Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi - 25 Nisan 2015

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 26 Nisan 2015 · 1:34:25

Destur. Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesiniz. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Geciktiğim için de hakkınızı helal edin. Allah razı olsun. Yaşlılık böyle bir şey herhalde demek işte. Bu birkaçtır internetten bana soru soruluyor da. Bununla alakalı cumartesi gün inşallah sohbet edelim diye söz vermiştim. Bu her seçim döneminde bu tip sorular veya bu tip sözler çok oluyor. O yüzden buna da bir cevap olsun.
Oy vermekle alakalı. Seçimler geliyor, seçimler geldiğinde işte insanlar bir partiye oy veriyorlar. O partiye oy vermek, bana sorulan soru şu. Oy vermek şirk midir? Soru bu, ben bu direkt soruya cevap olarak söyleyeceğim. Oy vermek şirk midir dendiğinde ben şirk değil derim.
Bunun gerekçesi de şu olur. Oy vermekle alakalı. Burada diyelim ki kaç kişiyiz? Yüz kişiyiz. Bir şeyi oylayabiliriz burada. Nasıl yapalım diye. Bir şeyi oyladık. Nasıl yapalım diye. Şirke mi düştük o zaman? Bu kadar basit olmamalı. Şimdi devlet sistemi ile alakalı, bilhassa devlet başkanının seçimi ile alakalı, netleşmiş ümmetin ittifak ettiği, ümmetin ittifak ettiği bir model yok. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Mekke'de Medine'ye hicret etti.
Medine'de Hristiyanlarla, Yahudilerle birleştirdi. Mekke'yi savunmak için onlarla bir antlaşma yaptı. Pardon, Medine'yi. Medine'yi savunmak için onlarla antlaşma yapıp, Medine'nin savunmasını gerçekleştirdi. Kime karşı? Müşriklere karşı. Ardından Medine'de bir İslam devleti teşekkül etti, vefat etti. Vefat ederken net bir şekilde, yerine birisine yazılı vasiyet vermedi. Sahabelerin o aşere-i mübeşşerin ittifakıyla, seçimiyle Hz. Ebu Bekir Efendimiz'i seçtiler. Hz. Ebu Bekir Efendimiz ölmezden önce, Hz. Osman Efendimiz'i tavsiye etti, vasiyet etti.
Pardon, Hz. Ömer Efendimiz'i. Hz. Ömer Efendimiz, Hz. Ebu Bekir Efendimiz'in vasiyetiyle, devlet başkanı oldu. Hz. Ömer Efendimiz ölmezden önce, sahabeler dediler ki, kim olsun? Söz muhteşem. Hiç kimseye işaret etmezsem, arkadaşım, dostum, aynı zamanda peygamberim olan Muhammed-i Mustafa'nın sünnetine uymuş olurum. Birisini de tavsiye edersem, yine arkadaşım, dostum olan, Ebu Bekir'in yolunu izlemiş olurum, dedi. Hiç kimseye işaret etmedi. Aşere-i Mübeşer'e toplandı, Hz. Osman Efendimiz'i seçti. Hz. Osman'ı seçti. Seçim yaptılar. Şimdi onlara biz şirk ehli mi diyeceğiz? Sözün tehlikesine dikkat çekiyorum.
Oy vermek şirktir derseniz, bu sefer oylama yapılmış olan, ashabı da şirke düşürmüş olursunuz. Hz. Osman Efendimiz şehit edildi. Hz. Ali radiyallahu an hazretleri de, Aşere-i Mübeşer'in seçimiyle geldi. Onu da seçtiler. Şimdi biz Aşere-i Mübeşer'i komple şirkehli yapacağız, oy kullandılar diye. Bunu üretenler, isim vereceğim artık bundan sonra. Hep böyle sufilik yapıp, isim vermeyelim, konuşmayalım. Böyle konuşuyorduk, yok. Olmuyor, yetmiyor. Bunu böyle söyleyenler, Vahabi-Selefi çizgisinde olanlar.
Çünkü Vahabi çizgisi, Suudi Arabistan krallıkla yönetiliyor. Oylama yok. Oy vermek şirktir diye patlat bombayı, krallığını muhafaza et. Krallığını koru. Aynı Vahabi-Selefi çizgisi, Mısır'da parti kurup, nasıl seçimlere giriyor? Mısır'da partileri var. Mısır'da parti kur, git Sisi'nin yanında saf tut. Müslüman kardeşleri de katlet orada. Türkiye'ye gel, oy vermek şirkte. Yarın öbür gün, baktı ki, ülkenin içerisinde huzursuzluk var.
Suudi Arabistan krallığı, belediye başkanlığı seçimleri, bir tertiplerse ne olacak şimdi? Bir sürü işte, o ayetleri hepimiz biliyoruz ya. Allah'ın hükmüyle hükmetmeyenler, kafirlerin ta kendileridir. İyi. Devleti bana verdiler de, bana Allah'ın hükmüyle hükmetmezsen, beni kafir olarak nitelendirsen. Ya adamın gücü yok elinde. Bunu şimdi git sen, Çin'de, ondan sonra Uygur Türklerine, Uygur Müslümanlarına söyle. Siz Allah'ın hükmüyle hükmetmediğinizden dolayı, kafirin ta kendisinde, kafana senin mermi, gün patlatsın beni, kafir dedin ki, asıl kafir sensin diye.
Adamın, adamın elinin altında eşi var. Eşine Allah'ın hükmüyle hükmetmezse, zulmederse, zülmederse, evet. Bak onu orası bağlıyor. Elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Elinizin altındakilerden. Elinizin altındakileri Allah'ın hükmüne uygulayın. Bu ne demek? İşte neyse haramı, helalı, durumu, vaziyete, ona göre hükmet. Allah muhafaza eylesin. Şimdi seçimler geliyor. İşte bu bombalar başlayacak gene şimdi. Ben şunu söyleyeyim. Ben herhangi bir oy kullanmıyorum. Ben en son 94'te miydi, 93'te mi bir seçim olduydu. İttifak olmuştu. Şeyhimin emriyle kullandım.
Ben oy kullanmıyorum. Ben Türkiye'deki sistemin gerçekten böyle insanların hür iradelerine uygun bir şekilde tanzim edildiğine inananlardan değilim. Ama oy kullanılmasına da karşı değilim. Oy kullanılmasına da karşı değilim. Bir kimse, iştahat meselesi bu. Bir kimse kendince ben oy kullanmayacağım diyebilirim. Kullananı da şirkle itham etmez. Şirk ağır bir itham. Allah muhafaza eylesin. La ilahe illallah. Muhammeden Resulullah diyorsa bir kimse hatası olur, kusuru olur, yanlışı olur, eksiği olur. Bir hatasından, yanlışından dolayı, dinden çıkmış olabilir. O esnada tavsiye edersin, tebliğ edersin, nasihat edersin.
O kimse hatasını, kusurunu görür, geri döner. Ona şirk ehlisin demek, küfür ehlisin demek, ağır bir itham. Allah muhafaza eylesin. Evet. Bütün beşeri mertebeler arasında en yücesi velayet, velilik mertebesidir. Soru sahibi burada mı? Adım adım mı gideceğiz yine? Yok. Bunlara diyorum, adım adım mı gideceğiz? Ha bunlara değil, bu sorulara mı bakalım diyorsun? Ha yok, onlara bakarız yine. Sıkıntı yok. Böyle benim ölüme nimet gelmiş şimdi, bunu bırakmam. Ben bunu dedim, normalde adım adım mı gidelim, yoksa sonuna kadar mı gideyim?
Hazırlayan sensin ya. Evet. Peki. Bütün beşeri mertebeler arasında en yücesi velayet, velilik mertebesidir. Velilikle alakalı ayeti kerime var biliyorsunuz. Allah'ın velileriyle alakalı. Onlar mahzun olmazlar, mahcup da olmazlar. Onlar dünyada da ahirette de müjdeler vardır. Yunus suresinde malum. Başka bir ifadeyle, veli insan-ı kamilin zirvesidir. Veli, Resul ve Nebi kavramların da içeren en geniş kavramdır. Veli, Resul ve Nebi kavramlarını da içeren en geniş kavramdır. Veli, ilahi isimlerinden biridir. Ama bir kimse eğer Allah hakkında en yüce bilgiye erişirse, o kimse de aynı şekilde isimlendirmeye layık olur.
Bununla beraber kulluğunun kesin bilincine sahip olan bu beşeri veli, herkesin önünde bu isme sahip çıkmaktan hoşlanmaz. Çünkü veli kelimesinin yalnızca Hak Teala'ya ait olduğunu ve beşeri bir varlığın veli mertebesine yükseldiğinde de kulluğu aşıp, rububiyet mertebesine ref edildiğini bilir. Ama ister hoşuna gitsin, ister gitmesin. Bir hak yolu yolcusunun bazen bu kulluk mertebesini aştığı da bir vakıadır. Füsus. Bir insanın, insanı kamil olmasının ilk şartı onun veli olması ve velayetinde bütün insanı kamil tiplerinin en genel vasfı olduğudur. Şu halde, velayetin manası nedir? Veli, Kur'an'ı tabirle Allah'a iman etmiş, Resulüne iman etmiş ve Kur'an'ın ve sünnet-i Resulullah'ın hükümlerini gücünün yettiğince yerine getirmeye çalışan Allah ve Resulünü çok seven, çok tövbe eden salih insanlar.
Salih insanlar. Allah'a yakınlık, Allah'a kurbiyet tesis etmeye çalışan müminlerin içlerinde en faziletleri. Bütün peygamberler aynı zamanda velidir. Bütün nebiler aynı zamanda velidir. Burada peygamber, veli, Resul ve nebi kavramlarını da içerir dedi. bütün nebiler ve Resuller aynı zamanda velidir. Örnek kavradığına dair. Siz şimdi onu ya velilik nebilikten üstün mü diye düşünürsünüz. Burada nebilik ve Resullük örneğin son bulmuştur. Nebilik ve Resullüğün bu noktada Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemle hitama ermiştir.
ama velilik ebedidir. El-veli ism-i şerîfi Cenab-ı Hakk'ın ebedidir. Mesela el-nebi ism-i şerîfi yoktur. El-resul ism-i şerîfi yoktur. Cenab-ı Allah'ın bize bildirilen isimlerinin arasında ama el-veli ism-i şerîfi Cenab-ı Hakk'ın vardır. Ve el-veli ism-i şerîfi bu noktada ebediyen de var olacaktır. Allah'ın isimleri bir müddet sonra inkıtaya uğramaz. Ortadan kaldırılmaz. Şekil şemal değiştirmez. Şekil şemal değiştirmez. Allah'ın sıfatları isimleri sonradan ilave edilmez. Vardır zaten o. Biz görmemişizdir. Şimdi bu açıdan bakılırsa velilik velilik nebiliği ve resülü de içinde barındırır.
Çünkü her nebi ve her resül bu noktada velidir aynı zamanda. İşte velayet velayet bu manada velilik makamıdır. Ve velayet yolu dedikleri yol da bu yoldur. Bu veli olma yoluna veli olma yoluna velayet yolu derler. Velilik yoluna intisap etmek iki hal ile iki yol ile mümkündür. İki yoldan bir kimse veli olur. Bir yolu normalde velinin velisi onun velisi onun velisi şeyhuna yoludur. Bu yola biz velayet yolu deriz. Bir kimse direkt Kur'an ve sünnete bakmadan bakmadan direkt üstadına bakar.
Üstadı da üstadından almıştır. O da üstadından almıştır. O da üstadından almıştır. O da üstadından almıştır. O da üstadından almıştır ilmi. Onlar için şu söz konusu değildir. Bu konuda hadis var mı? Üstadımız böyle söyledi. Bu konuda ayet var mı? Üstadımız böyle söyledi. Bu konuda fıkıh var mı? Üstadımız böyle söyledi. Velayet yolunun hem bu noktada kestirme tarafı aynı zamanda da büyük handikap tarafı budur. Handikap tarafı dediğim şey nedir? Eğer ki bir kimse kendisinin veli olduğunu iddia ettiği bir kimseye intisap etti de o kimse gerçekten veli değil ise o kimsenin yolunun sağlamasını yapması mümkün değil. Sapkınlığa gitme ihtimali çok büyük.
Aldatılmaya gitme ihtimali çok büyük. Bunun çünkü sağlaması Kur'an sünnet ve icma-i ümmetle olacak. Kur'an sünnet icma-i ümmet olunca o zaman o yol velayet yolu olmaktan çıktı. O zaman yol nübüvvete döndü. Bu noktada velayete gitme yani veliliğe gitmenin en sağlam, en kestirme en güzel noktası nübüvvet yolunu tercih etmedir.
Bu insanın nefsine zor gelir, bu insana acı gelir, bu insanı bu noktada biraz zorla ama velakin bu yol sahihlik noktasında sahih, temizlik noktasında en temizi, bu noktada şek şüphe noktasında hiç şek şüphe götürmeyecek yoldur. Bu velilik yolunda her şey sünnet-i Resulullah'a bağlanır. Kavli, hali, fiili sünnete bağlıdır o. Kavli sünnet dediğim hadis-i şeriflerdir. Hali sünnet dediğim o kimsenin halinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine o kimsenin söylediği şeylerdir. Fiili sünnetler ise nasıl adım attı, nasıl yemek yedi, nasıl kolunu düzeltti, nasıl elini düzeltti, bu da fiili sünnetlerdir.
Bu yol yani bu en sağlam olan yol, bu işin tercih meselesi ise iştahat noktası ise benim iştahatım ve tercihim nübüvvet noktasından velayete, velil ile, veliliğe ulaşma. Nübüvvet nokta, nübüvvet yolu ile. Bu direkt Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bağlanmaktır bu. Bunun da normalde insanlar arasında handikapı şudur. İnsanlar taassup noktasında mezhebe bağlıdırlar. Taassup noktasında mezhep saplantısı vardır insanlarda. Bir şey var, bir mesele var, o meseleyi söylersin, sünnet-i resulullah'ta başka bir veçesi vardır, onu söylersin o kimse, o şöyle der, bizim hocalarımız buna fetva vermedi.
Velayette olanlar, bunu böyle söylerler. Velayette, hani bu noktada, velayet yolunu takip edenler, şeyhlerinin sözüne bakarlar. Şeyhinin sözünü haram mı, helal mı, Kur'an ve sünnetin içerisinde var mı, yok mu, hiç araştırmadan, soruşturmadan direkt tabi olup şeyhinin sözüne itimat gösterir. Onun için şeyhi itimat edilecek en önemli bir unsurdur. Ve itimat eder ona. Asla onun hilafına bir şey söylemez. Asla onun söylediğine karşı çıkmaz. Asla onun söylediğine bir ölçü, bir analiz, bir iştahat getirmez. Asla onun sözünü bu noktada kendince, hiç tereddütsüz dınk, yerine getirir. Hiç tereddütsüz. Millet etrafındakiler patinaj çeker. Yapma, etme, öyledir, böyledir, o etrafındaki insanlara patinaj çektirir.
Ama o şeyhine teslimdir. Sorumluluk otomatikman şeyhindedir çünkü. Şeyhi al der alır, sat der satar, yük der yıkar, yap der yapar, at kendini der atar. Hani vardır ya, duyarsınız ya bunu. Ben duyardım, şivesiyle söyleyeyim, hoşuma giderdi. Şeyhum bana uçaktan atla dese atlarum Mustafa Efendi. Allah rahmet eylesin. Bana böyle söylediydi. Ben de dedim, Hacı abi, böyle dedim, büyük bir laf söylüyorsun. Şeyh Efendi, sana uçaktan atla demez dedim. Sana şunu yapma der dedim. Sana şunu yapma dedim ben. Sıkıntı olur dedim. Mustafa Efendi, uçakta da gidiyoruz. Ömreye gidiyoruz. Valla Mustafa Efendi dedi, bana atla dese atlarum dedi.
Ben yine söyledim. Hacı abi, atla demez sana dedim. Hangi şey uçaktan atla diyecek? Ama böyle dervişlikler vardır ya, şatahat ederler derviş. Şatahat eder. Der ki, bana dese ki, sat, satarım ben. Bir gün gelir sana evini sat demez. Ayakkabını sat der, satamaz o kimse. Veyahut da, sat bu arabayı der, arabayı satamaz. Çık bu dükkandan der, çıkamaz. Yapma bunu dediğinde, yapar. Gitme dediğinde, gider. büyük sıkıntıdır. O yüzden o yolun içerisinde, o otomatikmen her şeyin kutbu, dinin kutbu da.
Şeyhidir o kimse. Ben sufilik hayatımda, böyle velayet yolundan gidip, perişan olanları çok gördüm. Eğer, bu yolda, şeyhi gerçekten, bir mürşidi kamil değilse, o kimsenin dünyası da, ahireti de batar. bugün için, bugün için, benim nazarımda, tehlikeli bir yol. O yüzden, bu fakir, yolun başında, kardeşlere, yolumuzun nübüvvet olduğunu, ilan ettim ben. Bu ne demek? Her şeyin temelinde, sünnet-i resulullah olacak.
Her şeyin temelinde. Bunda da, üstada bağımsızlık yok, böyle bir şey yok. Üstada bağlılık var, teslimiyet var. Hangi noktada? Kur'an ve sünnet daresinde, teslimiyet var. Üstad, sünnet-i resulullah'tan, temel olarak, bize ölçü getirecek. Kur'an'dan bize, temel olarak ölçü getirecek. Sünnet-i resulullah'ta var ise, biz, hiç, tereddütsüz, teslim olacağız. Bize bir şey söylediyse, birisine şunu diyebilir, sen pazartesi, perşembe oruç tutacaksın. Teslim oldu. Birine şunu diyebilir, bir gün boş, bir gün dolu tutacaksın sen. Teslim olacak ona. Bir başkasına da şunu diyebilir, 14, 15, 16'sında oruç tutacaksın muhakkak. Teslim olur ona o. Sünnetin temelinde ne var? Sünnet-i resulullah var.
Temelde bu oruçlar var mı? Var. Sünnetin temelinde var mı? Var. Onları tutmakla mükellef o. Üstad ona, sünnet-i resulullah'tan bir yol çizdi. O ona teslim olacak. İşte, dedi ki ona, sen günlük 3 bin tevhid çekeceksin. Sünnet-i resulullah'ta var mı? Ölçüsü var. Teslim olacak ona o. Bakın, bu noktada, şek şüphe yok. Bu noktada, varta yok hiç. Bu noktada, o kimsenin kafasında, acabası yok. Bu yol yalnız, bu noktada, biraz üstadlar tarafından, yürünmesi zor bir şey. Neden? Sünnet-i resulullah'a uyacaksın. Sünnet-i resulullah'a uyarsan, sen etraftan sadaka toplayamazsın. Sen dervişlerden harçlık toplayamazsın.
Sünnet-i resulullah'a uyarsan, sen dervişlerden kendine hizmet bekleyemezsin. Hizmet de ettiremezsin. Sünnet-i resulullah'ın temelinde yok. O kendi işini kendisi yapardı. O zaman o üstad, kendi işini kendisi yapacak. Demeyecek, evlatlarım, hadi beni götürün. Demeyecek, evlatlarım, alın benim uçak biletimi bakayım. Evlatlarım, hadi bakayım karşılayın şeyhinizi, üstadınızı. Bunlar yok nübüvvette. Yemek yiyecekse kendisi yiyecek. İçecekse kendisi işecek. Yürüyecekse kendisi yürüyecek. Bir yere gidecekse kendisi gidecek. Ve hiç kimseye şeyen illah demeyecek. Hiç kimseye halini açmayacak. Hiç kimseye durumunu söylemeyecek. Hiç kimseye derdini anlatmayacak.
Hiç kimseye problemini aktarmayacak. Hiç kimse onun kendisiyle alakalı bir şeyi bilmeyecek. Ağzından duymayacak. Biri görmüş, gördüğü kadar bilecek. Biri duymuş, duyduğu kadar bilecek. Biri bilmiş, bildiği kadar bilecek. O hiçbir şeyi, hiç kimseye açmayacak. Ve o da kendi hayatını sünnet-i Resulullah'a tabi tutacak. Sünnette varsa hayatına devam edecek. Sünnet-i Resulullah'ta temeli yoksa o da onun üzerinde hiçbir şekilde onun üzerinde durmayacak. Bu velayete ulaşmanın yani veliliğe ulaşmanın en sağlam, en kestirme yolu, en güvenli yolu. Ama diğer o hani bahsettiğimiz o üstadın üstadı, üstadın üstadı yoluyla arasında fark var.
bununla arasında fark var. Onun delili üstadı, bu yolun delili Hz. Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem. O mesela işte örneklerin bazen hani Antepli Bilal Nadir Hazretleri şehit gitmişler, kıra çıkmışlar böyle baharda, bir dana ipini koparmış gidiyor.
Bilal Efendi demiş ki, tutun oğlum o danayı demiş, tutmuşlar. Alın getirin, alıp getirmişler. Kesin bakayım onu demiş, cağırt kesmiş dervişler. Yüzün yüzmüşler, başlamışlar kavurmaya, evirmeye, çevirmeye. Bazı dervişler başlamış olan demişler ya, elin danası gitti. Fakirin, hangi fakirin danası gitti diyorlarmış ya. Şeyh Efendi'ye bak diyorlarmış ya. Kimisi diyormuş ki, susun, hikmet vardır. Susun. Tabii Şeyh Efendi oturmuş ağacın dibine, bağdaşın kurmuş, çat çat çat Allah'ı zikrediyor. Tabii danayı kesiyorlar, eviriyorlar, çeviriyorlar, yakıyorlar ateşleri. Dervişler başlıyor kaynama. En fazla dedikodu dervişlerde vardır. Allah'ı zikrediyorlar ya.
Sevapları çok ya. En fazla şeytan onlarla uğraşır. En fazla gıybet, dedikodu, iftira dervişlerde vardır. Hayret edersiniz buna. Ben girmezden önce bilseydim girmezdim. Böylesine kaynatırlar. Kaynatıyorlarmış. Şeyh Efendi aktardı bunu bana. Allah rahmet eylesin. Neyse iki kişi yana yıkıla bağıra çağrı gelmiş. Demişler ki buradan bir dana geçti mi? Dervişler içi fesat ya. Demişler ki şu ağacın dibindekine sor. danayı bu ağacın dibindekine sor. gitmişler. Selamun aleyküm aleyküm selam.
Demişler tabi dervişler bekliyorlar. Adamın danasını kesmişler çünkü. Demişler ki buradan bir dana geçti mi? He oğlum demiş. Demiş biz o danayı arıyoruz. Dana bizimdi. Evladım demiş. O danayı nereye götürüyordunuz siz demiş. Birisi demiş ki efendim demiş benim hanımım doğum yapacaktı. Ondan sonra Ebu hanım dedi ki ondan sonra çocuk da gidecek hanımın da gidecek. İkisini de kurtaramıyoruz. Ben de ellerimi açtım Allah'a. Yarabbi benim hanımımı da çocuğumu da bana bahşeyle. Bana lütfeyle. Nezir ettim. Bunları bana bahşeylersen duydum.
Bir Bilal baba varmış Antep'te. Onun dergahına bir tane dana demiş. Feda ettim. Bir dana oraya hediye ettim. Yeter ki demiş ben hanımıma çocuğuma kavuşayım bir dana oraya demiş feda ettim ben nezir ettim. E oğlum demiş ona bunu anlatmış ya siz ne dananın peşinde koşuyorsunuz demiş. Efendim demiş ben o danayı Bilal Nadir hazretlerine götüreceğim. Tekke götüreceğim. Oğlum biz onu kestik zaten demiş. Pervişler uyanmışlar tabi. Hemen o iki kişiyi almışlar yanından demişler Bilal Nadir o ne vay efendim işte ben sizin yüzü su hürmetinize sizin himmetinize işte çoluğuma çocuğuma kavuştum eşim sağ salim çocuğum sağ salim elhamdülillah oğlum demiş biz de demiş alacağımızı aldık.
Şimdi bu velayet yolunda burada sorgulanmaz hiç. Ama dervişler sorgular bunu tehlikesi burada. Dervişlerin kalbi bozulur tehlikesi burada. Dervişlerin içi bozulur tehlikesi burada. Bakar acaba mı? Kendi kendine sorgu suale çeker. Kendi kendisine. O yüzden buradaki velayete ulaşma yani veliliğe ulaşma nübüvvet noktasında selametlidir. Bu noktada verilmeyecek hesap yoktur. sünneti Resulullah bellidir. Temeli de bellidir. Üstü de bellidir. Altı da bellidir. Sünneti Resulullah uydu mu uydu veled dalin amin Asla bu noktada bir şey denmez.
Aslında eğer şeyhuna dediğimiz yolda üstadlar sağlam olmuş olsalar hiçbir sıkıntısı yok. Çünkü üstad eğer ki bu noktada gerçekten sünneti Resulullah ile mukim ise kendi dairesinde hiç önemli değil ki. Karşılığında sünneti Resulullah aramana gerek yok. Yani çünkü kesin o sünnet üzerine gidiyorsa buna kalben inandıysan bakmazsın sünnette bunun hadiste karşılığı var mı yok mu diye inandığında Rab ona teslim olursun. Aslında yeniden de nübüvvet yolundan gidiyoruz derken kardeşler bunu böyle söylerken ben kardeşlerin bu noktada nübüvvetle yani sünneti Resulullah ile yaptığımızın ettiğimizin karşılaştırsınlar emin olsunlar.
Selametle yol gitsinler. Desinler ki ya sünneti Resulullah da bu var mı? Var. Sünneti Resulullah da bu var mı? Var. Karşılaştır. Ha her olayı her hadiseyi seni ilgilendiren yolu ilgilendiren bir meseleye bak var mı sünneti Resulullah da karşılığı var. Allah yoluna çıketsin. Bitti. Verilmeyecek hesap yok. Bakın verilmeyecek hesap yok. O zaman o kimse bunu zaten 1, 2, 3, 4, 5 1 sene 2 sene 3 sene 4 sene buna baktı. Sünneti Resulullah tan herhangi bir sıkıntı yok. Ona zaten yine teslim olur. Bir şekilde yol yine o eski mecrasına kendi içerisinde döner ama. Dışarı karşı değil. Kendi içerisinde o mecraya döner. Ne olur? İşte örnek atıyorum şimdi. Osman'a desem ki ben Osman bunu böyle yap.
Osman yapar. Osman kendince onu karşılığında hadis var mı diye var mı yok mu diye sormaz. Osman için yol nübüvvet miydi velayet miydi hiç önemli değil. adı da önemli değil. Osman için önemli olan şu. İşte ister Mustafa amca desin ister şeyhim desin ne diyorsa desin. Normalde bu noktada Osman'ın olan hukuk normalde farklı babası işte hacı arkadaşım hacı kardeşim yıllardan beri beraberliğimiz var dostumuz var arkadaşlığımız var ailecek dostluk var arkadaşlık var yani ilişkiler öyle yüzeysel değil öyle söyleyeyim. E şimdi Osman için böyle bir şey söz konusu değil ki ya bu kalkacak işte ya nübüvvette var mıydı yok muydu böyle bir şey söz konusu değil.
Osman'a at atacak tut tutacak git gidecek gel gelecek nefsine uyacak uyacak ama hiç mesele değil gelecek ben uydum diyecek iyi Osman hadi devam et yoluna işine devam edecek bakın bu noktada bazıları bir müddet sonra onun için artık şey yok onda nübüvvet miydi velayet miydi öyle miydi böyle miydi kalmadı ama yeni gelecek yeni tanışan bir kimse için yol nübüvvet kardeşim bak sünneti resulullah'tan bizde bir yolla alakalı bir eksiklik görürsen söyle bize biz onu tamamlayalım düzeltelim harika evet işte velayetin manası
velilik makamı ve veliliğe giden yol velilik makamı ve veliliğe giden yol velayet mertebesine yükselmiş olan bir kimse kendisinin hak teâlâ'nın bir tecellisi olduğunun ve bu vasfıyla da zat yönünden hak ile aynı olduğunun berrak bir bilincine sahiptir evet veliliğin öyle bir veçesi vardır ki öyle bir yüzü vardır veliliğin o yüzü direkt hakka yöneliktir direkt hakka yönelik olunca o esnada velinin üzerinden tecelli eden her şey haktır altını çizeyim mi o esnada velinin üzerinden tecelli eden her şey haktır o esnada
velinin kendisi de yoktur o esnada velinin üzerinde Cenab-ı Hakk'ın bir sıfatı şerifi tecelli eder bu o velinin kendisine ait de değildir bu direkt hakka ait bir şeydir hakkındır o onun üzerinden bir sıfatını bir ismini bir fiiliyatını onun üzerinden tecelli ettirir bu o velinin burada da velileri sınıflandırabiliriz o bu noktadan veliler de üçe ayrılırlar bir bu Hakk'ın tecelliyatına ayağın olan bu Hakk'ın tecelliyatını bilen bu Hakk'ın tecelliyatını idrak eden bu Hakk'ın tecelliyatını bu noktada bu noktada kendi
nefsinde de gören veliler bunlar tecelli ettiğinde bunların üzerinden tecelli eden etrafındaki müridana da bu tecelli eder etraftaki mürid yani o veliyi tanıyanlar bu tecelliyata aşina olurlar bu tecelliyatı görürler bu tecelliyatı onun üzerinde seyrederler seyrillah budur o kimse o velinin üzerinde Hakk'ın tecelliyatını seyrillah yapar seyreder bunlar velayet makamının velilik makamının en üstün noktasıdır bunlar kırkların içerisindedir velidir hatta kırkların içerisinde imam hambelinin naklettiği hadis noktasında
yedilerdendir bunlar akılsız değildir bunlar kendilerini bilgisiz değillerdir kendilerini bilirler bunlar kendilerini bildikleri gibi halkta halkta bunların veli olduğunu bilir bu velayetin zirvesidir bunlar nübüvvetin yani peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin halifesi noktasındadır bakın halifesi noktasındadır ve bunlar kuran ve sünneti ayakta tutan zatlardır Allah dinini bunların üzerinden ayakta tutar anlattırır konuşturtturur mücadele ettirir savaştırır bunların üzerinden velilin bir alt noktası
vardır bir alt noktası da şudur o kimse bu noktada hakkın aynası olduğunu hakkın kendi üzerinde tecelli ettiğini hakkın sıfatlarının kendi üzerinde bir tecelligah olduğunu bilir ama halk bunu bilmez halk bunu bilmez ama kendisi bilir onu velilin üçüncü tecelliyatı vardır bu velilik tecelliyatının en alt mertebesidir bu noktada da ne o kimse bilir kendisinin veli olduğunu ne de halk bilir onun veli olduğunu ama Cenab-ı Hak ona hani ricali gayb derler ya bunlar ricali gayb bunlar bilinmez hiç ne halk bilir bunları ne de
kendisi bilir farkında değildir o yoldan giderken birisine dua eder tecelli eder ama o kimse onu arar tarar bulamaz onu sonradan aklına gelir ya der bu bana okuduydu böyle oldu şöyle oldu nerede bu adam bulamaz evet o yüzden velayet mertebesine yani veliliğe ulaşmış olan veli olan veli ism-i şerîfi üzerinde tecelli eden kimse makam velayet makamıdır sıralarsak yedinci makam emmara levame mülhümmen mutman radya mardiye safiye makamına gelenler velilik makamına yani velayet makamına gelir bu velayet makamının buraya çıktığında
velayet makamıdır orada velilik tecelli eder o kimsenin üzerinde ama bunun aşağıda da gölge gibi tecelli eder mi eder ama daha henüz daha tam hakikat noktasına çıkmadı beşinci esmaya alanlarda velilik kokusu başlar velilik kokusu ta baştadır o kimsenin veliler seçilmişlerdir çünkü Allah katında onlar normalde üç yaşındakende veli olduklarının kokusu koku alan burunlar tarafından bilinir o daha on yaşındadır yirmi yaşındadır otuz yaşındadır o kokuyu alır herkes alan alır o kokuyu hatta o kokudan dolayı kimisi onları
şeyh zanneder veli zanneder oldu bu zanneder kemal erdi zanneder onlar da tehlike içerisinde büyürler çünkü hep Allah muhafaza eylesin o yüzden normalde o hale gelen bir kimse kendince velayet makamına ulaşmıştır velayet makamına ulaşıncaya kadar bu yol zaten çetrefillidir sıkıntılıdır bu noktada kolay değildir ama o makama geldiğinde onun üzerinde bu noktada hakkın tecelliyeti olur ve o da bu bilince sahip olur bu kimse kendi nefsinin iç yapısıyla bir benzetim yaparaktan bu kevni kesretinde hakkın tecellileri olduğunu
ve bu anlamda da zatiyet yönünden haktan farklı olmadığını bilir bu ise varlığın tekliği vahdedi vücut hakkında son ve temel bilince ulaşmış olmak demektir bu bakımdan fena kavramı velayet teorisinde ne kadar rol oynar fena velayet kavramının içerisinde yolda bir merhaledir geçilmesi gereken yerdir kalınması gereken yer değildir fena olmak yani o kimsenin kendi sıfatlarının kendi sıfatlarının orta yerden kalkıp o kimsenin üzerinde Allah'ın sıfatlarının tecelli etmesidir orta yerden kaldırma düşüncesi ve bilinci o veliye
aittir veli kendince kendi sıfatlarının ortadan kalkma bilincini görür bu onun fena makamıdır sen atmadın ben attım sen tutmadın ben tuttum ey habibim hani attı ya bir avuç toprak sen atmadın dedi ben attım burada Cenab-ı Hak peygamberinin yapmış olduğu fiiliyatı otomatikman kendi üzerine aldı sen atmadın ben attım dedi başka bir ayeti kerimede de sen öldürmedin ben öldürdüm dedi ne yaptı velinin veyahut da nebinin bütün fiiliyatını Cenab-ı Hak üstüne aldı o fiiliyat o sıfatın tecelliyatı
Allah'ın oldu böylece o sıfatı icra eden kimse onu kendisinden görmedi o esnada görmeyince Cenab-ı Hak onun fiiliyatını kendi üzerine alınca o bekaya ulaştı yani artık fena hali onda bitti artık onda beka hali oldu o tekrar ne yaptı fenadan geri döndü fenadan geri dönmek fenanın üstüne çıkmak fenadan bu noktada aşağı doğru geri dönmek değil fenayı bitirmek artık o bu noktada direkt hakka döndü hak onun kalbine ilham etti onu yaptı Cenab-ı Hak onun kalbine ilham etti onu yaptı ilham etmese dahi Allah ilham etmese dahi diyorum
Allah onu çepe çevre çevreledi her şeyi onun üzerinden tecelli ettirmeye başladı onun üzerinden tecelli ettirdi ve bu ne oldu bu artık geri dönüşü olmayan bir yol orada o bekaya ulaştı varlığın varlığın kendi içerisinde her zerresinde her zerresinde önce fena olmuştu yok olmuştu şimdi varlığın her zerresinde var oldu bir veçesi Cebrail oldu bir veçesi Azrail oldu bir veçesi Mikail oldu bir veçesi İsrafil oldu bir veçesi İsa oldu bir veçesi Musa oldu bir veçesi Adem oldu artık o hakkın sıfatlarında beka haline ulaştı
beka haline ulaşınca buraya anlatanlara bütün herkes küfür yaftasını vurdu küfür yaftasını vuranlara da güldü neden o da onun üzerinde vardı burası aklın alacağı bir yer değil burası akılla tarif edilecek bir yerde değil burası sufiliğin zirve noktası burası velayetin zirve noktası burası velayetin asıl merkez noktası buraya ulaşan veliler burada burası Cenab-ı Hak'ın lütfü ikrami daha ileri söyleyeyim burası cebriyettir çünkü burada velinin kendi idaresi ve idraki yoktur biter
bu noktada fena kavramı velayet yolunda bir köprü gibidir bir haldir her hal geçer fena da bir haldir geçer beka hal değildir makamdır geçmez her hal makam değildir geçer her hal makam değildir geçer makam geçmez makam bakidir velayet makamı bakidir oraya gelen beka bulur oraya varan
beka bulur o unutulmaz hadi unutun üftada hazretlerini hadi unutun emir sultan hazretlerini hadi unutun abdullah efendi hazretlerini hadi unutun çorum nacele efendi hadi unutun bak unutmadık antepli bilan nadir hazretlerini hadi unutun hadi bir veliyi unutun hadi abdülkadir geylaniyi unutun hadi arabiyi unutun hadi ahmeder rufayı unutun kazıyın adı kazıyabilecekseniz bir sürü alim vardır unutulmuştur doludur tarihin çöplüğünde hadi bir veliyi bekayı bulmuş bir veliyi unutun hadi unutamazsınız unutturamaz kimse
unutulması mümkün değildir neden bekayı buldu beka bu noktada makam kaldı orada o artık unutulmayacak o artık unutulmayacak onu her bu yolda yürüyen kimse bir anda bir bakacak ki aa önünde birisi gidiyor merak edecek bu zat kim ölmüş bin yıl önce diyecekler ki bu filanca efendi ooo tanıcak onu bekayı bulmuş bakın Allah unutturmuyor Adem aleyhisselamla Muhammed Mustafa'nın arasında ne kadar peygamber geldiyse bekayı bulmuş peygamberlerin içerisinde faziletçe yüksek olanlar var bekayı bulmuş isimleri Kur'an'da zikrediliyor
isimleri Kur'an'da zikredilen peygamberler beka haline ulaşmışlar o yüzden hadisçiler diyorlar ki Beni İsrail peygamberlerin seviyesindedir ümmetin velileri bekayı buldu Gazali'nin naklindeyse ümmetin velileri Beni İsrail peygamberlerin üstündedir velilik noktasında nebilik noktasında değil sebep beka halidir beka haline ulaşıncaya kadar o kimse cüz-i iradesiyle mücadele etmek zorundadır beka haliyle halleninceye kadar o kimse
var gücüyle Kur'an ve sünnet daresinde yaşamaya ve yaşatma mücadelesine devam etmekle mükelleftir bekada mükellefiyeti düşer mi? Hayır bekada mükellefiyeti artık cüz-i iradesinin üzerinden çıkıp gül-i iradeye teslim olur artık onun kendi iradesi direkt onun iradesine bağlıdır ye yer iç içer dön döner git gider gel gelir yat yatar uyu uyur uyuma uyumaz git gider çık çıkar etrafındaki insanlara Allah sabır versin etrafındaki insanlar için zor bir hal ben şeyhimden
biliyordum Allah rahmet eylesin yani yanında derviş kardeşler sabredemezlerdi o kendince sabrettiğini düşünür içinden geçirir seyahat biter Mustafa efendi bir daha bunu benim yanıma verme evladım emredersiniz efendim sınıf geçmedi adam bunun yanında içinden dahi konuşmayacaksın içinden konuştuğun anda cımbızdan cımbızlar arkasında yiyip içmeyeceksin görür arkasını adam arkada gazoz içiyor o zannediyor ki şeyh efendi görmez şeyh efendi önde gidiyor ben de yanındayım o da arkadan açmış gazozu gazoz içiyor Mustafa efendi
oğlum o adamı al benim yanımdan derviş adam yolda giderken gazoz mu içermiş oğlum gözümün ucundan arkaya baktım Allah adam gazoz içiyor gerçekten hani diyeceğim ki ona uzak dur diye ben şimdi ona hani daha da dervişi kollamaya çalışıyoruz ya benim ömrüm böyle geçmiştir arkadaşlar bunu böyle zannederler ki böyle işte hani şey yapıyor ayrım yapıyor ben hep dervişleri kollayacağım diye uğraşırım şeyh efendi'yi yakinen tanıdığımdan ona yakın durmak öyle kolay bir şey değil elini çıtlatmayacaksın tesbih sallamayacaksın
edepli yürüyeceksin yanında böyle biraz 10 santim 20 santim arkasından yürüyeceksin ikide bir de soru sormayacaksın rahatsız etmeyeceksin o yolda giderken zikrullah yapıyor efendi baba otel ne güzelmiş filan demeyeceksin havalar nasıl orada iyi midi demeyeceksin bunlar hep edeptir şeyhin yanında dervişlik edecek olan kimse konuşmayacak hiç en kestirme yol ben onu bulduydum konuşan batıyor çünkü selamun aleyküm aleyküm selam efendim gidiyoruz mu usta efendi emredersiniz efendim çıkıyoruz yola bazen demez şuraya gidiyoruz
diye sormayacaksın nereye gidiyoruz diye evet rabıta edeceksin rabıta o nereye gidecek diye afyon yoluna girdik bir gün biz musta efendi neresi burası dedi afyon yolu efendim dedim nereye gidiyor bu yol dedi nereye isterseniz oraya gider efendim dedim ulan dedim konya'ya gider derim şimdi dedim içimden o da konya'ya gitmeyecektir dedim ulan dedim acaba hatam yaptım kendi kendime sorguluyorum nereye isterseniz oraya gider efendim dedim konya'ya gider değil mi dedi gider efendim zaten konya yolundayız maşallah musta efendi
arabanın önüne vurdu sakın öyle değil demeyeceksin arabayı hayvan gibi görüyor maşallah oğlum dedi çok güzel böyle bir torpu diye vurdu ondan sonra yemledin mi bunu dedi yemledim efendim dedim suyunu verdin mi dedi verdim efendim dedim öyle kendi kafandan efendim bu hayvan değil öyle bir şey yok o onu hayvan suretinde gördü o esnada hak mı hak bakın bir üstadın yanında dilini değil kalbini de tutacaksın vurdu tekrar bu kanatlıdır da oğlum ha dedi kanatlıdır efendim dedim maşallah iyi gidiyor oğlum dedi hiç farkında
değilim ibre 200'müş ha demek ki o esnada kanatlandı ben hayır hilafında hiç konuşmuyorum afyona vardık hadi çek Mustafa Efendi şurada dedi ısmarlamak benden ağalık senden dedi bir yemek yiyelim emredersiniz efendim tak çektik o sol tarafta var ya Kayseri'nin şeyden Kütahya'dan geçtikten sonra ne lokantası o imam ne o imam değil de özdilen karsın ikbal ikbal Mustafa Efendi çek oğlum şurada çektik girdik içeri ondan sonra geldi karsın bize dedi iki tane şey ne o et yemeği tandır yapıyorlar tandır ondan sonra geldi yedik tandırları
birer tane şey getir bize ne o ekmek kadayıfından onu da yedik ağaya bir tane dedi sade kahve büyük olsun dedi bir tane de soda dedi bana da bir tane açık çay dedi onlar da geldi onlar da yedik içtik hah Mustafa Efendi dedi şimdi biz dedi şimdi sen dedi her yere giden dedi emredin efendim gideriz dedi yol farklı bir şey bakın Konya'ya gittik Konya'da bir sohbet etti birileri geldi onlarla konuştu hat oğlum şimdi dedi Nevşehir'e gidiyoruz emredersiniz efendim biz hiç Konya'da kalmadan biz gece yarası saat iki iki buçuk
Nevşehir'e vardık hemen Mustafa Efendi yat oğlum sabah namazından sonra yola çıkarsın emredersiniz efendim yattık sabah namazından sonra yola çıktık sormuyoruz hiç sormuyorum ben ne var ne yoktu ne oldu ne gitti öbürkü nereye gideceğiz efendim ya Allah sana ne sorma onun emrinde o idare ediyor onu bunu çözemeyen kimse aklına vuruyor Allah muhafaza eylesin meseleyi çok uzatmayayım bildiğimiz gibi Arabi fena konusunu üç safhaya ayırır bir sıfatların fena bulması Arabi buna taalluk der bu hak yolu yolcusunu nefsine ait
bütün beşeri sıfatlarını ifna etmiş ve onların yerine tıpkı kendisininmiş gibi hakkın sıfatlarını vaaz etmiş olduğuna delalet etmektedir Bali efendi buna kendi sıfatlarını hakkın sıfatlarına ifna etmek der yani kendi üzerindeki bütün fiiliyatı ve bütün efali Allah'a bağlamak adetmek kendinden bir şey görmemek kendinden bir şey görmüyorsun iç aleminde namazı sen kılmadın iç aleminde sen cömertlik etmedin sen birisini doyurmadın doyuran Allah yaptıran Allah ettiren Allah güldüren Allah ağlatan Allah etrafındakiler de öyle
görüyorsun o ağlıyor ona Allah ağlatıyor ona dert vermiş Allah dert vermiş ona sıkıntı vermiş Allah sıkıntı verdi ona her şey Allah'ın sıfatsal açıda ikincisi tahakkuk hak yolu yolcusunun kendi zatını ifna etmiş ve kendi zatıyla hakkın zatının bir ve aynı olduğunu tahakkuk ettirmiş sıfatlar böyle söz konusu olunca bir çıt yukarı çıktı artık kendi üzerinden tecelli eden hak oldu bu noktada idraki üç taalluk bu hal hemen fena halinden sonra gelen beka diye bilinen hale tekabül eder bunlar olunca artık o ne yaptı beka
noktasına geldi Bale Efendi buna da kendi fiillerine hakkın fiillerinde ifna etmek yani yok etmek der Fisus sayfa 168 Nebi ve Resul hali hazır Nebi ve Resul hali hazır aleme sımsıkı bağlı iken velayetin bu dünya ile bir ilişkisi yoktur açıklar mısınız ben normalde buna katılanlardan değilim beka noktasına gelen bir veli bütün alemlerle ilişkilidir o sadece mana aleminin velisi değildir o hem zahir görünen hem batın görünen bütün alemlerin velisidir ve o sadece dünyanın velisi de değildir insanların velisi de değildir
o cinni taifesinin de velisidir diğer varlıkların da velisidir insanların da velisidir bu noktada onun dağa taşa suya oduna böceğe kurda kuşa her yere sözü geçer o bu noktadadır o yüzden o veliler Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hallendiklerinden dolayı onlar dünyanın da ahiretin de velisidirler bu da bitti sorulara hızla geçeyim hakkınızı helal edin saat geçiyor üniversitedeki arkadaşımla tartıştık kendisi namazın terki kafir eder dedi ben size şirk koşmadıkça hiçbir şey kafir etmez
dedim hangimizinki doğru bir kimse herhangi bir farzı terk etse Hanefi'ye göre Şafi'ye Hanefi'ye göre asla kafir olmaz birisini küfürle tekfir etmek haramdır haramdır hatta küfürdür hiç kimse bir kimse namaz farz değil derse bir bakın cehaletinden söylüyorsa hiç konuşmayın ona bile bile kasıtlı söylüyorsa kardeş namaz farz bu söylediğinle küfre düştün de kelimeye şehadet getir bu halde durmadı ama baktınız cahil bir kimse hiçbir şey bilmiyor ona hiçbir şey söyleme din nasihattır zamanı geldiğinde ona tatlı tatlı anlat
tekfir etmeyin bu memleketin insanları Müslüman dinini bilmiyor olabilir öğrenmemiş olabilir yaşamıyor olabilir bu tekfir hastalığı Vahabi Selefi çizgisinden girdi bizim içimize Hanefiler tekfir etmezler İmam Maturidi İmam Nesefi tekfir etmez bu tekfir edenler zırh cahil din cahili bunlar bunlar fitne çıkarıyorlar ortalıkta bu memlekette 150 yıldan beri din öğretilmiyor öğrenilmiyor hatta 200 yıldan beri hiç kimse bunu cumhuriyete de bağlamasın direkt bu Osmanlı'nın son 100 yılında koyarız bunun içerisine bu topraklardaki
insanlar 200 yıldan beri cahil bırakıldı adama kafir demek işin en kolayı ve en çok kızdığım şey madalyamı taktılar sana kafirden ince şimdi ne kadar da çok nefislerinin hoşuna gidiyor birine kafir demek kafir dediğiniz kimse eşed ve la ilahe illallah ve eşed muhammeden abdu ve resul diyen kimse ben müslümanım diyen bir kimseyi nasılsan kafirsin diyeceksin hangı hakla diyeceksin Allah muhafaza eylesin başkanlık sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz ben ne düşüneyim ki benim için mi kim ne düşünüyor ki
veya düşünenlerin bu noktada söylediği bir şey mi var herkesi tutturmuş bir başkanlık sistemi iyi güzel peki ne olacak kim ne biliyor bu konuda sistemi savunanlar da başkanlık sistemi budur böyle bir başkanlık sistemi yürüteceğiz diye bir açıklamada bulundular mı bilmiyorum çok da ilgilenmedimden herhalde o yüzden çok böyle ilgi alanım değil ama eğer başkanlık sistemi dedikleri şey gerçekten böyle normalde seçimle gelecek bir başkan ondan sonra böyle hür herkesin aday olabileceği bir milletvekili sistemi valilerin
dahi seçimle geleceği emniyet müdürlerinin de seçimle geleceği mesela bütün polisler bir emniyet müdürü seçse bütün öğretmenler bir tane milli eğitim müdürü seçse veya bütün öğrencilerin velileri milli eğitim müdürü seçse valiler seçimle olsa partiler olmasa parti yok bu particilik
insanları ayrıştırıyor çünkü ayrıştırmayacak mesela şey seçilecek milletvekili seçilecek bir parti yok herkes bursa milletvekili kaç tane çıkaracak 20 tane 15 tane milletvekilleri uğraşacak koşturacak didinecek halkla iç içe yaşayacak her şeyle iç içe yaşayacak herkes onu tanıcak mesela bir ön seçim olacak işte 5000 oy alanlar milletvekilli sıralamasına girecekler milletvekilleri de tercihli olacak herkes tercih edecek milletvekilini isim isim hayal ya beninkisi mesela valiler seçimle gelse bak ne zaman o zaman nasıl sokak
sokak valiler dolaşıyor dükkan dükkan dolaşıyor bak o zaman valiler nerede kaldırım bozuk nerede kaldırım bozuk değil uğraşıyorlar nerede aç var nerede açık var uğraşıyorlar bak o zaman nasıl sistem nasıl hizmet alıyor keşke yapsalar böyle bir yönetimsel olarak bir böyle değiştirseler evet başkanlık sistemi olsun bir tane başkan seçesin harika parti olmasın bir ölçüt olsun densin ki mesela boyu bir yetmişten fazla olacak örnekliyorum yani öyle bir şey olması mümkün değil de ama yani denilebilir işte bu kariyerde bu bilgide
veyahut da açık kardeşim herkese bir sistem konulabilir bir böyle hani sınıf atlayacak ya herkes böyle bir şey olabilir mesela bir sistem konulabilir e bakın o zaman biraz farklı olur gibi geliyor bana e şimdi milletvekili seçimi olacak kim seçecek milletvekillerini biz seçeceğiz değil mi ne alakası var biz seçilmişleri seçeceğiz birisi sıraladı genel merkez sıraladı bütün partilerin öyle değil mi genel merkez sıralamadı mı sıraları genel merkez sıraladı bu birinci sıra bu ikinci sıra bu üçüncü sıra bu dördüncü sıra
aa bakıyoruz üçüncü sıra kim bu ya tanımıyoruz aa tanımıyoruz kimmiş bu bilmiyor kimse şimdi burada CHP'den MHP'den AKP'den HDP'den üçüncü sıra milletvekillerini seçilmişleri dahi kim seçildi sırala desem kimse bilmez gelmiyorlar buraya zaten hiçbiri gelmiyor tanımıyor kimse tanımıyor kimse tanıyan var mı yok kim tanıyor genel merkez tanıyor sperm istenmiş bununla alakalı caiz midir caizdir cuma hutbesini imam çok uzatıyor bu caiz midir uzattığı kılınıyor
ona göre dinimizde zuhrayr namazı var mıdır bakın zuhrayr namazı Osmanlı'nın son döneminde Osmanlı ulamasının fetvasıyla kılınan bir namazdır bununla alakalı zuhrayr namazı şarttır diyen ulemalar var ben kılmıyorum size kılmayın demiyorum kılın da demiyorum ben kendime ölçü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem namazetlerini aldım ibadetle alakalı onun sünnetlerinde geçmeyen bir namazı kılmıyorum şimdi zuhrayrı kılınmalıdır dediğinizde üniversiteye giriş namazı da icat ediliyor zuhrayrı kılmanız lazım neden işte cuma
şurada şu kadar vakitte oldu burada bu kadar vakitte oldu kardeşim cuma belli mi belli sen o zaman onlar cumayı tek merkezde toplamıyor da dinin hükmü tek merkezde toplanması hanefilerce cuma tek merkezde kılınacak hanefilerce eda şartlarından birisi eğer şehri bölen bir dere bir nehir bir vadi var ise iki merkezde örnek diyorum Bursa'dan bunu söz konusu olunca örnek diyorum ne var gökdere gökdere'den ilerisi bir merkezde gökdere ile nülüfer var ikisinin arası bir merkezde nülüferden sonrası da bir merkezde örneğin
hanefi'ye göre bilebildiğim kadar coğrafi olarak ben Bursa'nın yerlisi değilim 90'da şeyhimin emriyle göçtüm buraya diyelim ki böyle bir şey var evet 3 tane merkezde cuma kılınabilir hanefi'ye göre bunu yap şimdi diyecekler ki şehir büyüdü iyi 40 bin kişilik stat yapmasını biliyorsunuz ya 50 bin kişilik 80 bin kişilik statlar yapıyorsunuz ya e o da haftada bir gün pazar günleri o da 12 ay değil tatil haydi tatile girdi burada maç varsa burada burada maç yoksa dışarıda o zaman ne oldu boş kaldı bu cuma
farz yapın büyük cumalıklar 50 bin kişilik 70 bin kişilik çok fazla bir şey yapmayın üstünü örtün üstünü de örtmeyin düz bir sahra yapın betonla dökmeyin deyin ki burası cumalık valla da billa da müslümanların orayı düzenlemesi tanzim etmesi farzayın şart değil beton olacak halı olacak secdada olacak şart değil bir kadir gecesi Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yüzü çamur halinde çıktı hücresinden yani itikaftaydı yüzünde çamur vardı yağmur yağmıştı yağmur yağdığından dolayı çamura secde etmişti
çamura secde ederekten çıktı o nebiler nebisi çıktı dışarı ve o günün kadir gecesinin olduğunu söyledi o nebiler nebisi o son peygamber sen olmasaydın bu kainatı yaratmazdım dedi sen alemlere rahmet olarak yaratıldın dedi ve insanların ve varlığın en şereflisi ve varlığın başlangıcı aklın başlangıcı o peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri toprağa secde ediyordu bize ne oluyor ki şimdi evimizin içinde dahi secde de arıyoruz secde adesiz var mı toprağa secde eden yok bir yer ayırsınlar müslümanlar geçsin orada
cumaya kılsınlar aa yok öyle yapmıyoruz e ne yapalım her camide cuma kılınıyor bölünün parçalanması bizim için hoşumuza gidiyor aa bu fişmancaların camisi bu fişmancaların camisi bu fişmanca cemaatin bu fişmanca tarikatın bu fişmancanın bu fişmancanın bu fişmancanın bu hale gelmedik mi topla hepsini bir yere ümmet bir olsun herkes cumayı oraya toplansın 50 bin kişinin cuma kıldığını düşünüyor musunuz Londra'nın ayakları titrer kurduğumuz devlet yıkılmış herhalde der onlar kurdular ya Washington düşünür nerelerine bomba atayım
bir tane atom bombası atayım şunlara der evet düşünebiliyor musunuz şehirlerde 50 bin kişinin 70 bin kişinin 100 bin kişinin cuma kıldığını bir yerde ve cumadan sonra tekbirlerle insanların dağıldıklarını düşünebiliyor musunuz bir bayram namazı hayal edin 300 bin kişi bir yerde toplanmış 400 bin kişi tekbir seslere geliyor düşünebiliyor musunuz islam dünyası özgür değil hür değil hiçbir yer mekke dahil buna mekke dahi zulüm altında islam dünyası medine-i münevvere zulüm altında islam dünyası kutsal mekanların
esir senin sen göğsünü gere gere hacca gidemiyorsun sen göğsünü gere gere medine-i münevvereye gidemiyorsun göğsünü gere gere nasıl kudüse gidemiyorsan şimdi kudüsü senin elinden aldılarsa farkında değilsin senin elinden medine-i münevvereyi de aldılar kabetullahı da aldılar mekkeyi de aldılar senin değil orası çünkü sen elini kolunu sallaya sallaya gidemiyorsun kota koyuyor sana gidemezsin diyor neden sana kota koydum diyor Türkiye'ye kota koydum Türkiye'den ancak yetmiş bin acı gider seksen bin acı gider on yıldır
haç sırası bekliyor bu insanlar bana hiç kimse demesin esir değil diye esir biz de esiriz beytullah da esir biz de esiriz medine-i münevvere de esir esiriz hiç kimse görmüyor ne olacak bölüyorlar bizi boyuna bölüyorlar küçük küçük küçük küçük camilerde cılız cılız yirmi kişi otuz kişi elli kişi cuma kılıyor ay ne heyecanlı ne feyizli bir de imamları var okuyor kıymetli müslümanlar okuduğuna bak doğal gaz bacalarınızı temizleyin tıh başka bir şey bulamadın mı okuyunca utan in oradan aşağı indirecek cemaat yok ki
yok herkes dinliyor ne işi var kardeşim cuma gün doğal gaz bacasının temizlenmesiyle sen bursa doğal gazın şubesi misin bursa doğal gazın imamı mısın sen neyin imamı mısın sen var mı soracak olan yok esir eline bir tane verdiler bunu okuyacaksın onu okuyor okuyor imam ne tıbben ve hukuken öldüğüne karar verilen kimsenin organları bağışlayabilir kim verecek bu kararı dedim camide bizim soruyu soran Hakan gitti orada o da yanında dedim bunun hukukunu kim verecek ölmeden mi alacaksınız dedim öldükten sonra mı alacaksınız
imamın verdiği cevap şu kıymetli cemaat ben de bilmiyorum ne yapma okuyorsun esir müslümanlar hür değil müslümanlar hür olmayınca dinlerini hür bir şekilde yaşamıyorlar esiriz Mekke'de esir Mekke sadece Türkiye'den sadece Türkiye'den yazılanları söylüyorum gidecek olanları değil yazılanları bir milyon hacısını bekliyor bir milyon kapıları açacaklar bir yılda iki milyon gidecek üç milyon gidecek dört milyon gidecek açın kapıları mecbur bırakmayın insanları uçağa ütüyorlar müslümanları uçakla gitmek mecburiyetindesin
neden yol emniyeti yok sağla yol emniyetini mi benim ben hacca gitmek istiyorum benim yol emniyetimi sağlayacaksın devlet olmanın özelliği can emniyeti mal emniyeti namus emniyeti din emniyeti akıl emniyeti sağla kardeşim bana ben gideceğim ölürsem ben öleceğim ya atayım imza ben ben atayım yol emniyetini sağlamıyoruz İslam adına emniyeti sağlasan bir tane İslam ordusu kurun bir tane Müslüman ordusu kurun Müslümanların yol emniyetini sağlasın Müslümanlar tankını tüfeğini uçağını alsınlar kendi paralarından alsınlar
eğer benim yol emniyetimin benim bağlı bulunduğum devletim eğer beni sağlamıyorsa bana müsaade etsin herkes gönüllü asker olsun bitti ne haç askeri hacca gidecek olan insanları korumakla mükellef evet razıyız kardeşim bir çözüm bulun yok ama şunu çözüm buluyorlar hacca gideceksiniz kıymetli hacı efendiler sıraya girin çekiliş var kurrağı var gir sıraya sıraya girdin ne zaman 8 yıl sonra ha ama 7 bin euro yatırırsan hemen gidiyorsun diyanet diyanet sıra mıra yok 7 bin euro yatır yarın git evet 7 bin euro yatır hatta 5 bin euro yatır
sıra yok 3 bin euroya gideceksen sıra var 10 yıl bekleyeceksin bekle kim özgür kuran-ı kerim'den pasta yapıp yemek günah mıdır böyle giderse kurabiye bile yapacaklar geri zekalık parayla olsa kimse almayacak parasız olunca alıyor herkes parasız ya parasız geri zekalık embesillik parasız hararetim yükseldi halen hakkınızı helal edin bu ara şeker de iyi değil de oraya atayım hanefi mezhebinlerim mezhebinlerim imama uyunca tekbirden sonra
subhaneke okuyorum imam fatihe okuyunca subhaneke kesmem mi gerekiyor evet veya subhaneke okuyabilirsiniz bunda bir sıkıntı yok farzın üçüncü rekatında subhaneke ve cüzü ve cüzü besmele okumam gerekiyor mu hayır üçüncü rekata üçüncü rekatı kılıyorsun hiçbir şey okumayacaksın imam üçüncü rekatı kıldı oturdu selam verdi anladın ki üçüncü rekattasın imama tabi oldun kalkacaksın birinci ve ikinci rekatı kılacaksın ondan sonra dördüncü rekatı kılacaksın bir arkadaş hafızlık sınavına girmez girecek mayısın sonunda Allah rızası için
dua eder misiniz çalışsın Allah yardım eder Allah yardımcısı olsun yar için her şeyden vazgeçmek doğru mudur örnek evlattan merak siz nefsinizden vazgeçin başka bir şey lazım değil öyle laf bunlar evlattan geçecek hanımdan geçecek sen bir haramı terk et bir farzları yerine getir yeter bu sana okuyorlar ya sufi olarak şimdi bir kitap okuyor orada bir ilahi aşkı anlatıyor İbrahim Ethem anlatıyor diyor ki işte evlattan bile geçti kardeş sen oraya gelinceye kadar daha o kadar gidecek yolun var ki İbrahim Ethem hacca giderken
yola çıktı her adımda iki rekat namaz kıldı kimle kendini kıyaslıyorsun kendini kıyasladığın kimse haç yolculuğunda her adımda iki rekat namaz kıldı hacca niyetlendi yola çıktı yola çıktığında hacca niyetlendiğinde abdesti bir adım attı Allah'a bekler iki rekat namaz kıldı bir adım attı iki rekat namaz kıldı kaç yılda gittiğini tahmin edebiliyor musunuz?
şimdi birisi kalkacak işte yar için evlattan vazgeçmek bırak ya namazı kıl da uykudan vazgeçse rahatından vazgeç şöyle bir dört gün sen dışarı çık derse gidiyorum dede hatun ne yapacak evde sana bir gör bir beklesin böyle geldin ha bir sana görünsün bir küssün sana evde bir gene gidiyorsun ha desin bir bir gör dört gün beş gün değil bakın dört gün hele bir de beş gün git de gör nereye çocuktan geçeceksin sen çocuktan önce hatun var çocuktan önce adam var sen dur ondan önce de
daha dur ya haram var sen beş vakit bir namazı kıl Allah bizi affetsin evli bir bayanın iş yerinde erkeklerle aşır neşir olmak durumunda kalıyorum konuşuyorum muhabbet duyuyorum bazen bu durumum olmasını istemiyorum kendimi ahlakan düşük görüyorum böyle durumlarda bunda nasıl kurtulurum boyuna tevhid çekecek habire Allah'ı zikredecek habire ben şafi mezhebindenim mezhebimizde abdest alındığı zaman nikah düşen bir erkeğe ev deyince abdest düşüyor evet beni merak ettim çalıştığım yerde patron yaşlı bir amca çay ikram ettimde
elim döyüyor abdest düşer mi evet zor şafi mezhebine göre normalde bir kimsenin dinini toplum içerisinde yaşaması daha akideyle alakalı sıkıntılar var şafi mezhebinin yaşanabileceği en rahat şey islam hukukunun yaşandığı yerlerde şafi mezhebini yaşayabilirsiniz çok zorlanır yoksa mesela şafi mezhebine göre bir kimse çünkü şafiye göre darül islam olan yer tekrar darül harp olmaz akidevi olarak orada islam hukuku icra edilmiyorsa bütün müslümanların ölünceye kadar orada cihat etmeleri farzayın olur der sıkıntılı durumlar var
bu noktada biz mühendislik öğrencisi mezun olma yolunda bayanlarız fakat erkek çoğunluklu çoğunlu yerlerde çalışma ortamında bulunuyoruz maalesef ve asıl sorum şu belirli mesafeyi koruduktan sonra islam açıdan bayanların çalışması uygun mudur ya da biz bu durumda ne yapmalıyız bu noktada kadınların çalışmalarını yasaklayan bir islami kural yok sadece adab erkan ölçü var mesela işte nikah düşen bir erkekle halvet etmeme gibi bu noktada böyle haramlık selamlık meseleye dikkat edilirse bunda bir sıkıntı olmaz evet pazar günü
sabah saat on buçukta iyidir gür su iyidir köyünde kutlu doğum etkinliği var geleneksel malum arkadaşlar biliyorlar her sene orada kutlu doğum yapıyoruz iyidir köyünde saat on buçuk ta inşallah tabi pazar günü bir program daha var o da gemlikte gemlikte de saat bu noktada sekiz gibi işte orada toplanılacak ama efendim birisi bir şey mi dedi ha telefonla konuştu ha pazar akşamı da yüz seksen kişilik otobüs tahsis edilmiş bu otobüsler de bu heykelin orada ne tiyatronun önünden kaldırılacak o yüzden gemliğe yüz seksen kişilik
otobüs tahsis etmiş gemlikli kardeşler o yüzden oraya gemliğe gitmek isteyen kardeşler inşallah bu şeyde tiyatronun önünde toplanırlarsa bay bayan çoluk çocuk herkes için otobüsler kaldırılacak arkadaşlara duyurulur hakkınızı helal edin el fatiha selamat

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi