Üstad Mustafa Özbağ

Karabaş-i Veli Tekkesi - 22 Haziran 2013

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 23 Haziran 2013 · 1:19:42

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayır etsin inşallah, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. 17 yaşında bir bayanım, yeni işe girdim, ilk aldığım maaşınla 3 kişiyi doyurup, param bereketli olsun dediler. Daha maaş almadım, doğru mudur, caiz midir? E insan birisine yemek yedirirse, Allah ona bereketlendirir, 1'e 10 verir, en az verdiğinde. Öyle olunca, illaki ilk maaşından işte 3 kişiyi yedir, 5 kişiyi yedir değil, cömertli olmaya çalışın. Allah cömert olanları sever, Allah 1'e 10 verir, en az, 1'e sayısız verir. Allah cümle Ümmet-i Muhammed'e, 1'ine sayısız versin inşallah. Boy abdesti alırken, boy abdestine niyet edip, önce namaz abdesti, sonra boy abdesti almak gerekiyor.
Yoksa önce boy abdesti, sonra namaz abdesti mi alınmalı? Gusül abdestinin, Hanefilerce farzı 2, Şafi, Maliki, Hanbelilerce farzı 3'tür. Hanefiler demişler ki, burna, ağza su vermek, ikisini bir uzuv yerine koymuşlar. Ve bedenin, vücudunun hepsini yıkamak. Şafi, Maliki, Hanbeli imamları da, onlar da demişler ki, ağza, burna, yani üşlemişler.
Bütün vücudu yıkamak demişler. Bir kimse, bu farzlarını riayet ederekten gusül abdesti alsa, bütün dini vecibelerini yerine getirir. Bu yeterlidir. Fakat bunu gusül abdestinin sünnetleri bahsinde okuyabilirsiniz. Gusül abdesti sünnetiyle, müstabıyla, mendubuyla, eğer tam teknik böyle işte ben Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gibi abdest alacağım diyorsa bir kimse, bu sefer o kimse önce edep yerlerini yıkar.
Edep yerlerini yıkadıktan sonra abdeste, yani gusül abdestine niyet eder. Önce ağzına üç sefer su verir, sonra burnuna üç sefer su verir, sonra kollarını yıkar, başını mest eder, kulaklarını mest eder, sonra sağını, sonra solunu, sonra başından aşağı yıkayaraktan abdesti bitmiş olur. Banyodan çıkarken de ayaklarına su, soğuk su döker, böylece gusül bütün her şeyle tamam olmuş olur. Ama bir kimse gusle niyet etse, ağzına burnuna su verse, bütün vücudunu yıkasa, ona bu da yeterlidir. O yüzden böyle işte namaz abdesti gibi önce abdest almazsan namazın olmaz veya guslün sonuna öyle bir abdest alacaksın namazın olmaz. Bunlar halk içerisinde teknik bir bilgi olmaksızın bilinen şeyler. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki, insanların en hırsızı namazdan çalandır.
Nasıl çalar ya Resulullah denildiğinde rüku ve secdeleri tam yapmaz. Namazı tadili, erkana riayet etmeden çabuk çabuk kılar teberani. Bu hadisi yazmanın nedeni cemaatte yakınımda olan ve namazı çok hızlı kılan bir abim var. Bunu direkt ona söyleyip belki kırarım endişesiyle sizin bu hadisi abilerimize, kardeşlerimize hatırlatmanızı arzuladım. Allah razı olsun. Namazda tadili erkan vacip hükmündedir. Tadili erkan'da bir kimsenin en az bir sefer subhane rabbiyel azim diyecek kadar rükuda durması, secdede en az bir sefer subhane rabbiyel ala diyecek kadar durması namazın farzlarındandır. Bir tahiyyat okuyacak kadar oturması namazın farzlarındandır.
Bazıları dili çeviktir. Fatiha'yı, zam-ı sureyi çabuk okuyabilir. Devi çevik olanlar, bizim nazarımızda deriz ki hemen şıpşak namazı kıldı. Dili çeviktir onun. Kimisi benim gibi kaleti düzgün değildir. Yani okuması düzgün değildir. Yavaş yavaş okuyacağım diye uğraşır. O yüzden normalde sakın öyle yavaş yavaş okuyacağım diye uğraşanı amma takvalı namaz kıldı, çabucak kılanı da amma takvası bozuk diye hükmetmeyin.
Bir kimse farzları yerine getiriyorsa üzerine olan vazifeyi yerine getirmiştir. Onu eksik görmek bizim hakkımız değil. Onu eksik görmek din noktasında bizim işimiz değil. Allah bizi affetsin. Tekkemizin kubbesinde yazan rakamların anlamı nedir? Zannediyorum o burada şey olması lazım. Tekkenin yapılış tarihi olması lazım.
Hocam sen ne hazırladıysan biz onu istiyoruz. Evliyalardan, peygamberlerden, Kur'an'dan cahil cahil sorular soruyorlar. Bana karışmayın demezseniz onları televizyonlardaki, camilerdeki hocalara sorsalar olmaz mı? Yani burası bütün umuma ait bir yer. Herkes, burada da sorular sonuçta sorulu cevaplı ben sufi hayata geçtiğimden beri böyle bir yol izlendi bizde.
Ben yaklaşık Allah affetsin 24-25 yıldan beri aynı şekilde sorulu cevaplı sohbetlere devam ediyoruz. Usul kaide böyle oturdu. Usul kaide böyle oturunca bunu böyle ortadan kaldırmayı da çok istemiyorum. Çünkü insanlar güncel meseleleri, günlük meseleleri soruyorlar. Kafalarına takılanları soruyorlar. Din nasihattır. Onun kafasında takılan bir şey vardır. Bir başkası bir başkasına sorduruyor. Bunların hepsi de lazım. Bir şeyi hazırlayıp sunmak da hoş bir şey. Ama ve lakin o zaten camilerde oluyor ya. Cuma sohbetlerine çıkan vaiz efendiler. Bir konu hazırlayıp çıkıyorlar. O yüzden o konuyu orada anlatıyorlar. Ama memleketimizde yaşayan insanların günlük meselelerle, günlük hadiselerle ilgili olması, onun diri tarafını sorması hoş bir şey.
Ve günceli yakalaması, gündemi yakalaması hoş bir şey. Bundan rahatsız değilim. İnşallah Cenab-ı Hak ömür verdiği müddetçe böyle devam edeceğiz. Bu noktada evet kardeşler belki de arzu ederler ki işte böyle bir konu üzerinde devam etsin. Ama vakit fırsat kaldığında konumuz var. Meslevi okumaya devam ediyoruz. Bu mekanın, bu yerin özelliği de o. Burası bir mevlevi tekkesi. Burada da bütün sufi tekkelerinde eskiden beri gelenek aynıdır. Soru sorar sufiler. Soruya cevap vermekle mükellef olan kimse sorulara bildiğince cevap verir. Bilemiyorsa haftaya öğrenir gelir. Bir şekilde sohbetler öyle devam eder. Aynı zamanda da muhakkak bir konu vardır.
