. Seli baştan tut ki Nefsin seni yenmesin. Sen nefsine küçük bir aralık açarsan Nefsin oraya deler geçer.
Sen şeytana küçük bir aralık açarsın. O seni deler geçer. Yıkar geçer. O zaman Seli baştan tut. Kur'an ve sünnete sımsıkı yapış. Yanlışlıklara müsaade etme. Seli baştan tut. Kalbini muhafaza et. Asla ve asla Suizana düşme. Gıybete düşme. Yanlışlığa düşme. Yapılan işin izleri görünmeyen Dünya'da doğar. O doğan izler de Halkın buyruğundan değildir. Orta yerde bazı işler vardır. O işler Allah'ın takdiriyle takdirlenmiştir. Onu halkın takdiri zannetme. Halkın mücadelesiyle veya halkın gevşetmesiyle zannetme. Çünkü fiiliyat Allah'ındır. Sevk ve idare eden Allah'tır. Sen Allah'ın sevk ve idaresinin Kendi üzerinde hayır olması için dua et.
Sen hayır noktasında koşturmaya devam et. Ama takdir Allah'a aittir. Ve o takdir eder Görünmeyen dünyadan. Yani mana aleminden takdirini gönderir. Mana aleminden o takdir gelir. Mana aleminden o takdir tecelli eder. O zaman sen her görünen işi İnsanların işi görme. Sen Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve selam hazretinin üzerindeki tecelliyatı Kendisinden bilme. Velilerin, mürşidi, kamillerin Kendi üzerinden tecelliyatlarını Onların kendilerinden zannetme. Ağacın çiçek açmasını kendinden zannetme. Onun işi O mana aleminden tecelli etmiş. Yağmurun yağması mana aleminden. Güneşin doğması mana aleminden. Onlar kendi kendilerine, kendi kafalarına göre onu hesaplayıp kitaplayamazlar.
O zaman öyle işler vardır ki Hatta bütün işler Mana aleminden takdir edilmiştir. O zaman o bütün işler Mana aleminden geliyorsa Elinde olmayan Elinde olmayan işlere Sen boyun ey. Elinde değil. Ona gücün yetmeyecek. Ona kudretin yetmeyecek. Ona kuvvetin yetmeyecek. Senin cüz iradenle bağlantılı değil. Cüz iradenle bağlantılı değilse Onu bir takdir eden var. Onu mana aleminden gönderen var. Onu mana aleminden tecelli ettiren var. O zaman o mana aleminden tecelli ettirenin Hükmüne boynunu bük. O doğan şeylerin bizimle ilgileri vardır ama Ortaksız olarak hepsi de Allah'ın yaratığıdır. Onların hepsi de bizimle ilgili olabilir. Burada vahdeli vücut vardır. Burada sakın cebriyeciler gibi düşündüğünü zannetmeyin Hazreti Mevlana'nın.
O vahdeli vücut felsefesinden, düşüncesinden bunu söyler. Vahdeli vücut düşüncesinden bakılırsa O zaman o kimseyi ilgilendiren işler dahi O kimseyle bağlantılı değildir. Onu sevkle idare eden vardır. O zaman bizim kendi üzerimizde, kendimizle alakalı Cüz irademizin neticesinde giden işler vardır ki Bunlardan biz sorumluluğumuzu yaşarız. Ama bize gelen işler vardır. Veya ortalıkta tecelli eden işler vardır. Bunların cüz irade ile alakası yoktur. O zaman onların hepsi de nedir? Allah'ın işidir. Ve alemdeki işlere bak, hepsini de Allah'ın işi olarak gör. Bütün alemdeki işlere bak, hepsini de Allah'ın işi olarak gör. Sakın onu Allah'ın işi olarak görmemezlik etme.
Bu gizli şirk olur. Allah muhafaza eylesin. Fiiliyat Allah'ındır. Fiiliyat Allah'ınsa, o zaman bütün fiillerde hakkı gör. Bütün fiillerde hakkı gör. Zeyd Amr'a bir ok atar. Attığı ok kaplona döner. Amr'ı yaralar. Yıl boyunca onun derdi sürer gider. O derdi Allah yaratır. İnsan değil. Evet birileri birilerine bir zarar verir. Birileri birilerine bir haksızlık eder. Birileri birilerine bir şey yapar. Ama bir şey yapılan kimse kendince diyecek ki, bu Allah'ın işiydi. Bu dert Allah'ın işiydi. Bu hastalık Allah'ın işiydi. Bu problem Allah'ın işiydi. Bu sıkıntı Allah'ın işiydi. O zaman sen Allah'ın işi olarak gör de, kendi içinde onu öylece oturttur.
İmanını muhafaza et, ihlasını muhafaza et, iyi niyetini muhafaza et. Her işi Allah'ın işi olarak gör, tabi ol. De ki o bunu böyle istemiş. De ki o bunu böyle yaratmış. De ki o bunu böyle sevk etmiş. De ki o ne yaparsa hakkıyla yapar ve yaptıklarından da sorumlu değildir. O yaptığından sorumlu değildir. O yaptığından sorumlu değil ise o elleme. O ilahi eliyle, o bize bozuyormuş gibi gelir. İlahi eliyle karıştırır, bize yıkıyormuş gibi gelir. İlahi eliyle ortalığı darman torman eder. Biz deriz ki helak etti ortalığı. Onun her karıştırmasında bir düzen çıkar. Onun her helakında yeniden bir yapılanma çıkar. O bir elbiseyi yırtar, binlerce elbise diktirir. O bir hukuku değiştirir, binlerce hukuk koyar orta yere.
O yüzden hikmetle izle. Hikmetle izle. Deme, niçin bu böyle? Yerindedir şu şöyle demiş ya aşık. Yerindedir o. Yerinde olduğuna göre sen sadece ve sadece o fiiliyatların ondan olduğunu gör. Ve o fiiliyatları orta yerde çalışanın o olduğunu gör. Ve imanını kemale erdir. Ok atan zeyd o sırada korkudan ölse bile ölüm çağına denk gene de orada dertler peydahlanır.
Ok atan zeyd o sırada korkudan ölse bile ölüm çağına denk gene de orada dertler peydahlanır. Yani o adam oku atamasa, ona ok değmemiş olsa, o yine ölünceye kadar bir dertle dertlenir. Yine o dertle o kimse ölür gider. Yani sakın sen bir hastalıktan kaçsam diye uğraşırsın, başka bir hastalık yakalar seni. Kanserden kaçarsın, vereme yakalanırsın. Verenden kaçarsın, soğuk algınlığından göçer gidersin. Bir hastalık sana bulaşacak, sen birisinden kaçsan birisine yakalanırsın. O yüzden hani dua var ya Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin. Ne diyor ya Rabbi senin gadabından rahmetine sığınırım. Sıfattan sıfata sığındı. Ok gelmedi başka bir hastalık geldi.
Ok gelmedi de verem geldi. Ok gelmedi de kanser geldi. Kurşun gelmedi de başka bir şey geldi. Sonuçta bir şey geldi. Ve bir şey gelince de o seni dert olarak yetti. Ama kaç yıl senin o derdi çekmen gerekiyorsa, onca o derdi çekeceksin sen. İnsan dertten ölmez. Eceli gelir ölür. İnsan hastalıktan ölmez. Ecel onu öldürür. Allah şifayı istediği zaman verir. Bütün ilaçları yutarsın. Cenab-ı Hak şifa vermeyecekse yuttuğun ilaçların hepsi de hastalığı arttırır. Doktor diyecek ki şimdi biz ne yapma atıp okuyoruz. Doktorların ateistleri, inançsızları der ki biz onu ilaçla iyileştiririz. İlaçla da iyileşmeyince der ki kendi kendisine ateist olan doktorlar.
Yani şey tıp bunda çaresiz kaldı der. Sonunda. Sanki önceden çaresi vardı da sonunda çaresiz kaldı. Sanki önceden çaresi vardı. Her hastalığın kendi içerisinde çaresi vardır. Hastalığın çaresine koşmak avvam için farzdır. Has için, has için farz değildir.
Nafiledir. Hasül has için bazıları için haramdır. Hani Fisus'un sahibi Muhyiddin-i Arabi mani aleminde Hazreti Allah'la sohbet ederken Ya Muhyiddin neyle geldin demiş.
Tevhidinle geldim ya Allah demiş. Ey Muhyiddin demiş. Karnın ağrımıştı da bir bardak süt içmiştin. Dedin ki demiş. Süt karın ağrıma iyi geldi. Karnını ağrıtan da bendim. Sütten şifayı veren de bendim. Neden şifayı sütten bildin, benden bilmedin demiş. Ey Muhyiddin demiş. Hani o sütü içerken demiş. Bir yudum aldın da dilin yandıydı. Dedin ki demiş. Süt dilimi yaktı. Sütün dilini yakmasına müsaade eden de bendim. Sütü öyle yaktıran da bendim.
Neden beni görmedin orada demiş. Muhyiddin-i Arabi Hazretleri'nin mana aleminde. O zaman tevhid, fiilyat noktasında bütün her şeyi Allah'ın görmektir. Hastalık Allah'ındır, şifa da Allah'ındır. Allah bir tükürükten de şifa verir, bir yudum sudan da şifa verir, bir tebessümden de şifa verir, bir zikirden de şifa verir, bir nazardan da şifa verir, bir ottan da şifa verir, bir ilaçtan da şifa verir, bir elden de dokunur adam, ondan da şifa verir.
Şifa kimin? Allah'ındır. Sen atmadın, ben attım dedi. Ayeti kerimede. Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir avuç toprak atmıştı. Top gülle oldu bir avuç toprak. Dedi ki sen atmadın, ben attım. Sen öldürmedin, ben öldürdüm. Kıymetli dostlar, bunlar tevhidi meselelerdir. Ağır gelebilir size. Ama şirke düşmekten kurtulmaya gayret edin. Şirke düşmeyin. Olan fiiliyatın Allah'tan olduğunu görün. Tecelleden fiiliyatın Allah'tan olduğunu görün. Ve sakın o fiiliyata itiraz etmeyin. Amur da ağrıları, sızıları doğrudan, sebepler yüzünden öldü gitti mi, Z'de ilk sebep yüzünden katil de.
Evet. Amur öldü gitti ya, oku yediydi, Z'de ona sebep oldu. Sen diyor şeriata göre davran bu noktada. Sakın şeriatın dışına çıkma. Z'de yine sen katilsin der. Şeriatı bozmuyor. Bakın kendi içindeki zevk aleminde, diyor ki bunların hepsi de onun işi. ama insanların arasındaki avamın arasındaki hukuku korumak için diyor ki, sen sakın ha katil yine zeyd de. Ama Z'de katil derken, sakın ha onu öldürenin Allah olduğunu bil. ona hastalığı verenin Allah olduğunu bil. Ona oku attıranın Allah olduğunu bil. O oka isabet verenin Allah olduğunu bil. Ama bunu kendi içinde zevk et. Bunu kendi içinde idrak et. Bunu kendi içinde hıfzet. Bunu kendi içinde sindir içine. İçine sindir.
Ama bunu dışarı söyleme. Ama bunu dışarı anlatma. Bunu dışarı anlatırsan. Dışarı böyle söylersen. Hukuku bozarsın. Bunu böyle söylersen. Şeriatı bozarsın. Şeriatı bozma. Hukuku bozma. Sen kendi iç aleminde. Sana gelen kolaylığın Allah'tan olduğunu bil. Sana gelen zorluğun Allah'tan olduğunu bil. Birisi sana yardım etti. O yardım edenin Allah olduğunu bil. Ama sebebe de teşekkür et. De ki sana teşekkür ederim. Ona teşekkür. Allah'a teşekkür. Sebebi geçme. Sebep olmazsa işler olmaz. Allah bir şeyi sebepsiz hak etmez çünkü. Bir şeyi bir şeyin üzerinden verir. Bir şeyi de bir şeyin üzerinden alır. O zaman orta yerde sebepleri de görmemezlikten etme.
Hazreti Allah dinini Cebrail vasıtasıyla Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinden gönderdi. Demek ki Cenab-ı Hak sebep kullandı. Cenab-ı Hak aracı kullandı. Orta yere çıkıp işte Allah'a aracısız diyenlere sen onlara kulak kabartma. Allah'ın işleri öyle değil. Allah'ın sünnetullahı öyle değil. Allah'ın adetullahı öyle değil. Allah bir şeyden bir şey yaratır. İlk yarattığı şey hiçbir şeydendi. Yoktan var etti. Ondan sonra yoktan var ettiğinden bütün varları var etti. Allah bir şeyden bir şey yaratır. Bir şey de bir şeyi bağlar. Bir şeyden bir şeyi yaratır. Bir şeyden bir şey bağlarsa sen sebebi orta yerde görmemezlik etme.
Ama sebebin arkasındaki müsebbibi de gör. Sebebin arkasındaki müsebbibi görerekten ona tabi ol. Niye? Müsebbiber. Onu gör. Yani sana verdirenin Ahmet geldi sana bir lira verdi. Al bunu harçtan dedi. Al bunu ihtiyacını gör dedi. O bir liraya haktan gör. Ama Ahmet'e de teşekkür et. Eğer Ahmet'e teşekkür etmezsen nankörlerden sayar seni. Yolu öyle çizmiş. Ahmet'in arkasındaki müsebbibi de gör. Ona da hamd et. Sebebe teşekkür et. Müsebbibe hamd et. Sebebe teşekkür et. Sebebin arkasındaki hakikate de hamd et. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Hepsi de Allah'ın işidir ama o ağrıları ve sızıları zeyde ver.
Hepsi de Allah'ın işi ama o ağrılar ve sızılar kime ait? Kimin sebebi kimdi? Zeyd'ti. Onda da diyor zeyde ver. Ekin ekmek de böyledir. Soluk almak da, tuzak kurmak da, çiftleşmek de bir şeyin meydana gelmesine sebeptir bunlar. Hepsi de Allah'ın hükmüne uymuştur. Ekin ekmek sebeptir. Tohum atmak sebeptir. Ağacı dikmek sebeptir. Hepsi de ne yapmış? Bir şeyin meydana gelmesi için hepsi de Allah'ın hükmüne uymuş. Allah'ın hükmüne uymuş. Ama orta yerdeki sebepler de ne yaptı? Allah'ın hükmüne uydu. Erenlerin Allah'tan öylesine güçleri kuvvetleri var ki yaydan fırlamış oku bile yoldan çevirirler.
Ama Cenab-ı Hak velilerine, Cenab-ı Hak mürşidi kamillerine, Cenab-ı Hak peygamberlerine öyle bir güç kuvvet vermiş ki ok yaydan çıksa Allah o oku onların duasının yüzü sürmetine geri çevirir. Yaydan çıkmış oku yeniden yaya getirir. Yeniden yaya getirir. Yineden o ok ne yapar? Gelir haznesine gelir. Eren pişman olursa bir şeyler meydana getiren kuvvetlere sebep kapıları kapanır. Fakat Eren Allah eliyle kapar bu kapıları. Kapıyı da açtı mı söylenmiş sözü söylenmemiş yapar da ne şişe nar ne de kebap. El Fatiha ma selamat. Amin.
Burada evin reisi erkektir. Erkek evin reisi olarak bir şeye müsaade ettiyse o geçerlidir. Yani bu sorulan en son sorulan soruyla alakalı. O yüzden kadının beddua etmesi geçerli olmaz. Destur ya bir sorun.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi