Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi - 27 Temmuz 2019

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 27 Temmuz 2019 · 1:13:14

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Umduklarınızdan hayırlı eylesin. Korktuklarınızdan hızlı muhafaza eylesin inşallah. Hakkı hak, batıl batıl bilenlerden eylesin. Hak yolunda, hakikat yolunda koşanlardan eylesin. Hayırda önde olanlardan eylesin. Hayırda yarışanlardan eylesin. Cenab-ı Hak, Ümmet-i Muhammed'i muhafaza eylesin. Ülkemizi muhafaza eylesin. Bütün Müslümanları Kur'an ve Sünnet'e sımsıkı yapışmayı nasip eylesin inşallah. Duyduğum hadislere göre ikindinin sünneti iki rekat yatsın, nise ilk sünnetinin hiç olmadığını öğrendim. Bu konu hakkında beni bilgilendirir misiniz? Yanlış yapmak istemiyorum.
Duyduğunuzu nakletmek size yalan olarak yeter demiş Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. En yakın daireden isterseniz Diyanet'in ilmihalini alabilirsiniz, isterseniz Kuduri'yi alabilirsiniz, tek ciltliği var. İsterseniz Ömer Nasuh Bilmen'in tek ciltlik ilmihal kitabı var. İsterseniz Ömer Fikri Yavuz'un tek ciltlik ilmihal kitabı var.
O ilmihal kitaplarını alırsanız, o ilmihal kitaplarında sabahın sünneti, öğlenin sünneti, akşamın yatsının sünneti, namazların nasıl kılınacağı, abdestin farzları, vacipleri, sünnetleri, abdestin guslün, icabları, bütün bu kısa dininizi günlük yaşayabileceğiniz, bütün bu kısa bilgileri oradan almanız, oradan öğrenmeniz mümkün. Böyle kulaktan dolma, internette dolaşan sözlerle, kelimelerle veyahut da işte ya bu böyleymiş filan bunlarla dininizi öğrenmeyin. Ya gideceksiniz, ehli sünnet bir alimin dizinin dibine oturacaksınız, orada dininizi öğreneceksiniz. Ya da gideceksiniz, işte böyle ehli sünnet, Kur'an sünnete bağlı bir topluluğun içerisine gireceksiniz, orada dininizi öğreneceksiniz.
Normalde ya da çok basit, yani diyanetin kitap satıyor, kitap evleri var, kendisine ait. Oradan kısa ilmihal bilgilerini öğrenebileceğiniz, namaz, abdesti, orucu öğrenebileceğiniz, orada kitaplar var, onlardan alıp okuyabilirsiniz. Okuyun, yani internette dolaşan hadislere, internette dolaşan ayetlere, internette dolaşan bilgilere güvenmeyin.
Hiç, oradan bir kelimenin yerini değiştirir, bir kelimeyi farklı söyler orada, anlamı, manası değişir her şeyin. O yüzden kitaba müracaat edin. Kitaba müracaat etmek meselenin özü. Allah bizi onlardan eyvesin. Hac ibadeti farz, fakat Suudilerin dünyadaki Müslümanlara ve çektikleri sıkıntılara karşı duyarsız davranmaları beni rahatsız ediyor.
Bu parayı başka yerde kullansak aynı sevabı alabilir miyiz? Alamazsınız canım kardeşim. Hac ibadeti, haç ibadettir. Kur'an'la, sünnetle, imamların iştadıyla, dinin bütün bilgi kaynaklarının hepsiyle sabit bir ibadettir. İsterse Suudiler sıkıntı oluştursun. İsterse Suudiler gelen hacıları orada kötü muamelede bulunsun. Hac ibadeti farzdır. Yol bulabilen gidecek. Yol bulur da bir kimse gitmezse Yahudi veya Hristiyan olarak ölmesinde bir beis yoktur diye hadis-i şerif var. Ayetle sabit bir kimse gitmeye yol bulabilirse gitmekle mükellef gitmezse Allah ondan onun hesabını sorar. Müslümanız, gideceğiz. Ha, git orada hediyelik hiçbir eşya almadan gel.
Eyvallah. Git orada, yani normalde işte bizim arkadaşlarla, kardeşlerle yaptığımız gibi yap. Hacının bir hediyesi zemzemle hurmadır derim. Ben hiçbir şey almam. Sözümü dinleyenler de başka bir şey almaz. Ama biz yurt dışına tatile de gitmeyiz. Ama yani ben kendi nefsim için söyleyeyim. Ben yurt içine de tatile gitmeyim. Müslüman için tatil yok. Bize böyle bir tatil kültürü koydular içimize şimdi bizim. Denize gidecekler, yanacaklar. Ya da işte kapıcalara gidecekler, haşlanacaklar. Ya da dağlara gidecekler, uçacaklar. Biz de bunu koydular tatil olarak. Ha, normalde önceden biz göçebe bir ırkız.
Bu toprakların insanları göçebe. İşte yazın yaylada, kışın kışlakta derler ya eskiler. Ha, yaylada bağın bahçen, tarlan takkan vardır. Çıkarsın yazın oraya, ekersin dikersin, hayyonuna aşadığına bakarsın. Kışlığını yaparsın, göçersin. Kışında nerede oturuyorsan. Buna eyvallah. Mümin için, mümin için. Öyle git beş boynuzlu otellerde tatil yap. Yok deniz kenarlarına git cızbız ol. Yok işte bilmem nerelerde bilmem ne yap. Mümin için diyorum ona. Bu kim üstüne alınıyorsa alınsın. Yok kardeşim. Mümin için bu dünya zevk-i sefa yeri değil. Mümin için bu dünya zevk edecek, alem edecek yer değil. Burada zevk-i sefaya dalanlar, öbür tarafta zevk-i sefa çekmeyecekler.
Bize şunu pompalıyorlar. Müslümanın da hakkı var. Buralara da gitmesi lazım. Müslümanın da hakkı var. Plajda cızbız olması lazım. Müslümanın da hakkı var. O da tatil yapmamalı mı? Hayır. Bir tane hadis mi getirdiler? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Cihada gittik, çok yorulduk. Bir on beş günlük tatile mi çıkayım dedi. Allah bizi affetsiz. O yüzden evet. Hac, farz. Bir kimsenin ömründe bir sefer gitmesi gücü yetiyorsa, yol bulabiliyorsa farz ona o gidecek. İsterse Suudlular ne kadar sıkıntı çıkarırlarsa çıkarsınlar. Haç, farz. Ha ikinciye buna eyvallah, buna bir şey demem. Eyvallah.
Ama makul ölçülerde hacca gidiyorsa ona da bir şey denmez. Adam uçak parası, otel gidiyor, geliyor. Buna bir şey denmez. Fazladan fuzili parası yok. Eyvallah. Peygamberler neye göre seçilmiştir? Cenab-ı Hak onları tabiri caizse kendi zatının ilminde seçti. Bunun neye göresi yok. Oraya akıl erdirmemiz mümkün değil. Cenab-ı Hak seçmiş. Cenab-ı Hak hangi kritere göre seçti diye bir şey yok. Cenab-ı Hak seçtiğini o kriterlere büründürür. Çok özür dilerim. Odun, eğer odundan veli edecekse ona velilik elbisesini giydirir. Odun veli olur. Bu dersin ki kazma bu adam.
Kazmadır. Cenab-ı Hak onu seçtiyse öyle bir derviş yapar ki öyle derviş olmaz. Dersin ki ya bu kazmaydı. Evet önceden kazmaydı. Cenab-ı Hak onu derviş etti. Allah terbiye eden o. Cenab-ı Hak bir şey seçtiyse ona o elbiseyi giydirir. O kimsenin normalde muhakkak ki hani bu peygamberler için geçerli değil. Cüz-i irade noktasında onun pozitif şeyleri vardır muhakkak. Ama onun Cenab-ı Hak seçmiş. Allah velisini seçmiş. İsterse taştan veli eder. Nasıl bişrafi kafası yüksek, duman dumana, bakmış ki yerde Allah lafzını yazan bir kağıt almış, bir güzel kafayla onu silmiş, temizlemiş, onu göğsüne koymuş, kurutmuş, gitmiş, yatacağı yere, bir güzel baş ucuna koymuş onu.
Sen demiş yerlere layık değilsin. Sen demiş baş uca layıksın. Cenab-ı Hak onu yapmış veli. Sebebi budur, bu değildir, bundan dolayıdır, başka şeyden dolayıdır. Biz bunu akıl erdirmek zorunda değiliz zaten. Ama oradan veli olmuş. Hala da bişrafi konuşuluyor bakın. Allah ona o elbiseyi seçmiş, o elbiseyi giydirmiş. Sen otur, istediğin kadar burada arkasından davul çal. Saroş adamdan velim olur diye. Olmuş. Allah yapmış. Allah yapmış. Seçmiş onu kendisine. Sen orada alim durur, Cenab-ı Hak alimi orada dururken, gider orada, senin cahil gördüğünü, sen cahil görüyorsun onu. Senin cahil gördüğünü veli eder. Buna söyleyecek bir şey yok ki.
Hani meşhur ya, ne ümmü Sinan, ne ümmü ne, alim değil. Ama Cenab-ı Hak onu ne yapmış? Veli etmiş. Allah birisini seçti mi kendisine, ona ne lazımsa donatır. Sen arkasından davul çalacağım diye uğraş. Allah onu donatır. Peygamberler hariç. Ama veliler de sonuçta ötelerden seçilmiş. O yüzden yani, evet bir kimse akil olarak, şeriaten, gayret ederekten veli olur mu? Olur. Ama Allah onu seçecek. Allah ona o elbiseyi giydirecek. O yüzden peygamberler, henüz daha ruhlar alemi yaratılmazdan önce seçildiler. Büyük veliler, henüz daha ruhlar alemi yaratılmazdan önce seçildiler. Şimdi o yüzden peygamberlerin seçim kriterleri, yani bu ilmi ilahide şu kriterlere uygun olanlar peygamber olur diye bir kaide yok.
Allah-u Alem. Bu Cenab-ı Hak'ın seçmesi. Cenab-ı Hak'ın Allah da seçtiklerinden sorumlu değildir der. Ayet-i Kerime'de. Kiminizi kiminizden üstün kılmıştır der. Kimisini kimisinden üstün kıldı. Üstün kılan da Allah'tır. Bundan sorumlu değildir Cenab-ı Hak. Peygamberler günahsız yaratıldıysa diğer kullar arasında haksızlık olmaz mı? Olmaz. Neden haksızlık olsun? Peygamberleri kendisine seçmiş. Bir insan kendi evladına yedirip içirdiği gibi başkalarını da yedirip içiriyor mu? Yedirip içirmiyor. Evladına daha fazla özellik sağlıyor. E ben haşa Allah olsam kendime bir peygamber seçtiysem onu farklı özellikler de kılacağım. Tabi ki diğerler onun peygamber olduğunu kabul etsin.
Bu haksızlık değil. Fizikçilere göre yapılan bazı deneyler sonucu zamanda kırılma ve bükülme olduğu söyleniyor. Böyle bir şey mümkün mü? Mümkün. Metafizik olayların zamana ve evrene etkisi mümkün mü? Bütün hepsi de zamanın üzerinde tecelli eder. Metafizik olaylar da. Bir bayan kayınbiraderi veya eşinin yakınları yanında saçı açık olarak gezebilir mi? Bir bayanın normalde saçı açık olarak sadece kendisine nikah düşmeyen. Şimdi önceden eskiler bunu kendisine nikah düşenler olarak şey yapıyorlar. Ters anlıyorlar bunu. Şimdi nikah düşmeyen. Yani bir kız ebediyen babasıyla nikahlanamaz. Bir kız çocuğu amcasıyla nikahlanamaz. Bir kız çocuğu dayısıyla nikahlanamaz.
Bir kız çocuğu abisi veyahut aynı anne babadan olma kardeşlerinin hiçbirisiyle nikah düşmez. Aynı anneden doğanlar birbiriyle nikah düşmez. Aynı babadan olanlar birbirlerine nikah düşmez. Asla nikah olmaz yani bunlarla. O yüzden normalde bir bayan kayınbiladerine normalde diyelim ki oğlan kardeşi boşadı. Oğlan kardeşi boşayınca kadın iddet durduktan sonra kayınbiladeriyle evlenebilir.
O yüzden onun yanında başı açık dolaşamaz. Veyahut da erkeğin akrabaları onların yanında başı açık dolaşamaz. Veyahut da erkeğin akrabaları ile oturabilir mi ölçü nasıl olmalı? Pijamalarıyla da oturamaz. Vücut hatlarını belli eden, vücudunun içini gösteren hiçbir şekilde onlarla böyle oturamaz. Bana doğru gelen bir görüşte hizmet etmek o görüş yanlış ise günah mı? Evet. Yani normalde bir şey günahsa, hatalıysa, yanlışsa orada hizmet etmek de günaha yardım etmektir. Allah muhafaza eylesin. Yani Kur'an'da helal ile haram belli ancak yorumlar farklı. Biz neyin doğru, neyin yanlış olduğunu nasıl ayıracağız? Bu yoruma bakmaz. Kur'an-ı Kerim'de helallar belli, haramlar da belli. Yorum kabul etmez burada.
Bir şeyin haramlığı Kur'an ile sabit ise onun üzerinde yorum yapılmaz. Hiçbir yorum, bunun üzerine hiçbir yorum kabul edilmez. Bir şey Kur'an ile sabit, onun üzerinde yorum yoktur. Bir şey Kur'an ve sünnet de sabit, onun üzerinde yorum yoktur. Onda yorum geçerli olmaz. Onda yorum yapanlar heva ve hevesine uyanlardır. Onda yorum yapanlar meseleyi kendileri sapıttıran insanlardır. Domuz eti haram kardeşim. Domuz eti haram, o zaman sen kalkıp da domuz etine helal diyemezsin. Domuz etini bir güzel yiyip, Instagram'da da paylaşıp ne kadar lezzetliymiş dersen, insanlar normalde bir ya senin haram yediğini düşünürler ya da senin gayrimüslim olduğunu düşünürler.
Domuz eti kesinlikle, Cenab-ı Hak ayette sabitlemiş, ölü hayvan eti haram, leş haram, kan haram, üzerine besmele çekilmemiş olan bir et, kesilmiş bir et yemek haram. Bu nesi yorumlanacak ki bunun? Bunda yorum yapılacak bir şey yok. Bakın bunda yorum yapılacak bir şey yok. Bir kimsenin mesela ayette sabit annesini, babasını mesela bir kadın babasını, babasının babası, onun babası, babasının işte oğlu, onun oğlu, onun oğlu nikahlanamaz. Yorum farkı yok bunda. Şimdi insanların kafaları din bilmiyorlar insanlar, sağlı sollu yanaşın. Toplum dinini öğrenmek istemiyor.
Toplum dini öğrenmekten uzaklaşıyor. Bir şeyleri bahane ederekten, nefsine uyaraktan uzaklaşıyor. Arkadaşlar öyle çirkeflikler dinliyorum ki, mideniz kaldırmaz. Bu topluluğun sohbeti değil yani. Ama yani canlı da yayınlanıyor ya, bütün herkes de dinliyor ya. O yüzden söylüyorum. Allah sizi inansın, insanlığınızdan utanırsınız. Erkekler erkekliklerinden utanır, kadınlar kadınlıklarından utanır. Biz bu değiliz. Bu ülke nereye gidiyor? Bu Müslümanlar nereye gidiyor? Bu hadis inkarcıları, bu mezhep inkarcıları, bu insanları dinsizliğe koşturtuyorlar. Kendilerince ilim yaptıklarını zannediyorlar.
Hadislerin üzerine, mezheplerin üzerine soru işareti koyaraktan. Bu insanlar hadislerin üzerinde ve mezheplerin üzerinde soru işareti, cahil insanlar, din bilmiyorlar. Bunların üzerinde ya sahih olmayan hadisler var deyince, hadislerin hepsini de çöpe atıyor. Hadislerin hepsini çöpe atınca, teyzesiyle cinsel ilişkiye girenler var. Halasıyla cinsel ilişkiye girenler var. Bu hadis inkarcılarının içimden öylesine lanetler okuyorum ki, bu mezhep inkarcılarının o kadar çok lanetler okuyorum ki, bu insanların diniyle oynayanlarla o kadar çok lanetler okuyorum ki, kendime gelemiyorum günlerce. Bundan şikayetçi değilim.
Benim canım, malım, içim, dışım, hayatım Allah yoluna kurban olsun. Sıkıntı değil. Ama bilmiyorlar bu profesör denilen bu adamlar, bu hadis inkarcı hainler vatandaşın ne yaşadığını bilmiyor. Adam teyzesiyle ilişkiye giriyor, teyzesiyle beraber yeğeni diyor ki, ayet getir bize haram olduğuna diyor. Ne dersiniz?
Ya biz bu değiliz. Biz bu değiliz. Bizi ne hale getiriyorlar? Bir tanesi çıkıyor oradan, bir tane zayıf bir hadis söylüyor. Veyahut da üzerinde işte şüpheyle bakılacak bir hadis söylüyor. İbn-i Mace'nin üzerine örneğin, şimdi aklıma geleni söylüyor. İbn-i Mace'nin üzerinde bir hadis kritercesi oturmuş. İşte demiş ki, bunun içerisinde 25-30 tane örneğin, işte geldiğisinde gittisinde sıkıntılı olan hadisler var demiş. Ya sen İbn-i Mace'yi komple nereye taça atıyorsun şimdi? İçinde 15-20 tane, sen tespit etmişsin. Senin kriterlerine göre zayıf hadis, senin kriterlerine göre. Oturur bir başkası da onu inceler, o da kendi kriterlerine göre bu hadisler de zayıf der.
Eyvallah hadi onlardan hüküm çıkarmayalım. Ama sen İbn-i Mace'yi komple atıyorsan, Buhari'yi komple taca atıyorsan, Müslim'i komple taca atıyorsan, Ebu Davud'u komple taca atıyorsan. Ya bu gençler, bu yeni nesil haramı, helalı bilmiyor. Edeb, adab yok. Bu yeni nesil, Kur'an'ı, sünneti bilmiyor. Ya sen hadislere atarsan, bu çocuğu neyle durduracaksın? Bu kadını neyle durduracaksın? Bunu durduracağın şey ne? İçim dışında bu ara. İçim dışında. Yani yok. Yani söyleyecek şey yok ya. Hani hadis-i şerif var. Ahir zamanda öyle bir zaman gelir. Dağlara çıkıp orada mağaralarda yaşayan, veya orada 10 tane koyunun arkasında dolaşan, veya dağlarda ot yiyen kimse, hayırlıdır dediği noktaya geldik neredeyse.
Ya mücadeleci bir adam olmamış olsam, git bayındıra, otur, bir tane bir yer yap, hadis okuyacak, otur oraya. Hayatın orada sonlansın. De ki bu dünyada, bu dünyanın üzerindeki yaşayanlar da görülecek, yaşanılacak. Böyle işte, yani yüzüne bakılacak. Ben kendim de dahil. Değil de, git toprağın altına gir. Hani zaman zaman Ahmet el-Bedevi'ye hak veriyorum artık. Hani 63'den sonra bu dünya bana göre değil demiş. Bu dünya Hazreti Muhammed'i Mustafa görmedi. Ben nasıl göreyim demiş. Toprağın altına bir hücre yapmış. Toprağın altına gitmiş. 63'den sonra toprağın altında yaşamış. Ahmet el-Bedevi. Buna dışarıdan baktığında, ya çıkıp da ümmete hizmet etseydi filan diye düşünüyor. Ama bakıyorsun şimdi, evet.
Yani 63'den sonra, evet ya toprağın altına girmekte hayır varmış diyorsun. Yok. Ortalık hadis inkarcısı, mezhep inkarcısı. Bir şey yaptıklarını zannediyorlar bir de. Toplumun dinini bozduklarının farkında değiller. İnsanların ahlaklarını bozduklarının farkında değiller. Gidiyor. Adam Tayyip Erdoğan'a muhalefet edeceğim diye bütün hadisleri inkar ediyor. Tayyip Erdoğan'a muhalefet edeceğim diye bütün dindarları tefe koyuyor. Bu hale geldik. O yüzden normalde, gidin canım kardeşlerim, diyanetin ilmi halini alın. Hani güven duymuyorsunuz ya hiçbir şeye. İnsanlar güven duymuyorlar şimdi. Güvensiz. Gidin diyanetin bastırdığı bir şey alın. Ne o?
Fıkıh kitabı alın. İlmal kitabı. Dininizi oradan öğrenin. Alın. Riyay-ı Salih'in var. Üç cilt. Hadis kitabı. Hanefi imam-ı nebevi. Gidin hadis olarak Riyay-ı Salih'ini okuyun. Gidin Ömer Nasuh'in şeyin ne o? Elmalı'nın hadisini, tefsirini okuyun. Okuyun. Sahih böyle helalları, haramları yazan kuduri var. Mesela işte Hanefiler için. Gidin. O nur-ül izahları falan onları söylemeyeceğim. El ihtiyar o böyle. El ihtiyar alabilirsiniz mesela. Ama böyle büyük devasa reddül muhtarı falan söylemeyeceğim. Küçük ölçekli alabilirsiniz.
Oradan okuyabilirsiniz. Allah rızası için, Allah için dininizi öğrenin. Çocuklarınıza öğretin. Bu gidiş gidiş değil. Bu yol doğru istikamet değil. Böyle giderse biz kendimizi kurtarmışız. Bir anlamı yok bunun. Gelecek nesilleri ne beklediği belli değil. Yani LGBT'lilerin baş tacı olan bir ülkede yaşıyoruz. Müslümanlar LGBT'liler kadar cesaretli değil.
Acı bir şey bu ya. Ben Müslümanlara hakaret etmek ister miyim ya? Bakın sohbet var. O telefonla konuşacağım diye uğraşıyor orada. Söylesen, söyleyince canı sıkılıyor insanların. Ya biz konuşan, sohbet eden kimseye dahi saygımız yok bizim. Biz bu hale geldik. Resmimiz bu. Bakın resmimiz bu. Biz bu noktaya geldik. Buradan geri dönmenin yolunu dahi bulamıyoruz ya. Geri dönmenin yolu Kur'an, sünnet. Kur'an, sünnet ahlakıyla ahlaklanmak. Biz çocuklarımıza dahi bunu anlatamıyoruz. Bu çok acı bir şey. Bizim çocuklarımız dahi bizi dinlemez hale geldi. Bu çok acı bir şey.
Bu çok acı. Gerçekten çok acı. Herkes nefsine düşmüş. Nefsini okşarsan herkesin senden iyisi yok. Herkesi cennetlik edeceksin. Senden iyisi yok. Herkesin yaptığını doğru yapıyorsun diyorsun. Senden iyisi yok. Bu haram dediğin zaman kızıyor herkes. Bu Kur'an ve sünnette yok. Bunu terk et dediğinde kızıyor herkes. O hale geldik. Allah bizi affedsin. Nisa suresinde idi. Kadınları dövünüz. Ayeti okumuştum. Kadınların dövülmesi hususunda bu ayeti açıklar mısınız? Koca karısına el kaldırabilir mi? Kadın dövülür mü?
Tabii normalde şimdi o ayeti kerimeyi okuyunca işte nasihat edin. Olmadı yatağına ayırın. Olmadı dövünüz diyor. Doğru. Ayeti kerime. İmam-ı Şafi diyor ki bunda sıralama olmaz. Hangisi o zaman denk geldiyse o olur diyor. İmam-ı Şafi'de. Ama bu neyle alakalı? Bir kadının gözü başka erkeklere kaymaya başladı.
Bu ayeti kerime onunla alakalı. Erkek evliliğini kurtaracak. Çünkü bu normalde bunun ilerisindeki 186. ayet olması lazım. Onda da erkekler diyor serkeşlik ederlerse ona da o ayeti kerime diyor ki sizler anlaşaraktan onlarla diyor boşanın. Anlaşaraktan. Erkeğin serkeşliği ne? Erkek başka kadınlara bakmaya başladı. Gönlü erkeğin başka kadına kaydı. Kadının onu dövmesi mümkün mü? Değil. Kadına diyor ki sen usulüne uygun anlaşaraktan ondan boşan. Neden? Adam çünkü başka kadınlara gidiyor. Erkeğe diyor ki sen otur ona nasihat et. Söyle.
Ey hanım evliliğimizi yıkma. Gözünü başka adamlara kaçırma. Bak ben sana şu komşuya gitme dedim. Gidiyorsun. Bak sen herkesle olur olmaz her yerde konuşuyorsun. Selamlaşıyorsun. Yanak yanağı öpüşüyorsun. Evli baklı kadınsın. Şüphe getirecek işler yapma. Benim konuşma dediğim erkekle konuşma. Eve alma dediğim kimseye evine alma. Ama kadın serkeşlikte inat etti. Bu sefer erkek evliliğini kurtarmak için söz dinlemiyor ya. Ya yatağını ayıracak ya da Kur'an-ı Kerim diyecek ki dövünüz Kur'an-ı Kerim'e. Dövmek nasıl biliyor musunuz? O adamın koltuğu kalkmayacak. Koltuğu açılmayacak. Dirse bu şeyinden, vücudundan ayrılmayacak. Böyle dövecek.
Böyle dövebilir misiniz bir kadını? Dövmeyi böyle tarif ediyor Hanefiler. Ben de böyle hani çok özür dilerim ama kinayesin diyorum ya ulan böyle dövüp de hatunu dövdü dedi Tercan'a elini bari kaldırma diyor. Evet. Dövünüz dediği ayeti kerime bu. Ama bu feministlerin eline bir oyuncak gibi oluyor bu. Kardeşim, din aileyi korur. Din aileyi korur. LGBT'liler gibi düşünmez Allah. Allah fahişe erkekler gibi, fahişe kadınlar gibi düşünmez. Allah yolunu sapıtmışlar gibi düşünmez. Allah'ın emri haktır. O yüzden Cenab-ı Hak diyor ki, yani bunlardan uzak durun.
Bu hallerden uzak durun. Haramlardan uzak durun. Kimse kimseye zulmetmeye hakkı yok. Adam neden dövsün eşini? Psikopat mı ki? Kaldı ki, eşlerini dövenler, Kur'an ve sünnetten uzak olanlar. Gidin TÜİK raporlarını okuyun. TÜİK raporlarına göre en fazla zulme maruz kalan kadınlar üniversite mezunlarıyla. En fazla döven eşlerine zulmeden üniversite mezunu erkekler. Gidin TÜİK raporlarını okuyun. Yüzdeliği vurmuşlar. Eşlerini kimler dövüyor diye. Üniversite mezunu erkekler dövüyor eşlerini daha fazla. En fazla dayak yiyen üniversite bitirmiş kızlar. Evlilikleri en fazla bozulan üniversite bitirmiş kızların ve erkeklerin evlilikleri.
Fuhuş yüzünden, aldatma yüzünden en fazla evlilik biten üniversite mezunları. TÜİK raporlarını açıp okuyacaksınız. Türkiye'nin resmini göreceksiniz. Üniversite okuyan kızlar daha çabuk boşanıyor. Üniversite okuyan erkekler daha çabuk boşanıyor. Üniversite okuyan erkekler daha fazla kadın dövüyor. Üniversite okuyan kadınlar daha fazla dayak yiyor. Kur'an ve sünnet eğitimi almayanlar daha fazla dayak yiyor. Daha fazla dayak atıyor. Ben istiyorum ki şu TÜİK raporlarını hazırlayanlar ehli sufi araştırsınlar. Gelsinler mesela bir sufi cemaati araştırsınlar. Yüzdelik tutsunlar. Gelsinler kaç kişi burada kadın cemaati var?
Bin kişi. Evlisi ne kadar? Sekiz yüz kişi. Sekiz yüz kişinin arasında normalde inceleme yapsın. Kaç kişisi dayak yiyor? Gelsin ne kadar var burada erkek? Bin kişi. Bin kişinin içinde erkeklere, evli olanlara sorsun. Kaç kişisi dövüyor eşlerini? Bunu ciddi ciddi gerçekten araştırma yapsınlar. İlahiyatçılar, diyanetçiler, sosyologlar, psikologlar, felsefeciler, psikiyatriyle uğraşanlar.
Yemin ediyorum gelsinler bizim bu topluluğumuzu incelesinler. Ciddi ciddi söylüyorum. Gelsinler bu topluluk nasıl bir hayat yaşıyor? Nasıl bir ev düzenleri ve sistemleri var? Nasıl çocuk yetiştirmeye gayret ediyorlar? Bu toplulukta kaç tane baba çocuklarını dövüyor? Kaç tane baba çocuklarına istismar etmiş? Kaç tane baba 5 yaşındaki çocuğuna silah çekmiş? Kaç tane baba bu toplulukta 3 yaşındaki çocuğunu bıçağın altına yatırmış? Kaç yaşındaki çocuğunu bir baba tuvalete kilitlemiş? Balkona kilitlemiş? Buradaki kaç tane baba çocuğunu evin içerisinde salıncak askısını tersten asmış? Tokatlamış? Bunları real hayattan anlatıyorum size. Ben köşte yaşayan şeyhlerden değilim.
Ben sırçalı köşlerde yaşamıyorum. Ben hacca gittiğimde Hilton'un o camlı bölmesinden namaz kılanlardan değilim. Ben her şeyin içindeyim. Bu söylediklerimi sıraladıklarıma birebir şahit olan insanım. Birebir şahit. Ya gece gitmişimdir onu kurtarmaya ya da anlatmaya gitmişimdir. Gözlerime inanamamışımdır. Ya da gelmişlerdir bana anlatmışlardır. Bu sistem vahşet üretiyor. Vahşet! Vahşet üretiyor. Bu ayeti kerimelere düzden bakmak da olmuyor. Real halkın içerisine girecekler.
Ona birileri dert anlatacak. Ona birileri ulaşacak. Ona birileri gece saat 2'de 3'te tacize uğradığında ben tacize uğradım. Şimdi ne yapayım diye ona soracak. Diyecek ki ben filancanın fişmancasından sizin telefonunuzu aldıydım. Yaşım 16. Babam geldi usulcan beni elledi diye ona telefon açacak. Evet. Bakın İslam ne diyor biliyor musunuz? Babalara diyor ki kız çocuklarınızın odalarına girmeyin. İslam diyor ki kız çocuklarına odalarınızı kapatın yattığınızda. Siz sapıksınız diyor. Biz sapık değiliz kardeş. Sapıklara önlem alıyor İslam.
Sapık sensin. Sen din bilmiyorsun, vicdan bilmiyorsun, iman bilmiyorsun, merhamet bilmiyorsun. Allah bizi affetsin. Siyaset, politika ile uğraşmak caiz midir? Caizdir. Neden caiz olmasın? Hem de öyle bir caizdir ki bu zamanda. Bu zamanda öyle bir caizdir ki. Herkesin oluk oluk cehenneme koştuğu bir zamanda. Her türlü her şeyin eşkare yaşandığı bir zamanda. Caiz. Kur'an ve sünnet dairesinde. İslam siyasete karşı değildir. Devlet yönetecekseniz siyaset bileceksiniz. Bir topluluk yönetecekseniz siyaset bileceksiniz.
Bir aile babasıysanız siyaset bileceksiniz. Bir anneyseniz siyaset bileceksiniz. Bir işyerenseniz siyaset bileceksiniz. Her yerin, toplumun, topluluğun, her şeyin kendine ait bir siyaseti vardır. Müslüman bunu bilecek. Bir okulda müdürsünüz siyaset bileceksiniz. Bir yerde amirsiniz siyaset bileceksiniz. İşverensiniz. Etrafınızda çalışan insanlar var siyaset bileceksiniz. Bir sufi siyaset yapmasında sakınca var mı? Evinin rızkını oraya vermesi günah mı? Siyasi bir görüşe hizmet etmek günah mı? Normalde sufiler de siyaset yaparlar. Neden yapmasınlar? Onların da kendilerine ait bir siyasetleri vardır. Ama normalde evinin rızkı deyince yani normalde çocuklarını Kur'an ve sünnet tarihisinde ailesini Kur'an ve sünnet tarihisinde normalde eğer yetebilecek şekilde harcıyorsa buna yapacak bir şey yok.
Tasavvuf başka bir dindir diyorlar. Bu ne demektir? Bir düşününce tarikat denen gruplar örneğin kadının elinin erkek eline değmesini haram olarak yorumlarken ehli tasavvuf kadının eli de adamdan erkeğin eli de adamdan ruhun cinsiyeti yoktur diyerek tokalaşıyor. Ve bu duruma herkesin şeriatı ayrıdır diye ifade ediyorlar. Buna bir yorum getirir misiniz? E bu yorum doğru bir yorum değil. Buna yorum getirmeme gerek yok. Yani hepsi de adamdandır deyip de o zaman kadınla sarmaşsa da o zaman caiz mi göreceğiz? Allah muhafaza eylesin. Tokallaşmayla alakalı normalde İslam fıkhında bir şey bulmanız mümkün değil. Bu ancak biatlaşma meselelerinde geçer.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kadınlardan biat almasıyla alakalı meselelerde geçer. Siz örneğin Keles'in bi köyüne gitseniz Keles'in köyünde bi kadın veya bi erkek karşılaştıklarında tokalaşırlar mı? Var mı Keles'in köyünden burda herhangi bi kimse? Hangi köydensin? Keles dağ dibi. Keles dağ dibi. Orda köyde kadınlar erkekler kahvenin önden geçerken aa merhaba hoş geldin tokalaşır mı? Yok değil mi öyle bi şey? Öyle hiç kimsede öyle bi dert yok değil mi? Selam verdiler geçerler. Demek ki Keles'in köyünde böyle bi problem yok. Çünkü böyle bi kültür de yok. Böyle bi şeye ihtiyaç da duyulmuyor Keles'in köyünde.
Bakın Keles'in köyünde böyle bi şeye ihtiyaç da duyulmuyor. Bu bize nerden ihtiyaç olarak geldi o zaman? Batıda. Batıda yüksek sosyete bayanların eli öpülür. Tokalaşma yok. Tokalaşma batıda avamın işidir. Avam insanlar birbirleriyle tokalaşırlar batıda. Mesela orada elit tabaka bir bayanla tokalaşamazsınız siz. O lütfederse, elini uzatırsa siz onun elini öpersiniz. Onu da ucundan alnına götürmek yok öyle lappadak. Batıdaki kültür bu. Oranın avam kültürü ne? Kadın erkek tokalaşırlar ondan.
Avam kültürü bu. Biz ne yaptık? Avam kültürünü aldık geldik içimize. Batının avam kültürü. Yani batının çok özür dilerim aşağı tabakasının kültürü bu. Biz batının zaten aşağı tabakasında ne varsa hepsini aldık getirdik biz kendimize zaten. Siz hiç İngiliz kraliçesinin bikinili fotoğrafını gördünüz mü gençliğinde dahi?
Ben görmedim 58 yaşındayım. O benden daha yaşı 90'a merdiven dayalı kadın. Bakın batının yüksek sosyetesi insanların içerisinde soyunmaz. Siz onun bedenini göremezsiniz. Avamın görürsünüz. Avam tabakası. Biz batının avamında ne varsa buraya aldık geldik. Allah yesin inşallah. O yüzden tokalaşma gibi bir derdimiz yoktu bizim. Tokalaşma derdimiz cumhuriyetle başladı. Cumhuriyet düşmanı değilim böyle bir derdim yok. Ama Osmanlı'da da tokalaşma derdi yoktu zaten. E cumhuriyetin ilk yıllarında da tokalaşma derdi yoktu.
Sonra batının avam kültürünü biz alınca tokalaşma derdi çıktı. Haydi üzerinde kıyamet koparıyoruz biz. Tokalaşmak caiz mi değil mi? Hiç kimse şunu demiyor. Kardeşim bu batının kültürü. Batı ile alakalı. Batıdan gelme bize. Bizim kendi kültürümüz kendi iç şeyimiz değil. Biz el öperiz. Biz babamız yaşındaki bir adamın eli öpülür Hanefi'ye göre. Annesi yaşındaki bir kadının eli öpülür Hanefi'ye göre. Bir alimin eli öpülür Hanefi'ye göre. Bir şeyhefendinin eli öpülür Hanefi'ye göre. Babanın, annenin, amcanın, dayının eli öpülür Hanefi'ye göre. Kadının, kocasının elini öpmesi caizdir Hanefi'ye göre. Buna eyvallah. Tokalaşma ile alakalı daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız, benim o sayfada var.
Tokalaşma ile alakalı küçük bir risale oradan okuyabilirsiniz. Ben hatim etmek için yurda gitmek istiyorum. Fakat kız kardeşime bakmak zorunda kaldığım için yurda gidemiyorum. Lütfen siz dualarınızı bekliyorum. İçinizden bir kız. Allah yardımcını olsun. Erkek karısına kurban kestirebilir mi? Kurban olur mu erkeğin kazancıyla? İstanbul'dan sormuşlar. Şimdi normalde kurban kesmek, birinci derecede zekat veren kimseler için Hanefi'ye göre vacip. Kurban kesme, Şafi'ye göre sünnet bir ibadet. Nafile, Hanefi'ler zekat verenler için vacip kılmış. Bir kimse bu noktada eğer kurban kesme muktedirliği var ise bir erkeğin, yani zekat verdiyse erkeğe vacip.
Birinci derecede o kesecek. Ama ikinciyi kesecekse eşinin üzerine kesebilir. Ya da elindeki nisap miktarı parayı kadına tasadduk eder. Der ki bu para senin, sana tasadduk ettim. O zaman kadın da kurban keser. Türkmenlerin köpekleri çadır kapısında misafire yeltaklanmış.
Ama çadır yanına yabancı biri uğrayacak olursa köpeklerden aslancasına hamleler görür. Kullukta ben de köpekten aşağı değilim. Allah da hayat ve kudrette bir Türkten aşağı kalmaz. Hani geçen haftadan hatırlayalım ateş diyordu ya benim tabiatım değişmedi. Unsurum da ben Allah'ın kılıcıyım onun izniyle keserim diyordu. Ateş dile gelmişti. Kime? Yahudi'ye. O Yahudi padişah içine attığı Müslümanlar ateş yakmayınca ateşe hitap etti. Dedi ki ne oldu? Senin tabiatın mı değişti? Sen yakardın, yakmaz oldun. Garezin bize mi dedi? Niçin sen benim içine attığım insanları yakmıyorsun? Bu sefer de ateş dile gelmişti. Demişti ki ey şaman ben yine o ateşim. Ben yine yakarım.
Hele bir gir içeri hararetimi gör. Ben Allah'ın kılıcıyım. Onun izniyle keserim dedi. Ve devam etti söze. Türkmenlerin köpekleri çadır kapısında misafireye altaklanmış. Ama çadır yanında yabancı biri uğrayacak olursa köpeklerden aslancasına hamleler görür. Kullukta ben köpekten aşağı değilim. Allah da hayat ve kudrette bir Türkten aşağı kalmaz. Ateş konuşmaya devam ediyor. Diyor ki Türkmenlerin, Türklerin köpekleri çadırın yanında gelen misafirlere yalakalık yapar. Kuyruk salla. Ama eğer yabancı bir kimse oraya gelirse o köpekler aslan kesilir. Hani köpek normalde işte eve böyle gündüz gelirsen önceden böyle Türklerin çoban köpekleri çok meşhurdur dünyaca. Bizim köpeğimiz dünyaca meşhurdur.
Çoban köpekleri, Sivas kangallar, çoban köpeği ırkları dünyaca meşhurdur. Bizim Türklerin o konar göçer Türklerin köpekleri kadar sahibine uysal ve vefalı kurda ayıya karşı acımasız hiçbir köpek yoktur. Şimdi mesela o kırık köpekler vardır. O kırık köpeklere mesela kurdu koklat, ölen bir kurdu dahi koklatsan kaçar gider kokusundan. Veyahut da o kırık köpekleri götür bir ayının ölüsünü göster. Ayının ölüsünü koklasa korkudan kaçar gider. Ama iyi bir kangal mesela. Ne kurttan korkar, ne çakaldan korkar, ne ayıdan korkar. Ayıya bile sarar iyi bir kangal. İyi bir çoban köpeği, Türk çoban köpeği. O tam kangal değildir, kırıktır o. Onun çobanlar daha iyi bilir.
Çoban köpeği derler ona. O koyunu güder mesela. İyi bir kangal koyunu güder. Onlar böyle mesela biz Bayındır'dayken mesela Bursa'nın dağlarından çobanlar gelirdi. Koyun getirirlerdi bizim oraya. Onların çoban köpekleri vardı böyle kocaman kocaman. Kuzulardan, koyunlardan büyük. Onları normalde biz böyle hayran kalırdık onlara. Normalde böyle onlardan çok sevdiklerine böyle işte bir tane enik verir. İşte bir şey verir. Hatta mesela birisinin yaylımı var orada. Yani iki fasıl yaylımı vereyim de sana bir enik vereyim. Çobanı ne? Köpek eniği veriyor. O kadar kıymetliydi Bursalıların o çoban köpekleri. Said görmüştür. Said gördün mü onları sen? Karaburun olarak geçiyor.
Var mı gene hala da? Var. Sürülerin içinde. Sürülerin içinde. Böyle kocaman kuzulardan, koyunlardan daha yürü onlar böyle. Hatta bizim orada mesela bir tanesi bizim orada çok kurt olmaz. Ne olduysa kurt işte salaklığı tutmuş demek ki sarmış. Ondan sonra hayvanları sarınca kurdu boğmuş iki üç tane şey o köpek. Adam gözümün önünde hani kuzuyu kesmedi. Hayvan ona alışmasın diye. Gitti kasaptan bir tane kuzu aldı geldi. Parçaladı. Hayvanların önüne bıraktı. Hediye olarak. Yedirdi hayvanlara. Dedim neden burada kesmedin? Görürler dedi alışırlar. O zaman dedi hayvana sararlar dedi. Terbiyeye bak. Ya terbiye bu işte. Bizim atalarımız kapılarındaki köpeği bile terbiye etti.
Biz şimdi çocuklarımıza demiyoruz. Evet. Bizim ecdadımız kapısındaki köpeği terbiye ederdi. Damına bağladığı beygiri terbiye ederdi. Damına bağladığı deveyi terbiye ederdi. Onun ineği bile terbiyeliydi. Bildiğin inek. İnek dahi terbiyeliydi. Atalarımızın inekleri dahi terbiyeliydi. Terbiye sistemi vardı. Şimdi Hz. Pir diyor ki ateşi konuşturuyor. Diyor ki Türkmenlerin köpekleri vardır ya diyor. Çadırın kenarında gelene gidene yalaklık yaparlar. Ama sen diyor onlara düşmanca bir tavır sergilersen seni parçalarlar. Ben de diyor ateş olarak kullukta köpekten aşağı değilim ki.
Ben de Allah'ın kuluyum. Ben de Allah'ın emrindeyim. Ben ateşim ama başıboş değilim. Cenab-ı Hak bana yak dediğini yakarım. Cenab-ı Hak bana yakma diyorsa izin vermiyorsa ben ateşim ama ben yakamam diyor. E diyor Allah da kudrette Türklerden Türkmenlerden aşağı değil ya diyor. Yani o Türkmenler dahi dostu düşmana ayırıyorsa o Türkmen köpeği dahi dostu düşmana ayırıyorsa Allah kendisine dost olanına düşman olana ayırdı demeyecek noktada mı?
Cenab-ı Hak da ne yapar? Bütün mevcudata hükmeder. Ateş de onun emrindedir. Onun yak dediğini yakar, yakma dediğini yakmaz. Bakara ayet 116. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Hepsi ona boyuna emektedir. Senin gözünün gördüğü, gördüğü, görmediği her ne var ise hepsi de Allah'ındır. Malikül mülk olan Allah'tır.
O mülkünü kudretiyle, kuvvetiyle, hakimiyetiyle zapt-u rapt altına alan da Allah'tır. O taşa da, toprağa da, ateşe de, suya da, buluta da sözünü geçirendir. Cenab-ı Hak bu noktada mükavenatta hiçbir zerre yoktur ki onun üzerine hükmü olmasın. Hiçbir zerre yoktur ki ona emretmemiş olsun. Hiçbir zerre yoktur ki Allah onu sevk etmemiş olsun.
Her şey Cenab-ı Hak'ın kudret ve kuvvet elinin altında. Ateş de, cehennem de, cennet de, güneş de, ay da, rüzgarlar da, bulutlar da Allah'ın kudret ve kuvvet emrinin altında. Gözünüzün gördüğü meyveler de, ağaçlar da, bitkiler de hepsi de Allah'ın kudret ve kuvvet elinin altında. Öyle olunca, ateş de diyor ki, ben onun emrindeyim.
O da diyor Türkman başbuğundan aşağı değil ki. Tabiat ateşi eğer seni gamlandırırsa, o yakış din sultanının emriyledir. Eğer diyor bu tabiatın içerisindeki ateş seni yakar, gamlandırırsa, eğer senin fıtratının gereği içinde bir yangın olursa, bir gam olursa, sana bir şey dokanırsa, sen bir hüzünlenir, bir gamlanır, sen bir kederlenirsen bu Allah'ın emriyledir.
Allah'ın emriyledir. Allah dilemedikçe sen o gamın yüzünü dahi göremezsin. Allah dilemedikçe sen o kederin dahi yüzünü göremezsin. O dahi Allah'ın emrinin altındadır. O dahi Cenab-ı Hak'ın sevk ve idaresindedir. Tabiat ateşi eğer sana sevinç verirse, ona o sevinci dün sultanı verir. Gamın karşılığı nedir? Sevinçtir. Eğer sana bir sevinç gelirse, sana bir sürur gelirse, senin gönlüne bir hoşluk gelirse, o da Allah'ın emriyledir.
Sen, hani var ya ayeti kerime, iyilikler Rabbinizden, kötülükler nefsinizden. Sizin başınıza gelen her şeyi Allah yaratır. Her şeyi sevk eden O'dur. İsterse başınızdan belayı, musibeti def eder. İsterse sizden kederi, gamı kaldırır. İsterse sizi sevince boğar. Bunu sevk eden Allah'tır. Yine devam ediyor. Gam görünce istiğfar et. Çünkü gam, halik emriyle tesir eder. Eğer sana bir gam geldiyse, eğer sana bir keder geldiyse, eğer sana bir hüzün geldiyse, eğer senin işlerin senin istediğin gibi gitmiyorsa, eğer senin başına bir çorap örüldüyse, eğer sen karanlıklara düştüysen, eğer sen bataklıklara düştüysen, oradan çırpınamıyorsan, istiğfar et, tövbe et. Yapmış olduğun yanlışlıklardan dolayı senin başına onlar geldi. Senin eksikliklerinden dolayı onlar başına geldi.
İstiğfara devam edeni, Allah-u Teala dertlerden, sıkıntılardan kurtarır, ummadığı yerden rızıklandırır. Nesaide geçen bir hadis-i şerif. Tövbeye devam eden, Allah'tan af dilemeye devam eden, dertlerden ve sıkıntılardan kurtulur ve o kimse ummadığı yerlerden rızıklanır. O muhakkak ve muhakkak istiğfara devam edecek.
Gamdan, hüzünden, kederden kurtulmak istiyorsa, rızık darlığından, geçim sıkıntısından, evindeki huzursuzluktan, annesiyle babasıyla arasındaki problemden, düzgün gitmeyen neyi var ise, istiğfar edecek, tövbe edecek, helallaşması gereken yerler var ise helallaşacak. Annesinin, babasının duasını almayan, helallaşmayanın iki yakası bir araya gelmez.
Eşine zulmeden kadın, erkek zulme devam ediyorsa iki yakası bir araya gelmez. Çocuklarına zulmeden anne ve baba, iki yakası bir araya gelmez. Komşularına zulmeden, iş arkadaşlarına zulmeden, emrinin altındakilere zulmedenlerin iki yakası bir araya gelmez. Büyüklerini büyük gibi görmeyen, onları dinlemeyen, onlara itaat etmeyen, iki yakası bir araya gelmez.
Senin zakirinmiş, senin şeyhinmiş, senin çavuşunmuş, resleşme. Duasını al geç, onlarla didişme. İki yakan bir araya gelmez. Derviş kardeşlerine zulmeden, zakir, çavuş, nakip, nükabba, şeyh, iki yakaları bir araya gelmez. Kim kime zulmediyorsa, zulmedenlerin iki yakaları bir araya gelmez. Bu dünyada da felah bulmazlar, mahşerde de felah bulmazlar, ahirette de felah bulmazlar. Hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hiç kimse sözünü ve ahdini bozmasın. Sözünü ve ahdini bozanlar, iki yakaları bir araya gelmez. Sözünden geri dönenler, iki yakaları bir araya gelmez.
Masumları, kimsesizleri, dul ve yetimleri aldatan, kandıran, onları yüzüstü bırakan, iki yakası bir araya gelmez. Yetimlerin mallarını devşirmeye çalışan, onların malını ucuz fiyata kapatmaya çalışan, iki yakası bir araya gelmez. Sokakta kediye, köpeğe eziyet eden, hayvanlara eziyet eden, dilsiz mahlukata eziyet edenin, iki yakası bir araya gelmez.
Yanında çalışanın hakkını, hukukunu korumayan, yanında çalışan kimsenin maaşını düzgün vermeyen, onun hakkına, hukukuna riayet etmeyen, iki yakası bir araya gelmez. Adaletle hükmetmeyen hakimler, adaletle insanları sevk etmeyen valiler, adaletle insanları sevk etmeyen kaymakamlar, mülki amirler, müdürler, amirler, eğer adaletle hükmetmezler, adaletle sevk ve idare etmezler, insanların arasında ayırmacılık, kayırmacılık yaparlarsa, iki yakaları bir araya gelmez.
Allah'ın lanetlediği fiiliyatları üzerinde bulunanlar, şimdi adına eşcinsel dendi. Siz onun adını biliyorsunuz. Bunlar, bunlara yumuşak görünenler, bunlara hoşgörüyle davrananlar, LGBTT'li bilmem ne harf kalmadı. Bu bir sürü harf kalabalığı olan, bunlara yumuşak görünen, bunlara saygı duyan, bunlar da olması lazım diyen, bunlar da bunun özgürlüğü diyenlerin iki yakaları bir araya gelmez.
Allah'ın lanetlediği işleri ve fiiliyatları yapanlar ve bunları destekleyenler, bunların iki yakaları bir araya gelmez. Müminlerden faiz alan, müminlere faizcilik yapan iki yakaları bir araya gelmez. Oğlancılık yapan, lezbiyenlik yapan, oğlan oğlana cinsel ilişkiye giren, erkek erkeğe cinsel ilişkiye giren bu pislikler, bunlar asla iki yakaları bir araya gelmez. Bunları destekleyen, bunları alkışlayan, bunların peşine gidenlerin iki yakaları bir araya gelmez, tövbe etmezlerse gelmesinler inşallah zaten. Bunlar tövbe edip dönmezlerse Allah iki yakalarını bir araya getirmesin inşallah. Çünkü bunlar Allah'ın lanetlediği fiiliyatlar. Namazı kasten terk edenler iki yakaları bir araya gelmez.
Orucu kasten terk eden, oruç tutmaya muktedir olduğu halde tutmayan iki yakaları bir araya gelmez. Hacca gitmeye muktedir iken hacca gitmeyen iki yakaları bir araya gelmez. Gelmez. Herkes namazına dikkat edecek. Gelmez. Namazı kasten terk edenin Allah muhafaza eylesin. Dini yıkılır. İşte bunları yapsa yapanlar zaten tövbe edecek. Ama istiğfar etmek, tövbe etmek sünnet. Kuvvetli sünnet. Hem farz, Allah tövbe edenleri sever ayet-i kerime. Allah tövbe edip af dileyenleri affeder. Ayet-i kerime. Ama Hazreti Peygamber diyor ki, Allah'tan en fazla korkanınız benim.
Günde ben yüz kez Allah'a tövbe ederim. Günlük tövbenizi terk etmeyeceksiniz. Sufiler en az günde yüz sefer tövbe ederler. Allah'a yakınlık peyda etmek için. Çünkü Cenab-ı Hak onu yakinine alır. Bir tövbe vardır. Dertten, sıkıntıdan, beladan, müsibetten, günahtan kurtulmak içindir. Bu ayrı. Bu şeriatın emrettiği. Bir tövbe vardır. Ehli tarikat için. Küçük günahlar işlemiştir o. Küçük günahlar işlediğinden dolayı da tövbe eder. Ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sünnetini icra eder. Bir tövbe vardır ki, O kulluğun, kulluğun özüdür. O kulluğunu gösterir.
Der ki, sen Rabb'sin ben kulum. Sen Allah'sın. Ben senin yarattığınım. Beni sen yarattın. Ben kendimi günahsız gördüğümden değil. Ama sen tövbe edenleri seviyorsun ya. Tövbe edenleri sevdiğinden dolayı ben sana tövbe ediyorum der. Onun tövbesi muhteşem tövbedir. O Subhanallah ve bihamdihi derken, Cennette kendine ağaç dikildiğini görür. Subhanallahil azim derken, Cennet meyvesi ağzına verilir. O, işte Allah'la arada perdenin kalktığı tövbedir. Subhanallah ve bihamdihi subhanallahil azim ve bihamdihi estağfurullah lazim der. O, bir önceki perdesine tövbe der.
Der ki, ben bu perdede kaldım. Bana yazıklar olsun. Ben bir adım daha atmadım. Senin cemalini doya doya göremedim. Ben bir adım daha ataydım da, Senin cemalinle cemalleseydim. Ben bir adım daha da ataydım da, Sen benim ruhumu alıveredin de, Şu dünya denilen mihnetaneden kurtulaydım. Ben bir adım daha atıvereydim de, Senin o kaküllerine dokunsaydım. Bir adım daha atsaydım da, Kaküllerini boynuma dolasaydım. Bir adım daha atsaydım da, Gözlerimde gözlerimi kaybetseydim. Bir adım daha atsaydım da, Öyle bir subhanallahil azim deseydim. Bütün alemlere seyran etseydim. Tövbe o. Sufinin amacı bu tövbeye ulaşmaktır.
Sıf! Sufinin amacı budur. O yüzden onun tövbesi kıymetlidir. O zikrullahın ayrı bir dairesidir o tövbe. Bunda günahtan kurtulma düşüncesi, Bunda cehennem korkusu, Bunda cehenneme atılma hayyulası yoktur. Bu tövbe farklı tövbedir. Allah isterse bizzat gam, neşe, Bizzat ayak boğu azatlık ve hürriyet olur. Allah isterse sana gelen gam, neşeye bürünür. Allah isterse neşe gama bürünür. Onun gamının içerisinde neşe, Neşenin içerisinde gam vardır. O yüzden gamlandığında kendi kendine, Ahu efkan etme, Her gamın arkasında bir neşe vardır.
Neşe verdiğinde onun lütfunu ve ikramını gör. Ona hamdet ki, hamdet ki, Neşenin arkasından gadap gelmesin. Biz yine burada Hazreti Pir'e dönelim. Onun hoş olmayan şehide, Benim canıma hoş geliyor. O gönül inciten sevgilime, Canım feda olsun, Neziri olmayan tek padişahımın hoşnut olması için ben, Hastalığıma da aşığım, Derdime de, İki deniz gibi olan gözlerimin incilerle dolması için, Gam toprağını gözüme sürme gibi çekmekteyim.
Hazreti Pir de, Gamı sürme diye gözlerine çekiyor. Allah, bizi öyle iman eden, Öyle yaşayan, Allah'ı öyle seven, Resulünü öyle seven, Kur'an ve sünnetine sımsıkı bağlı, Kullarından eylesin inşallah. Sürç-i lisan ettiysek affola.
Cenab-ı Hak cümlemizi affetsin. Selamün aleyküm. Seni tarif ettim, Geçenler birisine dedim ya, Hani iki kulağı küpeli, Enteresan kıyafetli biri var ya dedim, Evet tanıdım dedi.
Böyle tanınıyorsun. Hakkını helal et. Allah razı olsun inşallah.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi