Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 28 Temmuz 2013 · 1:09:30
Selamün aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Bu akşam Allah izin verirse inşallah biraz itikaftan bahsetmek istedim. Bu terk edilmiş sünnet, daha doğrusu belirli insanlar tarafından yapılan, belirli gruplar tarafından yapılan bir ibadet.
Daha doğrusu, sufilerin üzerinde durduğu, sufilerin bu noktada terk etmemeye çalıştığı bir ibadet. İntikaf, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Medine'ye hicret ettikten sonra, her Ramazan hiç terk etmeden yapmış olduğu bir ibadet. Bu ibadet, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretler tarafından tesis edilmiş. Şartları, kaideleri, içi dışı bu noktada belirlenmiş. Ümmete de tavsiye edilmiş bir ibadet. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Ramazan'ın son 10 gününde, Mescid-i Nebevi'nin içine kendine bir çadır kurdurur.
O çadırın içinde itikaf eder diye. Bazıları, bir Ramazan ilk 10 günde, ikinci Ramazan ikinci 10 günde, üçüncü Ramazan son 10 günde itikafa girdiğini rivayet ederler. Hz. Hüseyin Efendimiz naklediyor, Ramazan'da 10 gün itikafa giren, iki haç ve iki söm ömre sevabı kazanır.
Ramazan'da kim 10 gün itikaf ederse, iki haç, iki ömre sevabı. Her kim, din kardeşinin ihtiyacını için koşar ve karşılarsa, bu onun için 10 sene itikafa girmekten daha hayırlı olur. İşin bir de bu tarafı var. Kim Allah rızası için bir gün itikafa girerse, Allah onunla cehennem arasında 3 hendek meydana getirir. Bu hendeklerin arasındaki mesafe, karşılıklı iki ufkun mesafesinden daha uzak olur. İtikaf, bu cihetle, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, terk etmediği sünnetlerden birisi olmuş. Bayanlar da itikafa girmiş.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, mübarek eşleri, itikafa girmişler. Tabi itikafı da, Mescid-i Nemevi'de girmişler. Kendilerine çadır kurdurmuşlar. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, onların itikafa girdiğini görünce, o da itikafı terk etmiş. O sene 3 gün girmiş. Muharrem'in ilk 10'unun son 7'sinde de, o itikafı tamamlamış. Şimdi, Hanefiler, itikafın, cuma kılınan, mescitlerde olmasını şart koşmuşlar. Eğer bir mescitte cuma kılınmıyorsa, o kimsenin, bu şeriata göre, cumaya, dünya kelamı konuşmadan, bir şey yapmadan, hızla gidip gelmesine müsaade etmişler.
ve Ramazan itikafında, orucu, şart kılmışlar. Eğer normalde, mesela burada, cemaate açık, 5 vakit namaz kılınmıyor. Burası cemaate açık, 5 vakit namaz kılınmış olsa, o zaman burada da itikafa girilir. Ama ve lakin, cuma için, bu mescit kapısından, camiye gidip gelmesi gerekir, o insanların. Tabi itikaf, bir de, mesela, şeriata göre giren kimsenin, zaruret miktarı kadar konuşmasında, bir beis yoktur. Ne bileyim işte, yemesinde, içmesinde bir beis yoktur. Yemede, içmede bir diyet, bir riyazat yoktur.
İtikafa giren bir kimse, şeriata göre girerse, kitap okuyabilir, hadis okuyabilir, Kur'an-ı Kerim okuyabilir, ne bileyim işte, değişik ilmi kitaplar okuyabilir, itikafa girdiği caminin mescidinde, alışveriş edebilir, mescidin bahçesinde, caminin bahçesinde, alışveriş edebilir diye, bunun fıkıh kitaplarından okuyabilirsiniz. Ben tabi buna, bu tip mevzulara pek girmek istemiyorum. Ben kardeşlere biraz daha, sufinin itikafı nasıl olması gerekir, az bir şey ona anlatmak istiyorum. İtikafa girecek olan kardeşler var, itikafı bana telefonla soranlar var, onlara bu gecenin sohbetini, dinlemelerini tavsiye ettim. Kardeşler bizim itikafa gireceklerse, normal virdlerini çekecekler, günlük virdi ne kadarsa, normal virdlerinin haricinde, günlük 70 bin tehdit çekecekler.
yana oturacak 500 salatu selamı var, 500 ondan sonra ihlası var, 500 la ilahe illallahü vahduhu le şerikeler var, bunları çekecek örneğin, bunları yüzer yüzerse, bunları yüzer yüzer çekecek. Kimisinin 200 çeken var, 300 çeken var arasında, aranızda bunları 500-500 çekenler var, itikafa girenler, bunları kaç çekiyorsa, virdine ise, virdi kadar çekecek.
O virdi kadar çektikten sonra, kelime-i tevhid hatmine niyet edecek. Niyet ettim ya Rabbi, kelime-i tevhid hatmine diyecek. Veya niyet ettim ya Rabbi, itikaf dersime diyecek, 70 bin tevhidi başlayacağım. Tevhidi çekerken, tevhidin söyleyiş lafzını, tekerlemeyecek, toparlamayacak. Normal, la la haylallah, kelime-i tevhidi çekmeye başlayacak.
Her yüzde, Muhammed'in Resulullah diyecek. 70 bin tevhidi bitirecek. Bir günlük vird bu. Konuşmak yok. Çok zorda kalırsa, bir kelime, iki kelime, üç kelime. Yazacak. Telefonla mesajlaşmak yok. Telefonla birbirine bir şey çekmek yok. Devamlı kendisini tevhide verecek orada, zikrullaha verecek. Hayvansal gıda yemeyecek. Hayvansal gıdalardan uzak duracak. Çok yemeyecek. Riyazat yapacak içeride. Az yiyecek. Dünya kelamı çok konuşmayacak. Dili şişecek tevhide çekerken. Ağırlaşacak.
Birinci gün dersini bitirecek. Akşam namazında, pazar günü akşam namazı başladı. Pazartesi akşam namazına kadar dersini bitirmiş olması gerekir. Pazartesi akşam namazı okunduğunda dersi bitecek. Akşam namazını kılacak. İftarını edecek. Akşam namazını kılacak. Bir gün önceki dersinin duasını toplayacak. Hediye edecek. Hazreti Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve bütün ders kağıdındaki zatı muhteremlere yeni derse niyet edecek. Yeni dersi de bir gün önceki gibi. Yine ne kadar virdin ne var ise günlük virdini çekecek. Ardından yine tevhid hatmini niyet edip ikinci yetmiş bini bitirecek. Salı gün akşam namazında ikinci yetmiş bin bitip üçüncü yetmiş bine niyet edecek.
Çarşamba gün akşam namazında üçüncü yetmiş bin tevhid bitmiş olacak. Bu üç günlük süre zarfında. Ama birinci gün, ama ikinci gün, ama üçüncü gün. Bu bizim dergahımızda, bizim tekkemizde itikafa giren kardeşler için geçerli. Umuma ait olanları az önce kısaca derledim, toparladım, bitti. Bu bizim dergahımızda itikafa girecek olan kardeşler için geçerli. Bu size bir ders, bu size bir vird, bu size bir gelenek, bu size bir kültür, bu size bir ibadet. Dergahımızın adabı, erkanı, geleneği, kültürü dergahımızın bu noktada ibadeti. Hadis-i şerifler ışığı altında. Sünnet-i Resulullah ışığı altında.
Üç gün içerisinde Hz. Peygamber Efendimiz'i görürse, sesini işitirse, geliyor derlerse, sarığıydı, cübbesiydi, yüzüğüdü, ayakkabısıydı, eviydi, mescidiydi, şu anki kabr-i şerifiydi. Onunla alakalı bir rüya görürse veya zikir esnasında bir ses işitirse, şimdi bunu yaşamayanlar bilmez. Mesela gece adam oturur, tevhid çekiyor. La alahe illallah, la alahe illallah, la alahe illallah, la alahe illallah, la alahe illallah, la alahe illallah. Birden bir geliyor derler. Öyle bir şataat, öyle bir azamet, öyle bir şatafat olur, kendini kaybedersin. Bir kendine geldiğinde, ayakta görürsün kendini. Selama durmuş vaziyette.
O gelir. Büyük bir azamet ve büyük bir şatafatla gelir. Veya büyük bir tevazu ile gelir. Melaikeler, sahabeler, hani bugün bir devlet başkanı bir yere gidiyor ya, ortalık curcuna ya, onlar fasafiso hepsi de. Onların hepsi de fasafiso. Gök yarılır. Yıldızlar selama durur. Melekler onu görmek için birbirini çiğner. Birbirini çiğner. O geliyor çünkü. Böyle bir şey olur. Yaşar kardeşlerimiz. Dördüncü gün, Veyirdin'i çektikten sonra, on bin salavat-ı şerife. Hemen.
Eğer Allah nasip ederse, birinci gün görürse, zaten ikinci, üçüncü gün, zaten o kapı açılır artık. Oradan bir gedik açılır, oradan bir kapı açılır, oradan bir yol açılır ona. O yol çalışmaya başlarsa, nur ala nur. Oradan bir menfez açılır, bir kutlu, bir nurlu yol açılır oradan. Velev ki böyle bir şey gördü o kimse, böyle bir şey yaşadı ki, böyle zorunlulukmuş gibi yaşanması gerekir demeyeyim. Ama genelde kardeşlerimiz yaşarlar. O zaman dördüncü gün, hemen şeyden sonra, Veyirdin'den sonra, on bin salavat-ı şerife, üstüne yüz bin lafze celal çekecek. Ya Allah! Ama bu kardeşler, kendince bakacak yetiştiremezse, o zaman lafze celal hatmini niyet etmesin, üstüne lafze celal çeksin, çekebildiği yere kadar.
Ama şeyh efendi, bu fakire, üstüne yüz bin lafze celal çektirirdi. Ben herkese mi dedim, herkese değil oğlum dedi, çekebilen çeker dedi, ama sen çekeceksin dediydi bana. Biz öyle çektiydik. yüz bin lafze celal, Ya Allah! Ya Allah lahzı celah da böyle çekilecek. Kelime-i tevhid Bir an dil durur.
İçeriden başlar devam eder. O da normalde parmak saymaya başlayacak, devam edecek. O tevhid kalbe iniyor işte. Kalbe inmesi o. Senin ihtiyarında olmadan kalbe iner o. Kalp başlar la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah diye devam etmeye. O devam ederken küçük dil devam eder içeride. İnsanın küçük dili başlar la ilahe illallah demeye konuşmaya ilk önce. O küçük dil la ilahe illallah dediğini duyarsın. Ardından kalbe iner tevhid. Tevhid de devam eder. An gelir, el durur, sende durursun, hayat durur, kalp devam eder ama. Uyuduğunu da görürsün oturduğun yerden. Bakarsın uyuyor itikaftaki kimse ama tevhid devam ediyor.
Hatta uyurken elde gider tevhidle beraber. Uyuyordur adam oturduğu yerde. Onların hepsi de derse sayılır. Normalde itikafı çıkarırken işte eğer Hazreti Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'ni görürse yüz bin lafze-i celallığı geçmezden önce salatu selam okuyacak. Görmedi. Bu herkes görecek diye bir kaydı yok. Bu sefer o dördüncü gün yüz bin lafze-i celal niyet edecek. Tevhid yok. Beşinci gün tevhid, yetmiş bin altıncı gün yüz bin lafze-i celal, yedinci gün tevhid, sekizinci gün lafze-i celal, dokuzuncu gün tevhid, onuncu gün lafze-i celal, ders bitti. Ne zaman? Arife günü, gecesi, akşam namazında. Genelde ders bitmez.
Sarkar birer saat, ikisi her saat çoğunluğunda. O sarkmaları da ne yapar? O sarktı ya işte birinci gün akşam namazında bitti ama ikinci gün akşam namazında bitmez. Bir saat sarkar, iki saat sarkar. Senin tembelliğine ve uyumana bağlı. Onlar ikisi her saat, ikisi her saat, senin dersler başlar gece saat on iki de var diye değiştirmeye. Onun da ne zaman telafi ediliyor? Arife günü, gecesi, bayram sabahı. Bayram sabahına kadar dersler telafi edilir. Böylece itikaf, bayram namazıyla sona erer. İtikafa giren kardeşler, itikafa girdikleri camiyi mahallelerindeki kardeşlere söylesinler. Oradaki kardeşler bayram namazını orada kılarlar.
Ve kardeşleri itikaftan çıkarıp evlerine götürürler, evine yerleştirirler. İtikaftan çıkan kimse sabahleyin eve gitmek için attı, arabaydı, yoldu uğraşmaz. Çünkü uğraşacak hali kalmaz. Uğraşacak durumu kalmaz. İtikaf insanı madden sarsar, manen yükseltir ve derinleştirir. O yüzden itikafa kardeşler girmeye gayret etsin. Bu Ramazan'ın son 10 gününde herkesin yapabileceği itikaf. Bir de bayanlar mescitlerde ve camilerde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, eşlerine muhalefet edip camide onların girmelerine canı sıkılınca buradan hüküm çıkarmışlar. Kadınların itikaf için mescitleri ve camileri kullanmaları caiz değil. Bayan kardeşler ne yapacaklar?
Onlar da evlerinin bir köşesine bir secdade, bir örtü yazıp, bir mahal belirleyip itikafa orada niyet edecekler. Onlar da aynı virdleri çekecekler, aynı dersleri yapacaklar. Ama bu noktada evlerinin içerisinde evinden dışarı çıkmayacaklar. Bazıları böyle bir itikaf esnasında kadınların cinsel ilişkiye girebileceğine hükmediyorlar. Hanefiler katılmamışlar, ben de katılanlardan değilim. Hatta bayan kardeşler eşlerinin bu noktada rızalarını almalı. Onların yemekti, suydu, evin ihtiyaçlarıydı, çocukların ihtiyaçlarıydı. Bunları görebilmeli, görmeliler. Ama bu noktada eşleriyle itikaf, eşleriyle cinsel ilişkiye girmeleri uygun değil, caiz değil. Buna şuradan hareket edebiliriz.
Nasıl camide, mescide itikafa giren erkeklerin cinsel ilişkiye girmeleri yasak ise, kadınların da itikaf zamanında eşleriyle cinsel ilişkiye girmeleri yasak. Müsaade eden erkekler, eşlerinin bu noktada itikaflarını bozmuş olurlar ki, Allah muhafaza eylesin, nafile ibadet, vacibe döner. Eğer on günlük itikafa niyet ettilerse, bir on gün borçlu kalırlar. O yüzden bayan, evli kardeşler itikafa gireceklerse, eşlerinden izin alıp itikafa girsinler. Onlarla bu noktada anlaşaraktan itikafa girsinler. Diğer türlü bir günlük, iki günlük itikaflar olabilir mi? El cevap olabilir.
Bayan kardeşler de, erkek kardeşler de gün tayin edip, bir günlüğüne itikafa girebilirler. İki günlüğüne girebilirler. Erkekler, camilerde, mescitlerde. Bayanlar da evlerinde. Kadir gecesi itikafa girebilirler. Ne bileyim işte, Kadir gecesinden bir gün önce, iki gün önce, üç gün önce girebilirler. Müsait olduklarında itikafa girerler. İnşallah, mesela buraya girdi bütün herkes şimdi burada. Buradan çıkıncaya kadar itikafa niyet edebilirsiniz. Meleyan'ı bir şey konuşmazsınız. Allah'ı zikredersiniz. Burada etrafınızda ilgilenmezsiniz. İtikaf sevabı alırsınız. Bu noktada kardeşler, ihtimam göstersinler bu ibadete. Derviş, muhakkak itikaf çıkarmalı.
Ben daha ilerisini söylüyorum. İsterse yatsın orada. Dersini çekemediği, bitiremediği, yattı kaldı orada. Yatsın kalsın, itikaf yerinde yatsın kalsın. İki haç, iki ömre sevabı verilir. İtikafa giren bir kimsenin geçmiş günahı, bir iznillah, Allah'ın izniyle silinir.
İtikaf öylesine kıymetli bir ibadet. İtikaf nedir demiş? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Ramazan'ın son 10 gününde mescide çadır kurdurup orada ibadet etmesidir. Şafilere göre midye yenmesi helal mı? Şafiler derler ki, denizden babam çıksa yerim. Meşhurdur ya bu söz. O yüzden şafilere göre, denizden ne çıkarsa çıksın, hepsi de yenir. Hanefiler, şerh düşmüşler. Böcek türünde olanlar, böyle sureten kendisine hoş gelmeyen şeyleri yememişler. Hanefiler, denizde ölü bulunan bir şeyi yememişler. Kendiliğinden ölmüş mesela denizde.
Onu yememişler. Şafiler yer onu. Karaya vurmuş bir deniz ürününü Hanefiler yemezler. Hanefi uleması bu konuda biraz daha ince eleyip sık dokunmuş. İşte midye çok hoşumuza gidiyor. Yememiş Hanefiler. İstakoz yememişler. Ne istiridye mi var bir de? Sen deniz ürününün istersen. İstiridye, midye, tarak, karides, böcek türünden değil mi bunlar hepsi de? Bunları Hanefiler yememişler hiç. Asla. Şafiler denizden niçakır, ölü dahi olsa yerler Şafiler. Mesela balık öldü, ters geldi denizin üstünde. Şafiler yer. Hanefiler yemezler. Balık aygın baygın böyle kafası karışmış.
Hanefiler yemez onu. Sufiler de yemez. Hanefiler yemez derken veya Şafiler yer derken, Şafi de olsa, Hanefi de olsa, Maliki de olsa, Sufiler yemezler. Sufinin yiyeceği şeyin bizde strası derler. Yüzü, gözü denk olacak. Böyle Sufiler çarpık meyveyi, sebzeyi de yemezler. Domates alıyorsun, yanından bir piç domates çıkmış. Yemez Sufiler onu. Almazlar onu. O domates, domates şeklinde olacak. Patlıcan patlıcan şeklinde olacak. Salatalık iki tane birden çıkmış, böyle bitişik değil mi? Almaz onu Sufiler. Yemezler onu. Onun hormonunda sıkıntı var.
Südünde bozukluk var onun. Sufilerin yiyecek olduğu şeyler, Bu ses ne? İlaçlıyorlar. Kalbimizi de ilaçlasalar da, Börtü böcek gizli içinden. Normalde Sufiler bu tip. Fıtrata uygun olmayan, Sebze ve meyveleri de yemezler. Fıtrata uygun olacak. Kiraz, bir dalda iki tane kiraz çıkarmış. Yemez onu Sufiler. O fıtratında sıkıntı var onun. DNA'sı bozulmuş onun. Yemeyecek. Onun yiyeceği hiç önemli değil. O böyle, Onun sureti düzgün olacak. Sireti düzgün olacak. O yüzden denizden çıkan balığın da, Kendisi de düzgün olacak.
Balık gibi olacak yani. Böcek türünden olanları yemeyecek. Böcek türünden olursa, Şeylere göre, ne o? Sufilere göre uygun değil, Hanefiler de uygun görmemişler. Gerçek aşkı bulmak istiyorum. Ama yapamıyorum. Buna yardımcı olabilir misiniz demiş. Aşka erişebilmek için bir aşık bulmak lazım. O aşığa da aşık olmak lazım.
Bir aşık bulamadıysa, Bir aşık bulamadıysa, O aşığa da aşık olamadıysa, O kendi kendini aldatıyor. Herkes için geçerli. Hazreti Mevlana aşkı konuşturur. Meslemi de der ki, Eğer sen sevgiliyi aramak istiyorsan, Onu bulmak istiyorsan, Ona aşık birini bul der.
Çünkü o, Sevgiliyi görmek için onun mahallesine gidecek. Birisinin sevdiği olsa, Onu arayacağınız yer, Onun sevdiğinin mahallesindedir. Başka bir yerde aranmaz. Şimdi polis bile, Suçluya ulaşabilmek için, Suçlunun sevdiğini buluyor. Suçlu, Kimi seviyorsa, Eninde sonunda, Ya onu arıyor, Ya onun mahallesine geliyor.
İnsan, Sevdiğine sığınır. İnsan sevdiğine gider. Kimi seviyorsa, Oraya gider. Bak kimi seviyorsa, Oraya gider. Ona güvenir çünkü. Eğer siz aşkı arıyorsanız, Bir aşık arayacağınız, Bulacağınız. O aşık muhakkak ki, Aşkının yanına gidecektir. O zaman o aşığı takip ederseniz, O aşığın aşkına ulaşabilirsiniz. Bu sizin aşkınız değildir daha. Bu aşığın aşkıdır. Ne zamanki aşkı, Tanımladınız, Tanıştınız, Gördünüz, O zaman siz, Ayrı bir aşık olursunuz. Ama siz, O aşkı, Tanımlayıncaya kadar, O aşkı, Vastasız bir şekilde, Görüşünceye kadar, Siz hep önünüzdeki aşığın aşkına aşık olursunuz.
Bu normal mi? Bunun normal olduğunu, Davut Aleyhisselam'ın, Duasını, Hazreti Peygamber, Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri, Bize naklediyor. Oradan normal görüyoruz. Ya Rabbi, Bana senin sevgini, Seni sevenlerin sevgisini, Seni sevdirecek olanın sevgisini, Çölde susuz kalmış bir kimseye, Soğuk şerbet nasıl, Ona tatlı ve hoş gelirse, Bana da öyle tatlı ve hoş, Göster ve sevdir der.
Demek ki, Biz gerçek aşkı, Veya bir aşk arıyorsak, Biz bir aşık bulacağız önce. Ne aşkı arıyorsan, Hiç önemli değil. İnsanlar, Hepsi de aşıktır. Aşık olmayan insan yoktur. Bütün insanlar aşıktır. Bütün hayvanlar aşıktır. Bilinçli bilinçsiz. Bütün zerreler aşıktır. Bilinçli bilinçsiz. Var olan, Yaratılmış olan her şey aşıktır. Aşık olmayan hiçbir şey yoktur. Hiçbir şey. Bir şey var ise o aşıktır. Sizin zerreleriniz aşık. Sizin hücreleriniz aşık. Sizin aşık olmayan bir yanınız yok.
Bir hücreniz yok. Bir noktanız yok. Bunun farkında değilsiniz. Bunun farkında değilsiniz. Mideniz ekmeğe aşık. Suya aşık. Örneğin. Mide acıkınca onu istiyor. Mide acıkınca onu istiyor. Ekmek diyor. Ekmek veriyorsunuz siz ona. Onun aşıklığına hizmet ediyorsunuz. Bak, aşığa hizmet ediliyor. Su istiyor, su veriyorsunuz ona. Aşığa hizmet edilir çünkü. Her aşık hizmet alır. Aşıklığının yüzü sürümetine bir şekilde her şey ona hizmet eder. Ve bütün aşıklar hizmet alırlar. Enteresan bir olgudur bu. Ağacın yaprakları aşıktır.
Ağaç aşıktır. Toprak ağaca aşıktır. Su toprağa aşıktır. Toprak suya aşıktır. O aşıklıklar birbirini cezbeder hep. Ve her şey birbirinin etrafında aşık olduğundan sema eder. Birbirinin etrafında döner durur habire. Ve her şey birbirinin etrafında. Her şey birbirine aşıktır. Her şey keşmekeşmiş. Her şeyde bir böyle kaos varmış gibi görünür. Ama kaos da kaosa aşıktır. Her şey birbirine aşık olduğundan dışarıdan bakan insan bir an gaflete düşer. O kaos ortamını görür. Kaos var burada der. Kaos yoktur. Her şey aşıktır. Burada önemli olan idraki olanların neye aşık oldukları önemlidir. Aşık ama neye aşık?
Birisi kadına aşıktır. Birisi erkeğe aşıktır. Birisi çocuğa aşıktır. Birisi gösterişe aşıktır. Birisi arabaya aşıktır. Birisi eve aşıktır. Birisi işte anneye aşıktır. Birisi babaya aşıktır. Birisi bir elbiseye aşıktır. Birisi paraya aşıktır. Birisi güce aşıktır. Birisi makama aşıktır. Birisi içkiye aşıktır. Birisi zevki sefaya aşıktır. Birisi şarkıcıya aşıktır. Birisi topçuya aşık. Birisi popçuya aşık. Aşık. Bundan 10 yıl kadar oluyor. Var ya adına Tarkan dedikleri birisi var. Amerika'dan döndüydü. Havaalanında kızlar kadınlar onu karşılayacağız diye bekliyor. Röportaj ediyor.
Ben de yemek yiyorum. Akşam yemeği haberleri izliyorum. Genç kızın birisi röportaj eden o haberci. Onu biraz böyle onun o haline küçümser gibi baktı artık. Nasıl baktıysa. O çok böyle paspaye derler ya. Öyle bir şekilde. Sen Tarkan aşkını anlamazsın ki dedi ona. Ben orayı yakaladım. Doğru söylüyor dedim. Doğru söylüyor. Biz Tarkan aşkını anlamayız. Anlamayız. O anlıyor. Ondan bir şey buluyor çünkü o. Tamam.
O ona aşık. Bu alemde aşık olmayan hiçbir şey yok. Ama idraki yerinde olanlar neye aşık ona bakacak. Bunların içerisinde bir kimisi. Kimisi Hazreti Allah'a aşık. Kimisi Hazreti Resulullah'a sallallahu aleyhi ve sellem'e aşık. Kimisi sahabeden birine aşık. Evet. Kimisi şeyhine aşık. Evet. Kimisi bir derviş kardeşine aşık. Evet. Doğru. Doğru. Kimisi Beytullah'a aşık. Aşık. Biz şimdi ona dışarıdan baktığımızda ya buna da aşık olunur mu diye düşünüyoruz. Evet aşık olunur.
Herkes aşıktır sonuçta. Siz neye aşık olmaya karar verdiniz? Bir de bu var. Kimileri kendince aşıklığına karar verirler. Ben şuna aşık olacağım der. Bu da bir yoldur. Benim yolum değildir. Ama yoldur. Ben öyle aklımla aşık olamıyorum. Benim yolum değil. Benimki Gencebay felsefesi. Söylerim ya bir görüşte aşık oldum diye bitiyor. Ben öyle embesiller gibi oturup kalıyorum orada. Bir başkasının yolu kendi kendine fikir beyan edebilir. Kendi kendine düşünebilir. Ben şunu seveceğim diye. Yapabilir. Yoludur. Önemli olan kime aşık olduğunuzdur. Tabii insan kendince kendisini aşık görür.
Ama ne kadar aşık gördüğüdür. Kendinize aşık görüyorsanız hep yanılırsınız. Aşıklığınızı yeterli görürseniz yanılırsınız. Aldanırsınız. Bir de her şeyin, her aşıklığın bir edep sınırı vardır. Hazreti Allah der ki Adres-i Kudsi'de her sultanın bir sınırı vardır der.
Her sultanın bir sınırı vardır. Senin maşukun senin sultanındır. Onun bir sınırı vardır. Sen o sınırı aşamazsın. Bu aşıklık değildir. O yüzden aşıklık aynı zamanda yanında edebi getirir. Edepsizliğin adı aşıklık değildir. Bir kimse içki içmeyi seviyor. Ona aşık. Onun edebi vardır. Bakın onun edebi vardır. Bir kimse arabayı seviyor. Aşık ona. Cevdet'in orada denk geliyorum ben. Adam getiriyor. Bir ses geldi buna diyor. Cevdet diyor. Denemiş Cevdet. Bir ses yok. Ama o aşık arabasına. Aşıklığından vesvese yapmış.
Diyor ki bunun bir tarafından ses geliyor. Ona bir zarar gelmesin diye uğraşıyor. Birini anlattı Cevdet bana. Adam motorunun üzerine kürdanla en ince yerine kadar siliyormuş. Değil mi Cevdet? Aklınıza gelmez. Hiç kimsenin aklına gelmez. Yani arabanın motorunun en ince ayrıntı yerlerini siz bir tane kürüt çöpü alacaksınız. Kürdan alacaksınız. Temizleyeceksiniz. Örnek. Aşık adam arabasına. Bu titizlik değil. Adam arabasını seviyor. Aşık ona. Onun arabasına sıkı mı üç kişi binsin? Mümkün değil. Birisi bizim Said arabaya havluları doldurmuş.
Görmüş bizi birisi. Said'in arabaya havluları doldurduğunu bana geldi. Ya dedi Said abi arabaya havluları doldurmuş dedi. Ne olmuş dedim ben? Ya dedi o arabaya havlular konulur mu dedi. Allah durdum. Hiç aklımıza gelmemiş bizim. Arabaya havlu konulur mu konulmaz mı diye düşünmüyoruz. Bizim araba eşek arabası. O onu düşünüyor. Adam yiyememiş içmemiş bana onu ulaştırıyor. Yani o kendince ona kıymet veriyor. Onun dairesinden. Haklı mı? Haklı. Aşık. Ama şunu unutmayın. Edeb sınırını aşmayı aşka bağlamak nefsindendir. Birisi Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden bedevinin birisi gelir sorar. İnsanlardan en çok kimi seviyorsun ya Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme?
Aişe'yi der. Onu sormadım ya Resulullah. Bizlerden, erkeklerden kimi seversin en fazla der. Ebu Bekir'i der. Ebu Bekir'i. Burada başka bir şey geleceğim. Bu ara sıra kesinti yapıyor da. Benim de buradan tikim var işte. Bu ses yüzünden ya benim başım yanacak. Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Hazreti Aişe validemizi böyle severken dikkat edin. Ne Aişe validemiz ona karşı, tamam bitti şimdi dışarı çıkarınca bir sıkıntı kalmadı. Ne Hazreti Aişe validemiz ona karşı edep sınırını geçmiş, ne de o Aişe validemizin üzerinde edep sınırını geçmiş.
Hazreti Peygamber insanlarda, erkeklerden en fazla kimi seviyorsun? Ebu Bekir Efendimiz der. Ne o Ebu Bekir Efendimizin edep sınırını aşar, ne de Hazreti Ebu Bekir Efendimiz Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine karşı edep sınırını aşar. Aşıklık yanında kocaman korku dolaştırır. Aşığın bir tarafı sıra dağlar gibi cesarettir.
Bir tarafı da derinlemesine cehennem çukuru gibi korkudur. Sıra dağlar gibi cesaretlidir bir tarafı, onun gözünü korkutacak hiçbir şey yoktur. Bir tarafı derinlemesine cehennem çukuru gibi korkudur. O, maaşukuna karşı hata yapmaktan korkar. Maaşukunu üzmekten korkar.
Maaşukuna karşı edepsizlik yapmaktan korkar. İşte bu hakiki aşıklıktır. Yoksa Hazreti Mevlana'nın dediği gibi şehvet aşıklık olsaydı eşekler aşkın padişahı olurdu der. Demek ki edepsizlik, demek ki şehvet aşıklık değildir. Aşıklık değildir. O zaman biz ona dikkat etmek zorundayız. Dikkat edeceğiz. O dikkatle yürüyeceğiz. O dikkatle devam edeceğiz. Ve gerçek aşıklığı yaşayacaksak muhakkak ve muhakkak muhakkak ama edebimizi koruyacağız. Edebimizi koruyacağız.
O korkuyu yanımızda hep taşıyacağız. Hatta an gelecek korku bizden korkup bizi bırakıp gitmek isteyecek. Bizden korkup bizi bırakıp gitmek isteyecek. Biz ona diyeceğiz ki dur gitme. Sen bize lazımsın. Seninle biz şevkimiz diri kalır. Seninle şevkimiz ayaktadır. Seninle şevkimiz koşar. Korku olmazsa, korku olmazsa insan azgınlaşır çünkü. Korku lazım mıdır? Yanımızda lazımdır. Kolumuza takarız. Kaza yapma riski ve korkusu lazımdır bize. Yoksa biz o İspanyol, İspanyalı, hızlı tren, makinisti gibi 90'dan girilecek olan yere 190'da girer. Arkadaki vagonları ve insanları harap ederiz.
90'dan girilecek olan yere 190'dan girersen sadece kendini katletmezsin. Kendinle beraber misyonunu da katledersin. Kendinle beraber arkadaşlarını, kardeşlerini de katledersin. Kendinle beraber bir topluluğu katledersin. O zaman aşıkım deyip edep sınırlarını çiğneme hakkın yoktur senin. O korku yanında devamlı lazım. Onu taşı. Korkun seni yönetmesin. Ama ona ihtiyacın olduğunda düşünme. Düşünmemezlik etme. Ona ihtiyacın var. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Ledün ilmini öğrenmek istiyorum. Neler yapmalıyım? Çok iyi. Ledün ilmini öğrenmenin yolu, bir ledün ilmine sahip olan kimsenin yanında diz kırıp oturmaktır.
Bunlar mevcut kitapların içerisinde, Kur'an'ın içerisinde, hadislerin içerisinde, İslami ilim ve biliminin içerisinde saklı, gizli, örtülü ilimdir. Cenab-ı Hakk Kur'an'ın içerisinde saklamış ilmin edini. Nasıl Kadir gecesini saklamış? Ramazanın son 10 günün içine. Onu o esnada yaşıyorsun. O esnada. Bu belki de bugün Kadir gecesi bilmiyoruz. İttifak son 10 günde. Ama kesin değil. İttifak son 10 günde.
Kesin değil. Kesin değil. Belki bu gece. Belki yarın gece. Yarın 10 günün başlangıcı. Belki de yarın gece. Belki de pazartesi gecesi. Belki salı gecesi. Belki de çarşamba. Belki de perşembe. Belki cuma. Belki cumartesi. Bilmiyoruz. Belki pazar. Pazartesi, salı, çarşamba var. Üç gün daha. Ne gün olduğu belli değil. Saklamış Kadir gecesini. İlmi ledünü de Kur'an'ın içine saklamış. Şimdi bazıları bu Kur'an'ın üstünde bir ilim gibi gösteriyor bize. Terbiyesiz bunlar. Haberleri yok. Kendilerince bir yol tutturmuşlar çünkü.
Kur'an'a uymuyor ya o yolları. O yolları Kur'an'a uymadığından, sünnet-i Resulullah'a uymadığından onlar diyorlar ki bu ilmi ledün. Kendi zındıklarını, zındıklıklarını, kendi sapıklıklarını ilmi ledün diye yutturacaklar bize. Bize Hızır kısasını anlatıyor. Gemiyi deldi ya diyor. Kardeş gemi battı mı diyorum ben. O gemiyi baltayla deldi. Evet. Gemi battı mı? Sen gemiyi batırıyorsun. Gemi su olup sen suyu durdurdun mu? Su doluyor gemiyi durdurdun mu? Hayır.
Sen batırıyorsun. Neresi ilmi ledin? Sen edepsizliği ilmi ledin diye bize yutturma. Ahlaksızlığı ilmi ledin diye yutturma. Sen Kur'an'ın ve sünnetin dışındaki hal, hareket, düşünce, tavır, tarz ilmi ledin diye yutturma. Adam darbecilere alkışlıyor, ilmi ledinmiş o. Kötüyü alkışlamak nereden ilmi ledin oldu? Yanlışı, eksi, tartı, alkışlamak nereden ilmi ledin oldu? Yakmak, yıkmak nereden ilmi ledin olacak? Allah muhafaza eylesin. İlmi ledin'ün yolu Kur'an ve sünnettir. Zahiren ve batinen Kur'an ve sünnete tam anlamıyla uyanların kalplerine Cenab-ı Hak ilham eder. İlmi ledin Allah'ın ilhamıdır.
Sana normal mevcut kitap gibi indirilmez o. O sana Allah'ın lütfu, ikramı, ihsanıdır. Sen dinini yaşadığın müddetçe. Süt içmek sünnet midir? Evet, kadınların muayyen günlerinde itikafa girebilirler mi? Hayır. Kızımız Zehra bir aydır hastanede şifası için dua eder misiniz? Allah bütün hastalara şifa versin inşallah. Allah rızası için sadaka isteyen kişiye erzak türü yiyecekler verdiğimizde erzağı yiyecek kabul etmeyip para istediğini söylediğinde bizim ne yapmamız gerekir? Vermeyeceksin. Dükkana da geliyorlar.
İşte Allah açsan gel doyurayım şurada diyorum ben. Yok para ver diyor. Açsan gel doyurayım. Yok o para alacak. Burada vermeyin diyemeyişimin sebebi, bu yolu kapatmayışimin sebebi Hanefiler demişler ki Darül Harp'te dilenmek caizdir. Bu benim yolumu tıkıyor.
Yoksa diyeceğim ki ben dilenen hiç kimseye vermeyin. İslam toplumunda dilenmek yoktur. Haramdır dilenmek. Bir kimse çok naçar kalırsa, çok sıkıntıda kalırsa, çok böyle perperişan olursa Hadis-i Kudsi'de de der ki, siz gidin güzel yüzlülerden isteyiniz. Demek ki isteyeceğin kimsenin de, bakın ne kadar insanın siması.
Az önce yemekten çıktı, balıklardan çıktı. Balığın siması, fıtratı böyle görüntüsü, böcek gibi görünmeyecek. Güzel görünecek. Bak güzel yüzlülerden isteyiniz. Adam çatık kaçtı, isteme. Adam hot bakıştı, isteme. Adam sert bakıştı, böyle gaddar, isteme. İsteme. Adamda şehvet bakışı var, isteme. O isteyenler naçar kaldığından istemiyorlar. Sıradan adam dükkanların başından bir giriyor, önünden gelenden istiyor. Eve bir başlıyorlar, istiyorlar. Dileniyorlar. Caiz değil. Ama hadis-i şerif var, dilimizi kısıyoruz. Allah için bir şey isteyene az da olsa veriniz.
İyi. Bir avuç buğday ver, istemiyor. Bir avuç birinç ver, istemiyor. Bir avuç zeytin ver, istemiyor. Ya para. Açsan doy, para ver. Bir ara biri geldi, işte memlekete gidecekmiş, yol parası lazım. Alıverin ben senin biletin dedim. Gidecek misin sen? Evet. Açtım bilet. Yalnız dedim satmayacağım bileti geriye. Gitmiş satmış gene. Onu da istemiyor. Ondan var türlü türlü hünerleri. Allah muhafaza eylesin. İtikafa girecek olan kardeşlerin itikaf niyetleri nasıl ve ne olmalı? Herkes Allah rızası için niyet ettim ya Rabbi.
Buradan çıkıncaya itikafa. Benim niyetim oldu şimdi. Niyet ettim ya Rabbi şu tekkerin bahçesinden çıkıncaya kadar itikafıma. İtikafım itikaf. Niyetim niyet benim şimdi. Bu kadar. Niyet ettim ya Rabbi Ramazan ayı Ramazan'ın son 10 günde itikaf etmeye. Niyet ettim ya Rabbi şu mescitten çıkıncaya kadar itikafa. İlk defa girenler mescitten çıkıncaya kadar diye niyetlenebilirler. Ama kendilerini disiplin edeceklerse 10 gün diye niyetlenmeleri daha evla. Yarın itikafa girip diğer hafta perşembe ve cumartesi günkü sohbetleriniz için itikaftan çıkıp tekrar dönmek olabilir mi? Olabilir ama siz yarına itikafa girin. Bayram sabahı çıkın inşallah. Bir kimse hastalanınca doktora mı gitmeli yoksa sürekli ay uy demekle mi geçirmeli zamanını?
Doktora gitmek sünnetullah'a yapışmaktır. Hastalandığınızda gidin doktora tedavinizi yaptırın. Hastalıktan ay uy demek of aman demek uygun değil. Hastalıktan şikayet etmek uygun değil. Başınıza gelen musibetlerden sıkıntılardan şikayet etmeyin. Hiçbir zaman kendinize şikayet kapısını açmayın. Hiçbir zaman. Allah muhafaza eylesin inşallah. Sadaka ölümü geciktirir mi, güzelleştirir mi? Sadakanın hükmü nedir? Sadaka insanın ömrünü uzatır. Hadis-i şerif. Bol bol sadaka verin. Bol bol insanlara yedirip içirin. Bol bol insanlara yardımcı olmaya gayret edin. İnsanlara yol gösterin. İnsanlara nasihat edin. İnsanlara tebessümlü davranın.
Dedikodu etmeyin. Gıybet etmeyin. İnsanlara öfkelenmeyin. Haksız yere kızmayın. Dilinize sahip çıkın. Kendinize sahip çıkın. Bunların hepsi de ömrü uzatan insan üzerindeki güzel ahlaklardır. Güzel ahlaklı olursanız ömrünüz uzun olur ve bereketli olur. Ömrünüzün uzun ve bereketli olmasını istiyorsanız haramlardan uzak durup güzel ahlaklı olacaksınız inşallah. Ben buradan rüya okumuyorum ama bu ikincidir geliyor bana. O yüzden bu kardeş kimse inşallah kendisi rüyasını bana anlatsın. Buradan şimdi birisinin rüyasını okursam herkesin rüyasını okumam gerekir. Böyle bir adaletsizlik bile bile yapmak istemiyorum.
Allah bizi affetsin inşallah. İnsanlar rüya görürler. Rüyalarını muhakkak bir bilene bu noktada etkili yetkili bir kimseye anlatıp tevhilinin yorumunu bekleyebilirler. Rüya görenler tevhille alakalı da hırslılar çok. Bu kardeş için değil genel olarak söylüyorum. Bir rüya anlatıyor ya illaki onun tevhilini istiyor. Tevhil edilecek. Ona anlatılacak illaki. Bazı rüyalar vardır. Tevhile ihtiyaç yoktur. Bazı rüyalar vardır. Tevhil edilmez. Bazı rüya vardır. Rüya yorulan kimsenin gönlüne gelmez onun rüyanı yorumunu. Kalbi bir şey. Bu kitaptan okunan bir şey değil ki. O esnada onun kalbine bir ilham gelmeyebilir.
Benim rüyamı yormalı. Yormamıştır kardeş. Kalbine gelmemiştir. Olabilir. Tam rabıta kuramamıştır. Olabilir. İnsan veya susması gerekiyordur. Cenab-ı Hak onun kalbine susturmuştur. Susar. Hırs yapmayın. Bu konuda illaki kapitalist düşünce. Her şeye sahip çıkacak. Her şeyi bilecek. Ve onun olacak. Bırakın. Bunun da tadını çıkarın. Hayat uzun. Etkilendiğin bir rüyadır. Senin gönlün incinecektir. Bundan etkilenmişsin.
Öyle rüya görmüşsün der. O incinir odundan. Öyle söylemek istemez. O yüzden rüya Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki semada durur. Yorulduğu gibi tecelli eder. O yüzden siz hayra yorunuz der. Hani gelir ya kadının birisi. Der ki ya Resulallah. Evimin direği yıkıldı. Kocan nerede der. Seyahate çıktı. Hani kervanlarla mal getirip götürürler ya. Kervanla mal götürmeye, mal getirmeye gitti. Çok hayırla, bereketle geri dönecekler. Kadın gider evine. Gerçekten kocası hayırla, bereketle döner.
Seferden. Bir müddet sonra tekrar. Ben ara sıra burada içiyorum. Hakkınızı helal edin. Bilen bilmeyen var. Kalbinden böyle ya bizim gözümüzün içine baka baka yiyip içiyor demeyin. Ben malum şeker hastasıyım. Dilim damağım kuruyor. Arada bir şeyle ıslatmam lazım. Dil damak kuruyunca da dil peltekleşiyor. Şeker hastaları bilir. Kelimeleri, harfleri tam telaffuz edemez o zaman. Hz. tekrar kadın rüya görünce Hz. Ebu Bekir Efendimiz yolda karşılaşıyor. Diyor ki nereye gidiyorsun? Hz. Resulullah'a gidiyor. Ne oldu ki diyor. Bu telaş ne? Diyor ki rüya gördüm. Hayırdır inşallah diyor. Evimin direği yıkıldı diyor.
Kocan nerede ki diyor. Sefere çıktı diyor. İnna lillahina aleyhi raciun diyor. Kadın telaş, feryat figan Hz. Peygamber'in huzuruna çıkıyor. Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hz. diyor. Ne oldu? Rüya gördüm ya Resulallah. Anlattın, anlattım ya Resulallah. Ne anlattın? Hz. Ebu Bekir Efendimiz anlattım ya Resulallah. Ne dedi diyor. İnna lillahina ileyhi raciun dedi diyor. Kocan ölecek. Başlıyor ağlamaya. Hz. Ebu Bekir Efendimiz huzura giriyor. Dönüyor ya Ebu Bekir. Niçin hayra yormadın ki? Bakın niçin hayra yormadın ki? Rüya hayra yorulur.
Ya da susulur. Bir adi şerif. Siz kötü bir rüya gördüğünüzde sol tarafınıza Eûzübillahimine şeytanurracim Bismillahirrahmanirrahim deyip üç sefer tükürünüz. Kötü bir rüya gördünüz. Tevil ettirecek hiç kimse yok. Kendinizce kendi kendinize kalbinize o rüyanın kötü olduğu geldi. Üç sefer oraya ne yapacaksın? Tükürerekten Eûzü Besmele çekeceksin. Rüyanı anlattın. İster şeyhine anlattın. İster zakirine anlattın. Her dergâhta rüya kimlere anlatılacak bellidir. Hiyerarşi ise. Şeyh efendinin rüya dinlemeye müsaade ettikleri vardır. Tevil ettirmeye müsaade ettikleri vardır. Onlara anlatılır.
Anlattın onu. Onun tevil etmeye muhtedirliği yok. Dinlemeye muhtedir. Dinleyecek. Bu hani bir ağaca anlatırsın dinler ya. bir kuyuyu anlatırsın dinler ya. Bu da onun gibi. Ona anlatacaksın dinleyecek o sadece. Kimilerinin tevil etmeye müsaade edilmiştir. Onlar da tevil edebildikleri kadar tevil edecekler. Tevil ederlerken hayrı gözetecekler. Hayır konuşacaklar. Kalbine bir şey gelmediyse itiraf edecek. Kardeş benim kalbime bir şey gelmedi. Hakkını helal et. Bitti. Karşıdaki da büyük bir hırsla tevil ettireceğim diye uğraşmayacak. Böyle bir şey yok. Allah bizi affetsin. Cenab-ı Hak cümlemize selametlik versin. Cümlemizi korusun.
Muhafaza eylesin. Ramazanınız orucunuz mübarek olsun. Şimdi zannediyorum kesinleşti galiba. Salı gün sahur programı olacak yine galiba. Tahmin ediyorum. Cafer Orlar'da mı? Hayrın ve şerrinin ne olduğunu nasıl bulacak? şerz programlar kesinleşti mi? Salı gün sahur vakti olay tv'de çarşamba gün iftarda dokuzla on buçuk arası as tv'de.
Salı ve çarşamba televizyon programı var. Perşembe aşağıda ders var. Cumadan sonra Arife gecesi hariç yani cuma cumartesi pazar pazartesi salı beş gün Allah izin verirse burada sohbette olacağım. Beni çok sıkıştırmayın yani şey olarak saat olarak normal iftardan sonra bugünkü geldim gibi inşallah bu beş gün Allah izin verirse ben çünkü itikafa niyetlenecektim.
İtikafa girecektim bu sene ama işte bu televizyon programları dışarıdaki sohbetler derken biz tekrar ipin ucunu kaçırdık. Biraz da sağlıkla alakalı sıkıntılar var. Hiç olmazsa son on günün boş geçmeyin son on gün böyle hiçbir faaliyet olmadan geçmesin diye kendimce öyle bir şey şey yaptım. Aslında yarın pazar pazar pazartesi de yapsam olur ama bu sefer salı çarşamba gün şey olacak ne o? inkıtaya uğrayacak diye düşündüm. Hacı Cafer orada mı? Hemen ayaküstü bir istişare edelim. Aslında olabilir. Bir tek ne günü olmaz? Çarşamba günü olmaz. Değil mi? Neyse onu ilan ederiz inşallah size.
O yüzden ama Allah'ın izniyle çarşambadan sonra çarşambadan sonra hem alalım pazardan mı itibaren yapalım? Çarşambadan sonra uygun. Hiç inkıtaya uğramaz. Tamam? Peki çarşambadan sonra çarşamba perşembe cuma cumartesi pazar pazartesi salı Allah izin verirse inşallah çarşambadan sonra pardon cumadan sonra olacak ya değil mi? Perşembe ders var cuma akşamı o zaman. Cuma akşamından itibaren burada inşallah Arife günü hariç her akşam sohbet etmeye gayret edeceğiz. İnşallah Allah'tan bir şey gelmezse hakkınızı helal edin. Allah rızası için el fatiha amassalata. Amin.
Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.