Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi 3 Kasım 2012 Sohbeti

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 4 Kasım 2012 · 1:32:25

Allah gecenizi hayırlısın inşallah, Cenab-ı Hakk'ın gönüzyımızı hayırlı eylesin. Mevcut'un yıldırı, yıldırı, yıldırı, … Bundıklarınızı da nail eylesin. Korkut'un tanıttırınızı muhafaza eylesin. Cenab-ı Hakk'ın İstanbul'un, Tehrik'in ve bir beraberlik nasıl verilsin inşallah. Bizlere hakkı hak, batılı batılı bilenlerden eylesin inşallah. Babamın kabrini ziyarete gittiğimde Yasin suresini okuduktan sonra içimden zikrullar yapmak geliyor. Ben de babamın zikir halakasında koluma gelmek olarak dayanım. Bazen sesli, bazen sessiz zikrullar da sakınca var. Sesli veya sessiz zikrullar da sakınca yoktur. Ancak sessiz zikrullar yapanlar bir camide faz namaz kılınırken orada faz namazın kılındığı yerde sessiz zikrullar yapılmaz. Sesli Kur'an-ı Kerim okuyorsa bir kimse orada sessiz zikrullar yapılmaz.
Sessiz zikrulların yapılmayacağı iki yer varmış. İki hal var. Birincisi tekrar etmek gerekirse bir camide faz namaz kılınıyor. Orada sessiz zikrullar yapılmaz. Veyahut da bir yerde sesli Kur'an-ı Kerim tilavet ediyor. Orada da sesli zikrullar yapılmaz. Bir de bunu sessiz zikrullar üstündür diyenler hata bu hali kendilerine delil olarak gösteriyorlar. Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem bir kavze yani savaşa giderken askerleriyle ordusuyla beraber o sahabe sesli Allah'ı tekbir getirmeye başlamışlar. Hazreti Peygamber
diyorlar, siz sarılır, zikretmezsiniz diyerekten onu çok sesli zikrullardan o topluluğu men etmek için. Buradaki sebebinizi düşmanı uyandırmamak için. Düşmanı buna kadar haberdar etmemek için. Yoksa sesli zikrullarımı men etmek için değil. Çünkü ayet-i kerimede siz haç marizalarınızın yerine getirdikten hemen sonra geçmişte atalarınızı andığınızdan daha şerif, daha kuvvetli bir şekilde Allah'ı zikredin diye ayet-i kerime aldık. Önceden Araplar Beytullah'ı tavaf ettikten sonra Beytullah'ın karşısına çıkarlar, secerelerini sayarlardı. Çok sesli bir şekilde.
Ben filan olur, filan olur, filan olur, filan olur, filan olur, filan. Atalarını böyle zikrederlerdi. Hatta ne hayır işlemişlerdi. Ben felanca hayırı işleyenin felancasıyım. Ben fişmanca köprü yapanın torunuyum. Ben filanca yere filanca filanca şeyi yapanın şusuyum diye. Böyle övünerek kendilerini tanıtırlardı. İslam bunu da men etti. Bunu hatta Hz. Ali Efendimiz bir cenk meydanına çıktığında, o cenk meydanında bahadırlıklarını anlatınca, Hz. Peygamber arkadan dedi ki, eğer savaş meydanında olmamış olsaydı, Ali helak olurdu dedi. Bu insanın kendi bahadırlıklarını, kendi kahramanlıklarını anlatması ancak kafirin karşısında olur. Buna müsaade edemem.
Öbür türlü bir kimsenin hayır hasenatını kendisinin anlatması caiz değildir. Bir kimsenin yapmış olduğu iyilikleri anlatması kendisini meth etme açısından caiz değildir. Burada ulema bir kapı aralamış. Ancak bir kimseye örnek olacaksa, topluluğe örnek olacaksa, hatta ona dair bir incelik getirmişler. Birisi böyle yapmış. Kendisi değilmiş gibi anlatmışlar.
Sufiler birisi böyle yapmış demiş, birisi böyle rüya görmüş, birisi böyle hal görmüş, birisine böyle bir tecelliyat olmuş dediği zaman ya kendisidir onun ya da gerçekten bir başkasıdır. Ama kendisi bir rüya görmüş, bir hal görmüş gibi, kendisi bir hayır hasenat işlemiş gibi Sufiler de edeb etmişler, bunu hiç söylememişler. O yüzden bu manada cehri zikrullahın yasaklandığı, daha doğrusu yasaklandığı demelidir, uygun görülmediği. Çünkü Allah'ı zikir en büyük iştir. Ayeti Kerim'e, Allah'ı zikir en büyük iştir. Namaz kılanların hangisi faziletli yarısın Allah? Allah'ı zikredenler. Oruç tutanların hangisi faziletli yarısın Allah? Allah'ı zikredenler.
Hacca gidenlerin hangisi? Allah'ı zikreden. İşte zekat veren hangisi? Allah'ı zikreden. Hazreti Ömer Efendimiz diyor ki, Ya Ebu Küvâfe, Allah'ı zikredenler bütün sevdikleri aldı götürdü. Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'in cevap vermesini beklemeden Hazreti Peygamber Efendimiz diyor ki, Niam, evet, oturduğu yerden. Allah'ı zikredenler bütün sevdikleri aldı götürdü. Başka bir hadis-i şerifte kim üstün? Cihattan da mı üstün ya Resulallah Allah'ı zikreden? Cihattan da üstün. Allah'ı zikir, cihat etmekten de üstün. Fazilet açısından. Allah'ın zikrini geçecek fazilet açısından, İslam'da başka hiçbir ibadet yok. Bu İslam en büyük fazilet cihattır.
Canını koyarsın ortaya. Ama zikrullah da nefsini koyarsın ortaya. Can koymak kolaydır. Can itiraz etmez. Nefis itiraz eder. Nefis zikrullaha gitmek istemez. Nefis zikrullaha oturmak istemez. Nefis Allah'ı zikretmek istemez. Etraf da istemez. Beş vakit namaz kılan eşin, ister kadın ister erkek, senin zikretmeni istemez. Beş vakit namaz kılan, annen baban senin zikretmeni istemez. Cami imanlı senin zikretmeni istemez. Müftüler, profesörler, ilahiyatçılar senin zikretmeni istemez. Açık açık söylüyorum. Allah'ı zikretmeyi isteyenler ancak Allah dostları. Diyeceksiniz ki zikre indenler nefis dost mu?
Vallahi de dost, bin daha da dost. Kim oturup da bir zikir halakasında oturduysa, bakın zikir halakasının kimin halakası olduğu daha önemli değil. Sen nefsini kırıp, dizini kırıp, gidip bir üstadın dizinin dibinde oturdun, orada Allah'ı zikrediyorsan, şeytan parın parın parçalıyor kendini. Şeytanın sevmediği bir tek bir şey vardır. Zikrullah ve cömertlik. Camiler naz kılanlarla dolu. Naz kılanlarla dolu. Zikreden az. Allah'ı zikreden az. Çünkü en büyük iş.
En büyük işe şeytan bırakmıyor. En büyük işe dünya bırakmıyor. En büyük işe şeytanlaşmış beyinler, şeytanlaşmış kalpler, şeytanlaşmış sistem bırakmıyor. Allah'ın mescitlerinde Allah'ın zikrini yasaklayanlardan daha zalim kim olabilir? Ayeti kerime. Allah'ın mescitlerinde Allah'ın zikrini yasaklayandan daha zalim kim olabilir?
Firavun değil, Nemrut değil. Firavun, Nemrut değil mi? Zalim deriz. Ondan daha zalim. Allah'ın zikrini mescitlerde yasaklayan insanlar. Bunun adına siz ne koyarsanız koyun. Siz bunun adını ne söylerseniz söyleyin. Siz hangi kurumu, hangi kuruluşu koyarsanız koyun. Kim Allah'ın zikrini yasaklıyorsa ondan daha zalim bir kimse yok.
Eşini, hanımını zikre göndermeyen, kocasını zikre göndermeyen, çocuğunu zikre göndermeyen, mescitlerde Allah'ın zikrini yasaklayanlar, sizlerden daha zalim bir kimse yok. O zalimliğinizle nereye gideceksiniz? O zalimliğinizle nereden kurtuluşu bulacaksınız? Nasıl Allah'ın yüzüne bakacaksınız? En büyük işten ne ne diyorsunuz? En büyük işten, en büyük işten Allah'ın zikri. Allah'ın zikri. Tüm bunu kalkıp da bize din satıcılar, buradaki zikrullattan kasıt namaz demesin. Namazın ismi salattır Kur'an'da. Kur'an'da din satıcıları din satmasın.
Maaşlarına baksınlar, yesinler maaşlarını. Yazdıkları kizyonda program başını hesaplasınlar zalimler. Din satıcı, dini kendisine geçim aracı yapan. Onlar bize din satmasın.
Dinlemeyin onları. Şeytanın borazan, onları dinlensin. Hiç onlar olmaz. İmanınız bozulur. Onları dinlerseniz, ahlak zikrini yasaklayanları dinlensiniz. Allah'ın zikri yasak. Her şey serbest. Kızın sevgilisi buluyor, kız sevgili buluyor serbest.
Oğlan sevgili buluyor serbest. Dansı serbest, içkisi serbest, kumanı serbest. Her şey serbest. Toplu bir şekilde camilerde Allah'ı zikretmek yasak. Biz evlerde zikrullah ettik diye karakol karakolda ulaştık. Karakol karakolda ulaştık. Videolara çektiler, resmimizi çektiler. Allah'ı zikrediyoruz diye. O yasak zikretmek en büyük iş. O cehri zikrullah yapacak olan insanlar camilerde zikrullah yasak olduğundan o yüzden camide zikrullah yapamazsınız zaten 3-5 kişi toplamda. Siz 5-10 kişi toplamsanız, camide zikrullah yapsanız imam önce şikayet ediyor.
Biz 28 Şubat'ta İsmail Hakkı tekkesinde zikrullah yaparken imam şikayet etti bize. İmam imam. Böyle bir kimse değil. Namaz kılınırken orada cemaat namaz kılıyor. Orada cehri zikrullah yapmak edeben uygun değil. Bakın zikrullah yapmak değil değil. Cehri yapmak edeben uygun değil. Kur'an-ı Kerim kilavet ediyor birisi. Cehri bir şekilde orada. Orada cehri zikrullah yapmak edeben uygun değil. Zikrullah değil. Zikrullahın yasaklandığı hiçbir am yoktur. Zikrullah şurada yapmak yasaktır diye bir am yoktur.
Namazın vakti vardır. Orucun vakti vardır. Namazın şekli vardır. Orucun böyle bir hali ahvali vardır. Abdestin şekli şemali vardır. Sırası vardır. Zikrullahın hiçbir şeysi yoktur. Abdestli, abdestsiz, usullü, usulsüz mutfakta, yemekte, salonda, sokakta, tekkede, camide, yolda yürürken, arabada yasağı yoktur. Tuvaletteyken dahi o zikrullah, o insanda öyle bir hale gelir.
Tuvaletteyken dahi kendiliğinden zikrullah devam eder o kimsenin kalbinden. Ahlak din satıcıları bu hal ile hallenmediğinden çıkanlar derler ki, Sufiler işte tuvalette dahi Allah zikredilir derler. Biz tuvalette dahi Allah zikredilir demiyoruz. İyi dinlesin, din satıcılığı. O zikrullah o kimsede oturur yerleşirse, kalbin esmayı çekmeye başlar.
Kalp seni dinlemez olur. Orada bir zikrullah'tan eskiler öyle derler. Bir çocuk konuşur. Zikri veledi derler, zikir çocuğu. O seni dinlemez. O başlar, esması neyse, o esnada onun nefis meratiplerinden hu esması. Kalp hu hu hu … Sen dinlersin onu. Zevki odur. Yolda giderken böyle, o başlar esmayı çekmeye kendiliğinden. Sen onu dinlersin. O seni dinlemez. O disiplin esnasında sana üstadın virdini verir, bu dersi çekeceksin günde bir seferde. Sayısız tevhide de devam etler. Sen edeb ile günlük virdini çekersin. Edeb ile.
Sen üstada telefon açarsan, efendim otobüste de çekebilir miyim? Çek der sana. Zikirsiz kalma. Sana dese ki yatarken de çekebilir miyim? Çek der sana. Zikirsiz kalma. Yolda giderken de çekebilir miyim? Çek. Zikirsiz kalma. Ama asıl zikurla abdestini alırsın, kıbreye yönelirsin, alırsın tesbini. Subhanallahil bihamdihi. Subhanallahil azim. Sen sübhansın. Eşin benzerin yok. Hiçbir şeye benzemezsin. Azimsin, büyüksün. Biri hata edersin. Ve bihamdihi estağfurullahil azim. Olan sensin.
Hamd edilecek olan sensin. Senden başka hamd-i layık kimse yok. Sen beni affet. Söylerken, öylesine söyler ki sufi. Ciğeri yarılaraktan söyler. Daha birinciyi söylerken, Allah'ın günahlarını döküverir hepsini. 99'u meratiptir.
Her söylediğinde, 99 ismi şerife gider o. Ona meratib denir sufilikten. Sufinin ilk söylediği tövbedir. El even. Daha o söylerken, Allah'ın günahlarını hazam mevsiminde dökülen yapraklar gibi döküveririz. Der ki, geldi benim dostum.
Oturdu iki dizinin üzerine. Huzurullah'a çıktı. Ve beni tanıdı. Ve beni bildi. Ve beni hatırladı. Hamde layık olan benim. Zikre layık olan benim. Affedecek olan benim. Bildi. Bunu hatırladı. Affettim. İkinci. Subhanallah'i ve bihamdihi. Subhanallah'i lazim. Ve bihamdihi estağfurullah'i lazim. Dedi. Mana alemine adımını attı. İkinci idade edip. Mana alemine adımını attı. Sufi bu hal ile zikurları yapar. Ve tövbe faslını bitirirken kendinden geçer zaten.
Kendinden geçer. Hangi esmayı, hangi zikri yaptığını da bilmez. Parmak çalışıyor, çalışmıyor. Dil çalışıyor, çalışmıyor. Kendinden geçer o. Artık o kendinde değildir. O biçim mana alemine adımını atmıştır. Sevgili, onu kendine çekmiştir. Demiştir ki sen kapıya tıklattın. Gel, buyur içeri. Hazinen senin olsun. Gel, buyur içeri. Dolaştan yerler senin olsun. Bak, seyret. Hamde layık olduğun Allah'ı, hamde layık olan Allah'ı, o mertebelerini, perdelerini gör. Sufi kendinde değildir artık. Sufi ne çektiğini de bilmez.
Ne söylediğini de bilmez. Onun diline koyan odur artık. Onun kalbine koyan odur artık. O yüzden de benimle konuşur diye. Onun söyleyen dili odur artık. Onun hisseden kalbi odur artık. Onun tutan eli odur artık. Onun yürüyen ayağı odur artık. O onunla yürür mana aleminde. O onunla tutar artık mana aleminde. O onunla görür artık mana aleminde. Dil onun, dudak onun, gönül onun, göz onun, ayak onun, el onun. O da yürümeye başlar. O da yürümeye başlayınca, onun zikrine, onun diline ne lazımsa, o halde, o manada, o perdede, hangi zikrullah lazımsa, onun gözüne, kalbine tecelli ettirir.
Aslında hal bazıları demiş ya, zikreden de odur artık diye. Çünkü o kendisi değildir. Kendi aklınla, fikrinle ben şu esmayı çekeceğim demez artık. Diyemez ki, yoktur aklı. Yoktur fikri onun. Yoktur düşüncesi onun. Onun artık tahayyülü yoktur. Onun hayali yoktur artık. Onun söyleyecek sözü, dinleyecek kulağı yoktur artık. Söyleyen de odur, dinleyen de odur. O halde ki kimseye, kim ne diyecek? Bu halden uzak olan din satıcıları muhali bilmezler. Muhali bilmediği karimden dolayı langur nungur konuşurlar. Allah onların dillerini mahşerde on sekiz değil, bin sekiz yüz arşı mı uzatacak? Allah onların mahşerde dillerini lime lime edecek.
Onlar mahşeri görmezler. Onlar mahşeri bilmezler. Onlar mahşere öylesine inanırlar. Bilmezler ve görmezler. Şehadetleri yoktur onların. Şehadetleri olmadık. Harine ulaşan sufi kalp onun elinde değildir. O yüzden dedi Cenab-ı Hak, sizin kalpleriniz Allah'ın iki parmağının arasındadır. Hadisi kutsi. Onun kalbi onun iki parmağının arasındadır. Onun parmağı mı var? Onun parmağı yok, sen anlayasın diye öyle söyleyeyim. O ahlak da parmak arıyor boyuna. Onun kalbi, o kalp onun ondardır. Kalp onun olduğu için istediği esmayı o kalbe veriyor. O esmadan esmaya geçiyor.
Mürebbi, öğretici, Allah. Üstad, Allah. Allah. Öğretmen, Allah. Mürşid, Allah gerçek manada. Mürşidler onun mürşidliğine muhtaç. Bütün öğreticiler onun öğreticiliğine muhtaç. O zaman o kalbe kim hükmetecek? O tuvalette de esmayı okuyacak o zaman. Alışverişte de esmayı okuyacak. Malını satarken de esmayı okuyacak. O okuyor, onun o. O bir başkasının değil ki. Ona teslim etmiş. Sahibine teslim etmiş. Götürmüş, bırakmış kapısını dönme. Demiş ki seni al. O yüzden kıymetli dostlar, Allah'ın zikrini sevin.
Allah'ın zikrinden uzak durmayın. Zikir halakalarından uzak durmayın. Zikredenlerden uzak durmayın. Allah'ı zikreden bir arkadaşınız, bir dostunuz olsun. Allah'ı zikreden bir seveniniz olsun. Zikir halakasında oturan kardeşleriniz olsun. Zikir halakasında oturan bir eşiniz, bir dostunuz olsun. Zikir halakasında oturan bir çocuğunuz, evladınız olsun. Zikir halakasında otursun. Allah'ı zikretsin. Sülale ne yeterse. Sen ona kızıyorsun ya, Mahşer de o kızdığına muhtaç olacaksın. Sen ona bunlar gidiyorlar, nereden sufiye gitti, kafalarını sallıyorlar. Gittiler çok affedersiniz, köpekler gibi havlıyorlar orada. Kokuyorlar, tel kokuyorlar. Ben gittim, ne kadar basık bir yer ya.
Ne kadar kötü bir yerde Allah'ı zikrediyorlar. Ne yapalım? Allah'ı zikredenler zenginlerden olmuyor. Zenginler isyankar oluyor. Zenginler gidip de bir fukara bir üstadın dizinin dibinde oturup da Allah'ı zikirde sabretmiyorlar. Paraları putlar olmuş. Paraları, mevkilleri, fabrikaları putlar olmuş. Amirler memur, gidip de bir üstadın dizinin dibinde oturup da Allah'ı zikretmiyorlar. Makamın mevkisi, memuriyeti, yüksek derecede haram gibi memur olması putu olmuş onu. Kiminin karısı putu olmuş, kiminin kocası putu olmuş, kimisinin hanası olmuş, kiminin babası olmuş, kimisinin çocuğu olmuş. Kimi putu var. Putu olanlar gidip bir üstadın dizinin dibine oturup da Allah'ı zikretmekten uzaklar. Onlar çok biliyorlar.
Kafaları çok çalışıyor. Allah Bediüzzaman sayıdın ursa adetleri diyor ki adi, samimi bir ehl-i tarikat. Samimi bir ehl-i tarikat. Silsile-i meşaiye duyduğu muhabbet cihetiyle asla... Beni kesmez, ümidini kesmezse de zındıkaya düşmez. Kafir olmaz. Kebari ve faksızlık olur. Ama bir kimse mütefendin, alim zat olsa, geçmemiş ise, bir tarikattan hissesi yok ise, bugünkü zındıkanın karşısında kendisini muhafaza etmesi müşkülleşmiştir. Kafir olarak göçer. Bediüzzaman sayıdın ursa. Mektubat, yirmi dokuzuncu mektup, dokuzuncu kısım, sekizinci tercih. Tasavvuf, tarikat, namlar altında, öyle nurani, öyle şerif diye başlar mektup.
Sonradan bir mektubat getirdiler benim elime. Bu yirmi dokuzuncu mektup, dokuzuncu kısım, sekizinci tercih kaldırmışlar. Arıyorum onu. Kimdeydi o bilmiyorum. Bana göstermişlerdi onu. Birisi gösterdi de. Sohbetten dinleyen varsa, onu bana bir zahmet getirsin ya. Zikrullah ehli olmak ve zikrullah ehlinin yanında oturmak o kimsenin imanını kurtarır. Zikrullah ehli olmamak ve zikrullah ehlinden uzak durmak seni kafirler cümlesine koyar. O münafıklar var ya Allah'ı az zikrederler. Münafıklar var ya onlar Allah'ı... Bu tehdit, sufilere de tehdit, şeyhim diyenler...
Her daim diliniz Allah'ın zikriyle ıslah olsun. Hadis-i şerif. Hazreti Peygamber'e geldi sahabeden birisi. Ya Resulallah yaşım geçiyor. Eskisi gibi ibadetlere koşamıyorum. Eskisi gibi sağlam, mukim ibadet edemiyorum. Bana bir yol göster ki onunla kurtuluşa ereyim. Bana bir yol göster ki onunla selamete çıkayım. Onunla öpüm hep açık. Allah'ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e dedi ki, dilin zikir ile ıslak olsun. Dilin zikir ile ne olacak? Islak olacak. Dilin zikir ile ıslak olmazsa, bil ki münafıklık alameti var üzerinde. Allah zikir etmeyenlerinin üzerine azap yağdırır.
Islak yağdırır. Allah zikir etmene darlık yağdırır. Bir sıkıntıyla mı karşınızda Allah'ı zikredin? Bir şey mi olması, darlık zikirsizliklerdir. Bir evde zikrullah eksik. Kim Allah'ı zikrederse, Allah da onu zikreder.
O yüzden asla ve asla, asla ve asla zikrullah'tan uzak durmayın. Asla ve asla zikrullah halakalarından uzak durmayın. Asla ve asla zikredenleri hor ve hakir görmeyin. Asla zikredenlerin kusurlarını, ayıplarını araştırmayın. Allah sizi lime lime helak eder. Gözünüze premde olur. Zikredenlerle kimse uğraşmasın.
Zikir o kadar kıymetli. Allah ancak kendi dostlarına kendisini zikrettirir. Sen düşmanını adınandırır mısın? Allah'ı ancak temiz ağızlılar zikreder. O yüzden bütün sufi derslerinde önce törbe vardır. Allah'ı zikretten temizden bir öte.
Sen temizsin diye düşünme. O kibir, o şeytanın vesvesesi. Seni temiz gösterir. Seni alim gösterir. Seni veri gösterir. Seni derviş gösterir. Seni iyi birisi gösterir. Seni çok bilgili gösterir. Seni havalarda gezerken gösterir. Seni uçurur o. Birini beğenmemek, birini beğenmemek, birini beğenmemek şeytanidir.
Nefsine bak. Birinin kusurunu görmek şeytanidir. Nefsine bak. Hele zikredin dersen. Aman Allah muhafaza eylesin. Allah'ı muhafaza eylesin. Sufi boş vaktini nasıl değerlendirmesin? Sufi'nin boş vaktini alırsın, bir boş vaktini değerlendirmesin. Sufi'nin boş vakti varsa nefsine uymuş o, gaflete dalmış. Sufi'nin boş vakti varsa çok tövbe etsin. Sufi'nin boş vakti varsa sufiliğini bir rahata etsin, bir tefekkür etsin, bir sorgulasın. Sufi'nin boş vakti olacak. Allah muhafaza eylesin. O şeytanın kucağına çalmış, şeytanın kucağına oturmuş, şeytanın morazanını çalıyordur. Sufi'nin boş vakti olacak. Şevkimizi, muhabbetimizi nasıl arttırabiliriz?
İbadetlerimizi nasıl tedirleştirebiliriz? Allah'a nasıl vasız olduk? Zikre devam edin. Her şeyin ilacı, her şeyin menbaı Allah'ı zikirdir. Sen yolda yürürken yürü. La ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah. Yürürsen, dükkanda la ilahe illallah de, evde la ilahe illallah de, arabada la ilahe illallah de. Sen kalbine la ilahe illallah'ı oturttur. Şevk de gelir, aşk da gelir, muhabbet de gelir, hepsi de gelir. Cenab-ı Hakk'ın ayeti kelimesi ordu duruyor. Kim Allah'ı zikrederse, Allah da onu zikreder. Kim Allah'ı zikrederse, Allah da onu zikreder. Babamın amcası beni kapalı olarak görmek istemiyor. Hakaret ediyor, her gördüğümde annen bana, o senin amcan diyor.
İman edenler sizin akrabalarınızdır. İman eden senin annen babandır. İman eden senin kardeşindir. Senin başörtünü bir kimse sevmiyorsa, istemiyorsa ona tecid, iman, tecidi nikah gerekli. İman edenler birbirlerinin velileridir. Ancak iman edenler birbirlerinin kardeşleridir. Babasından, kardeşinden savaş esnasında hep kaçındı, kaçındı, olmalı. Birisi öldürdü kardeşini. Çok üzüldü Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti. Hemen Cebrail aleyhisselam savaş meydanında geldi, ayeti gerimeyi verdi, indirdi. Dedi ki iman edenler ancak kardeşler, senin ceddin iman ettiyse ceddin, iman ettiyse ceddin değil.
Senin başörtünü görmüyorsa, düşmanse o kimse senin başörtüne, o tecid, iman tecidi nikah gerekli ona. Neden? Bir kadının örtünmesi faz. Bir kimse farzı inkar ederse tüküreyim. Ben din satıcısı değilim, lafı eğip bükmem. Üçünde saçlar görünmeyecek şekilde, buradan kulaklarının ucundan kulakları görünmeyecek şekilde, buradan da çenesinin, bu altı çenesinin bittiği yerden, elleri, ayakları müstesnağı örtünmesi faz.
Bir kimse örtünemeyebilir, kendince der ki nefsim uyuyom, örtünemiyorum, işim var, gücüm var ama bu farz. Eyvallah. Bu bir kimse dedikodu haram, dedikodu yatmak gibi. Kıybet etmek haram, kıybet etmek gibi. Kıybetin haram olduğunu biliyor. Ona birisi sen kıybet ediyorsun dediğinde bu kıybet değillerse kıybete ona da tecid, iman tecid, nikah gerekli. Bazen diyorum ben, kıybet etmeyin. Yani insan saflı, hamlı, gafleti bu kadar olur mu? Hocam ben kıybet etmiyorum. Böyle dedin dedim nikahın da düştü şimdi. Yattığın kıybet yok. Bunun gibi, kıybet harap mı harap yapıyor mu insanlar yapıyor. Yapınca o elanlaşıyor mu?
Hayır. Bu da onun gibi. Bir kimse başörtüsü var mı onu inkar edersen, bu değil dersen kafir. Hiç kimse başörtüsünü öyle farziyetten görmüyor mu demesin kendi kafasından. Onlar din satıcısı. Kadının örtülmesi farz. İçki haram. Faiz haram. Haksız yere adam öldürmek. Kadınların ve erkeklerin üzerine namusla alakalı irtiham. Yetimlanı yemek haram. Mevdullah'ta günah işlemek. Büyük günahı kebay. Haram. Kim helal diyecek bunlara?
Birisi haram değilse tecrin, iman, tecrin, nikah gerekecek. Zina haram. Nikahsız bir kadınla bir erkek cinsel ilişkiye girdi. Haram. Büyük günahı kebay. Ben Mevli olsaymışım, böyle üstüne basa basa haramlara haram denermişim.
Aç bir şey olmaz diyor, ben açmak istemiyorum. Sonuçta babamın abisi ya da kardeşi deyin ne yapmalıyım? Açma başını. Asılca dejevü olarak adlandırılan içinde bulunduğumuz anı ikinci kez yeniden yaşıyormuş hissine kapılmak İslam'da kalu bela ile alakalı mıdır?
Değil mi? Kalu bela ruhların yaratıldığında kalu dedi. Bela evet dedi. Kalu bela ruhlar yaratıldığında Cenab-ı Hak ruhlara sordu. Ben sizin Rabbiniz değil mi? Bütün ruhlarda cevap verdiler. Evet, bela. Sen bizim Rabbimiz. Kalu bela denilen şey bu. Kalu bela denilen şey budur. Bütün ruhları Cenab-ı Hak yarattı ve Cenab-ı Hak ruhlara sordu. Ben sizin Rabbiniz değil mi? Bütün ruhlarda cebri olarak. Orada hayır deme, noktaları hayır deme, imkanları hayır deme ihtiyarları yoktu. Herkesi de dediler ki evet sen bizim Rabbimizsin. Diyo ki biz kalu belaya vakıf olduk. Kalu belaya vakıf olsanın olacak olmasın olacak.
Orada zaten hukukiyetin yoktu ki. Ne yalan söylüyorsun? Orada idrakin yoktu. Ne yalan söylüyorsun? Kuf olmak. Yani ruhlar aleminin yatıldığı antakı hali görürsün. O farklı bir şey. Onu kalu belaya vakıf olduk. Allah muhafaza eylesin. Devam ediyoruz. İnsan ruhlarını toplayıp onlara dünyadaki yaşamlarını izlettirildiğini okuyor. Ve dinlemişti.
Bu da yalan. Allah bütün ruhları, dünya hayatını onlara izletti. Şimdi de yaşatıyor. Yalan. İzlediğini söyleyin bana, yarınından haber versin. Bir de kesitler görmesi bir kimsenin farklı bir şeydir.
Ama bütün hayatını görmesi farklı bir şeydir. Başkasının hayatını görmek farklı bir şeydir. Kendi hayatının en ince ayrıntısına kadar gördüyse gelsin bir de. Yok böyle bir şey. Bizlerin kaderleri belli olmuş olmuyor mu? Bu da cevreye girmiş oluyor. Doğru. Bu konuda değerli görüşlerinizi bizimle paylaşır mısınızdır? Böyle bir şey yok. Bir kimse komple hayatını bilmiyor. Komple hayatını bilen var ise bile söyleyebilecek hiç kimse yok. Bunu ancak Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerin üzerinde belki de düşünebilir. Ama Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerin üzerinde dahi tam manasıyla böyle bir tecelliyat yok.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde zorlandı. İstişare etti. Ne yapması gerektiğiyle alakalı emir bekledi. Günlerce ağladı, günlerce sıkıntılarda yaşadı. Ne yapacağını bilemediği anlar oldu. Ayet-i Kerime geldi onu o andan kurtardı. Cevrail aleyhisselam geldi onu o halden çıkardı. Allah kurtardı. O yüzden kimse bu haliyle hallendiğini söylemesin. Sufilerin halleri peygamberlerin üzerinde değildir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinde bir hayl söyleyen, bir mucize söyleyen, bir keramet söyleyen kimse sapıktır.
İnanmayın. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bütün hayatım benim gözümün önüne serildi. Ben hayatımı biliyorum deseydi, derdik ki bu kaparlanmış herkese. Allah bizi affetsin. İslam alimi Hacer-i Mekke hazretleri buyurdu ki, Kur'an-ı Kerim'i Arapçadan başka harf ile yazmak ve Kur'an-ı Kerim'in tercümesini okumak haramdır buyurmuşlar.
Bu sizce İslam'ı anlamak, öğrenmek isteyenler için zorluk çıkarmaz mı? Evet. Latin harfleriyle Kur'an okumanın ne sakıncası olabilir ki? Bu İslam değil, tüm insanlara gönderilmedi. Allah'ın kitabı tüm dillerde yazılıp okunabilir. Mekke'ye burada katılmak zorunda değiliz. Mekke alimdir. Mekke'nin alimlerinin üzerinde bir şüphemiz yok. Ama velakin bizim mezhep imamımız İmam-ı Azam'dır. İmam-ı Azam Hazretleri başka dillerde Kur'an-ı Kerim tefsirinin okunulmasını, başka dillerde Kur'an-ı Kerim'in yazılmasını bu noktada cari görmüş. Hatta Kur'an-ı Kerim'den bir sure bilmeyen kimsenin, Kur'an-ı Kerim'den herhangi bir ayet bilmeyen kimsenin, kendi diriyle Fatiha'yı okuyaraktan namaz kılabileceğine fetva vermiş.
Şimdi arkadaşlar, kardeşler, bir alimin üzerindeki, bir alimin eksiği, kusur, hatasının üzerinde bina etmesinler bir şeydir. Mekke bizim mezhep imamımız değil. Biz bir meseleye Kur'an'a bakarız. Sünnet-i Resulullah'a bakarız. Ashab'ın tutum ve davranışına bakarız. İmamların iştahına bakarız. Din bizim bildiğimiz bu. Bir konuda önce Kur'an, ondan sonra Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sünneti, sonra ashabın o meseleye nasıl davranıp baktığı, sonra imamların iştahı, imamın değil, dikkat edin, imamların, buna İmam-ı Azam, İmam-ı Malik, İmam-ı Şabi, İmam-ı Hamdeli, İmam-ı Muhammed, İmam Yusuf, İmam-ı Züfer, Serahsi örneği.
Bunun hepsinin içine giren. Bakalım biz. Bugünkü ben fetvacıları beğenmiyorum. Kabul etmiyorum. Zaten gerek yok. Haliki de olmayan, Şafii de var, Şafii de olmayan, Hamdeli de var. Bir mesele bana, getirin bir mesele olsun. Allah'a hamd edin.
Kardeşimiz, bir arkadaşımız bir mesele getirdi de, o meseleye imamların meçhesinden cevap veremediysen, söylesin. Fakir yirmi yıldan beri burada sohbet ediyor. Bir tanesi desin ki, ben bir mesele getirdim, size sordum. Siz bu meselemi havada bıraktınız. Kişi diyemez. Bunlar şimdi, bu gıybet değil şimdi söyleyeceğim.
Zekerya Beyaz gibi, yüz on sekiz tanesini cebinden çıkarırlar. Çıkmış televizyonda İmam-ı Azam'a laf söylüyor. Küstah ahlaksız. İmam-ı Azam gibi kim? Kendiken diken oluyor. Müsnedinin yani, fıkıh, fetva verdiği hadislerini alıp eline, kabri şeriften cevap geliyor.
Ne yap? Evet! İşaret oluyor. Esselamu Aleyküm'den meda geliyor. Evet! İşaret ediyor. Oradaki ila imamına birisi. İmam-ı Azam'ı aleyküm senin yüz on sekiz tanesini.
Türkiye dinliyor. Türkiye dinliyor. İmam'ı ne lan söylüyorlar, dinliyor. Mesele ne lan söylüyorlar? Dinliyor. Sanatçıymış. Yok sanatçıymış. Kim öldürdü, kim şehit etti? Dinliyor.
Fes'te aşk muhabbeti yapmak kolay. Twitter'da aşk muhabbeti yapın. Televizyonlarda oynasınlar, zıplasınlar. Dinliyor herkes. Dinliyor. Umurumuzda değil. Umurumuz... ...onun da canının kıyılması lazım.
Kim bir vatandaşımıza zalimce tecavüz ettiyse... ...onun da canına kıyılması lazım. İmza sokmayın. Vatandaş değil misiniz? Bu memleketin insanı değil misiniz? Şehidi olan evlatlar sizin evlatlarınız değil mi? Şehit olan polisler bizim evladımız değil mi? Şehit olan masum çocuklar bizim çocuklarımız değil mi? Bu topraklar bizim değil mi?
Bunu söyleyeceğim, haykıracağım. Adam oturmuş İmam-ı Azam'a küfrediyor. İmam Şafi'ye, İmam Malik'e küfrediyor. Hakaret ediyor. İmam Buhari'ye hakaret ediyor. Müslüme, Temizciye, İmin Muaciye, bütün hadis alimlerine... ...olmadı. Bütün hadisleri inkar ediyor. Biz dinliyoruz. Biz dinliyoruz. Bütün peygamberliği kenara atmaktır. Biz dinliyoruz. Adamın da halka geçiyor bizden. Halka geçiyor istediği gibi. Dinliyoruz biz. Uğraşıyorum, bağlamıyorlar beni. Telefonu kıracağım geceleri. Uyduruktan bir şey için beni arıyorlar ama.
Ben filanca televizyonla arıyoruz, böyle bir tartışma var. Bu tartışmada siz böyle böyle terbiyesiniz. Bunun için arıyor beni. Bunun dediğini dersen iyi alim olacak. İyi şeyh olacağım o zaman. Kardeşim onun doğru söylediği ben öyle konuşamam. Bana doğru bir şey sorarsanız ben istediğim gibi konuşurum dedim de. Görüşürüz hocam. Kalk kapatıyor telefon. Onlara satılmış din takip lazım. Sahip çıkın. Sahip çıkın. Allah bizi affetsin inşallah. Toki Doğan Bey mağduruyuz. Evlerimizi elinizden alan bu hükümetin tüm haklarımızı suistimal edip tehdit ederek bir de borçlandırıyor.
Hakkıbet nedir demiş. Ben imza atmadım. Sen imza attın. Kadir-i Hun nedir? Bugün ve yarın Kadir-i Hun bayramı oldu. Valla bilmiyorum benim bildiğim dini bayramı iki tane. Birisi Ramazan bayramı birisi kurban bayramı. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'ne iki tane dini bayram söylemiş bize. Birisi kurban birisi Ramazan. Bir de cumalar bayramı. Cuma günü de bayramı. Geri kalan bayramların hepsi de kavimlerin bayramı. Bir kavmin bayramı. Bayramı. O kavmin bayramı olarak o günü tayin etmiş. Bayram ediyorlar. Eğleniyorlar. Eyvallah bunda bir hata var. Yok. Yok. Ama o kavmin bayramı dini bir gün değil.
Adına ne derseniz deyin siz. İşte ne kudreller. Bahar bayramı. Dini bir gün değil. İlla konu dini bir gün diye sıkıştıracağım diye uğraşma. Zorlama. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'ne iki tane bayram bize bıraktı. Dini bayram. Birisi kurban birisi Ramazan. Başka bir dini bayram yok. Cuma haftalık Müslüman'ın bayramı her gün için bayram. Haftalık bayram. Deliye her gün bayram gibi Müslümanlara her cuma bayram. Guslünüzü yapın. Cumanıza gidin. Çoluk çocuk. Cuma bayram. Guslünüzü yapın. En temiz, en güzel kıyametlerinizi gir. Çoluk çocuk. El ele tutuşun. Camiye git. Mutlu olacaksınız. Cumayı bayram mutluluğu.
Ne kadar güzel bir mutluluk. Her hafta bayram yaşayacaksın. Mutluluğa bak. Hayır hasanat yap. Yemekler gidin. İnsanlara tasattık et. Gel erizli ol. Tepesimli ol. Oh ne kadar güzel. Al işini al çocuklarının kolu kolu tutulup git camiye. Camide sen karşılaştığın şeyleri söyleyeyim. Diyecekler ki kadınlar giremez. Diyecekler ki çocuklar giremez. Sen onları dinlemez. Onlar din tutacak. Onlar maaşlı eleman. Sen de ki ben namaz kılacağım. Benim eşim de namaz kılacak. Burası cami. Biz cumayı kılacağız. Boşalt üç katı kardeşim. Boşalt üç katı. Benim eşim de burada namaz kılacak. Benim kız çocuğum var. Onlar da namaz kılacak. Üç katımı boşaltıyorsun. Alt katımı boşaltıyorsun.
Cemaat'ı boşaltıyorsun. Ne yapıyorsan yap. Ben eşim ve çocuklarım bugün cuma. Burada biz namaz kılacağız. Ben eşim ve çocuklarım bayram namazı kılacağız. Müslümanların bayramı. Biz eş ve çocuklar olarak geldik. Bayram namazı kılmak. İmam efendi. Ne yapıyorsan yap. Bakın ne yazıyorsun. Nereye yatıyor açıksan yap. Bu Müslümanlar kafeyi kırdı. Karılarını, kızlarını, çoluğunu, çocuğunu toparlayıp camiye geliyorlar. Ya bu camileri kilitleyin. Ya da bunlara yasaklayın. Bir şey değil. Birisi de çıkacak size şunu diyecek. Cuma kadınlara farz değil. Aman cumada kadınlar evlerinde otursun. Öyle kadınlar cumalar evde otursun.
Hepsi de eve bir kapansa var ya. Türkiye'de ekonomi batar. Kadınlar böyle bir protesto edecek var ya.
Diyecekler ki iki gün biz evden dışarı çıkmıyoruz. Yemin ediyorum bütün çekler, senetler iknaz eder. Kadınlar diyecekler ki biz iki gün büyük alışveriş merkezlerine gitmiyoruz. Kepek indirirler. Kadınlar diyecekler ki prosto ediyoruz. Bir hafta boyunca bir şey çarşıdan, marketten, bakkaldan, çakkaldan, dükkanından bir şey almayacağız. Yemin ediyorum kadınların ne isteği varsa bu memleket olur. Kadınlara diyorum ki örgütleniyor. Bizimkinden akrabe günü yapıyorlar. O ona altın takıyor, o ona pasta yediriyor, o ona börek yediriyor. Bizim örgütlenmemiz bu.
Örgütleniyorlar. Kim gelmedi? Teyzemin bir karnesi gelmedi. Gördün mü? Ay ne büyük kayıp. Örgütleniyorlar. Filanca şöyle bir kolye almış. Sen aldın mı? Hayır. Git sen de al. Öyle değil. Kadınlar örgütlenin. Deyin ki hiçbir şey almayacağız. Beş ay boyunca. Çok basit. Bizim örgütlenmemiz Facebook'ta ve Twitter'da. Mesailarda. Ne şu markayı almayan. Herkes gidip alıyor. Boşlar. Deyin ki büyük alışveriş merkezlerine gitmeyeceğiz. Gitmeyin. Afiş yolluyorum ben. Hiç alıştırmasın kimse başörtünün yanında.
Herkes kalıyor. Ben öyleyince. Başörtünler köle olmasın ya. Çalışmasınlar hiçbir arama. X firma. Hiçbir şey söyle. Ya Türkiye'nin yüzde yetmişi muhafazakar. Yüzde sekseni muhafazakar. Öyle değil. Nerede kardeşim bunlar? Bir ürünü protest ettiğini gördünüz mü? Boş muhabbet. Allah bizi affetsin. Kendine kötülük etmez. Bütün çevreyi ateşe sala.
Mesnevi yetmiş dokuzuncu beyin. Yetmiş dokuzdan mı kalmıştır? Edepsiz. Yalnız kendine kötülük etmez. Ya bütün alemi ateşe sala. Ben diyorum ki iki tane edepsiz olsan dünyaya ateşe verirler. Dünya'daki bütün olumsuzlukların sebebi edepsizlik.
Benim de başıma bir şey geldiyse benim edepsizliğimden. Başınıza her ne geldiyse edepsizliğinizdendir. İnsanlığın üzerinde ne var ise edepsizlikten gelir. Edep nedir? Edep nedir? Birinci dairede Kur'an ve sünnete sımsık yapışmaktır. Bu nedir? Farzları yerine getirmektir. Farzları yerine getirmek ne demektir? Farz olan ibadetleri yerine getirip günah kebailerden uzak durmaktır. Günah kebailerden uzak durmuyorsa o kimse edep perdesini yırttı. Yani edepsiz oluyor. O zaman şer'i manada edepsiz, açıkça, fütursuzca haram işliyor insan. İşte bunlar temirlerine ateş atma olası sadece.
Ya çevreyi de, bu alevi de, bu dünyayı da ateş atar. Edepsiz, yanındakini de edepsiz eder. Siz demirci dükkanına giderseniz iz kokarsınız. Hadis-i Şerif, ıtırcı dükkanına giderseniz ıtır kokarsınız. Yani koku, kokucu dükkanına giden koku üzerinde olur. Denirci dükkanına giden iz üzerinde olur. Sen günah kebail işleyen bir kimsenin yanına gider, onunla hoş sohbet eder, ona tebessüm eder, onunla dost olursan o edepsizlik sana da bulaşır. Sen hiç günah kebail işlemeyen, haramlardan uzak duran bir kimseyi dost edinirsen, sana ondan edep bulaşır. Sen edepli olanları kendine arkadaş seç. Sen edepli olanları kendine dost seç.
Sen edepli olanları kendine yoldaş seç. Hani Hz. Ebubekir Efendimiz demiş ya, bana arkadaşını söyle, senin kim olduğunu söyleyin. Pardon, özür dilerim. Senin dininiz mi? Kişi arkadaşının dini üzerinedir. Hadis-i Şerif, arkadaşının dininden kasıt, onun ahlakı üzerinde. Arkadaşının dininden kasıt, onun edebi üzerinde. Yalancı yalancıyla dost olur. Kumarbaz kumarbazla dost olur. Her akşam içki içen, her akşam içki içenle dost olur. Hırsızın dostu hırsızdır. Üsküatçının dostu üsküatçıdır. Dedikoducunun dostu dedikoducudur. İftiracının dostu iftiracıdır. Onlar bulurlar birbirlerini. Dükkanda, orada, burada, dergahda, tekkede, camide, her yerde bulunur onlar.
Onlar iki kişi, üç kişi, kısmı sıkı sıkı sıkı otururlar. Hamile dedikot ederler. Şuradan oturur, kapıdan girenin, her girenin dedikodusunu yapar. Ben tanımam, o tanır. Herkesin oturun, bütün cemaatin bilmetini eder. Sen tanımazsın, o tanır herkesi. Adam oturmuş, benim kılık kıyafetimi takip ediyor. Bana dedi ki, ya Hacı Efendi ya dedi, her gün değişik bir kıyafet giyeni dedi. Böyle baktı. Her gün beni takip ettiğini gösteriyor dedi. Kaldı. Mübarek insan dedim ya, başka takip edecek bir şey bulamadın da benim kılık kıyafetimi mi takip ediyor? Böyle yaptım. Başarılısın ama hiç gözden kaçamamışsın. Dedikodu mu herkesi? Adam senin ayakkabında takip ediyor. Bugünkü ayakkabı çok güzelmiş Hacı Efendi.
He yağmur yağınca bunu giydin dedim ya, sabah gibi görmedin o zaman. Demek ki iki ayakkabı taşıyorsun dedi. İki olsa iyi dedim ben. Nasıl dedi, halet-ül ruhiyeme kadar ayakkabı taşıyom ben dedim. Arabada dolu dedim. Böyle yaptım. Senin gibisinden denk gelmedin dedi. Daha neler var ben de takip etsem ben de dedim. İşini aldın. Caminin bahçesinde oturuyor, çetede tutacaklar mı? Kaç sefer tuvalete girdin diye. E de, e de, dedikoducuyla arkadaşlar. İhtiracı iftiracıyla arkadaşlar. Bilbetçi bilbetçiyle arkadaşlar. Adam apartmanda bana kaç kişi misafir gelmiş bayramda onu saymış. Hacı Efendi yaklaşık yedi yüz kişi geldi dedi. Bu bayramı size ziyaret dedi.
En hakikat tutturuyorlar. Böyle baktım. Maşallah dedim ya. Numara dör gibi misin dedim. Ben saymadım, sen mi saydın dedim. Numara dör adam. Bayramda kaç kişi geldiğini saymış. Numara dör. Ede. Edebsiz dünyayı yakar. Edebi yok. Memleketi yakar. Edebi yok. Ülkeyi yakar. Edebi yok. Edebi yok. Aileyi batırır. Edebsiz sülaleyi batırır. Edebsiz çoluğunu, çocuğunu helak edersin. Bir fitne atar ortaya, kadın bir tarafa gider, çocuklar bir tarafa gider, sen bir tarafa gidersin, ne olduğunu anlayamazsın. Edebsiz, yakar ortalığı. Fitnici, kıybetçi, dedikoduru, iftiracı, yakar ortalığı.
Birisinden konuşuyorsundur, hasbelkader, kadının birisinden adres sormuştur. Edebsiz hemen telefon açar. Senin adamın gördüğü çarşında bir kadından konuşuyordu. Veya senin hanımına hasbelkader, adamın birisinin, arkadaşının kocasıdır, amcasındır, dayısıdır. Selam selebeyi ne demiştir. Senin adamın tanıdığıdır. Edebsiz hemen telefon açar. Senin aldığın kadını, hanımı gördün, çarşıda bir adamla konuşuyor. Abdükkanında bir şey olur, eve telefon açar senden önce o. Gördü ya seni. Tamam bitti. Kıybetçi, kıybetçi, dedikoducu, dedikoducu. Seviyorum. Yakar dünyayı edepsizler. Evet. Bunlar bir de bir çıkara yakıp karşıdan bir de seyrederler. Ne güzel yanıyor ya.
Kalbinde, vicdanında bir korku. Kalbinde, vicdanında bir küsürme de yoktur. Edeb yok çünkü. Allah muhamudu eylesin. Edeb, nurdan takmış insanın başında. İslam komple edebtir. Hazreti Mevlana, Kur'an, Kur'an tamamıyla edeb anlatırdı. Hazreti Peygamber tamamıyla edebtir. Edebtir. Sufilik tamamıyla edebtir. Edeb. O zaman, hastan edeb isteyelim. Edebe ram olalım. Edebe müştak olalım. Edebin peşinden gidelim. Bu neyle mümkün? Günah-ı Kebailerden uzak durmakla mümkün. Günah-ı Kebailerden uzak durun. Önce dilin afatlarından uzak durun. Diline sahip çıkan, dinine sahip çıkar.
Diline sahip çıkamayan, dinine sahip çıkamaz. Bu dilinizden yalan, yemin, gıybet, dedikodu, iftira, suizan, bühtan. Bu dilinizden boş söz, gaflet söz, küfür. Bu dilinizden hakaret, çırtmazsız. O müminler ki müminlere karşı müşrik, yumuşak, şefkatli, merhametlidir. Mümin odur ki dilinden, dilinden müslümanlar emin olan. Mümin odur ki onun elinden, elinden müminler emin olan. Mümin odur ki onun azalarından bütün varlıklar emin olan. Haksız yere adam ödürmek, hırsızlık yapmak, üçkağıt, beşkağıt etmek, insanların hakkına tecavüz etmek, elinle, ayağınla, gözünle, kulağınla, dilinle, günah-ı kebailerden uzak durmak, göz harama bakmayacak.
Sana ne milletin eteğinin kaç santim olduğundan? Sorge soracak mı Rabbim kadınların eteği kaç santimli baktın mı diye? Ne kadar giymiş kısa sana ne? Dedim ölçtün mü, arşınladın mı, karıştadın mı? Karıştarken nasıl baktın? Ede, sana ne? Yırtmacının kaç santim oldu? Ne elin karısından, kızından? Namanda karsın. Allah'ı zikredenin gözü bakmaz. Zikredenin dili haram konuşmaz. Zikredenin eli haramı tutmaz, harama dokunmaz. Haram işlemez. Allah'ı zikredenin ayağa harama gitmez. Zikredenin gözü suizan etmez.
Ey iman edenler, siz suizamın fazlasından kaçınınız. Suizan etme. Kalbin suizan beslemesin. Allah'ı zikredenin kalbi, ümitsizliğe düşmez. Öyle bir şey olmaz. O zaman, zikrimiz kemale ersin. Zikrimiz otursun dilimize, gözümüze, kulağımıza, elimize, ayağımıza, bedenimize, canımıza, ruhumuza, sırrımıza yerleşsin, otursun.
Zikrullah'ı öyle yapalım. Zikrullah, edep getirir insana. Edep demek, haksızlıkların karşısında hakkını savunmamak demek değildir. Edep demek, vatanını, milletini, dinini, imanını savunmamak demek değildir. Edep demek, birisi senin dinine hakaret ederken susmak demek değildir. O zayıflıktır, o kimliksizliktir, o kişiliksizliktir, o edep değildir. Edep, her şeyi yerli yerine koyup, yerli yerinde konuşmaktır. Birisi senin dinine hakaret ederken, susmak edep değildir. Susup, onu susturmamak edepsizlik. Bir kötülüğü gördüğünüzde elinizde, mümkün değilse dilinizde, mümkün değilse kalben buz ederekten önlemeye çalışın. Müslümanın üzerine farz kötülükleri engellemek.
Bir yerde uyuşturucu çetesi var, telefon aç devlete. Burada uyuşturucu satıyorlar okulun önünde de. Filanca burada uyuşturucu satıyor de. Kadınları, kızları tuzağa düşürüyor. Bir çete var, karşında villada, karşında evde. Kardeşim burada kadınları tuzağa düşürüyorlar. Satıyorlar burada. Öbür gün senin çocuğuna uyuşturucu satarlar. Ben bayındırdı mahallede annem söyledi Allah rahmet eylesin. Filanca dedi bahçeye esrar etmiş. Lan ne telefon açıp dedim şikayet etmiş. Oğlum başıma hiç mi alayım dedim. Ben atak atak tak tak aradım üzerine. Selamun aleyküm aleyküm selam. Ben Mustafa Özbay. Yenim aleyküm Üçpale Caddesi'nin o yirmide oturuyorum.
Şu anda Adem'in yanına geldim. Bizim evin iki sok, iki ev sağında esrar yetiştirici birisi varmış bahçesini esrarla doldurmuş. Geldiler bir sürü, köklediler. Arıyorlar Mustafa Özbaycan. Mustafa Özbaycan'ın hakim benim dedim. Annem otur dedi. Bana dedim bir canı var. Esrar keş vuracaksa vursun vursun vursun. Esrar keşten mi korkacaksın? Çıktım. Beni dedim Mustafa Özbaycan. Şikayet eden de beni. Adam bana bakıyor. Acam ne cesaret etsin. Ne cesaret olacağım kardeşim. Bu vatan benim de dedim. Bu memlekete dedim. Uyuşturucuya, esrar keşççiye, kokainciye, muhkutucuya mi bırakacaksın dedim. Bırakmayın. Ne o? Sen jürnaci misin? Han jürnaciyim ben.
Bizde böyle bir şey vardır ya. Kardeşim. Dokuz yaşındaki çocukları okullarda uyuşturucu alıştırmaya çalışıyorlar. Memleketin gençliğini helak ediyorlar. Kafelerde, kafeteryalarda, çay, topçularda, popçularda, dansçılarda, gezi kulüplerinde. Uyuşturucuya alıştırıyorlar gençleri, kadınları, kızları. Uyanın. Uyanın. Söyleyin. 155'e ihbar edin. Şehit olun. Memleket düzlüğe çıkacak. Bu memleket aydınlık yarınlarını görecek. Bu memleket cellet bahçesi oldu.
Bu memlekette sünnet hafim oldu. Sünnetin yaşanacak. Bunu toprakün yapacak. Yanlışlıklar açın. Yanlışlıklar. Adam gece sarhoş. Herkese küfrede, küfrede gidiyor. Aç 55'i arat. O diye bağırdı mı arat. İşim burada rahatsız ediyor. İşim hiç rahatsız ediyor. Saçından tutmuş, tokatlıyor kadını. Gece saat bir, bir buçuk. Aradım, kadını tokatlıyor burada dedim. Müdahaledeyim mi, geliyorsunuz? Ben de duruyorum orada. Adam baktı, ben duruyorum şimdi. Kolunu yitirdi. Ne bakıyorum dedi, sana neler dedim. Kadın yalvaran gözlerle bakıyor.
Dedim bekle, geliyorlar şimdi. Pat geldi. Polis. Beni dedim şikayet eden, kadını dövüyordu dedim yolda. Dedim, gelirim karakola şimdi dedim. Şahitlik de dedim, al telefonun bu. Öbür gün bakıyor sarhoş. Dedim, plakayı yazacak. Yaz dedim, 35'e bilmem kaç. Okudum ben kendim, kendim yazdım. Yaz dedim. Yarın gelmezsen de. Ahım kalır sen de. İstersen açık adres vereyim dedim. Ben benim demin karşısında dedim. Züccaciye iş yapıyor. Daha açık adres verin. Yukarıda karabaş verin teknesi var. Kime Mustafa Özbağ? Kim desen gösterirler sanırım. Sen gel, ne yapacaksan yaparım. Bekliyor mu hala da? Bekliyor mu hala da? Birinde öyle bir şey oldu da bana öyle dedi.
Kapının önüne dedi, senin hakkında bildiri dağıtacağım dedi. Kadınlarla ilişkisi var diyeceğim dedi. Yapmazsan ahım kalır dedi. Senin bu elinden bu kadını kurtardım ya ben dedi. Sen gel, yap dedi. Yalnız kendine dikkat et, orada bir şey yapacaksın zaman. Neden dedi, tükürükte boğulmaya sınav var dedi. Evet, korkarsanız iyiliği hakim edemezsiniz. Korkarsınız, kötüler hakim olun. O yüzden dedi Hazreti Peygamber. Korkaklığın şerrinden sana sığınırım ya. Kötülerden ve kötülükten kendiniz yapacağız diye korkun. Ama kötüler ve kötülüklerden korkmayın. Mücadele edin. Yürü, mahallenizde iyilik hakim olsun.
Evinizde iyilik hakim olsun. Tekkenizde, bahçenizde, memleketinizde iyilik hakim olsun. Hiç kimse kötülüğünden ve şerriğinden sizi durduramazsın. Sufilik bu. Ben öyle başka bir sufilik bilmiyorum. Bir yanağını vurunca öbür yanağını da uzatacakmış. Ben o sufilerden değilim. O sufilerden değilim. Öyle benim bir yanağımı vurursam senin kolunu kıvırır, kırar koluna verir, gök döndürür. Dönderir mi seni? Mümin, müminlere karşı müşrik ve şefkatlidir. İyilere karşı müşrik ve şefkatlidir. Semazenin eli yukarıda durur ya, bana soruyorlar bu en az. Semazenin eli yukarıda ne manaya geliyor? Kötülükleri vurmak için durmak. Alıyor şimdi. Hiç böyle bir tarif yok ya.
Verden şunu veriyor. Hak'tan ancak halka veriyor. Ben diyorum, Semazenin eli böyle duruyor. Bak diyorum, Osmanlı eli gibi. Böyle el duruyor. Osmanlı tokatı vurmaya hazır. Eğer kötülük yaparsan öyle bir beynine iner ki senin. Yıldızları bile sayamazsın sen. Semazenin eli o yüzden yukarıda. Böyle duruyor. Hazır kıta. Hazır kıta o. Kötüler o ele basın, kendilerini hizaya çeksinler. Dinsizler, imansızlar, din satıcıları o eli görsün, hizaya çekilsin. Üç kağıtçılar, beş kağıtçılar o eli görsün, hizaya çekilsin. Şer odaklı, teröristler, bu vatana, bu millete, bu dine ihanet edenler, ihanet etmek isteyenler. O el duruyor orada bakalım.
İndiriz evini yer ve ekser. O yüzden tövbe et. Dön geri. Gittin yol, o yol, düzgün yol değil. O el, o yüzden duruyor. Biz de eğitirken diyoruz ki bak ellerini aç. Böyle güzel tut elini. Elma tutar gibi. Elma tutar gibi. Böyle elini aç. Böyle değil. Böyle aç elini. Bu değil. Semazenin el tutuşu bu değil. Bu semazenin el tutuşu değil. El açı. Böyle parmaklar açı. Dikkat et. Böyle. Sıkı. Senin kalbine de kibir, güzlü, gaflet gelirse, kalbine gelecek olanı da ala şahit. El her daim havada kalacak öyle. Tetikte.
Sufi uyanıktır. El tetikte. Angel sahil. Vurdumu düşürür. Kimi? Kafiri de, şeytanın da nefsi de. Gafleti de. El böyle duracak. Yok öyle şey. Bir yanağını vuracak, öbürü yanağını çevirecek. Yapamayacağım kardeş ben. Mümin gelsin canım iyisin benim. Mümin gelsin başıma tac edeyim ben onu. Mümin gelsin gönlümün sultanı olsun, baş tacı olsun, baş köşeme otursun. Hizmet edeyim ben ona. Ben onun ayağına halı olayım. Yolunun tozu olayım ben. Mümin o. Ona ne demek? Bu el ona merhamet ve şefkat götürür. Bu el ona alıp ilahi aşkı onun gönlüne koyar. El orada duruyor.
O ilahi aşkı alacak onun kalbine koyacak. Mümin ama kafir bana öyle düşmanlık etmeyen kalkarsa bu el onun kaydını büker. O kötü, Müslümanlara kötülük yapmayan kalkarsa bu el onun kaydını büker. Şer, şerlik yapacaksa bu el ona cevabı verir. Ama mümine karşı asla ve kata. Ona merhamet, şefkat, yardım götürür. Allah biz onlardan eylesin. O yüzden edep, nurdan taçtır. Edep, farzlara sımsıkı yıkışmaktır. Edep, sünnet-i Resulullah'ı sımsıkı tutmaktır. Edep, Kur'an ve sünneti azı dişlerinden sımsıkı yakalamaktır. Hadisi şerif. Edep olur.
Edep, nafilerden de Allah'a yaklaşmaktır. Edeb, Allah'ı sevmektir. Edep odur. Edebin üç merhalesi vardır. Birinci merhalesi neymiş? Farzlara sımsıkı yapışmak. Bu neymiş? Farz ibadetleri yerine getirip, günah keballelerden uzak durmakmış. İkincisi, ikinci edebin hali neymiş? Nafilelerle Allah'a yaklaşmak. Bu, en güzel ahlakla ahlaklanmaktır. Edebin üçüncü halindedir. Allah'ı sevmektir. Nasıl? Gözünün gördüğü ve görmediği her şeyden fazla Allah'ı sevmektir. Edep odur. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Hakkınızı helal edin. Cenab-ı Hak cümlemize inşallah. Kendi dostlar halakasını aldığı kullanımdan eylesin inşallah. Zihin açıklığı için hangi dua okulması gerek ve ne yapılması gerek demiş.
Hazreti Ali Efendimiz bir dua öğretmiş. O dua aklımda değil. Demek ki ben de çok zihnimin açılmasını istemiyorum. Veyahut da nasip değil. Demek ki o duayı bilmiyorum ben. Ama meşhurdur o dua. O insanın biletiniz var mı? Neydi o dua? Rabbi. Efendim? Söyle. Öyle miydi? Allah size selam etikler. Selamun aleyküm. Hakkınızı helal edin. Helal edin. Helal edin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi