Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 1 Eylül 2018 · 1:48:56
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayır etsin inşallah, Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Cenab-ı Hak cümlemizi Kur'an ve Sünnet yolunda devam edenlerden eylesin inşallah. Kiracısı olduğumuz evin doğalgaz sisteminde bir bozukluk oldu, bunun tamir masraflarını eş sahibi bize karşılattı. Böyle durumlarda ödemeyi yapmak kimin vazifesidir? Bu anlaşmayla alakalı mesela ev sahibi size doğalgaz tesisatını komple eksiksiz olarak teslim ettim der demirbaşların içindeyse bunu kiracı öder. Evin işte eksiksiz size teslim etti, evin giderlerinde bir problem yok, su tesisatında, elektrik tesisatında, doğalgaz tesisatında bir problem yok.
Eksiksiz olarak siz devraldınız, o zaman normalde içeride oluşan bütün her şeyi normalde kiracı onları karşılar. İslam hukukunda da bu karşılıklı akitleşme, antlaşmalar söz konusudur. Eğer bir akit, bir antlaşma söz konusu yoksa oradaki mutat hukuka bakılır. Ama bu tip meselelerde karşılıklı hukuk belli, o anlaşmalar belli. Mesela kira kontratında yazan neyse onları taraflar birbirlerinden hak olarak isterler. Kira kontratında genel olarak işte bütün teslim alınmış olan her şey kiracıya aittir genel olarak. Size sorduğumuz soruların altında isim belirtmemiz gerekir mi? Bu noktada soru sorumu adabı nedir?
İsim olmamasına bakmıyoruz. Genel olarak Kur'an Sünnet Dairesi'nde, Adap Erkan Dairesi'nde buraya gelen soruların hepsini de cevaplandırmaya gayret ediyoruz. Ama öbür türlü işte bazen böyle uçuk, oto çöpe gelmez olan şeyler olursa onları es geçiyorum. Pek es geçtiğim yok. Kimi bir geçenlerde de ne zaman neydi? Okumazsanız mı? Neydi? Hakkın velal değil diye. Evet. Ümmü Seleme'den rivayete göre, şimdi normalde ben otuz yıldan beri Cenab-ı Hak affetsin, Allah kabul etsin inşallah. Otuz yıldan beri ben sorulu cevaplı sohbet ederim. Bu benim böyle kendimce mutak bir ibadet gibi. Bunu ev sohbetlerinde bu devam etti, işte zikir sohbetlerinde devam etti.
Bu böyle devam ediyor sorulu cevapla. Mesela işte konuya minhasır özel bir gün varsa, gece varsa veyahut da bir özel bir konuşulması gereken bir şey varsa bunu ayarlar, tanzim eder, tespit eder, o sohbeti yaparım. Ama öbür türlü genelde benim tarzım bu sorulu cevaplı. Yıllardan beri de aynıdır. Herkes sorularını yazar, masanın üzerine koyarlar. Ben de oradan teker teker bakar, cevaplandırmaya gayret ederiz. Cevaplandıramazsak haftaya cevabını araştıralım bakalım, gelelim burada devam edelim deriz. Bir de bir konu seçilirse, bu da vardır bizde, o konu üzerine belli bir zaman sohbet edilir. Mesela zikirle alakalı, oruçla alakalı, namazla alakalı. Mesela daha öncesinden böyle ev sohbetlerinde fıkıhla, hadisle alakalı sohbetler olurdu.
Şimdi böyle devam eden, işte Çanakkale'de üniversitenin bünyesinde bulunan Mevlana Kültür ve Sanat Evi olan eski Ermeni Kilisesi ama yeni ismi bu. Orada mesela Arabi sohbetleri, mutat devam ediyor. İşte orada sadece Arabi konuşuyoruz, dışında bir şey konuşmuyoruz. Çanakkale'de Gelibolu Mevlanesi'nde sadece meslemi konuşuyoruz. Sohbet olarak başka bir şey konuşulmuyor. Normalde bir de İzmit'te Eskici, pardon Saatçı Ali Konağı var. Orada da meslemi okunuyor, konuşuluyor. Ama orada da farklı sorular alıyor muyuz? Evet. Mutat sohbetler bunlar. O yüzden burada soru sormanın adabı herkes yazıyor, koyuyor. Biz de gücümüzle bakıyoruz inşallah. Ümmü Seleme'den rivayete göre şöyle demiştir.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Süt emmenin haram kılanı, bağırsakları patlatacak kadar çok emilmesi ve sütten kesilme yaşı olan iki yıldan önce, iki yıldan önce emilmesi şeklinde olanı da tirmezi. Bu hadiste süt emmenin haram kılanı iki yaşından az emzirmek mi oluyor? Evet. Normalde çocuğun hakkı iki yıla kadar emmesi ama çocuk emmiyorsa yapacak bir şey yok. Veyahut da süt o çocuğu bozuyorsa yapacak bir şey yok. Birçok kez kötü düşünce benim her halimi etkiliyor. Mesela zarar gördüğüm kimsenin ölmesi için dua etmek gibi. Oy! Bu hallerde nasıl kurtulabilirim? Namaz kılarken de çok aklıma geliyor ve bu tarz düşünceler beni namazdan uzaklaştırıyor. Bu sıkıntılı bir durum.
İnsan bu konuda kendisini terbiye edecek. Yani bizim de etrafımızda sevmediğimiz insanlar olabilir, zarar gördüğümüz kimseler olabilir. Bunların ölümünü istemek. Bundan böyle nefret etmek çok hoş bir şey değil. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Taif'te kendisini taşlayan kimselere dahi bu kadar ölmelerini isteyecek kadar ondan nefret etmedi. Hazreti Allah, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine Ey Muhammed sen af yolunu seç demiş. Canımızı acıtanlar olabilir, içimizi yakanlar olabilir. Yani biz belki de Hazreti Muhammed Mustafa gibi sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine büyük gönüllü olamayabiliriz. Ama hiç olmazsa böyle ölümünü isteyecek kadar nefret etmek Müslüman bir kimseden ve namazdan uzaklaştıracak kadar içimizde kin ve nefret beslememiz çok hoş değil.
Bu Allah'ı az zikretmekten kaynaklanıyor. Allah'ı çokça zikredenlerin gönülleri yumuşar. Allah'ı çokça zikredenlerin içine bir yumuşaklık, bir merhamet, bir inşirah iner. Allah'ı çokça zikreden bir kimse bu kadar kötülük düşünmez. Bizim toplumumuzda zikrullahla toplumumuzun bağını kestiler. Yani biz az zikredenlerden olduk. Oysa az zikretmek münafıklık ve kafirlik alamet olarak geçiyor ayet-i kerimede. O kafirler ki Allah'ı az zikrederler. O münafıklar ki Allah'ı az zikrederler. Allah muhafaza eylesin. Az zikretmek o kimsenin kalbine çünkü ağırlık çöktürür, kasavet çöktürür. O kimsenin kalbi kararır, içi kararır.
Az zikretmek insanı insanlıktan çıkarır. İnsan sıfatlarından o kimse hayvan sıfatlarına dönmeye başlar. Bir insan normalde görüntüsü insandır. Ama onun sıfatsal boyutu vardır. Nasıl Cenab-ı Hakk'ın sıfatları var, o sıfatların tecelliyatı var. İnsanın da sıfatları var. İnsan eğer nefisle mücadele etmez, dosdoğru yolda gitmezse ayet-i kerime aynen öyle. Hayvandan daha aşağı mahluk olur ki o hayvani sıfatlara dönüşür sıfatı. Görünüşü insan ama sıfatları hayvan. Bunu Suviler 5. makama geldiğinde böyle bir dönem yaşarlar. Karşıdaki kimse konuşurken tilki suretinde görür.
Fare suretinde görür. Ne bileyim işte Allah affetsin. Böyle kurt suretinde görür. Sırtlan suretinde görür. Bu o kimsenin ahlakıyla, sıfatıyla alakalı. O kimse bir günah işlediğinde mesela o günah işlemiş olduğu günahın sıfatına bürünür. Mesela zinanın sıfatı vardır. Yalının sıfatı vardır. Kıybetin sıfatı vardır. Hayvani sıfat bunlar. İftiracının sıfatı vardır. İşte gözünü böyle harama bakanların sıfatı vardır. Kulağını haramınla iştigal edenlerin sıfatı vardır. Bunlar hayvani sıfatlardır. O kimse istediği kadar öyle bir şey yapıp yapmadığını söylesin. Sıfat onun üzerinde durur.
O sıfat onun üzerinde durursa, senin feraset nürün varsa, kalbin çalışıyorsa, sen onu görürsün. Burada dervişler yıkılır bazen. Yıkılmasının sebebi şudur. İşte o kimseyi o esnada, o sıfatta görür, ondan soğur. Kaldıramaz bunu. Kaldıramayıp buradan geri dönen çoktur. Yemek yerken o kimseyi, çok özür dilerim, domuz sıfatında görürsün. Aynı sofrada yemek yiyorsun, tilki sıfatında görürsün. Aynı yerde sohbet ediyorsun değil mi? Onu kurt sıfatında görürsün. O kimselerin normalde o ahlaklarıyla alakalı, onu devam edecek gibi düşünme. O derviş kardeşin senin. O sufi kardeşin senin. Perşembe gününüz Allah'ın zikrine oturur, bir bakmışsın ki insan sıfatı olmuş.
Ben o yüzden haftalık dersleri çok önemserim. Derim ki iki eliniz kanda da olsa, sürüne sürüne de olsa, perşembe zikrine gelin. Sürüne sürüne de olsa, o zikrullah alakasına oturun. Neden? Af olmuş olarak kalkınız. Yoksa o zikrullah alakasına oturmayanları böyle Allah affetsin. Böyle konuşuyorum ama, yani perdeniz kaldırılsa sokakta yürüyemezsiniz. Yemin ediyorum, yemin ediyorum vallahi de, billahi de, tillahi de sokakta yürüyemezsiniz. Çok sevdiğimiz dediğiniz kimselerden nefret edersiniz. Herkes böyle sufiler ilk zamanlarında böyle halim açılsın diye gönülleri ister ya. Ya zikrullah da işte ne güzel bir Geylan Hazretleri'ni görsek, harika bir Hazreti Mevlana Celaletin Rum'i'yi görsek, harika eski Pir Efendilerden birini görsek, harika bize gelecekten bir şey söyleseler.
Bak Mustafa Efendi yarın filanca böyle bir şey olacak. Oh ala, Halit yarın böyle olacak haberin olsun. Oldu baba ya, senin dediğin oldu. Müthiş bir şey ya. Bundan kalacağını zanneder derviş. Öyle kalmaz o. Bu işin yemi, bu işin elma şekeri, eşin gıybet etti, sofrada yemek yiyeceksin. Eşinin dili 18 metre oldu. Bakıyorsun 18 metre, bakıyorsun yine 18 metre. O zaman ne yapacaksın? Çok sevdiğin arkadaşın senin arkandan gıybet etti. Seninle konuşurken bir baktın, dili omuzunda batmış, mahşerde yürüyeceğim diye uğraşıyor. Ama senin yanında, o zaman ne yapacaksın?
Bunlar dervişin seyri sulukudur. Ondan için soğuyacak mı, ona dua mı edeceksin? Onun elinden tutacaksın mı, bırakacaksın mı onu? O senin etrafında döner, abicim der, babacım der, şeyhim der, üstadım der, zina etmiştir. Mahşer yerinde, köpeklerin çatıştığı gibi çatışaraktan gelir gözünün önüne. O zaman ne yapacaksın? Bayan, erkek önemli değil ki. O zaman ne yapacaksın? Sıfatı hayvan sıfatına döner. Allah muhafaza eylesin. Rabbim cümlemizi muhafaza eylesin. O yüzden normalde insan, insanın kamil noktası, insan sıfatında olduğu müddetçe muhteşem bir şey.
Bu, zikrullah bunun en kestirme yoludur. Zikrullah en kestirme yoludur. Bakın, en kestirme yolu. Ben zikir halakasında bulunduğum için bunu söylüyor diye düşünmeyin. Ben hiçbir şey olmasam, hiçbir şey de değilim zaten. Ben yine oturur beş kişi, üç kişi derim ki arkadaşlar gelin. Sen yaptır zikrullahı ya. Zikrullah yaptırma meraklısı değilim. Biz ama bir halakayı zikrullah kuralım. Eyvallah. Sebep? O zikrullahsız kalırsa bir kimse, gerçekten kalbi katılaşır, kararır. Halakayı zikrullah'a oturmazsa bir kimse, kalbi katılaşır, vahşileşir o. Bildiğiniz vahşilesir.
Halakayı zikrullah'a oturmayan kimse vahşileşir. Kim olursa olsun mu? Allah muhafaza eylesin. Sürekli siyasi birçok sohbet veriyorsunuz. Biz daha çok dinimizin gereklerini öğrenmek için geliyoruz. Neden siyaseti bu kadar çok anlatıyorsunuz? Siyasetten kastım diş, miratlar, siyonizm vs. Evet. Ben çok konuşurum bu konuda. İnsanlar sadece dinlerini öğrenir de etrafta olup bitenden haberdar olmazsa ne dinlerini koruyabilirler, ne ülkelerini koruyabilirler, ne kendilerini koruyabilirler, ne de ailelerini koruyabilirler, ne de gelecek kuşakları koruyabilirler. Koruyamazlar.
İnsanlar şunu düşünürler hep. İnsanlar. Kendilerince bunu normalde dışarıdaki, şimdi az önce demiş ya dış mihraklar diye. Onlar da bunu istiyorlar. İstiyorlar ki biz dünyada olup bitenle ilgilenmeyelim. Müslümanlar dünyada olup bitenle ilgilenmesin.
Emperyalistler gelsinler sömürsünler. Emperyalistler gelsinler istediği oyunları bizi oynasınlar. Dışarıdaki bu namussuz, şerefsiz gavur bozuntuları bizim içimizde istediği gibi at koştursunlar. Biz ne yapalım? Biz hiç insanlara bu noktada uyarıcı niteliğinde bir şey söylemeyelim. Yok hayır. Bu doğru din anlatımı değil. Benim dini görüş felsefem dünyayı terk etmenin üzerine kurulu değil. Benim sufi felsefem dünyayla ilgisiz bir sufi felsefe değil. Ben dünyayla da ilgiliyim.
Benim günlük siyasetle işim olmaz. Ben parti siyasetiyle işim olmaz. Ben parti siyasetini bıraktığımda 24 yaşındaydım. Benim parti siyasetiyle işim yok. Ama ben bu ülkede yaşıyorum. Ben bu dünyada yaşıyorum. Ben bu ülkede yaşıyorsam, ben bu ülkeme sevdalı bir insanım. Bu ülkenin insanlarına sevdalıyım. Ben ülkemi seven bir insanım. Bir kimsenin kendi ülkesini sevmesi, kendi milletini sevmesi, kendi devletine sahip çıkması fıtridir. Bakın fıtridir bu. Bir insanın kendi evini sevmesi, eşini sevmesi, arkadaşlarını sevmesi, elinin altındakileri sevmesi, onları koruyup kollaması fıtridir bu. Bakın fıtridir.
Bir insan elinin altındakileri sevmiyorsa, koruyup kollamıyorsa kanı bozuktur, cibilyeti bozuktur, sütü bozuktur onu. Ben dilimi de esirgemem bu konuda. Bir kimse ülkesini sevmiyorsa, ülkesinin insanlarını sevmiyorsa, ülkesini koruma, kollama, muhafaza etme, onu daha ileriye götürme duygusu yoksa sütü bozuktur, kanı bozuktur onu. Sütsüz, kansızdır o. Ben bu ülkeyi seven insanlardanım. Hatalarım olabilir, kusurlarım olabilir, eksikliklerim olabilir, yanlışlıklarım olabilir. Bu ülke benim. Beni Amerika kabul etmez zaten. Beni Almanya da kabul etmez, İngiltere de kabul etmez beni. Beni Suudi Arabistan da kabul etmez. Beni bu ülkemden başka kabul edecek hiçbir ülke yok.
Bakın beni bu ülkemden başka, beni kabul edecek hiçbir ülke yok. Benim zaten başka bir yere gitme derdim de yok. Ben gidecek olsaydım 28 Şubat'ta giderdim. Böyle dönüp dolaşıp sizin önünüze koymak için söylemiyorum. 28 Şubat'ta çok gidenler oldu. Bize de çok teklif ettiler. Dediler ki çık yurt dışına. Bu çık yurt dışına diyenlerin hepsi de, hepsi de. Beyinleri, kalpleri satılmış insanlardır. Biz kaldık, sıkıntıya da göğüs gerdik, mücadele de ettik, başımıza gelen de geldi. Bu ülkede geldi. Bu ülkede ayağa kalktık yine, bu ülkede kafamızı diktik yine. Burada mücadele ettik. Benim her iki dedem de mücadeleci insan. Her iki dedem de. Birisi Yunan'a karşı savaşmış dağlarda.
Etrafına arkadaşlarını toplamış. Onları da ekonomik olarak istihdam etmiş. Çok zengin çocuğuymuş. Hepsinde parasını, pulunu istihdam etmiş. Kuyucu Mehmed Efe. Tabiri bu, bayındır dağ. Annemin babası. Kim? Kuyucu Mehmed Efe. Adı buydu adamın. Allah rahmet eylesin. Ayağında körüklü çizmelerle öldü. Belinde tabancasıyla, ayağında körüklü çizmelerle öldü. Bu böyle abartı değil. Ne belinden tabancasını çıkardı, ne de ayağından körüklü çizmesini çıkardı. Öldüğünde yemin ediyorum ayağında körüklü çizmesi vardı. Gıcırdayanlardan bir de. Altı çirişti. Yürüdüğü zaman, 500 metreden çizmesinin gıcırtısı duyulurdu. Kadınlar kapının önünde oturuyorsa, Mehmed Efe geliyor der. Herkes içeri kaçardı.
Bir şey söyler çünkü o, bir şey der. Benim baba dedem de, Yunanistan zinanlarında zulüm görmüş. Memleketi için, vatanı için mücadele etmiş. Arkasında işkence izleriyle öldü. Her kış, onun o işkence izleri azar. Onlar tedavi edilirdi, sırtını sıyırırdı. Onları biz pansuman ederdik. Bildiğiniz işkence izi. Bildiğiniz işkence izi. Ben onlardan devraldım. Vatan sevgisine. O yüzden siyaset yapacağım. Vatanım için, milletim için. Gerekiyorsa yapacağım. Konuşacağım, söyleyeceğim. Ne yapayım? Siyonistlere karşı çıkmayayım mı? Komünistlere, faşistlere, emperyalistlere karşı çıkmayayım mı? Allahsızlara, dinsizlere karşı çıkmayayım mı?
Vatanı satacak olanlara karşı çıkmayayım mı? Vatanını, milletini peşkeş çekecek olanlara karşı çıkmayayım mı? Çıkacağım. Ne kadar dinsizlik varsa karşı çıkacağım. Ne kadar milliyetsizlik varsa karşı çıkacağım. Ne kadar ülke düşmanlığı varsa karşı çıkacağım. Ne kadar vatan düşmanlığı varsa karşı çıkacağım. Ne kadar hadis düşmanı, Kur'an düşmanı, fıkıh düşmanı varsa, sufi düşmanı varsa karşı çıkacağım. Bunların beslendikleri yerleri ishar edeceğim, söyleyeceğim. Bunlar şuradan besleniyorlar, bu ülkeden besleniyorlar, bu örgütten besleniyorlar diyeceğim. Bildiğim kadarıyla, gönlüme geldiğince, okuduğumca ve kalbime geldiğince, söyleyeceğim, paylaşacağım. Buradan geri dönmem. Asılacağımı bileceğim, yine geri dönmem. Defalarca kulağıma üflenilmiş insanım ben.
Böyle konuşma, başına iş açacaklar diye. Ben geri dönmem. Konuşacağımı konuşurum. Asılacaksam bu uğurda asılayım. Hiç sıkıntı değil. Başıma çorap örülecekse, bu uğurda çorap örüleyim. Yalakalıktan, ülke satmaktan, ülkesini peşkeş çekmekten, emperyalistlere boyun bükmekten, CIA'nin köpeği olmaktan, Mossad'ın köpeği olmaktansa, kendi vatanımın askeri olurum şerefli bir şekilde.
Sufilikte her zaman siz çokça söylüyorsunuz, bir mürşidi kamil şarttır diye. Neden şarttır? Ayette ve hadiste yeri nedir? Mürşid olmadan da dinimi yaşayamalıyım. Bak, dini yaşamak ayrı bir şeydir canım kardeşim. Sufilik ayrı bir şeydir. Bir mürşid olmadan da ben dinimi yaşayacağım diyorsan, yaşarsın. Bunda bir sıkıntı yok ki. Ama ben sufilik yaşayacağım diyorsan, buna özel bir öğreti lazım. Sağlığın yerinde olduğu müddetçe doktora ihtiyacın yok. Sağlığın bozuldu. Doktora ihtiyacın var. E hangisi bozuldu? Göz bozuldu. Göz doktoruna ihtiyacın var.
Özel. Sufilikte özel bir yoldur. Bakın özel bir yoldur. O yüzden oranın özel bir öğreticisinin olması lazım. Eğer yok derse bir kimse, o cahildir ya da kasıtlıdır. Sahte şeyhler yüzünden çok soğudum. Şimdi sahte doktor var diye doktorlardan soğur muyuz? Sahte hakim var. Hakim bey sen sahte misin değil misin? Buraya oturmuştur mahkemeye diyebilir miyiz? Ama şunu da unutmayın. Bir şeyin sahtesi varsa muhakkak gerçeği vardır. Ve bir şeyin sahtesi varsa o şey çok kıymetlidir. Çok kıymetli olduğu için onun sahtesi olur. Neden adam ben Allah'ım diyor, ben kulum demiyor? Allah kıymetli çünkü.
Neden ben peygamberim diyor, ben kulum demiyor? Peygamber kıymetli çünkü. Neden bir kimse ben şeyhim diyor? Kıymetli çünkü. Sen sahtesi var ya, muhakkak gerçeği vardır. Sen gerçeğini ara bul inşallah. Ve namaz kılamıyorum. E bu senin nefsinden. Yani bir tane orada sahte bir şeyh var diye, Adnan oldu diye namazı mı bırakacağız ya? Neden? Ey Adnan böyle de o yüzden namazı bıraktım. Bu doğru bir gerekçe değil. Allah bizi affetsin. Gafletim nasıl gider ve biz kamil mürşidi nasıl bulurum? İnşallah Allah'a tövbe et. Allah'a yalvar de ki ya Rabbi beni buluştur de. İnşallah buluşursun. Hadisi kutsi ya, arayan bulurmuş. Bulan tanırmış. Tanıyan severmiş.
Seven aşık olurmuş. Aşık olursa Cenab-ı Hak diyor ki, ben de ona aşık olurum. Aramaktan geçiyor. Erkek çocuğun babasına karşı görevi nedir? Erkek çocuğun babasına karşı görevi nedir? Ne demek? Erkek çocuk babasının devamlı emrindedir. Erkek çocuk babası ölünceye kadar emrinde. Babası öldükten sonra da babasının arkadaşlarının emrinde. Bu da Hazreti Ömer radıyallahu anh Hazretleri'nin oğlu Abdullah'tan. Edeb-ül müfrette geçer bu hadis. Ne yapıyor? Babasının arkadaşına katırını hediye ediyor. Öyle öyle ah babam öldü, kurtuldum yok. Erkek çocuğu san, baban öldükten sonra babanın etrafına, arkadaşlarına, hürmete, hizmete yardım etmeye devam.
Erkek çocuksun. Baban sağ mı? Evet. Sakın özgürüm deme. Babası sağ olan bir kimse özgür değildir. Ya vazifem ne? Sen hiç ayrım yapma. Benim vazifem bunlar. Öyle bir şey yok. Baban desek ki, gel buraya imza at, borçlandın, borçlandın. O kadar. Gel bu bir trilyonu öde, ödeceksin. Gücün yettiğince. Öyle erkek çocuğun, ya bu vazifesi var. Oho, hiç vazifesi bitmez erkek çocuğun. Hani erkek olacağına git dağda taş ol derler ya. Neden erkek çocuk olunca anne baba çok sevinir? Ellerinin altında ölünceye kadar. Gel gelecek, git gidecek, yat yat yatacak, kalk kalkacak, otur oturacak.
Harca buraya parayı harcayacak. Şimdi kadınlar bunu dayanamıyor. Bunu dini olarak söylüyor. Kadınlar diyor ki, çalışıyor çalışıyor babasını eğdiriyor. Ya yedirecek. Babası sağ mı? Yedirecek. Annesi sağ mı? Yedirecek. Erkek çocuk. Annesine bakmasına bakmakla mükellef. Bakın bakmakla mükellef. Şimdi bana baba diyor ya, dikkat edin. Ona göre. Eylalan var Halit Hoca. Öyle yok. E baba nasılsın, iyi misin? İyi, getir kasanda ne varsa. Öyle bir şey yok da. Ama erkek evlatsa yapacak. O yüzden normalde evlenecek olan kızlara söylüyorum.
Sakın ha! Kocalarınıza bu konuda ters yapmayın. Fars. Namaz gibi farz. Oruç gibi farz. Günah-ı keballerin ikincisi. Birincisi Allah'a isyan etmek. İkincisi anne babaya isyan etmek. Yedi büyük günah-ı keballerin veya on büyük günah-ı keballerin. Çünkü iki tane hadis var öyle. Birisinde on tane, birisinde yedi tane. Günah-ı keballer olarak. Hani on büyük günah var ya Adem'den beri. Bir on tane hadis var, bir de yedi tane var. Hz. Ömer radıyallahu anh hazretlerine oğlu Abdullah nakletti. Yedi tane. Bunun ikincisi anne babaya asi olmak. Kız çocuğu evleninceye kadar.
Evlendi kocasına ait. Evlendi kocasına ait. Kız çocuğuna, evlenen bir kız çocuğuna, o kızın anne babasının ona bir yaptırımda bulunmaya, ona bir şey emretmeye hakkı yok. Evlenmiş. Allah yoluna çıkesin. O kocasına bağlı çünkü. Kocası izin verirse gelecek, kocası izin verirse göreceksin, kocası izin verirse yapacaksın, kocası izin verirse hepsi de kocasının iznine bağlı. Ama erkek çocuk karısının iznine bağlı değil. Gece saat üç, babası kaldırdı telefonu. Çok özür dilerim, çok çok affedersiniz. Gel lan buraya dedi, koşa koşa gidecek o. Kadın nereye gidiyorsun da bu saatte öyle bir şey yok. Bunun en tipik örneği bizim Mehmet Kuyucu'da. Bir Kuyucu gününde olsun, bir konuşsun babasını. Benim dayı oğlu ya, yakinen biliyor.
Böyle bir gece oturuyoruz, bir saat iki miydi neydi onun evinde? Kuyucu erken evlendi. Çoluğu çocuğu var. Telefon dırır çaldı. Tak kapattı. Kuyucuya dedim ne oldu? Annem aradı dedi. Ne oldu dedim ben, çabuk gel dedi. Oğlum ne varmış dedi. Böyle yapıyorlar dedi. Annesi açıyormuş telefon. Baban çağırıyor, çabuk gel. Tak kapatıyor, bu kadar. Hay hay şöyle oldu, böyle oldu. Yan yattı, çamura battı. Yok ateşi yükseldi, yok tansiyonu çıktı. Öyle bir şey yok. Dedim yürü, git hadi. Biz de çıkıyoruz, biz de çıktık. Koşa koşa gitti. O haftada üç dört sefer devam ederdi o. Telefon çabuk gel, tak kapatıyormuş. Gece saat üç dört, hiç önemli değil.
Gidecek. Gidecek. Erkek çocuk annesine, babasına bakacak ölünceye kadar. Osman oturuyor köşede. Valla baba oğul sizi gördüm şimdi. Gözüme çarptı. O yüzden hemen dedim yapıştırayım. Bakacak, çaresi yok. O yüzden vazife bitmiyor. Namaz kaç yaşında kılmaya başlaması lazım. Ya yaşı yok bunun. Çocuk sevsin, istesin, başlasın kılmaya. Öldüğümüz zaman günahlarımızdan ötürü azap çekeceğimizi bildiğimiz halde her zaman bunun önemini idrak edemiyoruz. Ölüm yokmuş gibi günler mi yaşamak istiyorum. Gaflette olduğumun farkındayım.
Gafletten kurtulmak için ne yapmalıyız? Tövbe edin. Allah'a dua edin. Evet. Madem geldi okuyalım. Şiir mi bu? Biraz şiir modunda mı okuyayım komple o zaman? Efendim? İlk sayfa şiir. Boyuna sürtünür şehitler bana. Doğrusu ben onlara dokunurum. Kimisi sırt üstü yatar. Açık ağzı kan içinde. Kimi yüzü koyun. Kimi diz çökmüş elinde mazer. Öylece donup kalmış. Hey Allah'ım derim kendi kendime. Öldüreceksen beni böyle öldüreydin. Elimde silah, diz çökmüş. Yüzüm gavura karşı. Nazım Hikmet. İyi bir Mevlevi sufisidir kendisi.
Kendisi Mevlevi poşsinisin torunudur. Bu şairlik yönünü Mevlevilikten almıştır. Kızar herkes genelde bir kısım. Bir kısım fazla abartır. Ama Nazım Hikmet sonuçta felsefesi olan fikir adamıdır. Ülkesini seven, ülkesi için uğraş veren, can veren, ülkesi için mücadele eden bir kimselir. Keşke bütün solcular Nazım Hikmet gibi olsa. Gerçekten. Nazım Hikmet dinsiz değildir çünkü. Bildiğiniz ateist değildir, gavur değildir. Nazım Hikmet Müslümandır. Ve günün ve bundan önceki solculara hiç benzemez. Acı bir şey, Nazım Hikmet bu ülkede de istismar eden şahsiyetlerden birisi ve tam tanınmayan bir kimse.
İnşallah tanıyalım. Hattı müdafaa yoktur, sattı müdafaa vardır. Bütün o satı bütün vatandır. Bu da Mustafa Kemal Atatürk'ün sözüdür. Burada kimin olduğu altında var. Diyen bir komutanın emriyle kazanılan bir zafer 30 Ağustos kutlu olsun. Eyvallah. Başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere bütün Türk halkına minnattarız. Yaşasın Türkiye, yaşasın Cumhuriyeti. Eyvallah. Katılıyoruz canı gönülden. Hamdolsun. Türklerin bu vatan sevgisi, bu millet sevgisi, Türkleri her daim ayakta tutmuştur. Ne zaman öldü, yok oldu, işte perişan oldu, ayağa kalkılamaz, ayağa kalkılmaz dendiği anda Cenab-ı Hakk'a hamd-u sena olsun, bütün ülke ayağa kalkar, canla başla çalışır. O şimdi şu partidendi, bu partidendi, hani belli şeyler hariç.
Onları böyle vatan söz konusu olunca, merak etmeyin, herkes yan yana olur bu ülkede. Bakın vatan söz konusu olursa, hepsi de yan yana olur bu ülkede. HDP hariç, burada siyaset yapayım. Evet. PKK hariç diyeyim de, sözümü doğrultayım. Geri kalan hepsi de bu ülkenin insanıdır. Hepsi de bu ülke için her şeylerini vereceğine inanıyorum. İnşallah. Devam ediyoruz. Biz sen yokken de devam ediyoruz. Dinliyor musun? Görünürde o dal meyvenin aslıdır. İç yüzeyde dal meyve için vardır. Meyve isteği ve ümidi olmasaydı, bahçıvan ağaç kökü hiç diker miydi?
Öyleyse surette meyve ağaçtan doğduysa da, gerçekte o ağaç meyveden doğdu. Mustafa bundan dolayı Adem ve peygamber sancak altında benim ardımdadır dedi Mevlana. Evet. Bir bahçıvan düşünün, bir ağaç için ektiğini düşünürüz. Meyvesi için eker o tohumu. Bir bahçıvan şeftali yemeyeceğini bilmiş olsa şeftali fidanı diker mi? Dikmez. Aslında bahçıvan tohumu dikerken meyveyi görür de diker. Aslında mimar çizime başlarken, çizime başlarken evin bitmiş olan halini görür de çizer. Bir inşaat mühendisi, hayalinde inşaatı bitirmiştir. Onu çizmeye başla.
Veya bir ustaya, Şaban'a desen ki, Şaban senden şöyle bir masa istiyorum. Şaban demirden kafasından masayı yapar, ondan sonra onu kaynatmaya, kesmeye, biçmeye başlar. Veyahut da bizim avukat Mehmet Emin'e desek ki, böyle bir dava var. Mehmet Emin davanın ana hatlarını öğrendikten sonra, kazanıp kazanmayacağını bilerekten davaya girer. Ya davayı önüne geldiğinde o kazanmıştır, ya da dava önüne geldiğinde kaybetmiştir. Kendi iç aleminden bilir onu. Eğer tanıdık samimi bir kimse ise şunu der, bununla alakalı bir dava açmayalım, bunu kaybedersin. Ama zaman kazanmak istiyorsan açalım veya uğraşmak istiyorsak açalım. Öyle demez misin Mehmet Emin? Ama tanımadığı bir kimse ise mesleği, parası o.
Onu ne yapar? O alır o davayı. Bir usta eserini görür de başlar yapmaya. Eserini görmeyen usta, ustalık yapamaz. O işin nereye gideceğini bilmez çünkü. Ustasa o kimsenin veya o işin sonunu görür o. Sonunu görmüyorsa Allah muhafaza eylesin. O ehil değildir. O işin kemaline ermemiştir. O yüzden meyve neydi? Meyve hakikati Muhammediyeydi. Meyve neydi? İnsanı kamildi. İnsanı kamil. Onun sonunu gördü Cenab-ı Hak. Onun sonunu görerekten bütün kainatı yarattı. Sonu belliydi.
Sonu, Arabiye'ye göre varlığın meyvesi insandır. Ve varlık varoluş noktasında en son insan var edilmiştir. Ve böylece gerçek hedef insanı kamildir. Ve dinlerin gayesi, dinlerin amacı insanı kamil yetiştirmektir. Peygamberlerin vazifesi insanı kamil yetiştirmektir. Velilerin vazifesi insanı kamil yetiştirmektir. Bakın velilerin vazifesi insanı kamil yetiştirmektir. Sufilerin vazifesi insanı kamil yetiştirmektir. Çünkü dinlerin indiriliş sebebi insanı kamil içindir. O yüzden Hazreti Mevlana Kur'an'la alakalı der ki Kur'an baştan başa edeptir der. O yüzden Hazreti Peygamber der ki ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.
Amaç insanı kamil yetiştirmektir. Ve Adem'den beri bütün peygamberler insanı kamil yetiştirir. Ve Adem'den beri bütün sufi oluşumlar insanı kamil yetiştirir. İnsanın kamil oluşumu Muhammed'likle başlayan bir şey değildir. Adem'den itibaren devam ede gelen bir şeydir. Hızır'ın ne işi var? İnsanı kamil yetiştiriyor. İsa Aleyhisselam insanı kamil yetiştiriyor. On tane havariyunu var. O havariyunlar ne yapıyor? Her biri insanı kamil. İnsanı kamil yetiştiriyorlar. O yüzden maksat, maksat, amaç, hedef insanı kamildir. Ve insanı kamil olmaktır hedef.
Bir sufi topluluk düşünün. O sufi topluluk hedefi insanı kamil olmaktır. Burada hedef şeyh olmak değildir. Tekrar altını çizerekten söylüyorum. Hedef şeyh olmak değildir. Hedef insanı kamil olmaktır. Ve insanı kamil olmaya yaklaşmaktır. Amaç odur. O sufi topluluk bir arı kovanı gibi düşünün. Bir arı kovanın için. Ali kovanda kaç tane arı var ortalama? 50 bin, 60 bin arasında ortalama bir kovan. 50 bin arı olsun. En az 30 bin, 35 bin arı vardır bir kovanda. O zayıf bir kovandır. Düzgün, çalışkan bir kovan değildir 30 bin arısı olan kovan.
Düzgün, dolu, iş yapacak olan kovan 50 bin arısı olması lazım. 35 bin arısı olan anca kendini geçindirir, kendini yürütürür. Kovan dolu olacak, kuvvetli olacak. Kovan dolu, kuvvetli olursa habire bal alırsın. Bakın, habire bal alırsın. Ve 50 bin arı bir tek içerideki B'ye bakar. 50 bin arı. 50 bin arı o beyin kokusuyla yaşar orada. O bey dolaşır. Bütün peteklerin üzerine, bütün kovanda dolaşır. Eğer işçi arı lazımsa işçi arı döller. Yok işte kovan içi asker lazımsa kovan içi döller. Kovan dışı lazımsa kovan dışı. Gözcü lazımsa gözcü. Sucu lazımsa sucu. Serinletici lazımsa serinletici. Fabrika gibidir bir kovan.
Bildiğin fabrika. Orada her türlü işe yarayan arı vardır. Asker arı, nöbetçi kapıda durur. Geleni gideni koklar. Önünde hastalık var mı? Başka bir koku var mı? Varsa atar dışarı. Sokmaz içeri. Kapının dışında nöbetçi vardır. Eşek arısı gelirken içerisi, içeri bir ver vere verir. Hemen içeriden dışarı takviye kuvvet gelir arına. Hemen takviye kuvvet. Eşek arısını yok etmek için. Neden? Canlarını feda ederler kovanı korumak için. 3 tane, 5 tane, 10 tane, 15 tane. Hiç önemli değil. Bir bakmışsın kovanın önünde bir sürü asker arı ölmüş. Eşek arısını sokmaktan ölür. Bir sokar ölür. Bir sokar öbürki sokar öbürki ölür. Öbürki sokar öbürki olur. Neden?
İçeri katmayacak. Kovanını koruyacak. İçeri katmayacaksın. Eşek arısına karşı vatanını muhafaza edeceksin. İçeri katmayacaksın. Evini muhafaza edeceksin. Çolunu çocuğunu muhafaza edeceksin. Dergahını muhafaza edeceksin. Arkadaşlarını muhafaza edeceksin. Ülkeni, milletini muhafaza edeceksin. Ölümse ölüm. Arı kadar da mı yoksun? Arı kadar da mı yoksun? Eşini korucan, çocuklarını korucan. Hiç kimse senin eşine laf söyleyemeyecek. Hiç kimse senin çocuklarına laf söyleyemeyecek. Din nasihattır. Nasihat etsinler. Hiç kimse senin eşine el kaldırmayacak. Hiç kimse senin çocuklarına el kaldırmayacak. Hiç kimse senin vatanına göz dikmeyecek.
Hiç kimse senin namusuna, şerefine, haysiyetine göz dikmeyecek. Bunlarla alakalı mücadele edilir. Ölünürse şehit olur o insan. Namusunu korumak için ölen kimse şehittir. Malını korumak için ölen kimse şehittir. Vatanını, milletini korumak için ölen insan şehittir. Kur'an ve sünnet müdafasında bir kimse ölürse şehittir. Öyle basın şehidi değil. Öyle cartcurt şehidi değil. Öyle şehitlik ucuz değildir. O yüzden o kimse ne yapacak? Koruyacak. Bakın o 50 bin arı bir beyin etrafında toplanır. 50 bin arı. Ve 50 bin arının varlığı o bey ile alakalıdır. Bey ölürse o kovan dağılır. Hemen o arılar çalışkansa hızla biten daha ne yaparlar?
Bey için yedek yaparlar. Ve devamlı var ya arılar arkasından bey yetiştirmek için yedeklerler. Ve o arı da o bey de onu döller. Kovan beysiz olmaz. Ev adamsız olmaz. Vatan sahipsiz olmaz. E bütün varlık o kamile bağlıdır. İnsanlar kamil, mürşitsiz olmaz. Sen ister kabul et, ister kabul etme. Onlar ortadan kaldırıldığında kıyamettir. Herkes düşman olur sufilere. Ya adamın işi gücü mü yok? Senin düşmanlığını çeksin. Allah ona vazife vermiş.
Adamın işi gücü mü yok başka? Senin salyalarına maruz kalsın. Evinde oturmasını bilmiyor mu o adam? Çoluğunla çocuğundan vakit geçirmesini bilmiyor mu? Senin kadar kafası çalışmıyor mu? Salak mı? Cümle alem düşman olsun ona. Evinden su mu çıktı adamın? Ama Cenab-ı Hak ona bir vazife tevdi etmiş. O vazifeli onu yerine getirecek, icra edecek. O yüzden insanlığın saf meyvesi o. İnsanın kamil. Varlığın en saf meyvesi. Hani madenlerin en safı nedir? Elmastır öyle değil mi? Madenin en safı, en kıymetlisi.
Kim bilir kaç milyar yılda oluştu. Bir elmas öyle tak kak oluşmaz ki. Bildiğiniz taş halbuki öyle değil mi? Maddesi ne? Taş. Bakın taş. E o da taş, o da taş. Ah be kardeşim o elmas ama. Öbürkü mercan ama. Öbürkü yakut ama. O ne? E o mermer taşı. Öbürkü ne? Ya kara bir taş işte. Hadi ikisi de taş. Ama biri elmas. İkisi de insan. Biri kamil. İkisi de insan. Biri peygamber. Sen nasıl eşdeğerde tutarsın? Biri peygamber. Ona vahiy indi. Sen? E yok bir şey.
Sen yalancıktan vahiy geldi gibi davranıyorsun. Peygamberin yerine geçmeye çalışıyorsun. E sen yalancıktan kalbine ilham geldi gibi davranıyorsun. Neden? Şehliğe özeniyorsun. Ama bütün insanlık bu noktada. Bu aslında mana noktasında o insanın kamile muhtaç. Sebep? Bütün insanlığın üzerine manevi feyiz onun üzerinden geliyor. Allah affetsin. Buna göre ağaç meyvenin değil meyve ağacının sebebidir. Evet. Bu sanki son nokta daha da yazılacak bir şey yok gibi. Eyvallah. Yani normalde sonuçta biz ağacı meyveye sebep olarak görürüz. Akıl daresi böyle görür.
Oysa ağaç sebeptir. Sonuç burada meyvedir. Ama Hazreti Mevlana'nın onun diyor sebep yıkıcılığına hayranım diyor ya. O sebep yıkıcıdır. Sebep yıkıcı ne demektir biliyor musunuz? Aklı bertaraf eder. Aklı mat eder yani. Akıl sebep arar. Hasta oldun. Neden hasta oldun? Şundan hasta oldun. Üşüttü ondan hasta oldun. Bu sebeptir. Sufiler sebep yıkıcıdır. Sufiler öyle demezler. Kendi iç alemlerinde. Üşüttün hasta oldun demezler. Bir. Ya günah işledin hasta oldun.
İki. Ya da Allah senin makamını attıracak. Herkes üşüttü de hasta oldu da yok öksürdü de hasta oldu da yok rüzgarda durdu da hasta oldu da yok. O sebep o. Sufiler sebep yıkarlar. Der ki muhakkak bir hata işledi de o yüzden hasta oldu. Şu ilacı iç iyi gelir. O sebep. Sufiler kendi iç aleminde der ki ilaç da senin hastalık da senin. Mal da senin mülk de senin. Sebep de onun. Ya İbrahim'i ateş yakmayınca hangi sebepten yakmadı ki? Bir sebep bulun. Sebebi yok.
Ateşe serin ol dedi durdu. Akıl duruyor burada. İslam akıl dini. İyi ateşe serin ol dedi. Ateş durdurulan akılın neresi burada? Mevlana Ahmet'in cisminin ruhla ilgisi vardır. Bil ki bu değişme bedene aittir diyerek Hazreti Muhammed'in tarihsel şahsiyetteki beşeri varlığı ve Muhammed'i ruh arasında ilgi ve alaka olduğunu belirtir. Mevlana Hazreti Muhammed'in beşeri varlığındaki yüceliğin Muhammed'i ruhtakine göre nispetini zerre ve güneş teşbihiyle anlatır. Buna göre Hazreti Muhammed'in beşeri bedenine ait duyguları Medine'de batmış ve uyumaktadır. Hazreti Muhammed'in varlığındaki o yücelik ise hiç değişmeden doğruluk makamındadır. Ahmet'teki o batan his şimdi Medine toprağının altında uyumuştur.
Saf yaran o büyük huyu değişmeksizin doğruluk makamındadır. Değişenler beden özellikleridir. Kalıcı olan ruh ise parlak bir güneştir. Sonuç olarak Hakikat-ı Muhammediye nazariyesi Mesnevi'de de yer edinmiştir. Evet yani normalde ölen hayvan imiş der ya Yunus. Ölen bedendir. Biz sufiler olarak bedenin ölümüne inanırız. Bedenin ölümü. Bu parlak bir güneştir. Diyen burada ama bu Hazreti Mevlana'nın bu sözü biliyorum Ahmet'in cisminin ruhla ilekisi vardır diye. Buradaki metnin bir kısmı Hazreti Mevlana'nın.
Parlak bir güneştir diyen bir tane Ahmet'teki o batan his şimdi Medine toprağının altında uyumuştur. Sözü Mevlana'ya ait. Evet. Vücut olarak diyor. Burada vücudu söylüyor. O vücut olarak diyor. Beden olarak yani. Ruh olarak değil. Ve Hazreti Mevlana onu ruha da bağlamıyor. Onu Hakikat-ı Muhammediye'ye bağlıyor. Hatta başka bir beytte der ki yani Hazreti şeydeki geçen hadisi söyler. Hani Cebrail Aleyhisselam'a bir gün der ya sen vahyi nereden getiriyorsun? O da der ki bir perdenin arkasından dinliyorum. Tekrar bir der vahyi almaya gittiğinde o perdeyi kaldırır da bir bak kimden vahyi aldığını der.
Cebrail Aleyhisselam bir daha vahyi almaya gittiğinde perdeyi kaldırır bakar. Hazreti Muhammed Mustafa'yı görür. Ve döner der ki Ya Resulallah bu nasıl oluyor senden alıp sana getiriyorum diye. Orada perdenin arkasında gördüğü hakikat-ı Muhammediye'dir. Bakın perdenin arkasında hakikat-ı Muhammediye'dir. Ve gördüğü hakikat-ı Muhammediye'nin cisme bürünmüş halidir.
Burayı biraz açayım ben. Şimdi Sufiler seyri sülüklerinde işte bir müddet üstadlarının seyrinde giderler. Üstadlarının seyrinde giderlerken eğer o kimse olacak bir kimse ise önü açık bir kimse ise sahabeden bir zat veyahut da pir efendilerden bir zat durumuna göre onun haline, ahvaline göre sonra ona bir mesela geçmiş peygamberlerden bir peygamber ona mihmandallık etmeye başlar.
Bunların hepsi de bu ilmi alış noktaları hakikat-ı Muhammediye'dir. O Sufi, o seyr-i sülükte henüz daha oraya yetişebilecek noktada değildir. Mesela o kimse ilk önce üstadının maneviyatından aldığını söyler. Doğrudur. Ama üstadının maneviyatından aldığı şey hakikatte, hakikat-ı Muhammediye'den alıyordur. Bakın hakikatte, hakikat-ı Muhammediye'den alıyordur. Bunu normalde bu meselenin inceliğine tam olarak vakıf olamamış olan mürşitler, mürşidi kamiller demiyorum bakın mürşitler o halin kendilerinden zuhur ettiğini düşünürler. Hakları var mıdır? Evet. Hakkı mıdır? Evet. Ama tam mıdır? Değildir.
Sebep asıl onların üzerinden tecelleden hakikat-ı Muhammediye'nin nuraniyetidir. O kimse direkt yani bu edep sınırının dışında bir şeydir. Yani bir Sufi'nin daha henüz kanadı dahi yokken ben hakikat-ı Muhammediye'den alacağım demesi cehaletindendir onun. O önce üstadından alacak. Hani Hazreti Mevlana der ya önce süt içeceksin. Önce süt içeceksin. Sonra süt içmeye başladığında süt kıvamını geçince ekmek yiyeceksin. Diyor ya Hazreti Mevlana yine. O diyor ekmek istemeye başlar. Ona ekmek lazım olduğunda ona ekmek ister. Onun canı ekmek yemek ister. Ardından diyor ekmek yemek isterken et canı ister.
O büyümesiyle alakalıdır. Sen süt içecek olan çocuğa ekmek verirsen çocuğu öldürürsün. Ekmek yiyecek olan çocuk dahi ekmeği önce ne yapar? Annesi ağzında onu hamlatır. Annesi ağzında çiğner. Ekmeği ona öyle verir. Sebep o çocuk çünkü daha çiğneme noktasında değildir. Küçük çocukları olanlar bilir bunu. Önce ona işte sıvı gıdalar vereceğiz derler ya ne yapar? Sıvı. Önce şimdi herkes bunları doktor nezaretinde öğreniyor. Doktora gidiyor. Doktor diyor artık ona sıvı meyve suları sıvı gıdalar verebilirsiniz. Sıvı gıdalar almaya başlıyor. Ardından işte diyor ki yavaş yavaş sulu yemekler verebilirsiniz. Neden sulu diyor hep?
O çocuk yutmasını tam bilmiyor daha. Ağzında çiğnemesini bilmiyor daha. Sufilik de böyledir. Maneviyat da böyledir. O kimse yavaş yavaş yürür. Ve ekmek istediğinde ekmek canı istediğinde ekmek yer. Rüyasında ekmek görür o. Rüyasında et görür o. Rüyasında esma görür. Rüyasında hal görür. O kimse yavaş yavaş yetişiyor. Oluyor. Şimdi o yüzden burada da Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ceseden bu noktada bildiğiniz ceset olarak toprağın içerisine gömülmüştür. Mana noktasında değil. Mana noktasında sağdır, diridir, ayaktadır, ümmetinin başındadır. Ve bütün varlığın başındadır. Ve bütün varlığın imamı noktasındadır. Bütün varlığın.
varlığı. O kafirlerin de imamıdır. O gavurların da imamıdır. İnanmayanların da imamıdır. Bakın inanmayanların dahi imamıdır o. Allah'a küfredenlerin bile imamıdır. O imamlar imamıdır. O alemlere rahmet yaratılmıştır çünkü. Alemlere rahmettir. O sadece Müslümanlara rahmet değildir. O sadece Müslümanların peygamberi değildir. O kabul etmeyenlerin bile peygamberidir. İsevilerin de Musevilerin de Ateistlerin de Dinsizlerin de peygamberidir o. O dinsiz bu dünyada Dinsiz dahi bu dünyada yiyip içebiliyorsa Dinsiz dahi bu dünyada nefes alabiliyorsa Muhammed-i Mustafa'nın yüzü suyürmetinedir.
Bakın Muhammed-i Mustafa'nın yüzü suyürmetine. Çünkü o dinsiz dahi canı Muhammed-i Mustafa'nın yüzü suyürmetine almıştır. Ve onun rızkı onun üzerindeki nimetler Muhammed-i Mustafa'nın yüzü suyürmetinedir. Çünkü alemlere rahmettir. Ve bu alemde de bütün gavurlara da kafirlere de İsevisine de Musevisine de Ateistine de Putperestinesine de zinacısına da işgicisine de kumarcısına da haramcısına da rahmettir o.
Bakın haram işleyene de rahmettir. Haramdan başını kaldırmayana da rahmettir o. Çünkü o rahmet peygamberidir. Cenab-ı Hak onu alemlere rahmet olarak göndermiştir. Bakın alemlere rahmet kendisi de söyler ya ben lanet edici olarak gönderilmedim. Hadis-i şerifte der ki ben lanet edici olarak gönderilmedim. Ben alemlere rahmet peygamberi olarak gönderildim der. Hadis-i şerifte. Ayet-i kerimede de der seni alemlere rahmet olarak gönderdik diye. Sen af yolunu seç. Hazreti Muhammed-i Mustafa'yadır bu söz. Eğer sen onlara sert ve kaba davranmış olsaydın etrafında hiç kimseyi bulamazdın. Çünkü o alemlere rahmettir.
Etrafına müşfik ve sakin müşfik davranmıştır. O yüzden bütün insanlık o en büyük insanın kamil olan Muhammed-i Mustafa'nın rahmetinde ve bereketinde yaşar. Hala da. Bakın hala da. Ve şu anda bütün hayvanlar, bütün insanlar, bütün varlıklar bu dünya denilen bu alemde nimetleniyorlarsa Muhammed-i Mustafa'nın yüzü suyür metinedir.
Hadis-i inkarcılar çok kızacaklar bu akşamki sohbete ama böyledir. Sonuç olarak hakikati Muhammed-i nazarası mesnevide de yer edilmiştir. Evet. Hemen hemen bütün sufi topluluklar, bütün sufi yolların hepsi de hakikati Muhammediye nazariyesinde toplanırlar. Buna hafiz, zikrullah erbapları dahil, cehriler dahil hemen hemen bildiğiniz, aklınıza gelebilen bütün sufi toplulukları hakikati Muhammediye nazariyesinde cem olmuş vaziyettelerdir.
Hakikat-ı Muhammediye nazariyesine karşı çıkan son yüz elli iki yüz yıldır meydana oluşturulan, meydana çıkarılan değişik işte yollardır. Allah bizi affetsin. Tarzımız gereği her zamanki gibi bir de diğeri var. Amaç doğruyu bulmak. Eyvallah. Kur'an'a göre sorgulamak yanlış ya da yasak bir eylem değildir. Hiç değildir. Evet. Evet. Kitapta Kur'an-ı Kerim'de levlake sözü geçmiyor.
Kur'an'da namaz rükunları da geçmiyor. Ama Kur'an'da sen yoktun o hafta. Bununla alakalı dedim ya çağrıştıran ayetler var. Oradan biraz dem vurayım mı? Açayım mı? Oradan konuşayım mı? Seninle çünkü bu konuyu küçük bir münazara etmiştik. Senin gelmediğin hafta biz o konuyu işledik burada. biraz. Ama bu demek değildir ki biz tekrar işlemeyeceğiz. Senin geleceğini bilseydim zaten baştan açardım onu. Ama inşallah bulacağım açacağım şimdi yine. Levlake levlake lemahalaktul sen olmasaydın ben alemi yaratmazdım.
Bu bir hadisi kudsi. Bu hadisi kudsi işte Suyuti'de var. Ali'l Kerr'de var. Şevkani'de var. İmam-ı Nevevi'de var. Bunu normalde hani hadis kitaplarında bu hadis hadisi kudsi var. Hatta Teymiye'nin talebesidir Ali'l Kari. Ali'l Kari günün tasavvufuna eleştiriler koyan Teymiye gibi günün tasavvufuna.
Aslında İmam-ı Teymiye kendisi ehli sufidir ha. İmam-ı Teymiye mezhepsiz değildir. Hanbeli mezhebine müntesiptir. Ali'l Kari de Hanbelidir. İmam-ı Teymiye de Hanbelidir. Onu insanlar bize böyle bazıları bilinçli olarak mı yapıyorlar? Neden yapıyorlar? İmam-ı Teymiye'yi mezhepsiz gösteriyorlar. Veya İmam-ı Teymiye'yi mesela sufi olarak göstermiyorlar. İmam-ı Teymiye sufidir kendisi. Günün sufilerini eleştirmek farklı bir şeydir. Sufiliği tamamiyetle reddetmek farklı bir şeydir. İmam-ı Gazali'nin de günün sufilerini eleştiren yazıları vardır. Ama Gazali de sufidir. Mesela Muhyiddin İbni Arabi de günün sufilerini eleştirir. Ben de günün bazı sufilerini eleştiriyorum.
Bazı sufi topluluklarını eleştiriyorum. Bu doğal normal bir şeydir. Yanlışlıkları söyleyeceğiz, aktaracağız. Kur'an sünnet tarihesinde. O yüzden Ali'l Karri mesela en önemli bu meseleyi şerh tutanlardan birisi de Ali'l Karri'dir. Levlaki Levlaki herkes Ali'l Karri'nin bunun karşı çıkmasını bekler ama Ali'l Karri bunun normalde ayette karşılığının var olduğunu söyler. Tabi Mevlana Camii Ahmet Cezeri Mevlana Halid İmam Rabbani Bediüzzaman Said Nursi Son dönem Bunların da hepsi de bu Levlaki kendisine konu etmiş olan bu meseleyi kabul etmiş olan bunun dayanağı bakın bunun dayanağı az önce dedim ya alemlere rahmet olarak gönderdik diye Enbiya ayet 107 Ey Muhammed biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik alemlere rahmet olarak gönderdik Ali'l Karri bu Levlaki Levlak'ın direkt karşıtlı olarak bir ayetin olmadığını ama mana itibariyle doğru olduğunu mana itibariyle doğru olduğunu
ve bu Enbiya ayet 107 bu manaya ve başka hadisler de eklerler bununla alakalı bu manaya karşılık olduğunu söylerler o yüzden normalde insanlar kendilerince bu son dönem 100-150 yıldan beri başladı bunun hakkında ayet var mı yok kardeşim bunun hakkında ayet hadis var bu konuda hadis var hadis yok o beyefendiye özel ayet inecek neden hakkında ayet yok hadis hadisleri reddediyorlar çünkü hadisi kudsi de reddediyor hadisleri de reddediyorlar bu 200 yıldan beri bu insanların içerisine atılmış müslümanların içerisine atılmış
bir el bombası yani bir kimse ben hadislere tabiyim ben hadislere inanıyorum deyince yobaz kimliksiz kişiliksiz her türlü hakareti iyi o sebep hadisleri kabul etti ya niye kabul edeceğim senin düşünceni mi kabul edeceğim sen kimsin böyle bir şey oluştu halid hoca geçen derste iyi bir şerh düştü dedi ki bu hadisleri reddedenlerin hepsi de kendini peygamber görüyor dedi neden e peygamber yerine ayeti kerimeyi yorumluyor ya hadisi reddetti ee ayetleri neyle açıklayacağız biz ayetleri neyle şerh edeceğiz evet halid hoca da
öyle diyor onun kitabından diyor hadisleri reddedenlerin yirmişer otuzer kırkar tane kitapları var bir televizyon şeyinde hadislere reddeden bir kimsenin set halinde yirmi yedi tane kitabı bilmem kaç para hediye indirim yapmışlar ya bu adam dedim hadisleri reddediyor yirmi yedi tane kitap var ve televizyonda reklamı var şu kadar alırsanız yirmi yedi kitabı birden alırsanız indirimli bu kadar neden ben senin kitabını okuyayım hadis yerine kendi kitaplarını koymuş yani peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadisleri
ayetleri haşa söyledi başka hiçbir şey yapmadı ee bu arkadaşlar biliyorlar şimdi kim ihsan eli açık hayvanseverler toplanmışlar oraya yeni videoyu gönderdiler bana hayvanseverler toplanmışlar kurban yoktur diyorlar o da diyor ki evet ben bu hayvansever kardeşlere katılıyorum dinledim videosunu şimdi yine o görüntüler olacak ee boğaz kan gölüne çevrilecek ee kurban böyle yoktur Allah Allah ayet-i kerimeyi içerisinden çekmiş hani takvaca sizin takvanız ulaşır ya kurban var ayetle sabit hadisle sabit ve bütün uygulamalarla sabit
sadece Muhammed'i olarak değil bütün felsefelerde kurban var bütün inançlarda kurban var ama el açıkta yok veyahut da bizim bugün hadis inkarcısı uyduruklarda yok bu yeni çıktı ve herkes de bu topluma aşıladılar bunu bunun hakkında ayet var mı yok ha ayet yoksa uygulanmaz o zaman Allah Allah ayet yoksa uygulanmaz mı ayet varsa uygulanacak mı evet iyi gavurları gördüğünüz yerde öldürün ayet var hadi öldürün hadis inkarcıları sizlere söylüyorum ayetle sabit gavurları kafirleri gördüğünüz yerde öldürün şimdi buradan bulurum
ayeti kerimeyi size açın ceplerinizde akıllılar var kafirleri gördüğünüz yerde öldürün diye ayeti kerimeyi bulun hadi gördüğünüz kafiri öldürün hadi ayeti işleyin ayet var hakkında nerede kafir gördün öldür hadi öldürebilir misin yok sebep e var işte ayet siz kafirleri dost tutmayın ayet var dost tutma kimseyle konuşma inanıyor musun inanmıyor musun inanmıyorsun benim dostum değilsin yürü git defol hadi sürün bütün inanmayanları ülkeden yapmayın başınıza ve ülkemize ne felaket açacağını
bilmiyorsunuz cahilliğinizle bütün ülkeyi kaosa sürükleyeceksiniz bilmiyorsunuz oku tövbe sürüsü ayet 5 diyanetin mealinden haram aylar çıkınca bu Allah'a ortak koşanları bulduğunuz yerde öldürün onları yakalayıp hapsedin ikincisi her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin eğer tövbe ederler namaz kılarlar zekat verirlerse serbest olacaklar şüphesiz Allah çok bağışsızlığı çok merhamet
edici ayet-i kerime kim namaz kılmıyorsa öldürülecek mi şimdi kim zekat vermiyorsa öldürülecek mi şimdi hadi kur'an yeter diyen saflar hadi kur'an yeter diyen sapıklar bu insanları nereye sürüklediğinizin farkında mısınız bu insanları nereye götürdüğünüzün farkında mısınız Türkiye'deki sapıklara söylüyorum Türkiye'deki sapkınlara söylüyordum Türkiye'deki hadis inkarcısı sütsüz kansız vatan millet düşmanlarına söylüyorum bunlar vatan millet din düşmanı milleti birbirinin içine katletecekler birisi kalksa bu ayeti kerimeyi
hadis-i şeriflere bakmadan fıkıha bakmadan tefsirlere bakmadan namaz kılmayanı öldürmem lazım deyip öldürürse bunun hesabını kim verecek ondan sonra diyeceksiniz ki işte ham yobazlar böyle işte müslümanlar böyle işte bunlar böyle diyeceksiniz siz diyeceksiniz yine siz laf söyleyeceksiniz beş kişiyi görüyorlar etraflarında televizyona da oturuyorlar hadislerin hepsini de atıyorlar kenara ya sen hadislerin hepsini atan adam sen namaz kılmıyorsun senin hakkında ayet var öldürün diye önce seni öldürecek adam önce seni
öldürecek işte iç savaş işte din savaşı istedikleri bu gizli olarak istedikleri bu Türkiye'de iç savaş din yüzünden iç savaş çıkacak hadisleri inkar ettik komple attık hadisleri sen namaz kılmıyorsun öldürün lan adamı neden ayet var lan adamı zekat var kime vereceksin zekatı bana vereceksin sana vermem bana vermezsen öldür bu adamı hadi kim çıkacak işin içinden ben verdiğim zekatı kime verdim fukaraları verdin görmedim senin fukaraları verdiğin zekatı öldür adamı yapmayın yapmayın bu müslümanlara bu ülkeye zarar vermeyin
yeter artık ya siyaya mı besliyor sizi mossat mı besliyor ingilizler mi besliyor almanlar mı besliyor hangi amerikan bozuğuna sattınız kendinizi yapmayın yapmayın bu insanların saf dinlerini kirletmeyin arkadaşlar hadis inkarcıları sizlere söylüyorum mealciler meal okuyor oradan bu hakkında ayet var tamam bitti zina edenleri zina edenlerle evlendiriniz ayeti kerime hadi zina edenler ellerinizi kaldırın hadi zina edenler gidin birbirinize evlenin ayeti kerime ya bizim çocuklardan birisi geldi selamun aleyküm aleyküm selam
efendim benim bir derdim var ne oldu dedim buyur söyle efendim dedi ben dedi gençliğimde çok zina ettim evleneceğim şimdi ben dedi zina eden bir kimse mi alacağım yine dedi Allah'ım yarabbim oğlum nereden çıkartın bunu dedim kıpkırmızı renkten rengine giriyor çocuk dedi ayeti kerime var ya şimdi dedim bir tokadı vuracağım sana ulan ben mealcilere bağırıyorum boyuna dedim bütün derslerde sen dedim nasıl ayeti kerime mealine bakıp da geldin benim yanıma böyle durdu ulan oğlum var mı böyle bir şey tövbe etmişsin dönmüşsün böyle bir şey var mı her tövbe eden günah işlememiş gibidir hadis tövbe eden günah işlememiş gibidir hadis bunu reddedersen sen hadisleri attın kenara adam kendi kendine sabahtan akşama kadar düşünecek kadın kendi kendine sabahtan akşama kadar düşünecek ben zina ettim zina eden bir kimseyi bekliyorum evlenmek için yapmayın öyle ayet-i kerimeler var ki sırf onun açılımı olan onun tefsiri olan hadise bakmazsanız ya annenizi babanızı öldürmeye kalkarsınız ya ya ayet var onlar anne ve babalarınız değildir diye kimlerle alakalı
müşriklerle alakalı ya sen anne babanı müşrik görür öldürmeye kalkarsın o zaman yapmayın siz bu insanların içerisine ateşe atıyorsunuz ya cahilsiniz cahil ya cahilsiniz ya kafirsiniz ya satılıksınız üçünden biri ama yok herkesin dilinde seni kastetmiyorum yani bu noktada herkesin dilinde onun hakkında ayet var mı yok kardeşim hakkında ayet yok gözünü çıkarayım senin o zaman var mı böyle bir şey yok yani attığınız her adıma ayet mi arayacaksınız yok kardeşim bu Kur'an anayasa gibi onun yaşama döndürüleni sünnet-i seniyede var
bir suç işlenmiş suçun cezası sünnet-i seniyede var bir ibadetin yapılış şekli sünnet-i seniyede var bizim bu ayetten ne anlamamız lazım sünnet-i seniyede var e sen bu ayeti kendi kafana göre yorumlayacaksan kendi kafana göre anlatacaksan peygambere ihtiyaç duymayacaksan peygamberin sünnetine ihtiyaç duymayacaksan imamların fıkhına ihtiyaç duymayacaksan imamların fıkhına iştihat duymayacaksan sen kendi kendine iştihat edeceksen o zaman senin iştihatının doğruluğunu nereden tespit edeceğiz neye göre doğru kurban yoktur
dedi kim el açık dedi neye göre yok dedi kurban kesilmesiyle alakalı ayetler var o yorumlar o hadisler o tefsirlerin hepsi de boş el açığında doğru 3 tane hayvansever oraya toplanmış onun dediğine göre kurban yok kardeşim Allah Allah kurbandan önce gelmedi o video bana bu 2 gün önce mi 1 gün önce mi ne gönderdiler ya bu insan ya yapmayın bu kadar cahillik olur mu ya bir devlet düşünün Türkiye Cumhuriyeti devletinin anayasası var sen diyebiliyor musun bu ceza anayasada yok bana veremezsiniz diye ceza hukuku var ayrıyetten
bütün ceza hukuklar anayasaya uygun mu değil mi bakıyorlar kontrol ediyorlar anayasa uygunluğu yoksa anayasa diyor ki bu hukuk anayasaya uygun değildir ya anayasayı değiştireceksiniz diyor ya da bunu değiştireceksiniz ya bir devlet mantığında dahi bir anayasa var devlet mantığında dahi bir anayasaya uygun mu değil mi diye bakılıyor ya din bu Allah insanlara amel edilmesi için inanılması için bir din indirmiş ya Kur'an bunun anayasası Kur'an senin örtünü mezuruyla örçecek değil Kur'an senin kol boyunu örçecek değil
Kur'an senin nasıl örtüneceğini örçecek değil erkeklerin tesettürüyle alakalı yok ayeti kerime hadi çıplak dolaşın iyi kadınlar için diyor ki örtülerini baylarından başlarından aşağı sağsınlar birisi dedi ki başlarından aşağı sağsınlar aşağısı önemli değil komple aşağısını hadi kadınlar soyunsunlar ayeti kerimeden bunu anladım desin üryen dolaşsın kadınlar başlarına bir örtü alsın geri kalanını üryen dolaşsın hakkında ayet yok çünkü erkekler hakkınızda ayet yok üryen dolaşın böyle bir din mantığı var mı Allah'ınızı
severseniz ya Türkiye'de var çıkıyor iki tane adam televizyona hadislerin hepsini reddetti iyi hocam birisi sormuyor orada hocam erkeklerin tesettürüyle alakalı bir ayet var mı yok ben soyunuyorum televizyonda dese ne yapacaksın üryen soyundu adam televizyonda ya var mı hakkında ayet yok neden gey indiriyorsun demiyor erkekler başlarından aşağı örtülsünler diye demiyor bakın demiyor neden kadınlarda odaklandınız başlarından aşağı baş örtüsü yok iyi don da yok adam donsuz dolaşsın
var mı ayet-i kerimede don yok erkekler don geysinler diye var mı yok erkekler örtülsün diye ayet-i kerime var mı yok bütün erkekler donsuz mu dolaşacak şimdi yapmayın bu hadis inkarcıları memleketin içerisine bomba atıyorlar ya bomba atıyorlar farkında değiller adam soracak sen namaz kılıyor musun e kılmıyor mu güm öldürecek tövbe et ya namaz kıl ya da öldüreceğim seni şimdi ne diyeceksin adama ne diyeceksin adama ne cevap vereceksin o ayet-i kerime öyle değil diyecek ya ne ya ne e namazdan kasıt o değil ne namazdan kasıt
diyecek söyle bana namazdan kasıtını Allah'ı anmak anmadın sen güm öldürdü gene adam seni ne yapacaksın yapmayın ya bu sadece kurban meselesi değil bu sadece kadınların örtüsü meselesi değil bu sadece mesela işte hakikat-i muhammediye meselesi değil bu sadece üç tane beş tane mesele değil bu tamamiyetle dinin her şeyini kaplıyor hadisler olmazsa herkes Halit hocanın demesinden hareket ediyorum kendisini peygamber yerine koyar hadisler olmazsa herkesin kendi kafasına göre bir din çıkar orta yere olmaz bu insanları sevk ve idare
edecek sevk ve idare edecek doğru dini anlatacak olan hadisler içinde bunu son dönemlerde reddettiğim bir şey hani sahih olanları var olmayanları var ben diyorum ki reddediyorum artık bunları hadis kitaplarına geçen bütün hadisler sahihtir kime göre zayıfmış Ali'l-Kari'ye göre Ali'l-Kari'ye göre zayıfmış kardeşim bana göre zayıf değil kime göre zayıfmış filanca halime göre filanca halime göre zayıfmış kardeşim bana göre değil neden 500 yıl sonra o hadis bana lazım olabilir o hadis müslümanlara lazım olabilir o hadiste
müslümanlar kendine bir yol bulabilir senin sözünle bakmaktansa senin sözünle hareket edeceğimi zayıf hadiste hareket ederim bak senin sözünle hareket edeceğim ben zayıf hadiste hareket ederim bitti ama hadiste hareket ederim peygambere uymuş olurum ona buna uyacağıma peygambere uyarım sallallahu aleyhi ve selleme o yüzden bu klişe doğru klişe değil levlake levlak kuranda var mı yok kuranda olmayan o kadar şey var ki kuran şimdi yeni sistem yok kuranda olmayan her şeye atalım iyi hadi gel at hadi gel at sanki o kadar çok
kurana uyuyorlar da bir de işin bu tarafı var bunu söyleyenlerin namaz kılmıyorlar bunu söyleyenlerin büyük bir çoğunluğu oruç tutmuyor bunu söyleyenlerin büyük bir kısmı dini yaşam noktasında yaşamak olarak kendine ölçü almış insanlar değil adam ilahiyet mezunu geldi dükkandan içeri girdi ondan sonra konuşacak benimle böyle Allah affetsin gençlikte var ya böyle geldi elimi omuzuna koydum dedim ilahiyat mezunusun namaz kılmıyor ne konuşacaksın benle ne tartışacaksın dedim kaldı bu şimdi ilahiyat mezunusun dedim namaz kılmıyorsun
ne tartışacaksın benimle dedim işte bu sivviler böyle dedi hemen dedi adama yapıştırıyorlar dedi lanetleşmeye hazırım dedim ses yok yapma yapma bunların büyük bir çoğunluğu namaz kılmıyor ilahiyatçı namaz kılmıyor bu hadis inkarcıları var ya bu hadis inkarcıları büyük bir çoğunluğu namaz kılmıyor kılamazlar namaz bakın parantez içerisine söylüyorum kılamazlar neden çünkü Allah onların üzerinden hidayetini almıştır onlar oruç tutamazlar neden Allah onların üzerinden hidayeti alır çünkü onlar Ramazan gelince Dubai'ye
tatile gidiyorlar Arapların bu namaz kılmayanları var ya Ramazan ayında şeye gidiyorlar ne o biz seferiyiz diyorlar tatile çıkıyorlar oruç tutmamak için seferiyiz bir de para dağıtıyorlar oruç bitti onlar için bizim içimizde de var şimdi bunlar bunlar Dubai'de tatildeler Bahama'da tatildeler bir mide rahatsızlıkları var midem ağrıyor o yüzden oruç tutamıyoruz rahatsızlık var ya rahatsız olanlar oruç tutmayacak Allah'ım yarabı ulan bütün yemeği götürüyorsun güpür güpür bütün gün yiyon içiyon mide rahatsız rahatsızdır
beni ilgilendirmez bakın bu hadis inkarcıları var ya namazsızdır oruçsuzdur bu namaz inkarcıları hadis inkarcıları sebep çünkü Allah onların üzerinden hidayetini alır onlar çünkü bakın sünnet-i senyeyi hadis-i şerifleri kabul etmek hidayettir hidayettir bütün herkese Allah'a iman eder ama Muhammed-i Mustafa'ya iman etmek sallallahu aleyhi ve selleme ve onun hadislerini kabul etmek hidayettir o yüzden onlar namaz kılmazlar Allah bizi affetsin Kur'an'a göre sorgulamak yanlış ya da yasak bir eylem değildir değildir onlara
Allah'ın indirdiğine uyun denildiğinde hayır biz atalarımızın üzerinde bulduğumuz yola uyarız derler peki ama ataları bir şey düşünmeyen doğru yolu bulmayan kimseler olsalar da mı onlara uyacaklar bakara 170 doğru onlara Allah'ın indirdiğine uyun dediklerinde onlar uymazlar Allah'ın indirdiğidir Allah'a itaat edin Resulüne itaat edin bana söyleyin Resulüne itaat edin nedir Allah siz bir meselede ihtilaf ederseniz Allah'a ve Resulüne gidin ayeti kerime bana söyler misiniz ihtilaf ettiğiniz konuda Resulüne gitmek ne demektir
Allah'ın indirdiğini söylüyorum Allah'ın indirdiğine uyun Allah diyor ki bütün peygamberlere isimlerini sıralıyor ona kitapla beraber hikmet verdik Musa ona kitapla beraber hikmet verdik İsa ona kitapla beraber hikmet verdik İbrahim ona kitapla beraber hikmet verdik Adem ona kitapla beraber hikmet verdik Muhabbed-i Mustafa son peygamber sallallahu aleyhi ve sellem biz her peygambere hikmet verdik ayeti kerime bu hikmeti bana söylesin kitapla beraber verilmiş bir hikmet var peygambere ey hadis inkarcısı zalimler ey
hadis inkarcısı cahiller kafirler bu peygambere bu peygambere verilen hikmet ne acaba ki uyulmanız için diyor uymanız için uymanız için kitapla beraber bir hikmet verdik uymanız için gelin ben de size Kur'an'dan söylüyorum zaten alın Kur'an'dan ayeti kerimeler açın bunların hepsini bulun bana birisi söylesin kitapla beraber hikmet nedir nereden çıkardınız siz sünnet inkarını hadis inkarını siz asıl müşrik atalarınızın yolundan gidiyorsunuz bu ayeti kerime müşrikler için
indirilmiş ayeti kerime ayeti kerimenin indiriliş sebebi nerede indirildi Mekke mi Medine mi hangi olay üzerine indirildi o ilim kolay değil o mealle içinden çıkılacak bir ilim değil bu sen al uyduruktan bir mealcinin mealini oku öyle değil bu ilim o zaman al bir tane tıp doktorunun kitabını oku ben doktor oldum de var mı öyle bir şey adam doktor ünlarını almak için kuşlara balıklara neler yaptı uluslararası uluslararası dergide yayınlandı mekalesi ve yaptığı iş çıktı profesörlerin üzerinde yaptığı şeyi bir de savundu
oradan da geçer not aldı daha başlangıcı var ta başından itibaren ben konuyu biliyorum işte ingilizce sınavına girdin tus mu diyorsunuz ona tus'a girdi bilmem neye girdi öğretim görevliliği yaptı bilmem ne yaptı sırf doktor ünvanını almak için adamın 5-6 yılı gitti kaç yıl 6 yıl var mı 6 yılı gitti adamın doktor ünvanını almak için daha doçentlik ünvanı almak için uğraşacak profesörlük ünvanı almak için uğraşacak ya kolay mı yok bu arkadaş meali okuyacak gidalim olacak ya bu ayet-i kerime neye indirilmiş niçin indirilmiş
neden indirilmiş hangi olaya münhasır indirilmiş bu ayet-i kerime müşriklerle alakalı Mekke müşriklerle alakalı Mekke'de indirilmiş bir ayet-i kerime Mekke dini termolojide Mekke onlara dini tebliğ ettiğinde onlar derler ki biz atalarımızın dininden mi dönenlerden olacağız bu kiminle alakalı bir de biliyor musunuz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretenin akrabalarıyla alakalı bakın akrabalarıyla alakalı Cenab-ı Hak ona emretti akrabalarını topla önce onlara tebliğ et önce onlara anlat onların hepsine topladı
hepsine dini tebliğ etmeye başladı onlara yemek verdi onlara yemek verirken onlara dini anlatırken dedi ki ben peygamberim Ebu Cehil orta yere çıktı sen bunun için mi bize yemek yediriyorsun dedi ya sen nasıl bir adamsın mecdunsun delisin sen dedi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir daha topladı meseleyi bir daha anlattı bir daha anlattı bu ayet-i kerime onunla alakalı dediler ki ona ey Muhammed sen bize atalarımızın dininden mi döndürmeye çalışıyorsun biz yıllarca bu atalarımızın dininde duruyoruz
ve mübarek insanlar ve hadis inkarcıları Mekkeli müşrikler için indirilmiş bir ayet-i kerimeyi la la helala Muhammeden Resulullah diyen bir kimse için nasıl söylersin bizim cahil müslümanların bir başkasının üzerine tebbet okumasına benziyor şifa için tebbet okuyorlarmış ya dedim ne şifası bu sen eli kurusun cehenneme odun olsun karısı da o odunları taşısın taşları taşısın diye okuyorsun dedim öyle mi okuyorsun Mustafa Efendi dedi ya mübarek insanlar bilmeden okumayın dedim ya şifa için tebbet okuyor Kur'an şifamış
diyor ya mübarek insan dedim fatihe oku bir müslümana tebbet okunur mu bu da ona benziyor o müşriklere de Allah'ın indirdiğine uyun dediklerinde onlar diyorlar ki biz atalarımızın dinini bırakıp senin dinine mi geleceğiz sen kimsin ki daha dün geldin bu hesap ya sen bu ayet-i kerimeyi sen müslümanlara söylüyorsan bir gerçekten senin Kur'an bilgin yok iki ayet-i kerimenin kime indirildiğini bilmiyorsun üç ayet-i kerimenin mekki mi medeni mi olduğunu bilmiyorsun bilmiyorsun bunları ya biliyorsun ilmi gizliyorsun bir müslümana
söylenecek bir ayet-i kerime değil bu bir mümine söylenecek bir ayet-i kerime değil bu kardeş benim atamın dini yok ki ben müşrik çocuğu değilim benim atamın dini yok ki senin atanın dini varsa söyle bana benim atamın dini müslüman ben müslüman bir anne babadan doğmayayım benim dedelerim de müslüman nenelerim de müslüman ölçümü değil ama benim atam müslüman ceddimin ceddi onun ceddi onun ceddi gidebildiğim yere kadar müslüman seni atan kim bu bir müslümana söylenecek bir şey değil müslüman kimse der ki kardeşim ben
müslümanım ya Allah'ın dinine uyuyayım bana nasihat et söyle haramları söyle helalları söyle ben de uyuyayım ya bitti beni neden müşriklere inmiş bir ayet-i kerimeyle karşılık veriyorsun demez mi bir müslüman der bu ayet-i kerime bana söylenmiş olsa ben derim ki kardeşim sen beni müşrik mi gördün ya sen beni kafir mi gördün sen beni dinsiz mi gördün beni ateist mi gördün beni putperest mi gördün ben hangi atı dinini savundum sana ben Kur'an sünnet diyorum hakikati Muhammed'e de de Kur'an'da da sünnette de yeri var
işte ayet-i kerimeye söyledim alemlere rahmet olarak gönderilmiş bir peygamber ayetle sabit mana tamamlandı bütün alemlere rahmet mana tamamlandı hakkında hadisi kudsi var mı var hakkında hadis-i şerif var mı bu manada var bakın hakkında hadisi kudsi var mı var levlaka levlak hadisi kudsi levlaka levlakı destekleyen bu noktada ana kök olarak alemlere rahmet olarak gönderilmiş bir peygamber var mı evet alemlere rahmet bir peygamber ayet-i kerime bu alemlere aleme değil hazreti peygamber sadece dünyalık değil sadece ahiretlik
değil alemlere sayadı alemlere alemlere aklın yeter mi yetmez kalbin de yetmez aklın yetmediği gibi manan da yetmez senin neden manası kıtsın sen neden manan hiç yok sende nereden bileceksin hadis inkarcısısın çünkü bilmezsin mana sana kapalı evet hadis inkarcılarına mana kapalıdır evet açık açık söylüyorum hadis inkarcım evet manası kapalıdır bu ayet-i kerime de tekrar söylüyorum bunu orada burada söylüyorlar çünkü önüne gelen söylüyor bu ayet-i kerime ataların işte onlar Allah'ın indirdiğine oyun derseniz derler
hayır biz atalarımızın dininin üzerinde olacağız benim atamın dini yok Kur'an ve sünnet hakikati Muhammediye meselesi de Kur'an sünnette var o zaman bu hadis inkarcıları bunları söylüyor bu ayet-i kerimeye söylüyor evet Allah'ın indirdiğine ineceğim namaz kılıyor musun Allah'ın indirdiğiyle hükmeteceğim namaz kılıyor musun hayır güm öldüreceğim seni ne yapacaksın ses yok Allah muhafaza eylesin sıkıntılı bir şey evet doğrusu hangisi siz karar verin başlayalım bunu önümüzdeki hafta başlayacağız saat 23.19 şuradan bir giriş
yapayım peygamber de tıpkı diğer insanlar gibi birer beşerdir kef ayet 18 110 evet doğru diğer insanlar gibi yaratılışta beşerdir yaratılışta beşerdir vücut olarak yaratılışta beşerdir ama o hiç heva ve hevesinden konuşmadı ne söylediyse hak ve hakikatten söyledi Allah'ın istediğini söyledi evet yaratılışta beşerdi ama o attığında o atmadı Allah attı o öldürdüğünde Allah öldürdü bunu başka bir beşer için söylüyorsa kabul edeceğiz 23.20 selamun aleyküm
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.