Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 2 Ocak 2012 · 46:23
Korkutlarınızı hâsıl hâfız eylesin. Cenâb-ı Hak, İslam âlemini birlik beraber isyan eylesin. Dünya genelinde uygulanan parlamenter sistemde kanun koyucular, hükümetler ve bakanlar, ise haram, helal sayıcılar ise kendilerini ilanlaştırmış kurulurlar, onları seçenlerin tabi ne olur?
Evet, dünya üzerinde böyle bir haram, helal sayıcılar, mevcut sistemler var. Bu bir tane, iki tane değil, dünya üzerinde komplesine hakim. Bunu böyle sadece belirli yerlere münhasır tutmak mümkün değil. Bu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerinin kendi döneminden sonra Hz. Ebu Bekir Ömer Osman, Hz. Ali Efendimiz'in dönemlerini de sayarsak, o dönemde İslam'ın devlet tarafından hukuki manada uygulanması ancak o zaman olmuş.
Ondan sonra gelen sistemlerin hepsi de İslam'ın kendilerine bir hukuk olarak tanımlamamışlar. Ayak fasolarlı da.
Osmanlı Devleti'ne gelince, Osmanlı Devleti dini bir devlet değildir, dine hizmet eden bir devlettir. Osmanlı Devleti dine hizmet etmiş. Osmanlı Devleti'nin hukukunu da komple İslam dersek, yine yanılmış olur. Ayağımız yere basmaz. Öyle diyenler var, onlara katılanlardan değilim. Osmanlı Devleti'nin içerisinde çok din, çok ırk var. Osmanlı Devleti'nin içerisinde çok hukuk var. O yüzden Osmanlı Devleti'nin hukuku, İslam hukuku olarak görmek sağlam değil. Bugün gri diyorlar ya, onun gibi. Tabii bu noktada şimdi dünya üzerinde böyle bir muhran var. Bu muhran, Müslümanların bu yanışları ve dirilmişleri gerçek manada oluşuncaya kadar devam edecek.
Ne zaman ki bu gerçek manada oluştu, ne zaman ki gerçek manada bu noktaya geldi, evet o zaman inşallah bütün İslam ümmeti ve bütün dünya insanlığı bu tağutî hukuktan ve hükümlerden sıyrılmış olacak. Bunun mücadelesiyle alakalı, bununla alakalı kesin net, bunun mücadelesi şöyle olur diye bir hüküm yok. Ama herkes bu noktada kendince bunlarla mücadele içtik, iştahat edip veya gruplar, cemaatler neyse, adına ne dersek diyelim, tarikatlar, kendince bunun mücadele yöntemini, mücadele sistemini belirleyip, seyitlilerince mücadele ediyorlar, ben mücadele edildiğine inananlardanım.
O yüzden işte bunları seçenlerin hali ne olur? Evet eğer o mücadelenin içerisinde, o anlayışla, o şuurla insanlar birilerini seçiyorlarsa, o zaman onlara bir zarar gelme ihtihat meselesi çünkü olur. Bu meselenin içerisinde iştahat giriyor. Bir kimse iştahat edebilir, iştahatınca bunu böyle bu şekilde de davranabilir. Ona neden böyle iştah edin, neden bu şekilde davranıyorsun diye sorgulama hakkımız yok bence. İnsan kibirini nasıl yener demiş. Kendini insanların içerisinde herkese eşit düzeyce olduğunu düşünürse kibirini yanarsın. Allah kibirlilerden eylemesin. Şimdi kibirlilik şeytan ahlakıdır.
Birisini kendinden üstün görüyorsan, birisinden kendini farklı görüyorsan, kendini bu noktada etrafındaki insanlardan üstün görüyorsan, kibirlisin. Bunu tedavi etmenin yolu, kendinden kimi üstün görüyorsan ona hizmet et.
Kimi üstün, kendini ondan üstün görüyorsun? X kimse, git ona hizmet et. Kimden daha faziletli görüyorsun kendini filancada, git ona hizmet et. Bu senin kibirini kırar. Eskiden Mevlevi teklilerine gelen dervişin ayakkabılarını koltuğunun altına verdilermiş. Veya ayakkabılarını eline verdilermiş tekkeye girdiğinde.
Tekkede ilk üç gün ona en havalı hizmetleri yaptırdılarmış. Ve ona derlermiş ki ayakkabıların elinde bu hizmeti dayanıp katlanamayacaksan ayakkabının elinde çık git buradan. O üç gün bittikten sonra o kimse mutfakta hizmete başlarmış. Mutfakta hizmete başlıyor ama onun hizmete başlangıç noktası örneğin tuvalet temizlemek, ayakkabıları düzeltmek.
Onu o derviş, o sufi kendisine bir lütuf görülmüş onu. Bir ikram görülmüş. Tabi bizim insanlarımız bugünkü gençlik, bugünkü insanlar böyle bir terbiyenin içinde değiller. Evlerinde de böyle bir terbiye görmüyor. Kimse görmüyor. Biz evlerimizde de çocuklarımızı, yetişen kızlarımızı, yetişen erkek evlatlarımızı tevasu noktasında eğitmiyoruz. Onu eğitebilmemiz için anne babaların da tevasu noktasında eğitimli olması lazım. E evde tevasu noktasında anne babada eğitim yok ve çocuk da bir yerden eğitim almayınca çocuklarda da eğitim yok. Biz çocuklarımızın elbise beğenmemesini, kıyafet beğenmemesini, yemek beğenmemesini, komşu beğenmemesini, dede nine beğenmemesini, anne baba beğenmemesini, teyze dayı hala beğenmemesini gayet makul karşılıyoruz.
Eşler yalnız kaldıklarında erkekler çocuklarını anneye düşman edeceğiz. Anneyi al aşağı ederekten anlatıyor babalar. Anneler de çocuklarına babalarının ne kadar kötü, ne kadar aşağılık olduğunu anlatıyor. Ninelerin, dedelerin ne kadar aşağı olduğunu anlatıyor. Amcaların, dayıların aslında hiç iyi bir insanlar olmadıklarını anlatıyor. Etraftaki insanların, komşuların, akrabaların iyi bilen insan olmadığını anlatıyor. Kendimizi üstün, kendimizi faziletli, kendimizi kıymetli, kendimizi birinci sınıf vatandaş olarak anlatıyor. Geri kalan herkes ikinci sınıf vatandaş. O mahallede en doğru insan sensin.
O mahallenin en namuslusu, en doğrusu, en zengini, en yemek yemesini bileni, en iyi kıyafeti giyeni. Ya orası sen olmazsan olmaz. Bu içimize işlemiş ki. Kıyafet beğenmemek, ayakkabı beğenmemek, yemek beğenmemek, ev beğenmemek, eşya beğenmemek, arama beğenmemek, mahalle beğenmemek, semt beğenmemek. Bunların hepsi de bizde var.
Üç kuruşumuz olursa mahallede duramayız. Haydi semt değiştiririz. Ev değiştiririz. Koltuk değiştiririz. Koltuğu değiştirdiğimiz zaman gelen komşuyu beğenmeyiz. Yani o koltuğun üzerine layık mı ki o kimse? Bunu arttır, arttırabildiğin kadar. Hele senin çocuğuna birisi dokunsun. Hele senin çocuğuna birisi böyle terbiye etmeye kalksın. Neden yaptın bunu desin. Bunu yapma desin. Kıyameti koparırız biz. Dünyayı başına yıkarız. Nineler torunlarını sevemiyor şimdi. Dedeler torunlarını sevemiyor. Öpmek bile yasak. Yani o kadın öyle bir çocuk doğurdu ki ona öpülmek de öpmek de yasak.
Yanağı esir o çocuk. Yiyor çocuklar. Bir hamile oluyor tamam. Bütün sülale ayakta. Ya gelin hamile. İsterse ayağa kalkmasın sülale. Doğurmayı verir Allah. Allah bizi affetsin. Hayatımızı böyle günlük yaşantımızı baştan aşağıya indirsek her halimize tövbe etmemiz lazım. Her halimize tövbe etmemiz lazım. Her saatimize tövbe etmemiz lazım. Her saatimize.
O yüzden Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve selam Hazretleri bize tavsiye amacıyla dedi. Ben günde en az yüz kez tövbe ederim. O bize işaretti. O dedi ki ey ümmeti Muhammed. Günahsız olduğum halde Allah'a tövbe diyorum. Şükür noktasında. Hamd noktasında. Oysa sizler her halin içine batıp çıkacaksınız. Yanlışlıkların içine batıp çıkacaksınız. Her halin içine batıp çıkacaksınız. Öyleyse daha fazla tövbe edin. Ama hiç olmazsa ünletime tabi olun da günde yüz kez tövbe edin. Değil.
Hadis-i şerif var. Ahir zamanda sabahlayıp kafir gecelerler. Kafir sabahlayıp kafir sabahlayıp mümin gecelerler. E şimdi insanlar günlük hayatın içerisinde Nerelerde mümin sabahladılar, akşamladılar? Nerede kafir sabahladılar, akşamladılar? Baktığımız zaman gerçekten hesap biraz sıkıntılı. Ve o muhasebeyi, o muhakemeyi yapacak zaman, yapacak akıl, yapacak iman, yapacak duygu lazım. O muhasebeyi yapmamız lazım. Mesela nasıl yeneriz kibiri? Eğer kime kibirlendiysen git ondan helallık gibi. De ki kardeşim özür dilerim hakkın helal et ben sana kibirlilik yapayım.
De ki kardeşim hakkın helal et ben sana kibirli davranım. Ben seni kendimden üstün gördüm. Ben kendimi sen, özür dilerim. Ben kendimi senden üstün gördüm. Ben kendimi senden faziletli gördüm. Ben kendimi senden kıymetli gördüm. Ben kendimi senden şerefli gördüm. Ben kendimi senden daha namuslu gördüm. Kibirlilik yaptım. Kendimi senden daha iyi gördüm. Bitti. Beğenmemek dahi kibirlilik. Bir sebzeyi beğenmemek, elbiseyi beğenmemek, bir yemeği beğenmemek. Herhangi bir şeyi beğenmediğini beyan etmek dahi kibirlilik.
Allah'ın nimeti de kibirlilik. Bırakın insanlara karşı, biz Allah'a karşı kibirliyiz önce. Namaz kılmamak kibirlilik. Oruç tutmamak kibirlilik. Allah'ın emirlerini yerine getirmemek kibirlilik. Allah'ın istediği gibi olmamak kibirlilik. Allah'a kibirlilik. Biz insanlara olan kibri geçtik. Biz Allah'a da kibirliyiz. Allah bizi affede inşallah. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. Kabağa devam edin. Zira aklı arttırır ve baş ağrısına değildir. Hadi şerim. Diye rivayet edilmiş. Peki bu kastettiği kabak hangi kabağa giriyor? Adı ne olursa olsun adı kabak. Bu cinsi olursa olsun adı kabak.
Her kabağın kendine göre, göresel kabağı var. Sonuçta peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kabakla yapılan yemekleri de yemiş sonuçta. Sen kendi durumuna bak. Kabağı sevmiş deyip de şeker hastası kabak tatlısına dayanmasın. Örneğin, bu noktada herkesin kendince bir kültürü vardır. Ama muhakkak mevsiminde kabağı yemeye gayret edin. Çocuklarınıza da yedirin. Çocuklarınıza da sevdirin. Çocuklarınızı kabağı sevmenin sünnet olduğunu anlatın. Şunu diyebilirler şimdi. Ya işte bunu da mı öğreteceğiz? Evet bunu da öğreteceğiz. O çocuk ola ki herhangi bir yerde ben kabağı hiç sevmiyorum dediğinde bir sünnet olan bir şeyi sevmemiş olacak. Mahfaza eylesin.
Okullarda öğretmenler erkeklik, kızlı, gruplu çalışmalar yaptırıyor. Peki erkeklik, kızlı, grup çalışmaları sizce uygun mu? Benden bunun uygun cevabını alacağınızı mı bekliyorsunuz? Çocuklarınıza ufak itibaren şuur verin. Kızı şuurlandırın.
İlk okul ikiye giden çocuklarda sevgili şuuru var. İkiye giden kız çocuğu veya erkek çocuğu okuldan herhangi bir kızı veya erkeği sevgili olarak görebiliyor. Normal bir şey değil. Hiç bir şey yok. Kız çocuklarını çocuklarına gitmezden evvel şuurlandırmaya devam edecekler. Başlayacaklar. Bir kız çocuğu ilk okul bire giderken erkeklerle haşır neşir olunmayacağını bilmesi lazım. Dur deyip göz yummayın.
Bu farktır deyip göz yummayın. İşte ya ne olacak daha? Yedi yaşında. Hayır sen beş yaşında ona. İlk okul ikiye giderken sen ona öğret. İlk okul üçe geldiğinde iş işten geçmiş olacak. Hat etmiş olacak.
Orta kul bire ikiye geldiğinde zaten su köprüyü bölecek. Kadınlar seçin. Kadınlar kadından kasın. Kadınlar seçin. Seçecek okul değilse ve kızı da dikkatli olun. Kızını da bu noktada rahat davranacaktır.
Öyle bir şeye müsaade etmeyin. Eşlerinizi bu nokta disiplin edin. Çocuklarınıza gerekli edebi ve terbiyede vermekten nasıl kızını yetiştirirken düzgün yetiştirin. O yetişmeyen neler?
Telefonda soruyorlar bana. Bunları böyle söyle yaşanıyor mu diye düşünme. Yüzünde bana anlatılanlar var. Fetva soranlar var. Bana dert anlatanlar var. Ben onlardan dinleyerekten bilgi sahibi oluyorum. On üç yaşında, on dört yaşında yaşamadı kalmamış. Annesi babası, annesi babası, annesi babası babam anlatırdı. Allah rahmet eylesin. Adamın hırsızlıktan asacaklardır. Demişler ki son isteğin ne?
Demiş ki annemi getirin. Annem demiş. Almışlar annesini getirmişler sehpanın yanına. Demiş söyle ne istiyorsun anneciğim demiş. Senin dilinden bir sefer öpmek istiyorum. Demiş bak ölüp gidiyorum ben. Asacaklar mı? Demiş son kez bir dilini öpseydim seninle. Annesi uzatmış dilini. Isırıvermiş, koparmış adam annesinin dilini. Tabi ortalık karışmış. Adama sormuşlar. Neden ısırdın annenin dilini? Demiş ben ilk benim çaldığım komşunun yumurtasıydı. Ben komşunun kümesinden yumurtayı çalıp götürdüm de demiş. Annem o oğlum ne güzel yaptın.
Dedi demiş. Yumurtayı aldı sevindi. Bana nereden getirdin diye sormadı demiş. Ondan sonra ben tavuk götürdüm demiş. Onu da sormadı. Ondan sonra devam etti gitti demiş. Ben bugün asılıyorsam demiş. Annemin dilinden dolayı asılıyordu. Anneler, babalar çocuk yetiştirmek sanattır. Çok iyi memur olabilirsiniz. Çok iyi amir olabilirsiniz. Çok iyi işyeren olabilirsiniz. Büyük patronlar olabilirsiniz. Çok akıllı olabilirsiniz. Çok kariyerli, çok kapasiteli olabilirsiniz. Çok zeki olabilirsiniz. Çok başarılı birer anne baba olabilirsiniz. Çocuklarınızı yetiştirmediğiniz müddetçe bir hiçsiniz. Hiçbir hiç. Sen istediğin kadar kafan çalışsın en iyi tüccar ol.
Çocuğunu yetiştirmediysen o çocuk senin malının ülkünü arkadan dağıtacak. Sen ne kadar kariyerli anne baba olursan ol. Çocuğunu yetiştiremezsen o çocuk senin kariyerini 3 dakikada 5 paralık edecek. 3 dakikada 5 paralık edecek. Sen ne kadar zeki, ne kadar akıllı olursan ol. O çocuk ahlaksızlığına, ahlaksızlığıyla senin zekilini, akıllılığını bir dakikada bozacak.
Bozacak ve bozuyorlarla. Bozacak ve bozuyorlarla. Evlatlarımızı iyi yetiştireceğiz. Ben bazı derslerde soruyorum. Annesi burada, kızın nerede? Kafede. Babası burada, oğlun nerede? Oğlun kafede. Oğlun kafede. Anne baba gayet böyle müddeteyin. Oğlan dağıtmış kendini. Evlat dağıtmış, kız dağıtmış. Önemli değil cinsiyeti. Allah bizi affetsin inşallah. Hocam benim çocuğum 3. sınıfa gidiyor. Öğretmeni yılbaşı kutlamayanlar, çok öfet edersiniz, geri zekalıdır demiş.
Buna karşı ben çocuğuma bunun doğru olmadığını nasıl anlatabilirim? Çocuğunla uğraşma. Bu çocuğuna kalkıp da bunun böyle olmasıyla uğraşma. Git öğretmenine. Hazreti Mevlana'nın bir gazeli Mestevi'de geçer, çok hoşuma gider. Sen diyor, seli baştan önle.
Seli baştan önle. Sanki sel olacak olan yere setini çek. Yani, kutlamayanlar geri zekalıdır dediği zaman öğretmeni, bunu bana sormayacak. Sonra gideceksin öğretmeni. Deceksin, o sana hoş geldin diyecek. Sen de böyle bakacaksın saf saf. Ne oldu diyecek, ben geri zekalıyım diyecek. Niçin deyince, yılbaşı kutlamadım da diyecek. Hiçbir laf söylemedi ki, hocam sen bir devlet hastanesine kadar gidelim, ayırdır diyecek. Zeka ölçtüreceğim diyecek.
Ayın 31'indeki zeka neydi, ayın birindeki zeka ne? Öyle ya. İkimiz de ölçtürelim diyecek. 31'inde bir, bir de bir de ölçtürelim diyecek. Yokmaz. Yapınlar. Daha daha zaten yılbaşı kutlayanlar varsa hayret ediyoruz. Hristiyanlar bile terk ettiler.
Hristiyanlar bile kendi adetlerini terk ettiler. Olabilir. Köre teklif yok. Değilsen, sabır darlığın anahtarıdır.
Körsen, köre teklif yok. Kör bir kimseye teklif olmaz ki. Bu körlük, maddi körlük değil. Bu körlük, mana körlük. Yoksa, maddi kör olana teklif var. Birisi amaydı. Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ne dedi ki, Ya Resulullah ben amayim. Namazları yine dedi mescide geleyim mi zorlanıyorum dedi. Kulakların duyuyor mu dedi ona. Evet Ya Resulullah duyuyor deyince, Sen namazları dedi mescide gel. Amaydı. Ona teklif var.
Çünkü körlük, zahiri değil. Mana itibariyle. Sen mana itibariyle körsen, Sana teklif yok. Sen yürü git. Savukla işin olmaz. Yürü git. Sanın manasıyla işin olmaz. Yürü git. Senin yaptığın hareketin manası olmaz.
Sabır, darlığın anahtarıdır. Eğer kör değilsen, Darlıktan Allah seni çıkaracak. Eğer kör değilsen, Sabırla ve namazla Allah'tan yardım diler. Cenab-ı Hak seni o müşkülattan çıkaracak. Eğer kör değilsen, Sana gelenin Allah'tan geldiğini biliyorsan, Onunla mücadele etmesini öğren.
Sana gelenle mücadele etmek, Sabır ve namazla ve niyazla o işin hallolacak. O zaman bir sıkıntı, bir darlık, bir bela, bir musibet, bir hastalık, bir dert, bir borç, Her ne karşılaştığında, Kör olma. Allah'tan, Sabırla ve namazla yardım diler. Allah'tan zikirle, niyazla, Yardım diler. Gözyaşıyla, Yardım diler. Secdede, Yardım diler. Bu meselenin içerisinden sabrederekten çık. İsyan etme. Öf deme. Of deme. Geldi deme. Gönderen sultanlar sultanı. Gönderen sevgililer sevgilisi.
Eğer kör değilsen, Sabır ilacı, Hem gözün perdelerini yakar, Hem göğsü açar, Hem gönlü ferahlatır. Sen sabredersen, Gözündeki perde kalkar. Hakikati görürsün. Gözündeki perde kalkar. Manayı görürsün. Gözündeki perde kalkar. Sen hakikata rağmen olursun. Sabredersen, Senin gözündeki perde kalkar. Sen, Şeytan mı, Cebrail mi, Ayırt edersin. Sabredersen, Gözündeki perde kalkar. Melakut'tan mı geliyor ses? Yoksa, Nefsaniyet'ten mi bilirsin? Sabredersen, Senin, Cenab-ı Hak, Gönlünü ferahlatır. İçini genişletir.
Senin, İçini ilimle doldurur. Senin kalbini, İlimle doldurur. Senin kalbini, İlm-i levrinle doldurur. Senin kalbini, İlahi açla doldurur. Senin kalbini, Razı makamında tutar. Mana gözünü aç da sabret. Sen mana ehli ol da sabret. Sakın şikayet edicilerden olma. Sakın isyan edicilerden olma. Sakın ben bilirim diyenlerden olma. Sakın ben yaparım diyenlerden olma. Sakın ben, ben, ben diyenlerden olma. Sakın nereden geldin deme. Sakın nedendi, niçindi, nasıldı deme. Sakın ha. Mana gözünü aç da, gelen yeri gör.
Mana gözünü aç da, gönderini gör. Mana gözünü aç da, kalbini ferahlat. Kalbini ferahlat. İçini geniştir. İçini derinleştir. Sabırlılardan ol. İbrahim'i ateşe attı. İbrahim isyan mı etti? Beni neden mi ateşe atıyorsun dedi? Beni neden ateşlere koyuyorsun dedi? Asla. Geldi de Cebrail Aleyhisselam. Dedi ki hızla geldim. İbrahim seni buradan kurtarayım. O benden haberden. O bana yeterdi.
İbrahim'i örnek al. Olur, Cettin olur. Biz İbrahim'in kanındanız. Ona layık davran da, oflayanlardan, öfleyenlerden olma. Ona layık davran da, isyan edenlerden olma. Ateşe de atılsan, o bana yeter de. Ateşe de atılsan, o bana yeter de. Zekeriya gibi testlere bitilsen de, o bana yeter de. Yusuf gibi kuyulara atılsan, o bana yeter de. Kardeşlerin seni hançerlese, o bana yeter de. Muhammed'i Mustafa gibi, sıkıntıdan sıkıntıya rağmen olsan da, o bana yeter de.
Sakın, isyan edicilerden olma. Gönül aynası arındı. Oldu mu? Sen topraktan dışarı, şekiller görürsün. Sen sabredersen, ve sabrınla, zikrinle, şükrünle, hamdinle yürürsen, Allah senin gönül bahçeni, pasparlak eder. Gönlünü cilala yürür seni. Gönlünü cilalarsa, sen hakikate erişirsin. Gönlünü cilalarsa, sen hakikati görürsün. Gönlünü cilalarsa, senin gönlüne, o gelir misafir olur. Sen gönlünü cilalamaya bak. Sen sabırla zikir halakasında otur. Sen sabırla gündük evradını, girdini çek. Sen sabırla namazını kıl. Sen sabırla orucunu tut. Sen sabırla, haramlardan uzak dur.
Sen sabırla helal dairesinde kal. Sen sabırla, bela, musibet, sıkıntı der, varlık, yokluk, dünya hali. Soğuktu, sıcaktı. Vay çok soğuk oldu. Yok çok sıcaktı. Yandım nereden sıcak oldu? Ben bu sıcağı hiç sevmiyorum. Ben bu soğuğu hiç sevmiyorum. Ben bu karı hiç sevmiyorum. Ben bu baharı hiç sevmiyorum. Ben bu yazı hiç sevmiyorum. Ben bu soğuk baharı hiç sevmiyorum. Değil mi? Razı ol. Razı ol. Sabırla, selametle, sevgiyle razı ol. Razı ol da, gönlüne mana adamları damlasın. Razı ol da, gönlüne mana suretleri gelsin. Razı ol da, ilmin edin açsın gönlüne, ilmin edin.
Razı ol. Ve, zikirde sabret. Oruçta sabret. Namazda sabret. Sabret. Sabret. Cömertlikte, güzel ahlaklılıkta sabret. Durmakta sabret. şeytan senin önüne süsler getirir. Yalvartır, sana düşüttürür. Yakışıklı adam görünür, senin önüne getirttirir. Yalvartır sana, bayan kardeş. Allah'tan helalını ister. Helal da aile de dur. Sabırlı ol. Helal da aile de dur. Sabırlı ol. Gelip ayağına basar birisi.
Gelir hançerler birisi. Gelir dürtükler seni birisi. Gelir sana laf söyler birisi. Gelir iki ayaklı şeytanlık yapar birisi. Sen sabret. Kötü söz kullanma. Kötü laf söyleme. Elinden, dilinden, gözünden, kulağından, ayağından kötülük çıkmasın. Sabırlı ol sen. Sabret. Sabretmeyin. Sadece hastalık, bela, musibet olarak görmeyin. İbadetlere de sabır gerekli. Duruş tutuyorsun, sabrediyorsun akşama kadar. Sabır gerekli. Haramlar oluk oluk sokaklarda dolaşıyor. Haramlar oluk oluk evlerde dolaşıyor. Haramlar oluk oluk damarlarımızda dolaşıyor. Sabret. Gitme harama. Düşme harama. Sen sabırlılardan ol. Ve her sabrettiğin haramda, göz sayfa açılacak.
Her sabrettiğinde gönlün parlayacak. İmanın tadını alacaksın. İmanın tadını bulacaksın. İman seni mükemmel hale getirecek seni. Seni temaliyete götürecek. Seni hakikate götürecek. Hakikate götürecek seni. Sen ağacın arkasını göreceksin. Duvarın arkasını göreceksin. Toprağın altını göreceksin. Kabirde kimleri göreceksin? Mahşeyi göreceksin? Allah senin gönlünü pırıl pırıl edecek. Pırıl pırıl edecek.
Kabirden bana ses versen. Diyeceksin ki zikrullah'tan böyle bir hal gördün. Abdülkadir Geylan Hazretleri geldi. Diyeceksin ki zikrullah halinde La ilahe illallah, la ilahe illallah derken Başka bir rengi büründü o alem diyeceksin. Sabırluluk, sabır hayatın anahtarı, sabır dinin yarısı, sabır dinin yarısı. Sabırlı davranır. Hani Hazreti Mevlana der ya başka bir gazetinde Harisler gibi hızlı hızlı yürüme. Allah bizi öyle sabırlılardan eylesin. Görürsün. Gönül parladı mı? Gönül aydınlandı mı?
Zikrullah ile cilalanır. Zikrullah ile parlar. Kalp cilalandı mı? Gönül parladı mı? Resmi görürsün. Ressama. Gönlüne senin şekiller gelir. Gönlüne senin süliyetler gelir. Sen bir bakarsın ki meleğin süliyeti gönlüne düşer. Bakarsın ki Hazreti Muhammed Mustafa'nın Süliyeti gönlüne düşer. Bakarsın ki Cennetin süliyeti gönlüne düşer. Görürsün. Hesaba hiçbir yere sığmadım. Bütün kulumun kalbine sığdım. Tecelli eder. Benimle duyar. Benimle tutar. Benimle yürür. Gönlüne tecelli eder.
Sen yeter ki Yeter ki Gönlünü temiz tut. Yeter ki sen Her halinden Sabırlı davrananlardan ol. Seyredersin Hem de yayını Hem Allah sana bütün ihtişamını gösterir. Bütün kudret ve kuvvetini gösterir. Sana alemleri seyran ettirir. Sana bütün Fiyliyatını Bütün mükevanatını Gezdirir. Bak Hazreti Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerini Kim bilir kaç sefer Mirac ettirdi. Ona bütün mükevanatını Gösterdi. Ona bütün Yetmiş iki bin alemi Gezdirdi. Ona yetmiş üç bin Alemi gezdirdi. Sen sabret. Sen sabret. Onun karşılığını Verir.
Sevgilimin Hayali Halil gibi Geldi çattı. Görünüşte put Gerçekteyse put Kırandı. Allah'a şükür olsun ki O bildirdi de Can Hayalinde Kendi hayalini Gördü. Allah Allah
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.