Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 6 Mayıs 2014 · 1:49:56
Eyvallah. Selamun aleyküm. Allah gecenizi mübarek eylesin inşallah. Gündüzünüzü mübarek eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Çocuklarımıza İslam'a uygun isimler koymaya çalışıyoruz. Fakat çevremizdeki insanlar bu isimleri kısaltarak söylüyorlar. Örneğin Abdullah ismine, Apo veya buna benzer kısaltmalar. Bunda bir sakınca var mı?
Biz kısaltmayalım. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri çocuklarınıza hayırlı isimler koyunuz demiş. Bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri çocuğun ebeveynden hakkı üçtür. Bir, hayırlı isim konması. İki, ona dininin öğretilmesi. Üç, erkek çocuğu ise ticaretten, sanattan, zirattan bir meslek edindirilmesi. Kız çocuğu ise ev işi, el işi den ona normalde evi bir idare edebilecek kadar onlara bilgi verilmesi.
O yüzden normalde bu tip çocukla alakalı hadiselerde bu üç şey çocuğun babasından ve annesinden hakkı. Meşhurdur Hz. Ömer radiyallahu anh hazretlerine. Bir adam gelir, şikayet eder evladına. Der ki, ya Emre-i Mü'min'in oğlundan şikayetçiyim. Der ki, ismini ne koydun? Şahin der. Peki sen ona der, dinini öğrettin mi? Ben bedeviyim, köylüyüm. İşte develerin arkasında koşuşturmaktan onu bu noktada işte gerekli bilgiyi veremedim der. Peki sen ona ticaret, sanat, ziraat bir şey öğrettin mi? Hayır ya Emre-i Mü'min'in deyince iyi ki o seni dövmemiş der. O yüzden insanlar bu isimleri kısaltıyorlarmış. Yok bu isimleri koymuyorlarmış. Bu bizi ilgilendirmez. Biz dinimizi yaşamakla emrolunmuşuz. O yüzden çocuklarınıza hayırlı isimler.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Medine'yi icret ettiğinde bir dönem, kısa süre de olsa Müslümanların çocukları olmadığı, Yahudiler hemen bir fitne çıkardılar, bir dedikodu çıkardılar, bakın bunlar kısır, kim Müslüman oluyorsa onun çocuğu olmuyor. Bunlar kısırlaşıyor denilince böyle bir yaygara çıktı Medine'de. İlk Müslümanların çocuğu olunca Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onu Abdullah koydu. Çocuklarınıza hayırlı isimler koyun. Şeytani nefsi duvarları aşıp kalbimizi bir noktada odaklayıp nasıl tefekkür edebiliriz? Önce zikredin sonra tefekkür oluşur. İnsanlar zikretmeden tefekküre ulaşmaya çalışıyorlar. O tefekkürün alt temeli veya üst temeli de hiç önemli değil, zikirdir.
Tefekkürün sebebi bir kimse işte etrafındaki, kainattaki oluşumda herhangi bir şeyde Allah'ın sıfatlarının işleyişini görür. Tefekkür budur. Sıfatların işleyişine aşina olmak. Ama o sıfatların işleyişine aşina olmanın yolu önce zikrullah'tan başlar. Bir kimse zikredecek önce. Zikrullah o kimseye oturacak. Zikrullah o kimseye oturunca yaprağın üzerindeki zikrullaha o zaman aşina olur. Böceğin üzerindeki zikrullah'a o zaman aşina olur. O zaman alemdeki sıfatların zikrullahlarına, tecelliyatlarına o zaman aşina olur. Bizde böyle bir önce bir aklı doyuracak insanlar. Aklının doyması lazım. Kendi kendine düşünecek işte bu su nereden geliyor? Bu kahve nereden geliyor? Tefekkür edecek ya. Tefekkür ederken kahvenin nereden gelildiğini, nasıl oluştuğunu, hangi safhalardan geçtiğini, bakaraktan bakaraktan son nokta.
Midesine geldi, işte dudağına geldi, ağzına geldi, içti, midesine geldi. Oradan bütün vücut bu rızıktan faydalandı. Bunu tefekkür edecek. Ama bunun başlangıcı Allah'ı zikretmek. Önce zikredin. Allah'ı zikretmek en büyük iştir. İnsanların akıllarını doyurmaya çalışıyorlar habire. Bu akıl da pozitif akıl değil. Pozitif akıl zaten alır alacağını her şeyden.
O yüzden insanın bu noktadaki ilacı zikirdir. Kalpler ancak zikrullah ile mutmain olur. Sen de zikrullah yoksa, senin önüne bütün kainatı koysak biz, sen yine reddedeceksin. Deyeceksin ki, bunun yaratıcısı yoktur. Sana bütün alemin sırlarını gözünün önüne serseler, sen onu matematiğe vuracaksın yine. Karşımıza materyalist olarak geleceksin. Deyeceksin ki, ya bunun matematiği var. Bir şeyi matematiğe bağlayacaksın, geçeceksin. Matematiğe bağlayıp geçince değişmeyecek bir şey. Değişmeyecek. Biz Allah'ı zikredelim. Biz Allah'ı sevelim. Biz ona ibadet edip ona teslim olalım. Teslim olmayan bir kimse, yaprağa baksan olacak, güle baksan olacak, dala baksan olacak, dikene baksan olacak. Bize teslim olmak emredilmiş. Biz Kur'an ve sünnete teslim olalım. İman etmek teslim olmak demek.
Akıl, akıl, aklı doyuralım biz sabahtan akşama kadar. Allah muhafaza eylesin inşallah. O yüzden tefekkürden önce biz Allah'ı zikretmeye öne alalım. Biz Allah'ı zikredelim inşallah. Organ bağışlaması konusuna nasıl bakıyorsunuz? Bir arkadaşım ölmeden bağışlamamı mı istedi? Bağışlamamı istedi. Fakat ben buna karşıyım, siz ne dersiniz? Ayrıca kan vermek sevap mı? Organ bağışıyla alakalı herkes bir şey söylüyor. Bütün herkes. Diyanet bu meselede fetva verdi kendince. Organ bağışı olabilir dedi. Organ bağışı olabilir demek farklı bir şey. Organ bağışının yolunu açıklamak farklı bir şey. Bana derseniz ki organ bağışlamak bu noktada mümkün mü? Ben öldükten sonra lime lime etsinler.
Vücudun bir anlamı yok. Bu noktada bir fayda olacaksa vücut, bir fayda olacaksa, birisinin bir işine yarayacaksa, satılmadığı müddetçe, üzerinden ticaret yapılmadığı müddetçe hiçbir sıkıntısı yok. Eyvallah. Bunda bir problem yok. Ama organ bağışı bu manada ölmeden önce o kimsenin organları alınıyor. Ölmeden önce. Ölmemiş. Nefesini vermemiş daha.
Devlet tevasını yaşatmakla mükelleftir. Din yaşatmakla mükelleftir. Bir kimse oruç tutmaktan dolayı hasta oluyorsa oruç ona yasaklanır. Oruç farz mı? Evet. Bir kimsenin sağlığı bozuluyorsa oruç ona haram olur. Niçin? Sağlığı muhafaza etmek meselenin özüdür.
Din insanlar yaşasın diyedir. Din insanları yaşatır. Din insanları yaşatır. Öyle olunca hem dinin üzerine vazifedir insanı yaşatmak, hem devletin üzerine vazifedir insanı yaşatmak, tebasını yaşatmak. İnsanlığın vazifesidir insanı yaşatmak. İnsanlık vazifesi. Bir insan, bir insanı yaşatmakla mükelleftir. Bir sistem insanı yaşatmakla mükelleftir. Devlet benim can emniyetimi almakla mükelleftir. Devlet benim akıl emniyetimi almakla mükelleftir. Devlet benim din emniyetimi almakla mükelleftir. Devlet benim mal emniyetimi almakla mükelleftir.
Öyle birisi sahte bir çekle beni dolandırıp gidiyorsa ve bunu meslek haline getiriyorsa devlet benim malımı korumak zorundadır. Bakın benim malımı koruyacak devlet. Adam üç ay sonra çıkıp bir daha sahte çek alıp bir daha beni dolandıramayacak. Devlet benim namusumu korumak zorundadır. Devlet benim namusumu koruyacak. Bak birisi geldi benim namusuma musallat olduysa onu öylesine cezalandıracak ki o kimse bir daha hiç kimsenin namusunu kirletemeyecek. Bir devletten tebhanın beş şey isteme hakkı var. Devlet bunun için vardır. Dini termolojide. Bu dini termoloji.
Devlet tebhasına bunları yapmak zorunda. Ne yapacak? Benim canımı korumak zorunda. E kardeş ben ölmeden sen nasıl benim fişimi çektin? Beni yaşatmakla mükellefsin. Ben son nefesime verinceye kadar bu adam öldü deyip benim fişimi çekemezsin. Bitkisel hayat, bitkisel hayatta dahi yaşatmak zorundasın. Devletin vazifesi bu. Bir diriyi öldürmenin, öldürmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Buna fetva veremez hiç kimse. Organ bağışı. Olsun. Öldükten sonra nesini alırsanız alın adamı. Parçalayın. Kolunu birine takın, ayağını birine takın, gözünü birine takın, takın.
Ölmemiş ya. Kim verecek bunun ölüm fetvasını? Ben sordum. Sordum kimse Yaman Tokat. Profesör. Ege Üniversitesi'nde ilk karaciğer nakdini yapan, hala da nakillerde belki de Türkiye'nin önünü açan en önemli bu manada zirve bir adam. Şeyh'im ameliyat etti Allah rahmet eylesin. Yüzüne sordum. Dedim hocam çok soruluyor bu soru bana. Bu dedim şeylerle alakalı, nakillerle alakalı. Bana bir şey söyle dedim. Ölmeden mi alıyorsunuz, ölünce mi alıyorsunuz? Böyle hiç unutmuyorum. Elini omuzuma koydu, böyle enseme dokundu. Hocam dedi sen imzaladın mı dedi. Ben imzalamadım dedim. İmzalama dedi, ölmeden alıyoruz çünkü dedi.
Bir kimsenin ölüm kararını, bu şekildeki bir ölüm kararı kimse veremez. Dinde ölüm kararları bellidir. Dindeki ölüm kararı nedir? Mesela işte bir kimse haksız bir kimseyi öldürürse ona ölüm kararı verilir. Buna devlet verir yine. İnsanlar kendileri veremezler. Çok özür dilerim, erkeklerin birbirlerini arkadan kullananlar, kullanan da kullandıran da ölüm kararı verilir. Devlet verir bunu. Devlet verir. Eski dilde lutilik deniliyor ya. Bunun yalnız her ikisinin de tespit edilmesi gerekir zina hükmü gibi. Ya da itiraf edecekler. Buna devlet karar verir. Veyahut da evli bir kimsenin zina etmesi.
Devlet karar verir. Bunun da kararı çok zordur. Dört tane şahit lazım. Ya da itiraf lazım. O yüzden mesela İslam dünyasında zinadan on tanedir. Bin dört yüz yıldan beri böyle karar verilen, rejim edilen. İşte Osmanlı'da kaç tane bir yazıda okumuştum. Yedi tane mi ne? Altı yüz yıl hüküm sürmüş bir hüküm röntü. Yüz yıla bir tane düşüyor. Altı yedi tane. Hatta bunun iki üç tanesinin siyasi olduğu söyleniyor. İşte iki tanesinin İstanbul'da olduğu, siyasi olduğu. Fransızlara karşı bir siyasi bir yaptırım gibi olduğu söyleniyor. Filan fişman, uzun mesele. Osmanlı tarihi boyunca altı yedi tane zinadan rejim kararı çıkmış. Altı yüz sene boyunca. Bunlar çünkü zor tespit edilebilen.
Bir kimse itiraf etmediği müddetçe bunun tespiti mümkün değil. Ancak o kimsenin itiraf etmesi lazım. Ama geri kalan mesela bellidir bunlar. Mesela uyuşturucular için, İslam'da uyuşturucu üretip satanlar için, kullananlar için değil. Zaman zaman bu tip şeyler olmuş. Çocuk istismarına, çocukları böyle tecavüz edenlerle alakalı. Mesela Osmanlı'da böyle bir iki tane çocuk vakası var. O bir iki tane çocuk vakasında şimdi gündemde ya. Böyle çocuğa tecavüz edenlerle alakalı. Normalde çocuk vakalarıyla alakalı. Mesela bir iki vakka var. Bu vakalardan birisinde çok çok özür dilerim. Erkeklik uzunun kesilmesine hükmedilmiş. Bir tanesine katline fetva verilmiş.
Katline fetva verilen böyle pek böyle yani bu tip suçlar sarkıntılıktı. Sarkıntılıktı işte böyle zorla böyle milletin karısını kızını rahatsız etmekti gibi bu tip şikayetleri olan, bu tip kusurları olan bir kimseymiş. Onu mesela katline fetva vermişler Osmanlı'da. Osmanlı'da zorla tecavüz edenleri mesela zorla bir eve girip bir kadına tecavüz etme, bir kadına bir kıza tecavüz etmenin hemen hemen normalde bu noktada bu tip şeyler olduysa normalde o kimsenin katline vermişler. Veyahut da erkeklik organının huzunu kesmeye götürmüşler. Örnek bunun fetvasını vermek yani bir kimsenin ölüm kağıdının altını imzalamak öyle kolay bir şey değil. Adam trafik kazası geçirdi öldü bu çek fişini al bütün organlarını bu biraz sıkıntılı. Adaklı koyunun kesilebilmesi için olması gereken şartlar aynı kurbanlık gibidir.
Etrafınızdaki insanlar sizleri bu noktada rahatsız etrafınızdaki insanlar kendileri sizden bir şey istiyorlarsa ve sizi rahatsız edecek noktada istekleri artıyorlarsa bunu normalde sufiler kendilerince, kendi ahlaklarınca isteyenlerin istediklerinin mümkün olduğu kadar karşılamaya gayret ederler. Ama bu işin böyle sufi mantığıdır.
Yani işin böyle takva noktasıdır ama bu noktada dönüp siz kendi kendinize buna sinir oluyorsanız, buna kendinizin canı sıkılıyorsa öyle yapacağını buna baştan kota yapmak, kota koymak. Yapamam, kusura bakma bunu veremem, kusura bakma bunu yapamam mümkün değil demek daha uygun. Çocukların derslere getirilip getirilmemesi. Bazı kardeşler ve büyükler çocuklarını dergaha ve buraya getirmeyip kimisi eve kapatıp kimisi de akrabalarından birine bırakıp derslere gelmekte. Bunun yanlış olduğu söylendiğinde üstad çocuklarınızı getirmeyin dedi deniliyor. Fakat sizin sohbetlerinizde ve birebir olan konuşmalarınızda çocuklarınızı mutlaka getirin dediğinizdir.
Bu konu ile ilgili bir açıklık getirir misiniz? Kıymetli dostlar bir erkek çocuğu çişini söylüyorsa erkek çocuğunu yanında taşıyacak. Derse derse zikre zikre çocuğu yetişmeye başlamış. Okul problemi yoksa ders problemi yoksa yanında taşıyacak gittiği yere. Dede camide torun bilgisayar başında, baba tekkede oğlan kafede, baba tekkede çocuk evde internet başında. Bu değil. Çocuklarınızı camiye, cemaate zikre alıştıracaksınız. Torunlarınızı alıştıracaksınız.
Kız çocukları annenin yanında. Anne nereye onlarda oraya. Derse gidiyormuş, gidecek. Kendini bilmezler, orada çocuklara kızacaklar ses yapıyor, gürültü yapıyor diye. Ha biz de geldik nasıl olsa buraya, buradaki herkes bunu çekmek zorunda deyip de çocuğu salmayalım yakasını. Ama salsa dahi başım gözüm üstüne. O çocuk, o manevi atmosferi soluklanmalı.
O çocuk namazın, zikrin, sohbetin içerisinde büyümeli. O çocuk edebin, adabın, erkanın içerisinde büyümeli. Öyle işte küçük çocukmuş getirmeyelim ya çocuk küçük gitmeyelim. Böyle düşünmeyin hiç. İşte akrabaya bırak, annesine bırak, babasına bırak, komşuya bırak. Hayır. Çocuğunuzu taşımaktan yüksünmeyin. Haram bir yere gidiyorsanız, ki gitmek yasak ama gidiyorsunuz. Götürmeyin çocuğunuzu. Harama alıştırmayın. Ama camiye gidiyorsunuz, tekkeye gidiyorsunuz, zikre gidiyorsunuz, sohbete gidiyorsunuz. Çocuklarınızı götürün, alıştırın. Çocuklarınızı götürün, alıştırın. Çocuklarınızı eve kapatmayın.
Eşlerinizi eve kapatmayın. Dinle, diyanetle alakalı ne varsa ortak yaşayın onu. Namazı evde ortak kılın. Çocuk üç yaşındaymış, beraber kılın. Beş yaşındaymış, beraber kılın. Abdest almasını bilmiyormuş, bilmesin. Beraber kılın siz. Kız çocuğu arkanda dursun, beraber kılın namazı evde. Namazı hep beraber, evhane halkıyla beraber kılın.
Yemeği beraber yiyin. Akşam yemeğine muhakkak gitmeye gayret edin. Ben gelemeyeceğim, işim var demeyin. Akşam yemeğinde herkesi sofraya oturtturun. Sizden önce çocuklar bir sandviç yedi, yok işte bir çorba içti, yok ya bir salata yiydi oturdu. Bu değil bizim kültürümüz. Akşam yemeğinde herkes sofraya oturacak. Tencere kaynayacak evde. Ne varsa hiç önemli değil. Herkes akşam aynı yemekten yiyecek, aynı kaptan yemeğe gayret edin. Masada oturun, hiç önemli değil nerede oturdunuz. Aynı kaptan yiyin. Aynı kaptan yiyin. Kaplarınızı ayırmayın.
Yastıklarınızı ayırmayın. Yorganlarınızı ayırmayın. Böyle yok bizim kültürümüzde 50'ye 60, 50'ye 70 yastıklar. Onun üzerinde kadının yastığı, ayrı adamın yastığı öyle değil. Ufuzun bir yastık. Tek yastık. Tek yastık. Öyle yastığı al salona git, yok öyle bir şey. Yastığı al odaya git, yok öyle bir şey. Nefesin kokuyorsa nefesini tamir et. Vücudun kokuyorsa vücudunu tamir et. Çocuklarından ayrı kalmak yok. Çocuklarınızı yanınızda taşıyın. Çocuklarınıza öğretin. Çocuklarınıza anlatın. Çocuklarınızla konuşun. Yaşı önemli değil.
O yüzden bu hiçbir kimse benim ağzımdan duymamıştır çocuklarınızı buraya getirmeyiniz sözünü. Benim inanışıma ve hayat felsefeme karşı çünkü bu. Yok. Çocuklarınızı bu noktada bütün faaliyetlerinize ortak edeceksiniz. Çarşıya gidiyorsunuz. Çarşıya da gideceksiniz çocuğunuzla. Çarşıya da gideceksiniz. O çocuk çarşıyı da görecek. Esnafları da görecek. Arkadaşlarını görecek erkek çocuğunsa. Arkadaşlarını tanıcak senin. Yarın öbür gün ben senin babanın arkadaşıyım dediğinde birisi bilecek ki o babasının arkadaşı değil. Kimlere güvendiysen çocuğunu onların yanına götüreceksin. Güvendiğin insanların yanına götüreceksin.
Güvenmediğinin yanına götürmeyeceksin. Kız çocukları da aynı. Kadınlar çocuklarını taşıyacaklar. Güne gidiyormuş. Alacak götürecek onu güne. Alacak götürecek. Çocuğu evde yalnız bırakmak yok. Asla. Şimdi evlerde internet var. Evlerde bilgisayar var. Çocuklar asosyal. Ufacık çocuğun elinde son model telefon var. Çocuk hiç kimseyi dinlemiyor. Tweet atıyor. Fese giriyor. İnternette dolaşıyor. Ne annesini dinliyor ne babasını dinliyor. Kadının elinde telefon boyuna tweet atıyor. Adam orada oturmuş. Adamın elinde telefon tweet atıyor.
Kadından habersiz. Millet neredeyse yorganın altına tweetle girecek. Telefonla girecek. Asosyal oldu herkes. Kadının dizisi var. Adamın dizisi var. Birisi bir odada. Birisi bir odada. Dizi seyrediyor herkes. Bu değil. Bu değil. İnsanlar eşlerinden uzaklar. Birbirlerine sevgileri, muhabbetleri yok. Daha ileri söyleyeceğim. Edepsiz göreceksiniz beni. Birbirlerine şehvetleri yok. Uzak. Yok. Neden? Yiyorlar hazır yiyecekleri. Yiyorlar hazır tavukları. Yiyorlar konserveleri.
Ne adamlıkları var ne kadınlıkları var. Yok. Ondan sonra boyuna telefon atıyorlar. Problem Allah problem. Problem yaşayanlara direkt soruyorum. Şunu yapıyorsunuz mu? Yok. Bunu yapıyorsunuz mu? Yok. Bunu yapıyorsunuz mu? Yok. Bunu yapıyorsunuz mu? Yok. Siz zaten ayrımışsınız diyorum ben. Ne olacak ki? Herkesin elinde bir telefon var. Herkesin elinde bir internet var. Topla telefonu da interneti de koy. Oraya bir kasanın içerisinde. Evin içerisinde. Yemin ediyorum eve girdiğinizde eğer ki telefonu, interneti, televizyonu kapatın konuşacak bir şey bulamazsınız. Bugünkü nesil yirmi tane cümleyi ardı ardına kuramaz. Eşiyle yirmi tane cümleyi ardı ardına kurup konuşamaz evde.
Çocuğuyla yirmi tane cümleyi kuramaz. Ortak hiçbir sesi yok çünkü. Baba çocuğuyla top oynamamış, parka gitmemiş, baba çocuğuyla alışverişe gitmemiş. Ona bir pantolon almamış, ona bir ayakkabı almamış. Oğlu, ortak hiçbir sesi yok. Ortak seyahat etmemişler, ortak yemek yememişler, namaz kılmamışlar. Yapmamışlar. Anne kızıyla ortak hiçbir şey yapmamış. Beraber yemek hazırlamamışlar. Beraber temizlik yapmamışlar. Beraber çarşıya gitmemişler. Beraber komşu anneye gitmemişler. Komşu teyzeye gitmemişler. Ortak hiçbir yanları yok. Kız ben ders çalışacağım demiş. Girmiş kapıdan içeri odasına. Girmiş internete, internet aleminde sörf ediyor.
Asosyal. Oyun oynuyor orada, internette uğraşıyor boyuna. Asosyal. Annesi fotoğrafını çekip gönderiyor. Kızımın hali bu diyor. Bana. Asosyal. Herkesin hayatı bu şimdi evlerde. Annenin dizisi var. Kızın interneti var, oyunu var. Oğlanın da interneti oyunu var. Adam da zaten esmiş gitmiş zaten. O da ayrı bir şey yapmış. Bir çıt üstü. Adam yeni bir sevgili buluyor. Bitti. Bu kadar. Çocuklarınızı yanınızda taşıyın. Eşlerinizle beraber olun.
Yolculuk yapın. Yemek yapın. Yemek yapın evde. Yemek. Evde yemek yapın. Beraber batana yapın. Koltukları değiştirin evde. Beraber olun. Konuşun. Konuşun. Sohbet edin. Yürüyüş yapın. Seyahat edin. Çok basit. Burada kadınlar, dışarıdakiler. Ooo. İyi dinleyin. Bir gün bakın. Bir gün. Evde bütün interneti kapatın. Televizyonu da kapatın. Telefonlar da kapatın. Ne konuşacağınıza bakın. Ne konuşacağınıza bakın bu kadar.
Resminizi görün. Aile resminizi görün. Çok basit. Televizyonu tık. İnterneti tık. Telefonları da kapat. Koy kenara. Aile resminiz çıktı meydana. Aile resminiz çıktı. Başka hiçbir şeye gerek yok. Başka hiçbir şeye gerek yok. O yüzden çocuklarınızı yanınızda taşıyın. Çocuklarınızla beraber olun. Birlikte olun. Yahut 10 yaşındaymış. Taşı yanında haftanın bir günü iki günü götür. Ders çalışıyor. Eyvallah yapacak bir şey yok. Bugün cumartesi. Alın getirin çocuklarınızı buraya. Oynasınlar burada.
Oynasın. Sıkıntı yok. Burada oynasın. İnternete takılıp internette sahte oyunlarla oynayacağını burada arkadaş edinsin insanlarla. Gerçek arkadaşlıklar kursun. 5 yaşından beri cinli taif eden bir kadın musallat oldu. Korkutulmak için ne yapmam gerekiyor? Kadın kadına mı musallat oldu? Kadın bir cinli taifesi erkeğe mi musallat olmuş? Bunu anlayamadım. Bunu da bir sorarsa, belirtirse inşallah cevap verelim. Her şeyin tek sahibi olan Allah Celle Celaluhu'den maddi ya da manevi bir şey isterken bunun adabı, edebi nedir? Nasıl dua edilir?
İsteyin o Allah isteyene verir. Peynir ekmek ister gibi isteyin. Peynir ekmek ister gibi isteyin. Hz. Mevlana Celaluhu'da demiş ki yalnız meslemesinde, demiş isterken ölçülü iste, bir saman çöpünün dağı kaldırmaya gücü yeter mi? Saman çöpünün dağı kaldırmaya muhtedirliği yok. Ama demiş, saman çöpü sen dağı kaldırmayı isteme. Ama Allah'tan isteyin. Kurduğumuz hayallerimiz bir dua ise bu hayallerimizi rahmanileştirmenin yolu nedir? E kurduğunuz her hayal rahmanı olacak diye bir kaide yok. Eğer bir hayal kurduysanız o hayalinizin peşine takılın. O hayalin peşine takılmak, onun olması için çalışmak dua hükmündedir.
İçimizdeki sevgi tohumunu yeşertip büyütmenin yollarını anlatır mısınız? Sevmenin yolu belli. Önüne çıkan bütün herkesi ve her şeye sevgi nazarıyla bak. Sevgi nazarıyla bakmadın bir şey olmasın. Pazartesi günü 13.30'da bayanlara özel programa, burada bütün bayan kardeşler davetlidir. Her ayın ilk pazartesi burada bayanlar kendi aralarında program yapıyorlar.
Sohbet, sema, dua. Bu pazartesi de bütün bayanlar inşallah bu programa davetliler. Genelde kaza anlarını gördüğümde cenazelerde veya bir hastayı gördüğümde ölüm aklıma geliyor. Yarın ölecekmişiz gibi yaşamayı nasıl başarabiliriz? Neden yarına kadar uzatıyorsun ki? Yarına kadar yaşayacağına dair elinde bir belge mi var?
Bir kutlu doğum programında şimdi itikafa niyet edin çıkana kadar şeklinde demiştiniz. Bu itikafta başladığımız tevhidler orada çektiğimiz kadar mı olmalı? 70.000'e tamamlamalı mıyız? İsteyen çıkıncaya kadar olan tevhidlerini bağışlayar. İsteyen 70.000 tevhid olarak niyetlendiyse 70.000'e devam edecek, tamamlayacak çıkınca. Kur'an-ı Kerim'de hadiseler anlatılırken birkaç yerde aynı manalar taşıyan ayetler olmasının sebebi var mıdır? Allah bilir. Neden onun sebebini ben sorayım ki, araştırayım ki, biz onunla emrolunmadık. Biz teslim olmakla emrolunduk. Bakın teslim olmakla emrolunduk. Biz İbrahim gibi teslim olacağız.
İbrahim rüyasını gördü, teslim oldu. Biz İsmail gibi teslim olacağız. İsmail, İbrahim'in gördüğü rüyaya teslim oldu. Ya İbrahim gibi gördüğün rüyaya teslim ol, ya da İsmail gibi görülen rüyaya teslim ol. Ya İbrahim ol, ya İsmail. Üçüncüsü yok, üçüncüsü şeytan. Üçüncüsü şeytan. Biz Allah'a teslim olmakla emrolunduk. Bütün Müslümanlar bunun hikmeti ne diye araştırıyorlar. Bunun sebebi ne? Bunun hikmeti ne? Bu neden? Bu niçin? Bu nasıl? Bütün Müslümanlar sanki el birliği etmiş. İslam alemi nedenin niçinin arkasına takılmış.
Teslim olmanın yolunu anlatmıyorlar bize. Koca koca profesörler, dinciler, diyanetçiler her şeyin nedenini, sebebini, niçinini bize anlatacağız diye uğraşıyorlar. Hepsi de birer hikmet profesör olmuş sanki. Ve bütün insanlara da bunu naklediyorlar. Nedenini bilmezse teslim olmayacak. Niçinini bilmezse teslim olmayacak. Sebebini bilmezse teslim olmayacak. Onu muhakkak bilmesi lazım. İslam bu değil. İslam birinci derecede teslim olmak. Biz teslim olmakla mükellefiz. Namazın sebebi, nedeni, niçili, nasılı. Neden Mekke'de farz kılınmadı da Medine'de farz kılındı. Biz Mekke devrindeyiz o yüzden bize farz kılınmadı o zaman diyor.
Çıkıyor adam işin içinden. Medine'de, Medine'de devlet kuruldu, İslam devleti kuruldu. Ancak İslam devletinde namaz kılınır. İslam devleti olmazsa namaz kılınmaz. Bu noktaya getiriyorlar insanları. Teslim ol kardeş. Gücünün yettiğince dini ibadetlerini yerine getir. Gücünün yettiğince dinin içerisinde yaşamaya gayret et. Gücünün yettiğince haramlardan uzak durmaya gayret et. Bizim sorguya, suale çekileceğimiz şey bu. Gücünün yettiğince zikret. Cenab-ı Hak dedi ki, ilk yarattığı şey Allah'ı tesbih etti. Teşbih etti, tenzih etti. Cenab-ı Hak'ın bu hoşuna gitti. Allah'ın hoşuna giden üç hal. Birincisi Allah'ı zikretmek, tesbih etmek.
İkincisi teşbih etmek. Allah'ın sanatını görmek. Ama birincisi zikretmek. Az önce var diye bir soru. Tefekkürle alakalı. Önce zikir. Önce zikir. Önce Allah'ı anmak. Allah'ı oruçla an. Allah'ı namazla an. Allah'ı Kur'an-ı Kerim'i anlamakla an. Allah'ın emirlerini anlamakla, uygulamakla an. Otur Allah, Allah, Allah, Allah de. Hiçbir şey bilmiyorsa. Çok şey de öğrenince aynı yere geleceksin yine. Sahabe ihtiyarladığında sordu Hazreti Peygamber'e. Ya Resulallah dedi sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Allah. Artık takatım kalmadı.
Bana bir şey öğret ki, bana bir şey öğret ki, onunla Allah'ın huzuruna çıkayım. Dilin zikrullah ile ıslak olsun dedi. Sonunda varacağın yer yine orası. Yok işte Hazreti Peygamber zikirden onu kastetmedi. Yok Hazreti Peygamber zikirden bunu kastetmedi. Bunların hepsi de, bunların hepsi de ama. Meselenin özü değil. Neyi kastetip neyi kastetmediğinin içinde miydin? Onun haliyle mi hallendin? Onun haliyle hallendiysen, o zaman onu söyleyemeyeceksin zaten. Ama yok. İnsanları zikirden uzaklaştırıyorlar. Allah'ı tesbih etmekten uzaklaştırıyorlar.
Allah'a itaat etmekten uzaklaştırıyorlar. Allah'a teslim olmaktan uzaklaştırıyorlar. Teslim olun kardeşler. Allah ve Resulüne teslim olun. Din bu. Din Ahmet'in, Mehmet'in aklı değil. Ahmet'in, Mehmet'in fikri değil. Din. İşte bilmem hangi kimsenin fikri değil. Din Allah'ın. Allah'ın dinine teslim olun. Mustafa Özbağ'ın dini de yok. X hocanın, X şey efendinin, X cemaatın, X tarikatın dini yok. Din belli. Kur'an ve sünnet. Allah'ın dini belli. Kur'an ve sünnet. İmamların iştahdını reddetme noktasında değilim. İmamların iştahdı bak. İmamın da değil.
İmamların. İmam dersek tekil olacak. İmamların çoğul. Allah tekil çoğul değil. Resulullah tekil çoğul değil. Din, Kur'an ve sünnet. Kur'an ve sünnet. O yüzden kıymetli dostlar. Kur'an'da Kur'an'ı anlamak önemli. Kur'an'a itaat edip dinlemek önemli. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine teslim olmak önemli. Çok hadis-i şerif ezberlemek değil. Ona teslim olmak önemli. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri nasıl yapardı? Onun yaptığı gibi. Onun yürüdüğü gibi. Onun namaz kıldığı gibi.
Onun oruç tuttuğu gibi. Onun sevdiği gibi. Onun yürüdüğü gibi. Onun baktığı gibi. Onun su içtiği gibi. Bunları televizyonlarda orada burada çıkıp küçümseyenler var. Onlara kanmayın. Onlara aldanmayın. Siz Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ibadetini, ahlakını, yürüyüşünü, tavrını, tarzını kendinize örnek alın. Kendinize örnek alacağınız protip arıyorsanız bir tek Muhammed-i Mustafa'dır sallallahu aleyhi ve sellem. Bir şeyhi örnek almayın. Bir hoca efendiye örnek almayın. Almayın. Hata yapar hepsi de. Almayın. Hazreti Muhammed-i Mustafa'yı öğrenin sallallahu aleyhi ve sellem'in. O hatasız, o yanlışsız, o eksiksiz.
İnsanlar birisinin etrafında koşuyorlar. O bir hata yapıyor. O koşanların hepsi de hayal kırıklığına uğruyor. Hepsi de hayal kırıklığına uğruyor. Çünkü etrafına, arkasına insan takanlar kendi nefislerinin arkasına insan takıyorlar. Ve herkesi hüsrana uğratıyorlar. Dostlar, din, Kur'an ve sünnet kendi önünüze bir protip istiyorsanız, bu Muhammed-i Mustafa olsun sallallahu aleyhi ve sellem.
O ne diyor ayeti kerimede? Allah'ı zikredenler için çok güzel örnekler vardır. Kimde? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'de. Biz ona bakalım. O yüzden teslim olalım. İbrahim ne dedi çocuklarına aleyhisselam? Ey evlatlarım Allah'a teslim olun dedi. Allah'a teslim olun. Oğlu Yakup ne dedi? Dedi ki Allah'a teslim olun evlatlarına. Allah'a teslim olun. Biz Allah'a teslim olmakla mükellefiz. Bırakın, illaki mealden okuyup da din yaşanmaz. Kur'an-ı Kerim'in mealini açıyor, oradan din yaşayacağım diye uğraşıyor. Yapma, yapma. Eline bir tane ilmihal kitabı al.
Önce o ilmihalden namazını, abdestini, orucunu, haramını, helalini tanı. Birinci derecede senin okuyacağın kitap, ilmihal kitabı. Git diyanetin ilmihalini al, git elmalı hamdi yazarının ilmihalini al, git işte Ömer Nasuhu bilmenin ilmihalini al. İlmihali oku, ilmihali oku. Git tek ciltlik kuduriye al, oku. Tek ciltlik al onu oku. Ona göre hayatını önce tanzim et. Birinci derecede sana lazım olan fıkıh bilgisi. Birinci derecede sana lazım olan günlük dini hayatını yaşayabilecek kadar bilgi almak. Sen önce Kur'an-ı Kerim'i ben ilmihalini okuyacağım, bitireceğim sonra namaza başlayacağım diye uğraşma. İlmihal öğrenmen seni kurtarmaz.
Daha ilmihal bilgisi yok, bu hadisler sahih mi değil mi? Gözün kar olmasın senin. Kaç tane hadis kitap okudun? Evinde kaç tane hadis kitabı var? Yok. Evinde kaç tane Kur'an-ı Kerim var? Yok. Evinde kaç tane tefsir var? Yok. İnternetten buldu ya, üç tane adamı yazdı oraya. Bütün hadisler de geldi ya ona oradan. Birisi de yazmış orada. Bu hadis sahih değildir. Bu hadsahih mi? Herkes alim, internet alimi. Hazreti Google orada. Yaz Google'dan gelsin sana. Senle millete ilim, ahkam kes. Bir alimin önüne gideyim, bir bilenin önüne gideyim, birisinin önüne gideyim, bir derse gideyim. Orada bir, yok öyle bir şey ya. Hazreti Google orada evde.
Az sosyal. Oradan ahkam kesiyor herkes. Herkes Twitter alimi. Herkes Facebook alimi. Alim herkes. Alim herkes. Birisinin oradan bir şeysini okuyor. Haydi o ona gönderiyor, o ona gönderiyor, o ona gönderiyor. Doluşuyor ortalıkta bir laf. Kimin söylediği belli değil, hepsi de hayal. Ondan sonra oturuyorlar. Arabi bu alem hayal demiş. Nasıl hayal der. Sen hayalin içindesin. Ondan sonra oturuyorlar. Müslümanlar hayalperest. Hayalperest sizsiniz. Hayalden para kazanıyorsunuz internetin üzerinden. Yeni öğrendik. Twitter, internet, Twitter'da internetin üzerinden Türkiye'den para kazanıyormuş, vergi vermiyormuş. Yeni öğrendik.
Esnaf bir tane fiş kesmese, vallahi yemin ediyorum o maliyeciler var ya kapının önünde duruyorlar. Esnaf bir tane fiş kesmesin kolaysa. Twitter'a gelince yok. Kaldı. Facebook'a gelince yok. 28 Şubat'ta bizim dükkanın önünde duruyordu maliyeciler. Yeşil sermayeyim ya ben. Daha kapının önüne yatak örtülerini koyduk, koliledik. Kapının önüne çıkardık. Reyhan'da kapının önüne çıkardık. Kapının önünde daha. Adam ceza kesmeye geldi. Dedim ya mal kapının önünde. Hiç mi Allah'tan korkmuyorsunuz dedim.
Kapının önünde mal dedim ya. Kapının önüne çıkarırken de irsaliyesini keseceksin dedi. Kapının önüne. 28 Şubat'ta bunu yaşamış adamım ben. Kapının önüne kapının önüne. Kapının önüne size yalan gelir bu. Dükkanın içerisinden kapının önüne. Camaçyanın önüne. Koliliyoz malları. Dükkanın içerisinde kapının önüne koyuyoruz. Ambar gelecek alacak. Kapının önünde irsaliyesiz çıkardı diye bana ceza kesti. 28 Şubat'ta ben yeşil sermayeyim çünkü. Öyle demişler benden için. Hala daha davaları devam ediyor. Ara sıra konuşuyorum ya. Ha bak Twitter vergi vermiyormuş. Hadi gidin. Vergi vermiyor adam. Facebook vergi vermiyor.
Ey ulusalcılar, milliyetçiler, dinciler, devletçiler. Memleketini, dinini, vatanını sevenler. Hadi. Yok. Konuşmaz kimse. Hadi. Vergi dairesi kessin Twitter'a cezayı. Kesse. Kardeş sen Türkiye'de her türlü ticaret yapıyorsun, işi yapıyorsun, bana vergi vermiyorsun, vergi kaçırıyorsun deyip cezayı kütletse. Kütletemez. Yapamaz. Yaptığınız an özgür ülkesinizdir zaten. Yaptığınız zaman bu insanlar o hukuku alkışladığında bu insanlar özgür insanlardır o zaman.
Değilse beynini Twitter satın almış adamın. Almış. Kafasını Facebook satın almış. Beynini Hazreti Google çekmiş adamın. Ütmüş adamın aklını, beynini, idrakini. Ütmüş. Google kafalı adam. Evet. İşte oradan da biz böyle birisi çıkıyor ondan sonra teslim olmak yok. Haberi araştıracak hep. He o araştırmacı yazar gibi. O araştırmacı dinci. Dinci de demeyeyim şimdi ayrıldı. Dün akşam bir saat iki buçuk. Yani bugün TV izliyorum. Adamın birisi diyor ki İslamcılar ayrı, dinciler ne o? Müslümanlar ayrı, İslamcılar ayrı.
Yo dinciler mi? İslamcılar ne? Ayrı. Ha sadece Müslüman değilsiniz. Dinciniz ayrı, İslamcınız ayrı, şeriatçınız ayrı, tarikatçınız ayrı, mezhepçiniz ayrı, mezhepçiniz ayrı. Ayrı da ayrı. Böl Allah böl. Çıkıyor birisi. İslamcı ne demek acaba merak ediyorum. Dinci ne demek merak ediyorum. Merak ediyorum kendim. Ben şimdi hangi kategoriye girdim diye düşüneceğim bunlara bakarsam. Birisi çıkıyor dinciler diyor. Birisi çıkıyor İslamcılar. Birisi çıkıyor ne o? Müslümanlar. Birisi çıkıyor işte bilinen neler. Bölmüşler, parçalamışlar. Ben hangi sınıfa girdiğimi bilmiyorum. Kardeşler biz Müslümanız. Böyle anılırız. Kim eşedü en la ilahe illallah ve eşedü en Muhammeden Resulullah derse Müslümandır.
Biz en aşağı noktadan Müslüman olduk. Müslümanız biz. Biz başka bir tabir var ise o tabir bizden değil. Bizim değil yani. Biz Müslümanız. Bu kadar basit. Biz Kur'an ve sünnete teslim olanlardanız. Teslim olmaya çalışanlardanız. Bırakın o ayeti kerime neden öndeymiş, neden arkadaymış bizim işimiz değil. Biz teslim olalım o ayeti kerime. O sünnete, o hadis-i şerife teslim olalım biz. Bırakın hadis-i şerifleri yorumlamak bize ait değil, hadis-i şeriflerden hüküm çıkarmak bize ait değil. Muhakkak içimizden alimler çıkacak, muhakkak onu araştıranlar çıkacak, muhakkak onun üzerine hükmedenler çıkacak. Yapsınlar bunu. Eyvallah buna ilme geri durmak, ilmi reddetmek değil bu.
Ama biz önce itaat edelim, önce teslim olalım. Önce teslim olalım. Bizden beklenen o. Cenab-ı Hakk'ın bizim üzerimize koyduğu vazife bu. Önce teslim olmak. Allah bizi onlardan eylese. Eşimin altınlarını bankaya altın hesabı olarak yatırdık. Sonra sizin bankalar konusundaki uyuyarlarınız üzerine bankadan paramızı nakit para olarak geri çektik. Neden altın almadınız? Olmadı. Bu faiz oldu şimdi. Bu şimdi faiz oldu. Ya siz birisine ödünç olarak altın verirseniz karşılığında para olarak alamazsınız. Faiz olur.
Satış olursa ayrı mesele. Olmadı. Birinci derecede gitti. Ha darül hart, darül islam hukuku girecek işin içerisine. Bu ayrı mesele. Bu ayrı mesele. Dikkat edin. Müslümanların paralarını, Müslümanların sermayelerini bankalara çekmek istiyorlar. Bu bir uluslararası oyun. Senin altınını uluslararasına çekip kağıda döndürmek istiyorlar. Kenarda yatırım yapacak olanlar altına yatırın.
Bankalara para yatırmayın. Git al 100 gram, 200 gram, 300 gram altın al. Mademki sen ticaret yapmayacaksın, bir şey yapmayacaksın. Altını al koy. Banka altın hesabı açıyormuş. Ver kardeşim ben sana kaç gram altın verdim? 200 gram. 200 gram altın vereceksin bana. Ben sana 200 gram altın verdiysem, sen de bana 200 gram altın vereceksin. Ben sana 200 dolar verdiysem, sen de bana 200 dolar vereceksin. Ben sana 100 lira verdiysem, sen de bana 100 lira vereceksin. Ben kardeş, eski fıkıh kitaplarına bakıyorum. Bu fetvayı el hidayeden açıp bakabilirsiniz. Bu fetvayı gidip İbn-i Abidin'den bakabilirsiniz. Bu fetvayı gidip Fetavai Hindiyeden bakabilirsiniz. Bu fetvayı gidip Dürer Gürer'den bakabilirsiniz.
Hanefi'ye göre. Bitti. Kitap ismi veriyorum size. Bir kimseyi neyle borçlanırsanız onunla ödersiniz. Bu hatayı yaptım ben. Daha önce. Bu kitabı sattın. Kaça sattın? 5 liraya sattın. Ya bu 5 lirayı dolara çevirelim. Hayır ben sana 5 liraya sattım, sen de bana 5 lira ödeceksin.
Ben sana bunu TL ile sattım, TL ile alacağım. TL ile sattın, dolara çevirdin. Faiz oldu. Hanefi'ye göre faiz oldu. Parayı parayla satıyorsan vadesi yok. Doları TL'ye çeviriyorsun. Bir günlük vadesi yok, bir saatlik vadesi yok. Bir dakikalık vadesi yok. Hazreti Ömer Efendimiz'in oğlu Abdullah diyor ki, O adam duvardan atlasa sen de duvardan atlayacaksın. Peşinden git diyor. Git. Hemen ondan parayı al. Yarın vereceğim. Yok. Faiz oldu diyor arası. Parayı paraya çeviriyorken, satıyorken, parayı paraya çeviriyorsun. Doları TL'ye çeviriyorsun değil mi? Ya bende bin dolar var.
Buna normalde TL'ye çevir. Kaç para yaptı? Örneğin işte iki lira yaptı. Yarın vereyim. Olmadı faiz oldu. Olmadı. Faiz oldu direkt. Ben senden üç yüz gram altın aldım. Üç yüz gram ödeyeceğim. Ben senden altın değil, gerdanlık aldım. Kaç para gerdanlık? Beş milyar lira. Beş milyar ödeyeceğim sana. Gerdanlığı, gerdanlığı üç yüz gram altına sattın. Olmadı. Olmadı. İşçilik var. İşçiliğin TL olarak al, peşin al. O ayrı mesela. Olmadı öyle. Yeni olmadı. Paramızı nakit para olarak geri çektik.
Çektiğimiz parayı eşimden borç istedim. Şimdi geri ödemek istiyorum. Altın olarak mı yoksa nakit ödemeliyim? Nakit ödeyeceksin. Nakit alıp altın ödemek yok. Haremlik, selamlık nedir? Haremlik, selamlık bir kadının nikah düşen bir erkekle bir odada baş başa kalmasının yasaklanmasıdır. Bir kadın bir odada veya bir evde kendisiyle nikah düşen bir erkekle baş başa kalmasıdır.
Borsa, hisse, senedi helal mıdır? Kardeş, kağıt yağdı üstünde. Kağıt, kağıt. Her kağıt üç kağıttır. Her kağıt bu noktada sahtedir, sahte. Kağıtlar aldatır sizi. Bu, uluslararası bir oyundur bu. Buna girersek şimdi, ooo sabah ederiz burada. Bu, uluslararası bir düzen. Bu, uluslararası bir sistem. Bu, deccaliyet sistemi. Bunu böyle, biz onu islamlaştıracağız diye uğraşıyoruz. Uğraşmayın, islamlaşmaz. Bir şeyin temeli islam değilse, tavanı da islam olmaz. Bir şeyin temeli islam olacak ki, tavanı da islam olsun.
Borsanın temeli islam mı? İslam üretmeye, islam üretmeye, ürettiğini helal dairede satmaya, satmaya dayanır. İslam'ın ekonomik sistemi. İslam'ın ekonomik sisteminde kağıt para yoktur. Aldatmacı oradan başlıyor zaten. Dünya üzerindeki dolarların hepsini de altına çevirebilir misiniz siz? Çeviremezsiniz. Dünya üzerinde dolaşan euroları altına çevirebilir misiniz? Çeviremezsiniz. Dünya üzerinde dolaşan kağıtları, borsa kağıtlarının altına çevirebilir misiniz? Çeviremezsiniz. Hepimizin elinde, hepimizin cebinde birinci kalite hamurdan yapılmış olsa, öpeceğim başıma koyacağım.
Onuncu kalite hamurdan paralar var cebimizde. Hiçbir değeri yok, hiçbir kıymeti yok, hiçbir karşılığı yok. Hiçbir değeri, karşılığı ve kıymeti olmayan şeyler dolaşıyor dünya üzerinde. Yok, bir uluslararası sistem terenen nesi var ortalıkta. Senin banka hesaplarında bilmem kaç milyar dolar görünüyor, bana altın söyle.
Benim kafam ona basıyor. Bana ürettiğini söyle, benim kafam ona basıyor. Borsa, üç kağıt, üç kağıt, zavallı insanlar bir çabuk köşeye dönecek. Adamın elinde yüz milyarı var, gitmiş, kağıt ne yapıyor, ne iş yapıyor? Kağıt oynuyor. Lan adı o zaten, borsa da oynuyor. Lan oynuyor işte. Cımbıldak bir yerde, cımbıldak bir şekilde oynuyor. Üretmiyor, çalışmıyor, ticaret yapmıyor, fabrika kurmuyor, işletme kurmuyor. Gidip tarlasını ekmiyor, gidip inekçilik yapmıyor, yap. Gidip mal üretip satmıyor.
Mal getirmiyor, mal götürmüyor, tüccarlık yapmıyor. Ne yapıyor? Borsa da oynuyor. Kimin? Bu malı ben ürettim, beş lira abicim. Kağıdı sen mi ürettin? Hayır. Fiyatını sen mi belirliyorsun? Hayır. Yükselince satacak diye bakıyorsun. Yükselecek, satacaksın, kar edeceksin. Onu beklemektense inen kuyruğunu tutmak daha hayırlı. Git yüz liralık bir tane dam kur. Git bir tavuk çiftliği kur. Git bir tane inek çiftliği kur. Git on tane, beş tane toplanın üç beş arkadaş. Bir çiftlik kurun, üretin. Bir fabrika kurun, üretin, satın. Üretin, satın.
Yok. Borsada üç kağıt yapacak millet. Aldatıyorlar. Bırakın. Dünya insanlığını aldatıyorlar. Dünya insanlığını. Gidin maden çıkarın. Gidin maden işletme sertifikası alın. Nerede maden var araştırın. Toplanın beş altı tane arkadaş. Gidin maden çıkarın. Madeni çıkarın, satın. Gidin madeni işleyin, satın. Ne kağıtla uğraşıyorsunuz. Hiçbir şey bilmiyorsan git. Çarşıda, pazarda limon sat. Hiçbir şey bilmiyorsan. Git maydanoz sat. Üç demedi bir lirada. Git beş demedi bir liradan al. Sat iki demedi bir liradan.
Sat. Ona bak sen. Benim birine 415 TL borcum vardı. TL yerine bir tane cumhuriyet altını verdim. O gün için değeri 595 TL idi. Kişi de bana üstünü 180 TL'yi bir süre sonra verdi. Biz burada faize mi düşmüş oluyoruz? Evet. Aynı gün verecekti paranın üstüne. Ümmetimin sonunda suret değişikliği, iftira atmak ve yere batıp kaybolmak olaylar olacaktır. Bunların gerçekleşmesine önce zalimlerden başlanacak bu hadisi açar mısın? İşte Batı Afganistan'da nesini açıklayayım?
Suretleri değişmiyor mu insanların? Konuşursam şimdi herkes üzerine alınacak. Osmanlı'da sakalı olmayanı asker almıyorlardı ya. Suret değişmedi mi? Nerede görünmüştü kadınlaşmış erkekler? Suret değişmedi mi? Erkekler şimdi tayt giyip dolaşıyorlar. Suret değişmedi mi? Televizyonda sunucunun birisi gömleğine bluz diyor erkek. Nasıl erkeksen. Gömlek bildiğiniz erkek gömleği erkek gömleğidir. O televizyondaki sunucu bluz diyor onu. Bluz deyince benim bildiğim bluz kadınların kendi giysileri. Erkek de onu bluz diyoruz.
Daha ne değişsin? Adamlar hızla kadınlaşıyorlar. Orasını burasını yolduran adamlar varmış. Daha ne değişecek? Üzerindeki tüyleri, kılları yolduran adamlar varmış. Daha ne değişsin? İki müminden biri daha arkadaşını görmeden onların ruhları bir günlük mesafede elbette birbirlerine kavuşurlar. Evet.
Muhabbet edenler birbirleriyle daha önce muhabbet ederler. Ebu Said el Hudri hep manevi hadisler naklediyor. Bunun sebebi var mıdır? Ne kadar güzel. Nakletmeyen olsa neden nakletmiyorlar? Bunun sebebi ne diyecekler? Allah bizi affetsin. Yine geç bıraktım bugün ben sizi herhalde. Kaçta kaldıydık? Ya Hak. İşte Hristiyanlar tümden gönül verdiler ona. Zati avamın taklidindeki güç de nedir ki? Gönüllerine sevgisini ektiler. Onu İsa'nın vekili sandılar. Oysa ki o gizlice tek gözü lanetlenmiş deccaldı. Ey Allah'ım sen feryadımıza eriş. Ne de güzel yardımcısın sen. Burada kalmıştık. Ey Allah'ım yüz binlerce tuzak var, resim var.
Biz de yemsiz, yiyeceksiz kalmış haris kuşlara benziyoruz. Soluktan soluğa bir tuzağa tutulmuşuz. Tut ki birbirimiz, her birimiz bir doğan olalım. Bir zümrü da ankağı kesilelim. Bu gene de böyle. Ey kimseye muhtaç olmayan Allah! Sen bizi her solukta kurtarırsın. Fakat biz yine tutar bir tuzağa gideriz. Biz şu an bara buğday yağmadayız derken yığılmış, toplanmış buğday yitirip gitmedeyiz. Aklımızı başımıza alıp da hiç düşünmüyoruz ki buğdayın eksilmesi farenin yüzünden. Fare ambarımızı delili. Ambarımız onun düzeniyle yıkılıp gitmiş. Yüz binlerce tuzak var, resim var. Biz de yemsiz, yiyeceksiz kalmış haris kuşlara benziyoruz. Bir sürü tuzak kurmuşlar.
Hani bir kimse bir kuşu yakılacaksa onun sevdiği yemi koyar orta yere. Siz bir köpeği yakalayacaksanız onu etle yakalarsınız. Onu etle tuzağa düşürürsünüz. Siz bir balığı yakalayacaksanız oltanın önüne balığın sevdiği bir yem koyarsınız. Solucana gelen balık vardır. Solucana gelmeyen balığa gelen balık vardır gibi. Siz bir doğan yakalayacaksanız doğan taklidi yaparsınız. Siz bir ördek vuracaksanız, geçenlerde televizyonda izledim. Sahte ördekler koymuşlar gölün üstüne, renkli. Ördek avcıları koymuşlar sahte ördekleri. Ördekler daha oraya gelirken vuruyorlar onu. Ördeği ördekle avlıyorlar. Her avcı hilecidir.
Her avcı hilecidir, hile. Avcılık hileyle alakalıdır. Bir kimse ava çıktıysa tuzak kurar. Hile kurar. İslam ise tuzak kurmaya bir tek düşmana karşı helal kılar. Harp hutadır, harp hutadır, harp hutadır düşmana karşıdır. Siz müminlere tuzak kuramazsınız. Siz müslümanlara tuzak kuramazsınız. Siz la ila ila la Muhammeden Resulullah diyenlere tuzak kuramazsınız. Kim tuzak kurarsa Allah o tuzakta onu batırır. Çünkü tuzak kuranların tuzağını Allah bozar. Bu manada tuzak kuranların tuzağını boşa çıkaracak olan Cenab-ı Hak'tır ayet-i kerime var. İşte insanları din tuzağına düşürürler.
O kimse çıkar çok iyi dindar tuzağı kurar. O kimse çıkar sizden dini harika anlatır size. Müthiş belagatlıdır. Müthiş harfler ve cümleler kurar size. Aldatır sizi neyle? Dinle. Ne yaptı o Yahudi? Gerçekte Yahudi olan o vezir kendisini Hristiyan gösterdi. Hristiyanların içerisine oturdu. Bunu ben Pavlos'a benzetiyorum. Pavlos gerçekte bir Yahudi hahamıdır. Ama Hristiyanların içine girer. Hristiyanmış gibi davranır. Ve aslında hiçbir havarinden hiç kimseyle görüşmemiştir. Ama şu anda dünya üzerindeki Hristiyanlığın büyük bir çoğunluğu Pavlos inancıdadır. Ve Pavlos bu manada Hristiyanlığı çok affedersiniz batırmış adamdır.
Cezayı kaldırır, yasakları kaldırır, Pavlos Hristiyanlığıdır. Ve bugün Vatikan, Pavlos Hristiyanlığı üzerine durur. Hazreti Mevlana bir protip koyuyor önümüze. Bu protipi koyarken Yahudilerden ve Hristiyanlardan bir protip koyuyor bizim önümüze. Müslümanlardan bir protip koymuyor. Müslümanlardan bir protip koymuş olsa Müslümanlar alınacaklar, kırılacaklar, üzülecekler. Ama Hazreti Mevlana mesnevisinde öyle bir protip koyuyor ki bunu bir de Yahudilerden Hristiyanlığa geçmiş bir kimse olarak bunu önümüze koyuyor. Bu her dindar kesimin içerisinde olmuş bir şey. İnsanlar tarih boyunca dinleriyle aldatılmışlar, dinleriyle kandırılmışlar, dinleriyle sömürülmüşler, dinleriyle vahşete götürülmüşler, dinleriyle aldatılmışlar, dinleriyle kaybetmişler.
İnsanlar bir şey yapacakları zaman toplumlara bir şey yaptıracaklarında önlerine onların din koymuş. Ama koydukları din Allah'ın dini olmamış hiç. Hep kendi inançlarını koymuşlar ortaya. Din adına katliamlar yapıyorlar ya şimdi. Bomba patlatıyor. Kimin dini o? Birisi gelecek şimdi buraya bir bomba patlatacak. Kimin dini o? Bir camide bomba patlatanın dini ne ki? Bir Şia camisinde bomba patlatanın dini ne ki? Bir sünni camide bomba patlatanın dini ne ki? Bir tarikat ehline kafir diyenin dini ne ki? Bir başka dini kardeşine tuzak kuranın dini ne ki?
Bir mezhebe, bir meşrebe, bir tarikata, bir cemaata, bir Müslümana, La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimseye tuzak kuranın dini ne ki? Dini ne? Bir Müslümana kafir diyenin dini ne ki? Dini ne? Namaz kılmayana kafir diyenin dini ne ki? Oruç tutamayana onun kafir diyenin dini ne ki? Başını örtmedi diye bir kadına kafirsin diyenin dini ne ki? Sakal bırakmadı diye bir gencin kafir diyenin dini ne ki? Şalvar giymedi diye onu kafir diyenin dini ne ki? Çarşaf giymeyen bir kadın sen mantolu da olsan çıplak hükmündesin, çıplak hükmünde dolaştığından kafirsin diyenin dini ne ki?
Dini ne? Benim şeyhinden değilsin deyip de onu küfrü batağına batmış olarak görenin dini ne ki? Benim mezhebimden değilsin, benim meşrebimden değilsin, benim tarikatından değilsin, benim cemaatimden değilsin, o yüzden tuğ kakasın diyenin dini ne ki? İşte hep insanlar tarih boyunca birbirlerini din için katletmişler, din adına batırmışlar, din adına aldanmışlar.
Kur'an bize diyor ki sizden ücret istemeyenlerin peşine gidiniz. Kur'an bize diyor ki Allah'a teslim olanların peşinden gidiniz. Allah'a teslim olun. İşte tarih boyunca insanlığı vahşetten vahşete sokan insanlar hep insanların önüne din koymuşlar. Hristiyanlar neden geldiler, bilmem kaç sefer, haçlı seferi yaptılar.
Getirilirken ne diye toplandılar? Din adına toplandılar. Din adına. Hala da din adına katliam yapılmıyor mu? Ara sıra Bosna'dan bahsediyorum, en son gördüğüm yer orası. Din adına katletmediler mi? Camileri bombalamışlar. Mescitleri bombalamışlar. Şehitlikleri bombalamışlar. Tekkeleri bombalamışlar. Yakmışlar. Din adına. Huzurevini yakıp yıkmışlar din adına. Bir kişi hiç saat çıkmamış oradan. Bildiğiniz huzur evi. Yaşlıların, ihtiyarların durduğu yer. Hiçbir dinde yaşlıları ve ihtiyarları, çocukları, kadınları, silahsız insanları katletmek yoktur. Siz İslam adına da katletemezsiniz.
Gidin İmam Muhammed Hazretleri'nin, İmam Muhammed'in İslam'da devlet hukukunu okuyun. Size ayetlerle, hadislerle, sivil insanların katledilemeyeceğini anlatır savaşta. Size ayetlerle, hadislerle, yiyeceklerin, içeceklerin, hayvanların, kuşların, ormanların, yeşilliklerin, insanların, evlerinin yakılıp yıkılamayacağını anlatır size. Ayet-i hadislerle, İslam budur. Siz hiçbir sivili katledemezsiniz, öldüremezsiniz. Yapamazsınız bunu. Siz kılına dahi zarar veremezsiniz. Ama tarih, insanların din adına aldatmacalarıyla doludur. Ben bazen işte, hani Afganistan vardı ya, bundan işte 20 yıl önce filan Afganistan cihadı önde böyle.
Ben diyordum ki arkadaşlara aldanmayın. Nasıl? Bu zamanda hiç kimse böyle bir cihat yapamaz. Arkasında süper bir devlet olmadıkça. Kullanır sizi süper devletler. Ne oldu Afganistan cihadı? Nerede o mücahitler? Nerede kaldılar? En sonunda birbirlerini de vurdular.
Rusya'nın dağılıp parçalanma projesiydi. Afganistan projesi. Evet. Çeçenistan ne projesiydi acaba? Ne oldu Çeçenistan'da? Nerede mücahitler? Kim adına, kimin adına savaşmışlardı? En son bir Çeçen komutanın nereye sığındığını söyleyeyim mi size? İngiltere'den oturum aldı, İngiltere'de yaşıyor şu anda.
Irak Savaşı'nda Basra'da neden bir tane İngiliz askeri ölmedi ki? Şia vardı Basra'da. Sistani nereden geldi Basra'ya? İngiltere'den geldi. İngiltere'den geldi. İngiltere'de yaşıyordu zaten. Hiçbir İngiliz hükümeti, kendi amaçlarının dışında yaşayan, kendi amaçlarına hizmet etmeyen bir Müslüman alimi, kendi topraklarında hür bir şekilde yaşamasına müsaade eder, ona pasaport verir mi zannediyorsunuz? Sonra lazım oldu, oradaki şialar böyle kendi kafalarından İngilizlerle savaşma temayülüne girdiler.
Apar topar sistani geldi oraya, savaşı durdurdu, barış yaptırdı. Özgür şimdi gene. Gitti gene İngiltere'ye gidiyor, İran'a gidiyor. Ondan sonra Irak geliyor. Çok rahat. Neyle aldandı insanlar? Kendi memleketlerini, kendi vatanlarını kime karşı savunmadılar? İngilizlere karşı savunmadılar. Onlara İngilizlere karşı savunmama öğüdünü veren kim? Sistani. İsrail'in içerisinde Filistinliler yaşıyorlar. Onların da orada hocaları var, alimleri var. Ne yapıyorlar onlar? İsrail'i de barış içinde yaşıyorlar, değil mi? Kendi topraklarını işgal etmiş, kendi atalarını, ecdatlarını katletmiş bir sistemle, devletle barış halinde yaşıyorlar.
Ne kadar barışıklar. Mücadele ediyormuş gibi görünenlerin bir kısmı öldükten sonra Mossad ajanı olduğu çıktı. Ne acı değil mi Müslümanlar için? Evet, bunlar acı şeyler. Ne ile bunlar olur? Din ile. Ben sizi din ile aldatabilirim. Ben sizi din ile kandırabilirim. Eğer niçin gerçek dini anlatanlar hiç meşhur değiller. Ben televizyonda Müslüman Müslümandan faiz alırsa annesiyle Kabe duvarının dibinde zina etmiştir gibidir diye hadis-i şerifi söyledim kalbime gelen şey oldu. Bu son programı Mustafa Özbağ dedim içimden.
Seni burada oturtturmazlar şimdi dedim. Televizyonu televizyonu televizyonun sahibi geldi arada. Hocam bir tanışayım dedim dedim. Hoş geldin, hoş bulduk tanıştık. Program bitti. Dedim ki ben televizyonu bırakıyorum. İki program kaldı dedim sözümde. İki program sonra son dedim. Hiç devam edelim demediler. Bir yerlerden bulmuşlar. Nereden İstanbul'dan bir kanaldan arıyorlar. Geçmiş gün şimdi. İşte programa gelir misiniz filan. Dedim ki kardeş benim dilimin tavanı yok. Benim vavum bozuk dedim. Bana birisi dedim bir şey sorar. Ben kitabın ortasından cevap veririm. Sizin televizyonunuz kapanır dedim. Hocam biz bir daha istişare edelim seni arayalım dediler.
İnşallah dedim. Hala da istişare ediyorlar. İstişareye devam ediyorlar. Evet neden? Allah'ın dini rahatsız eder. Kimleri? Dinden geçinen insanları. Biz şimdi bir şey oluyor. Bizim semazenler kaç para kaç para diye dönmüyorlar diyorum ben. Hemen bana mail atıyorlar. Hocam böyle demeyin. Ondan sonra önceden hakaret ediyorlardı. Şimdi kabullendiler. Hakaret etmiyorlar. Ya böyle demeseniz. Böyle söylemeseniz. Bu arkadaşların başka işleri yok. Önceden benim ne usulsüzlüğüm, ne usulsüzlüğüm, ne şeyliğim, ne üstadlığım hiçbir şeyim kalmıyordu benim. Ben çok basit bir şey söylüyorum. Arkadaşlar birisi size dinle alakalı bir şey yaptığını söyleyip sizden ücret talep ediyorsa, sizden para istiyorsa, sizden yardım diliyorsa o İslam'la uyuşmadı.
Uyuşmadı. Uyuşmadı. Yok. Çok basit şeyler. Birisi geldi size Kur'an-ı Kerim okudu. Cebine zarfı aldı mı? Aldı. Onun işte Türkçe öğretmeninden bir farkı yok. Onun iyi şiir okuyan bir edebiyatçiden farkı yok. Onun bir resim öğretmeninden farkı yok. Onun bir maliyeciden farkı yok. Yok. Nerede çalışıyor? Diyanet işlerinde. Ne yapıyor orada imam? Öbürki nerede? O da devlette, o da maliyeci. Ne farkı var arasında? Bir farkı yok. Din adına bir şeyin ücretini alıyorsan memursun orada. Devlet memurusun veya işçisin. Bu kadar basit.
Burada geldi bir kimse tepsiyle burada çay dağıttı. Ben ona ücret verdiysem burada, ben Allah rızası için çayı dağıttım demeyecek. O ücretini aldın. Dinle aldatmasın kimse kimseyi. Bir fabrikada çalışıyor bir adam. Çalışıyor mu? Çalışıyor. Kaç para kardeş senin maaşın? Asgar ücret. Ne kadar? Bir lira. Tamam. Sen bana ben Allah rızası için senin yanında çalıştım demeye hakkın var mı? Yok. Neden? Ücretini aldın. O zaman adam dinle alakalı bir şey yaptı. Ücret alıyor mu? Ücretini aldın. Ne Allah rızası için? Adam birisi hocanın birisi televizyonda program yapıyormuş. Aylığı 80 milyarmış. Ne Allah rızası için ya? Türkiye Cumhuriyeti'nde kim 80 milyar aylık alıyor? Fatih Mercan burada mı?
Yok mu? Fatih Mercan söyledi. Bana da yalan söyleyecek değil ya. Dedi ki filanca hocayı getirdi arkadaşlar dedi. Ben tebessüm ettim. Kaç para verdiler dedim. Geceliğine 7 milyar aldı dedi. Dedim o 7 milyarla kalmaz dedim. Yol ücretine yatmayı kalkmayı da almıştım. Öyle dedi. Ne Allah rızası için ya? Ne Allah rızası için? Geçen sene Bayındır'da program var. Kutlu doğum. Dediler ki bir hoca konuşacak senden önce. Eğildim yanımdaki zabıta müdürüne. Kaç para verdiniz dedim. 7 milyar dedi. Bizden önce de dedi. Filanca yerde bir konuşma yaptı dedi. O zaman 7 de oradan aldı dedim ben. E almıştır dedi. 14 milyar. Adam bir gecede 2 sohbet etti.
14 milyar aldı gitti. Ne bu? Hoca. Alim. Bunlar işte Hazreti Mevlana bunları tarif ediyor. Ben dili açık bir insanım. Bu millet TGRT için para topladı. Çek topladı. Satıldı mı TGRT? Satıldı. Ne oldu? Fox oldu. Hadi milletin parasını dağıtın. Karıyla beraber. Karıyla beraber dağıtın kardeş. TV5'i para topladı da kurdular. Doğru mu? Doğru. Kimin TV5 şimdi? Belli değil. TV7'i para topladılar mı?
Evet. Kimin şimdi TV7? STV'yi para toplayıp kurdular mı? Evet. Kimin şimdi STV? Çok basit. Müslümanları dinle kandırıyorlar. Hristiyanları da dinle kandırıyorlar. Diyorlar ki bir televizyonumuz olsun bizim. Haydi televizyonumuz olsun bizim. Diyorlar ki bir hastanemiz olsun bizim. Yüra hastanemiz olsun bizim. Diyorlar ki bizim bir Kur'an kursumuz olsun. Hüra biz Kur'an kursu kuruyoruz. Diyorlar ki okulumuz olsun. Hüra biz okul kuruyoruz. Hiçbirinde İslam yok. Ne kurulan okullarda fukara Müslümanların çocukları okuyor. Ne kurulan hastanelerde fukara Müslümanların çoluğu çocuğu tedavi oluyor.
Ne kurulan Kur'an kurslarında fukara çocukları Kur'an kursu okuyor. Kur'an kursunun normalde aylı aylı 2 milyar lira Bursa'da çocuğunuzu özel Kur'an kursuna götüreceğim derseniz aylık 2 milyar vereceksiniz. Kim parasından kurdun orayı? Bize deseydiniz biz ticarethanı açacağım kardeşim.
Aç Türkiye hür bir ülke herkes ticarethanı açabilir. Aldandım. Tekke kuracağız diyorlar. Hüra evet ehl-i tarikatında bu var. Ne tekkenin üstünde Şeyh Efendi'nin evi? Harika. Öldü Şeyh Efendi. Dıngıdak gitti. Kime kaldı? Oğluna. Oğlu yoksa torununa. Muhakkak onun torunu çok kıymetlidir. İcazet ona geçecektir. O Şeyh Efendi işaret etmiştir ölmezden önce. Benim 5. nesilden göbekten gelen torunum şeyh olacak diye. O Şeyh olur. Ama yeni Şeyh'e de bir dergah bir ev lazım. Çalışın Müslümanlar bir daha. Bir tekke daha kurun. Bir tekkenin üstünde bir ev yapın. O Şeyh'e ölünce bir tane daha yaparsınız zaten.
Neden Şeyh'iniz kıymetli sizin ya? Bir arkadaş geldi. Ya Mustafa abi bir şey danışacağım sana. Buyur dedim ben. Ya duydum sen kirada oturuyormuşsun dedi. Evet dedim ben. Sizin cemaat size sana dedi. Tekke yapmadı mı dedi. Yasak bizde dedim ha. Kim koydu ben koydum dedim. Nasıl yani basmaya dedim. Bizde dedim tekke yapmak da yasak. Zakire tekke de yapmak yasak. Yasak hep bunlar dedim. Ya ne oldu biliyor musun dedi. Ne oldu dedim ha. Biz dedi filanca abi zakirimizdi. Ona dedi bir ars aldık. Altını dergah yaptık. Üstünde onun evi yaptık dedim. Zikrullah orada devam ediyordu. Ben güldüm anlatma dedim. Ne oldu dedi. Sonra dedim Şeyh Efendi onu zakirlikten aldı.
Ondan sonra bir başkasını zakir etti. Şimdi o da evi han hamamı istiyor değil mi dedim ben. Evet abi ya dedi. Ya ne oğlum bunun sonu bu dedim ben. Siz yaptığınız müddetçe zakirler hep değişecek. O zakir neden değişti biliyor musun dedim ben. Neden dedi. Dedim evi yaptırdı. Hanı hamamı yaptırdı. Şeyh Efendi'ye ters geldi şimdi dedim ben. İhtiyacını gördü adam dedim. Şimdi dedim orada durduğu müddetçe Siz diyeceksiniz ki dedim ben. Lan biz yaptık buraya. Göğsümüzü gere gere gelelim. Lan adamın evine barkına gere gere. Gelinir mi dedim. Abi biz yaptık ki dedi. Siz yaptınız. Ama onun oldu dedim. Şimdi onun. Biz ne yapacağız dedi. Siz devam edeceksiniz. Yeni zakirede bir tekke bir ev yapacaksınız dedim.
Abi ben dergâhtan ayrılsam size gelsem dedi. Aman bize gelme dedim. Abi neden dedi. Bu saflığınla bizi de bozarsın sen dedim. Bizi bozarsın sen dedim. Bizden uzak dur. 2-3 yıl önce birkaç tane kadın şurada görüşeceğiz Allah görüşeceğiz. Bende zaman yok böyle. İyi tamam görüşelim. Şurada odada görüşüyoruz. Bir şey söylüyorlar Bursa'dan böyle bir yerden. İsmini cismini yerini yurdunu söylemeyeyim şimdi. Aman kapılmasın kimse. Şeyh Efendi bunlara telefon açmış. O Şeyh Efendi de demeyeyim. O adam. Demiş 5 milyar getirin bana. Bunlar güldür güldür getirmişler. 15 milyar getir güldür güldür götürmüşler. 15 milyarı götürürken demiş sakın ha. Bak imtihan ettim siz demiş. Getirmezseniz helak olurdunuz demiş.
Ardından daha fazla istemiş. Bunlar da helak oluruz deyip evi satıp parasını götürmüşler. Şu tekkeden çıkın bir kez ver dedim selametle. Neden dedi. Bizi de bozarsınız siz dedim. Aman dedim. Hocam biz seni çok sevdik. Aman sevmeyin dedim. Biz size tabi olacağız. Aman kardeş biz dergah değiliz. Tarikat değiliz. Ben şeyh değilim. Hiçbir şey değilim. Aman şuraya bir çıkın dedim. Boşaltın. Ya biz baktık dedi. Siz buradan çaya da para almıyorsunuz. Bak bozcanız bizi dedim. Biz de yakında çayı 10 lira yaparız dedim. O yüzden şuradan bir boşaltın gidin dedim. Neyle aldatır insanlar? Din ile. Sakalıyla aldatır seni.
Sarıyla aldatır seni. Cübbesiyle aldatır seni. Çok güzel Allah der o. Onunla aldatır seni. Çok güzel sema döner. Bir semazendir ki o. Bir bakarsın bayılırsın. Hemen onunla evlenmek istersin. O da tebessüm eder zaten. O iyi semazen ya. Aldatır seni. Aldatır. Aldatanlar da bizden değildir. Aldatan bizden değildir. Tarikattaki, cemaattaki, o dinin içerisindeki koşuşturmanı sen, kadına, kıza, paraya, mala, mevkiye, tevdi ediyorsan, döndürüyorsan, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sözü, bizden değilsin. O hadis-i şerif sadece işte buydayın altına attı, içinden ıslaklık çıktı.
Orada sadece o noktadan bakmayın. Sayın de biz gönlüne, kalbine açsak elimizi, altından ıslaklık çıkacak. Şehvet ıslaklığı çıkacak. Dünya ıslaklığı çıkacak. Makam ıslaklığı çıkacak. Mevki ıslaklığı çıkacak. Bizden değilsin. Burada sema etsen de bizden değilsin. Burada zikrullah etsen de bizden değilsin. Burada sohbet etsen de bizden değilsin. Aldattıysan bir kimseyi bizden değilsin. Değilsin. Dini kisveni, dini makamını, dini mevkini, dindarlığını bir yerde kullandıysan bizden değilsin. Bu cemaattan da değilsin. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözüyle bizden değilsin.
Yani ümmetten değilsin. Aldatma. Aldatma. Sizden ücret istemeyenlerin ***'inden gidiniz. Dininizi yaşarken birisinden tebessüm bekliyorsanız ücret bekliyorsunuz. Birisinden anlayış bekliyorsanız ücret bekliyorsunuz. Birisi beni arabayla bir yere götürsün bu gece sohbete gideceğim diyorsanız ücret bekliyorsunuz. Bir yere sohbete gittiğinizde yemek bekliyorsanız ücret bekliyorsunuz bu yola. Siz hainlik eden, yolun kalbine muzrak vuran vefasız hainlersiniz. Kim yaparsa. Bu yol karın doyurma yolu değil. İslam dini karın doyurma yolu değil.
İslam dini makam mevki elde etme yeri değil. İslam dini dini hizmet ediyorum deyip de maaş alınacak, araba alınacak, katyat alınacak. Din değil. Git nerede çalışıyorsan ticaret mi yapacaksın, hamballık mı yapacaksın, yerleri mi süpüreceksin, limon mu satacaksın? Sen git oradan kazancını sağla. Başka bir yerden, yoldan, dinden para kazanacağım diye uğraşma. Hayır. Kullanma. Sarığını kullanma. Takkeni kullanma. Sakalını kullanma. Cübbeni kullanma. Şavarını kullanma. Semazenliğini kullanma. Sema'nı kullanma. Tekkeyi kullanma. Ben şu tekke dedim deme. Deme. Bizi tanıyor musun? Biz filanca tekke deniz.
Deme. Adam sana mal satmıyorsa satmasın, güvenmiyorsa güvenmesin. Aç kal orada. Yolunu kullanma. Aç kal. Dindarlığını kullanma. Aç kal. Orada bak adam. Arkamda daha orada karşınıza Sait duruyor. Sait dedim Denizli'de benim işim bitti. Neden dedi. Benim kimliğim faş oldu orada dedim. Öyle olmadı mı Sait? Bundan sonra adamlar dedim. Benim kimliğimle bakacaklar dedim. Benim ticaretim bitti Sait dedim. Bundan sonra ben ticaret yapamam artık dedim. Oraya gittim de adam dedim. Önceden Mustafa Özbağ diyordu dedim ben. Şimdi adamın hocasıyım artık dedim. Hocam dedi mi dedim.
Bitti ticaret orada dedim. Orada ticaret bitti. Kullanma. İşte Hazreti Mevlana diyor ki. Kuşu yem ile avlarlar. Ey Allah'ım diyor. Önümüzde bir sürü tuzaklar var. Önümüzde tuzaklar var. Tuzaklara düşmeyelim. Nefsimize uymayalım. Tuzaklara düşmeyelim. Nefsimize uymayalım. Kadın bizim semazenliğimize, bizim dergahtaki tekkemizdeki halimize gelip, kızlar gelip, aman benimle arkadaş olur musun der. Tuzağa uymayalım. Vay sen Karabaşı Veli tekkesinden değil misin ya? Ya al götür malı. Aa kalsın kardeş. Ya hocam sen orada sohbet etmiyor musun? Olmaz ya sen o üç lira olsun.
Aman kalsın. Senden alışveriş etmeyeceğim ben. Bazı arkadaşlar belki de yanlış anlarlar. Ben bazı şeyleri başkalarının üzerinden alırım. Derim ki git pazarlık yap al gel. Adam beni görünce fiyatı indirsin istemem. Beni görecek fiyatı aşağıya indirecek. Aman yapmasın benden alışveriş. Yapmasın. Neden? Ya üç kuruş için kendi dini kimliğimi kullanmayayım ben. Tuzak. Kadın bu noktada temanla eder tuzak. Bir kadına da erkek temanla eder tuzak. Tuzak. Tuzaklara düşmeyelim. Resimlere aldanmayalım. Karşımızda da çok dindar bir kimse var. Aldanma. Çok takva.
Aldanma. Kur'an ve sünnete uy. Aldanma. Aldanma. Dini kimliğini, dini kimliğini bir faydaya çevirene aldanma. Allah muhafaza eylesin. Ey kimseye muhtaç olmayan Allah'ım. Sen bizi her solukta kurtarırsın. Fakat biz yine tutar bir tuzağa gideriz. O bizi her solukta tutar. Ama biz her solukta bir tuzağa daha gideriz. Bu tuzaktan kurtulmanın yolu, teslim olmak, Allah için yaşamak, Allah için nefes almak, Allah için Allah yolunda koşmak, insanlar beğensin, insanlar kabul etsin. Aman insanlar bizi bir köşeye oturttursun diye değil. Allah için yaşayın. Allah için. Allah için.
Bu işin en selavetlisi. Biz şu an bana buğday yığmadayız derken yığılmış, toplanmış buğdayı yitirip gitmedeyiz. Her gün namaz kılıyoruz, oruç tutuyoruz. Bak üç aylar geldi. İbadetler ediyoruz, dersler çekiyoruz, zikirler yapıyoruz. Allah yolunda koşmaya. Ambarımızı biriktirmeye çalışıyoruz. Ama bir yerden habire gidiyor. Gidiyor. Aklımızı başımıza alıp hiç düşünmüyoruz ki buğdayın eksilmesi farenin yüzünden. Buğday dolması gerekirken hep eksiliyor. Giden geliyor. Hiç düşünmüyoruz ki. Ambar da fare var. Taşıyor. Fare ne? Dünya.
Fare ne? Kötü ahlak. Fare ne? Devşirmek manayı maddeye. Allah muhafaza eylesin. Fare ambarımızı delele. Ambarımız onun düzeniyle yıkılıp gitmiş. A benim canım. Önce farenin zararını gider. Ondan sonra yığmaya giriş. Önce bir nefsini terbiye et. Önce bir şu dünya sevgisinden kurtul. Önce şu makam sevgisinden kurtul. Önce bir yerlere ulaşma, bir yerlere varma sevgisinden kurtul. Önce şu beğenilme, arzu edilme, istenilme sevgisinden kurtul. Önce kendini beğendirme sevgisinden kurtul. Şöyle bir Allah için namaz kıl. Allah için yürü.
Allah için sema et. Allah için hizmet et. Önde olma. Ve yok işte beni tanısınlar, beni bilsinler. Yok işte bir şeyler devşirivereyim canım, beni öyle bilsinler. Aman beni ne iyi semazen bilsinler. Ne iyi hoca bilsinler. Ne iyi şeyh bilsinler. Ne iyi derviş bilsinler farelerinden kurtul. Allah için yaşa. O farenin zararı gitmeden sende bir şey toplanmayacak. O yüzden benim gibi bu sefer tıngır elek geleceksin, tıngır elek gideceksin. Allah bizi muhafaza eylesin. El Fatiha. Ama selamat. Amin. Hakkınızı helal edin. Yarım saat geç bıraktım sizi.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.