Böyle bir günlük ders takip edilir. O ders de muhakkak takip edilir. Evli karı koca olan bir çift, kadın kocasının her dediğini yapmakla dine mecbur mudur? Maruf olandadır. Yani iyi de, güzel de, doğru da, Kur'an ve sünnet dairesinde bir kadın erkeğin dediklerini yerine getirmeye gayret edecek. Gücünün yettiğince. Erkek de eşinin dediklerini yerine getirmeye çalışacak. Gücü yettiğince. Burada şöyle bir algı var. Yani sadece bundan kadınlar sorunlu, erkekler sorunlu değil. Yani erkek eşinin dediklerini yerine getirmeyecek. Eşinin isteklerini göz ardı edecek. Eşinin görüşünü göz ardı edecek. Eşini yok hükmünde görecek. Böyle bir din algısı, böyle bir din anlayışı yok.
Erkek de kadın da birbirlerine Kur'an ve sünnet dairesinde dinlemeye, birbirlerinin ihtiyaçlarını görmeye, birbirlerine marufu, iyiyi, güzeli, doğruyu, tavsiye etmeye hakları var. Ben erkekim, dileğimi yaparım. Bu İslam değil. Ben kadınım, istediğimi yaparım. Bu İslam değil. Ne feminist düşünce, kadınlar özgürlüğü, sınırı yoktur. Hiçbir şey dinlemezler. Ne de ataerkil bir düşünce. Erkekler özgürdür, istediğini yaşarlar. Kadınlar hiçbir şey diyemezler. İslam bu noktada durmaz. İslam dini orta bir dindir. En az erkek kadar kadının da hakkı vardır evde.
Evlilikte en az erkek kadar kadının da hakkı vardır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, eşleriyle iyi geçinmeyi şart tutmuş. İyi erkek eşiyle muamelesi düzgün olan insanlar. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hiçbir eşine bir fiske vurmamıştır. Hiçbir eşine hakaret etmemiş. Hiçbir eşini ezmemiş. Hiçbir eşini ikinci sınıf vatandaş gibi tutmamıştır. Hatta hac için yola çıkıp geri döndüklerinde Hz. Zeynep annemizin iştah adına uymuştur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gelir çadırın içerisine çok sıkıntılı. Hz. Zeynep validemiz sorar ne oldu ya Resulallah? Der ki geri döneceğiz ama sahabe geri dönmek istemez çünkü.
Sahabenin içerisinde şahin kanat vardır bugünkü dille. Hz. Ömer efendimizin başını çektiği ve bilhassa Mekke'ye girip gerekirse savaşılıp o haccın, ömrenin yapılmasını isterler. Oysa Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bunu erken görür daha. Geri dönmek ister. Bu sefer bir sıkıntı olacak. Hz. Zeynep validemiz iştah eder. Der ki ya Resulallah sen çık kurbanını kes, tıraşını ol, ihramdan çık. Onlar yavaş yavaş seni takip ederler. Seni taklit ederler. Bu mesele biter der. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri çadırından çıkar. Bismillah kurbanını keser. Saçlarını tıraş eder. İhramdan çıkar. Ve sahabeler yavaş yavaş yavaş bunu yapmaya başlar.
Bu şimdi ümmetin içerisinde sünnet olarak kalır. Ve fıkıh çıkarırlar buradan. Zalim bir kimse haccı engellese. Hac yapamazsanız dese. Türkiye'deki Müslümanlar hacca gitmek istiyorlar. Bunun için ne lazım? Niyet lazım. Niyetlendi. Çıktı yola. Ne lazım? Pasaport lazım. Pasaportun da aldı. Çıktı yola. Gitti sınıra kadar. Sınırdan seni geri çevirdiler. Müsaade etmiyorlar. Hemen kurbanını, tıraşını, ihrama gireceksin ama. Tıraşın oldun, yürüdün.
Haccın haç. Cenab-ı Hak haç yapmış gibi sevap verecek o kimseye. Hac yapmış gibi. Düşünebiliyor musunuz? Sıra bekleyen kaç kişi var Türkiye'de? Yüz bin kişi var. Yüz on bin kişi. Sadece iki bin yediden bekleyen on beş bin kişi var. Yüz kusur bin kişi haç sırası bekliyor. Yüz bin kişinin ihramlanıp yola çıktığını düşünebiliyor musunuz? Yüz bin kişi.
Nereye gidiyorsun? Hacca. Ya yasak. Ya yoldan da mı geri dönemem? Yasağı koyanlar düşünsün. Şimdi adım provokatör olacak yine. Beş tane ağaç için ortalığı yıktı millet. Siz yıkmayın. İhramlı ne demek biliyor musunuz? Bir kimse ihramını giydiğinde şunu diyor. Ey beni yaratan Allah'ım. Ey malikül mülk olan. Ey kudreti kuvveti elinde tutan. Sen beytimi tavaf edin dedin, emrettin. Ben de senin emrine uyumaya karar verdim.
Ben bu emri duydum. Yola çıktım. İhramımı giydim. Ben bu ihramı giydikten sonra senin ne bir sineğini, ne bir böceğini, ne bir yeşil otunu, ne taşını, ne toprağını, gözümünün gördüğü görmediği hiçbir şeye zarar vermemeye karar verdim. Ben aç kalsam dahi hayvanlara zarar vermeyeceğim, avlanmayacağım. Ben aç kalsam dahi av hayvanını dahi göstermeyeceğim kimseye. Ben ne bir kurta, ne bir kuşa, ne bir yılana, ne bir çiyana, ne bir balığa, ne bir böceğe, ne bir sineğe, ne bir sivrisineğe, ne bir arıya, ne bir taze ot yaprağına, ne gülün dikenine, ne kuru dikenine, ne pıtrağına. Hiçbir şeye zarar vermemeye ve melekut alemine geçmeye hazırım ya Rabbi.
Ben bu alemden sıyrılmaya, ben ötelere kanat çırpmaya hazırım ya Rabbi. İhramımı giydim. İhramına niyet ettin. Lebbeyk, Allahümme lebbeyk dedin. Yürüdün. O saatten sonra slogan atmak. O saatten sonra zarar vermek. O saatten sonra ibadetin dışında bir şey düşünmek yok. Devamlı zikir, devamlı tesbihat, devamlı ibadet, devamlı murakebe, devamlı tövbe, devamlı Allah'la alışveriş. Çık yola.
Nereden geri döndürürlerse, seni geri döndüren zalimin, zalimin, zalimin zalimidir. Bitti. Nereden geri döndün? Hatta sünneti işte. Yanına bir tane de kurbanlık koyununu al. Yürü, onunla beraber. Çobanlık yap. Bütün peygamberler yaptı. Hayvanını taşı yanında. Ona yedir, ona içir, ona eziyet verme. Onu sürükleme. Onunla boynuzunu kırma, gözünü çıkarma. Kulağını kırpma onun. Onu can bil. Kendi canından kıymetli bil. Yürü, yürü öyle. Yürü, haç, farz. Evet. O yüzden meseleyi toparlıyoruz.
Eşiniz de iyi geçinin. Mü'min her an ihranlı gibi olmalı. Sufi, her an ihranlı gibidir. İhranlı. Ne diyor hadis-i şerifte? Mü'min odur ki, canlı varlıklar canlarından emin olurlar. Müslüman neydi? Müslümanların dilinden emin olduğu kimseler. Kime Müslüman diyeceğiz? Bir başka Müslüman onun dilinden emin. Yani, diyecek ki, Ahmet, benim gıybetimi etmez, dedikodumu etmez, iftiramı etmez, bana yalan söylemez, beni aldatmaz, beni kandırmaz. Dilinden emin. Müslüman ona denir.
Kimmiş Müslüman? Dilinden emin olunan insan. Mü'min kimmiş? Canından emin olacaksın onun yanına gittiğinde. Bir kuş canından emin olacak, sinek canından emin olacak. Gelecek bir güzel, rahat rahat senin yanağına konacak. Sen ancak kovabilirsin. Kovman da başkaları için. Yalnız kaldığında sineği de kovma. Ürkütme. Ürkütme hayvanı. Bir canlıyı ürkütme. Bir canlıyı aldatma. Bir canlıyı korkutma. Sufi. Allah bizi onlardan eylesin. Öyle olunca, bir erkeğin eşine davranış biçimini siz çıkarın şimdi. Öyle olunca bir kadının kocasına davranış biçimini siz çıkarın.
Ben daha ilerisini söylüyorum. Erkek bu senin hakkın değil mi? Bu benim hakkım deyip de kadına zorla yaptırma. Yaptırma zorla. Zorla bir şey yapacakmış. Yapmasın. Aman zorla ne çay getir ne çorba getir. Ne yemek yap ne ütümü yap. Hiçbir şey yapma zorla yapacaksan. Ben söyledikten sonra yapacaksan hiç yapma. Hiç yapma. Kadın aracak olduktan sonra, bey akşama gelirken şunu getir, bunu getir, bunu getir. Adam hiç getirmesin. Adam arasın.
Selamun Aleyküm Aleyküm Selam. Veya evden çıkarken desin, hanım akşama gelirken bir şey lazım mı? Var yok, önemli değil. Bu parayla pulluğa alakalı iş değil. Kadın da eşinin durumunu, konumunu gözünün önüne getirsin. Desin ki 250 gram şeker lazım. Veya eve şeker mümkün olursa getirirsen iyi olur. Mümkün olursa çay getirirsen iyi olur. Mümkün olursa bir bak ekmek alabilirsen iyi olur. Dil, dil. Bu sevgi dil olacak inşallah. Evlilikte erkeğin eşine olan görevleri yapması gerekenleri bize anlatır mısınız? Mesela evli çift erkeğin babası olmuş, oğlu eşine anneme yardım et diyor. Eş yapamayınca günah mıdır?
Eşi çalıştığı halde onu zorlaması günah değil midir? Hocam ne olur yardımcı olun. Dert var bir yerde. Babası ölmüş olacak herhalde. Erkeğin babası ölmüş, oğlu eşine anneme yardım et diyor diyor. Herhalde öyle olacak. E tabi bunlar normalde şimdi aslında dinen bunlar caiz değil. Bir erkeğin hele çalışan bir kadına fazla bir şeyler söylemesi, fazla bir şeyler yüklemesi biraz zor.
Kaldı ki bunları bana sorarsanız aldanırsınız hep. Bunu fıkıh kitabından okursanız fıkıh kitaplarında der ki işte kadın evinden sorunludur, şunudur, bunudur söyler bunları. Sufiler bunlara böyle bakmazlar hiç. O yüzden sufilere kızarlar. Ya ben eşime anneme bak diyeceğim. Hayatta demem. Ben eşime anneme yardım et diyeceğim. Hayatta demem. Demedim ben hiç. Bunları bana sorarsanız zarar edersiniz hep. Hayatta demem.
Ben kendim de dahil ben hasta olacağım bana bak diyeceğim. Hayatta demem. Bana ıhlamur kaynat. Hayatta demem. Bana çay demle. Hayatta demem. Siz beni sert otoriter birisi zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Hayatta söylemem. Hayatta. Bunları bir hak olarak görmem. Din vermiş hak olarak. Erkeklerin en fazla kullandığı şeyler vardır böyle işte. Benim yat dediğimde yatacaksın, kalk dediğimde kalkacaksın. Otur dediğimde oturacaksın. Dinli kitaplarda bunlar yazar. Hakkı mı adamın?
Hakkı. Sufi algısı farklıdır. Hiçbir hakkım yok benim. İstemiyorsan evde de kalmayayım. Selamun Aleyküm Aleyküm Selam. İstemiyorsanız burada da oturmayayım. Selamun Aleyküm Aleyküm Selam. Bu benim hakkım demek. Bu biraz böyle bana sert geliyor. Allah bizi affetsin. Ben antidepresanlar kullanıyorum. Bazen ne yaptığımı bilmiyorum.
Yaptıklarımı hatırlamıyorum. Bazen yaptıklarıma günah yazılır mı bana? Bilmediğin zamanlardan günah yazılmaz. Ama sorumlu değilsin demek ki. Yani antidepresan kullanmak, psikolojik problemleri var demek. Bir arkadaşımız ben rüyamda şeytan gördüm demişti. Rüyada şeytan görülür mü? Görülür. Görülürse ne yapılır demiş. Ev yüzü besmele çekilir. Çocuklarda oruç tutmak kaç yaşından sonra tutulur? Çocuklara orucu alıştırın. Kaç yaşında alışırsa, başlarsa o yaşta başlar. İlla ki çocuk bali olduğunda oruç tutacak diye bir kaydı yok. Bali olduğunda farz. Ama çocuk bali olmadan da örneğin işte ortaokul ikinci sınıfta da orucunu tutabilir.
Hayır, erkek bayan hiç önemli değil. Kırk senedir bu mahallede oturuyorum. Perşembe geceleri aşağıya gelemiyorum. Nüsait anlamadım, mesaiye kalıyorum. Sizden ilk ders almak istiyorum. Yüce Rabbim izniniz ve dostlarınızla olsun. Amin. İnşallah. Ben bazı ilaçlar kullanıyorum. Hem de ağır bir işte çalışıyorum. Oruç tutamayıp her gün için parasını versem durumum ne yapmalı? İlaç kullanıyorsan olabilir. İlaçlar devam ediyorsan ve devam edilecek ilaçlarsa olabilir. Son iki üç aydır başımızdan kazalar, belalar eksik olmuyor. Yarın kandil, lokma yapıp dağıtsam hayırlı olur mu?
İnşallah. Oruçlarda oruç tutamıyorum. Tutmasam günah olur mu? Günah olursa ne yapmalıyım? Ramazan orucunu kasten tutabilecek halde terk eden bir kimse günahı kebar işlemiş olur. Psikolojisi bozuk olana zikir iyi gelir mi? İnşallah. Neden gelmesin ki? Hocam def ile zikir yapılması çalgı aletiyle ne kadar uygun? Haram değil mi? Def ayrı bir şeydir. Def ile zikir olmaz. Doğru. Deften anladığınız ne biliyor musunuz? Kenarında zilleri olan, oynattığınızda çıkır çıkır çıkır diye ses getiren şey. Bizim burada şu mazharı kaldırır mısınız? Kaldırır mı?
Evet. Bunun adı mazhardır. Bu def değildir. Bakın göster içinde onun. Görüyor musunuz? Bunda zil yok. Bunun kenarlarında o kasnağında zil olursa bu def olur. O zaman o def çalgı aleti hükmüne yani nefsi uyandıracak çalgı aleti hükmü olur. Bu böyle hiç zilsiz olduğundan buna mazhar denir.
Bunun bu yerde oturanı var ya ona da gudüm denir. Bunlar caizdir. Bunlarla zikrullah yapmak da caizdir. Arkadaşla tartışmıştık. Bence Allah'ı zikretmek def ile doğru ona sözlü ve yazılı nasıl ikna edebilirim? Süleyman Uludağ Hoca Efendi'nin doçentlik tezi var. Musiki ile alakalı, eğlence ile alakalı. Oradan okuyabilirsiniz. Eğer evlilik kader ise, bütün hayat kader, zerreden küreye Cenab-ı Hak bildiğini yazdı. Kader olmayan ne var ki? Yani kiminle evleneceğimizi belirleyemiyorsak, hayır siz belirliyorsunuz kimle evleneceğinizi. Bu yanlış inanışa aldanmayın.
Kim kiminle evlenecek kendisi belirliyor. Cüz iradesiyle. Babasına bırakmış iradesini, babası belirliyor. Onda da cüz irade var. Annesine bırakmış, annesinde cüz irade var. Bunu din olarak ben öyle bir kimsenin evliliğinin, Allah'ın cebren, sen bundan evleneceksin dediğine inananlardan değilim. Eğer öyle bir şey olsaydı, hadis-i şerifte nikah dört şey için yapılır, siz dindar olanı seçiniz demezdi.
Nikah dört şey için yapılır. Dini için. Malı mülkü için, güzelliği için, nesebi, soyu sopu için. Siz dindar olanı seçiniz. Aklınız var. Dindar olanı seçeceksiniz. Dindarlıktan kasıt ne? Güzel ahlak. Bu cüz-i iradenin işi. Aklımız var. Aklımızı kullanmakla emredilmişiz. Mükellefiyetlimiz aklımızdan dolayı. Az önce diyor ki benim psikolojik sorunlarım var. Psikolojisi bozuk. Psikolojisi bozuk ve diyor ki ben bazı şeyleri ne yaptığımı bilmiyorum. Ona da diyorum ki senin psikolojin bozulduğunda ne yaptığını bilmediğin an geldiğinde yaptıklarından sorumlu değilsin.
Bunun halk dilinde ne bunu deli. Aklı gelip gidiyor o kimsenin. Aklı geldiğinde sorumlu, aklı gittiğinde sorumlu değil. Aklı gitti. Kaç gün öyle yaşadı? On gün yaşadı. On gün aklı gitmiş bir vaziyette yaşadı. Sorumlu değil. Namazlarını daha iade etmeyecek. Aklı giden sorumlu değil. Uykuda uyuyan sorumlu değil. Unuttuğundan sorumlu değil. Unutmuş. Nasıl unutursun ya unutmuş? Ya nasıl unutursun ya unutmuş?
Sorumlu değil. Bunun gibi bir kimse seçmekten sorumluysa onun mükellefiyetini üzerinde taşıyor. Siz dindar olanı seçiniz. O zaman dindar olanı seçmekle mükellefsin. Tavsiye var. Belirleyemiyorsak neden evleneceğimiz kişileri iyi seçmemiz gerektiği emri olundu? Biz elimizde olmasaydı, kiminle evleneceğimiz yani seçme hakkımız olmasaydı böyle bir şeyin de olmaması gerekmez miydi?
Evet. Bizim evlilikte seçme hakkımız var. Kadının birisi, kızın birisi geldi. Ya Resulallah babam beni nikahlamış. Feshet dedi. İstemiyorum deyince feshet dedi. Ben feshetmek, feshetip de babamı üzmek istemiyorum. Bu bizim hakkımız mı değil mi? Bu sizin hakkınız dedi. Bir kızı istediğiyle evlendirecek bir kimse. Bir erkek istediğiyle evlendirecek anne baba. Makul dairede. Hakkı. Uyuşturucu bağımlısı bir arkadaşım var. Bırakmak istiyor ama bırakamıyor. Ona yardımcı olmak istiyorum. Ne yapmalıyım? Telkinde bulunalım. Tavsiyede bulunalım. Dua edelim ona. O ortamdan uzaklaştırmaya çalışalım. Itırcı dükkanına giden itır kokar.
Yani kokucu dükkanına giden koku kokar. Demirci dükkanına giden is kokar. Uyuşturucu kullanan çevrede yaşarsa bir insan hiç kullanmadıysa bir gün gelir tatmak için kullanır. Onun çayına koyarlar, çorbasına koyarlar. Bir şekilde ona tattırırlar. Uzak durmalı insan. Eğer o uzak durmayı beceremezse Allah muhafaza eylesin. Aynı müptelaya ne olur? Duçar olabilir. Ama böyle bir kimseye yardımcı olacaksak o kardeşi o ortamdan alıp götüreceğiz. Onun o çevresinden, o arkadaşlarından koparacağız. Ümmetim 73 fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan sadece biri kurtuluşa erecektir diyen Peygamberimiz ne demek istemiştir? Açıklar mısınız?
Bunu da Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri açıklamış. Kim Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışırsa, işte o kurtuluşa erer demiş. Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışanlar fırkayı naciye olacak. Yani bir meselede Kur'an'dan hüküm varsa Kur'an'dan, yoksa sünnete Resulullah'tan bir hükme tabi olacağız. Bir mesele var, o meseleye bakacağız. Kur'an buna müsaade etmiş mi? Etmiş. Tamam, helaldir bizim için. Kur'an bunu yasaklamış mı? Haram bizim için. Hazreti Peygamber bunu yasaklamış mı? Sallallahu aleyhi ve sellem yasaklamış. Haram bizim için. Biz ona uymayacağız. Din Kur'an ve sünnettir. Din haramlarla çevrilidir. Din bir şeye haram etti mi? Etmiş. Biz ona ulaşmayacağız hiç.
Yaklaşmayacağız. Bırakacağız, terk edeceğiz. Gerçek dini yaşamak istiyorsanız, Kur'an ve sünnet size yeter. Bizim hoca şunu şöyle dediği, hocanın dediği Kur'an ve sünneti uygunsa uy. Bunun için evine muhakkak hiç olmazsa bir meal al. Git el malının mealini al. Atatürk'ün yazdırdığı meal. Git el malının tefsirini al. Atatürk'ün yazdırdığı tefsir. Aslında bütün Atatürkçülerin okuması lazım. Sadece nutuk okumaları yetmez. Her Atatürkçünün evinde muhakkak el malının tefsiri olması gerekir.
Atatürk öyle bir kimse. Buhari'nin şerhini Atatürk yazdırmıştır. Her Atatürkçünün evinde bir Buhari hadis-i şerif şerhi bulunması gerekir. Atatürk dinsiz değildir. Atatürk gayrimüslim de değildir. Atatürk kafir değildir, gavur değildir. Atatürk mason değildir. Atatürk homoseksüel değildir. Atatürk barcı, pavyoncu değildir. Atatürk'ün zamanında hiç genel evi açılmamıştır. Hiç.
Atatürk dindar bir insandır. Osmanlı terbiyesini almış bir Osmanlı paşasıdır. Kur'an-ı Kerim'i ve Arapçayı ana dili gibi bilir. Osmanlıca ana dilidir. Çok harika sufi terbiyesi ve sufi bilgisi vardır.
Kayıtlarda yok ama umulur ki Atatürk sufidir. Harika mesnevi bilgisi vardır. O yüzden Hz. Mevlana, Celalettin Rum Hazretleri'nin kabri şerifinin başına gittiğinde okur orada bütün güneşler batacak. Senin güneşin batmayacak ebedi diye. Caminin Hz. Mevlana, Celalettin Rum Hazretleri'nin hakkındaki beytini okur. Doğru söyledin der camiden için. Ey pir, senin güneşin batmayacak ebedi der. Yanındaki hemen bakanlara emir verir ve bütün Mevlevi hanelerde, Mevlevi haneler böyle bir müze ama aynı zamanda da semalar başlar. Semaları başlatır. Devri veletler başlanır.
Mevlevi ritüelleri aynen yerine getirilmeye başlanır. O yüzden derler ki Atatürk Mevlevi idi. Zaten Osmanlı'nın klasik, sufi algısı Mevlevilik üzerinedir. Osmanlı'da bir bektaşilik vardır, bir de Mevlevilik vardır. Osmanlı'da başka sufi algısı yoktur. Hatta biz Atatürk için Mevlevi dahi diyebiliriz bu meseleden dolayı. Çünkü Hasan Ali Yücel onun Milli Eğitim Bakanı'dır. Hasan Ali Yücel kendisi Mevlevidir. Harika Neyüvler mesnevi okur Hasan Ali Yücel. Bütün Atatürkçülerin evlerinde muhakkak, muhakkak bakın Atatürkçüyüm diyenin evinde el malı tefsiri olması gerekir. Atatürk'ün bizatihi diyanet işleri reisiyle beraber maddelerini teker teker kendisinin hazırladığı, diyanet işlerine yazdırdığı, emrettiği, kendi el yazısıyla yazdırdığı bir tefsirdir.
Ve el malıdan sonra Cumhuriyet döneminde o kadar hürriyetçi, özgür, dini tam anlamıyla anlatan bir tefsir yazılmamıştır Türkiye'de. Ve el malı sağ olmuş olsaydı, Atatürk'ten sonraki Cumhuriyet döneminde kesin devletin düzenini yıkmaktan, onun başına bir çorap örerlerdi. E Buhari tercümesi var Atatürk'ün. Muhakkak evinizde bulunsun Mustafa Özbağ burada bir şey söylüyor. Gidin bakın açın okuyun oradan doğru mu değil mi? Bana Atatürkçülük taslayan bir emniyet görevlisine sorguda onu dedim. Sen Atatürkçü müsün dedim ben evet dedi. Var mı evinde el malının tefsiri dedim ben. O ne dedi. Atatürk'ün yazdırdığı tefsir dedim. Kaldı.
Biliyor musun dedim Atatürk'ün yazdırmış olduğu Buhari şerhinden dolayı ben dedim savcılıkta soruşturma geçirdim dedim. Alın Atatürk'ün yazdırdığı el malı tefsirini, istediğinizi okuyun ondan. Alın Mesnevi'nin şerhini, Mesnevi'yi, istediğinizi okuyun ondan. Atatürkçülüğe aykırı değil. Aykırı olsaydı Atatürk açtırmazdı. Bana soruyorlar Atatürk hakkında ne düşünüyorsun? Atatürk hakkında ne düşüneceğim? Senin hakkında düşünüyorum. Nasıl yani? Sen Atatürkçüyüm diyorsun, yalan söylüyorsun, yemin ediyorsun, gıybet ediyorsun, dedikot ediyorsun. Atatürkçüyüm diyorsun, hırsızlık yapıyorsun. Atatürkçüyüm diyorsun, fuhuş yapıyorsun.
Atatürkçüyüm diyorsun, kumar oynuyorsun, oynatıyorsun, faizde iştik hal ediyorsun. Soruyorum Atatürkçüyüm. Atatürk faizci miydi? Hayır. Bu faizdi bu memlekette. Atatürk İMF'ci miydi? Hayır. Bu İMF ne memlekette? Atatürk mü getirdi gaz tenekelerini Türkiye'de sattı? Atatürkçülük adında yapılıyor ne yapılıyorsa.
Atatürkçülük adına. Atatürk'ün hanımı da annesi de Feraceli. Atatürk'ün hanımı, Nakşibendi Sufisi. Atatürk'ün hanımı, Nakşibendi Sufisi. Kendisi Nakşibendi tarikatına mensup. Fransızcayı Anadolu gibi biliyor. Osmanlıcayı Anadolu gibi biliyor. Arapçayı Anadolu gibi biliyor. İngilizceden anlıyor. Almancadan anlıyor. Atatürk'ün hanımı. Feraceli, donsuz değil, bikinili değil, başı açık değil. Hadi Atatürkçüm diyenler, eşlerinizi Atatürk'ün hanımı gibi giydirin.
Atatürk hanımının başını açtı mı? Başındaki çarşafı aşağı mı çekti? Enteresan bir memlekette yaşıyoruz. Bazen gülüyorum. 28 Şubat'ta çok gülmüştüm. Güldüğüm şuydu. Sütçü İmam Üniversitesi'nde çocuklar, kapalı öğrenciler üniversiteye katılmıyor. Kendi kendime hem güldüm hem üzüldüm. Allah Allah dedim ya. Bu insanların tarih bilgisi yok herhalde. Sütçü İmam, bir Fransız askeri, Müslüman bir kadının başörtüsünü çekti diye vurur onu. Sütçü İmam kimmiş? Fransız askeri, Müslüman bir kadının başörtüsünü aşağı çekti diye ilk kurşunu çeken adam. İyi.
28 Şubat'ta üniversitenin önünde genç kızlar başörtüsünden dolayı içeri katılmıyor. Hangi üniversite? Sütçü İmam Üniversitesi. Sütçü İmam Fransız'ı vurmuş, Fransızlar yapamamış, bizim içimizdeki Fransızlar yaptı. Rüyada Peygamber'e seslenmek ne anlama gelir? Muhteşem. Bir yakınımızın çocuğu iki yaşında önceden konuşabiliyordu, şu an konuşamıyor. Bir hoca bunun için bir dua var demiş. Böyle dua var mı ve hangi dua? Ah ben o kadar alim değilim ki kardeş ya. Hele o hocaların dilinden hiç anlamıyorum ben. 170. Beyt hangi mahallede diye sordu. Kız köprübaşı semtinde dedi.
Köprübaşı semtinde. Gatfer mahallesinde dedi. Hekim tezce hastalığın sebebi nedir anladım. Seni kurtarmada büyü gibi hünerler göstereceğim. Sevin, taslanma, emin ol ki yağmur, yeşilliğe ne yapıyorsa ben de sana onu yapacağım. Senin gamını ben yerim. Sen gam yeme. Seni yüzlerce babadan daha fazla esirgerim ben. Sakın ha sen sen ol. Bu sırrı kimseye söyleme. Padişah senden bunu soruşturur. Pek arar. Araştırır ama Sen gizle. Sırrın gönülde kaldıkça Dileğin daha da tez meydana gelir dedi. Bu kelimelerin üzerine yan baştaki bu köprübaşı semti.
Demek ki böyle bir semt var. Köprübaşı. Bir köprünün başı. Bu sırat köprüsü olabilir. Bu hayat köprüsü olabilir. Bu yanlışlıkla eksikliğe gidilecek olan yolun başı olabilir. Bu o esnana kadar yaşamış olduğun hayatın bir dönüm noktası. Bir şeyin başı olabilir. Bazen hastalıklar yeni bir hayatın başlangıcıdır. Bazen yanlışlıklar, eksiklikler, noksanlıklar yeni bir sayfanın başlangıcıdır. Bir rahatsız olur o kimse, iki üç gün yatar ya başı ağrır, kulağı ağrır, midesi ağrır. Bir rahatsızlık yaşar. Evinde üç dört gün yatar, sıhhatin faydasını, kıymetini görür. Der ki sıhhat büyük hazineymiş. Bazen insan bir problem yaşar, elinde nimetlerin kıymetini bilir.
Bazen insan bir yokluk yaşar, varlığın kıymetini bilir. Onda bir hikmet vardır. O yüzden olaylara bakarken hikmet gözüyle bakın. Ondan bir hikmet çıkarın. Ondan bir hisse çıkarın. Ondan bir tecrübe çıkarın. Ondan bir bilgi çıkarın. Ondan kendinize bir resim çıkarın. Dönün sonra o resime tekrar bakın. Dönün sonra o bilgiye tekrar bakın. Muhakkak ondan bir şey çıkartmanız gerekir. Ondan bir şey çıkarıp not almazsanız, hayatı boş boş yaşarsınız. Geçmişte yaşadıklarının gözünün önünden geçir. Geçmişte yaptıklarının gözünün önünden geçir. Nerede hatalar yaptığını anla. Nerede eksiklikler yaptığını anla. Ondan kendine bir ders çıkar.
Ondan kendine bir hikmet çıkar. Hayatı hayvanca yaşama. Ot gelip saman gitme. İnsansın. İnsanı kamil olarak bu dünyadan göç. İnsansın. Allah'ın halifesine yakışır bir şekilde bu dünyadan göç. İnsansın. Mümin olarak son nefesini vererekten bu dünyadan göçmeye gayret et. O zaman yaşadıklarını not al. Yaptıklarını not al. Günlük hayatını not al. Sufi, anlık hayatını not alır. Ben bir saat önce ne yaptım? Ben yarım dakika önce ne yaptım? Ben bir an önce ne yaptım? Ay bir an önce tevhid çekmemişim. Az önce boşa geçmiş ben. Ben o esnada ne işle meşguldüm? Eğer iaşe'ni temin etmek için bir işle meşgulken Allah'ı zikredemediysen o işle iştigal etmen zikirden sayıldı.
Bir namazdan bir namaza niyet ettin. Ortasında da günah kebal işlemedin. İbadetten sayıldı. Öbür türlü gaflete düştün. Her anını, her dakikanı, her saniyeni ibadetle geçirmen gerekir. İbadet ediyormuşsun gibi yaşa. İbadet içindeymişsin gibi yaşa. Namaz kılarken gıybet ediyor musun? Namaz kılarken yalan söylüyor musun? Namaz kılarken iftira ediyor musun? Namaz kılarken içki içiyor musun? Namaz kılarken kumar oynuyor musun? Namaz kılarken zina ediyor musun? Namaz kılarken bir kalp kırıyor musun? Namaz kılarken bir gönül incitiyor musun? Namaz kılarken bir fitne çıkarıyor musun? Namaz kılarken annene babane ağası oluyor musun? Namaz kılarken Allah'a şirk koşuyor musun?
Devamda namaz devamlı, namazda olmak bu. Günlük hayatını namaz kılıyormuşçasına yaşaman. Namaz kılarken gözlerini fildir feş dolaştırıyor musun? Hayatı namaz kılıyormuşçasına yaşamak. İşte diyor, ona sordu, köprü başında. Hayatı köprü başında gör. Hayatını köprünün başında görürsen yolunu seçeceksin çünkü. Yol ayrımındasın. Her an kendini yol ayrımında gör. Her an kendini yolun başında gör. Köprünün başında gör. Köprüden geçip geçemeyeceğin belli değil. Tıngil deyip düşüp cehenneme gidebilirsin. Elinde senedin yok, köprüden dost doğru geçeceğine dair. Düşersen cehenneme gideceksin.
Düştüğün an cehennemliksin. Bir hata ettin cehenneme düştüğün an. Yalan söyledin, gıybet ettin, dedikodu ettin. Fitnen çıkardın. Ortaya kan gövdeyi götürdün. Sen cehennemlik amel işledin. Köprünün başında gör kendini her daim. Hekim tezce hastalığın sebebi nedir anladım. Hekimler hastalıkların sebeplerini anlarlar. Mürşitler, veliler hastalığın sebebini bilirler. O kimseyi konuşurlar, konuşurlarken ona nazar ederler. O kimse onun önünde durunca ona nazar ederler. Veliler o nazarla müritlerin üzerindeki yanlışlıkları, eksikliklerin gitmesi için onlar için dua ederler. Hani sahabe dedi ya, Hanzala, Hazreti Ebu Bekir Efendimiz'e dedi.
Dedi ki, ya Ebu Bekir, Hazreti Peygamber'in huzurundan çıkınca ben dedi perişan oluyorum. Sanki kafir olmuş gibi oluyorum. Bende de aynı şey oluyor dedi. Yürü gidelim kendisine soralım. Geldiler, Hazreti Ebu Bekir Efendimiz dedi ki, ya Resulallah, Hanzala'da böyle böyle oluyormuş, bende de oluyor. Dedi ki, buradaki halinizi dışarıda da tutmuş olsanız, meleklerin kanatlarını sizin altınıza açtığını görürdünüz. Şimdi burada herkes çok iyi. Can Hıraş beni dinliyorlar. Can Hıraş beni de değil, Allah sohbeti dinliyorlar. Dışarı çıkınca ne olacağız? Köprü başında gör kendini. Kendini disiplin et. Ve o hekimlerin huzurunda durmaya gayret et. Cenab-ı Hak, Peygamber ne dedi? Sen o tövbe edenlerle beraber dur. Onlarla beraber ol.
Hud suresi. Başka bir ayet-i kerimede, sen o zikredenlerle beraber ol. Nefsini buna zorla. O zaman mümin, salihlerle beraber olacak. Dua ediyoruz ya, Ya Rabbi bizi salihlerle beraber eyle. O zaman sen o salihlerin sofrasında otur. O salihlerin halakasında otur. O salihlerin yolunda otur. O salihlerle beraber olmaya gayret et. O salihlerle hem gönül beraberliği koy, kur, hem fiziki beraberlik kur. Yoksa kurt seni kapar. Kurt ne? Şeytan. Şeytan seni kapar. Şeytanlaşmış insanlar seni kapar. İçkiye götürürler, kumara götürürler, anarşiye götürürler, teröre götürürler, haksızlığa götürürler, yakmaya götürürler, yıkmaya götürürler seni.
İnsanları öldürmeye götürürler, insanları katletmeye götürürler, devleti yıkmaya götürürler seni. Darbeye götürürler seni. Bilmezsin. Eline bir silah verir birisi. Eline bir filama verir birisi. Eline bir taş verir birisi. Eline bir sopa verir birisi. Eline bir visk işçesi verir birisi. Nereye gittiğini bilemezsin. Şeytan gözünü örter seni. Göremezsin. Ne yaptığını göremezsin. Sarhoş eder seni. Aklını başından alır seni. Seni kendine getirmez. Öğle nefsine düşersin, öğle nefsine düşersin, öğle nefsine düşersin, Hazreti Peygamber'i katletmeye gidersin. Öğle nefsine düşersin, kendi kardeşini katledersin. Habil gibi.
Yol göstericin karg olur senin. Yol göstericin karg olur. Yol göstericin hüt hüt kuşu olmaz. Kiminin habercisi hüt hüt kuşudur. Kiminin habercisi kargadır. Sen salihlerle beraber ol. Bak, hani yedi uyuyanlar diyoruz. Ashab-ı keyf. Cennete girecek olan tek hayvan, ashab-ı keyfin köpeği. Allah dostlarıyla beraber oldu, iddiayı cennetlik oldu. Allah dostlarının kapısında yattı, cenneti kaptı. Başka hayvan yok cennette. Dünyadan gidecek olan tek hayvan var.
Kim? Ashab-ı keyfin kapısında yatan it. Köpek. Cennete gidecek. Salihlerle beraber ol. Onlar hastalıkları tedavi ederler. Canın sıkılır biraz. Ya bunu bana söyledi. Gördün mü bana laf attı. Gördün mü bana taş attı. Ha bak, bu sohbet banaydı. Neden bana söyledi ki? Daha ne istiyorsun? Keramet görüyor onu işte. Oturdun yerden senin hastalığına şifa söylüyor. Keramet. Allah onun üzerinden bir keramet zudur ettirdi. Kör. Onu da görmüyor. Bu lafı bana söyledi.
İyi sana söylemiş işte. Birisi geldi, ben bir daha gelmeyeceğim sohbete. Neden dedim ben? Dedi şeyh efendi, ha bile bana söyle dedi. İyi oğlum dedim, daha ne istiyorsun? Nasıl gelin dedi. Ulan oğlum, bir şeyhten dedim, keramet bekliyorsunuz. Öyle değil mi? Evet. Aha sana keramet dedim. Şeyh efendi ne söylediyse sana mı söyledi? Evet, valla da o veli, billaha da o veli bak dedim. Kaldı. Ne istiyorsun daha dedim keramet olarak? Senin hastalığına merhem sürmüş. Veliler hastalığa merhem sürerler. Salihler hastalığa ilaç verirler. Hastalığı anlayan onlardır çünkü.
Sen bilmezsin gizli hastalıkları. Şeytan olmadık yerden girer sana. Görünmezden girer. Şeytan sana aaa cambaza bak cambaza der. Sen cambaza bakarken şeytan girer yapacağını yapar. Şeytanlaşmış insanlar da onu yapar. Cambaza bak der girer senin içine. Şeytanlaşmış devletler de onu yapar. Cambaza bak der girer senin içine. Karıştırır senin içini dışını. Karıştırır. Onu görmezsin sen. Şeytan senin gözünü örter. Şeytan senin kalbini örter. Neden? Sen devamlı zikir halinde değilsin. Devamlı zikir halinde olmuş olsaydın, şeytan senin kalbini örtmeyecekti. Devamlı zikir halinde olsaydın, şeytan senin gözünü örtmeyecekti.
Devamlı zikir halinde olsaydın, kulağınız şeytan senin örtmeyecekti. Devamlı zikir halinde olsaydın, şeytan senin elini ayağını bağlamayacaktı. Ama sen devamlı zikir halinde değilsin. Senin kalbinde zikrullah yerleşmemiş. Kalbinde zikrullah yerleşmediğinden, baktığında müminin ferasetinden korkununuz. Feraseti yok sende. Sende devamlı zikrullah yerleşmediğinden, kalbin senin içinden fitne geçiyor. Ficurluk geçiyor. Kalbin senin çıfıt çarşısı oluyor. O yüzden şeytan seni allak bullak gösteriyor. Sen karanlığın içerisinde dolaştırıyor seni. Seni aydınlığa doğru yükseltmiyor. Onun karanlığı aydınlık, onun aydınlığı karanlık. Şeytan sana bir aydınlık bir şey gösteriyorsa, bil ki orası karanlıktır.
Şeytan sana karanlık bir şey gösteriyorsa, bil ki o aydınlıktır. Muhalefet et şeytana. Nefsine muhalefet et. Nefsine muhalefet et. Gözünle gördün mü? Hayır. İnanma. Kulağınla duydun mu? Hayır. İnanma. Ya filanca söyledi. Filancanın da şekline, şemaline şeytan girer, gelir söyler sana. Cebrail Aleyhisselam, dıhye suretinde geldi ya, Cebrail Aleyhisselam'ın dıhye suretinde geleceğine inanıyon da, şeytanın başka bir kimsenin suretine girip, sana gelip söyleyeceğine inanmıyor musun?
Bu nasıl iman? Hadis-i şerifler var, cinni taifesi gelip, hurmalardan yiyecekti ya, demek ki, hadis-i şerif var, ihtiyar, insan suretinde, Hazreti Ali Efendimiz'in önüne geçti. Hazreti Ali Efendimiz, canhıraş, sabah namazına yetişmek için, hızlı hızlı koşuyor, sağdan geçecek, o sağa geliyor, soldan geçecek, o sola geliyor. Sağdan geçecek tekrar sağa geliyor, soldan geçecek tekrar sola geliyor. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, rükuya eğildi, Allahu Ekber dedi, rükuya gitti, rüku da durdu. Hazreti Ali Efendimiz o esnada, bir sağdan geçeceğim, bir soldan geçeceğim diye uğraşıyor. Nereye gidecek? Camiye. Neye yetişecek?
Sabah namazının farzına. Sabah namazının farzını, cemaatle kılmaklıyım, bütün dünyada ve dünyadakılardan daha hayırlıdır dedi. Hayra koşuyor o Hazreti Ali Efendimiz. Öyle hayra koşarken, seni bırakmaz şeytan. Bırakır mı? Senin önüne bir sürü, alevere dalavere çevirecek, engel koyacak. Bak, Hazreti Ali Efendimiz önüne, ihtiyar bir kimse olarak çıktı. Hazreti Ali Efendimiz edep etti, geçemedi onu. camiye girdi, mescide, baktı ki, cemaat rükuda, Allahu Ekber dedi, rükuya geçti, Subhane Rabbi el Azim dedi, Allahu Ekber dedi, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, rükudan kalktı, namaz bitti, sordular, Hazreti Peygamber Efendimiz'e, sallallahu aleyhi ve sellem, ya Resulallah, rükuda çok uzun durdunuz bugün.
Dedi ki, Cebrail aleyhisselam geldi, kanatlarıyla benim üzerimi bastı, beni rükudan kaldırmadı. Rükudan kaldırmadı. kim namaza geldi dedi, Hazreti Ali Efendimiz, ben ya Resulallah dedi, için geç kaldın ya Ali dedi, önümde bir ihtiyar vardı dedi, onun kim olduğunu biliyor musun ya Ali dedi, hayır ya Resulallah dedi, pardon, Allah ve Resulü daha iyi bilir ya Resulallah. O şeytan azazildi ya Ali dedi, seni namaza geciktirmek için, yetiştirmemek için önüne geçti, şeytan kandırır seni, hayra koşturtturmaz. Şeytan aldatır seni, doğruya koşturtturmaz. O yüzden, o hekimin önüne git otur.
O hekim, şeytan hastalığını bilir. O hekim, o şeytan hastalığından geçmiştir çünkü. Şeytanın nereden vuracağını bilir. İşte o hekim de, baktı cariyeye, cariyeye, cariyeye sorular sordu. Cariyenin hastalığını, tesbit etti, tahlil etti. Ve dedi ki, senin hastalığını iyileştirecek olan, benim. Sana öylesine iksirler sunacağım ki, sana bu, büyümüş gibi gelecek. Ne dedi Ebu Cehil, Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, işte senin büyücü olduğunu şimdi anladım dedi. İksiri gördü. Ay ikiye bölündü. Dedi ki, işte şimdi büyücü olduğuna inandım.
Sen bir büyücüsün. Hekimin isabet etti ya, isabet eden, isabet ettiğinde, mümin olanlar, bu hekimden keramet gördüm der. Şifa gördüm. Mümin olmayanlar, bu büyücü der. Mümin olmayan ne der? Bu büyücü. Bu boş safsata. Bu boş konuşuyor. Bu normal konuşmuyor. Bunu mu dinliyorsunuz? Delinin teki. Büyücünün teki. Cahilin teki. Senin gamını ben yerim. Sen gam yeme. Seni yüzlerce babadan daha fazla esirgerim ben. Senin gamını, kederini ben taşırım.
Senin hastalığını ben üzerime alırım. Bu sufilerde edeptir. Sufiler bir hastanın başına gittiğinde, Ya Rabbi, şu kardeşimin hastalığını bana ver. Ona şifa ver. Bu hastalığı ben çekeyim. Dua ederler. Gider sufi, bir arkadaşının yeri işi bozuk. Ya Rabbi, bu kardeşin iş bozukluğunu ben yaşayayım da, bu kardeş yaşamasın. Bunun işini asan eyle. Kardeşlikte hat safhadır bu. Senin gamını ben yerim. Senin hastalığını ben çekerim. Senin sıkıntını ben katlanırım. Ben sana kızmam. Ben sana darılmam. Ben sana gücenmem. Ben seni ötelemem. Ben seni itmem.
Ben seni kakaklamam. Ben seni ikinci sınıf vatandaş gibi tutmam. Bir baba evladını ayırır mı? Ayırmaz. Ben sana baba şefkatinden daha şefkatliyim diyor hekim. Baban diyor evlatlarını ayırır. Hangisi ona daha fazla tebessüm ediyor. Hangisi ona daha yakın. Ona mallan fazla koyar. Ama der ben baban gibi daha değilim. Ben senin canına can olurum. Ben senin kanına kan olurum. Ben senin derdine derman olurum. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ne dedi? Ben size babanızdan daha yakınım dedi. Aç kalan, açıkta kalan, borçlu olan, dertli olan gelsin dedi bana. Babalık o. Soğan babalı değil.
Liman babalı da değil. Manevi baba. Hekim dedi ki senin gamında, senin kederinde benim olsun. Yağmur nasıl her şeye can verirse, sana da can vereceğim Allah'ın izniyle. Yağmur nasıl yeşertirse, sen de yeşereceksin ilahi aşkla. Dirileceksin. Sakın ha, sensen ol bu sırrı kimseye söyleme. Sakın ha, bu manevi sırları ifşa etme. Olmayacak yerlerde konuşma. Anlamayacak yerlerde konuşma. Sen bu sırrı gönlünde tut. Bu sırrı içinde tut. Sen bir hedefe koşacaksan, o hedefin sırrını içinde sakla. Kimselere söyleme ki, menziline çabuk kavuşasın.
Sen kimselere anlatma ki, hızla şifa bulasın. Kem gözle bakan çok olur. Eteğinden asılan çok olur. Çelme takan çok olur. Paçandan çeken çok olur. Kendini sakla biraz. Kendini biraz gizle. Erken öten horozun kafasını keserlermiş. Erken ötme. Vaktin, saatin gelince ötersin sen. Vaktin, saatin gelince koşarsın sen. Vaktin, saatin gelince uçarsın sen. Uçmak için yuvadan uçmayı bekle. Senin kanatların çıkınca uçurlar senin yuvadan. E sen kanatların çıkmadan yuvadan kendini atarsan, kediye köpeğe yem olursun sen. Sen yuvadan ayrılma. Yuvadan kanatsız, tüysüz uçmaya kalktın. Üç kuruşluk kedi öper seni.
Sen yoksa dersin. Ben bu kediye yem olacak insan mıydım? Sen aslanlara bile yem olmazdın ama sen kendi kendini kanat sıkızken uçurmaya kalktın. Seni aslan dahi tutamazdı. Aslan doğanı tutabilir mi? Aslan, ormanlar kralı. Doğana cortlayamaz. Ama daha doğan doğan olmadan, tüysüzken, daha doğan doğan olmadan, doğan olmadan kanatsızken atarsa kendini yuvadan kedi yer onu. Kedi yer, kedi. İfşa etme, sakin ol, sabırlı ol. Yoksa kedilere yem olursun. Yerler seni çıtır çıtır. Doymaz bir de yiyince daha.
Küçücük gelirsin ona. Ama sabredersen, doğan olursan, sen padişaha layık olursun. İyi doğan, padişaha layıktır. Padişahın kolunda gezersin. İyi doğan olursan, padişahın umusunda gezersin. Harika bakarlar sana. Harika beslerler seni. Sen, padişah kuşu olursun. Kimse yan gözle bakmaz sana. Bir padişahın omuzunda gezmek var. Bir de kediye yem olmak var. Erken uçarsan, kediye yem olursun. Sabreder, beklersen, padişahın kolunda dolaşırsın. Padişahın kolunda. Sen, padişahın kolunda dolaşmaya layık ol. Bekle, sabret, eğitimden geç.
Hemen senin padişahın koluna koyacak değiller ya, ya, eğitecekler. O eğitimi bitireceksin. O eğitimi bitirdikten sonra, seni padişahın huzuruna çıkaracaklar. Decek ki eğitici, ey haşmetliğim, senin koluna layık bu doğan. Bu sana avlar getirir harika. Tüyüne dahi zarar vermez. Bu sana avlar getirir harika. Bununla cümle aleme övünürsün. Cümle alem, senin kolundaki doğana bakar. Ava çıkan padişahın, kolundaki doğana bakarlar. Padişaha değil, avlanan padişahtır ama, avı getiren doğandır.
Doğan ne kadar kıymetliyse, o kadar iyi av getirir. Hiç kimse, doğan avlandı demez. Ya, padişah, av partisi düzenledi. Ava çıktı, kolunda bir doğan vardı ki, bakmaya kıyamazsın. Padişah doğan olursan, süslerler seni. Çıngıraklara bezerler seni. Kanat vuruşun ayrı güzel olur. Uçuşun ayrı tatlı olur. Konuşun ayrı güzellik de olur. O zaman bir yerden göçmek ne güzel, bir yere konmak ne güzel dersin. Her gün konar göçersin. Her gün ayrı bir aleme gösterir seni. Her gün ayrı bir alemde avlandırır seni. Sen padişah doğanısın.
Semalarda dolaşırsın. Padişah doğanısın. Padişahın mülkü sana helal olur. Padişah doğanısın. Sen ne tarafa uçuyorsun diye kimse sormaz sana. Sen sabırlı ol. Hekimin tavsiyelerine uy. Hekimin terbiyesine uy. Doğan ol da. Padişahın koluna kon. Bekle. Sabret. Ve dinle. Hekimi dinle. Dinle ki, kanatsız, tüysüz, kedilere yem olma. Sırrın gönülde kaldıkça dileğin daha da tez meydana gelir dedi. Demek ki sırrı gönülde tutmak gerek. Sırrı gönülde tutarsan dileğin tez olur.
Sırrı gönülde tutmaz, diline vurur. Sabahtan akşama kadar lak lak lak … Herkese sırrı anlatırsan, hiç benim evimde hazine var diyeni duydunuz mu? Bir günde hırsızlar helak ederler orayı. Bir fısıltı duyulsa, filanca mezarda hazine varmış derdilirse, mezarı yıkarlar öyle değil mi? Sen sırrı tut, sırrı tut, gönlünde tutmazsan, hazineni bırakmazlar seni. Allah muhafaza eylesin. El-Fatiha. Allah'a selam. Amin. Destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi