Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi - 27 Haziran 2015

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 29 Haziran 2015 · 56:22

Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ay yılınızı, yılınızı, ömrünüzü, orucunuzu mübarek eylesin inşallah. Allah bilinmez idi, bilinmekliği istedi. Burada Allah'ın bilinmekliği istemesi sonradan fark ettiği bir şey mi? Ooo! Müthiş! Geçen sohbette Allah'ın her sıfatının sonsuz bir derecatı olduğunu, bu yüzden bir ilerleme veya gerileme kaydedilemeyeceğini söylemiştiniz. Her şeyi bilen Allah'ın bilgisine bilgi eklenemeyeceği sonucunu çıkarmıştık. Soru erkeklerden mi, bayanlardan mı? Senin mi soru?
Maşallah. Allah ferasetini arttırsın inşallah. Tebrik ederim soru için. Güzel. Cenab-ı Hakk'ın sıfatları olgunlaşmaz sonradan. Bir sonradan bir kemale erme olmaz, sonradan bilme olmaz, sonradan bir şeye ekleme olmaz. Bir değişiklik olmaz, bir dönüşüm olmaz sıfatlarda.
O yüzden Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarının şu manaya geldiğini söylemek, Cenab-ı Hakk'ın sıfatını kısıtlamak olur. O manaya da gelebilir ama kesin o mananın içerisinde dediğimiz zaman kulun algısının içerisine hapsetmiş oluruz. Bu doğru değil. Bu bilhassa böyle bir kısım sufilerin düşmüş olduğu hatalardan bir hata bu. Burada Cenab-ı Hakk'ın bilinmekliği istemesi, hani Allah bilinmezdi, Allah bilinmekliği istedi.
Bilinmekliği istemesi sonradan oluşan bir olgu değil. Allah bilinmekliği hep isterdi. Tahta lazım şimdi. Bilinmezdi. Cenab-ı Hakk'ı bilen, tanıyan kendisinden başka hiçbir şey yoktu. Allah'ın burada bilinmezliğini Cenab-ı Hakk'ın onu bilecek bir şey yok.
Biz bunu mevcut, bugünkü varlık, İsmail geçmiş olsun, hoş geldin. Biz bugünkü varlık alemiyle, bu anki varlık, bu perdedeki varlıkla alakalı konuşuyoruz. Cenab-ı Hakk bu varlığı yaratmazdan önce başka bir varlığın içerisinde, başka bir varlık aleminde, başka bir varlıkta, başka bir boyutta bunu tecelli ettirmiştir, ettirmemiştir. Burası bizim bilgimizin haricinde bir şey. Biz bugünkü mevcut varlığın içerisinde bunu konuşup düşünüyoruz. Ve mevcut varlığın içerisiyle biz bunun cevabını vermeye çalışıyoruz. Burada bilinmezlik, bilecek hiç kimse ve hiçbir şey Allah'tan başka bir şey olmadığından dolayı. Zaten burada Arabi'nin bir sözü vardır. Arabi fütuhatında der ki, Allah'ı en iyi bilen sufilerdir.
Bir söz daha vardır. Allah'ı en iyi bilen, Hz. Muhammed Mustafa'dır. Bir söz daha vardır. Allah'ı en iyi bilen, Allah'tan başkası değildir. Üç tane Allah'ı bilme, sufi, ben yukarı doğru çıkacağım şimdi, Hz. Resul ve Allah. Allah'ı en iyi bilen üç sınıf, üç derece, üç hal, tecelliyat.
Birisi Allah'ın kendisine ait. Allah'ı en iyi bilen yine Allah'tır. İkincisi peygamberlerdir ama peygamberlerin içerisinde en iyi bilen Hz. Allah'tır. O yüzden varlığın içerisinde Allah'ı en iyi bilen Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleridir. Mevcut varlığın içerisinde. Çünkü alemlere rahmet gönderdim deyince, o zaman bütün Cenab-ı Hak'ın bildiğimiz, bilmediğimiz ne kadar varlık alemi varsa, ne kadar var ettiği var ise, hepsinin de de Allah'ı en iyi bilen Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem.
Ondan sonra kimler? Sufiler. Sufilerden kasıt zamanın kutbul azamı. Ondan sonra üçler, beşler, yediler, kırklar, ondan sonra yüz yirmiler, ondan sonra üç yüzler, ondan sonra altı yüzler, bin iki yüzler, iki bin dört yüzler olarak bunu götürmek mümkün. Bakın, hemen buradan bir şeye atlayayım, parantez kapatayım, geçeyim. Bunu, hadisi şerif var ya, bununla alakalı kırklarla, üçlerle, beşlerle, yedilerle alakalı. Aynı yapılanma, bu masonik yapılanmalarda da vardır. Mesela dünya üzerindeki deccaliyetin yapılanması da aynıdır. Deccal kurulları vardır. Deccal kurulları da böyle, üç, beş, yedinin, üç yüzün üzerine kuruludur. Mesela Türkiye'den o deccal kuruluna giden siyasetçiler ve ekonomistler var.
Şimdi, bilinmezdi ya, bilecek bir şey yoktu. Bilinmekliği istemesi onun, bilinmekliği istemesi. Sonradan olan, oluşan bir şey değil. Anlatabildim mi? Biz anlayalım diye öyle hadisi kutsi tecelli ediyor. Yoksa, yani Allah var idi, Allah bir gün sabah uyandı, insan gibi düşünüyoruz. Bilinmekliği istedi, öyle değil. Allah var idi, Allah'ın bilinmekliği istemesi de ezeli ve ebediydi. Burada o zaman yarattığı zamanla, kendi zaman arasında bir fark tecelli ediyor. Biz gün, varoluşun başlangıç noktasını bilmiyoruz. Anlatabildim mi? Biz bu evrenin başlangıç noktasını hesaplayabiliriz. Gerçek manada, kün, varoluşun başlangıç noktasını bilemiyoruz. Öyle olunca, Cenab-ı Hak'ın bilinmekliği istemesi sonradan oluşmuş bir sıfatı değil.
Anlaşıldı. Soru muhteşem ve aferin. Tekrar tebrik ediyorum. O çok ince bir ayrıntı orası çünkü. Aferin. Tekrar. Sabah ezan başladıktan bitene kadar bilmeyerek bir şey yenilip içildiğinde oruç kaza edilmeli midir? Bilmeden olduğu için kaza edilmeli. Ona şey gerekmez. Ne o? Ceza gerekmez. Cebrail aleyhisselam bir sabah geldi. Sabah vaktinin başlangıcı imsak diyoruz ya biz şimdi. İmsak vaktinde geldi. Sabah namazını kıldırdı. Dedi ki, Ya Resulallah sabah namazının ilk giriş vakti bu vakittir. Ertesi gün geldi sabah namazını son vaktinde kıldırdı.
Dedi ki sabah namazının son vakti de bu vakittir. Biz oruç tutuyoruz şimdi. Tuttuğumuz oruçların vakti Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin zamanında. Yok işte 14 saat tutuldu. Yok 16 saat tutuldu. Yok 18 saat tutuldu. Kardeş saatle ibadet etmiyoruz. Güneşle ibadet ediyoruz. O yüzden imsa'nın giriş noktası. Önceden şimdi gençler çok iyi bilmezler artık biz de ihtiyarlar sınıfına girdik. Gençler çok iyi bilmezler. Önceden bir sala okunurdu. Sala okunduğunda orucun vakti girmiş demekti. İkincisinde ezan okunurdu. Namazın vakti girmiş demekti. Sonradan bu salaya kaldılar bir ezan okudular. Birinci ezan, ikinci ezan oldu.
Bunda da insanlar karıştırdılar. Şimdi Diyanet birkaç yıldan beri çok güzel bir uygulama yapıyor. Harika bu uygulama. İmsak vaktinin girdiğini ezanla bildiriyor, bitiyor. Bu harika bir şey. Hiç kimsenin kafası karışmıyor. Hiç kimsenin. Ezan okunmaya başladığı anda Ezan Allahu Ekber dedi. Ağzındakini dahi yutma. Vakit bitti. Orucuna devam et. Benim 12 yaşında oğlum var namazlarının farzlarını kıldırıyorum.
Alışana kadar diye düşündüm. Acaba yanlış mı yapıyorum? Harika. Bıktırmayın çocukları. Sevdirin. Nefret ettirmeyin. Yavaş yavaş. Tatlı tatlı. Yumuşak yumuşak. Anlata anlata. Sevdire sevdire. Nefret etmesin. Kazası olan kişi namazın sünnetlerinden geçmiş kazalarının kazasını, geçmiş namazlarının kazasını kılabilir mi? Hanefi mezhebine göre kılamaz. Burada yazmış Hanefi mezhebine göre demiş. Hanefi'ye göre kılamaz. Hanefilerin hiçbirisi bunun böyle fetva vermemiş. Şafiler, Malikiler, Hanbeliler fetva vermişler. Ben hakkınızı helal edin. Buradan rüya okumuyorum. Hanefiler asla bunu normalde bu noktada kendilerince buna müsaade etmemişler. Ama Abdülkadir Geylani gibi, Hazreti Mevlana gibi ehli sufiler bunun fetvasını vermişler.
Şafiler, Malikiler, Hanbeliler fetvasını vermişler. Şafiler daha sertler bu noktada. İmam-ı Şafi'ye göre bir kimsenin kaza borcu var ise nafile kılması haram. Biz buradan hareket ederekten Şafi, Malik'i, Hanbeli uleması ve ehli sufi bunun fetvasını vermiş. Buradan hareket ederekten vakti olmayan, benim gibi biraz da tembel olan kimseler için diyoruz ki bu manada siz sünnetlerinizi, nafilelerinizi kaza niyeti ile kazaya niyet edip kılabilirsiniz diyoruz.
Dükkanımda 5 bin lira sermayem var, 30 bin lira borcum var, zekat vermem gerekir mi? Sen zekata tabisin yani sana zekat vermeli. Çünkü kaç, ne kadar 7,5 milyar mı hesapladıydık geçenlerde? 7,5 mu hesaplamıştık? 7,5 lira. Dükkanında 5 lira varsa sana zekat geçer. Evet, kenarında, kenarda veya elinde borcu olmadığı halde 7,5 liralık parası olan, 7,5 liralık malı olan borcu da yok ise o kimse 7,5 liranın altındaysa o kimseye zekat geçer. Mürşid nasıl seçilir? Bu soruyu sona bırakayım dedim, yine bir soru geldi. Oruçluyken bacaklarına sıvı verdiren kişinin orucu bozulmuş mudur?
Evet, normalde vücuda bir şey giriyorsa oruçta, vücuda bir şey girdi. Orucu bozar. Abdeste, Hanefi'ye göre vücuttan bir şey çıktı mı, o da abdesti bozar. Çok basit. Mürşid nasıl seçilir? Ya da nasıl bulunur? Kendimiz seçip ona tabi olabilir miyiz? Eski zamanlardaki gibi Yunus, Emre ve Mevlana gibi mürşitleri, talebeleri gibi bu zamanda da bir tekkeye girip nefsimizi terbiye etmemiz mümkün mü? Allah razı olsun demiş. Evet, bir kimse domatesi seçer gibi mürşid seçer. Domatesi arar gibi mürşid arar. Bir kimse bu noktada kendini mükellef görebilir mi?
Evet, bir kimse kendini mükellef görmeyebilir mi? Evet, herkes kendince bunu kendine farz, kendine vacip şart görebilir mi? Evet, bir kimse böyle bir şeye ben ihtiyaç duymuyorum diyebilir mi? Evet, bu herkesin kendince olan bir şeysi. Buna bir açıdan bakılırsa ben burada öyle bir anlatırım ki, herkes der ki bir mürşide bağlanmak farz. Doğru olur mu? Evet. Öyle bir anlatırım ki, herkes der ki buradan çıkışta vacip. Öyle bir anlatırım ki, herkes der ki ya nafile bu, sünnet. Olsa da olur, olmasa da olur. Herkes kendince, kendine uygun olanını ister, arar, bulur. Kendincesini arar.
Bazen bana sorarlar, herkesin bir mürşide intisap etmesi lazım mı? Ben lazım değil derim. Niçin? Bunun sebebi şu. Bir kimsenin bu noktada kendince azgınlaşmış nefsine, azgınlaşmış nefsine, cehenneme onu koşturtacak olan nefsine, o kimse kendince bana lazım değil deme hükmüne sahip.
O cehenneme koşturtacak kendini. O kendince nefsini dizginlemek istemiyor. Onlar zaten çok affedersiniz ama piyasada bir hayli var. Gönül arzu ederdi ki, bütün insanlar nefislerini terbiye etsinler. Ama bütün insanlar ne yazık ki bu noktada değiller. O yüzden bir kimse, kendince nefsini terbiye etmek, Kur'an ve sünnetin hakikatine varmak, işin manasını yaşamak istiyorsa, bir mürşide bağlanması, bir mürşide teslim olması gerekir.
Hz. Mevlana Celalettin Rum Hazretleri alim bir zat olmasına ve aynı zamanda şeyh olmasına rağmen Şemseddin-i Tebrizi Hazretlerine yeniden intisap etmiş, bağlanmış ve yeniden dervişlik, sufilik yapmıştır. Bütün dünya üzerinde isimleri hala da anılan büyük zevatların hepsi de sufidir. Bütün velilerin hepsi de sufidir.
Ben size desem ki, bütün şuradaki cemaate, bana tefsir yazan kaç alim okuyabilirsin desem, herkes üç taneden, dört taneden fazla bir yere gidemez. Hanefilerin içerisinde kaç tane alim var tanıdın desem, iki üç tanesinin üzerine çıkamaz. Ama siz bugün Pakistan'a gitseniz, Hindistan'a gitseniz, Türkmenistan'a gitseniz, Tacikistan'a gitseniz, siz buradan Batı'ya, Londra'ya gitseniz, bütün Avrupa ülkelerini dolaşsanız, Afrika'yı dolaşsanız, Amerika'ya gitseniz, Amerika'daki bir Müslüman'a, Müslüman'ı görseniz, deseniz ki, ben Mevlevi'yim,
hepsi de size hürmet edecektir. Ve hepsi de Hazreti Mevlana'yı tanıyacaktır. Deseniz ki, ben Kadir'iyim, Abdülkadir, Geylani deseniz, hemen ortak bir nokta bulacaksınız. Hemen, hatta yeşil bir sarık sarsanız, yürüseniz, hemen Araplar diyecekler, ente Kadir'i veya ente Seyyid. Hemen size diyecekler, Seyyid misiniz, Kadir'i misiniz? Beyaz sarık sarsanız, hemen size şunu diyecekler, Nakşi misin, alim misin? Diyecekler, ente alim, sen alimsin. Diyeceksin ki, ben alim değilim. O zaman diyecek ki, neden beyaz sarıyorsun? Bakın, bu ritüel oturmuş İslam dünyasına. Ya da diyecekler ki, ente nakşi, Sen nakşi misin?
Şimdi, Sufilik, bu manada, tasavvuf ehli, nefsini terbiye etme, herkesin işi değil. Herkesin gitmesi lazım mı? Evet. Ama herkes o yolu götürebilir mi? Hayır. O ince edebe, o ince ahlaka, o ince yol disturlarına, herkes uyabilir mi? Evet. Herkes uyar mı? Hayır. Bu kapı herkese açık mı? Evet. Herkes gidebilir mi? Evet. Herkes gitmiş mi? Hayır. 2007'den beri bu tek köpürde var mı? Var. 2007'den beri, yani bir tek bayramları, veyahut da ben yurt dışına çıktığımda, saysam, on değildir.
Hacca gittiğim zaman gelemiyorum. yurt dışına çıkıyorum bir iki sefer, o yüzden gelemiyorum. Bir de bayram, eğer cumartesi gün, bayramın birinci, ikinci günü, cumartesi burada sohbete denk geldiyse, o zaman gelmiyorum. Gelmeme sebebim de, ben gelince, arkadaşlar kendilerini mecbur hissederler, buraya gelir diye gelmiyorum. Herkesin bayramını, normalde bölmek zorunda kalacağım, benim yüzümden millet, aile faciası yaşayacak diye gelmiyorum. Yoksa başka bir şeyden değil. Buraya gelince, kimisi diyecek, sohbet var bugün, orada, ben gitmem lazım. Hanımı diyecek ki, ben annemlere götürmen lazım, bayram. Veyahut da hanımı gelmek isteyecek, adam diyecek, bayramda da mı ya?
Aile faciası çıkacak. O yüzden bayramlara gelmiyorum. Yani burada sohbete, başka bir derdim yok. Öbür türlü, yine gelirim. Bakın, burada var mı? Var. Herkes geliyor mu? Geliyor. Herkes kalıyor mu burada? Hayır. Bu kapı herkes açık mı? Evet. Herkes yürütebiliyor mu? Hayır. Kendi içinde, nefsiyle alakalı, bir disipline etmesi gereken şey var mı? Evet. Dışarıdan çok kolay, çok güzel, harika. Hani İslam'ı bakıyor şimdi, harika. İslam oldum diyor, hemen namaz kıl diyorsun. Hemen oruç tut diyorsun. Paran var, zekat ver. Paran var, hacca git. ahlakını şöyle yap, bunu böyle yaşa, şunu şöyle yap diyorsun. E, sufi oldu.
Yunus gibi, söz hazır, Yunus'un sözü. Ele geleni yersin, dile geleni dersin. Yok böyle bir şey. Sufi olduysan, dosdoğru yol yürü. Dosdoğru yürümek için mücadele et. Ele geleni yiyorsan, o zaman sufiyim diye cartınma. Dile geleni diyorsan, ben sufilikten dem vurma hiç. Yapamazsın bunu. E ben yaparım. Sen yaparsan, o zaman bağın kopar. Niçin sufi olur bir kimse? Nefsini terbiye etmek için. Takvaya ulaşmak için. Allah'ı daha iyi sevmek için. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, daha iyi tabi olmak için.
Ey Habibim de ki, eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyun. Allah'ı sevmenin yolu ise, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine uyacak. Nahoş hareket var mı? Yok. Nahoş sözler var mı? Yok. Nahoş davranışlar var mı? Yok. Nahoş, haram, herhangi bir şey çıkmış mı? Hayır. E sufilik bu manada özel. Bir iç disiplini gerektiriyor. Sufi olmayan bir kimse, iç disiplin lazım değil. O kimse ele geleni yiyor, dile geleni diyor. Çok affedersiniz, onun çil birinden çekecek bir kimse yok. Ona bunu yapma diyen yok. O zaten nefsinin peşine düşmüş gidiyor. Ama sufi ise, ona birisi bunu yapma diyecek.
Yapıyor. Sufilin de kendi içerisinde ceza yöntemi var. Biz vurup da, tutup da yatırıp, kırbaç vuracağız, değnek vuracak değiliz. Önceden varmış. Evet. Sufiler, şeyhleri tarafından, değnek cezasına çarptırıldı diye, sevinirlermiş bir de. E şimdi öyle bir şey yok. Şimdi ne? Şimdi ceza, muhabbet kesilmesi. Bu değnekten de acı. E şimdi ceza, yani kapının dışında durmak. Zahiren değil. Ya, manen. Ceset burada, gönülden içeri girmemiş.
Veyahut da içeri girdiyse, kulağından tutmuşlar, kapının önüne koymuşlar. Şimdi ceza bu. Böyle disipline ediyor insan kendini. E bu disiplinle yürüyecek. Allah'a vasıl olmak istiyorsa, Resulullah, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine aşina olmak, ölmeden önce onunla görüşmek istiyorsa, ölmeden önce ölme sırrına, ölmeden önce ölme makamına, derecesine ulaşmak istiyorsa, bu sufi, adab, erkan, terbiyeye, uymakla mükellef.
Buna uyacak. Aa, ya nasıl olur bu böyle yasaklanır mı? Yasak kardeş bizden. Sen heva ve hevesine uyamazsın. O yüzden, bir kimse, nefisle alakalı mücadele edecekse, ve nefis meratiplerini geçmek istiyorsa, bir mürşide teslim olması gerekir. O mürşidi bulmakla mükellef. O mürşidi gitsin, araştırsın, sorsun, soruştursun. Kur'an ve sünnet daresinde dışında bir sohbeti var mı? Bir tarzı var mı? Bir tavrı var mı? Kur'an ve sünnetin dışında bir eğitimi var mı? Bir öğretimi var mı? Bunu o kimse, bu hakkı herkesin. Bu işin zahir tarafı. Zahir olarak araştırsın, dervişlerinden para topluyor mu?
Para alıyor mu? Ders kağıdını yüz liraya satıyor mu? Özel hediyeler alıyor mu? Hediye topluyor mu? Bunları araştırsın. Dervişlerin hepsine belli bir ücret tayin edip, her ay onlardan ücret topluyor mu? Bunlar var. Bana soru olarak sorulan şeyler. Onları söylüyorum. Telefon açıyorlar bana. Selamünaleyküm, aleykümselam. Siz de dervişlerinizden işte belli bir miktar, aylık bağlıyor musunuz kendinize? Kim bağlamış ki diyorum biz bağlayalım? İsmini söylüyor. Filanca efendi. Filanca zat. Fişmanca kimse. Filanca dergah. Filanca cemaat. Dergahlara sadece dergahlar değil. Bazı cemaatler de yapıyormuş bunu.
Kendisini takip eden, kendisiyle beraber gelen, yol yürüyen, cemaattaki kimselere diyormuş ki, senin işin düzgün, sen bu sene yüz milyar vereceksin. Öbürküne diyormuş ki, sen bu sene yüz elli milyar vereceksin. Öbürküne diyormuş, sen elli milyar vereceksin. Öbürküne diyormuş, sen yirmi milyar vereceksin. Herkes verecek. Yaz çekleri yazıyormuş herkes. Bana gelen sorulardan bunları söylüyorum. Adam bana soruyor, benden böyle bir himmet adı altında para topladılar, bu zekata giriyor mu? Ben diyorum ki, kardeş sen çekleri keserken niye niyet ettin? Adam duruyor.
Diyorum çekleri verdin mi? Bir fukaranın eline mi verdin? Bir fukaraya gittiğini biliyor musun? Ses yok. Sen yeniden zekat vereceksin diyorum. Adam yandım Allah'a şarkıları söylüyor. Adamdan iki yüz milyar, üç yüz milyar çek kesmişler. Adama çek almışlar adamdan. Adamdan çeki alırken, zekat hesabından mı? Nereden ne olduğu belli değil. Adam çekleri kesmiş. Zekatından düşürecek, zekatından da düşüremiyor. Diyorsun bir fukaranın gittiğine, bir fukaraya gittiğine dair emin misin? Değilim. Yeniden vereceksin bu zekatı diyorum. Adam hopur hopur hopluyor. Bunlar da var. Ben böyle konuşuyorum, ondan sonra bana mail yazıyorlar. Sayın Mustafa Özba, geçen akşamki sohbetinizde, işte açık açık söyleyeyim, Fethullah Hoca cemaatını mı kastettiniz?
Kardeşim ben bir isim vermiyorum, bir şey söylüyorum. Diyorum neden sen üzerine alındın? Süleymancılar alınmadı. Risale-i Nurcular alınmadı. Okuyucusu, yazıcısı dinliyor, alınmıyor. Süleyman İlmi Efendi'nin talebeleri dinliyorlar, alınmıyorlar. Daha Türkiye'de bir sürü Zehra grubu var, işte bilmem ne grubu var, ismini sayamayacağım, bir sürü tarikat, bir sürü cemaat var ülkede. Hiçbirisi alınmıyor. Fethullah Gülen cemaatının müntesipleri alınıyor. Kardeş, kimse bu parayı aldın mı? Aldın. Bunu alırken hangi niyetle verdi o adam sana? Bunu sordun mu? Sormadın. Kes 300 milyarlık çek, kesti adam. Onu adam, kesen adam da zaten kendisince, bilmiyor ki dini. Niye kestiğini bilmiyor ki.
Ondan sonra diyor ki, bu benim zekatıma geçer mi? Geçmez diyorum ben. Adam diyor ki, hocalarımıza sordum, geçer dedi. Diyorum kardeşim, hangi hocaya sordursan git ona söyle. Sen bu çeki keserken niyet etmedin ki. Zekat farz. Niyet olmadan namaz olur mu? Niyet olmadan oruç olur mu? Niyet olmadan da zekat olmaz. Araştıracak adam bunu. Bu şeyh, zekat topluyor mu? Bu şeyh, fitre topluyor mu? Bu şeyh, dervişlerden para topluyor mu? Bu şeyh, ders kağıdını parayla satıyor mu? Bu şeyh, İslam'a yardım edin, İslami çalışmalara yardım edin deyip, milletten topluyor mu? Bu cemaat, milletten para dileniyor mu? Zorla beş lira, on lira, yirmi lira, on lira, yüz lira sen vereceksin deyip, herkese çekleri yazdırıyor mu?
Araştıracak Müslümanlar. Bize millet soyulup, soğana döndükten sonra geliyorlar. Burası çok iyiymiş. Hocam biz buraya gelebilir miyiz? Ne oldu? Valla bizi soydular, soğana çevirdiler. Aman gelmeyin diyorum ben. Neden? Ya kardeşim, bizi de bozarsınız siz. Soyulup, soğana dönünce mi diyorum bize geldin? Biz ne, bize ne vereceksin diyorum ben şakadan. Kalıyor şimdi böyle. Allah muhafaza eylesin. O yüzden, mürşitleri, mürşid denilen kimseleri de araştıracaksınız. Sizden, ücret istemeyenlerin peşinden gideceksiniz. Sizden, yemek istemeyenlerin peşinden gideceksiniz. Sizden, yatacak yer istemeyenlerin peşinden gideceksiniz. Evet. Sizden, arabanın lastiğini istemeyenlerin peşinden gideceksiniz.
Sizden, arabanın benzinini, mazotunu doldurun demeyenlerin peşinden gideceksiniz. Ben nerede yatacağım? Ben geldiğimde filanca yerde yatarım, filanca yerde yerim, filanca yerde içerim diyenlerin değil. Böyle şeyler aramayanların peşinden gideceksiniz. Adam size din anlatıyorsa, anlattığı dinin karşılığında hadi şimdi para topluyoruz diyorsa terk et orayı. Bir gün gelir buradan, burada sizden para istenirse sohbet ve semanın karşılığında sakalımdan tutup benim de yüzüme tükürür. Evet. Tekrar tekrar söylüyorum. sakalımdan tutup yüzüme tükürün. Ücret istenmeyecek.
Tebessüm dahil. Ya ben onu iftara alayım ya. Alma. Gitme. Neden seni iftara çağırdı? Sen zakirsin diye. Neden seni iftara çağırdı? Sen çavuşsun diye. Neden seni iftara çağırdı? Sen şeysin diye. Gitme. Üç yıl önce tanıyor mudun onu? Tanımıyordun. Nereden tanıdın? Dergahtan tanıdın. Niçin tanıdın? Dervişlikten tanıdın. Nereye çağırıyor seni şimdi? Sen zakirsin. Sen çavuşsun. Sen işte semazen başısın. Sen şusun busun. Neden çağırıyor seni? Sen o makamı teşkil ettin. O makamda oturduğun için çağırıyor. Gitme. Gitme. Herkes gidiyor. Sen gidemezsin.
Herkes yiyor. Sen yiyemezsin. Yol böyle bir yoldur. Böyledir yol. Sufilik incelik gerektirir. Herkes seni davet eder. Sen gitmeyeceksin. Teşekkür edeceksin. Allah razı olsun. Teşekkür ederim. Neden? Sen bir misyon taşıyorsun. Senin kafandaki sikke bir misyon taşıyor. Senin üzerindeki cübbe misyon taşıyor. Sen yapamazsın. Bette. sufilik incelik incelik gerektirir. Sufilik disiplin gerektirir. Sufilik insanı farklı bir noktaya götürür. dışarıdan dışarıdan herkes dedikodunu yapsın.
Sen iç aleminle hayatınla sen dost doğru yaşa. Millet dışarıdan söyler sana. Sen ona bakma. Kendine bak. Kendi kendine de ki bu yemeği bu adam bana neden yedirdi? Bitti. Hangi dostluğun vardı da samimiyetin vardı da yedirdi? Ya biz kardeşiz. Kardeşler yerler içerler. Bunda sıkıntı yok. Sufilikte bir makamı teşkil oturan kimseler yiyemezler. Sen orada ders yaptırıyorsan yiyemezsin. Sen orada ders yaptırıyorsan binemezsin.
Sen orada ders yaptırıyorsan ince davranmak zorundasın. Kelimelerine dikkat edeceksin. Sözlerine dikkat edeceksin. Davranışlarına dikkat edeceksin. Sufisin. Gittin bir topluluğa. Sözüne dikkat edeceksin. Kelimene dikkat edeceksin. Davranışına dikkat edeceksin. yazar herkes orada senin adına. Laf hazırdır hem. Gittiğiniz yerde böyle mi öğretiyorlar? Bitti. O yüzden demişler sufilik ateşten gömlektir diye. Geymeyecek. Biz isteriz ki herkes Allah'ı sevsin. Herkes Allah'ı zikretsin. Herkes sufi yolunda olsun. İnce ahlak sahibi olsun. Annesini tanısın, babasını tanısın, büyüklerini tanısın, hürmet etsin.
Sufilik böyledir. Ama sufilikten uzak anne babalar sufi çocuklarına eziyet ederler. öbürki dinlemez onu. Serkeştir öbür evladı. Sufi dinliyor ya. Kaldırır telefonu. Şunu şöyle yapmıyorsun da bunu böyle yapmıyorsun da şöyle oluyor da böyle oluyordu. Ya mübarek anne baba. Öbür çocuğun her gün esrar içiyor senin. Uyuşturucu kullanıyor. İçiyor. Öbür çocuğun hiç dinlemiyor seni. Kapının önünden geçmiyor. Merhametin de mi yok ya? Çocuk olmuş. Muhallebi gibi. Ya bırak ne ama onunla uğraşıyorsun hala da. Anne babalarda da bu var. kaynanalarda kayınpederlerde bu var. Derviş olunca sufilerin imtihanı dervişlerin imtihanı derviş olunca nefisler ayağa kalkıyor.
Bir Müslümanı görünce herkesin nefsi ayağa kalkıyor. Zaten tarih boyunca bütün insanlığın en büyük handikapı bu. Adam güç otorite ve paranın karşısında eğiliyor Müslümana dikleniyor. Devlet dairesine gidiyor. İşim olsun diye el avuç ovuşturuyor orada. Otorite devlet. Aman bana bir şey demesinler burada bir şey söylemesinler diye el avuç ovuşturuyor. Otorite onun için devlet o esnada. İşi olsun. Ama Müslümana gelince dervişe gelince kabar Allah kabar. Gücü görünce gücü otorite olarak kabul ediyor. o güç o güç Kur'an Sünnet'e uygun mu değil mi?
Kendi inancına kendi imanına uygun mu değil mi? O hiç önemli değil. Allah diyor ki siz Hristiyanlara ve Yahudilere kendinize dost tutmayın. Hiç önemli değil. Bakın bu önemli değil onun için. Allah diyor ki siz kafirleri kendinize dost tutmayın. Kendinizi kafirlerden velik tayin etmeyin. Veli'yi kabul etmeyin. adam oturuyor koca alim adam İsrail'i otorite kabul ediyor. Bir Müslüman'ı tiftikliyor. Hastalık bunlar. Hastalık. Manevi hastalık. Bir Müslümana karşı bu uzun kinin varsa manevi hastalık sendeki. Sen Amerika Birleşik Devletleri'ne İngiltere İsrail'e dostsan bana düşmansan senin kalbinde şeytan cirit atıyor.
Bir Müslüman düşünün gayri Müslüman'ı dost tutmuş Müslümanlarla mücadele ediyor. Bu evde var iş yerinde var mahallede var caddede var sokakta var illerde var ilçelerde var tarikatlarda var cemaatlerde var devlette de var her yerde var. Bunun altından kalkılmıyor. Şimdi bir aile ailede var dediğim bu bir aile ailede bir çocuk var Kur'an ve sünneti hiç yaşamıyor. Kur'an ve sünnetin dışında anne baba bu çocukla hiç arasını bozmuyor. Aman onunla çok iyi geçiniyor ona daha yardım ediyor. Onun kendisine çoluğuna çocuğuna yağdırıyor. Bir çocuk var namazında abdestinde orucunda bir üstada bağlanmış bir tarikata bağlanmış orada yol gideceğim iyi ahlak yaşayacağım diye düşünüyor.
Anne baba cepheyi ona düzelt doğrultmuş ona değil onun çoluğuna çocuğuna varıncaya kadar münafıklık var ya. Ama sufiliğin tecelliyatı bu. O yüzden herkese sufi olayım demiyorum ben. İnce ne tarafını anlatayım ki? Aynı şey iş yaparken de adamdan ticaret yapıyorsun adam faizci edepsiz namussuz bir adama parayı ödüyor.
Namazında abdestinde orucunda olan adama ödemiyor. Şimdi adam sertleşirse laf hazır Müslüman böyle yaparsa adam imam hatip meslek dersi hocası diyorum ya neden ödemiyorsunuz benim paramı? Bakıyor şimdi gözümün içine bak diyorum filanca kumaşçı faiz aldı senden ödedin filanca kumaşçı bu adam faiz aldı senden bunları ödedin bana ödemedin diyorum ya ben faiz almıyorum diye bana ödemedin nasıl Allah'ın karşısında hesap vereceksin faizciye ödedin bana ödemedin din ise faize karşı savaş açın diyor bak din faize faizcilere
karşı savaş açın diyor Müslümanlar faiz ve faizcilere savaş açamıyor kime savaş açıyor Müslüman kardeşine lanet dediği bir şey faiz ve faizcilik Müslüman faiz ve faizcilere savaş açamıyor lanetlenmiş sana savaş açıyor beni televizyon programına davet etmek isteyen telefon açıyor hocam işte koceli tevhinde yapmışsınız böyle bir seri program yapabilir miyiz böyle çok meşhurlar değil tabi onlar aramazlar zaten diyorum kardeş birinci programda faizle alakalı mevzuyu konuşurum birinci programda da derim ki diyorum ben faizle
iştigal eden mümin bir kimseden faiz alan kimse annesiyle kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi günah işler bu hadis-i şerifi söylerim birinci programda diyorum ondan sonra siz programa devam etmek isterseniz devam ederiz inan olun islami radyo televizyon islami televizyon dediklerinizin hiçbirisi de bunu kabul etmiyor başlıyorlar hocam hadis sahih mi sahih diyorum ben kaç hadis kitabı birine öyle dedim evinde kaç tane hadis kitabı var dedim sustu evinde bir tane hadis kitabı olmayan kimse hadis sahih mi diyor soruyor
bir de böyle handikap var evet kıymetli dostlar her müslüman her mümin bir mürşidi arayıp bulup onda nefsini terbiye etme noktasında mücadele etmesi gerekir ama evet bu noktada eğer o mürşidi dinleyecekse o mürşide tabi olacaksa o mürşidin söylediklerini yerine getirecekse ala yoksa yine nefsine uyacaksa her türlü haramı işlemeye her türlü fenalığı işlemeye devam edecekse verilen ilaçları kullanmayacaksa bir anlamı yok ondan sonra da öyle diyor ya ben oraya gittim bir şey bulamadım orada e bulamazsın ilacı içmeyince
Allah bizi muhafaza eylesin bugün de hep içinizden okur sonunu geliyorum sonuna bakıyorum içinizden okur musunuz diye zaten okumuş oluyorum içimden Allah yiyersin inşallah başkasının yumurta hücresi ile eşinizin hücresi ile hamile kalmak caiz midir biraz özel bir soru oldu demiş ama bu noktada şimdi tam anlayamadık yani bir karı koca karı koca kendi yumurta ve sipermleriyle ama içeride ama dışarıda döllenme yapılırsa bu caiz ben açık olanı söyleyeyim ama normalde erkeğin
sipermiyle başka bir kadının yumurtasını dölleyip kadında normalde erkeğin mevcut eşinin rahmine okunulursa o kadın taşıyıcı anne çocuğun annesi kim yumurtasını alınan kadın bunun içerisine miras hukuku giriyor bunun içerisine özel hukuklar giriyor bir sürü iş giriyor bu işler karman çorman herkes oturduğu yerden fetvasını veriyor bunu bir kadın kendi nikahlı kocasının siperminin haricinde başka bir erkeğin sipermiyle hamile kalırsa bu sefer yine iş karışıyor bu işler normalde normal şeyler değil o yüzden burada başkasının
yumurta hücresiyle eşinizin hücresiyle demiş kim kimin hücresiyle ben karıştırmamak için soruyu buraya kapattım İslam hukuku burada çünkü İslam hukuku geçecek yani İslam hukuku bir ülkede geçerli değil bu ülkede İslam hukuku geçerli olmayınca işin içerisinden çıkılmıyor zaten hani geçenlerde organ nakliyle alakalı bir fetva vardı ya bununla alakalı sürüyor mail atıyorlar işte soru atıyorlar bana organ nakliyle alakalı Diyanet fetva yayınlamış hukuken öldüğüne hükmedildiğinde ben de diyorum ki hukuken öldüğüne kim hükmetecek
tıbben öldüğüne üç tane profesör doktor toplandı tıbben bu öldü dedi örnekliyorum hukuken onun öldüğüne kim hükmetecek savcıyı hakimi mi getirecekler oraya ya adam yeniden oradan dirilirse öldüğüne hükmettin öldüğüne hükmettin tam organlarını alacaksın öldüğüne hükmettin altına imzaları attınız öldüğüne hükmettiniz adam nefes alıp vermeye başladı öldüğüne hükmettiniz adamın mirası kime gidecek öldüğüne hükmettiniz adamın nikahı ne olacak öldüğüne hükmettiniz adamın adam seher eşi boşanmış olacak mı adam makinede dirildi
24 yıl sonra uyanmış ya avrupa'da birisi makinedeyken daha hükmedildi imzalar derken imzalar dolaşıyor derken cenabı hak onu geri bu noktada hayatını devam ettiriyor bir de fişte yaşıyor çünkü o öldüğüne hükmettin adam yeniden canlandı nikahı ne olacak öldüğüne hükmettin adamın mirası ne olacak böyle bir ülkede yaşıyoruz bu noktadan anda diyanete sorun kardeşim bana ne soruyorsunuz diyorum ben şeytanın sakladığı yeri açtım size şeytan örtmüş ben örtüyü kaldırdım de şeytan var burada ben şeytanın sakladığı yeri gösteriyorum
size şeytan saklıyor ilmi saklıyor hakikati saklıyor öldüğüne hükmediyorsun adamın kolay bir şey değil bunun gibi şimdi normalde bu hani tüp bebekle çıktı bu iş kiralık annelere döndü şimdi iş böyle büyüyor kim kimin sperminden kim kimin yumurtasından hamile olduğu belli değil o hale geliyor adam adam gitmiş kendi hanımından yumurtayı almışlar kendinden sperm almışlar Kıbrıs'ta bir tane kiralık anne bulmuşlar kadın onun rahiminde çocuğu ondan sonra döllemişler çocuk doğmuş çocuğu da Kıbrıs'ta doğum yaptı diye almışlar
nüfus kağıdını çıkarmışlar gelmişler telefon selamun aleyküm aleyküm selam Mustafa Hoca ile mi görüşüyoruz buyurun ben hoca değilim ama buyurun benim meşhur repliyim de bu ben hoca değilim buyurun ya biz özel bir şey soracaktık kardeş yoldayım şu anda yürüyorum yarım saat sonra yarım saat sonra arıyor artık zaten isimsiz hani bende kayıtlı olmayan numaraları açamıyorum herkes hakkını helal etsin çünkü hiç böyle adamın halet ruhiyesini bozacak sorular geliyor yani onu dinlemek için böyle bir beyin travması geçirmeyeceksin
yani ve asıl işte müsait bir yerde gidiyor adam sordu böyle böyle böyle evet işte kiralık anne dedim kardeş hadi süt anne hükmünde görelim biz bunu e dedi başka olay var ne oldu valla dedi bu çocuk benim spermimden mi değil mi bilmiyorum al bakalım e dedim git şey yaptır ne o dna testi yaptır korkuyorum yaptırmaya ya değilse e dedim şeytanın görme dediği yeri de söyleyeyim sana dedim bu durdu ya dedim hanımının yumurtası da değilse hocam ne yapacağız yaparken soracaktınız bana dedim siz dedim blenderda karıştırmışsınız
bir çorba yapmışsınız şimdi bu çorba kimin diye soruyorsun bana dedim ya ben dedim oturduğum yerden bu sesi dedim bununla mı uğraşacağım Allah muhafaza eylesin teravi namazını evde kılarken kaza namazına niyet ediyorum cemaatle kılarken de imama uyduğum içinden kaza namazını diye niyetlesem uygun olur mu olmaz çünkü normalde imama tabi olurken imam niyet etti niyet ettim yarabbi arkamdaki cemaatin teravi namazını kıldırmaya diye niyet etti kızım yıllarca bu sohbetlere geliyor memlekete yaz tatilinde dahi dört günden
fazla gelmiyor bir hafta sohbetlere katılmayıp memlekete daha fazla kalsa olur mu bak bir anne baba da bunu düşünüyor diyor ki kızım gelsin benim yanımda kalsın bir hafta kalsın e kalsın hadi bakalım bu kız kimse verilen ilacı dediniz ilaç bu yoldaki sufilikteki ilaç nedir en basit haramlardan uzak durma en basit bunu yapma burada mesela herkes anlatıyor mu ya oradan sen kendi nefsine uygun olanı al herkes şunu bekler ya birini alacağım işte Mehmet Aslan'ı alacağım karşıma Mehmet Aslan bunu böyle böyle böyle böyle yapma
diyeceğim herkes bütün derviçler bunu bekler bu değildir usul usul orta yere söylersin herkes alacağını alır almıyorsa zaten hani derler ya NATO mermer diye bir anlamı yok alacak onu almıyor almıyorsa söyleyecek bir söz yok onu mezardan dedemi kaldır sen bunu böyle böyle yap desem o da yapar o zaman bir anlamı yok Allah bizi affetsin din herkese kaçıncı beytte kalmışız saat 11 el fatih amel selamat kız

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi