Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 30 Nisan 2012 · 1:09:27
Açık bir ses, selamun aleyküm, Allah gecenize hayır etsin inşallah, gündüzünüzü hayır etsin, meyveli, yalanı, canınıza hayır etsin inşallah, mutlularımıza nail etsin, okudularımıza muhafaza etsin inşallah. Usulü olarak, Kur'an, kapsadığı dil itibariyle gerçekleri kısa koruyordur.
Bu noktada en önemli kısa, Habil ve Kabil'dir. Kur'an'a göre, Habil, havcılık, hayvancılık, üretim kaynağından doğa olduğu, mülksüz dönem. Kabil ise, üretimin tekelleştiği, sahsi mülkiyet ve tekelciği temsil eder. Kabil'in kardeşi, Habil öldürmesi, yani bu dağı, bütün insanlığı öldürmesi, özel mülkiyeti ortaya çıkararak, Kabil'ci toplumu türenmiştir.
Kabil'ci toplum, çıkartı toplumudur. Ey Erdem! Oysa, kıyamet günü öğle topluluklar gelecek ki, Habil'leri Fıhame Dağı'nın kadar olduğu halde, cehennem ateşine girmeleri emredenir. Onlar namaz kılıyorlar ve oruç tutuyorlardı. Hatta gece namazına kalkıyorlar. Ancak, dünyalık bir şey gördüklerinde, hırsla atlıyorlar. İbn-i Mâce Hürt, ikiye bin dört yüz on sekiz, ikiye içecek yani. Bir sürüye salınan, iki aç kurdu, sürüye verdiği zarar, kişinin mal hırsıyla dinine verdiği zarardan daha fazla değil. Tirmizi, zürt, iki bin üç yüz yetmişi. Hadis-i Mâce Hürt, biriktirdiğimiz altınlar ile dağlanacaktır.
Tövbe suresi, ayet oturtur. İnsan için emeği dışında hiçbir karşılık yoktur. Necbi suresi, ayet oturtur. Yine Kur'an'da, sana neyi dağıtacaklarını sorarlar. De ki, ihtiyaçtan artanının tamamı. Bakarak, ayet iki dondur. Bütün bunları unutan, Kur'an'ı okumayan bir toplum var. Sosyalleşmeyi, paylaşımı düşünmeyen, aynı zamanda sömürülen bir toplum.
Unutmayalım ki, ilk ezanı, köle Bilal'e okutan peygamberimiz, emeğe olan saygısını gösteriyordu. Bunları alt etmenin yolu, kamil insan olmakta mı? Yoksa paylaşımcı, sosyal, eşit bir toplum, kamil toplum olmakta mı? Kur'an, bir bağlamda baktığınızda bütün meseleleri, geçmiş peygamberlerden kıssalar anlataraktan, bize bir şeyi tebliğ eder, anlatır.
Bu da gösterir ki, bütün peygamberler, birbirlerinden sonra, birbirlerinin bayraklarını devam ettirmişlerdir. Ve bütün ilahi kitaplar bu manada, ve bütün peygamberler, kendilerinden önce, peygamberlerin ve insanların kıssalarını anlataraktan, insanlara öğüt verirler. Kabil ve Kabil'in arasındaki mesele, nim üzerinde, müteşabihtir.
Müteşabihtir, müteşabihtir olduğu için, herkes ondan anlayacağı bir şey çıkarabilir. Ekonomik anlamda tefsir ederler, ekonomik anlamda kendilerince bir mana çıkarabilirler. Siyasi anlamdan tefsir edip, müteşabihtir, siyasi bir anlam çıkarabilirler. Manevi kalbi noktadan bakarak da, manevi kalbi bir noktadan bakarak da, ayrı bir, o ayetten ayrı bir anlam, o kıssadan ayrı bir mana çıkarabilirler. Ama mesela bir kimse, bu noktada, Kabil'i nefis, Kabil'i de ruh olarak görebilir. Kabil iyiliğin misali, Kabil'in kötülüğün misali olarak görebilir. Başka bir hadis şeridi çünkü, kötülükler Kabil'le başlamıştır manasında hadis şerif vardır ve kötülüğün misali ve timsalidir. Dünya üzerinde olacak olan bütün kötülüklerden, Kabil hissesini alır. Örnek.
Şimdi, biz Kabil'i hukuk tanımaz bir kimse olarak tanınabiliriz. Kabil hukuk tanımaz bir kimseniz. En önemli, en önemli olan, Allah'ın hak ve hakikat olarak emrettiği şeyi, nefsine uyaraktan hak ve hakikat olan bir şeyi hak ve hakikat olmayan olarak görüyoruz. Bunu ekonomide, siyaside, ahlakta, manevi alemde, sosyal hayatta, bütün hayatın içerisinde biz bunu görebiliriz.
Ve şu anda da, insanların içerisinde Habil'ciler ve Kabil'ciler vardır. Habil ve Kabil'in arasındaki meseleden sonra, dünyada iki çeşit insan vardır. Üçüncü çeşit insan değil. Bir, hak ve hakikatten olanlar. İki, hak ve hakikati dinlemeyenler. Bir, insanın üzerinde iki şey tecelli etmiştir. Ya insan, bir meselede, bir hadisede, bir fiiliyatta, bir düşüncede ya haktan yana tavır koymuştur, ya da hakkın karşısında tavır koymuştur. Bir küçük olay olabilir. O olayın neti, o olayda siz önünüzde bir mesele olabilir, sizin bir şeyle karşılaşmanız olabilir.
Bu karşılaştığınız şeyden ya Habil'cisinizdir ya da Kabil'cisinizdir. Şimdi bu, Habil ve Kabil'in peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de bize çünkü nakleder. Mesela hain zamanında gelir birisi bana kılıcını çekerse, Kabil'in bot olduğu zaman da bana neyi emredersin ya Resulallah dediğinde sen Habil'in yolunu seçler ona. Zulüm bu noktada faydar olmuş, zulmün altında insanlar inliyorlar, zulmün altında inleyen insanlara, insanlarla alakalı bir çıkış noktası vardır. Sen Habil'in yolunu seçler. Başka bir ateşlerde öyle bir zaman gelecek ki siz hakkınızı alamayacaksınız. Bu alamadığınız haklarınızı Allah'tan bekleyiniz der. Anarşi çıkarmayınız manasında.
Şimdi Habil ve Kabil'in üzerinde müteşabil bir konu olduğundan, kesin hüküm olmadığından, İslam dünyası müteşabillerin üzerinde istediği gibi hüküm çıkarabilir. Bu bir zenginliktir. O zaman biz 10 meseleden baktığımızda, E-er'den, kim olduğunu bilmiyorum, o böyle bir kendince Habil'ci ve Kabil'ci toplum anahtarı kullanır. Bu ayet-i kerr, bu hadiseye, yani Habil ve Kabil'in arasındaki meselenin üzerine, bu anlayışla, bu yaklaşımla yaklaşabilir. Ama arkasından gelen hadis-i şerifler, hepsi de başlı başlığına yorumlanması gereken şeylerdir. Ama İslam, şunu unutmayın. İslam, bir kimsenin hakkının yenilmesine müsaade etmez. İslam, sömürüye müsaade etmez. Bu biraz böyle iddialı bir şey gelmiş, iddialı bir şey söylüyormuş gibi gelebilir insanlara.
Ama şunu unutmayın. Dünya üzerinde ister sağcı densin, ister solcu densin, ister kapitalist densin, ister komünist densin, ister sosyalist densin, ister ortağın solu densin, ister faşist densin. Bunun adına ne denirse densin, dünya üzerinde emperyalizmle mücadele edecek bir tek felsefe kalmıştır, o da İslam'ız. İslam'dır derken bugünkü Müslümanları kastetmediğimin altını çizeyim. İslam'dır derken sadece Türkiye değil bütün dünya Müslümanlarını kastetmediğimi bildireyim. Bunun altını çizeyim mi?
Neden? Bugün İslam dünyası, bu benim devamlı savunduğum şeydir. Bir vadide, Kur'an ve Sünnet bir vadide. Biz o vadinin arasında gidip gelenlerdeniz. Biz Kur'an ve Sünnet vadisine gidip, oraya taşınıp, oraya yerleşip, orada köks alabilenlerden değiliz. Ben kendi nefsim için söylüyorum. Şimdi, üretimci bir topluluk, üreten bir topluluk, İslam'ın özü hükmündedir. Tüketen bir topluluk, İslam'da haramdır.
Bize İslam az yemeyi, çok çalışmayan eder. Bize İslam, kendinin olmadığı hiçbir şeye elini, gözünü, dilini uzatmayı yasaklar. Sen böyle misin? Hayır. Allah beni affetsin. Ben kendimi dini tam olarak yaşayabilen bir insan olarak görmüyorum. Önümüzde bir Peygamber var. O Peygamber, ertesi sabah evinde bir buğday tanesi bulunmayan Peygamber.
O Peygamber'in ertesi gününe evinde bir hakçı bulunmayan bir Peygamber. Gecenin yarısında dahi, gecenin yarısında yiyecek, içecek bir mama sahip olduğunda, gecenin yarısında o malı dağıtan bir Peygamber. İslam paylaşımcı değildir. Burada soruyu soran kardeş yoksa paylaşımcı, sosyal, eşit bir toplum mu demiş?
İslam paylaşımcı, eşit bir toplum değildir. Bir Müslüman paylaşımcı ve eşit değildir. Müslüman paylaşmaz. Mümin dağıtır. Biz sana bir banadır. Siz düşünce paylaşımdan ve eşit bir toplum kurulamıştır kendince. Başaramamıştır. Başaramamıştır. Paylaşımcılığı ve eşitliği bizim önümüze koyar. Herkes eşit olacaklar. Herkes eşit olacak diyen felsefenin başındaki insanlar hiçbir zaman toplumla aynı değerde değillerdir.
Bir zaman Cihar Yari Güzün'den sonra hiçbir devlet, hiçbir devlet başkanı, hiçbir sistem Cihar Yari Güzün Efendilerimizin zamanındaki devlet sistemini ve devlet başkanlığını gerçekleştirememişlerdir. Hazreti Osman, Mısır valisinin vali konağını yıktıran insandır. Önüne bekçi koydu, sekreter koydu diye. Vali konağına ilk kapı yapan Hazreti Ömer Efendimiz'in Mısır valisidir.
Hazreti Ömer Efendimiz, o valinin konağını bir bölük asker gönderekten, tabiri caizse, bu tabiri çok kullanmak istemem, valini başına yıkar. Önüne koruma polisi koydu ve önüne sekreter koydu diye. Yine eşitçi değiliz. Neden? Allah kimisini fakir eder, kimisini zengin. Herkesi eş değerde, her şeyi eş değerde, eş değerde fikir, eş değerde akıl, eş değerde idrak yoktur. Az çalışanlar vardır, çok çalışanlar vardır.
İslam sosyal bir dindir. Ama İslam bu noktada eşit bir toplum yaratmak için mücadele etmez. Bu yaratılışın fıtratına yıkarılır. Herkes eşit ücret ve eşit iş. Bu sadece hayal olmuştur. Marx'ın kitaplarında kalmıştır. Sonuçta Rusya'da da, Çin'de de, komünizmin veya sosyalizminin en ileri olduğu noktalarda dahi bu hayalden ibaret.
Hayal, evet, bir toplumun içerisinde olması gerekir. Bir kimse onu uygulamak için koşması gerekir. Eyvallah. Ama bu mümkün değildir. O yüzden dünya üzerindeki, ama kısa kısa hadislerle okuyarak konuyu açalım. Kıyamet günü öyle topluluklar gelecek ki amelleri Tıhane Dağı kadar oldukları halde cehennem ateşine girmeleri emredir. Onlar namaz kılıyorlar ve oruç tutuyorlardı. Hatta gece namazına kalkıyorlardı. Ancak dünyalık bir şey gördüklerinde hırsla insanların önüne koydukları aldatmacadan başka bir şey değildir. Bu aldatmacının önüne geçmek, bu aldatmacadan kurtulmak için iman etmek gerekir. İman etmek gerekir. İman eden bir kimse ise dünya malı için bütün her şeyini bırakıp o dünyaya koşmaz.
Onun hedefinde dünya yoktur. Onun hedefinde uhrevi hayat vardır. Ve dünyayı o uhrevi hayata basamak eder. Dünyaya aşık olmaz, dünyayı sevmez, dünyaya tatmaz. Dünya onun ibadetini engellemez. Dünya huzur felsefesini ağırlak kullak edip karıştırmaz. O kendi felsefesine ulaşmak için dünya atının sırtına biner. Çilbiri elindedir. Çilbirini elinden bırakmaz. İbadeti öne koştuğum için söylemiyorum. Ezan Allahu Ekber vermemek için. Yok ben işte benimle beraber mi kazandı?
Yok benimle beraber mi çalıştı? Yok benimle beraber mi uykusuz kaldı? Benimle beraber mi yoruldu dersen iman etmiş olmazsın. Tefik bir şey söyleyeyim size. Müseylemetül Kezzap, yalancı peygamber, kabul etmişti. Peygamberin peygamberliğini de kabul etmişti. Hak için söylediği şey şuydu. Sizden zekatı kaldırdım. Söylediği şey şuydu. Sizden vergiyi kaldırdım. Ve Arap toplumlarının bir kısmı Hz. Peygamber vefat ettiğinde ders çalıp, davul çalıp, eğlendiler.
Zekattan kurtulduk dediler. Dünya, filus, mevki sahibi olmak hep insanları bozmuştur. Bu noktada kadına aşık olma, kadını takma. Senin olmayan kadını senin olmak için, hakkın olmadığı halde senin etmek için çaba sarf etme.
Hep insanları helata götürmüştür. Kabil'in helat olduğu için. Biz İslam'a İslam gözüyle bakmak zorundayız. İslam gözüyle baktığımızda bir kimsenin en aşağı maddi olarak vereceği şey parasının kırkta biridir. En az temel ölçüsüdür. Ben bazen sohbetlerde eleştiririm. O kimse oruç tutmuyor ya. Orucunun karşılığında bir fakiri doyurması lazım ya. Cimri insanlar Diyanetin açıklayacağı buğday hesabını gözlerine dikerler. Diyanet buğdaydan hesaplar.
Buğdaydan hesapladığı zaman işte iki kilo buğday ver. İşte iki kilo buğday üçerlerden altı lira. O adam da der ki yani oruç tutamadım günlük altı lira para vereceğim. Ben o adama sadece şunu söylüyorum. Sana altı lira versem günlük kendini doyurabilir misin? Sen? Hayır. Günlük kaç para yiyorsun? Yirmi lira. O zaman yirmi lira öder. O en fukarası için oldu. En fukarası mısın? Hayır. Altında Mercedes olacak mı? Altı lira sen oruç diye edeceksin. Hayır. Senin parampulun var. Geçimin yerinde mi yerinde?
Sen bundan fazlasın. Yiyor musun? Evet. Sen yediğinden yedireceksin. İslam bize elimizin altındakilere yediğimizden yedirmemize. Bu ne demektir biliyor musun? Bu eşitlikçi değildir. Bir kimse her gün kuzu yiyorsa her gün kuzu yedirecek elinin altındakilere.
İslam bu manada insanların dünyaya tapmasını yasakla. Devam ediyoruz. Bir sürüye salınan iki aç kurduğu sürüye verdiği zarar kişinin mal hırsıyla dinine verdiği zarardan daha fazla değildir. Aç kurt düşünün. Aç kurt yiyeceği kadar koyunu öldürmez. Hırslıdır. Bir tane boğar bırakır, ardından bir tane boğar bırakır, ardından bir tane daha boğar bırakır, ardından bir tane daha boğar bırakır kurt. Aslan öyle yapmaz, aslan öyle yapmaz, aslan gelir bir tane boğar, alır ağzını alır götürür yer olur. Kurt öyle yapmaz, çakal öyle yapmaz, tilki öyle yapmaz, ayı öyle yapmaz. O yüzden aslan kraldır.
Aslan kral olduğundan herkes ondan korkar. Tilki girer bir kümese, kümesteki bütün tavukları boğar. Kurt girer bir sürüye, gücü yetince boğar bütün koyunları. Köylüler, çobanlar beni daha iyi anlıyorlar şimdi. Gördüğü şeyi gider bir aşka bir yere gömer. İki üç gün sonra gelir onu yer.
Kaç tane öldürmesi gerekiyorsa o kadarını öldürür ayı. Mümkünse hepsini de gömmeye çalışır. Peki peygamber öyle bir örnekleri yok ki. Hayvanın ahlakından örnek veriyor. Ne kadar zarar verir ya diyor. Sen de ki dünya hırsı, dünya hırsı, o kimsenin çalışması değil. İslam bize tembelliği emretmez.
İslam bize dünya hırsıyla, kurt hukuksuzdur. Kurt hukuksuz bir şekilde bir sürüye saldırır. Bize de Allah Resul diyor ki sen hukuksuz bir şekilde dünyaya saldırma. Başkasının malına, başkasının parasına göz dikme. Başkasının işine göz dikme. Bir başkası neye kadar iş yapıyorsa yapsın. Sen işine bak. Sen bu noktada hırsa kapılma. Kamahına esir olma. Hırsına esir olma. Sen elinden gelen gayreti göster. Sen çalış. Sonuç Allah'a aitti. Hırslanırsan, sen etrafı yararsın. Etrafı kırarsın. Etrafı dökersin. Etrafa yanlışlık yaparsın. Haksızlık edersin.
Ve bir kurdun verdiği sürüden fazla zarar verirsin. Kurt gelir bütün sürüyü, bütün sürüyü boğulmaya çalışır. Sen onun gibi olursun. Bütün dünyayı kazanmaya çalışırsın. İnsanlar vardır, başkalarının kazancındadır gözü. İnsanlar vardır, başkalarının yaptığı iştedir gözü. Bakar kaç poşet çıktı dükkanda. Bakar dükkanda kaç tane müşteri var. Bakar o adam kaç tane ne sattı. Bakar o adam ne yaptı da satıyor. Onun yaptığını çalacak, gidecek, kendisi de yapacak. Ve oradan kopyedecek, gidecek, kendisi de yapacak. Bu fakir çok yaşamıştır bunu. Bu ilet gelir, inceleme konusu yapar. Nasıl yapıyor, nasıl ediyor diye.
Soruştururlar inceden inceye. Yanınızda çalışan elemanlara sorarlar. Nasıl yapıyorlar diye. O dünya hırsından. Oysa dünya kendisine hırslanan kimseye kapılarını kapatır. Daha da hırslanır o. Kendisine hırslanmayanın önüne de serer. Bana baksın dağdansın diye. Bir kimse dünyaya hırslandıkça dünya elinden kaçar. Dünya hırsını yedikçe dünya onun önüne düşer. Ne olursun der, gel. Bir sefer bak. Sen bakmazsın, yürürsün o terörde yalvarır sana. İşte İslam, bakın. Dünyayı sevmekten bizi uzaklaştırın. Diyor ki dünyayı sevmeyin. Dünyaya aşık olmayın. Ya Allah'a aşık olun. Biriktirdiğiniz altınlar ile dağlanacaksınız.
Tövbe ayet 34. Eğer sen, eğer sen zekatını vermiyorsan ve altınlarını biriktiriyorsan onlar senin kıyamette ateşin olur. Zekatını vermediğin her mal senin için kıyamette ateştir. Zekat bunun en altıdır. Kırkta biri. Geri kalanın açık. Sen Allah'ı sevdiğine göre malını verirsin. Hazreti Ebu Bekir Efendimiz malının tamamını getirmişti. Hazreti Ömer Efendimiz niyet etmişti. Bu sefer Hazreti Ebu Bekir'i geçeceğim diye. Sordu Allah'ın Resulü. Ne kadar getirdin ya Ebu Bekir? Malımın tamamını getirdim ya Resulullah.
Eşine ve çocuklarına ne bıraktın? Allah ve Resulünü ya Resulullah. Hazreti Ömer Efendimiz getirdi. Malımın yarısını. Ne getirdin ya Ebu Bekir? Malımın yarısını ya Resulullah. Tebessüm etti. Başka sahabe malımın üçte birini getirdi. Ona sordu. Ne kadar getirdin? Malımın üçte birini ya Resulullah dedi. Sonradan ölmek üzere olan bir sahabe dedi ki haber gönderdi. Ben malımın tamamını bağışlamak istiyorum dedi. Hazreti Peygamber dedi ki hayır bağışlama. Bu mal fazla senin bağışlamak. Yarısını bağışlayın ya Resulullah. Hayır yarısı da fazla dedi. O zaman üçte birini ya Resulullah deyince Allah Resulü kerhen kabul etti. Dedi ki arkandan sana dua edecek. Çocuklarının dua etmesini istemez misin?
Evet. Bu dedi yarısı da fazla deyince üçte birini aldı Allah. Neden? O mal verilmesi verileceği zaman verilecek. İhtiyaçken verilecek. İhtiyaçken vermezsen harcanacağı zaman sen harcamazsan tasadduk edileceği zaman tasadduk etmezsen sonradan bir anlamı kalmaz onun.
Bir kıymeti kalmaz. Bir kimsenin suya ihtiyacı var. İki gündür üç gündür susuz. Su diye inlemekte. Senin elinde onun susuzluğunu giderecek su var. Sen o gün ona o suyu vereceksin. O esnada versen. on gün sana o suyu bulmuş. On gün sana suyu bulduktan sonra sana su getirseler bir anlamı yok. İşte öyle bir zaman gelir ki malı senin o esnada harcaman gerekir. Öyle bir zaman gelir ki senin o esnada fedakallık etmen gerekir. Öyle bir zaman gelir ki o esnada senin dağıtman gerekiyordur. Öyle bir zaman gelir ki o esnada senin o susuzluğu gidermen gerekiyordur. Ama sen o zamanı bildiğin halde o anı tespit ettiğin halde onu yapamıyorsan cibriler bensin.
Allah cibrileri sevmez. Cibriler cennetin kokusunu kırk yıl öteden dahil duyamazlar. Allah cömertleri sever. Cömertler de var. Cömert kimdir biliyor musunuz? İstenildiğinde geri çevirmeyen cömertliğin bir üstü vardır. Cömertliğin bir üstü cud ehli olmaktır. Cömertlik istenildiğinde istenmesini beklemez.
Varsa ihtiyacı görür. İsteyenin isteyenin istediğini vermek herkesin işini baktın cömertleri de aşağı attın. Çıksınlar istiyorum. Sen birisini pantosuz gördün ve sırtındaki pantoyu çıkarıp o pantoyu ona vermedin. onun istemesini beklediysen sıfatıyla sıfatlandın. Ama onun pantoya ihtiyacı olduğunu gördün gördüğün anda pantonu çıkardın ona verdin sıfatıyla sıfatlandın. Tasavvum sıfatıyla sıfatlanmaktır. Sıfatıyla sıfatlanmak ise hak gibi davranmaktır. Bu da dağıtmak.
O zaman sen senden bir şeyin istenilmesini beklemezsin. Misafir gelmiş karnını aç mı top mu diye sormasın. Yemezse yemez. İçer içmezse içmez. Bir dostun gelmiş sohbet ederken sıkıntısını gördün sıkıntısını giderirsin ona.
Bu cud ehli olmaktır. İsteyene herkes verir. Bu halkın sıfatı. İsteyene verir. İsteyene verir. Ama gece gündüz gece gündüz gözünü ona dikip bir şey istemeye zamanı olmayanların ihtiyaçlarını görür. O zaman bir kimse bir yerde bir şey ihtiyaç olduğunu bildiği halde ve o ihtiyacı karşılayacak şey kendisinde var iken kendiliğinden o ihtiyacı görmüyorsa o hakkın sıfatından uzaktır. Sufi adabından uzaktır. Sufi adabı paylaşmak değildir. dağıtmaktır beklemeksizir.
Birisinin ihtiyacını gördüğünde onun ihtiyacını gidermektir gizlice. O kimse yardım paketini kapısını sabahin açtığında erzak paketini kapısının önünde görmeli. Kimin getirdiğini bilmemeli. O kimse elini cebine attığında cebinde bir para görmeli. Allah cebimde para var demeli. Ve o kimse demeli ki herhalde bunu hızır getirdik koydu önüme cebime. Ben içinizde böyle bir şey yaşayan sizi sorgulamak için söylemiyorum. Sizi incitmek için söylemiyorum. Sufi adabı ve ahlakı bir yere yardım ederken ben buraya yardım ettim demez.
Senin sıkıntını gördüm demez. Senin problemin var ben işte bildim de bunu ödedim demez. Sufi adabı hakkın sıfatıdır bu. Bizde sevmek karşıdandır. Bizim arkadaşlığımız karşıdandır. Dostluğumuz karşıdandır. Birisinin bir sıkıntını sıkıntısını görsek bizim cebimizde de para olsa bekleriz. gelsin istersin boynunu büksün. Bu Sufi adabı değil. O yüzden bütün dünya dünyanın bütün felsefecileri Sufi adabından bir şey çalmaya çalışırlar. En yüksek toplulukları Sufi anlayışı kurar çünkü. Sufi anlayışı menfaatin üzerine kurulu değildir.
Sufi anlayışı paylaşımın işte ne bileyim sana bana değildir. Sufi adabı kendi nefsini düşünmeden başkasının nefsini düşünmektir. Kendi nefsini düşündüğün anda sende varlık var, sende ene var, sende benlik var. Sen istiyorsun ki gelip senden istesinler. Sen istiyorsun ki gelip sana boynunu büksünler. Sufi adabı hiç kimseye boynunu bükmez. Hiç kimseden hiçbir şey istemez. Hiç kimseden hiçbir şey beklemez. Hiç kimseden hiçbir ceyi alevetber Sufi adabı. Bir vakitte bir kardeş çok eski bu. Kardeşim birisi Şeyh Efendi burada Mustafa Efendi ben Şeyh Efendi'yi görmeye gelecektim dedi.
Buyur gel kardeşim dedim. Ya işte yani geleceğim de işte nerede kalacak bunu söyle. Sen kaç yıllık Sufisin dedim ben. İşte şu kadar yıllık konuşurken dedim şu kadar yıllık Sufim diyorsunuz Sufilikten hiç payınız yok gençlik ya şimdi olsa söylemem nasıl yani ben sizin şehrinize kaç sefer geldim dedim ben oho dedim kaç sefer sana telefon açtım dedim hiç dedim sizden misafirlik bekledim hiç dedim peki sana öğreti olsun iyi dinledim Sufi adam nedir
biliyor musun dedim ben nedir dedim sen şeyhini göreceksen dedim binersin otobüse gelirsin burada şeyhini görürsün dersi yaparsın binersin otobüse tekrar gidersin dedi buradan hiç kimseyi aramazsın hiç kimse ben geliyorum demezsin hiç kimse ben geleceğim de yapacağım da edeceğim da çak çak da demezsin dedim ya Mustafa Efendi Mustafa Efendi dediler sen dedin böyle mi diyorsun dedi ben kazmanın tekeyim sufi anlayışı en yüksek anlayıştır o dünyaya meyletmez o dünyaya hırslanmaz o dünyanın peşinden koşmaz o dünyayı gamalamaz
bir şey istemez bir şeyi talep etmez bir şey andırmaz dilençidir o islam dilenmez islam insan için emeği dışında hiçbir karşılık yoktur ayet kelimesi insan için emeği dışında hiçbir karşılık yoktur bitti çalıştığın senindir kazandığın senindir o senindir başkasının kazandığın senin değildir başkası sana mecbur değildir islam diri durmaktır rakamlı durmaktır kibirlilik
değildir istememektir alandırmamaktır beğenmemezlik değildir o yüzden şunu unutmayın islamın kalbi hükmündedir sufi anlayışı ve ilerler bütün inanışların kendi içerisindeki sufi düşünceler o inanışın içerisindeki inanç sahipleri dahi mücadele etmiştir yani musevilerin sufileriyle yuseviler de mücadele etmiştir isevilerin sufileriyle iseviler de mücadele etmiştir muhammedilerin sufileriyle muhammediler de mücadele etmiştir hala da etmeye devam ederler niçin çünkü gerçek islam
karşılıksızdır karşılıksız gerçek islam beklentisizdir gerçek islam fitursuzdur gerçek islam kendi ayaklarının üzerinde durmaktır gerçek islam ot de yesen çöp de yesen kendinedir gerçek islam ekmeğe boyun eğmemektir gerçek islam rahata boyun eğmemektir gerçek islam gerçek islam uykuya boyun eğmemektir gerçek islam paraya kula nefsine boyun eğmemektir gerçek islam senin boynunu eecek olan bir tek Allah vardır ancak Allah'a secdedersin sen ancak Allah'a eğilirsin sen ancak Allah'tan talep edersin sen ancak
Allah'a dertini halletersin sen ancak Allah'la hemhal olursun bu özgürlüğün özgürlüğünün en zirve noktası parasından para istemesini beklemez bir baba çocuğunun kendinden bir şey istemesini beklemez sufi bir arkadaş arkadaşının kendisinden bir şey istemesini beklemez sufi bir dost dostunun kendinden bir şey istemesini beklemez icra adam sufi
mi sufi bu kadının hayal standartlarına göre ne kadar para yer haftada yüzdeyli lira gömerse iki yüz lira bırakır bir kadın der ki kocam bana iki yüz lira bırakmış ya dünyanın parasını bırakmış bana yarabbi sana hamdü sena olsun sen ne muhteşem bir Allahsın ki bana muhteşem bir koca nasip etmişsin benim ihtiyacımdan çok fazlasını veriyor ananla israf etmeyin etmeye yarabbi sana hamdü senalar ediyorum ki beni lütufla ikramla ihsanla karşılaştırmışsın bakar çocuğuna ne kadar lazım on lira ya benim buna on beş lira vermeye gücüm yeter mi?
yeter eğitim maksatıyla belki de on lira verebilir belki sekiz lira verebilir ama o çocuğun gözü nedir onun üstünde o on lira verir sufi bir çocuk der ki ya Rabbi sana hamdü sena olsun ya babam öyle bir şey yaptı ki şimdi bana en sıkıntı zamanında en dar zamanında benim yakamı kurtardı sana hamdü sena olsun ama ben bunun karşılığında sana hakkıyla kurluk edenlerden olacağım sufi bir düşünce sisteminin yerleştiği aileler yüksek seviyede bir topluluk oluştururlar sufi düşüncenin hakim olduğu bir topluluk yeryüzünde en yüksek topluluktur
o toplulukta aç hiç kimse yoktur o toplulukta ilacını verememiş ilacını alamamış hiç bir kimse yoktur o toplulukta yokluktan ve yusuluktan dolayı ağlayan hiç kimse yoktur o toplulukta zulüm yoktur o toplulukta insanların hakkı ve hukuku fazlasıyla verilir o toplulukta insanların ihtiyaçları fazlasıyla görülür bu hayat muhat edilmiş Müslümanlara bizden bunu istiyor Cenab-ı Hak kendisine inananlardan istediği hayat standardı bu Allah yeryüzüne hakim olmasını istediği hayat standardı bu herkesin hakkının en toz noktasına kadar fark almasını
emeğinin karşılığını almasını emeğinin sömürülmemesini insanların sömürülmemesini devletlerin sömürülmemesini yeryüzünde fitnenin, karanlığın, yanlışlığın hakim olmamasını herkesin barış ve hoşgörü içerisinde herkesin birbirine herkesin saygılı bir şekilde hoşgörülü bir şekilde hayatı en yüksek seviyeden yaşayarak da bu dünyadan göçüp gitmesini ister İslam bu dünyadan öyle göçüp gitmesini ister insanların ve İslam'ın kurmak istediği topluluk altın bir çağ yaşar bu altın çağda hani Hazreti Ömer Efendimiz der ya Gizlerin kenarına bir koyunu kurt kapsa
bunun hesabını Ömer'den sorarlarda bir hadis-i şerifte de Peygamber Salullah ve Selman'da der ki Mehtala Resul geldiğinde bilmem neryerden bir kadın bilmem nereye kadar yolculuk yapar onun derler lisesine bileke daim ulaşmaz İslam güvene dayalı ve güvenliğin had safhaya çıkmış bir topluluk özler kadınların özgür bir şekilde seyahat edebileceği kızların özgür bir şekilde seyahat edebileceği ve bu seyahat esnasında hiç kimsenin onlara yan gözle bakmayacağı bir dünya arzu var bizim önümüze koyduğu dünya odur öyle bir dünyadır ki bu o dünyada bir tane arki yoktur
öyle bir dünyadır ki bu hadis-i şeriflerde vardır mal herkesin görebileceği alabileceği yerlerde toplanır o malı alacak hiç kimse kalmaz o altınları dağıtacak hiç kimse kalmaz herkese denir ki gelin buradan ihtiyaçlarınızı alın hiç kimse almaz da gömerler onları hiç kimse almaz gömerler onları bu hayal insanların önünde hadis-i şerif var hadis-i şerif var Mehdi A'la Resul Zuhreddin'de diyor öyle bolluk olur öyle bereket olur öyle bir barış olur seviyye olur insanlar diyor zekat verecek hiçbir şey bulamazlar hiçbir kimse bulamazlar
ve zekatlarını şehrin ortasına toplarlar öbek öbek ve şehrin ortasına toplarlar ilan ederler başka şehirlerinde gelin ihtiyacınızı buradan görün ve şehre ilan ederler gelin ihtiyacınızı buradan görün hiç kimsenin ihtiyacı yoktur hiç kimse ondan hiçbir şey almazlar en sonunda o altınları diyor o altını gömmek zorunda kalırlar ya toprağa gömerler tekrar tekrar sen altınsın ama topraktan geldin yine toprağa bir işin yok bir para ekliyorsun bir değer yok neden?
herkeste var çünkü İslam'ın bizi öngördüğü şey budur hiç kimsenin namusuna dokunulmaz hiç kimsenin canına dokunulmaz hiç kimsenin aklına dokunulmaz hiç kimsenin fikrine dokunulmaz hiç kimsenin neser emniyeti mal emniyeti can emniyeti din emniyeti akıl emniyeti alınmıştır İslam'ın istediği zirve topluluktu diyeceksiniz ki maksistleriniz düşüncenin koyduğu hedef eşiklikçilik hedefi yani bununla aynı değil mi paylaşımcı değil paylaşımcı sosyal eşit bir toplum
bir şey söyleyeceğim şimdi suresi olan kardeşlerim samimiyetime inanıyordur bu üçlü testis inancını bize dayattığı için demokratik laik hukuk devleti gibi asla olmaz ya bu da onun gibi paylaşımcı sosyal eşit bir toplum o topluluklarda bunları asla göremediklerinden dolayı bunun peşinden koşarlar hayat eder bunları sağlamak için de sen insanları katledeceksin öbürlerden İslam paylaşımcı değil donatıcıdır İslam sosyallik ise bu noktada sosyaldir ama eşit bir toplum değildir
hiç kimsenin kazancı eşit olmaz hiç kimsenin aklı eşit olmadığı gerek tabberlerle çalışanlara eşit maaş verirseniz çalışanlara zulmetmiş olursunuz tembelleri de hediye etmiş olursunuz gibi size basit gelebilir evet yine Kur'an'dan sana neyi dağıtacaklarını sorarlar de ki ihtiyaçların artanının tamamı bunu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hz. zekatla alakalı Adi Şerif Erdem onun kırkta biri demiştir bu ayet-i kerimeyi böyle şerh etmiştir tabi bu ayet-i kerimeyi bir böyle dini bir yazar veya düşünür gibi görünen bir kimse var Türkiye'de
bu ayet-i kerimeyi öne sürerekten peygamberin zekattaki kırkta bir kişisesini kırkta birlik ölçüsünü reddediyor bu biz bu anlayışta değiliz zekatın en azı kırkta biridir bir kimse kırkta birini yaparsa namazın farzını kılmış gibi ama nafileleri kılmamış gibi olur bir kimse de zekatını kırkta birini verirse farzı yerine getirmiş olur ama gönül ister ki nafilelerle Allah'a yaklaşsın İslam toplumu sadece nafile namazlar olarak görür nafile plus olarak görmez, para olarak görmez namaz parasız ya paso namaz kılar ama şöyle 10 kuruştan atayım ne düşünmez
namaza şey yok ya para isteyen yok namaza para isteyen yok mu var mı yok namaz bedava kıl Allah kıl ya biraz daha para dokunma ona ütüle ütüle koy kenara bazen bana soruyorlardı pazar gününden ne yapayım para sayıyorum diyorum ben bazen yine soruyorlar ne yapıyorum tekmeyle basıyorum almıyor kasa diyorum ben bazen hücum kuvvetli yetmiyor sayıdı çağırıyorum sayıdı tekmeyle basmaya çalışıyorum Müslümanların hakkınızı helal edin işici unutmak böyle gevşetmek değil
benim meşhur bir şeyim var sözüm var bir parasına dokunma iki rahatına dokunma parasına ve rahatına dokunursan yanına ayağına uykusuna dokunmadan ya parasıyla rahatına dokundun senden kötüsü yoktur Allah'ı çok sevmeli ama parayla değil çok sevmeli ama rahati bozulmamalı uykusu dakik yemeği dakik yapması dakik ya yol gidecek ya nasıl gideceksin şimdi yolu ya buradan filancaya kadar git oradan bir daha tekrar geri dön
yaşanacak bir şey değil ya buna can dayanmaz ya biz gidelim orada yatalım ya ya canımız rahat olsun bir de yani kalk sen şimdi eşinden ayrıl git hatundan ayrıl çocuktan ayrıl iş yerini kapat veya iş yerini bırak git ya arkamdan iş yeri iflas ederse eyvah keyvah bugün Müslümanın deccalı bunlar parası rahatı işte işli eşli evi arabası katı yatır aman dokunma buna adam araba satacak hacı efendi arkaya takipse oturmadı bunun dedi öyle baktım sende çocuk çocuk yok mu dedim
var dedi bunlar ne yapıyorlar dedim neyle gelirlerse gelsinler dedi iyi hayırlı işlersin ne ol dedi sen cimri adamsın dedim senin malın bana yaramaz dedim ya neden dedi ya sen arabanın arkasına çocuğu mu oturtmamışsın cimri arkasına çocuğunu mu indirmiyor cimri bu adam beş vakit namaz kılıyor ha hadis şeripteki gibi yazmış yaz kardeş buraya ama ellerin tığa medalı kadar olacak diyor ama cehennemden kurtulamayacaklar neden dünya hırsı dünya molu sevdalı ona adamın cebinde ne var derler akrep var adam elini cebine sokmuyor
mal dolu adamda fukara diyor üzül dilerim fukaralara hakaret oluyor yoksun yoksun kimsel Allah bize affetsin inşallah var mı eklemek istediğin soruyu soran eklemek istediğin bir şey varsa söyle gerçekten dövmezler burada merak etme geçen hafta soruyu tam kavrayamamışım ben onun da değil değil mi he o soruyu sen sorda kafamı toplamışsın çoğulculuk hakkında efendim çoğulculuk çoğulculuk sonradan anlaştık biz meselede öyle değil mi
anlaştık derken ben anlatamamışım olayım tam olarak sonradan tabi biz soruları sorduktan sonra biz birkaç gün sonra tekrar analize oluyor aşağıdan bunun parantez içerisinde bunu söyleyeyim bu benim çok hoşuma gidiyor yani şöyle hoşuma gidiyor sohbetin arkasında ne anlaşıldı ne anlaşılmadı ne denmek istedi de denemedi bunu da aynı zamanda analiz etmiş oluyor tabi insanın etrafındaki arkadaşları bu noktada bazen çok real olamayabiliyorlar neden işte real olamayışlarınız göreyim ya nakişe tarafa doğru kesler komşumu göreyim
geç geç burada insan tabi o sohbetin heyecanıyla bazen iki bin uçunu kaçırdı oluyordur muhakkak oluyordur bende de biz sonradan tekrar onu analizini yapıyoruz komşumla tabi geçen haftanın da analizini öyle bir kritiğini yaptık kritiğini yaptıktan sonra ortak noktada buluştum yani ben kendi fikrimi düşüncemi söyleyince öyle oldu değil mi ortak yani ben böyle öyle oldu değil mi derken sen de böyle hamle tasdikler misin gibi oluyor sanki öyle değil tabi geçen haftaki soruya cevaba sohbete şey olsun ne o ekleme olsun bu benim kendi
düşünce noktamdır tabi ben bu düşüncelerimi söylerken burda bu sohbetle kalmıyor bu iş burada arkadan maillerle de değişik şekilde bana soruluyor kimisi maille hakaret ediyor filan bundan alışırım da bu tabi bir kaç günlük komşuyla yaptığımız sohbetin genel analizini yapayım toparlayabildiğim kadarıyla tabi son bugün bir daha analiz oldu işte dedi benim anlatmak istedim buydu dedi sormak istedim dedi en yakından başladı ben dedim ki bir kimsenin ibadeti ibadeti kendi inandığına bir insanın ibadeti kendi inandığına
herkesin kendince bir Allah inancı var ve herkes o Allah inancına veya Tanrı inancına veya ilah inancına her neyse bu inancı ona bir ibadeti var onun bir kutsayışı var ona karşı bir yaklaşımı var bu beni bağlamıyor bir yere kadar beni bağlayan o kimsenin ahlakı niçin?
onun ahlakından ben zarar görüyorum veya benim ahlakımdan o zarar görüyorum veya birilerinin ahlakından birileri zarar görüyor bahçede bayanlar oturuyor bayanlar benim inancımı kabul edip etmemekte serbestler buradaki insan burada oturuyor mu oturuyor benim inancımı kabul eder etmez serbest ama ahlak olarak birbirlerine zarar veriyor ve burada bahçede bu sınırların içerisinde oturan bayanlar bu bahçenin içerisinde hiç kimsenin tacizine tecavüzüne hiç kimsenin ona karşı herhangi bir olumsuz diye durçar ve naçar kalmaması gerekiyor
ne girdiyse buraya misafirimiz bizi hürmet ve hizmet görmesi gerekiyor benim gece kaç rekat namaz kıldığım x kimseyi ilgilendirmiyor x kimseyi ilgilendiren şey benden zarar mı görüyor fayda mı görüyor komşu dedi ki benim dediğim çoğunculuk bu dedi öyle oldu değil mi ben de dedim bu İslam ahlakı senin adına sen onu istersen çoğunculuk adına ne koyarsan koy bu İslam ahlakı sizin en hayırlınız etrafınıza hiç zarar vermeyiniz en alt seviyesi sizin en hayırlınız etrafa en fazla faydası dokunanınız
tavan açık buna ister siz isim olarak paylaşımcı değil ister dağıtımcı değil ben paylaşımı çok hoş görmüyorum dağıtmayı hoş görüyorum hoşuma gidiyor dağıtmak paylaşım olunca kendine de bir şey ayırıyorsun benim bir daha dikili ağacım yok enhamdülillah annemden babamdan kalanlar var kardeşlerime diyorum alın bunları benim üstümden size vereyim ne alacağız diyorlar ne almayacağız diyorlar öyle kalıyor benim daha hiç banka hesabım olmadı kredi kartım yok bir arkadaş al dedi geri verdim onu da ben almadım hiç olmadı benim banka hesabım
bir arkadaşa de dedim daha önce ya dedim böyle bir kenarda adamın yüz bin doları yüz bin eurosu işte beş yüz milyar ayı bin bin trilyonu nasıl oluyor merak ediyorum dedim hangi duyguyla hal adam yaşıyor diye veya adam bir yer oluyor işte bir trilyonu merak ediyorum o bir trilyon parayı nerede bekletti nerede sakladı nerede biriktirdi bazen öyle merak ediyorum ben de şimdi meseleyi toparlayayım insanların ahlakı birbirlerine ilgilenmiyor toplumu ilgilenmiyor din güzel ahlaktır hadis-i şerif İslam güzel ahlaktır İslam güzel ahlakın üzerine kurulun
o zaman öyle bir topluluk hayal edin ki o toplulukta ahlakın en üst seviyesi olsun böyle bir topluluk hayal edin ki o toplulukta hiç kimsenin kırına dahi zarar verilmesin bile bile hayal ama gerçek olacak inşallah arada sorular var da onlar haklarını helal etsinler Allah razı olsun Allah razı olsun El Fatiha Amin bazen sohbetler uzuyor sohbetlerin uzamasından dolayı hastalık duyanlar varsa onlar da haklarını helal etsinler amacımız onları yüzler kırmak din gitmek değil gitti mi Hakan akşam geçen hafta kalan soruları da inşallah
söyleyin onu mesleğimden okuyamadık bu hafta hakkınız helal etsin affedin inşallah selamun aleyküm
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.